TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 155
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
NEREYE KADAR?..
Av. Gonca TURGUTOĞLU*
Bireysel ve toplumsal olarak ruh sağlığımızı olumsuz yönde etkileyen
şiddet unsuru, yaşamın her alanında karşımıza çıkan, toplumsal yaşantı-
mızın göz ardı edilemez öğelerinden biri olmuş, yaş ve cinsiyet ayrımı ol-
maksızın toplumun her kesimini tehdit eden evrensel boyutlara ulaşmıştır.
Görsel ve işitsel etkinliği nedeniyle çok sayıda kişiye ulaşan en güçlü kitle
iletişim aracı olan televizyon, şiddet içerikli yayınları nedeniyle çocuklar
üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Günün her saatinde, şiddet olay-
larını gündelik hale getirerek içselleştiren televizyon yayınları aracılığıyla,
evlerimize kadar girerek haberlerde, reklamlarda, spor programlarında,
reytingi yüksek yerli ve yabancı dizilerde ve hatta çizgi filmlerde masum-
laştırılarak meşruluk kazandırılan şiddetten yetişkinlerle birlikte çocuklar
da paylarına düşeni fazlası ile almaktadır.
Çocuklar, dışarıdan gelen duygusal, ruhsal ve zihinsel açıdan olumlu
ve olumsuz etkileyen unsurlara açıktırlar, medyada gördüklerinden ise
daha çok etkilenirler. Çocuklar zamanlarının çoğunu televizyon izleyerek
geçirirler ve hayat hakkında öğrendiklerinin çoğunu televizyon aracılığıyla
öğrenirler. “Çocukların 3-4 yaşından başlayarak 12-13 yaşına kadar günde or-
talama 1-2 saat çizgi film izledikleri, ayrıca çocukların ve gençlerin erişkinler için
hazırlanan televizyon programlarını da seyrettikleri düşünüldüğünde, yoğun şiddet
bombardımanı altında kaldıkları görülür.” (Akarcalı, 1996) Sürekli yinelenen
şiddet eylemlerini içeren programları izlemek, onların davranışlarına, söz-
lerine, oyunlarına yansıyarak, diğer çocuklara karşı saldırganlaşmalarına,
oyunlarında şiddet sergilemelerine, şiddet kullanımını problemlerinin
çözümü ve istediklerini elde etmek için etkin bir yöntem ve ilişki biçimi
olarak görmelerine sebep olmaktadır. Çünkü televizyon programları şid-
detin problemlerin çözümünde başarılı bir yol olduğunu ve insanların iste-
*
İstanbul Barosu üyesi.
156 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Gonca TURGUTOĞLU makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 157
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
diklerini elde etmelerinin kolay bir
yolu olduğunu göstermektedir. Te-
levizyonda izledikleri karakterlerle
kurdukları özdeşim sonucu, özellik-
le büyük çocukların gördükleri şid-
det eylemlerini aynen uyguladıkları
görülmektedir. Aynı zamanda uzun
süreli şiddetle karşılaşmak, bir süre
sonra duyarsızlaşmaya yol açmak-
ta, bir alışkanlık hatta bir eğlence
biçimine dönüşebilmektedir.
Televizyonu denetimsiz izle-
yen çocuklar gördükleri ve henüz
kavrayamadıkları suç ve şiddet
temalı haberler, reklamlar ve çiz-
gi filmler gibi yayınlar nedeniyle
risk altındadırlar. Çocukların şid-
detle ve şiddet içeren durumlarla
karşılaşmaları onların kişilik ve
davranışlarında kalıcı ve onarıl-
ması mümkün olmayan olumsuz
izler bırakabilmektedir. Çocuklara
önemli bir simgesel model sunan
televizyon programları, tüm yaş
gruplarından insanlar için fan-
tezi dünyası içerir ama çocuklar
bunların gerçek dünyada varolup
olmadığını anlayabilecek yetkinli-
ğe sahip değillerdir. Özellikle 4 -7
yaş döneminde tam olarak soyut
düşünce gelişmediği için, televiz-
yonda gördükleri görüntüleri so-
mut olarak yorumlar ve algılarlar.
