makaleler Melikşah YASİN
105TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
GİRİŞ
Ülkemizde “Kentsel Dönüşüm”ün hukuki bir kavram olarak kulla-
nılmasının oldukça yeni olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, şehirleşme
olgusunun birlikte getirdiği çok sayıda sorunun çözümünde “anahtar bir
rol” üstlenebilecek kentsel dönüşüm kavramının hukuki boyutu üzerinde
durulacaktır. Kentsel dönüşümün amacı, uygulama alanları tespit edile-
rek, kentsel dönüşümün hukuki araçları ve uygulamada karşılaşılabilecek
sorunlar incelenecektir.
I. KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI
A. Tanım
Kentsel dönüşüm, yeniden geliştirme, yenileme, yeniden canlandırma,
yeniden üretme kavramları, ABD ve İngiltere de çok gelişmiş şehirlerin
sürekli rahatsızlık veren kentsel sorunlarının çözümü için geliştirilen hü-
kümet politikalarını ifade etmek için kullanılmaktadır.
1
Kentsel yenilenme,
“Kamu girişimi ya da yardımıyla, yoksul komşulukların temizlenmesi, yapıların
iyileştirilmesi, korunması, daha iyi barınma, çalışma ve dinlenme koşulları, kamu
yapıları sağlanması amacıyla, yerel tasar ve izlenceler uyarınca, kentleri ve kent
özeklerinin tümünü ya da bir bölümünü, günün değişen koşullarına daha iyi
çevre verebilecek duruma getirme” şeklinde tanımlanmaktadır.
2
Çok genel bir
KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALARININ
HUKUKİ BOYUTU
Yrd. Doç. Dr. Melikşah YASİN
*
*
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi
e-mail: meliksahy@hotmail.com
1
Lam, Kara, “Revitalisation From The Inside Out: The Attempts To Move Towards An
Urban Renaıssance In The Cıtıes Of The United States And The United Kingdom”,
Connecticut Journal of International Law, Fall 2003, s. 159.
2
Ünal, Erol - Duyguluer, Feridun - Bolat, Ersin, İmar Terimleri, TODAİE Yay., Ankara
1998, s. 103.
Melikşah YASİN makaleler
106TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ifade ile kentsel dönüşüm, şehirleşmenin beraberinde getirdiği sorunların
çözümüne yönelik yenileme ve geliştirme projeleridir. Kentsel yenileşme,
çeşitli nedenlerle eskimiş, yıpranmış, çöküntüye uğramış ya da bozulma
süreci yaşamakta olan kentin önemli bir bölgesinin yeniden yaşama kazan-
dırılması sürecidir. Bu süreç, kentin tarihi dokuları, terkedilmiş sanayi ve
depolama alanları, kullanılmayan tersane, liman alanları ve konut alanlarını
içermektedir.
3
Şunu da ifade edelim ki, aşağıda açıklanacağı üzere, kentsel
dönüşüm, sadece basit bir arazi kullanımı sorunu değildir. Aynı zamanda,
sosyal, kültürel aktiviteleri, tüm şehri ve bölgeyi etkileyen sorunları da ele
almaktadır.
4
Kentsel dönüşüm kavramı ile yakından ilgili olarak “kentsel tasarım”
kavramının açıklanması da yararlı olacaktır. Kentsel tasarım mimarlık,
peyzaj mimarlığı ve şehir planlaması başta olmak üzere farklı meslek
disiplinlerini birleştiren bir kavram
5
olması nedeniyle çok farklı tanımları
yapılmaktadır. Bu tanımlar içinde diğerlerine oranla daha kapsamlı bir
tanım şu şekildedir: “Kentsel tasarım, sınırları belirlenmiş bir mekanın çevre
kalitesini geliştirmeye yönelik, uygulama imar planının getirmiş olduğu genel ilke-
ler çerçevesinde, fiziksel bir müdahaledir. Bu fiziksel müdahale, kamusal alanların
düzenlenmesi şeklinde ortaya çıkarken yaşanılan çevrenin kalitesinin arttırılması
amacıyla özel mülkiyet alanlarına müdahale olarak da söz konusu olmaktadır.”
6
Bu tanımlama ışığında, kentsel tasarımın, karar alma sürecinde, kentsel
dönüşümden sonra geldiği, diğer bir ifade ile kentsel dönüşüm kararının
gerçekleştirilmesi aracı
7
olduğu söylenebilir. Örneğin; bir meydanın dö-
nüştürülmesi sürecinde, meydanda ne şekilde bir düzenleme yapılacağı
kentsel tasarım projeleri ile belirlenir. Bu nedenle, kentsel dönüşüm ve
kentsel tasarım birbirine bağlıdır.
8
3
Karaman, Aykut, Dönüşüm Projelerinde Kentsel Tasarımın Rolü, Uluslararası 14. Kentsel
Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ Yay. İstanbul 2003, s. 4.
4
Lam, s. 169.
5
Açmaz, Melda, “Kentsel Tarım ve Peyzaj Mimarlığı: Güllük Kıyı Bandı Kentsel Peyzaj
Tasarımı Çalışması”, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu,
MSÜ Yay. İstanbul 2003, s. 358.
6
Yarar, Levent, “Kentsel Planlama Projelerinin Planlama Kademelenmesindeki Yeri”,
Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ Yay. İstanbul 2003,
s. 158.
7
Karaman, s. 4.
8
Kentsel tasarımın kentsel dönüşümle ilişkisi konusunda bkz., Ataç, Hatice, “Urban
Design; A Key To Urban Regeneration”, Uluslararası 14.Kentsel Tasarım ve Uygulamalar
Sempozyumu, MSÜ Yay. İstanbul 2003, s. 118 vd.
makaleler Melikşah YASİN
107TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
B. Kentsel Dönüşüm Kavramının Gelişimi
Kentsel dönüşüm ve gelişim uygulamaları ülkemizde henüz yeni yeni
gündeme gelmekle birlikte, Avrupa ülkeleri ve ABD’de uzun yıllar önce
tartışılmış, yasal ve kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.
İngiltere’de, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, savaşta hava saldırıları ile
yıkılan şehirlerin yeniden imarı önemli bir sorundu. Bu nedenle savaştan
sonraki İngiliz hükümetlerinin önündeki en önemli konularından biri de
şehirlerin fiziki yeniden inşasıydı. Bu süreçte halkın yaşayabileceği yeni
konutlar inşa edildiği gibi, eski konutların yıkılması sağlandı. Çok sayıda ev
yıkıldı ancak pek çok insan hiçbir zaman düşük kalitede yapılan konutlara
yerleştirilemedi.
9
Şehirler yeni altyapılarla daha izole hale geldi. Ancak,
şehirlerin planlamasında ekonomik unsurların göz ardı edilmesi bu planla-
manın başarısızlığına neden oldu. Zira yerleşim sorununun halledilmesi ile
işsizlik ve ticaret gibi sorunların da doğal olarak çözüleceği varsayılıyordu.
Ancak, konut, işsizlik gibi şehir sorunlarının birbiri ile bağlantılı olmadığı
ortaya çıktı. 1980’li yıllarda iktidara gelen muhafazakar hükümet, çözümü,
girişim bölgeleri oluşturmakta buldu. Hükümet, bu bölgelerle, insanların
yeni girişimlerde bulunmasını teşvik ederek, yeni iş sahalarının açılmasını,
işsizliğin önlenmesini öngörüyordu. Ancak bu uygulama da, umulan so-
nucu vermedi, projenin maliyeti, elde edilen kazançla karşılaştırıldığında,
umulandan çok daha sınırlı kaldı.
10
Şehirleşme sorunları, Avrupa Konseyi tarafından da ele alınmış, Konsey
1981 yılında “Urban Renewal” adı altında bir kampanya başlatmıştır. Daha
sonra adı, “Urban Renaissance” olarak değiştirilen kampanya, kentlerde ya-
şam koşullarının geliştirilmesi, kentlerin mevcut ve gelecekteki rollerinin
tanımlanması ve ne olacağının tartışılması, kentsel yaşamın geliştirilmesi
için mevcut yasaların uygulanması ve yeni yasal dayanaklar elde edilmesi,
kentsel sorunlarla ilgili idari ve teknik yöntemlerin geliştirilmesi gibi temel
ilkeler öngörmekteydi. Söz konusu kampanya, pek çok Avrupa kentinin
yenilenmesine katkıda bulunmuştur. Seksenli yılların ortalarında, tüm Av-
rupa’da yeniden yapılanma üzerine bilimsel çalışmalar başlatılmış; 1987
tarihinde gerçekleştirilen Bellagio Konferansı, savaş sonrası kentlerinde
yeniden yapılanmayı konu alan pek çok farklı disiplini bir araya getirmiştir.
1990 tarihinde Avrupa Topluluğu Komisyonu tarafından hazırlanan ve
kentsel çevreyi ele alan “Green Paper”ın katkısı ile, Batı Avrupa hükümetleri,
kentsel planlamaya ilişkin kendi hedeflerini ortaya koymuşlardır. 1990 ‘da
yayınlanan bu rapor, 1993 tarihinde Çevre Departmanı tarafından yeniden
9
Lam, s. 163.
10
Lam, s. 165-166.
Melikşah YASİN makaleler
108TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
düzenlenerek, “Kent Merkezleri ve Yeniden Gelişim” başlığıyla yayınlanmıştır.
Bu raporun oluşumunda, Hükümetin kentsel alanda yaşam koşullarını ve
canlılığını sürdürme ve arttırma çabalarının büyük payı olduğu bilinmek-
tedir. Avrupa Konseyi bünyesinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları
1994’te yapılan “Canlı ve Yaşanılır Kent Merkezleri: Mücadele Toplantısı”nı
aynı yıl imzalanan Aalburg Sözleşmesi izlemiştir. Bu Sözleşme ile sürdü-
rülebilir kentler oluşturmak üzere ölçütler belirlenmiş; yerel yönetimlere
bu amacı gerçekleştirmede üstlenmeleri gereken roller tanımlanmıştır, Söz-
leşme bağlamında oluşturulan “Avrupa Sürdürülebilir Şehirler-Yerleşmeler
Kampanyası” ile, tüm yerel yönetimler bu kampanyaya katılmaya davet
edilmiş ve sözleşmeyi benimseyip imzalamaları öngörülmüştür.
11
ABD de ekonomi, endüstri ve iskan modellerinin değişimi, işçi ve
toplulukların göçlerine neden oldu. 1920’li ve 1930’lu yıllarda, şehirlerin
yoksul kenar mahallelerin sorunlarının çözümü için bu mahalleleri açıklığa
kavuşturmak başlıca çözüm olarak kabul gördü. 1950’li yıllarda, “Kentsel
Yenileşme” adı altında yeni gelişme yaklaşımı ortaya çıktı. Bu yeni yakla-
şımla, eski moda yerleşimler yerine bilimsel planlama araçları kullanıla-
rak modern, sağlıklı, ekonomik açıdan kullanılabilir mekanlar kurulması
denendi. Düşük gelirli mahalleler, anayollar, konut ve yerel hizmetlerle
geliştirildi. Bu yolla, halkın bu yeni mekanlara yerleşmesi teşvik edilerek
kentsel yenileşme sağlanması hedeflendi. ABD sonraki yıllarda da kentsel
yenileşme/gelişme amaçlı çalışmalar yapıldı.
12
ABD’de, şehirlerdeki fakirlik
1980 sonrası rahatsız edici boyutlara ulaşmış, ekonomik büyüme sırasında,
şehirlerde yüksek oranda işsizlik, yoksulluk ve yaşam koşullarının kötü-
leşmesi gibi sosyal sorunlara yol açmıştı.
13
1980’li yılların başından itibaren
vergi indirimi gibi çeşitli teşviklerin uygulandığı “yatırım bölgeleri” prog-
ramları uygulanmaya başlanmıştır. Zorlayıcı federal bir yasa olmamasına
rağmen, eyaletlerin dörtte üçü bu tür programlar uygulamaya başladılar.
Yatırım bölgelerinin, işsizliğin azalması ve yatırımların artmasına olumlu
etkileri oldu.
