Av. ÖYKÜ DOĞAN
TÜRK BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE
PARA BORÇLARINDA
BORÇLUNUNTEMERRÜDÜNÜN
SONUÇLARI
�
ARiSTO
Aristo Yayınevi Yayınları : 134
Hukuk Dizisi : 113
1.Baskı - Ocak 2019 - İstanbul
5846 sayılı Kanun uyarınca bu kitabın birinci basısının dijital iletişim,
CD'ye kayıt, elektronik kitap olarak yayımı ve mevcut veya ileride geliş-
tirilebilecek her türlü araçla çoğaltılması ve yayılması haklan da dahil
olmak üzere; 5846 yasa anlamında çoğaltma, yayma ve diğer tüm yayın
hakları yalnızca ve münhasıran Aristo Yayınevi'ne aittir. Kitabın tama-
mmın veya bir kısmının mevcut veya ileride geliştirilebilecek herhangi
bir araç veya teknikle çoğaltılması, yayılması ve herhangi bir şekil veya
yöntemle ticaret alanına konu edilmesi kesinlikle yasaktır. Aksine hare-
ketler Aristo Yayınevi'nin saklı tutmuş olduğu haklarının ihlali anlamını
taşır.
Aristo Yayınevi, olabilecek bütün hak ihlallerine karşı kanuni haklarını
kullanmaya, fikri hak ve emeği korumaya kararlıdır.
ISBN
Yayınevi
: 978-605-2332-89-4
: ARİSTO YAYINEVİ
Enstitü Danışmanlık Hizmetleri LTD. ŞTİ.
Adres : İcadiye Mah. Sıvacı Ferhat Sok. No: 9
Adalet Köşkü Üsküdar-İstanbul
Tel : 0216 334 6966
Faks : 02163345915
Web : aristoyayinevi.com
Mail : aristo@aristoyayinevi.com
Baskı-CİLT : Net Kırtasiye Tan. ve Matbaa San. Tic. Ltd. Şti.
Adres: Ömeravni Mah. İnönü Cad. Beytülmalcı Sok. No:
23/A Beyoğlu/İstanbul
Tel: +90 (212) 249 40 60
Sertifika No: 13723
Aileın'e...
ÖNSÖZ
Man11ara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Hukuk Anabi-
liın Dalı Özel Hukuk Biliın Dalı bünyesinde yüksek lisans tezi ola-
rak hazırlanan
44
Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Para Borçla-
rında Borçlunun Temerrüdünün Sonuçları" adlı çalışınam
12.11.2018 tarihinde Doç. Dr. MURAT TOPUZ, Doç. Dr. CANAN
YILMAZ ve Doç. Dr. SEDA ÖKTEM ÇEVİK'den oluşan jüri
önünde savunulınuş ve oybirliği ile başarılı bulunarak kabul edil-
miştir. Tezlerin kabul edildiği gibi basılması geleneğine uygun ola-
rak, çalışmam birkaç küçük düzeltme dışında savunulduğu şekliyle
kitaplaştınln1ıştır.
Yüksek lisans tez konusu açısından bu yönde bir seçim yapıl-
masında uygulamada para borçlarının en sık karşılaşılan borç türü
oln1ası ve bu nedenle de bu borç türü açısından borçlunun temerrü-
dü durumunda ortaya çıkacak olan sonuçların ve alacaklının sahip
olacağı hakların bütünüyle incelenmesınin gerekli ve faydalı olaca-
ğı düşüncesi etkili olmuştur. Bu çalışına 6098 Sayılı Türk Borçlar
Kanunu ınd.120-122 düzenlemelerini merkezine alarak para borçla-
rında borçlunun temerrüdünün sonuçlarını doktrin ve Yargıtay ka-
rarlan açısından incelemeyi amaçlamaktadır.
Tez konusu seçimine başladığım ilk günden bu kitabın basıl-
masına kadar geçen süreç içerisinde ihtiyaç duyduğum her konuda
vermiş olduğu destek nedeniyle tez danışmanım değerli hocan1
Doç. Dr. MURAT TOPUZ'a en içten teşekkürlerimi sunarım.
Tezimin kitap olarak basımının gerçekleştirilmesini sağlayan
Av. HAKAN TOKBAŞ ve ARİSTO Yayınevi 'ne de teşekkürlerimi
sunarım.
Tez çalışmasının ortaya çıkması zor ve yorucu bir sürecin ya-
şanmasına neden olmaktadır. Bu süreci beniınle birlikte geçiren
hayatımın her döneminde olduğu gibi en büyük destekçim olan
aileme minnet ve sevgiyle sonsuz ve gönülden teşekkür ederim.
Çalışmamın tüm ilgilenenlere yararlı olması dileğiyle...
Bahçeşehir - İstanbul, 18.12.2018 Av. ÖYKÜ DOĞAN
. . .
İÇİNDEKİLER
iÇiNDEKiLER .................................................................................... 7
KISALTM.ALAR ................................................................................ 13
GIRIŞ .................................................................................................... 15
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL OLARAK BORÇLU TEMERRÜDÜ
I. BORÇLU TEMERRÜDÜ KAVRAMI ......................................... 19
il. BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN OLUŞUM ŞARTLARI ........... 20
A) Borcun Muaccel Olmasına Rağmen İfa Edilmemesi .................. 20
B) Alacaklının İhtan ........................................................................... 22
1) Genel Olarak .............................................................................. 22
2) İhtar Yerine Geçen İşlemler ...................................................... 26
3) İhtara Gerek Bulunmayan Haller .............................................. 27
a) Taraflarca Belirli Vade Kararlaştırılmış Olması .................. 27
b) Muacceliyet Bildiriminin Varlığı. ......................................... 27
c) Sözleşme Dışı Doğan Borçlarda ........................................... 28
d) İhtar Yapılmasının Dürüstlük Kuralına Göre
Beklenemeyeceği Hallerde ..................................................... 28
e) İhtar Koşulunun Sözleşme veya Kanun Hükmü İle
Ortadan Kaldırılmış Olması .................................................. 29
C) Borcun İfasının Mümkün Olması ................................................ 29
8
İçindekiler
D) İfanın Yapılmamasının Alacaklının Davranışından
Kayı1aklanmaması .......................................................................... 3O
E) Borçlunun İfadan Kaçınma Hakkının Bulunmaması. .................. 31
F) Borçlu Temerrüdünde Kusurun Rolü ............................................ 32
ill.BORÇLUTEMERRÜDÜNÜNPARA
BORÇLARINA ÖZGÜ OLMAYAN SONUÇLARI ................ 33
A) Borçlu Temerrüdünün Genel Olarak Sonuçlan ............................ 33
1) Gecilane Tazminatı ..................................................................... 33
2) Beklenmedik Halden Sorumluluk .............................................. 35
B) Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde
Borçlunun Temerrüdünün Sonuçları .............................................. 38
1) Genel Olarak ................................................................................. 38
2) Süre Verilmesi .............................................................................. 39
3) Süre Verilmesine Gerek Bulunmayan Haller ............................. 41
a) Süre Verilmesinin Etkisiz Olacağı Anlaşılıyorsa ................... 41
b) Borcun İfası Alacaklı İçin Yararsız Kalmışsa ........................ 42
c) Sözleşmede Borç İçin Kesin Vade
Kararlaştırılmışsa ...................................................................... 43
4) Sürenin Sonunda Alacaklının Hakları ......................................... 44
a) Alacaklının Seçme İmkanı ........................................................ 44
b) Seçilen İmkanın Sonuçları ........................................................ 46
aa) Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı ...................................... 46
bb) Aynen İfadan Vazgeçerek Olumlu Zararın
Tazmını .................................................................... 47
9
içindekiler
cc) Sözleşmeden Dönme ve Olumsuz Zararın
Tazınini ............................................................................ 49
5) Sürekli Edimli Sözleşmelerdeki Özellikler .............................. 52
. ..
IV. KISMI TEMERRUT ................................................................... 53
V. BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN SONA ERMESİ ...................... 54
İKİNCİ BÖLÜM
TEMERRÜT FAİZİ
.
I. FAIZ .................................................................................................. 57
A) Genel Olarak ................................................................................ 57
B) Hukuki Niteliği ............................................................................ 57
C) Türleri ........................................................................................... 58
1) Niteliğine Göre .......................................................................... 58
2) Kaynağına Göre ......................................................................... 59
3) Uygulandığı İşe Göre ................................................................ 59
4) Uygulanış Biçimine (Hesap Tarzına) Göre .............................. 60
Il. KAVRAM OLARAK TEMERRÜT FAİZİ. .............................. 60
III. TEMERRÜT FAİZİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ ...................... 62
IV. TEMERRÜT FAİZİNİ TALEP KOŞULLARI ........................ 64
A) Bir Para Borcunun Varlığı ........................................................... 64
1) Ülke Parası ............................................................................... 66
2) Yabancı Ülke Parası .................................................................. 68
B) Borçlunun Temerrüde Düşmüş Olması ...................................... 69
10
..,
•
İçindekiler
V .. . . . .
• TEMERRUT FAIZINJN MIKTARI ............................................. 70
A) Temerrüt Faizinin Oranı ............................................................... 70
1) Adi İşler Açısından .................................................................... 71
2) Ticari İşler Açısından ................................................................ 75
a) TBK Sınırlamalarının Ticari İşler Açısından Geçerli
Olmadığı Yönündeki Görüş ................................................... 79
b) TBK Sınırlamalarının Ticari İşler Açısından Geçerli
Olduğu Yönündeki Görüş ...................................................... 87
3) Yabancı Para Borçları Açısından .............................................. 88
4) TTK md.1530 Açısından ........................................................... 92
5) 3095 Sayılı Kanun md.4 Gereğince Saklı Tutulan
Özel Faiz Hükümleri .................................................................. 98
VI. TEMERRÜT FAİZİNDE TALEP .......................................... 99
VII. TEMERRÜT FAİZİNİN BAŞLANGICI. .............................. 101
A) Kural Olarak ................................................................................... 101
B) Faizlerde, İratlarda ve Bağışlamada Temerrüt
Durumunda ..................................................................................... 103
VIII. TE
..
M
.
E
.
RR
..
ÜT FA
.
İZİNE TEMERRÜT FAİZİ
YURUTULMESI Y ASAGI .............................................. 104
IX. TEMERRÜT FAİZİNDE ZAMANAŞIMI VE SONA
ERMI: ..................................................................................... 105
11
. -
İçindekiler
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AŞKIN ZARAR
I. KAVRA
.
M
.
OLARAK AŞKIN ZARAR VE HUKUKİ
NITELIGI .......................................................................................... 107
II. AŞKIN ZARARIN TAZMİNİNİN KOŞULLARI ..................... 108
A) Temerrüt Faizi İle Karşılanamayan Bir Zararın
Bulunması ..................................................................................... 109
B) Aşkın Zarar İle Borçlunun Temerrüdü Arasında Uygun
illiyet Bağının Bulunması ............................................................. 11O
C) Borçlunun Temerrüde Düşmede Kusuru Olmadığını
Kanıtlayamamış Olması ............................................................... 111
fil. A
.
ŞK
.
IN ZAR
.
ARIN BAŞLICA GÖRÜNÜM
BIÇiMLERi .................................................................................... 114
A) Enflasyon Nedeniyle Oluşan Zararlar ......................................... 114
B) Yoksun Kalınan Kar-Kazanç ........................................................ 126
C) Alacaklının Kendi Alacaklısı İle Arasındaki Hukuki
İlişkinin Olumsuz Etkilenmesinden Doğan Zararlar. ................. 130
D) Alacağın Elde Edilmesi İçin Yapılan Girişimlerden
Doğan Masraflar ............................................................................. 131
E) Borçlu Tarafından Ödenmeyen Paranın Başka
Kaynaklardan Sağlanması Nedeniyle Yapılan Masraflar ........... 134
F) Yabancı Para Borçlarında Kur Değişikliğinin Neden
Olduğu Zararlar .............................................................................136
IV. AŞKIN ZARARIN TALEP EDİLMESİNE İLİŞKİN
ESASLAR ........................................................................................138
V. AŞKIN ZARAR TAZMİNATININ
BELİRLENMESİNE İLİŞKİN ESASLAR .................................140
.il
İçindekiler
VI. AŞKIN ZARARDA ZAMANAŞIMI
142
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
so UÇ.........••••••••••••••••••••·····•·••••••••••••••••••••••••••••••···. ........ 145
KA. YN"AKÇA ....................................••••••••••• ........................................ 161
12
-
KISALTMALAR
3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Fai-
zine İlişkin Kanun
b. ..
bent
BATİDER
bknz.
. Banka Ve Ticaret Hukuku Dergisi
. bakınız
C. Cilt
do. ..
dipnot
E. Esas
E.T. Erişim Tarihi
HD. .. Hukuk Dairesi
HGK ..
Hukuk Genel Kurulu
HMK . 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
İBGK İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu
iiK 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu
K. Karar
md. ..
madde
3095 Sayılı Kanun
14
Kısaltmalar
s.
s.
T.
..
sayfa
..
Sayı
..
Tarih
TBK .. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
TKHK
TL
. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hak-
kında Kanun
..
Türk Lirası
TMK 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu
TTK 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu
vd. . ve devamı
Yarg. Yargıtay
.
GİRİŞ
Para borçları uygulamada en sık karşılaşılan borç tüıiinü oluş-
tunnaktadır. Birçok sözleşme tipinde taraflardan birinin borcu para
borcu olarak belirlenınekte, haksız fiilin tazmininde ve sebepsiz
zenginleşme taleplerinde de sıklıkla para borcuyla karşılaşılmakta-
dır. Uygulaınada para borcunun sıklıkla karşımıza çıkması borçlu-
nun para borcunu ifa hususunda temenüde düşmesi durumunda
ortaya çıkacak olan sonuçların ve alacaklının sahip olacağı hakların
incelenınesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Çalışmamız para borçlarında borçlunun temenüde düşmesi du-
rumunda ortaya çıkacak olan sonuçları 6098 Sayılı Türk Borçlar
Kanunu (TBK) çerçevesinde ele almaktadır. TBK'nın genel hü-
kümler kısmında para borçlarında borçlunun temenüde düşmesi
durumunda ortaya çıkacak olan sonuçlar temenüt faizi (md.120-
121) ve aşkın zarar (md.122) olarak belirtilmiştir. Çalışınamızın
merkezinde TBK md.120-122 düzenlemeleri yer alınakta ve bağ-
lantılı olduğu kısımlarda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun
(TTK) ticari işler için getirmiş olduğu faiz hakkındaki düzenleme-
ler de incelenınektedir.
Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci
bölümünde para borçlarında borçlunun temenüde düşmesi duru-
muna özgü olarak ortaya çıkacak olan sonuçların incelenınesine
geçmeden önce genel olarak borçlu temerrüdü ele alınınak isten-
miştir. Bu bakımdan borçlu temerrüdünün ne anlama geldiği, nasıl
ve ne şekilde ortaya çıkabileceği incelenıniş, borçlu temerrüdünün
para borçlarında borçlunun teınenüdü durumuna özgü olmayan
diğer sonuçlarına değinilıniş ve kısıni temerrüt durumu ile borçlu-
nun temerrüdünün ne zaman sona ereceği belirtilerek birinci bölüm
sonlandırılmıştır.
Çalışmamızın ikinci bölümü para borçlarında borçlunun te-
merrüde düşmesi durumuna özgü olarak ortaya çıkacak ilk sonuç
olan borçlunun temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüne ayrılmıştır.
Belirtmek gerekir ki, mevzuattaki bazı düzenlemelerde gecikme
faizi ifadesi geçmesine rağmen hem bu faiz türü alelade bir gecik-
menin değil gecikmenin birtakım şartlarla temerrüt halini almasıyla
16
Giriş
birlikte işlemeye başladığından yani borçlunun temenüde düşmesi-
nin bir sonucu olduğundan hem de TBK md.120' de bu faiz türünü
ifade etmek için temerrüt faizi terimini kullanmış olduğundan ilgili
çalışmada da temerrüt faizi terimi benimsenmiştir. Temenüt faizi
bir faiz tüıii olduğu için temerrüt faiziyle ilgili detaylı açıklamalara
geçmeden önce ikinci bölüm içerisinde genel olarak faiz konusuna
değinilmiştir. Daha sonra kavram olarak temerrüt faizi incelenn1iş,
hukuki niteliği üzerinde durulmuş ve temerrüt faizinin hangi koşul-
ların var olması halinde talep edilebileceğine değinilmiştir. Temer-
rüt faizinin miktarını belirleyebilmek için temerrüt faizine uygula-
nacak oranın saptanması gerekli olduğundan çeşitli durumlara özgü
olarak temerrüt faizine uygulanacak oranın nasıl tespit edileceği de
detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Özellikle TBK md.88/2 ve
md.I20/2 düzenlemelerinin tarafların sözleşmeyle belirleyecekleri
faiz oranlarına getirmiş olduğu sınırlamaların ticari işler açısından
uygulama alanı bulup bulmayacağı hususu TBK'daki faiz oranı
sınırlamalarının ticari işler açısından uygulama alanı bulmayacağını
kabul eden görüş ile TBK'daki faiz oranı sınırlamalarının ticari
işler açısından da uygulama alanı bulması gerektiğini belirten görüş
yönünden incelenmiş ve konu hakkındaki kanaatimiz belirtilmiştir.
Temerrüt faizinin oranı incelenirken ayrıca TTK md.1530 açısın-
dan ticari işletmeler arasında yapılan mal veya hizmet tedariki söz-
leşmelerinde para borçlusunun borcunu ifada temerrüde düşmesinin
koşulları ve ortaya çıkacak olan sonuçlar TBK'dan farklılıkları ele
alınarak incelenmiştir. Temerrüt faizinde talep hususu, temerrüt
faizinin ne zaman işlemeye başlayacağı, temerrüt faizine temerrüt
faizi yürütülmesi yasağı, temerrüt faizinde zamanaşımı ve temerrüt
faizinin hangi durumlarda sona ereceği belirtilerek ikinci bölüm
sonlandınImıştır.
Çalışmamızın üçüncü bölümü para borçlarında borçlunun te-
merrüde düşmesi durumunda alacaklının para alacağını zamanında
elde edememesinden kaynaklı oluşan zararının ilk etapta temerrüt
faizi ile giderilememesi halinde ortaya çıkacak diğer bir sonuç olan
aşkın zarara ayrılmıştır. Belirtmek gerekir ki, TBK md.122 para
borçlarında borçlunun temenüde düşmesi durumunda alacaklının
uğradığı zararın temerrüt faiziyle karşılanamayan kısmını ifade
etmek için aşkın zarar terimini kullanmış olduğundan ilgili çalış-
Giriş
ınada da bu terim benimsenmiştir. Üçüncü bölüm içerisinde aşkın
zarar kavram olarak incelenmiş, hukuki niteliği belirtilmiş ve hangi
koşulların var olması halinde aşkın zararın oluşacağına değinilmiş-
tir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan aşkın zarar türleri ise aşkın
zararın başlıca görünüm biçimleri adlı başlıkta ele alınmıştır. Söz
konusu başlıkta aşkın zararın en tartışmalı kısmını oluşturan enf-
lasyon ve paranın değer kaybı nedeniyle oluşan aşkın zararın nasıl
ispat edileceği hususu doktrindeki fiili karineye dayalı ispatı kabul
eden görüş ile somut delillere dayalı ispatı kabul eden görüş açısın-
dan incelenmiş ayrıca bu konu hakkında Yargıtay Hukuk Daireleri-
nin birbirinden farklı görüşlerine yer verilmiş ve son olarak konu
hakkındaki kanaatimiz belirtilmiştir. Aşkın zararın talep edilmesine
ilişkin esaslar, aşkın zarar tazminatının belirlenmesine ilişkin esas-
lar ve aşkın zararda zamanaşımı hususları incelenerek üçüncü bö-
lüm sonlandırılmıştır.
