T.C.
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
HUKUK ANABİLİM DALI
ÖZEL HUKUK BİLİM DALI
PROJE FİNANSMAN INDA TÜRK HUKUKUNA TABİ TEMİNATLAR VE
ÖZELLİKLE HESAP REHNİ
Doktora Tezi
FUNDA USTAOĞLU
İstanbul, 2019
T.C.
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
HUKUK ANABİLİM DALI
ÖZEL HUKUK BİLİM DALI
PROJE FİNANSMAN INDA TÜRK HUKUKUNA TABİ TEMİNATLAR VE
ÖZELLİKLE HESAP REHNİ
Doktora Tezi
FUNDA USTAOĞLU
Danışman: PROF. DR. CEVDET YAVUZ
İstanbul, 2019
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ
TEZ ONAY BELGESİ
ÖZEL HUKUK Anabilim Dalı ÖZEL HUKUK Bilim Dalı DOKTORA öğrencisi FUNDA
USTAOĞLU'nın PROJE FİNANSMANINDA TÜRK HUKUKUNA TABİ TEMİNATLAR VE
ÖZELLİKLE HESAP REHNİ adlı tez çalışması, Enstitümüz Yönetim Kurulunun 14.02.2019 tarih ve
2019-5/27 sayılı kararıyla oluşturulan jüri tarafından oy birliği / ile Doktora Tezi olarak kabul edilmiştir.
Öğretim Üyesi Adı Soyadı İmzası
Tez Savunma Tarihi
ÖZ
Tezimizde nakit akışı finansmanı olarak kabul edilen ve son on yıldır ülkemizde gerçekleştirilen
yatırım projelerinde tercih edilen bir finansman modeli olan proje finansmanı perspektifinden
Türk Hukukuna tabi teminatlar incelenmiştir. İncelemelerimiz sırasında Türk Hukukuna tabi
teminatlara proje finansmanı perspektifinden yaklaşılmış ve teminatlara ilişkin özellik arz eden
hususlar üzerinde durulmuştur.
Çalışmamızda özellikle proje finansmanının doğasından kaynaklanan nedenlerle Türk
Hukukuna tabi teminatlarda meydana gelen farklılıklar ve yabancı hukuk sistemlerinde kabul
edilen ve proje finansmanı uygulaması ile hukukumuza yansıyan müesseselerin neden olduğu
farklılıklar üzerinde durulmuştur. Türk Hukukuna tabi teminatlara ilişkin farklılıklara ve
sorunlu hususlara hem teorik hem de pratik çözümler geliştirilmeye çalışılmış ve proje
finansmanında geçerli bir teminat kurgusu oluşturulması için izlenmesi gereken yöntemler ve
uygulanması gereken hukuki politikalar belirlenmeye çalışılmıştır.
ABSTRACT
In our thesis the securities subject to Turkish Law were examined with regard to project
financing as a preferred financing model in the investments taking place in Turkey in the last
decade in addition to being accepted as a cash flow financing. In the process of our
examinations, we approached to the securities subject to Turkish Law from the point of project
financing, and focused on the issues which are peculiar for securities.
In our study, particularly due to reasons arising out of the project financing nature, the
differences related to the securities subject to Turkish Law as well as the ones accepted in
foreign legal systems and reflected unto Turkish Law by means of the project financing practice
were emphasized. Both theoretical and practical solutions were worked out in relation with the
differences and problematic issues of the securities subject to Turkish Law while the methods
to be pursued and legal policies to be applied were studied.
iv
İÇİNDEKİLER
Sayfa No.
İÇİNDEKİLER……..……………… ..…………………………………………………….... iv
KISALTMALAR ……………….....……….... ………………………………………... …….ix
GİRİŞ………...………………………………………………………..............................…… 1
BİRİNCİ BÖLÜM
PROJE FİNANSMANIN TANIMI, SENDİKASYON KREDİLERİ VE ÖZELLİKLERİ, PROJE
FİNANSMANININ TARAFLARI VE PARALEL BORÇ
I. PROJE FİNANSMANININ TANIMI, SENDİKASYON KREDİLERİ VE
ÖZELLİKLERİ........................................................................................................................9
A. Proje Finansmanı......................................................................................................... 9
B. Sendikasyon Kredileri ve Özellikleri..........................................................................10
II. PROJE FİNANSMANININ TARAFLARI . ….....…………………………………… 13
A. Proje Tarafları………………………...………………………...………………….. 13
1. Proje Şirketi (Kredi Alan) …………...…………………………………….. 14
2. Kredi Alanın Hissedarları …….………………………………………...…. 15
3. Danışmanlar………………………...……………………………………… 15
4. Tedarikçiler………………………………………………..……………….. 16
5. Müşteriler…………………………………………...……………………… 16
6. Yüklenici…………………………………………………………………… 17
7. Operasyon ve Bakım İşlerini Üstlenen Şirket………………………...…….18
8. Sigorta Şirketi………………………………………………………………. 18
9. Kamu Kurum ve Kuruluşları..........................................................................19
B. Finansman Tarafları ve Bağlantılı Diğer Taraflar …………………………….…...20
1. Kredi Veren(ler)……………………… …………………………………...… 21
2. Risk Giderim Bankaları (Hedging Banks)………..…………………………. 22
3. Hesap Bankaları (Account Banks)………………………………………..…. 23
4. Kredi Temsilcisi (Facility Agent)…………………………………………… 26
5. Teminat Temsilcisi (Security Agent)………………………………………... 29
v
III. PARALEL BORÇ (PARALLEL DEBT) …………...............………………….…...…32
A. Trust Kavramı ve Trust İle İlgili Yabancı Sistemler……..………………………..34
1. Uluslararası Trust Sistemi………………………………………………….. 34
2. İngiliz Hukukunda Trust Sistemi…………………………………………... 35
B. Türk Hukukunda Paralel Borç ve Riskleri………………………………................37
IV. PARALEL BORCA ALTERNATİF YÖNTEMLER ………….……….................…42
1.Kredi Verenler Arasında Alacaklı Teselsülü Tesis Edilmesi ve Teminat
Temsilcisine Alacaklı Teselsülü Hükümlerine Göre Talepte Bulunma Yetkisi
Verilmesi.......................................................................................................43
2. Kredi Alan ve Teminat Temsilcisi Arasında Kredi Verenler Lehine Üçüncü
Kişi Yararına Sözleşme Akdedilmesi……………………………………... 48
3. Teminat Temsilcisinin Dolaylı Temsilci Atanması….……...……………..51
4. Teminat Temsilcisinin Güvenilir Kişi Olarak Atanması………………..…55
5. Alternatif Yöntemlere İlişkin Değerlendirmemiz........................................58
İKİNCİ BÖLÜM
PROJE FİNANSMANINDA TÜRK HUKUKUNA TABİ TEMİNATLAR
I. PROJE FİNANSMANINDA İPOTEK …………….…………………………………... 60
A. Proje Finansmanında Üst Hakkı İpoteği.....................................................................62
1. Üst Hakkının Ekonomik Değerinin Azalmasının Teminata Etkisi....................64
2. Üst Hakkı Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasının Teminata Etkisi................66
3.Üst Hakkının Süresinden Önce Devredilmesi.....................................................66
4. Üst Hakkı Sözleşmesine Konulan Hükümlerin Üst Hakkının Bağımsızlık
Kriterine Etkisi.......................................................................................................68
B. Proje Finansanında Üst Sınır İpoteği Alınması…..............................................……70
1. Anapara İpoteği……….........…………………………………………………. 70
2. Üst Sınır İpoteği…................….…………………………………………...….71
3. Anapara İpoteğinin ve Üst Sınır İpoteğinin Paraya Çevrilmesi……................72
C. Proje Finansmanında Kredi Alacağının Birden Fazla Taşınmazla Teminat Altına
Alınması.....................................................................................................................74
vi
II. PROJE FİNANSMANINDA ALACAĞIN DEVRİ ........................................................76
A. Genel Olarak Alacağın Devri…......………………………………………………. 77
B. Proje Finansmanında Alacağın Devrine İlişkin Sorunlu Hususlar......…………….77
1. Devir Borçlusuna Devir Bildirimi Yapılması ve Devir Borçlusunun Teyidinin
Alınması..........................................................................................................77
2. Teminat Mektuplarından Doğan Alacakların Devri ..…...………………....80
C. Proje Finansmanında Karşılaşılan Alacak Devirleri...............................................84
1. Ardıl Alacakların Devri..................................................................................84
a.Ardıl Alacak Kavramı ve Amacı………............…………………...84
b. Türk Hukukunda İmtiyazlı Alacak Kavramı ve İcra ve İflas
Kanunundaki Adi ve Rehinli Alacakların Sırası.............................84
c. Türk Hukukunda Sözleşme İle İmtiyazlı Alacak Yaratılması..........87
2. Enerji Projelerinden (Elektrik Satışlarından) Kaynaklanan Alacakların
Devri..............................................................................................................88
III. PROJE FİNANSMANINDA HİSSE REHNİ …………………………...…….....….... 92
A. Hisse Rehni Kurulurken Takip Edilmesi Gereken Usul.............................................92
B. Anonim Şirket Payı Üzerinde Rehin Kurulması ….............................................…...94
C. Bedeli Tamamen Ödenmemiş Anonim Şirket Hisselerinin Rehne Konu Olması........97
D. Hisse Rehninin Özel Satış Hükümleri İle Paraya Çevrilmesi..................................101
E. Beyaz Ciro İle Rehin Tesis Edilmesi ve Beyaz Cironun Özel Satış Hükümlerine
Etkili..........................................................................................................................104
F. Art Hisse Rehni…….........................……....................……....................................105
IV. PROJE FİNANSMANINDA TESLİMSİZ TAŞINIR REHNİ ...................................108
A. Rehnin Konu ve Kapsamı……….........................................................................…111
B. Rehin Sözleşmesi ve Tescil…….............................................………...............…..116
C. Proje Konusu Üzerinde Birden Fazla Rehin Tesis Edilmesi...……….....................119
D. Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi........................................................................120
1. Lex Commissoria Yasağı….....…………...............................................…….121
2. İcra ve İflas Kanunundaki Hükümlerin Uygulanması……………………….123
V. PROJE FİNANSMANINDA SİGORTA …………… ...........................................…… 125
A. Proje Finansmanında Sigorta Poliçesinin Kapsamının Belirlenmesine İlişkin
Piyasa Uygulaması………………………………………………………………... 127
vii
B. Proje Finansmanında Sınırlı Ayni Hak Sahibi Olan Kredi Veren(ler)in Malik
Lehine Yapılan Mal Sigortası İle İlgili Hakları …………………………………...130
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
PROJE FİNANSMANINDA HESAP REHNİ
I. HESAP REHNİ İÇİN TEMEL KAVRAMLAR, HESAP REHNİNİN HUKUKİ NİTE -
LİĞİ VE HESAP REHNİNE HAKİM OLAN İLKELER ................................................136
A. Banka Hesabı ve Mevduat Hesabı Kavramları ve Mevduatın Tanımı.....................136
B. Mevduat Sözleşmesi ve Hukuki Niteliği..................................................................138
C. Hesap Rehninin Tanımı ve Hukuki Niteliği.............................................................141
D. Hesap Rehninin Tabi Olduğu İlkeler.......................................................................144
1.Fer’ilik İlkesi.....................................................................................................144
2.Teminat İlkesi....................................................................................................145
a. Teminatın Konusu...................................................................................145
b. Teminat Altına Alınan Alacak................................................................146
c. Teminatın Bölünmezliği.........................................................................146
3. Belirlilik İlkesi ................................................................................................147
a. Hesap Rehnine Konu Olacak Hesapların Belirli Olması........................147
b. Hesap Rehni İle Teminat Altına Alınan Alacağın Belirli Olması..........147
4. Öncelik İlkesi...................................................................................................148
II. ALACAK REHNİNİN KONUSU VE KAZANILMASI ..............................................149
A. Alacak Rehninin Konusu..........................................................................................149
B. Alacak Rehninin Kurulması......................................................................................150
III. HESAP REHNİNİN ŞARTA BAĞLI KURULMASI .................................................155
A. Genel Olarak Türk Hukukunda Şart.........................................................................155
B. İngiliz Hukukunda Şarta Bağlı Hesap Rehni Kurulması ve Türk Uygulamasına
Yansıması..................................................................................................................157
IV. HESAP REHNİNDE REHİNLİ HESAPTAN ÇIKIŞ YAPILMASI VE HESABIN
KULLANIMININ REHİN VERENE BIRAKILMASI...............................................162
V. HESAP REHNİNDE ÖNCELİK MESELESİ ...............................................................164
VI. PROJE FİNANSMANINDA AÇILAN PROJE HESAPLARI, İŞLEYİŞLERİ VE
viii
REHNE KONU OLMALARI ..............................................................................................165
A. Kredi Kullandırım Hesabı…………............................…………………………….166
B. Kredi Kullandırım Hesabı…………................................………………………….166
C. Borç Servis Rezerv Hesabı (BSRH)............................................………………….168
D. Nakit Karşılık Hesabı….……………....................................……………………..169
E. Temettü Rezerv Hesabı……………………........................……………………….169
F. Öz Kaynak Taahhüdü Hesabı……………...............................…………………….170
G. Nakit Fazlası Süpürme Hesabı……........................………………………………..170
H. Yatırım Harcaması Hesabı………............................……………………………....170
I. Bakım Onarım Rezerv Hesabı………........................…………………………..…..171
VII. ALACAK REHNİNİN SONA ERMESİ .....................................................................172
A. Alacak Rehninin Temin Ettiği Alacağa Bağlı Olarak Sona Ermesi.........................172
1. Rehinle Temin Edilen Alacağın Sona Ermesinin Rehin Hakkına Etkisi.........172
2. Borçtan Şahsen Sorumlu Olmayan Rehin Verenin İfasının Rehin Hakkına Etki-
si......................................................................................................................172
3. Rehinle Temin Edilen Alacağın Zamanaşımına Uğramasının Rehin Hakkına
Etkisi...............................................................................................................173
B. Rehin Hakkının Doğrudan Sona Ermesi...................................................................173
1. Rehnedilen Alacağın Sona Ermesi...................................................................173
2. Rehin Hakkından Vazgeçme............................................................................174
3. Borcun Nakli....................................................................................................174
4. Sürenin Dolması ve Bozucu Şartın Gerçekleşmesi..........................................174
5. Rehinle Temin Edilen Alacağın Alacaklısı İle Rehnedilen Alacağın Alacaklısı
Sıfatlarının Birleşmesi......................................................................................174
6. Rehnin Zilyedliğinin Kaybedilmesi.................................................................175
7. Rehnin Paraya Çevrilmesi................................................................................175
SONUÇ…………………………………………………………………………………...… 177
KAYNAKÇA……………...……………………………………………………………….. 185
ix
KISALTMALAR
ABD : Ankara Barosu Dergisi
AC : Appeal Cases (Temyiz Davaları)
AÜHFD : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
AÜSBFD : Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dergisi
Ayr. ol. : Ayrıntılı olarak
B. : Bası
BDDK : Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
BGB : Bürgerlichesgesetzbuch (Alman Medeni Kanunu)
bkz. : bakınız
BOT : Build Operate Transfer
BSKO : Borç Servis Karşılama Oranı
BSRH : Borç Servis Rezerv Hesabı
BTHAE : Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
C. : Cilt
c. : cümle
DCFR : Draft Common Frame of Reference
dpn. : dip not
E. : Esas
EBRD : European Bank for Reconstruction and Development
EFT : Elektronik Fon Transferi
EPC : Engineering, Procurement and Construction Contract
EPEC : European PPP Expertise Centre
EPİAŞ : Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.
EUR : Euro (Avro)
Euribor : Euro Interbank Offered Rate (Avro Bankalararası Faiz Oranı)
EWHC : High Court of England and Wales (İngiltere ve Galler Yüksek Mahkemesi)
f. : fıkra
GES : Güneş Enerjisi Santrali
GSI : Göksu Safi Işık
GTİP : Gümrük Tarife İstatisyik Pozisyonu
x
GÜHFD : Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
HCCH : Hague Conference on Private International Law (Lahey Konferans Statüsü)
HD : Hukuk Dairesi
HES : Hirdoelektrik Santral
HMK : Hukuk Muhakemeleri Kanunu
IBAN : International Bank Account Number
IFC : International Finance Corporation
IFRS : International Financial Reporting Standarts (Uluslararası Finansal Raporlama
Standartları)
IRS: Interest Rate Swap (Faiz Oranı Swap’ı/Vadeli Faiz Oranı Takası)
İBD : İstanbul Barosu Dergisi
İİK : İcra ve İflas Kanunu
İÜHFM: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
K. : Karar
Libor : London Interbank Offered Rate (Londra Bankalararası Faiz Oranı)
LTD. : Limited
LTV : Loan to Value (Kredi Teminat Oranı)
m. : madde
MÜİİBFD : Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi
N. : No
PPP : Public Private Partnerships (Kamu Özel İşbirliği)
PRODTR : List of Industrial Products of Turkey (Türkiye Sanayi Ürünleri Listesi)
RES : Rüzgar Enerjisi Santrali
s. : sayfa
S. : Sayı
SPK.: Sermaye Piyasası Kanunu
SPV : Special Purpose Vehicle (Özel Amaçlı Şirket)
T. : Tarih
TAKASBANK : İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş.