14
Ülkemizde kentsel yenileme sürecinin Avrupa ülkeleri ve Amerika’ya
göre oldukça gerilerde seyretmekte, kentsel yenileme kavramı henüz yeni
11
Özden, Pelin Pınar, Kentsel Yenileme Uygulamalarında Yerel Yönetimlerin Rolü Üzerine
Düşünceler ve İstanbul Örneği, http://www.istanbul.edu.tr/siyasal/Turkce/Dergi/
Sayi%2023-24/20.htm , 2.7.2005.
12
Lam, s. 166.
13
Ritegof, Peter, Urban Revitalisation And Community Finance: An Introduction, Peter
R. Pitegof, University of Michigan Journal of Lap Reform, Spring-Summer 1994. s.
168.
14
Lam, s. 167-168.
makaleler Melikşah YASİN
109TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
yeni telaffuz edilmeye başlanmaktadır.
15
Yukarıda açıklandığı üzere, Avru-
pa ülkeleri ve ABD’de uzun yıllardır üzerinde tartışılan, ilkeleri, yasal ve
kurumsal yapılanması tamamlanan kentsel dönüşüm kavramı ülkemizde
henüz yasal bir çerçeveye dahi kavuşmuş değildir. Şehirlerimizin içinde
bulundukları durum, yaşanan sosyal ekonomik ve kültürel sorunlar dikkate
alındığında, kentsel dönüşüm uygulamalarının yaygın ve etkin şekilde
kullanımını sağlayacak yasal ve kurumsal yapılanmanın bir an önce ger-
çekleştirilmesi gerektiği açıktır.
C. Kentsel Dönüşüm Uygulamalarının Amacı
Yukarıda da ifade edildiği üzere, şehirleşme beraberinde çok farklı
sorunlar getirmiştir. Şehirleşme olgusu, her ülkenin kendi tarihsel süreci
içindeki olaylar ve gelişmelerle doğrudan ilgili olmakla birlikte, yarattığı
sorunlar, hemen hemen aynı niteliktedir.
Bu sorunların bir kısmı, şehirlerin fiziki koşulları ile ilgilidir. Özellikle,
şehirlerde yaşayanların konut, altyapı gibi ihtiyacının karşılanması ciddi
bir sorun teşkil etmiştir. Nüfus artışı veya göçler, şehirlerde çok sayıda
konut ve kamusal ihtiyaçların giderilmesine yönelik ortak mekanların ve
sosyal donatı alanlarının üretilmesini zorunlu kılmıştır. Ancak, İngiltere
örneğinde olduğu gibi, şehirlerdeki konut sorununun çözümü, diğer so-
runları çözümünü sağlamamaktadır.
16
Kentsel dönüşümün önemli amaçlarından biri de, şehirlerin zaman
içinde eskiyen kısımlarının yeniden düzenlenmesi, değiştirilmesidir. Yapı-
ların eskimesi, güvenlik açısından risk unsuru oluşturabileceği gibi, estetik
açıdan da yenilenmesi gerekebilir.
Şehrin kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılması, şehrin doğal,
tarihi ve kültürel dokusunun korunması da kentsel dönüşümün en önemli
amaç ve işlevlerinden biridir. Gerek kamusal mülkiyette bulunan gerekse
özel kişilere ait tarihi eserler yasalar ile özel olarak koruma altına alınmakla
birlikte, bunların yenilenmesi varlıklarının sürdürülmesi için zorunludur.
Bu tür yenileme faaliyetleri, şehirlerin kimliklerinin korunması açısından
son derece önemlidir.
15
Özden, Pelin Pınar, Kentsel Yenileme Uygulamalarında Yerel Yönetimlerin Rolü Üzerine
Düşünceler ve İstanbul Örneği, http://www.istanbul.edu.tr/siyasal/Turkce/Dergi/
Sayi%2023-24/20.htm , 2.7.2005.
16
Lam, s. 165.
Melikşah YASİN makaleler
110TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Şehirleşmenin doğurduğu sosyal sorunların ve ihtiyaçların giderilmesi
amacıyla da dönüşüm/gelişim projeleri yapılabilir.
Az gelişmiş şehirlerin gelişmesine katkıda bulunmak, sanayi ve tica-
retin gelişmesi ve canlanmasını sağlamak da kentsel dönüşümün önemli
işlevlerinden biridir.
Kentsel dönüşüm, bu olumlu işlevlerine rağmen, kimi zaman çıkar
gruplarının amaçlarını gerçekleştirmek için de kullanılabilir. Özellikle
kentsel dönüşüm adı altında yapılacak proje ve planların, belli gruplara
menfaat temini amacına yönelebilir.
17
Örneğin; büyük arazi sahiplerinin
talepleri doğrultusunda verimli tarım arazilerinin sanayi bölgesi olarak
tespit edilmesi gibi.
Kentsel dönüşüm aynı zamanda bir çevre sorunu olarak da karşımıza
çıkabilmektedir. Özellikle, sanayi bölgelerine ilişkin yenileşme projelerinde
başlıca üç çevre sorunu ile karşılaşılabilir:
1. Endüstri kuruluşları tarafından kirletilen yerlerin düzeltilmesi (kir-
liliklerin giderilmesi için) yapılacak harcamanın bu yerlerin mülkiyet de-
ğerinden fazla olabilir,
2. Yeşil alanlarda endüstri faaliyetlerine izin vermek korunması gerekli
yeşil alanların kirliliğine sebep olabilir,
3. Kent alanlarında yeni endüstri faaliyetlerine izin vermek, burada
yaşayanlar açısından, çevresel haklara ilişkin toplumsal risklerin paylaşıl-
masında orantısızlığa neden olabilir.
18
D. Kentsel Dönüşüm Uygulamalarının Kapsamı
Kentsel dönüşümün kapsamının belirlenmesi idarenin takdir yet-
kisindedir. Şüphesiz ki, bu yetkinin hukuk kurallarına uygun şekilde
kullanılması gerekir. Kentsel dönüşüm, mevcut şehirlerin belli amaçlar
doğrultusunda “dönüştürülmesi/yenilenmesi/değiştirilmesi” olduğuna göre,
şehir sınırları içindeki herhangi bir alan, mahalle, semt kentsel dönüşümün
konusu olabilir.
Bu başlık altındaki, özellikle şehir planlama uzmanlarının çokça kullan-
dıkları “kentsel kamusal alan” kavramı üzerinde de durmak gerekir. Kentsel
17
Mcwilliams, A. Douglas, “Environmental Justice and Industrial Redevelopment:
Economi and Equality”, Urban Revitalisation, Ecology Law Quarterly, 1994, s. 706.
18
Mcwilliams, s. 714.
makaleler Melikşah YASİN
111TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
kamusal alan kavramından anlaşılması gereken, halkın ortak kullanımına
ayrılmış olan yerlerdir. Bu bağlamda, yollar, meydanlar, parklar, yeşil
alanlar, sit alanları, kıyılar, alışveriş merkezleri, kültür merkezleri kentsel
kamusal alan kapsamına girmektedir. Kamu malları teorisinde, hizmet
malları, orta malları ve sahipsiz mallar kategorilerine giren mallar kentsel
dönüşüm projelerinin konusunu oluşturur.
19
Ancak, özel mülkiyetteki
taşınmazlar da kentsel dönüşüm ve tasarım projelerine konu olabilirler.
Örneğin; Balat-Fener Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde, bu alanda
kalan özel mülkiyetteki taşınmazlar da yenilenmeye tabi tutulmaktadır.
Ayrıca, dönüşüm projelerinin amaçlarına göre, özel mülkiyetteki taşınmaz-
lara bazı sınırlamalar, yükümlülükler getirilebilir. Deprem riskini ortadan
kaldırmak amacıyla hazırlanacak bir dönüşüm projesi kapsamında kalan
taşınmazların belirlenen kriterler çerçevesinde sağlamlaştırılması hatta ge-
rektiğinde yıkılması istenebilir. Dolayısıyla, şehir planlamasında, sadece
mülkiyeti idareye ait olan mallar değil ama bir yönüyle kamuyu ilgilendiren
özel mülkiyetteki taşınmazlar, bu ilgileri ile sınırlı olmak üzere, kentsel
dönüşüm ve kentsel tasarım konusu olabilirler. Ancak, hukuki açıdan, bu
tür taşınmazları kamusal mal olarak nitelendirmemiz mümkün değildir.
II. KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN HUKUKİ BOYUTU
A. Kentsel Dönüşüm Amacıyla Kullanılabilecek Yasal Düzenlemeler
Kentsel dönüşüm kavramının hukuki bir kavram olarak kullanılması
yeni olmakla birlikte, ülkemizde, kentsel dönüşümü sağlayacak kanunlar
ve uygulamalar yapılmıştır. Aşağıda öncelikle bu yasal düzenlemeler kısaca
aktarılacak ardından, doğrudan kentsel dönüşümü düzenleyen kanunlar
üzerinde durulacaktır.
1. İmar Kanunu ve Planlama
Şehir planlaması, “şehirsel yerleşmelerin, mevcut ve gelecekteki tabii, kültü-
rel, iktisadi ve sosyal şartlarla bir düzen içinde bağdaştırılması için gerekli işlem
ve eylemlerle, örgütlenme çabalarının tümü” şeklinde tanımlanmaktadır.
20
Ül-
kemizdeki planlama faaliyetleri konusundaki temel yasal düzenleme 3194
sayılı İmar Kanunu’dur. Söz konusu Kanun’un amacı “yerleşme yerleri ile
19
Hizmet malları, bir kamu hizmetine tahsis edilmiş kamu mallarını, Orta malları;
doğrudan doğruya halkın ortak kullanımına sunulmuş malları, sahipsiz mallar ise,
özel mülkiyete geçirilmeye elverişli olmayan, tepe, dağ gibi malları ifade eder.
20
Yayla, Yıldızhan, Şehir Planlamasının Başlıca Hukuki Meseleleri ve İstanbul Örneği, İÜ
Yay., İstanbul 1975, s. 9.
Melikşah YASİN makaleler
112TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü
sağlamak” şeklinde ifade edilmektedir. Belediye, mücavir alan sınırları içinde
ve dışında kalan yerlerde, yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel
bütün yapılar bu kanun kapsamında kalmaktadır.
Planlamanın amacının diğer tüm idari faaliyetlerde olduğu gibi, “kamu
yararı” olduğu açıktır. İmar planlarının amacı, bir Danıştay kararında şu
şekilde açıklanmaktadır: “İnsan, toplum, çevre ilişkilerini kişi ve aile mutlu-
luğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya
kavuşturmak, yatırımları yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek
ve toprağın korunma ve kullanım dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere
hazırlanır.
21
Planlamanın kentsel dönüşüm aracı olarak kullanılması mümkündür.
Ancak, imar planlarının her zaman tek başlarına dönüşüm işlevini yeri-
ne getirmeleri mümkün olmayabilir. Diğer bir ifade ile planlama kentsel
dönüşüm amacıyla kullanılabilir ancak, kentsel dönüşüm için her zaman
planlama tek başına yeterli olmayabilir. İmar planları, plansız şehirleşmeyi
engellemeyi amaçlar. Halbuki kimi zamanlarda, planlı yapılaşmış şehirlerin
de dönüştürülmeye/yenilenmeye ihtiyaçları olabilir.
Ülkemizde, İmar Kanunu ile öngörülen bazı uygulamaların, özellikle
plansız yapılaşmayı önleyici işleve sahip olduğu söylenebilir. İdarelere,
İmar Kanunu’nun 18. maddesi çerçevesinde, binalı ve binasız arazilerin,
maliklerinin rızası aranmaksızın, düzenlenmesine imkan tanınmakta, plan-
sız yapılaşan alanların, yeniden düzenlenerek, özellikle yol, yeşil alan, park,
okul alanı kimi kamusal alanlarının oluşturulmasına imkan sağlanmakta-
dır. Ayrıca, zaman içinde imar planlarındaki yetersizliklerin çıkması, yeni
ihtiyaçların belirmesi halinde, imar planlarının değiştirilmesi mümkündür.
İdareler, “revizyon imar planları” ile “gerek nazım ve gerekse uygulama imar
planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya bunların uygulanmasının sorun çıkardığı
durumlarda, planın tümünün veya büyük bir kısmının plan yapım tekniklerine
uyularak yenilenmesini sağlayabilirler”.
