Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
174TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
GİRİŞ
Tıp dünyasında yaşanan hızlı gelişmelerle, yaşama ümidi kalma-
yan hastaların organ ve doku nakilleriyle iyileşme imkanı bulması ve
artık bir çok organ ve doku naklinin tıbben mümkün olması, organ ve
doku naklinin önemini giderek arttırmaktadır. Ayrıca organ ve doku
naklinin, hemodiyaliz gibi tedavi yöntemlerinden çok daha ucuza mal
olması da ekonomik açıdan da daha çok tercih edilen bir yöntem olma-
sına neden olmaktadır.
Organ veya doku naklinin, insan hayatını kurtarma amacı gütme-
si, ceza hukukunda bir hukuka uygunluk nedeni olarak görülmesini
gerektirmiştir. Ancak organ ve doku bağışlayanın
1
rızası şarttır ve bu
rıza olmadan yapılan nakiller suç teşkil etmektedir. Çünkü bağışlaya-
nın beden bütünlüğüne ve dolayısı ile kişilik haklarına müdahale söz
konusudur.
Bağışlayanın canlı olması konusunda, organ ticareti sorunu gün-
deme gelmektedir ki özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
insanlar, organ mafyaları kanalıyla organlarını satmakta, çoğu zaman
kendi hayatlarını tehlikeye atmaktadır. Ülkemizde de maalesef bu
sorun mevcuttur ve ölüden organ bağışı bilinci tam olarak yerleşme-
*
Av., İstanbul Barosu, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Huku-
ku Yükseklisans öğrencisi.
1
Uygulamada “bağışlayan” kelimesi yerine “verici” veya “donör” kelimeleri de kul-
lanılmaktadır.
Organ ve Doku Naklİnİn Yasal
ve Etİk Açıd an İncelenmesİ
Özlem KOÇAK SÜREN
*
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
175TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
miştir. Hedef, bağışlayanın canlı değil, ölü olmasıdır ki birçok Avrupa
ülkesinde ölüden organ bağışı oranı oldukça yüksektir ve tercih edilen
yöntemdir. Ancak ölü de olsa insan bedeninin manevi bir değeri var-
dır. Ölünün yakınlarının rızasının veya ölünün hayattayken bildirdiği
rızanın dikkate alınması şarttır. Ölüden organ alınmasına rıza sorunu-
na ek olarak karşılaşılan bir diğer sorun da ölüm anının tespiti soru-
nudur. Organ nakli ile gündeme gelen “beyin ölümü” de etik açıdan
oldukça tartışmalıdır.
Çalışmanın amacı, organ ve doku naklinin beraberinde getirdiği
sorunların, yasal ve etik açıdan ele alınarak bir nebze olsun aydınlatıl-
masına katkıda bulunmaktır. Çalışmada, sorunun daha net bir şekilde
ele alınması amacıyla mukayeseli hukuk da dikkate alınarak öncelikle
organ ve doku naklinin kapsamı, tarihsel gelişimi ve yasalardaki dü-
zenlemeleri aktarılmakta, en son olarak, konu etik açıdan incelenmek-
tedir.
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL BİLGİLER
I. Organ ve Doku Naklinin Tanımı
Organ ve doku naklini tanımlamadan önce, organ ve doku kelime-
lerinin anlamını, dolayısı ile hangi organ ve dokuların nakledilebilece-
ğini iyi bilmek gerekir.
Doku, organları meydana getiren, şekil ve yapı bakımından ben-
zer olan ve aynı vazifeyi gören, birbirleriyle sıkı ilgisi olan aynı kök-
ten gelen hücreler topluluğuna verilen isimdir (örneğin; kalp kapağı,
kornea, kemik, kemik iliği, kıkırdak, kemik, kas dokusu, bağ dokuları,
kornea).
2
Kan, tıbbi açıdan bir doku olarak kabul edilmesine rağmen
birçok ülkede yasal olarak organ ve doku nakli kapsamı dışında tutul-
maktadır.
3
Organ ise Latin kökenli bir kelime olup, biyolojide belirli bir gö-
revi yapan ve sınırları belli doku grubu olarak tanımlanmaktadır
4
(ör-
2
Öztürkler, Cemal, Hukuk Uygulamasında Tıbbi Sorumluluk, Teşhis, Tedavi ve Tıbbi Mü-
dahaleden Doğan Tazminat Davaları, Ankara 2003, s.195.
3
Öztürkler, a. g. e.,, s.195.
4
Gökçen, Ahmet, “Organ ve Doku Nakli Üzerine Düşünceler”in: Selçuk Üniversitesi
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
176TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
neğin; böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, deri, dalak, mide, göz, rahim,
pankreas ve ince bağırsak
).
Organ ve doku nakli, görev yapmayacak kadar hasta olan ve hatta
bazen insan bedenine zarar verebilecek bir organın başka hiçbir tıbbi
çözüm olmadığı için ve tedavi amaçlı olarak başka bir sağlam organ
ile değiştirilmesi işlemidir.
S
Organ veya doku, ölü veya canlı bir in-
sandan başka bir insana, bir insanın kendi vücudundan yine kendisine
veya bir hayvandan bir insana nakledilebilir.
T
II. Organ ve Doku Naklinin Tarihsel Gelişimi
Organ ve doku naklinin tedavi yöntemi olarak düşünülmesi çok
uzun yıllara dayanmasına rağmen, gerçekleştirilmesi ilk defa deney-
sel olarak 1900’lü yılların başlarında mümkün olabilmiştir.
8
Özellikle
II. Dünya Savaşı’nda askerlerin ciddi yaralar alması, hekimleri yeni
çözümler üretmeye zorlamış ve yaralıların yaralarını daha çabuk iyi-
leştirme amacıyla başarılı deri nakilleri gerçekleştirilmiştir.
Yapılan
bu nakillerin başarısı ve gelişen tıbbi bilgi ile teknoloji, organ nakilleri
için uygun ortam hazırlamış oldu
ve nihayet modern anlamda ilk ciddi
organ nakli denemesi böbrek nakli ile Viyana’da 1902’de hayvanlar
üzerinde ve Sovyetler Birliği’nde (Rusya) 1933’te ölüden canlıya ger-
çekleştirilmiş oldu.
10
Dünya’da canlı insandan böbrek nakli ilk defa 1947’de ve ilk ba-
şarılı kalp nakli 1967’de Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) ger-
çekleştirilmiştir.
11
İlk başarılı böbrek nakli de 1954’te yine ABD’de Dr.
Hukuk Fakültesi Dergisi Milenyum Armağanı, C.8, S.1-2, 2000, 63-85, s.64.
5
Öztürkler, a. g. e., s.195.
6
Tıp dilinde nakil kelimesi yerine daha çok “Transplantasyon” kelimesi kullanıl-
maktadır; Organ Bağışı, Türkiye Böbrek Nakli ve Diyaliz Hastalarına Hizmet Vakfı,
http://www.bobrekhastalari.org.tr/organ1.htm (08.04.2007).
7
Schreiber, Hans-Ludwig, “Hayvandan İnsana Hücre-Doku-Organ Nakli-Hukuksal
Görünüş”, Özer Özbek (Çev.), Tıp ve Ceza Hukuku, Kayıhan İçel (Ed.), Ankara 2004,
91-100.
8
İnce, Nedim, “Böbrek Nakli”, 24.02.2006, http://www.denizce.com/bobreknakli.
asp (10.04.2007).
9
İnce, a. g. e., (10.04.2007).
10
“Organ Naklinin Tarihçesi”, Türkiye Organ Nakli Derneği, http://www.tond.org.
tr/tr/ (15.04.2007).
11
“Organ ve Doku Nakli Hizmetleri”, Bursa Sağlık Müdürlüğü, http://www.bsm.
gov.tr/hiz_hast03.htm (15.04.2007).
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
177TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Joseph Murray
yönetiminde, beş buçuk saat süren bir operasyonla
gerçekleştirilmiş ve bu başarı hekim Murray’a 1990’da tıp alanında
Nobel ödülü getirmiştir.
12
Türkiye’de ilk organ nakli girişimi 1962’de Dr. Kemal Beyazıt ta-
rafından yapılan kalp naklidir, ancak nakil sonrası hasta kaybedildiği
için bu nakil başarısız olarak kayıtlara geçmiştir.
13
1970’lerin başında
Hacettepe Üniversitesinde hayvanlar üzerinde organ nakli deney ça-
lışmaları başlamış ve ilk başarılı organ nakli 1975’de Dr. Mehmet Ha-
beral tarafından bir anneden oğluna böbrek nakledilmesi ile gerçek-
leştirilmiştir
14
. Bu olumlu gelişmenin ardından ölüden ilk böbrek nakli
1978’de, yine ölüden ilk karaciğer nakli 1988’de, ilk başarılı kalp nakli
1989’da ve ilk kalp kapağı nakli 1991’de gerçekleştirilmiştir.
15
24 Nisan
1990 tarihinde dünyada ilk defa Türkiye’de, Dr. Haberal tarafından
canlıdan kısmi karaciğer nakli gerçekleştirilmiştir.
16
Tüm bu gelişmeler organ naklinin gerekliliği konusunda toplum-
da bir bilinç oluşturdu ve insanların organ naklini desteklemesi ve
nakillerin kolaylaştırılması amacıyla 1980’de “Türkiye Organ Nakli ve
Yanık Tedavi Vakfı” kuruldu.
17
1990’da da Dr. Haberal “Türkiye Organ
Nakli Derneği”ni kurmuş ve bu dernek 1997’de Avrupa’daki “Transp-
lantasyon Derneği”ne üye olmuştur.
18
2001’de dönemin sağlık bakanı
Osman Durmuş’un girişimiyle “Ulusal Koordinasyon Merkezi” sağlık
bakanlığı bünyesinde faaliyete başlamış, ülkemizi altı bölgeye ayıra-
rak organ temininin kolaylaşması sağlanmıştır.
19
Günümüz itibari ile
ülkemizde artık birçok organ ve doku nakilleri merkezi mevcuttur ve
istatiksel olarak organ nakillerinin sayısı her geçen yıl artmaktadır.
20
12
“İlk organ nakli yarım asır önce yapıldı”, Radikal Gazetesi, 20.12.2004, http://www.
radikal.com.tr/haber.php?haberno=137845(15.04.2007).
13
“Organ Naklinin Tarihi”, http://www.turk-bilim.com/organ-naklinin-tarihi.
htm(15.04.2007).
14
Bursa Sağlık Müdürlüğü, a. g. e.,(15.04.2007).
15
“Organ Naklinin Tarihi”, http://www.turk-bilim.com/organ-naklinin-tarihi.
htm(15.04.2007).
16
Haberal, Mehmet, http://mehmethaberal.baskent.edu.tr/index-tr.html (15.04.
2007).
17
Bursa Sağlık Müdürlüğü, a. g. e.,(15.04.2007).
18
Haberal, Mehmet, a. g. e., (15.04.2007).
19
Türkiye Organ Nakli Derneği, a. g. e.,, (15.04.2007).
20
Ayrıntılı bilgi için bkz., İnce, a. g. e., (15.04.2007).
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
178TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
III. Ölüm Kavramı
Organ ve doku naklinde, ölüden organ alınması canlıdan organ
alınmasına nazaran tercih edilmekle beraber uygulamada ölüden or-
gan alınması konusu da oldukça tartışmalıdır. Nitekim ölüden organ
veya doku alınabilmesi için ölümün gerçekleşmiş olması gerekir. Basit
bir açıklamayla ölüm, yaşamın sona ermesidir. Ancak ölüm anının be-
lirlenmesi konusunda iki farklı görüş mevcuttur; “biyolojik ölüm” ve
“beyin ölümü”.
21
A. Biyolojik Ölüm
Dünyada, organ ve doku nakli henüz yaygınlaşmamışken, kan do-
laşımı ve solunum sisteminin geri dönülmez bir şekilde durması, mer-
kezi sinir sisteminin artık işlemez hale gelmesi ve sonuçta organizma-
daki tüm hücrelerin ölmesiyle ölümün gerçekleşeceği kabul edilmek-
teydi.
22
Yani bu dönemlerde tartışma olmaksızın biyolojik ölüm kabul
edilmekteydi. Ancak organ naklinin tedavi yöntemi olarak kullanıl-
maya başlanmasıyla artık tüm organların ölümünü beklemek yerine
sadece beynin geri dönülemeyecek şekilde ölümü yeterli görülmeye
başlamıştır. Çünkü biyolojik ölüm kabul edilecek olursa ölüden organ
nakilleri imkansız hale gelecektir.
23
B. Beyin Ölümü
Modern tıbbın gelişmesiyle beraber solunum ve kan dolaşımının
makinelerle desteklenmesi, ölümün başka bir boyut kazanmasına ve
beyin ölümü kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur.
24
Günü-
müzde, dünyada birçok ülkede beyin ölümü kriteri kabul görmekte
21
Çakmut Yenerer, Özlem, Tıbbi Müdahaleye Rızanın Ceza Hukuku Açısından İncelenme-
si, İstanbul 2003, s. 164.
22
Dönmezer, Sulhi, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, İstanbul 2001, s.19, dipnot:18.
23
Erem, Faruk, “Organ Nakli Hakkında Kanun”, Yargıtay Dergisi, S.4, C.5, Ekim 1979,
707-718, s.712.
24
“Beyin ölümü konusundaki ilk yayın 1959’da Mollaret ve Goulan tarafından yapıl-
mış, beyin ölümünün bugünkü tanımına benzer şekilde ifadeler kullanılmıştır ve
beyin ölümü kavramı, 1960’lı yılların başında hız kazanan organ transplantasyonu
nedeniyle daha fazla anlam kazanmıştır.”; Gündüz, Murat/Özcengiz, Dilek, “Beyin
Ölümü”, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı, 2005
http://lokman.cu.edu.tr/anestezi/anestezinot/yeni_sayfa_13.htm(28.04.2007).
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
179TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
ve beyin ölümünün gerçekleştiği an ölüm anı olarak kabul edilmek-
tedir.
25
Beyin ölümü, tüm beyin fonksiyonlarının geri dönüşümü olmaya-
cak şekilde kaybı ile doğal solunum ve kan dolaşımının durduğu klinik
durum olarak tanımlanmaktadır.
26
Yani makine ile destek sağlanmadı-
ğı sürece vücutta kan dolaşımı ve solunum duracak ve sonuçta biyolo-
jik ölüm gerçekleşecektir.
27
Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları
birbirinden tamamen farklıdır. Bitkisel hayatta kişinin, kendiliğinden
hiçbir makine desteği sağlanmadan solunumu ve kan dolaşımı devam
etmektedir.
28
a. Beyin Ölümünün Tespiti
Beyin ölümünün gerçekleşip gerçekleşmediğine hekimlerden olu-
şan bir kurul, yasal bazı tespitleri yaparak karar vermektedir. Beyin
ölümünün ve beynin tüm fonksiyonlarının kaybının tespiti konusun-
da, dünyada yaygın olarak üç aşamalı bir sistem uygulanmaktadır.
29
Birinci aşamada hastanın beyin hasarına uğradığının tespiti ile ben-
zer belirtileri gösterebilecek diğer durumların var olmadığının tespiti
yapılır (örneğin; sıvı kaybına veya düşük tansiyona bağlı şok, zehir-
lenme, normalin altında vücut ısısı, iç salgı bozuklukları gibi durum-
ların olmaması gerekir).
30
İkinci aşamada, ilk tespitlere ek olarak beyin
ölümünü teyit edecek bulgular tespit edilir; derin komanın gerçekleşip
gerçekleşmediği, beyin sapı reflekslerinin tam kaybının oluşup oluş-
madığı ve doğal yani spontane solunumun durup durmadığı tespit
edilir ki ikinci aşamanın tamamlanması için bu üç şartın gerçekleşmiş
olması gerekir.
31
Beyin sapı reflekslerinin kaybedilip edilmediğinin
25
“İsviçre, Fransa, İtalya, ABD, Almanya ve Türkiye de dahil bir çok ülke organ ve
doku nakilleri konusunda beyin ölümünü esas almaktadır”; Atamer, Yeşim M.,
“Ölüden Organ Naklinin Beraberinde Getirdiği Bazı Hukuki Sorunlar”, Milletlerara-
sı Hukuk Bülteni, Prof.Dr. Aysel Çelikel’e Armağan, S.1-2, Yıl:1999-2000, 125-155, s.127.
26
Gündüz- Özcengiz, a. g. e., (28.04.2007).
27
Erdöl, Cevdet, “Organ Bağışı ve SB Uygulamaları”, Organ Bağışı ve Organ Naklinde
Yasal Sorunlar Paneli, Düzenleyen: İstanbul Barosu, Yer: İstanbul Üniversitesi Hu-
kuk Fakültesi 6.anfi, Tarih: 20.04.2007.
28
Polat, Oğuz, Adli Tıp, İstanbul 2000, s.16.
29
Atamer, a. g. e., s.129, Gündüz- Özcengiz, a. g. e., (28.04.2007).
30
Atamer, a. g. e., s.130-131.
31
Atamer, a. g. e., s.131.
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
180TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
tespiti için hastanın yüz bölgesine iğne batırma veya çimdik gibi dış
tahrikler uygulanır, göz bebeklerine ışık tutulur ve tepkilerine bakılır,
eğer hasta hiç tepki vermiyorsa bu şart gerçekleşmiş sayılır.
32
Üçüncü
ve son olarak tüm bu belirtilerin belli bir süre devam edip etmediği
kontrol edilir ki bu süre ülkeden ülkeye değişmektedir.
33
C. Türk Hukukunda Beyin Ölümü Kavramı
Türk hukukunda, organ ve doku nakli ile ilgili yapılan yasal tüm
düzenlemelerden önce, biyolojik ölüm kabul edilmekteydi.
34
Ancak
organ ve doku nakilleriyle ilgili olarak 1968’deki Türk Tabipler Birliği
Komite kararıyla ve 1969’daki Yüksek Sağlık Şurası’nın bir kararıyla
beyin ölümünün esas alınacağı bildirilmiştir.
35
Ölümün tespiti ile ilgili ilk yasal düzenleme 1979’da 2238 sayılı
“Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun” kabul
edilerek yapılmıştır.
36
Bu yasanın 11. maddesi, organ nakilleri ile ilgili
olarak tıbbi ölüm halinin “bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve
yöntemleri uygulanmak suretiyle, biri kardiolog, biri nörolog, biri beyin cer-
rahı ve biri de anesteziyolji ve reanimasyon uzmanından oluşan dört kişilik
hekimler kurulunca oy birliği ile” belirleneceğini belirtmiş,
37
ancak ölü-
mün gerçekleşmiş sayılması için gerekli kriterlerin yani “bilimin ülkede
ulaştığı düzeydeki kurallar ve yöntemler” in neler olduğu belirtmemiştir.
Hekimlerin farklı uygulamaları ve özellikle organ ve doku nakil-
lerinde tereddütler yaşamasını engellemek için “bilimin ülkede ulaştığı
düzeydeki kurallar ve yöntemler”in bir yasayla belirlenmesi ihtiyacı doğ-
32
Bilgin, Arif, Hayat İçin Elzem Organların Naklinde Başlıca Hukuki Problemler ve
Çözüm Yolları, İstanbul Barosu Mecmuası, Eylül-Ekim 1968, s.24.
33
“Örneğin bu süre; Almanya’da iki yaşından büyükler için oniki saat, iki yaşından
küçükler için yirmidört saattir, Amerika’da altı saat, İsviçre’de koma nedeni bili-
niyorsa beş yaşından büyükler için altı saat, beş yaşından küçükler için yirmidört
saattir, ancak koma nedeni bilinmiyorsa kırksekiz saattir;” Atamer, a. g. e., s.132.
34
Yargıtay, yasadan önceki bir kararında ölüm anını, tüm organların durduğu an ola-
rak nitelendirmekle biyolojik ölümü kabul etmekteydi; Y.1.CD., 11.8.1972 gün ve
971/2697 E., 972/3674 K.; Çakmut Yenerer, a. g. e., s.164, dipnot;164.
35
Çakmut Yenerer, a. g. e., s.165-166.
36
Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun, (3.6.1979 gün
ve 16655 sayılı RG.) http://www.hukuki.net/kanun/2238.15.frameset.asp
(28.04.2007).
37
“Yasada değişiklik öngören tasarıya göre organ nakillerini hızlandırmak amacıyla
bu üç kişilik heyetin sayısı azaltılacaktır.”; Erdöl, a. g. e.
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
181TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
muştur. Bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla Sağlık Bakanlığı Tedavi
Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Organ Nakli Danışma Kurulu tarafın-
dan onaylanan “Beyin Ölümü Kriterleri” 6.8.1990 gün ve 13350 sayılı
genelge ile tüm hastanelere bildirilmiştir.
38
Genelgedeki kriterler,
20.81993 gün ve 21674 sayılı Resmi Gazete’de (RG) yayımlanan “Organ
Nakli Merkezleri Yönetmeliği” ile yasa hükmü haline getirilmiştir. Yö-
netmelik, 01.06.2000 gün ve 24066 sayılı RG. ile yayımlanan “Organ ve
Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği” nin yürürlüğe girmesine kadar
yürürlükte kalmıştır.
39
“Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği”nin ek 1. maddesi ile
“Beyin Ölümü Kriterleri” ayrıntılı bir şekilde bildirilmiştir.
40
Bu madde
ile beyin ölümünün tanımı; “Beyin ölümü klinik bir tanıdır ve beyin fonk-
siyonlarının tam ve irreversibl kaybıdır.” şeklinde yapılmıştır. Maddede
“irreversibl” yani geri dönüşü olmayan komanın belirtilerinin neler
olabileceği ve bu belirtilerin nasıl saptanması gerektiği yedi şık halin-
de düzenlenmiştir. Maddeye göre beyin ölümü kararı verilebilmesi
için hastanın komaya girme sebebi biliniyorsa bu belirtilerin en az on
iki saat, bilinmiyorsa yirmi dört saat devam etmiş olması gerekmek-
tedir. Ayrıca beyin ölümü tanısı konmuş hastalarda, hekimler kuru-
lunun uygun göreceği bir laboratuvar yöntemiyle beyin ölümü teyit
edilmelidir.
İKİNCİ BÖLÜM
YASALARDA ORGAN VE DOKU NAKLİ
I. Genel Olarak
Günümüzde gerek ülkelerin ulusal yasaları gerek uluslar arası
sözleşmeler organ ve doku naklini destekleyici hukuki düzenlemelere
sahiptir. Ancak insan onurunu korumak amacıyla hemen hemen hep-
sinde canlıdan organ alınması ile ilgili bir takım sınırlamalar mevcut-
tur.
38
Dönmezer, a. g. e., s. 19, dipnot:18.
39
07.03.2005 tarih ve 25748 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Organ ve
Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”
ile bu yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
40
Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği, İstanbul Tabip Odası resmi internet
sitesi, http://www.istabip.org.tr/yasa/doku.html (28.04.2007).
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
182TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Dünyada organ nakli ile ilgili ilk ciddi deney ve çalışmaları sür-
düren ABD’de organ nakli 1947’den beri yapılmaktadır, ancak organ
nakli ile ilgili yasa ilk defa Amerikan Hukuk Enstitüsü tarafından
1968’de yayınlanmış olan model yasaya göre hazırlanmış “National
Organ Transplant Act of 1984” yani ulusal organ nakli yasası 1984’de
kabul edilmiştir.
41
Bu yasa kısaca beyin ölümünü kabul etmekte ve or-
ganların para karşılığı verilmesini yasaklamaktadır.
42
Avrupa ülkelerinde ilk organ naklini düzenleyen yasa, Avustur
ya’da ve Lüksemburg’da 1982’de, Belçika’da 1986’da, Yunanistan’da
ve İngiltere’de 1989’da ve İtalya’da 1993’de kabul edilmiştir.
43
Bu an-
lamda Türkiye’de ilgili yasal düzenlemenin 1979’da yani birçok Avru-
pa ülkesinden önce yapılmış olması sevindiricidir.
Uluslararası alanda sağlıkla ilgili birçok sözleşme, organ ve doku
naklini de düzenlemektedir. Bunlardan biri olan ve Türkiye’nin de
taraf olduğu 1997 tarihli “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından
İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi İnsan Hakları
ve Biyotıp Sözleşmesi”nin 19 ila 22. maddeleri, organ nakli konusunu
düzenlemektedir.
44
Bu düzenlemelere göre, canlıdan organ alınması
ancak zorunlu hallerde mümkün olabilir ve para karşılığı organ alın-
ması yasaktır.
A. Rızanın Tespiti İle İlgili Modeller
Vericinin ölü olması durumunda organ nakline rıza konusunda
dünyada temel olarak iki farklı model uygulanmaktadır. Bunlar; açık
onay veya anlaşma modeli ve zımni onay modelidir.
45
Açık onay veya diğer adıyla anlaşma modeline göre, ölüden organ
41
Meltzer, David/Gibbsons, Robert, “Researchers Evaluate Nation’s Organ Transplant Sys-
tem” 2003, http://harrisschool.uchicago.edu/about/publications/policy-briefs/
organ-transplant.asp (30.04.2007).
42
Meltzer/Gibbsons, a. g. e.
43
Gökçen, a. g. e., s. 63.
44
Sözleşmenin Türkçe metni için bkz., Kayar Yılmaz, Habibe, İnsan Hakları ve Bi-
yotıp Sözleşmesi, 29.8.2006, Türk Hukuk Sitesi, http://www.turkhukuksitesi.com/
showthread.php?t=6582(30.04.2007).
45
Akıncı, Şahin, “Türk Özel Hukuku’nda Cesetten Yapılan Organ Nakilleri ve Bu Ko-
nuda Gerçekleştirilmesi Düşünülen Yeni Düzenlemeler”, Prof. Dr. Halil Cin’e 10. Yıl
Hizmet Armağanı, Selçuk Üniversitesi, Konya 1995, 427-447, s.429 vd.
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
183TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
alınabilmesi için, ya kişinin ölmeden önce organlarının alınmasına rıza
gösterdiği yönünde dışa vurduğu açık bir iradesinin bulunması ya da
yakınlarının rızasının alınması gerekir.
46
Günümüzde bu modeli kabul
eden ülkeler; Almanya, ABD, Türkiye, Danimarka, İngiltere, Hollan-
da, İrlanda, İsveç, Norveç, 4 İsviçre Kantonu, İzlanda, Japonya, Libya,
Romanya, Yugoslavya, Venezualla ve Güney Afrika’dır.
47
Zımni onay veya diğer adıyla itiraz modeline göre, kişi ölmeden
önce, cesedinden organ alınmasına itiraz etmemişse, öldükten sonra
cesedinden organ alınabilir.
48
Bu modeli kabul eden ülkeler ise; Avus-
turya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, İspanya, Fransa, Finlandiya, 17 İs-
viçre Kantonu, İtalya, Macaristan, Polonya, Rusya, Slovakya, Rusya,
Yunanistan, Portekiz ve Lüksembourg’dur.
49
II. Türk Hukukunda Organ ve Doku Nakli
Türkiye’de organ ve doku nakillerinin uygulanmaya başlaması
ile nakillerin yasallığı meselesi gündeme gelmiş ve bu konuyu düzen-
leyen bir yasaya ihtiyaç duyulmuştur.
50
Hakimler ve hekimler, organ
naklinin yasallığı konusunda tereddütler yaşamış, bir çok organ nakli
bu nedenle ertelenmiş veya iptal edilmiştir.
51
İşte bu tereddütleri orta-
dan kaldırmak ve organ naklini yasallaştırmak amacıyla, daha önce de
değindiğimiz gibi, 1979’da 2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklan-
ması ve Nakli Hakkında Kanun” kabul edilmiştir.
52
1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 17.maddesine
göre “herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hak-
kına sahiptir ve tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin
46
Akıncı, a. g. e., s. 429.
47
Atamer, a. g. e., s. 146.
48
Akıncı, a. g. e., s.432.
49
Atamer, a. g. e., s.146.
50
Yargıtay dahi organ nakli nedeniyle bir hekimin yargılanması davasında bu ko-
nudaki yasa boşluğuna dikkat çekmiştir,Y.4.CD., 3.6.1975 gün ve 1975/2433 E.,
1975/3150 K.; Dönmezer, Sulhi, “Organ Nakli”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakül-
tesi Mecmuası, C.XLI, S.1-2, İstanbul 1975, 373-380.
51
2238 sayılı yasanın gerekçesinde, yasadan önceki bazı organ nakillerinde hekim-
lerin cezai sorumluluk yönünden adam öldürme, cesede saygısızlık, hırsızlık gibi
suçlarla yargılandığı ancak Yargıtay’ın bu anlamda hekimleri hiç cezalandırmadığı
vurgulanmıştır; Erem, a. g. e., s.707.
52
Yasanın bazı maddeleri 1982’de 2594 sayılı yasa ile değiştirilmiştir; Çakmut Yene-
rer, a. g. e., s.159.
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
184TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
vücut bütünlüğüne dokunulamaz”. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun
23.maddesine göre kural olarak kişiler özgürlüklerinden vazgeçemez
veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz, ancak
yazılı rıza üzerine organ alınması, aşılanması ve nakli mümkündür.
Maddenin son fıkrasına göre, organ verme borcu altına girmiş olan
kişiler, edimlerini yerine getirmek veya yerine getirmediği bundan do-
layı maddi ve manevî tazminat ödemek zorunda bırakılamaz.
2238 sayılı yasanın uygulanması için ilk yönetmelik 1993 yılında
kabul edilmiştir. Organ ve doku nakilleri, 2000 yılında yürürlüğe giren
ve günümüzde halen yürürlükte olan “Organ Ve Doku Nakli Hizmetle-
ri Yönetmeliği” ile ayrıntılı bir biçimde düzenlemektedir. Genel olarak
bakıldığında Türk hukukunda, canlıdan organ alınması mümkün kı-
lınmış ancak bazı şartlar öngörülmüştür. Para karşılığı organ verilmesi
yani organ ticareti yasaklanmıştır. Ölü vericiden organ alınmasında
açık onay sistemi yani anlaşma modeli kabul edilmiş ve 5237 sayılı
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 91.maddesi ile hukuka aykırı olarak
geçerli rıza alınmadan, kişilerden organ alanlar için hapis cezası öngö-
rülmüştür.
A. Türk Hukukunda Canlıdan Organ Alınması
Türk hukukunda canlıdan yani yaşayan insandan organ ve doku
alınması, 2238 sayılı yasanın 5 ila 10. maddeleri arasında düzenlenmiş-
tir. Bu yasaya göre yaşayan insandan organ alınabilmesinin öncelikli
koşulu, vericinin on sekiz yaşından büyük ve temyiz kudretine sahip
olmasıdır. Ayrıca yasaya göre, kalp gibi vericinin yaşamını sona erdi-
recek veya tehlikeye sokacak olan organ ve dokuların alınması yasak-
tır.
Vericinin rızası konusunda yasa, vericinin en az iki tanık huzurun-
da “açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı”
veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutana-
ğın bir hekim tarafından onaylanması zorunlu kılmıştır.
Organ veya doku bağışında bulunacak vericinin aydınlatılması
yani organ veya doku alacak hekim tarafından bilgilendirilmesi de
zorunludur. Yasanın 7.maddesi uyarınca; hekim, uygun bir biçimde
ve ayrıntıda organ veya doku alınmasının yaratabileceği tehlikeler ile,
bunun tıbbi, psikolojik, ailevi ve sosyal sonuçları, organ veya doku
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
185TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
verenin, alıcıya sağlayacağı yararlar hakkında vericiye bilgi vermek
zorundadır. Hekim, vericinin evli olması halinde birlikte yaşadığı eşi-
nin, vericinin organ veya doku verme kararından haberi olup olma-
dığını araştırıp öğrenmek ve öğrendiğini bir tutanakla tespit etmekle
ve kan veya sıhri hısımlık veya yakın kişisel ilişkilerin mevcut olduğu
durumlar ayrık olmak üzere alıcının ve vericinin isimlerini açıklama-
makla yükümlüdür.
B. Türk Hukukunda Ölüden Organ Alınması
“Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği”nin ek 1. maddesi, be-
yin ölümü gerçekleşmiş hastaların, yakınlarının rızası ile yaşamsal des-
teğinin kesilmesine ve yine yakınlarının rızası ile organlarının ihtiyaç
sahiplerine aktarılmasına izin vermektedir. Konu, 2238 sayılı yasanın
11 ila 14. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ölüm anı olarak beyin
ölümünün kabul edildiğini ve bunun kriterlerini daha önce belirttiği-
miz için burada tekrar anlatılmayacaktır. Yasanın ilgili maddelerine
aykırı olarak ölüden organ alınması, TCK’nın 91. maddesine göre, bir
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Ölüden organ alınmasına rıza konusunda yasa, açık onay mode-
lini kabul etmiştir. Yasanın 14. maddesine göre; “Bir kimse sağlığında
vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel
amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı vasiyetle belirtmemiş bu konu-
daki isteğini iki tanık huzurunda açıklamammış ise sırasıyla ölüm anında
yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden
birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muva-
fakatıyla ölüden organ veya doku alınabilir. Aksine bir vasiyet veya beyan
yoksa kornea gibi ceset üzerinde bir değişiklik yapmayan dokular alınabilir.
Ölü, sağlığında kendisinden ölümünden sonra organ veya doku alınmasına
karşı olduğunu belirtmişse organ ve doku alınamaz”.
Maddenin ikinci fıkrası rıza kuralına bir istisna getirmekte ve kaza
veya doğal afetler sonucu vücudunun uğradığı ağır harabiyet nede-
niyle ölmüş olanların yanında bir yakının olmaması durumunda, sağ-
lam doku ve organlarının, yaşamı organ ve doku nakline bağlı olan
kişilere ve naklinde ivedilik ve tıbbi zorunluluk bulunan durumlarda
rıza aranmaksızın nakline izin vermektedir. Yasa koyucu bu fıkra için
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
186TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
zaruret modelini benimsemektedir.
53
Ayrıca üçüncü fıkra ile de “Vücu-
dunu ölümden sonra inceleme ve araştırma faaliyetlerinde faydalanılmak üze-
re vasiyet edenlerle yataklı tedavi kurumlarında ölen veya bunların morgları-
na getirilen ve kimsenin sahip çıkmadığı ve adli kovuşturma ile ilgisi olmayan
cesetler aksine bir vasiyet olmadığı taktirde 6 aya kadar muhafaza edilmek ve
bilimsel araştırma için kullanılmak üzere ilgili yüksek öğretim kurumlarına
verilebilirler.” denilmek suretiyle bu hallerde zımni onay sistemi kabul
edilmektedir.
Kural olarak, intihar, tecavüz, kasten adam öldürme, işkence ve
benzeri adliyeyi ilgilendiren durumlar sonucu ölmüş bir cesetten or-
gan alınmadan önce nöbetçi savcı aranmalı ve savcı onay verdikten
sonra cesetten organ alınmalıdır.
54
Ancak uygulamada savcının gelme-
si beklenmeden organ nakilleri yapıldığı görülmektedir. Beyin ölümü
gerçekleşmiş bir hasta, makineye bağlı dahi olsa ölüm gerçekleştikten
sonra en kısa zaman içerisinde organlarının alınması gerekir, aksi hal-
de organlar sağlığını yitirecektir. Bu konuda Danıştay, savcının bek-
lenmesi gerektiği yönünde düşünürken, Yüksek Sağlık Şurası, tıp etiği
gereği hekimlerin geç kalınacak durumlarda savcıyı beklemeden nakil
yapabileceğini düşünmektedir.
55
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ETİK AÇIDAN ORGAN VE DOKU NAKLİ
I. Tıp Etiği Açısından Organ ve Doku Nakli
Her alanda olduğu gibi tıpta da etik kuralları mevcuttur. İnsan
hayatının söz konusu olduğu bu alanda etik kurallarının daha fazla
önem arz ettiği ise şüphesizdir. Etik kuralları genel olarak, yazılı olma-
sına gerek olmayan, işin gereği ve ahlaki yönden topluma yararlılığı
amaçlayan kurallar bütünüdür. Ancak yine de bu kuraların yasalarla
açıkça belirtilmesi gerekir. Nitekim dünyada birçok uluslar arası örgüt
ve ulusal ülke yasaları tıbbi etik kurallarını açıkça düzenleme ve yazılı
hale getirme ihtiyacı duymuştur
53
Akıncı, a. g. e., s.433.
54
Artuk, Mehmet Emin/Gökçen, Ahmet/Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Genel Hü-
kümler I, Ankara 2002, s.485.
55
İlgili karar özetleri için bkz., “Adli Vakalar ve Organ Nakli”, 05.03.2007, http://
www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=12862 (30.04.2007).
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
187TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Türk hukukunda, 19.2.1960 gün ve 4/12578 sayılı kararla kabul
edilen “Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi”
56
(TDN), hekimlerin uyması ge-
reken tıp etiği kurallarını düzenlemektedir. Bu nizamnameye göre
hekimler, hastanın “cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlaki dü-
şünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ne olursa olsun” ge-
rekli özeni göstermekle yükümlüdür. Ayrıca 1928 tarihli 1219 sayılı
“Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun” (TŞSTİK) ve
01.08.1998 gün ve 23420 sayılı RG’de yayımlanan “Hasta Hakları Yönet-
meliği” (HHY) de tıp etiği ile ilgili birçok kural içermektedir.
Organ ve doku nakli ile ilgili olarak etik kuralları gereği, hekim-
lerin, alıcı ve vericiyi aydınlatma yani bilgilendirme ve rızalarını alma
(TŞSTİK m. 70 ve HHY m. 24, 25, 26), her iki taraf içinde naklin uy-
gunluğu araştırmasını iyi yapma (TDN m.10) ve kar amacı gütmeden
sadece yaşam kurtarmayı amaçlaması(TDN m.12) gerekmektedir. Gü-
nümüzde bazı hekimler, organ ticaretine aracılık ederek tıp etiğine ay-
kırı davranmakta, aynı zamanda TCK ve 2238 sayılı yasa kapsamında
da suç işlemektedir.
57
II. Hayvandan İnsana Organ Nakli
Günümüzde tıbbın ileri seviyede olması ile hastaları kurtarma
amacıyla her yol ve yöntem gündeme gelmektedir. Öyle ki organ nak-
line ihtiyaç duyan hastaları kurtarma amacıyla hayvanlardan organ
alınması ve nakledilmesi de düşünülmekte ve bu düşünce dünyada
yaygınlaşmaktadır.
58
İngiltere’de yapılan araştırmalar, domuzların insanlarla yakla-
şık aynı büyüklükte organlara ve benzer fizyolojiye sahip oldukları
ve organ naklinde muhtemel kaynak olabileceklerini göstermekte-
56
Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, Yüksek İhtisas Hastanesi resmi internet sitesi,
http://www.tyih.gov.tr/HASTAHAKLARI/ulusalm1.php (30.04.2007)
57
“Organ Ticareti Yapan Türk Doktorlar Var”, “Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçak-
çılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi, son yıllarda ülkelerarası sorun haline
gelen ve gittikçe yaygınlaşan organ ve doku ticaretini ‘Göçmen Kaçakçılığı İnsan
Ticareti ve Organ Doku Ticareti’ adlı bir kitapta değerlendirdi.”, 03.12.2006, http://
www.memurlar.net/haber/58795/(30.04.2007).
58
Schreiber, Hans-Ludwig, “Hayvandan İnsana Organ, Doku ve Hücre Naklinin Hu-
kuksal Düzenleme Çerçevesi”, Mustafa R. Erdem (Çev.), Tıp ve Ceza Hukuku, Kayı-
han İçel (Ed.), Ankara 2004, 101-126.
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
188TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
dir.
59
Günümüzde, İsviçre’de 22.3.1996 tarihli Federal Kararı, ABD’de
23.9.1996 tarihli bir yönerge, İspanya’da 8.5.1997 tarihinde Ulusal
Nakil Komisyonu kararı, Hollanda’da 21.1.1998 tarihli bir komisyon
kararı, İngiltere’de 30.7.1998’de bir yönerge ve Kanada hukukçuları,
gerekli denetimler altında hayvandan insana organ naklini etik açı-
dan doğru bulmakta, insan hayatının kurtarılması amaçlandığı için bu
naklin insan onurunu zedelemeyeceğini beyan etmektedir.
60
Almanya,
Fransa, ABD ve birçok ülkede halen daha hayvandan insana organ na-
killerini yasal zemine oturtma çabaları sürmektedir.
61
Ülkemizde ya-
sal olarak yasak olan, hayvandan organ ve doku nakli, Diyanet İşleri
Başkanlığı’nın açıklamasından da anlaşılacağı üzere İslam dini açısın-
dan da caiz değildir.
Hayvandan nakil, etik açıdan gerçekten de tartışmalı bir konudur,
bu nakillerin insan onurunu zedeleyeceği düşünülmektedir. Ancak
unutulmaması gerekir ki dünyanın yaradılışından bu yana insanoğ-
lu yaşamını sürdürmek için hayvanlara hep gereksinim duymuştur.
Günümüzde dahi kullandığımız ilaçların çoğu hayvanlar kullanılarak
elde edilmektedir. Ayrıca bir insanın onurunu düşünmeden önce, onu
yaşatmak hedeflenmelidir. Bu nedenlerle kanaatimizce, tedavi için
başkaca bir çare yoksa ve insan verici bulunamıyorsa, tıbbi denetim
altında hayvandan insana organ nakli mümkün kılınmalıdır.
III. Beyin Ölümü ve Pasif Ötenazi
Beyin ölümü halen daha birçok ülke vatandaşlarınca, kuşkuyla
karşılanmaktadır. Kişiler, beyin ölümü halini, bitkisel hayatla karıştır-
makta ve yakınlarının hayata döneceği umuduyla yaşamsal desteğin
kesilmesine ve organlarının bağışlanmasına karşı çıkmaktadır. Bu açı-
dan bakıldığında, beyin ölümü gerçekleşen birinin yaşamsal desteği-
nin kesilmesi pasif ötenazi ile bir tutulmaktadır. Nitekim Polonya’da
“böbrek naklini sınırlayan faktörleri” belirlemeye yönelik 1996’da yapılan
bir araştırmada, toplumun ölüden organ alımına olumlu baktığı, an-
59
“Hayvandan İnsana Organ Nakli Yakın”, 19.9.2005, http://www.ntvmsnbc.com/
news/340709.asp (01.05.2007).
60
Schreiber, Hans-Ludwig, “Hayvandan İnsana Organ, Doku ve Hücre Naklinin Hu-
kuksal Düzenleme Çerçevesi”, a. g. e., s.121 vd.
61
Schreiber, Hans-Ludwig, “Hayvandan İnsana Organ, Doku ve Hücre Naklinin Hu-
kuksal Düzenleme Çerçevesi”, a. g. e., s.121 vd.
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
189TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
cak beyin ölümü tanımını kuşku ile karşıladığı ve bu nedenle organ
bağış kartı imzalamaya karşı isteksiz olduğu bildirilmiştir.
62
Ötenaziden bahsedebilmek için bir “hastanın” bulunması gerekir.
63
Yani yaşayan ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalık nedeniyle acı
çeken bir insan söz konusudur. Oysa beyin ölümü gerçekleşmiş bir
kişinin hayata dönme şansı kesinlikle kalmamıştır.
64
Beyin ölümü ger-
çekleşmiş birinin hayatsal fonksiyonları tamamen sona ermiştir, maki-
ne yardımı olmaksızın kişinin solunumu ve kan dolaşımı duracaktır ve
hatta makine yardımı olsa dahi beyin ölümü gerçekleştikten yaklaşık
otuz saat sonra organları da yavaş yavaş çürümeye başlayacaktır.
65
İşte
bu açıdan bakıldığında beyin ölümü gerçekleşen biri tıbben ve huku-
ken zaten ölü sayıldığından, onu tekrar öldürmek de mümkün olma-
yacaktır. Dolayısıyla, beyin ölümü gerçekleşmiş birinin yaşamsal des-
teğinin kesilmesi, pasif ötenazi değildir. Konu, gerek tıpçılar arasında
gerek hukukçular arasında hala tartışılmakla beraber çoğunluk görüş
konuyla ilgili olarak pasif ötenazinin olmadığını savunmaktadır.
IV. Beyin Ölümü ve Organ Nakline Din Açısından Bakış
Kişilerin dini inançları, tüm sosyal yaşantılarını etkilemektedir.
Bu nedenle dinlerin organ nakline bakışı ve etik olarak organ naklini
caiz görmesi, organ bağışlarının artması açısından oldukça önemlidir.
Dünyada, hemen hemen her din, organ naklini caiz görmektedir.
66
Kuran-ı Kerim’in Maide suresinin, 32. ayetinde “kim bir insana hayat
verirse onun tüm insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı” bildiril-
miştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu ayete ve İslam’ın diğer kurallarına
62
Özdağ, Nurten, “Organ Nakli ve Bağışına Toplumun Bakışı”, Cumhuriyet Üniversi-
tesi Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi, S. 5(2), Yıl:2001, Sivas 2005,46-55, s.50.
63
Artuk, Mehmet E./Gökçen, Ahmet/Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Makaleleri,
İstanbul 2002, s.12.
64
Kalayoğlu, Münci, “Dünyada ve Ülkemizde Organ Bağışı ve Organ Nakli”, Organ
Bağışı ve Organ Naklinde Yasal Sorunlar Paneli, Düzenleyen: İstanbul Barosu, Yer: İs-
tanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 6.anfi, tarih: 20.04.2007.
65
Kalayoğlu, a. g. e.,
66
Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm ve İslamiyet organ naklini dine uygun bulmakta-
dır. Nitekim günümüzde Hindistan, Çin, İran, Suudi Arabistan gibi dini kurallara
sıkı sıkıya bağlı ülkelerde organ nakilleri sıkça yapılmaktadır. Ancak Yahova Şahit-
liği denen bir dine göre sadece aynı dinden olanlar arasında organ nakli mümkün-
dür; Özdağ, a. g. e., s.47 vd.
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
190TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
dayanarak Dr. Haberal’in talebi üzerine, 1980’de bir açıklama yapmış-
tır.
67
Bu açıklamaya göre, organ ve doku nakli şu durumlarda dinen
caizdir; nakil ancak ölü olması, vericinin ölmeden önce rıza göstermiş
olması ve alıcının nakle rızasının olması, organların para karşılığı ve-
rilmemesi.
68
Ancak günümüzde hala birçok insan dinen organ naklinin caiz ol-
madığını düşünerek organ bağışlamaktan kaçınmaktadır. Bazı kişiler,
organlarının Müslüman olmayan birine verilmesi durumunda onun
işlediği günahları işlemiş sayılacağını düşünmektedir.
69
Bu düşünceler
oldukça anlamsızdır. İslamiyet’in yukarıdaki şartlar çerçevesinde, or-
gan ve doku nakline cevaz verdiği açıktır.
V. Organ Ticareti
Dünyada birçok ülkede organ ticareti yasaklanmıştır. Canlı veri-
cilerden alınan organların ticaretini önlemek amacıyla yapılan yasal
düzenlemelere göre, bedel karşılığı organ veya doku verilmesi yasak-
lanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü de 1989’da organ ticaretini lanetlemiş-
tir.
70
Avrupa Konseyi, 1978’deki bir toplantıda, ticari amaçlı olmamak
koşuluyla organının alınması nedeniyle vericinin uğrayacağı maddi
zararın karşılanmasının uygun olduğu kabul edilmiştir.
71
Bu kararın
organ ticaretini kabul ettiği anlamını çıkarmak doğru değildir, karar
sadece vericinin mağdur olmasını engellemeye yöneliktir ki aslında bu
da doğru bir düşüncedir.
Organ ticareti İran’da yasal kabul edilmektedir. İran’da, İran vatan-
daşı olan vericiler devlet kontrolündeki “Diyaliz ve Transplant Hastaları
Derneği”ne başvurur ve bir İran vatandaşına organ verirse, dernek bu
kişiye sağlık güvencesi ve bir miktar ödül verir.
72
İran, bu sistemi kabul
67
“Organ Nakli”, 03.03.1980, Diyanet İşleri Başkanlığı resmi internet sitesi, http://
www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=3&sorgu=1(30.04.2007).
68
“Organ Nakli”, 03.03.1980, Diyanet İşleri Başkanlığı resmi internet sitesi, http://
www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=3&sorgu=1(30.04.2007).
69
Bakar, Mehmet, İstanbul İl Sağlık Müdürü, Organ Bağışı ve Organ Naklinde Yasal
Sorunlar Paneli, açılış konuşması, Düzenleyen: İstanbul Barosu, Yer: İstanbul Üni-
versitesi Hukuk Fakültesi 6.anfi, tarih: 20.04.2007
70
Özdağ, a. g. e., s.47.
71
Özdağ, a. g. e., s.47.
72
“İran’da böbrek nakli bekleyen kalmadı”, Sabah Gazetesi, İnternet Sitesi, 25.7.2006,
http://arsiv.sabah.com.tr/2006/07/25/gny/sag101-20060725-200.html(30.04. 2007).
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
191TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
ederken “organ verenin de bir asker, polis ya da itfaiyeci gibi toplumun iyi-
liğine hizmet verdiğini, devletin bu görevlilere maaş ödediğini o halde organ
verene de bedel ödemenin ahlak dışı olmayacağı” gerekçesine dayanmakta-
dır.
73
ABD’de organ ticareti yasaktır, ancak kan ve sperm gibi vücudun
üretebildiği dokuların para karşılığı satılması yasak değildir.
74
Türk hukukunda TCK m. 91’le organ ticareti yasaklanmıştır. Bu
maddeye göre; hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya
doku satın alan, satan, satılmasına aracılık eden, organ veya dokuyu
saklayan, nakleden veya aşılayanlar hakkında hapis cezasına hükmo-
lunur. Ayrıca bir çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik
olarak ilan veya reklam vermek ve yayınlamak da cezalandırılmıştır.
2238 sayılı yasanın 15. maddesi de yasaya aykırı yapılan organ nakille-
rine cezai bir düzenleme getirmiştir. Ancak 5237 sayılı TCK, 2005 yılın-
da yürürlüğe girdiği için yani daha yeni yasa olduğu için ceza miktarı
konusunda TCK m. 91 uygulanacaktır.
TCK’nın 92. maddesi ile yapılan bir düzenleme ile verici için bir
şahsi cezasızlık hali kabul edilmiştir. Bu maddeye göre; “Organ veya
dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz
önünde bulundurularak, hakkında verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi,
ceza vermekten de vazgeçilebilir”. Ayrıca 93. madde ile “Organ veya doku-
larını satan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu
merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını kolaylaştırırsa, hakkında
cezaya hükmolunmaz.” denilmekle, organ ticaretlerinin ihbar edilmesi
teşvik edilmek istenmiştir. Madde biraz daha ileri gidip organ tica-
reti suçu haber alındıktan sonra, organ veya dokularını satan kişinin,
gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve diğer suçluların yaka-
lanmasına hizmet ve yardım etmesi halinde de cezasında indirim ön-
görmüştür. Yasa organ ticaretini hekim, verici ve alıcı açısından önce
yasaklamakta, sonra bu yasağı verici açısından kaldırmaktadır. Kural
olarak kimse zor durumda kalmadıkça organlarını satmayacağından,
yasadan çıkan anlama göre organ satmak yasak değildir ve organları-
nı satanlar cezalandırılmayacaktır. Organ ticareti sadece satın alanlar,
aracılık yapanlar ve nakli gerçekleştiren hekimler için yasaktır ve cezai
bir davranıştır. Kanaatimizce bu madde hukuk etiğine uygun değildir.
Çünkü bir eylem suç ise o suçu işleyen herkes cezalandırılmalıdır. Bu
73
“İran’da böbrek nakli bekleyen kalmadı”, a. g. e., (30.04.2007).
74
Özdağ, a. g. e., s. 47.
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
192TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
tıpkı rüşvet alanı cezalandırıp, rüşvet vereni cezalandırmamaya ben-
zer. Yasa bu hali ile kendisi ile çelişmektedir.
Organ ticareti şüphesiz ki etik kurallarına aykırı ve insan onuru-
nu zedeleyici bir olaydır. Kişilerin beden bütünlüğünün, para karşılığı
bozması, başka bir insanın hayatını kurtarma niyeti gütse de doğru
kabul edilemez. Ancak bazı durumlarda vericinin, organ naklinden
kaynaklanan zararlarının (tedavi, işten yoksun kalma vs.) karşılanma-
sı gerekebilir. Böyle durumlarda vericinin zararı karşılanabilmelidir,
aksi halde verici mağdur olacaktır. Türkiye’de insanların çoğunun
ekonomik gelirinin düşük olması nedeniyle ülkemiz maalesef gelişmiş
ülkelerdeki zenginler için organ pazarı haline gelmiştir. Dünyada da
Çin, Güney Amerika, Afrika ve birçok Asya ülkesinde organ ticaretleri
yasal olmayan yollarla yapılmaktadır.
75
İlke olarak vericinin canlı değil ölü olması tercih edilmelidir. Ölü-
den organ nakli ve organ bağışı konusu yurt çapında arttırılmalı, canlı-
dan organ nakillerinin mümkün olduğunca azaltılması gerekmektedir.
Bu nedenle akraba dışındaki kişiler arasında organ nakli desteklenme-
li, akraba olmayan kişiler arasındaki organ nakilleri yasaklanmalıdır.
Aksi halde organ ticaretinin önüne geçilemeyecektir.
SONUÇ
Organ ve doku nakli, insan hayatını kurtarmayı hedefleyen tıbbi
bir tedavi yöntemidir. Hatta birçok hastalığın başka bir tedavisi yok-
tur ve insan yaşamının kurtarılması organ nakli yapılmasına bağlıdır.
Organ ve doku nakli tüm dünyada kabul görmüş bir konudur ve gü-
nümüzde organ ve doku nakillerinin çok olumlu sonuçları mevcuttur.
Bununla beraber organ yetmezliği sorunu, tüm dünyada artmakta,
kendisine organ nakledilmesini bekleyen birçok insan hastanelerde
uygun organ beklerken yaşamını yitirmektedirler.
Organ naklinin etik açıdan uygunluğu artık hem din adamları
hem hukukçular hem de hekimler tarafından oybirliği ile kabul gör-
mekte, ancak bazı ayrıntılarda fikir ayrılığı yaşanmaktadır. Ölüm
anının tespiti, vericinin rızası, organ naklinin para karşılığı yapılması
75
Günaydın, Serdar, “Ucundan Yakalanan Yaşam: Organ Nakli”, 31.05.2004, Hürriyet
Gazetesi, http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=8&aid=1000(01.05.20
07).
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
193TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
ve hayvandan organ alınması konuları tüm dünyada etik açıdan tar-
tışmalı konulardır. Yasalarla tüm bu hususlar düzenlenmesi, yapılan
işlemlerin etik açıdan uygun olduğu anlamına gelmez, ancak hukuka
uygunluk sağlandığı için cezai veya hukuki sorumlulukların sınırı çi-
zilmiş olur.
Üzerinde önemle durulması gereken konu vericinin canlı değil,
ölü olması çabasıdır. Amaç kimsenin zarar görmemesidir. Vericilerin
ölü olma oranı arttırılmadıkça organ ticareti gibi etik olmayan bir ol-
gunun önüne de geçilemeyecektir. Ancak, ölüden organ nakillerinin
arttırılması için toplumun bilinçlendirilmesi, insanların sağlığında or-
gan bağışı teşvik edilmesi, organ ve doku nakli için ulusal koordinas-
yon ağının çok iyi kurulması gerekmektedir.
Kanaatimizce, tıbbın nimetlerinden faydalanmak en doğru yoldur
ve insan hayatını kurtarmayı amaçlayan organ ve doku nakillerinin,
yukarıda belirtilen yasal sınırlar içerisinde gerçekleştirilmesi şartıyla
tıbbi etik kurallarına uygun olduğunun kabulü gerekir. İhtiyaç duyu-
lan organlara ulaşmak için ulusal ve uluslar arası organ nakli koor-
dinasyon merkezlerinin sayıları arttırılarak ve birbirleriyle iletişimleri
güçlendirilerek, organ ve doku nakillerinin daha hızlı ve kolay yapıl-
ması sağlanmalı, devlet tarafından gerekli her türlü yasal ve maddi
teşvik gerçekleştirilmelidir.
KAYNAKÇA
Akıncı, Şahin, “Türk Özel Hukuku’nda Cesetten Yapılan Organ Nakilleri ve
Bu Konuda Gerçekleştirilmesi Düşünülen Yeni Düzenlemeler”, Prof. Dr.
Halil Cin’e 10. Yıl Hizmet Armağanı, Selçuk Üniversitesi, Konya 1995, 427-
447.
Artuk, Mehmet Emin/Gökçen, Ahmet/Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Genel
Hükümler I, Ankara 2002.
Artuk, Mehmet Emin/Gökçen, Ahmet/Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Ma-
kaleleri, İstanbul 2002.
Atamer, Yeşim M., “Ölüden Organ Naklinin Beraberinde Getirdiği Bazı Hu-
kuki Sorunlar”, Milletlerarası Hukuk Bülteni, Prof. Dr. Aysel Çelikel’e Arma-
ğan, S. 1-2, Yıl:1999-2000, 125-155.
Bakar, Mehmet, İstanbul İl Sağlık Müdürü, Organ Bağışı ve Organ Naklinde
Yasal Sorunlar Paneli, açılış konuşması, Düzenleyen: İstanbul Barosu, Yer:
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 6. anfi, tarih: 20.04.2007.
Bilgin, Arif, Hayat İçin Elzem Organların Naklinde Başlıca Hukuki Problemler ve
Çözüm Yolları, İstanbul Barosu Mecmuası, Eylül-Ekim 1968.
Özlem KOÇAK SÜREN hakemli makaleler
194TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
Çakmut Yenerer, Özlem, Tıbbi Müdahaleye Rızanın Ceza Hukuku Açısından İn-
celenmesi, İstanbul 2003.
Dönmezer, Sulhi, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, İstanbul 2001.
Dönmezer, Sulhi, “Organ Nakli”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmu-
ası, C.XLI, S.1-2, İstanbul 1975, 373-380.
Erem, Faruk, “Organ Nakli Hakkında Kanun”, Yargıtay Dergisi, S.4, C.5, Ekim
1979, 707-718.
Erdöl, Cevdet, “Organ Bağışı ve SB Uygulamaları”, Organ Bağışı ve Organ
Naklinde Yasal Sorunlar Paneli, düzenleyen: İstanbul Barosu, yer: İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi 6.anfi, tarih: 20.04.2007.
Gökçen, Ahmet, “Organ ve Doku Nakli Üzerine Düşünceler”, Selçuk Üniversi-
tesi Hukuk Fakültesi Dergisi Milenyum Armağanı, C.8, S.1-2, 2000, 63-85.
Günaydın, Serdar, “Ucundan Yakalanan Yaşam:Organ Nakli”, 31.05.2004,
Hürriyet Gazetesi, http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=
8&aid=1000
Gündüz, Murat/Özcengiz, Dilek, “Beyin Ölümü”, Çukurova Üniversitesi Tıp
Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı, 2005 http://lokman.cu.edu.tr/
anestezi/anestezinot/yeni_sayfa_13.htm
Haberal, Mehmet, http://mehmethaberal.baskent.edu.tr/index-r.html.
İnce, Nedim, “Böbrek Nakli”, 24.02.2006, http://www.denizce.com/bobrek-
nakli.asp
Kayar Yılmaz, Habibe, İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi, 29.8.2006, Türk
Hukuk Sitesi, http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=
6582
Meltzer, David/Gibbsons, Robert, “Researchers Evaluate Nation’s Organ
Transplant System” 2003, http://harrisschool.uchicago.edu/about/pub-
lications/policy-briefs/organ-transplant.asp
Özdağ, Nurten, “Organ Nakli ve Bağışına Toplumun Bakışı”, Cumhuriyet Üni-
versitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi, S:5(2), Yıl:2005, Sivas 2001,46-55.
Öztürkler, Cemal, Hukuk Uygulamasında Tıbbi sorumluluk, Teşhis, Tedavi ve Tıb-
bi Müdahaleden Doğan Tazminat Davaları, Ankara 2003.
Polat, Oğuz, Adli Tıp, İstanbul 2000.
Schreiber, Hans-Ludwig, “Hayvandan İnsana Hücre-Doku-Organ Nakli-Hu-
kuksal Görünüş”, Özer Özbek (Çev.), Tıp ve Ceza Hukuku, Kayıhan İçel
(Ed.), Ankara 2004, 91-100.
Schreiber, Hans-Ludwig, “Hayvandan İnsana Organ, Doku ve Hücre Nakli-
nin Hukuksal Düzenleme Çerçevesi”, Mustafa R. Erdem (Çev.), Tıp ve
Ceza Hukuku, Kayıhan İçel (Ed.), Ankara 2004, 101-126.
İnternet Siteleri
• “İran’da böbrek nakli bekleyen kalmadı”, Sabah Gazetesi İnternet Si-
tesi, 25.7.2006, http://arsiv.sabah.com.tr/2006/07/25/gny/sag101-
20060725-200.html
hakemli makaleler Özlem KOÇAK SÜREN
195TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
• Organ Ve Doku Alınması, Saklanması Ve Nakli Hakkında Kanun,
http://www.hukuki.net/kanun/2238.15.frameset.asp
• Organ Ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği, İstanbul Tabip Odası res-
mi internet sitesi, http://www.istabip.org.tr/yasa/doku.html
• “Organ Naklinin Tarihçesi”, Türkiye Organ Nakli Derneği, http://www.
tond.org.tr/tr/
• Organ ve Doku Nakli Hizmetleri, Bursa Sağlık Müdürlüğü, http://
www.bsm.gov.tr/hiz_hast03.htm
• “İlk organ nakli yarım asır önce yapıldı”, Radikal Gazetesi, 20.12.2004,
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=137845
• “Organ Naklinin Tarihi”, http://www.turk-bilim.com/organ-naklinin-
tarihi.htm
• “Organ Bağışı”, Türkiye Böbrek Nakli ve Diyaliz Hastalarına Hizmet
Vakfı, http://www.bobrekhastalari.org.tr/organ1.htm
• “Organ Nakli”, 03.03.1980, Diyanet İşleri Başkanlığı resmi internet sitesi,
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=3&sorgu=1
• Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, Yüksek İhtisas Hastanesi resmi internet
sitesi, http://www.tyih.gov.tr/HASTAHAKLARI/ulusalm1.ph p
• Adli Vakalar ve Organ Nakli”, 05.03.2007, http://www.turkhukuksitesi.
com/showthread.php?t=12862(30.04.2007).
• “Organ Ticareti Yapan Türk Doktorlar Var”, 03.12.2006, http://www.
memurlar.net/haber/58795