TARES : Taşınır Rehin Sicil Sistemi
TBB : Türkiye Bankalar Birliği
TBBD : Türkiye Barolar Birliği Dergisi
xi
TBK : Türk Borçlar Kanunu
T.C. : Türkiye Cumhuriyeti
TİRK : Ticari İşletme Rehni Kanunu
TKGM : Türkiye Karayolları Genel Müdürlüğü
TL : Türk Lirası
TMK : Türk Medeni Kanunu
TRK : Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu
TTK : Türk Ticaret Kanunu
UK : United Kingdam
UNCITRAL : The Secretariat of the United Nations Commission on International Trade Law
UNIDROIT : The International Institute for the Unification of Private Law
USA : United States of America (Amerika Birleşik Devletleri)
USD : United States Dollars (Amerikan Doları)
v : versus (karşı)
V. : Volume
vb. : ve benzeri
vd. : ve devamı
Y. : Yıl
Yarg. : Yargıtay
YHGK : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
GİRİŞ
Proje finansmanı özellikle son on yıldır ülkemizde tercih edilen finansman
modellerinin başında gelmektedir. Alt yapı, enerji, sağlık ve gayrimenkul alanlarında gün
geçtikçe sayısı artan yatırımlar proje finansmanına olan eğilimi arttırmaktadır. Kuşkusuz,
kamunun inşa eden ve işleten rolünden uzaklaşması ve kamu özel ortaklığı yöntemi ile
bu rolleri özel sektöre bırakması proje finansmanını öne çıkartan nedenlerin başında
gelmektedir. Nakit akışı finansmanı olarak kabul edilen ve her yatırımın kendi
dinamiklerine göre şekillenen bu finansman modeline olan eğilimin önümüzdeki yıllarda
artarak devam edeceği açıktır.
Tezimizde proje finansmanı münhasıran hukuki açıdan ele alınacak; yatırımcı
ve finansörler açısından önem arz eden projenin kredilibitesi ve fizibilitesi gibi iktisadi
ve teknik analizlere yer verilmeyecektir. Tezimizin konusu ve kapsamı gereği, tezde
münhasıran proje finansmanı perspektifinden Türk Hukukuna tabi teminatlar ele alınacak
ve proje finansmanına ilişkin diğer hukuki konulara değinilmeyecektir. Bu nedenle, kredi
veren(ler) ve kredi alan arasındaki kredi ilişkisinin hukuki boyutu ve kredi sözleşmesi,
sendikasyon kredilerinde kredi verenler arasındaki ilişkinin hukuki boyutu ve ilişkiyi
düzenleyen kredi verenler arası sözleşme, Yap İşlet Devret modelinde yatırım sahibi ve
yatırımcı arasındaki ilişkinin hukuki boyutu ve devlet garantisi sağlayan sözleşmelere,
risk giderim işlemlerinin hukuki boyutu ve ilgili risk giderim sözleşmeleri ve tedarik
sözleşmesi, satış sözleşmesi, operasyon ve bakım sözleşmesi, mühendislik tedarik ve
inşaat sözleşmesi gibi proje tarafları arasında akdedilen sözleşmeler incelenmeyecektir.
Ancak, proje yapısının anlaşılır kılınması amacıyla, proje tarafları incelenirken bu hukuki
ilişkilere ve sözleşmelere değinilmesi kaçınılmaz olduğundan, tezimizin amacına hizmet
edecek ölçüde kısaca bu hukuki ilişkilere ve sözleşmelere değinilecektir. Böylelikle, proje
finansmanının hukuki boyutu bir bütün olarak ele alınmayacak, münhasıran teminatlar
açısından ve proje finansmanı perspektifiyle sınırlı olacak şekilde bir inceleme yapılmaya
çalışılacaktır.
2
Proje finansmanı her finansman modelinde olduğu gibi güçlü bir teminat
paketine ihtiyaç duyar. Ülkemizde gerçekleşen yatırım projelerinin tamamında teminatlar
Türk Hukukuna tabidir. Ancak, proje finansmanının doğası Türk Hukukuna tabi olan
teminatları aşina olduğumuz yapılarının dışına taşımakta ve farklı uygulamalara neden
olmaktadır. Tezimizde proje finansmanında ağırlıklı olarak tercih edilen ve Türk
Hukukuna tabi olan teminatlar proje finansmanı açısından önem arz eden ve/veya özellik
arz eden hususlarına odaklanılarak ele alınacaktır. İncelemelerimiz sırasında teminatlara
ilişkin önem arz eden ve/veya özellik arz eden hususlar teorik olarak ele alınırken
uygulamada karşılaşılan sorunlara değinilenecek ve alternatif çözümler geliştirilmeye
çalışılacaktır.
Tezimizin Birinci Bölümünün amacı, proje finansmanı tanıtmak ve böylelikle
ilerleyen bölümlerde yapılacak hukuki incelemelerin somutlaşmasına yardımcı olmaktır.
Bu amaçla, Birinci Bölümde öncelikle proje finansmanı tanımlanacak ve özellikleri
ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Uygulamada, büyük yatırım projelerinin finansmanında
çok sayıda banka bir araya gelmekte ve böylelikle hem finansmanı hem de riski
paylaşmaktadır. Bu nedenle, Birinci Bölümde proje finansmanının birden fazla banka
tarafından gerçekleştirildiği sendikasyon kredilerine de yer verilecektir. Sendikasyon
kredilerinin tanımı ve özellikleri incelendikten sonra proje finansman yapısının tüm
hatları ile somutlaştırılması amacıyla, proje taraflarına, finansman taraflarına ve bağlantılı
taraflara değinilecektir. Proje, ölçeğine ve türüne bağlı olarak birden çok oyuncunun
birbirinden bağımsız ilişkilerle rol aldığı bir bütündür. Bu karmaşık yapısı nedeniyle, her
proje için geçerli olacak standart proje tarafları listesi verilmesi mümkün değildir. Ancak
tipik bir projede yer alan taraflar: proje şirketi (kredi alan), kredi alanın hissedarları,
danışmanlar, tedarikçiler, müşteriler, yükleniciler, operatörler, sigorta şirketleri ve kamu
kurum ve kuruluşlarıdır. Proje finansmanının, finansman tarafları ise kredi veren(ler), risk
giderim bankaları, hesap bankaları, kredi temsilcisi ve teminat temsilcisidir. Proje
finansmanında taraflar incelendikten sonra proje finansman kurgusu tüm unsurları ile ele
alınmış olacaktır.
3
Teminatlara ilişkin yapılacak açıklamaların tamamı için bağlayıcı nitelikte
olduğundan Birinci Bölümde son olarak Kıta Avrupası Hukuk sisteminde trust yapısının
olmamasının boşluğunu doldurmak için kurgulanan paralel borç kavramına
değinilecektir. Paralel borç kavramının somutlaştırılması amacı ile trust yapısına
değinilecek, trust yapısının tanınmadığı hukuk sistemlerinde paralel borç yapısının
işleyişi üzerinde durulacak ve son olarak paralel borca alternatif olarak Türk Hukukunda
düzenlenen müesseselerden hareketle oluşturulan yöntemler ele alınacaktır.
Tezimizin İkinci Bölümünde proje finansmanında sıklıkla tercih edilen ve Türk
Hukukuna tabi olan teminat türlerine yer verilecektir. İkinci Bölümde, her biri başlı
başına bir tez konusu olabilecek teminat türlerine münhasıran proje finansman
perspektifinden yaklaşılacağını özellikle belirtmek isteriz. Başka bir deyişle, her biri başlı
başına bir tez konusu olabilecek teminatlara tezimizin amacına hizmet edecek ölçüde
değinilecektir. Bu bölümde sırasıyla; ipotek, alacağın devri, hisse devri, ticari işlemlerde
taşınır rehni ve sigorta teminatları proje finansmanı perspektifinden incelenecektir. Zira,
İkinci Bölümdeki amacımız: proje finansmanında hangi teminatların niçin tercih
edildiğini ortaya koymak, proje finansmanının doğasından kaynaklanan nedenlerle
teminat türlerinde meydana gelen farklara dikkat çekmek, özellik arz eden hususlara
değinmek ve uygulamada sorunlu olan hususları ele alarak çözümler geliştirmektir.
Tezimizin Üçüncü Bölümü münhasıran hesap rehni teminatına ayrılmıştır. Proje
finansmanı projenin kendi nakit akışına dayanan bir finansman modelidir. Bu nedenle,
proje hesaplarının projenin ihtiyaçlarına göre kurgulanması gerekir. Proje finansmanının
geri ödeme kabiliyetinin sağlanması ve kredi vadesi boyunca korunması için öncelikle
proje gelirleri dikkate alınarak hesaplara gelecek gelirler tespit edilmeli ve proje giderleri
ve işletmenin devamlılığının sağlanması için gerekli olan giderler belirlenmelidir.
Proje hesapları arasındaki akışın şekillendirilmesi ciddi bir finansman kurgusu
gerektirir. Finansman kurgusunun çalışabilmesi, hukuki yapının doğru oluşturulmasına
bağlıdır. Proje finansmanında kredi geri ödemeleri proje gelirleri ile yapıldığından hesap
rehni teminatı bu finansman türünde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle, tezimizin
Üçüncü Bölümü münhasıran hesap rehnine ayrılmıştır. Üçüncü Bölümde, başlı başına bir
tez konusu olabilecek hesap rehni, teminat vasfı açısından önem arz eden hususlara
4
odaklanılarak ve proje finansmanı perspektifinden değinilmesi gereken hususlara
yoğunlaşılarak ele alınacaktır.
Üçüncü bölümde, öncelikle hesap rehnine ilişkin ilişkintemel kavramlar, hesap
rehninin hukuki niteliği ve hesap rehnine hâkim olan ilkeler ele alınacaktır. Peşi sıra,
hesap rehni alacak rehni niteliğinde olduğundan alacak rehninin konusu ve kazanılması
konuları üzerinde durulacaktır. Proje finansmanında hesap rehninin şarta bağlanması
uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğu için, Üçüncü Bölümde Türk
Hukukunda hesap rehninin şarta bağlı kurulup kurulamayacağı irdelenecektir. Yine bu
bölümde, uygulamada tartışma konusu olan rehinli hesaplardan çıkış yapılmasına,
hesabın kontrolünün rehin verene bırakılmasına ve rehinler arasındaki öncelik meselesine
değinilecektir. Üçüncü Bölümde farklı yapıdaki projeler dikkate alınarak belirlenen proje
hesaplarına yer verilecektir. Proje hesapları incelenirken, her proje hesabının, hesap
rehnine uygunluğunu hesabın amacından ve işleyişinden hareketle tespit edilmeye
çalışılacaktır. Üçüncü Bölümde son olarak, alacak rehninin sona erme halleri ele
alınacaktır.
5
INTRODUCTION
Project financing is among the top financing models preferred in Turkey in the
last ten years. The investments in such industries as infrastructure, energy, medical and
property encourage people to invest in project financing. Of course, government’s
distancing itself from the role of constructor and operator and its leaving such roles to
private industry through public private partnership method makes project financing a
prominent instrument. It is evident that the predisposition towards this financing model
considered as Cash-Flow financing and shaped according to own dynamics of each
investment, will increase in the following years.
In this thesis, project financing will exclusively be considered from the legal
point of view and such economic or technical analyses as project credibility and feasibility
will not be covered. As per the subject matter and scope of our thesis, the thesis will
exclusively focus on securities subject to Turkish Law and no mention will be made to
such other legal matters as project financing.
Because of this, the legal aspect and relation between the lenders in the case of
lenders of a syndication loan the agreements executed between the project parties such as
the one between the lenders, the legal aspect of the relation between the investment owner
and the investor in the Build & Operate & Transfer model as well as the legal aspect of
the risk elimination procedure for the contracts providing state guarantee and related risk
elimination and supply contracts, sales contracts, operation & maintenance contracts,
engineering, supply or construction contracts or such others executed between the Project
Parties will not be analyzed.
For the purposes of rendering the project structure more comprehendible
however, it is unavoidable to mention such legal relations and contracts while analyzing
the project parties, we shall mention legal relations and contracts shortly to serve the
purposes of our thesis. Thereby the legal aspects of project financing will not be
considered as a whole and an evaluation limited to project financing and perspective will
be carried out.
6
As is the case with any financing model, Project Financing also requires a strong
security package. In all investment projects realized in Turkey, securities are governed
by Turkish Law. The nature of the project financing however carry the securities subject
to Turkish Law outside of the structures to which we are used to, and cause different
practices. In our thesis, the securities predominantly preferred in project financing and
subject to Turkish Law will be considered on the basis of their aspects which are peculiar
and/or exclusive for project financing. In the process of our evaluations, the items that are
significant and/or peculiar for securities were considered theoretically, and the problems
faced in practice and alternative solutions will be tried.
The purpose of the First Section of our thesis is to introduce project financing
and to assist in concretization of the legal analyzes to be carried out in the future. For
these purposes, project financing and relevant characteristics will be described in the First
Section. In practice, for the purposes of financing large scale investment projects, several
banks syndicate in an effort to share financing and risk.
Because of this, First Section will include syndication loans where project
financing is provided by several banks. After analyzing the definition and characteristics
of the syndication loans, for the purposes of concretizing the project financing structure
through its entire layout, we shall mention to project parties, financing parties and
associated parties. Project is an integral where several players take part with independent
relations depending on the project scale and type.
Due to its such complex structure, it is impossible to provide standard project
parties list which would be effective for any project. The parties however, who take place
in a typical project are: project company (borrower), borrower’s shareholders,
consultants, suppliers, clients, contractors, operators, insurance companies and public
bodies or institutions. While, the financing parties of project financing are lender(s), risk
elimination banks, account banks, loan representative and security representative. After
evaluation of the Parties in project financing, financing structure will have been taken
into account along with its all components.
7
Since it is of binding nature for the entire explanations related to securities, First
Section will refer to the concept of Parallel Debt which is engineered to compensate the
lack of trust structure in the Continental Europe Legal System. We shall mention the trust
structure for the purposes of concretizing the Parallel Debt concept, focus on the
functioning of the parallel debt structure where the trust structure is not recognized, and
finally, as an alternative to the parallel debt, the methods formed on the basis of the
institutions of Turkish Law.
In the Second Section of our thesis, the types of security subject to Turkish Laws
which securities are frequently preferred in the project financing will be taken into
account. We would particularly like to mention that we shall approach to the types of
security which could each be a thesis subject itself, from the perspective of financing. In
other words, the securities, which could each be a subject of a different thesis, will be
referred to when they are beneficial to us. In this section, we shall respectively focus on
mortgage, transfer of receivable, share transfer, chattel mortgage in commercial
transactions and insurance securities will be handled at a project financing perspective.
Because, our purpose in the Second Section is to state as to which securities are preferred
in project financing, and reasons behind, drawing attention to the differences in the types
of securities due to reasons arising out of the project financing nature, mention specific
issues and develop solutions by handling problematic practices.
The Third Section of our thesis is exclusively allocated to the account pledge.
Project Financing is a model based on the own cash flow of the Project. Because of this,
the Project accounts must be engineered according to Project requirements. First, Project
revenues must be considered for the purposes of providing a repayment ability to the
Project Financing and maintaining the same throughout the credit period and the expenses
necessary for providing sustainability of the Project expenses and operations.
Forming of the flow between the project accounts requires a serious financial
engineering. A working financial engineering requires a correct legal structure. Given
that the loan repayments in Project Financing are effected out of the project revenues, the
account pledge security does have a significant place in this type of financing. Because
of this, the Third Section of the Thesis is exclusively allocated to account pledge. In the
8
Third Section, account pledge, which could be thesis subject itself, will be discussed by
focusing on the issues which are significant with regard to the security characteristics.
