powered by

powered by

makaleler Erdem ÖZKARA 105TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 Gİrİş ve Amaç Sözcük anlamı olarak “kolay, hoş ölüm” anlamına gelen ötanazi ve yardımlı intihar (Assisted suicide) dünyada çok yönlü olarak tartışı- lan konulardır. Tartışma etik, hukuki, tıbbi, dini, ekonomik boyutla- rıyla çok yönlü sürerken bir yandan da konuyla yakından ilgili olan tarafların görüşleri araştırılmaktadır. Ötanazi; sağlık, yaşam ve ölüm kavramlarıyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla halkın, hukukçuların yanı sıra sağlık hizmetlerinin verilmesinde vazgeçilmez bir rolü olan hekimlerin konuya yaklaşımı çok önemlidir. Bu nedenle özellikle he- kimlerin, sağlık çalışanlarının, hastaların ve hukukçuların bakışını öl- çen çok sayıda çalışma yapılmıştır. (1, 2) Bu yazıda ötanazinin tanımı ve içeriğindeki ögeler, ötanaziye ilişkin sınıflamalar, ötanaziyi yasal olarak kabul eden ülkelerden Belçika’daki uygulamanın yerinde göz- lenmesiyle elde edilen bulgular ve ülkemizdeki durumla ilgili veriler ele alınacaktır. ÖTANAZİ NEDİR? Ötanazi (euthanasia); Türkçe karşılığı iyi, hoş, güzel, kolay olan “eu” ve ölüm anlamına gelen “thanatos” sözcüklerinin birleşmesinden türemiş bir sözcüktür. Birleşik sözcük olarak Ötanazi (Euthanasia); “ko- lay ölüm”, “huzur, rahat ve kolaylık içerisinde ölüm”, “ıstırapsız doğal ölüm” olarak düşünülebilir.(1) ÖTANAZİYE FARKLI BİR BAKIŞ: BELÇİKA’DA ÖTANAZİ UYGULAMASI ve ÜLKEMİZDEKİ DURUM Erdem ÖZKARA* * Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Erdem ÖZKARA makaleler 106TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 Ötanazinin sözlük tanımı “İyileşmeyen ve ızdırap verici hastalığı olan bir kişinin acısız bir biçimde öldürülmesi” şeklindedir. Amerikan Tıp Ku- rumu ötanaziyi; tıp uğraşının acılarını dindiremediği ve çaresini bu- lamadığı ölüme mahkum hastaların ıstıraplarını dindirmek için istek üzerine acısız bir şekilde ölümü sağlamak ya da tedaviyi bırakmak ve yaşatılması için çaba harcamamak şeklinde tanımlamıştır.(1, 3) Günümüzde ötanazinin tanımı ve bu tanım içinde yer alan öge- lerle ilgili tartışmalar sürmektedir. Ancak genel kabul gören tanım şu şekilde özetlenebilir: Ötanazi; iyileşmeyeceği ve dayanılmaz acıları ölümüne kadar sü- receği tıbben benimsenmiş olan, durumu kendisi ve yakınlarınca bili- nen, zihinsel yeterliliğe sahip bir kişinin, kendi bilinci ve özgür iradesi ile vermiş olduğu karar üzerine tedavisini yürüten hekim aracılığıy- la acısız bir biçimde hayatının sonlandırılması olarak tanımlanabilir. Ötanazi ile ilgili sık kullanılan kavramları kısaca incelersek: ÖTANAZİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR ve SINIFLANDIRMA A. Eylemin Gerçekleştirilmesiyle İlgili Kavramlar AKTİF ÖTANAZİ: Hekimin derin bir sedasyonu takiben ani ölüm yapacak nitelikteki ölümcül dozdaki ilacı uygulayarak (enjekte ederek vb.) hastasının hayatını sonlandırmasıdır. PASİF ÖTANAZİ (Ortotanezi): Hekimin hastanın bir süre daha yaşamasını sağlayacak yaşamı destekleyici tedaviyi sunmayarak veya bu tedaviyi sona erdirerek ölümü hızlandırması olarak tanımlanabi- lir.