Öyle ki çocukların kendilerini çizgi
film kahramanları yerine koyduk-
larına, kavga içeren çizgi filmlerin
çocukları kavgaya yönlendirdiğine
dair bir çok çarpıcı örnek medyaya
yansımıştır. Çocuk için bu dönemde
şiddet içeren haberler, programlar
ÇOCUK HAKLAIRYLA İLGİLİ
YARGITAY KARARLARI
Ana baba vazifelerini ifa etme-
dikleri takdirde hakini çocuğun
himayesi için gerekli tedbirleri ken-
diliğinden almakla görevlidir.(743 s.
MK. m. 346,348,349,404,426; 2828 s. ÇEK. K.
m. 22)
(Yg. 2. HD, 4.6.2002, 2002/6834-E, 2002/
7495-K; YKD, Ocak 2003, s. 17)
* * *
Yeni Türk Medeni Kanunu’nun
315. maddesine göre evlat edinme
kanın evlat edinenin oturma yeri,
birlikte evlat edinmede eşlerden
birinin oturma yeri mahkemesince
verilir. Görevli mahkeme de Asliye
Hukuk Mahkemesidir. (743 s. MK. m.
315, 469)
(Yg. 2. HD, 2.5.2002, 2002/4860-E, 2002/
5701-K; YKD, Şubat 2003, s. 180)
* * *
Davalının çocuğun davacı ile ki-
şisel ilişkisini engellediği, çocuğun
aile bağlarını özellikle fikri gelişme-
sini kötü etkileyecek bir davranış
içerisine girdiği anlaşıldığından,
velayetin değiştirilmesine karar ve-
rilmesi gerekir. (743 s. MK. m. 149; 4721
s. MK. m. 183)
(Yg. 2. HD, 4.4.2002, 2002/3930-E, 2002/
4731-K; YKD 2002)
* * *
Evlilik birliği içinde doğan çocuk,
babanın soyadını taşır. Babanın soya-
dı veya çocuk reşit olduktan sonra
kendi soyadı, usulüne uygun olarak
açacağı bir dava sonunda verilecek
kararla değişmedikçe, çocuğun so-
yadı değişmez. (4721 s. MK. m. 321; 2525
s. Soyadı K. m. 4) (YG. 18. HD, 25.10.2002,
156 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Gonca TURGUTOĞLU makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 157
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
ve çizgi filmler bilinçaltı şiddet
duygularının yerleşmesine neden
olabilir. Yapılan araştırmalar da
medyada teşhir edilen şiddetin,
izleyicilerin saldırganlıklarını art-
tırdığını göstermekte, tanık olduk-
ları ya da basın yayın organlarından
izledikleri şiddetin çocukları çeşitli
yönlerden etkilediklerini ortaya
koymaktadır.
“J. L Singer ile D. S. Singer etki ile
ilgili İngiltere’de yaptıkları bir araştır-
mada (1980) yatılı okulda kalan 13-16
yaş grubu çocuklar ikiye ayrılmış. Bir
gruba 15 gün süreyle yalnızca komik
ve sosyal programlar izlettirilmiş.
İkinci gruba ise bu şiddet içeren filmler,
programlar gösterilmiş. Yapılan testler
sonucunda birinci grupta hoşgörü, tar-
tışma, iletişim ve gülme düzeyi; ikinci
grupta ise sözel ve fiziksel saldırganlık
düzeyinin yüksek olduğu saptanmıştır.
Eron ve Heusmann’ın ABD, Finlandiya
ve Polonya’da çocuklar üzerinde yaptığı
karşılaştırmalı araştırmada ise (1982)
yine çocukların davranışları ile televiz-
yondaki şiddet arasında olumlu bir ilişki
görülüyor. Ama bu araştırmada ilginç
olan, saldırgan davranışların sadece er-
kek çocuklar için değil, kız çocuklar için
de geçerli olduğudur.” (Turan, 1996)
“Günlük hayatta görülen olay-
lar, araştırma sonuçlarını doğrular
biçimindedir: İngiltere’de iki buçuk
yaşındaki James Bulger’i 11 yaşındaki
iki çocuğun şiddet filmlerinin etkisinde
kalarak öldürdüğü ortaya çıktı. Bir süre
önce Norveç’te 5 yaşındaki bir kız çocu-
ğu öldürüldü. Çocuğun televizyondan
etkilenen 6 yaşlarındaki arkadaşları ta-
2002/8139-E, 2002/10431-K; YKD, Temmuz
2003, s. 1109)
* * *
Gerek önceki MK’de gerekse de
yeni MK’de gösterilen kurullara
göre; reşit olmayan fakat temyiz
kudretine haiz çocuğa (işçiye) öde-
nen ücretler geçerli olduğundan ge-
rekli mahsuplar yapılarak işçi ücreti
hakkında hüküm kurulmalıdır.(743 s.
