makaleler Ali EM
27TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
Kişinin hayatının başlangıcından sona ermesine kadar yaşam sü-
recinde öğrenmek ve eğitilmek ihtiyacı vardır. Çağın gereklerine göre,
çağcıl yaşamak ve devam ettirmek için çağın gereği bilgi edinmek,
edinilen bilgi ve birikimleri uygulamak ve yaşam biçimi haline getir-
mek gerekir. Aksine bir yaşam biçimi, bireylerin var olduğu toplum-
ların dünyadaki medeniyet yarışından kopması ve rekabet edebilme
faaliyetlerinden yoksun kalması sonucunu doğuracağı tartışılmazdır.
Muhtelif öğretim ve eğitim kurumlarında görev aldığım dönemlerde
gözlemlediğim ve edindiğim bilgiler ışığında küreselleşmenin dünyada
meydana getirdiği değişimin ve gelişimin sonucu bireylerin öğretim ve
eğitiminin nasıl olması gerektiği, kişileri alanlarında başarılı ve verimli
kılmak için hangi öğretim ve eğitim sisteminin uygulanmasının ve bu
sistemin parçası olan hukuk öğretim ve eğitiminin önem ve özellikleri
konunun uzmanlarının alanlarına girilmeden genel olarak gözlem,
eleştiri, değerlendirme ve önerileri belirtmede bu alanda yapılacak
çalışmalara katkı sağlayacağını düşünmekteyim.
KÜRESELLEŞME (YENİ DÜNYA DÜZENİ, GLOBALLEŞME)
Küreselleşme, uluslararasılaşma sürecinin geldiği aşamayı belirt-
mek için kullanılan bir sözcüktür. Sayın Ergin Yıldızoğlu küreselleşmeyi
tanımlamak için iktisaden üç olguya işaret etmektedir. Bunlar, sermeye-
nin dolaşımının olağanüstü hızlanması, sermayeler arasındaki ilişkinin
ve bağımlılığın artması, sermayenin etki alanın genişlemesi (Ergin Yıl-
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA
ÖĞRETİM VE EĞİTİMİN ÖNEMİ
VE
BU KAPSAMDA
HUKUK ÖĞRETİMİ VE EĞİTİMİ
Ali EM
*
*
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi üyesi.
Ali EM makaleler
28TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
dızoğlu, Globalleşme ve Kriz, Alan Yayıncılık 1996, s. 14). Küreselleşme
bir anlamda yeni dünya düzeni demektir. Bu düzende özel teşebbüs,
serbest ticaret, azami kar, mal, para, sınırsız insan hakları, özgürlük gibi
değerlerin yer aldığı görülür. Küreselleşmeyi, ortaya çıkartan teknolojik
devrim ve toplumsal iş bölümüdür. 1940’lı yıllarda ABD’nin Savunma
Bakanlığı’nda lambalı bilgisayarla başlayan teknolojik gelişim, 1980’li
yıllarda kişisel bilgisayara geçişle beraber insanlık hayatında devrim
yaratacak değişiklikler getirmiş, bugün insanlığın ulaştığı değişim, kol
gücünden bilgisayar sistemine geçişle en yüksek noktaya ulaşmıştır.
Bu değişim ve gelişim beraberinde yeni sorunlar ortaya çıkarmıştır.
Bunlardan en önemlisi “işsizlik” sorunudur. Artık emek-kol gücü yerini,
vasıflı emekle yönlendirilen bilgisayar-internet sistemine bırakmıştır.
Bu nedenledir ki bugün yeni dünya düzenini belirleyici-yönlendirici
konulardan en önemlileri zihinsel emek-kol emeği, nitelikli emek-nite-
liksiz emek, işsizlik, boş zamanın üreticisini çalışmaya yönlendirilmesi
gibi konu ve sorunların aşılması için yeni dünya düzeninde ülkemizin
yerini alabilmesi ve ülkeler arası yarıştan kopmaması için ulus olarak
bu yarışa katılmak ve var olduğumuzu göstermek durumundayız. Bu
nedenledir ki bireyden başlayarak ülke düzeyinde yeni dünya düzenine
uygun bilimsel ve teknolojik bilgiye ulaşma yollarını bulmaya ve uygu-
lamaya mecburuz. Bu genel açıklamalardan hareketle, bugün ülkemizde
uygulanan öğretim ve eğitim programlarının, küreleşmenin gerektirdiği
bilgi ve birikimlere ulaşmada yeterli olup olmadığı ve yetişecek insan
gücünün buna hazır yetiştirilip yetiştirilmediğinin genel bir değerlen-
dirilmesi yapılacaktır.
