Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009318
MOBBİNG
(İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ)
Gülnur ERDOĞAN
∗
GİRİŞ
Günümüzde oldukça sık karşılaşılan, ancak ne olduğu pek bi-
linmeyen bir kavram olan mobbing, sosyal yaşantının olduğu her
yerde karşımıza çıkmakta ve üzerinde pek düşünülmeyerek, olağan
karşılanmaktadır.
1
Sözlük anlamı olarak ise mobbing (Latincede; psikolojik şiddet,
baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek), özellikle
hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütler-
de, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psiko-
lojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır, şeklinde
tanımlanmaktadır.
2
Ancak bir işyerinde çalışan kişilerin sinirlendiği, kavga ettiği,
tartıştığı her olayı mobbing olarak nitelendirmek mümkün değildir.
Mobbing olabilmesi için bir anlık bir eylem ya da davranıştan ziyade
sistematik bir hareket gerekmektedir.
I. KAVRAM
Latince “mobile vulgus” sözcüğünden gelen “mobbing” kelimesi,
kararsız, kalabalık, şiddete yönelmiş topluluk gibi anlamlar taşımak-
tadır ve İngilizce’de ise “mob” eylemi, bir yerde toplanmak, saldırmak
*
Av. İzmir Barosu..
1
Laçiner, Vedat, Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz), USAK Stratejik Gündem
(USG), 24 Nisan 2006. http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=com_
content&task=view&id=162&Itemid=96 (Erişim: 10.10.2008).
2
http://tr.wikipedia.org/wiki/mobbing (Erişim:10.10.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009319
ve rahatsız etmek anlamında kullanılmaktadır.
3
Mobbing kavramı, ilk olarak 1960’lı yıllarda Avusturyalı bilim
adamı Kondrad Lorenz tarafından hayvanların kendi aralarında veya
sürü dışı bir yabancıya karşı uyguladıkları taciz davranışını tanımla-
mak için kullanılmıştır. Sonraki yıllarda ise İsveç’li bilim adamı Dr.
Peter Paul Heinmann okul yaşantısında öğrenciler arasında görülen
zorbalık ve taciz olaylarını ele alarak, 1972 yılında İsveç’te Mobbing:
Group Violence among Children adlı kitabını yayınlamış ve çocuklar
arasında görülen zorbalık ve şiddet hareketlerinin önü alınamazsa
mobbing nedeniyle kurbanların ümitsizlik ve korku arkasından inti-
hara yönelebildiğini vurgulamıştır.
4
1980’li yıllarda ise Dr. Heinz Leymann, mobbing terimini iş haya-
tındaki baskı, şiddet ve yıldırma hareketlerini tanımlamak için kullan-
mış ve “Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Bir veya birkaç kişi tarafından di-
ğer bir kişiye yönelik olarak düşmanca ve ahlak dışı yöntemlerle sistematik bir
biçimde uygulanan psikolojik bir terördür(1976)” şeklinde tanımlamıştır.
5
Mobbing kavramı zaman zaman, benzer kavram olan bullying ile
karıştırılmaktadır.
Leymann (1990) “mobbing”, Adams (1992) da “bullying” kelimesini
birlikte çalışan kişilerin belli bir kişiye karşı tekrarlanan agresif ve za-
rarlı davranışlarını tanımlamak için kullanmış, ... Leymann (1997) bu
konudaki terminolojik karışıklığın ortadan kalkması için; okul örgütleri
için “bullying”, işyerleri için ise “mobbing” kelimesini önermiş, mobbin-
gin daha sofistike
6
davranışlarla karakterize olduğunu belirtmiştir.
7
İçinde fiziksel cebri de barındıran bir zorbalığı ifade eden bullying,
okullarda uygulanan ve ‘sürekli kusur bulma’, ‘bireyi küçük düşürme’ an-
lamında da kullanılmaktadır.
8
3
Eser, Oktay; Mobbing Kavramının Türkçe Serüveni.
http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/oktay_eser_mobbing_kavra-
mi.pdf
(Erişim:10.10.2008).
4
Eser.
5
Eser.
6
Karmaşık.
7
Özaşçılar, Mine/ İşkol Fidan, Merve/ Sevimli Yurtseven, Sevda / Ziyalar, Neylan,
Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz, Güncel Hukuk Dergisi. http://www.insan-
kaynaklari.com/ikdotnet/icerikdetay.aspx?KayitNo=9757 (Erişim: 10.10.2008).
8
Psikolojik Yıldırma-Bullying ve Mobbing. http://www.mobbingturkiye.net/index.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009320
II. MOBBİNG DAVRANIŞ TÜRLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Aslında Mobbing, sistematik olarak bireyin iş yaşamında psikolo-
jik tacize uğramasıdır ve davranışın kaynağı bir olaya değil, bir kişiye
odaklanmıştır. Mobbingin en belirgin özelliklerini;
• Kasıtlı olarak yapılması,
• Sistematik olarak tekrarlanması,
• Uzun bir zamandan beri (en azından altı ay) devam ediyor
olması,
9
• Çalışanı işyerinden uzaklaştırmayı amaç edinmesi,
10
oluştur-
maktadır.
Mobbinge kimlerin maruz kaldığı ya da mobbing mağdurlarının
kim olduğu sorusuna gelince ise tanımdan da anlaşıldığı üzere, mağ-
dur ekonomik, kültürel, fiziksel veya herhangi yönden daha zayıf olan
çalışandır ve psikolojik tacizi yapan ise bazen işveren, bazen amir ba-
zen de bir başka bir işçi olmaktadır.
• Yalnız bir kişi,
• Farklı bir kişi,
• Başarılı bir kişi
• Yeni gelen bir kişi (Huber, 1994), mobbing mağduru olma riski
altında bulunan kişiler olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca (Niedle), yaş,
cinsiyetin, iş sektörü ve meslek türü gibi değişkenlerin mobbing mağ-
duru olma riskini etkilediğini düşünülmektedir. Bu varsayıma göre
(Niedle’ın varsayımı) yaş arttıkça mobbing mağduru olma riski art-
makta, cinsiyet, iş sektörü ve meslek türü bağlamında ise anlamlı bir
farklılık görülmemektedir. Ancak sağlık çalışanlarının, öğretmenlerin,
ev işlerine yardım edenlerin daha fazla mobbing mağduru olduğu
saptanmıştır (Niedle, 1995).
11
Dr. Heinz Leymann 45 ayrı mobbing davranışı tanımlamış ve bu
php?option=com_content&task=view&id=197&Itemid=96 (Erişim: 10.10.2008).
9
Laçiner.
10
http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=com_content&task=view&i
d=173&Itemid=9 (Erişim:10.10.2008).
11
Mobbing (İş Yerinde Psikolojik Taciz). http://www.insankaynaklari.com/ikdot-
net/icerikdetay.aspx?KayitNo=9757 (Erişim:10.10.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009321
davranışları da özelliğine göre 5 grupta toplamıştır.
12
Bu gruplar işye-
rinde psikolojik tacize uygulanacak olursa;
1. Grup: Kendini Göstermeyi ve
İletişim Oluşumunu Etkilemek
Bu grupta, amir çalışanın kendini gösterme olanaklarını kısıtlar,
sözünü sürekli keser, çalışana bağırır ve yüksek sesle azarlar, yaptığı
işi sürekli eleştirir vb.
2. Grup: Sosyal İlişkilere Saldırılar
Çevredeki insanlar çalışanla konuşmaz, çalışanın başkalarına ulaş-
ması engellenir ve sanki orada değilmiş gibi davranılır vb.
3. Grup: İtibara Saldırılar
İnsanlar çalışanın arkasından kötü konuşur, asılsız söylentiler çı-
karılır ve çalışan gülünç durum düşürülür, cinsel imalar yapılır vb.
4. Grup: Kişinin Yaşam Kalitesi ve
Mesleki Durumuna Saldırışlar
Çalışan için hiçbir özel görev yoktur, verilen işler geri alınır, çalı-
şana anlamsız işler verilir ve işi sürekli değiştirilir, mali yük getirecek
genel zararlara sebep olunur vb.
5. Grup: Kişinin Sağlığına Doğrudan Saldırılar
Çalışan fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanır, fiziksel şiddet
tehditleri yapılır, (ör: fiziksel zarar, doğrudan cinsel taciz vb.)
III. MOBBİNG NEDENLERİ
Mobbingin işyerlerinde ortaya çıkma nedenleri üzerine yapılan
araştırmalar, yanlış personel seçimi ve işe alımı, dönemsel işçi istihda-
mı, işyerindeki bazı mevkilerin elde edilebilmesi için yaşanan rekabet
12
Laçiner.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009322
gibi nedenleri ortaya çıkarmıştır. Ancak sadece bu nedenlerin mobbin-
ge yol açtığını söylemek mümkün değildir. Bazı örgütsel ve yönetsel
nedenler de mobbing sebebidir;
13
• Psikolojik tacizin, disiplinin ve verimin artırılmasında araç ola-
rak kullanılması,
• İnsan kaynakları masraflarının düşürülmek istenmesi,
• Hiyerarşik yapı,
• İletişim kanallarının zayıflığı,
• Sorunları çözme ya da yönetmedeki yetersizlikler,
• Şikâyet prosedürünün işletilememesi,
• Liderlik vasıflarında zayıflık,
• Birini suçlama ve suçlu bulmaya dair toplumsal alışkanlıklar,
• Takım çalışması anlayışının olmaması ya da düşük olması,
• Örgüt içi eğitimlerin önemsenmemesidir.
IV. MOBBİNG SÜRECİ
Mobbing, bir iş yerinde birden bire ortaya çıkmamaktadır.
Bu davranış şekli bir süreç halinde devam etmekte ve çeşitli psiko-
lojik faktörler ortaya çıkmakta, mobbing mağdurunu olumsuz biçim-
de etkilemektedir. Bir iş yerinde ortaya çıkan mobbing, tanımlama,
anlaşmazlık, saldırganlık, kurumsal güç ve işe son verme aşamaların-
dan geçmektedir.
14
A. Tanımlama
Bu aşamada mobbing mağduru, “asi”, “muhalif”, “öteki” veya “psi-
kolojik sorunları olan” biri olarak tanımlanmakta ve damgalanmaktadır.
13
Tınaz, Pınar, İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), İstanbul 2006, s. 115–116.
14
Işık, Emre, “İşletmelerde Mobbing Uygulamaları İle İş Stresi İlişkisine Yönelik Bir
Araştırma”, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, S.B.E İşletme
Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2007, s. 39.
(Tez No:205538). http://tez2.yok.gov.tr/tez.htm (Erişim:10.10.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009323
İş yeri yönetiminin yanlış karar ve taraflı tutumu ile de tanımlama sü-
reci hızlanmaktadır. Bu süreç sonunda hemen her zaman, işten çıka-
rılma, yer değişmeye zorlanma, zorunlu istifa ya da istifaya zorlanma
bulunmaktadır.
15
B. Anlaşmazlık
Anlaşmazlık aşamasında henüz ortaya çıkmış bir mobbing bulun-
masa da, iş yerindeki bir anlaşmazlığın mobbing davranışına dönüşe-
bilmesi mümkündür. İş yerinde çalışan özellikle zayıf kişilikli insanlar
“güç”ten yana tavır takınarak, mobbing mağduruyla ilişkilerini sınırla-
yabilir. Bu durumda mobbing mağduru izole edilir ve mağdurla yakın
ilişki kurmaya çalışanlara iyi gözle bakılmaz. Mobbing mağduru ile
ilişki kuran diğer çalışanların da bu nedenle mobbing mağduru olma
riski ortaya çıkar. Böylece mağdur iş yerinde görmezden gelinir, yok
farz edilir ve saygı görmez.
16
C. Saldırganlık
Bu aşamada mağdura karşı karalama kampanyası başlatılır ve
mağdur hakkında asılsız dedikodular çıkarılır. Mağdur çeşitli iftirala-
ra maruz bırakılır, başarıları küçümsenir ve başarılarının nedeni baş-
ka şeylerde aranır veya herhangi bir kusuru ile alay edilir. Psikolojik
sağlığı ile ilgili söylentiler çıkarılır, siyasi ya da dini inançlarıyla alay
edilir, inançlarına ve değerlerine sözlü ve fiili saldırıda bulunulur, ka-
rarları sürekli sorgulanır, dar görüşlülük ve vizyonsuzlukla suçlanır,
küçük düşürücü isimlerle çağrılır veya isimler takılır, unvanları göz
ardı edilir ve saygısızca hitap edilir.
17
D. Kurumsal Güç
Yönetim, anlaşmazlıkta taraf olmasa da, iş yerinde uygulanan psi-
kolojik şiddeti görmezden gelerek, göz yumarak bazen de kışkırtarak
15
Işık, s.41.
16
Tutar, Hasan, İşyerinde Psikolojik Şiddet Süreci. http://www.canaktan.org/yone-
tim/psikolojiksiddet/sureci.htm (Erişim:10.10.2008).
17
Tutar.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009324
mobbinge neden olabilir. Bu durumda mağdur, yönetimi arkasına alan
ve mobbing uygulayan kişi karşısında, kendini çaresiz görür.
18
E. İşin Sonlandırılması
İş yerinde yaşanan psikolojik şiddet, mağdurda travma sonrası
stres bozukluğunu tetikler ve mağdurda işten çıkarılmadan sonra da,
duygusal gerilim ve onu izleyen psikosomatik hastalıklar devam eder.
Ayrıca mağdurun işini bırakması halinde de mağdur psikolojik şid-
detten kurtulamaz.
19
V. MOBBİNG TÜRLERİ
Mobbingin özel ya da kamu her türlü işyerinde olması mümkün
olup, herhangi bir çalışan da mobbing mağduru olabilir. Mobbing işye-
rinin seçtiği hiyerarşik yapı ve örgüt kültürüne göre yatay veya dikey
olabilir. Hiyerarşi fazla ise mobbing dikey, daha az ise yatay olur.
20
Çalışma ortamlarında üst kademelerden alt kademelere veya alt
kademelerden üst kademelere yapılan psikolojik şiddete, dikey veya
“hiyerarşik (dikey) şiddet” denirken, eşit statüde bulunanlar arasında uy-
gulanan psikolojik şiddete, “fonksiyonel (yatay) şiddet” denmektedir.
21
İster dikey ister yatay olsun bazı davranışlar iş yerinde psikolojik
şiddettin temel örneklerini oluşturmaktadır. Bunlar;
• Çalışanı, yeterli çabayı göstermemekle suçlamak,
• Çalışanı, yaşından dolayı deneyimsizlikle itham etmek ve aşa-
ğılamak,
• İşyeri imkânlarından faydalanılmasını engellenmek,
18
Işık, s.42.
19
Tutar.
20
Soyer, Şule, Mobbing İşyerinde Duygusal Saldırı, http://www.alomaliye.com/sule_
soyer_mobbing.htm (Erişim:10.10.2008)
21
Solmuş, Tarık, İş Yaşamında Travmalar: Cinsel Taciz ve Duygusal Zorbalık/Taciz
(Mobbing, İş, Güç, Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C.7, S.2, Haziran–
2005, ISSN: 1303–2860, s.6–7. (Naklen: Işık, s.46)
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009325
• Aşırı iş yüklemek, makul olmayan sürelerde işin bitirilmesini
talep etmek,
• Çalışana, görevi ile ilgili olmayan ya da başarısız olacağı işler
vermek,
• Çalışana sürekli hatalarını hatırlatmak,
• İşle ilgili düşüncesini açıklamasına izin vermemek,
• İş arkadaşları ya da müşteriler gibi üçüncü kişilerin önünde ha-
karet etmek ya da küçük düşürmek,
• Performansı hakkında ağır ithamlarda bulunmak,
• İşten atmakla tehdit etmek,
• Çalışanın telefon ya da e-postalarına cevap vermemek,
• Çalışanı, bulunması gerekli toplantılardan haberdar etmemek,
• Çalışanın iş arkadaşlarıyla iletişim kurmasını engellemek, izole
edecek fiziksel bir iş ortamı yaratmak,
• Çalışan hakkında söylenti yaymak ya da dedikodu yapmak,
• Çalışana basit ya da az görev vermek,
• Çalışana fiziksel şiddet uygulamak ya da uygulanacağına dair
tehdit etmek,
• Çalışanın ruh sağlığı hakkında imalarda bulunmak.
22
A. Hiyerarşik (Dikey) Mobbing
Dikey mobbing, üst makamda bulunan biri (amir) tarafından doğ-
rudan mağdura yöneltilen saldırgan davranışlardır. Burada üstün,
aşırı güç kullanması söz konusu olup, sadece sert ve otoriter bir üst
değil, çalışanlara eşit davranan üstlerinde mobbing uygulaması müm-
kündür. Amir, çalışanı üçüncü kişilerin önünde azarlıyorsa, aşağılı-
yorsa, çalışanların bazılarına yakınlık gösterirken bazılarına soğuk ve
mesafeli davranıyorsa o işyerinde mobbingin bulunduğunu söylemek
mümkündür.
23
22
Solmuş, s. 6-7. (Naklen, Işık, s. 46).
23
Işık, s. 44.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009326
B. Fonksiyonel (Yatay) Mobbing
Yatay şiddet, işyerinde kıskançlık, yarışma, çekememezlik gibi ne-
denlerden kaynaklanmaktadır. Yatay şiddet mağduru, sadece kendi-
siyle eşit statüde olanlarla değil, aynı zamanda üst kademeden uygu-
lanan şiddetle de mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum
mağdurun işyerinde izole edilmesini hızlandırmakta ve yabancılaşma-
sına neden olmaktadır.
24
VI. HUKUKSAL AÇIDAN MOBBİNG’İN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Gerek 1475 sayılı eski İş Kanunu’nda gerekse 4857 sayılı yeni İş
Kanunu’nda mobbing yani işyerinde psikolojik tacize ilişkin doğru-
dan ve açıkça herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 4857
sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinde kanunun amacının işverenler ile
bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve
çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek, olduğu
belirtilmiştir.
Mobbing sadece 4587 sayılı İş Kanunu’nu ilgilendiren bir konu ol-
mayıp, aynı zamanda Borçlar Kanunu, Medeni Kanun ve Ceza Kanu-
nu açısından da netice doğurmaktadır.
Mobbing kavramı ayrıca uluslararası hukukla da bağlantılıdır.
A. İÇ HUKUK AÇISINDAN DEĞERLENDİRME
1. İş Kanunu Açısından Durum
Gerek 4857 sayılı yeni İş Kanunu’nda gerekse 1475 sayılı eski İş
Kanunu’nda hukuki anlamda mobbing kavramını tanımlayan herhan-
gi bir madde bulunmamaktadır. Ancak iş mevzuatında mobbing kav-
ramı yer almasa da dolaylı olarak bu kapsamda değerlendirilebilecek
bir takım hükümler bulunmaktadır.
İşyerinde uygulanan taciz 4857 sayılı İş Kanunu’nda sadece cin-
sel taciz olarak düzenlenmiş ve bu konuda iki hüküm (m. 24 ve 25)
24
Işık, s.45.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009327
konulmuştur. Bunun dışında çalışanların, işyerindeki onur ve kişilik
hakkının korunması öngörülmemiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hak-
kı” başlığını taşıyan 24. maddesinde sayılan hallerde, iş akdinin süresi
belirli olsun veya olmasın işçinin, iş akdini, süre bitiminden önce veya
bildirimsiz feshedebileceği belirtilmiştir.
Mobbing uygulaması açısından 24.maddenin 2. bendi
25
önemli
olup, madde “Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri”
başlığını taşımaktadır. Maddeye göre;
• İşveren, işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namu-
suna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya
25
Madde 24 - Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleş-
mesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebi-
lir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir se-
beple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren ya-
hut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından
biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan
bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak
şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunur-
sa.
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya
gözdağı verirse yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa
özendirir, kışkırtır, sürükler yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi
gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır
isnat veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize
uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmaz-
sa.
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına
uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da iş-
veren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, arada-
ki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa
yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek
zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009328
işçiye cinsel tacizde bulunursa,
• İşveren, işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada
bulunur veya gözdağı verirse yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden bi-
rini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler yahut işçiye
ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut
işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda
bulunursa,
• İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde
cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen
gerekli önlemler alınmazsa [...]
İşçinin derhal ve haklı sebeple iş akdini feshetme hakkı doğacak-
tır.
Aynı şekilde müteakip 25.madde de işverenin, süresi belirli olsun
veya olmasın maddede yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitimin-
den önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebileceği belirtil-
miş ve “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” sayıl-
mıştır. Buna göre;
• İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve
namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunma-
sı yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnat-
larda bulunması,
• İşçinin, işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması,
• İşçinin, işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut iş-
verenin başka işçisine sataşması veya 84
26
üncü maddeye aykırı hare-
ket etmesi. [...]
26
Madde 84 - İşyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek ve işye-
rinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır.
İşveren; işyeri eklentilerinden sayılan kısımlarda, ne gibi hallerde, hangi za-
manda ve hangi şartlarla alkollü içki içilebileceğini belirleme yetkisine sahiptir.
Alkollü içki kullanma yasağı;
a) Alkollü içki yapılan işyerlerinde çalışan ve işin gereği olarak üretileni denet-
lemekle görevlendirilen,
b) Kapalı kaplarda veya açık olarak alkollü içki satılan veya içilen işyerlerinde
işin gereği alkollü içki içmek zorunda olan,
c) İşinin niteliği gereği müşterilerle birlikte alkollü içki içmek zorunda olan,
İşçiler için uygulanmaz.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009329
halinde işverenin de haklı sebeple derhal fesih hakkı bulunmaktadır.
“Şeref ve namusa dokunacak söz ve davranış” ile genellikle işverenin
işçiye veya onun aile üyelerinden birine ya da tam tersi işçinin işve-
rene veya işverenin aile üyelerinden birine küfretmesi, sövmesi, ağır
hakaret etmesi, sarkıntılık etmesi gibi durumlar kastedilmektedir
27
. Bu
davranış ve sözlerin, kişilerin bulunduğu çevreye ve zamana göre de-
ğerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak ceza kanununa göre bu davra-
27
Bkz. Yargıtay 9. HD 2004/19146 E. 2004/25836 K. 22.11.2004 T. “Olayda, davacı işçi
mesai bitimi evine bırakılması sırasında işyeri servis aracında başka bir işçi ile tartışmaya
girmiş, karşılıklı hakaret ve darp eylemleri gerçekleşmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 2.
maddesine göre servis aracı işyeri organizasyonu içinde sayılmaktadır. Servis aracı için-
de gerçekleştirilen bu karşılıklı eylemler, işyerinde olumsuzluklara yol açabilecek nitelikte
olup, iş ilişkisini etkilemektedir. Bu itibarla iş sözleşmesinin feshi için geçerli nedenler bu-
lunmaktadır.”
Yargıtay 9. HD 1997/3676 E. 1997/8205 K. 05.05.1997 T. “ İş yerinde ortaya çı-
kan bir durum üzerine davacı ile birlikte çalışan bir başka işçi arasında işyerinde tartışma
çıktığı, bu tartışma sırasında davacının işçiye sözle sataşarak hakaretamiz sözler söyledi-
ği, kendisine sataşılan işçinin işverene verdiği ayrıntılı şikâyet dilekçesinden ve dinlenen
davalı tanık anlatımlarından anlaşılmakta olup, bu davranış 1475 sayılı İş Kanunun 17/
II-ç bendindeki hali oluşturur. Böyle olunca işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı
nedene dayandığının kabulü gerekir. Bunun sonucu olarak davacı işçi ihbar ve kıdem taz-
minatına hak kazanamaz.”
Yargıtay 9. HD 2005/424 E. 2005/3763 K. 10.02.2005 T. “Dosyadaki bilgi ve bel-
gelere göre davacının mesai saati içinde işvereni muhatap alan uygunsuz ifadeler içeren
e-maili müdürünün bilgisayarına gönderdiği akabinde okunmasını önlemek maksadı ile
ilgili müdürün masasına giderek izin almaksızın gönderdiği e-maili sildiği davacının bu
davranışı haklı nedenle fesih için yeterli değilse de iş akışını olumsuz etkileyen bir davranış
olarak kabul edilmesi gerektiğinden geçerli fesih şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Bu du-
rumda davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olup kararın bozularak ortadan kaldırılarak
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm
kurmak gerekmiştir.”
Yargıtay 9. HD 2005/654 E. 2005/30275 K. 19.09.2005 T. “İşyerinde cinsel taciz
ile başlayan eşcinsel ilişkinin partneri tarafından sonlandırılmasının istenilmesi üzerine
otomobil borcu bahane edilerek karşılıklı hakaret içeren sataşmaya dönmesi sonucu dava-
cının diğer işçiyle birlikte iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi 1475 sayılı İş
Kanununun 17. maddesindeki ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller kapsamında
değerlendirileceğinden davacı ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz.”
Yargıtay 9. HD 2007/30313 E. 2008/7026 K. 31.03.2008 T. “Davacı işçinin, bir
bayan müşteriyi taciz etmesi, aralarında meydana gelen tartışma sırasında kendisine hasta
olduğunu ve isterse tanıdığı bir doktora tedavi ettirebileceği şeklinde ifadeler kullanmak
şeklindeki eylemleri, müşteriye karşı işverenliğin itibarını sarsıcı ve güven ilişkisini ze-
deleyici niteliktedir. Bu nedenle doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar kapsamında
değerlendirilmelidir. Böyle olunca iş sözleşmesinin haklı nedene dayandığı kabul edilmeli
ve davanın reddine karar verilmelidir. ” (Martı Yazılım AŞ. YargıMatik RD).
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009330
nış ve sözlerin ayrıca suç teşkil etmesi şart değildir.
28
Bu iki madde dışında İş Kanunu’nun 77. maddesinde “İşveren-
ler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü
önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı
ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyul-
madığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alın-
ması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek
ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak
eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir. İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve
tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge
müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar. Bu bölümde ve iş sağlığı ve güvenli-
ğine ilişkin tüzük ve yönetmeliklerde yer alan hükümler işyerindeki çıraklara
ve stajyerlere de uygulanır” denilmektedir.
Maddeye göre işveren iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağla-
makla yükümlü kılınmıştır.
29
Dolayısıyla işveren işçinin gerek fiziksel
gerekse psikolojik olarak sağlıklı ortamlarda çalışmasını sağlamak zo-
rundadır.
İşçinin sağlığını koruma yükümlülüğü, fiziksel ve ruhsal sağlığını
bir bütün halinde içermektedir. İşçiyi gözetme borcu, işçinin kişiliğine
saygı gösterme ve işçinin kişiliğini koruma borcunu da kapsamakta
olup, işçinin işyerinde dışlanması ve diğer çalışanlarla ilişkisini ze-
deleyen her türlü işveren davranışı da işçinin kişilik haklarına haksız
müdahale olarak değerlendirilmelidir.
30
28
Narmanlıoğlu, Ünal, İş Hukuku Ferdi İş İlişkileri–1, Yeniden Gözden Geçirilmiş 2.
Bası, Ankara 1994, s.307.
29
Yargıtay 9. HD 2005/19436 E. 2005/22753 K. 27.06.2005 T. “…işverenin objektif iyi-
niyet kurallarına ve hakkaniyete uygun hareket etmesi zorunludur... İşveren, tüm işlem-
lerinde olduğu gibi ikramiye dağıtımında da, aynı durumdaki işçileri arasında farklı işlem
yapamaz. Bu husus işverenin işçilere yardım ve gözetme borcuna, eşit işlem yapma ilkesine
aykırı düşer.”
Yargıtay HGK 2006/10–84 E. 2006/121 K. 29.03.2006 T. “Hizmet akdinde, işçinin
işi ifa, özen gösterme, sadakat borcuna karşılık, işverenin ücret ödeme, ihtimam ve yardım
gibi borçları bulunmaktadır.”
30
Herdem, Şafak, Psikolojik Yıldırma ve İş Hukuku Hükümlerinin-Tuzak-Olarak
Kullanımıyla Mücadele Yolları-I, http://www.mobbingturkiye.net/index.php?
option=com_content&task=view&id=192&Itemid=96 (Erişim:10.10.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009331
İşveren vekillerinin işveren kavramına dâhil olması nedeniyle, iş-
çiye uyguladıkları ahlak ve iyiniyet kurallarına uygun olmayan dav-
ranışlarının da işçiye tazminat ve haklı sebeple feshe hak kazandırdığı
kabul edilmelidir. Aksine bir düşünce işçinin sözleşmeyi haklı sebep-
le feshedemeyeceği neticesine götürür ki, bu da kanunun amacıyla
çelişir.
31
Mobbing, işyerlerinde oldukça sık yaşanan bir kavram olması-
na ve iş mahkemelerinde sık sık psikolojik tacizden bahsedilmesine
rağmen, uygulamada iş yerinde mobbingle karşılaşıldığı iddiasında
hemen hemen hiç bulunulmamakta, daha çok uygulanan psikolojik
taciz, işçi alacaklarının tahsili ya da işe iade davalarında haklı sebebin
olup olmadığının tartışılması nedeniyle ileri sürülmektedir.
İş Kanunu’nun eşit davranma ilkesini düzenleyen 5. maddesi ile iş
ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mez-
hep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamayacağı düzenlenmiş
ve aksine davranış halinde işçinin, dört aya kadar ücreti tutarındaki
uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep ede-
bileceği belirtilmiştir.
Mobbingin eşit davranma ilkesini
32
de ihlal ettiği ve bu nedenle
mobbing mağdurunun 5.maddeye dayanarak uygun bir tazminat ve
yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebileceği kabul edilmektedir.
33
Eşit davranma ilkesi sadece iş kanunu açısından değil, pek çok
ulusal ve uluslararası düzenlemelerde de koruma altına alınmış, temel
kurallardan biridir.
34
31
Narmanlıoğlu, Bkz. dipnot 243, s.307.
32
Yargıtay 9.HD. 1985/2546 E. 1985/5437 K. 20.05.1985 T. “işverenin “eşit davranma”
ilkesinin de mutlak şekliyle anlaşılmamasıdır. İşverenin, işçiler arasındaki, gerek objektif ve
gerekse sübjektif nitelikleri, pozisyon, görevin önemi, çalışma şartları vs, nedenlerle farklı
ücret, prim veya sosyal hak ödemesi, eşit davranma borcuna aykırılık teşkil etmeyeceğini de
kabul etmek gerekir. Ayrıca, farklı uygulama Anayasa ve Yasanın korumak istediği sendika
özgürlüğünü engellemek veya kısıtlamak amacına da yönelik olmamalıdır. Hakkın kötüye
kullanılmaması da esastır.”
33
Altıparmak, Ayşe, Mülkiyeliler Dergisi.
http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=com_content&task=view&i
d=180&Itemid=96
(Erişim:10.10.2008).
34
Eşitlik ilkesi, öncelikli olarak 1982 Anayasası’nın 10.maddesinde herkesin kanun
önünde eşit olduğu, kadın-erkek arasında ayrım yapılamayacağı, devletin bu eşit-
liği sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Bunun dışında İHEB’nin 2.maddesinde de eşitlik ilkesi kabul edilmiştir.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009332
Yargıtay 9. HD’nin 2007/31462 E. 2008/108 K. 12.02.2008 tarihli
kararında “…4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 2. fıkrasında “İş-
veren esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli
çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye
farklı işlem yapamaz” şeklinde kurala yer verilmiştir. O halde, anılan yasa-
nın yürürlükte olduğu dönemde işçinin tam süreli iş sözleşmesi ile çalışan
işçilere ikramiye ödendiği halde, kısmi süreli iş ilişkisi kapsamında çalışan
davacı işçiye ödenmemiş olması eşit davranma borcuna aykırılığı oluşturur.
Anılan yasanın yürürlüğe girmesinden önce de yargı kararlarına konu olmuş
ve öğretide ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Zira eşit işlem borcu işverenin iş-
çiyi gözetme borcu kapsamında kalmakta ve doğrudan iş sözleşmesinden doğ-
maktadır. Öte yandan, genel anlamda eşitlik ilkesini düzenleyen Anayasa’nın
10. maddesi ile “Ücrette Adalet Sağlanması” kenar başlıklı 55. maddesi de
işverenin eşit davranma borcunu ortaya koymaktadır” şeklinde bir tespitte
bulunmuştur.
İş Kanunu ile bağlantılı olması nedeniyle değinilmesi gereken bir
diğer kanun 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’dur. Kanun’un “İş Ka-
zası ve Meslek Hastalığının Tarifi”ni düzenleyen 11. maddesinin A. ben-
dinde “iş kazası, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, İşveren tarafından
yürütülmekte olan iş dolayısıyla, sigortalının, işveren tarafından görev ile
başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlar-
da, emzikli kadın-sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak
götürülüp getirilmeleri sırasındaki hal ve durumlardan birinde meydana ge-
len ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan
olaydır” denilirken B. bendinde “Meslek hastalığı, sigortalının çalıştırıl-
dığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları
yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halle-
ridir” tanımı yapılmaktadır.
ILO Sözleşmeleri’nde ise benzer düzenlemeler bulunmaktadır. 100 sayılı Eşit
Değerde İçin Kadın ve Erkek İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında Sözleşme,
111 sayılı İş ve Meslek Bakımından Ayrım Hakkında Sözleşme, 156 sayılı Aile So-
rumlulukları Bulunan Kadın ve Erkek İşçilere Eşit Davranılması ve Eşit Fırsatlar
Tanınması Hakkında Sözleşme.
BM’nin 1979 tarihli Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleş-
mesi, 1981 tarihli Din ve İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın
Kaldırılması Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve Gözden Geçirilmiş Sosyal Şartı,
AİHS’nin ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesi de eşitlik ilkesine yer veren
kurallar içermektedir.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009333
İş kazası ve meslek hastalıkları konusunda gerekli tedbirleri almak
işverenin gözetim borcu kapsamında bulunduğundan, işyerinde uy-
gulanan mobbingle işçi üzerinde meydana gelen psikolojik veya be-
densel zararlarında meslek hastalığı ya da iş kazası sayılıp sayılmaya-
cağı hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
35
Mobbingin meslek hastalığı ya da iş kazası sayılması durumunda,
işçinin gerek bedenen gerekse ruhen arızaya uğraması halinde, işçinin
yine aynı kanunun 12. maddesinde belirlenen yardımlardan faydala-
nabilmesi söz konusu olacaktır.
36
13. maddeye göre, iş kazalarıyla meslek hastalıkları halinde sigor-
talıya yapılacak sağlık yardımları, sigortalının:
A. Hekime muayene ettirilmesi, hekimin göstereceği lüzum üzeri-
ne teşhis için gereken klinik ve laboratuar muayenelerinin sağlanması,
gerekirse sağlık müessesesine yatırılması ve her türlü tedavisinin ya-
pılması,
B. Tedavi süresince gerekli ilaç ve iyileştirme araçlarının sağlan-
ması, şeklinde olur ve yapılacak sağlık yardımları, sigortalının sağlığı-
nı koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını
görme yeteneğini artırma amacını güder.
35
Savaş, Fatma Burcu, İşyerinde Manevi Taciz, Nisan 2007 İstanbul, s. 135.
36
Madde 12 - İş kazaları ile meslek hastalıkları halinde sağlanan yardımlar;
A) Sağlık yardımı yapılması,
B) Geçici iş göremezlik süresince günlük ödenek verilmesi,
C) Sürekli iş göremezlik hallerinde gelir verilmesi,
D) Protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenme-
si,
E) (A) ve (D) fıkralarında yazılı yardımlar için sigortalının başka yere gönde-
rilmesi,
F) İş kazası veya meslek hastalığı dolayısıyla bedeni veya ruhi bir arızaya uğ-
rayanlardan, yurt içinde tedavisi kabil olmayıp, ancak yabancı bir ülkede kısmen
veya tamamen tedavisi mümkün görülen ve meslekinde uğradığı iş göremezlik
derecesinin azalabileceği Kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile tespit edi-
len sigortalının ve bu raporda belirtilmişse, beraber gidecek kimselerin yabancı ül-
kelere gidip gelme yol paraları ile o yerdeki kalış ve tedavi masraflarının ödenmesi
(Sağlık Kurulunca verilen rapora Kurum veya sigortalı itiraz ederse, bu husus Sos-
yal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır),
G) Cenaze masrafı karşılığı verilmesi,
H) Sigortalının ölümünde hak sahiplerine gelir bağlanması.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009334
Ani ve dıştan gelen bir eylem sonucu iş kazasının oluştuğu kabul
edildiği takdirde, bir işyerinde uzun süreli uygulanan mobbingin, iş
kazası olarak değerlendirilmesinin zor olduğu kabul edilmektedir. Bu
nedenlerle süreklilik kavramı mobbingi meslek hastalığı kavramına
yakınlaştırmaktadır. Ancak mobbing mağdurunun maruz kaldığı ta-
ciz edici davranışlar işten kaynaklanan, mesleğin ifası nedeniyle olu-
şan rahatsızlık olmadığı ayrıca belirtilmektedir.
37
Mobbingin meslek hastalığı kabul edilmemesine dair görüşe ka-
tılmak mümkün değildir. İşyerindeki özen yükümünün yerine getiril-
memesinden ve işyerinde çalışanlar arasında eşitlik ilkesinin uygulan-
mamasından kaynaklanan, mağdurda meydana gelen psikolojik ya da
fiziksel rahatsızlıkların da meslek hastalığı sayılması mümkündür.
Yargıtay 10. HD 1982/444 E. 1982/903 K. 16.02.1982 T. kararın-
da “meslek hastalığında “yükümlülük”ten bahsedilebilmek için, hastalığın
bu süre içersinde meydana çıkması zorunludur. Ve bu yön, meslek hastalığı
ile işyeri arasında bulunması gereken illiyet bağının doğal sonucu olmak da
gerekir. Ayrıca, meslek hastalığının meydana çıkmasının tespit edildiği andan
çok öncelere ait olabileceği de kuşkusuzdur” demektedir.
Yargıtay 10. HD 2006/760 E. 2006/3090 K. 21.03.2006 T. kararında
ise “…iş kazası ve meslek hastalığının oluşumuna, “...kastı veya işçilerin sağ-
lığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi
veyahut suç sayılabilir bir hareketi...” ile etkide bulunan işverenin kusura
dayalı sorumluluğu...” olduğunu kabul etmiştir.
Bu nedenle mobbing neticesinde meydana gelecek hastalıklar ile
mobbing davranışı arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulduğunu
söylemek mümkündür. Bu nedenle mobbing neticesinde çalışanda
meydana gelecek hastalıkların meslek hastalığı sayılması ve SSK kap-
samındaki yardımlardan faydalanması gerekmektedir.
2. Türk Medeni Kanunu (TMK) Açısından Durum
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre hukuki ilişkilerin kapsa-
mı, dürüst davranma ve iyiniyet kurallarına göre belirlenmektedir.
Kanun’un “Dürüst Davranma” başlığı altında düzenlenen 2/1.
37
Savaş, s. 135.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009335
maddesine göre “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirir-
ken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır”.
38
“İyiniyet” başlığını taşı-
yan 3.maddesine göre ise “kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı
durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır”.
Bu nedenle işçiler ve işverenler, işyerindeki iş ilişkilerinin ifası sı-
rasında birbirlerine, kanunun 2. ve 3. maddesinde bulunan amir hü-
küm gereği, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uygun şekilde davran-
mak zorundadırlar.
Ayrıca Medeni Kanun’un kişiliğin korunmasına dair 23. ve
24.maddelerinin de işçi-işveren ilişkilerine uygulanması mümkündür.
İşçilerin veya işverenlerin iyiniyet ya da dürüstlük kurallarına aykırı
davranışlarından dolayı, 23. ve 24. madde anlamında kişilik hakları
zedelenen ve mağdur olan işçinin ya da işverenin tazminat talebinde
bulunma hakkı (m. 25) vardır.
23. maddeye göre kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa
vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka
ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz.
24. maddeye göre ise hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırı-
lan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteye-
bilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası veya daha üstün nitelikte
özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması
sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her
saldırı hukuka aykırıdır.
İş Kanunu’nun 77. maddesinde öngörülen işçiyi gözetme borcu,
işçinin sadakat borcunun karşılığıdır. Medeni Kanun’un 23. maddesi-
nin, TMK’ya göre daha özel bir kanun olan, İş Kanunu’ndaki 77. mad-
denin karşılığı olduğunu söylemek mümkündür. İşçiyi gözetme borcu
aslında, işçinin kişiliğinin de korunmasını içermekte olup, işyerinde
işçiye yönelik mobbing oluşturan davranışlar da işçinin kişilik hakla-
rına müdahale anlamı taşımaktadır.
Mobbing nedeniyle mağdur olan işçinin bu maddelerden faydala-
nıp, kanunun 25. maddesinde öngörülen yollardan birini kullanarak
38
Yargıtay 9.HD. 2008/2497 E. 2008/258 K. 18.02.2008 T. “İş ilişkisinde işletmesel karar-
la iş sözleşmesini fesheden işveren, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi
kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işletmesel kararı alırken dürüst
olmalıdır.”
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009336
mobbingin ortadan kaldırılmasını isteme hakkı mevcuttur.
TMK m. 25’e göre mobbing mağduru, işyerinde mobbinge ne-
den olan ve kişilik haklarını zedeleyen bir davranış, söz ya da işlem-
le karşılaştığında ya da karşılaşabilme hali ortaya çıktığında, kendi
yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesine başvurarak
hâkimden;
• Saldırı tehlikesinin önlenmesini,
• Sürmekte olan saldırıya son verilmesini,
• Sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka ay-
kırılığının tespitini, isteyebilir.
Ayrıca bunlarla birlikte,
• Düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da
yayımlanması isteminde bulunabilir,
• Maddi ve manevi tazminat talep edebilir,
• Hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan bir kazanç
varsa bu kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine ve-
rilmesine ilişkin istemde de bulunabilir.
3. Borçlar Kanunu (BK) Açısından Durum
İş yerinde uygulanan mobbing borçlar hukuku açısından “haksız
fiil” oluşturmaktadır.
818 sayılı BK’nın II. Faslı “Haksız Muamelelerden Doğan Borçlar”
başlığını taşımaktadır.
Kanun’un 41. maddesine göre; “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp
yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs,
o zararın tazminine mecburdur. Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimse-
nin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine
mecburdur.”
Bu hükme göre gerek kasten gerekse ihmalen ya da tedbirsizlik
ile işyerinde haksız fiil oluşturacak mobbinge neden olan kişiler zararı
tazmine mecburdur.
Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan mob-
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009337
bing mağduru da BK’nın 49. maddesine göre, uğradığı manevi zara-
ra karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava
edebilir.
39
Burada tartışılması gereken bir başka konu ise haksız fiil oluşturan
mobbing davranışının bir diğer çalışanca uygulanması halinde, “adam
çalıştıranın sorumluluğu” ya da “sözleşmeden doğan sorumluluk” kapsa-
mında işverene karşı tazminat isteminin ileri sürülüp sürülemeyece-
ğidir.
Kanun’un 55.maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın kusursuz
sorumluluğunda “başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istih-
dam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada
yaptıkları zarardan mesuldür” denilmiştir.
100. maddede ise “bir borcun ifasını veya bir borçtan mütevellit bir
hakkın kullanılmasını kendisi ile beraber yaşayan şahıslara veya maiyetinde
çalışanlara velev kanuna muvafık surette tevdi eden kimse, bunların işlerini
icra esnasında ika ettikleri zarardan dolayı diğer tarafa karşı mesuldür” hük-
mü mevcuttur.
BK’nın 323 vd. maddelerinde de iş sahibinin borçları düzenlenmiş
olup, kanunun 332/1. maddesi “İş sahibi, akdin hususi halleri ve işin ma-
hiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede
çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza
ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi
yatacak bir yer tedarikine mecburdur” şeklindedir.
Tüm bu bilgiler ışığında işyerinde bakım ve gözetim yükümü ye-
rine getirmeyen işveren de, haksız fiili meydana getirenin bir diğer işçi
olması halinde, bu işçi ile birlikte müştereken mesul olacaktır.
Borçlar Kanunu Tasarısı açısından mobbing değerlendirmesi ya-
pılacak olursa; Tasarı’da mobbing konusunun Borçlar Hukuku’nun
alanına girdiği teyit edilmiş ve tasarı’nın 416. maddesinde mobbing,
“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek,
sağlığını gerektirdiği ölçüde gözetmek ve işyerinde ahlâka uygun bir düzenin
gerçekleştirilmesini sağlamakla, özellikle kadın ve erkek işçilerin cinsel tacize
uğramamaları ve cinsel tacize uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri
39
BK m. 49, TMK m. 23-24’de ve İş Kanunu m. 77’de belirtilen gözetim borcunun
Borçlar Kanunu’ndaki karşılığını oluşturmaktadır.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009338
için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
İşveren, işçinin yaşamını, sağlığını ve bedensel bütünlüğünü korumak
için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Buna göre işveren, hizmet iliş-
kisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği
kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulana-
bilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür.
İşverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine uymaması sonucunda işçinin öl-
mesi durumunda, desteğinden yoksun kalanların bu yüzden uğradıkları za-
rarlara karşılık isteyecekleri tazminat, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorum-
luluk hükümlerine tâbidir” şeklinde düzenlenmiştir.
40
Bu düzenlemenin kanunlaşması halinde mobbing ilk defa yasal
olarak düzenlenmiş olacaktır.
4. Türk Ceza Kanunu (TCK) Açısından Durum
5237 sayılı TCK’nın 122. maddesi ile “(1) Kişiler arasında dil, ırk,
renk, cinsiyet, özürlülük, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım yaparak;
a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya bir hizmetin
icrasını veya hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe alınması-
nı veya alınmamasını yukarıda sayılan hâllerden birine bağlayan,
b) Besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz edilmiş bir hizmeti yap-
mayı reddeden,
c) Kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen,
Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası veri-
leceği” kabul edilmiştir.
Kanun’un 123. maddesinde ise sırf huzur ve sükûnunu bozmak
maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması
ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması
hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis
cezası verilir, hükmü bulunmaktadır.
40
Geçer, Bekir, Mobbing ve Hukuksal Zemin. http://www.mobbingturki-
ye.net/index.php?option=com_content&task=view&id=130&Itemid=96
(Erişim:10.10.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009339
Ayrıca 125. maddesinde de “Şerefe Karşı Suçlar-hakaret” başlığı al-
tında bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nite-
likte somut bir fiil veya olgu isnat eden... veya sövmek suretiyle bir
kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin üç aydan iki yıla
kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı, kabul edilmiş-
tir.
Sadece bu hükümler çerçevesinde değil, mobbing mağduruna uy-
gulanan şiddetin türüne ve suçun niteliğine göre –Örneğin: cinsel is-
tismar (m.102–105), tehdit (m. 106), şantaj (m. 107) gibi– mobbing mağ-
durunun cezai korumadan faydalanması mümkün olabilecektir.
İşyerinde uygulanan mobbingin işkence veya eziyet sayılıp sayıl-
mayacağı hususunun da tartışılması gerekmektedir.
İşkence suçunu TCK’nın 94. maddesi düzenlenmiş olup, maddede
bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal
yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine,
aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi
hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı,
belirtilmiştir.
Ayrıca 96. madde “eziyet” başlığını taşımakta olup “bir kimsenin
eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıl-
dan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” denilmektedir.
Özellikle “manevi işkence ile mobbing kavramının özünde sistematik-
lik yattığı, TCK’nın 94/1. maddesi ve ilgili hükmün TBMM madde gerekçesi
ile mobbing kavramı ile ilgili tespit ve değerlendirmeler bir bütün olarak göz
önüne alındığında, her iki kavramın özdeş olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Her iki kavramın sistematik biçimde, ruhsal sağlığı hedef alan hareket ve dav-
ranışlar ile hayata geçirilebileceği, TCK veya diğer özel yasalarda açık ve özel
hüküm bulunmayan hallerde, mobbing teşkil eden bu davranışların TCK’nın
94/1. maddesi dairesinde, manevi işkence kapsamında değerlendirilmesinin
gerektiği açıktır. Dolayısı ile Cinsel Taciz eksenli mobbinglerde, TCK 105/2.
madde de işletilecek özel bir hüküm bulunduğundan, bu hükmün az ceza da
gerektirse, uygulanması gerekeceği anlaşılabilecek ise de, manevi işkencenin
düzenlendiği TCK’nın 94/3… hükmünün de değerlendirilmesi ve göz önünde
bulundurulması gerektiği sabittir”.
41
41
Özlem, Önder, İşyerinde Manevi Saldırı Ve İşkence Suçu Arasındaki İlişki–1
(Mobbing Ve Manevi İşkence) http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009340
B. ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN
DEĞERLENDİRME
1. ILO Sözleşmeleri Açısından Durum
İş ve işçi güvenliği açısından özel bir önem taşıyan ILO sözleş-
melerinden özellikle 111 sayılı Sözleşme, 155 sayılı Sözleşme ve 161
sayılı Sözleşme, işyerinde karşılaşılan mobbing uygulamaları açısın-
dan önemlidir. Her üç sözleşme de Türkiye tarafından imzalanmış ve
usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiştir.
111 sayılı ILO Sözleşmesi (Ayrımcılık (İş ve Meslek) Sözleşmesi)
42
iş ve meslek alanında ayırım yapılmasını engellemek, çalışanların ırk,
inanç ve cinsiyetleri ne olursa olsun, bütün insanların, hürriyet, şeref,
ekonomik, güvenlik ve eşit imkân şartları içinde kendi maddi refah ve
manevi gelişmelerini gözetme haklarının teyit edildiğini ve ayrımın
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde belirtilen hakları ihlâl ettiğini
göz önünde tutarak, kabul edilmiştir.
“Ayırım” kelimesinin anlamı Sözleşme’nin 1. maddesine göre;
• “Irk, renk, cinsiyet, din, siyasal inanç, ulusal veya sosyal menşe ba-
kımından yapılan iş veya meslek edinmede veya edinilen iş veya meslekte tabi
olunacak muamelede eşitliği yok edici veya bozucu etkisi olan her türlü ayrılık
gözetme, ayrı tutma veya üstün tutmayı,
• İlgili üye, memleketin, varsa temsilci, işçi ve işveren teşekkülleri ve diğer
ilgili makamlarla istişare etmek suretiyle tespit edeceği, meslek veya iş edinme-
de veya edilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliği yok edici veya
bozucu etkisi olan bütün diğer ayrılık gözetme, ayrı tutma veya üstün tutmayı,
ifade eder.”
İşyerinde, ırk, renk cins, din gibi çeşitli ayrım yaratan ve mobbinge
neden olan davranışlar sözleşmeye aykırı olacaktır.
Sözleşme’nin 2. maddesine göre sözleşmeci devletler, ulusal şart-
lara ve tatbikata uygun metotlarla; bu sözleşmede ele alınan anlamda
her türlü ayrımı ortadan kaldırmak maksadıyla iş veya meslek edin-
mede ve edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliği
php?t=25414 (Erişim: 10.10.2008).
42
ILO Kabul Tarihi: 4 Haziran 1958, Kanun Tarih ve Sayısı: 13.12.1966 / 811, Resmi
Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 22.12.1966 / 12484, Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve
Sayısı: 2.9.1967 / 6–8730, Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı: 21.9.1967 / 12705.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009341
geliştirmeyi hedef tutan milli bir politika tespit ve takip etmeyi kabul
ve taahhüt etmişlerdir.
“İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin 155 sayılı
Sözleşme”
43
ile iş sağlığına ve güvenliğine dair düzenlemeler yapılmış
ve her üye devletin, ulusal koşullar ve uygulamaya göre ve en fazla
temsil kabiliyetine sahip işçi ve işveren kuruluşlarına danışarak iş gü-
venliği, iş sağlığı ve çalışma ortamına ilişkin tutarlı bir ulusal politika
geliştirmesi, uygulaması ve periyodik olarak gözden geçirmesi (Md.4)
öngörülmüştür.
İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin 161 sayılı ILO Sözleşmesi
44
iş sağlığı
hizmetlerine ilişkin düzenlemeler getirmektedir.
Sözleşme’nin 1/a maddesine göre, “İş Sağlığı Hizmetleri” terimi
esas olarak önleyici işlevlere sahip olan ve işletmedeki işveren, işçiler
ve onların temsilcilerine;
• İşle ilgili en uygun fiziksel ve zihinsel sağlık koşullarını karşı-
layacak düzeyde, güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmak ve
bunu sürdürmek için gereksinimleri,
• İşin, işçilerin fiziksel ve zihinsel sağlık durumlarını dikkate ala-
cak şekilde, onların yeteneklerine uygun biçimde uyarlanması, konu-
larında tavsiyede bulunma sorumluluğu olan hizmetleri, kapsamakta-
dır.
Her üç sözleşmede belirtilen hükümler işyerinde uygulanan mob-
bing açısından koruyucu düzenlemeler yapılması için devletlere pozi-
tif bir yükümlülük yüklemektedir.
2. Avrupa Sosyal Şartı ve Gözden Geçirilmiş
Avrupa Sosyal Şartı Açısından Durum
“Avrupa Sosyal Şartı, temel sosyal ve ekonomik hakları koruyan, medeni
ve politik hakları garanti eden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni takviye
43
ILO Kabul Tarihi: 3 Haziran 1981, Kanun Tarih ve Sayısı: 07.01.2004 / 5038, Resmi
Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 13.01.2004 / 25345.
44
ILO Kabul Tarihi: 7 Haziran 1985, Kanun Tarih ve Sayısı: 07.01.2004 / 5039, Resmi
Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 13.01.2004 / 25345.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009342
eden bir Avrupa Sözleşmesi’dir.”
45
Şartlar’ın genelde ILO Sözleşmelerini takip ettiği kabul edilmek-
tedir.
“İnsan hakları, insan onurunun korunması ve saygı duyulması için var-
dır ve bu nedenle evrenseldir. Geleneksel haklar ile sosyal haklar arasında bir
ayrım yapılması mümkün değildir. Sosyal ve ekonomik yönden en güçsüzü
korumak, kişisel ve siyasal hakların korunması için de gereklidir. Zira sos-
yal ve ekonomik yönden güçsüz toplumsal kesimlerin, sosyal ve ekonomik
haklar olmadan, kişisel ve siyasal insan haklarını bilinçli olarak kullanma-
ları söz konusu olamaz. Bu nedenle sosyal haklar olmaksızın insan hakla-
rından faydalanmak mümkün değildir. Bu düşünce, İnsan Hakları Evren-
sel Beyannamesi’nde “insan haklarının bölünmezliği ve karşılıklı bağımlı-
lığı” olarak formüle edilmiştir. Yine aynı yönde Birleşmiş Milletler Genel
Kurulu’nun, 4 Aralık 1950 yılındaki bildiriminde “kişisel ve siyasal haklar ile
ekonomik, sosyal ve kültürel hakların yakın ilişkili ve birbirine bağlı haklar”
olduğu belirtilmiş, “ekonomik, siyasal ve kültürel haklardan yoksun olan in-
sanın Evrensel Beyanname’de öngörülen özgür insan olamayacağı” ayrıca ve
açıkça vurgulanmıştır.”
46
Gözden geçirilmiş Sosyal Şart’ın 26. maddesi “Onurlu Çalışma
Hakkı”nı düzenlemiş ve tüm çalışanların onurlu çalışma hakkına sahip
olduğunu hüküm altına almıştır.
26. maddeye göre ise akit taraflar, tüm çalışanların onurlu çalışma
haklarının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla işve-
renlerin ve çalışanların örgütlerine danışarak,
1. Çalışanların işyerinde ya da işle bağlantılı cinsel taciz konusun-
da bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunun engellenmesini desteklemeyi
ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun ön-
lemleri almayı;
2. Çalışanların birey olarak işyerinde ya da işle bağlantılı olarak
maruz kaldıkları kınanılacak ya da açıkça olumsuz ya da suç oluş-
45
Çiçekli, Bülent, Avrupa Sosyal Şartı-Temel Rehber, Ankara 2001, s. 19.
46
Gülmez, Mesut, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Kollokyumu, Bildiriler ve
Tartışmalar-Kollokyum Sunuş Konuşması, (Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi
Enstitüsü İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi/TODAİE.), Ankara–1993,
s.20–21. (Naklen: Erdoğan, Gülnur; Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 78, Eylül-Ekim
2008, s. 126–127).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009343
turan, yinelenen eylemler konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve
bunların engellenmesini desteklemeyi ve çalışanları bu tür davranış-
lardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı, kabul ve taah-
hüt etmişlerdir.
Türk Hukukunda uluslararası sözleşmelerin uygulanma şekli ve
usulü 1982 Anayasası’nın 90. maddesinde düzenlenmiştir.
“Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma” başlığı altında düzen-
lenen 90/1. maddede, “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve
milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulması” şartına
bağlanmıştır.
Devamındaki 2. ve 3. fıkrada
47
“uygun bulma” şartının istisnalarına
yer verilmiş ve bu fıkralardaki istisnalar kapsamında olan ve “Türk
kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci
fıkra hükmü uygulanır” (1982 An. m. 90/4), denilmiştir.
90. maddenin 5. fıkrasında ise usulüne göre yürürlüğe konulmuş
milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olduğu ve bunlar hakkın-
da Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurula-
mayacaktır.
Özellikle konumuz açısından önem taşıyan düzenleme, 1982
Anayasa’nın 90. maddesinin 5.fıkrasının sonuna, 5170 sayılı Kanun’un
48
7. maddesi ile yapılan eklemedir. Anayasa maddesine 07.05.2004 ta-
rihinde eklenen cümle ile “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak
ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda
47
Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan and-
laşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine
ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla,
yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından
başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulur (m.
90/2).
Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun
verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşma-
ların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak,
bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticari veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren
andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz (m. 90/3).
48
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında
Kanun, Kanun Numarası: 5170, Kabul Tarihi: 07/05/2004, Resmi Gazete Tarihi:
22/05/2004, Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 25469.
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009344
farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası
andlaşma hükümlerinin esas alınacağı” hükmü eklenmiştir.
Burada tartışılması gereken konu, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sos-
yal Şartı ve Avrupa Sosyal Şartı ile Ek Protokollerinin anayasanın bu
düzenlemesi dâhilindeki uluslararası anlaşmalar kapsamında olup ol-
madığıdır. Zira m. 90/5-son cümle’de yapılan düzenleme “temel hak
ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuk kuralı hükmünde
olacağını” belirtmektedir.
Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Sosyal Şartı ile
ek protokollerinin Anayasa’nın 90. maddesinde belirtilen “temel hak ve
özgürlüklere ilişkin uluslararası bir sözleşme” olduğu sabittir.
Gerek Avrupa Sosyal Şartı gerekse Gözden Geçirilmiş Avrupa
Sosyal Şartı, temel sosyal ve ekonomik hakları koruyan, medeni ve po-
litik hakları garanti eden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni takviye
eden sözleşmelerdir.
Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın “Başlangıç” bölümün-
de “Avrupa Konseyi hedefinin, kendilerinin ortak mirası olan ideal ve ilkele-
rin gerçekleştirilmesi ve korunması amacıyla üyeleri arasında daha güçlü bir
birliğin sağlanması ve özellikle İnsan hakları ve temel özgürlüklerin gerçek-
leştirilmesi ve sürdürülmesi yoluyla sosyal ve ekonomik gelişmenin kolay-
laştırılması olduğunu” belirtilmiş ve devamında “Avrupa Konseyine üye
devletlerin, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanmış olan İnsan Hakları
ve Temel Özgürlüklerin Korunması Avrupa Sözleşmesi ile 20 Mart 1952 ta-
rihinde Paris’te imzaya açılan Ek Protokollerde, halklarına bu belgelerde belir-
tilen sivil ve siyasi özgürlükleri sağlamayı kabul ettikleri” hatırlatılmıştır.
Yine başlangıç bölümünde “bütün insan haklarının, bunlar kişisel,
siyasal, ekonomik, sosyal ya da kültürel olsun, bölünmezliğinin korunması”
gerektiği belirtilmiştir.
Başlangıç bölümünde “insan haklarının bölünmezliği ilkesi”nin ka-
bulü, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde “insan haklarının bö-
lünmezliği ve karşılıklı bağımlılığı” ilkesinin ve aynı yöndeki Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu’nun, 1950 bildiriminde kabul ettiği “kişisel ve
siyasal haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel hakların yakın ilişkili ve birbi-
rine bağlı haklar” kuralının tekrarı niteliğindedir.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009345
Uygulamada çok rastlanmasa da iç hukuk kuralı haline gelen bu
Şartlara bazı mahkeme kararlarında
49
atıf yapıldığı görülmektedir.
50
C. UYGULAMADAKİ DURUM
Mobbing kavramına iş hukukunda sık sık rastlanmasa da son za-
manlarda bir takım davalara konu edilmeye başlanmıştır.
Bunlardan ilki T. Y.
51
tarafından Jeoloji Mühendisleri Odası’na kar-
49
Anayasa Mahkemesi 1997/62 E. 1998/52 K. 16.09.1998 T. ; Anayasa Mahkemesi
1999/42 E. 2001/41 K. 23.02.2001 T. ; Danıştay 1. Dairesi 2005/1067 E. 2005/1363
K. 17.11.2005 T. ; Danıştay 10. Dairesi 1991/1262 E. 1992/3911 K. 10.11.1992 T. ;
Danıştay 10. Dairesi 1993/5367 E. 1995/1273 K. T: 21.03.1995; Danıştay İBK. 2005/1
E. 2006/1 K. 03.03.2006 T.
50
Erdoğan, s. 129–130.
51
Özçelik, Burcu, Mobbing Davaları Yaygınlaşıyor, Hürriyet Gazetesi, 29.01.2007.
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=9505 (Erişim:12.11.2008).
HR Dergisi’nin 24 Ocak’ta düzenlediği “Mobbing İşyerinde Psikolojik Ta-
ciz” konferansı sırasında yapılan röportajdan aynen alıntı: “7 yıl önce Anka-
ra Jeoloji Mühendisleri Odası’nda işe başlayan ve Büro Amiri olarak çalışan
Yıldırım’ın işyerindeki sorunları iki yıl önce başladı. Yeni genel sekreterin gelişi
onun için bir dönüm noktası oldu: “Sürekli olarak yaptığım işin beğenilmediği
söyleniyordu ama neyini beğenmiyorsunuz diye sorduğumda ’beğenmiyorum
işte!’ deyip geçiyordu. Bir sürü yetkimi elimden aldılar. Kimin ne eksiğinin gi-
derilmesi gerekiyorsa bana yüklendi. Büro Amiri olmama rağmen toplantılar-
da kimse yüzüme bakmaz oldu. İzin günümde yaşanan bir evrak karışıklığının
sorumluluğunu bana yüklediler. Beni yalancılıkla bile suçladılar. Sonunda uya-
rı ve kınama cezası da aldım. Artık işe ayağımı sürükleyerek gider olmuştum.”
Yıldırım bu dönemde istifa etmeyi çok düşündü ama kendini daha da ezik his-
sedeceğini düşünerek hep vazgeçti. Sonunda depresyona girdi, psikiyatra gi-
derek rapor aldı. Bu sefer de işten kaytarıyor diye işyerinde dedikodusu çıktı.
“Basit şeylerle başlayan süreç hızla bir sarmala dönüşüp beni yutmaya başla-
dı. Arkadaşlarımla aramda bir problem yoktu fakat siz o kadar çok eleştirin-
ce bir süre sonra onların da size güvenleri eksiliyor. Açıktan söylemiyorlardı
ama Tülin Hanım da biraz dikkat etseydi, diye konuşmalar yapıldığını biliyo-
rum. En son rapor aldığımda bana çok düşmanca davrandılar. Yönetim de, za-
ten çalışmak istemiyordu, gitti rapor aldı, sizi burada yalnız bıraktı, diyerek
düşmanlık tohumları atmış. Ben işe gittiğimde insanlarda işten kaytarmaya
çalıştığım gibi bir izlenim oluşmuştu. Sonra konuşarak çözdük. Neler yaşadı-
ğımı, bu davranışlara neden maruz kaldığımı, mobbingin ne olduğunu hem
başka odaların çalışanlarının da katıldığı toplantılar düzenleyerek anlattım.”
Aslında T. Y.nin mobbing kavramıyla tanışması tamamen tesadüf. İşyerindeki can
sıkıcı olaylar başladıktan 7–8 ay sonra jeoloji haber bülteninde bir üyenin yazdığı
makalede ilk kez mobbing kavramından söz edildiğini okudu. Sonra yabancı kay-
naklarda araştırdı. “Mobbingin ne olduğunu öğrenince anladım ki bu bir yıldırma
süreci. Bir an ne olduğunuzu anlamıyorsunuz. Hem size hem çevrenizdekilere
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009346
şı Ankara 8. İş Mahkemesi’nde 20.12.2006 yılında açılan davadır. 8. İş
Mahkemesi’nce işçinin işyerinde duygusal tacize uğradığı kabul edil-
miş ve işveren, işçinin uğradığı manevi baskılar ve psikolojik olarak
yıpranması nedeni ile 1.000 YTL manevi tazminat ödemeye mahkûm
edilmiş, Yargıtay 9. HD 30.05.2008 günü kararı onamıştır.
Karar ile mobbing kavramı ilk defa bir yargı kararına girmiş ve
mahkemece mobbing kavramı tanımlanarak, işyerinde bireylere üstle-
ri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde
uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb. davra-
nışlar olarak mobbing olarak kabul edilmiştir.
Mobbing nedeniyle bir diğer dava ise Toprak Mahsulleri Ofisi’ne
(TMO) karşı Ş. T. tarafından açılmıştır. Davaya konu olayda siyasi
iktidar değişikliği nedeniyle davacının önce istifası istenmiş, istifa et-
meyince ise rütbesi önce müşavirliğe, sonra başuzmanlık kadrosuna
indirilmiştir. Davacının işe iade davası lehine sonuçlanmış olup, dava
sonrasında uygulanan mobbingden dolayı açılan tazminat davası de-
vam etmektedir.
52
Bir diğer mobbing davası ise 1985’ten beri Marmara Üniversite-
si Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi
kötü olduğunuz izlenimi veriliyor. Mobbing bir işten atılma süreci. Baştan hiç işten
atılabileceğimi düşünmedim çünkü işimi seviyor ve iyi yapıyordum. Ama bun-
ların her biri ona götürüyormuş meğerse. Nitekim sonuçta çıkışımı da verdiler.”
T. Y. işten atılmadan 2 ay önce, maruz kaldığı mobbingden dolayı gördüğü zarar
nedeniyle manevi tazminat davası açtı. Oda dava metnini gördüğünde çok da faz-
la ilgilenmedi ama ona üç gün hiçbir iş vermeyip, masasındaki bilgisayarı da ala-
rak sen burada oturacaksın denildi. Açtığı davayı kazanan T. Y. kendisine verilen
uyarı ve kınama cezasını da kaldırıp 1000 YTL tazminat aldı.”
52
Ş. T., 25 yıl TMO’da çalıştıktan sonra Personel Daire Başkanlığı’na atanmıştır. …
iktidarının göreve gelmesiyle Ş. T.’nin istifası istenmiş, kabul etmeyince rütbesi
düşürülüp müşavirlik, sonra başuzmanlık kadrosuna atanmıştır. Göreve dönmek
için açılan davanın lehe sonuçlanmasıyla, yönetim baskı ve yıldırma politikası
uygulamış, gece nöbetleri verilmiş ve sonunda üzerindeki baskıya dayanamayan
Ş. T.’ye, ’kalp krizi’ şüphesiyle kaldırıldığı hastanede, majör depresyon tanısı kon-
muştur. Tanı sonrasında Ş. T. 1,5 ay yatarak 10 ay da ayakta tedavi görmüş, bu
süreçte depresyona giren ve kollarını jiletlemeye başlayan oğlu ile eşi de tedavi
edilmiştir. Ş. T. TMO’da mobbinge uğradığını, bu nedenle önce kendisinin daha
sonra ailesinin depresyona girdiği gerekçesiyle mahkemeye başvurmuş ve ken-
disine psikolojik baskı yaptıkları ve istifaya zorladıkları gerekçesiyle AKP iktidarı
döneminde kuruma atanan yöneticiler hakkında 15 bin YTL’lik maddi ve mane-
vi tazminat davası açmıştır. Özçelik, Hürriyet Gazetesi, http://www.sendika.org/
yazi.php?yazi_no=9505 (Erişim:12.11.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009347
olan Prof. Dr. Dehen Altıner tarafından açılmıştır. Davacı, amir du-
rumdaki Dekan Prof. Dr. ...’nin baskısına maruz kalmış ve mobbing
(Öğrencilerinin laboratuarlardan kovulması, araştırmalarına ödenek
sağlanmaması, çay ocağının yanında sunta çevrili bir odaya sürülmesi,
asistanlarına kadro verilmemesi ve bir bölüm toplantısında Dekan…
tarafından haykırarak odadan kovulması vs.) iddiası ile dava açmıştır.
Açılan tazminat davası ile Dehen Altıner’in “kişilik haklarına saldırıda
bulunulduğu, küçük düşürüldüğü, itibarının zedelendiği” kanıtlanmış ve
karar Yargıtay’ca onanmıştır
53
.
Bir başka mobbing davası ise çok şubeli, büyük ölçekli bir banka-
da iki ayrı bölümden sorumlu bölüm başkanı olarak çalışan Handan
Arpacıoğlu tarafından, 6 ay süreyle mobbinge maruz kaldığı gerekçesi
ile açılan tazminat davasıdır. Açılan dava halen devam etmektedir.
İlgili toplantılara çağrılmamak, yapacağı işlerin yanında son dere-
ce önemsiz ve gereksiz görevlerin kendisine verilmesi, başka bölümle-
rin işinin kendisine yüklenmesi, masasına amiri tarafından kâğıtların
fırlatılması ve “sen yapacaksın” denmesi, şahsen çağrıldığı yurt içi ve
yurt dışı toplantılara başka birisinin gönderilmesi, yaptığı her işin sor-
gulanması, herkesin ortasında bağırılması, “sen hiçbir şekilde bu işle
ilgilenmeyeceksin yoksa canını yakarım” diye tehdit edilmesi, başka bir
bölüme atama ve neticesinde hem unvan, hem ücret hem de görev
bakımından bir rütbe tenzili olması, manyetik kartının iptal edilmesi
nedeniyle iş yerine girememesi ve iş akdi feshedilmesi gibi mobbing
uygulamaları ile iş yerinde karşılaşan Handan Arpacıoğlu mobbing
nedeniyle tazminat davası açmıştır.
54
Bu noktada mobbing mağdurlarının çözüm arama yeri olan adli-
yelerde yaşanan mobbing uygulamalarının da tartışılması gerekmek-
tedir.
Adliyelerde hemen her gün karşılaşılan, fakat kanıksanan ve artık
vaka-ı adiyeden sayılan mobbing uygulamalarıdır. Bunlardan ilki, du-
ruşma esnasında zabıt kâtibine ya da mübaşire karşı amiri durumun-
da bulunan hâkim ya da savcılarca yöneltilen davranışlardır. Kâtip ya
53
Özçelik, Hürriyet Gazetesi, http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=9505 (Eri-
şim: 12.11.2008).
54
Özçelik, Hürriyet Gazetesi, http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=9505 (Eri-
şim: 12.11.2008).
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009348
da mübaşir, duruşma saatini bekleyen avukat ve vatandaşlar önünde
çok zaman azarlanmakta, söyleneni anlamamakla, beceriksizlikle ya
da bir işi bitirememekle suçlamaktadır.
Avukatlar acaba mobbinge maruz kalıyor mu sorusuna ise evet
cevabını vermek gerekmektedir. Ancak evet cevabının sadece bağımlı
çalışan işçi-avukatlar açısından geçerli olduğunu söylemek mümkün
değildir. Bir hukuk bürosunda çalışan stajyer avukat ya da sigortalı
avukatların aşırı çalışma yükü ile karşı karşıya bırakılması, avukatlık
hizmetinin yanında bazen büro temizleme, çay getir götür işlerinin
yaptırılması, azarlanması, aşağılanması, işten çıkarıldığında yasal işçi
alacaklarının ödenmemesi gibi mobbing uygulamalarına sıkça rastlan-
maktadır.
Sadece bağlı çalışan avukatlar değil, bağımsız avukatlık hizmeti
ifa eden avukatların da adliyelerde sık sık mobbinge maruz kaldıkla-
rını söylemek mümkündür. Bağımsızlık ile mobbingin bir arada olma-
sı pek ihtimal dâhilinde görülmese de, avukatlar açısından adliyeler,
doğrudan bir ücret ilişkisi olmasa da, işyeri kavramına dâhil yerlerdir.
Duruşmalar esnasında çok zaman hâkim tarafından söz verilmediği,
söylediklerinin duymazdan gelindiği, bir talepte bulunulduğunda, o
talebi reddetmek yerine nasıl yanlış bir talep olduğunun anlatılması,
o öyle değildir şeklinde ders verici tutum ve üsluplar, saatlerce kapı-
da ayakta bekletilmeler, azarlanmalar, zaman zaman iğneleme ve alay
içeren sözler, aslında avukatlara da sık sık hâkimler tarafında mobbing
uygulandığını göstermektedir.
Hâkimle avukat arasında işveren-işçi ilişkisinin olmadığı söylene-
bilirse de, bu söylem, doğrudan-klasik bir iş ilişkisi olmadığı düşünül-
düğünde doğrudur. Bu düşünceden hareketle mobbing uygulayana
ancak haksız fiil ve tazminat hükümlerine göre müracaatın mümkün
olabileceği söylenebilecektir. Ancak avukatın her gün işyeri olarak o
adliyede ve o hâkimle çalışmak zorunda olması, çok zaman işinin ça-
buk bitmesi, bir dahaki işinin görülmemesi gibi ihtimaller düşünüldü-
ğünde, arada doğrudan bir para ilişkisi olmasa da, uzun vadede eko-
nomik refahın temini ve dava açısından bir olumsuzluk yaşanmaması
istemi, avukatın bu olumsuz ve taciz edici davranışlara sesini çıkara-
maması sonucunu doğurmakta, arada dolaylı olarak bir ekonomik iliş-
ki kurulmakta ve illiyet bağı kurulmaktadır.
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009349
Görüldüğü üzere, terzi kendi söküğünü dikememekte ve bir güç
kullanımı anlamına gelen mobbing avukatlar açısından da yaygın bir
sorun oluşturmaya devam etmektedir.
SONUÇ
Günümüzde mobbing, cinsiyet ve hiyerarşi farkı gözetmeksizin,
tüm kültürlerde ve tüm işyerlerinde gerçekleşen bir olgudur ve mob-
binge maruz kalma riski, herkes için vardır.
55
Herhangi biri mobbing
mağduru olabilir veya bazı insanlar da belirli özelliklerinden dolayı
mobbing mağduru olarak seçilebilir.
56
Mobbing genellikle işverenler-
ce, İş Kanunu’nun işçiyi koruyan ve tazminat yükümlülüğü doğuran
hükümlerinden kurtulmak için yıldırma amaçlı olarak kullanılmakta-
dır. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, işverenlerin personel sa-
yısında azaltmaya gitmeleri ve işsiz sayısının çok olduğu ülkemizde
daha ucuza, daha genç çalışanların işe alınmak istenmesi gibi neden-
lerle mobbing, istenmeyen bir çalışandan tazminat ödenmeksizin kur-
tulmak için tercih edilen ana yöntem haline gelmektedir. Çok zaman
mobbing, mağdurdan kurtulma amaçlı olarak uygulansa da bazen iş-
verenlerin çalışanları teşvik etmek amacıyla da mobbinge başvurduk-
ları görülmektedir.
Mobbingin işyerindeki bir anlaşmazlıkla başladığı düşünüldüğün-
de, mobbing uygulayan kişinin saldırgan eylemlerine, yönetimin veya
iş arkadaşlarının da katılması söz konusu olabilmektedir. Mobbingin
devamı aşamasında mobbing mağduru, sorunun kaynağı, problemli
ya da akıl hastası olarak damgalanmakta ve süreç işe son verilmesi ya
da mağdurun işten ayrılması ile tamamlanmaktadır. Ancak işten ay-
rılma çok zaman uygulanan mobbingin bittiği anlamına gelmemekte,
benzer bir iş kolunda çalışmak istendiğinde artık referanslar kirlenmiş
olacağından, mağdur kötü huylu ya da işten anlamaz olarak damga-
lanmış olmaktadır.
57
Mobbinge maruz kalan mağdurun sosyal imajı zedelenmekte, mağ-
55
Laçiner.
56
İşyerinde Duygusal Saldırı, http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=
com_content&task=view&id=164&Itemid=96 (Erişim:10.10.2008).
57
Mobbinge uğrayanların genel özellikleri, http://www.mobbingturkiye.net/index.
php?option=com_content&task=view&id=86&Itemid=96 (Erişim: 10.10.2008).
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009350
dur sadece işyerinde ve çalışma hayatındaki kimliğini değil, aynı za-
manda sosyal çevre ve aile ortamındaki kimliğini de yitirmektedir.
58
Mobbing bugün birçok Avrupa ülkesinde suç olarak yasalarda yer
almakta ve kanunlar dışında iş sözleşmelerinde de mobbinge yer ve-
rilmektedir. (Örneğin: Volkswagen, çalışanlarıyla yaptığı sözleşmeyle
işyerinde mobbing uyguladığı tespit edilen bir çalışanı şartsız olarak
işten uzaklaştırılabilmektedir. Firma sözleşmeye göre mobbing kurba-
nının hukuk ve sağlık harcamalarını karşılamak zorunda olup, ayrıca
istendiği takdirde erken emeklilik dahi verilmektedir). Ayrıca mob-
bing için 24 saat hizmet veren acil hatlar ile mobbing mağdurlarına
psikologlar, iş hukukçuları ve adli tıpçılardan oluşan bir ekiple yardım
verilmektedir.
59
Son söz olarak, mobbingin gerekçesi ister baskı, ister yıldırma is-
terse motive etme olsun mobbing uygulaması temel insan haklarının
ihlalidir. İnsan haklarının ve insan onurunun korunması ise 1982 Ana-
yasası ile devlete yüklenmiştir. Bu nedenle mobbingle uğranılan mağ-
duriyetin giderilmesi ve korumanın sağlanabilmesi için 4857 sayılı İş
Kanunu’nda mobbing ile ilgili düzenlemelerin yapılması, cezai açıdan
da mobbingin açıkça suç haline getirilmesi gerekmektedir.
KAYNAKLAR
Altıparmak, Ayşe, Mülkiyeliler Dergisi, http://www.mobbingturkiye.
net/index.php?option=com_content&task=view&id=180&Itemid
=96 (Erişim:10.10.2008).
Çiçekli, Bülent, Avrupa Sosyal Şartı-Temel Rehber, Ankara 2001.
Erdoğan, Gülnur, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S: 78, Eylül-Ekim
2008.
Eser, Oktay, Mobbing Kavramının Türkçe Serüveni.
58
Kerestecioğlu, Filiz, İşyerinde Psikolojik Şiddet “Mobbing”, Güncel Hukuk Dergisi
(Röportaj: Hülya Gülbahar-Pınar Titiz-Ali Güzel), Mayıs 2006, S. 28, s.33. (Pınar
Titiz Cevabı).
59
Özçelik, Burcu, Volkswagen de Mobbing İş Akdinde Yer Alıyor, Kaynak:
Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi, http://www.mobbingturkiye.net/index.
php?option=com_content&task=view&id=94&Itemid=96. (Erişim: 10.10.2008).
makaleler Gülnur ERDOĞAN
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009351
http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/oktay_eser_
mobbing_kavrami.pdf (Erişim:10.10.2008).
Herdem, Şafak, Psikolojik Yıldırma ve İş Hukuku Hükümlerinin-
Tuzak-Olarak Kullanımıyla Mücadele Yolları-I, http://www.
mobbingturkiye.net/index.php?option=com_content&task=view
&id=192&Itemid=96 (Erişim:10.10.2008).
Geçer, Bekir, Mobbing ve Hukuksal Zemin.
http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=com_content&t
ask=view&id=130&Itemid=96 (Erişim:10.10.2008).
Gülmez, Mesut, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Kollokyumu, Bildiriler
ve Tartışmalar-Kollokyum Sunuş Konuşması, (Türkiye ve Ortado-
ğu Amme İdaresi Enstitüsü İnsan Hakları Araştırma ve Derleme
Merkezi/TODAİE.), Ankara–1993.
http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=com_content&t
ask=view&id=86&Itemid=96 (Erişim:10.10.2008).
http://www.mobbingturkiye.net/index.php?option=com_content&t
ask=view&id=173&Itemid=9 (Erişim:10.10.2008).
http://tr.wikipedia.org/wiki/mobbing (Erişim:10.10.2008).
Işık, Emre, İşletmelerde Mobbing Uygulamaları İle İş Stresi İlişkisine
Yönelik Bir Araştırma, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilim-
ler Enstitüsü, S.B.E İşletme Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi,
İstanbul–2007.
İşyerinde Duygusal Saldırı, http://www.mobbingturkiye.net/in-
dex.php?option=com_content&task=view&id=164&Itemid=96
(Erişim:10.10.2008).
Kerestecioğlu, Filiz, İşyerinde Psikolojik Şiddet “Mobbing” Güncel
Hukuk Dergisi (Röportaj: Hülya Gülbahar-Pınar Titiz-Ali Güzel),
Mayıs-2006, S.28.
Laçiner, Vedat, Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz), USAK Stratejik
Gündem (USG), 24 Nisan 2006. http://www.mobbingturkiye.net/
index.php?option=com_content&task=view&id=162&Itemid=96
(Erişim: 10.10.2008).
Mobbing (İş Yerinde Psikolojik Taciz). http://www.insankaynaklari.
com/ikdotnet/icerikdetay.aspx?KayitNo=9757(Erş; 10.10.2008).
Narmanlıoğlu, Ünal, İş Hukuku Ferdi İş İlişkileri–1, Yeniden Gözden
Geçirilmiş 2. Bası, Ankara–1994.
Özaşçılar, Mine/ İşkol Fidan, Merve/ Sevimli Yurtseven, Sevda / Zi-
yalar, Neylan, Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz, Güncel Hukuk
Gülnur ERDOĞAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009352
Dergisi.
http://www.insankaynaklari.com/ikdotnet/icerikdetay.aspx?
KayitNo=9757
(Erişim: 10.10.2008).
Özçelik, Burcu, Mobbing Davaları Yaygınlaşıyor, Hürriyet Gazetesi,
29.01.2007.
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=9505
(Erişim: 12.11.2008).
Özçelik, Burcu; Volkswagen de Mobbing İş Akdinde Yer Alıyor, Kay-
nak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi, http://www.mobbingtur -
kiye.net/index.php?option=com_content&task=view&id=94&Ite
mid=96 (Erişim: 10.10.2008).
Özlem, Önder, İşyerinde Manevi Saldırı Ve İşkence Suçu Arasındaki
İlişki–1 (Mobbing Ve Manevi İşkence) http://www.turkhukuksi-
tesi.com/showthread.php?t=25414 (Erişim: 10.10.2008).
Psikolojik Yıldırma-Bullying ve Mobbing, http://www.mobbingtur-
kiye.net/index.php?option=com_content&task=view&id=197&It
emid=96 ((Erişim: 10.10.2008).
Savaş, Fatma Burcu, İşyerinde Manevi Taciz, Nisan 2007-İstanbul.
Solmuş, Tarık, İş Yaşamında Travmalar: Cinsel Taciz ve Duygusal Zor-
balık/Taciz(Mobbing, İş, Güç, Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları
Dergisi, C.7, S.2, Haziran 2005, ISSN: 1303–2860. (Naklen: Işık).
Soyer, Şule, Mobbing İşyerinde Duygusal Saldırı,http://www.alomali-
ye.com/sule_soyer_mobbing.htm (Erişim:10.10.2008).
Tınaz, Pınar, İşyerinde Psikolojik Taciz(Mobbing), İstanbul- 2006.
Tutar, Hasan, İşyerinde Psikolojik Şiddet Süreci, http://www.canaktan.
org/yonetim/psikolojiksiddet/sureci.htm (Erişim:10.10.2008).
Martı Yazılım AŞ-yargıMatik RD.