In the Third Section, the concepts associated with the account pledge, the legal
nature of the account pledge as well as the principles governing the account pledge will
be discussed. As the account pledge is a receivable pledge, the subject matter of the
receivable pledge and its earning will be emphasized. The account pledge is conditional
in the project financing, which is the most frequent problems in practice, we therefore
shall discuss in Third Section as to whether or not account pledge could be established
conditionally in Turkish Law.
Also, in this Section, we shall discuss the output from the contended pledge
accounts, leaving the account control to the pledger and priority between the pledges. In
the Third Section, the projects of different nature will be taken into account and specified
project account will be discussed. While analyzing project accounts, the compliance of
each project account with the account pledge will be worked out with regard to account
purpose and functioning. In the Third Section, finally, the account pledge termination will
be taken into account.
9
BİRİNCİ BÖLÜM
PROJE FİNANSMAN IN TANIMI, SENDİKASYON
KREDİLERİ VE ÖZELLİKLERİ, PROJE FİNANSMANININ
TARAFLARI VE PARALEL BORÇ
Tezimizin birinci bölümünde öncelikle proje finansmanı tanımlanacak,
sendikasyon kredileri ve özellikleri ele alınacaktır. Peşi sıra, proje finansman yapısının
somutlaştırılması amacıyla, proje taraflarına, finansman taraflarına ve bağlantılı taraflara
değinilecektir. Bu bölümde son olarak, teminatları doğrudan etkileyen paralel borç
kavramı incelenecek ve trust yapısı, trust yapısının tanınmadığı hukuk sistemlerinde
paralel borcun işleyişi ve alternatif yöntemler üzerinde durulacaktır.
I. PROJE FİNANSMANININ TANIMI, SENDİKASYON KREDİLERİ
VE ÖZELLİKLERİ
A. PROJE FİNANSMANI
Proje finansmanı, yatırım projelerini finanse eden kredi verenlerin kredi geri
ödemesi ve sermaye karlılığı hesaplamalarında kredi alanın kredibilitesini değil, projenin
yarattığı nakit akışını esas aldığı ve kredi alanın hissedarlarının finansal desteğinin
olmadığı veya sınırlı olduğu finansman modeli olarak tanımlanabilir
1
. Proje finansmanı,
belli büyüklüğün üzerindeki projeler için uzun dönemli finansal borçlanma sağlayan bir
finansal mühendislik modeli olarak kabul edilmektedir
2
. Proje finansmanında diğer
finansman modellerinden farklı olarak, kredinin geri ödenmesinin teminatını, borçlunun
malvarlığı değil; projenin yarattığı nakit akışı oluşturur
3
.
1
Dentons, A Guide to Project Finance, 2016, http://www.dentons.com/en/insights/guides-reports-and-
whitepapers/2013/april/1/a-guide-to-project-finance (08 Şubat 2017), s.13.
2
Güler, E., Sağlık Hizmetlerinde Kamu Özel Ortaklığı Modeli, T.C. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitisü
Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2016, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.21-22. Proje finansmanı, vadesi 5 (beş) ila
20 (yirmi) yıl arasında değişen uzun dönemli finansal borçlanma sağlayan bir finansman modelidir. bkz. Mawutor,
J.K.M/Kwadwo, O., The Role of Project Finance In Contemporary Financing: Theoretical Perspective, Accounting and
Finance Research, V.3, N.4, 1994, http://www.sciedu.ca/ journal /index. Php /afr /article/view/5870 (23 Ocak 2019),
s.182.
3
Yalçın, F.C., Proje Finansmanı İhracat Kredi Kurumlarının Proje Finansmanındaki Rolü, İstanbul Ticaret Üniversitesi
Sosyal Bilimleri Dergisi, Y.2013, S.23, https://ticaret.edu.tr/uploads/yayin/sosyal23/14_237_261_Sosyal_23.pdf (22
Ekim 2018), s.238; İngeç, E., İnşaat Firmalarının Kredi Talepleri ve Bankalar Tarafından Kredilendirilmesi
10
Proje finansmanının konusu genellikle belli bir büyüklüğün üzerindeki yeni bir
projenin finansmanıdır. Bununla birlikte, mevcut bir yatırımın yenilenmesi veya ek
yatırımların yapılması amacıyla da proje finansmanı yapılabileceğini belirtmek isteriz
4
.
Proje finansmanından söz edebilmek için proje varlıklarının ve nakit akışının izole
edilmiş olması ve kredi alanın hissedarlarının projeyi finansal olarak desteklememesi
5
veya sınırlı olarak desteklemesi gerekir
6
. Proje varlıklarının ve nakit akışının izole
edilebilmesi amacıyla, proje finansmanında münhasıran projenin hayata geçirilmesi
amacıyla kurulmuş proje şirketleri üzerinden ilerlenir.
B. SENDİKASYON KREDİLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, yatırımı planlanan proje genellikle
hacmi nedeniyle belli bir büyüklüğün üzerinde finansman ihtiyacı doğurur. Bu nedenle,
projenin hayata geçirilmesi için gereken finansman ihtiyacının birden fazla kredi veren
tarafından karşılanması gündeme gelebilir
7
. Proje finansmanının birden fazla banka
tarafından gerçekleştirilmesi hali sendikasyon kredisi olarak tanımlanır. Projenin birden
fazla kredi veren tarafından finanse edilmesi aynı zamanda riskin paylaştırılması
açısından da önem arz eder. Uygulamada özellikle büyük alt yapı, enerji ve sağlık
projeleri hacimleri nedeniyle her zaman birden fazla kredi veren tarafından finanse
edilmektedir.
Sendikasyon kredisi, iki veya daha fazla kredi veren tarafından yüksek meblağlı
fon ihtiyacı olan borçluya sağlanan, kredi verenlerden birinin önderliğinde geliştirilen,
ortak dokümantasyona sahip olan, kredi verenler için benzer nitelikte hüküm ve koşullar
Sistemlerinin Değerlendirilmesi ve Kredi Tahsis Modeli Önerisi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2009, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.114; Young, G.C., Understandıng The
Legal Fundamentals Of Project Fınance Contracts, Nnamdi Azikiwe University Journal of International Law and
Jurisprudence, V.5, 2004, https://www.ajol.info/index.php/naujilj/article/view/136316 (23 Ocak 2019), s. 137.
4
Hoffman, S.L., A Practical Guide to Transactional Project Finance: Basic Concepts, Risk Identification and
Contractual Considerantions, The Business Lawyer, V.45, N.1, 1989, https://www.jstor.org (10 Kasım 2018), s.182.
5
Erekmekçi, M., Türk Hukukunda Yap İşlet Devret Modeli Çerçevesinde Üst Hakkı, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2012, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.31; IFC, Project Finance In
Developing Countries, N.7, 1999, www.ifc.org (17 Ekim 2018), s.1.
6
Akansel, G./Demir, K./Mete, İ./Korkmaz, E., Proje Finansmanında Kullanılan Teminatların Yapılandırılmasına
İlişkin Genel Değerlendirme, GSI, 2014, http://www.goksusafiisik.av.tr/Articletter/2014_Summer/GSI_Articletter_
2014_Summer_Article5.pdf (09 Şubat 2017), s.65; Hoffman, s. 182; Güleryüz, M.T., Legal Aspect of Mitigating
Construction Risk in Project Finance, İstanbul 2013, s.6.
7
Dentons, A Guide to Project Finance, s.22.
11
içeren ve ortak temsilci kullanılan
8
kredi türüdür
9
. Ülkemizde gerçekleştirilen proje
finansmanları ağırlıklı olarak sendikasyon kredisi şeklinde yapılanmaktadır. Bu nedenle,
temel özelliklerini belirlemeye yetecek ölçüde sendikasyon kredilerini incelemek yerinde
olur.
Tanımdan hareketle sendikasyon kredisinin özelliklerini aşağıdaki gibi
sıralayabiliriz:
(i) Birden Fazla Kredi Kuruluşunun Katılımı: Sendikasyon kredisinden
söz edebilmek için kredinin en az iki kredi veren tarafından sağlanması gerekir
10
.
(ii) Tüm Kredi Kuruluşları İçin Benzer Hüküm ve Koşullar İçermesi:
Sendikasyon kredisinde kural olarak kredi hüküm ve koşulları tüm kredi verenler için
aynı niteliktedir
11
. Ancak, bu kural tüm kredi verenler için kredi hüküm ve koşullarının
birebir aynı olacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Özellikle, sendikasyon kredisinin
yapısı çeşitlilik arz ediyorsa (farklı kredi dilimlerinin farklı kredi verenler tarafından
fonlanması gibi) hüküm ve koşullar da bu farklılık paralelinde değişkenlik gösterebilir
12
.
Ancak, aynı paralelde olan kredi verenlere (örneğin aynı kredi dilimde yer alan kredi
verenlere) aynı koşullar uygulanır.
(iii) Ortak Dokümantasyon: Sendikasyon kredisinde kredinin tüm hüküm ve
koşullarını içeren ortak bir dokümantasyon üzerinden ilerlenir
13
.
(iv) Kredi Temsilcisi: Sendikasyon kredisinin önemli özelliklerinden biri de
kredi yapısında kredi temsilcisinin yer almasıdır. Kredi temsilcisinin olmadığı işlemler
sendikasyon kredisi olarak kabul edilmez
14
. Kredi temsilcisi, kredinin yönetimini ve
işleyişini takip eder
15
. Bu rolü nedeniyle de kredi sözleşmesinin özellik arz eden
taraflarından biri olarak kabul edilir. Aşağıda Finansman Tarafları ve Bağlantılı Diğer
8
Hurn, S., Syndicated Loans, İngiltere 1990, s. 1.
9
Apak, S., Uluslararası Bankacılıkta Finansal Sistemler, 2.B., İstanbul 1993, s. 70.
10
Berker, N., Sendikasyon Kredisi Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2002, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.7.
11
Hurn, s.1.
12
Apak, s.70.
13
Berker, s.8.
14
Hurn, s.2.
15
Donaldson, T. H., Lending in International Commercial Banking, New York 1988, s. 75; Dentons, A Guide to Project
Finance, s.23.
12
Taraflar başlığı altında kredi temsilcisinin görev, yetki ve sorumluluklarına detaylı olarak
değinilecektir
16
.
(v) Değişken Faiz Oranı: Sendikasyon kredisinde genellikle değişken faiz
oranı kullanılır. Kredi verenler orta ve uzun vadeli kullandırdıkları kredinin yarattığı
maliyetin artması riskini taşımak istemedikleri için değişken faizi tercih ederler. En sık
kullanılan faiz oranları fonun sağlandığı piyasaya göre, LIBOR ve EURLIBOR gibi
değişken faiz oranlarıdır
17
. Faiz oranına ilişkin hükümler kredi sözleşmelerinin önemli
hükümleri arasında yer alır. Faiz oranı tespit edilirken, kredinin kredi verenlere
(bankalara) olan maliyetine bir oran ilave edilmektedir. Bankaların sağladıkları krediyi
öz kaynaklarından karşılamaları halinde, kredinin söz konusu piyasadaki diğer
bankalardan borçlanıldığı farz edilmekte ve bankanın piyasadaki fon maliyeti üzerinden
hesaplama yapılmaktadır
18
.
Sendikasyon kredileri farklı kriterlerden hareketle birçok ayrıma konu olabilir.
Ancak, biz tezimizin konusunu da dikkate alarak sendikasyon kredilerine ilişkin temel
ayrım üzerinde durmayı yeterli görüyoruz. Sendikasyon kredileri:
(i) Taahhütlü Sendikasyon Kredisi (Underwriten Deal): Taahhütlü
sendikasyon kredilerinde lider banka(lar) kredi limitinin tamamını taahhüt ederler.
Katılımcı bankaların iştirakine rağmen eksik kalan kredi tutarı lider banka(lar) tarafından
karşılanır. Bu sendikasyon türünde kredinin tüm hüküm ve koşulları lider banka(lar)
tarafından belirlenir.
(ii) En İyi Gayret Esasına Göre Sendikasyon Kredisi (Best-Efforts
Syndication): Lider banka(lar) müşteriye talep edilen kredi limitinin sağlanması
hususunda en iyi gayreti gösterme borcu altına girerler. Katılımcı bankaların iştirakine
rağmen talep edilen kredi tutarının sağlanamaması halinde, talep edilen kredi tutarı aşağı
çekilir veya kredi koşulları revize edilerek yeni bir kredi paketi hazırlanır ve tekrar
katılımcı bankalar aranır.
(iii) Kulüp Kredi (Club Loan): Daha küçük meblağlı (genellikle 25.000.000
(yirmi beş milyon) ila 100.000.000 (yüz milyon) Amerikan Doları aralığındaki) krediler
16
Kredi Temcilsicinin görev, yetki ve sorumlulukları için bkz. s.22.
17
Berker, s.9.
18
Berker, s.9, dpn.22.
13
kulüp kredisi şeklinde kullandırılmaktadır. Birkaç bankanın katılımı ile kredinin
sağlanması mümkünse, bu kulüp kredisi (“Club Loan”) olarak adlandırılır
19
.
Teknik olarak bakıldığında, kulüp kredisinde kredi veren sayısı diğer
sendikasyon kredilerindeki kredi veren sayısından azdır. Kulüp kredisinde, kredi veren
bankalar kredi hüküm ve koşullarını birlikte oluştururlar. Kredi dokümantasyonu tüm
bankaların iştiraki ile gerçekleşir. Kredi hüküm ve koşulları kredi veren bankalar için eşit
veya yakın şekilde oluşturulur. Uygulamada özellikle tamamı Türk bankaları tarafından
finanse edilen proje finansmanları kredi veren bankaların sayısına bakılmaksızın ve
yukarıda belirttiğimiz eşiğin üzerinde olsalar dahi kulüp kredisi olarak
kullandırılmaktadır.
II. PROJE FİNANSMANININ TARAFLAR
Aşağıda öncelikle proje taraflarına değinilecek ve böylelikle projelerin işleyişi
somutlaştırılmaya çalışılacaktır. Peşi sıra, finansman tarafları ile bağlantılı diğer taraflar
ele alınacaktır. Bu noktada, projenin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre proje taraflarının,
finansman taraflarının ve bağlantılı diğer tarafların değişkenlik gösterebilir. Aşağıdaki
incelememizde, proje finansmanında karşılaşılabilecek tüm proje tarafları, finansman
tarafları ve bağlantılı diğer taraflar dikkate alınmış ve mümkün olan en geniş kapsama
ulaşılmaya çalışılmıştır.
A. PROJE TARAFLARI
Proje, ölçeğine ve türüne bağlı olarak birden çok oyuncunun birbirinden
bağımsız ilişkilerle rol aldığı bir bütündür. Bu karmaşık yapısı nedeniyle, her proje için
geçerli olacak standart proje tarafları listesi verilmesi mümkün değildir. Tipik bir projede
yer alan taraflar: proje şirketi (kredi alan), kredi alanın hissedarları, danışmanlar,
tedarikçiler, müşteriler, yükleniciler, operatörler ve sigorta şirketidir
20
.
19
Apak, s.71.
20
Public Private Partnership Legal Resource Center, Project Finance Key Concepts, 2016,
https://ppp.worldbank.org/public-private-partnership/financing/project-finance-concepts (08 Şubat 2017).
14
Son yıllarda Yap İşlet Devret modeli ile hayata geçirilen işlerin finansman
ihtiyacı proje finansmanı ile sağlanmaktadır. Bu nedenle, çalışmamızda Proje Tarafları
başlığı altında kamu kurum ve kuruluşlarına da yer verilecektir.
Proje tarafları projenin kredilibitesi açısından önem arz eder. Zira, kredi verenler
projenin kredilibitesini değerlendirirken; inşaat döneminin sorunsuz tamamlanması,
faaliyet döneminde projeksiyonlara uygun gelir elde edilmesi, projeye ilişkin iş ve
işlemlerin uzmanlara delege edilmesi ve bu sayede riskin dağıtılması
21
gibi birçok farklı
hususu dikkate alırlar.
1. PROJE ŞİRKETİ (KREDİ ALAN)
Proje şirketi, kredi veren(ler) ile projenin hayata geçirilmesi amacıyla kredi
sözleşmesi akdeden ve borç altına giren taraftır
22
. Proje finansmanından söz edilebilmesi
için kredi alanın hissedarları tarafından kurulmuş ve daha önce hiçbir faaliyeti olmayan
özel amaçlı bir şirket olması gerekir
23
. Special Purpose Vehicle (“SPV”) yani Özel
Amaçlı Şirket olarak anılan bu şirketlerin kuruluş bilançosu sıfırdır. Şirketin
bilançosunda ancak projenin hayata geçirilmesine ilişkin fizibilite çalışmalarına ve
danışmanlık ücretlerine rastlanır. Projeye ilişkin lisans ve izinler proje şirketine verilir ve
proje ile ilgili tüm varlıklar proje şirketinin mülkiyetindedir. Projenin tüm nakit akışı da
bu şirket üzerinden geçer.
