Saffet CAN makaleler
342TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
“Oylar arttığı için
daha sorumlu davranmalıyız.”
(Zapatero, İspanya Başbakanı)
Son yıllarda ülkemizde sanki bir ‘yasa yağmuru’ var denilecek ka-
dar çok sayıda yasa çıkmaktadır. Gerek Avrupa Birliği’ne uyum, ge-
rekse değişen koşullar yeni yasaların çıkmasını gerektirecektir elbet-
te. Ne var ki, yasaların aşırı ölçüde değişmesi insanların ruh sağlığını
etkileyecek, adaleti etkisizleştirecek boyutta olmamalıdır. Bir yandan,
yasalarla kişilerin hakları güvence altına alınırken öte yandan, kaza-
nılmış hakları yok edilmemelidir. Özellikle, mülkiyet konusunda çok
duyarlı olunmalıdır. “Mal canın yongasıdır” der atasözümüz.
02.01.1966 tarihinde yürürlüğe giren 634 sayılı Kat Mülkiyeti Ya-
sası son olarak, 28.11.2007 günü yürürlüğe giren 5711 sayılı yasa ile
(altıncı kez) çok önemli sayılabilecek değişikliklere uğramıştır.
19. Madde Değişikliğinin Anayasaya Aykırılığı
A. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
Madde 35 – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
KAT MÜLKİYETİ YASASINDA YAPILAN VE
YAPILMASI GEREKEN
DEĞİŞİKLİKLER ÜZERİNE
Saffet CAN
*
*
Av., İstanbul Barosu.
makaleler Saffet CAN
343TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
Madde 11/2 – Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
B. Türk Medeni Yasası Madde 692 – Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, ko
-
rumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan
yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf iş-
lemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bü-
tün paydaşların kabulüne bağlıdır.
C. Kat Mülkiyeti Yasası Madde 2 – b) Anagayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalıp,
korunma ve ortaklaşa kullanma veya faydalanmaya yarayan yerlerine
(ortak yerler); kat maliklerinin ortak malik sıfatıyla paydaşı bulunduk
-
ları bu yerler üzerindeki faydalanma haklarına (kullanma hakkı);
denir. Madde 16 – Kat malikleri ana gayrimenkulün bütün ortak yerle
-
rine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik
olurlar.
Kat malikleri ortak yerlerde kullanma hakkına sahiptirler.
Madde 19 – F. 2) (Değişiklikten önceki biçim) Kat maliklerinden
biri, bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça, ana gayrimenkulün ortak
yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya
boya yaptıramaz…
F. 2) (Değişik: 14.11.2007 – 5711/8) Kat maliklerinden biri, bütün
kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimen-
kulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış
badana veya boya yaptıramaz…
Bu yasa kuralları irdelendiğinde, anayasamıza göre mülkiyet hak-
kı, “Ancak kamu yararı amacıyla kanunla” sınırlanabilmektedir. Buna
koşut olarak, Türk Medeni Yasası’nda paylı malın üzerinde önemli
sayılan işlerin yapılmasının oybirliğini gerektireceği belirtilmiştir. Kat
Mülkiyeti Yasası’nın 19. maddesinin 2/1 tümcesinde de değişiklikten
önce hem anayasamıza hem de Türk Medeni Yasası’na uyumlu olarak
Saffet CAN makaleler
344TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
“onarım” ve benzeri önemli değişiklikler için bütün kat maliklerinin oy-
birliği aranmakta iken her nasılsa bu son değişiklikle “oybirliği” yerine
“bütün kat maliklerinin beşte dördü” denilerek kişilerin mülkiyet hakkı
sınırlanmıştır. Oysa hukuk dizgemizde, mülkiyet hakkını sınırlayan
kamu yararı kararını yalnızca kamu yönetimleri verebilmektedir. Bu
sınırlama ile hem anayasamıza aykırı duruma düşülmüş, hem yasala-
rın ilgili maddeleri arasındaki uyum bozulmuş, hem de kişiler kaza-
nılmış haklarından yoksun bırakılmışlardır. Bu değişiklik gerekçesine
baktığımızda: “Ana taşınmazın ortak yerlerinde yapılacak ‘onarım’ bütün
kat maliklerinin rızası ile yapılabilmektedir”
anlatımıyla karşılaşmakta-
yız. Bu demektir ki bu yasa tasarısını hazırlayan bilim kurulu, “bütün
kat maliklerinin beşte dördü” kuralını uygun görmemişlerdir. Onların da
belki içini sızlatacak bu değişiklik, yasalaşma evresinde yapılmış olsa
gerek. Başkalarının mülkiyet hakkı üzerine demokrasicilik mi getiril-
mek istenmiştir yoksa? Bu değişikliğin, gerekçesi olmadığına göre ne
amaçla getirildiği anlaşılamamaktadır. Anayasamızın ilgili maddesine
aykırılığı ise kesindir.