MK. m. 16,269; 4721 s. MK. m. 359)
(YG. 9. HD, 12.2.2002, 2001/17321-E,
2002/2667-K; YKD, Temmuz 2003, s. 1058)
* * *
Nesebin reddi davasında maddi
hadiseler TMK zamanında ger -
çekleştiğinden bozma kararında
iğfalden söz edildiğine göre 743
sayılı Medeni Kanunun 246/2.
maddesindeki hak düşürücü süre-
yi benimsediğinden yeni kanunun
uygulanması gerekir. Koca, davayı
doğumu ve baba olmadığını veya
ananın gebe kaldığı sırada başka bir
erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu
öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl
ve her halde doğumdan itibaren beş
yıl içerisinde açmak zorundadır.(4722
s. MKYK. m. 20; 743 s. MK. m. 246/2)
(Yg. 2. HD, 31.3.2003, 2003/2855-E, 2003/
4470-K; YKD, Eylül 2003, s. 1345)
* * *
Evlenmesine izin istenenin ve-
sayet altında, düzenli aile yaşamı
olmayan, akrabaları tarafından ba-
kılan ve evlenmekle başkasının yar-
dımına bağımlı olmaktan kurtulacak
kişi olması dikkate alınarak evlenme
isteğinin kabulü gerekir, (4721 s. MK.
m. 124/2)
(Yg. 2. HD, 5.6.2003, 2003/ 7198-E, 2003/
8271-K; YKD, Ekim 2003, s. 1505)
158 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Gonca TURGUTOĞLU makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 159
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
rafından taşlandığı, dövüldüğü ve kar
üzerinde ölüme terk edildiği anlaşıldı.
Türkiye’de de benzer olaylar vardır:
Inferno adlı korku filmini seyreden
bir genç kız intihar etti. Üsküdar’da
televizyondan etkilenen 8 yaşındaki
bir ilkokul öğrencisi kendini kravatla
gardroba astı. Ailesiyle Fransa’da ya-
şayan 9 yaşındaki Volkan da bir Türk
televizyonundan etkilenerek intiharı
seçti. Ancak etki yalnız ölümlere neden
olmakla kalmıyor; şiddet uygulayıcısı
fakat kahraman olan karakteri özellikle
çocukların ve gençlerin örnek aldığı ve
bu nedenle toplumda şiddetin yayıldığı
biliniyor. Bu tip programlar suçun nasıl
işleneceğinin tekniğini de öğretiyor ve
yayıyor. Bazı hukukçulara göre 5 ya-
şındaki bir çocuk her gün programları
seyrederek 15 yaşına geldiğinde 18000
cinsel taciz, saldırı, kavga ve işkence
yolu öğrenmiş oluyor.” (Turan 1996)
Yazılı , görsel ve işitsel basın-
da magazin haberciliği anlayışı ile
çıkan haberlerin çoğu basın etiğine
aykırı olduğu gibi, Çocuk Hakları
Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Ço-
cuğun Korunmasına Dair Sözleşme,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
başta olmak üzere ilgili tüm ulusal
ve uluslararası düzenlemelere de
aykırıdır. Medyanın, izleyeni görün-
tüye yabancılaştıran yorumu ile ken-
di gözünden sunduğu satışa yönelik
habercilik ve yayıncılık anlayışı,
özellikle televizyon kanallarının şid-
det içerikli haberleri ayrıntılı görün-
tüleri ile ekrana yansıtması, sürekli
olarak bu görüntülere maruz kalan
çocuk üzerinde korku, duyarsızlaş-
ma ve şiddete dönük davranışlara
Vasilik görevi, vasinin ölümü ile
sona erer. Türk Medeni Kanunun
vasi hakkındaki hükümleri aksi
belirtilmedikçe kayyım hakkında
da uygulanır. Kayyımın ölümü
ile de kayyımlık görevi ve veka-
let ilişkisi de sona erer. Çocuğun
menfaatlerinin korunması için Sulh
Hukuk Malikanesine yeni kayyım
atanması ile ilgili yazı yazılması,
yeni kayyıma davetiye çıkartılarak
davayı takip ettirmesi olanağının
sağlanması gerekir. (4721 s. M K. m.