17
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL OLARAK BORÇLU TEMERRÜDÜ
I. BORÇLU TEMERRÜDÜ KAVRAMI
Borçlu temerrüdü borcun ifa edilmemesi hallerinden biridir ve
ifanın zaman bakımından borca aykırılığını ifade eder
1
. Borçlu te-
merrüdü durumunda borçlu tarafından ifanın zamanında yerine
getirilmemesi nedeniyle borca aykırı olacak şekilde ifada gecikme
durumu söz konusu olmaktadır.
İfası mümkün ve muaccel olmuş borcunu ifa etmeyen borçlu
ifasında gecikmiş durumda olur. İfada gecikme durumu ise bazı
şartların var olması halinde borçlu temerrüdü halini alır. Bu neden-
le borçlu temerrüdü borçlunun ifa hususunda nitelikli bir gecikme-
sidir
2
.
Borçlu temerrüdü ile borcun ifasının imkansız olması durumu-
nun bir arada bulunması mümkün değildir
3
. Çünkü borçlu temerrü-
dü durumunda ifa mümkün olmasına rağmen borçlu tarafından za-
manında yerine getirilmemekte ve borçlu tarafından oluşturulan bu
gecikmeye rağmen borç hala ifa edilebilecek durumda olmaktadır
4
.
AKKANAT, Halil, "İfada Gecikme Ve Borçlu Temerrüdü", Prof. Dr. M.
Kemal Oğuzman'ın Anısına Armağan, İstanbul 2000, s.4; ANTALYA, O.
Gökban, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.III, İstanbul 2017, s.409;
EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017,
s.1113.
2
OĞUZMAN, M. Kemal/ ÖZ, M. Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hüküm-
ler, C.1, 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu'na Göre Güncellenip, Geniş-
letilmiş 15. Bası, İstanbul 2017, s.458.
3
AK.KANAT, s.l; ANTALYA, s.223; BARLAS, Nami, Para Borçlarının
İfasında Borçlunun Temerrüdü Ve Bu Temerrüt Açısından Düzenlenen Ge-
nci Sonuçlar, İstanbul 1992, s.16.
4
ANTALYA, s.228; BARLAS, s.15.
20
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
Borçlu temerrüdü 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun
(TBK) I 17. ve I 26. maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'da
borçlu temerrüdünün tanımı bulunmamaktadır. Borçlu temerrüdü-
nün şu şekilde tanımlanması mümkündür: "Borçlu temerrüdü,
borçlunun ifa etmekten kaçınamayacağı muaccel edimi zamanında
yerine getirmeyerek ifada gecikmesi ve borcun ifasının hala müm-
kün bulunması durumunda belirli şartlara bağlı olarak gerçekleşen
bir sorumluluk nedenidir
5
."
il. BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN OLUŞUM ŞARTLARI
A) Borcun Muaccel Olmasına Rağmen İfa Edilmemesi
Borcun ifasında gecikmeden bahsedebilmek için ifa zamanının
gelmiş olması bir zorunluluktur
6
. İfa zamanının gelmesi ise borcun
muaccel olması anlamına gelir
7
. Muacceliyet, alacaklının borçlu-
sundan borç konusu edimin ifasını talep edebileceği zaman nokta-
sına ulaşılmış olduğunu ifade eder
8
. Borçlunun temerrüde düşebil-
mesi için TBK md.117/l gereğince borcun muaccel olması gerekir.
Borç herhangi bir şekilde vadeye bağlanmamışsa TBK md.90
gereğince doğduğu andan itibaren muaccel olacaktır. Bu nedenle
alacaklı ifayı borcun doğumundan itibaren her an talep edebilecek
5
BARLAS, s.15.
6
AKKANAT, s.8; OĞUZMAN/ ÖZ, s.459.
7
EREN, s.969; OĞUZMAN/ ÖZ, s.313.
8
ANTALYA, s.44; BARLAS, s.21; EREN, s.1116; İNAN, Ali Naim / YÜ-
CEL, Özge, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Türk Borçlar Kanunu'na Gö-
re Güncellenip, Genişletilmiş 4. Baskı, Ankara 2014, s.591; NOMER, Ha-
luk N., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Gözden Geçirilmiş, Genişletilmiş
Ondördüncü Baskı, İstanbul 2015, s.294; OĞUZMAN / ÖZ, s.313;
TEKİNAY, Selahattin Sulhi/ AKMAN, Sermet / BURCUOĞLU, HaJôk
/ ALTOP, AtilJa, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yeniden Göz-
den Geçirilmiş ve Genişletilmiş Yedinci Baskı, İstanbul 1993, s.800;
TERCIER, Pierrc / PICHONNAZ, Pascal / DEVELİOĞLU, H. Murat,
Borçlar Hukuku Genel HükümJer, İstanbul 2016, s.333.
21
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
ve borçlunun da borcun doğumundan itibaren derhal ifayı gerçek-
leştinne hususunda yükümlülüğü olacaktır
9
.
Borcun ne zaman ifa edileceğinin belirlenmesi bir vadenin
mevcut olduğu anlamına gelir
10
. Vadeye bağlanmış olan borçlarda
muacceliyet anı taraflann anlaşmasına, işin mahiyetine ya da kanun
hükmüne göre belirlenecektir
11
.
Taraflarca vadenin çeşitli şekillerde kararlaştınlması müm-
kündür. Tarafların belirli bir takvim gününde ya da hesaplama neti-
cesinde bulunacak bir tarihte borcun ifa edileceği hususunda an-
laşmış olmaları halinde bir belirli vade mevcuttur. Uygulamada en
sık başvurulan yol taraflarca belirli bir takvim gününde borcun ifa
edileceği hususunda anlaşılmış olmasıdır. Bu gibi durumlarda ka-
rarlaştırılmış olan günün gelmesiyle birlikte muacceliyet gerçek-
leşmiş olur
12
. Taraflarca yapılan sözleşmede belirli bir takvim günü
yerine hesaplama neticesinde bulunacak bir tarih de (sözleşmenin
kurulmasından 20 gün sonra gibi) n1uacceliyet anı olarak kararlaştı-
rılabilir. Bu gibi durumlarda ise hesaplama sonucunda bulunan anın
gelınesiyle birlikte borç muaccel olacaktır
13
. Vade taraflarca bazen
mutlaka gerçekleşecek olan ama ne zaman gerçekleşeceği bilinme-
yen bir olaya göre de belirlenebilir (borçlunun ölümü, bağ bozumu
başlangıcı gibi)
14
. Bu durumdaki vadeye ise belirsiz vade adı ve-
rilmektedir. Belirsiz vadenin kararlaştırılmış olduğu hallerde olayın
gerçekleşmesi borcu muaccel hale getirir
15
. Tarafların anlaşmasıyla
ya da kanundan dolayı (örneğin TBK md.392) taraflardan birine
9
AKKANAT, s. 10; BARLAS, s.27.
ıo KILIÇOĞLU, Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yeni Türk
Borçlar Kanunu'na Göre Genişletilmiş 21. Bası, Ankara 2017, s.694;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.313.
il
AKKANAT, s.10; EREN, s.971; i
'
NAN / YU
..
CEL, s.593.
12
BARLAS, s.28; EREN, s.97 l.
13
AKKANAT, s. 11.
14
OĞUZMAN / ÖZ, s.318.
1
'
•
BARLAS, s.28.
22
--
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
veya bir üçüncü kişiye muacceliyet ihbarı ile vadeyi belirleme yet-
kisi de verilebilir
16
.
Borcun vadeye bağlanmış olması işin niteliği icabı da olabile-
cektir. Örneğin eser sözleşmesinde borçlu tarafından meydana geti-
rilecek eserin yapılması için geçecek süre içerisinde alacaklı borç-
lusundan eserin teslimini isteyemeyecektir
17
. Tarafların anlaşması
ya da işin niteliği değil de bir kanun hükmünün varlığı da borcu
vadeye bağlamış olabilir. Örneğin TBK md.362, md.406 bu yönde
düzenlemeler içennektedirler.
Borç bir vadeye bağlanmışsa ifa bu vadede gerçekleşmelidir.
Çünkü borç vadenin gelmesiyle birlikte muaccel hale gelecektir
18
•
B) Alacaklının İhtarı
1) Genel Olarak
Borçlunun temerrüde düşürülebilmesi için sadece borcun mu-
accel olması yetmemekte kural olarak alacaklının borcu muaccel
olan borçlusuna borcunu ifa etmesini ihtar etmesi gerekmektedir.
TBK md.117/1'de belirtildiği üzere alacaklı tarafından borçluya
karşı gerçekleştirilecek ihtarın borcun muaccel olmasından sonra
yapılması gerekecektir
19
.
İhtar alacaklının alacağını takipte olduğunu ve borçlusundan
talep ettiğini buna rağmen borcunu yerine getirmezse bunun hu-
kuksal sonucuna ve sorumluluğuna artık borçlunun katlanacağının
ifade edilmesi işlevini görür
20
. İhtar ile birlikte alacaklı borcun ifa-
sının yerine getirilmesi için borçlusuna çağrıda bulunmaktadır
21
.
16
BARLAS, s.29; OĞUZMAN/ ÖZ, s.319.
17
OĞUZMAN/ ÖZ, s.317.
18
EREN, s.971; NOMER, s.294; TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU /
ALTOP, s.805.
19
BARLAS, s.39; KILIÇOĞLU, s.864; OĞUZMAN / ÖZ, s.460.
20
YILMAZ, Halil, "Para Borçlarının !
•
fasında Borçluya Yöneltilen Temerrüt
İhtarı", Yargıtay Dergisi, C.31, S.1-2, 2005, s.72-73.
21
TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.913; YILMAZ, s.73.
23
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
İhtar hukuki işlem benzeri bir fiil olarak kabul edilir
22
. Bu ne-
denle alacaklı tarafından hangi düşünceyle yapılmış olursa olsun,
alacaklının beyanı borcun ifasını içerdiği takdirde kanun tarafından
bu beyana borçlunun temerrüde düşeceği sonucu bağlanmıştır. Ala-
caklının borcun ifasını isteyen irade beyanının temerrüt durumunu
sağlaması için alacaklının beyanda bulunurken borçlusunu temer-
rüde düşünneyi istemesinin ve beyanını da bu amaçla yapmış ol-
masının herhangi bir önemi bulunmamaktadır
23
. Alacaklının irade-
sinden bağımsız bir şekilde kanun tarafından ihtarın yapıhnasıyla
birlikte ortaya çıkacak olan sonuçlar düzenlenmiştir
24
. İhtarla bir-
likte ortaya çıkacak olan hukuksal sonuçların alacaklı tarafından
bilinn1esi de gerekli değildir
25
.
Borçluyu teınerrüde düşüımek ıçın gerçekleştirilecek ihtara
TBK tarafından bir şekil şartı öngörülmemiştir. Borcun şekle bağlı
olan bir hukuki işlemden doğmuş olması da bu hususta bir değişik-
lik yaratmamaktadır
26
. Tacirler arası borçlu temerrüdü duruınunda
ise ihtarın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md.18/3 gere-
ğince noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli
elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ya-
pılması gerekir. TTK md.18/3'de belirtilen şeklin geçerlilik şekli
mi yoksa ispat şekli ıni olduğu hususu tartışmalıdır. Doktrinde bazı
yazarlar TTK md.18/3'de beliıiilen şeklin geçerlilik şekli olduğunu
ifade etmektedirler
27
. TTK md.18'in gerekçesindeki ifadeler nede-
22
AKINCI, Şahin, Borçlar Hukuku Bilgisi (Genel Hükümler), 9.Baskı, Konya
2016, s.230; BARLAS, s.36; EREN, s.1117; İNAN/ YÜCEL, s.618;
NOMER, s.334; OĞUZMAN / ÖZ, s.461; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.403; YILMAZ, s.74; " ...Öte yandan, ilıtarııı lıukuki iş-
leme benzerliği açısından bir şekle bağlı değil ise de, sonuç doğurması, mu-
hatabına ulaşması koşuluna bağlıdır ...", Yarg. 15.HD., T.30.5.1983,
E.1983/855, K.1983/1505, www.kazanci.com, E.T.:21.06.2017.
23
AKKANAT, s.21; ANTALYA, s.413; BARLAS, s.36; NOMER, s.334;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.461; YILMAZ, s.75.
24
AK.KANAT, s.21; BARLAS, s.36.
25
TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.914; YILMAZ, s.75.
-
"6
BARLAS, s.38; KILIÇOG
V
LU, s.862; OG
V
UZMAN / O
••
Z, s.462.
27
İNAN / YÜCEL, s.619; OĞUZMAN / ÖZ, s.462; ÜLGEN, Hüseyin /
HELVACI, Mehmet / KENDİGELEN, Abuzer / KAYA, Arslan /
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
24
� w
niyle görüşlerine katıldığımız bazı yazarlar için ıse TTK
md.18/3'de belirtilen şekil ispat şek]idir
28
.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md.200 ge-
reğince hukuki işlemlerin ispatında şekil şartı arandığından hukuki
işlem benzeri bir fiil olan ihtarın ispatı herhangi bir şekil şartına
bağlı değildir
29
. İhtarın her türlü delille ispat edilmesi mümkün-
d
.
u
.
r
30
.
İhtar alacaklı veya onun yetkili temsiJcisi tarafından borçluya
ya da ihtarı kabule yetkili temsilcisine şayet borçlu ehliyetsiz ise
kanuni temsilcisine yapılmalıdır. İhtarın geçerliliği için ihtarı yapan
kişinin ayırt etme gücüne sahip olması aranacaktır ancak tam ehli-
yetli olması şart değildir
31
. Alacaklının temsilcisinin ise ihtarda
bulunabilmesi için özel olarak yetkilendirilmesine gerek yoktur;
genel temsil yetkisi de yeterli olacaktır
32
.
İhtarın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md.2 dürüst-
lük kuralı gereğince uygun yer ve zamanda gerçekleştirilmesi gere-
kir. İhtar yeterince açık olmalı ve alacaklının ifa talebi ciddi bir
biçimde yer almalıdır. İhtarda alacağın açıkça gösterilmesi gere-
kir
33
. Alacaklının ifa talebi ancak borca uygun olduğu takdirde ih-
NOMER ERTAN, N. Füsun, Ticari İşletme Hukuku, Yeni Türk Ticaret
Kanunu'na Göre Güncellenmiş Dördüncü Bası, İstanbul 2015, s.288-289.
28
ANTALYA, s.419; KJLIÇOĞLU, s.863; TTK md.18 gerekçesi de ispat
şekli oldub'll yönündedir: "Tasarı ile bu maddenin üçüncü fıkrasında üç kök-
lii değişiklik yapılmıştır: (1) Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıka-
rılmış, fapaı şartına döniiştiirülmüştiir. Bu amaçla eski metinde yer alan
"muteber olması için·' ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin
sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknik-
teki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kamında bu kadar ağır bir geçer-
lilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngö-
riilmiiş olması da anlamsız bulunmuştur... ".
BARLAS, s.43; KILIÇOGLU, s.862.
JO
Tacirler arası borçlu temerrüdünde TTK md.18/3'de belirtilen şeklin ispat
şekli olduğu kabul edildiği takdirde burada uygulama alanı bulacaktır.
31
BARLAS, s.37; EREN, s.1117; YILMAZ, s.75.
32
OĞUZMAN/ ÖZ, s.462.
33
AKKANAT, s.29; EREN, s.1118.
25
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
OGUZMAN OZ,
tar olarak kabul edilebilecektir
34
. Miktar açısından borçtan az mik-
tarı talep o kısım için hüküm ifade edecek; borçtan fazlasına ait
talep ise alacaklının borç miktarını kabul etmeye hazır olduğu hal-
lerde borcun gerçek miktarı için geçerli olacak aksi halde ihtar ge-
çersiz sayılacaktır
35
.
İhtarda borçluya bir süre tanınmış ise bu sürenin sonunda
borçlu temerrüde düşecektir
36
. Alacaklı tarafından ihtar bir şarta
bağlanmışsa şart gerçekleştiği takdirde borçlu temerrüde düşer.
Ancak şartla ihtar yapılması borçlunun şartın gerçekleştiğini bilme-
sinin mümkün olınası durumunda ve o andan itibaren hüküm ifade
edecektir
37
.
İhtar varması gerekli bir irade beyanı olduğundan borçlunun
hakimiyet alanına ulaşmasıyla hüküm ifade edecektir
38
. İhtar borç-
lunun egemenlik alanına girmesiyle birlikte sonuçlarını doğurur.
Borçlunun ihtarın içeriğini öğrenip öğrenmemesinin ihtarın sonuç-
larının ortaya çıkması açısından herhangi bir önemi bulunmamak-
tadır
39
.
34
BARLAS, s.50; EREN, s.1118.
35
OĞUZMAN/ ÖZ, s.461-462.
M
•
-
AKINCI, s.230; BARLAS,
s.54; / s.463.
37
OĞUZMAN/ ÖZ, s.463.
38
BARLAS, s.41; EREN, s.11 I 7; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.403; YILMAZ, s.77; " ...Öte yandan, ilıtarııı hukuki iş-
leme ben=erliği açısından bir şekle bağlı değil ise de, soııııç doğurması,
11111/ıatabına ıılaşıııası koşıılııııa bağlıdır. Diğer bir deyimle, ifaıı111 yerine
getirilmesi konusunda gönderilen ihtar ya da ihbarm borçluya ulaşmaması
hallerinde, herhangi bir sonuç doğurması diişiiniilemez ... ", Yarg. 15.HD.,
T.30.5.1983, E.1983/855, K.1983/1505, WW\ .bzanci.com,
E.T.:21.06.2017; Borçluya ihtar sonrasında edimi ifa hazırlıklarına uygun
davranışta bulunması için uygun bir tepki süresi tanınması gerektiği ve borç-
lunun ihtar sonrasındaki bu uygun tepki süresi sonunda temerrilde düşeceği
yönündeki görüş için bknz. ANTALYA, s.421; İhtarın öğrenme ile hüküm
ifade edeceği yönündeki görüş için bknz. OĞUZMAN/ ÖZ, s.463.
39
YILMAZ, s.99.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
26
2) İhtar Yerine Geçen İşlemler
Borcun ifası için alacaklı tarafından dava açılması ya da icra
takibine başvurulması ihtar niteliği taşır
40
. Alacaklı davayı açmakla
ya da icra takibine başvurmakla birlikte borçluyu temerrüde dü-
şürmeyi düşünmemiş olsa bile davanın açılması ya da icra takibine
başvurulması durumu ihtar niteliği taşıyacaktır. Çünkü dava aç-
malda ya da icra takibine başvurmakla birlikte alacaklının borcun
ifasını isteyen beyanı ortaya çıkmaktadır. Alacaklının alacağını
tespit ettirmek için tespit davası açtığı hallerde ise ifa talebi bulun-
madığından tespit davasının açılması ihtar niteliği taşımayacaktır
41
•
Alacaklının borçlusuna fatura göndermesi ihtar niteliği taşı-
maz
42
. Bunun nedeni borçluya fatura gönderilerek sadece borcun
varlığının ve miktarının bildirilmiş olmasıdır. Faturada alacaklının
ifa talebini içeren bir beyanı bulunmamaktadır
43
.