Örneklendirmeler
a. İstanbul’un en seçkin yerlerinden birinde, duvarları tavana ka-
dar pırıl pırıl, sanat eseri mermerlerle kaplanmış, yüksek, geniş, ferah
bir girişi olan bir iş merkezinde, bir kat satın alan kişi; bu mermerle-
rin delik deşik edilerek üzerlerinin, ömrü en fazla iki yıl olan alçıpan
ve kâğıtla kaplandığını, katlara çıkış merdiveninin, imar mevzuatına
aykırı olarak önünün kapatıldığını, çıkış yönünün değiştirildiğini, ta-
vanın alçaltıldığını görüp buna karşı, yasadaki bu değişiklikten sonra
herhangi bir dava açamamanın üzüntüsünü yaşamaktadır. Oysa bu
değişiklikten önce biliyordu ki, kendi rızası olmadan buraya kimse el
süremeyecektir.
b. Yine bu kişi, katlara giden telefon kablolarının çamaşır ipi gibi çe-
kildiğini görüp, kendi katına giden kabloyu projeye uygun olarak duva-
rın içinden çektirir. Ne var ki, yasadaki bu değişiklikten sonra kat malik-
lerinin yüzde doksan dokuzunu karşısına alamamakta, çoğunluğun her
zaman doğru karar veremeyeceği gerçeğini de görmüş bulunmaktadır.
Av. Şerafettin Gökalp, Kat Mülkiyeti Kanunu ve İlgili Mevzuat, Seçkin, Ankara 2008.
makaleler Saffet CAN
345TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Çözüm
Kat Mülkiyeti Yasası’nın 19. maddesinin 2/1 tümcesinin uygulan-
masını gerektiren bir uyuşmazlıkta koşullar gerçekleşmişse, bu kura-
lın “beşte dördü” bölümünün mülkiyet hakkını sınırladığı ve anayasa-
mızın 35. maddesine aykırı olduğu savını, hukukun çok saygıdeğer
uygulayıcılarının Anayasa Mahkemesi’ne iletmesinden başka bir yol
kalmamıştır artık. Çünkü bu değişikliğin, bu Meclis’te yeniden eski
biçimine dönüştürülmesi çok zayıf bir olasılıktır. Anayasa Mahkemesi
bu istemi uygun bulması durumunda, yeni bir yasa çıkarmayı gerek-
tirmeden, değişiklik öncesi olduğu gibi kişilerin mülkiyet hakkı gü-
vencesi korunmuş olacaktır.
Yapılması Gereken Değişiklikler
a. Yöneticiye İlişkin Olarak
“Düzenli olarak çalışan bir yöneticilik-denetçilik ortamında, kat malikleri
kurulu toplantısına katılan kat malikleri, denetim raporu yardımıyla toplantı
öncesinde yöneticiyi ibra edip etmeyecekleri hususunda bilgi sahibi olmuş-
lardır. Ancak genel uygulamada denetim raporu, gereken önem verilmeden
hazırlanmakta veya hiç hazırlanmamakta, hazırlanmış olsa dahi çok zaman
toplantıdan önce kat maliklerine tebliğ edilmemekte ve toplantı sırasında
okunmasıyla hatta özetlenmesiyle yetinilmektedir. Bu durumda kat malik-
leri eksik veya yanlış bilgiler ile yöneticinin faaliyet raporu ve hesaplarını
incelemekte ve sonuçta çok zaman iyi komşuluk ilişkisinin etkisiyle, aslın-
da yapmamaları gereken ibra işlemini yapmak durumunda kalmaktadırlar.”
2
Yaşamakta olduğumuz bir gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koyan bu
görüşlere katılmamak elde değildir. İyi komşuluk ilişkilerinin bozul-
mamasını isteyenlerin bu iyi niyetleri, ne yazık ki art niyetli olanlarca
çok iyi kullanılabilmektedir.
İyi komşuluk ilişkilenin etkisiyle birçok uyuşmazlık yargıya gö-
türülmese de bu durum kişilerin içinde bir yara olarak kalmaktadır.