403/son, 479/1; 818 s. BK. m. 397,35)
(Yg. 2. HD, 9.7.2003, 2003/9068-E, 2003/
10433-K; YKD, Kasım 2003, s. 1670)
* * *
Aile mahkemesinin kurulmamış
olduğu yerlerde, vesayet hukukun-
dan doğan uyuşmazlıklara bakmak
görevi Aile Mahkemesi sıfatı ile
Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.
(4787 s. Aile Mahkemelerinin Kuruluş,
Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
m. 2; HSYK.Kararı-13.2.2003 tarih ve 97 s.,
HSYK.Kararı-8.7.2003 tarih ve 331 s.)
(Yg. 20. HD, 19.9.2003, 2003/7056-E,
2003/5664-K; YKD, Aralık 2003, s. 1863)
* * *
1 - Nüfus Yasası’nın 46. maddesi
hükmüne göre, nüfus kayıtlarının
düzeltilmesine (ad ve soyadı deği-
şikliği davaları dahil) ilişkin dava-
larda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus
müdürünün veya memurunun bu-
lunması ve kararın onların önünde
verilmesi zorunludur.
Mahkemenin oluşumuna ilişkin
bu yasa hükmü dikkate alınmadan
nüfus idaresi temsilcisi yokluğun-
da yargılama yapılarak hüküm
kurulması,
158 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Gonca TURGUTOĞLU makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 159
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
neden olabilmektedir. Kitle iletişim
araçlarının yayınlarında şiddeti ve
şiddet eylemini gerçekleştireni
sunuş biçimi, suçluluğu ve suçu
olağan ve bir statü gibi yansıtarak
çekici göstermesi, suçluya saygın bir
kişilik vererek kahramanlaştırması,
bundan etkilenen çocuğu suça teşvik
etmekte, potansiyel şiddet uygulayı-
cısı mağdurlar yaratılmaktadır. Bu
nedenle çocuğu maruz kalabileceği,
tanık olabileceği ya da izleyebilece-
ği şiddetten korumak toplumsal bir
sorumluluktur. Psikolojik gelişim
ve baş etme mekanizması belli bir
seviyeye gelmemiş çocuğun, şiddet
içeren ve endişe yaratacak görüntü
ve haberler ile karşılaşması, normal
psikolojik gelişimini negatif yönde
etkileyerek uzun vadede kendisini
ve toplumu zararlı sonuçlarla karşı
karşıya bırakabilecektir.
Basın yayın araçlarının, çocuk-
lar ve gençler dolayısıyla toplum
üzerinde olabilecek olumsuz etki-
lerini ortadan kaldırmaya yönelik
düzenlemelerle, basın yayın araç-
larının yayın içeriklerinin önemi
vurgulanmış ve kamu yararına bazı
sınırlamalar getirilmiştir. Milletlera-
rası Avrupa Sınır Ötesi Televizyon
Sözleşmesi’nin 7. maddesine göre;
Program hizmetleri sunu ve içe-
riği bakımından tüm unsurları insan
onuruna ve diğer insanların temel
haklarına saygılı olacaktır. Program
hizmetleri, özellikle:
2 - Dava, evliliğin devamı sı-
rasında eşlerden birisi tarafından,
nüfus kaydında cinsiyetin düzel-
tilmesi istenilen çocuğa velayetten
açılmış, mahkemece, diğer eşin
katılması veya icazeti aranmadan
davaya bakılıp karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 336.
maddesinde, (eşlerden herhangi
birisine öncelik veya üstünlük
tanınmadan) evlilik devam ettiği
sürece ana ve babanın, velayeti
birlikte kullanacağı öngörülmüş ve
342. maddesinde de ana ve babanın
velayetleri çerçevesinde çocuklarını
temsil edecekleri ilkesi yine ayırım
yapılmadan getirilmiştir.
Emredici nitelikteki bu yasa
kuralı evlilik birliği içinde velaye-
tin kullanılması kapsamında ana
ve baba tarafından çocuk adına
açılacak tüm davalar yönünden de
geçerlidir.
