MÜLTECİ-GÖÇMEN BELİRSİZLİĞİNDE İKLİM
MÜLTECİLERİ
CLIMATE REFUGEES IN THE UNCERTAINTY OF BEING
A REFUGEE OR MIGRANT
Olcay ZİYA
*
Özet: Küreselleşme ile birlikte göçün hedef aldığı alanlar fark-
lılaşmaktadır. Özellikle kitlelerin uluslararası göç sürecindeki hare-
ketliliğinin nedenleri mülteci hukukuna ve göç çalışmalarına konu ol-
maktadır. İklim değişikliği süreci ile ortaya çıkmakta olan doğal afet-
ler büyük nüfus hareketliliğine ve kitlelerin toplu olarak yer değiş-
tirmelerine yol açmaktadır. Söz konusu süreci anlamak için yapılan
bilimsel çalışmalar, bu sürecin bilim ayağının olmasının yanında bir
insani sorun olarak ortaya çıkmakta olduğu görülmektedir. Bu açı-
dan bakıldığında uluslararası kamuoyunun gündemini meşgul eden
ve alışılagelmiş kitlesel göç sebeplerinden bağımsız yeni bir kavram
ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan iklim mültecileri bu çalışmanın ko-
nusunu oluştururken, kavram uluslararası mülteci hukukunda kabul
edilen tanımlamalar ve kavramlarla irdelenecektir.
Anahtar Sözcükler: Uluslararası göç, iklim mültecileri, 1951 Söz-
leşmesi.
Abstract: The target areas of migration have been changing
within globalization. Especially, the reasons regarding the
movement of masses in the migration process have been subject
to refugee law and migration studies. The natural disasters which
come up because of the climate change result in large population
movements and displacement of masses collectively. The scientific
researches carried out to explain the mentioned process, indicate
that it also comes out as a humanitarian problem apart from being
a scientific case. From this perspective, a new concept independent
of the standard mass migration reasons, and that attracts the
attention of international public opinion, emerges. This concept,
namely climate refugees, makes up the subject of this study and
will be analyzed by the definitions and concepts acknowledged in
international refugee law.
Key Words: International migration, Climate Refugees, 1951
Refugee Convention.
1
*
Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Harp ve Harekat Hukuku
Yüksek Lisans Programı mezunu, araştırmacı.
Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri230
GİRİŞ
İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren var olan göç olgusu, gü-
nümüzde de devam etmekte ve üzerinde durulması gereken önemli
konulardan biri haline gelmektedir. Kişilerin gelecek yaşantılarının
bir bölümünü ya da tamamını geçirmek üzere bir yerleşim birimin-
den diğerine yerleşmek üzere yapmış oldukları yer değiştirme olayı
olarak ifade edilen göç kavramı, dinamik özelliğiyle devamlılık arz et-
mektedir
1
. Göç, insanın doğal yaşama alanından zorlayıcı sebeplerle
(istemsiz/istemli) olarak kopması sonucu ortaya çıkan bir olgudur
2
.
Çalışmanın konusunu, söz konusu zorlayıcı sebeplerden biri olan ik-
lim değişimi ve çevresel nedenlere dayalı göç oluşturmaktadır. Bu göç
şeklini yaşayan kişilerin tanımlanması, bu kişilerin uluslararası koru-
madan yararlanıp yararlanamayacakları, bu kişilerin mülteci-göçmen
ikilemi tartışmaları irdelenecektir.
Uluslararası boyutta gerçekleşen kitlesel göç, çeşitli nedenlere
bağlanmaktadır. Ekonomik ve politik sebeplerin uzun yıllardır tartışıl-
masının ardından, küresel iklim değişimi sorunu sebebiyle insanların
göç etmesi de yeni bir tartışma alanı doğurmuştur. Çevresel bozulma
ve doğal afetler yüzünden göç eden insanların sayısı her geçen gün
artmaktadır. Çevresel nedenlerden kaynaklanan bu tarz göç, diğer göç
tipolojilerinden farklı olarak kavramsal ve hukuki anlamda yeni geliş-
mekte olan bir alandır.
1. İKLİM MÜLTECİLERİ KİMDİR?