Uygulamada en çok karşılaşılan sorun, yöneticinin sayı ve arsa payı
çoğunluğu sağlanamadan atanmasıdır. Birkaç kişiyi yanına alıp, bu
çifte çoğunluğun yarısını bile bulmayan oy oranıyla yılarca yöneticilik
yapmakta olan kişiler vardır. Yönetici atanması konusunda kat malik-
2
T. Murat Pulak, Kat Mülkiyeti Kanunu, Turhan Kitabevi, Ankara 2001.
Saffet CAN makaleler
346TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
leri kurulunun kararını iptal için açılan bir dava, İstanbul’da yaklaşık
on beş ay sürebilmektedir. Uygulanma özelliği olmayan böyle bir da-
vayı kim açar ki? Bu soruna önerebileceğim en uygun çözüm, kat ma-
liklerinin yönetici atanması kararını tartışmalı dava konusu olmaktan
çıkarmaktır. Bunun için:
1. Kat Mülkiyeti Yasası’nın 34. maddesinin dördüncü fıkrasındaki;
“Yönetici, kat maliklerinin, hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu
tarafından atanır” kuralından sonra ikinci bir tümce olarak “Sayı ve arsa
payı çoğunluğu sağlanamaması veya üçten çok kişinin yönetim kuruluna se-
çilmesi durumunda yönetici atanmamış sayılır” kuralı getirilebilir. Bu de-
ğişikliğin düşünülmesinin nedeni; “Bütün kat malikleriyle külli ve cüzî
halefleri, yönetici ve denetçiler, kat malikleri kurulunun kararlarına uymakla
yükümlüdürler” diyen madde 32/2 kuralına, aykırılık getirilerek uyum
sağlanmak istenmiştir. Ayrıca “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 34. maddesine
göre yönetici, kat maliklerinin hem sayı, hem arsa payı bakımından çoğun-
luğu tarafından atanır. Bu hüküm emredici nitelikte olup, kamu düzeni ile
ilgilidir”
diyen bu içtihadın uygulamadaki etkinliği artırılmak isten-
miştir. Çünkü kamu düzenini ilgilendiren bu aksaklığı gidermek için
alınacak yargı kararının uygulanma değeri günümüzde hemen hemen
yok gibidir. “Gecikmiş adalet, adalet değildir” sözü burada gerçek olmak-
tadır. Kısacısı bu çifte çoğunluğun sağlamadığı durumlarda, madde
32/2’de belirtilen yükümlülük söz konusu olmayacaktır.
2. Buna uyumlu olarak da m. 34/5; “Kat malikleri, ana taşınmazın yö-
netiminde anlaşamaz veya yıllık yasal toplantısını bu yasanın 29. maddesinde
belirtilen sürede gerçekleştiremezse kat maliklerinden birinin ya da kurul top-
lantısında bir yönetici atayamazlarsa toplantı başkanının, toplantıdan sonra
en geç yedi gün içinde başvurusu üzerine o taşınmazın bulunduğu yerin sulh
mahkemesince, olanaklıysa diğer ilgililer de dinlendikten sonra en geç on beş
gün içinde taşınmaza bir yönetici atanır. Bu yönetici aynen kat maliklerince
atanan yöneticinin yetkilerine sahip ve kat maliklerine karşı sorumlu olur” bi-
çiminde düzenlenebilir. Yedinci fıkrası ise; “Sulh mahkemesince atanan
yöneticinin görev süresi yapılan veya yapılması gereken yıllık yasal toplantı
gününe kadardır. Kat malikleri bu süreçte her zaman kendilerine bir yönetici
atayabilirler.” biçiminde değiştirilebilir. Bu düzenlemede, yıllık yasal
toplantı hangi ayda yapılması gerekiyorsa o ayın son günü, yapılması
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E: 1997/012739 K: 26.02.1998, (Yargıtay, Emsal Sor-
gu).
makaleler Saffet CAN
347TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
gereken yıllık yasal toplantı günü olarak düşünülmüştür. Bununla ilgili
olarak da 35. maddenin “k” bendine; “Kat malikleri kurulunun toplantıya
çağrılması” kuralından sonra gelmek üzere, “Kat maliklerini, bu yasanın
29. maddesinde belirtilen sürede gerçekleşmek üzere yıllık yasal toplantıya ça-
ğırmayan yöneticinin, yöneticiliği sona erer” düzenlemesi getirilebilir. Bu
değişiklik ile kat maliklerince atanan yöneticinin, kat maliklerini yıllık
yasal toplantıya çağırmamasının bir yaptırımı olarak düşünülmüştür.