22
2. Hukuka Aykırı Yapılarla İlgili Düzenlemeler
Ülkemizdeki şehirlerinin en büyük sorununun plansız yapılaşma ol-
duğu herkesçe bilinmektedir. Özellikle göç alan büyük şehirlerde, henüz
imar planı yapılmamış alanlarda veya planlı alanlarda izinsiz inşa edilen
21
Danıştay, 6. D., T. 21.6.2000, E. 1999/1533, K. 2000/4161, (Karar www.kazanci.com.tr
adresinden alınmıştır.)
22
Kalabalık, Halil, İmar Hukuku, Seçkin Yay., Ankara 2002, s. 63-64.
makaleler Melikşah YASİN
113TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
yapılar ciddi bir sorundur. “Gecekondu” olarak ifade edilen bu tür yapılar,
“Bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak, gerçek ya da tüzel kamu ve özel kişi-
lerin arsaları üzerine, arsa sahibinin isteği ve bilgisi dışında, izinsiz olarak yapılan,
barınma ihtiyaçlarının devletçe ve şehir meclislerince karşılanamayan yoksul ya
da dar gelirli ailelerin yaşadığı plansız, gelişigüzel yapılmış yapı statiği olmayan
barınaklar”
23
şeklinde tanımlanmaktadır. 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nda
kullanılan gecekondu kavramı ile “imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata
ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar
üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir”.
Kanun, sadece başkalarının arazisi üzerinde - ki bu arazilerin büyük bir
çoğunluğu Devlete aittir- inşa edilen yapıları gecekondu olarak kabul
etmiştir.
Ancak ülkemizdeki gecekondulaşma olgusu açısından bu tanımlama
yetersiz kalmaktadır. Öncelikle, artık plansız bölgelerde çok katlı binalar
yapılmakta, bu alanlara her türlü kamu hizmeti götürülmekte, arsa malikleri
de kaçak binalar inşa etmekte, bu yapılar çıkarılan imar afları ile hukuki
açıdan meşruiyet de kazanabilmektedirler.
Gecekondu Kanunu, mevcut gecekonduların ıslahı, tasfiyesi, yeniden
gecekondu yapımının önlenmesi ve bu amaçlarla alınması gereken tedbirleri
düzenlemektedir. Kanunla belediyelere gecekondu önleme bölgeleri oluş-
turma, bu bölgelerde vakıflara ait malların idare adına tesciline, gecekondu
ıslah ve tasfiye sahaları içinde bulunan veya bu kanun hükümleri dairesinde
yeniden teşkil edilecek önleme bölgeleri içine rastlayan özel mülkiyette-
ki arazi ve arsaları ve bunlar içerisinde yapı veya sair herhangi bir tesis
bulunduğu takdirde bu yapı ve tesisleri, kanunun amacına uygun olarak
kullanılmak şartıyla, İmar ve İskan Bakanlığı’nın izni ile sahipleriyle anla-
şarak satın alınmasına veya kamulaştırılmasına imkan sağlanmaktadır.
Belediyelerin mülkiyetinde bulunan veya yukarıda belirtilen yöntem-
lerle mülkiyetine geçecek olan arazi ve arsalardan, belediye meclisi kararı ile
belli edilip, İmar ve İskan Bakanlığı’nca uygun görülenler, konut yapımına
ayrılır. İmar ve İskan Bakanlığı, belediye meclislerince tespit edilen yerleri
redde, aynen veya değiştirerek onaylamaya veya değiştirilmek üzere geri
göndermeye yetkili olduğu gibi, teklif edilenler dışında lüzumlu gördüğü
yerlerin de bu maksada ayrılmasını belediyelerden isteyebilir.
Kanun, aynı zamanda, mevcut gecekonduların ıslahına ilişkin hüküm-
ler de içermektedir. Gecekonduların iyileştirilmesi, iyileştirilmesi mümkün
23
Ünal – Duyguluer – Bolat, s. 39; Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., Kalabalık, s. 480
vd.
Melikşah YASİN makaleler
114TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
olmayan yapıların yıkılması, bu yapılarda ikamet edenlere arsa tahsisi,
teknik ve mali yardımların sağlanması yolları ile şehrin yapılaşma ve konut
sorunun çözümü öngörülmektedir.
Ancak, Gecekondu Kanunu, şehircilik ilkelerine, yapı kurallarına aykırı
inşa edilmiş yapılarla oluşan şehir bölgelerine meşruiyet kazandırmanın
ötesinde ciddi bir dönüşüm sağladığı söylenemez. Zira 1966 yılında yürürlü-
ğe giren kanun, o tarihten günümüze, ne mevcut gecekonduların tasfiyesini
ne de yeni gecekonduların inşasını engelleyememiştir. Aslında, söz konusu
kanunun, kentlerin özellikle çarpık yapılaşma sorununu çözümüne yönelik
önemli bir kanun olduğu söylenebilir. Uygulamada, şehirlerin konut so-
runun hala devam ettiği, kaçak yapılaşma, başkalarına ait arsalarda veya
yapı kurallarına aykırı bina inşası gibi hukuka aykırı eylemlerin engelle-
nemediği görülmektedir. Ayrıca, Gecekondu Kanunu, tam anlamıyla bir
kentsel dönüşüm sağlayacak hukuki araçları da içermemektedir.
Plansız ve kaçak yapılarla ilgili diğer bir kanun ise 2981 sayılı İmar
ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve
6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Ka-
nun’dur. 2981 sayılı Kanun, Belediye ve mücavir alan sınırları içinde imar
ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün
yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek üzere çıkarılmıştır.
Kanun imar mevzuatına aykırı inşa edilmiş ve edilmekte olan yapılarla
gecekonduları; muhafaza edilecekler, ıslah edilerek muhafaza edilecekler,
bu Kanun’un hükümlerinden yararlanamayacak olanlar şeklinde tasnif edil-
miştir. Bu Kanun’da belirlenen esaslara göre, muhafaza edilecek veya ıslah
edilerek muhafaza edilecek yapılara bu Kanun’daki yükümlülüklerin yerine
getirilmesi kaydı ile ruhsat ve kullanma izni verilmesi öngörülmektedir.
Söz konusu kanun, bir imar affı kanunudur. Bu nedenle, kentsel dö-
nüşüm aracı olmaktan uzaktır. Kentlerin çevresinde oluşan hukuka aykırı
yapılara, fiilen oluşmuş şehirlere meşruiyet kazandırmanın ötesinde bir
işlevi olmamıştır. İmar afları, şehirleşmenin en önemli sorunlarından biri
olmuştur.
Düzensiz ve sağlıksız şekilde oluşmuş yerleşim alanlarının, yukarıdaki
kanun hükümleri çerçevesinde düzenli ve sağlıklı bir hale getirilmesi için
Islah İmar Planları hazırlanır. Islah İmar Planları’nın amacı, sağlıksız ve dü-
zensiz yapılaşmayı mevcut durum dikkate alınarak ıslah etmek olduğundan
başka bir amaçla ıslah imar planı yapılması mümkün olmadığı gibi, ıslah
imar planlarının sınırlarının genişletilmesi de mümkün değildir. Ayrıca,
makaleler Melikşah YASİN
115TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ıslah imar planlarının, maddi hataların giderilmesine yönelik değişiklikler
hariç, imar planı tadilatı adı altında değişikliğe konu edilemez.
24
3. Konut Soruna Çözüm Arayışları: 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu
Konut sorununun çözümü, kaçak yapılaşmanın önlenmesi ve şehirleş-
menin daha planlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelik ka-
nunlardan bir de 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’dur. Kanun ile kurulması
öngörülen Toplu Konut İdaresinin kaynaklarının “Ferdi ve toplu konut kredisi
verilmesi, köy mimarisinin geliştirilmesine, gecekondu alanlarının dönüşümüne,
tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup, yenilenmesine yönelik projelere kredi
verilmesi ve kredilerde faiz sübvansiyonu yapılması, toplu konut alanlarına arsa
temin edilmesi, araştırma, turizm alt yapıları, konut alt yapıları, okul, karakol,
ibadethane, sağlık tesisleri, spor tesisleri, postane, çocuk parkları, benzeri tesisler
ve konut sektörü sanayisini teşvik için yatırım ve işletme kredisi verilmesi, iş ve
istihdam yaratmak üzere esnaf ve sanatkarlara ait işyerleri ve küçük sanayi teşeb-
büslerinin kredi yoluyla desteklenmesi, afet mahallerinde konut yapımının teşvik
ve desteklenmesi amacıyla kullanılması” öngörülmektedir.
Aynı Kanun’un Ek madde 7’de Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın,
gecekondu bölgelerinin tasfiyesine veya iyileştirilerek yeniden kazanımına
yönelik olarak gecekondu dönüşüm projeleri geliştirebileceği, inşaat uygu-
lamaları ve finansman düzenlemeleri yapabileceği, gecekondu Dönüşüm
Projesi çerçevesinde idare tarafından yapımı gerçekleştirilen konutların
bedelleri proje uygulamalarının yapıldığı illerdeki mevcut ekonomik
durum, doğal afetler, konut rayiç bedelleri ve gecekondu bölgesindeki
kişilerin gelir durumu göz önünde bulundurularak gerekli görüldüğünde
kamuoyuna ilan edilerek yapım maliyetlerinin altında tespit edilebileceği
ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere, Toplu Konut Kanunu’nun da temel amacı, konut so-
runun çözümü, plansız, sağlıksız yapılaşmanın ucuz konut ve arsa üretimi
ile engellenmesi, gecekondu bölgelerinin dönüştürülmesinin sağlanmasıdır.
Ancak, yukarıda kentsel dönüşüm kavramının anlam ve kapsamı incelenir-
ken açıklandığı üzere, kentsel dönüşüm şehirlerin fiziksel sorunları (konut,
altyapı vb.) ile ilgilenmekle beraber bunlarla sınırlı değildir.
24
Danıştay 6. D., E. 1995/6284, K. 1996/3870, DD, S.93, s. 329.
Melikşah YASİN makaleler
116TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
B. KENTSEL DÖNÜŞÜMDE YENİ DÖNEM:
DOĞRUDAN KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ
DÜZENLEYEN KANUNLAR
1. Kültürel, Tarihi ve Tabii Varlıkların Yenilenmesi
Kentsel dönüşüm projelerinin amaçlarından biri de, şehirlerin kültürel
ve tarihi kimliklerinin korunması, canlandırılması, doğal yapısının korun-
ması ve gelecek nesillere aktarılmasıdır. Türk hukukunda, tarihi, kültürel
ve tabii varlıklarının korunması, geliştirilmesi, onarımına ilişkin çeşitli yasal
düzenlemeler yapılmıştır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu,
Çevre Kanunu, Milli Parklar Kanunu, Boğaziçi Kanunu, Kıyı Kanunu,
kültür ve tabii varlıkların korunmasına yönelik başlıca kanunlar olarak
ifade edilebilir. Bu başlık altında, 5336 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel
Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması
Hakkında Kanun ile yıpranan, eskiyen tarihi, kültürel ve tabii varlıkların
yenilenmesi usulü incelenecektir.
16.6.2005 tarihinde kabul edilen 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel
Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması
Hakkında Kanun, tarihi eserlerin, kültürel ve tabii varlıkların yerel yönetim-
ler tarafından “yenilenmesine” olanak sağlamaktadır. Büyükşehir belediye-
leri, büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri
ve nüfusu 50.000’in üzerinde olan belediyeler ile belediye sınırları dışında
il özel idareleri yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve
tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen
bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarını yenileme alanı olarak tespit
edebilirler. Yerel yönetimlerce hazırlanacak yenileme projeleri ile bölgenin
gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde
konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabii
afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların
yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması sağlanır.
Kanun’da, yenileme projesi kapsamına alınacak “kültürel ve tabiat
varlıkları”nın niteliği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda, kültür ve tabiat var-
lıklarının tanımı yapılmıştır.
25
2863 sayılı Kanun’da yapılan tanımların, bu
yasa için de kabul edileceği ileri sürülebilir. Ancak, yeni yasa, bu konu-
25
2863 sayılı Kanun’un 3. maddesinde kültür varlıkları, tabiat varlıkları şu şekilde
tanımlanmıştır:
Kültür Varlıkları: Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel
sanatlarla ilgili bulunan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve
taşınmaz varlıklardır.
makaleler Melikşah YASİN
117TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
da bir düzenleme yapmadığına göre, kanun kapsamına giren kültür ve
tabiat varlıklarının tespiti konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı da
söylenebilir. Ayrıca, tek bir tarihi eserin veya taşınır kültürel değerlerin
yenileme projesine konu edilip edilemeyeceği konusunda bir açıklık bu-
lunmamaktadır. Bu konuda bir sınırlama olmadığına göre, taşınır kültürel
varlıkların ve tek bir tarihi eser içinde yenileme projeleri yapılabileceği
söylenebilir.