Çölleşme, seller, kuraklaşma, tsunami gibi felaketlerin, çevre so-
runlarının neden olduğu insan göçü hareketine iklim göçü denilmek-
tedir. Erozyon, çölleşme, ormansızlaşma, hava ve su kirliliği, su bas-
kını gibi çevresel değişikliklerin, seller volkanlar, toprak kaymaları ve
depremler gibi doğal felaketlerin ve sanayi kazaları, radyoaktivite gibi
insan kaynaklı felaketlerin yerinden ettiği insanlar “çevresel mülteci-
1
Öztaş, Cemal/Zengin, Eyüp, Göç ve Azerbaycan: Bir İnsanlık Dramı Olarak
Azerbaycan’da Mülteciler Sorunu, Uluslararası Göç Sempozyumu (8-11 Aralık
2005), İstanbul Zeytinburnu Belediyesi 2005, s. 65.
2
Gürel, Sümer, Türkiye’de Göç ve Bütünleşme Sorunsalı. Bağlam Yayınları, İstanbul
2001, s. 132-133.
TBB Dergisi 2012 (99) Olcay ZİYA231
ler” olarak tanımlanmaktadır
3
. İklim mültecileri kavramı, günümüzde
yaşanan küresel ısınma ve iklim değişikliği ile bağlantılı olarak yerin-
den olan insanları ifade etmektedir
4
. 1980’li yıllarda çevre sorunlarına
yönelik ilginin ve araştırmaların artmasıyla, çevre sorunları ortasında
kalan ve mücadele eden insan unsuru da incelenmeye başlanmıştır.
Hinnawi’ye göre, çevresel mültecileri, belirgin bir çevresel bozul-
ma (doğal ve / veya insan ürünü) nedeniyle varlıklarının tehlikeye
girdiği, geçici veya kalıcı olarak, geleneksel yaşam terk etmek zorun-
da kalan bu insanlar / ya da ciddi şekilde yaşam kalitesini etkilediği
için geleneksel yaşamlarını terk etmek zorunda kalan kimseler ola-
rak tanımlamaktadır. 1985 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı
(UNEP) tarafından hazırlanan rapor bu tanımlamayı kabul etmiştir
5
.
Myers bu tanımlamayı 1995’te güvenlik çerçevesinde (hem kişi güven-
liği, hem devlet güvenliği) değerlendirirken; kuraklık, çölleşme, tro-
pik fırtınalar, seller gibi çevresel faktörleri tanımlamaya dahil etmiştir.
1995 yılında çevresel faktörler yüzünden 25 milyon insan yerinden
olduğu, 2010 itibariyle bu sayının 50 milyonu bulacağı belirtilmiştir
6
.
Günümüzde ise söz konusu rakamlarda önemli farklılıklar mevcuttur.
Özellikle Afrika’nın güneyinde ve doğu Asya’da, Pasifik’te on milyon-
larca insanın, çevresel faktörler nedeniyle yerinden olma tehlikesiyle
karşı karşıya olduğu ve 2050 yılına dek 200 milyon kişinin iklim mül-
tecisi olabileceği endişesi taşımaktadır
7
.
Tanımlar çevresel mültecinin, özellikle çevresel nedenler, toprak
kaybı ve bozulması ve doğal afetler nedeniyle yerinden olan bir kişi
olduğu yönünde yorumlanabilmektedir. Zorunlu göç çerçevesinde
3
Castles, Stephen/ Miller, Mark, Göçler Çağı, Modern Uluslararası Göç Hareketleri,
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2008, s. 146.
4
Literatürde zaman zaman iklim mültecileri kavramıyla eş anlamlı olarak
kullanılan, çevresel mülteciler aslında daha geniş bir kavram olarak, depremler,
volkanlar gibi doğal afetler nedeniyle yerinden olan insanları da kapsamaktadır.
Ancak bu çalışmada iklim mültecileri terim olarak tercih edilmiştir.
5
Kolmannskog, Vikram Odedra (2008), “Future Floods of Refugees: A Comment
on Climate Change, Conflict and Migration” web: http://www.nrc.no/arch/_
img/9268480.pdf , Erişim Tarihi: 10.12.2010.