..ıo .....ihtarın en etkili biçimi de borcun ödetilmesi davası ve icra
koğuşturmasıdır. Borcun yerine getirilmemesi durumunda ödetme davası
açılması da bir biçim ihtardır. Böyle bir işlemin gerçekleştirdiği günden faiz
işlemeye başlar...", Yarg. 4.HD., T.30.09.1975, E.1975/6792,
K.1975/10365, w,vw.kazanci.conı, E.T.:21.06.2017; Yarg. 18.HD.,
T.27.06.2006, E.2006/2580, K.2006/5351, V\.W.kazanci.coın,
E.T.:21.06.2017; Yarg. 19.HD., T.05.l 1.2008, E.2008/3543, K.2008/10612,
''"''·bzanci.com, E.T.:21.06.2017; Yarg. HGK, T.l 1.09.2013, E.2013/12-
193, K.2013/1077, www.kazanci.com, E.T.:21.06.2017.
..ıı AKINCI, s.230; BARLAS, s.46; YILMAZ, s.95.
..ı:? BARLAS, s.43; TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.403.
43
ANTALYA, s.420; "... Muaccel bir alacağm borçlusu alacak/mm ihtarıyla
miitemerrit olur (BK. 101/1 ınd.) Davalı borçlunun takipten önce alacak is-
tenilmek suretiyle gönderilen bir ihtarla temerrüde diişürüldiiğii kamtlanmış
değildir. Fatııra tebliği, yasanııı öıtgördiiğü şekilde borçluyu temerrüde
düşürmez, siiresinde itiraz edilmezse fatura içeriğini kesinleştirir... ", Yarg.
15.HD., T.03.04.2002, E.2001/5490, K.2002/1558, www.kazanci.com,
E.T.:21.06.20 I 7; "...Mahkemece hükiiın altına alınan alacak için fatura ta-
rihinden itibaren faiz yiirütülıniiştür. Ödeme talebini içermeyen fatura te-
merrüt ilıtarı yerine geçemeyeceğiııden faizin icra takibinden itibaren baş-
latılmamış olması bozma nedenidir... ", Yarg. I5.HD., T.19.04.2004,
E.2003/4590, K.2004/2180, wı..vw.kazanci.com, E.T.:21.06.2017.
27
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
3) İhtara Gerek Bıılıııııııayaıı Haller
i
Kural olarak borçlunun temerrüde düşürülebilmesi ıçın ihtar
gerekınekle birlikte TBK md. l l 7/2'de ihtar koşulundan vazgeçil-
miş olunan haller düzenlenmiştir.
a) Taraflarca Belirli Vade Kararlaştırılmış Olması
Taraflarca belirli vadenin kararlaştırılmış olduğu dunımlarda
borçlu ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşecektir. Taraflarca
ifa için belirli bir gün kararlaştırılmış olup da borçlu bu günü ya da
basit bir hesapla bulunacak ifa zamanını (sözleşmenin kurulmasın-
dan sonraki 20.gün gibi) ifada bulunmadan geçirirse temerrüde
düşmesi için ihtara gerek olmayacaktır
44
. Bu durumda tarih insan
yerine ihtar eder prensibi uygulama alanı bulur. Taraflarca belir-
lenmemiş olup da kanunen belirlenmiş olan bir vadenin varlığında
ise TBK md.117/2'deki açık ifade gereği borçluyu temerrüde dü-
şürmek için ihtar şartının aranması gerekecektir
45
. Vadesiz borçlar
ile belirsiz vadeli borçlar bakımından da borçlunun ten1errüde dü-
şüıülebilınesi için ihtar şarttır.
b) Mııacceliyet Bildiriıniııiıı Varlığı
Taraflar yaptıkları sözleşmede içlerinden birine borcun ifa
edilmesi gereken am usulüne uygun bildirimde bulunarak belirleme
yetkisi verebilirler. Muacceliyet bildirimi ile belirlenmiş olan vade-
de borcunu ifa etmemiş olan borçlu ihtara gerek olmaksızın temer-
ıüde düşecektir
46
. Muacceliyet bildiriminin tarafların anlaşmasına
�
AKKANAT, s.33; BARLAS, s.55-56; EREN, s.l 119; i
.
NAN / YU
-
CEL,
s.619.
45
BARLAS, s.57; BİLGİN YÜCE, Melek, Alacaklı Ve Borçlu Açısından İfa
Zamanı, İstanbul 20I 5, s.197; EREN, s.1119; OĞUZMAN / ÖZ, s.464;
TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.402; Sözleşmede, bor-
cım vadesinin taraflarca açıkça belirlenmesi, borçluyu ifa zamanı konusun-
da tereddüde düşmekten kurtarır. Şayet vade sözleşmede değil de, Kamın'da
belirlenmişse, borçlunun teınerrüde düşmesi için ihtara yine gerek var-
dır...", Yarg. HGK, T.04.11.1987, E.1987/9-427, K.1987/819,
www.kazanci.com, E.T.:21.06.2017.
46
AKKANAT, s.35; BARLAS, s.58; İNAN/ YÜCEL, s.618; OĞUZMAN/
ÖZ, s.464.
28
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
değil de kanunun tanıdığı hakka dayanılarak yapıldığı hallerinde
(örneğin TBK md.392) TBK md.1 l 7/2'deki istisnanın kapsamına
girip ginneyeceği hususu tartışmalıdır. Doktrinde bazı yazarlar
kanunun tanıdığı hakka dayanılarak yapılan muacceliyet bildirimle-
rinin de ihtarsız temerrüdü sağlayacağını belirtmektedirler
47
. TBK
md.117/2'de yer alan "sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayana-
rak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak sure-
ıiyle belirlemişse" ifadesi nedeniyle görüşlerine katıldığımız bazı
yazarlara göre ise kanunun tanıdığı hakka dayanılarak yapılan
muacceliyet bildirimleri borçluyu temerrüde düşürmek için gereken
ihtar koşulunu ortadan kaldırmayacaktır
48
.
c) Sözleşme Dışı Doğan Borçlarda
Haksız fiil işlendiğinde hem tazminat borcu muaccel hale gel-
mekte hem de TBK md.117/2 gereğince borçlu ihtarsız temerrüde
düşmüş olmaktadır
49
. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlarda
ise ikili bir ayrıma gitmek gerekmektedir. TBK md.117/2'e göre
eğer ki sebepsiz zenginleşen iyiniyetli ise ancak ihtarla birlikte te-
merrüde düşecektir. Ancak sebepsiz zenginleşen kötüniyetli ise
zenginleşmenin gerçekleştiği anda ihtarsız temerrüde düşmüş ola-
caktır.
d) İhtar Yapılmasının Dürüstlük Kuralına Göre Bekleneme-
yeceği Hallerde
TBK md.117/2'de belirtilen ihtarsız temerrüt hallerinden ol-
mamakla birlikte dürüstlük kuralına göre alacaklının borçluya ih-
tarda bulunması bekleneıneyecekse borçlu ihtara gerek kalmadan
temerrüde düşecektir. Örneğin borcunu ifa etmeyeceğini açıkça ve
kesin olarak beyan etmiş olan borçlusuna karşı alacaklının ihtarda
bulunması faydasız olacağından bu durumda alacaklının borçluyu
temerrüde düşürebilmesi için ihtara gerek yoktur
50
. Borçlunun bor-
ANTALYA, s.426; BiLGiN YUCE, s.186; EREN, s.1120; iNAN / YU-
CEL, s.619; TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.918.
48 � ..
BARLAS, s.59; OGUZMAN / OZ, s.464.
49
EREN, s.l I 19; OĞUZMAN/ ÖZ, s.465.
50
BARLAS, s.63; EREN, s.1120.
47 • • .. • .•
29
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
cunu ifa etmeyeceğini belirten beyanını borcun muacccliyetindcn
önce yapmış olmasının ihtarsız tcmerrüdün gerçekleşmesi bakı-
mından herhangi bir önemi bulunmamakta ancak bu durumda borç-
lwıun temerrüdü borcun muaccel olduğu anda gerçekleşmiş olmak-
tadır
51
. Borcun ne zaman ifa edileceğini alacaklı değil de borçlu
bilmek durumundaysa borçlunun ifada gecikınesi halinde dürüstlük
kuralı ?er�ğinc_� yine �lıtarsız teme_rri.��� ?üşmesi söz konusu o���
caktır-
5
. Omegın vekıl gerçekleştırdıgı ışlem sonucu elde ettıgı
parayı müvekkiline ne zaman teslim etmesi gerektiğini bildiğinden
ifada gecikmesi halinde ihtarsız temerrüde düşmüş olur.
e) İhtar Koşulunun Sözleşme veya Kanun Hiikıııii İle Orta-
dan Kaldırılmış Olması
TBK md.117 eınredici nitelik taşımadığından taraflar yaptıkla-
rı sözleşmeyle birlikte borçlunun temerrüde düşmesi için aranan
ihtar koşulunu ortadan kaldırabilirler
53
. Borçlunun ihtara gerek
kalmaksızın temerrüde düşmesi bir kanun hükmünden de kaynak-
lanabilir. Örneğin TTK md.482, md.1530 bu yönde düzenlemeler
içermektedirler.
C) Borcun İfasının Mümkün Olması
TBK md.117 'de borcun ifasının mümkün olması açıkça bir
şart olarak belirtilmemekle birlikte borçlu temerrüdünün doğası
gereği borcun ifasının mümkün olması gerekir. Çünkü borçlunun
temerrüde düşmüş olması ifanın zaman bakımından borca aykırılı-
ğını ifade eder. Temerrüt durumunda borçlu borcunu henüz yerine
getirmemiştir fakat borcun yerine getirilmesi imkanı ve ihtimali
hala mevcuttur. Bu nedenle borcun ifasının imkansız olması ile
borçlunun temerrüde düşmesi durumu bir arada bulunamazlar
54
.
Borç henüz muaccel olmadan önce imkansız hale gelmişse
borcun ifa edilmemesi durumunu temerrüt olarak nitelendirme im-
51
AKKANAT, s.40; BARLAS, s.65.
52
İNAN/ YÜCEL, s.619; OĞUZMAN/ ÖZ, s.465.
53
BARLAS, s.60; KILIÇO
-
GLU, s.865.
54
AKKANAT, s.1; ANTALYA, s.223; BARLAS, s.16.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
30
kanıbulunmayacaktır
55
. Söz konusu durumda imkansızlık nedeniy-
le borç ifa edilmemiştir ve de bu durumun sonuçları borçlu temer-
rüdü hükümlerine göre değil imkansızlık durumundan borçlun�n
sorumlu tutulup tutulamamasına göre değerlendirilecektir
56
• Ifa
zamanının borcun ifa edilebileceği yegane zaman olduğu hallerde
ise ifa zamanının kaçırılmış olması borcun ifasını imkansız hale
getireceğinden bu durumda da borçlu temerrüdü hükümleri değil
imkansızlık hükümleri uygulama alanı bulacaktır
57
. Borçlu temer-
rüdü için ihtar gereken durumlarda borç muaccel olmuş, ihtardan
önce edim imkansızlaşmışsa bu durumda da borçlu temerrüdü hü-
kümlerine değil imkansızlık hükümlerine başvurulur. İfanın imkan-
sızlığı durumu borçlunun temenüdünden sonra meydana gelmiş ise
bu durumda imkansızlığa kadar geçen süre için borçlu temerrüdü
hükümlerine başvurulacak; imkansızlıktan sonraki süre ıçın ise
imkansızlık hükümleri uygulama alanı bulacaktır
58
.
Doktrinde bazı yazarlar yapmama borcuna aykırı davranışın
ifa imkansızlığını ortaya çıkaracağını belirtmektedirler
59
. Bu görü-
şe göre yapmama borcuna aykırı davranış ifa imkansızlığına neden
olduğundan yapmama borçları açısından borçlunun temerrüde düş-
tüğünden bahsedilemeyecektir.
D) İfanın Yapılmamasının Alacaklının Davranışından
Kaynaklanmaması
TBK md.117'de belirtilmemiş olmakla birlikte borçlunun te-
merrüde düşmesi için alacaklının ifayı kabule hazır olması ve borç-
lunun edimini ifa etmesi için kendisinin yapması gereken hazırlık
fiillerinde bulunması gerekir. Alacaklının borçlunun usulüne uygun
olarak yaptığı ifa teklifini haklı bir sebebi olsun ya da olmasın ka-
bul etmediği ya da borçlunun edimini ifası için kendisinin yapması
gereken hazırlık fiillerini haklı bir sebebi olmaksızın yapınadığı
55
AKKANAT, s.16; OG
M
UZMAN / O
-
Z, s.468.
56
OĞUZMAN/ ÖZ, s.468.
57
ANTALYA, s.408; BARLAS, s.I5.
58
AKKANAT, s.16; BARLAS, s.17; OĞUZMAN/ ÖZ, s.469.
59
AK.KANAT, s.17; OĞUZMAN/ ÖZ, s.469.
31
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
hallerde ifa zamanının geçmesine rağmen borçlunun temerrüde
düştü,Ç,ıiinden bahsedilemeyecektir
60
. TBK md.111'in uygulama
alanına giren bir durumun varlığında ise borçlunun temcrrüde düş-
mekten kurtulabilmesi için borç konusu şeyi tevdi etmesi gerekir
61
.
E) Borçlunun İfadan Kaçınma Hakkının Bulunmaması
Borçlunun teınerrüdünden bahsedebilmek için borcunu ifa et-
me ınecburiyetinde bulunması gerekir. Borçlu herhangi bir hukuki
sebebin varlığında edimi ifa etmekten geçici ya da süresiz olarak
kaçınabiliyorsa borçlu temerrüdünün diğer şartları gerçekleşmesine
rağmen var olan bu hakkın kullann1asıyla birlikte borçlu temerrüde
düşmekten kurtulacaktır
62
.
Borç muaccel olmasına rağmen alacaklının ifa talebine karşı
borçlu bir defi hakkı ileri sürebiliyorsa borçlu tarafından bu defi
hakkının kullanılması temerrüt durumuna engel oluşturur. Örneğin
muaccel borç zamanaşımına uğramış ve borçlu tarafından zamana-
şımı defi ileri sürülmüşse ya da karşılıklı borç doğuran bir sözleş-
mede borçlu ödemezlik defini ileri sürmüşse borçlunun temerrüde
düştüğünden bahsedilemeyecektir. Def inin başlı başına varlığı
temerrüt durumuna engel oluşturmaz. Borçlu temerrüde düşmesini
engellemesi için defi hakkını kullanmalıdır
63
. Borçlu tarafından
defi hakkı kullanıldığı zaman kullanıldığı tarihten değil de defi
hakkının şartlarının gerçekleşmiş olduğu tarihten itibaren sonuçla-
rını doğurur
64
.
60
BARLAS, s.75-77.
61
BARLAS, s.78; OĞUZMAN/ ÖZ, s.470.
62
AKKANAT, s.41-42.
63
AKKANAT, s.43; BARLAS, s.72; O
Ğ
UZMAN/ O
..
Z, s.459.
64
OĞUZMAN/ ÖZ, s.459.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
32
F) Borçlu Temerrüdünde Kusurun Rolü
Borçlunun temenilde düşmesi için kusurlu olması şart değil-
dir
65
. Borçlunun temenilt durumunda sayılması için temerrüde
düşmesinde kusurunun bulunup bulunmamasının herhangi bir
önemi yoktur. Ancak temerrüdün bazı sonuçlarının ortaya çıkması
için borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması gerekir. Gecik-
me tazminatının ya da karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde borç-
lunun temerrüdü halinde alacaklının aynen ifadan vazgeçerek talep
edebileceği tazminatın veya karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde
borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönme halinde söz
konusu olabilecek tazminatın istenebilmesi için borçlunun temerrü-
de düşmede kusurunun bulunması gerekir. TBK md. l I 2 gereğince
borçlunun temerrüde düşmesi halinde borçlu aleyhine kusur karine-
si kabul edilmiştir. Bu nedenle borçlu temerrüdün kusura bağlı so-
nuçlarından kurtulmak istiyorsa temerrüde düşmede kusursuz oldu-
ğunu kanıtlamak mecburiyetindedir.
Borçlu temerrüdünün bazı sonuçlarının ortaya çıkması için ise
borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması gerekmeyecektir.
Para borçlarında borçlunun temerrüdü halinde borçludan temerrüt
faizi talep edilmesi ya da karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde
taraflardan biri borçlu temerrüdüne düştüğü zaman diğer tarafın
sözleşmeden dönmesi için borçlunun temerrüde düşmede kusurlu
olması şart değildir.
Borçlu temerrüdünde kusurun bir şart olarak aranıp aranma-
ması hususuna baktığımızda borçlunun temerrüde düşmesi için
kusur bir şart olarak aranmayacak- ancak borçlu temerrüdünün bazı
sonuçlarını talep için kusurun varlığ1 bir şart oluşturacaktır.
65
EREN, s.1122; İNAN/ YÜCEL, s.620; KILIÇOĞLU, s.870; NOMER,
s.340; TEıdNAY / AKMAN / BURCUOĞLU / ALTOP, s.919;
TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.405.
33
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
III. BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN PARA BORÇLARINA
ÖZGÜ OLMAYAN SONUÇLARI
Alacaklının ifa talebinde bulunabilmesi için borçlusunu temer-
rüde düşün11üş olması gerekli değildir. Alacaklının temerrüde düş-
müş borçlusundan ifayı talep edebilmesi temerrüdün değil alacağın
muaccel hale gelmiş olmasının sonucudur
66
. Bu nedenle alacaklının
borçlusuna karşı aynen ifa talebinde bulunması borçlu temerrüdü-
nün sonuçlarından birini oluşturmamaktadır.
TBK'da borçlu temerrüdünün genel olarak sonuçları gecikme
tazminatı (md. l 18) ve beklenmedik halden sorumluluk (md.119)
olarak düzenlenmiştir. Borçlunun para borçlarında temerrüdü du-
rumunda ortaya çıkacak olan sonuçlar ise TBK md.120-122 arasın-
da düzenlenmiştir. TBK md.123-126 arasında ise tam iki tarafa
borç yükleyen sözleşmelerde .borçlunun temerrüdünün hükümleri
ve uygulama alanı bulacak sonuçlar düzenlenmiştir. İlgili başlıkta
borçlu temerrüdünün genel sonuçları olan gecikme tazminatı ve
beklenmedik halden sorumluluk ile tam iki tarafa borç yükleyen
sözleşmelerde borçlunun temerrüdünün ortaya çıkaracağı sonuçlar
işlenecektir. Para borçlarında borçlunun temerrüdünün sonuçları
olan temerrüt faizi ile aşkın zarar ise çalışmanın ikinci ve üçüncü
bölümlerinde işlenecektir.
A) Borçlu Temerrüdünün Genel Olarak Sonuçları
1) Gecikme Tazıııinatı
TBK md.l l8'in ifadesinden anlaşılacağı üzere gecikme tazmi-
natının amacı alacaklının borcun geç ifasından dolayı uğramış ol-
duğu zararı gidermektir
67
. Gecikme tazminatında tazmin konusu
olan zarar, olumlu zarar niteliği taşımaktadır
68
. Söz konusu zarar
66
OĞUZMAN/ ÖZ, s.485.