Yenileme alanları belediyelerde belediye meclis üye tam sayısının salt
çoğunluğunun kararı, il özel idarelerinde il genel meclisince tespit edilir.
Büyükşehir belediyesi sınırları belediye meclislerinin aldıkları kararlar Ba-
kanlar Kurulu’na sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe ve ilk kademe belediye
meclislerince alınan bu kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylan-
ması halinde Bakanlar Kurulu’na sunulur. Bakanlar Kurulu projenin uy-
gulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir.
Bakanlar Kurulu, projeleri onaylayabileceği gibi reddine de karar vere-
bilir. Bakanlar Kurulu’nun projeler hakkındaki ret kararlarına karşı projeyi
hazırlayan idare yargı yoluna gidebilir. Bakanlar Kurulu’na projeyi değiş-
tirme yetkisi tanınmamıştır. Bakanlar Kurulu, kanunla tanınan bu vesayet
yetkisini süresi içinde kullanmaz ise, diğer bir ifadeyle, yasa ile kendisine
tanınan onama veya onaylamama yetkisini üç aylık süre içinde kullanmaz
ise, proje kendiliğinden kesinlik kazanarak yürürlüğe girer.
26
Bakanlar Kurulu’nca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program
dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis
üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye
başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Bu
etap projelerinin her biri de ayrı bir idari işlem olduğundan dava konusu
edilebilir. Dolaysıyla, bu kanun uyarınca bir bölgenin yenileme alanı olarak
tespit edilmesi işlemi ile bu işleme dayanılarak hazırlanan etap projelerinin
her biri ayrı idari işlemler olup tek başlarına dava konusu edilebilirler.
Kanun’un 3. maddesinde yenileme projelerini onaylamak üzere 2863
sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 51. maddesine
Tabiat Varlıkları: Jeolojik devirlerde tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup en-
der bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer
üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu’nun 9. mad-
desinde sayılmıştır.
26
Vesayet yetkisini kanunda belirtilen sürede kullanmaması halinde kararın kendili-
ğinden kesinlik kazanır ve yürürlüğe girer. Özay, İl Han, Günışığında Yönetim, Filiz
Kitabevi, İstanbul 2004, s. 167.
Melikşah YASİN makaleler
118TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
oluşturulacağı, bu Kurulca onaylanan projelerin, il özel idaresi veya bele-
diyelerce uygulanacağı ifade edilmiştir. 2861 sayılı Kanun’un 51. madde-
sinde yurt içinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli
taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara
göre yürütülmesini sağlamak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı
“Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” ile Bakanlıkça belirle-
necek bölgelerde “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları” kurulacağı
ifade edilmiş ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun
görev ve yetkileri sayılmıştır. Koruma Kurulları’nın oluşumu ise, Kanun’un
58. maddesinde düzenlenmiştir. Dolaysıyla yasada kurulması öngörülen
bölge koruma kurullarının 2863 sayılı Kanun’un 58. maddesinde düzen-
lenen koruma kurullarının oluşumu usulüne göre oluşturulması gerektiği
söylenebilir.
Söz konusu hükme göre Koruma Kurulları şu şekilde oluşur:
Koruma Kurulları aşağıda belirtilen üyelerden oluşur;
a. Arkeoloji, sanat tarihi, “hukuk”, mimari ve şehir plancılığı konula-
rında uzmanlaşmış kişiler arasından Bakanlıkça seçilecek “beş” temsilci,
b. Yükseköğretim Kurulu’nca, kurumlarının arkeoloji, sanat tarihi,
mimarlık, şehircilik bilim dallarından aynı daldan olmamak üzere iki
öğretim üyesi,
c. Görüşülecek konu, belediye sınırları içinde ise ilgili belediye başkanı
veya teknik temsilcisi, dışında ise ilgili valilikçe seçilecek teknik temsilci,
d. Görüşülecek konu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile ilgili ise Bayın-
dırlık ve İskan Müdürlüğü’nden “bir” teknik temsilci,
e. Görüşülecek konu, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili ise Vakıflar
Bölge Müdürü veya teknik temsilcisi,
f. Görüşülecek konu, “Çevre ve Orman Bakanlığı” ile ilgili ise konuyla
ilgili teknik temsilci.
g. Görüşülecek konunun müze müdürlüğünü ilgilendirmesi halinde
ilgili müze müdürü.
Ayrıca kurula oy hakkı olmamak kaydıyla danışman uzman çağırı-
labilir. İlgili meslek odaları koruma bölge kurulu toplantılarına gözlemci
olarak katılabilirler.
makaleler Melikşah YASİN
119TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Burada üzerinde durulması gereken sorunlardan biri de, 2863 sayılı
Kanun’un kültür ve tabiat varlıkları konusunda Kültür ve Turizm Bakan-
lığı’na verilen yetkilerin 5336 sayılı Kanun döneminde de geçerli olup
olmayacağıdır. Zira 2863 sayılı Kanun pek çok konuda Bakanlığa yetki
ve görev vermiştir. Kanun’un 10. maddesine göre, “her kimin mülkiyetinde
veya idaresinde olursa olsun taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını
sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların denetimini yapmak,
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na aittir”. 5336 sayılı Yasa, yenileme alanlarının
belirlenmesi, yenileme projelerinin hazırlanması konusunda yerel yönetim-
leri yetkili kılmaktadır. Yerel yönetimlerin yenileme alanlarının tespitine
ilişkin kararlarının Bakanlar Kurulu tarafından onaylanacağı öngörülmüş-
tür. Dolayısıyla, yeni yasa kapsamında yerel yönetimler tarafından alınacak
yenileme kararında Bakanlığın iznine gerek olmadığı söylenebilir. Ayrıca,
yeni yasanın 2863 sayılı Yasa hükümlerini ilga etmediğinden, kültürel ve
tabiat varlıkları konusunda Bakanlığı yetkilerinin devam ettiği de kabul
edilebilir.
Yerel yönetimler tarafından belirlenen alan sınırları içindeki tüm ta-
şınmazlar, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını
koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanun’a göre yapıla-
cak yenileme projesi hükümlerine tabi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları
içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme
projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde
kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe
girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır.
Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde yerel yönetimler tarafın-
dan hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili
yerel yönetim eliyle yapılabileceği gibi kamu kurum ve kuruluşları veya
gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine de yaptırılarak uygulanır. Bu alan-
larda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabilir veya uygulama
doğrudan Toplu Konut İdaresi’ne yaptırılabilir.
Büyükşehirlerde, büyükşehir belediyeleri tarafından başlatılmayan uy-
gulamalar ilçe ve ilk kademe belediyelerince tek başına veya müşterek ola-
rak yapılır veya yaptırılır. Burada, özellikle büyükşehir belediyeleri ile ilçe
ve ilk kademe belediyeleri arasında yetki sorunu yaşanabilir. Büyükşehir
belediyesi sınırları içinde kalan ve birden fazla belediyenin sınırları içinde
kalan kültürel ve tabiat varlıkları konusunda büyükşehir belediyeleri yetkili
kılınabilir. Belediyelerin sınırları içinde kalan yenileme alanları konusun-
da da öncelikle bu belediyelerin yetkili kılınması, bu belediyelerin talep
etmesi halinde büyükşehir belediyesinin bu alanlarda yenileme projeleri
Melikşah YASİN makaleler
120TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
uygulayabilmesi gerekir. Büyükşehir belediyesi sınırları dışındaki birden
çok belediye sınırları içinde kalan kültürel ve tarihi alanların yenilenmesi
konusunda bu belediyeler ortak çalışabilirler. Belediyelerden birinin ortak
çalışmayı kabul etmemesi veya maddi kaynaklarının yetersizliği gibi bir
nedenle projeyi ortak yürütememesi halinde yenileme uygulaması nasıl
yürütülecektir? Öncelikle, birden fazla belediyenin ortak çalışması halinde,
alanın belirlenmesi ya da uygulanacak proje gibi konularda ihtilaf çıkabilir.
Yasa’da bu tür ihtilafların çözümüne yönelik bir hüküm bulunmamaktadır.
Büyükşehir belediyesi sınırları içindeki belediyeler arasında çıkacak ihti-
lafların çözümü konusunda 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun
27. maddesi uygulanabilir. Söz konusu hükme göre, “büyükşehir, ilçe ve
ilk kademe belediyeleri arasında hizmetlerin yürütülmesi ile ilgili ihtilaf çıkması
durumunda, büyükşehir belediye meclisi yönlendirici ve düzenleyici kararlar alma-
ya yetkilidir”. Ancak, büyükşehir sınırları dışındaki belediyeler arasındaki
ihtilafların çözümü konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 5336 sa-
yılı Kanun’da belediyelerin ortak çalışmaları hususunun da düzenlenmesi
faydalı olacaktır. Bu konuda 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75. maddesi
de uygulanabilir. 75. maddeye göre, “Belediye, Belediye Meclisi’nin kararı
üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren
konularda; mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, ba-
kım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar
ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında
bulunabilir”. Birden fazla belediyenin görev ve yetki alanına giren yenileme
bölgesinde, belediyeler, 75. madde hükmü çerçevesinde anlaşarak yenileme
uygulamasının yapılmasını bir belediyeye bırakabilirler.
Yenileme projeleri kapsamında kalan özel hukuk kişilerinin mülkiye-
tinde bulunan taşınmazların hukuki statüsü konusunda da Kanun’da bazı
düzenlemelere yer verilmiştir. 5336 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre; “İl
özel idaresi ve belediye, yenileme alanı ilan edilen yerlerdeki taşınmazlar üzerinde,
her türlü yapılaşma, kullanım ve işletme konularında proje tamamlanıncaya kadar
geçici kısıtlamalar uygulayabilir. Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltıl-
ması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan
hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar
ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca
yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinin
2. fıkrasındaki iskan projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır.
Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile varisi belli olmayan, kayyım
tayin edilmiş, ihtilaflı, davalı ve üzerinde her türlü mülkiyet ve mülkiyetin gayri
ayni hak tesis edilmiş olan taşınmazlar için de aynı madde hükümlerine göre ka-
mulaştırma işlemleri yürütülür. Kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesinde il
özel idareleri ve belediyeler veraset ilamı çıkarttırmaya, kayyım tayin ettirmeye
makaleler Melikşah YASİN
121TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir. Yenileme alanlarında
yenileme projelerinin uygulanması sırasında tabii afet riski taşıdığı Bayındırlık
ve İskan Bakanlığı’nca belirlenen bölgelerde gerekli tedbirleri almak üzere il özel
idareleri ve belediyeler yenileme projelerinde tasfiye de dahil olmak üzere gerekli
düzenlemeleri yapabilir, yasaklar koyabilir”.
Bilindiği üzere, kamu yararının gerektirdiği durumlarda mülkiyet
hakkı yasa ile sınırlandırılabilir. Bu nedenle, yenileme projeleri kapsamın-
daki taşınmazlar hakkında bazı sınırlamaların getirilmesi mümkündür.
Ancak, hukuk devleti ve katılımcı yönetim ilkesi doğrultusunda, yenileme
uygulamaları kapsamındaki işlemlere maliklerin katılımının sağlanması
öncelikli olarak benimsenmelidir. Diğer bir ifade ile yenileme bölgesi içinde
bulunan özel mülkiyetteki taşınmazların yenilenmesi projelerinde, müm -
kün olduğu ölçüde mülkiyet hakkının korunmasına özen gösterilmelidir.