GENEL OLARAK ÖĞRETİM VE
EĞİTİMİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Öğretim, belli bir amaca göre, belli bilgileri edinme ve verme işi-
dir. Bugün ülkemizde öğretim ve eğitim faaliyetlerinin yürütücüsü
öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı,Yüksek Öğretim Kurumu ve çeşitli
kurum ve kuruluşlardır. Bu çalışmada, kurum ve kuruluşların görev
alanlarının ayrıntılarına girilmeyecektir. Ancak, ülkemizde her dalda
verilen öğrenim faaliyetleri çağın gereklerine göre yeterli olduğu söy-
lenemez. Küreselleşmenin gereği olan bilgi ve birikimin edinilebilmesi
ve ulaşılabilmesi için öğretim konuları yeniden çağın ihtiyaçları doğ-
rultusunda düzenlenmeli, kurumsal anlamda ilköğretimden itibaren
makaleler Ali EM
29TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
yüksek öğretim kurumları da dahil olmak üzere öğretim programları
çağın gelişim ve değişimine göre yeniden yapılmalıdır. Bunun nedenleri
ileride açıklanacaktır.
Eğitim, bireyi alanında yetiştirmek ve geliştirmektir. Bireylerin
toplum yaşayışlarında yerlerini alabilmeleri için, bilgi, beceri elde
etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etmektir. Bu anlamda
belli bir alanda öğrenim yapmak, başarıya ulaşmada her zaman yeterli
olmaz. Edinilen bilgilerin çağın gelişim ve değişimine göre yenilenmesi
ve eksikliklerin giderilmesi gerekir. Örneğin; kişi tıp fakültesini bitirmiş
doktor olmuş, uzmanlık eğitimini almış artık ben doktor oldum, uzman
oldum alanımda her türlü bilgiyi öğrendim yeter deme hakkı yoktur.
Sürekli yeni bilgileri takiple ve edinmekle bilgilerini yenilemek duru-
mundadır. Bu durum yalnız bu meslek mensupları için değil, hakim,
savcı, avukat, noter, mimar, mühendis ve öğretmen gibi veya başka
meslek mensupları yönünden de bu bir zorunluluktur. Onun içindir
ki kamu hizmetlerinde çalışanlar zaman zaman meslek içi eğitime ve
kurslara tabi tutulmaktadırlar. Kamu sektöründe meslek içi eğitim ve-
rildiği gibi diğer meslek mensupları içinde meslek içi eğitime her zaman
ihtiyaç vardır. Örneğin; esnafa, tacire, cifçiye vb. meslek mensuplarına
odaları ve meslek teşekküllerince meslek içi eğitimin verilmesinde
alanlarındaki yeni bilgilerin kazandırılması bakımından fayda sağ-
layacaktır. Aksi takdirde yeni mesleki ve teknik bilgilerin edinilmesi
olanaklı olmayacaktır.
Çağın değişim ve gelişiminin gerektirdiği bilgiyi edinmek ve
ulaşmak için belli bir öğrenim yapmak, belli bir eğitim almak değişen
dünya düzeninde her zaman yeterli olmayabilir. Alınan ve edinilen
bilgilerin yapılan eğitimin değişen ve gelişen uygarlıklarının ortaya
çıkarttığı yeni bilgileri edinilmesini zorunlu kılmaktadır. Bireysel an-
lamda bu böyle olduğu gibi ülkesel anlamda da bu böyledir. Örneğin;
bilgi çağının gereği olan bilgisayar sistemini ve onun bağlantısı olan
interneti bilmemek bilgiye ulaşmayı ve yeni bilgiler edinmeyi engel-
ler.Uluslararası anlamda internet kullanımı ancak yabancı dil bilmekle
olanaklıdır. Bu anlamda yabancı dili etkin biçimde okuma, yazma ve
konuşma donanımına sahip olmayı gerektirir. Bu nitelikler de ancak
öğretimle ve eğitimle kazanılır.
Bütün bu açıklamalar çerçevesinde bugün ülkemizdeki öğretim ve
eğitim düzeyine bakıldığında, ilköğretim ve ortaöğretimde yaratıcı ve
Ali EM makaleler
30TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
üretici olmayan “ezberci” bir öğretim ve eğitime dayalı öğretim siste-
minin uygulandığı ve bunun sonucunda derinlemesine bilgi edinilme-
sinden uzak, test ağırlıklı bir sistemle üniversite kapılarının zorlandığı,
bu zorluğu aşarak üniversiteye giren ve bitirenlerin meslek edinmekte
zorlandıkları görülmekte ve yaşanmaktadır. Test tekniği ile yetişen
nesilden yaratıcı ve üretici olması beklenemez. Ülke ve uluslararası
sorunları algılama-yorumlama-çözümleme ve sonuç çıkarma yerine,
sorunlardan kaçma, çözümsüz bırakma veya sorumluluk üstlenme gibi
hallerde çekingen davrandıkları görülür. Bu şekilde yetişmiş olanların
zamanla kendisiyle çatışan sosyal yaşama uyum gösteremeyen, yara-
tıcılık ve üreticilik sergilemeyen kişi durumuna düştükleri görülmek-
tedir. Bütün bunların aşılması için öğretim ve eğitim programlarının
hazırlanmasında ve uygulanmasında ilköğretim ve ortaöğretimde ders
programları yeniden yapılmalı ve düşünce üretecek derslerin verilmesi,
yetişecek neslin algılama, düşünme ve yaratıcı olma yeteneklerini ge-
liştirecektir.
1
Üniversitelerimizde, çağa uygun ders ve uygulama prog-
ramlarını yapmak durumundadır. Aksi takdirde küreselleşen dünyada
yarışan değil yarıştan kopan durumuna düşüleceği kaçınılmazdır. Prof.
Dr. İbrahim Ortaç “Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi 5 Temmuz 2005
tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin 2. sayfasında Bir Diploma Savaşı ve Diplomalı
İşsizler” başlıklı yazısında nasıl bir mezun istiyoruz bölümünde özetle
üniversite mezununun;
• Kendi konusunun tarih bilincini kavrayan,
• Uzmanı olduğu alanın teorik temellerini özümsemiş ve alanının
gerektirdiği becerileri kazanmış olan,
• İyi meslek ahlakına sahip olan ve proje üretebilme yeteneğini
edinmiş bulunan,
• Sorunları tanıyabilme,analitik düşünebilme ve çözebilme bece-
risini kazanmış olan,
• En az bir yabancı dil bilen ve öğrenme arzusu yüksek ve sürekli
olan,
• Bilgisayar kullanma yeteneğine sahip olan,
1
Prof. Dr. İbrahim Ortaç, “Bir Diploma Savaşı ve Diplomalı İşsizler”, 5.7.2005 tarihli
Cumhuriyet Gazetesi.
makaleler Ali EM
31TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
• Bilgiye nasıl ulaşılacağını biliyor olan,
• Çevresi ile iyi ilişki ve iletişim kuracak niteliklere sahip bulunan,
• Girişimci olan ve kariyerini her ortamda sergileyen,
• İyi yazan ve konuşan, ikna edici olan,
• Yeni fikirlere açık, ileri görüşlü, benciliği aşabilecek nitelikte
bulunan,
• Çevre bilinci sorumluluğu olan,
• Evrensel kültür anlayışına sahip bulunan,
gibi nitelikleri kazanmış olarak yetiştirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Sayın Prof. Dr. Ortaç’ın üniversite mezununda bulunmasını belirttiği
vasıf ve değerlendirmelerine aynen katıldığımı ifade etmekle birlikte-
,üniversitelerce yapılacak ders programlarında bu ilkelerin dikkatten
uzak tutulmaması düşüncesinde olduğumu belirtmek isterim.
Bu genel açıklamalardan sonra, hukuk öğretimi ve eğitimi nasıl
olmalıdır? Sorusuna cevap verebilmek için hukuk öğretim ve eğitiminin
temel özelliklerinin ortaya konulmasında fayda görülmektedir.
HUKUK ÖĞRETİMİ VE EĞİTİMİ
Hukuk fakültelerinde verilen öğretim ve eğitimin çağın gereği bilgi
ve donanım yönünden yeterli olduğu söylenemez. Bunun nedenleri
arasında kalabalık sınıfların bulunması, derslerde uygulanan klasik
yöntemin, öğrencinin yetişmesinde ve edindiği bilgileri uygulamaya
aktarmasında yeterince etkin olmaması, sınav sisteminin bilgi birikimini
ölçmek için yeterli bulunmaması (daha çok teste yönelik yapılması),
teorik olarak verilen bilginin uygulamaya konulmasının yeterli olma-
ması sonucu, teori ile uygulamanın birbirinden bağlantısız çalışması gibi
haller sayılabilir. Bugün ülkemiz hukuk fakültelerinde hukuk öğretim
ve eğitimi üç aşamalı olarak yapılmaktadır. Lisans düzeyinde verilen
öğretimde daha çok klasik yöntem uygulanmaktadır. Bu sistemde,öğ-
retim üye ve görevlisi alanındaki bilgileri aktaran, öğrenci ise dinleyen
alıcı durumundadır. Lisans üstü (master-yüksek lisans) lisans öğreni-
mini bitiren öğrencinin alanlarındaki konuların biri üzerinde incele-
Ali EM makaleler
32TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
me, öğretim ve yayın yapması ve edinilen bilgi ve birikimleri etkin ve
verimli olarak değerlendirmesidir. Doktora aşamasında ise alanındaki
veya alan dışındaki bir konunun bilimsel bir çalışma ile derinlemesine
araştırılması, yorumlanması ve sonuçlara ulaşılması için yapılan bilimsel
kariyer çalışmalarıdır.
2
Hukuk öğretimi kişide temel değer olan insan sevgisi ve insana
verilen değerin algılama şuurunu yaratmaktır. Hukuk öğretiminin ve
eğitiminin temel amacı, mantıksal düşünce, olaylar karşısında tutarlı
olarak akıl yürütme yeteneğini kazandırma ve olguları değerlendirme,
yorumlama ve sonuca ulaştırma beceri ve yeteneklerini geliştirmeyi
sağlamaktır. Hukukçunun disiplinli düşünmesi ve tutarlı akıl yürütmesi
sonucu yaşamsal alandaki en karmaşık uyuşmazlıklar değerlendirilir-
yorumlanır-ayrıştırılır veya birleştirir ve bunlardan çözümler üretilir.
Hukuk öğretiminde esas olan, iyi bir hukuk eğitiminin yaptırılması ve
hukuk kültürünün verilmesidir. Hukuktaki temel değerlerin başında
adalet ve hakkaniyet ilkesi gelmektedir. Hukukçu, adalet ve hakkaniyete
ulaşmada sorgular ve eleştirir. Hukuk eğitimi zor bir eğitimdir. Zorluğu
ortaöğretimde alt yapısı olmayan öğrenim konularının verilmemesin-
den veya olmamasından gelmektedir. Öğrenciler hukuk fakültelerine
başladıkları zaman bazı kavram ve sözcükleri öğrenmede ve özümse-
mede zorlandıkları bilinir ve görülür.
3
Bu çerçevede hukuk fakültesi
öğrencilerinin bilgi edinici, beceri ve yeteneklerini geliştirici öğretim
programlarının yapılması ve düzenleyici önlemlerin bir an önce alınması
gereklidir. Bu önlem ve önerilerin bazıları şöyle sıralanabilir;
• Her şeyden önce hukuk fakültelerinde uygulanan klasik sistem-
den ayrılarak öğrencilerin daha çok katılımını sağlayan soru ve yanıt
biçiminde ders işleme veya verme yöntemi benimsenmeli,
• Derslerde uygulamaya daha geniş yer vermeli, olanaklar el verdiği
ölçüde kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak yürütülmeli,
• Öğrencinin hukuki düşünme,yorum yapabilme ve olguları de-
ğerlendirebilme yeteneği geliştirici yöntemler uygulanmalı,
2
Prof. Dr. Ramazan Arslan-Yrd. Doç. Dr. Sema Taşpınar, “Avrupa Birliği Sürecinde
Türkiye’de ve Avrupa’da Hukuk Öğretimi ve Hukukçu Yetiştirilmesi ve Türkiye’nin
Bu Gelişmelerden Etkilenmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2004 S. 1.
3
Prof. Dr. Rona Serozan, Hukuk Öğreniminin Önemi, İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi.
makaleler Ali EM
33TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
• Avrupa Birliği’ne katılım ve uyum aşamasında bulunan ülkemiz
hukuk düzeninin birlik hukuk ile uyumunu sağlayacak ortak ders prog-
ramlarına fakültelerde yer verilmeli,
• Hukuk fakültelerinde metodoloji, tüketici hukuku, rekabet huku-
ku,elektronik ve teknoloji hukuku, çevre hukuku, iletişim ve İnternet
hukuku ve ekonomik ağırlıklı derslere programlarında mutlaka yer
verilmeli,
• Hukuk fakültesi öğrencilerinin mutlaka bir yabancı dil öğrenme-
sini sağlayıcı olanaklar yaratılmalıdır.
Aksi takdirde çağın gereği olan bilgi,birikim ve teknolojiyi hu-
kukçuların öğrenmeleri ve kazanmaları olanaklı olmayacaktır. Diğer
yandan, hukuk fakültelerinden mezun olup da hayata atılmış olanla-
rın söz konusu eksikliklerinin giderilmesi ve iç hukukla uluslararası
hukukun birbiriyle uyumunun ve gelişiminin sağlanması için kanun
tasarısı taslak çalışmalarında bulunmaktan onur duyduğum Türkiye
Adalet Akademisi Kanunu ile bu eksikliklerin giderilmesi ve hukuksal
anlamda duyulan ihtiyaçların karşılanması amaçlanmıştır.
Türkiye Adalet Akademisi 23-7-2003 tarihli ve 4954 sayılı Kanun’la
kurulmuştur. Akademin’in kuruluş amacı; adli, idari ve askeri yargı ha-
kim ve savcıları ve noterler ile adalet hizmetlerine yardımcı personelin
ve istemleri halinde avukatların meslek öncesi ve içi eğitim ve gelişme-
lerine ilişkin çalışmaların yapılmasını ve yürütülmesini sağlamaktır.
Kanun’un 5. maddesinde Akademi’nin görevleri; eğitim, danışma ve
yardım, inceleme, araştırma ve yayın, dokümantasyon, meslek öncesi
eğitim ve staj ve diğer görevler olmak üzere altı bent halinde kenar
başlıklarıyla sayılmıştır. Akademi’nin sayılan bu görevlerini eksiksiz
yerine getirmesi durumunda hizmet verdiği meslek mensuplarının çağın
gelişimine paralel olarak bilgi ve beceri kazanmalarını sağlayacak ve
yaşayan hukukun gerekleri olan yeniliklere ulaşmada yol gösterecektir.
Akademi’den yararlanacak olanlara;
• Hukuki kaynaklara ulaşabilme, faydalanabilme yöntem ve esas-
larını,
• Temel hukuk kavramlarını edinebilme, yerinde kullanabilme ve
genel hukuk ilkelerini uygulayabilme yollarını,
Ali EM makaleler
34TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
• Yüksek öğrenimde edindikleri bilgileri uygulamaya aktarmala-
rını,hukuki uyuşmazlıkları yorumlamalarını ve çözüm üretmelerinin
yöntemlerini,
• Mesleki konular dışında kalan genel kültür bilgilerinin verilmesini,
• Mukayeseli hukuk çalışması yaptırılması, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi kararlarıyla, kaynak yasaların alındığı ülkelerin yüksek mah-
keme kararlarının tartışılması ve sonuçlarının değerlendirilmesini,
• Mesleğin etiğine sahiplenme ve geliştirmeye yönelik bilgilerin
verilmesini,
• Çalışma disiplini alışkanlığının kazandırılması ve yeteneklerini
geliştirici faaliyetlerde bulundurulmasını,
• Hukuki uyuşmazlıkları çözmede, inandırıcılığı, güvenirliği ve ba-
ğımsızlığı esas alan bir yaklaşımla çözüm tekniği bilgisi kazanmalarını,
sağlayıcı eğitim programları yapılması ve uygulanması gereklidir.
Toplumu meydana getiren bireylere çağın gereği olan öğretim ve
eğitim, zamanında ve yeterli olarak verildiği takdirde, küreselleşmenin
gerektirdiği sorunların aşılacağı ve yarışan ülkeler arasında ülke olarak
yerimizi almamızın daha kolay olacağına inanıyorum.