Prof. Dr. Murat TOPUZ
İsviçre ve Türk Borçlar Hukuku ile
Karşılaştırmalı Olarak Roma Borçlar Hukukunda
MADDi ZARAR
ve
BU ZARARIN BELİRLENMESİ
Güncellenmiş 3. Baskı
SEÇKİN I Hukuk
Ankara 2023
Üçüncü Baskıya Önsöz
Doktora tezi olarak hazırladığım ve oybirliği ile başarılı bulunan
bu eser 2011 yılında kitap olarak basılmıştı. Kitabın baskısının bitme-
si ve eserin okuyucu tarafından talep edilmesi üzerine ikinci baskısı
2020 yılında gerçekleştirildi. Eserin bu baskısı da sona ermiştir. Ese-
rin talep görmesi bizi üçüncü baskıyı yapma konusunda teşvik etmiş-
tir.
Doktora tezlerinin savunulduğu şekliyle basılması ve varlığını bu
şekilde sürdürmesi geleneğinden hareketle, eser doktorada savunul-
duğu şekilde bırakılmıştır. Sadece kar mahrumiyetine ilişkin olarak
yaptığımız açıklamalar genişletilmiştir. Sonuç kısmının Almancası
yanına ingilizcesi de eklenerek maddi zarar ve bu zararın belirlenme-
si hususunda yabancı hukukçuların da Türk-İsviçre Hukuku İle Ro-
ma Hukukunu mukayeseli olarak görebilmesi amaçlanmıştır.
Eserin üçüncü baskısı vesilesi ile doktora tez danışmanlığımı yü-
rüten sevgili hocam Prof. Dr. Serap Helvacı'yı kaybetmiş olmamızın
büyük üzüntüsü içinde olduğumu belirtmek isterim. Hocamı minnet
ve şükranla anıyorum. Yine bu tezin jürisinde yer alan Prof. Dr. Bü-
lent TAHİROĞLU hocamı da kaybetmiş bulunmaktayız. Üzerimdeki
emeklerinden dolayı hocamı minnet ve şükranla anıyorum. Nur
içinde yatsınlar.
Eserin okuyucuya fayda sağlaması dileği ile kitabı yayınlayan
Seçkin Yayıncılık sahibi Koray SEÇKİN'e teşekkür ederim. Bu vesile
ile Av. Mutlu DİNÇ başta olmak üzere yayınevi çalışanları Murat
ÇETİNKAYA, Ahmet ATAMAN, Akif ÇALIŞICI ve kitabın dizgisini
gerçekleştiren Sercan CEBER'e de teşekkür ederim.
Prof. Dr. Murat TOPUZ
Altunizade-10 Temmuz 2023
İkinci Baskıya Önsöz
Doktora tezi olarak savunduğum ve oybirliği ile başarılı bulunan
bu eserimiz 2011 yılında kitap olarak basılmışh. Kitabın baskısının
bitmesi ve eserin okuyucu tarafından talep edilmesi üzerine ikinci
baskıyı gerçekleştirmek gerekmiştir.
Doktora tezlerinin savunulduğu şekliyle basılması ve varlığını bu
şekilde sürdürmesi geleneğinden hareketle, eser doktorada savunul-
duğu şekilde bırakılmıştır. Fakat eserin güncelliğini de koruması
adına eserde yer verilmiş Kanun Hükümleri ve düzenlemeleri gün-
cellenmiştir. Bu kapsamda eserin kitaplaşmasından bir yıl sonra yani
01.07.2012'de yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanu-
nu hükümleri güncellenmiştir. Ayrıca birinci baskıdan beri geçen
süre içinde "Sorumluluk Hukuku"na ilişkin olarak basılan eserlere
atıf yapılmıştır.
Eserimizin ikinci baskısı vesilesi ile kendisinden bir yıl boyunca
Latince dersleri aldığım kıymetli hocam Prof. Dr. Erendiz ÖZBA-
YOĞLU'na minnet ve şükranlarımı sunarım.
Eserin okuyucuya fayda sağlaması dileği ile kitabı yayınlayan
Seçkin Yayıncılık sahibi Koray SEÇKİN'e teşekkür ederim. Bu vesile
ile Av. Mutlu DİNÇ başta olmak üzere yayınevi çalışanları Murat
ÇETİNKAYA, Ahmet ATAMAN, Akif ÇALIŞICI ve kitabın dizgisini
gerçekleştiren İlhan EROĞLU'na da teşekkür ederim.
Doç. Dr. Murat TOPUZ
Zincirlikuyu - Ocak 2020
..1
Önsöz
Tazminat hukukunun geniş anlamda sorumluluk hukukunun
merkezinde yer alan zarar kavramı, köklerini Roma Hukukunun de-
rinliklerinde bulur. Ar. Gör. Murat Topuz'da Marmara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Doktora Programında hazır-
ladığı "İsviçre Türk Borçlar Hukukuyla Karşılaştırmalı Olarak Roma Borç-
lar Hukukunda Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi" başlıklı teziyle
bize, Roma Hukukunun derinliklerinden günümüz hukuklarına ka-
darki süreçte yaşanan değişimleri göstermek suretiyle, farklı bir ba-
kış açısı sunmuştur.
Tez danışmanlığım yürüttüğüm bu çalışma, Giriş ve Sonuç dı-
şında, Maddi Zarar-Menfaat Kavramları ve Türleri, Maddi Zararın
Belirlenmesi ve Zararın Belirlenmesinde Dikkate Alman Başlıca Hu-
suslar, Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi baş-
lıklarını taşıyan üç bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde; maddi zarar ve menfaat kavramları açıklanmış
ve bu kavramlara ilişkin öğretideki yaklaşımlar tarihi gelişim süreci
içinde incelenmiş, ayrıca gerek maddi zarar kavramı gerek menfaat
kavramının belli başlı çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölüm-
de; zararın belirlenmesi ile tazminat ve tazminatın belirlenmesi karşı-
laştırılmışhr. Bunun yanında zararın belirlenmesinde göz önüne alı-
nan esaslar ile tazminatın belirlenmesinde göz önüne alınan esasla-
rın, Roma hukukundan günümüze kadar geçirdiği değişim süreci
anlatılmak suretiyle, belli başlı maddi zarar türlerinde zararın nasıl
belirlendiği ve zararın belirlenmesinde kullanılan yöntemler değer-
lendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise; sözleşmeler hukukunda ve hak-
sız fiillerde zararın belirlenmesi konuları incelenmiştir.
Sözleşmeler hukukunda borcun ifa edilmemesi, temerrüt, zapt ve
maddi ayıp anlahlmış, özellikle de sahm sözleşmesi ve mala verilen
10
Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi
zarar incelenerek, bunların maddi zararın belirlenmesinde gösterdik-
leri özellikler üzerinde durulmuştur. Haksız fiillerde ise ağırlıklı ola-
rak mala verilen zararlar incelenmiş ve değerlendirilmiştir•
Maddi zarar ve bu zararın belirlenmesi konusunda Roma Huku-
kundaki düzenlemeler ve bu düzenlemelerin ne ölçüde günümüz
hukukunu etkilediğinin incelenmesi şu ana kadar üzerinde monogra-
fik anlamda çalışılmamış bir konudur. Yazar, Alman kaynaklarından
da geniş ölçüde yararlanarak kendisinden sonra bu konuda çalışmak
isteyeceklerin işini önemli ölçüde kolaylaştırmıştır. Eserin Türk hu-
kuk literatürüne katkı oluşturacağı kanaatini taşımaktayım.
Aobadem 05.01.2011
Prof. Dr. Serap HELVACI
1
Yazarın Önsözü
Bu eser, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel
Hukuk Bilim Dalında Doktora tezi olarak hazırlanmış, Sayın Prof.
Dr. Serap HELVACI (Tez Danışmanı), Sayın Prof. Dr. Cevdet YA-
VUZ, Sayın Prof. Dr. Gökhan ANTALYA, Sayın Prof. Dr. Bülent
TAHİROĞLU ve Sayın Prof. Dr. Tufan ÖĞÜZ'den oluşan jüri huzu-
runda, 01.07.2010 tarihinde savunularak oybirliği ile başarılı bulun-
muştur.
Bu çalışmanın meydana getirilmesi için doktora tez danışmanlığı
üstlenen, çalışmalarımı başından sonuna kadar heyecanla yürütmemi
sağlayan, değerli birikim ve tecrübelerinden faydalanma fırsatını
veren ve hiçbir konuda desteğini esirgemeyen değerli hocam Prof.
Dr.Serap HELVACI'ya minnet ve şükranlarımı sunarım.
Akademisyenliğe adım athğıın ilk günden beri, her zaman oldu-
ğu gibi Doktora çalışmamda da büyük destek ve yardımlannı gör-
düğüm, engin bilgi ve birikimlerinden daima istifade imkanı buldu-
ğum, öğrencisi ve asistanı olmaktan her zaman onur duyduğum say-
gıdeğer hocam Prof. Dr. Cevdet YAVUZ'a minnet ve şükranlarımı
arz ederim.
Akademik çalışmalarımın her aşamasında yakın ilgi ve desteğini
esirgemeyen, değerli bilgi ve tecrübesinden faydalandığım, konulara
farklı bakış açıları getirmemde büyük katkı sağlayan ve bilgi hazi-
nemizin genişlemesi için her fırsatta bilimsel tarbşma ortamı yaratan
değerli hocam Prof. Dr. Gökhan ANTALYA'ya teşekkürlerimi suna-
rım.
Doktora tez savunmama gelmek suretiyle değerli bilgi ve biri-
kimlerini paylaşan ve doktora tezime katkı sağlayan hocalarım Prof.
Dr. Bülent TAHİROĞLU ve Prof. Dr. Tufan ÖĞÜZ e teşekkürlerimi
sunarım.
12 Madd1 Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi
Tazimde kullandığım Latince metinlerin Türkçe'ye tercümesinde
büyük destek ve yardımlarını gördüğüm İstanbul Üniversitesi Ede-
biyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Latin Dili ve
Edebiyab Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Bedia DEMi-
RİŞ ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Sayın Abrlın GÜRGEN hocalarıma teşekkürlerimi sunarım.
Doktora tezimin hazırlık aşamasında, TÜBİTAK'ın sağladığı
Doktora Yurt Dışı Araşhrma Bursu ile bir yıl boyunca Köln Üniversi-
tesinde çalışma fırsah buldum. Almanya'da bulunduğum süre içinde
bana çok güzel bir çalışma ortamı hazırlayan, her türlü imkanı sefer-
ber eden, tezimin temellerinin ahlmasında yakın ilgisinden, engin
bilgi ve tecrübesinden sürekli olarak faydalanma fırsab veren Sayın
Prof. Dr. Martin AVENARIUS'a ve değerli Asistanı Georg von DA-
NIELS'e çalışmalarımda verdiği her türlü destekten dolayı teşekkür-
lerimi sunanın. Ayrıca tezimle ilgili bilgilerinden istifade imkanı
bulduğum Sayın Prof. Dr. Andreas WACKE'ye teşekkürlerimi suna-
rım.
Bu kısa yazıda ayrıca şükranlarımı sunmak istediğim benim için
çok özel ve değerli birkaç kişi daha var. Uzun, yorucu, stresli bir o
kadar zorlu olan bu akademik çalışmamda kayıtsız şartsız her zaman
bana destek olan, rahat bir çalışma ortamı sağlayan sevgili eşim Sema
TOPUZ'a, biricik oğlum Burak Serhat TOPUZ'a ve sevgili annem
Esma TOPUZ'a haklarını ödeyemeyeceğimi belirterek minnet ve şük-
ranlarımı sunarım.
Kitabın basımını üstlenen ve özenli çalışmalarıyla kısa sürede
eseri yayına hazırlayarak okuyucuya ulaşmasını sağlayan Sayın Erol
ÖZ'e ve yayınevi çalışanlarına teşekkürlerimi sunarım.