Kanun’da, yapılacak kamulaştırmaların 2942 sayılı Yasa 3/2.maddesindeki
iskan projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılacağı ifade
edilmiştir. Bu durumda, idareye kamulaştırma bedelinin en az altıda bi-
rini nakden ve peşin ödemek, kalan kısmı ise peşin ödeme miktarından
az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit
taksitlere bağlama imkanı getirilmiştir. Kamulaştırma Kanunu, kamulaştı-
rılan toprağı doğudan işleten küçük çiftçiye ait bedellerin her halde peşin
ödenmesini öngörmektedir. 5336 sayılı Kanun’da ise böyle bir istisnaya yer
verilmemiştir. Örneğin; ikamet ettiği evi veya dükkan olarak kullandığı
bina yenileme projesi kapsamında kalan maliklerin kamulaştırma bedelleri
de taksitle ödenebilecektir. Bu uygulama, bu durumdaki malikleri mağdur
edebilir. Dolayısıyla, kanunda, belli bir miktarın altında olan veya ikamet
ve iş amacıyla kullanılan taşınmazların bedelinin peşin olarak ödenmesi
öngörülebilirdi.
İl özel idareleri ve belediyeler taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması
yerine, uygun gördükleri takdirde satın alma, kat karşılığı ve 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenen intifa hakkı veya
üst hakkı kurulması yolu ile sınırlı ayni hak tesis edebilirler.
Kanun, yenileme alanı içinde yapı parsellerindeki uygulamalarda kendi
parseli ve yapısı aynen korunarak yenilenecek yapılar, projenin bütünlü-
ğünü bozmamak şartıyla belediyece kabul edilen projeye bağlı kalmak ve
il özel idaresi ve belediyenin belirleyeceği amaçta kullanılmak kaydıyla
parsel sahibince yapılabilmesine imkan tanımaktadır. Bu durumlarda
uygulamanın projeyle eş zamanlı olarak başlatılması ve tamamlanması
esastır. Aksi takdirde il özel idaresi ve belediyece bu Kanun hükümleri
uygulanır. Ancak, malik tarafından yenilenen kültür ve tabiat varlığının
Melikşah YASİN makaleler
122TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
idarenin belirleyeceği amaçta kullanılması da sorunlara neden olabilir. Şöyle
ki; kanun, yenileme projesi kapsamındaki alanların özel hukuk kişilerine
kamusal amaçlarla kullanılmasını öngörebilir. Örneğin; sit alanı içinde
kalan bir bölge, doğa parkı olarak düzenlenip kamunun yararlanmasına
sunulabilir. Bu bölge kapsamında kalan taşınmazların da kamulaştırılması
gerekecektir. Bu gibi olasılıklarda, maliklere projeyi bizzat gerçekleştirme
imkanının tanınmasının bir yararı olmayacaktır.
Kanun’un 5. maddesine göre, “Kamu kurum ve kuruluşlarının ellerinde
bulunan tarihi eser niteliğini haiz bina ve müştemilatı, tarihi özelliklerine uygun
olarak restore ettirilmek ve/veya tarihi özellikleri korunmak ve mülkiyeti ilgili kamu
kurum ve kuruluşunda kalmak suretiyle; eğitim, sağlık, kültür ve sosyal amaçlı
olmak üzere kamu yararına çalışan dernekler, vakıflar, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler ile ticari
faaliyetlerde kullanılmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine sınırlı ayni
hak olarak tesis edilebilir. Sınırlı ayni hak tesisi ile ilgili esas ve usuller ile bedeli ve
kullanma süresi, ilgili belediye veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından
Türk Medeni Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu, Belediye Kanunu ve ilgili diğer
mevzuat çerçevesinde belirlenir”. Üzerinde özel hukuk kişileri lehine ayni hak
tesis edilse bile, bu taşınmazların kamu malı nitelikleri değişmeyecektir.
27
Aynı şekilde bu malların, nitelikleri itibari ile tabi olduğu hukuki statüleri
de aynen devam edecektir.
2. Belediye Kanunu
Yeni yürürlüğe giren Belediye Kanunu’nun 73. maddesi belediyelere,
kentsel dönüşüm uygulamaları yapmak konusunda yetki vermiştir. Kentsel
dönüşüm projeleri uygulama yetkisi, Büyükşehir Belediyeleri, Büyükşehir
belediyesi sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri ve il belediye-
leri ile nüfusu 50.000’in üzerinde olan belediyelere tanınmıştır. Kentsel
dönüşüm projeleri konusunda yetkili olan belediyelerin nüfusu dikkate
alınarak sınırlandırılması bazı açılardan eleştirilebilir. Her şeyden önce,
nüfusu az olan belediyelerde de kentsel dönüşüm ihtiyacı duyulabilir.
Kentsel dönüşümün amaçlarından birinin de, şehirlerdeki sosyal ve ticari
hayatı canlandırmak olduğuna göre, nüfusu az olan, göç veren şehirlerde
göçün önlenmesi için az nüfuslu şehirlerde kentsel dönüşüm/gelişim pro-
jeleri hazırlanabilir. Yine, deprem riskini önlemek için kentsel dönüşüm
zorunlu olabilir. Kentsel dönüşüm konusunda az nüfuslu belediyeler yet-
27
Kamu malları üzerinde özel hukuk kişileri lehine tesis edilen ayni hakların niteliği
konusunda bkz., Yasin, Melikşah, “İdari İrtifaklar”, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fa-
kültesi Dergisi.
makaleler Melikşah YASİN
123TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
kileri sınırlandırılabilir. Örneğin; bunların projelerinin öncelikle il genel
meclisinde onaylanması zorunluluğu getirilebilir. Ancak, bu belediyelerin
dönüşüm projeleri hazırlama konusunda tamamen yetkisiz kılınması küçük
şehirleri, kentsel dönüşüm yoluyla sağlayabilecekleri gelişim fırsatından
yoksun bırakabilir.
Yetki konusunda diğer bir sorun ise, büyükşehir belediyesi ile bu bele-
diye sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasında çıkabilir. Bü-
yükşehir belediyeleri, tüm büyükşehir genelinde mi yetkili olacaktır, yoksa
sadece kanunla kendisine verilen görev ve yetkilerle sınırlı olarak mı dönü-
şüm projeleri hazırlayabilirler? Diğer bir ifade ile büyükşehir belediyesi ilçe
veya ilk kademe belediyelerinin görev ve yetki alanında kalan bölgelerde
kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştirebilir mi? Kanaatimizce, büyükşehir
belediyesi kendi görev ve yetki alanına giren konularda dönüşüm/gelişim
projeleri uygulayabilir. İlçe ve ilk kademe belediyeleri de kendi yetki alan-
larında dönüşüm/gelişim projeleri hazırlayabilirler. Büyükşehirlerde, şehir
planlaması ve gelişimi konusunda büyükşehir belediyesine geniş yetkiler
verilmiştir.
28
Bu yetkiler dışında kanal ve ilçe ve alt kademe belediyelerinin
görev ve yetki alanına giren konularda dönüşüm projelerinin öncelikle ilçe
ve ilk kademe belediyesi tarafından yapılması gerekir. Birden fazla belediye
28
Bu konuda Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda Büyükşehir Belediyesi’nin görev ve
yetkilerinin düzenleyen 7. maddesinin aşağıdaki fıkraları örnek olarak gösterilebilir:
a. İlçe ve ilk kademe belediyelerinin görüşlerini alarak büyükşehir belediyesinin
stratejik planını, yıllık hedeflerini, yatırım programlarını ve bunlara uygun olarak
bütçesini hazırlamak.
b. Çevre düzeni planına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir
alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar planını
yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin
nazım plana uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlarda
yapılacak değişiklikleri, parselasyon planlarını ve imar ıslah planlarını aynen veya
değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar planının yürür-
lüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon
planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını
ve parselasyon planlarını yapmak veya yaptırmak.
m. Büyükşehrin bütünlüğüne hizmet eden sosyal donatılar, bölge parkları, hay-
vanat bahçeleri, hayvan barınakları, kütüphane, müze, spor, dinlence, eğlence ve
benzeri yerleri yapmak, yaptırmak, işletmek veya işlettirmek; gerektiğinde amatör
spor kulüplerine malzeme vermek ve gerekli desteği sağlamak, amatör takımlar ara-
sında spor müsabakaları düzenlemek, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı
gösteren veya derece alan sporculara belediye meclis kararıyla ödül vermek.
o. Kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent tarihi bakımından önem
taşıyan mekanların ve işlevlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla bakım ve
onarımını yapmak, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden
inşa etmek.
Melikşah YASİN makaleler
124TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
sınırlarında kalan alanlarda belediyeler Belediye Kanunu’nun 75. maddesi
çerçevesinde ortak projeler geliştirebilirler.
29
Bir yerin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi
için; belediye veya mücavir alan
30
sınırları içinde olması ve en az 50.000 m
2
olması şarttır. Ancak bazı kentsel dönüşüm projelerinin uygulanmasında,
özellikle alan büyüklüğüne ilişkin koşulun sağlanmasında zorluk yaşanabi-
lir. Örneğin; tarihi bir sokağın yenilenmesi projesinde, sokağın alanı 50.000
m
2
’den az olabilir. Bu nedenle, alan büyüklüğü koşulunun sadece, konut,
sanayi, sosyal donatı alanlarının oluşturulması veya deprem riskini ortadan
kaldırma amacına yönelik projeler için geçerli olacağı söylenebilir.
Belediye Kanunu’na göre, ile belediyeler aşağıdaki amaçlarla kentsel
dönüşüm/gelişim projeleri yapabilirler:
• Eskiyen kent kesimlerinin yeniden inşa ve restore etmek,
• Konut, ticaret ve sanayi alanları oluşturmak,
• Teknoloji parkları, sosyal donatı alanları oluşturmak,
• Deprem riskine karşı önlemler almak,
• Kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak.
Görüldüğü üzere, Kanun’da, kentin hem fiziki koşullarının iyileş-
tirilmesi hem de sosyal, kültürel ve ekonomik hayatının geliştirilmesi/
korunması amacıyla dönüşüm projeleri yapılabilecektir. Burada üzerinde
durulması gereken birkaç husus vardır: Birincisi, kültürel ve tabii alan-
ların yenilenmesi 5366 sayılı Yasa’da ayrıntılı şekilde düzenlendiğinden,
belediyeler bu alanlardaki yenileme projelerini bu Yasa’ya uygun olarak
yapmak zorundadırlar. İkincisi; dönüşüm projesinin, dönüşüm kararının
amacı ile uyumlu olması gerekir. Örneğin; deprem riskine karşı önlem al-
mak için yapılacak kentsel dönüşüm projelerinde, depreme uygun olarak
inşa edilmiş binaların yıkılması veya kamulaştırılması öngörülemez. Tarihi
29
Madde 75. Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun
olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
a. Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım,
onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile
ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında
bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tabi olduğu mevzuat
hükümlerine göre sonuçlandırılır.
30
Mücavir Alan: Kentsel alanlarda bir veya kentsel alanların etkisi altında bulunan ve
imar mevzuatı bakımından belediyelerin denetim ve sorumluluğu altındaki alanlar.
Büyükşehir belediyelerinin mücavir alanı ilçe belediyelerinin mücavir alanları top-
lamından oluşur. Ünal - Duyguluer - Bolat, s. 80.
makaleler Melikşah YASİN
125TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
binaların restorasyonu için yapılan bir dönüşüm projesinde, tarihi nitelikte
olmayan yapılarla ilgili bazı yükümlülükler öngörülemez.
Kentsel dönüşüm projeleri uygulayan idarenin, özel mülkiyetteki
taşınmazlara ilişkin bazı yükümlülükler getirmesi hatta bu taşınmazların
satın alma veya kamulaştırma yoluyla özel mülkiyetin sona erdirilmesi
de söz konusu olabilir. Belediye Kanunu, özel mülkiyetteki taşınmazların
yıkım ve kamulaştırmada anlaşma yolunun esas olduğunu vurgulamıştır.
Kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak kamulaştırmalarda, kanunda ayrı
bir düzenleme olmadığından, kamulaştırma kanunu hükümleri uygula-
nacaktır.
3. 5104 Sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu
Kuzey Ankara girişi, protokol yolu olarak bilinen Ankara Esenboğa
Havaalanı’ndan Ankara kent merkezine gidilen bölgeyi ifade etmektedir.
Bu bölge, özellikle şehre gelen yabancıların geçtikleri güzergah olması ne-
deniyle, şehrin imajı açısından da önemli bir bölgedir. Ne var ki, bu bölge,
plansız ve kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bir bölgedir. 4.3.2004 tarihinde
kabul edilen 5104 sayılı Yasa şehrin bu bölgesinin “fiziksel durumunun ve
çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim
düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi” amaçlanmıştır.