�
AKINCI, s.233; EREN, s.1125;
.
iNAN / YU
-
CEL, s.621.
Q
AKJNCI, s.233; EREN, s.1127; i
•
NAN / YU
-
CEL, s.621; NOMER, s.345;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.486; TOPUZ, Murat, İsviçre ve Türk Borçlar Hukuku
ile Karşılaştırmalı Olarak Roma Borçlar Hukukunda Maddi Zarar ve Bu Za-
rarın Belirlenmesi, İstanbul 2011, s.377.
--
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
alacaklının malvarlığının temerrüt durumu oluşmadan borç ifa edil-
seydi içinde bulunacağı durum ile geç ifa sonucunda içinde bulun-
duğu durum arasındaki farkı ifade eder
69
.
Gecikme tazminatının kapsamına borçlunun ifada gecikmesi
nedeniyle alacaklının yapmış olduğu masraflar, borçlunun ifada
gecikmesi nedeniyle alacaklının üçüncü kişilere ödeme zorunlulu-
ğunda kaldığı tazminatlar, borçlunun temerrüdü süresinde malın
değerinin düşmesinden kaynaklı alacaklının uğramış olduğu zarar
gibi fiili zarar türleriyle birlikte borçlunun ifada gecikmesi nedeniy-
le alacaklının yoksun kaldığı kar da girer
70
.
Gecikme tazminatı ifa ile aynı anda talep edilebileceği gibi
borçlunun temerrüdünden sonra ifa yerine getirilmiş ve bu durumda
bir çekince ileri sürüln1emiş olsa bile ifadan sonra da talep ve dava
edilebilecektir
7
ı. Ancak alacaklı aynen ifadan vazgeçip sadece ge-
cikme tazminatı talebinde bulunamaz
72
.
Gecikmeden kaynaklı zararın hesaplanmasında hangi sürenin
göz önüne alınacağı hususu TBK md.118'de belirtilmemiştir. Ge-
cikme tazminatı gecikmenin değil borçlunun temerrüde düşmesinin
bir sonucu olduğundan gecikme tazminatı hesaplanırken ancak
borçlunun temerrüdünden sonraki gecikme süresi dikkate alınacak-
tır
73
. Bu nedenle borcun muaccel olmasından sonraki bütün süre
hesaba katılamaz. Gecikme tazminatı temerrüt tarihinden aynen
69
BARLAS, s.I 16; HAVUTÇU, Ayşe, Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Söz-
leşmelerde Temeniit Ve Müsbet Zararın Tazmini, İzmir 1995, s.37;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.486.
70
EREN, s.I 127; OG
�
UZMAN / O
••
Z, s.486.
71
NOMER, s.345; YILMAZ, Halil, Borçların İfasında İhtirazi Kayıt (Çekin-
ce) İleri Sürülmesi ve Uygulaması, Güncellenmiş 3. Baskı, Ankara 20I5,
(İhtirazi Kayıt), s.144; "...Yukarıda da açıklandığı üzere, gecikme tazınina-
1111111 istenebilmesi için teslimde ihtirdzi kayda gerek bulunmamaktadır.
İhtiriizi kayıt ileri süıiilmeden eser teslim alınsa dahi zaınanaşımı süresinde
gecikme ıazminaıı istenebilir ... ", Yarg. HGK, T.12.11.2014, E.2013/15-
1140, K.2014/905, www.kazanci.com, E.T.:05.07.2017.
7'2
AKINCI, s.233; ANTALYA, s.434; EREN, s.l 125.
73
OĞUZMAN/ ÖZ, s.487.
34
-
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
35
ifaya kadar geçen süre içindeki zararları kapsayacaktır
74.Gecikme-
den kaynaklı zararın varlığının ve miktarının ispatı ise alacaklı tara-
fından yapılacaktır
75
.
Geci�e tazminatı borçlu temenüdünün kusura bağlı sonuçla-
rındandır • Temerrüde düşen borçlu karine olarak kusurlu sayılır.
�?rçlu temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ispat edemediği
su_rece alacaklının gecikme nedeniyle uğramış olduğu zararını taz-
ının etmek mecburiyetindedir
77
.
2) Bekleıııııedik Hlilden Sorıımlıılıık
TBK md.l 19/1 gereğince borçlu temerrüde düştükten sonra
beklenmedik hal (kaza) sebebiyle doğacak olan zarardan da sorum-
lu olacaktır. Bu nedenle borçlu borcun ifasının kusuru bulunmadan
imkansızlaşmasından da sorumludur
78
. Oysa ki borçlu temerrüde
düşmemiş olsaydı TBK md.136 gereğince borcun sona ermesi du-
rumu söz konusu olacaktı. Borçlu temerrüt durumunda olduğu tak-
dirde sorumluluğu da söz konusu hükme göre ağırlaşmaktadır
79
•
TBK md.l19'da beklenmedik hal ifadesi geçmesine rağmen mad-
denin uygulama alanı bulması için zarara yol açan olayın beklen-
medik hal ya da mücbir sebep niteliği taşıması farklılık gösterme-
mektedir
80
.
74
KILIÇOĞLU, s.879.
75
ANTALYA, s.435; EREN, s.1127.
76
BARLAS, s.116; KILIÇOĞLU, s.879; OĞUZMAN / ÖZ, s.487.
77
AKINCI, s.233; AN!ALYA, s.4_?3; BARLAS, s.116; E�N, s.1126;
HAVUTÇU, s.37; iNAN / Y��EL, s.621; �IÇOGLU, s.8�9;
NOMER, s.345; OĞUZMAN / OZ, s.487; TEKlNA Y / AKMAN /
BURCUOĞLU / ALTOP, s.926.
78
ANTALYA, s.436; OĞUZMAN / ÖZ, s.488.
19 BARLAS, s.116; HAVUTÇU, s.38; İNAN / YÜCEL, s.621;
KILIÇOĞLU, s.880.
80 AKINCI, s.233; ANTALYA, s.�40; EREN, s.112; NOMER, _s.346;
OĞUZMAN / ÖZ, s.489; TEKlNAY / AKMAN / BURCUOGLU /
ALTOP, s.926.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
Borç]unun TBK md.119/2 uyarınca bu sorumluluktan kurtul-
ma imkanı mevcuttur. Borçlu bu sorumluluktan ya temerrüde düş-
mede kusuru olmadığını ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı
dahi beklenmedik halin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat et-
mesi halinde kurtulabi]ecektir.
Borçlu temerrüde düşmese idi dahi kazanın alacaklının zararı-
na olacak şekilde borç konusuna isabet edeceğinin ispatı bakımın-
dan borçlunun elindeyken gerçekleşen kaza ile ifa zamanında yeri-
ne getirilseydi alacaklının elindeyken gerçekleşecek olan kazanın
aynı kaza olması gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Doktrinde bi-
zimde görüşlerine katıldığımız bazı yazarlara göre borçlunun TBK
md.119/2 uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için borçlunun
elindeyken gerçekleşen kaza ile ifanın zamanında yerine getirilmesi
halinde alacaklının elindeyken gerçekleşecek olan kazanın aynı
olması gerekecektir
81
. Bu görüşe göre örneğin borçlu temerrüde
düştükten beş gün sonra ifa konusu eşya X sokağında çıkan yan-
gında yanarsa borçlu sadece alacaklıya karşı zamanında ifayı yerine
getirmesi halinde dahi alacaklının ifa konusu eşyayı X sokağında
bulunan deposuna koyacağını bu nedenle de ifa konusu eşyanın X
sokağında çıkan aynı yangında yanacağını ispat ederek sorumluluk-
tan kurtulabilecektir. Bazı yazarlar ise TBK md.119/2 uyarınca
borçlunun sorumluluktan kurtulabilmesi için borçlunun elindeyken
gerçekleşen kaza ile ifanın zamanında yerine getirilmesi halinde
alacaklının elindeyken gerçekleşecek olan kazanın aynı kaza olma-
sı gerekmediğini belirtmektedirler
82
. Örneğin bu görüşe göre borçlu
temerrüde düştükten beş gün sonra borçlunun elindeki ifa konusu
eşya X sokağında çıkan yangında yanarsa borçlunun alacaklıya
karşı zamanında ifayı yerine getirmesi halinde dahi aynı yangının
ifa konusu eşyaya zarar vereceğini ispatlaması gerekmeyecek,
borçlunun alacaklının ifa konusu eşyayı koyacağı deponun ifa za-
manından iki gün sonra su baskınına uğradığını ispatlaması halinde
de sorumluluktan kurtulması mümkün olacaktır.
81 w w •• •
KILIÇOGLU, s.881; OGUZMAN / OZ, s.490; TEKINAY / AKMAN /
BURCUOĞLU / ALTOP, s.928.
82
ANTALYA, s.443; EREN, s. 1129.
36
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
37
Yukarıda belirtildiği gibi bizim görüşümüz beklenmedik hal-
den kaynaklı sorumluluktan borçlunun kurtulabilmesi için borçlu-
nun elindeyken gerçekleşen kaza ile ifa zamanında yerine getiril-
seydi alacaklının elindeyken gerçekleşecek olan kazanın aynı kaza
olması gerektiği yönündedir. Çünkü TBK md.119 ile hedeflenen
borçlunun temerrüde düştükten sonraki sorumluluğunu ağırlaştır-
maktır. Borçlunun temerrüde düştükten sonraki sorumluluğunu
ağırlaşrırmayı hedef tutan bir hükmün bu amacının sağlanması için
borçlunun kurtuluş kanıtı getim1e imkanının uygulama alanının
geniş tutulmaması gerekir. Aksi halde ayn kazalar olması halinde
de borçlunun beklenmedik halden kaynaklı sorumluluktan kurtula-
cağı kabul edilirse borçlunun temerrüde düştükten sonraki sorumlu-
luğunun ağulaşmasım hedef tutan TBK ınd.119 düzenlemesinin
uygulama alanı azalacaktır. Bu nedenle kanaatimiz TBK
md.119'un borçlunun ten1errüde düştükten somaki sorumluluğunun
ağulaşmasını amaçladığı ve bu amacın sağlanınası için de borçlu-
nun kurtuluş kanıtı getiıme imkanının azaltılması gerektiği göz
önünde tutularak borçlunun beklenmedik halden kaynaklı sorumlu-
luktan kurtulınası için borçlunun elindeyken gerçekleşen kaza ile
zamanında ifa gerçekleştirilseydi alacaklının elindeyken gerçekle-
şecek olan kazanın aynı kaza olması gerektiği yönündedir.
Alacaklı malı sigorta ettireceğini ya da başkasına satacağını ve
de bu nedenle borç konusunun beklenmedik halden zarar görmeye-
ceğini ispat ederse temerrüde düşen borçlu zarardan yine sorumlu
olacaktır
83
. Çünkü bu durumda TBK ınd.119/2'nin temerrüde dü-
şen borçlunun sorumluluktan kurtulması için aradığı zamanında
ifayı gerçekleştirseydi dahi beklenmedik halin ifa konusu şeye yine
de zarar vereceğini ispat şaıiının oluşmayacağı hususu ortaya çık-
mış olacaktır.
83
OĞUZMAN/ ÖZ, s.490.
86 • ••
•
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
B) Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde Borçlu-
nun Temerrüdünün Sonuçları
1) Genel Olarak
TBK md.123-126 hükümleriyle birlikte tam iki tarafa borç
yükleyen sözleşmelerde
84
taraflardan birinin asli ediminde temer-
rüde düşmesi durumunda sözleşmenin karşı tarafına borçlu temer-
rüdünün genel sonuçlarına ek olarak bazı imkanlar tanınmaktadır
85
.
Söz konusu imkanlar TBK md.125 ile birlikte alacaklıya aynen ifa
ve gecikme tazminatını isteme hakkı dışında tanınan borcun ifasın-
dan vazgeçip ifa etmeme sebebiyle tazminat isteme ya da sözleş-
meden dönme haklarıdır.
TBK md.125'deki ek imkanlardan yararlanabilmek için ala-
caklının borçlusuna kural olarak TBK md.123 gereğince bir süre
vermesi gerekmektedir
86
. Alacaklının borçlusuna karşı verdiği süre
sonunda da aynen ifa ve gecikme tazminatını isteme hakkı varlığını
korumaktadır. Alacaklı tarafından borçlusuna süre verilmesinin
önemi sürenin sonunda alacaklının ifayı isteme hakkından vazgeçe-
rek borcun ifa edilmemesi sebebiyle tazminat isteme ya da sözleş-
meden dönme haklarını kullanına olanağının ortaya çıkmasında
varlığını göstermektedir
87
. TBK md.124'e göre ise bazı hallerde
alacaklıya süre tayinine gerek kalmadan borcun ifa edilmemesi
sebebiyle tazminat isteme ya da sözleşmeden dönme hakları tanın-
mıştır. Alacaklı tarafından bu ek inıkanlara yönelik seçim ancak
derhal yapılacak bir beyanla kullanılabilir.
84
"Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlanılan edim ve karşı edim
karşılıklı değişim ilişkisi içinde olup, bu tiir sözleşmelerde taraflardan her
biri diğerinin hem borçlusu hem de alacaklısı durumundadır.", EREN,
s.1133.
85
BOZOVALI, Haluk, "İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde Borçlu
Temerrüdünün Sonuçları", İstanbul Barosu Dergisi, C.66, S.1-2-3, 1992, s.8;
HA'UTÇU, s.44; OĞUZMAN / ÖZ, s.504.
ANTALYA, s.467; NOMER, s.362; OGUZMAN / OZ, s.505.
V
ANTALYA, s.468; BOZOVALI, s.9; KILIÇOG
•
LU, s.912.
38
-
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
39
Taın iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin bazılarında borç-
lunun temerrüdünün sonuçlarını düzenleyen özel hükümler mevcut-
tur. Örneğin TBK md.212, md.235, md.259, md.315 söz konusu
hususta düzenlemeler içermektedirler. Özel hüküm bulunan haller-
de de özel hükınün bu duruma engel olan bir düzenlemesinin mev-
cut olmaması şartıyla (TBK md.235/3 gibi) alacaklı isterse TBK
md.123 vd.'na başvurabilecektir
88
.
2) Süre Verilıııesi
Alacaklı tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede borçlu
temerrüde düştüğü takdirde TBK md.123 gereğince borçluya bor-
cunu ifa etmesi için uygun bir süre verecektir. Alacaklı süreyi ta-
nımakla birlikte borçlusunu borcunu yerine getinneğe davet etmek-
tedir
89
. Verilmiş olan süre borçlunun TBK md.125 ile alacaklıya
tanınmış olan ek iınkanların olumsuz sonuçlarından kurtulabilmesi
için yararlanabileceği son olanaktır
90
.
Alacaklı tarafından süre verilmesi hukuki işlem benzeri bir fiil
niteliğindedir
91
. Alacaklının TBK md.125'deki ek imkanlardan
yararlanabilmek için borçlusuna karşı süre tayininde bulunma mec-
buriyeti bulunmakla birlikte TBK md.125'deki hukuki sonuçların
ortaya çıkması için alacaklının beyanını bu sonuçların doğması
amacıyla yapmış olması şart değildir
92
.
Süre alacaklı veya onun yetkili temsilcisi tarafından borçluya
veya borçlunun yetkili temsilcisine verilecektir
93
. İlgili süre alacak-
88
OĞUZMAN/ ÖZ, s.505.
�
BOZOVALI, s.8; EREN, s.1134; i
•
NAN / YU
-
CEL, s.6
?
_5.
90
ANTALYA, s.471; EREN, s.1134; KJLIÇOĞLU, s.872; OĞUZMAN/
ÖZ, s.506.
91
AKINCI, s.236; EREN, s.l 136; NAZİKİOĞLU, O. Işık, "Karşılıklı Ta-
ahhütleri Havi Akitlerde Borçlunun Temerrüdü", Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, C.8, S.1, 1951, s.669; NOMER, s.363; OĞUZMAN /
ÖZ, s.506.
92
AKINCI, s.236; OĞUZMAN / ÖZ, s.506.
93
EREN, s.1135; HAVUTÇU, s.49.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
40
lının kendisi tarafından tayin edilebileceği gibi sürenin belirlenme-
sini hakimden de isteyebilecektir.
Alacaklı süreyi borçlu temerrüde düştükten sonra verebilir
94
•
Fakat alacaklının borçlusunu temerrüde düşürecek ihtarı süreyi de
içerebilir
95
. Bu durumda ihtar süre verme beyanını da oluşturacak-
tır. Sürenin borçlunun temerrüdünden itibaren ne kadar zaman zar-
fında verilmesi gerektiği kanunda belirtilmemiştir. Bu nedenle ala-
caklı dürüstlük kuralına aykırı olmamak şartıyla istediği zamanda
süreyi tayin edebilecektir
96
.
TBK md.123'e göre verilecek süre uygun olmalıdır. Sürenin
uygun olmasından kastedilen dürüstlük kuralı çerçevesinde borçlu-
ya borcunu ifa etmesine imkan sağlayacak bir sürenin tanınmış
olmasıdır
97
. Verilen süre uygun değilse beyan uygun bir süre için
hüküm ifade edecektir
98
.
Süre tayinine ilişkin beyan bir şekle bağlı tutulmamıştır
99
. Sü-
renin ne kadar olduğu bildirimden anlaşılabilmelidiıroo. Süreye
9
.ı AKINCI, s.236; ANTALYA, s.471; BARLAS, s.l 19; HAVUTÇU, s.48;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.506.
9.5
AKINCI, s.236; BARLAS, s.l 19; KILIÇOG
-
LU, s.874; NAZI
•
KI
•
O
_
GLU,
s.670; NOMER, s.362; OĞUZMAN / ÖZ, s.506; TERCIER /
PICHONNAZ/ DEVELİOĞLU, s.41l.
96
HAVUTÇU, s.49.
97
EREN, s.1135; OG
w
UZMAN / O
"
Z, s.507.
98
BOZOVALI, s.10; EREN, s.1135; HAVUTÇU, s.46; Karşı yönde: ''Veri-
len siirenin uygun olmaması halinde beyanm uygun bir siire için hüküm ifa-
de edeceği kabul ediliyorsa da, bizce bu çözüm kanuna uygun göziikıneınek-
tedir. Kamm beyanm uygun bir süre için hiikiinı ifade etmesini değil, verilen
sürenin uygun olmasını aramıştır. Kanımızca, uygun olmayan süre, alacak-
lıya TEK. m. 125'deki hakları kullanma imkanı vermez. Alacaklı hatasını
düzeltip yeniden (bu kez uygun) bir ek süre vermeli ve bunun geçmesini bek-
/emelidir. ", OĞUZMAN/ ÖZ, s.507-508.
99
BOZOVALI, s.11; EREN, s.1134; İNAN / YÜCEL, s.625;
NAZİKİOĞLU, s.670; NOMER, s.363; OĞUZMAN / ÖZ, s.508;
TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.411.