Ataşehir, 03.01.2011
Dr. Murat TOPUZ
İçindekiler
U
••çu••nc·u·saskıya o··ns·o·z .................................................................... ••••••••••••••••••••• 7
ikinci Baskıya Onsöz........................................................................••.•••••••••••••••••••••• 8
önsöz ................................................................................................•.•••.•••••••••••••••• 9
Yazarın Önsözü ........................................................................................•.•• •••••••• 11
Kısaltmalar................................................................................................• •••••••••• 19
GİRİŞ
1. KONUNUN ÖNEMİ VE SORUNUN ORTAYA KOYULMASI ............................................ 23
11. KONUNUN SINIRLANDIRILMASI................................................................••..••.••• 24
111. TERMİNOLOJİ ........................................................................................•..•...••••. 29
iV. ARAŞTIRMA PLAN1...........................................................................• ......... •••••••••••• 31
Birinci Bölüm
MADDi ZARAR - MENFAAT KAVRAMLARI
VE TÜRLERİ
ı. MADDT ZARAR............................•....••.•..•..•.•••••.••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• 33
A. Kavram ........................................................................................................................... 33
B. Unsurları......................................................................................................................... 49
1. Malvarlığı .................................................................................................................... 49
2. Malvarlığının Azalması ................................................................................................ 54
3. Malvarlığında Meydana Gelen Azalmanın İrade Dışı Gerçekleşmesi............................ 61
C. Başlıca Maddi Zarar Türleri.............................................................................................. 65
1. Genel Olarak ............................................................................................................... 65
2. Fiili Zarar - Kar Mahrumiyeti ......................................................................................... 65
a. Genel Olarak ............................................................................................................ 65
b. Fiili Zarar ................................................................................................................. 68
c. Kar Mahrumiyeti ....................................................................................................... 74
3. Doğrudan Zarar - Dolaylı Zarar - Yansıma Zarar ........................................................ 106
a. Genel Olarak ...........................................................................................................106
b. Doğrudan Zarar-Dolaylı Zarar ..................................................................................112
Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi 14
c. Yansıma Zarar .............................................................................................................. 121
4. Olumlu Zarar-Olumsuz Zarar ......................................................................................... 126
a. Genel Olarak ............................................................................................................... 126
b. Olumlu Zarar - Olumsuz Zarar ......................................................................................131
5. Mevcut Zarar-Müstakbel Zarar-Muhtemel Zarar.......................................................... 147
6. Şahsa Verilen Zarar - Eşyaya Verilen Zarar .................................................................... 154
7. Soyut Zarar-Somut Zarar ............................................................................................... 161
D. Maddi Zararın Manevi Zarardan Ayırt Edilmesi .............................................................. 162
11. MENFAAT ........................................................................................................................... 176
A. Kavram .............................................................................................................................. 176
B. Tarihi Gelişimi ve Uygulama Alanı................................................................................... 191
1. Klasik Hukuk Dönemi...................................................................................................... 191
2. Klasik Sonrası Dönem ..................................................................................................... 199
3. Orta Çağ ......................................................................................................................... 201
4. Orta Çağ Sonrası............................................................................................................. 207
C. Menfaat Kavramının Kullanım Biçimleri .......................................................................... 212
1. Genel Olarak ................................................................................................................... 212
2. Kullanım Biçimleri ............................................................................................................ 213
a. Fark Anlamına Gelecek Şekilde Kullanılması ................................................................. 213
b. Paylaştırma Anlamına Gelecek Şekilde Kullanılması ..................................................... 216
c. İkincil Nitelikte Edimi İfade Edecek Şekilde Kullanılması .............................................. 216
d. Davacının Davalıdan Talep Edebileceği Edimin içeriğini İfade Edecek Şekilde
Kullanılması ................................................................................................................. 217
D. Sınırlandırılması ................................................................................................................ 218
E. Başlıca Menfaat Türleri ...................................................................................................... 229
1. Genel Olarak ................................................................................................................... 229
2. Türleri .............................................................................................................................. 233
a. Olumlu ve Olumsuz Menfaat ........................................................................................ 233
b. Koruma Menfaati ......................................................................................................... 239
c. Malvarlığına Yönelik Menfaat ....................................................................................... 240
d. Yere ve Zamana Yönelik Menfaat ................................................................................... 241
e. Hissi Değere Yönelik Menfaat ........................................................................................ 241
f. Objektif Menfaat - Kararlaştırılmış Menfaat - Kişisel Menfaat ....................................... 246
g. Doğrudan Menfaat - Dolaylı Menfaat ........................................................................... 248
F. Roma Hukuku ve Modern Hukuk Menfaat Anlayışının Karşılaştırılması ........................ 257
içindekiler
15
İkinci Bölüm
MADDi ZARARIN BELİRLENMESİ VE
ZARARIN BELİRLENMESİNDE DİKKATE ALINAN
BAŞLICA HUSUSLAR
1. MADDi ZARARIN BELiRLENMESi............................................................................... 263
A. Genel Olarak ........................................................................................................................ 263
B. MaddiZarar Kavramına İlişkin Olarak Ortaya Koyulan Başlıca Teorilerin Kısaca
Değerlendirilmesi ................................................................................................................ 272
1. Genel Olarak ................................................................................................................... 272
2. Fark Teorisi ve Somut Zarar Teorisi ............................................................................... 275
C. Zararın Belirlenmesinin Tazminatın Belirlenmesi ile Karşılaştırılması ......................... 279
1. Maddi Tazminat Kavramı ve Tazminatın Belirlenmesi .................................................. 279
a. Genel Olarak .................................................................................................................279
b. Tazminatın Belirlenmesinde Dikkate Alınan Başlıca Hususlar ....................................... 296
aa. Genel Olarak .......................................................................................................... 296
bb. Zarar Veren Kişinin Kusurunun Ağırlığı .................................................................. 297
cc. Birlikte Kusurun Varlığı ........................................................................................... 303
dd. Zarar Veren Kişinin Zor Durumda Kalacak Olması ve Hakimin Takdirine Bağlı
Diğer Sebepler ......................................................................................................... 314
2. Zararı Tazmin Türleri ........................................................................................................ 318
a. Genel Olarak ................................................................................................................ 318
b. Türleri .......................................................................................................................... 320
aa. Aynen Tazmin......................................................................................................... 320
bb. Nakden Tazmin ...................................................................................................... 326
11. ZARARIN BELiRLENMESiNDE DiKKATE ALINAN BAŞLICA HUSUSLAR ....................... 329
A. Zararın Belirlenmesinde Esas Alınacak An .......................................................................329
8. Zararın Denkleştirilmesi .......................................................................................................342
C. Eşyaya Yönelik Zararların Belirlenmesine ilişkin Esaslar ................................................355
1. Zararın Belirlenmesinde Kullanılan Başlıca Yöntemler ................................................... 355
a. Genel Olarak ................................................................................................................. 355
b. Objektif Hesaplama Yöntemi ........................................................................................ 358
c. Subjektif Hesaplama Yöntemi ....................................................................................... 364
2. Hasar Gören Şeyin Zarar Gören İçin ifade Ettiği Hissi Değer ......................................... 367
3. Şeyin Tamamen Telef Olması Durumu............................................................................ 370
4. Şeyin Hasara Uğraması Durumu ...................................................................................... 371
a. Tamir Masrafları ........................................................................................................... 372
b. Hasar Gören Şeyin Yerine Yenisinin Alınması için Gereken Değerin Ödenmesi ............. 373
Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi 16
5. Zararın Belirlenmesinde Esas Alınacak Yer .................................................................... 373
O. Şahsa Yönelik Zararın Belirlenmesine ilişkin Esaslar ................................................ 377
1. Vücut Bütünlüğünün ihlaline Yönelik Zararın Kapsamı ve Belirlenmesi ........................ 378
a. Genel Olarak ................................................................................................................. 378
b. Tedavi Masrafları ........................................................................................................... 382
c. Çalışma Gücünün Yok Olması veya Azalması ve Ekonomik Geleceğin Sarsılması
Nedeniyle Oluşacak Zarar ............................................................................................. 392
2. Ölüm Durumunda Zararın Belirlenmesi ......................................................................... 396
E. Zararının Belirlenmesine Getirilen Sınırlamalar ......................................................... 401
Üçüncü Bölüm
SÖZLEŞMELER VE HAKSIZ FİİLDE
MADDi ZARARIN BELİRLENMESİ
1. GENEL OLARAK SÖZLEŞMEYE DAYALI VE SÖZLEŞME DiŞi SORUMLULUK ••••••••••••••405
il. GENEL OLARAK ZARARI TAZMiN BORÇLARININ SEBEPLERi ..................•.•••.•••••••••414
ili. SÖZLEŞMELERDE MADDİ ZARARIN BELİRLENMESİ........................•.••.••.•••••••••••••419
A. Genel Olarak .............................................................................................................. 419
B. Sözleşmelerde Maddi Zararın Belirlenmesinin Esasları............................................. 423
1. Genel Olarak .....................................................................................................................423
2. Borca Aykırılık Hallerinde Zararın Belirlenmesi. .............................................................. 425
a. Genel Olarak .................................................................................................................. 425
b. Borcun İfa Edilmemesi ................................................................................................... 431
c. Borcun İfa Edilmemesi Kapsamına Giren Durumlarda Maddi Zararın Belirlenmesi ......... 450
aa. Borçlu Temerrüdü Durumunda ................................................................................. 450
aaa. Genel Olarak ........................................................................................................ 450
bbb. Para Borçlarında ................................................................................................... 462
ece. Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde .......................................................... 469
bb. Kusurlu İfa İmkansızlığı Durumunda .......................................................................... 488
cc. Borcun Gereği Gibi İfa Edilmemesi Durumunda ......................................................... 493
aaa. Genel Olarak .......................................................................................................... 493
bbb. Zapt Durumunda ................................................................................................... 493
ece. Ayıplı ifa Durumunda .............................................................................................. 512
iV. HAKSIZ FİİLDE MADDi ZARARIN BELiRLENMESİ ....................................................... 542
A. Genel Olarak ................................................................................................................ 542
B. Haksız Fiil ve Suç Ayırımı .............................................................................................. 547
C. 12 Levha Kanunu'nda Mala Verilen Zararlar ............................................................... 554
....1
�
1 İçindekiler 17
1
o. Mala Verilen Zararda Zararın Belirlenmesi ...................................................................... 557
1. Genel Olarak ..................................................................................................................... 557
2. Mala Verilen Zarar'da Zararın Belirlenmesinin Esasları ............................................... 567
a. Geçm·ışe Yo" ne1en Zararı Be1ı·r1eme Yo"ntem•ı................................... .. . .................... 567
b. En Yüksek Değer Üzerinden Zararı Belirleme Yöntemi. ................................................569
c. Geçmişe Yönelik Hesaplamada En Yüksek Değerin Esas Alınmasının işlevi•·············...... S7o
3. Lex Aqui/ia'nın Birinci Kısmına Göre Zararın Belirlenmesi ............................................. 573
4. Lex Aquilia'nın Üçüncü Kısmına Göre Zararın Belirlenmesi .......................................... 581
5. Mala Verilen Zarar'da Zararın Belirlenmesinde Menfaatin Yeri ................................... 586
Sonuç........................................................ ···················· 593
Conclus·ıon
..........................................·.······································
.
· ...
606
Zusammenfassung.............................................. ················· 619
Kay
nakça
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••.•.••.....•.............····•••••••••••••••••••• ············ 635
K
a
Vram D·,z·,n·,
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• ......
653
Kısaltmalar
Abs.
AcP
AMK
: Absatz
: Archiv für die civilistische Praxis
: Alınan Medeni Kanunu
Art. : Artikel
AÜHFD : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
B. : Bası
BATİDER : Banka ve Ticaret Hukuk Dergisi
Bd. : Band
BGB : Bürgerliches Gesetzbuch
BGE : Entscheidungen des Schweizerischen Bundesgerichtes
BGH : Bundesgerichtshofes
BK : Borçlar Kanunu
Bkz.- bkz. :bakınız
c. : cilt
C. : Codex lustinianus
çev. : çeviren
D. : Digesta
DEÜHFD : Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
DÜHFD : Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
dn. : dipnot
E. : Esas
FSEK : Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
Gai. Inst. : Gaius Institutiones
GÜHFD : Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
20
Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmes;
HD
HGK
IURA
Iust. Inst.
İBK
İBM
İÜHFM
İMK
İşK.
İÜHFD
JR
JuS
JZ
K.
Karş./karş.
LQR
md.
MHAD
NJW
N.
OR
RIDA
pr.
Rn.
s.
s.
: Hukuk Dairesi
: Hukuk Genel Kurulu
: Revista Intemazionale Di Diritto Romano e Antico
: Iustinianus Institutiones
: İsviçre Borçlar Kanunu
: İstanbul Barosu Mecmuası
: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
: İsviçre Medeni Kanunu
: İş Kanunu
: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
: Juridical Review
: Juristische Schulung
: Juristenzeitung
: Karar
: karşılaştınruz
: Law Quarterly Review
:madde
: Mukayeseli Hukuk Araşhrmaları Dergisi
: Neue Juristische Wochenschrift
: Numara
: Obligationenrecht
: Revue intemationale des droits de l'Antiquite
: prıncıpıum
: Randnumıner
: sayfa
: Sayı
b
21
Kısaltmalar
SDHI
sz
SJZ
T.
TBKT
TKHK
TMK
TR
TTK
vb.
vd.
Y.
Yarg.
YKD
ZGB
: Studia et Documenta Historiae et luris
: Zeitschrift der Savigny-Stiftung für Rechtsgeschichte
Romanistische Abteilung
: SchweizerischeJuristen-Zeitung
: Tarih
: Türk Borçlar Kanunu Tasarısı
: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
: Türk Medeni Kanunu
: Tijdschrift voor Rechtsgeschiedenis
: Türk Ticaret Kanunu
: ve benzeri
: ve devamı
: Yıl
: Yargıtay
: Yargıtay Kararları Dergisi
: Zivilgesetzbuch
GİRİŞ
I. KONUNUN ÖNEMİ VE SORUNUN ORTAYA
KOYULMASI
Zarar kavramı, sorumluluk hukukunun en temel kavramlarından
birisidir. Bu kavram hakkında, Roma Hukuku'ndan günümüze bir-
çok eser ortaya konulmuştur. Friedrich Mommsen, 1855 tarihli, "Zur
Lehre von dem Interesse" isimli eserinde, zarar kavramına ve zararın
nasıl belirleneceğine ilişkin, hukuk doktrini için önemli tespitlerde
bulunmuştur. İsviçre ve Türk Hukuku başta olmak üzere, Kara Av-
rupası Hukuklarında, zarar kavramı ve zararın belirlenmesi husu-
sunda, ağırlıklı olarak Mommsen tarafından ortaya konulan görüşler
benimsenmiştir. Mommsen'in ortaya koyduğu kurallar, tarifler, tasnif-
ler ve görüşler, kanunlarda da kendine yer bulmuştur. Ortaya ko-
nulduğu tarihten itibaren, yoğun eleştirilere maruz kalmasına rağ-
men bunlardan vazgeçilememiştir. Mommsen'in görüşleri, Roma Hu-
kul
5
•
C. 12 Levha Kanunu'nda Mala Verilen Zararlar
Roma Hukuku'nda maddi zararın kökenleri 12 Levha Kanu-
nu'nda yer almaktadır. Mala verilen zarar bağımsız davalar şeklinde
de olsa 12 Levha Kanunu'nda sınırlı bir biçimde düzenleruniştir456.