Kredi alanın SPV olması proje finansmanı açısından kredilibite sorunu
yaratmaz. Zira, daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere proje finansmanında kredi alanın
değil, projenin ödeme gücü dikkate alınır. Bu noktada, ülkemizde kurulan SPV’lerin
genellikle anonim şirket olarak kurulduğunu belirtmek isteriz.
Uygulamada SPV olmayan ve uzun yıllardır faaliyette olan şirketlere verilen
kredilerin de proje finansmanı olarak adlandırıldığı görülmektedir. Bu krediler her ne
kadar proje finansman başlığı altında konumlandırılmaya çalışılsalar da proje finansmanı
21
Proje finansmanında riskin dağıtılması hususunda bkz. Dentons, A Guide to Project Finance, s.35.
22
Günaydın, F., Yapılandırılmış Finansman Modeli Olarak Sukuk ve Proje Finansmanında Kullanımı, Gazi Üniveritesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2013, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.25; Güleryüz, s.9.
23
Public Private Partnership Legal Resource Center, Project Finance Key Concept, 2016; Young, s.141.
15
değillerdir. Bu tip kredilerin orta veya uzun vadeli ticari krediler olarak kabul edilmesi
yerinde olur.
2. KREDİ ALANIN HİSSEDARLARI
Kredi alanın hissedarları projenin yapım ve işletmesinden sorumlu olan ve diğer
proje katılımcılarını organize ve kontrol eden taraf olarak tanımlanabilir
24
. Kredi alanın
hissedarları SPV’nin sermayesini temsil eden hisseleri elinde tutan sermayedarlardır.
Proje finansmanında kural olarak, kredi alanın hissedarları projeyi finansal olarak
desteklemezler
25
. Bazı projelerde ise kredi alanın hissedarlarının projeye sınırlı olarak
finansal destek verdiği görülmektedir. Proje finansman yapısından uzaklaşılmaması için
sınırlı finansal desteğin kapsamının zaman ve miktar kriterleri üzerinden netleştirilmesi
gerekir. Kredi alanın hissedarlarının inşaat döneminde verdikleri proje tamamlama
garantisi ve maliyet aşımını finanse etme garantisi ve yine faaliyet döneminde verdikleri
Borç Servis Rezerv Hesabının (BSRH)’nın fonlanması garantisi uygulamada en sık
karşılaşılan sınırlı finansal destek halleridir.
Kredi alanın hissedarlarının kefaletini veya garantisini içeren (sınırsız geri dönüş
kurgusu oluşturulan) ve proje finansmanı başlığı altına oturtulmaya çalışan finansman
modellerine ülkemizde sıklıkla rastlanılmaktadır. Bu işlemlerin teorik olarak proje
finansmanı olarak kabul edilmeleri mümkün değildir.
3. DANIŞMANLAR
Proje şirketi projenin sağlıklı bir şekilde kurgulanması ve hayata geçirilmesi için
teknik, finansal ve hukuki konularda uzmanlardan danışmanlık hizmeti alır
26
.
Danışmanlık sözleşmeleri proje şirketi ve danışmanlık şirketleri arasında akdedilir.
Uygulamada, danışmanlık şirketlerinden alınacak hizmetin kapsam ve içeriği kredi
veren(ler)’in görüş ve uygunluğu alınarak belirlenmektedir.
24
Dentons, A Guide to Project Finance, s.21; Young, s.141.
25
Public Private Partnership Legal Resource Center, Project Finance Key Concept, 2016.
26
Dentons, A Guide to Project Finance, s.24; Young, s.143.
16
4. TEDARİKÇİLER
Proje şirketi, proje vadesi boyunca projenin ihtiyaç duyduğu ham madde,
malzeme, hizmet ve diğer kaynakları düzenli olarak uygun kalitede ve makul fiyatlarla
sağlamak için tedarikçilerle uzun süreli tedarik sözleşmesi akdeder
27
. Böylelikle, proje
için gerekli olan malzemelerin yeterli miktarda alınması sağlanır
28
. Tedarik
sözleşmesinde sözleşme konusu malların teslim tarihleri, sabit birim fiyatları ve gecikme
veya sair bir nedenle sağlanamayan malların başka bir kaynaktan alınması halinde ortaya
çıkan maliyetin akıbeti düzenlenmelidir. Kural olarak, kredi veren(ler) tedarik
sözleşmelerinin içeriğine müdahale etmezler. Ancak, uygulamada kredi veren(ler)in;
belli meblağın üzerinde kalan tedarik işlemlerini düzenleyen tedarik sözleşmelerine,
projenin özelliği nedeniyle öne çıkan tedarik işlemlerini düzenleyen tedarik
sözleşmelerine ve tek tedarikçi üzerinden ilerlenen tedarik işlemlerini düzenleyen tedarik
sözleşmelerine müdahale ettikleri görülmektedir.
5. MÜŞTERİLER
Projenin faaliyet döneminde üretilen ürün ve hizmetler için satış garantisinin
sağlanması projenin nakit akışının sağlanması ve netleşmesi amacına hizmet eder.
Özellikle ürün ve hizmetlerin açık pazarda satılması söz konusu olmadığında
29
, proje
şirketleri belirli bir alıcı ile uzun süreli bir satım sözleşmesi akdederler
30
. Böylelikle,
projenin gelir riski minimize edilmiş olur. Bu tip sözleşmeler doğrudan doğruya projenin
gelir kaynağını oluşturduğundan satış bedeli başta olmak üzere tüm sözleşme
koşullarının, sözleşmesinin hüküm ve koşullarında yapılacak değişikliklerin, müşterilerin
hangi koşullarla ve ne şekilde değiştirileceğine ilişkin kuralların veya müşterinin
temerrüde düşmesi, aczi veya iflası gibi hallerde alınacak aksiyonların uygulamada kredi
veren(ler)in görüşü alınarak belirlendiği görülmektedir.
27
Günaydın, s.26.
28
Baragona, K., Private Project Financing, 2012, https://www.esmap.org/sites/default/files/esmap-
files/ESMAP_IFC_RE_Training_World_Bank_Baragona_I.pdf , (24 Eylül 2018), s.15.
29
Dentons, A Guide to Project Finance, s.25.
30
Günaydın, s.26.
17
6. YÜKLENİCİ
Proje finansmanında riskin paylaşılması amacıyla, en sık kullanılan ve kuşkusuz
en önemli sözleşme olan “Engineering, Procurement and Construction Contract” (EPC)
dilimize “Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesi” olarak tercüme edilebilir
31
.
Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesinin akdedilmesinin amacı, projenin anahtar
teslimi
32
olarak işletilmeye hazır şeklinde teslimin sağlanmasıdır
33
. Proje şirketi bu
delegasyonla maliyet aşımı ve gecikme risklerini bertaraf etmeyi hedefler
34
. Zira,
yüklenici bu sözleşme ile projeyi anahtar teslimi olarak işletmeye hazır şekilde belli bir
bedelle ve belli bir tarihte teslim etmeyi üstlenir
35
.
Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesi proje şirketi ile yüklenici arasında
akdedilir. Özellikle alt yapı projelerinde projenin hacmi nedeniyle tek bir yüklenicinin işi
tamamlaması iş gücü ve sermaye kapasitesi açısından mümkün olmayabilir. Bu halde,
yüklenici belirli bir gruptan oluşur. Uygulamada bu gruplardan en sık rastlanılanı “joint
venture” (“müşterek iş ortaklığı”/”müşterek girişim”/”müşterek taahhüt”)’dır
36
. Bu
noktada, proje finansmanında yüklenicilerin işi alt yüklenicilere delege etmesinin sık
karşılaşılan bir durum olduğunu belirtmek isteriz
37
.
Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesinde proje tanımı ve özellikleri,
anahtar teslim fiyatı ve ödeme şekli, proje tamamlama tarihi, proje tamamlama garantisi,
tamamlama yükümlülüğüne ilişkin teminat mektubu ve cezai şart koşulları
düzenlenmelidir. Yüklenicinin atanması ve Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesinin
hüküm ve koşulları, sözleşmesinin hüküm ve koşullarında yapılacak değişiklikler,
31
Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesi, Proje Finansmanının standart sözleşmelerindendir. bkz. Hoffman, s.231.
32
Anahtar teslimi inşaat sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda tanımlanmamıştır. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri
Kanunu’nun 6/a maddesinde anahtar teslimi inşaat sözleşmesi: “Yapım işlerinde, uygulama projeleri ve bunlara ilişkin
mahal listelerine dayanarak, işin tamamı için isteklinin teklif ettiği toplam bedel üzerinden anahtar teslimi götürü bedel
sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Anahtar teslimi inşaat sözleşmesi bileşik tipli karma bir isimsiz sözleşmedir. Şekerci,
S., Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara
2010, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.27.
33
Şekerci, s.4; Dentons, A Guide to Project Finance, s.24.
34
Güleryüz, s.32-33; IFC, Project Finance In Developing Countries, s.40.
35
Baragona, K., Private Project Financing, s.5.
36
Joint venture, iki veya daha fazla hukuki ve iktisadi olarak birbirinden bağımsız kişinin (gerçek veya tüzel kişi)
müştereken belli bir amacı gerçekleştirmek ve kar elde etmek için kurdukları ve müştereken yönettikleri tüzel kişiliği
olan veya olmayan bir oratklıktır. Tanım için bkz. Kaplan, İ., İnşaat Sektöründe Müşterek İş Ortaklığı (Joint Venture),
2.B., Ankara 2007, s.24; Dentons, A Guide to Project Finance, s.24.
37
Şekerci, s.8-9.
18
yüklenicinin hangi koşullarla ve ne şekilde değiştirileceği veya yüklenicinin temerrüde
düşmesi, aczi veya iflası gibi hallerde alınacak aksiyonlar uygulamada kredi veren(ler)in
görüşü alınarak belirlenmektedir
38
.
7. OPERASYON VE BAKIM İŞLERİNİ ÜSTLENEN ŞİRKET
Projelerde sık kullanılan sözleşmelerden biri olan “Operation and Maintenance
Agreement” dilimize “Operasyon ve Bakım Sözleşmesi” olarak tercüme edilebilir.
Operasyon ve Bakım Sözleşmesiyle, projenin bakım, işletme ve onarımı uzman bir
şirkete delege edilir
39
. Operasyon ve Bakım Sözleşmesi proje şirketi ve operasyon ve
bakım işlerini üstlenen şirket arasında akdedilir. Sözleşmede hizmetin tanımı, kapsamı,
operasyon ve bakım işlerini üstlenen şirketin sorumlulukları, ücret ve cezai şartlar
belirlenmelidir.
Operasyon ve Bakım Sözleşmesinin hüküm ve koşulları, sözleşmesinin hüküm
ve koşullarında yapılacak değişiklikler, operasyon ve bakım şirketinin hangi koşullarla
ve ne şekilde değiştirileceği veya operasyon ve bakım şirketinin temerrüde düşmesi, aczi
veya iflası gibi hallerde alınacak aksiyonlar uygulamada kredi veren(ler)in görüşü
alınarak belirlenmektedir.
8. SİGORTA ŞİRKETİ
Projede esas olan risklerin paylaştırılması olduğundan sigorta, riski azaltan veya
ortadan kaldıran ilk araç değildir. Yüklenicilerin, tedarikçilerin, müşterilerin ve bakım
onarım şirketlerinin projeye dahil edilmesinin nedeni riskin paylaştırılmasıdır
40
. Sigorta
riskin paylaştırılmasına rağmen ortaya çıkan sorunların giderilmesi için devreye giren bir
çözüm yöntemi olarak kabul edilmelidir. Bu noktada, sigorta şirketlerinin proje
38
Uygulamada, kredi veren(ler)in Mühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesine doğrudan müdahalesinin sağlanması
amacıyla, yüklenici, proje şirketi ve kredi veren(ler) arasında “Doğrudan Sözleşme” (Direct Agreement) olarak
adlandırılan bir sözleşme akdedilir. Dentons, A Guide to Project Finance, s.61. Doğrudan Sözleşmenin akdedilmesinin
amacı, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde, proje şirketini devre dışı bırakarak, kredi veren(ler)in doğrudan doğruya
hukuken yükleniciye karşı aksiyon almasını sağlamaktır. Doğrudan Sözleşmede özellikle yüklenicinin temerrüdü
halinde, alınacak aksiyonların, yüklenicinin görevden alınmasına dair koşulların, yeni yüklenici atanması usulünün ve
teminat mektubunun paraya çevrilmesine ilişkin kuralların düzenlenmesi gerekir.
39
Bakım Onarım Sözleşmesi, Proje Finansmanının standart sözleşmelerindendir. bkz. Hoffman, s.231.
40
Sorge, M., The Nature Of Credit Risk In Project Finance, 2004, http://www.bis.org/publ/qtrpdf/r_qt0412h.pdf (14
Temmuz 2016), s.94.
19
finansmanında önemli bir rol oynadığını belirtmek isteriz
41
. Ülkemizde proje finansmanı
modeli ile hayata geçirilen projelere ilişkin sigorta poliçelerinin kapsamlarının ve sigorta
tazminat oranlarının kredi veren(ler)in uygunluğu alınarak belirlendiğini belirtmek
isteriz.
9. KAMU KURUM VE KURULUŞLARI
Alt yapı, enerji, sağlık ve gayrimenkul alanlarında gün geçtikçe sayısı artan
yatırımlar proje finansmanına olan eğilimi arttırmaktadır. Kamunun inşa eden ve işleten
rolünden uzaklaşması ve PPP (Public Private Partnerships) yani Kamu Özel İşbirliği
42
yöntemi ile bu rolleri özel sektöre bırakması da proje finansmanını olan eğilimin
artmasında etkilidir.
Doktrinde üzerinde mutabık kalınan bir Kamu Özel İşbirliği tanımı
bulunmamaktadır
43
. Kamu Özel İşbirliği en yalın haliyle, alt ve üst yapı projelerinin
(özellikle çevre, sağlık ve ulaşım konularında) hayata geçirilmesi, işletilmesi ve yönetimi
hususunda kamu ile özel sektörün işbirliği yaptığı projeler olarak tanımlanabilir
44
. Kamu
Özel İşbirliği, bir çok alt modeli bünyesinde bulunduran bir çatı kavram niteliğindedir.
Alt modeller, kamu ve özel sektör arasındaki ilişkinin yapısına, konusuna, tarafların hak
ve yükümlülüklerine göre oluşmaktadır. Kamu Özel Ortaklığının belli başlı alt modelleri,
Yap İşlet Devret, Yap İşlet, Yap Kirala Devret, Gelir Ortaklığı Modeli ve İşletme Hakkı
Devridir
45
. Ülkemizde gerçekleştirilen ve büyük kaynak ihtiyacı gerektiren alt yapı, enerji
ve sağlık konulu yatırımlar Yap İşlet Devret modeli üzerinden hayata geçirilmektedir
46
.
41
Dentons, A Guide to Project Finance, s.25.
42
Doktrinde PPP (Public Private Partnerships) kavramının Türkçe karşılığı hususunda fikir birliği sağlanamamıştır.
PPP (Public Private Partnerships) kavramının Türkçe karşılığı için doktrinde: Kamu Özel Sektör İşbirliği, Kamu Özel
İşbirliği, Kamu Özel Ortaklığı, Kamu Özel Sektör Ortaklığı, Kamu Özel Ortaklığı Modeli, Kamu Özel İşbirliği gibi
farklı kavramlar kullanılmaktadır. Biz PPP (Public Private Partnerships) kavramının Türkçe karşılığı için uygulamada
ağırlıklı olarak kullanılan Kamu Özel İşbirliği ifadesini tercih ettiğimizi belirtmek isteriz. Terminoloji hususunda
doktrindeki farklı görüşler için bkz. Boz, S.S., Kamu Özel İşbirliği (PPP) Modeli, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, Y.2013, C.4, S.2, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/208295 (22 Ekim 2018), s.282-289.
43
Gürkan, M.F., Kamu Özel Ortaklığı, Ankara 2014, s. 7.
44
Keşli, A.T., PPP Projelerinin Hukuki Rejimi, 1.B., İstanbul 2016, s.45; Beşer, B., Kamu Özel İşbirliği, Bursa 2018,
s.32; Gürkan, s.10.
