hakemli makaleler Ozan Ercan TAŞKIN
TBB Dergisi, Sayı 79, 200861
KORUNMA TEDBİRİ ALINMAKSIZIN
GERÇEKLEŞEN CİNSEL İLİŞKİ YOLUYLA
HIV VİRÜSÜNÜN BULAŞTIRILMASINDA
MANEVİ UNSURUN BELİRLENMESİ
SORUNU
Ozan Ercan TAŞKIN
∗
Bilindiği üzere korunma tedbiri alınmaksızın girilen cinsel ilişki,
HIV virüsünün taşınması bakımından elverişli hareketi oluşturur.
1
HIV virüsünün cinsel ilişkiyle bulaştırılması durumunda, ceza huku-
ku kurallarından hangilerinin uygulanabilir olduğunun belirlenmesi
önemli bir sorundur.
2
Açık olan, korunmasız cinsel ilişki sonucunda,
hastalığın bulaştırılması durumunda ceza kanununun özel kısmında
düzenlenmiş olan suçlardan birinin söz konusu olacağıdır.
AIDS hastalığını bulaştıran fail, öldürme kastıyla hareket etmiş
olabilir. Fail sadece hastalık bulaştırma kastıyla hareket etmiş ve fa-
kat ölüm neticesi meydana çıkmış olabilir. Bu durumda, TCK m. 87/4
kapsamında, “kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi” akla
gelebilir. Diğer taraftan, fail kasıtlı olmayabilir, bu varsayımda, “olası
kast” veya “taksir” tartışması yapılabilir. Bu anlamda, HIV virüsünü
bulaştıran failin cezai sorumluluğunu belirlemek için öncelikle hangi
neticenin( yaralama veya ölüm) ortaya çıktığı belirlenmeli, daha sonra
manevi unsura ilişkin tartışma yapılmalıdır.
*
Ar. Gör., Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana
Bilim Dalı.
1
HIV virüsü, cinsel ilişki dışında, kan nakli, aynı enjeksiyonun birden fazla kulla-
nılması ve doğum yoluyla da başka bir kişiye taşınabilir. Mustafa Ruhan Erdem,
“Cinsel İlişki Yoluyla Başkasına HIV Bulaştırmanın Cezalandırılabilirliği Sorunu”,
AÜEHFD, c. VIII, S. 1-2, 2004, s. 73.
2
Biz bu çalışmada, özellikle manevi unsur üzerinde durmayı tercih ettik. Ancak
açıktır ki, konu özellikle nedensellik bağı bakımından da birçok tartışmayı bera-
berinde getirmektedir. Bu konuda bkz. Kolis Summerrer, “AIDS e diritto penale”,
,I Reati contro la persona, UTET Giuridica, Torino 2006,; Ayrıca nedensellik bağına
ilişkin olarak bkz. Federico Stella, Leggi Scientifiche e Spiegazione Causale nel Diritto
Penale, A. Giuffrè 2. baskı, Milano 2000, s.407-457.
Ozan Ercan TAŞKIN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 79, 200862
HIV virüsünün bulaştırılması durumunda yaralamadan söz edi-
lebilir. TCK m. 86, “kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının
ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi”nin kasten yara-
lama suçundan sorumlu olacağını düzenlemiştir. Bize göre, sorunun
neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu düzenleyen TCK m. 87
çerçevesinde ele alınması gerekir. Bu anlamda, bir kimseye AIDS has-
talığını bulaştırmayı, TCK m. 87/2-a kapsamında, “iyileşme olanağı bu-
lunmayan bir hastalık veya bitkisel hayata girmesine” neden olma şeklinde
değerlendirmek pekâlâ olanaklıdır.
3
Nitekim virüsün insan vücuduna
girmesiyle birlikte sadece anatomik olarak değil aynı zamanda orga-
nizmanın işlevleri itibariyle de bozulmalar meydana gelmektedir. Vi-
rüsün insan vücuduna ithaliyle birlikte, iyileştirilemez sağlık sorunları
ortaya çıkmaktadır.
4
Gerçekten de, kasten yaralama suçunun söz konu-
su nitelikli halinin uygulanabilmesi için, tıp biliminin verilerine göre,
mağdurda geri dönülemez bir durum yaratması nedeniyle, yaşam
boyu süreceği tahmin edilen hastalığın ortaya çıkmış olması gerekir.
5
İtalyan öğretisinde aksi görüşte olan yazarlara göre ise, sadece virüs
bulaştırmak, söz konusu suçun belirlenmesi bakımından yeterli değil-
dir. Nitelikli yaralama kapsamında bir hastalıktan söz edilebilmesi için
bu durumun patolojik olarak da ayrıca belirlenmiş olması gerekir.
6
Diğer taraftan AIDS hastalığını bulaştırma, TCK m. 87/2-b kapsa-
mında, “duyulardan veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi” bağ-
lamında da değerlendirilebilir. Her ne kadar bağışıklık sistemi dar
anlamda bir organ olarak görülmese dahi, hastalığın, çok büyük bir
olasılıkla sürekli olduğu tartışma götürmezdir.
7
Sorun daha ziyade AIDS hastalığı bulaştırılanın, hastalık nede-
3
“Evlendiği mağdureye, bildiği halde, AIDS hastalığını söylemeyip cinsel ilişkileri
sonucu onun da bu hastalığa yakalanmasına neden olan sanığın eyleminin, hasta-
lığın iyileşmesinin kesin ya da olası ve sürekli olup olmadığı hususlarında rapor
alınarak sonucuna göre, TCY.nın 456/3. maddesine uyup uymadığının tartışıl-
ması gerekir.” Yargıtay 1. Ceza Dairesi E. 2002/3171, K. 2002/3584, T. 15.10.2002
=http://www.kazanci.com) (Siteye giriş 17.11.2007)
4
Bkz, Summerer s. 427; HIV virüsünün bulaştırılmasının, kasten yaralama bağla-
mında değerlendirilmesi konusunda bkz. Erdem, s. 75 vd.
5
Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat Önok, 5237 Sayılı Türk Ceza
Kanunu’na Göre Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 3. baskı, An-
kara 2006, s. 203.
6
Bu konuda Castaldo’nun görüşleri için bkz. Summerrer, s. 429.
7
Summerer, s. 428.
hakemli makaleler Ozan Ercan TAŞKIN
TBB Dergisi, Sayı 79, 200863
niyle ölmesi halinde ne olacağına yöneliktir. Bir davranışın, nitelikli
yaralamaya yol açabileceğini kabul edip diğer taraftan kasten öldürme
suçu bakımından elverişli kabul edilmemesi bir çelişki olacaktır. An-
cak şunu da belirtmekte yarar vardır, İtalyan öğretisinde bu duruma
ilişkin tartışmalar da sönümlenmiş değildir.
8
Davranışla (cinsel ilişki),
netice arasında çok uzun bir süre geçmiş olması, özellikle maddi ceza
hukuku bağlamında nedensellik bağının belirlenmesi bakımından so-
runlar ortaya çıkaracaktır.
9
HIV virüsünün, cinsel ilişki yoluyla geçme-
si durumunda neticeye yönelik iradenin ne olduğunun belirlenmesi
çok zordur. Bu zorluk, özellikle ilişkinin normal bir şekilde geliştiği,
karşılıklı sevginin olduğunun varsayıldığı durumlarda daha da belir-
gin hale gelmektedir.
Enfekte olan hastanın ölmesi durumunda, failin öldürme kastıyla
hareket etmiş olması halinde insan öldürmekten dolayı ceza sorum-
luluğunun olması gerektiğini savunan görüş, failin sorumluluğunun
bu derece ağırlaştırılmasına karşı çıkanlar bakımından dirençle kar-
şılanmaktadır. Bahsi geçen yaklaşımın ilk tereddüdü, genel anlamda
“adalet duygusu” bakımından ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda, bugün
hala, cinsel ilişkiyi, cinayet açısından elverişli davranış olarak görmek
bakımından zihni zorluklar yaşanmaktadır. Diğer taraftan, toplumsal
meşruluk bakımından soruna bir anlamda “ikna edici” bir çözüm bul-
mak da zordur. Söz konusu öğretinin diğer itirazıysa, netice ile davra-
nış arasındaki nedensellik bağının belirlenmesi hususunun dikkatten
kaçırılamayacak ölçüde zorluklarının bulunmasına yöneliktir.
10
Birçok somut olay bakımından, ceza adaleti noktasında söz konu-
su olabilecek yegane kesin netice, henüz sadece virüsün bulaştırılmış
olmasıdır. Başka bir söyleyişle birçok olayda, henüz mağdurun ölümü
neticesi ortaya çıkmış değildir. Söz konusu durum, isnat bakımından
açık bir önem arz eder. Kuşkusuz mağdurun hayatta olduğu durum-
larda, söz konusu olacak olan nitelikli yaralamadır.
11
Neticeye yönelik
8
Summerer, s. 428.
9
Diğer taraftan muhakeme bakımından “ne bis in idem” ilkesinin ihlali, zamana-
şımı gibi başkaca sorunlar da söz konusu olabilecektir. Kesin hüküm ve bunun
ortadan kaldırılmaları çareleri hakkında Bkz. Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması
Hukuku, Vedat Kitapçılık, 11. baskı, İstanbul 2005, s. 511- 578.
10
Soruna ilişkin özellikle Alman ceza hukukçularının çalışmaları dikkat çekicidir.
Bkz. Summerer s. 429.
11
Summerer s. 429.; Cristiano Brunelli, “L’elemento Soggettivo Nei Delitti Contro
Ozan Ercan TAŞKIN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 79, 200864
kastın doğrudan olmadığı durumlarda teşebbüsten söz etmek olanaklı
olmadığından, kasten öldürmeye teşebbüsten de söz edilemez. Nite-
kim AIDS hastası bir hayat kadını, müşterileriyle cinsel ilişkiye girmesi
nedeniyle, nitelikli yaralamaya teşebbüsten dolayı yapılan yargılama-
sında beraat ettirilmiştir. Mahkeme beraat kararının gerekçesini, hayat
kadınının korunma tedbirsiz cinsel ilişkiyi gerçekleştirdiğine yönelik
delillerin olmadığı ve diğer taraftan olası kastla, teşebbüsün bir arada
bulunamayacağı görüşüne dayandırmıştır.
12
İtalyan uygulamasında, HIV virüsünün bulaştırılmasına yönelik
doğrudan kastı belirlediği tek bir karar bulunmaktadır. Söz konusu
karar, cinsel ilişki dışında HIV virüsünün bulaştırılması olasılığı bakı-
mından dikkat çekicidir. AIDS hastası fail, eroin satmak isterken po-
lis tarafından yakalanır, üstünün aranması sırasında, polisin gözüne
gelecek şekilde, kanlı tükürür. Polis memuruna hastalık bulaşmamış
olmasına rağmen, yapılan yargılama neticesinde fail, kastının doğru-
dan
13
adam öldürmeye yönelik olması nedeniyle kasten öldürmeye te-
şebbüsten dolayı cezalandırılır.
14
İşte bu noktada, özellikle tartışma konumuz üzerinde çok etkili
olan bir mahkeme kararından
15
söz etmek gerekecektir. Zira mağdur,
karardan önce ölmüştür. Ölüm neticesi, HIV virüsü dolayısıyla bağı-
şıklık sisteminin çökmesinden dolayı meydana gelmiştir. AIDS hasta-
sı kocanın, sayısız kez eşiyle cinsel ilişki gerçekleştirmesi neticesinde,
HIV virüsü mağdura bulaşmıştır.
16
Mahkeme nezdinde tamamlanmış
öldürme suçundan dolayı kocanın cezalandırılması noktasında bir te-
reddüt de ortaya çıkmamıştır. Dolayısıyla yaralamaya ilişkin bir nite-
likli hal tartışması yapmaya da gerek doğmamıştır. Mahkemeye göre
La Persona Commessi Da Persona Malata Di HIV/AIDS”, http://www.diritto.it/
materiali/penale/brunelli3.html (Siteye erişim tarihi: 20.06.2008)
12
Brunelli, L’elemento soggettivo, …
13
Doğrudan kast hakkında ayrıntılı bilgi için Bkz. Hakan Karakehya, “Ceza Huku-
kunda Doğrudan Kast”, SÜHF, Cilt 15, Sayı 1, Yıl 2007, s. 117-138.
14
8.9.2000 tarihli karar ve karara yönelik eleştiriler için bkz.. Summerer, s. 427, dpn.1
ve s.429, dpn. 8.
15
Cremona Mahkemesi’nin 14 Ekim 1999 tarihli kararı için Bkz. Brunelli, L’elemento
soggettivo, …; Alberto Cadoppi/ Stefano Canestrari, Casi e Materiali di Diritto Pe-
nale, Volume I, Giuffre, Milano 2002, s. 109 vd.
16
Söz konusu ilişki, önceleri nişanlılık daha sonra da evlilik olmak üzere yaklaşık on
yıl sürmüş ve kadın partnerin ölümüyle sona ermiştir. Bkz. Cadoppi/Canestrari:
s. 110.
hakemli makaleler Ozan Ercan TAŞKIN
TBB Dergisi, Sayı 79, 200865
cinsel ilişkinin ölüm neticesini meydana getirmesi bakımından elve-
rişli olduğu açıktır. Sorun daha ziyade ortaya çıkan netice bakımından
manevi unsur noktasında yoğunlaşmaktadır.
İtalyan öğretisinin ve uygulamasının öncelikle mutabık kaldığı hu-
sus, manevi unsur bakımından olası kast-bilinçli taksir tartışmasının
yapılmasının bir zorunluluk olduğudur. HIV virüsünün, cinsel ilişki
yoluyla bulaşma riski çok yüksektir.
17
Cinsel ilişki yoluyla hastalığın
bulaştırılmasının istendiği istisnai örnekler hariç olmak üzere, netice
irade edilmiş de değildir. İşte bu durumda sorunun çözümü, olası kast
veya bilinçli taksir kalıplarına göre olmak durumundadır.
18
Olası kast
19
belirlemesi bakımından en çok kabul gören ve izlenen
yaklaşım “kabul edilen risk” ölçütüdür.
20
Bu ölçütten hareket edenlere
göre, fail neticenin gerçekleşebileceği olasılığını öngörmesine rağmen,
davranışını söz konusu riski kabul ederek gerçekleştirirse olası kastın-
dan dolayı sorumlu olacaktır. Bilinçli taksirde ise fail, mümkün gözü-
ken neticenin gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmektedir.
21
Olası
kast, bilinçli taksire oranla bir kararlılığa gereksinim duyar. Diğer ta-
raftan neticenin gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmek ölçütü de
bilinçli taksiri, olası kasttan tam olarak ayırmak bakımından yeterli de-
ğildir. İtalyan öğretisi, “kabul edilen risk” ölçütüne, bütün belirsizliği ve
genişliğine rağmen, HIV virüsünün cinsel ilişki yoluyla bulaşması du-
rumunda, manevi unsuru belirlemek bakımından da başvurmaktadır.
22
Ancak, söz konusu ölçüt çok da güvenli veriler sunmamaktadır.
Bahsedilen olayda, AIDS hastalığı bulaştırılan eşin ölmesi üzerine,
17
Tek bir cinsel ilişkiyle HIV virüsünün bulaşma riski için 1/100 veya 1/1000 arası
oran verilmektedir: Bkz. Erdem, s. 74.
18
Summerer , s.434.
19
Olası kast hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Hakan Karakehya, “Olası Kast”, Ceza
Hukuku Dergisi, Sayı 2, Aralık 2006, s. 19-46.
20
Ferrando Mantovani, Diritto penale. Parte Generale, CEDAM, 4.baskı, Padova 2001.
s.334;Francesco Antolisei, Manuale di Diritto Penale Parte Generale, Giuffre 14. bas-
kı, 1997, s. 348; Öğreti, “kabul edilen risk” ölçütünün, bir yandan tespiti oldukça
güç olan, olası kastın belirlenmesi bakımından önemli bir hareket alanı sağladığını,
diğer yandan da neticenin gerçekleşmeyeceğine duyulan inanç gibi oldukça yü-
zeysel bir kavramlaştırmayla, kişilerin kasti sorumluklarının ortadan kaldırılarak,
sorumluluğun taksir düzeyine indirilmesinin önüne geçmek bakımından önemli
bir araç olduğunu savunmaktadır. Bkz. Cadoppi/ Canestrari, s. 137.
21
Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara 2005 s. 208.
22
Summerer, s.435.
Ozan Ercan TAŞKIN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 79, 200866
ilk derece, istinaf ve yüksek mahkemenin, verdikleri kararlar arasın-
daki farklılıklar, İtalya’da kusur kalıplarına ilişkin tartışmaları da be-
raberinde getirmiştir.
23
İlk derece hakimi, failin kusurluluğu olası kasttır demiştir. Zira
korunan hukuki yararın ihlal edilmesi bakımından, failin şahsi karar-
lılığı söz konusudur.
24
Kusurluluk kalıpları olan kast ve taksirin, insan zihnine ait psiko-
lojik fenomen olmaları dolayısıyla doğrudan algılanmaları çok zor olsa
da, bizzat davranışın kendisi, kusurluluğun belirlenmesi bakımından
gözlemciye bazı olanaklar sunar. Her iki kusurluluk kalıbı da, harice
yansımaları bakımından bazı karakteristik özellikler gösterirler. Böyle-
ce korunan hukuki yarara karşıt mevcut bir iradenin olup olmadığı or-
taya konulabilecektir.
25
Elbette, söz konusu harici etmenlere(davranış),
manevi unsur bakımından yapılacak tespitte tamamıyla teslim olma-
mak ve aşırı objektif ölçütler geliştirerek, manevi unsurun belirlenme-
sini bir formülasyon içine de hapsetmemek gerekir. Doğaldır ki, harici
etmenler, gözlemlenebilir ve doğrulanabilirler. Psişiğin ne olduğunun
belirlenmesine yönelik yapılacak araştırmada, kesin kabul edilmemek
kaydıyla yol gösterici olabilirler. İçsel tutumun harici yansımaları, iç-
sel tutuma ilişkin tasvir edici rollere sahip olabilirler. İşte söz konusu
işaretlerin ortaya çıkan netice bakımından, psişiğe ilişkin bilgi verme-
leri olasıdır.
26
Cremona Mahkemesi, tamamıyla bu yaklaşımı esas almıştır. Söz
konusu yaklaşıma göre olası kastın belirlenmesi bakımından gerekli
unsurlar şunlardır:
•Davranışın ortaya çıkarmış olduğu risk
• Fail tarafından ortaya çıkan riskli davranışa ilişkin kabul (rıza)
• Olası neticenin fail tarafından kabul edilmesi (rıza gösterilmesi)
23
Summerer, s. 437.
24
Luigi Viola, “Dolo Eventuale e Copla Cosciente, Con Particolare Riferimento Al
Contagio Da Virus HIV İn Caso Di Rapparto Sessuale Non Protetto”, http://www.
overlex.com/leggiarticolo.asp?id=210 (Erişim Tarihi: 27.06.2008)
25
Söz konusu yaklaşım Canestrari tarafından geliştirilmiştir. Bkz. Summerer : s.
438.
26
Bkz. http://www.diritto.it/materiali/penale/brunelli3.html
hakemli makaleler Ozan Ercan TAŞKIN
TBB Dergisi, Sayı 79, 200867
Söz konusu unsurların belirlenmesinden sonra Canestreri’ye göre
riske ilişkin kusurluluk; “tedbirli farazi uygulayıcı”nın (avveduto osser-
vatore esterno), somut olay bağlamında, faille aynı durumda bulunma-
sı, aynı bilinç düzeyine ve bilgi birikimine sahip olmasına rağmen, söz
konusu davranışı asla yapmazdı denilebilmesi halinde olası kasttır.
27
Mahkeme, HIV virüsünün cinsel ilişkiyle bulaşması ve neticede
AIDS hastalığından dolayı ölümün ortaya çıktığı somut olayda, fai-
lin davranışının ortaya koymuş olduğu işaretlerden hareketle, riskin
(ölüm) fail tarafından kabul edilip edilmediğini belirlemiştir. Mahke-
me, cinsel ilişkinin şekli ve sıklığını, bu bağlamda sürekli ve düzen-
li bir cinsel ilişkinin olup olmadığını belirlemiş, hastalığı bulaştırma
bakımından riskli olduğu bilinen cinsel uygulamaların söz konusu
olup olmadığını araştırmış ve hastalığın bulaşmasını engellemek üze-
re alternatif önlemlerin alınıp alınmadığını tespit etmiştir. Sonuç ola-
rak mahkeme, kabul edilen riskin olası kastın varlığına işaret ettiğini
belirlemiştir.
28
Mahkemeye göre, cinsel ilişki bir veya birkaç kez ger-
çekleşmiş olsaydı, cinsel ilişki bakımından hastalık bulaşma riskinin
az olduğu uygulamalar yapılmış ve hastalığın bulaşmasına ilişkin ola-
rak alternatif tedbirler alınmış olsaydı, failin sorumluluğu taksirinden
dolayı söz konusu olabilecekti.
29
Elbette failin AIDS hastası olduğunu
bilmediği halde, HIV virüsünü bulaştırdığı durumlarda cezai sorum-
luluğundan bahsedilemez.
Söz konusu mahkeme, yaptığı araştırma neticesinde, failin HIV vi-
rüsü taşıdığını bildiğini belirlemiştir. Fail, virüsün bulaşıcı olduğunu
bildiği gibi, bulaşmanın engellenebilmesi için bazı koruyucu tedbirle-
rin alınması gerektiğini de bilmektedir. Diğer taraftan hastalığın iyi-
leştirilemez olduğunu ve neredeyse kesin bir şekilde(taşıyıcı olma du-
rumu hariç olmak üzere) ölüm neticesine yol açtığını da bilmektedir.
Mahkemeye göre, bazı durumlar, bazı bilgiler ortak sosyal hayata ait
bilgilerdir. Ortalama insanın söz konusu bilgilerden haberdar olma-
ması olanaksızdır. Failin, ortalamanın üzerinde olan sosyo/ekonomik
yapısı onun hastalığın sonuçlarını bilebileceğinin diğer bir göstergesi-
dir. Ayrıca, failin hastalığının teşhisi de yetkin kliniklerde koyulmuş-
27
Brunelli, L’elemento soggettivo, …; Summerer: s. 438.
28
Summerer: s. 438.; Viola, Dolo Eventuale, …
29
Brunelli, L’elemento soggettivo, …
Ozan Ercan TAŞKIN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 79, 200868
tur. Bu tür bir klinikte hastalığın bulaşıcı olduğunun söylenmemesi
imkânsızdır.
30
Fail bir seçim yapmaktan öte, riski açık bir şekilde kabul ederek,
bilinçli bir şekilde cinsel ilişkiye devam etmiş, her yeni girdiği cinsel
ilişkiyle de riskin çoğalmasına neden olmuştur. Hastalıktan eşine söz
etmeyerek, hastalığın olası erken teşhisi ve çok az da olsa iyileşme
olanağını tamamen ortadan kaldırmıştır. O halde, fail sadece hastalı-
ğın bulaşması riskini değil, aynı zamanda daha ağır netice olan eşinin
ölüm riskini de kabul etmiştir.
31
Bütün bu bilgiler ışığında failin, ölüm neticesinden olası kastından
ötürü sorumlu olması gerekir. Failin tutumu kaçınılmaz bir şekilde, bi-
linçli taksir bakımından esas alınacak olan “neticenin gerçekleşmeyeceği
inanç ve umuduyla hareket etme” ölçütüne başvurmayı engellemiştir.
Söz konusu karara ilişkin yapılan istinaf yargılamasında,
32
ilk de-
rece mahkemesinin olası kasttan dolayı vermiş olduğu hüküm bozul-
muştur.
Mahkeme, bilinçli taksirin ve olası kastın tanımlarını yapmaktan
kaçınmıştır. Yaptığı değerlendirmede, Cremona Mahkemesi’nin so-
mut olaya ilişkin olarak vardığı sonuçlarla ilgilenmiştir. Mahkeme’ye
göre, olayı değerlendirmek bakımından yapılması gereken “somut
uygulama”dır (applicazione concreta). Failin psişiğinin ne olduğun
belirlenmesi için bakılması gereken failin karakter yapısı ve ruh ha-
lidir. Psişiğe yönelik bir değerlendirme, failin herhangi bir model
ajanla (agente modello) karşılaştırılması suretiyle gerçekleştirilemez.
Başka bir şekilde ifade edilmek gerekirse, failin psişiğini anlamak üze-
re yapılacak faaliyet bir faraziye üzerinden yürütülemez. Mahkeme,
birinci derece yargıçlarının, failin neticeyi kabul ettiğine yönelik de-
ğerlendirmesini katı bulmuştur. Psikolojik tutumun ne olduğunun
belirlenmesine yönelik araştırmanın birtakım genellemelerden hare-
ketle yapılması yanlıştır. Söz konusu değerlendirme oldukça dikkatli
yapılmalıdır. İstinaf yargıçlarına göre insan davranışı oldukça karma-
şık psikolojik dinamiklerle belirlenir. Örneğin bir insanda “akıldışı bir
30
Brunelli, L’elemento soggettivo, …
31
Sumerrer, s. 439.
32
Brescia İstinaf Mahkemesi’nin 26 Eylül 2000 tarihli kararı için bkz Cadoppi/ Ca-
nestrari, 113 vd.
hakemli makaleler Ozan Ercan TAŞKIN
TBB Dergisi, Sayı 79, 200869
iyimserlik” hali bulunabilir. Meselelere ilişkin genel bir şema çıkarmak
doğru değildir.
33
Mahkeme’ye göre, her ne kadar fail birden çok ilişki süresince
AIDS hastası olduğunu bilerek ve partnerini bu durumdan habersiz
bırakarak, ona ölümcül hastalığı bulaştırmış olsa da, ölüm neticesine
yönelik failde mevcut bir istekten ve hatta kabul edilmişlikten söz et-
mek olanaklı değildir. Bu bağlamda failin iradesinin olumsuz neticeyi
kabul etmeye yönelik olduğu söylenemez. İstinaf mahkemesi sanığın
taksirinden dolayı sorumlu tutulması ve cezanın da öngörülebilir-
lik dolayısıyla bilinçli taksir dolayısıyla artırılması gerektiğine karar
vermiştir.
34
Yüksek mahkeme de söz konusu olayda sorumluluğun taksirli
öldürmeden dolayı olduğuna hükmetmiştir. İtalyan Yargıtay’ı bilinçli
taksir-olası kast ayrımına ilişkin, yeknesak bir pozisyon alınamaz de-
mektedir. Bu ayrım bakımından her olaya uygulanabilecek ölçütler
belirlemek olanaksızdır. Her somut olayda yargıç değerlendirmesini
yeniden yapmalıdır.
35
Sonuç olarak fail, nişanlılık ve evlilik süresince yaklaşık on yıl sü-
reyle hastalığından söz etmeksizin eşiyle sayısız defa ve herhangi bir
korunma tedbiri almaksızın cinsel ilişkiye girmiştir. HIV virüsünün
varlığı basit bir tıbbi analizle tespit edilebilecektir. Bu testi yapan tıbbi
personelin, hastalığın bulaşıcı olduğunu ve bulaşma yollarının neler
olduğunu hastaya söylememeleri söz konusu olamaz. Kaldı ki, ortala-
ma bir kimsenin, günümüzde, AIDS hastalığından haberdar olmama-
sı da düşünülemez. Elbette, failin, sosyo/kültürel yapısına bakılmalı,
psişiğine ilişkin somut değerlendirme yapılmalıdır. Ancak bu somut
değerlendirme bir “tedbirli farazi uygulayıcı” (model ajan) üzerinden
yapılabilir. Failde neticenin gerçekleşmeyeceğine dair söz konusu
olabilecek aşırı iyimserlikten hareketle sorumluluğu taksir olarak be-
lirlemek doğru değildir. Fail neticenin gerçekleşebileceği olasılığını
öngörmesine rağmen, davranışını söz konusu riski kabul ederek ger-
çekleştirmiştir. O halde, fail sadece hastalığın bulaşması riskini değil,
aynı zamanda daha ağır netice olan eşinin ölüm riskini de kabul etmiş-
33
Summerrer, s. 440.
34
Cadoppi/ Canestrari, s. 113-115.
35
Cadoppi/ Canestrari, s. 126.
Ozan Ercan TAŞKIN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 79, 200870
tir. Failin kastından söz edebilmek için, failin davranışına bağlı olarak
neticenin kesin veya kesine yakın ihtimal dahilinde olması yeterlidir.
HIV virüsünün karşı tarafa bulaşmayacağı yönünde beklentinin
36
hat-
ta somut olayda “umudun” önemi yoktur.
Son olarak, HIV virüsünün bulaştırılmasına yönelik bazı varsa-
yımlar ve failin ceza hukuku bağlamındaki sorumluluğu şu şekilde
özetlenebilir :
Cezai sorumluluğun olmadığı varsayım,
Kişinin HIV virüsü taşıdığını bilmediği, bildiğinin ispat edile--
mediği ve HIV virüsünü taşıyabileceğini öngöremediği
37
durumlarda
cezai sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Cezai sorumluluğun söz konusu olacağı varsayımlar,
Kişinin HIV virüsü taşıdığını karşı taraf da bilmekte ve ko--
runmasız cinsel ilişkiye rıza göstermekteyse, AIDS hastası partnerin
ortaya çıkan neticeden sorumlu olması gerekir. Zira böyle bir durum-
da, cinsel ilişkiye rıza gösterenin tasarruf edebileceği bir haktan söz
edilmez.
38
Kişi HIV virüsü taşıdığını biliyor ve isteyerek cinsel ilişki veya -
başka bir yolla virüsü başkasına ihraç ediyorsa, doğrudan kastı söz ko-
nusu olacak ve meydana gelen neticeye göre neticesi sebebiyle ağırlaş-
mış yaralamadan veya kasten öldürmeden dolayı sorumlu olacaktır.
39
Kişi HIV virüsü taşıdığını biliyor ve gerekli önlemleri almadan -
ve karşı tarafı uyarmadan ve fakat hastalığı bulaştırmayı da istemeden
36
Aynı yönde: Erdem, s. 80
37
Örneğin HIV virüsünün bir cinsel ilişkiden değil de, dişçi muayenesi esnasında
kapılması durumunda öngörülebilirlikten söz etmenin olanaklı olmadığını düşü-
nüyoruz.
38
Erdem, s. 90.; Summerer: s. 442.; Aksi görüşte olanlara göre AIDS hastası olmayan
partnerin tarafın, rizikoyu göze alması nedeniyle ve bizzat tehlikeye neden olma-
sından ötürü, kişinin cezai sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Rıza için elbette
mağdurun tehlikenin gerçek boyutlarını algılayabilecek olgunlukta olması gerekir.
AIDS hastalığının bulaştırılmasında, hukuka aykırılığı kaldıran neden olarak mağ-
durun rızası için bkz. Erdem, s. 82 vd.