453
RADO, Borçlar Hukuku, s. 182-183.
454
TÜRKOĞLU-ÖZDEMİR, Rüşvet, s. 1186.
455
Ayrınhlı bilgi için bkz. KOSCHAKER/AYİTER , s. 257; TÜRKOĞLU-
ÖZDEMİR, Rüşvet, s. 1186.
456
Mala verilen zararlar 12 Levha Kanunu'nda teker teker sayılmak suretiyle ortaya
koyulmuştur. Bu açıdan söz konusu kanunda mala verilen zararlar konusunda
münferit hükümler şeklinde bir düzenleme yöntemi vardır, SOMER, Actio Legis
Aquiliae, s. 347.
_Q_çüncO Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Befirtenmesi
Hemen belirtelim ki, bu düzenlemeler, belirli miktarda para cezalan-
nın öngörüldüğü bazı davalara ilişkindir57.
Konuya ilişkin ilk göze çarpan düzenleme, dört ayaklı bir hayva-
nın verdiği zarar sebebiyle, o hayvanın sahıbine karşı açılacak olan
actio de pauperie (12 Levha Kanunu, 8.6) ve başkasının tarlasında otla-
yan ve ekinlere zarar veren dört ayaklı hayvanın sahıbine karşı a�
cak olan, actio de pastu pecoris (12 Levha Kanunu, 8.7) vardır. Başkası-
nın ağaçlannı dibinden kesen kişiye karşı açılacak dava ise, actio de
arboribus succisis (12 Levha Kanunu, 8.10)'dir. Başkasının evi veya
buğday harmanını yakan kişiye karşı ise actio de aedibus incensis (12
Levha Kanunu, 8.11) açılabilirdi. Bunun yanında bir kölenin kemiğinin
kınlması (os fractum) ya da kölenin bir uzvunun koparılmasına karşı
da bu dava açılabilirdi45s.
457
KASER, RPR I, s. 160; LIEBS, Damnum, s. 194-195; Mesela kesilen bir ağaç varsa
bu ağaç karşılığında 25 As ödenirdi. Eğer bir kölenin kemiği � bunun
cezası 150 As idi, Dl MARZO, s. 477 vd.; 12 Levha Kanunu, özel koruma düze-
ninden, devlet eliyle koruma düzenine geçiş aşamasında yapılan bir kanun ol-
duğu için, kanunda zarar verenin verdiği zarardan dolayı cezalandırılması dü-
şüncesi hakimdi. Failin verdiği zararı tazmin etmesi gerektiği düşüncesinden
hareket edilememiştir, WEYCHARDT, s. 23; Özgür bir kişinin, bir uzvunun ko-
parılması durumunda, eğer taraflar anlaşamıyorlarsa, zarar görenin kısas yoluna
gidebileceği düzenlemesi faili cezalandırma fikrinden hareket edildiğinin gös-
tergesidir, KOSCHAKER/AYİTER, s. 267.
458
Dl MARZO, s. 477; KASER, RPR I, s. 160; von LÜBTOW, Iex Aquilia, s. 23;
UMUR, Ders Notları, s. 393; LIEBS, Damnum, s. 194 vd.; Her ne kadar Iex Aquilia
ile bu kanundan önceki düzenlemeler yürürlükten kaldırılmış olsa da, actio de
pastu pecoris ve actio de arboribus succisis zamanla taşınmazlara verilen zararlarda
uygulanan genel bir dava şeklini a.lrnış, hayvan tutucusunun sorumluluğunun
kaynağını oluşturan actio de pauperie ise Roma Hukuku'nun her döneminde uy-
gulanmıştır. Buna bağlı olarak, 12 Levha Kanunu'nda düzenleme alanı bulan ve
taşınır mallara ilişkin olanların lex Aquilia içinde kaybolduğu belirtilebilir. Çün-
kü lex Aquilia, taşınır mallara verilen zarara ilişkin olarak genel kavramlar ortaya
koymuştur. Kölenin kemiğinin kırılması suretiyle yaralanması, buna örnek gös-
terilebilir. Fakat taşınmazlara verilen zarar ile hayvan tarafından verilen zararla-
rın, mala verilen zarar olarak nitelendirilmediği ve bunların gelişimlerini Iex
Aquilia dışında sürdürdüğü belirtilebilir, TAHİROĞLU, Iniuria, s. 67.
556
Madc:11 Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi
Aslında 12 Levha Kanunu'nda zararı tazmin etme zorunluluğu-
nun yer aldığını belirtebiliriz. Fakat haksız fiil kavramının sistemli
bir biçimde düzenlenmiş olduğunu söylenemez. 12 Levha Kanunu
kendinden önce var olan haksız fiilleri de kabul etmiş, bu şekilde de
haksız fiillerin sayısını artırmışhr. yeni haksız fiil türleri için örf ve
adet hukukunu da nazara almışhr. 12 Levha Kanunu'nda şahsi öce
yönelik düzenlemeler mevcut olsa da, intikamın, verilen zarar ile
orantılı hale sokulması ve kanunda bir zorunluluk olarak düzenlen-
mediği halde diyet usulünün benimsenmesi, Roma Hukuku'nda da-
ha ileriye gidilmek istendiğinin bir göstergesidir. Çünkü bu usul ile
taraflar, üzerinde anlaşmaya vardıkları bir miktar para ile zararı gi-
dermeyi amaçlamışlardır459.
Roma Hukuku'nda ilk önceleri, bir kişinin malına ailesine ve kişi-
lik değerlerine yönelen ve zarar görenin özel menfaatlerini ihlal eden
delicta privata
460'mn koğuşturulması, suçtan zarar görenin kişisel öcüne
bırakılmışh. Bunun anlamı şudur: Zarar gören, zarar verenin vücudu-
na el koyabilir, onu cezalandırmak istiyorsa öldürebilirdi. Zarar göre-
nin öç alma hakkının sağladığı bu imkan, yani zarar vereni öldürmesi,
delictum sebebiyle doğan mutlak bir hak niteliğindeydi. Fakat hemen
belirtelim ki, bu cezalandırma düşüncesi zamanla zayıflamıştır. Za-
man ilerledikçe devletin de müdahale etmesi sonucu, zarar görene
tanınan bu yetki sınırlandırılmıştır.
Zarar verenin çeşitli yöntemlerle korunduğunu görmekteyiz. İlk
yöntem, zarar görenin, zarar verene, meydana gelen zarar miktarınca
zarar verebileceği yani kısas (talio)'tır. Fakat zamanla bu yöntemden de
vazgeçilerek ihtiyarı diyet diye adlandırılan yöntem benimsenmiştir.
Buna göre, ya zarar verenin veya onun soyundan gelenlerin, zarar gö-
459
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 9.
460
Ceza Hukuku'nun, kamu ceza hukuku ve kişisel (özel) ceza hukuku şeklinde,
Modem Hukuk'ta yapılmayan bir ayırıma tabi tutulması, şahsi öç ile açıklanabi-
lir, KOSCHAKER/AYİTER , s. 257-258.
üçOncO Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi
rene bir miktar kefaretin ödenmesini isteyebilirlerdi. Bu yöntemde,
kendisine ödenecek bir miktar para karşılığında, zarar görenin, kişisel
öç veya kısastan vazgeçme hakkı tanınmıştır. Bu durumda talep edilen
miktar da zarar görenin iradesine bırakılmışh. Zaman içerisinde devle-
tin güçlenmesine de paralel olarak, özellikle kişinin bedeni üzerinde
icraları azaltmak için ihtiyarı diyet usulü, zorunlu diyete çevrilmiş ve
bazı haksız fiillere de belli miktarda para cezalan öngörülmüştür. Zo-
nınlu diyet usulünde, Ius Civile tarafından müeyyidelendirilmiş bulu-
nan haksız fiiller için belli miktarda para cezalan saptandı. Dolayısıyla
bu haksız fiiller işlendiğinde, faile karşı açılacak davalar acti.o poenalis
yani birer ceza davası niteliği taşıyordu. Doğal olarak bu tür davaların
aınao, zarar görenin zararını gidermek değil, zarar vereni cezalandır-
maktı. Fakat hemen işaret edelim ki, bu davalarda hükme bağlanan
para cezası devlete değil, zarar görene ödeniyordu. Bu açıdan da haksız
fiil sonucu meydana gelen zararında karşılanması işlevini görüyordu
461
•
D. Mala Verilen Zararda Zararın Belirlenmesi
1. Genel Olarak
İBK md. 41 ve TBK md. 49'daki gibi haksız fiilden doğan zarar-
ların tazminine dair genel mahiyette bir kurala Roma Hukuku'nda
hiçbir zaman ulaşılamamıştır. Ancak Roma Hukuku'nun son devir-
lerinde, bir taraftan praetor1ar tarafından tanınan actio in factum'Iar
diğer taraftan hukukçuların yorumlarıyla lex Aquilia'mn kapsamı-
nın genişletilmesi sayesinde, haksız fiiller nedeniyle zararın tazmi-
ninde Modem Hukuk'taki prensipleri hazırlayacak bir duruma ge-
linmiştir46
2
.
461
Ayrıntılı bilgi için bkz. KARADENİZ-ÇELEBİCAN, s. 248-250; Aynca ayrıntılı
bilgi için bkz. SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 8 vd.; İPEK, s. 25 dn. 67; RADO,
Borçlar Hukuku, s. 182-183; HAUSMANINGER/SELB, s. 277.
462
RADO, T., "Actio Legis Aquiliae Noxalis'in Bazı Hususiyetleri", Prof. Dr. Tahir
Taner'e Armağan, İstanbul 1956, s. 695.
--
558
Maddl Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi
İBK md. 41 ve TBK md. 49'a göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir
biçimde, diğer kişiyi zarara uğratan kişi bu zararı tazminle yüküm-
lüdür. Roma Hukuku'ndaki lex Aquilia' dan doğan sorumluluk ile İBK
ve TBK arasında önemli bir fark bulunmamaktadır. Romalılar başka-
sının malına zarar vermeyi ön planda tutmuşlardır. Zamanla mülki-
yeti koruyan bir hukuki kurumu malvarlığının tamamını koruyan bir
kurama dönüştürmüştür. Bu uzun bir gelişimin sonucu olmuştur.
Modem Hukuk'ta mevcut olan genel kural özel hukuktaki farklı tip-
lerdeki haksız fiillerin yerine geçmiştir. Bu gelişimin bir sonucu ola-
rak Aquilia sorumluluğu farklı haksız fiillerden kaynaklanan sorum-
luluğun ortak biçimi haline gelmiştir46-3.
Lex Aquilia'ya göre zararın hesaplanabilmesi için, kanundaki ti-
piklik unsurunun öncelikle ortaya koyulması gerekir. Bunun yanında
lex Aquilia'ya göre sorumlu olma koşulları ve bu kanunun öngördü-
ğü hukukı neticelerin birbiriyle bağlanblı olarak ele alınması gerekir.
Çünkü lex Aquilia'nın farklı bölümleri için öngörülen hukuki netice-
ler farklı sorumluluk şartlarını gerektirmektedir. Hukuki sonuçlar
arasındaki farklılıklar, ihlal edilen değerler ve bu ihlale neden olan
davranışlardaki farklılıklara dayanır. Lex Aquilia' da zararın belirlen-
mesine ilişkin düzenlemelerde geçen ifadeler korunan hukuki değer-
lerle yakından ilgilidir464.
Lex Aquilia'nın birinci bölümünde başkasına ait bir kölenin veya
dört ayaklı sürü hayvanının haksız ve hukuka aykırı bir biçimde öl-
dürülmesi düzenlenmiştir. Bu hayvanlara sadece res mancipi mallar
değil, res nec mancipi olan hayvanlar da dahildir465. Lex Aquilia' nın
463
TAHİROĞLU, Borçlar Hukuku, s. 310.
464
SCHEBITZ, s. 41; BILSTEIN, s. 4-6.