45
Uysal, Y., Yerel Yönetimlerde Kamu Özel İşbirliği Uygulamalarının İki Yönü: Avantajlar ve Dezavantajlar, Kent
Kültürü ve Yönetimi Hakemli Elektronik Dergi, Y.2017, C.10 S.2, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/451775
(22 Ekim 2018), s.271-272.
46
Beşer, s.83.
20
Yap İşlet Devret modeli, 1980’li yılların sonlarında ileri teknoloji ve yüksek
maddi kaynak ihtiyacı duyulan projenin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılmaya
başlanan bir finansman modelidir. Yap İşlet Devret modelinde, yatırım unsurlarından biri
genellikle de en önemli yatırım unsuru olan yatırım arazisi yatırım sahibi tarafından temin
edilir. Bu finansman modelinde, yatırım ihtiyacı ise yatırımcı tarafından sağlanır.
Yatırımcı genellikle yatırım ihtiyacını karşılamak için kendi öz kaynağını kullanmak
yerine kredi almayı tercih eder. Kaynak ihtiyacını sağlayan yatırımcı yatırım konusunu
inşa eder ve kendisine tanınan işletme süresi içinde kendi nam ve hesabına işletir. İşletme
süresi sona erdiğinde ise yatırım çalışır bir şekilde yatırım sahibine teslim edilir
47
.
İşletmenin yatırımcı (özel sektör) tarafından işletildiği sürede yatırım sahibi
(devlet) üretilen mal ve hizmet bedelini belli bir fiyatla almayı garanti eder
48
. Yap İşlet
Devret modelinin devlete avantajı bütçe açığının ve kamu borç stoğunun artmasının
engellenmesidir. Bu modelin özel sektör için avantajı ise hesaplanan gelir ile elde edilen
gelir arasındaki farkın devlet garantisinde olmasıdır. Ülkemizde son yıllarda proje
finansmanı ile hayata geçirilen Yap İşlet Devlet modeli projelerde, Türkiye Cumhuriyeti
Karayolları Genel Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Devlet Hava
Meydanları İşletmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı
tarafından farklı garantiler verildiği görülmektedir.
B. FİNANSMAN TARAFLARI VE BAĞLANTILI DİĞER TARAFLAR
Proje finansmanının temel sözleşmesi olan “kredi sözleşmesi” kredi veren(ler)
ve kredi alan arasında akdedilir. Proje finansmanlarında akdedilen kredi sözleşmelerine
kredi veren(ler) ve kredi alan dışında kredi alanın hissedarları, risk giderim bankaları,
hesap bankaları, kredi temsilcisi ve teminat temsilcisi gibi özellik arz eden taraflar da
47
Erekmekçi, s.29; Karabulut, M., Dünyada ve Türkiye’de Yap İşlet Devret Modelinin İncelenmesi, Beykent
Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2017, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.3;
Duran, L., Yap İşlet Devret Modeli, AÜSBFD, Y.61, C.46, S.1-2, http://ankara.dergipark.gov.tr/download/article-
file/38218 (14 Ocak 2019), s. 150.
48
Proje finansmanında kredi ana para faiz ödemeleri proje gelirleri ile yapıldığından projenin yarattığı gelir projenin
yatırım ihtiyacını karşılayan kredi veren(ler) açısından özel bir öneme sahiptir. Uygulamada, Yap İşlet Devret modeli
ile hayata geçirilen proje finansmanlarında farklı devlet garantisi modellerine rastlanmaktadır. Devlet garantisi projenin
kredi ihtiyacının sağlanmasında (kredi bulunmasında) kolaylaştırıcı etki yaratmaktadır. Devlet garantileri: talep
garantisi, alım garantisi ve Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen diğer garantiler şeklinde gruplandırılabilir. Evren,
Ç.C., Kamu Özel İşbirlikleri, Ankara 2016, 73-82.
21
dâhil olmaktadır. Tezimizin konusu, proje finansmanında Türk Hukukuna tabi
teminatlara ilişkin özellik arz eden hususlardan ibarettir. Bu nedenle, proje finansmanı
için akdedilmesi gereken kredi sözleşmesinin içeriğine tezimizde bilinçli olarak yer
verilmeyecektir. Ancak, aşağıda finansman tarafları ve bağlantılı diğer taraflar ile ilgili
yapılacak açıklamalar için gerekli olduğu ölçüde kredi sözleşmesi düzenlemelerine
değinilecektir.
Hem proje tarafı olan hem de finansman tarafı olan kredi alan ve kredi alanın
hissedarlarına yukarıda Proje Tarafları başlığı altında değinildiğinden bu başlık altında
tekrar değinilmeyeceğini belirtmek isteriz
49
.
1. KREDİ VEREN(LER)
Kredi veren(ler), kredi alan ile projenin hayata geçirilmesi amacıyla kredi
sözleşmesi akdeden ve kredi kullandırma yükümlülüğü altına giren yerli veya yabancı
banka(lar)dır
50
. Başka bir deyişle, kredi veren(ler) projenin ihtiyaç duyduğu finansmanı
sağlayan taraftır
51
. Yukarıda Proje Finansmanının Tanımı, Sendikasyon Kredileri ve
Özellikleri başlığı altında da belirtmiş olduğumuz üzere
52
, proje finansmanı tek bir banka
tarafından veya birden fazla banka tarafından (sendikasyon kredisi şeklinde) finanse
edilebilir.
Projenin hayata geçebilmesi için aranan kredi meblağı genellikle çok yüksek
olduğundan projenin birden fazla banka tarafından fonlanması daha çok tercih edilen bir
yöntemdir. Kredi meblağının farklı bankalar tarafından birlikte fonlanması riskin
bölüşülmesini de sağlayacaktır. Kredi veren(ler) ile kredi alan arasındaki ilişki yukarıda
da belirttiğimiz üzere, kredi sözleşmesinde, kredi veren(ler) arasındaki ilişki ise kredi
verenler arası sözleşmede (intercreditor agreement) düzenlenmektedir.
49
Kredi Alan için bkz. Birinci Bölüm, II, A, 1 ve , Kredi Alanın Hissedarları için bkz Birinci Bölüm, II.A.2...
50
Günaydın, s.26.
51
Baragona, K., Private Project Financing, s.6.
52
Proje Finansmanının Tanımı, Sendikasyon Kredileri ve Özellikleri başlığı altında yapılan açıklamalar için bkz.
Birinci Bölüm, I
22
Tez konumuzun dışına çıkmamak amacıyla, birden fazla kredi veren tarafından
hayata geçirilen proje finansmanlarında kredi verenler arasında akdedilen kredi verenler
arası sözleşmenin şekil ve içeriğine ilişkin hususlara tezimizde bilinçli olarak yer
verilmeyecektir. Ancak, aşağıda finansman tarafları ve bağlantılı diğer taraflar ile ilgili
yapılacak açıklamalar için gerekli olduğu ölçüde kredi verenler arası sözleşme
düzenlemelerine değinilecektir.
2. RİSK GİDERİM BANKALARI (HEDGING BANKS)
Kredi alanın kredi sözleşmesi kapsamında kullanacağı kredi ile ilgili olarak faiz
oranında (değişken faizli kredilerde)
53
meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle
ve/veya kur riski nedeniyle (kredi alanın gelirleri ile kredinin para birimin farklı olması
halinde)
54
risk giderim işlemi yapmayı talep etmesi mümkündür. Risk giderim işlemin
hangi bankadan yapılacağı kredi veren(ler) ile kredi alan arasındaki ticari mutabakata
göre belirlenir. Birden fazla kredi veren tarafından finanse edilen proje finansmanlarında
risk giderim işleminin kredi verenlerden yapılması hususunda mutabık kalınmışsa; her
kredi veren kendi kredi payı için risk giderim işlemi yapacaktır.
Kredi alanın risk giderim işlemini piyasadan fiyat teklifi alarak en rekabetçi
fiyatı veren banka ile yapmayı tercih etmesi de mümkündür. Bu halde, risk giderim
bankası en iyi (rekabetçi) fiyat teklifini yapan banka olacaktır. Risk giderim işlemi risk
giderim bankası ile kredi alan arasında akdedilen “risk giderim sözleşmesi” ile hayata
geçirilir. Uygulamada, akdedilecek risk giderim sözleşmesi ve bu sözleşmede yapılacak
53
Interest Trade Swap (IRS/Faiz Swap): Faiz swap işlemi en yalın hali ile faiz ödemelerinin takas edilmesi olarak
tanımlanabilir. bkz. Akçay, M.B./Kasap, M./Doğuç, T./Kasap, G., Türev Piyasalar ve Yapılandırılmış Ürünler, 1.B.,
İstanbul 2012, s.469. Teorik olarak, aynı nakit akışına sahip biri sabit faizli diğeri değişken faizli iki nakit akışının faiz
yükümlülükleri taraflarca değiştirilir. Böylelikle, faiz ödeme yükümlülüklerinin tipi değiştirilebilir ve ortada bir faiz
riski varsa IRS işlemi ile bertaraf edilebilir. Tarafların aldığı risk münhasıran faiz ödemeleri olduğundan tarafların
işleme konu anaparayı takas etmesi mümkün değildir. Bu nedenle, IRS likidite veya fonlama amacıyla kullanılabilecek
enstrümanlar arasında sayılmaz. Zaman içinde tarafların birbirini bulması hususunda yaşanan pratik zorluklar nedeni
ile bankalar söz konusu işlemlere aracılık etmeye başlamış ve sonunda faiz swap işlemleri için piyasa yapıcı konumuna
gelmişlerdir. IRS değişken faiz yükümlülüğü olduğu için faiz riskine açık olan kredi alan tarafından tercih edilir. Kredi
alan IRS ile gelecekteki faiz oranlarını bugünden sabitleyerek faiz dalgalanmalarına karşı koruma sağlarlar. Zira, IRS
yapan şirketler gelecek dönemlerdeki ödeme dönemlerinde ne kadar faiz ödeyeceklerini bilirler.
54
Cross Currency Swap (Çapraz Döviz Swapı): Cross Currency Swap tarafların karşılıklı olarak döviz ve bu dövize
bağlı faiz pozisyonlarını anlaştıkları kur seviyesinden takas etmeleri olarak tanımlanabilir. bkz.
Akçay/Kasap/Doğuç/Kasap, s.470. Takas konusu döviz pozisyonu olduğundan döviz swaplarından ara ödemeler, faiz
ödemeleri gibi ilgili döviz pozisyonuna ait tüm nakit akışının da takas edildiği kabul edilir. bkz. Hull, J.C., Options,
Futures and Other Derivatives, Pearson Prentice Hall, 2006, s.165. Uygulamada kredinin döviz cinsi üzerinden
kullanıldığını ve fakat kredi alanın gelirlerinin Türk Lirası cinsinden olduğu (otoyol ve enerji projeleri gibi) ve bu
nedenle çapraz döviz swapının kullanıldığı proje finansmanlarına sıklıkla rastlanılmaktadır.
23
her revizyon birden fazla kredi veren tarafından finanse edilen proje finansmanlarında
kredi verenlerin ad ve hesabına hareket eden kredi temsilcisinin, tek banka tarafından
finanse edilen kredilerde ise kredi verenin onayına sunulmaktadır.
Risk giderim sözleşmelerinde, tarafların borçları, vadeli işlemlerin
sonlandırılmaları halinde, tarafların karşılıklı borç ve alacaklarının takas mahsup
yöntemiyle netleştirilerek yalnızca netleştirme sonucunda borçlu çıkan tarafın ödeme
yapma yükümlülüğün olduğu ve borç ve alacakların değerinin tespitinde ilgili vadeli
işlemler tahtında ödenecek veya teslim edilecek varlıkların piyasa değerlerinin esas
alınacağının hükme bağlanması gerekir.
Risk giderim işlemlerinin üçüncü şahıslardan yapılması halinde
55
, alınacak
aksiyonların (örneğin üçüncü şahıslardan yapılan risk giderim işleminden doğan
alacakların kredi verenlere temlik edilmesi) tarafların menfaatleri açısından akdedilecek
kredi sözleşmesinde müteakip koşullar (condition subsequent) arasında düzenlenmesi
yerinde olur.
3. HESAP BANKALARI (ACCOUNT BANKS)
Kredi veren(ler), kredi alanın nakit akışından faydalanmak ve kredi alanın nakit
akışını takip etmek
56
için hesap bankası olmayı tercih eder(ler). Hesap bankaları, kredi
veren(ler)in nam ve hesabına hareket ederler.
Hesap bankasının en önemli rolü, proje gelirlerini, nakit akışını ve harcamaları
izlemektir
57
. Hesap bankası, proje gelirlerini ve nakit akışını, gelirler hesabını izleyerek
ve kredi alanın ticari mutabakata göre yapacağı harcamaları da ödeme hesabını izleyerek
takip eder. Hesap bankalarının atanması, yetkileri, sorumlulukları ve sorumluluklarının
sınırları kredi sözleşmesinde detaylı olarak düzenlenmelidir. Uygulamada, hesap
bankalarının (çalışanlarının ve danışmanlarının kasıt ve ağır kusuru dışında) finansman
55
Risk giderim bankasının üçüncü bir şahıs (kredi veren(ler) dışında bir banka) olması halinde, risk giderim bankası
proje teminatlarından faydalanmak, kredi veren(ler) de risk giderim sözleşmesinden kaynaklanan alacakları temlik
almak isteyecektir. Risk giderim bankasının ve kredi veren(ler)in bu talepleri; risk giderim bankasının kredi verenler
arasında akdedilen, kredi verenler arası sözleşmeye taraf yapılması ve kredi verenler arası sözleşmede temlik ve
teminatlardan faydalanılması koşullarının netleştirilmesiyle sağlanır.
56
Dentons, A Guide to Project Finance, s.72.
57
Dentons, A Guide to Project Finance, s.72.
24
belgeleri
58
tahtındaki görevlerini yerine getirirken yol açabilecekleri doğrudan veya
dolaylı zarar ve ziyandan sorumlu tutulmayacaklarına ve bu tür zarar ve ziyanlar
nedeniyle hesap bankalarından, çalışanlarından ve danışmanlarından herhangi bir talepte
bulunulmayacağına dair hükümler kredi sözleşmelerine eklenmektedir. Yine
uygulamada, kredi verenlerin hesap bankalarının finansman belgeleri tahtındaki
görevlerini ifa etmelerinden doğan vergilerden, oluşan masraflardan ve zarar veya
ziyandan hesap bankalarını beri kılacağına dair hükümler de kredi sözleşmelerine
eklenmektedir
59
.
Proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde kural olarak hesap
bankaları; kendilerine verilen tüm beyan, belge ve talimatların asıl ve doğru olduğunu
kabul ederek ve bu beyan, belge ve talimatların asıl veya doğru olduğunu araştırma
yükümlülüğü olmadan işlem tesis etmeye, kendisine yazılı olarak bildirilmediği sürece
temerrüt hali bulunmadığını varsayarak işlem yapmaya, kredi alan veya kredi temsilcisi
veya teminat temsilcisinden herhangi bir talimat aldığında bu talimat ile ilgili finansman
belgelerinde belirtilen koşul ve şartların var olduğunu veya oluştuğunu varsaymaya
yetkili olup ayrıca araştırma yapmaksızın ve herhangi bir tarafa karşı herhangi bir mali
sorumluluk üstlenmeksizin ilgili talimatlara dayanarak işlem tesis etmeye, yasalara aykırı
olduğuna dair makul şüphesi olması halinde talep edilen işlemleri yapmama veya yasanın
gerektirdiği işlemleri yapmaya, kendisine ulaştırılmış bir talimat olmasa dahi,
gecikmesinde sakınca bulunduğuna inandığı hallerde, finansman belgelerinde kendine
tanınan hakları kredi veren(ler)in finansman belgeleri tahtındaki tüm haklarını korumak
için gerekli olduğunu düşündüğü ölçüde ve şekilde kullanmaya, (bu serbestiyi kullanıp
kullanmamak tamamen hesap bankasının ihtiyarına bırakılmalıdır. Ayrıca, bu serbestinin
hesap bankasını herhangi bir işlemi yapma veya yapmama konusunda herhangi bir borç
ve yükümlülük altına sokmaması gerekir. Diğer taraftan, hesap bankası bu serbestiye
dayanarak alacağı kararları derhal kredi temsilcisine bildirmelidir.), hesaplarda yapılan
tasarrufların finansman belgeleri veya ilgili talimatlarda belirtilen amaçlara uygun
58
Kredi Sözleşmelerinin Tanımlar kısmında, finansman belgelerinin tanımı verilir. Uygulamada akdedilen Kredi
Sözleşmelerinde finansman belgeleri genellikle, kredi sözleşmesi ve kredi alan ile kredi veren(ler) arasında akdedilen
tüm teminat sözleşmelerini kapsayacak şekilde tanımlanır. Bu nedenle, finansman belgeleri tanımı herzaman kredi
sözleşmesini ve teminat sözleşmelerini kapsar.