100
HAVUTÇU, s.45; NAZİKİOĞLU, s.670.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
41
ilişkin beyan muhataba ulaşması ile hüküm ifade edecek, süre o
tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır
101
Verilmiş olan süre içerisinde borçlunun temerrüt durumu var-
lığını korumakta ve devam etmektedir
102
. Borçlu bu süre için ge-
cikme tazminatı ödemek zorunda ve beklenmedik halin doğuracağı
zarardan da sorumlu olmaktadır. Borçlu kendisine verilmiş olan
süre içerisinde borcunu ifa etmek suretiyle temerrüt durumundan
kurtulabilecektir.
3) Süre Verilıtıesine Gerek Bulııııınayan Haller
TBK md.124 ile belirtilmiş olan hallerde ve TBK'nın özel hü-
kümleri arasında belirtilen (örneğin md.212, md.235) süre verilme-
sine gerek bulunmayan hallerde alacaklı borçlusuna süre veımeden
ifa yerine tazminat isteme ya da sözleşmeden dönme imkanına sa-
hiptir.
a) Siire Veri/ıııesiııin Etkisiz Olacağı Aıılaşılıyorsa
TBK md.124/b.1'e göre borçlunun içinde bulunduğu durum-
dan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşıl-
dığı hallerde alacaklının borçlusuna süre vennesine gerek yoktur.
Örneğin borçlu ciddi ve kesin bir şekilde borcunu ifa etmeyeceğini
beyan etmişse
103
, hazırlık sürecinin borcun ifası için uzun zaman
alacağı hallerde borçlunun hiç hazırlığı yoksa
104
, borçlu sözleşme-
nin geçersiz olduğunu iddia ediyorsa
105
ilgili bent uygulama alanı
bulacaktır.
ıoı EREN, s.1136; HAVUTÇU, s.47; Süreye ilişkin beyanın muhatabın öğ-
renmesi ile hüküm ifade edeceği yönünde bknz. BOZOVALI, s.11;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.508.
102
AKINCI, s.236; ANTALYA, s.471; BOZOVALI, s.9; EREN, s.1134;
NOMER, s.362.
103
EREN, s.1136; HAVUTÇU, s.50; NOMER, s.364; OĞUZMAN / ÖZ,
s.528.
104
BOZOVALI, s.12; OĞUZMAN/ ÖZ, s.528.
ıos EREN, s.1136.
Genel Olarak Borçlıı Temerrııdı'i
42
b) Borcıııı İfası Alacaklı İçiıı Yararsız Kalmışsa
TBK md. I 24/b.2 gereğince borçlunun temerrüdü sonucunda
borcun ifası nlncaklı için yararsız kalmışsa borçluya süre verilmesi-
ne gerek yoktur. Söz konusu dunıında ifade edilmek istenen ifanın
tamamen ve herkes için yararsız hale gelmiş olması değil alacaklı-
nın içinde bulunduğu duruma ve de sözleşmede güdülmüş olan
r
amaca göre alacaklı için ifanın yararsız kalmış olmasıdır
106
. Örne-
(
ğin bir davet için yemek ısmarlanması söz konusu olduğunda ye-
ı
meklerin o davete yetişmemesi halinde söz konusu yemekler herkes
1
için yararsız durumda değildir; ancak alacaklı için ifa artık yararsız
hale gelmiştir
107
. Aynı şekilde bir düğün için ısmarlanmış olan kı-
yafetin düğün gününe yetişmemesi halinde daha sonraki bir za-
ınanda tcsI1
•
111 a
1
ac,
ak!
1 ı
•
çı
•
n yarar sa
�
g
1
amayaca
k
'tır
Ios
.
İlgili bendin uygulama alanı bulması için ifanın yararsız kal-
ması durumunun borçlunun temerıiidünden dolayı oluşması gere-
kir
109
. Alacaklının süre vermeden ifa yerine tazminat isteyebilmesi
ya da sözleşmeden dönebilmesi için ifanın alacaklı bakımından
yararsız kalmış olduğunun borçlu tarafından bilinn1esi gerekip ge-
rekmediği tartışmalıdır
1
ıo. Bizim görüşümüz alacaklı için ifanın
yararsız kalmış olduğunun borçlu tarafından bilinmesi gerektiği
yönündedir. Çünkü süre ven11e beyanı borçlunun kendisini TBK
md.125'deki ek imkanların olumsuz sonuçlarından koruyabilmesi
için yararlanabileceği son olanak durumundadır. Alacaklı açısından
ifayı faydasız hale getiren durum borçlu tarafından bilinmiyorsa
borçlunun elinden bu olanağı alınmamalı ve alacaklı TBK
md.125'deki ek iınkanlara borçluya süre tanıdıktan sonra sahip
olmalıdır.
106
BOZOVALI, s.12; OĞUZMAN/ ÖZ, s.528.
107
OĞUZMAN/ ÖZ, s.528.
ıos ERE
N, s.1137.
109
ANTALYA, s.478; BOZOVALI, s.12; NAZİKİOĞLU, s.675;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.529.
ıo Borçlunun bilmesi gerektiği yönünde bknz. HAVUTÇU, s.53; OĞUZMAN
I ÖZ, s.529; Borçlunun bilmesi gerekmediği yönünde bknz. ANTALYA,
s.479; EREN, s.l137.
1
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
43
c) Sözleşmede Borç İçiıı Kesiıı Vade Kararlaştırılmışsa
TBK md.124/b.3 gereğince borcun ifasının belirli bir zamanda
veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık
kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa borçluya süre veril-
mesine gerek yoktur. Kanundaki bu ifadeyle kastedilmiş olan söz-
leşmede borç için kesin vade kararlaştırılmış olduğudur. Kesin va-
denin oluşabilmesi için iki unsurun bir arada bulunması gerekir.
Birincisi ifa için açık ve kesin bir zamanın tespiti, ikincisi ise söz-
leşmenin taraflarının ifanın mutlaka bu zamanda yerine getirilmesi
gerektiği hususunda anlaşmış olmalarıdır
1
ı
1
.
TBK md.124/b.3 'ün uygulama alanı bulınası için taraflarca an-
laşılarak vade tayin edilmiş olması yeterli değildir. Sözleşmenin
taraflarının borcun mutlaka tayin edilnıiş olan tarihte ya da sürede
ifasının gerektiği hususunda anlaşmış olmaları gerekir. Yani ge-
cikmiş ifanın kabul edilmeyeceği hususu önceden kararlaştırılmış
olmalıdır
112
.
Sözleşmede kesin vade kararlaştırılmış olduğu tarafların "en
geç", "mutlaka", "en çok" gibi sözcükleri kullanmalarından anlaşı-
lır
l 13
. O
••
nemlı
·
olan tarafların kullanı11ış oldug
_
u ı
.
fadelerden borcnı1
mutlaka kararlaştırılmış olan vadede ifasının zorunlu olduğunun
anlaşılabilmesidir
114
.
Belirli vadeli sözleşmelerle kesin vadeli sözleşmeler farklılık
göstermektedirler. Belirli vadeli sözleşmelerde vadenin geçmesi ile
borçlu ihtara gerek olmadan temerrüde düşecek ancak TBK
md.125'deki ek imkanların alacaklı tarafından kullanılabilmesi için
borçluya süre verilmesi gerekecektir. Kesin vadeli sözleşmelerde
111
HAVUTÇU,s.54.
112
OĞUZMAN / ÖZ, s.530.
113
EREN, s.l 138; "...Taraflar arasmda düzenlenen 24.9.1998 tarihli sözleşme
ile davalı 20.000 DM'yi en geç Aralık 1999 tarihine kadar ödemeyi taahhüt
ettiğine göre, Aralık 1999 tarihi kesin vade olup...", Yarg. 13.HD.,
T.6.5.2003, E.2003/1090, K.2003 /5653, www.kazanci.coın,
E.T.:09.08.2017.
114
KILIÇOĞLU, s.877.
44
-
Genci Olarak Borçlu Temerrı'idı'i
ise vadenin geçmesi ile borçlu ihtara gerek olmadan temerrüde dü-
"ccck aynı zamanda TBK md.125'deki ek imkanların alacaklı tara-
fından kullanılabilmesi için borçluya süre verilmesine gerek olma-
yacaktır.
./) Siire11iıı Soıııııula Alacaklıııııı /lak/arı
a) Alacak/111111 Seçme İmkanı
Borçluya verilen süre içerisinde borcun ifa edilmemesi duru-
munda alacaklı var olan aynen ifa ve gecikme tazminatını isteme
hakkından başka yeni iki hakkı kullanma imkanına da sahip olacak-
(lrı ıs_
Alacaklının borçluya verilmiş olan sürenin sonunda sahip ola-
cag
-
ı
.
u
.
ç ı
•
nı
k
·an şun
I
ar
d
ır
ıı 6
:
1. Aynen ifa ve gecikme tazminatı talep etmek
2. Borcun ifa edilmemesi sebebiyle tazminat talep etmek
(olumlu zararın tazmini)
3. Sözleşmeden dönmek (ve olumsuz zararın tazminini iste-
mek)
TBK md. I 25 ile belirtilen seçimlik haklar bunlar olmakla bir-
likte eğer ki borçlu temerrüdc düşmede kusuru olmadığını ispat
ederse üç seçenekteki tazminat talepleri söz konusu olmayacaktır.
Alacaklı temerıiide düşmekte kusuru olmayan borçluya karşı
verilen süre sonunda şu iki imkana sahiptir:
I. Aynen ifayı talep etmek
2. Sözleşmeden dönmek
ııs B
OZOVALI, s.15;
NOMER, s.363.
KILIÇOĞLU, s.911; NAZİKİOĞLU, s.672;
116
AKINCI, s.235; KILIÇOĞLU, s.912; OĞUZMAN/ ÖZ, s.509.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
45
Alacaklı aynen ifa ve gecikme tazminatını istemek düşünce-
sinde ise borçluya herhangi bir beyanda bulunmasına gerek yok-
tur
117
• Ancak alacaklı ifa edilmeme sebebiyle tazminat isteme ya da
sözleşmeden dönme düşüncesinde ise borçluya verilmiş olan süre-
nin sonunda hangi hakkını kullandığını derhal beyan etmek mecbu-
riyetindedir
118
• TBK md.125/2 ifadesi alacaklının yalnızca aynen
ifa ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini derhal beyan etme mec-
buriyetinde olduğu, ifa yerine tazminat isteme ya da sözleşmeden
dönme imkanlarından hangisini seçtiğini derhal beyan etme mecbu-
riyetinde olmadığı izlenimini uyandırsada alacaklı aynen ifa ve
gecikme tazminatından vazgeçtiğini borçlusuna beyan ederken di-
ğer haklarından hangisini kullandığını da beyan etmek mecburiye-
tindedir
119
• TBK md.124 gereğince alacaklının borçlusuna süre
vermesine gerek bulunmayan hallerde de alacaklının derhal beyan-
da bulunma mecburiyeti devam etmektedir
120
.
Derhal ifadesiyle kastedilmek istenen alacaklı tarafından borç-
lusuna beyanın hal ve şartlara göre vakit geçirmeksizin yapılması-
dır
121
• Beyan alacaklı tarafından önceden daha borçluya süre veri-
lirken de yapılabilir
122
. İhtarın, süre tayininin ve seçim beyanının
birlikte yapılması da mümkündür
123
.
117
AKINCI, s.237, dn.88; ANTALYA, s.488; BARLAS, s.119; BOZOVALI,
s.15.
118
AKINCI, s.237, dn.88; BARLAS, s.120; BOZOVALI, s.15;
KILIÇOĞLU, s.913; NAZİKİOĞLU, s.672; OĞUZMAN / ÖZ, s.509;
TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.411.
119
OĞUZMAN/ ÖZ, s.51O.
120
EREN, s.1140; Yarg. HGK, T.14.3.1984, E.1983/1112, K.1984/224,
www.kazanci.com, E.T.:09.08.2017; Aksi yönde bknz. HAVUTÇU, s.64-
65; Süre verilmesine gerek bulunmayan hallerde alacaklının sözleşmeden
dönmeyi tercih ettiğinin kabul edilmesi gerektiği yönünde bknz.
OĞUZMAN/ ÖZ, s.532.
121
EREN, s.1140.
122
NAZİKİOĞLU, s.673; OĞUZMAN/ ÖZ, s.5I I; TEKİNAY/ AKMAN/
BURCUOĞLU / ALTOP, s.958; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.411.
123
BOZOVALI, s. l 6.
46
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
Alacaklının hangi imkanı seçtiğini beyan etmesi bir yenilik
1
d��ran_işlemdir �:
5
Alacaklının beyanı borçluya ulaşmakla birlikte
hill..'Umıfa_de eder . Borçlu öğreninceye kadar alacaklı tarafından
beyan gen alınabilir. Ancak borçlu öğrendikten sonra alacaklı be-
yanından vazgeçemez
126
_
Alacaklı diğer haklarından birini talep ettiğini zamanında be-
yan etmeyi ihmal ettiği için sadece aynen ifa ve gecikme tazminatı-
nı talep ile yetinmek zorunda kalmışsa borçlusuna yeniden süre
vererek ilgili sürenin sonunda diğer haklarını kullanma imkanına
tekrardan kavuşabilir
127
.
Alacaklı tarafından ifa yerine tazminat istenmiş ancak borçlu
kusuru bulunmadığını ispat ederek tazminat borcunun doğmadığını
ortaya çıkannışsa alacaklı doğmamış bir hakk1 seçmiş duruma dü-
şecektir. Söz konusu durumda alacaklı hiçbir hakkını henüz kul-
lanmamış gibi hala aynen ifayı talep eder durumda kabul edilmeli
eğer ki sözleşmeden dönme talebinde bulunmak isterse borçlusuna
yeniden süre vererek ilgili sürenin sonunda sözleşmeden dönebil-
melidir
128
.
b) Seçilen İ11ıkanın Soııııçları
aa) Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı
Alacaklı tarafından talep edildiği ya da zamanında diğer haklar
kullanılmadığı için aynen ifa ve gecikme tazminatı talebi söz konu-
su oluyorsa borçlu temerrüdünün genel sonuçları uygulama alanı
124
BARLAS, s.120; BOZOVALI, s.17; NAZİKİOĞLU, s.673; OĞUZMAN
I ÖZ, s.5 l I; TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.4 l 2.
125
AKINCI, s.237; EREN, s.l 139; OĞUZMAN/ ÖZ, s.512.
l:?6 v ••
BARLAS, s.120; OGUZMAN / OZ, s.512.
127
AKINCI, s.237, dn.88; BARLAS, s.120; HAVUTÇU, s.62; KILIÇOĞLU,
s.914; NOMER, s.363; TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU,
s.412; Yarg. 15.HD., T.12.6.2007, E.2006/3707, K.2007/3971,
V. 'ww.kazanci.com, E.T.:09.08.2017.
128
OĞUZMAN/ ÖZ, s.512.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
47
' . -
bulacaktır. Bu durumda alacaklı da kendi edimini ifa etmekle yü-
küm]
u
•d•
u
..
r
129
.
bb) Ayneıı İfadan Vazgeçerek O/uınlu Zararın Tazmini
Alacaklı tarafından aynen ifadan vazgeçilip borcun ifa edil-
memesi sebebiyle tazminat talep ediliyorsa taraflar arasındaki söz-
leşme varlığını sürdünnekte, sözleşme ilişkisi devam etmektedir
130
.
Bu durumda yalnızca borçlunun asli ediminin yerini tazminat borcu
alırı3ı_
Olumlu zarar alacaklının malvarlığının borcun ifa edilmiş ol-
ması halinde alacağı durum ile borcun ifa edilmemiş olması halin-
deki mevcut durumu arasındaki farkı ifade eder
132
. Olumlu zararın
tazmini alacaklının tam ve doğru bir ifaya ilişkin menfaatini sağla-
maktadır1
33
.
Olumlu zarar, fiili zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere iki
kısma ayrılır
134
. Fiili zarar, malvarlığında meydana gelmiş olan
azalmayı ifade eder
135
. Malvarlığının azalması ise ya malvarlığının
aktifinin azalmış olması ya da pasifinin artmış olması şeklinde ger-
çekleşir
136
. Yoksun kalınan kar ise malvarlığının artma imkanının
kaybını ifade eder13
7
. Yoksun kalınan kar alacaklının malvarlığının
aktifinde çoğalma imkanının ya da malvarlığının pasifinin azalma
imkanının kaybedilmesi şeklinde gerçekleşir.
129
BOZOVALI, s.18; TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP,
s.961.
130
ANTALYA s.494; EREN, s.1140; KILIÇOĞLU, s.915; NAZİKİOĞLU,
s.677; TERCIER / PICHONNAZ / DEVELIOGLU, s.412.
131
ANTALYA, s.496; HAVUTÇU, s.67; KLLIÇOĞLU, s.918; TEKİNAY/
AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.962.
132
AKINCI, s.238; İNAN / YÜCEL, s.61O; OĞUZMAN / ÖZ, s.386.
133
EREN, s.1141.
134
AKINCI, s.245; EREN, s.1078.
135
TOPUZ, s.39.
136 AKINCI, s.245; ANTALYA, s.327; EREN, s.1078; OĞUZMAN / ÖZ,
s.390.
137
OĞUZMAN / ÖZ, s.390; TOPUZ, s.47.
48
-
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
TBK ınd.I25/2 uyarınca borçludan ifa yerine tazminat istenen
durumlarda zararın hesabı için doktrinde başlıca iki teori mevcut-
tur. Bunlar mübadele (değişim) ve fark teorileridir.
Mübadele (değişim) teorisinde zarar sadece ifa edilmeyen
edim göz önünde tutularak hesaplanmakta ve de hükmedilecek
tazminatla alacaklının ediminin değiş tokuş halinde olacağı kabul
edilmektedir
138
. Burada alacaklı kendi edimini borçluya ifa etmek
mecburiyetindedir
139
. Fark teorisinde ise alacaklının zararı ifa
edilmeyen edimin değeri ile alacaklının karşı ediminin değeri ara-
sındaki farka göre hesaplanmaktadır
140
. Burada alacaklı kendi edi-
mini ifa etmek mecburiyetinde değildir
141
.
TBK'da fark teorisinin açıkça benimsendiği iki hal TBK
md.213 ve md.236'da belirtilen alıcının veya satıcının borçlu te-
merrüdüne düşmesi halinde uygulama alanı bulacak olumlu zararın
tazmini durumudur. İlgili hükümlerde farkın tespiti için satıcının
ediminin değerinin bulunmasına yönelik iki ayrı yöntem ifade
edilmiştir.
Somut metoda göre satıcının temerrüdü halinde alıcı tarafın-
dan başkasından satın alınmış olunan mala ödenen bedel satıcının
ediminin değeri olarak kabul edilmekte ve de sözleşmede kararlaş-
tırılmış olan satış bedeli ile bu değer arasındaki farkın tazminini
alıcı talep edebilmektedir (TBK md.213/2)
142
• Alıcının satış bede-
lini ödemede temerrüdü nedeniyle ifa yerine istenecek tazminatta
IJK OĞUZMAN/ ÖZ, s.395.
139
AKINCI, s.238, dn.90; BOZOVALI, s.18; EREN, s.1141; HAVUTÇU,
s.77; KfLfÇOĞLU, s.919; TEKİNAY / AKMAN / BURCUOĞLU /
ALTOP, s.869; YAVUZ, Cevdet/ ACAR, Faruk/ ÖZEN, Burak, Borçlar
Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'na Gö-
re Güncellenmiş ve Yenilenmiş 14. Baskı, İstanbul 2016, s.55.