465
HAUSMANINGER, s. 31; KASER, RPR II, s. 437; RABEL, Römisches Privat-
recht, s. 97; RADO, Actio Legis Aquiliae, s. 695; BILSTEIN, s. 4; Pecudes olarak ka-
tegorize edilen bu hayvanlar, sürü halinde yaşarlar ve onların yününden, ürün-
lerinden ve hizmetlerinden faydalanılır. Kamın özellikle sürü hayvanlarını dü-
♦
Oçüncü Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi
üçüncü bölümünde yakmak, kırmak, bozmak suretiyle eşyada mey-
dana getirilen her türlü zarar düzenlenmiştir (D. 9.2.27.5). Bu bölüm-
de bir köleyi veya bir sürü hayvanını sadece yaralayan veya herhangi
bir hayvanı öldüren ya da yaralayan yahut birisinin malına herhangi
bir zarar veren kişinin, eşyanın son 30 gün içindeki değerini malike
ödemesi gerektiği düzenlenmiştir (quanti ea res erit in diebus triginta
proximis )
466
•
Kanunun geniş yorumlanarak mala verilen her türlü zarara uy-
gulanması, önemli bir gelişim sürecinin önünü açmıştır. Lex Aquilia,
12 Levha Kanunu'nun düzenlediği sabit parasal cezalar sistemini
verilecek ceza ile zarar arasında bir oran gözetmek suretiyle daha da
yeni bir şekle sokmuştur46
7
•
Paranın değerindeki düşüşler ve para değerinde yapılan ayar-
lamalar nedeniyle, 12 Levha Kanunu'ndaki tazminata ilişkin düzen-
zenlediği için kanunun kapsamına yabani hayvanlar ve köpeğin öldürülmesi
girmemektedir. Bu hayvanlar sadece res mancipi olan hayvanlar değil, res nec
mancipi hayvanlarda dahildir. Örneğin domuz, koyun, keçi gibi hayvanlar da
kanunun kapsamına dahildir, KOSCHAKER/AYİTER , s. 265; Pecus'u kategorize
etmeye çalışan Gaius, koyun, keçi, at, sığır, eşek, katır gibi hayvanları da buna
dahil etmiştir. Pecus kavramının domuzu kapsayıp kapsamadığı konusunda, La-
beo'nun bu hayvanı kapsama dahil ettiğini görmekteyiz. Bunun yarunda, köpek
ve vahşi hayvanların kapsama dahil olmadığını belirtmek gerekir. Fil ve devenin
de bu kapsama dahil olduğunu belirtebiliriz, SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 56.
Aynca bkz. ve karş. D. 9.2.2.2 ve lust. lnst. 4.3.1.
466
VÖLKL, s. 461-462; BILSTEIN, s. 4-5; RABEL, Römisches Privatrecht, s. 97;
LIEBS, Damnum, s. 196; WITTMANN, s. 41 dn. 16; KASER, RPR I, s. 161 dn. 60;
RADO, Actio Legis Aquiliae, s. 695; KASER/KNÜTEL, s. 278; DAUBE, D., "On
the Thlrd Chapter of lex Aquilia", LQR 52, (1936), s. 253 vd.; Sürü hayvanı olarak
sayılmayan dört ayaklı hayvarun öldürülmesinde veya yaralanmasında geriye
kalan hayvanların ise öldürülmesi veya yaralanması halinde ve nihayet tüm
res'in zarar görmesi halinde lex Aquilia'run uygulanması söz konusu olacakhr.
Aynca şunu belirtebiliriz ki, bu kanunun uygulaması Cumhuriyet Dönemi içti-
hatlarıyla oldukça genişletilmiş bulunmaktadır, HAUSMANINGER , s. 31.
467
RADO, Actio Legis Aquiliae, s. 695; von LÜBTOW, lex Aquilia, s. 24; HAUSMA-
NINGER/SELB, s. 280.
560 Madd1Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi
lemelerin toplumsal ihtiyaçları karşılayamaması dolayısıyla etkisini
giderek kaybetmesi üzerine, başkasının malvarlığına zarar verme
suçu bir plebiscitum ile lex Aquilia çıkarılmıştır. Buna bağlı olarak
eşyaya verilen zararlar konusunda genel kavramlar ortaya konul-
muştur
468
.
Lex Aquilia ile mala verilen zararlara ilişkin olarak, bu kanundan
önceki düzenlemeler yürürlükten kaldırılıp, onların yerine lex
Aquilia'mn hükümleri yürürlüğü koyulmuştur (D. 9.2.1 pr.)
469
•
Roma Hukuku'nda haksız fiilin genel unsurlarının bulunmadığı-
m, hukuki himaye açısından ise birçok kah prensibe sahip olduğunu
belirtebiliriz. Bu açıdan Roma Hukuku'nda münferit olarak düzen-
lenmiş birçok haksız fiil çeşidi mevcuttu. Fakat lex Aquilia ile haksız
fiillerdeki bu çeşitlilik içinde mala verilen zararın ayrıca düzenlen-
mesi, eski hukuk düzeninin kazuistik biçiminden mala verilen zarar
kavramına ulaşılmasına zemin hazırlamıştır4
70
•
Klasik Hukuk Dönemi'nde, Romalı hukukçular somut olay adale-
tini sağlama konusunda yoğun çaba harcamış ve başarılı olmuşlardır.
Praetor'lar yeni dava imkanları ortaya koyarak, korunması gerekli
olan hukuki değerlerin kapsamını genişletmişlerdir. Klasik Dö-
nem'de, praetor'larm, ölüme sebep olma (motris causam) ya da zarar
468
SOMER, Actio Legis Aquiliae, s. 347; von LÜBTOW, lex Aquilia, s. 24; HAUS-
MANINGER/SELB, s. 280; Lex Aquilia eşyaya verilen zararlar çerçevesinde, ge-
nel kavramlar ortaya koymuştur. SOMER, Mala Verilen Zarar, s.16.
469
GERKE, s. 61-62; Lex Aquilia'run şartları ve hukuki sonuçlan ele alındığında,
zaman ilerledikçe önem ve anlamlarının farkWaştığı da görülür. Bu bakımdan
zararın belirlenmesi açısından sağlıklı sonuçlara ulaşmak için kanunun ilk kap-
samı ile bu kapsama ilişkin Klasik Dönem hukukçularının kanun hakkındaki yo-
rumlan arasındaki farka dikkat edilmesi gerekir. Bu açıdan eldeki kaynaklara iki
açıdan yaklaşılmalıdır. Birincisi kanunun ilk metnidir. İkincisi Romalı hukukçu-
ların yorumları ile ortaya koydukları düşünce ve çözüm biçimleridir, SCHE-
BITZ, s.48.
• KAUFMANN, s. 4.
�c0 BOiüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Madd1Zararın Belirtenmesi 591
nedenini hazırlama (damni causam praestabant) hallerinde actio in fac-
tıım ya da actio utilis imkanlarını oluşturarak zararın corpore corpori
verilıniş olması unsurunu genişletmiştir471.
•11 HAUSMANINGER , s. 19 vd.; KASER, RPR I, s. 621; TAHİROĞLU, Borçlar
Hukuku, s. 308; Praetor1ar, zararın corpore corpori verilmiş olması ımsurunu bu
yöntemle genişletmişlerdir. Fakat praetor, zarar görene doğrudan doğruya actio
legis Aquiliae'yi tanıyamazlardı. Bu davanın açılabilmesi, kamında belirtilen tüm
unsurların gerçekleşmesine bağlıydı. Corpore corpori unsuru da bunlardan biriy-
di. Bu sebeple praetor, !us Civile'nin koruduğu bir hakka dayanmayan, ancak
hakkaniyet gereği, korunmasını uygun bulduğu bir bir olguya dayanan bir dava
hakkı verirdi. Bu actio in factum'dur. Bunun yanında praetor, normalde Ius Ciui-
le'nin tanıdığı bir davanın kapsam alanını genişletmek suretiyle, Ius Ciuı1e'nin
korumadığı bir ilişkiye kıyas yoluyla uygulanması ile bir dava i.mkaru verirdi
Bu davaya da actio utilis denir. Doğal olarak bu davaların başlıca özelliği, actio
legis Aquiliae'ye dayanması, onun uygulama alanını genişleterek tamamlaması-
dır. Bu davalar actio legis Aquiliae ile aynı özelliklere sahiptir ve zararın belirlen-
mesi konusunda da aynı kurallara tabidirler, KASER/KNÜTEL, s. 279-280. Ayn-
ca bkz. D. 9.2.9.2; D. 9.2.9.3; Gai. Inst. 3.219.
Örneğin (A), (B)'nin köpeğine zehirli bir parça et atarsa ve köpek bunu yerse,
sorumlu olmaz. Çünkü köpeğe elini sürmemiştir. (A), (B)'nin kayığının ipini ke-
serse ve kayık bu suretle açık denize doğru sürüklenip batarsa (A), ipin hasar
görmesi dolayısıyla sorumlu olur ve fakat kayığın batmasından dolayı sorumlu
olmaz. Eğer ipi kesmemiş sadece çözmüşse yahut (B)'ye ait kuş kafesinin kapısı-
nı açmış ve kuşlar uçup gitmişse, hiçbir sorumluluğu yoktur. Örnekler için bkz.
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 91; KOSCHAKER/AYİTER , s. 265-266.
Gai. Inst. 3.219: Ceterum placuit ita demum ex ista [ege actionem esse, si quis corpore
suo damnum dederit; ideoque alio moda damno dato utiles actiones dantur.
"Diğer taraftan kabul edilen fikre göre, ancak bir kimse bizzat kendi vücudu ile
zarar vermişse bu Kanun'dan doğan dava açılıyordu. Buna karşılık eğer zarar
başka türlü (başka yolla) verilmişse, actiones utiles verilir."
Iust. Inst. 4.3.16: Ceterum placuit ita demum ex hac lege actionem esse, si quis praecipue
corpore suo damnum dederit. ldeoque in eum, qui alio moda damnum dederit, utiles ac-
tiones dari solent: Sed si non corpore damnum fuerit datum neque corpus laesum fuerit,
sed alio modo damnum alicui contigit, cum non sufficit neque directa neque utilis
Aquilia, placuit eum, qui obnoxius Juerit, in factum actione teneri: Veluti si quis miseri-
cordia ductus alienum servum compeditum solverit, ut fugeret.
"Esasen, bu kanundan mütevellit dava ancak bir kimse bedenen zarar vermişse
tanınır. Dolayısıyla zararı başka bir şekilde vermiş olan kimseye karşı utilis davalar
tanımak adettir. Fakat eğer zarar bedenen ika edilmemiş ve vücutta yaralanma ol-
662 Maddi Zarar ve Bu Zararın Bellrlenmeıı
Klasik Dönem'deki çabaların Iex Aquilia hakkında en önemli geliş-
melerden bir tanesi de, üçüncü bölümde yer alan rumpere (koparmak)
kelimesinin, corrumpere yani tahrip etmek biçiminde anlaşılmasıdır.
Böylece herhangi bir biçimde bozma veya tahrip etme fiilleri sonucunda
oluşan tüm maddi zararlar bu bölümün kapsamına dahil edilıniştir'n.
Roma Hukuku'nda Klasik Sonrası Dönem'de, ceza davalarına ek
olarak, bazı haksız fiiller için öngörülmüş bulunulan ve amacı zararı
tazmin etmek olan, actiones rei persecutoriae4
73 olarak adlandırılan taz-
minat davalarını açma imkanı sağlandı. Iustinianus Dönemi'nde ise,
ceza davalarının yanında tazminat davasının açılamadığı bazı haksız
fiillerde karma dava (actio mixtae) açma olanağı tanındı. Bu davalar
iki işleve sahipti. Bir taraftan-zarar veren cezalandırılırken diğer ta-
raftan zarar tazmin edilmiş oluyordu
474
•
Klasik Dönem'de bazı durumlarda corpore olmayan fakat corpori
verilen zararlarda, actio legis Aquiliae'ye benzer bir dava imkanı ta-
mamışsa, herhangi başka bir şekilde zarar ika edilmişse, ne doğrudan doğruya ne de
utilis olarak actio legis Aquiliae verilebileceğinden, zarar vermiş olan kimse, in factum
olan bir dava ile mesul tutulur: örneğin, bir kimse merhamet saiki ile başkasına ait
bir köleyi zincirden çözmüş, kaçmasına sebebiyet vermişse durum böyledir''.
472 GERKE, s. 61-62; KASER, RPR I, s. 620; KASER/KNÜTEL, s. 279-280; HAUS-
MANINGER/SELB, s. 277; PERNICE, s. 114 vd.; BILSTEIN, s. 4-5; Örneğin baş-
kasına ait şaraba veya zeytinyağına bunların tadını, özelliğini bozacak biçimde
bir şey karışhran kişi, bu kanunun üçüncü bölümüne göre sorumlu olacakhr (D.
9.2.27.15); Ayrıca karş. D. 9.2.27.12-13.
473
Actiones rei persecutoriae, bir sözleşmeden doğan borcun ifası veya bir hakkın
iadesi gibi, sadece ortaya çıkan zararın tazminini talep etme imkanı veren dava-
lardır, UMUR, Lügat, s. 16; Bu tür davalar, sadece malvarlığında meydana gelen
zararın giderilmesi için açılır (actio empti gibi). TAHİROĞLU/ERDOĞMUŞ ,
Roma Hukuku, s. 257.
474
Dl MARZO, s. 104, 468-469; KASER, RPR II, s. 343; KARADENİZ-
ÇELEBİCAN, s. 250-251; Iustinianus Dönemi'ndeki bazı davalar ile hem haksız
fiil failinin cezalandırılması hem de zarar görenin malvarlığında meydana gelen
azalmanın telafi edilmesi;ımaçlanmışh. Klasik Sonrası Hukuk Dönemi'nde bu
tür davalar karma dava olarak nitelendirilmiştir. Bkz. Iust. Inst 4.6.16.
....