(1-3) Hastanın içinde bulunduğu durumun doğal sonucu ölümdür. Pasif ötanazi hastanın hayatını uzatan girişimlerin yapılmaması, son- landırılması veya hareketsiz kalınması sonucunda hastanın doğal ölü- münün sağlanması olarak da tanımlanabilir. Bu eylem bazı yazarlarca “ölüme terketmek-izinli ölüm”olarak da ifade edilmektedir. Pasif ötanazi, tıbbi etik gereği olduğu kadar aynı zamanda kanun gereği tıp mensup- larına bağlanan yaşatma sorumluluğunu yerine getirmeme veya sona erdirme olarak nitelenebilecek hareketsizlik hallerini de içerir. Hayati fonksiyonlarını tıbbi yöntemlerle sürdüren hastaya uygulanan tedavi- nin kesilmesi, respiratörün, gastrostomi tüpünün çekilmesi, ömrünü makaleler Erdem ÖZKARA 107TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 uzatacak tedaviye başlanmaması ya da durdurulması, antibiyotik vb. ilaç tedavisinin yapılmaması gibi örnekler pasif ötanazi alt başlığında ele alınabilmektedir. Bu noktada “beyin ölümü” kavramına da deyinmek gerekiyor. Türk hukuk sisteminde 2238 sayılı Kanun’da organ naklinin söz konu- su olduğu durumlarda beyin ölümü şartı aranmaktadır. Beyin ölümü, santral sinir sistemi fonksiyonlarının geri dönüşsüz kaybolduğu du- rumlarda, yapılan tüm müdahalelere karşın kişinin iyileşmesinin olası olmadığı, tüm yaşam fonksiyonlarının durduğu, solunum ve dolaşım fonksiyonlarının ancak yaşam destek cihazlarıyla sürdürülebildiği durumlarda kabul edilmektedir. Bu tanımlamalardan dolayı “Gerçek ölüm, beyin ölümüdür”. Ülkemizde 2238 sayılı Organ ve Doku Nakli Hakkında Kanun’un 11. maddesi ölüm halinin saptanmasıyla ilgilidir: “Bu kanunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali, bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulamak suretiyle, biri kardiyo- log, biri nörolog, biri nöroşirurjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan dört kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır”. Günümüzde organ naklinin artırılması için bu dörtlü hekim grubunun kararı yerine bazı ülkelerde olduğu gibi iki hekimin karar vermesini öneren yazarlar da vardır. Bu kanunla ilgili yönetmelikte ise “hasta yakınına beyin ölümü deklare edildikten sonra organ bağışı izni alınamadı- ğında, hastaya uygulanan tıbbi destek kesilir” denilerek beyin ölümü ka- bul edilmiştir.(1, 3-5) Kısaca özetlersek; beyin ölümünden farklı olarak ötanazide kişi doğal ölümü beklemek yerine, kendisinin yaşamına son verilmesini kabul etmektedir. HEKİM YARDIMLI İNTİHAR (Physician Assisted Suicide, PAS): Hastanın açık istemi sonucunda hekimin hastaya kendini öldürebil- mesi için gerekli bilgi ve malzemeyi sağlamasının ardından öldürücü enjeksiyonu vb. yapma işleminin bizzat hasta tarafından gerçekleşti- rilmesidir. Bu işlem direkt enjeksiyon şeklinde olabildiği gibi bir düze- nek yardımıyla da olabilir. B. Hastanın İzniyle İlgili Kavramlar İSTEMLİ (VOLUNTARY) ÖTANAZİ: Hastanın özgür iradesiyle açık bir şekilde istemesiyle yapılan ötanazidir. İstemli ötanazinin bazı koşulları vardır: Erdem ÖZKARA makaleler 108TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 1. Temyiz Gücü: Kişinin kendi durumunu kavrayabilip karar verebilecek kapasitede olmasıdır. Demanslı, bilinci kapalı, akıl hastası veya mental geriliği olan kişiler temyiz gücüne sahip değildir. 2. Aydınlatılmış Onam: İçinde bulunduğu duruma, bundan son- raki sürece ve olası tedavilerin etkilerine ilişkin tüm gerçeklerin hasta- ya anlatılarak hastanın seçtiği yöntem için izin alınmasıdır. 3. İstemlilik: Serbestçe, zorlayıcı etkilerin altında kalmaksızın karar verilmesidir. Başka bir deyişle; maddi veya manevi herhangi bir baskı altında kalmaksızın, hile, hata, korkutma, zorlama olmaksızın verilen kararlar istemli kararlardır. İSTEMDIŞI (NON VOLUNTARY) ÖTANAZİ: Hastanın bu ko- nudaki iradesinin hasta tarafından dile getirilemediği, bilincin kapalı olduğu koma, bitkisel yaşam gibi durumlarda uygulanan ötanazidir. İSTEMSİZ (UNVOLUNTARY) ÖTANAZİ: Kişinin iradesine hiç başvurmadan, ölümcül hasta ya da sakat olması nedeniyle öldürülme- sidir. Hasta ya ölmek istememiş ya da ne istediği hiç sorulmamıştır. Bu şekilde öldürmenin ötanaziyle tek ortak noktası öldürülen kişinin hasta olmasıdır. Bunun en tipik ve uç örneği Hitler’in 1939 yılında ver- diği kararla Nazi Almanya’sında görülmüştür. “Ari ırk” oluşturmak için kronik hastalar, sakatlar, yaşlılar ve yaşamları “değersiz” bulunan Yahudi ve Çingene gibi ırklara mensup olanlar gaz odalarında katle- dilmiştir. Ötanaziyle ilgisi olmayan bu cinayetlerin ötanazi adı altın- da gerçekleştirilmesi yüzünden Dünyada uzun yıllar istemli ötanazi lehinde propaganda yapılamamıştır. İstemsiz ötanazinin insan hakla- rına dayalı hiçbir hukuk devletinde savunulması mümkün değildir. Aslında bu cinayetleri ötanazinin bir türü olarak sınıflamamak daha doğru bir yaklaşımdır.(1-3) Ötanazi eylemiyle ilgili olarak en sık kullanılan kavramlar yuka- rıda belirtilmiştir. Bunların yanı sıra aşağıdaki kavramlarda ötanazi tartışmalarında karşımıza çıkmaktadır. Erken (Pediatrik)Ötanazi: Ağır anomalilerle dünyaya gelen yeni doğan bebeğin öldürülmesine dayanan ötanazi türüdür. Özellikle ağır santral sinir sistemi anomalilerinin eşlik ettiği durumlar veya yaşama şansı sınırlı diğer sistemik anomalilerle doğan bebeklerde söz konusu olmaktadır. Ancak bu olgularda karar verme yeterliliği ve gönüllülük esası, hastanın yüksek yararı gibi açılardan tartışmalar sürmektedir. makaleler Erdem ÖZKARA 109TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 Hollanda’da 2006 yılında belli özellikteki anomalilerle doğan bebek- lerde ötanazi uygulaması yasal olarak başlamıştır. Ancak ailenin onayı olsa bile bu konu özellikle etik boyutta çok tartışılmaktadır. Kazai ötanazi Ötanazi uygulanan ülkelerin bir kısmında mahke- me kararı ile ötanazi uygulanmasına kazai ötanazi denmektedir. İç Ötanazi (Self ötanazi): Kişinin kendi ölümüne iradesini kulla- narak razı olmasıdır. İç ötanazi intihar ile benzeşirse de intiharda kişi kendi bildiği yöntem ve yollarla kendi isteğiyle hayatına son verir. İç ötanazide ise ötanazi kararı-iradesi hastadan gelir ama ölüm sonucu- nu doğuran eylem tıp mensuplarınca yerine getirilir. Dış Ötanazi: Kanun tarafından kendisine yetki verilmiş kimsele- rin iradesi alınmak suretiyle üçüncü bir kişinin ölümünün sağlanma- sıdır. Bilinci kaybolmuş hastada, yakınlarının iradesine bağlı olarak gerçekleşen non-voluntary ötanazi veya kararın mahkeme sonucuna bağlı olduğu ülkelerde uygulanan voluntary ötanazi türleri dış ötanazi olarak değerlendirilebilir.(3, 4) HOLLANDA ve BELÇİKA’DA ÖTANAZİ Hollanda’da Ötanazi Bu alanda en yoğun tartışmaların ve uygulamaların yaşandığı ülke olan Hollanda’da aktif ötanazi yasası çıkarılmadan önce 1994 yı- lında ötanazi eylemini bildirim prosedürünü belirleyen bir yasa çıka- rılmıştır. Hekim bu prosedüre uygun davrandığını gösteren belgelerle birlikte yaptığı ötanazi uygulamasını savcılığa bildirdiğinde hakkın- da kovuşturma yapılmamakta idi. Ancak uygulamalardaki denetimin yetersizliği ve bazı sorunlar yeni arayışlara yöneltince halkın bu ko- nudaki beklentileri araştırılmıştır. Hollanda’da 2000 yılı Kasım ayında yapılan referandumda Hollanda halkı %80’in üzerinde kabul oyuyla ötanaziye yeşil ışık yakmış ve 2001 Nisan ayında Aktif ötanazi tasarısı Hollanda Parlamentosundan geçip yasalaşmıştır. Hollanda da 2001 yı- lında kabul edilen bu yasaya göre: 1. Hasta dayanılmaz ve sürekli acılar içinde olmalı, 2. Hasta ölüm isteğini açıkça dile getirmeli, ikinci bir hekiminde görüşü alınmalı, Erdem ÖZKARA makaleler 110TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 3. Hastanın hayatına uygun tıbbi yöntemle (acısız) son verilmeli. Yasaya göre 12 yaşından küçük çocuklara ölüm yardımı yapıla- mayacağı, 16 yaşından küçükler için ise ebeveynlerinden izin alınması gerektiği belirtilmektedir. Son olarak ağır anomalilerle doğan ve da- yanılmaz acılar çeken yeni doğmuş bebeklere ötanazi uygulaması da 2006 yılında Hollanda da yasallaşmıştır. (2, 3, 6) Bebek ötanazisinin nasıl uygulanacağı, olguların nasıl belirleneceği gerçekten çok zor bir konu olarak uygulayıcıların karşısında durmaktadır. Hollanda önce 1994 yılında bildirim prosedürünü daha sonra 2001 yılında ötanazi yasasını çıkararak kayıt dışı ötanazi uygulamalarını önleyerek eylemin belirli kurallar çerçevesinde yapılmasını amaçla- mıştır. Hollanda da yaygın olan ötanazi uygulamasıyla ölenlerin kesin rakamları bilinmese de yılda 3.500-10.000 arasında olduğu yönünde tahmin edilmektedir. Araştırmalar Hollanda da ötanazi isteminde bu- lunanların %80’inin kanser hastaları olduğunu göstermiştir.(1, 4, 5) Belçika’da Ötanazi Belçika parlamentosu’nun 16 Mayıs 2002 tarihinde kabul ettiği ötanazi yasası 28 Mayıs 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ötanaziye yasal izin veren ikinci ülkedir. Yasada ötanazi; “Bir kişinin yaşamına, kendi isteği üzerine, bir başka kişi tarafından son verilmesi eylemi” olarak tanımlanmaktadır. Bu düzenleme kaza ya da hastalık sonucu tedavisi olmayan bir sebepten dolayı ortaya çıkan kronik ruhsal ya da fiziksel şiddeti azalmayan yetişkin hastalarda doktora ötanazi uygulama izni vermektedir. Belçika’da ötanazi isteyen hastanın 18 yaşından büyük olması, bu talebini bilinçli ve kendi iradesiyle yapması, bu isteğini dü- şünerek ve birkaç defa yansıtması şart koşulmaktadır. (7, 8) Belçika’daki ötanazi prosedürü nasıl işliyor? Belçika yasalarına göre, ötanazi isteyen hastanın 18 yaşından büyük olması, bu talebini bilinçli ve kendi iradesiyle yapması, bu isteğini düşünerek ve birkaç defa yansıtması şart koşuluyor. Hastaya ötanazi yapılabilmesi için, “fiziki veya psikolojik açıdan, tıbbi olarak sürekli ve dayanılmaz acı çeki- yor olması, hastalık sürecinde çaresiz bir aşamada bulunması” gerekiyor. makaleler Erdem ÖZKARA 111TBB Dergisi, Sayı 78, 2008  Ötanazi yapacak doktorun hastayla derinlemesine görüşmesi, sağ- lık durumu hakkında ayrıntılı bilgi vermesi, “ötanaziden başka bir çare kalmadığı” konusunda hastayla mutabakat sağlaması da koşullar ara- sında bulunuyor. Hastanın ötanazi talebinde bulunmasıyla yapılma- sı arasında en az 1 ay geçmesi ve Federal Kontrol Komisyonu’nun nihai kararı vermesi şartları da yasada yer alıyor. Yasaya göre, Belçika’daki insanlar, arzu ederlerse sağlıklı günlerinde bir yazılı va- siyet hazırlayarak, amansız bir hastalığa yakalandıkları veya bir kaza sonucu bilinçsiz kaldıkları, kurtuluş ümidi bulunmadığı durumlar- da, ötanaziye gidilmesini isteyebiliyor. Bu durumda, bir vekaletna- mede, bir veya birkaç kişinin ismi verilebiliyor ve bu kişiler ötana- zi kararını hasta adına doktorlara bildirmekte yetkili kılınabiliyor.  Belçikalı doktorlar, ötanazinin yapılmasını izleyen 4 gün içinde, Fede- ral Kontrol Komisyonu’na bilgi raporu sunuyor. Bu komisyonun üye- lerinin üçte ikisi, mevcut verilerin incelenmesinden sonra, ötanazinin gereksiz olduğu kanaatine varırsa dosya savcılığa sevk ediliyor ve adli takibat başlatılıyor. Yasa, hiçbir doktorun zorla ötanazi yapmaya mec- bur edilemeyeceğini de kayda bağlıyor. (5, 7, 9) Yasada sözü edilen Federal Ötanazi Araştırma ve Kontrol Komis- yonu 16 üyeden oluşuyor. Buna göre; tıp alanından gelen 8 kişinin en çok 4’ü Belçika üniversitelerindeki profesörlerden seçilmelidir. 4 üye Belçika’daki hukuk fakültesi profesörlerinden veya çalışan avukatlar- dan, 4 üye ise iyileşmez hastalığa sahip hastaların sorunlarıyla ilgile- nen gruptan gelmelidir. Komisyon üyeliği ile bölgesel veya hükümet üyeliği birlikte olamaz. Komisyon üyeliği süresi dört yıldır ve gerek görüldüğünde uzatılabilir. Komisyon için Adalet Bakanlığı ve Sena- to tarafından uygun adaylar belirlenir. Komisyon kararlarını üyelerin 2/3 çoğunluğuyla verir.(8, 9) Ötanazi prosedüründeki bu detaylar ve nihai karar için komis- yona başvurulması elbette uygulamanın sağlıklı işlemesi ve denetimi sağlamaya yönelik adımlardır. Ancak Belçika’daki bu prosedürün, “uygulanmasındaki zorluklar” nedeniyle, “kayıt dışı ötanazinin” eldeki verilerin birkaç katı olabileceği kuşkuları da dile getirilmektedir. (5, 9)  Belçika’daki ötanazi işleyişini incelerken bu ülkeye ait bazı verileri de belirtmek yararlı olacaktır. Bağımsızlığını 1830 yılında ilan eden, yaklaşık 10milyon nüfuslu, büyüklüğü bizim Ege Bölgemizi aşmayan boyutta olan ülkede 10 il vardır. Belçika halkının %75’i Katoliklerden oluşmaktadır. Kuzeyde Hollandaca (Flamanca) konuşan Felemenkler Erdem ÖZKARA makaleler 112TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 ve güneyde Fransızca konuşan Valonlar yaşamaktadır. Belçika üç böl- geli ve üç topluluklu bir federal devlet şeklindedir, başkent Brüksel’dir. Belçika’da 2005 yılı verilerine göre; kişi başına gelir 13.655 Euro, ülke- nin toplam sağlık bütçesi ise 21 milyar Euro dolayındadır.(10, 11) Belçika’da yaklaşık 130 bin sağlık personeli görev yapmaktadır. (Tablo 1) Tablo 1. Belçika’da 2006 yılı verilerine göre görev yapan sağlık personeli sayısı. (11) Aile hekimi 18.027 Diğer uzmanlar 20.801 Eczacı 12.109 Diş doktoru 8.423 Ebe 5.467 Hemşire 65.952 Federal Ötanazi Kontrol ve Değerlendirme Komisyonu’nun 2004- 2005 raporuna göre; 2004 yılında 349 olgu, 2005 yılında ise 393 olguya ötanazi yapıldığı bildirilmiştir.(12) Bu olguların ötanazi istemi sırasında bilinçli olması veya olayın öncesinden bu yönde istemde bulunmalarına göre dağılımı ise tablo 2’de gösterilmiştir. Tablo 2. Ötanazi uygulanan olguların bilinçli veya önceden istekli olmalarına göre dağılımı 2004 2005 TOTAL % Eylem sırasında bilinçli344 385 729 98 Önceden istem yapmış 5 8 13 2 makaleler Erdem ÖZKARA 113TBB Dergisi, Sayı 78, 2008 Hastaların cinsiyete göre dağılımına bakıldığında iki yıllık sürede olguların %54’ünün erkek olduğu görülmüştür. (Tablo 3) Tablo 3. Hastaların cinsiyete göre dağılımı 2004 2005 Toplam % Erkek 182 204 386 54 Kadın 167 189 356 46 Ötanazi uygulanan olguların yaşa göre dağılımı tablo 4’te göste- rilmiştir. Tablo 4. Ötanazi uygulanan hastaların yaşı 2004 2005 TOTAL %