140
OĞUZMAN / ÖZ, s.395; TEKİNAY / AKMAN / BURCUOĞLU /
ALTOP, s.869.
1-11
AKINCI, s.238, dn.90; BOZOVALI, s.18; EREN, s.1142; HAVlJTÇU,
s.77; KILIÇOĞLU, s.919; TEKİNAY / AKMAN / BURCUOĞLU /
ALTOP, s.869; YAVUZ/ ACAR/ ÖZEN, s.55.
14
:ı ANTALYA, s.328; YAVUZ/ ACAR/ ÖZEN, s.60.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
49
ise satıcının malı başkasına satarak elde etmiş olduğu bedel kendi
ediminin değeri kabul edilmekte sözleşmede kararlaştırılmış olan
satış bedeli ile bu değer arasındaki farkın tazminini satıcı talep ede-
bilmektedir (TBK md.236/2)
143
.
Soyut metoda göre ise satılan mal borsada kayıtlı olan veya
piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcının temerrüdü durumunda
alıcı yeni bir mal satın alına zorunluluğunda olmadan; alıcının te-
merrüdünde ise satıcı malı başkasına satmaya mecbur kalınadan
vadedeki piyasa fiyatını satılan malın değeri olarak kabul edip satış
sözleşmesindeki bedelle malın değeri arasındaki lehine olan farkı
talep edebilecektir (TBK md.213/3, md.236/3)
144
.
Borçlunun olumlu zararı tazmin yükümlülüğü temerrüt duru-
munda kusurlu olmasına bağlıdır
145
. Borçlu olumlu zararı tazmin
yükümlülüğünden kurtulmak istiyorsa temenüde düşmede kusuru
olmadığını ispat etmek mecburiyetindedir
146
.
cc) Sözleşınedeıı Dönıııe ve Olııınsıız Zararın Taz11ıini
Sözleşmeden dönmenin doğuracağı hukuki sonuçlar, borç iliş-
kisine etkisi bakımından başlıca iki teori mevcuttur.
Klasik teoriye göre dönme beyanı sözleşmeyi kurulınuş oldu-
ğu andan itibaren ortadan kaldınr
147
. Söz konusu beyanla birlikte
bozucu yenilik doğuran bir hak kullanılmaktadır
148
. Sözleşmeden
doğan haklar ve borçlar doğduklarından itibaren ortadan kalkmış
143
ANTALYA, s.328; OĞUZMAN/ ÖZ, s.398.
144
OĞUZMAN/ ÖZ, s.398; YAVUZ/ ACAR/ ÖZEN, s.61, 118.
145
AKINCI, s.238; BARLAS, s.120; EREN, s.1143; KJLIÇOĞLU, s.918;
TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.962.
146
ANTALYA, s.494; BARLAS, s.120; KILIÇOĞLU, s.918;
NAZİKİOĞLU, s.679.
147
AKINCI, s.239; OĞUZMAN / ÖZ, s.517; ÖZ, M. Turgut, "Borçlu Te-
merrüdünde Sözleşmeden Dönmenin Bu Sözleşme Gereğince Kazanılmış
Ayni Haklara Etkisi Ve Klasik Dönme Kuramı İle Yeni Dönme Kuramının
Kısa Bir Karşılaştırmalı Eleştirisi", Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergi-
si, S.16, 1985, s.134.
148
BOZOVALI, s.20; EREN, s.1144; OĞUZMAN/ ÖZ, s.517; ÖZ, s.134.
50
ıso .. .
•
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
olarak kabul edilirler1
49
. Artık ifa istenemeınekle birlikte verilen ya
da yapılan şeyler de hukuki sebepten yoksun duruma düşeceklcr-
d'
ır • Onceden ıfa sonucu tarafların edindikleri haklar ve malvar-
Jıklarında doğmuş olan her artış bir sebepsiz zenginleşme oluştura-
caktır
151
• Söz konusu kazanımların geri verilmesi talepleri, iade
borcunun kapsamı, iade taleplerinin tabi olduğu zamanaşımı sebep-
siz zenginleşme hükümlerine tabidir
152
.
Yeni dönme teorisine göre ise sözleşmeden dönme borç ilişki-
sini ne geçmişe etkili ne de ileriye etkili olarak sona erdirmekte-
dir
153
• Dönme işlemi sözleşmenin geçerliliğine dokunmadan onu
bir tasfiye ilişkisi içine sokmaktadır
154
. Söz konusu tasfiye ilişki-
siyle birlikte sözleşmeden doğan borçlar tersine dönerek devam
etmektedirler1
55
. Bu görüşe göre sözleşmeden dönme bir değiştirici
yenilik doğuran hakkın kullanılması anlamına gelmektedir
156
. Söz-
leşmeden dönmeyle birlikte henüz ifa edilmemiş olan borçlar orta-
dan kalkacaktır
157
. Taraflarca yerine getirilmiş olan edimler ise
iade borçları haline gelecektir
158
. Bu durumda sözleşmenin içerik
değiştirerek devam etmesi söz konusu olmaktadır
159
. İade yükümü
ve buna aykırılık sebepsiz zenginleşme hükümlerine değil sözleş-
meden doğan borçlara uygulanacak hükümlere tabi olacaktır
160
.
149
OĞUZMAN/ ÖZ, s.5 I 7.
150
BOZOVALI, s.20.
151
OĞUZMAN/ ÖZ, s.518; ÖZ, s.138.
152
OĞUZMAN/ ÖZ, s.518; ÖZ, s.138-139.
153
BOZOVALI, s.20.
I5
.ı AKINCI, s.239; EREN, s.l 144; OĞUZMAN / ÖZ, s.521; ÖZ, s.134;
SEROZAN, Rona, Sözleşmeden Dönme, Gözden Geçirilmiş 2. Bası, İstan-
bul 2007, s.68.
155
OĞUZMAN/ ÖZ, s.521; ÖZ, s. I34; SEROZAN, s.90.
156
AKINCI, s.239; BOZOVALI, s.2I; EREN, s. 1144; OĞUZMAN / ÖZ,
s.521; ÖZ, s.134.
157
EREN, s.1144.
158
OĞUZMAN/ ÖZ, s.521.
159
EREN, s.l 144; ÖZ, s.136; SEROZAN, s.68.
160
OĞUZMAN/ ÖZ, s.521; SEROZAN, s.511.
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
51
TBK md.125/3'ün ifade i klasik teorinin kabul edildiği yö-
nündedir1
61
. TBK md. l 25/3'ün ifadesinden borç ilişkisinin sözleş-
meden dönmeyle birlikte baştan itibaren ortadan kalkacağı anlaşıl-
ınaktadır
162
. Bunun sonucunda da sözleşmenin her iki tarafınında
borcu sona crn1iş olur. Taraflar önceden ifa ettikleri edimlerini ise
sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler.
Alacaklı tarafından sözleşmeden dönülebilmesi için borçlunun
temerrüde düşmede kusurlu olması gerekli değildir
163
. Ancak ala-
caklı tarafından olumsuz zararın tazmini talep edilecekse borçlunun
temerrüde düşmede kusurlu olması gerekir
164
. Borçlu temerrüde
düşmede kusuru bulunmadığını ispat ettiği takdirde olumsuz zararı
tazmin yükümlülüğünden kurtulabilecektir.
Alacaklının olumsuz zararı dönülen sözleşmeye güvendiği için
uğramış olduğu, bu sözleşme hiç yapılmasa idi uğramayacağı za-
rardır1
65
. Alacaklının malvarlığının sözleşmeden döndükten sonraki
mevcut durumu ile sözleşmenin hiç yapılmamış olması halindeki
durumu arasındaki fark olumsuz zararı oluşturacaktır
166
. Olumsuz
zararın kapsamına örneğin alacaklının dönülen sözleşmenin kurul-
ması için yapmış olduğu masraflar
167
, sözleşmeden doğmuş olan
borçlar ifa edilecek diye yapmış olduğu masraflar
168
, sözleşmenin
161
BOZ, U. Sarper, "Borçlar Kanunu Tasarısı Uyarınca Borçlann İfa Edilme-
mesinin Sonuçları", İstanbul Barosu Dergisi, C.84, S.2010/1, s.261;
OĞUZMAN/ ÖZ, s.522.
162
OĞUZMAN/ ÖZ, s.522.
163
EREN, s.1147; HAVUTÇU, s.66; KILIÇOĞLU, s.921; NAZİKİOĞLU,
s.680; NOMER, s.369; TEKiNAY /AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP,
s.962.
ı6-I AKINCI, s.240; EREN, s.1150; ERGÜNE, Mehmet Serkan, Olumsuz
Zarar, İstanbul 2008, s.52; HAVUTÇU, s.66; KJLIÇOĞLU, s.921;
TERCIER / PıCHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.414.
165
KILIÇOĞLU, s.916; OĞUZMAN/ ÖZ, s.524.
166
AKJNCI, s.240; EREN, s.1148.
167
AKJNCI, s.246; ANTALYA, s.325; EREN, s.1148; ERGÜNE, s.289;
İNAN/ YÜCEL, s.61O.
168
ERGÜNE, s.291; iNAN / YÜCEL, s.610; OĞUZMAN/ ÖZ, s.524.
•
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
hük.-üm ifade ettiğine güvenerek üçüncü kişi ile sözleşme yapma
fırsatını kaçırması yüzünden uğradığı zarar girer
169
.
Sözleşmeden dönme üzerine alacaklının talep ettiği tazminat
TBK md.146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir1
70
. İlgili süre
alacak!ının sözleşmeden dönme beyanının hüküm doğurduğu andan
itibaren işlemeye başlayacaktır
171
.
5) Sürekli Ediıııli Söz/eşınelerdeki Özellikler
TBK md.126'a göre sürekli edimli bir sözleşmenin varlığında
borçlu temerrüde düşerse alacaklının seçebileceği iki hakkı mev-
cuttur. Bunlar ifanın devamını ve gecikme tazminatını talep etme
hakkıyla, sözleşmeyi feshederek ifa edilmeyen kısım nedeniyle
ug
-
ranı
I
an o
l
um
1
u zararının tazmı
•
nı
•
nı
•
ı
•
steme
h
a
kkıd
ır
I
72
.
Sürekli edimli sözleşmelerde alacaklı tarafından fesih hakkı
kullanılırsa taraflar arasındaki sözleşme ileriye etkili olarak ortadan
kalkacaktır
173
. Alacaklı tarafından sözleşmeyi fesih hakkı kullanıl-
dığında fesih anına kadar ki döneme ilişkin borçların varlığı devam
edecek, fesih anından sonrası için ise alacaklı ile borçlu arasındaki
borç ilişkisi ortadan kalkmış olacaktır
174
. Karşılıklı iade talepleri de
ancak fesih sonrası döneme ait bir edim yerine getirilmişse söz ko-
nusu olur
175
. Borçlu eğer ki kusuruyla temerrüde düşmüşse sözleş-
169
AKINCI, s.246; ANTALYA, s.325; EREN, s.I 149; ERGÜNE, s.301;
İNAN / YÜCEL, s.6 IO; OĞUZMAN / ÖZ, s.524; Yarg. HGK,
T.17.1.1990, E.1989/13-392, K.1990/1, www.kazanci.com, E.T.:09.08.2017.
170
EREN, s.1149; OĞUZMAN/ ÖZ, s.524.
171
EREN, s.1149.
172
AKINCI, s.240; OĞUZMAN / ÖZ, s.526; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.416.
173
AKINCI, s.240; DOĞAN, Gülmelahat, "Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlu-
nun Temerrüdü", Ankara Barosu Dergisi, S.4, 2014, s.407; EREN, s.1152;
İNAN / YÜCEL, s.626; KILIÇOĞLU, s.922; NOMER, s.371; SELİÇİ,
Özer, Borçlar Kanununa Göre Sözleşmeden Doğan Sürekli Borç İlişkileri-
nin Sona Ermesi, İstanbul 1976, s.115; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.416.
17
� DOĞAN, s.407; OĞUZMAN/ ÖZ, s.526.
175
OĞUZMAN/ ÖZ, s.526.
52
-
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
53
ınenin feshi üzerine alacaklı olumlu zararının tazminini de isteyebi-
lecektir
176
. Söz konusu olumlu zarar sürekli edimli sözleşmenin
vaktinden önce sona erınesinden kaynaklı alacaklının uğradığı çı-
kar kaybını ifade eder'
77
.
Sürekli edimli sözleşmenin ifasına henüz başlanmamakla bir-
likte borçlu temerrüde düşınüşse sözleşmenin feshi yerine alacaklı
sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini talep edebilecek-
tir
178
• Sürekli edin1li sözleşınelerde de borçlunun temerrüdü üzerine
sözleşmenin feshinin sonuçlarının ortaya çıkması için sözleşmeden
dönme hakkının doğması için aranan şartların gerçekleşmiş olınası
gerekınektedir
179
. Bu nedenle alacaklı süre verilmesine gerek bu-
lunmayan haller dışında ifanın gerçekleştirilınesi için borçlusuna
süre tanıyacak ve borçlu tarafından ifa yerine getirilmezse verilmiş
olan sürenin sonunda derhal beyanda bulunma mecburiyetinde ola-
caktır.
IV. KISMİ TEMERRÜT
Bir borcun bir kısmı ifa edildikten sonra borçlu kalan kısım
için temerrüde düşerse kısıni ten1errüt durumu oluşur
180
. Söz konu-
su durum ya bölünebilir bir edim borcunun bir kısmının ifa edilıne-
si ya da sözleşmede birden fazla edim kararlaştınlınış olup da bu
edimlerden bazısının ifa edilmesi durumunda ortaya çıkabilecek-
tirısı
176
BAYGIN, Cem, "Türk Borçlar Kanunu'nun Borç İlişkisinin Hükümleri-
Borçların Ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi Konularında Getirdiği Bazı Ye-
nilik Ve Değişiklikler", Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
C.XIV, S.3-4, 2010, s.135; DOĞAN, s.407; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.416.
177
OĞUZMAN / ÖZ, s.526.
178
BAYGIN, s.136; OĞUZMAN/ ÖZ, s.527; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.416.
179
BAYGIN, s.136; OĞUZMAN/ ÖZ, s.527; TERCJER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.416. •
180
TERCIER/ PICHONNAZ/ DEVELİOĞLU, s.417.
181
OĞUZMAN / ÖZ, s.532.
54
-
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
Alacaklı TBK md.84 gereğince kural olarak kısmi ifayı kabul
mecburiyetinde olmadığından borçlunun kısmi ifa teklifini redde-
derek borcun tümü için temerrüde düşürebilir
182
. Bu nedenle kısmi
temerrüt sözleşme ya da dürüstlük kuralı gereğince alacaklının
kısmi ifayı kabul mecburiyetinde olması halleri ile böyle bir zorun-
luluk olmasa bile alacaklının kısmi ifayı kabul ettiği durumlarda
ortaya çıkacaktır
183
. Kısmi temerrüt durumunda borçlu temerrüdü
hükümleri ifa edilmeyen kısın1 için uygulama alanı bulur
184
.
Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlu kısmi te-
merrüde düştüğünde alacaklının karşı edimi o oranda bölünmeye
elverişli durumdaysa gerek olumlu zararın tazmininin hesabında
gerekse sözleşmeden dönme hususunda sadece ifa edilmeyen kısım
ile karşı edimin bunu karşılayan kısmı göz önüne alınacaktır
185
.
Alacaklının borçlusundan ifa olarak almış olduğu kısım bütün borç
ifa edilmedikçe bir anlam taşımayacaksa alacaklı aldığı kısmı iade
etmek şartıyla sözleşmeden tamamen dönebilecek ya da edimin
tamamı için olumlu zararının tazminini isteyebilecektir
186
. Alacaklı
borçludan almış olduğu kısmı iade edemiyorsa bunun değerini taz-
min edecektir
187
. Alacaklının kısmen ya da tamamen olumlu zara-
rının tazminini istemesi ya da sözleşmeden dönebilmesi için TBK
md.l 23-125'deki esaslara uyması gerekmektedir
188
•
V. BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN SONA ERMESİ
Borçlu temerrüde düştükten sonra borcunu ifa ederse borçla
birlikte temerrüt durumu da son bulmuş olur
189
. Borçlu tarafından
usulüne uygun sunulmuş ifa teklifi alacaklı tarafından ister alacaklı
182
EREN, s.942.
183
OĞUZMAN / ÖZ, s.533.
184
AKINCI, s.241.
185
OĞUZMAN/ ÖZ, s.533.
186
AKINCI, s.241.
187
OĞUZMAN/ ÖZ, s.534.
188
BOZOVALI, s.32.
189
AKINCI, s.232; AKKANAT, s.46;
BURCUOĞLU / ALTOP, s.919.
TEKİNAY / AKMAN /
55
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
temeniidüne neden olacak şekilde haklı bir sebep ileri sürülmeden
isterse de alacaklı temeniidüne yol açmayacak şekilde haklı bir
sebebe dayanarak kabul edilmemiş olsun borçlu usulüne uygun ifa
teklifini sunmakla birlikte temerrüt durumundan kurtulur
190
. Bir
para borcu söz konusuysa borçlunun ifa teklifinin usule uygun ol-
duğunun kabul edilebilmesi için TBK md.l00/1 gereğince asıl bor-
cun yanında o ana kadar işlemiş bulunan temerrüt faizi ıniktarını da
içermesi gerekir
191
. Borcun ifa dışında sona erdiği hallerde de borç-
lu temeniidü sona erecektir
192
.
Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temer-
rüdü durumunda alacaklı TBK md.125/2 uyarınca ifadan vazgeç-
miş olduğunu bildirerek ifa yerine tazminat talep ederse ya da söz-
leşmeden dönerse borçlunun temerrüdü ortadan kalkınış olur
193
.
Alacaklı ile borçlu arasında yapılacak tecil anlaşması da borç-
lunun temerrüdünü sona erdirir
19
. Borçlunun temerrüt durumu
devam ederken borçlu lehine bir defi ortaya çıkar ve bu defi de
borçlu tarafından ileri sürülürse, definin ileri sürülebilme şartları-
nın gerçekleşmiş olduğu andan itibaren borçlunun temerrüt durumu
sona erer
195
Borçlunun temerrüdü sona erince artık temerrütten doğan so-
nuçlarında ortaya çıkması söz konusu olmayacaktır
196
. Borçlunun
temerrüdünün sona ermesi kural olarak o zamana kadar meydana
gelmiş olan sonuçları ortadan kaldırmaz1
97
. Bu nedenle alacaklının
temerrüdün sona ermesine kadar geçen zamanla ilgili gecikme taz-
minatını ya da temerrüt faizini isteme hakkı temerrüt son buldu
190
AK.KANAT, s.46; OĞUZMAN/ ÖZ, s.471.
191
AKKANAT, s,47; BARLAS, s.111-112.
192
BARLAS, s.112; İNAN/ YÜCEL, s.620; OĞUZMAN/ ÖZ, s.471.
193
AKINCI, s.232.
ı
9
.ı AKINCI, s.232; AK.KANAT, s.49.
195
OĞUZMAN/ ÖZ, s.472.
196
AK.KANAT, s.49; BARLAS, s.109; OĞUZMAN/ ÖZ, s.472.
197
AKINCI, s.232.