_Q_çüncO Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belir1enmeei
nınnuşnr. Klasik Sonrası Dönem'de ise herhangi bir biçimde malvar-
lığına verilen zararlar tazmin edilebilir zararlar kapsamında değer-
lendirilmiştir4
75
•
Iustinianus Dönemi'nde ise actio utilis ve actio in factum ile taz-
min edilebilir zararın kapsamı oldukça genişlemiştir. Böylece zarar
veren her türlü zarardan sorumlu tutulmaya başlanmıştır'
6
• Bunun
yanında aynı yöntemlerle praetor'lar bu davayı açabilme yetkisine
sahip kişilerde de bir genişletme yoluna gitmişler, malikten başka,
iyiniyetli zilyede, intifa, usus (kullanma) ve rehin hakla sahiplerine
ve kiracıya da bu davayı açabilme imkanı tanınmıştır. Klasik Dö-
nem'de filius familias' a verilen bir zarardan dolayı, aile reisine bu
davayı açabilme imkanı tanındı. Praetor'larm faaliyetleri neticesinde
ve Romalı hukukçuların içtihatlarıyla, Roma Hukuku'nun son de-
virlerinde bu kanun hükümleri son derece genişlemiştir. Artık bu
kanunun hükümleri, kusurlu bir hareket neticesinde, mala verilen
her türlü zararın tazmininde uygulanmaya başlandı. Bu gelişime
bağlı olarak, daha öncede belirttiğimiz gibi, Iustinianus Dönemi'nde,
lex Aquilia' dan doğan dava artık genel bir tazminat davası karakte-
rini kazanmıştır. Aslında İBK md. 41 ve TBK md. 49'da bulunan
genel hükmün dayanaklarını, genişlemeye bağlı olarak genel nitelik
kazanan lex Aquilia'ya dayandırmak gerekecektir477.
Klasik Hukuk Dönemi'nin hukuk anlayışı bazı hallerde fiziksel
temas olmasa da ortaya çıkan zararlara bir actio in factum tanımıştır.
475
HONSELL/MA YER-MALY/SELB, s. 367; Ağırlıklı görüşe göre, zarar corpore
corpori verilmişse actio legis Aquiliae açılırdı. Eğer zarar corpore sonucu değil fakat
corpori verilmişse actio utilis açılırdı. Bunların dışında herhangi bir şekilde zarar
verilmişse actio in factum açılırdı. Ayrınhlı bilgi ve tartışmalar için bkz. KAUF-
MANN, s. 6 vd.
476
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 92; HONSELL, Röınisches Recht, s. 177-178;
UMUR, Ders Notları, s. 395; HAUSMANINGER/SELB , s. 283.
477
HONSELL, Römisches Recht, s. 177; RADO, Borçlar Hukuku, s. 196.
Madc:11 Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi 664
Daha sonra bu davanın elde edilebilecek kazançlarda da uygulanabi-
leceği fikri yerleşmiştir. Halbuki bu kanuna göre sadece zarar gören
şeyin değeri tazmin edilmeliydi. Örneğin, bir kimse bir başkasının
atını yaralarsa ve abn sahibi de bu ah kazanç elde ettiği arabaya ko-
şamazsa, bu durumda Klasik Dönem'den sonra arhk kar mahrumi-
yetinin de tazmini gerekiyordu. Bu nedenle ancak Klasik Sonrası Dö-
nem'de actio legis Aquiliae genelleştirilmiştir. Böylece söz konusu da-
vanın malvarlığına verilen tüm zararlarda uygulanacağını kabul et-
miştir. Bu gelişmeyi, hür bir insanın yaralanması durumunda benzer
bir dava (actio utilis) tanınması takip etmiştir. Bu tür durumlarda bir
eşyaya zarar verilmesi söz konusu değildir. Çünkü hür bir insanın
vücudu mal olarak değerlendirilmemekteydi. Bu durumda malvarlı-
ğına ilişkin zarar olarak, tedavi masrafları, kar mahrumiyeti karşımı-
za çıkmaktadır. Iustinianus Dönemi'nde, actio legis Aquiliae bir tazmi-
nat davası olarak genişletilmiştir (actio in factum generalis)
475
•
İlk bölümün uygulama alanın yorum yoluyla ve kıyas davalarıy-
la genişletilmiştir. İkinci bölüm ise actio mandati'nin ortaya çıkmasıyla
artık uygulanmadan kalkmıştır. Üçüncü bölüme ise cansız şeylere
zarar verilmesi de dahil edilmiştir. Ayrıca 3. bölümün uygulama ala-
nı hür alieni iuris'leri kapsayacak biçimde genişledi
479
•
Klasik hukukçular aynı formüle farklı yorumlar getirerek cansız
malların tahrip edilmesi halinde de o malın en yüksek değeri neyse
onun tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varmışlardır. Buna göre lex
Aquilia, Klasik Dönem'de canlıların öldürülmesi ve yaralanması ve
cansız malların zarar uğratılması veya tahrip edilmesi durumunu
düzenlemiştir. Hukukçular Klasik Dönem'de verilen kararlarda lex
Aquilia'nın genel olarak uygulanıp uygulanmayacağını tarhşmaya
başladıkları için bu kanun arhk çeşitli kısımlara ayrılmadan değer-
478
KOSCHAKER/AYİTER , s. 266.
479
SCHEBITZ, s. 160.
♦
Oçüncü Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddl Zararın Beflr1enmeti
lendirilmiştir. Bu nedenle bu dönemde lex Aquilia genel olarak uygu-
lanmış olabi.J.ir480.
Sonuç olarak praetor'lann faaliyetleri sonucunda ve hukukçulann
içtihatlarıyla Roma Hukuku'nun sonlarına doğru lex Aquı1ia'nm ka�
samı oldukça genişlemiştir. Kusurlu bir fiil neticesinde mala verilen
her türlü zararın bu kanun kapsamına dahil edildiğini görmekteyiz.
Iustinianus Hukuku mala verilen zarardan doğan davayı sözleşme
dışı verilen zararların genel tazminat davası haline sokmuştur481.
Lex Aquilia, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci ve üçüncü bölümü
mala verilen zararla ilgilidir. İkinci bölümü ise adstipulatio'yu
482
dü-
zenlemektedir. İkinci bölümde, adstipulator, hileli biçimde, borçluyu
borçtan kurtarıyorsa, ona karşı bir dava olanağı sağlanmaktadır. Bu
bölüm Iustinianus Dönemi'nde yürürlükten kaldınlmıştır483. Bu kısım
haksız fiiller bahsinde öneme sahip olmadığı için
484 çalışmamızda in-
celenmeyecektir.
Kanunun birinci bölümünde, eğer bir kimse başkasına ait bir kö-
lenin veya dört ayaklı bir sürü hayvanının öldürülmesine sebep olur-
sa malın son bir yıl içerisindeki en yüksek değerini malın sahibine
ödemesi gerekirdi. Üçüncü bölüınde ise, yakmak, kırmak ve bozmak
suretiyle her türlü eşyaya verilen zararlar4
85 düzenlenmektedir. Fakat
480
SCHEBITZ, s. 160-161.
481
TAHİROĞLU, Borçlar Hukuku, s. 309.
482
Adstipulatio, asıl stipulatio'dan ayn olarak, yapılan ve borçlunun aynı borç konu-
sunu fer'i alacaklıya da borçlandığını bildiren fer'i bir stipulatio'dur, UMUR, Lü-
gat, s. 19.
483
RADO, Actio Legis Aquiliae, s. 695; MAYER-MALY, s. 138; BERGER, s. 548.
484
TAHİROĞLU, Borçlar Hukuku, s. 306-307.
485
D. 9.2.27.5 (Ulpianus libro 18 ad edictum): Tertio autem capite ait eadem lex Aquilia:
"Ceterarum rerum, praeter hominem et pecudem occisos, si quis alteri damnum Jaxit,
quod usserit, fregerit, ruperit iniuria, quanti ea res erit in diebus triginta proximis, tan-
tum aes domino dare damnas esto".
566 Maddl Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi
kanwuın uygulanabilmesi için zararın fiili bir temas sonucu
486
veril-
mesi gerekmektediı-48
7
•
"Lex Aquilia'run üçüncü bölümünde: sürü hayvanın veya kölenin öldürülmesi-
nin dışında diğer zararlarla ilgili olarak, eğer bir kişi başkasına hukuka aykırı
şekilde yakmak, kırmak veya bozmak suretiyle bir zarar verirse, eşyanın son (en
yakın) otuz gün içindeki değerini malike vermeye mahkum olsun denilmekte-
dir". Metnin tercümesi için bkz. SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 7.
Iust. Inst. 4.3.13: Capite tertio de omni cetero damno cavetur. Itaque si quis seroum vel
eam quadrupedem, quae pecudum numero est, vulneraverit sive eam quadrupedem, quae
pecudum numero non est, veluti canem aut Jeram bestiam, vulneraverit aut occiderit,
hoc capite actio constituitur. In ceteris quoque omnibus animalibus, item in omnibus re-
bus quae anima carent, damnum iniuria datum hac parte vindicatur. Si quid enim us-
tum aut ruptum aut fractum fa.erit, actio ex hoc capite constituitur: quamquam poterit
sola rupti appellatio in omnes istas causas sufficere: ruptum enim intellegitur, quod
quoquo modo corruptum est. Unde non solum usta aut fracta, sed etiam scissa et collisa
et effusa et quoquo moda perempta atque deteriora Jacta hoc verbo continentur: denique
responsum est, si quis in alienum vinum aut oleum id immiserit, quo naturalis bonitas
vini vel olei corrumperetur, ex hoc parte legis eum teneri.
"Üçüncü bölüm geri kalan her türlü zararı düzenler. Eğer bir kimse bir köleyi veya
pecudes sayılan sürüye dahil dört ayaklı bir hayvanı yaralarsa veya pecudes sayıl-
mayan örneğin bir yabani hayvanı veya bir köpeği yaralar ya da öldürürse, bu bö-
lüme göre dava açılır. Kanunun bu bölümü içinde diğer bütün hayvanlar ve bütün
cansız şeylere hukuka aykırı olarak verilen zarardan dolayı dava hakkı verilir.
Eğer bir eşya yakılır, yıkılır, kırılır veya çatlatılırsa (bütünlüğüne zarar verilirse),
bu bölümden dolayı dava söz konusu olur. Aslında, sadece kınlınası (ruptum)
demekle bu durumların hepsini göstermek mümkündü: çünkü ruptum kelimesi ile
herhangi bir şekilde bozulmuş olmak (corruptum) da anlaşılır. Dolayısıyla, bu ke-
lime sadece yanmış ve çatlamış anlamını içermez. Bilakis, yarılmış, aynlınış, dö-
külmüş yani herhangi bir şekilde zarara uğramış, zarar görmüş şeklinde de anlaşı-
lır. Son olarak, eğer bir kimse başkasına ait şarap veya zeytinyağına, bunların do-
ğal lezzetini bozacak bir şey karıştırmışsa, kısa cevap olarak: Kanunun bu bölü-
münden dolayı zarar veren, malike karşı sorumlu olacakhr". Ayrıca bkz. Iust. Inst.
4.3 pr. ve karş., Gai.Inst. 3.217.
Kölenin ve pecudes sınıfından olan bir hayvanın yaralanması, pecudes sınıfından
olmayan bir hayvanın öldürülmesi veya yaralanması, bunların dışında kalan bir
eşyanın yakılması (urere), kırılması (frangere), koparılması (rumpere) yoluyla veri-
len zararlar da bu kapsama dahildir, KASER, RPR I, s. 161.
486
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 6; HAUSMANINGER/SELB, s. 281; BILSTEIN,
s. 6 vd.; VÖLKL, s. 462-463.
..QiOrıcO Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi
Bu kanuna göre, ancak bir eşyanın maddı bütünlüğünün zede-
ıenmesi dikkate alınabilirdi ve sorumluluğun birine yüklenebilmesi
için, failin doğrudan doğruya maddi bir temas ile zarar vermesi ge-
rekiyordu. Eğer zarar olumlu bir eylemle (committendo) gerçekleşti-
rilmiş ise, lex Aquilia' daki şartlar gerçekleşmiş olmaktaydı. Eğer zarar
ihmal etme (omittendo) şeklinde gerçekleşmiş ise, meydana gelen bu
zarardan dolayı lex Aquilia'daki şartlar gerçekleşmiş olmazdı. Fakat
daha sonraları, ortaya çıkan zarardan sorumlu olmak için, bu gibi dar
yorumların aşıldığı ve günümüz haksız fiil tanımına yaklaşıldığı be-
lirtilebilir488.
2. Mala Verilen Zarar'da Zararın Belirlenmesinin Esaslan
a. Geçmişe Yönelen Zararı Belirleme Yöntemi
Lex Aquilia'nm metnine bakıldığında zararın belirlenmesinde zarar
gören malın değerinden hareket edildiği anlaşılır. Buna göre zararın
bu şekilde belirlenmesi yöntemi oldukça esnek bir yöntemdir. Bu yön-
temde ekonomik bir yöntem benimsenerek, zarar gören şeyin piyasa-
daki en yüksek değeri esas alınmaktadır. Bu değere kullanım değeri
de dahildir. Ticari hayahn gelişmesine bağlı olarak zarar gören maldan
elde edilecek kazançlar da bu değere dahil edilmeye başlanınıştir489.
Kaynaklar zararın hesaplanmasında geçmişe yönelen bu hesaplama
487
HAUSMANINGER/SELB, s. 277, 281; VÖLKL, s. 462 vd.; KAUFMANN, s. 9
dn. 35; HAUSMANINGER , s. 13; KASER/KNÜTEL, s. 279-280; MAYER-
MALY, s. 138-139; GERKE, s. 61 vd; BILSTEIN, s. 6 vd.; Bir fiilin haksız olarak
görülmesi ve lex Aquilia çerçevesinde müeyyideye bağlanması için o fiilin
müspet bir hareket özelliği taşıması gerekmektedir. Bunun yanında bu kanu-
mın uygulanabilmesi için gerek devletin gerekse bireylerin menfaatlerine te-
cavüz etmesi gerekir, SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 16. Ayrıca bkz. D. 9.2.2
pr.; Gai. Inst. 3. 210.
488
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 9.
489
HAUSMANINGER/SELB, s. 282; In eo anno fuit, ifadesiyle ortaya konan geçmişe
yönelik hesaplama, birinci bölüme göre zararın hesaplanması için hareket nok-
tasıdır. SCHEBITZ, s. 106 vd. Bkz. D. 9.2.23.3; D. 9.2.23.6; D. 9.2.21 pr.
Maddi Zarar ve Bu Zararın Bellrlenmes; 568
yöntemi konusunda oldukça net ifadeler kullanmışlardır. Bu açıdan
olaylarda geçen ifadeler ve özellikle de geçmişe yönelik anlamlar içe-
ren fiiller de bu sonucu desteklemektedir4
90
•
Ancak kölenin uzun bir hastalık dönemi geçirdikten sonra ölmesi
durumu için, Romalı hukukçuların geriye doğnı hesaplanması gereken
zamanla ilgili düşünceleri farklılık arz etmektedir. Celsus D. 9.2.21.1'de
ölümün gerçekleştiği andan itibaren geriye doğnı hesaplamanın gerek-
tiğini belirtmiş, Iulianus ise kölenin ölümüne neden olan yaralamanın
gerçekleştiği andan itibaren geriye doğnı hesaplamanın gerektiğini
vurgulamıştır4
91
. Bu tartışmaların etkileri özellikle illiyet problemlerinin
ortaya çıktığı durumlarda daha fazla karşımıza çıkmaktadır4
92
• Bu tar-
tışma aynı zamanda zararın geriye doğru bir yıl olarak hesaplanacağını
da teyit etmiş olur. Bunun dışında kanunu birinci kısmı için Romalı hu-
kukçuların bir yıl dışında herhangi başka bir zamanın nazara alınmadı-
ğını da ispatlar. Dolayısıyla kanunun birinci kısım için litis contestatio
anının esas alınmadığı da açıkça ortaya çıkmış olur4
93
• Kanunun üçüncü
bölümünde de daha sonra üzerinde durulacağı gibi tartışmalı olmakla
birlikte ağırlıklı görüş zararın meydana gelmesinden önceki bir zaman
dilimini kapsayacak biçimde zararın hesaplanmasıdır.
490 DAUBE, s. 264 vd.; Bkz. D. 9.2.12; D. 9.2.23.2; D. 9.2.23.6-7; Gai. Inst. 3.214;
GERKE, s. 75 vd.
491 SCHINDLER, K. H., "Ein Streit zwischen Julian und Celsus, Zum Problem der
überholenden Kausalitat", SZ 74, 1957, s. 203 vd.
492
D. 9.2.15.l'e göre, öldürücü bir şekilde yaralanan bir köle daha sonra bir deniz
kazası, deprem veya başka bir darbe sonucu ölürse, ölüm nedeniyle dava açıla-
mayacak sadece yaralanma nedeniyle dava açılabilecektir. Eğer köle azat edil-
mişse veya satılmış ve ondan sonra aldığı o yara nedeniyle ölmüşse Iulianus'a
göre, ölüm nedeniyle dava açılabilecektir. Ortaya çıkan bu farklı sonucun nedeni
ise, yaralanan kölenin ölümünden sorumluluk ancak kölenin bu nedenle ölü-
müyle netlik kazanacakhr. Diğer durumda deprem sonucu yıkılan ev, kölenin
aldığı yara nedeniyle ölmüş olup olmadığının ortaya çıkmasını engellemiştir.
Ayrıca bkz. D. 9.2.51 pr.; D. 9.2.11.3.
493
SCHEBITZ, s. 61, 272.
Üçüncü Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddl Zararın Bellrlenmeıl
b. En Yüksek Değer Üzerinden Zararı Belirleme Yöntemi
Zararın hesaplanmasına ilişkin olarak karşımıza çıkan bir diğer
esas da, zararın zarar gören şeyin en yüksek değerine göre hesapla-
nacak olmasıdır. Bu kanunda quanti id plurimi
494 olarak ifade edilmiş-
tir. Zararın en yüksek değerden hareketle hesaplanacağına ilişkin
olarak ortaya konan kural farklı biçimlerde de ifade edilmiştir: quanti
is homo plurimi
495
, quanti id plurimi
496
, quanti ea res plurimi49".
Metinlerde geçen bu farklı ifade tarzlarına rağmen tüm hukukçu-
ların üzerinde mutabık oldukları konu, lex Aquilia'nın birinci bölü-
münde önceleri somut bir biçimde, öldürülen köle veya hayvanın en
yüksek değerinden yola çıkılmaktadır4
98
• Bu nedenle kanunun ilk laf-
zında bir ifade ile zararın takdirinin kapsamını belirlemiştir. Önceleri
somut maddi değerin esas alındığını ve genel olarak da soyut malvar-
lığı değerinin esas alınmamasının nedeni, zararın hesaplanmasında
geriye doğru bir hesap yönteminin tercih edilmesidir. Çünkü zarar
gören şeyin sadece maddi değerinin tespiti, söz konusu geriye doğru
hesaplamanın yapısına uymaktadır. Çünkü haksız fiilin işlendiği anda
malvarlıkları arasında henüz bir fark mevcut değildir499. Lex Aquilia'da
malın geçmişte ulaştığı en yüksek değer quanti ea res est'in yani malın
objektif değerinin tazmin edileceğini göstermektedir500.
494 D. 9.2.2 pr.; D. 9.2.21 pr.; D. 9.2.23.3; Gai. Inst. 3.214; Iust. Inst. 4.3.9; Iust. Inst.
4.6.19.
495 D. 9.2.21 pr.; Aynca bkz. LENEL, s. 201.
496 D. 9.2.2 pr.; Iust. Inst. 4.3.9.
m Gai. Inst. 3.214
49s von LÜBTOW, lex Aquilia, s. 122; DAUBE, s. 257; PRINGSHEIM, lex Aquilia, s.
1-2; HAUSMANINGER , s. 29; MEDICUS, Id quod interest, s. 238; KASER, Quan-
ti, s. 168-169; PERNICE, s. 240.
499 von LÜBTOW, lex Aquilia, s. 121 vd.; MEDICUS, ld quod interest, s. 238; SCHE-
BITZ, s. 62.
soo PRINGSHEIM, lex Aquilia, s. 1-2; BILSTEIN, s. 10-11.
Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesi 670
Daube'ye göre, Iust. Inst. 4.3.10'dan hareketle Romalı hukukçular,
birinci kısımla ilgili olarak daha sonralan menfaat kavramından ha-
reket etmişlerdir. Böylece somut kavramların yerini soyut kavramlar
almıştırso
1
•
c. Geçmişe Yönelik Hesaplamada En Yüksek Değerin Esas
Alınmasının İşlevi
En yüksek değerin geriye doğru hesaplanmasının ne tür bir işlevi
yerine getirdiği günümüzde farklı şekillerde açıklanmaktadır. Bu
konuya açıklık getirmek için Gai. Inst. 3.214 ve 4. 9 ile Iust. Inst.
4.3.9'u incelemek gerekir. Zararın geçmişe yönelik hesaplama yön-
temine ilişkin çeşitli görüşler vardır.
Zararın hesaplanmasında, olayın meydana geldiği andan geçmi-
şe doğru hesaplama yöntemiyle en yüksek değerin esas alınması du-
rumlarda öldürülen köle veya hayvanın gerçek değerine ilişkin bir
artı değer meydana gelmektedir. Bazı yazarlar Gaius ve Iustinia-
nus'un ifadelerine katılarak, tazmin edilecek bu artı değeri lex
Aquilia'mn cezai bir karakter arz ettiğini belirtmektedirleı-50
2
• Zarar
verenin, tahrip ettiği malın değeriyle ilgili bir sonuca varması olduk-
ça güçleştirileceğinden, en yüksek değer üzerinden hesaplama, zarar
veren için caydırıcı bir etkiye sahipfu503.
Fiyatların sabit olmadığı ve bu nedenle de en yüksek değerden
hareket edilmesi lex Aquilia'nm cezai karakterinin bir anlamda hafif-
letildiği de ileri sürülebilif504. Haksız fiillerde mala verilen zarar
önemli bir konuma sahip olduğu için, lex Aquilia'ya cezai bir karakter
501
DAUBE, s. 258.
502
KARLOWA, O., Römische Rechtgeschichte, Privatrecht und Ovilprozess, Strafrecht
und Strafprozess, Band II, Erster Teil, Privatrecht, Leipzig 1901, s. 802; LEVY, s. 148;
von LÜBTOW, lex Aquilia, s. 39; HAUSMANINGER , s. 28; KASER, Quanti, s. 169.
503
LEVY, s. 148.
504
DAUBE, s. 259.
Oçüncü BOIOm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi 571
atfedildiği kabul edilmektedir. Bu çerçevede muhtemel bir cezanın
önemine vurgu yapmak için tek gözü olan veya bir başparmağı ol-
mayan köle örneği gösterilmiştir. Bunun yerine geriye doğru hesap-
lamanın hakimin zararı hesaplamada takdir yetkisini sınırlad1ğı da
öne sürülmektedir
505
•
Bununla zarar veren kişiye olay sırasında malın değerinin çok
düştüğü ya da tamamen ortadan kalkhğı iddiasında bulunmasının
önüne geçilmiştir. Böylece davacının kanıt gösterme yükümlülüğü
ortadan kalkmışhrso6.
Köle ve büyükbaş hayvanların piyasa fiyatları mevsime göre
önemli farklılıklar arz etmektedir. Zararın hesaplanmasında kanu-
nun özellikle bir yılı seçilmiş olmasının nedeni, bu fiyat değişiklikle-
rinin sağlıklı bir biçimde izlenebilmesi içindir. Bir yıllık süre bu açı-
dan en makul süredir. Kanunun böyle bir süreyi seçmesinden, lex
Aquilia'nın ceza verme gayesiyle hareket etmediğini, zararı giderme
düşüncesinden hareket ettiğini gösterir50
7
• Süre bakımından bu du-
rum doğru olsa da malın en yüksek değeri üzerinden zararın hesap-
lanması açısından bu isabetli değildir.
Lex Aquilia'nın cezai karakteri tamamen reddedilemez. Lex
Aquilia'ya göre yargılama sonunda verilen mahkumiyet kararının ce-
zai karakterde olmadığını iddia etmek yersiz olacak�. Ancak lex
505
SCHEBITZ, s. 69 vd.
506
KASER, RPR I, s. 161; HAUSMANINGER , s. 28.
:nı Ayrıntılı bilgi için bkz. SCHEBITZ, s. 66.
508
Kanunda ortaya konan zararın tazmini esaslan nazara alındığında, actio legis
Aquiliae cezai unsurları da bünyesinde barındıran bir tazminat davası olduğu be-
lirtilebilir, SOHM, R./MITTEIS, L., Geschichte und System Römischen Privat-
rechts, Berlin 1949, s. 457; Hausmaninger/Selb'e göre, bu kanunda benimsenen zara-
rı hesaplama yöntemlerinin cezai karakteri zamanla oldukça azalmıştır. Ancak bu
durum tamamen terk edilememiştir. Zamanla kanunun, ortaya çıkan zararları gi-
derme karakteri ağırlığını hissettirse de bu durum zarar verenin cezalandırılması
fikrini tamamen ortadan kaldıramamışhr, HAUSMANINGER/SELB, s. 283.
572 Madd1 Zarar ve Bu Zararın Belirlenmes;
Aquilia'run birinci bölümüne göre zararın bir yıl için geçmişe yönelik
olarak hesaplanması tek başına lex Aquilia'run cezai bir karakterde ol-
duğunu kanıtlamaz
509
. Lex Aquilia'dan doğan dava normalde actiones
poenales grubuna girdiği halde510, bir yıl olarak tespit edilen geriye doğ-
ru zararı hesaplama cezai bir nitelik taşımaz. Bu bir yıllık süre zarann
hesaplanmasına hizmet etmesi yanında davalıya malın değeriyle ilgili
kanıt getirmesinin kolaylaştırmaktadır. Bu kolaylık zaman bakımın-
dan kanunun belirli bir süreyi tayin etmesinde karşımıza çıkar5
11
•
509
Ayrıntılı bilgi için bkz. GERKE, s. 64 vd.; KAUFMANN, s. 10 vd.
510
Daha öncede belirttiğimiz gibi, Roma Hukuku'nda davalar üç kategoride değer-
lendirilmektedir. Bunlar: 1) Tazminat davaları (actio quibus rem persequimur) 2)
Ceza davaları (actio quibuspoenam persequimur) 3) Karma davalar (actio quibus rem
et poenam persequimur), LEVY, s. 139 vd.; Dl MARZO, s. 104, 469; SOMER, Actio
Legis Aquiliae, s. 350; Mala verilen zarardan doğan dava olarak actio legis
Aquiliae'nin bu davalardan hangisine girdiğini değerlendirirsek şu sonuca varı-
lacaktır: Bu dava Klasik Hukuk Dönemi'ndeki zararın belirlenmesi yönteminden
hareketle, bir ceza davası niteliği taşımaktadır (D. 9.2.23.8). Iustinianus Döne-
ıni'nde bazı davalar, faili hem cezalandırmayı hem de zarar görenin malvarlı-
ğında meydana gelen zararı telafi etmeyi amaç edinmişti. Bu tür davalar actio
mixta olarak nitelendirilmiştir. Iustinianus Dönemi'nda actio legis Aquiliae hem
tazminat hem de ceza davası karakterine sahipti (Iust. Inst. 4.6.16-19). Lex
Aquiliae'de yer alan zararın belirlenmesine yönelen metodlar da bu davanın
karma niteliğini destekler niteliktedir. Ayrıntılı bilgi için bkz. KASER, RPR 11, s.
438; HONSELL/MAYER -MALY/SELB, s. 225; SOMER, Actio Legis Aquiliae, s.
350-351; Bu davanın karma nitelikte olmasının nedeni, mala verilen zararlarda
bu davada başka zararı tazmine yarayacak bir tazminat davasının olmayışıdır,
RADO, Borçlar Hukuku, s.195.
511
Ayrıntılı bilgi için bkz. KARLOWA, s. 800 vd.; SCHEBITZ, s. 68 vd. 12 Levha
Kanunu'ndan beri bilinen ve Klasik Dönem'de de uygulama alını bulan kurala
göre, taşınır mallarda kazandırıa zamanaşımı ile iktisap için en az bir yıllık süre-
nin geçmiş olması gerekir, KASER, RPR I, s. 135, 423. Bunun yanında zilyetliğin
korunmasına yönelik interdictum'larda da bir yıllık sürenin zikredildiğini belirt-
memiz gerekir (interdictum utrubi; interdictum uti possidetis). Buna göre malı ara-
lıksız olarak bir yıl boyunca elinde tutan kişinin zilyetliği korunuyordu, KASER,
RPR I, s. 398. Birbirine paralel olan bu iki düzenlemede lex Aquilia'nm birinci
kısmında düzenlenen ve geriye yönelik hesaplanacak bir yıllık sürenin işlevini
açıklar niteliktedir. Bu işlev, olayların ispatlanması ve buna da bir süre sınırının
getirmesine yöneliktir. Bu açıdan da lex Aquilia'da bu sürenin cezai bir nitelik ta-
OçüncO BOIOm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zarımn Belir1enmeıi
Kanaatimizce lex Aquilia'da zararın geçmişe doğru hesaplanması
kanunun cezai karakterini tek başına karutlamamaktadır. Soma'in'
12
de haklı olarak belirttiği gibi, kanuna cezaı karakterini veren zarar
gören şeyin değerinin geçmişteki bir zaman diliminde en yüksek de-
ğeri üzerinden hesaplanmasıdır. Bunun yanında bu kanuna dayana-
rak açılan dava sonunda davacının elde ettiği tazminat çoğu 7.aDlaJ
zarar gören malın değerini oldukça aşmaktadır. Zarar görenin malın
en yüksek değeri dışında ihlal edilen diğer menfaatlerinin de kanun
kapsamında değerlendirmeye başlanmasıyla beraber davaanı elde
ettiği teminat malın objektif değerinin birkaç katına kadar çıkmak-
taydı. Ayrıca kısmen hasara uğrayan veya zarar veren fiil neticesinde
kullanım değeri düşen malların en yüksek değerleri tazmin edilirken
bu malların zarar gören de kalması da lex Aquilia'mn zaran tazmini
ile birlikte zarar vereni cezalandırma düşüncesinin de hakim oldu-
ğunu göstermektedir.
3. Lex Aquilia'mn Birinci Kısmına Göre Zarann Belirlenmesi
Daha öncede belirttiğimiz gibi, kanunun birinci kısmına göre,
hukuka aykırı olarak bir başkasının kölesini veya pecudes sınıfına
dahil bir hayvanını haksız şekilde öldüren kişi, o şeyin son bir yıl
içerisindeki en yüksek değerini ödemekle yükümlüdür. Kanunun
birinci bölümüne göre zararın belirlenmesinde yaşanan en büyük
sorun, zarar gören şeyin değerinin tespitinde ortaya çıkmaktac:lır513.
şıdığına ilişkin bir düşünce olmadığını gösterir. Eğer lex Aquilia'daki bu sürenin
cezai bir fonksiyonu olsaydı kanunda buna ilişkin daha net ifadelerin bulunması
gerekirdi, KARLOWA, s. 805; Ayrıntılı bilgi için bkz. SOMER Actio Legis
Aquiliae, s. 358 vd.
512
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 68.
513
HONSELL, Römisches Recht, s. 176; TAHİROĞLU, Borçlar Hukuku, s. 305;
Tazmin edilecek zarar somut malın son yıl içindeki en yüksek değerine göre he-
saplanıyordu. Bunun yanında hangi fiillerle nasıl zarar verileceği, korunan de-
ğerler, zararın hesaplanma yöntemi açıkça bu kanunla ortaya koyulmuştur,
SCHEBITZ, s. 69.
674 Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmesı
Kanunun birinci kısmında zararın hesaplanmasında karşımıza
çıkan iki önemli ifade vardır. Bunlar, quanti idin eo anno plurimi fuit5
14
ve quanti ea res in eo anno plurimi fuit5ı5, o halde zararın hesaplanma-
sında hareket noktası bu iki kuraldan hareketle mümkündür5
16
•
Kanunun gerek birinci bölümünde düzenlenen zararlar için ön-
görülen o malın son yıl içindeki en yüksek değeri ve gerekse üçüncü
bölümde düzenlenen son otuz gün içindeki en yüksek değeri şeklin-
deki yaklaşım biçimi, o malın hali hazırdaki değerinden doğal olarak
çok daha fazla olabilirdi. Örneğin kölenin öldürüldüğü anda hasta
olduğunu farzedelim, fakat O köle son bir yıl içerisinde sağlıklı biriy-
di. Bu durumda doğal olarak sağlıklı kölenin değeri, zararın belir-
lerunesinde esas alınacaktır5t7.
Sene içindeki en yüksek değeri derken aslında kastedilen şey, öl-
düğü sırada kör, topal, sakat olan bir köle veya hayvan, o sene içinde
bu kusurlara maruz kalmışsa, bu değer noksanları nazara alınmaya-
caktır. Yargılama sonunda ortaya çıkacak mahkfuniyet miktarı, zarar
gören malın bugünkü değerinden fazla olabilecektir. Bunu yanında
yine davanın cezai niteliği gereği sadece zarar gören malın değeri ile
yetinilemez. Ölen köle veya hayvan nedeniyle meydana gelen diğer
zararlarında nazara alınması gerekir. Örneğin, köle birinin mirasçısı
ise ve ölüm nedeniyle kölenin mirasından mahrum kalınıyorsa, çün-
kü köleye kalan miras malikinindir, kaybedilen bu terekede zararın
hesabına dahil edilecektir. Aynı şekilde bir çift öküzden birisi öldü-
rülmüşse, bu ölüm nedeniyle çiftin diğer öküzünün değerinde mey-
dana gelen azalma da bu hesaba dahil edilecektir5
18
.
514
Bkz. D. 9.2.2 pr.
515
Bkz. Gai. Inst. 3.210; Iust. Inst. 4.3 pr
516
SCHEBITZ, s. 60; GERKE, s. 62-63; KASER, Quanti, s. 168; DEUBE, s. 253.
517
KOSCHAKER /AYİTER, s. 265; TAHİROĞLU, Borçlar Hukuku, s. 306;
BILSTEIN, s. 10-12.
518
UMUR, Ders Notları, s. 394-395; BILSTEIN, s. 10-12.
f
..Qi0nc0BOiüm:SOzleımeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın BeOrlenmesi
D. 9.2.2 pr. (Gaius libro septimo ad edictum provinciale): Lege Aquı1ia
capite primo cavetur: "Ut qui servum servamve alienum alienamve quı.ıd-
rupedem vel pecudem iniuria occiderit, quanti id in eo anno plurimi fuit,
tantum aes dare domino damnas esto"
"Lex Aquilia'run birinci bölümünde (şu) düzenlenir: ''bir kimse
başkasına ait erkek veya kadın köleyi veya dört ayaklı sürü hayvanı-
nı hukuka aykırı olarak öldürürse, malın o yıl içindeki en yüksek
değerini malike vermeye mahkum olsun".
D. 9.2.21 pr. (Ulpianus libro 18 ad edictum): Ait lex:
0
Quanti is 1u:mw
in eo anno plurimi fuisset". Quae clausula aestimationem habet damni,
quod datum est.
"Kanun der ki: "kölenin, o yıl içindeki sahip olduğu en yüksek
değer kadar". Bu hüküm, ika edilmiş zararın takdirine taalluk eder".
Kanunun bu hükmünden hareketle, zarar verenin, ölümün mey-
dana geldiği tarihte, ölen köle veya hayvanın hiçbir değere sahip ol-
madığı yönündeki iddialarının dinlenmeyeceği sonucuna varılabilir.
Buna bağlı olarak, zarar gören, ölümün gerçekleştiği anda kölesinin
veya hayvanının kıymetini ispat ehnek zorunda kalmayacakbr. Böy-
lelikle piyasada meydana gelen fiyat değişimleri sebebiyle ortaya
çıkan olumsuz sonuçlardan da korunmuş olacaktır5
19
•
Liebs'e göre bu düzenleme, zarar gören kişinin zarardan önce sa-
hip olduğu değerleri muhafaza ehneyi amaçlamaktadır. Zarar gören,
zarar meydana geldikten sonra, zarar gören malının en düşük değeri
ile yetinmek durumunda değildir. Doğal olarak kanuna dayanarak o
senenin en yüksek değerini talep edebilecektir5
20
•
519
HAUSMANINER , s. 29, dn. 63; MOOK, s.10.
520
LIEBS, Römisches Recht, s. 203; Aynı yönde açıklamalar için bkz. MOOK, s. 10.
Karş. Iust. Inst 4.3 pr.: "Damni iniuriae actio constituitur per legem Aquiliam. cuius
primo capite cautum est ut, si quis hominem alienum alienamve quadrupedem, quae pe-
--
576 Maddi Zarar ve Bu Zararın Beflrlenl"neti
D. 9.2.21.1 (Ulpianus libro 18 ad edictum): Annus autem retrorsus
computatur, ex quo quis occisus est. Quod si mortifere fa.erit vulneratus et
postea post longum intervallum mortuus sit, inde annum numerabimus
secundum Iulianum, ex quo vulneratus est, licet Celsus contra scribit.
"Bu yıl, ölüm zamanından geriye doğru hesaplanır: Eğer bir köle
ölüm derecesinde yaralanmış ve uzun süre sonra ölmüşse, Celsus'un
yazdığının aksine, Iulianus' a göre bu bir yıl yaralanmadan başlar''•
Belirttiğimiz bu metinler (D. 9.2.2 pr.; D. 9.2.21 pr.; D. 9.2.21.1)
521
nazara alındığında, kanunda belirtilen şekilde mala bir zarar verildi-
ğinde zararın belirlenmesinde ortaya konan 1 yıllık sürenin nasıl he-
saplanacağı konusunda fikir birliği mevcut değildir. Iulianus' a göre
bu süre ölüme sebebiyet veren yaralama tarihinden itibaren başla-
maktadır ve bu şekilde hesaplanmalıdır. Celsus' a göre ise, zararın
belirlenmesi konusunda esas alınacak tarihin ölüm tarihinden itiba-
ren hesaplanması gerekir.
Eğer yaralayan kişi başka ölüme sebep olan kişi başka ise bu du-
rumda zararın belirlenmesinde kanunda belirtilen bir yıllık sürenin
nasıl hesaplanacağı konusunda ikili bir değerlendirme yapıldığını da
görmekteyiz. Bu açıdan D. 9.2.51.2 metni önemli bilgiler içermektedir.
D. 9.2.51.2 (Iulianus libro 86 digestorum): Aestimatio autem perempti
nan eadem in utriusque persona fi.et: nam qui prior vulneravit, tantum pra-
estabit, quanto in anno proximo homo plurimi fa.erit repetitis ex die vulneris
trecentum sexaginta quinque diebus, posterior in id tenebitur, quanti homo
cudum numero sit, iniuria occiderit, quanti ea res in eo anno plurimi fuit, tantum domi-
no dare damnetur".
"Actio damni iniuriae (haksız olarak mala verilen zarardan mütevellit dava), lex
Aquilia ile ihdas edilmiştir. Bu kanunun birinci faslındaki hükme göre, bir kimse,
başkasına ait köleyi, veya başkasına ait dört ayaklı bir sürü hayvanını, haksız
olarak öldürecek olursa, malın, o sene içinde, haiz olduğu en yüksek değerini
malike ödemeye mahkum edilir". Aynca bkz. Gai. Inst. 4.3.210.
521
Metinlerin tercümesi için bkz. SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 6, 66
--
1 Oçoncü BölOm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddl Zararın Belirlenmesi
1
plurimi venire poterit in anno proximo, quo vita excessit, in quo pretium
quoque hereditatis erit. Eiusdem ergo servi occisi nomine alius mııiorem,
alius minorem aestimationem praestabit, nec mirum, cum uterque eorum ex
diversa causa et diversis temporibus occidisse hominem intellegatur. Quod
si quis absurde a nobis haec constitui putaverit, cogitet longe absurdius
constitui neutrum lege Aquilia teneri aut alterum potius, cum neque impu-
nita maleficia esse oporteat nec /acile constitui possit, uter potius Iege tenea-
tur. Multa autem iure civili contra rationem disputandi pro utilitate com-
muni recepta esse innumerabilibus rebus probari potest: unum interim po-
suisse contentus ero. Cum plures trabem alienam furandi causa sustulerint,
quam singuli ferre non possent, furti actione omnes teneri existimantur,
quamvis subtili ratione dici possit neminem eorum teneri, quia neminem
verum sit eam sustulisse.
"Fakat öldürülen köleden dolayı zararın hesaplanması her iki kişi
için aynı olmayacaktır. Çünkü köleyi ilk yaralayan kimse kölenin
geçen yılki en yüksek değeri üzerinden bir meblağı ödemek zorun-
dadır, burada yaralama olayının gerçekleştiği günden 365 gün geriye
doğru hesaplanır. Köleyi yaralayan ikinci kişi öldürme olayının ger-
çekleştiği günden geriye doğru hesaplanarak geçen yıl satılabilecek
en yüksek değer üzerinden bir meblağı ödemek zorundadır, bunun
içinde miras değeri de dahildir. Bu sebeple aynı köleyi öldürmekten
dolayı birisi daha yüksek, diğeri de daha düşük bir meblağ ödemek
zorundadır. Bu iki kişiden her birinin farklı ölüm nedeni oluşturdu-
ğu ve başka bir zamanda köleyi öldürdüğü anlaşıldığında, bu durum
şaşırtıcı da değildir. Buna rağmen bir kimse bu durumun bizim tara-
fımızdan mantıksız bir şekilde karara bağlandığını söyleyecek olursa,
bu iki kişiden hiçbirinin veya sadece birinin lex Aquilia'ya göre so-
rumlu tutulmasının daha mantıksız olacağını düşünmelidir. Çünkü
ne kötü fiiller cezasız kalabilir ne de bu iki kişiden hangisinin lex
Aquilia'ya göre sorumlu tuhılacağına kolayca karar verilebilir. Ve
birçok şeyin medeni hukukta hukuki gerekçeler mantığına aykırı
olarak kamu yararına kabul edilmiş olması, sayısız örnek yardımıyla
-
578 Maddi zarar ve Bu Zararın Belirlenrneıi
ortaya konabilir. Şimdilik bir olayı ortaya koymakla yetiniyorum.
Eğer birden fazla kişi başkasına ait olan ve tek başlarına taşıyamaya-
cakları bir kalası hırsızlık amacıyla sürükleyerek götürürlerse, içle-
rinden hiçbiri kalası sürükleyerek götürmediği gerçek olduğundan
mantıki olarak içlerinden hiçbirinin sorumlu tutulamayacağı iddia
edilebilecek olmasına rağmen kabul edildiği üzere hepsi hırsızlık
suçuyla suçlanır".
Zararın belirlenmesinde esas alınacak tarihin nasıl hesaplanaca-
ğına ilişkin olarak yapılan değerlendirme ve tartışmaların yanında
eşyanın o yıl içerisindeki en yüksek değerinden ne anlaşılması gerek-
tiği konusunda da fikir birliği mevcut değildir. Bu çerçevede Gaius,
bu ifadeden ne anlaşılması gerektiği konusunda bir değerlendirme
yapmıştır.
Gai. Inst. 3.214: Quod autem adiectum estin hac lege ,ı;quanti in eo an-
no plurimi ea res faerit ", illut efficit, si clodum puta aut luscum servum
occiderit, qui in eo anno integer faerit, ut nan quanti ftı.erit, cum occidere-
tur, sed quanti in eo anno plurimi faerit, aestimatio fi.at; quo fit, ut quis plus
interdum consequatur, quam ei damnum datum est.
0
Bu Kanunun metnindeki "O eşyanın o yıl içindeki en yüksek
değeri" ile kastedilen şudur: Öldürülen köle, o sene içinde sağlam
olup da öldürüldüğü zaman örneğin topal veya bir gözü kör idiyse,
kıymetinin takdiri, topal veya bir gözü körmüş gibi değil, sapasağ-
lammış gibi yapılır ve böylece bazen o kimse gördüğü zarardan daha
fazla bir miktar elde etmiş olur"
522
•
522
Çalışmamızda Gaius Institutiones'e ait metinlerin tercümeleri için, RADO, T.,
Gaius Institutiones, Borçlar Kısmı, İstanbul 1953 isimli eserden faydalanılıruşhr.
Karş. lust. Inst. 4.3.9: His autem verbis legis "quanti id in eo anno plurimi Juerit" illa
sententia exprimitur, ut si quis hominem tuum, qui hodie claudus aut luscus aut man-
cus erit, occiderit, qui in eo anno integer aut pretiosus Juerit, non tanti teneatur, quanti
is hodie erit, sed quanti in eo anno plurimi fuerit. Qua ratione creditum est poenalem es-
se huius legis actionem, quia non solum tanti quisque obligatur, quantum damni dederit,
_Q_çüncü BOiüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi
Burada zarar belirlenirken ve tazminat miktarı takdir edilirken
son bir yılın en yüksek değerinin esas alınması diğer bir ifadeyle za-
rar sonucunda, zarar görenin en yüksek değeri alarak bir kazanç elde
etmesi, lex Aquilia'nm cezai yönünü teşkil etmektedir23•
Zararın belirlenmesine ilişkin bu yöntemin, zararın objektif
olarak belirlenmesi yöntemi olduğunu belirtebiliriz. Daha önce
de vurguladığımız gibi, bu yöntemde zarar gören malın özel du-
rumu veya zarar gören açısından ifade ettiği değer nazara alın-
mamaktadır
524
•
Mook'a göre, zararın meydana geldiği anda kölenin piyasa değe-
rinde bir düşme söz konusu olduysa (örneğin bacağı kesildiyse), ma-
lik yine de son bir yıl içindeki en yüksek değerin tazminini talep ede-
bilecektir. Yazara göre zarar gören kişinin malvarlığının farazi değeri
ile zarar meydana geldikten sonraki değeri arasındaki farka bakıla-
caktır ve zarar buna göre belirlenecektir525•
Zarar gören burada sadece ölen kölenin sağlıklı olduğu zaman-
daki en yüksek değerini değil aynı zamanda onun kullanım değerini
de talep edebilecektir. Buna göre, kölenin son bir yıl içindeki en yük-
sed aliquando longe pluris: Ideoque constat in heredem eam actionem non transire, quae
transitura fuisset, si ultra damnum numquam lis aestimaretur.
"Kanunun «o sene zarfındaki en yüksek değeri» kelimeleriyle ifade olunan hük-
müne göre, bugün topal, bir gözü kör veya sakat bir vaziyette bulunurken öldüıii-
len kölen, o sene içinde sıhhatte ve daha kıymetli idiyse, mesuliyet bugünkü değe-
rine göre değil, o sene içindeki en yüksek değerine göredir. Bu sebeple kanunun
verdiği dava hakkının bir ceza davası olduğu kabul edilmiştir. Zira borçlu olunan
miktar, sebebiyet verilen zarar kadar değil, bazen çok daha fazladır. Bu sebeple de
dava mirasçılar aleyhine intikal etmez, halbuki mahkumiyet miktarı tazminatı (eş-
yanın değerini) aşmamış olsaydı dava mirasçı aleyhine intikal ederdi".
523
SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 68.
524
MEDICUS, Id quod interest, s. 238-239; Fakat bu konuda fikir birliği mevcut de-
ğildir.
525
MOOK, s.10.
-
580 Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirlenmea;
sek değeri, zarar veren hadise hiç olmasaydı, içinde bulunulacak du-
ruma göre hesaplanacaktır526.
Kanuna göre zararın belirlenmesinde, farklı durumlara göre fark-
lı çözüm tarzları da benimsenmiştir.
D. 9.2.23.5 (Ulpianus libro 18 ad edictum): Sed et si bonae frugi servus
intra annum mutatis moribus occisus sit, pretium id aestimabitur, quanto
valeret, priusquam mores mutaret.
"Eğer iyi huylu bir köle bu yıl içinde karakter değiştirmiş (kötü
huylu olmuşsa) ise ve sonra ölmüşse, onun değeri kölenin karakteri-
nin değişmesinden önceye göre belirlenir".
D. 9.2.23.6 (Ulpianus libro 18 ad edictum): In summa omnia commoda,
quae intra annum, quo interfectus est, prestiosiorem servum facerent, haec
accedere ad aestimationem eius dicendum est.
"Özetle şu söylenir ki, öldürüldüğü yıl içinde köleyi değerli ya-
pan bütün avantajlar değerin takdirinde hesaba katılmalıdır".
D. 9.2.23.7 (Ulpianus libro 18 ad edictum): Si infans sit occisus non-
dum anniculus, verius est sufficere hane actionem, ut aestimatio referatur
ad id tempus, quo intra annum vixit.
0
Eğer bir yaşından daha küçük bir çocuk öldürüldüyse, çocuğun ya-
şadığı yıla taalluk eden değerinin bu davada yeterli olacağı görüşü doğ-
rudur''.
Belirttiğimiz bu metinler (D. 9.2.23.5/6/7)
527
değerlendirildiğinde,
Klasik Hukuku Dönemi'nde, çoğunlukla zarar görenin menfaatleri-
nin zararın belirlenmesinde esas alınmadığı sonucuna varılacaktır.
Klasik Hukuk Dönemi'nde, zarar belirlenirken temel hareket noktası
öldürülen köle veya hayvanın piyasa değeridir. Klasik Dönemi'nin
526
HAUSMANINGER/SELB , s. 282-283.
527
Metinlerin tercümesi için bkz. SOMER, Mala Verilen Zarar, s. 67.
üç0nc0 Bölüm: Sözleşmeler ve Haksız Fiilde Maddi Zararın Belirlenmesi 581
sonlarına doğru özellikle de lulianus' dan itibaren zarar görenin men-
faatlerinin, zararın belirlenmesine esas teşkil etmeye başladığını
görmekteyiz. Böylelikle zarar verenin, zarara maruz kalanın malvar-
lığında meydana getirdiği olumsuzluk ve farklılıklardan sorumlu
olması fikri benimsenrniştirsıa.
4. Lex Aquilia'nm Üçüncü Kısmına Göre Zararın Belirlenmesi
Kanunun üçüncü kısmına göre, başkasının taşınır malına, yakmak,
kırmak ve koparmak yoluyla, hukuka aykırı olarak zarar veren kişi, o
malın zarardan önceki son 30 gün içerisindeki değerini o malın malikine
ödemelidir. Burada zararın hesaplanmasında hareket noktası quanti ea
res erit in diebus triginta proximis'tir. Kanunun bu bölümü daha sonralan
cansız objelere verilen zararları da kapsayacak biçimde genişletilmiştir.
Ceterarum rerum ifadesinin kanuna eklenmesi bu genişletmeyi kanıtla-
maktadır. Urere, frangere, rumpere ihlal davranışları hem cansız objelere
zarar verilmesi hem de tahrip edilmesini de kapsar hale gelmiştir5
29
•
Kanunun lafzında quanti ea res erit in diebus triginta proximis ifade-
si kalmaya devam etse de, bu kuralın mutlak olarak uygulanması,
pratik olmayan bazı sonuçları da beraberinde getirmiştir. Buna bağlı
olarak, plurimi kavramı bu hukuki sonuca ilave edilmişfu-5-30.
528
HAUSMANINGER, s. 29; HONSELL, Römisches Recht, s. 155.
529
GERKE, s. 82; SCHEBITZ, s. 101, 146; VÖLKL, s. 466 vd.; KASER, Quanti, s.
170; PERNICE, s. 144 vd; TAHİROĞLU, Borçlar Hukuku, s. 305-307; Roma Hu-
kuku'nda bir köle zarar görürse (örneğin, başkasının sathğı balıklardan zehirle-
nirse), kölenin sahibi, zarar verenden, zararının tazminini talep edebilecektir. Bu
zarar kölenin tedavi giderlerini kapsadığı gibi iyileşme dönemi boyunca kölenin
hizmetlerinden faydalanamamasını ve köle kalıcı olarak zarar görmüşse kölede
meydana gelen değer kaybını kapsar. Burada zarar satımdan alıcı lehine doğan
actio empti ile talep edilebilecektir. Eğer malın yani kölenin maliki istiyorsa gör-
düğü zarar ve malvarlığında meydana gelen değer azalması nedeniyle actio legis
Aquiliae'yı da açabilir. Bu durumda kölenin son 30 gün içerisinde ulaşhğı en
yüksek değeri talep edebilecektir (D. 9.2.1 pr.), TAMER, s. 242.
530
KARLOWA, s. 801; Ayrıntılı bilgi ve tartışmalar için bkz. VÖLKL, s. 482 vd.
-
582
Maddi Zarar ve Bu Zararın Belirten�
Zararın belirlenmesine ilişkin bu yöntemin, }