6
Myers, Norman (2005), “Environmental Refugees: An Emergent Security Issue”,
web: http://www.osce.org/documents/eea/2005/05/14488_en.pdf, Erişim
Tarihi:11.12. 2010.
7
TRT (2009). “Küresel Isınma İklim Mültecileri Yarattı”. web: http://www.
trtdari.com/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=f28e4369-93ad-4b84-a42e-
b81b7f18ee0, Erişim Tarihi: 11.12.2010.
Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri232
ve istem dışı/gönülsüz olarak yaşanan bu süreç uluslararası hukukta
mülteci ve göçmen kavramlarıyla benzer niteliktedir. Gelişmekte olan
bir kavram olarak iklim mültecileri, mülteci ve göçmen kavramları ile
karşılaştırılacak ve statüsü tartışılacaktır.
2. MÜLTECİ VE GÖÇMEN ARASINDAKİ FARKLAR
1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ne
(1951 Sözleşmesi) göre mülteci “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal
gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından
haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve
bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle,
yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önce-
den yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz
konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen şahıs”lar olarak tanımlanmak-
tadır
8
.
Göçmen, genellikle ekonomik nedenlerle veya içinde bulunduğu
sosyal ortamın hoşnutsuzluğu nedeniyle kendi ülkesini gönüllü olarak
terk ederek başka bir ülkeye yasal veya yasadışı yollarla giden, orada
yaşayan yabancıdır. Özellikle ekonomik refah için veya sosyal koşul-
ları daha rahat olan bir ülkede yaşamak için ülkelerinden göçenlere
ekonomik göçmenler denmektedir. Ekonomik göçmenler, mültecilik
statüsünden yararlanamamaktadırlar. Yabancı statüsünde ilgili baş-
vurular yapılarak iltica edilebilir; ancak bunun kabulü, göçmenlikle
ilgili ve mültecilikle ilgili tasarruf, o ülkenin iç hukukundaki düzenle-
melerle ilgili bir durumdur.
Mültecilik ile göçmenlik arasında bir takım farklar bulunmakta-
dır. Bu farklar sebep, maksat, vasıta/olanak gibi unsurlar çerçevesin-
de şekillenmektedir. Sebep açısından mülteciler mal varlıklarını geride
bırakarak, korku ve yaşama hakkına gelebilecek bir zarar neticesinde
güvenli bir ülkeye iltica etmekte iken; göçmenler ise, ekonomik an-
lamda daha rahat yaşamak amacı ile göç etmektedirler. Niyet açısın-
dan mülteciler korku, baskı gibi zorlayıcı sebepler neticesinde zorunlu
8
Türkiye Temsilciliği, BMMYK, Sığınma ve Mülteci Konularındaki Uluslararası
Belgeler ve Hukuki Metinler. Damla Matbaası, Ankara1998, s. 68.
TBB Dergisi 2012 (99) Olcay ZİYA233
olarak ülkelerinden göç ederken; göçmenler daha iyi yaşama koşul-
ları için gönüllü olarak göç etmektedirler. Vasıta/olanak bakımından
mülteciler zorlayıcı koşullar nedeniyle ani yer değişikliği yapmak du-
rumunda oldukları için zorlu şartlarda yolculuk yaparlar; göçmenle-
rin ise göç etmelerine ilişkin olanaklar daha fazladır. Mülteciler göç
eyleminde bulunurken bu eylemde bulunmalarının sebebi haklı bir
korku içinde olmaları ve tabiyetinde oldukları ülkenin korumasından
yararlanamamalarıdır. Bu nedenle genellikle göçü kolaylaştıracak res-
mi belgelere sahip değillerdir. Ancak göçmenler
9
kendi ülkelerindeki
korumadan yararlanmakla beraber bu korumanın sosyal ve ekonomik
koşullardan dolayı yetersiz olduğuna kanaat getirip göç eden kişiler
olmaları sebebiyle mültecilere oranla göçlerini kolaylaştıracak resmi
belgelere nispeten sahiptirler
10
. Ekonomik nedenlerle göç eden göç-
menler, mülteci statüsü için gerekli olan statüye uygun olmadıkları
için, 1951 Sözleşmesi ile tanınan haklardan ve uluslararası koruma-
dan yararlanamamaktadırlar
11
. Mültecilerle göçmenler arasındaki bu
farklara bakıldığında kimlerin mülteci, kimlerin göçmen olduğunu
söylemek kolay gibi görünse de; uygulamalara gelindiğinde bunun
ayrımı zaman zaman zorlaşmaktadır. Bunun sebebi insanların yaşam
haklarına halel getirebilecek unsurların ekonomik ve sosyal şartları da
içerisinde barındırır hale gelmesidir. Bu sebeple 1951 Sözleşmesinde
tanımlanan mülteci tanımlamasının unsurlarının uygulamada daha
geniş bir kitleyi kapsayabilecek hale geldiği aşikârdır.
Mülteci ve sığınmacı, göçmen kişidir. Ancak her göçmen kişi sı-
ğınmacı ve mülteci değildir. Kimi yerlerde göçmenlik ile mültecilik
kavramlarının karmaşıklaştığını görmekteyiz. Mültecinin kimler ola-
bileceğini ve göçmenden ayrımını daha iyi anlayabilmek için en temel
mülteci tanımı olan 1951 Sözleşmesi’ndeki tanımının unsurları irde-
lenmelidir.
9
Göçmenler; legal(yasal), kaçak göçmenler olarak iki hukuki zemine
oturtulmaktadır. Resmi belgelerin varlığı yokluğu, göç ettikleri ülkelerdeki
hukuki düzenin bu kişileri kabul edip etmemesi veya haberdar olup olmaması
durumları bu kategoriyi etkilemektedir. Ancak bu ayırım ve ilgili detaylı bilgi bu
çalışmanın dışında kalmaktadır.
10
Atayün, Yurt, Mülteciler Sorununa Sosyolojik Bir Yaklaşım: Van Örneği, Yüzüncü
Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans
Tezi, Van 2002, s. 8.
11
Jastram, Kate, BMMYK, Mültecilerin Korunması: Uluslararası Mülteci Hukuku
Rehberi: Damla Matbaası, Ankara 2001, s. 41.
Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri234
“Zulme uğramaktan haklı nedenlerle korkan” ibaresinde iki un-
sur bulunmaktadır: “zulüm” ve “haklı nedenlerle korku”. Sözleşme-
de zulümden ne anlaşılması gerektiği açıkça belirtilmemiştir. Ancak
söz konusu olabilecek ”zulüm”den bir ülkeden terk-i diyar edilme-
sine varacak nitelikte bir korku mahiyetinde olması gerektiği anla-
şılmaktadır. “Korku”dan öznel bir duygu olmasının etkisiyle ne an-
laşılması gerektiği de net değildir. Ancak, “zulüm” durumunda her
kişinin “korku” hissine kapılabileceği ve buna karşılık sergileyeceği
davranışın o yerden kaçma eylemi olabileceği (karinesine varılabi-
lir) düşünülebilir. Zamana ve mekâna göre göreli/göreceli olan/ola-
bilen/olabilecek “zulüm” kavramı, insan hakları ihlalleriyle doğru
orantılı şekilde gelişmeye müsait bir yapıdadır. Bu durum kavramın
tanımlanmasını güçleştirmekte ve tanımın ucunun açık olmasına yol
açmaktadır
12
.
Tanım irdelendiğinde zulmün beş nedeni bulunmaktadır: ırk, din,
tabiiyet, belirli bir sosyal gruba mensubiyet, siyasi düşünceler. Tanım-
da her ne kadar zulmün kaynağı veya haklı korkudan kaynaklanan
zulüm bu nedenlere bağlansa da içeriğinin genişliği durumlar çerçe-
vesinde değerlendirilmektedir.
Zulmün ırka dayalı yapıldığı unsur incelendiğinde 1951
Sözleşmesi’nde “ırk” kelimesinin irdelenmediği, tanımlanmadığı gö-
rülmektedir. 1965 tarihli Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldı-
rılmasına İlişkin Sözleşmesi’nin ilk maddesinde “ırk, renk, soy ya da
ulusal ya da etnik kökene” dayandırılarak anlaşılmaktadır
13
. Herhangi
bir ırka dayanma durumu, mülteci statüsü kazanmak için yeterli ol-
mamaktadır. Irk unsuru tanımdaki diğer unsurlarla birlikte veya on-
larsız olabilmesiyle belirli bir baskı ve zulümle bir araya geldiğinde
statü kazandırabilmektedir.
Sığınma anlayışının en temelinde bulunan tarihin en başlangıcın-
dan itibaren ilticaya sebep olan unsur din sebebiyle yapılan zulümdür.
1951 Sözleşmesinin ortaya çıktığı süreç dine ve inançlar temelli zulüm
ve baskının yoğunlaştığı İkinci Dünya Savaşı sonrası olmuştur. Bu se-
beple bu unsur o dönem itibariyle oldukça etkin bir unsur olmuştur.
12
Çiçekli,Bülent, Uluslararası Hukukta Mülteciler ve Sığınmacılar, Seçkin Yayınları,
Ankara2009, s. 52.
13
Türkiye Temsilciliği, BMMYK, s. 237.
TBB Dergisi 2012 (99) Olcay ZİYA235
Dünyada din temelli baskı ve zulüm devam etmektedir. Bu ister ibadet
şekliyle yapılan baskı olsun, ister dinsel bir topluluğa ait olmayla ilgili
olsun, ister bireysel, ister topluluk halinde olsun zulüm sebebi olarak
ağırlığını korumaktadır.
Milliyet (tabiiyet) sözcüğünden etnik temel anlaşılmaktadır. Geniş
olarak ırk ile eş anlamlı kullanılabilmektedir. Ancak burada daha çok
azınlık/çoğunluk kavramlarıyla ilişkilendirilmektedir.
Belirli bir sosyal gruba mensubiyet unsuru diğer unsurlar gibi ta-
nımlanmamıştır. Kadınlar, eşcinseller, bir takım meslek grupları, aşi-
retler vb bir takım sosyal statüler bu unsur dahilinde değerlendirilebil-
mektedir. Bu unsuru taşıyan kişilerin politik tercihleri, genelinin sahip
olduğu ırk, din gibi unsurlar belirli durumlarda baskı ve zulüm için
yeterli olabilmektedir.
Birçok uluslararası sözleşmede siyasi düşüncelerin özgürce ifade
edilmesi, düşünce özgürlüğü gibi haklar düzenlenerek, güvence altına
alınmaya çalışılmıştır. Siyasi hakların kullanılamadığı, menşe devle-
tindeki hükümetle fikirlerinin uyuşmaması sebebiyle baskı ve zulme
uğramak söz konusu olabilmektedir. Mülteci statüsü belirleyenler bu
unsuru da dikkate almaktadırlar
14
.
3. İKLİM MÜLTECİLERİNDE STATÜ SORUNU
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (Uni-
ted Nations Climate Change Framework Convention-UNCCFC) göre,
iklim değişikliği “karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal ik-
lim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin
bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik”
15
demektir
16
. İklim değişikliğinin etkileri çeşitli şekillerde kendini gös-
termektedir
17
.
14
Goodwin-Gill, Guy S. / McAdam, Jane, The Refugee In International Law, Oxford
Yayıncılık, New York 2007, s. 71-89.
15
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), madde
1-Tanımlar.
16
Arıkan, Yunus, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto
Protokolü. Bölgesel Çevre Merkezi Yayınları, Ankara 2006, s. 9.
17
Küresel ısınmanın etkisiyle sıcaklığın artması sonucu topraklar daha az
Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri236
İklim değişikliğinin nedenlerinin analiz edilmesi ve doğuracağı
sonuçların öngörülmesi çok önemlidir. Ancak bu durumun insanlar
açısından doğuracağı sonuçlara yeterli önem verilmemektedir. Söz
konusu öngörü iklim değişikliğinin insanlar açısından doğuracağı so-
nuçlara yönelik müdahaleler ve önlemler bağlamında uluslararası top-
lumun üzerinde durması gereken bir konudur.
İklim değişikliği, bu değişikliğin yansıdığı (seller, fırtınalar, ku-
raklık gibi), pek çok kişinin geçimini ve güvenliğini etkilemeye, gelir
farkını ve eşitsizlikleri arttırmaktadır. Geçtiğimiz yirmi yılda, yaşanan
doğal afetlerin sayısı yılda yaklaşık 200’den 400’ün üzerine çıkarak iki-
ye katlanmış olup, yaşanılan her 10 doğal afetten 9’unun iklimle ilgili
olduğu ifade edilmektedir
18
.
Ülkelerinde Yerinden Olmuş Kişilerin İnsan Hakları Genel Sekre-
terliği Temsilcisi, Walter Kälin, iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya
çıkacak en az beş senaryo tespit etmiştir:
• Hidrometeorolojik afetler (seller, kasırgalar/tayfunlar/sik-
lonlar, toprak kayması (heyelan) gibi),
• Devletler tarafından insanların yaşaması için riskli ve tehlikeli
bölge olarak kabul edilen bölgeler;
• Çevrenin bozulması ve yavaş yavaş yaklaşan afetler (örneğin
suya erişimin azalması, çölleşme, tekrarlayan su baskınları
(seller), kıyıya yakın tatlı su kaynaklarına tuzlu su karışması
gibi);
• Küçük ada devletlerinin sular altında kalabilme olasılığı,
verimli hale gelmektedir. Bu durum kentleşme hızını arttırabilmektedir. Ancak
böylesi bir durum kıt kaynakların dağılımındaki adaletsizliği arttırabileceği
öngörülmektedir. Sıcaklığın artmasının sonucunda kuraklığın artması ve bulaşıcı
hastalıkların artması beklenmektedir. Bu durumun devletler arasındaki ilişkilere
çatışma şeklinde yansıma olasılığı değerlendirilmektedir.
18
Holmes, John (2008), Opening remarks by Sir John Holmes, Under-Secretary General
for Humanitarian Affairs and Emergency Relief Coordinator at the DIHAD 2008 Con-
ference, web: http://www.reliefweb.int/rw/rwb.nsf/db900sid/YSAR-7DHL88?
OpenDocument, Erişim Tarihi: 09.12.2010.
TBB Dergisi 2012 (99) Olcay ZİYA237
• İklim değişikliği sebebiyle zorunlu ve hayati kaynakların (ör-
neğin su ve gıda gibi) azalmasının tetiklediği silahlı çatışma-
lar
19
.
İklim değişikliği süreci nüfus hareketliliğine iki şekilde yansımak-
tadır: kısa süre nüfus hareketliliği ve uzun süre nüfus hareketliliği.
Kısa süre içerisinde kasırgalar, seller, depremler, dev dalgaların oluş-
tuğu tsunamiler etkisiyle nüfus hareketliliğinin ani, acil ve kısa sürede
gerçekleşmesi bakımından değerlendirilmektedir. Uzun süre nüfus
hareketliliğinde ise nüfus hareketliliği uzun süre içerisinde yayılmak-
tadır. Öngörülen çevresel bir felaket durumunda devletler, insanları
uyarmakta ve o bölgeden ayrılmayı teşvik etmektedir
20
.
Kısa ve uzun sürede olan nüfus hareketliliğinde insanlar felaketin
olduğu devletin
21
içerisinde güvenli yerlere kaçabileceği gidebileceği
gibi, uluslararası sınırlara doğru (kimi zaman sınırları da aşıp) kaça-
bilir, sığınabilirler. Kendi devletleri içerisinde güvenli yerlere sığın-
dıkları zaman bu kişilerin mülteci hukukuna göre statüsü ülkesinde
yerinden edilmiş kişiler (Internally Displaced Persons/People-IDP)
olur. Ülkelerinden yerinden edilmiş kişiler Birleşmiş Milletler Yüksek
Komiserliği’nin ilgi alanında olan kişilerdir ve asgari düzeyde ulusla-
rarası korumadan yaralanabilmektedirler
22
. Ancak çevresel bir felaket
nedeniyle uluslararası sınırlarda büyük nüfus hareketliliği olduğun-
da veya bu nüfus uluslararası sınırları aştığında bu insanların hukuki
statüsü olmadığı görülmektedir. Uluslararası mülteci hukuku çerçeve-
sinde bu kimselere mülteci statüsü verilmemektedir. Mülteci statüsü
verilmediği için uluslararası korumadan yararlanamamaktadırlar. Bu
insanlara devletler nezdinde göçmen de denilmemektedir. Bu yüzden
“belirsiz” bir statüye sahiptirler.
19
Kälin, Walter (2008), The Climate Change-Displacement Nexus, web: http://www.
brookings.edu/speeches/2008/0716_climate_change_kalin.aspx, Erişim Tarihi:
17.02.2012.
20
Kolmannskog (2008).
21
Münferit hadiseler dışında, bu hareketliliğin yaşanılan devlet olduğu
varsayılmaktadır.
22
1951 Mülteci Sözleşmesi tanımına uyan kişilere ek olarak, “yaygın şiddet ya
da kamu düzenini ciddi olarak bozan diğer durumlardan dolayı yaşamları,
güvenlikleri ya da özgürlükleri ciddi bir tehdit altında olduğu için korku duyan”
kişiler de yetki alanı dâhilindedir.
Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri238
İklim değişikliğin insanlar üzerindeki bir başka olumsuz etkisi de
devlet açısından ortaya çıkmaktadır. Devletin unsurlarından olan top-
rak parçası çevresel bir felaket nedeniyle ortadan kalktığı zaman, bu
insanların vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları bir hukuki devlet var-
lığını sürdürüp sürdüremeyeceği uluslararası hukukta yaşanmakta
olan bu kişilerin vatansız olarak kabul edilip edilmeyecekleri bir tar-
tışma konusudur
23
24
.
1951 Mülteci Sözleşmesindeki mülteci tanımlaması iklim değişik-
liği nedeniyle uluslararası sınırları geçmiş insanlar için uygulanabilir
değildir. Bu sınırı aşan hareketin mecburiyetten gerçekleşmesi ve bu
gibi hareketlerin tanımlanması mülteci tanımının genişletilmesi çerçe-
vesinde değerlendirilebilecek bir kriterdir.
SONUÇ
İklim mültecileri kavramının tanımlanması tartışmaları da berabe-
rinde getirmektedir. 1951 sözleşmesinde tanımlanan “mülteci” terimi-
ne, Sözleşme ile açık bir şekilde çerçeve çizilmiştir. Bu çerçeve sebebiy-
le sınırlı bir içeriğe ve “insan yapımı” bir “zulüm” içeriğine sahiptir.
Bununla birlikte 1951 Sözleşmesinde yer alan tanımlamaların, günü-
müzün değişen dünyasında artık yetememekte, uluslararası koruma-
nın ihtiyacını karşılayamamaktadır. Çünkü sözleşmedeki “zulüm”ün
içeriği değişmekte, çeşitlenmekte ve insan üstü bir hale gelmektedir.
Birlemiş Milletler özellikle yerinden edinmiş kişilere karşı çalışmalar
yapıyor olmasına rağmen, iklim mültecileri ve bu kavramın içeriği ile
ilgili teorinin ötesinde uluslararası bir çerçeve ortaya konmalıdır.
Deniz seviyesinin yükseldiği büyük doğal afetlerin yaşanması so-
nucunda milyonlarca insan evleri, yiyecekleri ve buna benzer hiçbir
23
Örneğin Maldivler, Vanuatu ve Tuvalu gibi ada ülkelerinin kıyıları sular altında
kalmaya başlamıştır. Ada devleti Tuvalu’nun nüfusunun dörtte biri Yeni
Zellanda’ya göç etmiştir. Aslında Tuvalu devleti, halkını göçe zorlayarak, onların
güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır. (ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.
trtdari.com/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=f28e4369-93ad-4b84-a42e-
b81b7f18ee01) Hollanda gibi İskandinav devletler de deniz seviyesinin yükselmesi
sorunuyla karşı karşıyadırlar. Gelecekte bu devletlerin toprak unsurlarının
kaybolmasıyla hukuki varlıklarının sorgulanabileceği düşünülmektedir.
24
Kälin (2008).
TBB Dergisi 2012 (99) Olcay ZİYA239
kaynağı olmadan(olmaksızın yerlerinden oldular. Bu insanlar yeni
evleri ve yeni hayatlar için sığınmacı konumuna düştüler ancak ulus-
lararası yardım bu insanlara koruma sağlayabilir mi tartışması devam
ederken, büyük kitleler halinde hareket eden iklim mültecilerinin sa-
yısının mülteci sayısından fazla olabileceği gözden kaçmamalıdır. Bu
bağlamda, çevresel faktörler nedeniyle evini terk eden kişiler, “doğal
zulüm”den kaçmaktadırlar. Bu özellikleri sebebiyle “sığınma arayan
kişi” konumundadırlar. Uluslararası toplumun külfet paylaşımı ve
yardım gibi sorumlulukların yerine getirilmesinin yanında uluslarara-
sı koruma kapsamına iklim mültecilerini de almalıdır.
KAYNAKLAR
Arıkan, Yunus, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve
Kyoto Protokolü, Bölgesel Çevre Merkezi Yayınları, Ankara 2006.
BMMYK,Türkiye Temsilciliği, Sığınma ve Mülteci Konularındaki Ulus-
lararası Belgeler ve Hukuki Metinler, Damla Matbaası, Ankara 1998.
Castles, Stephen/Miller, Mark, Göçler Çağı, Modern Uluslararası Göç
Hareketleri,İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2008.
Çiçekli, Bülent, Uluslararası Hukukta Mülteciler ve Sığınmacılar, Seçkin
Yayınları, Ankara 2009.
Guy S. Goodwin-Gill/McAdam, Jane, The Refugee In International Law,
Oxford Yayıncılık, New York 2007.
Gürel, Sümer, Türkiye’de Göç ve Bütünleşme Sorunsalı. Bağlam Yayınla-
rı, İstanbul 2001.
Holmes, John, (2008, Nisan 8). Opening remarks by Sir John Holmes, Un-
der-Secretary General for Humanitarian Affairs and Emergency Relief
Coordinator at the DIHAD 2008 Conference, Aralık 9, 2010 tarihinde
http://www.reliefweb.int: http://www.reliefweb.int/rw/rwb.
nsf/db900sid/YSAR-7DHL88?OpenDocument adresinden alındı.
Mülteci-Göçmen Belirsizliğinde İklim Mültecileri240
Jastram, Kate, BMMYK, Mültecilerin Korunması: Uluslararası Mülteci
Hukuku Rehberi, Damla Matbaası, Ankara 2001.
Kälin, Walter, (2008), The Climate Change-Displacement Nexus. 17.02.2012
tarihinde http://www.brookings.edu/speeches/2008/0716_cli-
mate_change_kalin.aspx adresinden alındı.
Kolmannskog, Vikram Odedra, (2008, Nisan). Future Floods of Refugees:
A Comment on Climate Change, Conflict and Migration. Aralık 10, 2010
tarihinde www.nrc.no: http://www.nrc.no/arch/_img/9268480.
pdf adresinden alındı.
Myers, Norman, (2005), Environmental Refugees:An Emergent Security
Issue. 12.11.2010 tarihinde www.osce.org: www.osce.org/docu-
ments/eea/2005/05/14488_en.pdf adresinden alındı.
Öztaş, Cemal /Zengin, Eyüp, Göç ve Azerbaycan: Bir İnsanlık Dramı Ola-
rak Azerbaycan’da Mülteciler Sorunu, Uluslararası Göç Sempozyu-
mu, Zeytinburnu Belediyesi, İstanbul 8-11 Aralık 2005.
TRT, (2009 12 01), Küresel Isınma İklim Mültecileri Yarattı, 11.12.2010
tarihinde /www.trtdari.com: http://www.trtdari.com/Ha -
ber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=f28e4369-93ad-4b84-a42e-
b81b7f18ee01 adresinden alındı.