Ayrıca m. 34/5’in “Yönetici her yıl kat malikleri kurulunun kanuni yıllık
toplantısında yeniden atanır; eski yönetici tekrar atanabilir” kuralına uyum
sağlanmak istenmiştir. Buna ek olarak 33. maddenin 5711 sayılı yasa
ile getirilen son fıkrası, “Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine
getirmeyenlere ve bu yasanın 34. maddesinde kendisine verilen görevi yerine
getirmeyen toplantı kurul başkanına, aynı mahkemece iki yüz elli Türk Lira-
sından iki bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. 25. madde hükmü
saklıdır” biçiminde düzenlenebilir. Bu değişiklik ile kamu düzenini il-
gilendiren bir sorumluluğun yaptırımsız kalması istenmemiştir.
b. İptal Davası ve Yöneticinin Görevine İlişkin Olarak
5711 sayılı yasadan önce kat malikleri kurulunun kararlarının ipta-
li davası herhangi bir süreye bağlanmamışken bu değişiklik yasası ile
“Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine… aykırı oy kullanan her
kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her
kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar
tarihinden başlayarak altı ay içinde ana gayrimenkulün bulunduğu yerdeki
sulh mahkemesine iptal davası açabilir” denilerek, iptal davası 33. madde-
de belirli bir süreye bağlanmıştır. Bu kuralda; “…toplantıya katılmayan
her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar
tarihinden başlayarak altı ay içinde…” diye geçen bölüm yerine, “…top-
lantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrendiği veya kararın bir örneğinin
kendisine bildirildiği günden başlayarak bir ay içinde…” denilerek, hem kat
malikleri kurulu kararlarının bir örneğinin toplantıya katılmayanlara
bildirilmesi gereği, hem de altı ay gibi bir sürenin geçmesinin gerek-
sizliği belirtilmiş olunmaktadır. Ayrıca bu değişikliğe uyumlu olması
bakımından 35. maddeye ‘l’ bendi eklenerek “Kurul kararlarının bir ör-
neğini toplantıya katılmayan kat maliklerine bildirmek” görevi yöneticiye
yüklenebilir.
Saffet CAN makaleler
348TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
c. Denetçi Seçimi
Kat Mülkiyeti Yasası’nın 41. maddesinin 3. fıkrasından sonra gel-
mek üzere; “Sayı ve arsa payı çoğunluğu sağlanamaz veya kat maliki ol-
mayan ya da üçten çok kişi denetçi seçilirse, denetçi atanmamış sayılır” de-
ğişikliği ayrı bir fıkra olarak düzenlenebilir. Bu kurala aykırı olarak
alınan kararların hiçbir bağlayıcılığı olamayacağı açıktır. Bu durumda
herhangi bir boşluk olmamaktadır. Genellikle yönetim planlarında bu
sorun için “Her kat maliki denetçi sayılır” kuralı bulunmaktadır.
Sonuç Olarak Biçime ilişkin kurallar kamu düzeniyle ilgilidir. Bu genel hukuk
kuralına uygun olarak Borçlar Yasası’nın 11. maddesinin 2. fıkrasın
-
da; “kanunun emrettiği şeklin şümul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir
hüküm tayin olunmamış ise akit bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz”
kuralı bulunmaktadır. Borçlar Yasası Tasarısı’nda da madde 12 fıkra
2’de; “kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şek-
lidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz”
denilerek, günümüz Türkçesine uygun bir dille bu genel kural veril-
miştir. (Yeri gelmişken tasarının bu güzel Türkçe yapısını yüzde yüz
Türkçe sözcüklerle verelim: “Yasada sözleşmeler için öngörülen biçim,
kural olarak geçerlilik koşuludur. Öngörülen biçime uyulmaksızın kurulan
sözleşmeler geçersizdir”).
Kat Mülkiyeti Yasası’nda da gerek yönetici, gerekse denetçilerle
kat malikleri arasında, atanma konusunda bir sözleşme kurulmakta-
dır. Bu sözleşmenin kurulması için en önemli biçim koşulu, çifte ço-
ğunluktur. Bugünkü uygulamada, bu biçim koşulu gerçekleşmemiş
olsa da uzun süren bir iptal davasının konusu olabilmektedir. Düşü-
nülen değişiklikle Borçlar Yasası’na da uyumlu olarak, kamu düzeni-
ne aykırı bir durumun varlığını sürdürmesi uygun görülmemiştir. Ay-
rıca, ülkemizin çok önemli bir sorunu olan kişiler arasındaki olumsuz
dayanışmasının yöneticilik, denetçilik ve ortak yerlere el atma konu-
sunda da etkinliğini sürdürmekte olduğu ya da sürdürmek isteyeceği
çok yüksek bir olasılıktır. Bu gibi kişilerin komşularının iyi niyetlerini
kötüye kullanmak isteyecekleri göz ardı edilmemelidir.