56
Genel Olarak Borçlu Temerrüdü
diye ortadan kalkmayacaktır
198
. Ancak alacaklı işlemiş temerrüt
faizini talep hakkını sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yaptığı bir
bildirimle saklı tutmamış ya da durum ve koşullardan saklı tuttuğu
anlaşılamıyorsa alacaklının temerrüt faizini içermeyen bir ifayı
kabul etmesiyle birlikte temerrüt faizi alacağı da sona ermiş olacak-
tır (TBK md. I 31/2).
198
AKINCI, s.232; AK.KANAT, s.49; OĞUZMAN/ ÖZ, s.472.
İKİNCİ BÖLÜM
TEMERRÜT FAİZİ
I. FAİZ
A) Genel Olarak
Faiz, alacaklının alacağı olarak isteme yetkisi bulunan bir mik-
tar paranın kullanımından belirli bir süre mahrum kalması nedeniy-
le ödenen bir karşılığı oluşturmaktadır
199
. Yani faiz belirli bir süre
paradan yoksun kalmanın karşılığıdır
200
. Ekonomik açıdan sermaye
unsurunun geliri olarak ifade edilınektedir
201
. Hukuki yönden ise
alacağın hukuki semeresi olarak kabul edilmektedir
202
. Faiz kavra-
mı ile para borcu kavramı birbirleri ile sıkı bir bağlantı içerisinde-
dir
203
. Ancak her para borcu için faiz borcunun doğması mümkün
değildir. Faiz borcu ya bir hukuki işlemden ya da kanundan dolayı
doğmaktadır
204
.
B) Hukuki Niteliği
Faiz borcu asıl alacağa bağlı (fer'i) nitelikte bir borçtur
205
. Fa-
iz borcunun oluşması ve devamı asıl alacağın varlığına ve devaını-
na bağlıdır
206
. Asıl alacak doğmamışsa faiz borcu da doğmayacak
199 ERE
N, s.1001.
200
NOMER, s.283; OĞUZMAN/ ÖZ, s.304.
201
AKINCI, s.32; EREN, s.l001; İNAN / YÜCEL, s.581; KARAL, Cavit,
"Faiz", Ankara Barosu Dergisi, S.3, 1980, s.325.
202
EVREN, Mahmut Tevfik, Faiz Hukuku, İstanbul 1987, s.27; İNAN / YÜ-
CEL, s.581; KARAL, s.325.
203
EREN, s.l001.
204
BARLAS, s.125; EREN, s.1002; EVREN, s.56; OĞUZMAN/ ÖZ, s.305;
TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.789.
105
ANTALYA, s.119; HELVACI, Mehmet, Borçlar Ve Ticaret Kanunu Ba-
kımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, İstanbul 2000, s.50;
KILIÇOĞLU, s.780; TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP,
s.786; TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.346.
206
EREN, s.1001; KILIÇOĞLU, s.780.
58
09
11
---
Temerrüt Faizi
aynı zamanda faiz borcu asıI alacak devam ettiği müddetçe varlığı-
nı sürdürecektir. Faiz asıl alacağa bağlı bir borç olduğu için asıl
alacak son bulduğunda faiz borcu da TBK md.131/1 gereğince sona
em1iş olacaktır. Asıl alacak sona erdiğinde işlemiş olan faiz alaca-
ğını talep edebilmek için ise TBK md. I 3I /2 gereğince işlemiş olan
faizin ifasını isteme hakkı sözleşmeyle ya da ifa anma kadar yapı-
lan bir bildirimle saklı tutulmuş ya da durum ve koşullardan saklı
tutulduğu anlaşılabilecek olmalıdır
207
. TBK md.152'e göre asıl
alacak zamanaşımına uğradığında işlemiş faiz alacağı da zamana-
şımına uğramış olacaktır
208
.
Faiz alacağı asıl alacağın fer'i olmakla birlikte asıl alacaktan
bağımsız bir nitelikte taşımaktadır
209
. Bu nedenle alacaklı faiz ala-
cağını asıl alacaktan bağımsız şekilde dava ya da takip konusu ya-
pabilecektir
210
. Aynca alacaklı faiz alacağını tek başına asıl alacak-
tan bağımsız bir şekilde üçüncü bir kişiye devredebilecektir
211
. Asıl
alacak yönünden zamanaşımının kesilmesi faiz alacağı yönünden
zamanaşımını kesmeyecektir
212
.
C) Türleri
1) Niteliğine Göre
Faiz niteliğine göre anapara faizi ve temerrüt faizi olarak ikiye
ayrılmaktadır. Anapara faizi alacaklıya ait bir para meblağının faiz
geliri elde etmek suretiyle ödünç verilmesi ya da herhangi bir şe-
kilde bir süre borçluda kalması durumunda borçlu tarafın alacaklı-
�
Yarg. HGK. T.20.12.1989, E.1989/5-616, K.1989/676, v.ww.
k
·azanci.com,
E.T.:19.10.2017.
�os KILIÇOĞLU, s.780; NOI1ER, s.285; OĞUZMAN/ ÖZ, s.306.
� ANTALYA, s.120; EREN, s.1001.
210
HELVACI, s.63; NOMER, s.283; OĞUZMAN/ ÖZ, s.305; " ...Faiz, asıl
alacağa bağlı olmasma rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip
konusu edilebilir... ", Yarg. 8.HD., T.25.3.2010, E.2009/5761, K.2010/1314,
\·W\'.kazanci.com, E.T.:19.10.2017.
� OĞUZMAN / ÖZ, s.305; TERCi ER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU,
s.346.
212
EREN,s.1002.
59
Temerrüt Faizi
sına faiz ödemesi öngörüldüğü zaman söz konusu olmaktadır
213
.
Temerrüt faizi ise para borcunu ifa etme hususunda temerrüde dü-
şen borçlunun temenüdünün devamı süresince alacaklısına ödemek
zorunda kaldığı faizdir
214
. Faiz vadeye kadarki dönem için gerçek-
leşiyorsa anapara faizi, vadeden sonraki dönem için gerçekleşiyorsa
temerrüt faizi söz konusu olacaktır
215
.
2) Kayııağıııa Göre
Faiz kaynağına göre hukuki işlemlerden doğan faiz ve kanuni
faiz olarak ikiye ayrılmaktadır. Hukuki işlemlerden doğan faiz ise
akdi faiz ya da tek taraflı hukuki işleme dayanan faiz olarak ortaya
çıkmaktadır. Akdi faiz taraflar arasındaki sözleşmeye dayanan fa-
izdir
216
. Bu faiz türü açısından taraflarca faiz iradi olarak belirlen-
mektedir
217
. Tek taraflı hukuki işleme dayanan faizde ise örneğin
bir vasiyetnamede vasiyet eden vasiyet ettiği parası için faiz öden-
mesini bildirmişse bu durumda faiz borcu tek taraflı hukuki işlem-
den yani vasiyetnameden kaynaklanacaktır
218
. Kanuni faiz ise taraf
iradeleri dışında kanundan doğan faizi ifade etmektedir (örneğin
TBK md.120, md.387/2, TTK md.20).
3) Uygıılaııdığı İşe Göre
Faiz uygulandığı işe göre ticari faiz ve adi faiz olarak ikiye ay-
rılmaktadır. Ticari işlerde uygulanan faiz türü ticari faiz olarak ad-
landırılır. Ticari faizin söz konusu olabilmesi için faize konu olan
borcun ticari bir işten meydana gelmesi gerekir
219
. Ticari olmayan
213
BARLAS, s.126.
214
ARSLAN, Çetin / KJRMIZI, Mustafa, Türk Hukukunda Faiz ve Munzam
Zarar, Ankara 2004, s.56; BARLAS, s.126.
215
HELVACI, s.102.
216
AKINCI, s.32; BARLAS, s.125.
217
ARSLAN / KIRMIZI, s.57; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.347.
218
OĞUZMAN/ ÖZ, s.305.
219
HELVACI, s.115; ÜLGEN /HELVACI/ KENDİGELEN/ KAYA/
NOMER ERTAN, s.85; "...Ticari faizin söz konusu olabilmesi için, asıl
borcun bir ticari işten doğması gerekir ...", Yarg. 12.HD., T.20.2.2007,
E.2007/141, K.2007/2756, www.kazanci.com, E.T.:19.10.2017.
60
Temerrüt Faizi
bir işten yani adi bir işten doğan faiz ise adi faiz olarak adlandırıl-
maktadır.
4) Uygııla111ş Biçiıııiııe (Hesap Tarzıııa) Göre
Faiz uygulanış biçimine (hesap tarzına) göre basit faiz ve bile-
şik (mürekkep) faiz olarak ikiye ayrılmaktadır. Basit faiz belirli bir
süre ve belirli bir oran dahilinde anapara miktarı esas alınmak sure-
tiyle hesaplanan faizdir
220
. Türk hukukunda basit faiz uygulanması
ana kuraldır
221
.
Faize faiz yürütülmesi ise bileşik (mürekkep) faiz olarak ad-
Jandırılmaktadır
222
. Anaparanın belirli bir devrede getirmiş olduğu
faizin anaparaya eklenmesi suretiyle ortaya çıkan yeni miktara tek-
rardan faiz yürütülmesi halinde meydana gelmektedir
223
. Kural
olarak faize faiz yürütülemez (TBK md.388/3, 3095 Sayılı Kanuni
Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun md.3). Ancak TTK md.8/2
gereğince üç aydan aşağı olmamak şartıyla cari hesaplarla her iki
taraf bakımından ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde
bileşik faiz uygulanabilecektir. Söz konusu iki halde de bileşik fai-
zin uygulama alanı bulması için TTK md.8/2 gereğince sözleşenle-
rin tacir olması gerekmektedir. TTK md.8/2'e aykırı olarak işletilen
bileşik faiz ise TTK md.8/4 uyarınca yok hükmünde kabul edil-
mektedir.
II. KAVRAM OLARAK TEMERRÜT FAİZİ
Bir para borcunun ödenmesi hususunda teınerrüde düşen borç-
1unun kural olarak temerrüde düştüğü tarihten itibaren ve temerrüt
durumu devam ettiği müddetçe ödeme zorunluluğunda olduğu faiz
temerrüt faizi olarak adlandırılmaktadır
224
.
220
ARSLAN/ KIRMIZI, s.64.
221
ARSLAN/ KIRMIZI, s.64.
111
ANTALYA, s.l 24; EREN, s.1006.
223
DEYNEKLİ, Emel/ KISA, Sedat, Açıklamalı-İçtihatlı Faiz Hukuku, Yeni-
lenmiş 2003 Baskı, Ankara 2003, s.43; İNAN/ YÜCEL, s.583.
224
BARLAS, s.126; Yarg. HGK, T.9.10.2002, E.2002/ l 2-709, K.2002/781,
www.kazanci.com, E.T.:24.10.2017.
61
Temerrüt Faizi
TBK md.120 ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine
İli., kin Kanun'un (3095 Sayılı Kanun) 2. maddesine göre bir para
borcunun ifası hususunda temeırude düşen borçlunun temerrüt faizi
ödeme yükümlülüğü bulumnaktadır
225
. Temerrüt faizi bir tür kanu-
ni faizdir
226
. Temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü doğrudan kanun-
dan kaynaklanmaktadır
227
. Temeırut faizi ödeme yükümlülüğü
doğrudan kanundan doğduğu için tarafların bu konuda anlaşmış
olmalanna gerek yoktur
228
.
Bir para borcunun öderunesi hususunda temerrüde düşen borç-
lunun temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünün bulunmasının iki te-
mel sebebi vardır. Birincisi alacaklının kendi parasının borçlusunda
bulunması ve de bu nedenle bu parayı kullanıp değerlendirme im-
kanından yoksun kalması nedeniyle oluşacak zararını giderimdir
229
.
İkincisi ise para borcunu ödemede temerrüt nedeniyle kendisine
karşılıksız kredi sağlayan ve sebepsiz zenginleşen borçlunun söz
konusu zenginleşmeyi alacaklısına iade etınesidir
230
.
Kanun koyucu tarafından para borcunu ödeme hususunda te-
merrüde düşen borçluya temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü geti-
rilmekle birlikte alacaklı ile borçlu arasında bozulan menfaat den-
gesi tekrardan kurulmak istenmektedir. Burada kanun koyucu bir
para borcunu ödeme bakımından temerrüde düşen borçluyu temer-
rüt faizi ödemekle yükümlü tutmakla birlikte alacaklının parasını
kullanamamasından doğan zararını karşılamak borçlunun da borca
225
EREN,s.1123.
116
BARLAS, s.125; DEYNEKLİ / KJSA, s.41.
117
AKINCI, s.33; ARSLAN/ KIRMIZI, s.56; AYDOĞDU, Murat/AYAN,
Serkan, Türk Borçlar ve Türk Ticaret Hukuku'nda Yer Alan Faiz İle İlgili
Düzenlemelerin Değerlendirilmesi, 28.11.2013 Tarih ve 6502 Sayılı Tüketi-
cinin Korunması Hakkında Kanun Bilgileri ve Son Yargıtay Kararları Ekli 2.
Bası, Ankara 2014, s.2; TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP,
s.930.
228
ARSLAN/ KIRMIZI, s.56; BARLAS, s.125.
229
EREN, s.1123.
230
EREN, s.l 123.
62
1
Temerrüt Faizi
aykırı olacak şekjJde gecikmesinden ka_rııaklı elde ettiği menfaati
alacaklıya geri vermek düşüncesindedir
2
1
.
Temeniit faizi yalnızca para borçları için söz konusu olur
232
.
Söz konusu para borcunun hangi borç kaynağından doğduğunun bir
önemi bulunmamaktadır
233
. Temerrüt faizi hem sözleşmeden doğan
para borçlarında temerrüt durumunda hem de sözleşme dışı bir hu-
kuki ilişkiden doğan para borçlarında temerrüt durumunda uygula-
ma alanı bulacaktır. Borçlunun temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü-
nün olması için paranın parça borcu niteliğinde olmaması gere-
234
kir • Örneğin borçlu kapalı bir zarf içinde kendisine bırakılmış
olan parayı aynı şekilde geri vennekle yükümlü ise burada bir par-
ça borcu söz konusu olduğundan bu borç bakımından temeniide
düştüğünde temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü olmayacaktır. Bu
durumda alacaklı temerrüt nedeniyle oluşan zararını borçludan ge-
cikme tazminatıyla talep edebilecektir.
III. TEMERRÜT FAİZİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Temerrüt faizi asıl alacağa bağlı (fer'i) bir borçtur
235
. Para
borçlarında borçlunun temerrüdünde gecikme tazminatının karşılı-
ğını oluştunnak ve tazminatın alt sınırını belirlemek üzere temerrüt
faizi ödenmesi gerekeceği kabul edilmektedir
236
. Temerrüt faizi
alacaklının kanunen var olduğu kabul edilen zararının tazmini için
kanunun öngördüğü bir götürü tazminattır
237
.
231 E
REN, s.1 l 23.
232
Yarg. HGK, T.17.2.1971, E.1970/1505, K.I971/85, www.kazanci.com,
E.T.:24.10.2017.
233
BARLAS, s.138; KILIÇOĞLU, s.882.
:3.ı
BARLAS, s.137; EREN, s.l 124.
235
KARAPINAR, Akif, "Para Borçlarında Temerrüt ve Sonuçları", İstanbul
Barosu Dergisi, C.66, S.4-5-6, I992, s.41 I; TÜRK, Hikmet Sami, "Temer-
rüt Faizi, Bileşik Faiz Yöntemiyle Hesaplanabilir Mi?", Ticaret Hukuku Ve
Yargıtay Kararları Sempozyumu X, Ankara 1993, s.139.
236
OĞUZMAN/ ÖZ, s.491.
237
ALBAŞ, Hakan, Paranın Değer Kaybından Doğan Zararın Tazmin Edilebi-
lirliği (BK. m.105), Ankara 2004, s.142; BARLAS, s.137; OĞUZMAN/
ÖZ, s.491; TÜRK, s.140; Yarg. HGK, T.19.6.1996, E.1996/5-144,
K.1996/503, wv,w.kazanci.com, E.T.:24.10.2017.
Temerrüt Faizi
63
Temerrüt faizi para alacaklısının borçlunun temerrüdü nede-
niyle ortaya çıkan zarannın asgari miktarını teşkil eder
238
. Kanun
koyucu para borçlarında borçlunun temerrüdü durumunda ödene-
cek temerrüt faizi açısından aksi ispat edilemez bir karine öngör-
müştür
239
• Borçlu para borcunda temerrüde düşmekle birlikte ala-
caklısına zarar venniştir ve de bunun aksinj ispat mümkün değildir.
Temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünün doğması için alacaklının
borçlunun temerrüdü sonucunda gerçekten bir zarar görmüş olması
da gerek.memektedir
240
. Alacaklı borçlunun temerrüdünden dolayı
hiçbir zarara uğramamış ya da uğradığı zarar daha az olsa bile yine
de temerrüt faizine hak kazanacaktır
241
. Burada kanun tarafından
alacaklının borçlunun temerrüdü sebebiyle herhalde bir zarara uğ-
radığı varsayılmaktadır
242
. Böyle bir varsayımda bulunulmasının
nedeni paranın her zaman kullanımının mümkün olmasi ve her da-
im gelir getinne özelliğinin bulunması nedenıyle alacaklının borç-
lunun temerrüdü üzerine para alacağını geç elde etmesi halinde
bundan kaynaklı zararının muhakkak ortaya çıkacağı düşüncesi-
dir243.
Borçlunun temerrüde düşmede kusuru bulunmasa dahi para
borcunda temerrüde düşn1esi durumunda temerrüt faizi ödeme yü-
kümlülüğü olacaktır
244
. Borçlu temerrüde düşmede kusuru bulun-
madığını ileri sürerek temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden kur-
tulamaz.
238
ÖÇAL, Akar, Türk Hususi Hukukunda Gecikme Faizi, İstanbul 1965, s.25.
239
EREN, s.1124.
240
ALBAŞ, s.142; BARLAS, s.133; EREN, s.1123; İNAN/ YÜCEL, s.622;
KARAPINAR, s.405; TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP,
s.930.
2
.Iı ÖÇAL, s.22.
242
BARLAS, s.133.
2
.ı
3
ÖÇAL, s.18.
u.ı AKINCI, s.234; ALBAŞ, s.134; BARLAS, s.134; EREN, s.1124; HA-
VUTÇU, s.39; İNAN / YÜCEL, s.622; KARAPINAR, s.405;
KILIÇOĞLU, s.882; NOMER, s.346; OĞUZMAN / ÖZ, s.491;
TEKİNAY / AKMAN / BURCUOĞLU / ALTOP, s.930; TERCIER /
PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.348; Yarg. HGK, T.08.05.2002,
E.2001/4-603, K.2002/363, wv.w.kazaııci.com, E.T.:24. l 0.2017.
64
•
Temerrüt Faizi
Temenüt faizi zarar ve kusur koşullarından bağımsız bir götü-
rü tazminat niteliğindedir. Temerrüt faizinin bu nitelikte olması
borçluları zamanında ödemede bulunmaya zorlamaktadır
245
.
IV. TEMERRÜT FAİZİNİ TALEP KOŞULLARI
Temenüt faizinin alacaklı tarafından talep edilebilmesinin iki
koşulu bulunmaktadır. Birincisi bir para borcunun varlığı, ikincisi
ise borçlunun temerrüde düşmüş olmasıdır.