59
Hesap bankasının sorumlu tutulmaması gereken haller, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin kredi
sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan kredi sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri
verilmemektedir.
25
olduğunu farz etmeye, kredi sözleşmesinde düzenlenmesi halinde, yüklenici ve tedarikçi
ödemelerini doğrudan yüklenicilere ve tedarikçilere yapmaya
60
yetkili kabul edilir
61
.
Proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmesinde hesap bankalarının:
finansman belgeleri hükümlerine uygun hareket etmekle ve kendisinden finansman
belgeleri hükümleri uyarınca talep edilen bilgileri temin etmekle, kredi sözleşmesi
tahtında belirlenmiş olan temerrüt hallerinden herhangi birinin ortaya çıktığının kendisine
bildirilmesi ve/veya herhangi bir surette bir temerrüt halinden haberdar olması halinde,
derhal kredi temsilcisine bilgi vermekle ve finansman belgeleri hükümleri uyarınca kredi
veren(ler)in her birinin tek başlarına yetkili oldukları hususlar ile kredi veren(ler)in
çoğunluğu tarafından alınan kararlar doğrultusunda kredi temsilcisi tarafından kendisine
verilen talimatlara uygun hareket etmekle yükümlü tutulması işlem taraflarının
menfaatine olacaktır.
Son olarak, uygulamada proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde
herhangi bir hesap bankasına dilediği zaman bu görevinden istifa etme hakkının
tanındığını
62
veya kredi verenlerin çoğunluk kararıyla (kredi alanın da görüşü alınarak)
hesap bankasının istifa etmesinin talep edilebileceğine dair yetkinin kredi verenlere
tanındığını belirtmek isteriz. Uygulamada proje finansmanı için akdedilen kredi
sözleşmelerinde hesap bankasının istifasının hüküm ifade edebilmesi için aranan şartlar
detaylı olarak düzenlenmektedir. Yeni hesap bankasının atanması, istifa eden hesap
bankasındaki tutarların yeni hesap bankasına transfer edilmesi ve teminat
sözleşmelerinde
63
gerekli değişikliklerin yapılması istifanın hüküm ifade edebilmesi için
her işlemde kabul edilen asgari şartlardandır.
60
Dentons, A Guide to Project Finance, s.72.
61
Hesap bankasının yetkileri özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
62
Uygulamada hesap bankasının istifası halinde, hesap bankasının görevi süresindeki ücret, masraf ve tazminatlara
ilişkin alacak haklarının saklı olduğuna dair sözleşme hükümlerine proje finansmanı için akdedilen her kredi
sözleşmesinde yer verildiğini yeri gelmişken belirtmek isteriz.
63
Kredi Sözleşmelerinin Tanımlar kısmında, Teminat Sözleşmeleri tanımı verilir. Tanım, proje özelinde alınan tüm
teminatları kapsayacak şekilde yapılmalıdır. Her projede farklı teminatlar alındığı için standart Teminat Sözleşmeleri
tanımı verilmesi mümkün değildir.
26
4. KREDİ TEMSİLCİSİ (FACILITY AGENT)
Sendikasyon kredisi şeklinde hayata geçen proje finansmanlarında kredi
verenler arasındaki ilişkinin ve kredi verenler ile kredi alan arasındaki ilişkinin tek elden
yönetilmesi gerekir. Bu görevi ifa eden ve bu tip işlemlerde öne çıkan taraflardan biri de
kredi temsilcisidir
64
. Kredi temsilcisi, kredi verenler arasından seçilir. Kredi verenlerden
her biri finansman belgelerinde belirtilen konularda kendilerini temsil etmek üzere, kredi
temsilcisine açık yetki verir. Kredi temsilcisinin tüm görev ve yetkilerinin idari nitelikte
olduğunu
65
(herhangi bir inançlı işlemi taraflar adına yürütmediğini) ve kredi
temsilcisinin tüm yetkilerini kredi verenler adına kullanıldığını belirtmek isteriz. Kredi
temsilcisi hizmetlerinin karşılığında kredi alandan komisyon almaktadır.
Ana hatlarıyla, kredi temsilcisinden: kredi alan ile kredi verenler arasında ve
kredi verenlerin kendi arasında sağlıklı ve hızlı bir ilişki kurması beklenir. Kredi
temcilsinin kendisinden beklenen bu görevi ifa edebilmesi için kredi temsilcisinin
(çalışanlarının ve danışmanlarının kasıt ve ağır kusuru dışında) finansman belgeleri
tahtındaki görevlerini yerine getirirken yol açabilecekleri doğrudan veya dolaylı zarar ve
ziyandan sorumlu tutulmaması, bu tür zarar ve ziyanlar nedeniyle kredi temsilcisinden,
çalışanlarından ve danışmanlarından herhangi bir talepte bulunulmaması gerekir. Yine
kredi verenler, kredi temsilcisini finansman belgeleri tahtındaki görevlerini ifa ederken
doğan vergilerden, oluşan masraflardan ve zarar veya ziyandan beri kılmalıdır
66
.
Kredi temsilcisi müessesesi Türk Hukukunda düzenlenmemiş ve henüz Türk
yargısıönüne gelmemiştir. edilmemiştir. Kredi temsilcisinin görevleri, yetkileri ve
sorumlulukları sözleşme serbestisi prensibi çerçevesinde kredi sözleşmesinde ve/veya
kredi verenler arası sözleşmede ayrıntılı olarak düzenlenir. Her işlemde ihtiyaca ve
tarafların iradesine göre kredi temsilcisinin görev, yetki ve sorumlulukları belirlenir.
Kredi temsilcisine tanınan yetkilerin icrası münhasıran kendi takdir yetkisine
bırakılabileceği gibi kredi sözleşmesinde ve/veya kredi verenler arası sözleşmede belli
64
Dentons, A Guide to Project Finance, s.23.
65
Dentons, A Guide to Project Finance, s.23.
66
Kredi Temsilcisi’nin sorumlu tutulmaması gereken haller, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi
Sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
27
kriterlere de bağlanabilir. Kredi temsilcisine takdir yetkisi verildiğinde, ağır kusuru
olmadığı sürece takdir yetkisini kullanarak aldığı kararlar nedeniyle zarar ve ziyandan
sorumlu tutulmaması gerekir. Aksi halde, kredi temsilcisi takdir yetkisini kullanmaktan
kaçınacaktır.
Tüm proje finansmanlarında, kredi temsilcisinin finansman belgeleri tahtında,
kredi verenlerin her birinin tek başlarına yetkili oldukları hususlar hariç olmak üzere,
kredi verenlerin çoğunluğu
67
tarafından verilen talimatlara uygun olarak hareket etmesi
ve bu nedenle yapmış ve/veya yapmamış olduğu hareketlerinden dolayı taraflara karşı
sorumlu olmayacağı kabul edilir
68
. Kredi sözleşmesinde aksi belirtilmediği sürece kural
olarak, kredi temsilcisinin kendisine iletilen dokümanların uygunluğunu, doğruluğunu ve
tamlığını kontrol etme veya herhangi bir sözleşmeye aykırılık teşkil edip etmediklerini
tespit etme veya temerrüt hali olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü
bulunmamaktadır
69
.
Tüm proje finansmanlarında kredi temsilcisinin değişmeyen yetki ve
yükümlülükleri olduğunu da yeri gelmişken belirtmek isteriz. Kredi temsilcisi: kredi
kullandırım ön koşullarının (condition precedent) eksiksiz ve usulüne uygun olarak
tamamlanıp tamamlanmadığına karar vermeye, kredi sözleşmesinde getirilen
kısıtlamalara değen işlemleri onaylamaya (örneğin, kredi alanın izin verilen borçlanma
eşiğinin üzerinde borçlanması, birleşme veya devralma işlemine taraf olması, halka arzı,
üçüncü kişilere borç vermesi veya üçüncü kişilerin borçları için kefil veya garantör
olması yahut ayni bir teminat vermesi gibi işlemler), kredi alan ve/veya diğer
yükümlülerden alınması gereken bilgi ve belgelerin talep etmeye, kredi sözleşmesine
aykırılık olup olmadığını tespit etmeye (kredi sözleşmesinde söz konusu aykırılığın
temerrüt veya erken ödeme gibi farklı yaptırımlara bağlanmış olması mümkündür. Hangi
aykırılık hallerinde kendisinin takdir yetkisinin tek başına yeterli olacağının hangi
hallerde ise diğer kredi verenlerin onayının alınması gerektiğinin kredi sözleşmesinde
67
Dentons, A Guide to Project Finance, s.23.
68
Kredi temsilcisinin sorumlu tutulmaması gereken haller, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi
Sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
69
Kredi temsilcisinin sorumlu tutulmaması gereken haller, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi
Sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
28
detaylı olarak düzenlenmesi tüm tarafların menfaatinedir) ve bağımsız danışmanlar
tarafından yapılan hesaplamalar hususunda karar almaya yetkilidir
70
.
Diğer taraftan, kredi temsilcisi hemen her işlemde; temerrüt bildirim alması
halinde, derhal kredi verenlere durumu bildirmekle, hesap bankaları tarafından kendisine
ödemede temerrüt çıktığının bildirilmesi halinde kredi verenlere ve teminat temsilcisine
durumu bildirmekle, kendisine yapılan bir ödeme olması halinde, bu ödemeyi kredi
oranları nispetinde kredi verenlere dağıtmakla, kredi alanın finansal borç ve taahhütlere
uygun hareket edip etmediğini kontrol etmekle, kredi sözleşmesinde yer alan mali
taahhütleri (BSKO
71
, öz kaynak kredi oranı ve nakit fazlası gibi) dönemsel olarak kontrol
etmekle yükümlüdür
72
.
Uygulamada proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde kredi
temsilcisine dilediği zaman bu görevinden istifa etme hakkının tanındığını
73
veya kredi
verenlerin çoğunluk kararıyla (kredi alanın da görüşü alınarak) kredi temsilcisinin istifa
etmesinin talep edilebileceğine dair yetkinin kredi verenlere tanındığını belirtmek isteriz.
Uygulamada proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde kredi temsilcisinin
istifasının hüküm ifade edebilmesi için aranan şartlar detaylı olarak düzenlenmektedir.
Yeni kredi temsilcisinin atanması, yeni kredi temsilcisinin finansman belgeleri tahtında
kredi temsilcisi olarak hareket etmeyi kabul ettiğine dair yazılı beyanı kredi alan ve istifa
eden kredi temsilcisine teslim etmesi her işlemde kabul edilen asgari şartlardandır.
70
Kredi Temsilcisi’nin yetkileri özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
71
BSKO, projenin yarattığı net nakit akışının ilgili dönemdeki finansal borç yükümlülüklerinin kaç katı olduğunu
gösteren; başka bir deyişle, dönemsel olarak projenin kredi geri ödeme kabiliyetini gösteren ve proje finansmanı için
akdedilen kredi sözleşmelerinin finansal taahhütler kısmında yer alan bir orandır. Linklaters, The Polish Real Estate
Guide Edition, 2009, http://www.linklaters.com/mwginternal/de5fs23hu73ds/progress?id=FOVOmqaahUUY3Adp
WmRw7nUcRxBZmzsvNwVE9QFzGt4 (12 Nisan 2017), s.55.
72
Kredi Temsilcisi’nin yetkileri özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
73
Kredi temsilcisinin istifası halinde, görevi süresindeki alacak haklarının (ücret, masraf ve tazminat) saklı olduğuna
dair sözleşme hükümlerine uygulamada proje finansmanı için akdedilen her kredi sözleşmelerinde istinasız yer
verildiğini belirtmek isteriz.
29
5. TEMİNAT TEMSİLCİSİ (SECURITY AGENT)
Sendikasyon kredilerine ilişkinproje finansmanlarında öne çıkan taraflardan biri
de teminat temsilcisidir. Zira, sendikasyon kredilerinde tüm teminat sözleşmelerine
sadece teminat temsilcisi taraf olur ve teminatlar teminat temsilcisi adına kurulur.
Teminat temsilcisi kredi verenler arasından seçilir ve her bir kredi veren, finansman
belgelerinde belirtilen konularda kendisini temsil etmek üzere teminat temsilcisine açık
yetki verir. Teminat temsilcisi aşağıda detaylı olarak incelenecek paralel borcun alacaklısı
konumundadır
74
.
Teminat temsilcisinden ana hatlarıyla; tüm kredi verenler hesabına hareket
ederek teminatların tesisi aşamasında teminat sözleşmelerine taraf olması, teminatların
muhafaza edilmesi için gerekli aksiyonları alması ve teminatların değerinin korunmasını
sağlaması ve şartlar oluştuğunda teminatların paraya çevirmesi için gerekli işlemleri
başlatması ve sonuçlandırması beklenir. Kredi verenlerin açıkça teminat temsilcisi
yapısını tercih ettiği (teminatların garameten paylaştırılması kuralının benimsenmediği)
veya teminatın niteliği itibariyle garameten paylaştırılmasının mümkün olmadığı (EPİAŞ
alacaklarının devri gibi) hallerde, teminat temsilcisi kavramı karşımıza çıkacaktır.
Uygulamada, teminat temsilcisi olan banka hizmetlerinin karşılığında kredi alandan
komisyon almaktadır.
Teminat temsilcisi müessesesi Türk Hukukunda düzenlenmemiş ve henüz Türk
yargısı önüne gelmemiştir. Teminat temsilcisinin görevleri, yetkileri ve sorumlulukları
sözleşme serbestisi prensibi çerçevesinde kredi sözleşmesinde ve/veya kredi verenler
arası sözleşmede ayrıntılı olarak düzenlenir. Her işlemde ihtiyaca ve tarafların iradesine
göre teminat temsilcisinin görev, yetki ve sorumlulukları belirlenir. Teminat temsilcisine
tanınan yetkilerin icrası münhasıran kendi takdir yetkisine bırakılabileceği gibi kredi
sözleşmesinde ve/veya kredi verenler arası sözleşmede belli kriterlere de bağlanabilir.
Teminat temsilcisine takdir yetkisi verildiğinde, ağır kusuru olmadığı sürece takdir
yetkisini kullanarak aldığı kararlar nedeniyle zarar ve ziyandan sorumlu tutulmaması
gerekir. Aksi halde, teminat temsilcisi takdir yetkisini kullanmaktan kaçınacaktır.
74
Yavuzer, M.F./Ak, G., Türk Hukukunda Paralel Borç Kavramı, GSI, N.14, İstanbul 2016, s.140.
30
Aşağıda teminat temsilcisinin hak ve yükümlülükleri incelenirken; uygulamada proje
finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde ve kredi verenler arası sözleşmelerde
teminat temsilcisine tanınan standart haklardan ve verilen standart yükümlülüklerden
hareket edilecektir. Böylelikle, standart bir proje finansmanında teminat temsilcisinin hak
ve sorumlulukları somutlaştırılmaya çalışılacaktır.
Teminat temsilcisi, kredi temsilcisi tarafından kendisine verilen talimatlara
uygun hareket eder. Teminat temsilcisinin, kredi temsilcisi tarafından verilen talimatın
açıklanmasını isteme ve bu açıklama yapılıncaya kadar ilgili iş ve işlemleri yapmaktan
kaçınma hakkı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Teminat temsilcisi, kredi temsilcisinin
talimatı olmasa da, gecikmesinde sakınca bulunduğunu düşündüğü hallerde, teminat
sözleşmelerinden doğan haklarını, kredi verenlerin teminata konu borçlardan doğacak
hak ve alacaklarını korumak için kullanma hakkına sahip olmalıdır. Müdahalenin veya
tedbirin içeriğine, zamanına ve ölçüsüne teminat temsilcisi karar vermelidir
75
.
Teminatları muhafaza etmekle yetkili olan teminat temsilcisi teminatların
değerinin korunması için gereken her türlü tedbiri almaya ve gerekli iş ve işlemleri
gerçekleştirmeye yetkili kabul edilmelidir. Teminat temsilcisi teminatların değer kaybı
halinde, ek teminat talep etme yetkisi de sahip olmalıdır. Teminatların varlık ve değerinin
korunmasını sağlamak amacıyla teminat temsilcisinin teminatlara ilişkin bilgi ve
belgeleri (hesap hareketlerinin veya defterlerin incelenmesi gibi) talep etmesi de mümkün
olmalıdır. Teminatlara ilişkin yükümlülüklerin kredi alan tarafından ihlal edilmesi
halinde, teminat temsilcisi durumu kredi temsilcisine ve diğer kredi verenlere bildirmekle
yükümlüdür
76
.