39
AIDS, hastası bir kimse, intikam almak, acı çektirmek veya insanlığa duyduğu de-
rin nefretten veya sadece içinde bulunduğu umutsuzluktan bu yola başvurabilir.
Bu durumda olanlar için Alman öğretisi, desperadomentalitat (mental umut kay-
bı) kavramını kullanır. Bkz. Cadoppi/ Canestrari, s. 135, dpn. 22.
hakemli makaleler Ozan Ercan TAŞKIN
TBB Dergisi, Sayı 79, 200871
çok sayıda cinsel ilişkiye giriyorsa, ölüm neticesinin ortaya çıkıp çık-
mamasına bağlı olarak, olası kastlı öldürmeden veya olası kastlı nite-
likli yaralamadan sorumlu olacaktır.
Kişi HIV virüsü taşıdığını biliyor ve cinsel ilişki dışında başka -
bir yolla fakat istemeden, karşı tarafa hastalığı bulaştırıyorsa, dikkat
yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinden dolayı koşulların varlığı
halinde (bilinçli) taksirle yaralama veya (bilinçli) taksirle öldürmeden
dolayı sorumlu olacaktır.
Kişi HIV virüsü taşıdığını biliyor ve cinsel ilişkiye yeterli ko--
runma tedbiri almaksızın girmek yoluyla hastalığı bulaştırıyorsa, özen
yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinden dolayı koşulların varlığı ha-
linde (bilinçli)taksirle yaralama veya bilinçli(taksirle) öldürmeden do-
layı sorumlu olacaktır.
Ve nihayet, kişi HIV virüsünü taşıdığını bilmiyor ve fakat kişi--
nin AIDS hastası olabileceği öngörülebilir bir durumsa,
40
ortaya çıkan
neticeye göre, taksirle yaralama veya taksirle öldürmeden dolayı so-
rumlu olacaktır.
KAYNAKLAR
Alberto Cadoppi/ Stefano Canestrari, Casi e Materiali di Diritto Penale ,
Volume I, Giuffre, Milano 2002
Cristiano
Brunelli, “L’elemento Soggettivo Nei Delitti Contro La Per-
sona Commessi Da Persona Malata Di HIV/AIDS” Http://Www.
Diritto.İt/Materiali/Penale/Brunelli3.Html (Siteye erişim tarihi:
20.06.2008)
Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat Önok, 5237 Sayılı Türk
Ceza Kanunu’na Göre Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Ya-
yıncılık. 3. baskı, Ankara 2006.
Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku , Vedat Kitapçılık. 11.baskı,
İstanbul 2005.
Federico Stella, Leggi Scientifiche e Spiegazione Causale Nel Diritto Pena-
le, A. Giuffrè, 2. baskı, Milano 2000.
40
Para karşılığı birden çok partner ile cinsel ilişkiye girenin; çok sayıda kişinin uyuş-
turucu enjekte etmek için kullandığı şırıngayı kullananın, HIV virüsünün kendisi-
ne bulaşma riskinin çok yüksek olduğunu öngörüyor olması lazım gelir.
Ozan Ercan TAŞKIN hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 79, 200872
Ferrando Mantovani, Diritto Penale Parte Generale, CEDAM, 4. baskı,
Padova 2001.
Francesco Antolisei, Manuale Di Diritto Penale Parte Generale, Giuff-
re. 14. baskı, Milano 1997.
Hakan
Karakehya, “Ceza Hukukunda Doğrudan Kast”, Selçuk Üniver-
sitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 15, Sayı 1, Yıl 2007, s. 117-138.
Hakan Karakehya, “Olası Kast”, Ceza Hukuku Dergisi, Sayı 2, Aralık
2006, s. 19-46.
Kolis Summerer, “AIDS e Diritto Penale”, I Reati Contro La Persona,
UTET Giuridica, Torino 2006, s. 407-457.
Luigi
Viola , “Dolo Eventuale e Copla Cosciente, Con Particolare Ri-
ferimento Al Contagio Da Virus HIV İn Caso Di Rapparto Ses-
suale Non Protetto”, Http://www.Overlex.Com/Leggiarticolo.
Asp?İd=210(Erişim Tarihi: 27.06.2008)
Mustafa Ruhan Erdem, “Cinsel İlişki Yoluyla Başkasına HIV Bulaştır-
manın Cezalandırılabilirliği Sorunu”, Atatürk Üniversitesi Erzincan
Hukuk Fakültesi Dergisi, c. VIII, S. 1-2, 2004 s.73-91.
Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi. Ankara
2005.