A) Bir Para Borcunun Varlığı
Para bir değer ölçüsü, piyasada dolaşan bir değişim aracı, ka-
nuni. zorunlu bir ödeme aracıdır
246
. Para geniş anlamda para, dar
anlamda para olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dar anlamda para
milli parayı, ülke parasını ifade etmektedir
247
. Geniş anlamda para
ise hem milli parayı hem de yabancı ülke parasını ifade etmek için
kullanılmaktadır
248
. •
Para kavramının iki anlamı bulunmaktadır. Birincisi devlet ta-
rafından tedavüle çıkarılmış kabulü zorunlu genel bir mübadele
aracı olarak belirli niteliklere sahip kağıt ve madenlerden oluşan
somut semboller olınası, ikincisi ise bir değer ölçüsü olarak sembol
olan parada yerleşik bulunan para birimiyle ifade edilen soyut mali
bir gücünün olmasıdır. Para kavramından söz edebilmek için mad-
deden ibaret sembolün ve soyut mali gücün bir arada bulunması
gerekir. Maddeden ibaret sembol olmaksızın sadece soyut mali
gücün bulunması para olarak nitelendirilemeyeceği gibi, soyut mali
güce sahip olmayan maddeden ibaret sembollerde (örneğin hatıra
paralar) para olarak kabul edilemezler
249
.
Para borcu, borçlunun belirli veya belirlenebilecek bir para
meblağı ile ifade edilen soyut mali bir gücü alacaklıya sağlama
2
.ı
5
BARLAS, s.129; Karşı yönde bknz. ÖÇAL, s.16-17.
:?.ı6
EREN, s.993.
2.
ı
1
ALBAŞ, s.26; EREN, s.994.
248
EREN, s.994; i
•
NAN / YU
"
CEL, s.l02.
249
BARLAS, s.7.
Temerrüt Faizi
65
yükü1nlülüğünün olduğu kendine özgü bir cins borcudur
250
. Paranın
her zaman piyasadan teınininin mümkün olması ve çok sayıda bu-
lunınası nedeniyle bir cins borcu olduğu kabul edilmekte ancak
paradaki soyut mali gücün önemi ve paranın taşıdığı özellikler ne-
deniyle para borcunun kendine özgü bir cins borcu olduğu belirtil-
mektedir. Örneğin cins borçları için TBK md.86 gereğince uygu-
lama alanı bulacak borçlunun seçeceği edimin ortalama nitelikten
daha düşük olmaması kuralı para borçları için söz konusu olmaya-
caktır. Sembol olarak para bazen bir parça borcunun (ünlü bir kişi-
nin kenarını imzaladığı bir paranın teslimi) ya da alelade bir cins
borcunun (tedavülde bulunınayan banknotlardan oluşan herhangi
bir koleksiyonun teslimi) konusunu oluşturabilir. Bu gibi durum-
larda para sembol olarak borcun konusunu oluşturduğundan para
borcunun varlığından bahsedilemeyecektir.
Para borçlarının ifası daima mümkündür ve ifa imkansızlığı
söz konusu olmaz
251
. Çünkü tedavüle çıkarılmış madeni ve kağıt
paraların piyasadan temini daima mümkün durumdadır. Borçlunun
parayı temin etmekte mali bakımdan güçlük çekmesi, ödeme güç-
süzlüğü içinde bulunması da ifa imkansızlığı olarak kabul edilemez
ve borçluyu ödeme yükümlülüğünden kurtaramaz
252
. Çünkü borçlu
mali durumunu borcunu ifa etıneye yetecek düzeyde bulundurmak-
la yükümlüdür ve borçlunun ifa zaınanında hiç parasının olmaması
ileride para sahibi olamayacağı anlamına gelmez
253
.
Para borçlarına hakiın olan itibari değer (nominalizm) teorisi
gereğince para borcunun doğumu ile ifası arasında geçen süre içeri-
sinde para değerinde meydana gelen değişiklikler borcun miktarını
etkilemez ve borçlu belirlenen miktardaki soyut mali gücü ifa za-
250
BARLAS, s.10; EREN, s.993; HELVACI, s.45; KARAPINAR, s.404;
Para borcunun değer sağlama borcu olduğunu kabul eden bir görüşte bulun-
maktadır. Detaylı bilgi için bknz. ALBAŞ, s.37-39.
251
ALBAŞ, s.50; ANTALYA, s.411; BARLAS, s.20; TERCIER /
PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.342.
252 ANTALYA, s.250.
253 BARLAS, s.20.
Temerrüt Faizi
66
manında alacaklıya ifa etmekle birlikte borcundan kurtulur
254
. Ör-
neğin borçlu alacaklıya 1 yıl sonra ödemek üzere 20.000.000 TL
borçlanmışsa ifa zamanı geldiğinde enflasyon nedeniyle paranın
değerinde düşme söz konusu olsa bile borçlu alacaklıya 2O.OOO.000
TL ifada bulunarak borcundan kurtulabilecektir.
Para borçlan verme borcunun konusunu oluşturur
255
. Aynı
zamanda para borçlan götürülecek borçlardandır
256
. TBK md.89/I-
l uyarınca para borçlarının ifa yeri alacaklının ödeme zamanındaki
yerleşim yeridir. TBK para borçlarının ifasına yönelik ödeme ifa-
desine yer vermiştir.
1) Ülke Parası
Ülke parası kavramı bir ülkede para birimi olarak resmen ge-
çerli olan, günlük yaşamda kullanılan parayı ifade etmek için kul-
lanılmaktadır
257
. Türk Parası Kıymetini Koruına Hakkında 32 Sayı-
lı Karar'ın 2. maddesinin e fıkrasında Türk parası tanımlanmakta-
dır. İlgili tanıma göre: "Türk parası: Türkiye Cumhuriyeti kanunla-
rına göre Türkiye'de tedavülde bulunan veya tedavülden kaldırıl-
mış olsa bile değiştirme süresi dolmamış olan paraları" ifade eder.
5083 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hak-
kında Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasına dayanan 4/4/2007 tarihli
ve 2OO7/l 1963 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karar uyarınca
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para birimi olan Yeni Türk Lirası
ve Yeni Kuruşta yer alan "Yeni" ibarelerinin 1/1/2009 tarihinden
itibaren yürürlükten kaldırılacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin para birimi "Türk Lirası" dır.
121 l Sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun
1. maddesine göre Türkiye'de banknot ihracı imtiyazına münhası-
15
°' ANTALYA, s.113; BARLAS, s.13; TEKİNAY / AKMAN /
BURCUOĞLU / ALTOP, s.782.
255
EREN, s.993; KILIÇOĞLU, s.677; OĞUZMAN/ ÖZ, s.291; TERCIER
/ PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.342.
256
ANTALYA, s.32; KILIÇOĞLU, s.682; OĞUZMAN / ÖZ, s.325;
TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.339.
257
ALBAŞ, s.24.
Temerrüt Faizi
67
ran Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sahiptir. İlgili
kanunun 36. maddesine göre TCMB'nin ihraç etmiş olduğu ve ih-
raç edeceği banknotların tedavülü zorunlu olup, bunlar sınırsız
ödeme gücüne sahiptirler. Madeni para çıkartma yetkisi ise 1264
Sayılı Madeni Ufaklık Ve Hatıra Para Bastırılması Hakkında Ka-
nun'un 1. maddesine göre Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müs-
teşarlığındadır. İlgili kanunun 3. maddesine göre madeni paraların
kabul hadleri Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca
ilan olunur.
TBK md.99/1'e göre konusu para olan borç ülke parasıyla yani
Türk parasıyla ödenecektir
258
. 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu
(İİK) md.58/1-3'e göre de takip taleplerinde alacağın Türk parasıyla
gösterilip istenmesi gerekir. TBK açısından ana kural para borçla-
rında ödemenin ülke parası yani Türk parası ile yapılmasıdır. Para
borçlarının ifasına ilişkin yasal ödeme şekli borçlanılan miktarda
kağıt veya madeni paranın alacaklıya devredilmesidir
259
. Borçlu
borcunu kural olarak nakit şeklinde ifa etmekle yükümlüdür. Taraf-
lar arasında başka türlü bir anlaşma olmadıkça ifa kağıt veya ma-
deni paranın ödenmesi ile gerçekleşir
260
. Taraflarca aksi kararlaştı-
rılmadığı sürece alacaklı çek ya da banka hesabına havale yoluyla
ödeme gibi nakit dışı ödeme yollarını kabule mecbur değildir
261
.
Çünkü nakit dışı ödeme yolları yasal ödeme şekli olarak kabul
edilmezler
262
. Bu durumda para borcunu kural olarak ülke parasıyla
yani Türk parasıyla ve nakit olarak zamanında ifa etmeyen borçlu
temerrüde düşmüş olacaktır.
258
AKINCI, s.31; EREN, s.995; TERCIER / PICHONNAZ /
DEVELİOĞLU, s.343.
259
BARLAS, s.86; BAYGIN, Cem, Yabancı Para Üzerinden Borçlanmalar ve
Hukuki Sonuçları, İstanbul l997, (Yabancı Para), s.37; TERCIER /
PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.345.
260
ANTALYA, s.104; NOMER, s.277; TEKİNAY / AKMAN /
BURCUOĞLU / ALTOP, s.774.
261 BARL
A
S
, s.81; BAYGIN, Yabancı Para, s.37.
262
ANTALYA, s.112.
Temerrüt Faizi
68
2) Yabaııcı Ülke Parası
Konusu para olan borç yabancı bir ülkenin para sistemine ait
olan bir para birimi ile belirlenmisse yabancı para borcu söz konusu
16J �
olacaktır- . Yabancı para borçları gerçek (efektif) ve gerçek olma-
yan (yalın) yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Gerçek
(efektif) yabancı para borçları tarafların aynen ödeme ya da benzeri
bir ifadeyle birlikte yabancı para borcunun aynen ödenmesini ka-
rarlaştımıış olmaları halinde söz konusu olmaktadır
264
. Gerçek o]-
nıayan (yalın) yabancı para borcu ise borçlunun mutlaka yabancı
para ile ödeme yapması gerekeceğinin taraflarca kararlaştırılmamış
olduğu hallerde söz konusu olmaktadır
265
. TBK md.99 yabancı
parayla ödeme hususunda iki ayrı seçeneği de göz önünde tutarak
düzenleme getirmiştir.
Birinci seçenek tarafların para borcunun ödenmesinin mutlaka
yabancı para ile olacağı yönünde karar vermiş olmalarıdır (gerçek -
efektif yabancı para borcu). Alacaklı ile borçlu sözleşmede aynen
263
BAYGIN, Yabancı Para, s.17; Belirtmek gerekir ki, 13 Eylül 2018 Tarihli
ve 30534 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe
giren 12 Eylül 2018 Tarihli ve 85 Sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma
Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar adlı Cum-
hurbaşkanı Karar'ına göre Türkiye'de yerleşik kişiler, Bakanlıkça belirlenen
haller dışında, kendi aralarındaki bazı sözleşme tiplerinde sözleşme bedelini
ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cin-
sinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklardır. İlgili kararda
yetkili lalınan Hazine ve Maliye Bakanlığı ise 16 Kasım 20l 8 Tarihli ve
30597 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20l 8-32/52 No'lu Türk Parası
Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:
2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'i ile birlikte ilgili karar-
da belirtilen sözleşme tipleri açısından hangi hallerde döviz cinsinden veya
dövize endeksli olarak sözleşme düzenlemenin mümkün olduğunu tespit et-
miştir.
ı
'
1..
n
Temerrüt Faizi
aşan temerrüt fa!zi o�:anı ise kısmi hüküınsUzlUğc uğrayacaktırııss.
Alncaklı borçlu ılc sozlcşmcdc kararlaştırdıkları faiz oranının c-
çcr·iz olacağını bilseydi söz konusu sözleşmeyi yapmayacalnı
ileri süren1ez. Bu d.,��mda TBK md.27/2 düzenlemesi uygulama olanı
bulmayacaktır· .
TBK ınd.120/3'e göre;
''Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede ıemer-
riit faizi kararlaştırılınaınışsa ve yıllık akdi faiz oraııı da birinci
fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hak-
kında akdi faiz oranı geçerli olur. "
Aynı yöndeki bir düzenleme 3095 Sayılı Kanun'un 2. madde-
sinin 3. fıkrasında da bulunmaktadır
287
. Taraflar yaptıkları sözleş-
me ile birlikte anapara faizinin oranını kararlaştırıp temerrüt faizi-
nin oranına yönelik bir karar vermemişlerse TBK md.120/3 düzen-
lemesinin uygulama alanı bulması söz konusu olabilecektir. Anapa-
ra faizi oranı ile temerrüt faizi oranı arasında TBK md.120/3 gere-
ğince bir bağlantı kurulduğu için anapara faiziyle ilgili olan TBK
md.88 düzenlemesinin de incelenmesi gerekmektedir.
TBK md.88/1'e göre;
"Faiz öden1e borcunda zıygzılanacak yıllık faiz oranı, sö=leş-
ınede kararlaştırılınamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yiiriir-
/iikte olan ınevzııat hükümlerine göre belirlenir."
TBK md.88/1, 3095 Sayılı Kanun'un 1. maddesine yollama
yapmıştır. Buna göre taraflar yaptıkları sözleşmede anapara faizinin
285 YAĞCI Kürşad, "Anapara Faizi Ye Temerrüt Faizine Üst Sınır Getiren
TBK M� 88 ve TBK M. 120 Hükümlerinin Ticari Faizler (TTK M. 8 Ye
TTK M. 9) Bakımından Uygulanabilirliği", İstanbul Üniversitesi Hukuk Fa-
kültesi Mecmuası, C.LXXI, S.2, 2013, s.426.
286
OĞUZMAN/ ÖZ, s.309.
:m 3095 Sayılı Kanun md.213: "Temerriit faizi miktar111111 s?zleşmede k�:·ar!,a�-
tırı/mamış olduğu lıallerde, akdi faiz miktarı yııkarıdakı fıkralarda ong�ru-
/en miktarın üstünde ise, temerriit faizi, akdi faiz miktarmdan azolamaz. •
Temerrüt Faizi
74
�g .
oranına yönelik karar vermemişlerse yıllık % 9'luk kanuni faiz
oranı uygulama alanı bulacaktır.
Taraflar adi işler açısından yaptıkları sözleşmede anapara fai-
zinin oranını kararlaştırmak isterlerse temenüt faizinde olduğu gibi
anapara faizinin oranına da TBK md.88/2 düzenlemesi ile birlikte
sözleşme serbestisini sınırlandıran bir üst sınır getirilmiştir
288
. Bu
hüküm emredicidir ve aksi kararlaştınlamaz
289
.
TBK md.88/2'e göre
290
;
"Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oram, birinci fıkra
uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşa-
maz. "
TBK md.88/2 gereğince taraflar yaptıkları sözleşme ile birlikte
yıllık anapara faizinin oranını adi işler açısından % 13,5 (% 9 + %
4,5)'a kadar belirleyebileceklerdir. Taraflar aralarında yaptıkları
sözleşmede yıllık % 13,5'un üstünde bir anapara faizi oranı belir-
lerlerse söz konusu faiz oranı emredici düzenlemeye aykırılık oluş-
turduğundan% 13,5 üzerinden hüküın ifade edecektir
291
. Üst sının
yani % 13,5'u aşan faiz oranı ise kısmen geçersiz durumda olacak-
tır
292
• Alacaklı borçlu ile kararlaştırdıkları faiz oranının geçersiz
olacağını bilseydi sözleşmeyi bu haliyle yapmayacağını ileri süre-
mez
293
. TBK md.27/2 düzenlemesi burada uygulama alanı bulma-
yacaktır.
BAYGIN, s.123; YENIOCAK, s.121.
289
DEMİR, Şamil, "Türk Borçlar Kanunu'nun Para Borçlannda Faize İlişkin
Getirdiği Yenilik Ve Sınırlamalar", Ankara Barosu Dergisi, S.4, 2012,
s.220; OĞUZMAN/ ÖZ, s.309.
:90 TBK md.87 gerekçesi: " ...bu emredici hükiimle, uygulamada örnekleri sıkça
gön"ilen olağanüstü faiz oranları karşısında, borçlular111korunması amaç-
lanmıştır.".
291
BAYGIN, s.124.
292
AYDOĞDU, Murat, "6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda Faiz İle İlgili
Düzenlemeler", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.12,
S.l, 2010, s.93; DEMİR, s.220; YAĞCI, s.424.
293
BAYGIN, s.125; OĞUZMAN/ ÖZ, s.309.
75
r
1
1
Temerrüt Faizi
TBK ınd.120/3
294
'c göre taraflar aralarında yaptıkları sözleş-
mede anapara faizi oranını, adi işlerde tarafların aralarında yaptık-
ları sözlcşn1cde temerrüt faizinin oranını belirlemedikleri durumda
uygulama alanı bulacak kanuni faiz oranından (yıllık % 9) daha
fazla kararlaştırıp temerrüt faizinin oranına yönelik bir karar ver-
memişlerse ten1errüt faizinin oranı bakımından da taraflann söz-
leşmede kararlaştırdıkları anapara faizi oranı uygulama alanı bula-
caktır. Örneğin taraflar sözleşmede anapara faizinin oranını yıllık
% 12 olarak kararlaştırmış ancak temerrüt faizinin oranına karar
vennemişlerse yıllık% 9'luk orandan daha fazla olduğu için temer-
rüt faizinin oranı bakıınından da taraflann sözleşmede kararlaştır-
mış oldukları yıllık % 12'lik anapara faizi oranı uygulama alanı
bulacaktır. Kanun koyucu tarafından bu açıdan bir düzenleme geti-
rilmesinin nedeni alacaklının borçlunun temerrüdü durumunda
anapara faizi oranından daha az bir temerrüt faizi oranı talep etme-
yeceğinin varsayılmasıdır
295
. Aksi durumda temerrüt durumu borç-
lu için daha olumlu bir hale gelecektir
296
.
TBK md.88 ve md.120 düzenlemeleri 6101 Sayılı Türk Borç-
lar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un
7. maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonraki görül-
mekte olan davalarda da uygulama alanı bulacaktır.
2) Ticari İşler Açısından
TTK'da ticari işlerin tanımı bulunmamaktadır. Ancak ticari iş-
lerin kapsamına nelerin girdiği TTK md.3 ile birlikte ifade edilmiş-
tir.
TTK md.3'e göre;
"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgi-
lendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir."
294
TBK md.119 gerekçesi: "... Böylece, temerriide diişen borçlunun, sözleşme-
de temerrüt faizi oranına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı gerekçesiyle, ak-
di faizden daha düşük bir temerrüt faizi ödemek suretiyle, temerriidiinden
yarar sağlamasının önlenmesi amaçlanmıştır.•·.
295
ALBAŞ, s.154.
296
TERCIER / PICHONNAZ / DEVELİOĞLU, s.349.
Temerrüt Faizi
76
Ticari işlerin kapsamı açısından TTK md.l 9'dalci ticari iş ka-
rinesinin de incelenmesi gerekmektedir.
TTK md. I9'a göre;
"Bir tacirin borçlarmm ticari olması asıldır. Ancak, gerçek
kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle
ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sa-
yılmasma durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.
Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşme-
ler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş
sayılır. "
TTK md.3 ve md. I 9 düzenlemeleri ile birlikte ticari işlerin
kapsamı dört kriter ile belirlenmektedir
297
.
Söz konusu kriterler şunlardır;
I) TTK'da düzenlenen hususlar ticaridir.
2) Bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari-