hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
57TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
I. Gene l Açıklamalar
İnsan ticareti, küresel ölçekte insanlığa karşı işlenen hukuka aykırı
bir eylem olarak karşımıza çıkmaktadır.
N
Bu fiil, yasa dışı uyuşturucu
madde ve silah ticaretinden sonra organize suç örgütleri için yıllık ola-
rak yarattığı 5 ile 7 milyar dolar arasındaki getirisi ile en karlı üçüncü
illegal faaliyettir.
O
İnsan ticareti suçu
3
için “modern kölelik” benzetme-
*
Kamu hukuku doktoru.
N
Esohe Aghatise, “Trafficking for Prostitution in Italy, Possible Effects of Government
Proposals for Legalization of Brothels”, Violence Against Women, Vol. 10, No. 10, Octo-
ber 2004, s. 1126; Micah N. Bump and Julianne Duncan, “Conference on Identifying
and Serving Child Victims of Trafficking”, International Migration, Vol. 41 (5), 2003,
s. 201; John Gittelsohn, “US Sends Strong Message to Those Who Traffic in Human
Lives”, An Electronic Journal of the US Department of State, Vol. 8, No. 2, June 2003, s.
14.
O
Bump/Duncan, s. 202; Sherilyn Ann Klueber, Trafficking in Human Beings: Law
Enforcement Response, The Degree of Master of Science of University of Louisville
(Yayınlanmamıştır), Kentucky 2003, s. 5; Keith J. Allred, “Human Trafficking: Brea-
king the Military Link”, www.cfc.forces.gc.ca/Profreading/allred.pdf , s. 1. (Erişim:
10 Temmuz 2006); Catherine Ferguson, “Women and Children for Sale Identifying
the Causes of Human Trafficking”, A Matter of Spirit Inter Community Peace & Justice
Center, No. 60, Fall 2003, s. 2; Gunilla Ekberg, “The Swedish Law That Prohibits the
Purchase of Sexual Services Best Practices for Prevention of Prostitution and Traffic-
kin in Human Beings”, Violence Against Women, Vol. 10, No. 10, Ekim 2004, s. 1187;
aynı yönde bkz., Hasan Sınar, “İnsan Ticareti Suçu”, Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 2,
Sonbahar 2004, s. 184.
3
Doktrinde Koca, çalışma konumuz olan suç için insan yağması veya sömürüsü
kavramının kullanılmasının yerinde olacağını belirtmektedir. Yazara göre söz
konusu suçta eylemin maddi menfaat sağlamak amacıyla icrasına bir unsur olarak
yer verilmemesi ve eylemin cezalandırılmasının asıl nedeninin insanın alçaltılması,
MUKAYESELİ HUKUKTA VE
TÜRK HUKUKUNDA
İNSAN TİCARETİ SUÇU
Olgun DEĞİRMENCİ
*
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
58TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
sinin kullanılması, insan ticaretine yönelen hukuka aykırı eylemlerin
suç haline getirilmesinin önemini de vurgulamaktadır.
İnsan ticareti
suçunun failini suça iten birçok neden bulunmaktadır. Özellikle kadın-
lar ve kızların fuhuş için, çocukların dilencilik, hırsızlık, hukuka aykırı
olarak uluslar arası evlat edinme, pornografik etkinlikler ve yasadışı
organ ticareti için kullanılması suretiyle ekonomik getiri sağlanması
söz konusu saiklerden en önemlileridir.
Ayrıca yasal statülerinin dü-
zenlenmesi amacıyla kandırılarak işçilerin insan onuruna yakışmayan
koşullarda çalıştırılması veya suç işlemekte kullanılması da fail veya
faillere getiriler sağlamaktadır.
Çeşitli amaçlarla kişilerin istismarı
olan insan ticaretinin; insan hakları, istihdam politikası, kamu sağlığı,
göçmen politikaları ile de yakından ilişkisi bulunmaktadır.
İnsan ticareti suçu sadece ülkelerin sınır güvenliklerini tehdit et-
memekte aynı zamanda insanların doğuştan gelen her türlü tehlike
ve kontrolden uzak, özgürce yaşama haklarının elinden alınmasına,
kişiliğinin yok sayılması ve onun bir eşya gibi yağma konusu haline getirilmesi, bu
adlandırmanın sebebidir (Mahmut Koca, “İnsan Yağması (Sömürüsü) Suçu”, Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 52, S. 2, 2003, s. 142). Belirtmeliyiz ki, çalışma
konumuz olan suç için kullanılan “insan ticareti” isimlendirmesi, kişinin bir mal
gibi ticari işleme konu olduğunu belirtmesi açısından yeterli değildir. Nitekim insan
ticareti suçunda mağdur, maddi menfaat karşılığı başka kişilere devredilebilirse
de, suçun oluşumu için bu gerekli değildir. Ancak uluslararası sözleşmelerde suçu
tanımlamak için kullanılan “the crime of trafficking in human beings” kavramının
karşılığı olan “insan ticareti” kavramını Türk kanun koyucusunun tercihi doğrul-
tusunda çalışmamızda kullanacağız.
Thanh/Dam Truong ve Maria Belen Angeles, Searching for Best Practices to Counter
Human Trafficking in Africa: A Focus on Women and Children, Report Commissioned
by United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization, Paris 2005, s.
1.
Aghatise, s. 1127; insan ticaretine maruz kalan çocuklar farklı şekillerde istismar
edilmektedirler. Bunlar; a. yasadışı eylemler ve hafif suçların işlenmesinde kullanmak
(yankesicilik, hırsızlık, uyuşturucu kaçakçılığında kullanmak, dilencilik), b. ekonomik
olarak veya işgücü açısından istismarı (iç hizmetlerde kullanmak, restaurantlar da
çalıştırmak, tekstil sektöründe çalıştırmak, çiçek veya aksesuar satımında kullan-
mak), c. cinsel amaçlı istismarıdır (fuhuş veya porno sektöründe çalıştırmak). Ayrıca
yapılan çalışmalarda Almanya ve Büyük Britanya’da çocukların satanist ritüellerde,
Almanya ve İtalya’da mağdurların filmde gerçekten öldürüldüğü sinema filmlerinin
(snuff movie) yapımında, İtalya ve Yunanistan’da organlarının alınması amacıyla
kullanıldığı belirtilmiştir (ayrıntılı bilgi için bkz., Georgina Vaz Cabral, Trafficking
in Unaccompanied Minors in the European Union, A Comparative Approach, Internatio-
nal Organization for Migration (IOM) European Commission/Programme Stop II,
September 2003, s. 19, 20).
Aghatise, s. 1127.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
59TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
özellikle kadın ve çocuk nüfuslarının baskı altında tutulmasına sebep
olmaktadır.
Dünyada hemen hemen tüm ülkelerin kaynak, hedef veya
transit ülke olarak insan ticaretinde kullanıldığı Birleşmiş Milletler ra-
porlarında ifade edilmektedir.
İnsan ticareti suçunun mağdurları genellikle kadınlar ve çocuklar-
dır.
İnsan ticareti çoğunlukla az gelişmiş ülkelerden, gelişmiş ülkelere
doğru veya göreceli olarak daha yüksek yaşam standartları olan komşu
ülkelere doğru olmaktadır. Örneğin Meksika’dan komşusu olan Ame-
rika Birleşik Devletleri’ne doğru insan ticareti yapılmaktadır.
10
Güney
Doğu Avrupa’da insan ticaretine maruz kalan kişiler Moldova, Roman-
ya, Arnavutluk ve Bulgaristan gibi bölgenin genellikle yaşam standart-
ları düşük ülkelerindendir.
11
Çin Halk Cumhuriyeti’nde kırsal alandaki
yoksulluk, ülke içindeki insan ticaretine sebep olmaktadır.
12
Batı ve Orta
Afrika’da yoksulluk, iyi bir geleceğe sahip olmasını sağlamak için aile-
lerin çocuklarını insan tacirlerine satmalarına neden olmaktadır.
13
Aralarında birçok benzer noktalar bulunsa da insan ticareti suçu
ile göçmen kaçakçılığı suçu birbirinden farklı iki kavramdır ve sıklıkla
karıştırılmaktadır. İki suç arasındaki farkları şöyle özetleyebiliriz; her iki
suç da uluslararası suçlar bölümünde düzenlenmesine rağmen göçmen
kaçakçılığı suçu, devletin göç, istihdam ve sınır güvenliği politikaları-
na karşı işlenirken, insan kaçakçılığı suçu kişi özgürlüğünü hedef alır.
Göçmen kaçakçılığında suçun konusu olan kişinin rızası mevcuttur
ve bir suçlu gibi davranır.
14
Tehdit, baskı, şiddet ve cebir unsurlarının
Klueber, s. 5; John R. Miller, “Slave Trade, Combating Human Trafficking”, Harvard
International Review, Winter 2006, s. 71.
127 ülke insan ticareti için kaynak ülke, 98 ülke transit geçilen ülke ve 137 ülke de
hedef ülke olarak belirlenmiştir (Julia Winding ve Dijana Dmitruk, “US and E.U.
Responses to Human Trafficking”, www.humanityinaction.org/docs/US_and_EU_
responses_to_Human_Trafficking.pdf, s. 1. (Erişim: 14 Temmuz 2006).
Bump/Duncan, s. 201; Angelika Kartusch, Reference Guide for Anti-Trafficking Le-
gislative Review With Particular Emphasis on South Eastern Europe, Vienna 2001, s. 7;
David Macsi, “Human Trafficking and Slavery”, The CQ Researcher, Vol. 14, No. 12,
26 March 2004, s. 275.
10
Bump/Duncan, s. 203.
11
Irena Omelaniuk, Trafficking in Human Beings, United Nations Expert Group Meeting
on International Migration and Development, New York 6-8 July 2005, s. 2.
12
Omelaniuk, s. 2.
13
Omelaniuk, s. 2.
14
Klueber, s. 4; “Human Trafficking: Recognizing the Victims”, Critical Response Assisting
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
60TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
varlığı suçu göçmen kaçakçılığından, insan ticaretine dönüştürmekte-
dir.
15
İnsan ticareti suçunda suçun maddi konusu aynı zamanda suçun
mağdurudur.
16
İnsan ticareti suçu ülke içinde veya ülkeler arası söz ko-
nusu olabilir. İnsan ticaretinde kişilerin fiziksel hareketine gerek yoktur
ancak cinsel amaçlı veya işgücünün kötüye kullanılması gereklidir. Bu
kapsamda insan ticareti suçunda ülke sınırının geçilmesi mecburiyeti
yoktur.
Suç ülke sınırları içerisinde de gerçekleşebilir. Buna karşılık göçmen
kaçakçılığı suçu, yapısı gereği bir ülke sınırının geçilmesini gerektir-
mektedir.
17
Göçmen kaçakçılığı suçu, mağdurun hedef ülkeye ulaşması
Law Enforcement to Meet the Needs of Crime Victims, Vol. 2, Issue: 3, Winter 2004, s. 4
(Critical Response olarak anılacaktır); Janice G. Raymond, “Intersections Between
Migration and Trafficking”, A Comparative Study of Women Trafficked in the Migration
Process, Patterns, Profiles and Health Consequences of Sexual Exploitation in Five Coun-
tries (Indonesia, the Philippines, Thailand, Venezuela and the United States), s. 8; Euro-
pean Network Against Child Trafficking, A Report on Child Trafficking, Bulgaria,
Denmark, Italy, Romania, Spain, United Kingdom, March 2004 Italia, s. 24 (ENACT
olarak anılacaktır).
15
Klueber, s. 4; Vaz Cabral, s. 17; ENACT, s. 24; Graeme R. Newman, The Exploitation of
Trafficked Women, US Department of Justice Office of Community Oriented Policing
Services, Problem/Specific Guides Series No. 38, USA 2006, s. 11; David Shirk ve
Alexandra Webber, “Slavery Without Borders: Human Trafficking in the US/Mexican
Context”, Hemisphere Focus, Vol. XII, Issue 5, 23 January 2004, s. 1; benzer şekilde
bkz., Çetin Arslan, “İnsan Ticareti Kavramı ve bu konudaki Ulusal Mevzuata Genel
Bir Bakış”, Türk İdare Dergisi, S. 444, Eylül 2004, s. 44 (Arslan, İnsan Ticareti Kavramı
olarak anılacaktır); Ümit Kocasakal, “İnsan Ticareti Suçu (TCK 201/b)”, Galatasaray
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2, Ocak 2003, s. 40.
16
Janice G. Raymond ve Dona M. Hughes, Sex Trafficking of Women in the United States
International and Domestic Trends, March 2001, s.25; Newman, s. 11; Brian Iselin and
Melanie Adams, Distinguishing Between Human Trafficking and People Smuggling,
UN Office on Drugs and Crime, 10 Nisan 2003, www.unodc.un.or.th/material/docu-
ment/Distinguishing.pdf, s. 4 (Erişim: 1 Temmuz 2006).
17
The Protection Project, “Trafficking in Persons or Alien Smuggling?”, John Hopkins
University School of Advanced International Studies, An Electronic Journal of the US
Department of State, Vol. 8, No. 2, June 2003, s. 37, 38; Omelaniuk, s. 7; Critical Res-
ponse, s. 4; Raymond, s. 8; Graycar’a göre insan ticareti suçu ile göçmen kaçakçılığı
suçu arasında gri bir alan mevcuttur. Buna göre; kendisine çalışma koşulları ve iş
usulleri hakkında yanıltıcı ve açık olmayan bilgiler verilen göçmenlerin istismarı bu
gri alanda değerlendirilmektedir (Adam Graycar, “Trafficking in Human Beings”,
International Conference on Migration, Culture & Crime, Israel 7 July 1999, s. 1); Newman,
s. 11; Vincenzo Musacchio, “Migration, Prostitution and Trafficking in Women: An
Overview”, German Law Journal, Vol. 05, No. 09, s. 1016; R. Murat Önok, “5237 Sayılı
Yeni TCK’ya Göre Uluslararası Suçlar”, Hukuk ve Adalet, Y. 2, S. 5, Nisan 2005, s. 206,
209.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
61TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ile tamamlanırken, insan ticareti suçu hedef ülke veya bölgede istismar
sürdüğü müddetçe devam etmektedir.
18
II. İnsan Ticareti Suçunun Tanımı
İnsan ticareti suçu, uluslararası metinlerde ve mukayeseli hukukta
ülke yasalarında seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu-
nun sonucu olarak suçu oluşturan hareketlerden herhangi birinin fail
tarafından icrası ile suç oluşacaktır. Ancak insan ticareti tek bir suçtan
ziyade bir süreci de ifade etmektedir.
19
Temel olarak insan ticaretinin
üç aşamada oluştuğu kabul edilmektedir. Birinci aşama, suça konu
olan kişilerin tedariki aşamasıdır. İkinci aşama, tedarik edilen kişilerin
hedef ülke veya yere nakledilmesidir. Herhangi bir ülkeye yasadışı giriş
yapmak da bu aşamada mütalaa edilmektedir. Son aşama ise istismar
aşamasıdır ve mağdura çoğunlukla şiddetin uygulandığı aşama, bu
aşamadır.
20
Ekim 2000’de Amerikan Kongresi tarafından kabul edilen İnsan
Ticareti Mağdurları’nın Korunması Kanunu (Trafficking Victims Pro-
tection Act of 2000) insan ticaretini genel olarak “şiddet, baskı, sahtekarlık
ve hile ile kişileri, esaret veya benzeri koşullara tabi kılmak, fuhuşa veya cinsel
hizmetlere zorlamak, iç hizmetlerde kullanmak şeklinde zorla çalıştırmak veya
hizmet ettirmek, kötü çalışma koşullarına veya köleliğe varan iş mükellefiyetine
tabi kılmak amacıyla kişilerin tedarik edilmesi, kaçırılması, bir yerden bir yere
taşınması, barındırılması, sevk edilmesi, satılması veya alınmasını içeren her
türlü eylem” olarak tarif etmiştir.
21
Daha dar olan tanımlarda insan ticareti sadece cinsel amaçlı istismar
için ulusal sınırlar içinde veya sınırı aşacak şekilde insanların hareketini
18
Önok, s. 209; Kocasakal, s. 41.
19
Kevin Bales and Steven Lize, Trafficking in Persons in the United States-A Report
to the National Institute of Justice- Final Report, Croft Institute for International
Studies, University of Mississippi, USA. March 2005, s. 10; United Nations Office
on Drugs and Crime (UNODC), Trafficking in Persons: Global Patterns, April 2006, s.
57 (UNODC olarak anılacaktır).
20
UNODC, s. 57; Newman’a göre insan ticareti suçu dört aşamada gerçekleştirilmek-
tedir. Bu aşamalar; tedarik aşaması, nakil ve giriş aşaması, teslim ve pazarlama
aşaması, istismar aşamasıdır (Newman, s. 8, 9).
21
Bump/Duncan, s. 205; Klueber, s. 4.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
62TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
içeren uygulamalar olarak tarif edilmiştir.
22
Başka bir tanımda insan ticareti “şiddet veya şiddet tehdidi ile eko-
nomik amaçlı istismarı için kişinin kontrolü”nün elde tutulması olarak
belirtilmiştir.
23
Dar ve geniş birçok tanımı bulunmasına rağmen insan ticareti
suçunun üç temel unsuru vardır. Bunlar suçu oluşturan hareket, bu
hareketleri icrada kullanılan araçlar ve saiktir.
24
Suçu oluşturan hare-
ketler, 2000 tarihli protokole uygun olarak, kişilerin tedarik edilmesi,
nakledilmesi, sevk edilmesi, barındırılması ve kabul edilmesidir. Suçu
icrada kullanılan araçlar ise; tehdit, kuvvet kullanımı, baskı, kaçırma,
hile, aldatma, nüfuzun kötüye kullanılması, aczinden istifade, mağdur
üzerinde kontrol yetkisi olan kişiye bir takım çıkarlar sağlamaktır. Saik
ise kişinin istismarıdır. Bu istismar farklı şekillerde olmaktadır. Kişilerin
fuhşa yöneltilmesi, cinsel amaçlı istismarı, zorla çalıştırma, köleliğe veya
kölelik benzeri koşullara tabi tutma ve organların alınması bu saiklerin
içinde anılmaktadır.
25
III. Tarihsel Gelişim
İnsan ticareti suçunun tarihte ilk görülüş şekillerinden biri köleliktir.
Kölelik, insan medeniyeti kadar eski bir olgudur. Tarihte Mezopotam-
ya, Çin, Mısır ve Hint medeniyetleri gibi büyük medeniyetlerin hemen
hemen hepsi köleliği bir yaşam gerçeği olarak kabul etmişlerdir.
26
İncil ve Büyük Roma ve Yunan düşünürleri, kölelik olgusu kar-
şısında katı bir tutum almadıkları gibi, Aristo gibi bazı Yunan düşü-
nürleri köleliği şiddetle savunmuşlardır.
27
Kölelik Roma ve Yunan
İmparatorluk’ları döneminde altın çağını yaşamış ve insan ticareti
büyük ve karlı bir endüstri halini almıştır. Atina ve Sparta gibi birçok
Yunan şehrinde yaşayan insanların yarısı köle idi. Roma’da kölelik o
22
Dona M. Hughes and Tatyana Denisova, Trafficking in Women from Ukraine, Uni-
versity of Rhode Island and Zaporizhia State University Final Report, 2002, s. 10.
23
Bales/Lize, s. 10.
24
Bales/Lize, s. 10.
25
Ayrıca bkz., Bales/Lize, s. 10.
26
Masci, s. 282.
27
Masci, s. 282; aynı yönde bkz., Ahmet Özel, “Tarih Boyunca Savaş Esirleri ve Hukuk”,
İnsan Hakları Araştırmaları, Y. 2, S. 3, Ağustos/Aralık 2004, s. 82.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
63TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
kadar yaygındı ki sıradan bir insan bir veya iki köleyi idare edecek mali
güce sahipti.
28
Locke ve Voltaire’e kadar, 17 ve 18. yüzyıllarda insan özgürlüğü ve
onurunun tanımları yapılmamış ve bir kimseyi esaret altında tutmanın
ahlakiliği sorgulanmamıştır.
29
15. yüzyılda Avrupalı kaşif ve maceracıların, Asya, Afrika ve
Amerika’da yeni bölgelere deniz seyahatleri yapması, kölelik tarihin-
de yeni bir dönemi başlatmıştır. 1650 yılına kadar, Hollanda, İspanya,
Portekiz, Fransa ve İngiltere yeni koloniler kurmuş ve insanları esarete
tabi tutmuştur. 1500’lü yılların ortalarından 1800’lü yılların ortalarına
kadar yaklaşık 9 milyon Afrikalı, Brezilya ve Küba gibi Latin Amerika
ülkelerine, insanlık dışı koşullarda gönderilmiştir.
30
19. yüzyılın başlarından itibaren köleliğin hukuka aykırılığı tartışıl-
maya başlanmıştır. 1833 yılında İngiltere, İmparatorluk sınırları içinde
köleliği hukuka aykırı hale getirmiştir. 15 yıl sonra, 1848’de Fransa,
İngiltere’yi takip ederek kendi kolonilerinde köleliği kaldırmıştır. Ame-
rika Birleşik Devletleri’nde, 1863 yılında Abraham Lincoln’ün, Özgürlük
(Azat) Bildirgesi’ni (Emancipation Proclamation) yayınlamasından 2 yıl
sonra kölelik kaldırılmıştır. İspanya’da 1873 yılında, Küba’da 1886’da,
Brezilya’da ise 1888 yılında kölelik kaldırılmıştır. Uluslararası kuruluş-
lardan Milletler Cemiyeti 1926’da, Birleşmiş Milletler ise 1948’de İnsan
Hakları Evrensel Bildirgesi ile köleliği yasaklamıştır.
31
Günümüzde
kölelik tüm ülkelerde yasadışıdır ve uluslar arası hukukta emredici
nitelikte bir kural (jus cogens)
32
haline gelmiştir.
33
28
Masci, s. 282.
29
Masci, s. 285.
30
Masci, s. 285.
31
Masci, s. 283.
32
Jus Cogens ilkesi ilk kez Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 53. maddesinde
yer almıştır. Sözleşme jus cogens ilkesini; uluslar arası toplum tarafından tanınan
ve herhangi bir çekinceye bağlı kalmaksızın kabul edilen ancak uluslar arası hu-
kukun aynı karaktere sahip bir normu tarafından değiştirilebilen bir norm olarak
tanımlamıştır. İlke hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Jan Wouters ve Sten Verhoeven,
The Prohibition of Genocide as a Norm of Ius Cogens and Its Implications for the
Enforcement of the Law of Genocide, The Institute for International Law of Faculty of
Law of the University of Leuven, Working Paper No. 69-January 2005.
33
Masci, s. 287; uygulamada köleliğin halen sürdüğü görülmektedir. Moritanya’da
1980 yılında kölelik yasadışı ilan edildiği halde, uygulamada kalkmamıştır. Mısır ve
Benin’de köleler hala pamuk toplamakta, Fildişi Sahillerinde kakao ekmekte, Sierra
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
64TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
İslam hukukunda da kölelik tek yanlı ve kesin bir kararla kaldı-
rılmamıştır. Ancak köleliğin kaynağı yalnız savaş haline bağlanmıştır.
Ayrıca İslam hukukunda köle, annenin statüsüne tabidir. Yani köle
anneden doğan kişi köle olarak yaşamına devam edecektir. Bu kuralın
istisnası hür bir baba ile onun cariyesinden doğan çocuğun hür sayılma-
sıdır.
34
Ayrıca esirlere karşı baskı ve işkence yasağı da İslam hukukunda
mevcuttur.
35
Osmanlı topraklarında köle ve cariye ticareti yapan kişiler özellikle
I. Murad döneminden itibaren görülmeye başlanmıştır. Savaşların ar-
dından devletin beşte birlik payının dağıtılmasını müteakip kalan kişiler
savaş meydanında tacirlere satılmaktaydı. Savaş esirlerinin yanı sıra
kaçırılan kişiler de şehir merkezlerinde esir tacirlerince satılmaktaydı.
Kölelik 1847 yılında yayınlanan bir fermanla Osmanlı topraklarında
son bulmuştur.
36
IV. İnsan Ticareti Suçu İle İlgili Uluslararası Düzenlemeler
İnsan ticareti sorunu, sınır aşan özelliği nedeniyle birçok uluslar
arası sözleşmede düzenlenmiştir. İnsan ticaretine karşı polisiye tedbirleri
düzenleyen ilk sözleşme 18 Mayıs 1904 tarihli Beyaz Kadın Ticareti’nin
Kaldırılması için Uluslararası Anlaşma (International Aggrement for
the Suppression of the “White Slave Traffic”)’dır.
37
Sözleşme taraflara
ahlak dışı nedenlerle yurt dışından kadın veya kız tedarik edilmesi ile
ilgili bilgilerin koordinesinden sorumlu bir makam kurma zorunluluğu
getirmektedir.
Leone’de elmas madenlerinde çalışmakta, Uganda ve Kongo’da isyancılar için asker
olmaya zorlanmaktadır (Masci, s. 290); savaş esirleri ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz.,
Özel, s. 94 vd.
34
Hamdi Yusufoğlu, “Köle, kölelik”, www.sevde.de/islam_Ans/k/k2/kole.htm, (Eri-
şim: 28 Haziran 2006).
35
Özel, s. 88, 89.
36
www.tr.wikipedia.org/wiki/ Osmanl%C4%B1’da_k%C3%B6lelik.htm, (Erişim: 21
Haziran 2006).
37
Ivana Trávníćková/Marina Luptáková/Václav Nećada/Hana Pŕeslićková/Karla
Trdlicová, Trafficking in Women: The Czech Republic Perpective, Institute for Cri-
monology and Social Prevention, Prague April 2004, s. 36; Phyllis Coontz ve Catherine
Griebel, “International Approaches to Human Trafficking: The Call for a Gender/Sensitive
Perpective in International Law”, Women’s Health Journal, 4/2004, s. 49.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
65TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Ayrıca sözleşme ile yakınlarının talebi halinde söz konusu kadın-
ların ülkelerine gönderilmesini sağlamak taraf devletler için zorunlu
kılınmıştır.
38
Yaklaşık 6 yıl sonra 4 Mayıs 1910 tarihinde “beyaz kadın ticaretini”
düzenleyen ikinci uluslararası sözleşme (International Convention for
the Suppression of the White Slave Traffic) akdedilmiştir. Bu sözleşmede
dikkat çekici özellik, 18 Mayıs 1904 tarihli sözleşmenin aynı ad ile bu
sözleşmeye ek olarak yayınlanmasıdır. Sözleşmenin amacı giriş bölü-
münde; “beyaz kadın ticareti”
39
olarak bilinen “insan ticaretinin kaldırılması
için en etkili adımları atmak” olarak belirtilmiştir. Sözleşmede rızaları olsa
bile yaşı küçük kadın ve kızların başkalarının cinsel arzularının tatmini
için ahlak dışı amaçlarla kandırılması veya tedarik edilmesi suç olarak
düzenlenmiş ve cezalandırılması taraf devletlerden istenmiştir. Yaşı
küçük olmayan kadın ve kızların ise hile veya şiddet veya tehdit veya
yetkinin kötüye kullanılması veya herhangi surette bir cebir ile fuhuş
amacıyla kullanılması veya tedarik edilmesi cezalandırılacak bir eylem
olarak düzenlenmiştir. Ayrıca cezalandırılacak eylemlerin bazılarının
farklı ülke sınırları içerisinde gerçekleştirilmesinin bir önemi bulunma-
dığı belirtilmiştir.
40
Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Milletler Cemi-
yeti bünyesinde 30 Eylül 1921 tarihinde Kadın ve Çocuk Ticareti’nin
Engellenmesi Uluslararası Sözleşmesi (International Convention for
the Suppression of the Traffic in Women and Children) imzalanmıştır.
Sözleşmeye göre taraflar kadın ticaretine maruz kalan kişileri tespit et-
mek için uygun tedbirleri almakla yükümlü kılınmışlardır. Sözleşmede
1910 tarihli sözleşmenin 1 ve 2. maddesine uygun olarak, insan ticareti
suçunun kavramsal unsurları tanımlanmıştır. Sözleşmenin, 1910 tarihli
38
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 36; aynı şekilde bkz.,
Fafo Institute for Applied International Studies, Trafficking in Children for Labour and
Sexual Exploitation in the Balkans and Ukraine, Geneva 2004, s. 6 (Fafo olarak anılacaktır);
Global Alliance Against Traffic in Women, Human Rights and Trafficking in Persons: A
Handbook, Bangkok 2000, s. 20; Annuska Derks, Combating Trafficking in South-East
Asia, A Review of Policy and Programme Responses, International Organization for
Migration, Switzerland 2000, s. 8; Coontz/Griebel, s. 49.
39
“Beyaz Kadın Ticareti” (White Slave Trade) ilk kez 19. yüzyılın sonunda Josephine
Butler gibi feminist eylemciler tarafından rıza hilafına yapılan fuhuşu ifade etmek
için kullanılmıştır (Derks, s. 8).
40
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 35; Coontz/Griebel, s.
49.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
66TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
sözleşmeden farkı, suçun konusundadır. 1921 sözleşmesinde düzenle-
nen suçun konusu sadece kadınlar değil, çocuklar ve erkeklerdir. 1921
sözleşmesinde göze çarpan diğer bir fark ise, teşebbüsün ve iştirakin
de cezalandırılacak olduğunun ifade edilmesidir.
41
11 Ekim 1933 tarihinde kadın ve çocuk ticaretini engellemek için
yeni bir uluslararası sözleşme (International Convention for the Supp-
ression of the Traffic in Women of Full Age) akdedilmiştir. Sözleşmenin
1. maddesinde, başkasının arzularını tatmin etmek için rüştüne ermiş
kız ya da kadını, rızası olsa dahi, ahlak dışı amaçlar için tedarik eden,
kandıran veya buna izin veren kişinin, suçu oluşturan eylemler farklı
ülkelerde işlense dahi cezalandırılacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin 2.
maddesinde ise, halihazırdaki hukuk sistemleri 1. maddede yer alan
eylemleri cezalandırmak için yeterli olmayan tarafların, söz konusu
eylemleri cezalandırmaları için gerekli adımları atması istenmiştir.
42
Milletler Cemiyeti tarafından 1937 yılında hazırlanan öneriyi temel
alan 2 Aralık 1949 tarihli “İnsan Ticaretinin ve Fuhuş Amacıyla İstismarın
Önlenmesi Sözleşmesi” (Convention for the Suppression of the Traffic in
Persons and of the Exploitation of the Prostitution of Others), kendi-
sinden önceki sözleşmelerin önemli hükümlerini birleştiren bir sözleş-
medir. Sözleşme, taraflarına fuhuş amaçlı insan ticareti ile uğraşan ve
destekleyenlerin kovuşturulması ve cezalandırılması yükümlülüğünü
getirmektedir. Sözleşmenin 1. maddesinde; başkalarının arzularını
tatmin etmek için a. mağdurun rızası ile olsa bile, fuhuş amaçlı kişi
tedariki, kandırılması veya müsaade edilmesi, b. rızası olsa bile kişinin
fuhuş amaçlı istismarının cezalandırılması gerektiği belirtilmektedir.
Ayrıca sözleşmenin 3. maddesine göre, ulusal hukukun müsaade ettiği
ölçüde 1 ve 2. maddede yer alan eylemlere teşebbüs veya iştirakin de
cezalandırılması gerekmektedir.
43
20 Kasım 1989 tarihinde New York’ta kabul edilen ve 2 Eylül 1990’da
yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin
44
35. maddesinde, çocuğa
41
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 37; Coontz/Griebel, s.
49.
42
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 38; Coontz/Griebel, s.
49.
43
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 39.
44
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 9 Aralık 1994 tarih ve 4058 sayılı kanunla onay-
lanmıştır. Kanun 27 Ocak 1995 tarih ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
67TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
yönelik insan ticareti niteliğindeki eylemler düzenlenmiştir.
45
35. mad-
deye göre; “Taraf devletler, herhangi bir amaçla veya herhangi bir biçimde,
çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için
ulusal düzeyde ve ikili ve çok taraflı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri
al(mak)” zorundadır.
Palermo Protokolü olarak da bilinen “İnsan Ticaretinin, Özellikle
Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırıl-
masına İlişkin Protokol”, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan “Sınır
Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”ne ek olarak
oluşturulmuştur ve protokolün 1. maddesi sözleşmenin uygulama
alanını insan ticareti suçlarını da kapsayacak şekilde genişletmekte-
dir.
46
Sözleşmenin uygulama alanının protokolü de kapsayacak şekilde
genişletilmesinin en önemli sonuçlarından birisi, sözleşmede yer alan
delillerin elde edilmesi, suçluların iadesi ve suç gelirlerinin müsaderesi
gibi düzenlemelerin protokol açısından da geçerli olmasıdır.
Protokol insan ticareti suçunu tanımlamış ve buna benzer davra-
nışların taraf devletler tarafından suç halinde düzenlenmesi yükümlü-
lüğünü getirmiştir (m. 3, 5).
Protokol insan ticaretini; “kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma
tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu
kötüye kullanma kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde
denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına
kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden
bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması anlamına
gelir” olarak tanımlamaktadır. İnsan ticareti başka bir anlatımla, “farklı
araçlarla, kişileri istismar etmek için yerlerinin değiştirilmesi”
47
olarak tanım-
lanmaktadır. Tanım kişilerin tedarik edilmesinden, istismarına kadar
Türkiye Cumhuriyeti, sözleşmenin 17, 29 ve 30. maddeleri hükümlerini Anayasa’ya
ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak
yorumlama hakkını saklı tutmuştur.
45
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 40.
46
Aynı şekilde bkz., Gerald Staberock, “The Palermo Protokol: Protokol to Prevent,
Suppress and Punish Trafficking in Persons Especially Women and Children,
Supplementing the United Nations Convention Against Transnational Organized
Crime and Other Relevant Instruments”, Criminal Law Reform to Combat and Prevent
Trafficking in Human Beings in South-Eastern Europe, Lara Regional Seminar, Zagreb,
2-4 April 2003 Proceedings, s. 15.
47
Staberock, s. 15.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
68TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
birbirine bağlı birçok hareketten oluşmakta olup zincir içindeki tüm
kişiler suçun şeriki değil, failidirler.
48
İnsan ticareti suçunun çok boyutlu yapısının sonucu olarak, suç
ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili sözleşmeler sadece yukarıda yer
alanlar ile sınırlı değildir. Örneğin zorla çalıştırmaya ilişkin Uluslararası
Göç Örgütü’nün 29 ve 105 numaralı sözleşmeleri; göçmen işçilerle ilgili
Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarının Korunması Uluslararası Söz-
leşmesi; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi; Uluslararası Ekonomik,
Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi; çocuk işçilere yönelik Uluslararası
Göç Örgütü’nün 182 numaralı sözleşmesinde yer alan bazı hükümler
de insan ticareti suçu ile ilgilidir.
49
V. Mukayeseli Hukukta İnsan Ticareti Suçunun Düzenlenişi
2002 yılında Avrupa Birliği’nin, insan ticareti ile ilgili cezai hü-
kümlerde minimum standartları düzenleyen Çerçeve Kararı’nın kabul
edilmesinden sonra birçok üye ülke mevzuatlarını söz konusu karara
uygun olarak düzenlemiştir. Çerçeve Karar, insan ticaretinin, suistimal,
nakletme ve tedarik etme gibi değişik görünüşlerini cezalandırmıştır.
Bunun üzerine bazı ülkeler bu kararda yer alan yöntemi takip ederek
insan ticaretini tüm araç ve amaçları kapsayacak şekilde tek madde
halinde düzenlemişlerdir. Bazı ülkeler ise kanunlaştırma faaliyetlerinde
değişik yöntemler izlemişlerdir. Avrupa Birliği ülkelerinde insan ticareti
suçunu düzenleme yönünde ortaya çıkan eğilimler şunlardır. Birinci
grup ülkeler, yukarıda da bahsettiğimiz üzere Çerçeve Karar’ın yönte-
mini takip etmişler ve insan ticareti suçunun tüm görünüşlerini tek bir
maddede düzenlemişlerdir. Bunlara örnek olarak Hollanda, Slovenya,
Çek Cumhuriyeti, Macaristan gösterilebilir. Ancak birinci gruba dahil
ülkelerden bazılarında esaret ile ilgili hükümlerin ayrı maddelerde
düzenlendiği görülmektedir. Örneğin Avusturya (CK m. 104), İspanya
(CK m. 607bis), Portekiz (CK m. 159), Slovenya (CK m. 387) ve Hollan-
da (CK m. 274)’da esaret ile ilgili özel hükümler bulunmaktadır. İkinci
grupta bulunan ülkeler insan ticareti suçunun değişik görünüşlerini
farklı maddelerde düzenlemişlerdir. Örneğin Litvanya, CK’nın 147.
maddesinde kişinin transferini düzenlerken, 292. maddesinde sınır
48
Staberock, s. 15.
49
Truong/Angeles, s. 19.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
69TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ötesine yasa dışı naklini, 307. maddesinde cinsel amaçlı istismarını ceza-
landırmaktadır. Üçüncü grupta bulunan ülkeler, insan ticaretini amacına
göre farklılaştırmaktadır. Organ ticareti söz konusu ise bu farklı bir suç
olarak düzenlenmiştir. Örneğin Almanya’da iş gücünün istismarı veya
cinsel amaçlı istismar iki ayrı maddede düzenlenmiştir. Organ ticareti
Almanya’da Organ Ticareti Kanunu’nda düzenlenmektedir (m. 17-18).
İtalya ve Birleşik Krallıkta, cinsel istismar amacıyla insan ticareti, cinsel
amaçlı suçlar arasında ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Son grupta bu-
lunan ülkelerde çocuk ticareti ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Örneğin
İrlanda (1998 tarihli Çocuk Ticareti Kanunu m. 3), Estonya (CK m. 173)
ve Slovakya (CK m. 216b).
50
Kanada, 15 Aralık 2000’de Palermo Sözleşmesi’ni imzaladıktan
sonra ceza kanununda birçok değişiklik yapmıştır. Bu değişiklik özel-
likle organize suç örgütlerinin çökertilmesini amaçlayan suç kaynaklı
gelirlerin aklanması (Kanada Ceza Kanunu (KCK) m. 462. 31), suç gelir-
lerinin ele geçirilmesi (KCK m. 462. 37) gibi hükümleri kapsamaktadır.
KCK’da ne insan kaçakçılığını ne de insan ticaretini müeyyidelendiren
bir hüküm bulunmamaktadır. İnsan ticareti suçu Kanada’da 28 Haziran
2002 tarihinde yürürlüğe giren Göçmen ve Mülteci Korunması Kanunu
(Immigration and Refugee Protection Act)’nda düzenlenmiştir.
51
Amerika Birleşik Devletleri, insan ticareti suçunu ayrı bir kanunda
düzenleyen ülkeler arasındadır. İnsan Ticareti Mağdurları’ nın Korun-
ması Kanunu, insan ticaretini bir suç olarak düzenlemesinin yanı sıra,
insan ticareti suçunun faillerinin kovuşturulması ve cezalandırılması
ile bu tür eylemlerin önlenmesi için mağdurların korunması ve rehabi-
litasyonunu da düzenlemektedir.
52
Bulgaristan 1968 tarihli Ceza Kanunu’na 2000-2002 yılları arasında
yapmış olduğu eklemeler ile insan ticareti suçunu düzenlemiştir. “İnsan
Ticareti” başlıklı 9. Kısım, “Kişiliğe Karşı Suçlar” başlıklı 2. Bölümde 159a
maddesi ülke içinde işlenen insan ticareti suçlarını, 159b maddesi sınır
aşan nitelikli insan ticareti suçlarını, 159c maddesi ise tekerrür halinde
50
Boudewijn de Jonge, Eurojust and Human Trafficking-The State of Affairs, University
of Amsterdam, Amsterdam 2005, s. 20, 21.
51
Christine Bruckert ve Colette Parent, Organized Crime and Human Trafficking in Canada:
Tracing Perceptions and Discourses, Ottawa 2004, s. 12.
52
John R. Miller, “The United States’ Effort to Combat Trafficking in Persons”, An
Electronic Journal of the US Department of State, Vol. 8, No. 2, June 2003, s. 6.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
70TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
işlenen veya bir organize suç örgütü tarafından işlenen insan ticareti
suçlarını yaptırım altına almaktadır.
53
Arnavutluk hukukunda insan ticareti suçunu düzenleyen üç ayrı
hüküm bulunmaktadır. Bunlar genel olarak insan ticaretini düzenle-
yen CK m. 110,
54
fuhuş amaçlı kadın ticaretini düzenleyen CK m. 114b
55
ve çocuk ticaretini düzenleyen CK m. 128b’dir.
56
Arnavut CK’nın 110a
maddesi insan ticaretini “maddi çıkar veya diğer herhangi bir çıkar amacıyla
insanın ticareti” olarak tanımlamaktadır. Ceza kanununda yer alan ta-
nım çok muğlak ve geniş olduğu yönünde doktrinde eleştirilmiştir. Bu
haliyle insan ticareti ile göçmen kaçakçılığı arasındaki farkın maddeden
çıkarılmasının imkansız olduğu belirtilmiştir.
57
Hırvat Ceza Kanunu’nda insan ticareti suçu ile bağlantılı üç suç
düzenlenmiştir. Bunlar; 177. maddede düzenlenen kişilerin ülke sınır-
larından yasadışı sevki, 178. maddede düzenlenen uluslar arası fuhuş
ve son olarak 175. maddede düzenlenen köleliğe tabi kılma ve kölelerin
nakli. Ancak söz konusu suçlardan hiç birisi Palermo Protokolü’nde yer
alan insan ticareti suçu tanımını karşılamamaktadır.
58
İnsan ticareti ile ilgili detaylı hükümleri yeni ceza kanununa dahil
eden Moldova’da, genel olarak insan ticaretini düzenleyen bir hükmün
yanı sıra (CK m. 165), çocuk ticareti (CK m. 206), fuhuş için aracılık etmek
53
ENACT, s. 30; Bulgar hukuku için ayrıca bkz., Georgina Vaz Cabral Jaritz, “Inter-
national and National Expert Opinions and Comments on Criminal Law Reform in
South-Eastern Europe-Bulgaria”, Criminal Law Reform to Combat and Prevent Trafficking
in Human Beings in South-Eastern Europe, Lara Regional Seminar, Zagreb, 2-4 April 2003
Proceedings, s. 28.
54
7 Ocak 1995 tarih ve 7895 sayılı Ceza Kanunu’na, 24 Ocak 2001 tarih ve 8733 sayılı
Kanun’un 28. maddesi ile ilave edilmiştir.
55
7 Ocak 1995 tarih ve 7895 sayılı Ceza Kanunu’na, 24 Ocak 2001 tarih ve 8733 sayılı
Kanun’un 30. maddesi ile ilave edilmiştir.
56
7 Ocak 1995 tarih ve 7895 sayılı Ceza Kanunu’na, 24 Ocak 2001 tarih ve 8733 sayılı
Kanun’un 35. maddesi ile ilave edilmiştir.
57
Maria Grazia Giammarinaro, “International and National Expert Opinions and
Comments on Criminal Law Reform in South-Eastern Europe-Albania”, Criminal
Law Reform to Combat and Prevent Trafficking in Human Beings in South-Eastern Europe,
Lara Regional Seminar, Zagreb, 2-4 April 2003 Proceedings, s. 18.
58
Gerald Staberock, “International and National Expert Opinions and Comments on
Criminal Law Reform in South-Eastern Europe-Croatia”, Criminal Law Reform to
Combat and Prevent Trafficking in Human Beings in South-Eastern Europe, Lara Regional
Seminar, Zagreb, 2-4 April 2003 Proceedings, s. 34 (Staberock, Croatia olarak anıla-
caktır).
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
71TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
(CK m. 220), çocuğun yurtdışına yasadışı nakli (CK m. 207), adam ka-
çırma (CK m. 164), zorla çalıştırma (CK m. 168) da düzenlenmiştir.
59
VI. İnsan Ticaretinin Tahmini Boyutları
İnsan ticareti suçu çoğunlukla ve zorunlu olarak organize suç
örgütleri tarafından işlendiğinden dolayı, dünya genelinde yasa dışı
insan ticaretinin boyutları konusunda kesin istatistikler mevcut değil-
dir.
60
Ayrıca insan ticareti suçunun doğası gereği gizli olması, olayların
tespitinde ve kayıtlara girilmesindeki sorunlar, insan ticareti suçuna
ilişkin güvenilir istatistiklerin tutulmasını güçleştirmektedir.
61
Topla-
nan bazı istatistiklerin ülkeler arası hareketi içermesi ve ülke içindeki
insan ticaretini göz ardı etmesi, bazılarının ise belli bir andaki rakamları
içermesinden ve yıl geneline yayılmamasından dolayı hatalar içerdiği
belirtilmektedir.
62
Problemin boyutlarını tespit etmek için değişik yön-
tembilimler kullanılmaktadır. 2000 yılında yapılan bir çalışmada dünya
çapında her yıl 700.000 ile 4 milyon arasında kadın ve çocuğun yasa
dışı insan ticaretine maruz kaldığı ifade edilmiştir.
63
Amerikan Adalet
Bakanlığı’nın 1998 yılı tahminlerine göre ise dünya çapında yıllık 700.000
ile 1 milyon arasında kadın ve çocuk, insan ticaretine maruz kalmak-
tadır. Amerika’da eyaletler arasında ve Amerika’ya yapılan kadın ve
çocuk ticaretinin miktarı ise yıllık 50.000 olarak tahmin edilmektedir.
64
59
Maria Grazia Giammarinaro, “International and National Expert Opinions and Com-
ments on Criminal Law Reform in South-Eastern Europe-Moldova”, Criminal Law
Reform to Combat and Prevent Trafficking in Human Beings in South-Eastern Europe, Lara
Regional Seminar, Zagreb, 2-4 April 2003 Proceedings, s. 45 (Giammarinaro, Moldova
olarak anılacaktır).
60
Bump/Duncan, s. 203; Omelaniuk, s. 1.
61
Mike Kaye, The Migration/Trafficking Nexus, Combating Trafficking Through the Protection
of Migrants’ Human Rights, United Kingdom 2003, s. 4.
62
Kaye, s. 4.
63
Bump/Duncan, s. 203; Omelaniuk, s. 1; Janice G. Raymont, “Introduction”, A Com-
parative Study of Women Trafficked in the Migration Process, Patterns, Profiles and Health
Consequences of Sexual Exploitation in Five Countries (Indonesia, the Philippines, Thailand,
Venezuela and the United States), s. 1; Jennifer Margaret Cameron, Reframing Deve-
lopment? Human Trafficking Prevention in Thailand and Cambodia, The Norman
Paterson School of International Affairs, A Thesis of Master of Arts (Yayınlanma-
mıştır), Ottawa 2004, s. 18.
64
Klueber, s. 1; Assessment of US Activities to Combat Trafficking in Persons, USA.
August 2003, s. 3; Omelaniuk, s. 1.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
72TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
2003 Mayıs ayında Amerikan Hükümeti tarafından yapılan başka bir
tahminde Amerika Birleşik Devletleri’ne yıllık olarak 18.000 ila 20.000
arasında kişinin insan ticareti yolu ile sokulduğu ifade edilmektedir.
65
Uluslararası Göç Örgütü ve bazı hükümet dışı kuruluşlar, 2001 yılında
insan ticaretine maruz kalan kadın ve çocuk sayısının 2 milyon olduğunu
belirterek, insan ticaretine maruz kalan kişi sayısının Amerikan Adalet
Bakanlığı tahminlerinden daha fazla olduğunu ifade etmiştir.
66
VII. Suç İle Korunan Hukuki Menfaat
İnsan ticareti suçunda korunan hukuki yarar birden fazladır. İnsa-
nın doğuştan gelen ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile garanti
altına alınan hakları ve onuru öncelikle korunan hukuki menfaatler-
dendir.
67
İnsan ticareti suçu ile kişinin iradesi ifsada uğratılmakta, rızası
elde edilmekte ve bu suretle bir takım özgürlükleri kısıtlanmaktadır.
Dolayısıyla suç ile korunan hukuki menfaat; kişinin irade özgürlüğü
(iç özgürlüğü) ve serbestçe hareket edebilme hürriyetidir (dış özgürlü-
ğü).
68
Ayrıca cinsel amaçlı istismarda kamu sağlığı ve kamu ahlakı da
korunan menfaatlerdendir.
69
Geniş anlamda ise, insan ticareti suçu ile
kamu düzeni korunmaktadır.
70
VIII. İnsan Ticareti Suçunun Unsurları
A. Genel Olarak
İnsan ticareti ile mücadelede en etkin yollardan birisi insan ticareti
eylemlerinin ülke mevzuatlarında suç olarak düzenlenmesidir. Ancak
65
Assessment of US Activities to Combat Trafficking in Persons, s. 3; Amerikan Hükümeti
tarafından yapılan iki tahmin arasındaki göze çarpan farklılık insan ticareti suçundaki
yeni eğilimlerden ziyade verilerin toplanması ve değerlendirilmesindeki gelişmeler-
den kaynaklanmaktadır (Assessment of US Activities to Combat Trafficking in Persons,
s. 4).
66
Klueber, s. 1; İnsan ticareti suçunun mağdur ve failleri konusunda bölgelere göre
yapılan çalışmalar için bkz., Frank Laczko ve Elzbieta Gozdziak (Editors), Data and
Research on Human Trafficking: A Global Survey, Special Issue of International Migration,
Vol. 43 (1/2), Switzerland 2005, s. 1 vd. farklı rakamlar için bkz., Graycar, s. 1.
67
Önok, s. 207; benzer şekilde bkz., Arslan, s. 156; Koca, s. 146.
68
Koca, s. 146; Kocasakal, s. 60.
69
Önok, s. 207.
70
Çetin Arslan, “İnsan Ticareti Suçu (TCK m.201/b)”, Türk İdare Dergisi, S. 446, Mart
2005, s. 156.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
73TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
bu durum insan ticareti ile mücadelede ilk adımlardan birisidir ve tek
başına yeterli değildir. Mücadele için kurulmuş etkin bir idari yapı, güç-
lü bir hukuk sistemi ve güvenilir soruşturma ve kovuşturma birimleri
de mücadele için olmazsa olmaz unsurlar arasındadır. Bu konudaki
araştırmalar göstermektedir ki, adli ve idari kollukların insan ticareti
failleri ile ortak çalıştığı olay sayısı çok fazladır. 2003 yılında Rusya’da
insan ticareti ile uğraşan her bir suç örgütünün ayda yaklaşık 100.000
dolar kazandığı ve bu oranın % 50 ile 70’ini rüşvet olarak Rus kamu
görevlilerine verdiği ifade edilmektedir. Ayrıca delil bulmanın zorluğu,
suç mağdurlarının çoğunlukla sessiz kalmayı tercih etmesi, ülkelerin
ekonomik yapıları, ailenin kişi üzerindeki yetkisini kötüye kullanması
gibi nedenler de, insan ticareti suçu ile mücadeledeki zorluklardan-
dır.
71
Palermo Protokolü, ülkemiz tarafından 13 Aralık 2000 tarihinde
imzalanmış ve 30 Ocak 2003 tarih ve 4804 sayılı kanun
72
ile onaylana-
rak iç hukuka aktarılmıştır. Protokolün 3. maddesinde yer alan “insan
ticareti” tanımı ilk kez 2001 TCK tasarısına göçmen kaçakçılığı suçu ile
birlikte eklenmiştir. İnsan ticareti suçu hukukumuzda ilk kez 3 Ağustos
2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun
73
2. maddesi gereğince 765 sayılı Türk
Ceza Kanunu’na 201b maddesinin eklenmesi ile düzenlenme imkanına
kavuşmuştur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda
yer alan düzenlemeyi unsurları açısından korumuştur.
74
“İnsan Ticareti”
suçu, Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının, “Uluslararası Suçlar” baş-
lıklı birinci kısmının “Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti” başlıklı ikinci
71
Emily E. Schuckman, “Antitrafficking Policies in Asia and the Russian Far East : A
Comparative Perspective”, Demokratizatsiya, Vol. 13, s. 87; benzer şekilde bölgesel
çatışmaların olduğu bölgelerde konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barışı Koruma
Gücü ve uluslararası polisin insan ticareti faaliyetlerini teşvik ettiği ifade edilmiştir.
Özellikle Bosna-Hersek’te savaş sonrası (1995’den sonra) 8 yıl boyunca cinsel amaçlı
kadın ve kız ticaretinin arttığı belirtilmiştir. Uluslararası polis, insan tacirlerinden
rüşvet kabul ederek, kadın alım-satımına iştirak ederek, mağdur kadınların hizmet
verdiği yerlerden hizmet satın alarak insan tacirlerinin işlerini kolaylaştırmaktadır
(H. Patricia Hynes, “On the Battlefield of Women’s Bodies: An Overview of the Harm
of War to Women”, Women’s Studies International Forum 27, 2004, s. 440; United States
of America, Department of State, Trafficking in Persons Report, June 2005, s. 11).
72
4 Şubat 2003 tarih ve 25015 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
73
9 Ağustos 2002 tarih ve 24841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
74
Sınar, s. 185.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
74TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
bölümünde, 80. maddede düzenlenmiştir.
75
Madde metninde suç; “(1)
Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esarete veya benzeri uygulamalara tabi
kılmak, vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla, tehdit, baskı,
cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzunu kötüye kullanmak, kandırmak veya
kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak
rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik eden, barındıran kimseye sekiz
yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası verilir. (2)
Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu
takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. (3) On sekiz yaşını doldurmamış olan-
ların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir
yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları
hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci
fıkrada belirtilen cezalar verilir. (4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında
da güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenle-
me ile 765 sayılı TCK’nın 201b maddesinden, kanun koyucu iki yönden
ayrılmıştır. Birincisi suçun yaptırımı yönündendir. 765 sayılı TCK’da
suçun yaptırımı “beş yıldan on yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az
olmamak üzere ağır para cezası” iken, 5237 sayılı TCK’da suçun basit şekli-
nin yaptırımı artırılarak hapis cezası sekiz yıldan on iki yıla çıkarılmış ve
on bin güne kadar adli para cezası verilmesi hükme bağlanmıştır. İkinci
olarak; 201b maddesinin son fıkrasında bulunan ve suçun örgütlü olarak
işlenmesi halinde cezanın artırılacağını düzenleyen hüküm çıkarılmış
ve yeni düzenlemede son fıkrada suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında
güvenlik tedbirleri uygulanacağına ilişkin hükme yer verilmiştir.
76
B. Fail
İnsan ticareti suçu fail bakımından bir özellik göstermemektedir.
77
Söz konusu suçun faili herkes olabilir.
İnsan ticareti suçunu oluşturan maddi hareketlere göre failleri
75
765 sayılı TCK’nda insan ticareti suçu “Hürriyet Aleyhine İşlenen Suçlar” arasında
düzenlenmekte iken 5237 sayılı TCK’nda “Uluslararası Suçlar” başlığı altına alın-
mıştır.
76
Bkz., Sınar, s. 185, 186; Önok, s. 206, 207.
77
Bkz., Önok, s. 207; Arslan, s. 157; Koca, s. 147; Kocasakal, s. 61; Hakan Hakeri,
“Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suçları (TCK 201/a ve 201/b)”, Kamu Hukuku
Arşivi, C. VII, S. 1, Mart 2004, www.akader.org/khuka, (par. 83) (Erişim: 15 Ağustos
2006).
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
75TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
şu şekilde tespit edebiliriz; “Tedarik eden” olası mağdurları bulan ve
kaynak ülkede çalışan kişidir. Araştırmalar tedarik edenin, mağdur ile
genellikle aynı bölgeden gelen, aynı kültürün üyesi ve yerel toplumda
saygı duyulan bir kişi olduğunu göstermiştir.
78
Ayrıca tedarik edenin,
mağdur ile yakın ilişkide bulunduğu ve yabancı biri olmadığı da bilin-
mektedir.
79
Tedarik edenin insan ticareti suçunda rolü iki şekilde ortaya
çıkar. Öncelikle tedarik eden, mağdura iş teklifini yapmakta ve mağduru
başka bir kişiye devretmektedir. İkinci olarak mağdurun diğer kişiler
ile irtibatını sağlamaktadır.
80
“Kaçıran”, mağdurun veya mağdur üzerinde hukuki yetkiye sahip
olan kişilerin rızası hilafına, mağduru hukuki alanından çıkarıp kendi
hukuki alanına sokan kişidir. Kaçırma fiili de sonuç olarak mağdurun
tedarikine yönelik olmasına rağmen, mağdurun rızasının olmamasın-
dan dolayı gerek Palermo Protokolü’nde gerekse de madde metninde
ayrıca zikredilmiştir.
“Bir yerden başka bir yere götüren (nakleden)”, mağdurların kaynak
ülkeden ayrılarak, hedef ülkeye hava yolu, deniz yolu veya kara yolu
ile sevkini sağlayan kişidir. Genellikle organize suç örgütünün yapısı
hakkında bilgi sahibi olmayan bir kişidir. Suç örgütünün kendisi ile
irtibat kuran kişileri ile faaliyetlerini yürütür.
81
“Sevk eden”, mağdurun bir yerden başka bir yere götürülmesini
sağlayan kişidir.
“Barındıran”, kendi egemenlik alanına girmiş olan mağduru bir yere
yerleştiren ve orada yaşamasını sağlayan kişidir.
82
İnsan ticareti suçunun faili bir özellik göstermemekle birlikte failler
çoğunlukla organize suç örgütü üyesidir.
83
Bu suç örgütlerinin üyele-
78
Graycar, s. 13.
79
Anette Brunovskis ve Grui Tyldum, Crossing Borders An Empirical Study of Transna-
tional Prostitution and Trafficking in Human Beings, Fafo-report 426, Norway 2004, s.
57.
80
Brunovskis/Tyldum, s. 63.
81
Graycar, s. 13.
82
Bkz., Önok, s. 208.
83
Klueber, s. 2; Feingold insan ticareti suçunun çoğunlukla organize suç örgütleri
tarafından işlendiği fikrine katılmamaktadır. Yazar, Güneydoğu Asya gibi birçok
bölgede insan ticaretinin çoğunlukla organize olmayan bir suç olduğunu, faillerin
genellikle kişiler veya özel oluşturulmuş küçük gruplar olduğunu belirtmektedir.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
76TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
rinin çoğu ise erkektir.
84
Eskort servisleri, barlar, genelevler, kulüpler,
sokak çeteleri ve mafya gibi organize işler ve suç örgütleri insan ticareti
için eleman teminini yapmaktadırlar. Özellikle Amerikan askerlerinin,
Kore, Vietnam ve Japonya gibi ülkelerden, Amerikan seks endüstrisi için
kadın teminine yardımcı olduğu bazı yazarlarca ifade edilmektedir.
85
İnsan ticareti suçu faillerinin bağlı olduğu suç örgütlerinin bü-
yüklüğü ülkelere göre değişmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik
Devletleri’nde yapılan araştırmalara göre; insan tacirleri genellikle
ulusal veya uluslararası organize suç örgütlerine mensup değildirler.
Söz konusu tacirler küçük organize suç örgütlerinin birer üyesi olarak
veya bireysel olarak faaliyet göstermektedir.
86
Ancak Ukrayna söz ko-
nusu olduğunda, insan ticareti suçu çoğunlukla yapılaşmış organize
suç örgütleri tarafından işlenmektedir.
87
Rusya ve Hırvatistan’da, bu
noktada Ukrayna’ya benzer özellikler göstermektedir.
88
2002 yılında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Madde ve Suç Ofisi
tarafından 16 ülke ve bir bölgede yapılan çalışmada 40 organize suç
örgütü ele alınmış ve incelenmiştir. 40 organize suç örgütünden 8
adedinin insan ticareti suçu ile uğraşmakta olduğu tespit edilmiştir. 8
adet suç örgütünün, 6 adedi diğer suçların yanı sıra insan ticareti suçu
ile uğraşırken, 2 adedi sadece insan ticareti suçunu işlemek için oluş-
turulmuştur. Diğer suçların yanı sıra insan ticaretini suçunu da işleyen
6 adet organize suç örgütü, hiyerarşik yapıya sahip, güçlü disiplin ve
kontrolü bulunan gruptur. Söz konusu gruplar tek bir lider tarafından
yönetilmekte, güçlü sosyal ve etnik bağlara sahip, suçun icrası için yerine
getirilmesi gereken şiddet ve tehdit gibi araçları uygulayacak gerekli
donanıma sahiptir. Ana faaliyet alanı insan ticareti olan iki organize
suç örgütü ise sınırlı sayıda bireylerden oluşmuş, birbirlerine akrabalık
İnsan tacirlerinin standart bir profilinin bulunmadığını da ifade etmektedir (David
A. Feingold, “Human Trafficking”, Foreign Policy, September-October 2005, s. 26);
faillerin çoğunlukla organize suç örgütü üyesi oldukları hakkında bkz., Richard
L. Hoffman, “The Present Situation of the United States Relating to Traffficking in
Human Beings and Smuggling of Migrants”, UNAFEI Resource Material Series No.
62, Tokyo 2004, s. 70; Hakeri, (par. 83).
84
Klueber, s. 8.
85
Raymond/Hughes, s. 9.
86
Klueber, s. 16.
87
Klueber, s. 8.
88
Klueber, s. 9.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
77TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
bağları olan gruptur. Bunlar nadiren sosyal veya etnik kimliğe sahiptir,
çıkar amaçlı ve faydacı yapıya sahiptir.
89
C. Mağdur
İnsan ticareti suçunun mağduru, suça maruz kalan kişidir. Mağ-
durun tanımlanması, mağdura yapılacak yardım ve koruma için önem
taşımaktadır. Ayrıca söz konusu suçta mağdurun şahitliği, yargı organ-
larının elindeki en büyük delillerden birisidir.
90
İnsan ticareti suçunun
mağduru özellik taşımamaktadır, erkek veya kadın herkes bu suçun
mağduru olabilir.
Söz konusu suçun mağduru, zorla çalıştırılmak veya hizmet etti-
rilmek, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılınmak veya vücut
organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla, kendilerine karşı tehdit,
baskı, cebir veya şiddet uygulanmak, üzerindeki nüfuz veya denetim
olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmak veya kandırılmak
suretiyle rızaları fesada uğratılan ve bu suretle tedarik edilen, kaçırı-
lan, bir yerden başka bir yere götürülen, sevk edilen veya barındırılan
herhangi bir kimsedir.
91
Özellikle ekonomik açıdan yetersiz bölgelerde bulunan kadınların-
dan birçoğu insan ticareti suçunun mağduru olabilmektedir.
92
Çok yay-
gın olarak yurtdışında çalışma (genellikle fotomodel, garson, hizmetçi,
dadı ve hatta öğrenci olarak) vaatleri içeren reklamlara kanan kadınlar
insan tacirlerinin ağına düşmektedir.
93
Bazen insan taciri, insan ticareti
eylemlerini maskelemek için yasal işleri paravan olarak kullanmaktadır.
Bu paravan iş; sahte evlilik, model veya iş bulma acenteleri, gece kulü-
89
UNODC, s. 68, 69.
90
UNODC, s. 75.
91
Bkz., Arslan, s. 158.
92
Raymond/Hughes, s. 10; Klueber, s. 9; Musacchio, s. 1015.
93
İnsan tacirlerinin mağdurları kandırmak için kullandığı esas yol iş vaadidir. Ulus-
lararası Göç Örgütü’nün verilerine göre mağdurların %56’sına iş teklifi yapılmak-
tadır (Omelaniuk, s. 5); United States v. Satia davasında kız çocuğu olan mağdur
Amerika’da eğitim alma vaadiyle kandırılmıştır. Aynı şekilde United States v. Cadena
davasında Meksikalı kadın ve kızlar iş vaadiyle kandırılmış ancak tacirler tarafın-
dan fuhuş yaptırılmıştır (USDepartment of Justice Civil Rights Division, Report on
Activities to Combat Human Trafficking Fiscal Years 2001-2005, Washington DC 2006,
s. 2); Hughes/Denisova, s. 14; Musacchio, s. 1016.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
78TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
bü işletmeciliği gibi değişik görünümlerde karşımıza çıkabilmektedir.
94
Ülkemizde işlenen insan ticareti suçlarında da mağdurlar ekonomik
açıdan yetersiz kişilerden oluşmaktadır. 2005 yılında Türkiye’de insan
ticareti suçunun mağduru olup, Uluslararası Göç Örgütü tarafından
kendilerine yardım yapılan 77 kişinin %80’i ülkelerinde günde 2 do-
lardan daha az kazanmaktadır ve Dünya Bankası standartlarına göre
yoksul statüsündedir.
95
Yaşamlarını kazanmak amacıyla iş bulmak zorunda olan kadınlar
yabancı ülkelere seyahat etmek için göçmen tacirleri ile irtibata geç-
mektedirler. Göçmen taciri ile mağdur arasında, hedef ülkede varış
anında ödenecek ücreti de içeren bir sözleşme imzalanmaktadır. Bu
sözleşmede kadınlar 5.000 ile 50.000 Amerikan Doları arasında bir mik-
tarı borçlandırılmaktadırlar. Hedef ülkede mağdur kadınlar borçlarını
ödemek için fuhuşa zorlanmaktadırlar.
96
Çoğunlukla mağdur kadınların,
tehdit veya hedef ülke kolluk kuvvetlerine teslim edileceği korkusu
ile iradeleri ifsat edilmekte olduğundan fuhuştan başka alternatifleri
kalmamaktadır. Hedef ülkede borçlarını ödeme imkanı bulan az sayıda
kadın göz ardı edilirse, kalan mağdurların çoğu başka tacirlere veya
genelevlere satılmaktadır. Bu durum yeni borçların ortaya çıkması ile
sonuçlanmakta, mağdurlar mevcut borçlarını tamamen ödeme imkanı
bulamamaktadır.
97
İnsan ticareti mağdurlarının hepsinin yoksul, eğitimsiz insanlar
olduğu yönünde yaygın bir inanış bulunmaktadır. Bununla birlikte
araştırmalar göstermektedir ki, insan ticareti mağdurlarının çoğu lise ve
yüksek okul mezunudurlar ve bu eğitimlerini, kendilerinin ve ailelerinin
yaşam düzeylerini yükseltmek için kullanma yönünde isteklidirler.
98
Örneğin Çek Cumhuriyeti’nde insan ticareti suçunun mağdurları
genel olarak işsizliğin çok yüksek olduğu bölgeler ile cinsel amaçlı
kullanım için talebin yüksek olduğu turistik bölgelerden gelmektedir
94
Klueber, s. 7; Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 2; Hug-
hes/Denisova, s. 14.
95
Türkiye, İnsan Ticareti & Eğilimler 2005, Uluslararası Göç Örgütü, Ankara Ocak 2006,
www.countertrafficking.org/tr/pdf/2005_turkiye_insan_ticareti_ve_eğilimler.pdf,
s. 6 (Erişim: 29 Haziran 2006) (Türkiye, İnsan Ticareti olarak anılacaktır).
96
Klueber, s. 7; Omelaniuk, s. 5; Raymond/Hughes, s. 11.
97
Klueber, s. 7, 8.
98
Klueber, s. 7.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
79TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
(Kuzey Bohemia, Batı Bohemia, Kuzey Moravia, Güney Moravia, Prag
ve Brno). Potansiyel mağdurlar genellikle zorlu yaşam koşullarında
bulunan ve kazançlarından memnun olmayan kadınlar ile halihazırda
fuhuş sektöründe çalışanlardır.
99
Romanya’da insan ticareti suçuna maruz kalanların büyük çoğun-
luğu çocuklardır. Bunlar genelde 14 ile 17 yaş arasında, sosyo-ekonomik
problemi olan ailelerden gelen, nispeten düşük eğitim seviyesine sahip,
eğitim seviyesinin düşüklüğü ve yaşadıkları bölgelerdeki ekonomik ye-
tersizliklerden dolayı ülkelerinde bir şeyler edinebilmek için şanslarının
olmadığını düşünen, yurt dışındaki hayat hakkında yanlış izlenimleri
olan kişilerdir.
100
İnsan ticareti suçunda mukayeseli hukuk ve uluslararası metinler
çocukların korunmasına, henüz fiziksel ve zihinsel gelişimlerini ta-
mamlayamaması ve özel bakıma ihtiyaç göstermesinden dolayı özel
önem vermektedir. 20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin
1. maddesi 18 yaşına kadar her insanı çocuk olarak kabul etmektedir.
Palermo Protokolü de benzer bir yaklaşımla 3. maddesinde 18 yaşın
altındaki herkesin çocuk kabul edileceğini belirtmektedir. Mukayeseli
hukukta Alman Ceza Kanunu’na göre çocuk 14 yaşına henüz ulaşama-
yan kişi olarak kabul edilmektedir ve 14-17 yaş arasındaki çocuklar ile
ilgili eylemler kadın ticareti suçu kapsamında değerlendirilmektedir.
101
Portekiz hukukunda 16 yaşın altındakiler insan ticareti suçu bakımın-
dan çocuk sayılmaktadır (CK 176-2 ve 3). 16 ve 17 yaşındaki çocuklar
insan ticareti suçunda yetişkin kabul edilmektedir.
102
İrlanda, çocuğun
cinsel amaçlı istismarı suçunun oluşumu için mağdurun 15 yaşın altında
olmasını aramaktadır.
103
Türk hukukunda insan ticaretine maruz kalan mağdurun 18 yaşın-
dan küçük olması durumunda, suça ait araç fiillerden birisine başvurul-
mamış dahi olsa, suç tipinde yer alan eylemin icrası ile suç tamamlanmış
olacaktır (TCK m. 80/3). Ancak mağdurun 18 yaşından büyük olması
99
Trávníćková/Luptáková/Nećada/Pŕeslićková/Trdlicová, s. 2.
100
The Research Institute for the Quality of Life and Save the Children Romania, Rapid
Assesment of Trafficking in Children for Labour and Sexual Exploitation in Romania, Buc-
harest 2003, s. 19.
101
Vaz Cabral, s. 22.
102
Vaz Cabral, s. 22.
103
Vaz Cabral, s. 22.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
80TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
durumunda suçun oluşabilmesi için suç tipinde yer alan eylemlerin araç
fiillerden birine başvurularak işlenmesi gerekmektedir.
104
Türkiye’de, 2005 yılında yapılan çalışmalara göre, 469 insan ticareti
mağduru tespit edilmiştir. Bu sayının belirlenen tüm mağdurların %
10’una eşit olduğu ve Türkiye’de insan ticareti mağduru 4690 kişinin
bulunduğu belirtilmiştir. İnsan ticareti mağdurlarının % 60’ı Moldova
ve Ukrayna’dan gelmektedir. Mağdurların ülkeye girişinde İstanbul %
59 ile en çok tercih edilen kapıdır.
105
Türkiye’deki insan ticareti mağdurlarının büyük çoğunluğu orta-
okul mezunundur ve lise mezunlarının sayısı üçte birden daha azdır.
Mağdurlar genellikle arkadaş olarak yaklaşan kişiler veya akrabaları
tarafından (% 86)
106
insan ticaretine maruz bırakılmaktadır. Mağdurlara
karşı araç olarak çocuklarına veya ailelerine yönelen öldürme tehditleri
kullanılmaktadır. Mağdurlar çoğunlukla 18-24 yaş arası kişilerdir (%
58) ancak 18 yaşın altında (% 3) veya 30 yaşın üstünde (% 11) mağdur-
lar da bulunmaktadır. Mağdurlar büyük oranda cinsel sömürü (% 94)
amacıyla kullanılmaktadır.
107
D. Suçun Maddi Konusu
Suçun maddi konusu hareketin yöneldiği kişi ya da şeydir.
108
İnsan
ticareti suçunun maddi unsurunu oluşturan eylemler (tedarik etmek,
kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek, sevk etmek ve barın-
dırmak) ile araç fiillerin (tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak,
nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim
104
Bu durum doktrinde eleştirilmiş ve 18 yaşını doldurmamış olanlar arasında da
ayırım yapılması, 12 yaşından küçük olanlar için cebir, şiddet, tehdit gibi araç hare-
ketlere başvurulmaksızın eylemin gerçekleştirilmesi suçun ağırlatıcı nedeni olarak
düzenlenmesi, 12-18 yaş arasındakiler için kanundaki düzenlemenin devam etmesi
gerektiği belirtilmiştir (Koca, s. 148).
105
Türkiye, İnsan Ticareti, s. 6
106
Diğer yöntemler kaçırma (% 7), gazete/iş bulma ajansı (% 2) ve bilinmeyen (% 5)’tir
(Türkiye, İnsan Ticareti, s. 11)
107
Türkiye, İnsan Ticareti, s. 8 vd.
108
Mehmet Emin Artuk/Ahmet Gökcen/A. Caner Yenidünya, 5237 Sayılı Yeni TCK’ya
Göre Hazırlanmış Ceza Hukuku Genel Hükümler I, Yeniden Gözden Geçirilmiş 2. Bası,
Ankara 2006, s. 469; Yüksel Ersoy, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2002, s. 71;
Faruk Erem/Ahmet Danışman/Mehmet Emin Artuk, Ceza Hukuku Genel Hükümler,
Ankara 1997, s. 236 vd.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
81TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde
etmek) yöneldiği kişi/kişiler aynı zamanda çalışma konumuz olan su-
çun maddi konusunu oluşturmaktadır.
109
İnsan ticareti suçunun maddi
konusu aynı zamanda suçun mağdurudur.
110
E. Maddi Unsur
İnsan ticareti suçunun oluşması için birden fazla hareket gerek-
lidir. Fail önce mağdurun iradesini etkileyecek, özgür karar verme
hürriyetini elinden alacak “tehdit, baskı, cebir ve şiddet uygulamak, nüfuzu
kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından
veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek” şeklindeki araç
fiillere başvuracak, daha sonra kanun metninde düzenlenen ikinci tür
hareketleri (tedarik etme, kaçırma, bir yerden başka bir yere götürme,
sevk etme veya barındırma) gerçekleştirecektir.
111
İnsan ticareti suçu icrai hareketle işlenebilen bir suçtur.
112
Ancak
suçun ihmali hareketle işlenebilmesi de mümkündür. Nitekim garantö-
rün mağdurun kaçırılmasını engellememek suretiyle suçun işlenmesine
seyirci kalması
113
ihtimalinde suç ihmal suretiyle işlenmiş olmaktadır.
Kanun metninde gerek araç fiiller gerekse de suçu oluşturan hareketler
tahdidi biçimde sayıldığından dolayı, çalışma konumuz olan suç, hare-
ketin önemine göre bağlı hareketli bir suçtur.
114
İnsan ticareti suçu ayrıca
hareketin sayısına göre seçimlik hareketli bir suçtur.
115
Madde metninde
yer alan hareketlerden herhangi birinin, maddede yer alan araç fiillerle
beraber yerine getirilmesi durumunda suç oluşacaktır.
Kanun metninde yer alan, suçun unsurları arasında bulunan araç
fiillerin ortak noktası, mağdurun iradesini ifsâda uğratması, irade
üzerinde hukuka aykırı bir etki yaratmalarıdır.
116
Tehdit, baskı, cebir
veya şiddette mağdurun iradesi maddi veya manevi zor vasıtasıyla
109
Benzer şekilde bkz., Koca, s. 145.
110
Bkz., Önok, s. 207; Arslan, s. 156; Kocasakal, s. 61.
111
Koca, s. 149.
112
Koca, s. 149; Hakeri, (par. 81).
113
Hakeri, (par. 81)
114
Bkz., Önok, s. 208; Koca, s. 149; Hakeri, (par. 71).
115
Bkz., Önok, s. 208; Koca, s. 149; Hakeri, (par.71).
116
Önok, s. 208; Koca, s. 151.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
82TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
bertaraf edilmekte; kandırma veya nüfuzu kötüye kullanmada irade
ifsâda uğratılmakta; kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya
çaresizliklerinden yararlanmada, irade hukuka veya ahlaka aykırı elde
edilmektedir.
117
Suçu oluşturan araç fiillerden “tehdit”, kişinin huzurunu bozma-
ya, endişelendirmeye, kendisinde güvensizlik duygusunun meydana
gelmesine yönelik bir fiildir ve mağdura veya ona ait değerlere ağır
ve haksız bir zarar verileceği bildirilmektedir.
118
İnsan tacirlerinin özel-
likle kullandığı yöntemlerden biri olan tehditte, mağdura, kendisinin
ve ailesinin öldürüleceği veya zarara uğratılacağı ifade edilmektedir.
“Baskı”, mağdur üzerinde kurulan maddi veya manevi zorlamadır.
119
Mağdur, kendisine yöneltilen yıldırma, sindirme veya şiddet eylemleri
sonucunda, özgür iradesini kaybetmektedir.
120
Cebir veya tehdit niteliği-
ne ulaşmamış ancak mağdurun iradesi üzerinde etkiye sahip olan her
türlü zorlayıcı davranışlar baskı kavramı içinde değerlendirilebilir.
121
”Cebir”, geniş anlamda hem maddi (cebir ve şiddet) hem de manevi
(tehdit) zorlamayı kapsar.
122
Maddi güç kullanılması dolayısıyla kişinin
arzu ve rızasına aykırı olarak bir hareketi yapmaya veya yapmamaya
zorlanması olarak tanımlanmaktadır.
123
Madde metninde cebrin mutlaka
kişilere karşı yöneltilmesi gerektiğine ilişkin bir açıklık bulunmadığın-
dan, hem eşyaya hem de kişiye karşı yöneltilebilir.
124
Ancak eşyaya karşı
yöneltilen cebir, mağdur üzerinde korku yaratacak, iradesini dolaylı
yoldan etkileyecek nitelikte olmalıdır.
125
“Şiddet”, cebir kavramıyla eş
117
Önok, s. 208.
118
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 655; benzer yönde bkz., Koca, s. 151.
119
Önok, s. 208.
120
Arslan, s. 162.
121
Koca, s. 152; Kocasakal, s. 63.
122
Koca, s. 151; şiddet, cinsel amaçlı hizmete veya fuhuşa zorlanan kadınların kontrol
ve baskı altında tutulması için insan tacirleri tarafından kullanılan unsurlardan
birisidir. ABD’de insan ticaretine maruz kalan kadınların % 86’sı, küresel olarak %
53’ü insan tacirleri tarafından fiziksel istismara maruz kalmışlardır. Aynı şekilde
ABD’de kadınların % 50’si, küresel anlamda ise üçte biri sık sık, bazen de günlük
olarak tacize maruz kalmışlardır. Ölüm tehdidi alan kadınların oranı ise ABD’de %
90’ı, küresel anlamda ise % 47’i bulmaktadır. (Raymond/Hughes, s. 11).
123
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 654.
124
Koca, s. 152.
125
Koca, s. 152.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
83TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
anlamlıdır
126
ve metinde kanaatimizce anlamı kuvvetlendirmek için kul-
lanılmıştır. “Nüfuzu kötüye kullanma”, mağdur ile ailevi, kanuni, akdi
veya diğer farklı bir şekilde ilişki içinde bulunan ve etkiye sahip olan
kimselerce, bu etkinin mağdurun hukuka aykırı fiile rıza göstermesini
sağlamak yönünde kullanılmasıdır.
127
“Kandırma”, söz, hareket veya diğer
her türlü araçlarla bir kimsenin yanıltılması, aldatılmasıdır. Mağdurun
özgür iradesi üzerine etki eden, yaptığı hareketin niteliği hakkında ha-
taya sevk eden her türlü hileli ve gerçek olmayan vasıtaları kullanmak
kandırmadır.
128
Örneğin mağdurun iş vaadi ile başka bir yere götürülmesi
kandırma kavramı içinde mütalaa edilecektir. “Kişiler üzerindeki denetim
olanaklarından yararlanma”, failin statüsü gereği mağdur üzerinde sahip
olduğu kontrol hak ve yetkisini, söz konusu hak ve yetkinin sağladığı
imkanlardan yararlanmak suretiyle mağduru hukuka aykırı fiillere
rıza göstermesi yönünde kullanmasıdır.
129
“Çaresizlikten yararlanma”,
mağdurun içinde bulunduğu ve failin sebebiyet vermediği maddi ve
manevi elverişsizlikleri kullanarak mağdurun hukuka aykırı fiillere rıza
göstermesini sağlamaktır.
130
Tacirler kontrolü altında bulunan kadın ve
çocukları korkutmak ve gözdağı vermek için çeşitli yöntemler kullan-
maktadırlar. Bunlar arasında ölüm tehditleri, fiziksel veya cinsel kötüye
kullanma, sınır dışı etme tehdidi, ailesinin diğer üyelerine zarar verme
tehditleri sayılabilir.
131
İnsan ticareti suçunun maddi unsuru olarak madde metninde beş
adet hareket düzenlenmiştir. Bu hareketler; tedarik etmek, kaçırmak,
bir yerden başka bir yere götürmek, sevk etmek ve barındırmaktır.
“Tedarik etme”, mağdurların araştırılması, tespit edilmesi, elde
edilmesidir.
132
Tedarik etme hareketi genellikle cebir içermez ve tedarik
edene mağdurun güvenini de içerir.
133
126
İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi (Genel Hükümler), Üçüncü Bası, Ocak 2006,
s. 404.
127
Önok, s. 208; benzer şekilde bkz., Arslan, s. 162; Koca, s. 153.
128
Koca, s. 153.
129
Örnekler için bkz., Önok, s. 209.
130
Önok, s. 209.
131
Klueber, s. 8.
132
Bkz., Önok, s. 208; Arslan, s. 159; Kocasakal, s. 67.
133
Brunovskis/Tyldum, s. 57; Arslan, s. 159.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
84TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
“Kaçırma”, “mağdurun kendi hakimiyet alanından, failin nüfuz ve haki-
miyet alanına herhangi bir vasıta ile nakledilmesi, sokulmasıdır”.
134
Kaçırma
hareketinde mağdurun kendi varlığı üzerindeki egemenliği sona ermek-
te, mağdur zorunlu olarak yer değiştirmeye tabi tutulmaktadır.
135
“Bir yerden başka bir yere götürme”, “mağdurun, fail ile veya onun adına
hareket eden bir kimse ile” bir yerden başka bir yere nakledilmesidir.
136
“Sevk etme”, mağdurun tek başına
137
bir yerden başka bir yere götürülmesi
için gerekli koordineyi yapma, mağdura eşlik etmeden nakil için gerekli
faaliyetleri icra etmektir.
“Barındırma”, nüfuz alanına giren mağdurun yaşaması için gerekli
koşulları sağlamaktır.
138
Barındırma hareketinde mağduru failin nüfuz
alanına sokan başka bir kişidir. Barındırılan yerin açık veya kapalı olması
suçun oluşumu açısından önemli değildir.
139
Barındırma hareketinin
belirli bir müddet sürmesi de gereklidir.
140
Mukayeseli hukukta Rus Ceza Kanunu 127. maddesinde Palermo
Protokolü’nde yer alan hareketleri, insan ticareti suçunu oluşturan
hareketler arasında saydıktan sonra “alma ve satma” hareketlerini de
belirtmiştir. Daha çok özel hukuk terimleri olan “alma ve satma” hare-
ketlerinin metinde yer alması ve suç tanımının çok karışık olmasından
dolayı mevcut düzenleme doktrinde eleştirilmiştir.
141
Bulgaristan’da insan ticareti suçunun oluşması için bireyin veya bir
grup insanın seçilerek ayrılması, nakledilmesi, gizlenmesi veya kabul
edilmesi gereklidir.
142
Bu bakımdan; seçerek ayırma, nakletme, gizleme
ve kabul etme suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Temel suçta
Bulgar kanun koyucu kuvvet kullanma, tehdit, hile, aldatma, nüfuzu
kötüye kullanma gibi araçların kullanılmasını önemsememiştir. Aynı
şekilde kanun koyucu rızanın geçerli olmadığını kanun metninde açıkça
134
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 160; Önok, s. 208; Koca, s. 155.
135
Arslan, s. 159.
136
Önok, s. 208; Arslan, s. 159.
137
Arslan, s. 160.
138
Önok, s. 208; Arslan, s. 160.
139
Arslan, s. 160.
140
Koca, s. 157.
141
Elena V. Tiurukanova (Reporter), Human Trafficking in the Russian Federation Inventory
and Analysis of the Current Situation and Responses, Moscow 2006, s. 16.
142
Bulgar Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri için bkz., ENACT, s. 30, 31.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
85TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
belirtmiştir. Suçta bir takım araçların kullanılması ağırlatıcı neden olarak
düzenlenmiştir (m. 159a/2). Bu araçlar; kuvvet kullanmak, kişinin yanıl-
tılması, zorla kaçırılması, hukuka aykırı olarak özgürlüğünün elinden
alınması, çaresizliğinden yararlanılması, nüfuzun kötüye kullanılması,
söz verilmesi, bir çıkarın verilmesi veya alınmasıdır.
Hırvat Ceza Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen suçun maddi
unsuru, uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek, bir kişiyi köleliğe
tabi kılmak veya o şekilde muhafaza etmek, almak, satmak, teslim etmek
veya alımına, satımına, teslim edilmesine aracılık etmek, başka birini
özgürlüğünü veya bakmakla yükümlü olduğu bir başkasının özgürlü-
ğünü satması için kandırmak, kişinin böyle bir statüye tabi kılınması
için nakletmektir.
143
Moldova’nın 13 Ekim 2002’de yürürlüğe giren ceza kanununun 165.
maddesinde insan ticareti suçunun maddi unsuru “tedarik etme, naklet-
me, sevk etme, barındırma ve kişinin kabul edilmesi” olarak belirlemiştir.
Suçun oluşması için; kişinin kaçırılması, köleliğe tabi kılmak için gerekli
belgelerinin zorla alınması, makul yönde sınırları belirlenmeyen bir
borcu ödemesi tehdidi dahil olmak üzere kişinin sağlığını veya hayatını
tehlikeye atmayacak düzeyde fiziksel veya psikolojik şiddet kullanımı
veya tehdidi, hile, bir kişi üzerinde kontrol yetkisine sahip olan kişinin
rızasını elde etmek için bazı ödemelerin veya çıkarların kabul edilmesi,
verilmesi, nüfuzun veya çaresizliğin kötüye kullanılmasının araç fiil
olarak işlenmesi gereklidir.
Mevcut hali ile Moldova kanun koyucusu insan ticareti suçunda
yoğun olarak kullanılan ve protokolde yer almayan “kişinin aşırı borç-
landırılması”, “gerekli belgelerinin zorla elinden alınması” gibi araçlara da
kanun metninde yer vermiştir. Ayrıca belirtelim ki, Moldova hukukunda
çocuk ticaretinde, hiçbir araç kullanılmasa bile suçun oluştuğu kabul
edilmektedir (CK m. 206).
144
Macar hukukunda suçun maddi unsuru; alma, satma, devretme,
kabul etme, başka bir kişi ile takas etme veya kendine mal etmek olarak
düzenlenmiştir (CK m. 175/B).
145
143
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., www.legislationline.org, (Erişim: 1
Ağustos 2006).
144
Giammarinaro, Moldova, s. 44.
145
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Legislation on Trafficking in Human
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
86TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Danimarka hukukunda insan ticareti suçunun maddi unsuru, proto-
kole uygun olarak tedarik etme, nakletme, sevk etme, barındırma veya
kabul etme olarak düzenlenmiştir (CK m. 262a/1).
146
Finlandiya hukukunda, insan ticareti suçu ceza kanununun “Öz-
gürlüğe Karşı Suçlar” başlıklı 25. başlıkta, “İnsan Ticareti” başlıklı 3. Kı-
sımda düzenlenmiştir. Suçun maddi unsuru olarak bir başkasını kendi
hakimiyetine alma, tedarik etme, başkasına devretme, nakletme, kabul
etme veya bir yere yerleştirme düzenlenmiştir.
147
Yunan Ceza Kanunu’na eklenen ve insan ticareti suçunu düzenle-
yen 323a maddesi suçun maddi unsurunu; istihdam etme, sevk etme,
destekleme, alıkoyma, barındırma, gönderme veya bir şahsı başka
birisinden alma olarak düzenlemiştir.
148
F. Manevi Unsur
İnsan ticareti suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşumu için
fail bilerek ve isteyerek madde metninde belirtilen hareketleri gerçek-
leştirmelidir. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.
149
Madde metninde doğrudan kastın arandığı yönünde bir açıklık
mevcut değildir. Nitekim TCK’nın 21. maddesinin gerekçesine göre
kasten işlenebilen suçlar hem doğrudan kast ile hem de olası kast ile
işlenebilmektedir. Kanuni tanımda “bilerek” ifadesine yer verildiği du-
rumlarda suç sadece doğrudan kast ile işlenebilecektir.
150
İnceleme konumuz olan suç açısından madde metninde “bildiği
halde”, “bilerek”, “bilmesine rağmen” gibi doğrudan kasta işaret eden
herhangi bir ibare mevcut değildir. Bundan dolayı insan ticareti suçu
hem doğrudan kast ile hem de olası kast ile işlenebilir.
İnsan ticareti suçunun oluşumu için genel kast yeterli değildir. Fa-
Beings, Europol Public Information Annex III, Europol 2005, s. 75 (Europol olarak anı-
lacaktır).
146
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 33.
147
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 40.
148
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 68.
149
Arslan, s. 163; Koca, s. 157; Hakeri suçun kasten işlenebileceğini belirttikten sonra,
taksirle işlenmesini zor bir ihtimal olarak görmektedir (Hakeri, par. 88).
150
Özgenç, s. 281.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
87TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ilin belli bir saik ile hareket etmesi aranmaktadır. Bu saik; kişileri zorla
çalıştırmak, zorla hizmet ettirmek, esaret veya benzeri uygulamalara
tabi kılmak, vücut organlarını almak saikidir. Madde metninde ifade
edilmese de, faili bu saiklerle suçu işlemeye yönelten güdü kendisine
veya başkalarına maddi veya manevi kazanç sağlamak yani mağduru
istismar etmektir.
151
Mukayeseli hukukta ise Rus hukukunda insan ticareti suçu kasten
işlenebilen suçlardandır ve suçun oluşumu için özel kast gereklidir.
152
Bulgar hukukunda insan ticareti suçunun oluşması için failin belli
bir saikle hareket etmesi gereklidir. Bu saikler; mağduru kötü yola sevk
etme, zorla çalıştırma, mağdurun organlarının alınması veya kuvvetli
bir hiyerarşi içinde sürekli tutulmasıdır (m. 159a).
Hırvat hukukunda yetişkinlerin köleliğe tabi kılınması veya nakli
suçu için herhangi bir saik düzenlenmezken, çocuklara karşı işlenen
suçun evlat edinme, organlarının alınması, zorla çalıştırma, küçüklerin
istismarı veya yasadışı diğer saiklerle işlenmesini aramaktadır.
153
Moldova hukukunda insan ticareti suçunu oluşturan maddi hare-
ketlerin “kölelik veya köleliğe benzer koşullarda çalıştırma veya zorla hizmet
ettirme, suçta veya silahlı çatışmalarda kullanma, organ veya dokularının
alınması” amacıyla icra edilmesi gereklidir.
154
151
Arslan, s. 163.
152
Tiurukanova, s. 17; Rus hukukunda insan ticaretine konu olan kişilerin değişik
amaçlarla istismarı suç olarak düzenlenmiştir. Bu kötüye kullanımlar;
1. Özellikle kadın ve çocukların cinsel amaçlı istismarı (fuhuş organizasyonu,
seks turizmi organizasyonu, erkek ve kız çocukların kullanımı suretiyle pornografi
üretimi)
2. İşgücünün istismarı (ağır işler, gayri resmi ve gölge ekonomi, korsan ürünlerin
üretimi ve yeraltı üretimi, çocuk işgücünün istismarı)
3. Dilencilik amacıyla kullanımı (çocukların ve engellilerin istismarı, reşit olma-
yan kimselerin kiralanması),
4. İstismar amaçlı evlilikler (ev işlerinde kullanma amacıyla, çocuk doğurma ve
hamilelerin istismarı, yaşlı ve hasta akrabaların zorla bakımı)
5. Organ ve dokuların zorla transferi amacıyla istismar,
6. Taşıyıcı annelik için istismar,
7. Yasadışı evlat edinme suretiyle istismar,
8. Askeri birliklerde kullanmak suretiyle istismar,
9. Askerlerin ve mahkûmların zorla çalıştırılması suretiyle istismar, (Tiuruka-
nova, s. 21, 22).
153
Staberock, Croatia, s. 37.
154
Giammarinaro, Moldova, s. 44.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
88TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Yunan hukukuna göre insan ticareti suçu kasten işlenebilir. Ayrıca
organlarının alınması veya işgücünün istismarı özel kastı da aranmak-
tadır (Yunan CK m. 323A).
G. Hukuka Aykırılık Unsuru
Hukuka aykırılık, işlenen ve kanuni tarife uygun bulunan fiilin
yalnız ceza hukuku ile değil, tüm hukuk düzeni ile çatışma halinde ol-
ması, hukukun bu fiile onay vermemesidir.
155
Ceza normunun müeyyide
altına aldığı fiile, başka bir hukuk kuralı izin veriyorsa ve işlenmesini
mümkün kılıyorsa “hukuka uygunluk sebebi” söz konusudur. Çalışma
konumuz olan suçta “mağdurun rızası” haricinde bir hukuka uygunluk
sebebini olası görmüyoruz.
156
İnsan ticareti suçunda “mağdurun rızası” hukuka uygunluk sebebini
iki açıdan incelemek gerekecektir. Öncelikle mağdurun açıkladığı rıza-
nın geçerli olup olmadığı, ikinci olarak ise mağdur tarafından açıklanan
rızaya ceza normunun geçerlilik tanıyıp tanımadığıdır.
Ceza kanunumuz, “(k)işinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği
bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden
dolayı kimseye ceza verilemez” demek suretiyle açıklanan rıza beyanının
hangi koşullarda geçerli olduğunu belirtmiştir (m. 26/2). Buna göre;
rıza kişinin mutlak surette üzerinde tasarruf edebileceği bir hakka iliş-
kin olacak, kişinin rıza açıklamaya ehliyeti olacak ve rıza suçtan önce
veya suçun icra hareketlerinin devam ettiği sırada açıklanmış olacak-
tır.
157
Kişinin yaşam hakkından vazgeçmeye ilişkin rızası, kendisini
başkasının esir veya kölesi haline getirmeye ilişkin rızası, onur ya da
cinsel dokunulmazlık hakkından peşinen feragat etmesine ilişkin rızası
geçerli olarak kabul edilmemektedir.
158
Nitekim Medeni Kanun’un 23.
maddesinin 2. fıkrası “Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları
hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz” diyerek kişinin rızasının
özgürlüklerinden vazgeçmede veya hukuka ya da ahlaka aykırı olarak
sınırlamada geçerli olmadığını belirtmiştir. Organ veya doku alınmasına
ilişkin rıza ise ancak rızanın 29 Mayıs 1979 tarihli ve 2238 sayılı Organ
155
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 479.
156
Önok, s. 209; Arslan, s. 166; Koca, s. 159.
157
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 540 vd.
158
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 541 vd; Özgenç, s. 389 vd.; Önok, s. 210.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
89TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun’da
159
düzen-
lenen koşullara uygun bulunması halinde geçerli kabul edilecektir.
160
Bu kapsamda; kişinin “zorla çalıştırmak veya hizmet ettirme(ye)” ilişkin
rızası baştan itibaren kişinin hürriyetinden vazgeçmesi sayıldığından
geçerli olmayacaktır.
“Esaret ve benzeri uygulamalara tabi kılma(ya)” ilişkin rıza da, kişinin
kendini esir veya köle haline getirmeye dair olduğundan geçerli bir rıza
olarak kabul edilmeyecektir.
Kişinin açıklanan ve geçerli olan rızasına insan ticareti suçunu dü-
zenleyen 80. madde, suçun oluşumu açısından geçerlilik tanımamıştır.
Nitekim 80. maddenin 2. fıkrası “Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen
ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir”
demek suretiyle bu durumu belirtmiştir. Nitekim 1. fıkrada yer alan
araçların kullanılması durumunda elde edilen rıza hukuken geçerli
olmayan, fesada uğramış bir rıza olacağından geçerli sayılmaması ye-
rinde bir çözümdür.
161
Ayrıca kanun koyucu, mağdurun 18 yaşını doldurmamış olması
durumunda, zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esaret veya benzeri
uygulamalara tabi kılmak, vücut organlarının verilmesini sağlamak
maksadıyla tedarik edilmesi, kaçırılması, bir yerden diğer bir yere
götürülmesi, sevk edilmesi veya barındırılması ile suçun oluşacağını
kabul etmiştir. Bu düzenleme ile kanun koyucu; mağdura karşı tehdit,
baskı, cebir veya şiddet uygulamak, mağdur üzerindeki nüfuzu kötü-
ye kullanmak, mağduru kandırmak veya mağdur üzerindeki denetim
olanağından veya çaresizliğinden yararlanmak araç fiillerine başvurul-
masını, suçun oluşumu için gerekli bulmamıştır.
IX. Suçun Özel Görünüş Şekilleri
A. Teşebbüs
İnsan ticareti suçunun oluşumu için, faili suça iten amacın gerçekleş-
mesine gerek yoktur.
162
Başka bir anlatımla; mağdur zorla çalıştırılmasa,
159
3 Haziran 1979 tarih ve 16655 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
160
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 543; Özgenç, s. 390.
161
Önok, s. 209.
162
Koca, s. 158.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
90TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
köleliğe veya benzeri uygulamalara tabi tutulmasa, vücut organlarından
birini vermese bile suç oluşacaktır.
İnsan ticareti suçu, maddede belirtilen araçlar kullanılarak, yine
madde metninde belirtilen hareketlerin yapılması ile tamamlanır. Araç-
ların kullanılmasına rağmen, yani tehdit, baskı, cebir vs. ile mağdurun
rızasının elde edilmesine rağmen, madde metnindeki hareketler gerçek-
leştirilmez ise (tedarik etme, kaçırma, bir yerden bir yere götürme vs.)
suç tamamlanmış olmayacak, teşebbüs aşamasında kalacaktır.
Madde metninde sayılan hareketlerden “tedarik etme, kaçırma, bir
yerden başka bir yere götürme ve sevk etme” hareketleri, icrası devam eden
nitelikte hareketlerdendir ve bu hareketlerin icrası ile oluşan ve neticesi
devam eden suç “mütemadi suç” niteliğindedir.
163
B. İçtima
80. maddede insan ticareti suçunun unsuru olarak düzenlenen
suçların mevcudiyetinde konuyu bileşik suç kuramından çözümlemek
gerekecektir. Bu durumda; unsur olarak düzenlenen suçtan dolayı faile
ayrıca ceza verilmeyecektir. Örneğin tehdit (TCK m.106), cebir (TCK
m. 108), kişi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m.109) (kaçırma hare-
keti bakımından) suçları, insan ticareti suçunun unsurları olduğundan
dolayı ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilmeyecektir.
164
Ancak be-
lirtmeliyiz ki cebir suçunda zorunlu sınırın aşılması durumunda, yani
kasten yaralama suçunun mevcut olması durumunda söz konusu suç
(TCK m. 86) insan ticaretinin unsuru olmadığından dolayı artık bileşik
suçtan söz edilemeyecek ve faile ayrıca kasten yaralamadan dolayı ceza
verilecektir.
165
İnsan ticareti suçunda faili suça iten nedenlerin gerçekleşmesi,
yani failin amacına ulaşması gerekli değildir. Bundan dolayı vücut
organlarının alınması amacıyla kişinin kaçırılmasından sonra vücut
163
Koca, s. 162, 163; Arslan, s. 160; Hakeri, (par. 81); karşıt fikir için bkz., Önok, s. 211.
164
Önok, s. 210; Kocasakal, s. 73.
165
Kocasakal, s. 73; Doktrinde Koca, mevcut problemi fikri içtima kuralından hareket
ederek çözmektedir. Aynı kasıtla ve tek fiille kanunun muhtelif hükümleri ihlal edi-
liyorsa faile en ağır suçun cezası verileceği, failin eylemini aynı kasıt ile icra etmediği
durumlarda ise iki ayrı suç oluşacağı yazar tarafından savunulmaktadır (Koca, s.
166).
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
91TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
organlarından herhangi biri de alınırsa, hem TCK m. 80 hem de organ
veya doku ticareti suçu (TCK m. 91) oluşacaktır ve fail her iki suçtan ayrı
ayrı cezalandırılacaktır.
166
Yine özellikle cinsel istismar amacıyla insan
ticareti suçunda failler tarafından mağdura sistematik olarak uygulanan
işkence (TCK m. 94), eziyet (TCK m. 96), cinsel saldırı (TCK m. 102),
çocukların cinsel istismarı (TCK m. 103), cinsel taciz (TCK m. 105) gibi
suçlar, insan ticareti suçunun unsuru olmadığından fail bu suçlardan
ayrıca cezalandırılacaktır.
C. İştirak
İnsan ticareti suçu iştirak açısından bir özellik göstermez.
167
Söz
konusu suça iştirakin her şekli mümkündür. Suçun kanuni tanımında
yer alan fiilleri gerçekleştiren (örneğin tehdit eden, nüfuzu kötüye kul-
lanan, tedarik eden, sevk eden vs.) kişilerden her biri fail olarak sorumlu
tutulacaktır (TCK m. 37/1).
168
İnsan ticareti suçunda bir başkasını araç olarak kullanan kişi fail
olarak sorumlu tutulacaktır (TCK m. 37/2).
İnsan ticareti suçunun işlenmesini teşvik eden, failin suç işleme ka-
rarını kuvvetlendiren, fiilin icrasından sonra yardım edeceğini söyleyen,
suçun nasıl işleneceği konusunda yol gösteren, suçun icrası için gerekli
araçları sağlayan, suçun işlenmesi öncesinde veya işlenmesi sırasında
yardımda bulunarak icrasını kolaylaştıran kişi de yardım eden olarak
sorumlu olacaktır (TCK m. 39).
X. Cezayı Etkileyen Haller
A. Ağırlatıcı Haller
Türk hukukunda insan ticareti suçu için herhangi bir ağırlatıcı hal
düzenlenmemiştir. Türk kanun koyucusu, 765 sayılı TCK’da düzenlenen
ve suçun örgütlü olarak işlenmesi halinde cezanın artırılacağına ilişkin
hükmü 5237 sayılı TCK’ya almamıştır. Belirtmeliyiz ki, insan ticareti
suçu çoğunlukla ve zorunlu olarak örgütlü bir şekilde işlenmektedir.
166
Önok, s. 212; Koca, s. 163.
167
Arslan, s. 169; Koca, s. 166.
168
Önok, s. 211.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
92TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Suçun örgütlü işlenmesinin madde metninde ağırlatıcı hal olarak dü-
zenlenmemesi kanaatimizce bir eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır. Her
ne kadar TCK’nın 220. maddesinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”
suçu düzenlenmiş ise de, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama
suçu”nu düzenleyen 282. maddedeki düzenlemeye paralel bir şekilde,
suçun örgütlü işlenmesi halinin ağırlatıcı neden olarak düzenlenmesi
suçla mücadelede etkili olacağı düşüncesindeyiz.
Mukayeseli hukukta çalışma konumuz olan suç için çeşitli ağırla-
tıcı haller düzenlenmiştir. Bulgar hukukunda kişinin 18 yaşın altında
olması, kötü yola sevk etme, zorla çalıştırma, organlarının alınması
veya kuvvetli bir hiyerarşi içinde sürekli tutulması saikleriyle suçun
işlenmesi, failin mükerrer olması, bir organize suç örgütünün kararının
uygulanması için veya organize suç örgütünün talimatı ile işlenmesi
halleri ağırlatıcı neden olarak düzenlenmiştir (CK m. 159a/2, 159c).
Belirtmeliyiz ki, failin mükerrer olması, suçun bir organize suç
örgütünün kararının uygulanması için veya organize suç örgütünün
talimatı ile işlenmesi halinde failin malvarlığının bir kısmının veya ta-
mamının müsaderesine de mahkeme tarafından karar verilebilecektir
(CK m. 159c).
Moldova hukukunda suçun tekerrür halinde işlenmesi, iki veya
daha fazla kişiye karşı işlenmesi, hamile kadına karşı işlenmesi, iki veya
daha fazla kişi tarafından işlenmesi, kişinin rızasını elde etmek için
işkence ile veya insanlık dışı ve haysiyet kırıcı davranışlarla işlenmesi,
fiziksel esarete tabi tutulması yoluyla işlenmesi, mağdurun ailesine veya
diğer kişilere ait özel bilginin ifşası tehdidi ile işlenmesi, silah kullanmak
suretiyle işlenmesi, organize suç örgütü tarafından işlenmesi halleri
ağırlatıcı neden olarak düzenlenmiştir (CK m. 165/2, 3).
169
Hollanda hukukunda suçun iki veya daha fazla kişinin iştiraki ile
işlenmesi, 16 yaşından küçüklere karşı işlenmesi, ciddi bedensel zarar-
lara veya şahsın yaşamının tehlikeye düşmesine neden olması, ölümle
sonuçlanması ağırlatıcı nedenler olarak düzenlenmiştir (CK m. 273/3,
4, 5 ve 6).
170
Slovak Ceza Kanunu’nda insan ticareti suçu için ağırlatıcı neden
169
Giammarinaro, Moldova, s. 44.
170
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 100.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
93TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
olarak failin organize suç örgütünün üyesi olması, 18 yaşından küçük-
lere karşı fuhuş amaçlı işlenmesi sayılmıştır.
171
Sloven hukukunda suçun küçüklere karşı işlenmesi, cebir, tehdit,
hile, kaçırılma, emri altındakinin istismarı, bir kadını hamileliğe veya
suni olarak döllenmeye zorlamak şeklinde işlenmesi veya failin suç
örgütü üyesi olması ağırlatıcı neden olarak düzenlenmiştir.
172
B. Hafifletici Haller
Türk hukukunda insan ticareti suçu için herhangi bir hafifletici hal
düzenlenmemiştir. Mukayeseli hukukta da incelediğimiz kanunlar
içerisinde çalışma konumuz suç için düzenlenmiş bir hafifletici hal
bulunmamaktadır.
XI. Müeyyide ve Kovuşturma
İnsan ticareti suçu için müeyyide olarak hem hapis hem de para
cezası öngörülmüştür. Hapis cezasının alt sınırı sekiz yıl, üst sınırı ise
on iki yıldır. Para cezası olarak ise on bin güne kadar adli para cezası
öngörülmüştür. İnsan ticareti suçunun temel güdüsünün ekonomik
çıkar olması, suç faillerinin çoğunlukla organize suç örgütlerinin üyesi
olması ve dolayısıyla suçtan çok yüksek düzeylerde haksız kazançlar
sağlamasından dolayı para cezasının sınırının yüksek tutulmasını
olumlu karşılamaktayız. Suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında TCK’nın
60. maddesinde yer alan güvenlik tedbirleri uygulanacaktır (TCK m.
80/4).
İnsan ticareti suçu resen kovuşturulan bir suçtur. Ayrıca suçtan zarar
görenin şikayeti aranmaz. Suçla korunan hukuki yarar göz önüne alındı-
ğında (insan hak ve hürriyetleri, insan onuru, kamu düzeni), suçun resen
kovuşturulan bir suç olarak düzenlenmesini yerinde bulmaktayız.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece mahkemeleri ile Bölge Adliye mah-
kemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri hakkında kanun mahkemelerin
görev alanını belirlemektedir. Kanunun 12. maddesi ağır ceza mahke-
melerinin on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili da-
171
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 113.
172
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 115.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
94TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
valara bakacağını belirtmektedir. İnsan ticareti suçunun 8 yıldan 12 yıla
kadar hapis cezasını gerektirmesi ve 5235 sayılı kanunun 14. maddesi
gereğince mahkemelerin görevi belirlenirken cezanın üst sınırının göz
önüne alınması gerektiğinden insan ticareti suçunda görevli mahkeme
ağır ceza mahkemesidir.
173
Çalışma konumuz suç için Avusturya hukukunda 3 yılı aşmamak
üzere hapis (CK m. 104a);
174
Danimarka hukukunda 8 yılı aşmamak üzere
hapis (CK m. 262a/1); Finlandiya hukukunda 4 aydan 6 yıla kadar hapis
(CK 25. başlık m. 3); Alman hukukunda 5 yılı aşmamak üzere hapis veya
para cezası (CK m. 180b);
175
Yunan hukukunda 10 yıla kadar hapis veya
para cezası (CK m. 323a); Macar hukukunda 3 yıla kadar hapis (CK m.
175b); Letonya hukukunda 3 yıldan 8 yıla kadar hapis (CK m. 154/1);
176
Litvanya hukukunda 8 yıla kadar hapis (CK m. 147);
177
Malta hukukunda
2 yıldan 9 yıla kadar hapis (CK m. 284a);
178
Hollanda hukukunda 6 yıla
kadar hapis (CK m. 273a) cezaları öngörülmüştür.
XII. Sonuç
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun 80. maddesinde düzenlenen “insan ticareti suçu”, bir-
kaç farklılık dışında 765 sayılı kanunun 201/b maddesi ile Palermo
Protokolü’ndeki düzenleme esas alınarak oluşturulmuştur.
Mevcut düzenleme, 201b maddesinden hapis cezasının miktarı,
suçun örgütlü olarak işlenmesinin ağırlatıcı neden olarak yer almaması,
düzenlenme yeri ve tüzel kişiler açısından güvenlik tedbirlerinin uygu-
lanacağı hükmünün yer alması açısından farklılıklar göstermektedir.
Hapis cezasının alt ve üst sınırlarının artırılması ve adli para ceza-
sının öngörülmesi, söz konusu suç ile mücadelede etkin olacağı kanaa-
tindeyiz. Nitekim kanun koyucunun adli para cezası için 52. maddede
öngörülen üst sınırdan uzaklaşmış olması ve cezayı on bin gün olarak
173
Önok, s. 211.
174
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 3.
175
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 58.
176
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 91.
177
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 95.
178
Kanun maddesinin İngilizce metni için bkz., Europol, s. 97.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
95TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
belirlemesi, ekonomik getiri amacıyla işlenen insan ticareti suçu ile
mücadelede etkili bir çözüm olmuştur.
765 sayılı kanunda bulunan ve suçun örgütlü olarak işlenmesini
ağırlatıcı hal olarak düzenleyen hükmün 80. maddeye alınmaması ka-
naatimizce bir eksiklik olarak yorumlanabilir. Zira insan ticareti suçu
çoğunlukla örgütlü olarak işlenmektedir ve bu durum gerek bu örgüt-
lerle gerekse de suç ile mücadelede göz önüne alınmalıdır.
Düzenleme yeri açısından insan ticareti suçunun “Uluslararası Suç-
lar” başlıklı birinci kısımda düzenlenmesi, suçun uluslararası özelliğini
yansıtması açısından yerinde olmuştur. İnsan ticareti suçu, insanın
onuruna, uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan temel hak
ve özgürlüklerine karşı işlenen bir suçtur. Bu açıdan insan ticareti su-
çunun birinci bölümde “İnsanlığa Karşı Suçlar” arasında düzenlenmesi
kanaatimizce daha yerinde bir çözüm olacaktır.
İnsan ticareti suçunun oluşması için iki ayrı grup fiilin belli bir
saik ile işlenmesi gereklidir. Buna göre birinci grupta yer alan fiiller
araç fiillerdir ve işlenmeleri ile mağdurun rızası hukuka aykırı elde
edilmektedir. Araç fiiller; tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak,
nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak, kişiler üzerindeki denetim
olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmaktır. İkinci grupta
yer alan fiiller ise amaç fiillerdir ve birinci gruptaki fiillerden biri ile
işlenmeleri halinde insan ticareti suçunu oluştururlar. Amaç fiiller ise
tedarik etmek, kaçırmak, bir yer den başka bir yere götürmek, sevk
etmek ve barındırmaktır.
Söz konusu suç kasten işlenebilen bir suçtur ve failde “zorla çalıştır-
mak veya hizmet ettirmek, esarete ve benzeri uygulamalara tabi kılmak, vücut
organlarının verilmesini sağlamak” saikinin bulunması gereklidir.
Türk kanun koyucusu insan ticareti suçunu düzenlerken Palermo
Protokolü’nden ayrılarak “kişilerin istismar amaçlı temini” ibaresine yer
vermemiştir. Bu durum manevi unsurun tayininde tereddüt yaratabi-
lecek nitelikte görülmüştür.
179
İnsan ticareti suçunun belirleyici unsuru
kişilerin belli amaçlarla istismarıdır. Bu bakımdan istismar kelimesinin
madde metnine dahil edilmesi yerinde olacaktır.
179
Arslan, İnsan Ticareti Kavramı, s. 41.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
96TBB Dergisi, Sayı 67, 2006