Kanun, Kuzey Ankara Giriş Kentsel Dönüşüm Projesi alan sınırları içinde
kalan her tür ve ölçekteki planlar, inşa edilecek resmi ve özel her türlü yapı
alt yapı ve sosyal donatı düzenlemeleri ve kamulaştırma işlemlerinin usul
ve esaslarını düzenlemektedir.
Kanun, kentsel dönüşüm alanındaki planlama ve imar Kanunu’ndan
doğan yetkiler büyükşehir belediyesine verilmiştir. Kanun’un 4. maddesi-
ne göre, ilgili mevzuatına göre, ilçe belediyeleri ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarına ait olan her ölçekteki imar planları, parselasyon planları ve
benzeri imar uygulamalarına dairi izin ve yetkiler ile proje onayı, yapı izni,
yapım sürecindeki yapı denetimi, yapı kullanma izni ve benzeri inşaata
dair izin ve yetkiler proje alan sınırları içinde kalan bölgede büyükşehir
belediyesine aittir. Ancak büyükşehir belediyesinin hazırladığı 1/5000’lik
nazım imar planları Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylanarak
yürürlüğe girer. Kanun’la devredilen bu yetkiler, projenin sona ermesinden
sonra ilgili mevzuata göre, ilgili ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarına
devredilir.
Proje kapsamındaki alanda kentsel tasarım projeleri ile konut, sosyal
donatı, çevre düzenlenmesi ve teknik altyapı projeleri ile yapım dahil diğer
Melikşah YASİN makaleler
126TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
işler büyükşehir belediyesi ile Toplu Konut İdaresi tarafından yapılır. İki
idare arasındaki görev dağılımı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın bağlı
olduğu bakanlık tarafından yapılır.
Kanun’la, idareye, proje kapsamında kalan bölgede arazi ve arsa dü-
zenlemesi konusunda da yetkiler vermiştir. Kanun’un 5. maddesine göre,
belediye, proje alan sınırları içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve
arazilerde yeni yapılacak imar planlarına göre düzenleme yapar. Proje alan
sınırları içinde yapılacak planlarda, kamu tesislerine ayrılan veya ayrılacak
alanlar, daha önce belediyeye devredilmiş ise, devir miktarını aşmayacak
kısmı bedelsiz olarak ilgili kamu tüzel kişisine geri verilir.
Kanun, idareler arası mal devri usulünde de Kamulaştırma Kanu-
nu’ndan farklı bir usul belirlemiştir. Bilindiği üzere, Kamulaştırma Kanu-
nu’nun 30. maddesinde, kamu kurum ve tüzelkişileri arasında mal devri
usulü düzenlenmiş, taşınmazların Kamulaştırma Kanunu hükümlerine
göre tespit edilecek bedel karşılığında devri öngörülmüştür. 5104 sayılı
Kanun’a göre ise, proje alan sınırları içerisinde kalan bölgede proje için
ihtiyaç duyulan arazi ve arsalardan, kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde
bulunanlar bedelsiz olarak belediyeye devredilir. Fiilen bir kamu hiz-
metinde kullanılan ve üzerinde kullanım amacına yönelik yapı bulunan
taşınmazlar ise devredilemez. Bu istisnai hükümle fiilen kamu hizmetine
tahsis edilmiş taşınmazların devri önlenerek kamu hizmetlerindeki aksama
engellenmiş olmaktadır.
Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan
gayrimenkuller ile 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mev-
zuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Ka-
nunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’a göre hak sahibi
olan kişilerin haklarına konu gayrimenkuller, malikler ve hak sahipleriyle
yapılacak anlaşmalar çerçevesinde projede kullanılır. Bu anlaşmaların usul
ve esasları yönetmelikle belirlenir.
Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel
kişilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkuller belediye tarafından kamu-
laştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 4.11.1983 tarihli
ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrasındaki,
iskan projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır.
Proje alan sınırları içinde yapılacak planlarda, kamu tesislerine ayrılan
veya ayrılacak alanlar, daha önce belediyeye devredilmiş ise, devir miktarını
aşmayacak kısmı bedelsiz olarak ilgili kamu tüzel kişisine geri verilir.
makaleler Melikşah YASİN
127TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Proje alanı içerisinde 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı
Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu’nun Bir
Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun ile aynı 2981 sayılı Kanun’un
bazı maddelerini değiştiren 3290 ve 3366 sayılı kanunlardan süre itibariyle
yararlanamayan, ancak 1 Ocak 2000 tarihinden önce yapıldığını belgele-
yen ruhsatsız yapı ve gecekondu sahipleri, hak sahipleri için yapılacak
konutlardan, bedelini on yıl içinde ödemeyi taahhüt etmek kaydıyla hak
sahibi olurlar. Hak sahibi olacak kişiler, bu ödemeleri 775 sayılı Gecekondu
Kanunu’ndaki hükümlere göre yaparlar.
Proje alanı sınırlarında kalan ve içme suyu kullanımından vazgeçilen
baraj ve koruma kuşaklarındaki su havzalarını planlamaya ve bunlara
ilişkin sınırları belirlemeye belediye yetkilidir.
Proje alan sınırlarındaki kentsel tasarım projeleri ile konut, sosyal dona-
tı, çevre düzenlemesi ve teknik alt yapı projeleri ile yapım dahil diğer işler
Belediye ve İdare tarafından, Bakanlıkça tespit edilecek görev dağılımına
göre yapılır veya yaptırılır.
Projedeki müşavirlik ve kontrollük hizmetleri idare ve belediye tara-
fından özel hukuk hükümlerine göre kurulacak veya iştirak edilecek şirket
tarafından bedeli karşılığında yürütülür. Kuzey Ankara girişi ve çevresini
kapsayan alanlarda kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde, projedeki mü-
şavirlik ve kontrollük hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla kısa adı TOBAŞ
olan “Toplu Konut - Büyükşehir Belediyesi İnşaat Emlak ve Proje A.Ş” Şirketi
kurulmuştur. Sermayesi 2 Trilyon TL olan şirketin %40’lık hissesi TOKİ’ye,
%49 Ankara Büyükşehir Belediyesi, %10 Emlak Pazarlama Proje Yönetimi
A. Ş., %0.05 Ankara, Elektrik Otobüs Havagazı İşletme Müessesi, %0.05
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne aittir.
31
Kanun, projenin finansmanını da düzenlemiştir. Kentsel dönüşüm
projelerinin mali boyutunu iki açıdan incelemek gerekir: Birincisi, proje-
nin gerçekleştirilmesi için gerekli olan finansmanın sağlanması, ikincisi ise,
projenin gerçekleşmesinden sonra idarenin sağlayacağı gelirler.
Kanun’un 7. maddesine göre, proje için gerekli mali kaynaklar;
• Her yıl bütçe kanunlarında gösterilen miktarda Toplu Konut İdaresi
ve Ankara Büyükşehir Belediyesi bütçesinin özel tertiplerine aktarılacak
ödenekler,
• Belediye ve İdarenin kendi kaynaklarından ayıracağı ödenekler,
31
http://www.toki.gov.tr/page.asp?link=html/istirakler.html#d 26.07.2005
Melikşah YASİN makaleler
128TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
• Satış gelirleri dahil her türlü proje gelirinden oluşur.
Bu ödenekler ve proje gelirleri İdare ve Belediye tarafından açılacak
müşterek banka hesabına aktarılır ve projeye dair her türlü harcama bu
hesaptan yapılır. Hesapla ilgili işlemler, kamu kurumlarının kaynaklarını
banka hesabında toplamalarına dair düzenlemeler uygulanmaksızın özel
hukuk hükümlerine göre yürütülür.
İdare, bütçesine aktarılan ödeneklerden veya kendi kaynaklarından,
projedeki konut, sosyal donatı, çevre düzenlemesi ve teknik alt yapı işle-
rinde kullanılmak üzere, Belediyeye konut kredisi sağlayabilir.
Projenin uygulanması neticesinde bazı gelirler elde edilmesi mümkün-
dür. Özellikle proje kapsamında inşa edilen konutlardan, hak sahiplerine
verilecek olanların dışında kalan konutların, proje kapsamında inşa edile-
cek işyerleri, alışveriş merkezlerinin satışından, sosyal donatı alanlarındaki
özel kişilere tahsis edilebilecek alanlardan elde edilecek kira gibi gelirler
söz konusu olabilir. Belediye ve İdare tarafından yapılacak konut ve iş yeri
satışları 2.3.1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu hükümlerine
göre yapılır. Projeden elde edilen gelirler öncelikle projenin finansmanında
kullanılır. Projenin tamamlanmasından sonra artan Proje geliri varsa, bu ge-
lirin Bakanlık tarafından belirlenecek kısmı, İdare, Belediye, ilçe belediyeleri
ve proje alan sınırları içerisinde alanı bulunan diğer belediyelerin bütçesine,
kalan kısmı ise genel bütçeye gelir kaydedilir. Artan proje gelirlerinin bu
idareler arasında ne şekilde paylaştırılacağı konusunda bir hüküm bulun-
mamaktadır. Dolayısıyla, paylaşım konusunda Bakanlığın takdir yetkisinin
bulunduğu söylenebilir. Ancak, bu takdir yetkisi kullanılırken özellikle,
kentsel dönüşüm projesinin devamlılığının sağlanması, proje alanı içindeki
idarelerin mali ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekir.
4. Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı
Kentsel dönüşüm şehirlerimizin en ciddi sorunlarından bir olmasına
rağmen ülkemizde henüz kentsel dönüşümü bir bütün olarak ele alan ve
düzenleyen bir kanun bulunmamaktadır. “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Ka-
nunu Tasarısı”
32
TBMM’de kanunlaşmayı beklemektedir. Aşağıda bu Kanun
tasarısı hakkında genel bir değerlendirme yapılacaktır.
Kanun’un amaç ve kapsamı tasarının genel gerekçesinde şu şekilde
açıklanmıştır: “Kentin eskiyen dokularını ve yerleşim alanlarını, kültürel miras
değerini korumak, koruma/kullanma dengesini sağlayarak sosyal donatı alanlarını
32
Tasarı metni www.tbmm.gov.tr adresinden alınmıştır.
makaleler Melikşah YASİN
129TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
büyütmek ve sağlıklaştırmak, otopark sorununu çözüme kavuşturmak, günümüz
konforu ve kullanım şartlarını içeren konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı
alanları oluşturmak, tarihi ve kültürel dokuyu geleceğe taşımak amacıyla restore
ederek kullanmak, böylelikle kentlerin merkez alanlarının sağlıklı bir şekilde is-
kan edilerek şehrin güvenliğini tehdit eden denetimsiz bölgeler olmaktan çıkarıp
yenileştirmek ve günümüz gereklerine uygun olarak kullanılabilir hale getirmek
amacıyla bu alanları kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan etmek ve bu alanlarda
uygulama yapmaya imkan vermek.”
Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun Tasarısı’nın amacı;
• Tarihi ve kültürel mirasın korunması,
• Eskiyen kent bölgelerinin yenilenmesi,
• Modern yaşam koşullarına sahip kentlerin oluşturulmasıdır.
Ancak, tarihi, kültürel ve tabiat varlıklarının yenilenmesi amacıyla,
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek
Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun kabul edildiğin-
den, tasarının ilgili hükümlerinin çıkarılması gerekecektir.
Tasarı ile kentsel dönüşüm projeleri hazırlamak konusunda, büyük-
şehir belediyeleri, büyükşehir belediyelerinin sınırları içindeki ilçe ve ilk
kademe belediyeleri ve il belediyeleri yetkili kılınmıştır. Belediye sınırları
dışındaki mücavir alanlarda dönüşüm projeleri yapılması için bir düzen-
leme yapılmamıştır. Ancak kanaatimce, belediyeler, Belediye Kanunu’nun
14. maddesine göre, belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da be-
lediye hizmetleri götürülebilir. Kentsel dönüşüm projeleri hazırlama ve
uygulama hem Belediye Kanunu’nun 73. maddesi ile belediye verilmiş
bir görevdir hem de tasarı belediyeleri bu konuda yetkilendirmektedir.
Dolayısıyla, belediye meclis kararı ile belediye sınırları dışında da kentsel
dönüşüm projeleri uygulanabilecektir. Ancak, belediye sınırları dışındaki
alanlarda il özel idarelerinin yetkili kılınması daha doğru bir çözüm ola-
bilir. Zira 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile belediye sınırları dışında
belediye hizmetlerini yerine getirme konusunda yetki verilmiştir. Nitekim
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek
Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’da da, belediye
sınırları dışında il özel idareleri yetkili kılınmıştır.
Tasarı, kentsel dönüşüm uygulamalarının ancak belediye sınırları
içinde veya mücavir alan sınırları içinde yapılabileceğini öngörmektedir.
Ayrıca kentsel dönüşüm alanın on bin metrekareden az olmaması gerekir.
Kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarının belirlenmesine ilişkin karar beledi-
ye meclisinin salt çoğunluğunun kararı ile olur. Belediye meclisinin aldığı
karar, Bakanlar Kurulu’na sunulması ve kabul edilmesi gerekir.
Melikşah YASİN makaleler
130TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Kentsel dönüşüm kararı Bakanlar Kurulu tarafından kabul edildikten
sonra, bir yapı adasından az olmamak üzere etap planları ve programları
belediye tarafından hazırlanır. Etap plan ve programları belediye meclisinin
salt çoğunluğu ve belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.
Belediyeler tarafından hazırlanan ve usulüne uygun olarak yürürlüğe
giren kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri, bizzat belediye tarafından uy-
gulanabileceği gibi, projelerin uygulanması kamu kurumlarına veya özel
hukuk kişilerine de bırakılabilir. Projelerin uygulanması bir başka kamu
kurumuna veya özel hukuk kişisine para karşılığında yaptırılabileceği gibi,
sınırlı ayni hak sağlanması veya belli süreli yararlanma hakları tanınması
gibi koşullarla bırakılabilir. Örneğin; özel hukuk kişisine verilecek arazi-
lerde kat karşılığı konut yaptırılabilir.
Tasarı, kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde, kentsel dönüşümü
uygulayacak belediyelerin, proje alanı içinde kalan taşınmazlarla ilgili
bazı yetkilere sahip olmasını öngörmektedir. Öncelikle, tasarı belediyelere
proje kapsamındaki yerlerde bulunan taşınmazlar üzerinde, uygulamanın
amacıyla sınırlı olmak koşuluyla, her türlü yapılaşma, kullanım ve işletme
konularında geçici veya sürekli kısıtlamalar yapabilmesini öngörmekte-
dir. Tasarı’ya göre, özel hukuk kişilerine ait taşınmazları kamulaştırabilir.
Ancak, yeterli olduğu durumlarda kamulaştırma yerine Medeni Kanun
hükümlerine tabi olarak sınırlı ayni hak kurulması yoluna da gidilebilir.
Dönüşüm alanları içinde kalan, hazineye ait taşınmazlar bedelsiz ola-
rak belediyeye devredilir. Devir için, malik olan kamu tüzel kişisinin rızası
aranmaz. Devre ait işlemler ilgili belediyenin talebi doğrultusunda tapu
sicil müdürlüklerince re’sen yapılır. Milli Savunma Bakanlığı’na tahsisli
arsa, arazi, yapı ve tesisler ile 2566 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik
Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan yerler ile sivil ve askeri havaalanları
ile mania planları kapsamında kalan yerlerde dönüşü ve yenileşme proje-
lerinin ne şekilde uygulanacağına Milli Savunma Bakanlığı, ilgili bakanlık
ve belediye tarafında müştereken karar verilir.
Tasarıda, kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarında uygulama esnasında
veya uygulama sonucu belediye adına iktisap edilen taşınmazlar, hak ve
imtiyazların tasarruf ve değerlendirmeleri Türk Medeni Kanunu ve ilgili
diğer mevzuat çerçevesinde yapılacağı ifade edilmiştir.
Kentlerimizin içinde bulunduğu sorunlar dikkate alındığında, şehirci-
lik sorunlarını bir bütün olarak ele alan yasal bir düzenlemenin gerekliliği
kaçınılmazdır. Öncelikle tasarının önemli bir kısmını oluşturan kültür ve
tabiat varlıklarının yenileştirilmesi ayrı bir yasa ile düzenlenmesinin, yasa-
makaleler Melikşah YASİN
131TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ma yöntemi olarak doğru olmadığı söylenebilir. Kentsel dönüşüm, tanım
ve kapsam itibari ile tarihi, kültürel ve tabiat varlıklarının yenilenmesini
de içerdiğine göre, bunların da aynı yasa kapsamında bir bütün olarak
düzenlenmesi yararlı olacaktır.
Yasa tasarısına yöneltilen eleştirilerden biri de, üst ölçekli planlar ile
kentsel dönüşüm projeleri arasındaki bağın düzenlenmemiş olmasıdır.
33
Tasarıda, proje sınırları içindeki tüm taşınmazların, kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce mevzuata uygun olarak yapılmış ve onaylanmış her-
hangi bir ölçek ve türdeki imar planı kapsamında kalsalar dahi, bu kanun
hükümlerine tabi olacağı ifade edilmiştir. Ancak, tasarı, proje alanıyla sınırlı
olmak üzere, üst ölçekli imar planlarını etkisiz kılmakta ise de, projenin
tamamlanmasından sonra yapılacak imar uygulamaları konusunda bir
düzenleme bulunmamaktadır.
Tasarı, şehirlerin sadece fiziksel sorunlarını dikkate almaktadır. Kentsel
dönüşümün, sosyal ve ekonomik boyutuna ilişkin hiçbir düzenlemeye yer
verilmemiştir.
Tasarı’daki diğer önemli bir eksiklik ise, dönüşüm alanlarının belir-
lenmesi ve uygulanması aşamasına katılımı sağlayacak hükümlere yer
verilmemiş olmasıdır. Ülkemizde, idari karar alma sürecine katılıma iliş-
kin genel bir düzenlemenin de bulunmadığı dikkate alındığında, kentsel
dönüşüm ve gelişime ilişkin karar alma ve uygulama sürecine halkın ve
ilgili kuruluşların katılımının sağlanmasının ne kadar önemli olduğu daha
açık anlaşılabilir. Ayrıca, birden çok idarenin görev ve yetki alanına giren
projelerin ne şekilde uygulanacağı, çıkacak yetki sorunlarının ne şekilde
açılacağı da açıklanmamıştır. Sonuç olarak tasarının bu haliyle eksik, üze-
rinde yeterince çalışılmamış, kentsel dönüşümü her yönüyle kapsayan bir
kapsam ve nitelikte olmadığı söylenebilir.
III. KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALARINDA
KARŞILAŞILABİLECEK HUKUKİ SORUNLAR
A. Özel Mülkiyete İlişkin Sınırlamalar
Kentsel dönüşüm, bir yönüyle özel mülkiyeti de doğrudan etkilemektedir.
Bu etki, mülkiyet hakkının sınırlandırılması şeklinde olabileceği gibi mülki-
yetin sona erdirilmesi sonucunu da doğurabilir. Mülkiyet hakkı, Anayasa’nın
33
Kentsel Dönüşüm Kanun Tasarısı Taslağı Hakkında Türk Mühendis Mimar Odaları
Birliği (TMMOB) Görüşü, http://www.spo.org.tr/TMMOB_Kentsel_Donusum_go-
rus.htm.(17.07.2005).
Melikşah YASİN makaleler
132TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
35. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir: “Herkes mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet
hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” Anayasa Mahkemesi iç-
tihatlarında mülkiyet hakkının sınırsız bir hak olmadığını, kamu yararının
gerektirdiği durumlarda mülkiyet hakkının sınırlandırılabileceğini kabul et-
mektedir.
34
Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamaların, söz konusu hakkın ihlali
niteliğinde olup olmadığı konusunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
çeşitli kararlarında tartışılmıştır. Söz konusu içtihatlarda, Avrupa İnsan Hakla-
rı Mahkemesi, mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalarda, kamu yararı ile birey
yararı arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
AİHM, mülkiyetin kullanılması üzerine, kullanma ve yararlanma konusunda
sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Mahkeme, altyapının, tarım
arazilerinin geliştirilmesi, kamusal ihtiyaçların giderilmesi gibi amaçlarla ya-
pılan arazi düzenlemelerin, yapı yasaklarının arazilerin rantabilitesi artırması,
tarımın geliştirilmesini sağlaması nedenleriyle hem arazi sahiplerinin hem de
toplumun ortak menfaatlerine uygun olduğunu ifade etmektedir. Ancak, arazi
üzerine getirilen sınırlandırmalar, düzenlemeler yapılırken, mülk sahipleri
ile toplum yararı arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerektiğini kabul
etmektedir. Aksi uygulamalar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından
mülkiyet hakkını koruyan 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi ile koruma altına
alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
35
Kentsel dönüşüm projelerinin, toplumun genel yararı için yapıldığı
kuşkusuzdur. Ancak, burada özellikle vurgulamak gerekir ki; kentsel dö-
nüşüm projeleri kapsamında mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların,
kentsel dönüşümün amacına uygun olmalı. Bu amaçla bağdaşmayan veya
amacı aşan sınırlamalar mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır.
B. Kazanılmış Haklar
Kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri, önceki yasal düzenlemelere uygun
olarak tesis edilmiş işlemleri etkileyecek midir? Kazanılmış hak, “doğumu
anında hukuka uygun olarak tamamlanmış ve böylece kişiye özgü, lehte sonuçlar
doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi nedenlere
rağmen, hukuk düzenince korunması gerekli hak” şeklinde tanımlanmaktadır.
36
34
AYM, E. 2001/24, K. 2001/356, T. 5.12.2001, RG, T. 13 Nisan 2002, S. 24725; AYM.
E. 2000/26, K. 2000/48, T.16.11.2000, RG, T. 15 Mart 2002, S. 24696.
35
AİHM’nin bu konudaki kararlarına örnek olarak, Wiesinger v. Austria, Sporrong
and Lönnroth v. Sweden,, Erkner and Hofauer v. Austria, kararlarını örnek olarak
gösterebiliriz. Kararlar için bkz., http://www.echr.coe.int
36
Oğurlu, Yücel, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu,
Seçkin Yay., Ankara 2003, s. 28.
makaleler Melikşah YASİN
133TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Kentsel dönüşüm kararından önce yapılmış binalar, verilmiş ruhsatlar
kentsel dönüşüm projesine aykırılık teşkil ediyor ise, bunlar iptal mi edi-
lecektir yoksa kazanılmış haklar korunacak mıdır?
İmar hukukunda, imar planlarının değiştirilmesinin hukuki sonuçlarının,
diğer düzenleyici işlemlerinin değiştirilmesi gibi olduğu, imar planı değişik-
liğinin geri alma olmadığından geçmişe etkili olmadığı kabul edilmektedir.
37
İdare hukukunda, kural olarak hukuka uygun idari işlemler geri alınamaz.
Bu işlemlerin kaldırılması veya değiştirilmesi geriye etkili olmaz.
Dolayısıyla kural olarak, imar planlarındaki değişikliklerin geriye etkili
olmadığı, değişiklik yapılıncaya kadar hukuka uygun olarak verilmiş izin
ve ruhsatların hukuken geçerli oldukları söylenebilir.
38
Acaba dönüşüm projelerinin özellikleri nedeni ile, kazanılmış hak
teorisinin bir istisnası olarak kabul edilebilir mi?
Kentsel dönüşüm proje ve uygulamaları, mevcut imar planları ve
mevzuata uygun yapılmış yapılar hakkında da bazı değişiklikler yapıl-
masını gerektirebilir. Dönüşüm projelerinin bütünlüğü açısından daha önce
hukuka uygun olarak yapılmış binaların yıkılması gerekebilir. Örneğin;
daha önce konut alanı olarak tespit edilmiş bir bölgenin, kentin gelişimi
açısından ticaret ve sanayi bölgesi olarak tespit edilip bu amaca uygun
sosyal donatı ve altyapı tesisleri yapılması öngörülebilir. Bu durumda, bu
bölgede konut amaçlı binaların tahliyesi, yıkılması veya niteliklerinin de-
ğiştirilmesi söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda, kazanılmış hakların
korunması, söz konusu taşınmazların önceki hukuki statülerinin devamı
anlamına gelir. Dönüşüm projelerinin zorunlu kıldığı durumlarda, daha
önce hukuka uygun olarak inşa edilmiş olsa bile, bu binaların niteliklerinin
değiştirilmesi veya kamulaştırılması gerekebilir. Taşınmazların niteliğinin
değişmesi nedeniyle değerinde bir azalma meydana geliyor ise bu zararın
da idare tarafından tazmin edilmesi gerekir. Dolayısıyla, kamu yararının
gerektirdiği durumlarda kazanılmış haklar da ortadan kaldırılabilir. Ancak
bu olasılıkta, ilgilinin uğradığı zararların karşılanması gerekecektir.
C. Kentsel Dönüşüm Projelerinin Yargısal Denetimi ve
İdarenin Bu Uygulamalardan Doğan Sorumluluğu
Kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında yapılacak işlem ve eylem-
leri diğer idari işlemler ve eylemlerde olduğu gibi idari yargının denetimine
37
Yayla, s. 205.
38
İmar planları değişikliklerinin kazanılmış haklara etkisi ve bu konuda Danıştay
içtihatları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Oğurlu, s.164 vd; Kalabalık, s. 167 vd.
Melikşah YASİN makaleler
134TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
tabidir. Kanunlarda kentsel dönüşüm uygulamalarının değişik aşamalarına
ilişkin geniş takdir yetkisi tanınmış olması bu işlem ve eylemlerin deneti-
mini daha da önemli kılmaktadır.
1.İşlemlerin Yargısal Denetimi
Kentsel dönüşüm uygulamaları birden fazla aşamadan oluşur. Diğer
bir ifade ile kentsel dönüşüm uygulamaları çerçevesinde birden fazla idari
işlem söz konusu olabilir. Kentsel dönüşüm alanının tespitine ilişkin işlem,
dönüşüm alanında uygulanacak proje, proje kapsamında alınacak kararla-
rın her biri ayrı ayrı kesin ve icrai nitelikte idari işlemler olduğundan tek
başlarına dava konusu edilebilirler.
Dava açılması durumunda, diğer idari davalarda olduğu gibi, davacı
yürütmenin durdurulmasını talep edebilecektir. Yürütmenin durdurulması
koşullarının mevcut olup olmadığı, mahkemece somut olayın özelliğine
göre tespit edilecektir. Ancak, özellikle yıkım kararları gibi, telafi güç zarar-
ların doğabileceği durumlarda yürütmenin durdurulması kararı verilmesi
gerekecektir.
Dava açma ehliyeti açısından da, kentsel dönüşüm alanının belirlen-
mesine ilişkin karar veya kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle menfaati
ihlal edilen herhangi bir kişi dava açabilir. Bu durumda, bu alanda ika-
met eden, malik, kiracı, ayni hak sahipleri gibi işlemden dolayı menfaati
olumsuz etkilenebilecek kişiler dava ehliyetine sahip olacaklardır. Ancak,
projelerin uygulanması sırasında, birel nitelikte işlemler de tesis edilebilir.
Birel işlemlere karşı dava, bu işlemden dolayı menfaati olumsuz etkilenen
kişiler tarafından açılabilecektir. Örneğin; proje kapsamındaki bir taşınma-
zın kamulaştırılmasına ilişkin karar, ancak bu karardan etkilenen kişiler
tarafından açılabilecektir.
2. İdarenin Kentsel Dönüşüm Projelerinin
Uygulanmasından Doğan Sorumluluğu
Kentsel dönüşü uygulamaları, bazı sonuçları itibari ile kişiler aleyhine
sonuçlar yaratabilirler. İdarenin, uygulamalar kapsamında yapacağı işlem
ve eylemler, idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğuna yol açabilir.
İdarenin kusurlu sorumluluğunun söz konusu edilebilmesi için, ortada
hukuka aykırı bir işlem veya eylem bulunması ve bu işlem ve eylemden
kaynaklanan bir zararın bulunması gerekir. Örneğin; yıkım çalışmaları
sırasında, gerekli önlemelerin alınmaması nedeniyle yıkılmaması gereken
makaleler Melikşah YASİN
135TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
binanın da yıkılması durumunda bina sahibi zararının tazminini kusuru
sorumluluğu esasına dayanarak talep edebilecektir.
Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında idarenin kusursuz sorumlu-
luğu da söz konusu olabilir. Projenin uygulanması aşamasında, idarenin
hukuka uygun işlem ve eylemleri de bireylerin zararına yol açabilir. Örne-
ğin; proje kapsamında yapılan yol nedeniyle binasının değeri düşen veya
ticaret alanının konut alanına dönüştürülmesi nedeniyle işyeri sahiplerinin
uğrayacakları zararlarının karşılanması gerekecektir. Bu gibi olasılıklarda
idarenin sorumluluğu, “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ilkesine dayandı-
rılabilir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Şehirleşme ve şehirleşme olgusunun getirdiği sorunlar, ülkemizin en
ciddi sorunlarındandır. Kaçak ve plansız yapılaşmanın yarattığı düzensiz ve
sağlıksız yaşam koşulları, sosyal ve ekonomik sorunlar ağırlaşarak devam
etmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasında nüfus artışı, kontrolsüz göç,
şehirlerin plansız büyümesi, ekonomik sorunlar gibi birden çok sebep etkili
olmuştur. Dolayısıyla ülkemizdeki kentsel dönüşümün öncelikli hedefi,
şehirlerin fiziki koşullarının iyileştirilmesi, kaçak, sağlıksız ve düzensiz
yapılaşmanın engellenmesi olmuştur. Halbuki yukarıda üzerinde duruldu-
ğu gibi, kentsel dönüşüm olgusu, Avrupa’da II. Dünya Savaşı sonrasında
şehirlerin yeniden inşası amacıyla yapılmış olmakla beraber, günümüzde
daha çok şehirlerin eskiyen yönlerinin yenilenmesi, şehrin sosyal, ekonomik
ve hatta suçlularla mücadele gibi hukuki sorunlarının giderilmesi hedef
alınmaktadır.
Esasen ülkemizde, düzenli ve sağlıklı koşullarda şehirleşmeyi sağla-
yacak yasal düzenlemeler mevcuttur. Hatta belli ölçüde dönüşüm proje-
leri uygulamayı mümkün kılan düzenlemeler de vardır. Ancak, kentsel
dönüşümü bir bütün olarak ele alan, şehirleşmeyi sadece konut boyutunu
değil sosyal, ekonomik, kültürel yönleriyle de dönüştürmeyi, geliştirmeyi
hedef alan yasal bir düzenlemeye duyulan ihtiyaç açıktır. Ayrıca, mevcut
düzenlemelerin, birden çok idareyi yetkili kılması, kentsel dönüşümün
sadece belli alanlarını düzenlemesi nedeniyle uygulamada, şehrin bütüncül
bir şekilde yenilenmesi ve dönüştürülmesini zorlaştırmaktadır.
Dönüşüm projelerinde öncelikli hedef, kişilerin sağlıklı ve düzenli yer-
leşim mekanlarına sahip olmalarını sağlamakla birlikte, dönüşüm projele-
rinde ekonomik, sosyal ve kültürel boyut ihmal edilmemelidir. Dönüşüm
projeleri sadece gelişmiş, büyük şehirlerde değil, göç veren, ekonomik ve
Melikşah YASİN makaleler
136TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
sosyal sorunları olan şehirlerde de kalkınma ve gelişme aracı olarak kulla-
nılmalıdır. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de, kentsel dönüşüm
uygulamalarının bir imar affı aracı olarak kullanılmamasıdır.
Dönüşüm projeleri aynı zamanda belli kişiler tarafından rant aracı ola-
rak kullanılabilir. Gerek yapılacak yasal düzenlemelerde gerekse projeler-
de, haksız kazançları engelleyecek hükümlere yer verilmelidir. Özellikle,
dönüşüm projeleri nedeniyle taşınmazların değerinde meydana gelecek
artış nedeni ile taşınmazların devri belli koşullara bağlanabilir.
Dönüşüm ve gelişim projelerinde özel hukuk kişilerinin mülkiyet hak-
kının korunması öncelikli amaç olmalıdır. Bu nedenle, mümkün olduğu
ölçüde, projelerin uygulanması aşamasına taşınmaz maliklerinin bizzat
katılımı sağlanmalıdır. Bunu sağlamak üzere, proje uygulamalarını gerçek-
leştirecek özel hukuk kişilerine uzun vadeli düşük faizli kredi olanaklarının
sağlanması, ücretsiz planlama ve danışmanlık hizmetlerinin sunulması,
vergi indirimi gibi kolaylıklardan yaralandırılmaları düşünülebilir. Dönü-
şüm projeleri hiçbir şekilde, bir kamulaştırma, devlet mülkiyetini arttırma
aracı olarak kullanılmamalıdır.
Dönüşüm ve gelişim projelerinin hazırlanması ve uygulanmasında şe-
hirlerin sosyal ve kültürel dokularının korunması gerekir. Çünkü dönüşüm
projelerinin amacı, yeni şehirler oluşturmak değil, mevcut şehirleri yaşa-
nabilir mekanlar haline getirmektir. Özellikle tarihi semtlerin yenilenmesi
projelerinde kültürel dokunun korunması, bu kültürel ve sosyal doku ile
uyumlu projelerin gerçekleştirilmesi gerekir.
Kentsel dönüşüm uygulamalarının her aşamasına, şehir halkının, uz-
man kurum ve kuruluşların, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımına
imkan sağlanmalıdır.
Son olarak şu hususu da vurgulamak gerekir ki; kentsel dönüşüm
projeleri uzun süreli projeler olduğundan, bu projelerin devamlılığının
sağlanması, projelerin başarısı için son derece önemlidir. Zaman içinde,
projenin bazı açılardan geliştirilmesi gerekebilir. Aksi halde, büyük emek
ve maliyetlerle gerçekleştirilen projelerden beklenen sonuçların alınması
zorlaşabilir.
makaleler Melikşah YASİN
137TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
KAYNAKÇA
Açmaz, Melda, “Kentsel Tarım ve Peyzaj Mimarlığı: Güllük Kıyı Bandı Kentsel
Peyzaj Tasarımı Çalışması”, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar
Sempozyumu, MSÜ Yay. İstanbul 2003.
Ayataç, Hatice, “Urban Design: A Key To Urban Regeneration”, Uluslararası 14.
Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ Yay. İstanbul 2003.
Kalabalık, Halil, İmar Hukuku, Seçkin Yay., Ankara 2002.
Karaman, Aykut, “Dönüşüm Projelerinde Kentsel Tasarımın Rolü”, Uluslararası
14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ Yay. İstanbul 2003.
Lam, Kara, “Revitalisation From The Inside Out: The Attempts To Move
Towards An Urban Renaıssance”, The Cıtıes Of The United States And The
United Kingdom Connecticut Journal of International Law, Fall 2003.
Mcwilliams, A. Douglas, “Environmental Justice and Industrial Redevelopment:
Economi and Equality”, Urban Revitalisation, Ecology Law Quarterly, 1994.
Oğurlı, Yücel, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler
Sorunu, Seçkin Yay., Ankara 2003.
Özay, İl Han; Günışığında Yönetim, Filiz Kitabevi, İstanbul 2004.
Özden, Pelin Pınar; Kentsel Yenileme Uygulamalarında Yerel Yönetimlerin Rolü
Üzerine Düşünceler ve İstanbul Örneği, http://www.istanbul.edu.tr/siyasal/
Turkce/Dergi/Sayi%2023-24/20.htm, 2.7.2005. 2.7.2005.
Ritrgof, Peter, Urban Revitalisation And Community Finance: An Introduction,
Peter R. Pitegof, University of Michigan Journal of Lap Reform, Spring-
Summer 1994.
Ünal, Erol - Duyguluer, Feridun - Bolat, Ersin, İmar Terimleri, TODAİE Yay.,
Ankara 1998.
Yarar, Levent, “Kentsel Planlama Projelerinin Planlama Kademelenmesindeki
Yeri”, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ
Yay. İstanbul 2003.
Yasin, Melikşah, “İdari İrtifaklar”, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
İstanbul 2005.
Yayla, Yıldızhan, Şehir Planlamasının Başlıca Hukuki Meseleleri ve İstanbul Örneği,
İÜ Yay., İstanbul 1975.