Buna göre, asıl olan eşlerin
birlikte dava açmaları ise de,
bunlardan birisi tarafından açıla-
cak davaya diğer eşin sonradan
icazetini bildirip olumlu iradesini
ortaya koyması ile velayetin birlikte
kullanılması gerçekleşmiş olacağın-
dan yeterlidir.
Diğer eşin katılımının veya rı-
zasının sağlanamadığı davanın ise
reddi gerekir.
(Yg. 18. HD, 22.12.2003, 2003/9089-E,
2003/1017-K; RG 14 Ocak 2004, sayı: 25346,
s. 127)
160 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Gonca TURGUTOĞLU makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 161
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
“1.b. Şiddet eğilimini körüklemeyecek veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı
nitelikte olmayacaktır.
2. Çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleye-
bilecek türden program hizmetleri, bunların seyredilebileceği zaman ve saatlerde
yayınlanmayacaktır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 3984 Sayılı Radyo Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanunun 4. maddesine göre:
“u) Kadına, güçsüzlere ve küçüklere karşı şiddetin ve ayırımcılığın teşvik
edilmemesi.
v) Yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını
kışkırtıcı nitelikte olmaması.
z) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek
türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmama-
sı” radyo, televizyon ve veri yayınlarında uyulması gereken yayın ilkeleri
arasında düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelerin amacı, yayıncıyı ve haberciyi baskı altına almak ya
da oto sansür uygulamaya zorlamak değil, toplumsal sorumluluk bilinci
ile ilkeli, duyarlı, etik kurallara saygılı, ulusal ve uluslararası anlaşmalara
bağlı, çocuğun öncelikli yararına uygun hareket edilmesini sağlamaktır.
Yazılı, görsel ve işitsel basında yer alan, içeriği ile şiddete davet çıkaran,
şiddeti öven tarzdaki yayınlar çocuk suçluluğunun önlenmesi için yapı-
lan çalışmalara ket vurmakta, suçla ve suçlulukla mücadeleyi geri plana
itmektedir. Şiddetin toplumda yaratacağı kalıcı etkiler göz önüne alınarak,
şiddetin ve etkilerinin geri dönülmesi imkansız sorunlara neden olmadan
toplumsal hayatın vazgeçilmez (!!!) öğesi olmaktan çıkarılması gerekmek-
tedir. Bu nedenle, varolan ve süregelen bu durumu düzeltmek için ;
1. Şiddeti teşvik etmekten kaçınma ve suçu önleme yayıncılığı yapıl-
malıdır.
2. Çocuğun yararı ilkesi, doğrudan ve dolaylı olarak çocuk ile ilgili
faaliyet yürüten tüm kurum ve kuruluşların öncelikle gözetmesi gereken
temel ilke olmalıdır.
3. Çocuğa yönelik tüm programların öncelikle çocuğun yararına uygun
olmasının sağlanması için etkin bir özdenetim mekanizması işletilmelidir.
4. Medya çalışanlarına çocuk hakları eğitimleri verilmeli ve bu eğitimler
tutum ve davranış değişikliğini hedeflemelidir.
160 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Gonca TURGUTOĞLU makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 161
makaleler Gonca TURGUTOĞLU
5. Çocukların kendi başlarına koruyamadıkları haklarını korumak
üzere çalışan örgütler daha sık ve etkin olarak devreye girmelidir.
6. Kurumlar arası işbirliğine gidilerek bu alanda birlikte çalışılmalıdır.
7. Çocuk programlarının çocuklara olumlu davranışlar kazandırma
özelliğine sahip olması gerekir. Bu nedenle çocuk programları hazırlanırken
özen gösterilmeli, çocuklar üzerinde yaratacağı olumlu ve olumsuz etkiler
birlikte değerlendirilerek çocuklara yönelik programlar ancak denetimden
geçtikten sonra yayınlanmalı ve bu amaçla konusunda uzman ve yetkin
kişilerden oluşan bir kurul oluşturulmalıdır .
8. RTÜK elindeki yetkileri toplum yararına daha etkin kullanmalıdır.
Kaynakça
Akarcalı, Sezer,” Televizyon Ve Şiddet”, Yeni Türkiye, Eylül-ekim 1996, Sayı
11, Yıl 2, 553-560
Turan, Emir, Ekranaltı Çocukları, İrfan Yayıncılık, İstanbul, 1996