KİRA İLİŞKİSİNİN DEVRİ
-(Yeni) Türk Borçlar Kanununun İlgili 323 üncü
Maddesinin Değerlendirilmesi-
ALIENATION OF TENANCY CONTRACT
-An Assesment of Article 323 of the (New) Turkish
Code of Obligations-
Seçkin TOPUZ
*
Ferhat CANBOLAT
**
Özet: Türk Borçlar Kanununun 323 üncü maddesinde, ‘kira iliş-
kisinin devri’ kenar başlığı altında yeni bir düzenleme getirilmiştir.
Çalışmamızda kanunun ilgili maddesi dikkate alınmak suretiyle, kira
ilişkisinin devrinin şartları, hukuki sonuçları, benzer kurumlarla karşı-
laştırılması ortaya konulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kira, sözleşmenin devri, kira ilişkisinin dev-
ri, yeni Türk Borçlar Kanunu.
Abstract: A new regulation has been envisaged under the title
“Alienation of Tenancy Contract” in Article 323 of the Turkish Code
of Obligations. In this study, by considering the aforesaid provision,
the conditions and legal consequences of alienation of tenancy
contract has been set forth in comparison with similar transactions.
Keywords: Tenancy, alienation of contract, alienation of
tenancy contract, the New Turkish Code of Obligations
I. GİRİŞ
818 Sayılı (eski) Borçlar Kanununda (eBK) kiraya ilişkin hüküm-
lerin bulunduğu 248 vd. maddelerinde kira ilişkisinin devri hakkında
her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte 1955 yı-
lında kabul edilen ve özel kanun niteliğindeki 6570 Sayılı Gayrimen-
1
*
Yrd. Doç. Dr., Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi
**
Yrd. Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi
Kira İlişkisinin Devri98
kul Kiraları Hakkındaki Kanunun 12 inci maddesinin 1 inci fıkrasında,
sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadığı sürece, kiracının kira söz-
leşmesini başkasına devredemeyeceği şeklinde bir düzenleme vardır.
11 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen 6098 Sayılı (yeni) Türk Borçlar
Kanununda ise
1
, 323 üncü maddede, “kira ilişkisinin devri” kenar başlı-
ğı altında, yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Çalışmamız kapsamında,
kanunun 323 üncü maddesinin hukuki niteliği, bu kapsamda kira iliş-
kisinin devri ve benzer hukuki kurumlarla karşılaştırılması, kira ilişki-
sinin devrinin şartları ve hukuki sonuçları incelenmektedir.
II. KANUNDAKİ İLGİLİ DÜZENLEME
Türk Borçlar Kanununun “kira ilişkisinin devri” kenar başlığı altın-
daki 323 üncü maddesi hükmüne göre:
Kiracı, kirayaverenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına
devredemez. Kirayaveren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı
vermekten kaçınamaz.
Kirayaverenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira
sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kirayaverene karşı
borçlarından kurtulur.
İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve
en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.
Hükmün gerekçesine göre
2
: “Maddenin düzenlenmesinde kaynak İs-
viçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesi
3
göz önünde tutulmuştur.”
1
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 4 Şubat 2011 Cuma günlü Resmî Gazete’de
yayınlanmıştır (bkz., Resmî Gazete Sayı : 27836). Türk Borçlar Kanununun 648
inci maddesine göre, bu kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Öte yandan 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun, 12 Ocak 2011 tarihinde kabul edilmiş ve 4 Şubat 2011 Cuma
günlü Resmî Gazete’de yayınlanmıştır (bkz., Resmî Gazete Sayı : 27836). Bu kanun,
11 inci maddesi hükmüne göre 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecektir.
2
Bkz., Tasarı, s. 260.
3
1911 Tarihli İsviçre Borçlar Kanununda bulunmayan ve ancak 1989 tarihinde
yapılan revizyon kapsamında kanunlaşan “Kiranın Üçüncü Kişiye Devri” kenar
başlığı altındaki 263 üncü maddesi hükmüne göre:
İşyerini kiralayan kiracı, kira ilişkisini, kirayaverenin yazılı onayıyla bir üçüncü
kişiye devredebilir.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT99
III. DÜZENLEMENİN UYGULAMA ALANI
Kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesinde, açıkça
ve sadece, işyeri kirasının kiracısından bahsedilmektedir. Dolayısıyla,
kaynak kanun maddesinin uygulama alanı, işyeri kiralarıyla sınırlıdır.
4
Türk Borçlar Kanununun 323 üncü maddesi ise, kanunda özel
borç ilişkilerinin düzenlendiği ikinci kısımda, kiraya ilişkin hükümlerin
bulunduğu dördüncü bölümdedir. Bu bakımdan söz konusu madde, ka-
nunda düzenlenen diğer borç ilişkilerinin değil, sadece kira ilişkileri-
nin devrine uygulanır. Ayrıca söz konusu madde dördüncü bölümün
genel hükümlerin düzenlendiği birinci ayırım altındadır. Bu sebeple
madde hükmü, hem taşınır kiralarında hem taşınmaz kiralarında ve
bu kapsamda konut ve işyeri kiralarında uygulama alanı bulur. Bunun
dışında söz konusu düzenleme, kiracı tarafının değişmesi niteliğindeki
devirlere uygulanır. Kirayaverenin değişmesi sonucunu doğuran de-
virler, maddenin hükmü dışındadır. Son olarak, maddenin uygulama
alanı, özel kanun hükümleriyle de sınırlıdır. Bu anlamda olmak üzere,
Kirayaveren, önemli sebeplerle onay vermekten kaçınabilir.
Kirayaveren onay verirse, üçüncü kişi kiracının yerine kira ilişkisinin tarafı olur.
Kiracı kirayaverene karşı yükümlülüklerinden kurtulur. Kiracı, kira ilişkisinin
kanuna veya sözleşmeye göre sona erdiği ya da sona erdirilebileceği zamana
kadar ve ancak her halükarda en fazla iki yıl süre için üçüncü kişiyle birlikte
kirayaverene karşı müteselsilen sorumlu olur.
(Kabul tarihi: 15 Aralık 1989. Yürürlük tarihi: 1 Temmuz 1990).
Görüldüğü üzere, İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesi, dört fıkra olarak
kaleme alınmışken, bu kanunun 1 inci ve 2 inci fıkraları Türk Borçlar Kanununun
ilgili 323 üncü maddesinde tek bir fıkra altında birleştirilmiş ve toplam üç fıkra
olarak düzenlenmiştir.
4
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 2; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR,
Nr. 1; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 3. İsviçre hukukunda, kira
ilişkisinin üçüncü kişiye devrine ilişkin olarak sadece işyeri kiralarına ilişkin özel
bir düzenlemenin yapılmasının arka planında, diğer kira konularından farklı
olarak, yalnızca işyeri kiralarında olan ve devreden kiracıya ait korunmaya değer
maddi ve maddi olmayan malvarlığı değerlerinin, bir bütün olarak serbestçe
devredilebilmesine imkân sağlanmak istenilmesi düşüncesi vardır. Öyle ki,
devreden kiracıya ait olan müşteri çevresi ve stoktaki mallar gibi malvarlığı
değerleri, işyeri kiralarında söz konusu iken, örneğin konut kiralarında bu tür
korunmaya değer menfaatler bulunmamaktadır. Bkz., HandKomm- Heinrich,
Art. 263 OR, Nr. 2; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 2. Dolayısıyla, söz
konusu düzenlemenin uygulama alanı da sadece işyeri kiralarının devriyle
sınırlıdır. Konusu işyeri kiraları dışında kalan kira sözleşmelerinde ise,
kirayaveren, devredecek kiracı ve devralacak kiracı arasında, üçünün birlikte
serbest iradeleriyle yapacağı bir sözleşmeye ihtiyaç vardır. Bkz., Gauch/ Schluep/
Schmid/ Rey, Nr. 3755 vd.; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 2.
Kira İlişkisinin Devri100
örneğin kiracı sıfatına haiz olunan aile konutunun devrinin yapılabil-
mesi için, Türk Medeni Kanununun 194 üncü maddesinin 2 inci fıkrası
gereğince, diğer eşin rızasına da ihtiyaç duyulur.
IV. DÜZENLEMENİN AMACI
Kira ilişkisinin kurulmasından sonra, ve fakat kira ilişkisinin sona
ermesinden evvelki bir zamanda, kiracı kira ilişkisini sona erdirmek
isteyebilir. Bu, değişik saiklerden kaynaklanabilir. Öyle ki örneğin kira
konusu kendisi için küçük olabilir veya büyük olabilir, kirasını ödeme
güçlüğü çekebilir veya oturduğu semti değiştirmek isteyebilir ya da –
kira konusunu işyeri olarak kullanıyorsa- faaliyet alanını değiştirip bir
başka yerde işlerini yürütmek isteyebilir vs.
Yukarıda durumlarda kiracının elinde, kira ilişkisini vaktinden
evvel sona erdirmek için bazı imkanları vardır. Bu anlamda olmak
üzere, kiracı kira ilişkisini kanunun 331 inci maddesine göre önemli
sebeplerle sona erdirebilir. Ancak bu durumda kirayaverene karşı taz-
minat ödemekle karşı karşıya kalır (m. 331/f.2). Kaldı ki söz konusu
düzenlemenin uygulanabilmesi için, kira ilişkisinin devamının kiracı
tarafından katlanamaz bir nitelik alması gerekir ki, her durumda bu
yola başvurulamaz. Bu durumda kiracının elinde geriye kalan biricik
hukuki imkan, tam bir tazminat ödemek suretiyle sözleşmeyi feshet-
mesidir, meğer ki kirayaveren haklarından feragat etmiş olsun.
Yukarıdaki ihtimalde kiracının maddi kayıpları kirayaverene öde-
mek zorunda kaldığı tazminatla da sınırlı değildir. Öyle ki özellikle
işyeri kiralarında kiracının kira konusuna ilişkin olarak yapmış oldu-
ğu yatırımlar (örneğin müşteri çevresini genişletmek için yapılan rek-
lam giderleri, bunun sonucunda edinilen müşteri çevresi, makine ve
ekipman masrafları, tavan-zemin-vitrin düzenlemesi vs. için yapılan
giderler), kiracının zararının daha da yüksek olmasına sebep olabilir.
Tüm bu sayılan hallerde söz konusu zararların tamamen veya kısmen
kirayaveren üzerinde bırakılması da adil değildir.
Yukarıdaki açıklamalarımız göstermektedir ki, kiracı kira sözleş-
mesini vaktinden evvel sona erdirmek isterse, bundan hem kendisinin
hem de kirayaverenin zarar görmeyeceği hukuki bir çözüme ihtiyaç
vardır. İşte bunun yolu, kira ilişkisinin devridir.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT101
V. KİRA İLİŞKİSİNİN DEVRİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Türk Borçlar Kanununa göre, kira ilişkisi kendisine devredilen
kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer (m.323/f.1-ilk hüküm).
Şu halde, öyle bir hukuki kurum olmalıdır ki, bununla sözleşmenin bir
tarafı (kiracı) yerine bir başkası geçmiş olsun.
Borçlar hukuku sistemimizde bir borç ilişkisinde bir tarafın yeri-
ne bir başkasının geçmesi, halefiyet durumlarında söz konusu olur.
Halefiyet, en genel anlamı ile bir borç ilişkisinde bir şahsın yerine bir
başkasının geçmesidir.
5
Türk-İsviçre borçlar hukukunda halefiyet, kanundan doğar.
6
Türk
Borçlar Kanunu, 205 inci maddesinde genel nitelikte yeni bir halefiyet
kurumuna yer vermiştir ki o da sözleşmenin devridir.
7
Sözleşmenin
devri, doktrinde ve mahkeme içtihatlarında uzun zamandan beri ta-
nınmaktadır.
8
Kanunun 205 inci maddesine göre: “Sözleşmenin devri, sözleşmeyi
devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve dev-
redenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve
borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır”.
9
Bu tanımdan çıkan hu-
5
Kılıçoğlu, Halefiyet, s.3. Halefiyet, şahıslar arasında bir yer değiştirme şeklinde
olursa, bir şahsi ikameden (persönlische-sübjektive surrogation) bahsedilir ki, bu
açıdan halefiyet bir ikamedir ve ikamenin kişiler arasında olanıdır. Bkz., Kılıçoğlu,
Halefiyet, s.12.
6
Kılıçoğlu, Halefiyet, s. 5. Farklı görüşte olan Ayrancı’ya göre (bkz., § 3, II, B),
halefiyet kanundan doğabileceği gibi sözleşmeden de doğabilir.
7
Bkz., Funke, s. 3; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 643; Ayrancı, § 3, II, B. Kavram
olarak doktrinde bazı yazarlar sözleşmenin devri (Vertragsübertragung) ifadesini
kullanırken (örneğin Früh, bkz. s. 1 vd.), çoğunluktaki yazarlar ise bu ifade
yerine sözleşmenin yüklenilmesi, Übernahmevertrag, Vertragsübernahme)
deyimini tercih etmektedir. Bkz. örneğin, Alman hukukunda Funke, (bkz., s. 3);
Wagner (bkz., Jus 1997, Heft 8, s. 692), Pöggeler (bkz., JA 1995, Heft 8/9, s. 641);
Türk hukukunda Eren, (bkz., s. 1206), Ayrancı, (bkz., §1, I.). Yargıtay 3. Hukuk
Dairesi’nin ilgili 14.10.2004 tarih, 2004/9625 esas ve 2004/10945 sayılı kararı için
bkz., www.kazanci.com.tr.
8
Alman hukuku için bkz., Pieper, s. 191; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 643; Wagner,
Jus 1997, Heft 8, s. 692; Kandelhard, NZM 2001, s. 697; BGH, MDR 1958, s. 90;
BGH, DtZ 1996, s. 56. İsviçre hukuku için bkz., Früh, s. 1 vd., BGE 32 II 104; BGE
47 II 416. Türk hukuku için bkz., Ayrancı, §5; Eren, s. 1206.
9
Bu tanımlama, doktrinde yapılan tariflere uyumludur. Bkz., Funke, s. 3; Wagner,
Jus 1997, Heft 8, s. 692; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 641; Mauer, BWNotZ 2005,
s. 114.
Kira İlişkisinin Devri102
kuki sonuç odur ki, sözleşmenin devredilmesiyle birlikte taraf de-
ğişikliği gerçekleşir; yani devredenin sözleşmeden doğan taraf olma
sıfatı, bütün hak ve borçlarıyla birlikte sözleşmeyi devralana geçer.
10
Sözleşmenin içeriği ise bu devirden etkilenmez.
11
Kira sözleşmesi-
nin devrini düzenleyen 323 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının hu-
kuki sonuçları da bundan başka değildir.
12
Şu halde, kira ilişkisinin
devri (m.323), genel bir halefiyet kurumu olan sözleşmenin devrinin
(m.205), özel nitelikte bir uygulamasıdır. Gerçi kanunun 323 üncü
maddesinde 205 inci maddenin 1 inci fıkrasında verilen tanımdan
farklı olarak, sözleşmede kalan tarafın (yani, kirayaverenin) devir
sözleşmesine taraf olmasından değil, bunun yerine kira ilişkisinin
devrine onay vermesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak 205
inci maddenin 2 inci fıkrası, “Sözleşmeyi devralan ile devreden arasın-
da yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan
veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine ta-
bidir” denilmektedir. Bu bakımdan, 323 üncü maddeye göre kiraya-
verenin kira ilişkisinin devrine onay vermesi gerekliliği, kira sözleş-
mesinin devrinin kanunun 205 inci maddesi anlamında sözleşmenin
devri olarak nitelendirilmesine engel değildir. Kaynak İsviçre hukuk
doktrininde ve Federal Mahkemenin kararlarında da, kira ilişkisinin
devri amacıyla yapılacak anlaşmanın, tipik olarak, sözleşmenin dev-
ri niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
13
Yargıtayın görüşü de bu
doğrultudadır.
14
10
Pieper, s. 210 vd.; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s.
641; Mauer, BWNotZ 2005, s. 114; Kandelhard, NZM 2001, s. 697.
11
Bkz., Pieper, s. 116 vd.; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 643; Wagner, Jus 1997, Heft
8, s. 693; Kandelhard, NZM 2001, s. 697. Alman Federal Mahkemesinin kararı da
bu doğrultudadır. Bkz., BGH BGHZ Band 95, s. 88 = JZ 1985, 1093.
12
Bkz., aşağıda VII. Kira İlişkisinin Devrinin Hukuki Sonuçları, A. Genel Olarak.
13
Bkz., HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 4; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art.
263 OR, Nr. 5: BGE 129 III 18.
14
Öyle ki, Yargıtay’a göre “… kira sözleşmesinde kiralayanın bu ilişkiden ayrıldığı ve
kendisinin yerine davacıyı ikame ettiği, bu hukuksal olguya cevabi ihtarname ile davalının
onay verdiği anlaşılmaktadır. O halde bütünlük içerisinde ve üç taraflı olarak kendine özgü
bir şekilde ‘sözleşmenin yüklenildiği’ nin kabulü gerekecektir...”. Yargıtay 3. Hukuk
Dairesi’nin ilgili 14.10.2004 tarih, 2004/9625 esas ve 2004/10945 sayılı kararı için
bkz., www.kazanci.com.tr.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT103
VI. KİRA İLİŞKİSİNİN DEVRİNİN ŞARTLARI
Kira ilişkisinin devrinin sözleşmenin devri olarak nitelendirilme-
si karşısında, kira sözleşmesinin devrinin şartları, evleviyetle 323 üncü
maddeye göre belirlenecektir. Ancak 323 üncü maddede bu konuda ye-
terli açıklık yoktur. Bu sebeple, genel olarak sözleşmenin devrini düzen-
leyen 205 inci maddesinin de dikkate alınması gerekir. Bundan dolayı
kira ilişkisinin devrinin şartlarının tespiti bakımından kanunun 323 üncü
maddesinin yanı sıra 205 inci maddesi de bir arada değerlendirilmelidir.
A. Mevcut Geçerli Bir Kira Sözleşmesinin Olması
Sözleşmenin devri için, her şeyden evvel devre konu bir sözleşme
olmalıdır. Böyle bir sözleşme yoksa, sözleşmenin devrinden de bah-
sedilemez.
15
Aynı şekilde kira ilişkisinin devri için de, mevcut bir kira
sözleşmesinin olması gerekir.
16
Aslında bu unsur, gerek kanunun 205 inci maddesinde gerekse
323 üncü maddesinde açık bir şekilde ifade edilmemektedir. Ancak
sözleşmenin devri, sözleşmede kalan tarafın (yani kirayaverenin) ve
devredenin (yani kiracının) malvarlığına etkisi itibariyle bir tasarruf
işlemidir. Zira taraf değişikliğiyle kirayaveren ve devreden kiracı, o
zamana kadar sahip olduğu hakları üzerinde tasarrufta bulunmak-
tadır.
17
Ortada devre konu olan mevcut bir sözleşme (kira vs.) yoksa
ve fakat ileride yapılması düşünülen müstakbel bir sözleme için ta-
raflar sözleşmenin devri konusunda anlaşmış olsalar, devir gerçek-
leşmez. Zira böyle bir anlaşmayla taraflar malvarlıklarında tasarruf
etmiş olmazlar. Dolayısıyla hukuki anlamda bir devirden de bahse-
dilemez.
18
B. Tarafların Kira İlişkisinin Devri Konusunda Anlaşmış Olması
Sözleşmenin devri, sözleşmede kalan tarafın, sözleşmeyi dev-
reden tarafın ve sözleşmeyi devralan tarafın hukuki durumlarının
değişmesine sebep olur. Bu sebeple tüm bu kişilerin devir konusun-
15
Früh, s. 96; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 641; Ayrancı, § 5, III.
16
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 19; Gümüş, s. 227.
17
Sözleşmenin devrinin tasarruf işlemi olduğu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz.,
Früh, s. 8-13; Ayrancı, § 3, III, B.
18
Bkz., Früh, s. 98; Ayrancı, § 5, III.
Kira İlişkisinin Devri104
da anlaşması gerekir (m.205/f.1).
19
Bu bağlamda kira sözleşmesinin
devri için de kirayaveren, kiracı ve kira konusunu devralmak isteyen
üçüncü kişi aralarında anlaşmaya varmalıdır.
20
Bunun genel olarak iki
yolu vardır.
21
1. Üç Taraflı Anlaşmayla Kira İlişkisinin Devri
Sözleşmenin devrinin bir yolu, sözleşmede kalan ile sözleşmeyi
devretmek isteyen ve sözleşmeyi devralacak üçüncü kişinin bir ara-
ya gelip, üç taraflı bir hukuki işlem olarak devir sözleşmesi (Übertra-
gunsvertrag) yapmalarıdır.
22
Bununla kiracı kira ilişkisini devretmeyi,
üçüncü kişi de kira ilişkisini devralmayı, kirayaveren de kira ilişkisi-
nin kiracıdan üçüncü kişiye devredilmesini kabul eder.
23
Bu içerikte
yapılan sözleşmede tarafların teknik olarak devir tabirini kullanmaları
gerekli değildir.
24
2. Kiracı ve Üçüncü Kişi Tarafından Yapılan Anlaşmaya
Kirayaverenin Onay Vermesi
Genel Olarak
Sözleşmenin devrinin bir diğer yolu, devretmek isteyen ile söz-
leşmeyi devralmak isteyen üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmeye,
sözleşmede kalan tarafın onay vermesidir.
25
19
Bkz., Früh, s. 100; Ayrancı, özellikle §5; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; Mauer,
BWNotZ 2005, s. 116; BGH, DtZ 1996, 56, 18.10.1995, WM 1996, s.128.
20
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 4; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 7.
21
Bkz., Ayrancı, § 7, I. Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; Mauer, BWNotZ 2005, s. 116.
22
Alman hukukunda Oertmann (bkz., Bürgerliches Gesetzbuch, Recht der
Schuldverhältnisse, 5. Auflage, 1928, § 398, Vorbem.7: Funke, s. 28 den naklen),
sözleşmenin devrinin tek bir hukuki işlemle yapılabileceği görüşündedir ki, bu
yol, sonraları doktrinde de genel olarak kabul görmüştür. Bkz., Früh, s. 102; Pieper,
s. 191 vd Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 643; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692;
Kandelhard, NZM 2001, s. 697; Ayrancı, § 7, I. Funke ise (Bkz., 28 vd), sözleşmenin
devrinin tek bir işlemle değil, alacağın temliki ve borçların üstlenmesi yoluyla
geçebileceğini savunmaktadır..
23
Bkz., HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 8; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art.
263 OR, Nr. 50; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 8.
24
Bkz., Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; BGH, DtZ 1996, 56, 18.10.1995, WM 1996,
s.128.
25
Bkz., Früh, s. 102; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; Ayrancı, § 7, I.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT105
Bu usulde bir yanda kiracı ile üçüncü kişi kira ilişkisinin devrine
ilişkin bir sözleşme yaparlar. Ancak bu sözleşme kirayavereni bağla-
maz. Zira devrin hukuki sonucu, kirayaverenin kiracısına karşı sahip
olduğu haklarını, yerine bir başkası geçmiş olsa bile, kaybetmesidir ki
(m.323/f.2-ikinci hüküm), hiç kimse tarafı olmadığı ya da kabul etme -
diği bir sözleşmeden dolayı haklarından vazgeçmiş olmaz.
26
Devretmek isteyenle devralmak isteyen arasında yapılan devir
sözleşmesi, sözleşmede kalanın onayına kadar, askıda geçersizdir.
27
Ne zaman ki sözleşmede kalan onay verir, askı durumu ortadan kal-
kar ve devir sözleşmesi hüküm ve sonuç doğurur.
28
Bu husus kanun-
da: “Kiracı, kirayaverenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına
devredemez” şeklinde ifade edilmektedir (m.323/f.1).
Sözleşmenin devri konusunda, gerek üç taraflı bir sözleşme yapıl-
mış olsun gerekse iki tarafın yapmış olduğu sözleşmenin onaylanması
yolu tercih edilsin, ki her iki yolda da amaç, sözleşmede kalan tarafın
korunmasıdır ki, bu da sözleşmenin üçüncü kişiye devrini onun (söz-
leşmede kalanın) kabul etmesini gerektirir.
29
Bu bakımdan her iki yol
arasında neticede bir fark yoktur.
30
Bu konuda Türk Borçlar Kanunun
205 inci maddesinin ifade tarzı birinci yola uygun iken, 323 üncü mad-
desinin metni ikinci yola uygundur.
31
b. Onayın Talep Edilmesi, Verilme Zamanı, Geri Alınması ve Şekli
Kirayaverenin kira ilişkisine onay vermesi, ancak kendisinden bir
26
Pieper, s. 193; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 644.
27
Bkz., Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692.
28
Bkz., Ayrancı, özellikle §7, I.; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5;
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 20; BaslerKomm-Weber, Art. 263
OR, Nr. 3. İsviçre hukukunda Früh (bkz., s. 103), devir sözleşmesinin iki ayrı
anlaşmadan (Verabredung) mürekkep tek bir hukuki işlem olduğu görüşündedir.
Ona göre, bir yanda sözleşmeyi devretmek isteyen ile üçüncü kişi arasında
yapılan anlaşma varken; diğer yanda ise sözleşmede kalan ile sözleşmeyi devralan
arasındaki anlaşma vardır. Sözleşmenin devri, ancak bu ikinci anlaşmayla
gerçekleşir.
29
Früh, s. 102; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 641; Ayrancı, § 7, I.
30
Bkz., Früh, s. 98; Ayrancı, § 7, I; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 643; Alman Federal
Mahkemesi, her iki yolun da hukuken geçerli olduğu görüşündedir. Bkz., BGH
BGHZ Band 95, s. 88, 93; BGHZ Band 96, s. 302, 308.
31
Alman hukukunda noter uygulaması da daha ziyade ikinci yola göre
yapılmaktadır. Bkz., Mauer, BWNotZ 2005, s. 116.
Kira İlişkisinin Devri106
talep vukuunda söz konusu olabilir. Onayı talep edecek olan ise, kural
olarak kiracıdır.
32
Kanunda (m. 323/f.1; Art. 263 Abs.1), onayın hangi süre içerisinde ki-
racıya bildirileceği düzenlenmemiştir. Doktrinde kabul edildiği üzere
33
,
bu konuda genel ilkelerden hareket edilmesi gerekir. Buna göre, dürüst
ve makul bir sözleşme tarafı somut olayın tüm şartları, özellikle kiracının
davranışları, devir sözleşmesinin şartları ve kirayaverenin iş tecrübesi,
devir sözleşmesinin içeriğinin belirli olup olmaması gibi durumlar dik-
kate alındığında, hangi süre içerisinde bu talebe cevap verilmesi gereki-
yorsa, kirayaverenin de bu süre içerisinde cevap vermesi kendisinden
beklenilmelidir. Kirayaveren bu süre içerisinde sessiz kalırsa, kira ilişki-
sinin devrine onay vermekten kaçınmış olduğu kabul edilmelidir.
Onay, kira ilişkisinin devrinin taahhüdünden evvel ileriye etkili
olmak üzere izin veya devrin taahhüdünden sonra geçmişe etkili ola-
rak icazet şeklinde verilebilir.
34
Bununla birlikte verilen onay, tıpkı ka-
bulün geri alınması gibi
35
, Türk Borçlar Kanununun 10 uncu madde-
sindeki şartlar altında geri alınabilir.
36
Onayın şekline gelince, burası biraz daha ayrıntılı açıklamaya
muhtaçtır. Şöyle ki;
Türk Borçlar Kanunumuz bir yandan şekil serbestisi ilkesini ge-
tirirken öbür yandan da kanundan doğan veya sözleşmeyle öngörü-
32
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr.
3. ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 23. Onaya ilişkin talep, her hangi
bir şekle tabi değildir. Bununla birlikte onayın talep edildiğini ispat külfeti Türk
Medenî Kanunun 6 ıncı maddesi gereğince, kiracıya aittir. Bkz., ZürcherKomm-
Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 21.
33
Bkz., HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art.
263 OR, Nr. 27; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 3a.
34
Früh, s. 103; Funke, s. 13; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 25;
Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 645. Evvelden verilen bir izin, şayet sözleşmeyi
devralacak kişi belli değilse, kirayaverenin aslında istemeyeceği bir kişiyle
sözleşme yapma riskini beraberinde getirir. Bunun önünün alınması için, izin,
devredilecek kişinin şahsına veya başka maddi durumlara ilişkin belli kriterlerin
varlığına bağlı olacak şekilde sınırlandırılabilir. Bkz., Wagner, Jus 1997, Heft 8, s.
695; Mauer, BWNotZ 2005, s. 116.
35
Genel olarak “geri alma” hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Demir, özellikle § 12, s.
213 vd.
36
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 21, 25; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s.
695.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT107
len şekil zorunluluğunun olabileceğine işaret etmektedir (m.12/f.1
ve m. 17/f.1).
Şekil serbestisi kuralı, esas itibariyle sözleşmenin devri için de
geçerlidir.
37
Bu konuda iki taraflı bir sözleşmeyle üç taraflı sözleşme
arasında bir fark yoktur. Ancak kanunun 205 inci maddesi buna bir
sınırlama getirmektedir. Öyle ki kanun, sözleşmenin devrinin geçer-
liliğini, devredilen sözleşmenin şekline tabi kılmaktadır (m. 205/f.3).
Bu bakımdan, devredilen sözleşme için öngörülen kanundan doğan
veya sözleşmeyle getirilmiş olan bir şekil zorunluluğu varsa, devir
sözleşmesinin de aynı şekilde yapılması gerekir.
38
Tüm bunların dı-
şında, yani asıl sözleşmenin geçerliliği her hangi bir şekil kuralına tabi
olmasa bile, taraflar, sözleşmenin devrini belli şekil şartlarına bağla-
yabilirler ki (m.17/f.1), sözleşmenin devri buna uygun yapılmazsa ge-
çerli olmaz.
Kanun, kira sözleşmesinin devrinde ise, şekil serbestisi kuralını
daha da sınırlandırmaktadır. Öyle ki kanunda, kira ilişkisinin devri,
kirayaverenin yazılı onayına bağlanmaktadır (m.323/f.1).
39
Kanunun 205 inci ve 323 üncü maddesinin birlikte değerlendiril-
mesinden şu sonuç çıkmaktadır. Kira ilişkisinin devrinde, asıl kira söz-
leşmesi hangi şekilde yapılmış ise, kira ilişkisinin devri de aynı şekilde
yapılmalıdır (m.205/f.1). Gerçi kira sözleşmesinin geçerliliği kanunî bir
şekle tabi değildir. Bununla birlikte iradi bir şekil, örneğin mevsuf veya
adi yazılı şekil öngörülmüşse, kira ilişkisinin devri de yine bu şekil-
de olmalıdır. Aksi durumda, yapılan sözleşme tarafları bağlamaz (m.
17/f.1 ve m. 205/f.3). Öte yandan kira sözleşmesi için taraflarca öngö-
rülen herhangi bir şekil olmasa bile, kanuna göre kira ilişkisinin devri
için kirayaverenin onayının yazılı olması gerekmektedir (m.323/f.1).
37
Bkz., Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 645; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 693.
38
Alman hukukunda da sözleşmenin devrinin şekli konusunda hakim görüş
(Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 693; Mauer, BWNotZ 2005, s. 117), BGH nin
kira sözleşmesinin devrine ilişkin bir kararına (bkz., BGHZ Band 72, s. 394)
dayanmaktadır ki, bu karara göre, sözleşmenin devri, asıl sözleşmenin tabi olduğu
şekle tabidir. Bu hüküm, sözleşmenin devrinin halefiyet niteliğinde olmasına
bağlanmaktadır. Bkz., Mauer, BWNotZ 2005, s. 118.
39
Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 12 inci maddesi ise, kira ilişkisinin
devrine ilişkin her hangi bir şekil şartı öngörmemektedir.
Kira İlişkisinin Devri108
Kanunda kirayaverenin onayının yazılı olması gerekliliğine işaret
edilmesi, bir başka hukuki sorunu ortaya çıkmaktadır. Onayın yazılı
olması, acaba geçerlilik şekli midir yoksa bir ispat şartı mıdır? Konu,
kaynak İsviçre hukukunda da tartışmalıdır.
Doktrinde bir görüş
40
, onayın yazılı yapılmasının ispat şartı oldu-
ğunu iddia etmektedir. Buna göre, kanunda yazılı onay zorunluluğu-
nun getirilmesinin sebebi, sadece kanıtların belirlenmesinden kaynak-
lanmaktadır. Bir başka görüşe göre ise
41
, onayın yazılı verilmesi kira
sözleşmesinin devrinin geçerlilik şartıdır.
42
Kanaatimize göre, onayın yazılı olması geçerlilik şartıdır. Zira bu
düzenleme emredici niteliktedir.
43
Taraflar, sözleşmenin şekil kuralını
hafifletemeyeceklerdir.
44
Aksi halde öngörülen şekle uyulmaksızın ya-
pılan devir, hüküm ve sonuç doğurmayacaktır (m.12/f.2). Şekil kura-
lının getirilmiş olması, özellikle devralan kiracının kirayaverenle yaşa-
yacağı olası uyuşmazlıklarda fuzuli işgal sebebiyle tahliye rizikosunu
yaşamasının da baştan önünü almış olur.
c. Kirayaverenin Onay Vermekten Kaçınması
Sözleşmede kalan taraf, sözleşmenin devrine onay vermek zorun-
da değildir; hiçbir gerekçe göstermeksizin dahi onay vermekten ka-
çınabilir. Zira sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin karşı tarafını seçme
özgürlüğünü de içerir ki, bunun için objektif bir değerlendirme yapıla-
maz, onun kararı sorgulanamaz.
45
Ancak kanunun 323 üncü maddesi,
işyeri kiraları bakımından bu konuda bir istisna getirmektedir. Öyle ki
madde hükmüne göre, kirayaveren, işyeri kiralarında haklı sebep ol-
40
BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr.3; Gümüş, s. 227.
41
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 25.
42
Alman hukukunda genel olarak sözleşmenin devrinde, sözleşmede kalan tarafın
onayı, şayet asıl sözleşme şekle tabi ise, sözleşmede kalan tarafın onayının da
öngörülen şekle tabi olması gerektiği kabul edilmektedir. Bkz., Wagner, Jus 1997,
Heft 8, s. 694.
43
Bkz., ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 4. Buna karşın Heinrich
ise, Art. 263/f.1,II OR hükmünün kiracı lehine nispi emredici nitelikte olduğu
görüşündedir. Bkz., HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 1.
44
Bkz., Altaş, s. 70 vd. Ancak, mevsuf yazılı şekle gerek yoktur, adi yazılı şekil
yeterlidir. Bkz. HandKomm- Heinrich, Art. 262 OR, Nr.5; ZürcherKomm- Gauch/
Higi, Art. 263 OR, Nr. 25; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5.
45
Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 645.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT109
madıkça onay vermekten kaçınamaz (m.323/f.1-Son).
46
Şu halde, kira
sözleşmelerinde kirayaverenin, kural olarak, kira ilişkisinin devrine
onay verme zorunluluğu yoktur; ancak işyeri kiralarında, kanunun
323 üncü maddesi gereğince, onay vermekten sadece haklı sebeplerin
bulunması halinde kaçınabilir.
47
i. İşyeri Kiralarında Kirayaverenin Onay Vermekten Haklı
Sebeplerle Kaçınması
İşyeri kiraları bakımından kirayaverenin kira ilişkisinin devrine
onay vermekten kaçınmasını haklı kılan sebepler, objektif veya sadece
sübjektif nitelikte olabilir.
48
Haklı sebebin varlığının takdirinde, Türk
Medenî Kanunun 2 inci maddesinin 1 inci fıkrası hükmündeki dü-
rüstlük ilkesi ölçü alınır. Bu ölçünün ışığı altında kirayaverenin onay
vermesinin kendisinden beklenilip beklenilemeyeceği değerlendirilir.
46
Oysa Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 12 inci maddesi bu kanuna tabi
taşınmazlar bakımından konut ve işyeri kirası ayrımı yapmaksızın kira ilişkilerinin
devrini sözleşmede bunun açıkça kararlaştırılmış olması kaydına bağlamaktadır
ki, bu durumda şayet kirayaveren kabul etmezse, hiçbir haklı gerekçe göstermese
bile, hem konut kiralarında hem de işyeri kiralarında kira ilişkisinin devrini
kabul etmekten kaçınması hakkının olması anlamına gelmektedir. Öte yandan
sadece Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kira sözleşmelerinde ise, kira
ilişkisinin devri bu kanunda düzenlenmemiş olduğu için, kira ilişkisinin devri
için kirayaveren ile kiracı arasında bir sözleşmenin yapılmasını gerektirecektir
ki, kirayaveren burada da şayet istemezse, irade özerkliği ilkesi gereğince, haklı
sebep olsun olmasın kira ilişkisinin devrini kabul etmek zorunda değildir.
47
Türk Borçlar Kanununun 323 üncü maddesinin ilk fıkrasının yorumundan ortaya
çıkan bu sonuç, esas itibariyle kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü
maddesine de paraleldir. Gerçi, yukarıda ifade edildiği üzere, Kanunun 323 üncü
maddesi, kural olarak tüm kira sözleşmeleri bakımından uygulama alanı bulurken;
kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesi, sadece işyeri kiralarına
ilişkindir. Ancak, bu durum, kira ilişkisinin konusu işyeri kiraları dışındaki kira
sözleşmelerinin devri bakımından her iki hukuk sistemi arasında neticede bir fark
yaratmamaktadır. Çünkü her ne kadar kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 263
üncü maddesi sadece işyeri kiralarına ilişkin olsa da, işyeri kiraları dışındaki diğer
kira ilişkilerinin devredilebilmesi için de en nihayetinde böyle bir sözleşmeye
kirayaverenin katılması gerekmektedir. İrade özerkliği ilkesi gereğince ise,
hiç kimse kirayavereni böyle bir sözleşme yapmaya zorlayamayacağı için,
işyeri kiraları dışında da kirayaveren onay vermezse, tıpkı Kanunun 323 üncü
maddesinde olduğu gibi, kiracı kira ilişkisini devredemeyecektir. Dolayısıyla her
iki hukuk sisteminde de, işyeri kiraları dışındaki kiralar bakımından kirayaveren,
sınırsız bir şekilde kira ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınma hakkına
sahiptir. İşyeri kiraları bakımından ise, kural, kirayaverenin kira ilişkisine onay
vermesidir; istisna ise, haklı sebeplerle bu onayı vermekten kaçınabilmesidir.
Bkz., HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 6; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art.
263 OR, Nr. 29
48
SVIT-Kommentar, Art.263 OR, Nr. 20; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 6;
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 29.
Kira İlişkisinin Devri110
Beklenilmezliğin denetimi, kirayaverenin kira ilişkisinin devrinden
bir yarar sağlayıp sağlamadığı sorusunun cevabıyla sınırlı değildir.
49
Haklı sebeplere ilişkin olay grupları arasında aşağıdaki durumlar sa-
yılabilir.
50
1. Kira ilişkisinin devri durumunda kira konusunu devralacak üçün-
cü kişinin, kira konusunu kirayaveren ile kiracı arasında yapılan
sözleşmeye uygun kullanmayacağı ve bu anlamda kira konusu-
nun yapısını değiştireceğinin;
51
veya kira konusunun kullanım tar-
zını değiştireceğinin öngörülmesi karşısında kirayaverenden kira
ilişkisinin devrine onay vermesi haklı olarak beklenilemez. Ancak
bu sebeple kirayaverenin kira ilişkisinin devrinden kaçınabilmesi
için, kira ilişkisini devralacak olanın kullanım tarzını esaslı surette
değiştirecek olması gerekir.
52
2. Kirayaverenin kira ilişkisinin devrine onay vermesinin beklene-
meyeceği bir başka durum, kiracının vermiş olduğu veya sahip
olduğu ekonomik güvencelerinin üçüncü kişide olmamasıdır.
3. Bir başka haklı sebep, kira konusunun sözleşmeye göre kullanıl-
ması için gerekli olan bilgi, tecrübe ve becerinin üçüncü kişinin
şahsında bulunmamasıdır.
53
4. Kira sözleşmesi kiracının şahsı göz önünde bulundurularak yapıl-
mış ise ve bu anlamda olmak üzere, kiracının iş hayatındaki saygın-
lığı sebebiyle kira sözleşmesi yapılmış ise ya da kiracıyla olan dos-
tane ilişkileri sebebiyle sözleşmeye kiracıya daha fazla hak sağlayan
özel şartlar konulmuş olması durumunda, kirayaverenden kira iliş-
kisini üçüncü kişiye devretmesi yine kendisinden beklenilemez.
49
BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 5; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 29.
50
Bu olay grupları, Higi tarafından ayrıntılı olarak açıklanmaktadır ki, biz de
konunun anlaşılırlığı açısından oradan aynen almayı uygun buluyoruz. Bkz.,
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 31-39. Bu konudaki benzer ve diğer
örnekler için bkz., BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 5; SVIT-Kommentar,
Art.263 OR, Nr. 14, 18.
51
Bkz., BGE 4P.107/2003 E 2. 2.
52
Örneğin kirayaveren ile kiracı arasında yapılan sözleşmeye göre kiralanan
işyerinin market olarak kullanılırken kira ilişkisinin devri halinde yeni kiracı
tarafından atölye olarak kullanılacağının öngörülmesi gibi.
53
Örneğin, kira ilişkisini devralacak üçüncü kişinin daha evvel benzer bir işletmenin
faaliyetlerinde kötü bir ün sahibi olmuş veya iflâs etmesi gibi.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT111
5. Kiracı ile üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmenin, kira ilişkisinin
devri amacı dışında kiracının kira konusunu kullanım amacını de-
vir amacını aşan maddi ve maddi olmayan yararlar sağlamak için
yapılmışsa, aynı şekilde kirayaverenden kira ilişkisinin devrine
onay vermesi kendisinden haklı olarak beklenilemez.
54
6. Kira ilişkisinin devrine onay vermesinin kirayaverenden beklene-
meyeceği diğer bazı durumlar ise, bizzat kirayaverenin şahsından
veya hukuki durumundan kaynaklanan haklı sebepler olabilir.
55
Tüm bu durumlar, kirayaverenden kira ilişkisinin devrine onay
vermesi beklenilemeyecek nitelikteki olaylardır. Bunların dışında, de-
ğerlendirilmesi gereken bir başka konu ise, kiracının üçüncü kişiyle
yapmış olduğu veya yapacağı sözleşme hakkında kirayavereni bilgi-
lendirmemiş olmasının, işyeri kiralarında kirayaverenin kira ilişkisi-
nin devrine onay vermekten kaçınmasını haklı kılan bir sebep olarak
nitelendirilip nitelendirilemeyeceğidir.
56
Kanaatimize göre bu sorunun çözüme kavuşturulabilmesi için her
şeyden evvel üçüncü kişiyle yaptığı sözleşme hakkında kiracının ki-
rayaverene bilgi verme ve onu bu konuda aydınlatma yükümlülüğü
olup olmadığının ortaya konulması gerekir.
Bilgi verme, belirli bir durumun varlığını objektif olarak tespit edip
bildirmektedir.
57
Bilgi vermenin bir yükümlülük olması ise, sözleşme-
den veya kanundan ya da dürüstlük ilkesinin uygulama alanlarından
54
Örneğin kiracı, işyerinin devri durumunda elde edeceği menfaatlerin dışında,
sırf hava parası karşılığında kira konusunu devretmek istemesi gibi veya kiracı
tarafından yapılan ve ancak tazmin etmek zorunluluğu olmayan iyileştirmelerin
sırf kirayaverenin yararlanmaması için bu iyileştirmeleri eski haline getirecek bir
üçüncü kişiye kira konusunun devredilmek istenmesi gibi.
55
Örneğin bir tekstil ürünlerinin satılması amacıyla kiralanan bir butikte kira ilişkisini
devralacak üçüncü kişinin kürk ürünleri satmak istemesi ve kirayaverenin de etik
sebeplerle veya itibarının zarar göreceği gerekçesiyle kürk ürünlerinin satılmasını
istememesi gibi. Ya da kirayaveren kira konusunun maliki olmayıp kendisi de
kiracısıdır ve onun da kira ilişkisini devredebilmesi için ilk kirayaveren ya da
malik olan kirayaverenin onayına ihtiyaç duyması gibi.
56
Konusu işyeri dışında olan kira sözleşmelerinde irade özerkliği ilkesi gereğince
kirayaverenin sınırsız bir şekilde kira ilişkisinin devrine onay vermekten
kaçınmak hakkı olduğu için, işyeri dışındaki kira sözleşmelerinde bu sorun
gündeme gelmeyecektir.
57
Bkz., Kırca, s. 4 ve dn. 7’deki atıflar.
Kira İlişkisinin Devri112
kaynaklanır.
58
Buradan hareketle, kiracının üçüncü kişiyle yapmış ol-
duğu sözleşme hakkında kirayaverene bilgi verme yükümlülüğü olup
olmadığı tespit edilebilir. Öyle ki, taraflar kira sözleşmesi yapıldığı
sırada kira ilişkisinin devredilmesi gündeme gelirse kiracının bu söz-
leşme hakkında kirayaverene bilgi verip vermesi gerektiği konusun-
da sözleşmeye açık bir hüküm koymuş olabilirler. Bu durumda bilgi
verme yükümlülüğünün kaynağı, doğrudan sözleşmedir. Taraflar bu
konuda sözleşmede her hangi bir düzenleme yapmamışlar ise, bir söz-
leşme boşluğu gündeme gelecektir.
59
Sözleşme boşluğu, hâkim görüşe göre
60
, uyuşmazlık durumun-
da Türk Medenî Kanunun 1 inci maddesine göre hâkim tarafından
tamamlanır.
61
Buna göre, her şeyden evvel kanunda somut olaya uy-
gulanacak nitelikte bir hükmün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu
bağlamda, Türk Borçlar Kanununun 323 üncü maddesinde, üçüncü
kişiyle yaptığı sözleşme hakkında kiracının kirayaverene bilgi vermek
yükümlülüğü getirilmemiştir. Gerçi, kaynak İsviçre Borçlar Kanunu-
nun 264 üncü maddesinde de bu konuda bilgi verme yükümlülüğü
öngörülmemiştir; ancak İsviçre Borçlar Kanununa göre, kiracı alt kira
sözleşmesinin şartlarını kirayaverene bildirmezse, kirayaveren de alt
kira sözleşmesine onay vermekten kaçınabilecektir (Art. 262/Abs.2
OR). Doktrinde söz konusu hükmün kira ilişkisinin devrine kıyasen
uygulanması suretiyle, üçüncü kişiyle yaptığı sözleşme hakkında ki-
racının kirayaverene bildirmemesi halinde kirayaverenin de kira iliş-
kisinin devrine onay vermekten kaçınabileceği kabul edilmektedir.
62
Ancak söz konusu İsviçre Borçlar Kanununun 262 inci maddesinin 2
inci fıkrası, buna karşılık gelen Türk Borçlar Kanununun 322 inci mad-
58
Bkz., Eren, s. 35 vd.
59
Sözleşme boşluğu, geçerli bir sözleşmede tarafların, düzenlemeleri gerekli olan
bazı konuları ya ileride anlaşacakları düşüncesiyle veya plana aykırı olarak
düzenlemeyip eksik bırakmış olmaları anlamındadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi
için bkz., BernerKomm-Merz, Art. 2 ZGB, Nr. 131 vd., 133; ZürcherKomm-Jäggi/
Gauch, Art. 18 OR, Nr. 486; BernerKomm-Kramer, Art. 18 OR, Nr. 213, 215. İsviçre
Federal Mahkemesi’nin istikrarlı içtihadı: BGE 107 II 144 (149); 115 II 484 (487);
Oğuzman/ Öz, s. 153 vd; Eren, s. 431 vd.; Topuz, s. 145 vd.
60
Bkz., ZürcherKomm-Jäggi/ Gauch, Art. 18 OR, Nr. 503 vd., 529; Oğuzman/ Öz, s.
153 vd.; Kırca, s. 90; Eren, s. 433 vd., 441; Topuz, s. 278 vd.
61
Azınlık görüşü ve bu görüşü savunan yazarlar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz.,
Topuz, s. 280 vd.
62
Bkz., ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 22, 40.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT113
desine alınmamıştır. Bu bakımdan, kirayaverenin onaydan kaçınması,
kanunun 323 üncü maddesinin 1 inci fıkrası gereğince, sadece önemli
sebeplerle olabilecektir. Bu durumda kiracının kirayaverene üçüncü
kişiyle yapmış olduğu ya da yapacağı sözleşmenin şartları hakkında
bilgi vermemiş olmasının, önemli sebep olarak kabul edilip edileme-
yeceği sorunu hala belirsiz kalmaktadır. Bu durumda hâkim, Türk
Medenî Kanunun 1 inci maddesinin 2 inci fıkrası hükmü gereğince,
örf ve adet hukukuna göre hareket edilmelidir. Ancak genel olarak
borçlar hukukunda örf ve adet hukukunun uygulanma imkânı son de-
rece sınırlı olduğu gibi, özel olarak kira ilişkisinin devri hakkında örf
ve adet hukukunun varlığından bahsetme imkânı yoktur. Dolayısıyla
hâkimin, son olarak hukuk yaratmak suretiyle üçüncü kişiyle yaptı-
ğı sözleşme hakkında kiracının kirayaverene bilgi verme yükümlülü-
ğünün olup olmadığını tespit etmesi gerekmektedir. Bu aşamada ise,
buradaki boşluk, güven teorisinden hareketle dürüstlük ilkesi dikkate
alınarak tamamlanmalıdır.
Sözleşme boşluğu dürüstlük ilkesinin ışığı altında tamamlanırken
her şeyden evvel sözleşmenin tamamlayıcı yorumuna göre -yani, ta-
rafların varsayıma dayalı iradeleri temel alınarak- yapılır.
63
Yani, dü-
rüst ve makul sözleşme tarafları, sözleşmenin kurulduğu sırada açık
kalan noktaları bizatihi düşünmüş olsalardı “neyi isteyecekleri” ve buna
bağlı olarak da “neyi kararlaştıracaklar ise”, ona göre sözleşme tamamla-
nır.
64
Ancak, sözleşmede tarafların varsayıma dayalı iradeleri de tespit
edilemiyorsa, bu durumda, hâkim, doğrudan hukuk yaratmak sure-
tiyle boşluklu olan sözleşmeyi tamamlamalıdır. Bu aşamada dürüst ve
makul sözleşme tarafları değil, aynı iş çevresindeki dürüst ve makul
63
Gauch/ Schluep/ Schmid/ Rey, Nr. 1261; Oğuzman/ Öz, s. 153; Eren, s. 434 vd.;
Topuz, s. 279.
64
Bu formülasyon konusunda doktrinde ve mahkeme kararlarında esas itibariyle
her hangi bir farklılık yoktur. Bkz., ZürcherKomm-Jäggi/ Gauch, Art. 18 OR, Nr.
498; BernerKomm-Kramer, Art. 18 OR, Nr. 238 vd.; Gauch/ Schluep/ Schmid/
Rey, Nr. 1257, 1260; Oğuzman/ Öz, s. 154; Eren, s. 434; Topuz, s. 279; BGE 107 II
144 (149) (Ergänzung des Vertrages durch den Richter); 108 II 112 (114); “ … Karar
verilirken sözleşmeye yönelik ve bağlantılı değerlendirme yapılmalı, özellikle tarafların
farazi iradeleri yani taraflar sözleşmede açık kalmış hukuki meseleyi sözleşmenin inikadı
sırasında düzenlemiş olsalardı doğru ve makul düşünen taraflar olarak neyi kararlaştırmış
olabileceklerinin tespitine önem verilmelidir. … ”. Bkz., Y. HGK 01.07.1992, E. 1992/
13-360, K. 1992/ 425.
Kira İlişkisinin Devri114
kişilerin bakış açısı esas alınır.
65
Bu bakış açısı ışığında, kira sözleşmesi
yapılırken kira ilişkisinin devri durumunda kiracının kirayavereni üçüncü ki-
şiyle yaptığı sözleşme hakkında bilgilendirmekle yükümlü olacağını sözleşme-
de kararlaştırılması gerekirdi denilebiliyorsa, kiracının bu konuda bilgi
verme yükümlülüğünün olduğunu kabul etmek gerekir. Kanaatimize
göre, bu konuda kiracının kirayavereni bilgilendirme yükümünün ol-
duğunu, kural olarak, kabul etmek gerekir. Çünkü ileride kira ilişkisi-
nin devredilmesi gerekirse, kiracının kira ilişkisinin devretmek istedi-
ği üçüncü kişiyle yaptığı sözleşme hakkında bilgi edinmek istemesi,
dürüst ve makul bir kirayaveren olmanın doğal bir sonucudur. Öyle
ki, hiçbir dürüst ve makul bir kirayaveren, hiçbir şekilde bilgi sahibi
olmayacağı üçüncü bir kişiye kira ilişkisinin devredilmesini ve böyle-
likle onunla birlikte kira sözleşmesinin tarafı haline gelmesini istemez.
Esasında işyeri kiralarında haklı sebeplerle kirayaverenin kira ilişkisi-
nin devrine onay vermekten kaçınabilmesi, kiracı ile üçüncü kişi ara-
sında yapılan kiranın sözleşmenin içeriği hakkında kirayaverenin bil-
gi sahibi olmasıyla mümkün olabilir. Bu bakımdan, işyeri kiralarında
kiracının üçüncü kişiyle yaptığı sözleşme hakkında kirayaverene bilgi
verme yükümlülüğü olduğu kabul edilmelidir.
66
Kiracının, üçüncü kişiyle yaptığı sözleşme hakkında kirayaverene
bilgi verme yükümlülüğünün olması, kirayaverenin de kiracıdan söz ko-
nusu sözleşme hakkında bilgi talep etme hakkının olması anlamına ge-
lir. Bu kapsamda kirayaveren, üçüncü kişiyle yaptığı sözleşme hakkında
kiracıdan hem sözleşmenin içeriği hem de üçüncü kişi hakkında, gerek
onun şahsı gerekse finanssal durumu hakkında bilgi talep edebilir.
67
Ki-
rayaverenin kiracının kendisine ait olan ve hatta üçüncü kişi hakkındaki
kimlik bilgilerini, ticaret sicili kayıtlarını, bilânçosu ve malvarlığı bilgi-
lerini istemesi, bu kapsamda kabul edilmelidir. Ancak, kiracının bilgi
verme yükümlülüğü, sadece üçüncü kişiyle yaptığı sözleşmeye ilişkin
65
Sözleşme boşluğunun doldurulmasında hukuk kurumları arasındaki hiyerarşide
en son olarak hâkimin doğrudan yarattığı hukuk kurallarına başvurulması
gerektiği konusunda bkz., ZürcherKomm-Jäggi/ Gauch, Art. 18 OR, Nr. 526 vd.;
BernerKomm-Kramer, Art. 18 OR, Nr. 227 vd.; Oğuzman/ Öz, s. 154; Topuz, s. 280.
66
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 22. Bilginin verilmesi, sadece kiracı
tarafından yerine getirilebilecek bir yükümlülüktür. Bu yüzden kirayaveren, yargı
yoluyla gerekli bilgileri verilmesini sağlayamaz. Bkz., ZürcherKomm- Gauch/
Higi, Art. 263 OR, Nr. 40.
67
Bkz., Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 644.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT115
konularla sınırlıdır; yoksa, kiracının üçüncü kişiyle ilişkileri kapsamında
bu sözleşmeyle hiçbir şekilde ilgili olmayan konularla ilgili değildir.
68
Tüm bu değerlendirmeler ışığında kirayaveren üçüncü kişiyle
yaptığı sözleşme hakkında kiracıdan bilgi talep etmesine rağmen ki-
racı, bu konudaki yükümlülüğünü ihlal ederse, kirayaverenin de kira
ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınmasının haklı bir sebep oluş-
turduğunu kabul etmek gerekir.
69
ii. Kirayaverenin Onay Vermekten Kaçınmasının Hukuki Sonuçları
aa. Kira Sözleşmesinin Taraflarının Değişmemesi
Sözleşmenin devrine onay verilmezse, devir sözleşmesi tamam-
lanmamış olur. Neticede geçersiz bir devir sözleşmesi vardır. Sözleş-
menin tarafları aynı kalmaya devam eder.
70
Kiracı, henüz kirayaveren kararını bildirmeden evvel kira konusu-
nu devralmak isteyen üçüncü kişiye kullandırmaya başlamış ise, kira
sözleşmesine aykırı hareket etmiş olur. Ancak böyle bir durumda kira-
yaveren, kira ilişkisinin devrine sonradan onay verirse, artık kira iliş-
kisi devredilmiş olacağı için bu aykırılık giderilmiş olur. Buna karşın
kirayaveren, onay vermekten kaçınırsa, kiracıya karşı sözleşmeye ay-
kırılık hükümleri çerçevesinde haklarını kullanabilir. Bu bağlamda ki-
rayaveren, onay vermekten kaçındığını kiracıya bildirmesine rağmen
kiracı buna uymaz ve kira konusunu üçüncü kişiye kullandırmaya de-
vam ederse, kirayaveren sözleşmeyi feshedebilir (m.316/f.2) ve bun-
dan doğan zararının tazminini talep edebilir (m.112).
Ayrıca, üçüncü
kişinin kira konusunu kullanması da yolsuz olacağı için, kirayaveren
üçüncü kişinin kira konusu taşınmazdan çıkarılmasını talep edebilir.
71
68
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 40.
69
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 22, 40.
70
Mauer, BWNotZ 2005, s. 118. Özellikle kira sözleşmesi hakkında bkz.,
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 41. Nitekim Yargıtay da bir
kararında, “… kira sözleşmesinin asıl tarafları kiralayan ile kiracıdır. Kiracıya tebliğ
edilen ihtarnameden sonra kiracının taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi halinde, bu fiili
durumun eskiden beri devam ettiği iddia ve ispat edilmediğinden, kiracı ile üçüncü kişi
arasında yapılan anlaşma kira ilişkisinin asıl taraflarını değiştirmez…” demek suretiyle
kirayaverenin (üstü örtülü olarak dahi) kira ilişkisinin devrine onay vermemesi
halinde, kira sözleşmesinin taraflarının değişmeyeceğine işaret etmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin ilgili 5.5.1994 tarih, 1994/4776 esas ve 1994/5154
sayılı kararı için bkz., www.kazanci.com.tr.
71
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 41.
Kira İlişkisinin Devri116
Bunun dışında, kiracı ile üçüncü kişi arasında yapılan sözleşme, de-
vir sözleşmesi olarak değil ancak tahvil yoluyla ayakta tutulabilir. Bu ko-
nuda sözleşmenin tamamlayıcı yorumundan hareket edilmesi gerekir.
Buna göre, kiracı ile üçüncü kişinin iradesine uygun ise, kirayaverenin
rızasını gerektirmeyen kiracıya ait alacak hakları, üçüncü kişiye devir
edilmiş olur (m. 183 vd.). Kiracının kirayaverene karşı hak etmiş oldu-
ğu sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat alacaklarını bu kapsamda
değerlendirmek gerekir.
72
Ancak kiracının borçlarının üstlenilmesi bu
kapsamda değildir; zira kanuna göre (m.196) borcun üstlenilmesinde,
alacaklının (kira sözleşmesinde somut durumda kirayaverenin) kabulü
gereklidir.
73
Böyle bir durum olmadığı sürece, kural olarak, kirayavere-
nin kiracının veya üçüncü kişinin geçersiz olan devir sözleşmesinden
dolayı birbirlerine karşı talep hakları söz konusu olmaz.
74
ab. İşyeri Kiralarında Kiranın Devrine Onay Verilmesi İçin Kiracı-
nın Dâva Hakkının Olup Olmadığı Sorunu
İşyeri kiralarında kirayaveren sadece haklı sebeplerde kira ilişkisi-
nin devrine onay vermekten kaçınabilecektir (m.323/f.Son; Art. 263/
Abs.4 OR). Bu durumda şu soru gündeme gelmektedir. Kirayaveren
işyeri kiralarında kira ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınırsa
veya bu talebe uygun süre içerisinde cevap vermezse, kiracı, kiraya-
verenin haksız olarak onay vermekten kaçındığı gerekçesiyle talebini
dava yoluyla kullanabilecek midir?
İsviçre hukukunda bu soruya olumlu cevap verilmektedir.
75
An-
cak böyle bir durumda açılacak davanın hukuki niteliği, doktrinde tar-
72
Mauer, BWNotZ 2005, s. 118.
73
Mauer, BWNotZ 2005, s. 118.
74
Doktrinde kiracı ile üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmeyi taahhüt sözleşmesi
olarak nitelendiren yazarlardan bazıları (HandKomm- Heinrich, Art. 262 OR,
Nr.8; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 20), onayın gerçekleşmemesi
halinde kiracının üçüncü kişiye sözleşmeye aykırılık sebebiyle tazminat ödemek
zorunda kalabileceğine işaret etmektedir. Kanaatimize göre, sözleşmenin tahvil
yoluyla ayakta tutulması imkanı olmadığı sürece veya kiracı ve üçüncü kişi
aralarında devir sözleşmesi değil de açıkça devri taahhüt eden bir sözleşme
yapmadıkları sürece, bu mümkün görülmemektedir.
75
Bkz., BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 3a.; HandKomm- Heinrich, Art. 263
OR, Nr. 5; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 43; BGE 125 III 229 E
2b.; Ayrıca bu davayı, sadece kiracı açabileceği ve fakat, üçüncü kişi açamayacağı
kabul edilmektedir. Bkz., HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT117
tışmalıdır. Weber’e göre
76
, burada kaçınmanın haksız olduğuna ilişkin
bir tespit davası açılmalıdır. Hâkim olan görüşe göre
77
ise dava, kira
ilişkisinin devrine onay verme yolunda kirayaverenin irade beyanını
sağlamaya yönelik bir eda davasıdır.
Kanaatimize göre, işyeri kiralarında kirayaverenin kira ilişkisinin
devrine haklı olmayan bir şekilde onay vermekten kaçınması durumun-
da açılacak dava, kirayaverenin kira ilişkisinin devrine onay vermesine
yönelik irade beyanını sağlamak amacına yöneliktir. Böyle bir irade be-
yanının sağlanması için açılacak dava konusunda Hukuk Usulü Mu-
hakemeleri Kanununda her hangi bir hüküm yoktur. İsviçre’de 1947
tarihli Federal Hukuk Usulü Kanununda ise “Davalı bir irade beyanında
bulunmaya mahkûm edilirse, hüküm beyanın yerine geçer…” şeklinde bir
düzenleme vardır (m.78).
78
Buradaki esasın bizde de bu konuda tatbiki
uygundur. Öyle ki bu esas kabul edilirse, yargılama sırasında kirayave-
renin kira ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınmasının haksız ol-
duğu tespit edilmesi halinde, mahkeme tarafından kirayaverenin irade
beyanı yerine geçmek üzere kira ilişkisinin devrine onay verilecektir.
Bu durumda, kira ilişkisinin devrinin hukuki sonuçları gerçekleşecek-
tir. Şayet kirayaveren, bu karara rağmen devralan kiracıya kullandırma
borcunu yerine getirmezse, devralan kiracı, borca aykırılığa ilişkin hü-
kümlerden (m.112 vd.; m. 301 vd.) yararlanabilir.
VII. KİRA İLİŞKİSİNİN DEVRİNİN HUKUKİ SONUÇLARI
A. Genel Olarak
Yukarıda sayılan şartların tamam olması durumunda, sözleşme
devredilmiş olur. Sözleşmenin devrinin, en önemli hukuki sonucu
odur ki, devirle birlikte sadece taraf değişikliği gerçekleşir.
79
Bu bağ-
lamda kira ilişkisi devredilirse, kira sözleşmesinin kiracı tarafı deği-
76
Bkz., BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 3a.
77
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 43.
78
Benzer bir düzenleme Alman Usul Kanununun (ZPO) § 894/f.1 hükmünde
de vardır. Öyle ki, söz konusu hükme göre, açılan davada borçlunun bir irade
beyanında bulunması gerekiyor ise, kararın kesinleştiği anda, açıklanması gereken
irade beyanı sağlanmış olur.
79
Bkz., yukarıda V. Kira İlişkisinin Devrinin Hukuki Niteliği.
Kira İlişkisinin Devri118
şerek onun yerine devralan kiracı geçer (m. 323/f.2).
80
Bunun dışında
mevcut sözleşmenin içeriği, değişmeyip aynen geçerli kalır.
81
Öyle ki
sözleşmede kararlaştırılan kullanım amacı, tarzı ve kira sözleşmesinin
süresi değişmez.
82
Taraf değişikliğinin ne zaman gerçekleşeceği doktrinde tartışma-
lıdır. Hakim görüşe göre devir, en erken onayın verildiği anda gerçek-
leşir.
83
Kanaatimize göre, bu konuda devir sözleşmesinin yapıldığı
zamana göre hareket edilmesi gerekir. Buna göre devir sözleşmesi
kirayaveren, kiracı ve üçüncü kişi arasında yapılmışsa, yine taraf de-
ğişikliği de bu sözleşmenin yapılma zamanıdır.
84
Yok böyle olmayıp
da kirayaveren evvelden bir onay vermişse, kiracı ve devralan üçüncü
kişi arasında sonradan yapılan sözleşme aslında geçerli bir devir söz-
80
Funke, s. 13; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 7; BaslerKomm-Weber, Art.
263 OR, Nr. 6; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 44; Gümüş, s. 230.
81
Bkz., yukarıda V. Kira İlişkisinin Devrinin Hukuki Niteliği.
82
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 7; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR,
Nr. 6; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 44. Nitekim Yargıtay ilgili
kararında “…Sözleşmenin yüklenilmesi ile yüklenilen sözleşme ortadan kalkmaz.
Sözleşme ilişkisinin sadece tarafları değişir, ilişkideki taraflardan biri ayrılır ve üçüncü kişi
onun yerine geçer. Sözleşmeyi yüklenen taraf tam olarak girdiği sözleşmenin kendiliğinden
tarafı olur…” demek suretiyle bu hususa açıkça işaret etmektedir. Yargıtay 3.
Hukuk Dairesi’nin söz konusu 14.10.2004 tarih, 2004/9625 esas ve 2004/10945
sayılı kararı için bkz., www.kazanci.com.tr. Aynı hukuki sonuç, işyeri kiralarında
kirayaverenin haksız surette onaydan kaçınması durumunda hâkim kararı ile kira
ilişkisinin devrine onay verilmesi durumu için de geçerlidir. Bkz., ZürcherKomm-
Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 44. Ancak üçüncü kişi kiralananın kullanım amacını
olmasa bile kullanım tarzını değiştirmek istiyor olabilir. Bu durumda kirayaveren
kira ilişkisinin devrine onay verdiği sırada üçüncü kişinin bu düşüncesinden bilgi
sahibi olarak onay vermişse, sözleşmenin içeriği bu ölçüde değişmiş kabul edilir.
Bkz., ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 46.
83
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 7; SVIT-Kommentar, Art.263 OR, Nr. 23
vd.; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 6; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 46. İsviçre hukukunda, onay vermenin, eda davasıyla sağlanabileceğini
kabul eden yazarlar, şayet onay dava yoluyla talep edilirse, taraf değişikliğinin
de hâkimin onay verdiği tarihte gerçekleşeceğini kabul etmektedir. Bkz.,
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 7; SVIT-Kommentar, Art.263 OR, Nr. 20.
Buna karşın Weber’e göre, kirayaverenin onay vermekten kaçınması üzerine açılan
davada hakim tarafından kira ilişkisinin devrine onay verilirse, kirayaveren hangi
tarihten itibaren onay vermek zorunda ise, kira ilişkisinin devri de o tarihe kadar
geçmişe etkili olur (bkz., BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 3a). Weber’in bu
görüşü, onun, kiracının açtığı davayı tespit davası olarak nitelendirmesinin (bkz.,
BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 3a) bir sonucu olsa gerek.
84
Bkz., Ayrancı, §7, I.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT119
leşmesi olur ki, taraf değişikliği de yine sözleşmenin yapıldığı anda
gerçekleşir.
85
Buna karşın kiracı ve üçüncü kişi arasındaki sözleşmenin
askıda geçersiz olduğu zamanda kirayaveren onay vermişse, sözleşme
geçmişe etkili olarak geçerli hale gelir ki,
86
taraf değişikliği de onaydan
evvel gerçekleşmiş olur.
B. Kirayaveren İle Devralan Yeni Kiracı Arasındaki İlişki
Taraf değişikliğinin bir sonucu olarak, devreden kiracının kira iliş-
kisinden dolayı sahip olduğu kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan
tüm hak ve borçlar artık devralan kiracıya geçer (m.205/f.1).
87
Bu şu
anlama gelmektedir, kirayaveren, daha evvel devreden kiracıya karşı
olan borçlarından, artık devralan kiracıya karşı sorumludur. Aynı şe-
kilde devralan kiracı da devreden kiracının ödemek zorunda olduğu
kira bedelinden, kira konusuna verilecek zararlara karşı ödenilmesi
gereken tazminattan, velhasıl kira konusunun sözleşmeye uygun kul-
lanılmamasından dolayı kirayaverene karşı sorumlu olur.
88
Ancak kira
sözleşmesine ilişkin olarak üçüncü kişilerce verilen teminatlar, temi-
natı veren muvafakat göstermediği sürece, kira ilişkisinin devredilme-
siyle birlikte sona erer.
89
Burada bir başka hususu daha açıklamaya gerek vardır ki, acaba
devir sözleşmesinin geçerli olmaması halinde, özellikle şekle aykırı bir
sözleşmenin olması durumunda ne olacaktır? Bilhassa, hukuken geçer-
li bir sözleşme olmamasına rağmen, üçüncü kişi kira konusunu daha
evvel kullanmaya başlamış ise, kirayaveren ile üçüncü kişi arasındaki
ilişkinin hukuki niteliği ve kira sözleşmesinin akıbeti ne olacaktır?
85
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 45.
86
Bkz., Mauer, BWNotZ 2005, s. 118.
87
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 7; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr.
6; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 44. Devreden tarafın mevcut
sözleşmeden dolayı sahip olduğu yenilik doğuran hakların da devralan tarafa
geçtiği kabul edilmesi gerekir. Çünkü yenilik doğuran haklar, borç ilişkisiyle
ayrılmaz surette birbirine bağlıdır. Bkz., Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9, s. 643.
88
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 47. Nitekim Yargıtay da ilgili
kararında “…Yüklenen taraf, devreden taraf nasıl hak sahibi ve yükümlü ise, sözleşmenin
diğer tarafına karşı aynı şekilde sorumlu ve hak sahibidir.…” demektedir. Yargıtay 3.
Hukuk Dairesi’nin söz konusu 14.10.2004 tarih, 2004/9625 esas ve 2004/10945
sayılı kararı için bkz., www.kazanci.com.tr.
89
Higi, şahsi teminatların sona ermesine karşın şahsi olmayan nitelikteki teminatların
devam edeceği görüşündedir. Bkz., ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr.
48.
Kira İlişkisinin Devri120
Yukarıdaki sorunun cevabına ilişkin olarak doktrindeki bir gö-
rüşe göre
90
, güvenin korunması temelinde kira ilişkisinin devri, tüm
sonuçlarıyla birlikte, gerçekleşmiş olur. Ancak bu durumda kirayave-
renin, devir sözleşmesi sebebiyle haklarına halel gelmemesi gerekir.
Aksi halde kirayaveren, sözleşmenin geçersizliğinin tespitine ilişkin
bir dava açabilir.
Kanaatimize göre burada üç duruma göre hareket edilmelidir.
Her şeyden evvel hukukun her alanında uygulanma niteliğine sa-
hip olan hakların kötüye kullanılmaması gerektiği ilkesi tüm bilhassa
şekle aykırılığı ileri sürme hakkı için de bir sınır teşkil eder. Ancak,
her hakkın kötüye kullanılmasında olduğu gibi şekle aykırılık iddi-
asının ne zaman kötüye kullanıldığını önceden kurallara bağlamak
mümkün değildir. Bu konuda öğretide ve mahkeme kararlarında
genel bazı ölçülerin tespit edilmeye çalışıldığı görülmektedir.
91
Bu
bağlamda sadece sözlü onayın mevcut olduğu veya susmak suretiyle
ya da başka örtülü davranışlarla kirayaverenin onay verdiği ve fakat
daha sonra şekle aykırılık iddiasında bulunulduğu hallerde, bu iddia-
nın hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık oluşturduğu kabul
edilebilir.
92
İkinci olarak, burada hakkın kötüye kullanıldığı iddiasına bazı
durumlarda ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Özellikle, kirayaverenin
üçüncü kişiden kira bedelini almış olması, tek başına, kirayaverenin
kira ilişkisinin devrine örtülü olarak onay verdiği şeklinde değerlen-
dirilemez. Zira kira bedelinin bizzat kiracı tarafından ödenmesinde
kural olarak kirayaverenin her hangi bir menfaati yoktur. Dolayısıyla,
kirayaveren üçüncü kişinin ifa ettiği kira bedelini kabul etmek zorun-
90
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 50.
91
Kılıçoğlu, Taşınmaz Satımında Şekil ve Hakkın Kötüye Kullanılması, AÜHFD, Y.
1981, S. 38, S. 01-04, s. 214.
92
BGE 125 III 229 E 3b; HandKomm- Heinreich, Art. 263 OR, Nr. 5; ZürcherKomm-
Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 28. Nitekim Yargıtay da bir kararında (Y.13.HD’nin
9.3.1992 tarih, 1992/1260 esas ve 1992/2218 sayılı kararı) “…Ne var ki kiralanan
taşınmaz davacıya teslim edilmiş kira parası olarak bir kısım ödemeler yapılmıştır. Biçim
koşulu yerine getirilmemiş olsa bile taraflar arasında karşılıklı edimler ifa edilmişse
artık bundan sonra her iki taraf için akdin biçim şartlarına uygun yapılmadığından söz
edilerek geçersizliğini ileri sürmek MK.nun 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralıyla
bağdaşmaz…” şeklinde karar vermiştir. Bkz., www.kazanci.com.tr.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT121
dadır (m.83). Böyle bir durumda kira bedelinin bu şekilde üçüncü bir
kişi tarafından ifa edilmiş olması ise, her durumda kirayaverenin kira
ilişkisine onay vermesi olarak yorumlanamaz.
93
Son olarak, kirayaveren, devir sözleşmesinin geçersizliğini öğrenmiş
ve bu duruma sessiz kalmışsa ve bu arada da üçüncü kişi, kira konusunu
kullanmaya başlamış ise, şayet kirayaverenin hakkını kötüye kullanıl-
dığı iddiası da ispatlanamıyorsa, kirayaveren ile üçüncü kişi arasında
örtülü olarak yeni bir kira sözleşmesi kurulduğu kabul edilebilir.
C. Kirayaveren ve Devreden Kiracı Arasındaki İlişki
Taraf değişikliğinin gerçekleşmesine bağlı olarak, devreden kiracı,
hem kira sözleşmesindeki taraf sıfatını hem de kira sözleşmesine iliş-
kin tüm haklarını kaybeder.
94
Böyle bir sonuç, yukarıda ifade edildiği
üzere, sözleşmenin devrini düzenleyen kanunun 205 inci maddesinin
1 inci fıkrasında da ifade edilmektedir. Bu anlamda kaybedilmesi ba-
kımından söz konusu hakların, devir yapılmasından evvel doğmuş
olması ile devir yapılmasından sonra muaccel hale gelecek olması ara-
sında hiçbir fark yoktur.
Devrin gerçekleştiği anda devreden kiracı, sadece kira sözleşmesin-
den doğan haklarını kaybetmez; bir de onun kirayaverene karşı borç-
ları vardır ki, bunlardan da kurtulur (m.323/f.2; Art. 263/Abs.4 OR).
95
93
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 28; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 3. Nitekim Yargıtay, konuya
ilişkin bir uyuşmazlıkta (Y.13 HD.’nin 22.11 inci1994 tarih, 1994/8909 esas ve
1994/10315 sayılı kararı) “…Davalı… ile dava dışı kiracı… arasında düzenlenmiş
bulunan 15.8.1987 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 8/4. maddesinde, kiracının bu yeri
3. kişiye devredemeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu sebeple davacı …’in 5.1.1990 tarihleri
arasında kira parasını yatırmış olması, kendisine kiracılık sıfatı kazandıramaz…”
demek suretiyle, kira bedelinin üçüncü kişi tarafından ödenmesinin, tek başına
kira ilişkisinin devri olarak kabul edilemeyeceğini kabul etmiştir. Bkz., www.
kazanci.com.tr. Bununla birlikte kirayaverenin kira bedelini üçüncü bir kişiden
alması, devir için, tek başına da olsa bir emare oluşturabilir. Bkz., HandKomm-
Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 5. Ancak İsviçre Federal Mahkemesi, kira bedelinin
üçüncü kişi tarafından ifa edilmesinin, tek başına kira ilişkisinin devri için emare
dahi oluşturmadığını kabul etmektedir (bkz. BGE 125 III 229 E 3c).
94
Bkz., Pieper, s. 215; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9,
s. 641; Mauer, BWNotZ 2005, s. 114; Kandelhard, NZM 2001, s. 697; HandKomm-
Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 9; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 51;
BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 7.
95
Bkz., Pieper, s. 215; Wagner, Jus 1997, Heft 8, s. 692; Pöggeler, JA 1995, Heft 8/9,
Kira İlişkisinin Devri122
Bununla birlikte, devreden kiracının devretmiş olduğu kira ilişkisin-
de, devralan kiracı ile birlikte borçlardan dolayı kirayaverene karşı
sorumluluğu bazı durumlarda devam eder. Bu sorumluluk hali, ya
sözleşmeden ya da kanundan doğabilir.
Devreden kiracının ilk sorumluluk hali, sözleşme ile ayrıca ta-
ahhüt etmesi halinde söz konusu olabilir. Yani devreden kiracı, söz-
leşme özgürlüğü prensibi uyarınca, devralan kiracının borçlarından
dolayı onunla birlikte sorumlu olacağını kirayaverene karşı borçlana-
bilir. Böyle bir durumda devreden kiracı, kirayaverene karşı borcun
tamamından sorumlu olmayı taahhüt ederse, müteselsil borçlu olur.
Nitekim Türk Borçlar Kanununun 162 inci maddesine göre: “Birden
çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı
kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar”. Bu anlamda olmak
üzere devreden kiracı da kirayaverene karşı devralan kiracıyla birlik-
te müteselsil olarak sorumlu olmaya devam edeceğini taahhüt etmiş
olabilir. Bu durumda devreden kiracı, kirayaverene karşı müteselsil
sorumlu olur. Ayrıca devreden kiracı, devralan kiracının borçlarını te-
minat altına almak için kirayaverenle kefalet sözleşmesi yapmış ise
96
,
kirayaverene karşı sorumluluğu kefalet sözleşmesi hükümleri uyarın-
ca devam eder.
97
Devreden kiracının ikinci sorumluluk hali, kanun hükmünden
kaynaklanabilir. Nitekim kanunun 323 üncü maddesinin son fıkrası
(kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesinin 4 üncü fık-
rası hükmü), devreden kiracıya bu anlamda bir sorumluluk getirmek-
tedir. Buna göre, işyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin
bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte mütesel-
silen sorumlu olmaya devam edecektir. Türk Borçlar Kanununun 323
üncü maddesinin son fıkrası ile getirilen bu müteselsil sorumluluk
hali, kanunun 162 inci maddesinin 2 inci fıkrasındaki düzenlemeye de
uygundur.
s. 641; Mauer, BWNotZ 2005, s. 114; Kandelhard, NZM 2001, s. 697; HandKomm-
Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 9; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 7.
96
Örneğin kira sözleşmesine: “Kiracı, kira sözleşmesinden doğan haklarını ve borçlarını
bir başkasına devrederse, sözleşme süresince kişisel olarak sorumlu olmaya devam eder”
şeklinde bir kayıt konulmuş olabilir.
97
Funke, s. 13; Pieper, s. 215.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT123
Kanundaki müteselsil sorumluluğun başlangıcı, kira ilişkisinin
devredildiği andır. Bu da, yukarıda ifade edildiği üzere, kirayaverenin
kira ilişkisinin devrine onay verdiği ve dolayısıyla taraf değişikliğinin
gerçekleşme zamanıdır.
98
Bu bakımdan işyeri kiralarında devreden ki-
racı, kirayaverenin kira ilişkisinin devrine onay verdiği andan itibaren
kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla
birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır.
İşyeri kiraları bakımından devreden kiracının, sorumluluğunun
kapsamının ve hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekir. Bu noktada
ayırım bakımından “kira ilişkisinin devredildiği an” dikkate alınmalı-
dır. Bu çerçevede kira ilişkisinin devredildiği andan önceki borçlar
bakımından herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Zira bu dönemde
devreden kiracı, kiracı sıfatına haiz olup, kira sözleşmesinin tarafıdır.
Dolayısıyla doğan borçlardan dolayı kira sözleşmesine göre sorumlu
olduğu gibi, kira ilişkisinin devrine rağmen –kanundan dolayı- so-
rumlu kalmaya devam etmektedir.
Kira ilişkisinin devredildiği andan sonraki borçlar bakımından ise
devreden kiracı, artık kira sözleşmesinin tarafı değildir. Dolayısıyla
devreden kiracı, tarafı olmadığı bir sözleşmeden dolayı, devralan kira-
cının yerine getirmediği borçlar nedeniyle sorumlu olmaya devam et-
mektedir. Devreden kiracının, ayrıca sözleşme ile taahhütte bulunma-
dığı böyle bir durumda, sorumluluğunun dayanağını kanun hükmü
oluşturmaktadır. Yani işyeri kiraları bakımından devreden kiracı, dev-
ralan kiracının borçlarından, kanun (m.323/f.3) dolayısıyla sorumlu-
dur. Bu nedenle sorumluluğun kapsamının belirlenmesinde, devreden
kiracı ile kirayaveren arasındaki kira sözleşmesi esas alınmalı ve bu
sözleşmedeki esaslar çerçevesinde sorumluluğun kapsamı tespit edil-
melidir. Kirayaveren ile devralan kiracı arasında kira ilişkisinin dev-
redilmesinden sonra, kira sözleşmesinin ilk halini genişletecek şekilde
yapılan anlaşmalardan doğan yükümlülüklerden dolayı ise, devreden
kiracının müteselsil olarak sorumlu tutulamaması gerekir.
99
Bu çerçevede devreden kiracının müteselsil sorumluluğun kapsa-
mını, devirden evvel veya sonra kira sözleşmesi hükümleri uyarıncı
ortaya çıkan asli edim yükümlülükleri ve yan edim yükümlülükleri-
98
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 53.
99
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 57.
Kira İlişkisinin Devri124
nin yerine getirilmemesinden doğan tazminat yükümlülüğü oluştur-
maktadır.
100
Bu bağlamda devreden kiracı, sonradan muaccel olacak
kira bedellerinden, kira konusunun sözleşmeye aykırı kullanılmasın-
dan doğan zararlardan ve hatta kirayaverenin, kira ilişkisini haklı se-
beplerle olağanüstü feshetmesi halinde, uğramış olduğu zararlardan
da, kirayaverenle yapmış olduğu sözleşme hükümleri çerçevesinde
sorumlu tutulabilir.
101
Dolayısıyla burada devreden kiracının sorumlu-
luğu, kanundan doğan şahsi bir teminat fonksiyonu da taşımaktadır.
102
İşyeri kiraları bakımından devreden kiracının, devralan kiracının
borçlarından dolayı kanun hükmü sebebiyle müteselsil sorumlu tu-
tulması, alacaklının haklarının korunmasını amaçlamaktadır. Aslında
teselsülün kanun hükmü gereğince doğduğu durumlarda, kamu düze-
ni söz konusu olacağı için, tarafların iradesi ile teselsülün ortadan kal-
dırılması geçersizdir. Ancak devreden kiracının kirayaverenle yapmış
olduğu bir sözleşme gereğince, müteselsil sorumluluğu ortadan kaldır-
maları kamu düzenine ya da üçüncü kişilerin korunması gerekliliği-
ne aykırılık teşkil etmeyeceği kanaatindeyiz. Zira devreden kiracının
kirayaverene karşı borçlu olarak sorumlu olup olmaması, devrin ge-
çerliliği bakımından hiçbir surette önemli değildir.
103
Bu sebeple işyeri
kiralarında devreden kiracı, kirayaverenle yapmış olduğu bir sözleşme
ile müteselsil sorumluluğu kısmen veya tamamen kaldırabilmelidir.
Böyle bir anlaşma olmadığı sürece devreden kiracı, kanunun 323 üncü
maddesine göre işyeri kiralarında iki yıl süreyle devralanla birlikte mü-
teselsil olarak sorumlu olmaya devam eder. Kanundaki iki yıllık süre
de, en fazla, yani maksimum süredir. Dolayısıyla taraflar bu süreyi ki-
racı aleyhine uzatamazlar.
104
Bunun dışında kira ilişkisi sözleşmeye ve/
veya kanuna göre daha evvel de sona erebilir. Tüm bu durumlarda,
devreden kiracı, sorumluluktan daha evvel kurtulmuş olur. Bu anlam-
da olmak üzere, kira sözleşmesi iki yıl dolmadan evvel olağan şekilde
feshedilirse, müteselsil sorumluluk da fesih tarihinde sona erer.
105
100
BGE 121 III 408 E 3 ve 4; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 9; ZürcherKomm-
Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 56.
101
Ancak, bu durumda devreden kiracının kirayaverene karşı sorumluluğu, devralan
kiracının kirayaverene karşı sorumluluğuyla sınırlıdır. Bkz., ZürcherKomm-
Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 55.
102
BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 7.
103
Bkz., Funke, s. 14.
104
HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 9; BaslerKomm-Weber, Art. 263 OR, Nr. 7.
105
BGE 121 III 408 E 4; HandKomm- Heinrich, Art. 263 OR, Nr. 9; ZürcherKomm-
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT125
D. Devreden Kiracı İle Devralan Kiracı Arasındaki Hukuki İlişki
Devreden kiracı ile devralan kiracı arasındaki hukuki ilişki, kira
ilişkisinin devredilmesi için aralarında yaptıkları sözleşmenin hüküm-
lerine göre belirlenir. Bunun dışında işyeri kiralarında devreden kiracı
ile devralan kiracı arasında müteselsil sorumluluğun söz konusu oldu-
ğu durumlarda da birbirlerine rücu imkânı ve kapsamı, genel hüküm-
lere göre tayin edilir.
106
VIII. BENZER KURUMLARLA KARŞILAŞTIRILMASI
A. Kira İlişkisinin Devri - Kira Konusunun Kullanım Hakkının
Devri
Kira ilişkisinin devrini düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 323
üncü maddesinin gerekçesine göre
107
, bu madde (yani 323 üncü mad-
de), aslında Borçlar Kanununun 259 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında
‘kiracının üçüncü şahsa ferağı’ şeklinde ifade edilen hükme karşılık
gelmektedir.
Her şeyden evvel belirtmemiz gerekir ki, her ne kadar 323 üncü
maddenin gerekçesinde “kiracının üçüncü şahsa ferağı” ve “kira ilişki-
sinin devri”nin aynı hukuki kurum olduğu ifade edilmiş olsa da, bu
kurumlar birbirinden farklıdır. Çünkü Borçlar Kanunun 259 uncu
maddesi, alt kira ve kullanım hakkının devrine ilişkindir. Bu hüküm-
de geçen ‘kiracının üçüncü şahsa ferağı’ ifadesiyle, üstün tutulması
gereken görüşe göre, kira konusunun kullanım hakkının devri an-
latılmak istenmektedir.
108
Borçlar Kanununun söz konusu maddesi
Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 54.
106
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 58; BGE 116 II 514.
107
Bkz., Tasarı, s. 260.
108
Bkz., Tandoğan, s. 155. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.10.2001 tarih,
2001/6-942 esas ve 2001/696 sayılı kararında “…Kiracı kiralayana zarar verecek
bir değişikliği gerektirmemek koşuluyla kiralananı tamamen veya kısmen başkasına
kiraya verebileceği gibi, kirayı bir üçüncü kişiye de devredebilir (BK. mad. 259). Burada
iki durum söz konusu edilmiştir: Birincisi kiracının kiracısı ikincisi de kiracının kira
sözleşmesinden doğan kullanma hakkını bir üçüncü kişiye devretmesidir…” demek
suretiyle Borçlar Kanununun 259. maddesinde geçen “kirayı bir üçüncü şahsa
ferağ edebilir…” ifadesiyle kullanma hakkının bir üçüncü kişiye devredilmesinin
anlaşılması gerektiğine işaret etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aynı
doğrultudaki diğer kararları: 14.11 inci2001 tarih, 2001/6-1042 esas, 2001/1030
Kira İlişkisinin Devri126
ise, Türk Borçlar Kanununun ‘alt kira ve kullanım hakkının devri’
kenar başlığını taşıyan 322 inci maddesinde düzenlenmektedir. Öyle
ki, 322 inci maddenin 1 inci fıkrasına göre: “Kiracı, kirayaverene zarar
verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla, kiralananı tamamen veya
kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım hakkını da başkasına
devredebilir”. Kira ilişkisinin devri ise, daha evvel de ifade edildiği
gibi, Borçlar Kanununda düzenlenmemektedir. Bununla birlikte yine
yukarıda ifade edildiği üzere, Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Ka-
nunun 12 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; kiracının, sözleşmede
kararlaştırılmadığı sürece, kullanım hakkının devrini yapamayacağı,
bunun yanında da, kira mukavelesini (yani kira ilişkisini) başkasına
devredemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, kullanım hakkı-
nın devri ile kira ilişkisinin devri iki ayrı hukuki kurumdur. Kaldı
ki, Türk Borçlar Kanunun 323 üncü maddesi hükmü, bizzat kanu-
nun gerekçesinde ifade edildiği gibi, kaynak İsviçre Borçlar Kanu-
nunun 263 üncü maddesine ilişkindir.
109
İsviçre Borçlar Kanununun
263 üncü maddesi ise, kira konusunun kullanım hakkının devrine
ilişkin olmayıp, sadece kira ilişkisinin devrini düzenler.
110
Bu tespitin
yapılmasının ardından, kira ilişkisinin devri ile kullanım hakkının
devrinin karşılaştırılması yapılabilir.
Kira ilişkisinin devri durumunda, kira ilişkisinden kaynaklanan tüm
hak ve yükümlülükler devredilmiş olur. Oysa kullanım hakkının devri,
alacağın temliki niteliğindedir.
111
Alacağın temlikinde ise, kira sözleşme-
sayılı karar; 3.10.2001 tarih, 2001/6-653 esas ve 2001/672 sayılı karar. Bkz., www.
kazanci.com.tr.
109
Bkz., Tasarı, s. 260.
110
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 10 vd. Kullanım hakkının devri ise, daha
evvel İsviçre Borçlar Kanununun 263 üncü maddesinde hükme bağlanmışken, 1989
yılından yapılan revizyondan sonra İsviçre Borçlar Kanununda düzenlenmemiştir
(bkz., ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 10 vd.). Bu durum karşısında
Higi, Art. 263 OR hükmünün sadece işyeri kiralarına ilişkin olmasından hareketle,
kullanım hakkının devrinin işyeri kiraları dışındaki diğer kira sözleşmeleri
bakımından genel hükümlere göre yapılabileceği ve ancak işyeri kiralarında sadece
Art. 263 üncü hükmüne göre kira ilişkisinin devrinin yapılabileceğini savunmaktadır
(bkz.,ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 11).
111
BaslerKomm-Weber, Art. 262 OR, Nr. 1 vd., HandKomm- Heinrich, Art. 262 OR,
Nr. 1 vd., Bucher, s. 1168; Huguenin, Nr. 329 vd., 333 vd.; ZürcherKomm- Gauch/
Higi, Art. 263 OR, Nr. 7; Tandoğan, s. 155, 157 vd.; Aral, s. 263 vd.; Yavuz, s. 175
vd.; Zevkliler/ Havutçu, s. 220 vd. Kullanım hakkının devrinin alacağın temliki
niteliğinde olduğu hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2001 tarih,
2001/6-942 esas ve 2001/696 sayılı kararı ile aynı yöndeki 14.11 inci2001 tarih,
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT127
sinden doğan haklar (bu anlamda olmak üzere, kiracının kira konusuna
ilişkin kullanım alacağı) bir üçüncü kişiye temlik edilebilirken, kira iliş-
kisinin devrinin aksine, tüm sözleşme ilişkisi devredilmez.
112
B. Kira İlişkisinin Devri – Bir Malvarlığının veya Bir İşletmenin
Devralınması
Türk Borçlar Kanununun 202 inci maddesinde, ticari işletmeler de
dâhil olmak üzere, bir malvarlığının veya bir işletmenin devralınması
düzenlenmektedir. İşte tam da burada, örneğin ticari işletmenin taci-
rine ait olmayan bir taşınmazda faaliyet göstermesi halinde, bu işlet-
menin devrinin kiracılık ilişkisinin devrini de kapsayıp kapsamadığı
sorunu gündeme gelir.
Sorun, Borçlar Kanununun mer’i olduğu zaman doktrinde tar-
tışmalıydı.
113
Kanaatimize göre, Türk Borçlar Kanununun 323 üncü
2001/6-1042 esas ve 2001/1030 sayılı kararı ve 3.10.2001 tarih, 2001/6-653 esas ve
2001/672 sayılı kararları için bkz., www.kazanci.com.tr.
112
HandKomm- Heinrich, Art. 262 OR, Nr.3; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 10.
113
Doktrindeki bir görüşe göre, eBK.m.179, devir işleminde malvarlığı veya
işletmenin pasiflerini (borçlarını) hükme bağlamıştır. Bunun sonucu olarak
malvarlığı veya işletmeye dahil olan aktiflerin devri bu hükmün kapsamı dışında
olup, bunların devrine ilişkin hükümlere tabidir. Bkz., Kılıçoğlu, s. 629. Bu görüşün
kabul edilmesi durumunda, yani eBK.m.179’un bir malvarlığı veya işletmenin
sadece pasiflerini düzenleyen bir hüküm olduğunun kabul edilmesi halinde,
kiracılık hakkı aktif malvarlığı içerisinde yer aldığı için, eBK.m.179 hükmüne
göre malvarlığı veya işletmenin devri kiracılık hakkının devrini kapsamayacaktır.
Buna karşın doktrindeki bir başka görüşe göre, devir kapsamında, devredilecek
olan, malvarlığıdır. Malvarlığı ise, kişinin ekonomik değer ve hukuki birlik arz
eden ve para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tamamıdır. Bu kapsamda, pasiflerin
yanında aktifler de yani kişinin sahip olduğu taşınırlar ve taşınmazların yanı sıra,
üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları da devrin kapsamındadır. Kiracılık hakkını
da bu kapsamda değerlendirmek gerekir. Gerçi Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki
Kanunun 12 inci maddesinde sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadığı sürece,
kiracının kira sözleşmesini başkasına devredemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ancak 1956 tarihli Ticaret Kanununun 11 inci maddesinin 2 inci fıkrası, kiracılık
hakkını, ticari işletmeye devamlı surette tahsis olunmuş unsurlar arasında
saymaktadır. Bu madde 1955 tarihli Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’a
göre özel hüküm niteliğinde olup, ticari işletmeler bakımından kiracılık hakkının
farklı bir düzene bağlanmasını öngörmektedir. Böyle durumlarda yeni tarihli
genel kanun eski tarihli özel kanundan evvel uygulanır. Bu sebeple, kira
sözleşmesinde kiranın devredilebileceği açıkça kararlaştırılmamış olsa bile, ticari
işletmenin devredilmesiyle birlikte ticari işletmenin tarafını oluşturduğu kira
ilişkisi de kanunen üçüncü kişiye devredilmiş olur. Bkz., Arkan, s. 42 vd., 44. Buna
karşın bir başka görüşe göre ise, Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 12
Kira İlişkisinin Devri128
maddesi, bu konuda tartışmaya yer bırakmamaktadır. Çünkü madde
hükmünde (m.323/f.1), kirayaverenin kira ilişkisinin devrine yazılı
olarak rıza göstermesi gerektiği ifade edilmektedir ki, bu düzenleme,
emredici niteliktedir. Dolayısıyla bu hüküm, tüm kira ilişkisinin devri
durumunda uygulanmak zorundadır. Bir malvarlığı veya işletmelerin
devrine ilişkin olarak ise, kanunda (m.202) bu nitelikteki sözleşmeler
için her hangi bir şekil şartı öngörmemiştir. Buna bağlı olarak, kira-
yaverenin yazılı bir rızası olmaksızın, kiralanan bir taşınmazın kira-
cısı kanunun 202 inci maddesi hükmüne göre işletmesini devrederse,
kira ilişkisi devredilmiş olmayacaktır. Bunun için ayrıca kirayaverenin
yazılı olarak onay vermesi gerekecektir. Şu halde kanunun 323 üncü
maddesi, özel düzenleme olarak, Türk Borçlar Kanununun 202 inci
maddesine göre evleviyetle uygulama alanı bulur.
114
C. Kira İlişkisinin Devri – Kanunun 325 inci Maddesine Göre
Kiracının Kira İlişkisini Devralmaya Hazır Yeni Bir Kiracı Bulması
Türk Borçlar Kanununun 325 inci maddesinde, Borçlar Kanunun-
da olmayan yeni bir hüküm öngörülmektedir. Kaynak İsviçre Borçlar
Kanununun 264 üncü maddesi esas alınarak hazırlanan
115
söz konusu
düzenlemede, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın ki-
ralananı geri veren kiracıya, kirayaverenden kabul etmesi beklenebi-
lecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir
kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları-
nın sona ereceği öngörülmektedir.
Söz konusu düzenleme (m.325), kira ilişkisinin devrine ilişkin
olmayıp, kanunda veya sözleşmede öngörülen süreden evvel kira
konusunu iade etmesi sebebiyle kirayaverenin uğrayacağı zararı
tazmin etmek zorunda kalacak olan kiracının, kirayaverene karşı so-
rumluluktan kurtulabilmesine imkân veren bir düzenlemedir. Kira
ilişkisinin devri için kirayaverenin yazılı olarak rıza göstermesi ge-
inci maddesi karşısında, kira sözleşmesinde sözleşmenin devredileceği açıkça
kararlaştırılmamışsa, işletmenin devri tek başına kira ilişkisinin de devri sonucunu
doğurmaz. Bkz., Karayalçın, s. 181.
114
HandKomm- Heinrich, Art. 262 OR, Nr.3; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263
OR, Nr. 17.
115
Bkz., Tasarı, s. 262.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT129
rekliliği (m.323/f.1), bu madde hükmünde yoktur. Dolayısıyla kiracı,
kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa, kirayaverenin
bu şekilde yazılı bir onayına ihtiyaç duymayacaktır. Bunun dışın-
da kira ilişkisinin devrinde mevcut kira sözleşmesi devam ederken
(m.323/f.2); kiracının kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı
bulması durumunda, kural olarak, mevcut kira ilişkisi sona ermekte-
dir. Ancak, şayet yeni kiracı, kira sözleşmesini aynı şartlarla üstlen-
meye hazırsa ve eski kiracı ile kirayaveren de kabul ederse, sadece bu
durumda kanunun 323 üncü maddesi anlamında kira ilişkisinin devri
söz konusu edilebilir.
116
D. Kira İlişkisinin Devri – Alt Kira Sözleşmesi
Alt kira, Borçlar Kanununun 259 uncu maddesinde ve ayrıca, Gay-
rimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 12 inci maddesinde düzenlen-
miştir. Türk Borçlar Kanununda ise her iki düzenleme 322 inci madde
altında kanunlaşmıştır.
Alt kira sözleşmesi ve kira ilişkisinin devri, birbirinden farklıdır.
117
Alt kira sözleşmesinde kirayaveren ile kiracı arasındaki kira ilişkisin-
den doğan hukuki durumda bir değişiklik meydana gelmez. Ayakta
olan bu sözleşmenin yanında, kiracı ile alt kiracı arasında yeni bir kira
sözleşmesi yapılır. Bununla birlikte, kirayaveren ile alt kiracı arasında
da her hangi bir sözleşme ilişkisi yoktur.
118
Kira ilişkisinin devrinde
ise, devreden ilk kiracının yerine, devralan yeni bir kiracı geçmektedir.
Bu bakımdan, alt kiradan farklı olarak, devreden ilk kiracı ile kiraya-
veren arasındaki sözleşme ilişkisi sona ererken; mevcut kira ilişkisi,
devralan yeni kiracı ile kirayaveren arasında devam etmektedir. Daha
açık bir ifadeyle, kira ilişkisinin devrinde mevcut kira sözleşmesi ayak-
116
ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 18.
117
Bkz., Funke, s. 13; Tandoğan, s. 117 vd.
118
Bkz., Funke, s. 13; BaslerKomm-Weber, Art. 262 OR, Nr. 1 vd.; HandKomm-
Heinrich, Art. 262 OR, Nr. 1 vd.; Bucher, s. 1168; Huguenin, Nr. 329 vd.; Tandoğan,
s. 155, 157 vd.; Aral, s. 263 vd.; Yavuz, s. 175 vd.; Zevkliler/ Havutçu, s. 220 vd.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2001 tarih, 2001/6-942 esas ve 2001/696
sayılı kararı; 14.11 inci2001 tarih, 2001/6-1042 esas ve 2001/1030 sayılı kararı;
3.10.2001 tarih, 2001/6-653 esas ve 2001/672 sayılı kararı. Bkz., www.kazanci.
com.tr.
Kira İlişkisinin Devri130
tadır; ancak, kira sözleşmesinin tarafları değişir. Buna karşın alt kira
sözleşmesinde, mevcut (asıl) kira sözleşmesi yine ayaktadır, kira ilişki-
si ve onun tarafları değişmez; ancak kiracı ile üçüncü kişi arasında da
alt kira ilişkisi kurulur.
119
SONUÇ
Türk Borçlar Kanununun “kira ilişkisinin devri” kenar başlığı altın-
daki 323 üncü maddesi, incelenmiş ve aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.
Söz konusu düzenleme, kanunda özel borç ilişkileri’nin düzen-
lendiği ikinci kısımda kira sözleşmesinin düzenlendiği dördüncü bö-
lümde olup, burada da, genel hükümlere ilişkin birinci ayrım altındadır.
Bu düzenleme emredici nitelikte olup, hem taşınır kiralarında hem
de taşınmaz kiralarında ve bu kapsamda konut ve işyeri kiralarında
uygulanır. Maddenin hazırlanmasında kaynak İsviçre Borçlar Ka-
nununun 263 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur. Söz konusu
düzenleme, kanunî halefiyetin özel bir uygulaması olup, maddede
hüküm olmayan hallerde, eski kanunda olmayan ve fakat yeni ka-
nunda yer alan sözleşmenin devrine ilişkin 205 inci madde hükmü
uygulanır.
Kira ilişkisinin devredilmesi, kira ilişkisinin bir üçüncü kişiye
devredilmesidir. Kira ilişkisinin bir üçüncü kişiye devredilebilmesi
için, her şeyden evvel mevcut bir kira sözleşmesi olmalıdır. Bunun
yanında kirayaveren, kiracı ve kira sözleşmesini devralacak üçüncü
kişi arasında kiranın devri için sözleşmesi yapılmış olması gerekir.
Kiracı ile kira ilişkisini devralmak isteyen üçüncü kişi arasında yapı-
lan sözleşmeye kirayaverenin onay vermesi de aynı hukuki sonucu
doğurur. Ancak kirayaverenin onayının her durumda yazılı olması,
geçerlilik şartıdır.
Kirayaveren, kural olarak, kira ilişkisinin devrine onay verip
vermeme konusunda serbesttir, onay vermekten kaçınabilir. Ancak
kirayaveren, işyeri kiralarında, sadece haklı bir sebebin bulunma-
sı durumunda kira ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınabilir.
119
Funke, s. 13; ZürcherKomm- Gauch/Higi, Art. 263 OR, Nr. 9.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT131
Bu durumda kaçınmanın haklı olup olmadığının takdirinde, Türk
Medenî Kanunun 2 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki dürüstlük ilke-
si ölçü alınır. Haklı sebepler, kirayaverenin kira ilişkisinin devrinden
bir yarar sağlayıp sağlamadığı sorusunun cevabıyla sınırlı değildir.
Öyle ki kirayaveren, kiracı ile üçüncü kişi arasında yapılan devir ta-
ahhüdünü içeren sözleşme hakkında kiracıdan bilgi talep etmesine
rağmen kiracı bu konudaki yükümlülüğünü ihlal ederse, kirayave-
renin de kira ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınması, haklı bir
sebep oluşturur. Şayet kirayaveren, işyeri kiralarında haklı olmayan
bir sebeple kira ilişkisinin devrine onay vermekten kaçınırsa, kiracı,
talebini dava yoluyla kullanabilir.
Kira ilişkisinin devrine onay verilmezse, kiranın devri gerçek-
leşmemiş olur. Kira sözleşmesinin tarafları aynı kalmaya devam
ederler. Buna karşın kira ilişkisinin devrine onay verilirse, mevcut
kira sözleşmesi devam eder. Sözleşmenin içeriği, kural olarak değiş-
mez; sadece, kiracı yerine devralan kiracı geçer. Buna bağlı olarak,
devreden kiracının kira ilişkisinden dolayı sahip olduğu kanundan
ve sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve borçlar artık devralan
kiracıya aittir. Aynı şekilde devreden kiracı, devrin gerçekleştiği
anda kira sözleşmesinden doğan haklarını kaybeder. Bunun yanı
sıra devreden kiracı, kirayaverene karşı borçlarından da kurtulur.
Ancak işyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimi-
ne kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen
sorumlu olmaya devam eder. Devreden kiracı ile devralan kiracı
arasındaki hukuki ilişki ise, kiranın devri sözleşmesinin hükümleri-
ne göre belirlenir.
Kira ilişkisinin devri, “kira konusunun kullanım hakkının devrinden”,
“kiracının kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulmasından” ve
“alt kiradan” farklıdır. Yine madde hükmü (m. 323), “bir malvarlığının
veya bir işletmenin devralınmasını” düzenleyen 202 inci maddeye göre
de öncelikle uygulama alanı bulacaktır.
Tüm bu değerlendirmelerin sonucunda kira ilişkisinin devrinin
pozitif hukukta düzenlenmesini, hükmün uygulanması aşamasında
ortaya çıkabilecek sorunlara karşı eleştirilerimiz saklı kalmak kaydıy-
la, olumlu bir gelişme olarak kabul ediyoruz.
Kira İlişkisinin Devri132
KAYNAKLAR
Altaş, Hüseyin: Şekle Aykırılığın Olumsuz Sonuçlarının Düzeltilmesi,
Ankara 1998.
Aral, Fahrettin: Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Ankara 2007.
Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2007.
Ayrancı, Hasan: Sözleşmelerin Yüklenilmesi (Devri), Ankara 2003.
Bucher, Eugen: Schweizerisches Obligationenrecht, Besonderer Teil,
Zürich 1988.
Christoph, Hurni: Die Vermögönsübertragung im Spannungsfeld
zwischen Vermögens- und Unternehmensrecht, Zürich-Basel-
Genf 2008.
Demir, Mehmet: Kapıdan İşlemlerde Tüketiciyi Koruyan Geri Alma
Hakkı, Ankara 2003.
Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 11 inci Baskı, İstanbul
2009.
Früh, Peter: Die Vertragsübertragung im schweizerischen Recht, Aa-
rau 1944.
Funke, Rulf: Vertragsübernahme und Vertragsbeitritt, 1936.
Gauch, Peter/ Higi, Peter: (Zürcher) Kommentar zum schweizerisc-
hen Zivilgesetzbuch, Obligationenrecht, Teilband V 2b, Erste Li-
eferung: Art. 253-265 OR, Zürich 1994 (ZürcherKomm-Gauch/Higi).
Gauch, Peter/Schluep, Walter R./Schmid, Jörg/Rey, Heinz: Schweize-
risches Obligationenrecht, Allgemeiner Teil ohne ausservertraglic-
hes Haftpflichtrecht, Bd. I, 8. Aufl., Zürich 2003.
Heinreich, Peter: Handkommentar zum Schweizer Privatrecht, (Kom-
mentierung zu Art. 253-274g OR), Zürich/Basel/Genf 2007 (Hand-
Komm- Heinreich).
Huguenin, Claire: Obligationenrecht, Besonderer Teil, Zürich-Basel-
Genf 2002.
TBB Dergisi 2011 (95) Seçkin TOPUZ - Ferhat CANBOLAT133
Jäggi, Peter/Gauch, Peter: (Zürcher) Kommentar zum schweizerischen
Zivilgesetzbuch, V. Bd.: Obligationenrecht, Teilband V 1b: Art. 18
OR, 3. Aufl., Zürich 1980 (ZürcherKomm-Jäggi/Gauch).
Kandelhard, Ronald: Das Schicksal der Mietsicherheit bei Vertragsü-
bernahme - Zugleich ein Beitrag zur Rechtsnatur der Mietkaution,
NZM 2001, s. 696 vd.
Karayalçın, Yaşar: Ticaret Hukuku, I Giriş – Ticari İşletme, Ankara
1968.
Kılıçoğlu, Ahmet: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 11 inci Bası, An-
kara 2009.
Kılıçoğlu, Ahmet: Taşınmaz Satımında Şekil ve Hakkın Kötüye Kulla-
nılması, AÜHFD, Y. 1981, S. 38, S. 01-04, s. 209 vd.
Kılıçoğlu, Ahmet: Türk Borçlar Hukukunda Kanunî Halefiyet, Ankara
1979 (Halefiyet).
Kırca, Çiğdem: Bilgi Vermeden Dolayı Üçüncü Kişiye Karşı Sorumlu-
luk, Ankara 2004.
Kramer, Ernst A.: Berner Kommentar zum schweizerischen Privat-
recht, Bd. VI: Obligationenrecht, 1. Abt.: Allgemeine Bestimmun-
gen, 1. Teilband.: Allgemeine Einleitung in das schweizerische
Obligationenrecht und Kommentar zu Art. 1 - 18 OR, (Kommenti-
erung zu Art. 18 OR), Bern 1986 (BernerKomm-Kramer).
Merz, Hans: Berner Kommentar zum schweizerischen Privatrecht, Bd.
I: Einleitung und Personenrecht, Einleitung, Kommentar zu Art. 2
ZGB, Bern 1962 (BernerKomm-Merz).
Maurer, Frank: Die rechtsgeschäftliche Vertragsübernahme, BWNotZ
2005, s. 114 vd.
Oğuzman, Kemal/ Öz, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7.
Bası, İstanbul 2009.
Pieper, Helmuth: Vertragsübernahme und Vertragsbeitritt, Köln 1963.
Pöggeler, Wolfgang: Grundlagen und Probleme der Vertragsübernah-
me, JA 1995, Haf 8/9, s. 641 vd.
Kira İlişkisinin Devri134
Schweizerischer Verband der Immobilien-Treuhänder: Schwei -
zerisches Mietrecht, Kommentar, 2. Aufl., Zürich 1998 (SVIT-
Kommmentar Mietrecht).
Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Cilt I/2, Kira
ve Ödünç Verme (Ariyet, Karz) Sözleşmeleri, İstanbul 2008.
Topuz, Seçkin: Türk, İsviçre ve Alman Borçlar Hukukunda Denge Bo-
zulması ve İfa Güçlüğü Durumlarında Sözleşmeye Müdahale, An-
kara 2009.
Wagner, Eberhard: Form und Beschränkung der Vertragsübernahme
sowie der Einwilligung hierzu – BGH, DtZ 1996, 56, s. 690 vd.
Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Ankara
2007.
Zevkliler, Aydın/ Havutçu, Ayşe: Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkile-
ri, 9. Baskı, Ankara 2007.