makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009377
KİMYASAL HADIM YÖNTEMİNİN
ANAYASAYA UYGUNLUĞU -II
Zeynep Burcu AKBABA
∗
I. ANAYASAL BOYUTTA KİMYASAL HADIM
A. AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
BAĞLAMINDA KİMYASAL HADIM
İnsan haklarının ve temel özgürlüklerin korunması amacı ile dü-
zenlenmiş olan bu Sözleşme, 20 Mart 1950’de Roma’da imzalanmış ve
3 Eylül 1952’de yürürlüğe girmiştir. Türkiye bu Sözleşmeyi 18 Mayıs
1954’de onaylamıştır.
1
Sözleşme’nin dibace bölümünde, Bildiri’nin amacı, metinde açık-
lanan hakların her yerde etkin olarak tanınmasını ve uygulanmasını
sağlamak olarak gösterilmiştir. Bunun yanı sıra, üyeler arasında daha
sıkı bir birlik kurmak, insan hakları ile temel özgürlüklerin korunması
ve geliştirilmesi amacı ile bu sözleşme imzalanmıştır.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan bazı hakların
ortak güvenceye bağlanmasını sağlama yolunda ilk adımları atmayı
amaçlayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, dünyada barış ve adale-
tin asıl temelini oluşturan hakların korunmasını hedef almaktadır.
1. İnsan Haklarına Saygı Yükümlülüğü
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesi, bu Sözleşme’nin
birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerin tanınacağını belirt-
mektedir. Sözleşme insan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini
∗
Stajyer Av., Ankara Barosu, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu
Hukuku yüksek lisans öğrencisi.
1
Resmi Gazete 19 Mart 1954 – 8662.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009378
amaç edinir. AİHS hazırlık aşamasında Avrupa’daki demokratik re-
jimlerin devam ettirilmesi açısından gerekli olan asgari hak ve özgür-
lükleri güvenceye alarak işe başlamış, zamanla insan hakları listesini
genişletmiştir. AİHS ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan çok sivil
ve politik hakların korunmasına öncelik vermiştir.
2
2. Yaşama Hakkı
AİHS, 2. maddede yaşama hakkını güvenceye almıştır. Buna
göre:
“1. Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm
cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu
cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.
3
2. Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın kesin
zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlali
suretiyle yapılmış sayılmaz:
a. Bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması için;
b. Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tu-
tuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için;
c. Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için.”
3. İşkence Yasağı
Sözleşme’nin 3. maddesinde yer verilen, “Hiç kimse işkenceye, in-
sanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” bu hüküm,
2
Bkz. http://www.hatay.gov.tr/ilinsanhaklarikurulu/avrupaihsozlesmesi.asp(Son
Erişim Tarihi: 05 Haziran 2008).
3
İdam cezasının barış zamanı dışında, savaş ve savaş tehlikesi halinde de kaldırıl-
masını öngören 13. Protokol metni şöyle: (9 Ocak 2004)
Aşağıda imzası bulunan Avrupa Konseyine üye devletler;
Hayat hakkının, demokratik toplumun temel değeri olduğunu ve ölüm cezası-
nın kaldırılmasının, bu hakkın korunması ve tüm insanların doğuştan gelen onu-
runun bütünüyle tanınması için elzem olduğu inancıyla,
Ölüm cezasının tüm koşullarda ortada kaldırmaya yönelik son adımların atıl-
ması kararlılığıyla,
Aşağıdaki konularda anlaşmışlardır:
Madde 1- Ölüm cezasının kaldırılması
Ölüm cezası kaldırılmıştır. Hiç kimse bu cezaya çarptırılamaz ve idam edile-
mez.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009379
kişi haklarını ihlal edecek olan uygulamaların söz konusu olamayaca-
ğını belirtmektedir.
4. Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması
AİHS madde 8 kapsamında düzenlenen bu temel hak, toplumun
huzur ve barış içinde yaşaması için öngörülmüş temel bir düzenleme-
dir. Buna göre:
“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gös-
terilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak
ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin
korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkaları-
nın hak ve özgürlüklerin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunluk
olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.”
5. Evlenme Hakkı
Temel haklar kapsamında düzenlenen bir başka hususta evlenme
hakkıdır ve “Evlenme çağına gelen erkek ve kadın, bu hakkın kullanılmasını
düzenleyen ulusal yasalar uyarınca evlenmek ve aile kurmak hakkına sahip-
tir” ibaresi ile ailenin hayatının korunması esas alınmıştır (Madde 12).
6. Genel Değerlendirme
AİHS ile koruma altına alınmış bulunan haklar kapsamında kim-
yasal hadım uygulamasını değerlendirmek gerekirse, kimyasal hadım
düzenlemesinin birçok hakkı ihlal ettiği görülmektedir.
Yaşam hakkının korunması kapsamında kimyasal hadım, kişinin
fiziksel bütünlüğüne zarar vermekte ve yapılan incelemeler sonucun-
da ortaya çıkan yan etkilerinin, kişinin sağlıklı yaşamasına engel teşkil
ettiği görülmektedir.
Kimyasal hadım uygulamasını savunanların bu noktada yapmış
olduğu açıklamalar, “toplumun güvenliği ile bireyin yaşamı karşı karşıya
geldiğinde, korunması gereken husus toplumun güvenliğidir” şeklindedir.
Burada ölçülülük ilkesi (proportionality principle) gereğince, toplumun
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009380
daha sağlıklı olması ve gelecekteki kuşakların güven içinde yaşamaları
için, cinsel suçluların hadım edilmesi yaşam hakkını ihlal etmeyeceği
savunmasında bulunmaktadırlar. Ancak belirtmek gerekir ki kişilerin
doğuştan var olan en temel hakkı “yaşam hakkı”dır. Bu nedenle yaşam
hakkının korunması ve başka değerlerle karşılaştırılmaması gerek-
mektedir. Kişinin hapis cezasına tabi tutulması, yaşam hakkını ihlal
etmediği ve alternatif bir uygulama olan hadımın bu hakka aykırı bir
uygulama olduğu düşünülürse, suçlulara hapis cezasının uygulan-
ması daha avantajlıdır. Ancak bu durumda da karşımıza ıslah soru-
nu çıkmaktadır. Hapis cezasının ıslah için yeterli olmadığı, residivizm
oranlarından açıkça görülmektedir. Özellikle de mağdurun ve suçlu-
nun yaşam haklarının çakıştığı bu noktada, suçlunun yaşam hakkının
korunması mağduru ikinci kez mağdur durumuna düşürmekten kur-
taramamaktadır.
Konunun işkence yasağını da ihlal ettiğini söylemek de mümkün-
dür. Çünkü kimyasal hadım için kullanılan ilaçların etkileri tam olarak
saptanamadığından söz konusu ilaçların deneysel nitelikte olduğunu
söylenmektedir. Ayrıca kişinin kimyasal yolla da olsa hadım edilme-
si onur kırıcı bir yöntem olarak kabul edilebilir. Ataerkil toplumlarda
daha baskın olsa da, bir erkeğin cinsel faaliyette bulunamaması onun
toplumun gözünde küçük düşmesine neden olabilir hatta alay konusu
bile yapabilir. Bu nedenle söz konusu uygulamanın işkence yasağını
da ihlal ettiği açıktır. Ayrıca kimyasal hadımı ceza olarak kabul etme-
sek dahi, AİHS madde 3 “onur kırıcı... işlemlere” de tabi tutulamayaca-
ğını belirtmiştir.
Özel hayatın ve aile hayatının korunması ile evlenme hakkını bir-
likte ele almak gerekirse; kimyasal hadımın kişinin cinsel faaliyetlerini
engellemesinden ötürü, belirtilen temel haklara aykırı bir düzenleme
olduğu açıktır. Kişinin cinsel faaliyetlerinin engellenmesi, üreme yete-
neğini de ortadan kaldıracağından, bu kimsenin bir aile kurmasından
söz edemeyiz. Cinsellik ve üreme, kişiye var oluşunun kazandırdığı en
temel özgürlüklerdendir ve kişinin üreme yeteneğine geçici bir süre de
olsa son vermek, temel hak ve özgürlüklerin niteliğiyle çelişmektedir.
Ancak AİHS madde 8, kişinin özel hayatının ve aile hayatının belli bir
takım nedenlerle sınırlandırılabileceğini belirtmiş ve bu nedenleri de
ilgili maddenin 2. fıkrasında saymıştır. Bu durumda kamu güvenli-
ği nedeni ile bu hakkın sınırlandırılmasının mümkün olduğu görül-
mektedir. Ayrıca kimyasal hadımı, cerrahi hadımdan ayıran en önemli
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009381
fark, kimyasal hadım uygulamasına tabi olan bir suçlu, bu uygulama
esnasında ve uygulamanın sonrasında üreme yeteneğini haizdir. Yani
kişi bu tedavi/ceza sürecinde ve sonrasında, cinsel faaliyette buluna-
bilmekte hatta çocuk sahibi olabilmektedir. Ancak kimyasal hadım
karşıtları, bu prosedürün uygulanması esnasında kullanılan ilaçların
sperm kalitesini düşürdüğünü ve doğacak olan çocukta bazı kalıtsal
hastalıklara neden olabileceğini belirtmektedir.
Sonuçta Avrupa ülkelerinin yasal düzenlemelerinde yer ver-
diği ya da yasallaştırmak amaçlı hazırlıklarına başladığı kimyasal ha-
dım, AİHS’ inde koruma altına alınmış olan temel hakları ihlal etmek-
tedir. Ancak söz konusu uygulamaya ilişkin, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi önüne herhangi bir uyuşmazlık gitmediğinden, bu uygu-
lamanın yasaklanmasına ilişkin bir karar bulunmamaktadır. Yakın bir
zamanda İngiltere’de suçluların DNA’larının toplanması ve depolan-
masına yönelik düzenlemenin, mahkemece suçlu olmadıkları tespit
edilen kişiler içinde uygulanması, bu kimselerin temel haklarının ihlal
edilmesi gerekçesi ile AİHM’ye başvurulmasına sebebiyet vermiştir.
AİHM’nin bu konuda vereceği karar, zorunlu kimyasal hadım uygu-
laması için emsal teşkil eden bir karar olabilir.
B. ABD ANAYASASI BAĞLAMINDA KİMYASAL HADIM
Kabul etmek gerekir ki, Kaliforniya Zorunlu Hadım Yasası, Ame-
rikan Anayasası ile ilgili büyük bir tartışma çıkmasına neden olmuş-
tur. Kimyasal hadım yasasına karşı kurumlardan biri olan Amerikan
Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), bu yasanın işkence ve barbarlık
teşkil eden mutat olmayan ceza (cruel and unusual punishment) içinde
yer aldığını savunmaktadır. Bunun yanında özel hayatın korunması
hakkını da aşikar bir biçimde ihlal ettiği belirtilmektedir. Ayrıca özel
hayatın korunması hakkının içine, özgürce üreme ve medikal teda-
viyi kabul etme ya da reddetme hakları da girmektedir. Bu bölümde
zorunlu kimyasal hadım yasasının Anayasal haklar üzerindeki etkisi
incelenecektir.
1. İşkence ve Barbarlık Teşkil Eden Ceza
Kuşkusuz kimyasal hadım yasasına karşı yapılan en önemli itiraz-
lardan biri de, Amerikan Anayasası’nın 8. Eki’nde koruma altına alın-
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009382
mış olan “işkence ve barbarlık teşkil eden mutat olmayan ceza” hükmünü
ihlal etmesidir.
4
Bu konuya ilişkin olan savunmalar, kimyasal hadım
uygulamasının bir ceza olmaktan öte, bir tedavi olması nedeniyle 8. Ek
kapsamında bir ihlalin söz konusu olamayacağı şeklindedir. Bu konu-
ya ilişkin olarak New Jersey Federal Bölge Mahkemesi, uygulamanın
ceza ya da tedavi olduğunu tespit etmek amacıyla Rennie testini uygu-
lamıştır. Mahkeme uyguladığı bu test sonucunda, kimyasal hadımı bir
ceza olarak değil bir tedavi olarak kabul etmiş ve böylece 8. Ek kap-
samında koruma altına alınan hakkın kapsamından muaf olduğunu
belirtmiştir.
ABD Temyiz Mahkemesi, 1958 yılında Trop v. Dulles davasında
8. Ek’te düzenlenen işkence ve barbarlık teşkil eden ceza kavramının
tanımına yer vermiştir. Buna göre, bu kavram olgun toplumun ürünü
olan gelişmiş toplumsal standartlardan türetilmiştir. Bu geli-
şen toplumsal standartlara olan bağlılık, işkence ve barbarlık teşkil
eden cezaların ana hatlarını belirlemek bakımından mütemadiyen yol
göstermektedir.
5
Mickle v. Henrichs davasında, suçlu hapis ve vazektomi cezaları-
na çarptırılmıştır. Vazektomi cezasının nedeni de kişinin üremesine
engellemek olarak gösterilmiştir. Sonrasında Nevada Mahkemesinin
cebri olarak vazektomi uygulanması kararı, işkence ve barbarlık teşkil
eden ceza yasağına aykırı olduğundan uygulanmamıştır.
6
Güney Karolina Temyiz Mahkemesi State v. Brown davasında,
cerrahi hadımın Anayasal bir yasak olan işkence ve barbarlık teşkil
eden ceza hükmünü ihlal ettiğine karar vermiştir. Mahkeme daha
önce vermiş olduğu kararlara uygunluk göstererek, 8. Ek kapsamın-
da yasaklanan bu cezaların uygulanması suçluları alçaltacağından,
bu uygulamaya karşı çıkmıştır. Skinner v. Oklahoma davasında tem-
yiz mahkemesi sterilizasyon cezasını, kanun hükümlerinden herkesin
4
The 8. Amendment provides: “Excessive bail shall not be required, nor excessive
fines imposed, nor cruel and unusual punishments inflicted.” “Ne aşırı yüklü para
cezaları ne de işkence ve barbarlık teşkil eden mutat olmayan cezalar vermek gibi
makul olan miktarın çok üzerinde talep olunan kefalet kabul edilmektedir.”
5
Keesling, Lisa, “Practicing Medicine Without A License: Legislative Attempts to
Mandate Chemical Castration..., p. 383.
6
Batchoo, Lystra, “ Voluntary Surgical Castration of Sex Offenders: Waiving the
Eighth Amendment..., p. 710.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009383
eşit yararlanması kapsamında anayasaya aykırı bulmuştur. Bu karar
göstermektedir ki, hadım ve sterilizasyon niteliği gereği barbarca bir
uygulamadır.
7
Son olarak Harmelin v. Michigan davasında 8. Ek kapsamında ki
yasak “orantılılık ilkesi” uyarınca ele alınmıştır. Orantılılık ilkesinin ta-
rihine baktığımızda, ceza ile suç arasındaki sıkı bağlantı örf ve adet hu-
kuku sistemince açıklanmaya çalışılmıştır. Hakim O’Connor ve Souter
8. Ek için sıkı bir orantılılık aranmaması gerektiğini, burada yalnızca
büyük ölçüde orantısızlık içeren cezaların yasaklandığını bu nedenle
kimyasal hadımın bu kapsamda düşünülemeyeceğini belirtmişlerdir.
8
2. Özel Hayata İlişkin Anayasal Koruma
1965 yılında Griswold v. Connecticut davasında mahkeme;
Anayasa’da yer alan Birinci, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci ve Dokuzun-
cu ekleri özel hayatı düzenleyen alan olarak kabul etmiştir. Bu nedenle
bu ‘Ek’lerde belirtilen haklar, hükümetin menfaati dışında sınırlandırı-
lamaz. Mahkeme ayrıca, özel hayatın korunması hakkının doğası gere-
ği, özgürce üreme hakkını, medikal tedaviyi kabul etme ve reddetme
haklarını içinde barındırdığını belirtmiştir.
2.a. Üreme Özgürlüğü Hakkı
Skinner v. Oklahoma davasında mahkeme, Oklahoma İtiyadi Suç-
lu Sterilizasyon Yasası’nın gerektirmiş olduğu sterilizasyon cezasının
uygulanmasını reddetmiştir. Mahkeme üreme hakkının, bir erkeğin en
temel haklarından biri olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme sterilizasyon, vazektomi ve cerrahi hadım cezalarının
üreme hakkını ihlal ettiğini çünkü üreme yeteneğini tamamen ortadan
kaldıran bir uygulama olduğuna değinmiştir. Ancak MPA tedavisi bu
hakkı ihlal etmemektedir.
9
7
Brody Kay-Frances, “A Constitutional Analysis of California’s Chemical Castrati-
on Statute”, Temple Political & Civil Rights Law Review, Vol. 7, No. 141, 1997, p.
142.
8
Gımıno, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 88.
9
Neach Mark J., “California is on the “Cutting Edge”: Hormonal Therapy (a.k.a.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009384
MPA tedavisi süresince kişi kendiliğinden ereksiyon ve ejakü-
lasyon (boşalma, meni fışkırtma) gerçekleştirebilmektedir. Bu tedavi
esnasında kişinin cinsel faaliyetleri devam etmekte hatta bir partner
tarafından tahrik edilmesi dahi mümkündür. Bazı eleştirmenler, kim-
yasal hadımın cinsel kapasitede yol açtığı azalmanın, cinsel dürtüyü
de azaltacağını belirtmekte ve MPA’nın uygulanacak miktarının fizyo-
lojik anlamda iktidarsızlığa yol açabileceğini de savunmaktadırlar.
Temel haklardan biri olan üreme özgürlüğünün, hükümetlerin
menfaatleri doğrultusunda sınırlandırılabileceği yukarıda belirtilmiş-
ti. Hükümet böyle bir sınırlamaya gitmesi durumunda menfaatlerini
belirtmeli ve bunu kanıtlamalıdır. Ancak hükümetin bu konuda yap-
mış olduğu savunma, kimyasal hadım uygulamasının üreme hakkını
engelleyen bir düzenleme olmadığı şeklindedir. Ayrıca hükümet, “sa-
vunmasız çocukların cinsel suçlulardan korunması yasal bir menfaattir ve
suçluları, suç işlemeleri konusunda motive eden bu dürtülerin engellenmesi,
gelecekte yaşanacak suçları önlemek anlamında önemli bir çabadır” savun-
ması ile toplumun çıkarlarını, bireyin çıkarlarından üstün tutmuştur.
Bunun yanında, MPA tedavisini, üremeyi engelleme anlamında hapis
cezasından daha az etkili olarak görmektedirler. Hapis cezası esnasın-
da evlilik ziyaretlerinin kısıtlanması, üreme hakkı kapsamında olduk-
ça önemli bir engeldir.
10
2.b. Medikal Tedaviyi Reddetme Hakkı
14. Ek kapsamında korunmakta olan haklardan biri de, tedaviyi
reddetme hakkıdır. Bu kurala rağmen istenmeyen tedaviyi reddetme
hakkının sınırlı olduğu görülmektedir. Bireysel menfaatlerin, toplum
menfaatleri ile karşı karşıya kaldığı durumlarda, tedaviyi reddetme
hakkının üzerinde düşünülmesi gerekmektedir. Kabul etmek gerekir
ki, toplumun menfaatlerinin söz konusu olduğu bir olayda, bireyin te-
daviyi reddetme hakkının bir önemi yoktur, çünkü toplumun menfa-
atleri daha önceliklidir. Devletin menfaatleri şunları içermektedir: “(1)
bir hayatın korunması; (2) intiharın engellenmesi; (3) masum üçüncü tarafın
“chemical castration”) is Mandated for Two-Time Child Molesters”, Thomas M.
Cooley Law Review, Vol. 14, No. 2, 1997, p. 366–368.
10
Gimino, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 92-93.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009385
korunması;
11
ve (4) tıp mesleğinin korunması.” Kimyasal hadım bu nok-
tada, cinsel isteği kimyevi olarak baskılarken, suçluyu suç işlemediği
yeni bir hayata adapte etmekte ve bunun yanında toplumu gelecekte
yaşanacak olan cinsel suçlara karşı korumaktadır
12
.
Mahkeme zorunlu sterilizasyon kanununun akıl hastalarına uy-
gulanmasını onaylamaktadır. Buck v. Bell davasında mahkeme, akıl
hastalarının sterilizasyonuna izin veren Virginia eyaletinin kanunu-
nu 14. Ek kapsamında geçersiz saymamıştır. Akıl hastasına uygula-
nan zorunlu medikal tedavideki mantık ile çocuklara yönelik cinsel
suç işleyen kimseye uygulanan medikal tedavideki mantık aynıdır.
Bu nedenle kimyasal hadımın anayasal geçerlilik taşıdığını söylemek
mümkündür. Buna ilaveten, eğer hukuken tanınmış bir özgürlük teda-
viyi reddetme hakkı sağlıyorsa o zaman suçluya başka bir şans daha
tanınmalıdır. Aksi halde tedavi reddedildiğinde ortada başka bir seçe-
nek kalmayacaktır. Buna göre suçlu kimyasal hadım tedavisi uygula-
ması altına girmek istemiyorsa, bunun cerrahi alternatiflerinden birini
seçmelidir. Özellikle kimyasal hadım tedavisinin ret edilme nedeni,
ortaya çıkacak yan etkileri ise suçlu cerrahi hadım yöntemini seçerek
bu yan etkilerin doğmasından kaçınabilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki,
kimyasal hadım şartlı tahliye süresinde uygulanan bir prosedürdür ve
kişi tedaviyi reddettiğinde tekrar hapishaneye dönmek zorundadır.
Yani kimyasal hadım prosedürü bir yandan da kişiye özgürlüğünü
vermektedir.
13
2.c. Medikal Tedaviyi Kabul Etme Hakkı
Hapis cezası almış bireyler için, Anayasaca tanınmış tedavi edilme
hakkı, üç mahkeme kararı ile de kabul edilmiştir. Bu konunun tartı-
şıldığı ilk mahkeme kararı Wyatt v. Stickney davasına aittir. Bu dava
akıl hastalarının tedavi edilmesine ilişkindir. İkinci karar, Donaldson
v. O’Connor davasında verilmiştir. Beşinci Bölge Temyiz Mahkemesi,
11
Üçüncü tarafın korunmasından, bahsedilmek istenen çocuklardır. Çünkü hapis ce-
zasının verildiği durumda, masum bir çocuk sadece suçlunun hapiste olduğu süre
boyunca korunabilmektedir.
12
Gimino, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 90-94.
13
Gimino, Peter J., “Mandatory Chemical Castration for Perpetrators of Sex Offen-
ses...”, p. 94-95.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009386
kamu güvenliği gücü ile kişilere zorunlu tedavinin uygulanabileceğine
karar vermiştir. Üçüncü karar ise, Estelle v. Gamble davasında, devletin
hapishanede bulunan kimselere tedavi sağlama yükümlülüğü olduğu
yönündedir. Ancak Yüksek Mahkeme bir kararında, tedaviyi kabul
etme hakkının Anayasal bir hak olması konusunda tereddüt etmiştir.
Bunun nedeni de; Youngberg v. Romeo davasında mahkeme, devletin
kişilere yeterli ölçüde yiyecek, barınak, kıyafet ve medikal koruma
sağlamakla yükümlü olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle medikal
tedavi, kişiye anayasaca tanınmış bir hak değil, devletin yükümlülük-
leri arasında sayılmıştır. Ancak bu davada verilmiş olan karar hapis-
hanede bulunan mahkumlar için geçerlidir. Yani hapiste bulunan bir
kimse için kimyasal hadım tedavisi uygulaması devletin bir yükümlü-
lüğü sayılmıştır.
State v. Christopher davasında ise önemli noktalardan biri çocuk
tecavüzcüsünün şartlı olarak tahliye edilmesi olmuştur. Daha sonra
Christopher’ın çocuklara yönelik tacizlerinin devam etmesi üzerine
şartlı tahliyesi geçersiz kılınmıştır. Mahkeme Christopher’ın hapse
girmek yerine şartlı tahliye esnasında kimyasal hadım porsedürünün
kendisine uygulanması talebini reddetmiştir. Bunun nedeni olarak da,
rehabilitasyon ile cezanın çok farklı uygulamalar olmasını ileri sür-
müştür.
Mahkemeye göre, her cezanın yanında suçlunun rehabilite edil-
mesi gibi bir zorunluluk yoktur, hatta suçlu rehabilite edileceği za-
manda bu uygulama cezanın yanında ek bir prosedürdür ve cezadan
ayrı olarak düşünülemez.
Sonuçta tedavi edilme hakkını kabul eden akıl hastaları ile suçlu-
lar benzerlik göstermemektedirler. Bunun nedeni de zorunlu olarak
tedavi edilen akıl hastaları yüksek seviyede bir tedavinin kendilerine
uygulanması için ilgili birimlere yetki vermekteyken, aynı durum suç-
lular ya da mahkumlar için geçerli değildir.
14
14
Fıtzgerald Edward A., “Chemical Castration: MPA Treatment of the Sexual Offen-
der”, American Journal of Criminal Law, Vol. 18, No. 1, 1990, p. 49-55.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009387
C. 1982 ANAYASASI BAĞLAMINDA KİMYASAL HADIM
1. Kimyasal Hadımla İlgili Temel Hak ve Özgürlükler
Anayasa’da İkinci Kısım Temel Haklar ve Ödevler konusunu düzen-
leyerek, bu hakları anayasal güvence altına almıştır.
1.a. Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği (Madde 12)
Hak ve özgürlüklere sahip olmak “herkesin kişiliğine bağlı” bir du-
rum olmak kadar, kişinin o toplumdaki statüsüne göre de değişebilen
bir kavramdır. Anayasa madde 12’ye göre; “Herkes, kişiliğine bağlı, do-
kunulmaz devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir” (fıkra
1). “ Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı
ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder” (fıkra 2).
“Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” ile ilgili 12. madde, ilk fıkrasında
bu hükmü getirdikten hemen sonra, ikinci fıkrada bu hak ve özgürlük-
lerin “kişinin topluma, ailesin eve diğer kişilere karşı ödev ve sorumlulukla-
rını” içerdiği uyarısını yapıyor. Böylece ilk fıkrada tanınan ikincisinde
dengelenmek istenmiştir.
15
1.b. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması (Madde 13)
Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen, temel hak ve hürriyet-
lerin sınırlanması meselesi, bir hakkın ya da hürriyetin niteliğinden
doğan bir durumdur ve doğası gereği “objektif sınırlamalara” tabidir.
Buna göre; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak ka-
nunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demok-
ratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamaz”. Ancak bu maddede geçen “demokratik toplum” ve “laik
Cumhuriyet” kavramlarının belirtmek istediği husus muallakta oldu-
ğundan ve hukuken genel kabul görmüş bir tanım yapılamadığından,
hakların bu sebeplerle sınırlandırılması keyfi bir uygulama yapılabil-
mesi yolunda açık kapı bırakmıştır.
Sınırlamanın sınırlarına değinmek gerekirse, öncelikle sınırlama
15
Tanör Bülent / Yüzbaşıoğlu Necmi, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku,
Yapı Kredi Yayınları, 4. Baskı, Ekim 2002, s. 132-133.
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009388
“Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygun” olmak zorundadır ibaresine de-
ğinmek yerinde olacaktır. Bu şart, özellikle, Anayasa’nın temel hak
ve hürriyetler için “ek güvenceler” belirtmiş olması durumunda önem
kazanmaktadır. Anayasa birçok durumda sadece bir hak ve hürriyet
tanımakla yetinmemiş; aynı zamanda kanun koyucunun, o hak ve
hürriyeti düzenlerken yapamayacağı hususları da belirtmiştir. Bunlar
kanun koyucuya yönelik yasaklama hükümleridir.
16
Ölçülülük ilkesi uyarınca sınırlamanın yapılamaması hususunda,
bu kavramı tanımlamak gerekirse, bu ilke, sınırlamada başvurulan
aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu aracın
sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz
bir oran içinde bulunmamasını ifade eder. Anayasa Mahkemesinin ka-
rarlarında da değinilen bu ilke, “Makul, kabul edilebilir sınırların aşılması
aykırılığı oluşturur ... Makul ölçülerin aşılması bir iptal nedenidir... Yapılan
sınırlamayla sağladığı yarar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bu-
lunması gerekir. Amaçla araç arasındaki makul ölçüyü aşmış görülen yeni
sınırlamanın uygun olmadığı ortadır”
17
şeklinde tanımlanmıştır.
“Hakkın özü kavramı ise, temel hak ve hürriyetlerin özünü, vazgeçilmez
unsurunu, dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak olan
asli çekirdeğini ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi, bir hakkın veya hür-
riyetin kullanılmasını “açıkça yasaklayıcı veya örtülü bir şekilde yapılamaz
hale koyucu veya ciddi surette güçleştirici ve amacına ulaşmasını önleyici ve
etkisini ortadan kaldırıcı nitelikteki”
18
kanuni sınırlamaların, o hakkın özüne
dokunacağını kabul etmiştir.”
19
1.c. Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı
(Madde 17)
Kişinin hakları ve ödevleri başlığı altında düzenlenen, Anayasa’da
İkinci Kısım İkinci Bölüm’de yer alan, kişi dokunulmazlığı, herkesin
yaşam hakkından kaynaklı birtakım haklara sahip olduğunu belirt-
16
Özbudun Ergun, Türk Anayasaya Hukuku, Yetkin Yayınları, 8. Baskı, 2004, s. 103.
17
Esas No: 1986/17, Karar No: 1987/11, Karar Tarihi: 22.05.1987, Anayasa Mahkemesi
Kararlar Dergisi, Sayı 23, s. 222.
18
Esas No: 1962/208, Karar No: 1963/1, Karar Tarihi: 04.01.1963, Anayasa Mahkemesi
Kararlar Dergisi, Sayı 1, s. 74.
19
Özbudun Ergun, Türk Anayasaya Hukuku..., s. 1103-105.
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009389
mektedir. Buna göre:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hak-
kına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bü-
tünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tu-
tulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşma-
yan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
(Değişik: 7.5.2004- 5170/3 md.) Meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuk-
lama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçma-
sının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya
olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında
silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana
gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.”
Kişinin vücut bütünlüğünü koruma ve geliştirme hakkı tanıyan
Anayasa’nın 17. maddesi, hangi hallerde bunun istisnasının mümkün
olabileceğini de belirtmiştir. AİHS’de de var olan “işkence ve insan hay-
siyetiyle bağdaşmayan ceza ve muamelelerinde” gerçekleştirilemeyeceği
Anayasa’da güvence altına alınmıştır.
1.d. Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması (Madde 20/1)
1982 Anayasası kişilerin özel hayatlarını koruma altına alarak, bu
kimselere, hayatlarına saygı gösterilmesi hakkı tanımıştır. “Herkes, özel
hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel
hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” hükmü ile özel haya-
tın yanında aile hayatının korunduğunu görmekteyiz. Anayasaların,
toplumların sosyal, kültürel yapılarını yansıttığını kabul edersek, 1982
Anayasası’nın aile hayatına atfettiği bu önem, Türk aile yapısının de-
ğerli sayılmasından ileri gelmektedir. Aile hayatının gizliliğine do-
kunulamayacağı gibi, herkes aile hayatına saygı gösterilmesini talep
etme hakkına da sahiptir.
1.e. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği (Madde 19)
Kişinin hürriyetinin sınırlanamayacağını ifade alan bu madde, is-
tisnai durumları da saymaktadır ve istisnalar dışında, kişilerin hür-
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009390
riyetlerden yoksun bırakılamayacakları belirtilmektedir. “Herkes, kişi
hürriyeti ve güvenliğine sahiptir” (fıkra 1).
“Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbir-
lerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir
yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir kü-
çüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen
bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,
uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek
bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen
esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şe-
kilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır dışı etme yahut
geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri
dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz” (fıkra 2).
1.f. Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar (Madde 38)
Anayasa bu hükümle, kanunilik ve orantılılık ilkesi uyarınca kişi-
lerin cezalandırılabileceğini kabul etmektedir. 38. madde; “Kimse, iş-
lendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş
olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” (fıkra 1). “Suç ve ceza zaman aşı-
mı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygula-
nır” (fıkra 2). “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla
konulur” (fıkra 3).
1.g. Ailenin Korunması (Madde 41)
Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler başlığı altında, Üçüncü Bö-
lümde düzenlenen, ailenin korunmasına ilişkin hüküm, devletin yü-
kümlülüklerine de yer vermektedir. Buna göre:
“Aile, Türk toplumunun temelidir (Ek İbare: 3.10.2001 – 4709/17 m.) ve
eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korun-
ması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009391
2. İlgili Hakların Kimyasal Hadım Bağlamında
Değerlendirilmesi
1982 Anayasası kişilerin, şahsına bağlı hakları korumakta, sınır-
landırılacağı hallerdeki sınırları tanımlamakta, müdahale edileme-
yecek alanları belirlemektedir. Bu bağlamda kimyasal hadımın, 1982
Anayasası’nda tanınmış, koruma altına alınmış haklarla karşı karşıya
geldiğinde uygulanıp uygulanamamasına değinmek gerekirse, öncelik-
le konuya cinsel özgürlük kapsamında yaklaşmak yerinde olacaktır.
Cinsel özgürlük doğuştan gelen ve kişiye sıkı sıkıya bağlı, dev-
redilemez bir haktır. Bu noktada kişinin bu özgürlüğünün sınırlandı-
rılması, varoluşundan kaynaklı olan yaşam hakkının sınırlandırılması
ile aynı düzeydedir. Herkesin yaşama hakkına sahip olduğu ve bunun
Anayasa ile de güvence altına alındığı bir ülkede, cinsel özgürlüğünün
sınırlandırılması çelişki yaratmaktadır. Ancak bilindiği üzere, kişilere
tanınmış olan haklar ve özgürlükler, başka kimselerin hak ve özgür-
lüklerinin sınırlarını ihlal etmeyecek ölçüde geniştir. Bu nedenle kişi,
var olan cinsel özgürlüğünü kullanma hakkı ile başka kimselerin ya-
şam alanlarına müdahale ediyorsa, kanunlarca belirtilmiş olan bir ta-
kım cezai uygulamalara tabi olur. Ancak bu cezaların kısasa kısas uy-
gulanması modern toplumların, hukuk devleti yapısı ile bağdaşmaz.
Bir kimseye karşı yaralama suçu işleyen bir kimsenin cezasının, aynı
şekilde yaralama olarak verilmesi mümkün olamayacağı gibi, aynı du-
rum cinsel suçlar içinde geçerlidir. Bu noktada devlet, cezalandırma
yetkisini kullanarak, kişiyi ıslah etmek amaçlı, kanunlarca düzenlen-
miş cezaların uygulanmasını sağlamakla yükümlüdür. Bir cezanın
öncelikli amaçlarından birinin ıslah etmek olduğu düşünülürse, kısasa
kısas yönteminin ıslah konusundaki etkisi tartışmalıdır.
Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, özlerine dokunma-
dan ve ancak kanunla mümkün olabilmektedir. Kişinin cinsel özgür-
lüğünün ortadan kaldırılması, bir hakkın özüne dokunmadan sınırlan-
dırma anlamına gelmez. Bu nedenle Anayasal açıdan cinsel özgürlü-
ğün ortadan kaldırılmasına yönelik bir ceza mümkün görünmemekte-
dir. Ancak Anayasa madde 17/2 bu duruma ilişkin olarak bir açık kapı
bırakmaktadır. “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, vücut
bütünlüğüne dokunulamaz” ifadesi, gerektiğinde cinsel özgürlüğün kişi-
nin elinden alınabileceğini belirtmektedir. Ancak bunun için iki önem-
li şartın bulunması gerekmektedir. Bunlar; (1) tıbbi zorunluluklar ve
(2) kanunda belirtilen durumlardır. Bu durumda tıbbi zorunluluktan
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009392
ötürü, kanunun açıkça izin verdiği bir durumda kişinin cinsel özgür-
lüğüne müdahale mümkün görünmektedir. Bunun yanında 17. mad-
de üçüncü fıkrada bir muamele veya cezanın uygulanmasındaki sınırı
da çizmiştir. Eğer söz konusu muamele ya da ceza, insan haysiyeti ile
bağdaşmıyorsa bu durumda uygulanamaz.
Cerrahi hadımın, insan haysiyeti ile bağdaşmayan bir uygulama
olduğu kesindir. Çünkü kişi bu yöntemle hayatı boyunca “işaretlen-
miş” bir duruma düşmektedir. Cerrahi hadım ile cinsel organlarını
kaybetmiş bir kimsenin gündelik hayat ile olan ilişkisinde bu duru-
mun ortaya çıkması, sosyal konumuna zarar vermenin yanında, kişi-
nin aşağılanmasına da neden olabilir. Bu nedenle cerrahi hadım uy-
gulamasının Anayasal haklar bağlamında söz konusu olamayacağı
ortadadır. Konuyu kimyasal hadım kapsamında ele almak gerekirse,
kimyasal hadım uygulamasının her şeyden önce geri dönüşümlü bir
uygulama olması ve kişide kalıcı ya da dışarıdan fark edilebilen bir
etki bırakmaması nedeniyle, insanlık haysiyeti ile bağdaşmayan bir
ceza olmadığını söylemek mümkündür. Bu uygulamanın “işkence” ya
da “eziyet” kapsamında bir prosedür olmadığı da ortadır. Bu nedenle
“kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” hükmü altında uygula-
nabilecek bir cezadır. Kimyasal hadımın cinsel faaliyeti sınırlandırma-
yan bir uygulama olduğundan daha önce bahsedilmişti. Bu durumda
bu uygulamanın, cinsel özgürlüğü ortadan kaldırmadığı sadece hakkın
kullanımına sınırlandırma getirildiği ortadadır. Başkalarının haklarını,
gelecek kuşakları ve toplumun huzurunu korumak için, bir kimsenin
haklarının sınırlandırılması da mazur görülebilir.
Anayasa’da belirtilen, “özel hayatın ve aile hayatının gizliliği”, “aile-
nin korunması” hükümleri bağlamında kimyasal hadım uygulamasına
değinmek gerekirse, bu noktada tartışmalı hususlardan biri kimyasal
hadım prosedüründe kullanılan Depo-Provera isimli ilacın yan etkile-
ridir. Buna göre ilacın kullanılmasının, sperm miktarını azaltması, ki-
şinin üremesine engel olabilmektedir. Bunun yanında söz konusu ilaç
sperm kalitesini de etkilediğinden, doğacak olan çocuk üzerinde birta-
kım yan etkilere neden olabilir. Ancak bu husus kanıtlanamadığından
sadece tartışma boyutunda kalmıştır. Bunun yanında ilacın yan etkile-
rinin kişinin vücut bütünlüğü üzerinde yaratacağı tahribatlarda, kim-
yasal hadım karşıtları tarafından ileri sürülmektedir. Bazı kanıtlanmış
yan etkilerin, kişinin maddi varlığını koruma ve geliştirmeye engel teş-
kil ettiği açıktır. Ayrıca ilacın bir takım kurumlarca onaylanmaması ve
makaleler Zeynep Burcu AKBABA
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009393
hatta deneysel bir ilaç niteliğinde olması, bu prosedürün uygulanması
konusunda önemli engellerden biridir. Ancak 1982 Anayasası, “rızası
olmadan bilimsel ve tıbbi deneyler”in uygulanamayacağını belirtmekte-
dir. Bu noktada kimyasal hadım prosedürünün ihtiyari olması halin-
de, uygulanmasında Anayasal anlamda bir sakınca doğmamaktadır.
Son olarak konuya kişi hürriyeti ve güvenliği ile suç ve cezalara
ilişkin esaslar bakımından değinmek gerekirse, Anayasa madde 19,
toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası için bir müessesede tedavi
ve ya ıslahı amaçlı tedbir alınabileceğini kabul etmiştir. Cerrahi hadı-
mın tedavi amaçlı bir uygulamadan öte ceza olduğu aşikardır. Ancak
kimyasal hadım prosedürü yukarıda anlatılan birçok test sonucunda
tedavi olarak kabul edildiğinden, tehlikeli olduğu düşünülen bir cin-
sel suçlu için uygulanmasında bir sakınca yoktur. Bu noktada Ana-
yasa madde 38 kapsamında güvence altına alınan kanunilik ilkesinin,
kimyasal hadım için uygulanması mümkün değildir. Çünkü kimyasal
hadım bir ceza değil, cezanın yanında suçluyu rehabilite etmek amaçlı
uygulanan bir prosedürdür.
DEĞERLENDİRME
Hadım konusu, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında kullanılan bir
kavram olmamakla birlikte, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK)
kısırlaştırma ve 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’da
(NPHK) kastrasyon kavramlarına yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK’da
kısırlaştırma madde 101’de düzenlenmiştir. Buna göre:
“Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi
olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır” (1.
fıkra).
“Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi ta-
rafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolu-
nur” (2. fıkra).
TCK’daki hüküm, kısırlaştırma işlemini yetkili veya yetkisiz, rı-
zaya dayalı ya da zorla yapan kimsenin cezalandırılmasına ilişkin bir
düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre kısırlaştırma işlemini, kişinin rı-
zası olmadan yapan kimsenin cezalandırılacağı belirtilmektedir. Bu-
nun yanında bu işlemin yetkisiz bir kimse tarafından yapılması cezayı
Zeynep Burcu AKBABA makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009394
arttırıcı sebep olarak kabul edilmiştir. İkinci fıkrada ise kişinin rızası-
nın olması durumunda bu işlemi gerçekleştirenin yetkisiz olması du-
rumu düzenlenmiştir. Yani kişinin rızası olması halinde, kısırlaştırma
fiilini gerçekleştirenin yetkili olması durumu suç kabul edilmemiştir.
Sonuçta, ihtiyari kimyasal hadımın, TCK kapsamında suç olmadığını
söylemek mümkündür.
Buna ilaveten TCK madde 57, akıl hastalarına özgü güvenlik
tedbirlerini düzenlemektedir. Buna göre; “Fiili işlediği sırada akıl has-
tası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine
hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek
güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar” hükmü
ile pedofili hastalarının kimyasal hadım prosedürüne tabi tutulmaları
mümkündür. Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin anayasal sınır-
lara bağlı kalmak şartıyla kanunla sınırlandırılabileceği hükmünden
yola çıkarak, TCK’nın 57. maddesi uyarınca ihtiyari kimyasal hadımın
uygulanmasına hükmedilebilir.
NPHK ise, bu kanunun öngördüğü haller dışında sterilizasyon ve
kastrasyon ameliyesini yasaklamaktadır. İlgili kanunun 4. maddesin-
de sterilizasyon ve kastrasyon düzenlenmiştir. Buna göre:
“Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi ih-
tiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahale demektir. Ste-
rilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzeri-
ne yapılır. Bir ameliyatın seyri sırasında tıbbi zaruret nedeniyle bir hastalığın
tedavisi için kastrasyonu gerektiren hallerde, kişinin rızasına bakılmaksızın
kastrasyon ameliyesi yapılabilir.”
Bu durumda kişinin rızası olmasa dahi, yapılan kastrasyon işle-
minin suç teşkil etmeyeceği belirtilmektedir. Ancak burada da kişinin
rızasının olduğu bir durumda kimyasal hadımın suç teşkil ettiği dü-
zenlenmemiştir.
Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda Anayasa ve ilgili kanunlar-
daki düzenlemeler, Türkiye’de kimyasal hadım uygulamasının müm-
kün olabileceğini göstermektedir. Gerekli düzenlemelerle, kanunlarda
kimyasal hadıma yer verilmesi halinde çocuklara yönelik cinsel suç
işleyen kimselerin ceza almasının yanında tedavi edilerek topluma ka-
zandırılmaları ve gelecek kuşakların korunması sağlanabilir.