Teminat sözleşmeleri, kredi alan ve teminat temsilcisi arasında akdedilir.
Teminatın türüne göre işleme dâhil olacak taraf sayısı artabilir. (örneğin: Proje
finansmanının yerleşik uygulamasında: Hisse Rehin Sözleşmesine rehin verecek
hissedar(lar), rehin alacak teminat temsilcisi ve sermayesini temsil edilen hisseler
75
Teminat temsilcisinin yetkileri özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
76
Teminat temsilcisinin yetkileri ve sorumlulukları özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri
incelenerek derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri
verilmemektedir.
31
rehnedilen şirket/kredi alan taraf olur) Bu nedenle, teminatlar kredi verenler hesabına
hareket eden teminat temsilcisi lehine tescil edilir, cirolanır ve teminat temsilcisine teslim
edilir. Teminat temsilcisi, teminatları kredi temsilcisi tarafından kendisine söz konusu
teminatların nakde çevrilmesine yönelik talimat verilene kadar muhafaza eder. Teminat
temsilcisi, kredi temsilcisinin talimatı olmadan teminat sözleşmeleri tahtında tesis edilen
teminatları iade edemez, fek edemez ve terkin edemez. Kredi temsilcisi tarafından
teminatların nakde çevrilmesi talep edildiğinde, teminat temsilcisi gerekli işlemlerini
başlatmak, sonuçlandırmak ve tahsil edilen tutarı kredi verenlere dağıtılmak üzere kredi
temsilcisine iletmekle yükümlüdür
77
. Teminat temsilcisinin yukarıda belirtilen hak ve
sorumlulukları uygulamada hayata geçirilen proje finansmanları için akdedilen kredi
sözleşmelerinde yer alan tipik hak ve sorumluluklardandır.
Teminat temsilcisi yapısının tercih edildiği işlemlerde, teminatlara ilişkin diğer
kredi verenler tek başlarına hareket edemezler ve/veya teminat temsilcisinin onayı dışında
aksiyon alamazlar. Teminatlara ilişkin her türlü bildirimin yapılması ve cevaplanması
hususunda tek yetkili teminat temsilcisidir. Aksi takdirde, teminatların tek elden
yönetilmesi amacı ile kurulan bu yapının anlamı kalmayacaktır.
Kredi alan tarafından teminatlara ilişkin gerçekleştirilmek istenilen işlemler
teminatları muhafaza etme yetki ve sorumluluğu nedeni ile teminat temsilcisinin onayına
tabidir. (Örneğin, menkul rehninin kapsamına giren bir taşınır malın yenisi ile
değiştirilmesi hususunda teminat temsilcisinden onay alınması gerekir. Yine, rehinli
hesaplardan yapılacak para transferleri de yine teminat temsilcisinin onayına tabidir.)
Teminat temsilcisi, kredi sözleşmesi tahtında belirlenmiş olan temerrüt hallerinden
herhangi birinin ortaya çıktığının kendisine bildirilmesi ve/veya herhangi bir surette bir
temerrüt halinden haberdar olması halinde, derhal kredi temsilcisine bilgi vermekle
yükümlüdür.
77
Teminat Temsilcisi’nin sorumlulukları özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
32
Son olarak, uygulamada proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde
teminat temsilcisine dilediği zaman bu görevinden istifa etme hakkının tanındığını
78
veya
kredi verenlerin çoğunluk kararıyla (kredi alanın da görüşü alınarak) teminat temsilcisinin
istifa etmesinin talep edilebileceğine dair yetkinin kredi verenlere tanındığını belirtmek
isteriz. Uygulamada proje finansmanı için akdedilen kredi sözleşmelerinde teminat
temsilcisinin istifasının hüküm ifade edebilmesi için aranan şartlar detaylı olarak
düzenlenmektedir. Yeni teminat temsilcisinin atanması, yeni teminat temsilcisinin
finansman belgeleri tahtında teminat temsilcisi olarak hareket etmeyi kabul ettiğine dair
yazılı beyanı kredi alan ve kredi temsilcisine teslim etmesi ve teminat sözleşmeleri altında
teminat temsilcisi olarak hareket etmesi için teminatların teslimi, yeni teminat temsilcisi
adına teminatların tescili, teminat sözleşmelerinin tadili gibi hukuki işlemlerin
tamamlanması her işlemde aranan asgari şartlardandır.
III. PARALEL BORÇ (PARALLEL DEBT)
Sendikasyon kredisi şeklinde kullandırılan proje finansmanlarında teminatların
tek elden kontrol edilmesi ihtiyacı beraberinde teminat temsilcisi müessesesinin Türk
Hukukunda hangi enstrümanlara dayandırılacağı sorununu gündeme getirmiştir. Teminat
sözleşmelerine tüm kredi verenlerin hesabına münhasıran teminat temsilcisinin taraf
olması için geliştirilen ve uygulamada en çok tercih edilen yöntem paralel borçtur. Birden
fazla kredi verenin olduğu kredi sözleşmelerinde düzenlenen paralel borç, kredi alanın
kredi verenlerden birine talep edilmesi halinde, kredi sözleşmesinden doğan veya
doğacak olan para borcunu ödeyemeyi taahhüt etmesi olarak tanımlanabilir
79
.
78
Teminat temsilcisinin istifası halinde, görevi süresindeki alacak haklarının (ücret, masraf ve tazminat) saklı olduğuna
dair sözleşme hükümlerine uygulamada proje finansmanı için akdedilen her kredi sözleşmelerinde istinasız yer
verildiğini belirtmek isteriz.
79
Yavuzer/Ak, s.140.
33
Paralel Borç kavramı, Anglo Sakson hukuk sisteminde tanınan
80
ve aşağıda ilgili
başlıklar altında ele alınacak olan trust yapısının Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde
tanınmamasından kaynaklanan boşluğun doldurulması amacıyla ortaya çıkmıştır
81
.
Bilindiği üzere, Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde kural teminatın alacağa bağlılığıdır.
Bu nedenle, Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde teminat konusu malın mülkiyet hakkı ile
yararlanma hakkını birbirinden ayıran trust yapısına yer verilmemiştir. Bunun doğal
sonucu olarak, Kıta Avrupası Hukuk Sistemleri için trust yapısını kopyalayarak alacaklı
sıfatına sahip olmayan üçüncü kişi ile borçlu arasında yapılacak teminat sözleşmeleri
geçerli kabul edilmeyecektir. Yine Kıta Avrupası Hukuk Sistemleri için teminatların
alacaklılardan sadece biri adına ve fakat tüm alacaklılar hesabına alınmasının geçerli
kabul edilip edilmeyeceği de tartışmalıdır
82
.
Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, paralel borç, Kıta Avrupası Hukuk
Sisteminde trust yapısı olmamasından kaynaklanan boşluğun doldurulması için
geliştirilmiş bir yöntemdir. Paralel borçta; kredi alan, kredi sözleşmesinden doğan ve
doğacak olan para borcunun tamamını talep etmesi halinde kredi verenlerden birine
ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu düzenleme ile paralel borcun alacaklısı, kredi sözleşmesi
uyarınca kredi verenler tarafından talep edilebilecek tutarın tamamının kendisine
ödenmesi hususunda talep hakkı kazanır
83
. Uygulamada, kredi alan genellikle paralel
borç taahhüdünü teminat temsilcisine yapar. Paralel borç, kredi alanın borç miktarını
değiştirmez. Kredi alan borcunun bir kısmını ya da tamamını kredi verenlere ya da paralel
80
Apaydın, E., Common Law’da Trust Kavramı ve Civil Law’da Trust Alanında Güncel Gelişmeler, Legal Hukuk
Dergisi, C.14, S.160, Y.2016, s.1795.
81
Norton Rose Fulbright, Parallel Debt, 2014, http://www.nortonrosefulbright.com/knowledge/publications/114756/
Parallel-debt (08 Temmuz 2016).
82
Trust mekanizması Fransız Kanunlarında tanınmamış ve Fransa 1 Temmuz 1985 tarihli Trustlara Uygulanacak
Hukuk ve Trustların Tanınmasına Dair Lahey Sözleşmesine taraf olmamıştır. Fransa’da görülen Belvedere Davasında
“Paralel Borç” kavramı ve “Teminat Temsilcisinin” alacaklı sıfatı tartışılmış ve karara bağlanmıştır. Fransız
Kanunlarına göre alacak tespiti davasını açma hakkı alacaklılara veya vekillerine aittir. Belvedere Davasında ise alacak
tespiti davası teminat temsilcisi tarafından açılmıştır. Fransız Yargıtayı alacaklı sıfatının tespitinde dava konusu
tahvillerin tabi olduğu hukuktan hareket etmiştir. Tahviller New York Hukukuna tabidir ve bu hukuku göre teminat
temsilcisi alacaklı sıfatına haizidir. Fransız Yargıtay’ının bu kararının trust sisteminin ve paralel borçlanmanın
Fransa’da yasal bir düzenleme yapılmadan kabul edildiği şeklinde yorumlanması hatalıdır. Fransız Yargıtay’ı paralel
borç ve teminat temsilcisi yapısını Belvedere Davasında uyuşmazlık konusu tahvillerin tabi olduğu hukuktan hareketle
çözmüştür. Bu yaklaşım teminat temsilcisi ve paralel borcun söz konusu olduğu diğer uyuşmazlıklarda da aynı
yöntemin Fransız Yargısı tarafından benimsenmesi yol açabilir. Ancak, bu karar Fransız Hukuku açısından trust
mekanizmasının ve paralel borcu kabul edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Clifford Chance, Recognition of Trust
and Parallel Debt Structures, 2011, https://www.cliffordchance.com/briefings/2011/09/ france_recognitionoftrustsand
paralleldeb.html (07 Kasım 2018), s.1-3.
83
Yavuzer/Ak, s.140.
34
borç alacaklısına ödeyerek toplam borcundan yaptığı ödeme oranında kurtulur
84
.
Mükerrer borç riskinin bertaraf edilmesi amacıyla, akdedilen kredi sözleşmelerine gerçek
borç sona erdiğinde paralel borcun da sona ereceğine dair hüküm eklenir
85
.
Paralel Borç, kredi verenlerin kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarına
ilişkin asıl talep haklarına halel getirmez. Ayrıca, paralel borç, kredi verenlerden birinin
kredi alandan olan alacağını devretmesinden etkilenmez
86
.
Paralel borç tutarı kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç tutarına eşittir. Bu
nedenle, kredi sözleşmesinden doğan borç tutarı herhangi bir sebeple (örneğin yeni bir
faiz oranı belirlenmesi gibi) değiştiğinde, paralel borç tutarı da otomatik olarak
değişecektir
87
. Başka bir deyişle, paralel borç, kredi alanın borcuna paralel olarak
değişkenlik gösterecek ve her daim kredi tutarına eşit olacaktır. Paralel borç teriminin
tercih edilmesinin nedeni de paralel borç taahhüdündeki borcun kredi alanın kredi
sözleşmesinden kaynaklanan borcuna paralel değişkenlik göstermesidir.
A. TRUST KAVRAMI VE TRUST İLE İLGİLİ YABANCI SİSTEMLER
Paralel Borç kavramının somutlaştırılabilmesi için Uluslararası Trust Sistemine
ve İngiliz Hukukundaki trust sistemine değinmek gerekir. Aşağıda trust kavramı
tezimizin amacını aşmayacak şekilde ele alınacaktır.
1. ULUSLARARASI TRUST SİSTEMİ
Trust kavramı dilimize “güvenilir kişiye emanet etmek”, trust ilişkisini yöneten
“trustee” kavramı da “güvenilir kişi” olarak çevrilebilir. Trust ve Trustee kavramlarını
Türk Hukukunda düzenlenmiş müesseseler üzerinden benzetme yöntemiyle
somutlaştırmak karışıklığa neden olacağından aşağıda uygulamada yapıldığı gibi biz de
“Trust” ve” Trust Temsilcisi” ifadelerini kullanmayı tercih ediyoruz. Trust yapısı, Anglo
84
Norton Rose Fulbright, Parallel Debt, 2014; Yavuzer/Ak, s.140.
85
Fransa’da görülen Belvedere Davasında mahkeme paralel borç mekanizmasını geçerli kabul etmiştir. Borçlu, temyiz
aşamasında mahkemenin bu kararına Teminat Temsilcisine yapılacak ödemenin kamu politikasına aykırı olarak
mükerrer borç yarattığı gerekçesi ile itiraz etmiştir. Fransız Yargıtay’ı ise bu itirazı sözleşmede yer alan ve teminat
temsilcisine yapılan ödemenin esas borcu ödeme oranında azaltacağı yönündeki hükümden hareketle reddetmiştir. bkz.
Clifford Chance, Recognition of Trust and Parallel Debt Structures, 2011, s.2.
86
Yavuzer/Ak, s.140.
87
Norton Rose Fulbright, Parallel Debt, 2014.
35
Sakson Hukuk Sisteminde bazı varlıkların yönetimi için bunların güvenilir kişiye
bırakılması ihtiyacını karşılayacak şekilde kurgulanmıştır.
Trust için uygulanacak kuralların yeksensak olması amacıyla, 1 Temmuz 1985
tarihli Trustlara Uygulanacak Hukuk ve Trustların Tanınmasına Dair Lahey Sözleşmesi
(“Trust Sözleşmesi”) kabul edilmiştir
88
. Trust Sözleşmesi trust ilişkisine ilişkin genel
kuralları belirlemiş ve trust ilişkisinin uygulanmasına dair hususları uygulanacak hukuka
bırakmıştır. Trust Sözleşmesi uyarınca, trust ilişkisine uygulanacak hukuk kredi verenler
tarafından seçilir. Trust ilişkisinin kurulması, geçerliliği, icra edilebilirliği ve bağlayıcılığı
ile ilgili kurallar uygulanacak hukuka göre tespit edilir.
Trust Sözleşmesi münhasıran ihtiyari şekilde atanan trustlar için uygulanır. Trust
Sözleşmesinde Trust’ın; bazı varlıkların yararlanan lehine olacak şekilde güvenilir bir
kişinin kontrolüne geçirilmesini sağlayan hukuki ilişki olarak tanımlandığı
görülmektedir
89
. Trust ilişkisinde güvenilir kişi Trust Temsilcisi olarak adlandırılır. Trust
Temsilcisi üçüncü bir kişi veya yararlananlardan biri olabilir
90
. Trust Temsilcisi, trust
ilişkisini kuran sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuat uyarınca trust varlıklarını yönetme
ve elden çıkartma yetkisine sahiptir. Trust Sözleşmesi uyarınca, trust varlıkları Trust
Temsilcisinin malvarlığına dâhil olmaz ve ayrı bir fon oluşturur
91
. Bu nedenle, bu
varlıklar üzerinde Trust Temsilcisinin alacaklıları herhangi bir hak iddiasında bulunamaz.
2. İNGİLİZ HUKUKUNDA TRUST SİSTEMİ
İngiliz Hukukunda “Trust” kavramı Trust Temsilcisinin hak ve
yükümlülüklerini belirleyen Trustee Act 2000 yasasında düzenlenmiştir. İngiliz
Hukukuna tabi bir trust ilişkisine Trust Sözleşmesi ve Trust Act 2000
92
birlikte uygulanır.
İngiliz Hukukuna göre geçerli bir trust ilişkisi için: trust ilişkisinin kurulmasındaki
amacın, hangi varlıkların trusta konu olacağının ve yararlananların kimler olduğunun
açıkça belirtilmiş olması gerekir.
88
HCCC Convention On The Law Applicable To Trusts And On Their Recognition, 1992,
http://www.hcch.net/index_en.php?act=conventions.text&cid=59 (08 Temmuz 2016).
89
Lextray, İngiliz Hukuku Kaynaklı Trust Hukukukun Temel İlkeleri Trust Hukuku,1.B., İstanbul 2013, s. 32.
90
HCCH, 1992.
91
Apaydın, s.1806.
92
The National Archives Trustee Act 2000, http://www.legislation.gov.uk/ukpga/2000/29/contents (08 Temmuz 2016).
36
İngiliz Hukukunda kabul gören trust mekanizmasına göre; Trust’a konu
“varlıkların mülkiyet hakkı” ile “yararlanma hakkı” birbirinden ayrılır
93
. Somutlaştırmak
gerekirse, trust ilişkisinde Trust’a konu varlıkların maliki mülkiyet hakkını yararlanan
lehine Trust Temsilcisine devreder. Bu kurguda, varlıkların mülkiyeti Trust Temsilcisine,
yararlanma hakkı ise yararlananlara bırakılmaktadır
94
. İngiliz Hukukunda teminatlar
alacağa bağlı değildir. Trust Temsilcisi, trust varlıklarının maliki sıfatıyla trust konusu
mallar üzerinde mutlak kontrole sahiptir. Ancak, varlıklar üzerindeki kontrol hakkını
yararlananların menfaatine kullanmakla yükümlüdür. Trust Temsilcisinin trust malları
üzerindeki hak ve yetkileri sözleşme ile kısıtlanabilir.
İngiliz Hukukunda, trust varlıklarının mülkiyeti Trust Temsilcisine devredilmiş
olsa da bu mallar, Trust Temsilcisinin kendi malvarlığından ayrı tutulur
95
. Trust
mallarının, Trust Temsilcisinin malvarlığından ayrı tutulması yararlananları Trust
Temsilcisinin kendi alacaklılarından (trust varlıkları alacaklılara ödeme yapılması için
satılacak malvarlığının dışında tutulur) ve Trust Temsilcisinin iflasından (trust varlıkları
iflasa tabi malvarlığının dışında tutulur)
96
korur.
İngiliz Hukukunda kredinin devredilebilmesi için kullanılabilecek yöntemler
yenileme (novation) veya temlik (assignment)’dir
97
. İki devir yönteminin kredinin
teminatları üzerindeki etkisi farklıdır. İngiliz Hukukunda kredinin temlik suretiyle
devredilmesi halinde, teminatlar da krediyle birlikte devrolunur
98
. Buna karşın, kredinin
yenileme suretiyle devredilmesi halinde, teminatlar krediyle birlikte kendiliğinden
devralana geçmez. Yenileme halinde, teminatların tekrar kurulması gerekir. Teminatların
yeniden kurulması teminatların öncelikleri açısından sorun teşkil edebilir. Trust
mekanizması tam bu noktada devreye girer. İngiliz Hukukuna tabi bir kredi
sözleşmesinde teminatlar trust mekanizması ile Trust Temsilcisine bırakılmışsa yenileme
halinde, teminatların tekrar kurulması gerekmeyecektir. Zira, teminatlar baştan beri kredi
93
Lextray, s.40.
94
Lextray, s.37.
95
Barclays Bank v Quistclose LTD (1970) AC 56, https://swarb.co.uk/barclays-bank-ltd-v-quistclose-investments-ltd-
etc-hl-31-oct-1968/ (08 Temmuz 2016).
96
Lextray, s.41.
97
Linklaters, Loan Transfer by Participation, 2007, http://www.linklaters.com/pdfs/Insights/bankingupdate/Dec2007.
pdf. (02 Ağustos 2016), s.10.
98
Per Sir W Grant MR in Jones v Gibbons (1804) 407 ve 411, https://indiankanoon.org/doc/552694/ (08 Temmuz
2016).
37
veren(ler) adına değil, trust adına kurulmuştur ve kredi ilişkisinde teminatları elinde tutan
taraf değişmemiştir.
B. TÜRK HUKUKUNDA PARALEL BORÇ VE RİSKLERİ
Paralel Borç kavramı daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere, Türk Hukukunda
düzenlenmemiş ve henüz Türk yargısı önüne gelmemiştir.
99
Buna karşın, son yıllarda
Türk Hukukuna tabi kredi sözleşmelerinde de paralel borç kavramına yer verildiği
görülmektedir. Türk Hukukuna tabi Kredi Sözleşmelerinde paralel borç kavramı
genellikle sebebi gösterilmeyen borç tanıması (soyut borç ikrarı) müessesesine
dayandırılmaktadır.
Paralel Borç kavramını sebebi gösterilmeyen borç tanımasına dayandıran
sözleşme hükümleri şu şekilde kaleme alınmaktadır: “Kredi Alan, soyut borç ikrarı
suretiyle, işbu Sözleşme süresince herhangi bir zamanda, kendi adına ve kendi nam ve
hesabına (diğer Teminat Altına Alınmış Tarafların temsilcisi olarak değil) kredi veren
gibi hareket eden (ve aynı zamanda kendisi de bir kredi veren olan) Teminat Temsilcisine,
Kredi Alan tarafından her bir Finans Belgesi tahtında her bir Finans Tarafına, Finans
Belgelerinde düzenlenen hüküm ve şartlara tabi olmak kaydıyla, ödenebilecek tüm
tutarların (ödeme yapılacak para birimi üzerinden) toplamına eşit tutarları (“Paralel
Borç”), ilgili Finans Belgesi tahtında hangi surette ve hangi zamanda muaccel olacak
veya muaccel hale gelmiş addedilecekler ise o surette ve zamanda ödemeyi taahhüt
eder
100
.”
Paralel Borç kavramını sebebi gösterilmeyen borç tanımasına dayandıran bir
başka kredi sözleşmesi hükmü ise şu şekildedir: “İşbu kapsamında asıl borç (“Asıl
Borç”), Kredi Alan ve Garantörler’in zaman zaman herhangi bir Finansman Taraf’ına
karşı işbu Sözleşme’den veya diğer herhangi bir Finansman Belgesi’nden kaynaklanan
tüm ödeme yükümlülükleri (Paralel Borç hariç olmak üzere) anlamına gelmektedir. Kredi
Alan ve Garantörler’den herbiri, soyut borç ikrarı ile Teminat Temsilcisi’ne, diğer
Finansman Tarafları’nın temsilcisi olarak değil, bizatihi kendisi alacaklı olarak, Asıl
99
Yavuzer/Ak, s.142.
100
Paralel Borç tanımı özel arşivimizde yer alan (...) Projesinin Kredi Sözleşmesininden alınmıştır. Kredi
Sözleşmesinde yer alan gizlilik maddesi nedeni ile proje ismi verilmemektedir.
38
Borç ile eşit ve aynı para birimindeki tüm miktarları (“Paralel Borç”): (a) ilgili
Finansman Belgeleri’nde belirtilen hüküm ve koşullar uyarınca muaccel hale gelmesi
halinde ödemeyi ve/veya (b) Kredi Alan veya Garantörler’den herhangi birini etkileyen
bir tasfiye ve benzeri halin oluşması durumunda yapılması gereken herhangi bir başvuru,
itiraz, def’i vesair işlemlerin yapılmaması nedeniyle ödemekten kaçınabilecekleri borç
tutarlarını ödemeyi kabul ve taahhüt ederler
101
.”
Paralel Borç kavramının, sebebi gösterilmeyen borç tanımasına
dayandırılmasının mümkün olup olmadığının ve dayandırılması halinde ortaya çıkacak
risklerin tespit edilmesinden önce soyut borç tanımasının Türk Hukukundaki yerine
kısaca değinmek gerekir. Bu noktada, başlı başına bir tez konusu olabilecek soyut borç
tanımasının aşağıda münhasıran tezimizin amacına hizmet edecek ölçüde inceleneceğini
özellikle belirtmek isteriz. Bu çerçevede, aşağıda öncelikle Kanun Koyucunun sebebi
gösterilmeyenborç tanımasına ilişkin düzenleme ve yaklaşımlarına değinilecek, peşi sıra
sebebi gösterilmeyenborç tanımasına ilişkin önem arz eden hususlara yer verilecek ve son
olarak da, paralel borcun soyut borç tanıması üzerinden kurgulanması halinde
karşılaşılabilecek riskler ele alınacaktır.
Bilindiği üzere, esasen her borç ilişkisinin bir sebebi vardır
102
. Borçlanma sebebi
olarak adlandırılan bu sebep, genellikle borç ilişkisinde açıklanır ve borçlanmanın varlığı
ve geçerliliği hukuki sebebin varlığı ve geçerliliğine bağlanır. Roma Hukukunda ve
Müşterek Hukukta tarafların doğrudan doğruya ulaşmak istedikleri amaca “causa”
denilmektedir
103
. Roma Hukukundan beri kazandırıcı işlemin başlıca 3 (üç) hukuki sebebi
olduğu kabul edilir. Bunlar: alacak sebebi, bağışlama sebebi ya da ifa sebebidir
104
. Bu 3
(üç) sebebin dışında teminat sebebi veya yenileme sebebi gibi farklı sebepler de
olabilir
105
.
101
Paralel Borç tanımı özel arşivimizde yer alan (...) Projesinin Kredi Sözleşmesininden alınmıştır. Kredi
Sözleşmesinde yer alan gizlilik maddesi nedeni ile proje ismi verilmemektedir.
102
Karlı, Ö., Sebebi Gösterilmeyen Borç Tanıması, 1.B., İstanbul 2008, s.21.
103
Oğuzman, M.K./Barlas, N., Medeni Hukuk Giriş Kaynaklar Temel Kavramlar, 24.B., İstanbul 2018, s.186; Serozan,
R., Medeni Hukuk, 8.B., İstanbul 2018, s.337 (Medeni Hukuk).
104
Dural, M./Sarı, S., Türk Özel Hukuku, Temel Kavramlar ve Medeni Kanun’un Başlangıç Hükümleri, C.1, 13.B.,
İstanbul 2018, s.214-215; Helvacı, S./Erlüle, F., Medeni Hukuk, 5.B., İstanbul 2018, s.37; Sungurbey, İ., Borç İkrarı
ve Borç Vaadi, İstanbul 1957, s.5; Serozan, Medeni Hukuk, s.337.
105
Oğuzman/Barlas, s.187; Helvacı/Erlüle, s.37; Serozan, Medeni Hukuk, s.337.
39
Borcun hukuki sebebi, borcun sözleşmeden doğduğu hallerde o sözleşmenin
niteliği gereği bellidir
106
. (Örneğin, bir taşınır satım sözleşmesinde her iki tarafın
borcunun sebebi karşı taraftan alacak hakkı edinmektir. Satım sözleşmesi örneğinde:
alıcı, satış bedelini ödeme borcunun altına, sözleşme konusu malın mülkiyetinin kendisine
devredilmesini talep hakkını kazanmak, satıcı da mülkiyeti devir borcunun altına, satış
bedelinin kendisine ödenmesini talep hakkını kazanmak için girer.) Durum karşılıklı edim
içeren sözleşmeler için daima bu şekildedir. Borcun sebebi eksik iki tarafa borç yükleyen
ve tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde de yine sözleşmede belirtilir
107
.
Diğer taraftan, Kanun Koyucu borçlanma sebebi açıklanmadan borç ilişkisi
kurulmasını mümkün kılmış ve bu tür borç ilişkilerinin geçerli olacağını kabul etmiştir
108
.
Türk Borçlar Kanunu’nun 18 inci maddesi uyarınca: “Borcun sebebini içermemiş olsa
bile borç tanıması geçerlidir.” Borç tanıması ifadesi önceden olan bir borcun tanınması
anlamında değil; bir borç tevlit eden irade beyanı anlamında kullanılmıştır
109
.
Bir kimsenin diğerine karşı taahhüt ettiği borcun sebebini göstermediği hallerde,
sebebi gösterilmeden borç tanıması yapılmış olur
110
. Sebebi gösterilmeden yapılan bu
borç tanıması işlemine: soyut borç tanıması denilmektedir
111
. Teorik olarak, her türlü
edimin soyut borç tanımasına konu olması mümkündür
112
. Ancak, genellikle bu akit belli
bir paranın veya misli eşyanın verilmesini konu alır
113
.
Sebebi gösterilmeyen borç tanıması, alacaklı açısından kazandırma işlemi,
borçlu açısından ise borçlandırıcı işlem niteliğindedir. Türk Borçlar Kanunu’nda sebebi
gösterilmeyen borç tanımasının tek taraflı bir hukuki işlem mi yoksa sözleşme mi olduğu
açıklanmamıştır. Kanunda yer alan borç tanıması ifadesi işlemin hukuki niteliğinin
borçlunun irade beyanı ile oluşan tek taraflı bir hukuki muamele olarak anlaşılmasına
elverişlidir. Yapılan tanımanın sonuç doğurması için karşı tarafın tanımayı bilmesi ve
106
Oğuzman, M.K./Öz, T., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 16.B, İstanbul 2018, s.207.
107
Oğuzman/Öz, s.207; Sungurbey, s.59.
108
Karlı, s.3; Kılıçoğlu, A.M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.B., Ankara 2018, s.79; Nomer, H., Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, 16.B., İstanbul 2018, s.52; Serozan, Medeni Hukuk, s.346.
109
von Turh, A., Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, C.1-2, Ankara 1983, s.257.
110
Oğuzman/Öz, s.207.
111
Karlı, s.3; Kılıçoğlu, s.77.
112
Karlı, s.54.
113
Sungurbey, s.62.
40
kabul etmesi gerekir
114
. Bu nedenle, soyut borç tanımasını tek tarafa borç yükleyen bir
sözleşme olarak kabul edilmesi yerinde olur
115
. Sebebi gösterilmeyen borç tanımasının
geciktirici veya bozucu bir şarta veya vadeye bağlanması mümkündür. Ancak, sebebi
gösterilmeyen borç tanımasında borçlunun edimi karşı bir edime bağlanamaz
116
.
Sebebi gösterilmeden yapılan borç tanımasının geçerliliği herhangi bir şekle tabi
değildir
117
. Ancak, Kanun Koyucu bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi,
yenilenmesi, ertelenmesi, tanınması ve sona ermesi amacıyla yapılan hukuki işlemlerin,
yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2500 TL (iki bin beş yüz Türk Lirası)’nı
geçtiği takdirde senetle ispat olunmasını aramaktadır (HMK.m.200)
118
. Medeni Usul
Hukukunda senetle ispat zorunluluğu sadece hukuki işlemler için getirilmiştir
119
. Medeni
Usul Hukukunda senet bir kesin delildir. Başka bir deyişle, senet ispat vasıtasıdır
120
.
Maddede anılan meblağın üzerindeki bir sebebi gösterilmeyen borç tanımasının ispatı için
senet yazılı delil olarak aranacaktır. Uygulamada, soyut borç tanımaları genellikle yazılı
olarak yapılmaktadır. Proje finansman uygulamasında ise paralel borcun soyut borç
tanımasına dayandırılması halinde, soyut borç tanıması kredi sözleşmesi hükümleri
arasında düzenlenmektedir.
Sebebi gösterilmeyenborç tanımasının geçerli sayılmasına rağmen, tanımanın
gerçekte geçerli bir sebebe dayanmaması halinde, alacağın geçersiz mi sayılacağı yoksa
geçerli olmakla birlikte sebepsiz zenginleşme mi teşkil edeceği doktrinde tartışmalıdır.
Bizim de katıldığımız doktrindeki bir görüş
121
, soyut borç tanımasının maddi anlamda
yeni bir borç doğuran sözleşme olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüş taraftarları, borç
tanımasının geçerli bir sebebi olmasa dahi alacaklının borç ikrarının konusu alacağı
114
Oğuzman/Öz, s.208.
115
Hatemi, H./Gökyayla, E., Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4.B., İstanbul 2017, s.54; Eren, F., Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, 23.B., İstanbul 2018, s.193.
116
Sungurbey, s.60-62; Karlı, s.57.
117
Sungurbey, s.63, Karlı, s.40; Eren, s.193; Reisoğlu, S., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 25.B., İstanbul 2014,
s.101; Oğuzman/Öz, s.207; Nomer, s.52.
118
Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S., Hanağası, E., Medeni Usul Hukuku, 4.B., Ankara 2018, s.398; Pekcanıtez,
H./Atalay, O./Özekes, M., Medeni Usul Hukuku, 6.B. İstanbul 2018, s.379; Kuru, B., Medeni Usul Hukuku, 2.B.,
Ankara 2018, s. 267. Söz konusu miktar (ispat sınırı) 2019 yılı için 3.660 TL (üç bin altı yüz altmış Türk Lirası)’dır.
Parasal sınırlar her yıl yeniden değerlendirme oranı esas alınarak güncellenmektedir. Bu nedenle, tutarın her yıl kontrol
edilmesi gerekir.
119
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, s.379; Postacıoğlu, İ.E./Altay, S., Medeni Usul Hukuku Dersler,
7.B., İstanbul 2015, s.631.
120
Kuru, s. 256; Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S., Medeni Usul Hukuku, 1.B., Ankara 2016, s.396.
121
Roma Hukuku, Müşterek Hukuk ve Alman Hukukundaki görüşler için bkz. Sungurbey, s.71-72.
41
kazandığını ve fakat bu alacağın bir sebepsiz zenginleştirme oluşturduğunu ileri
sürmektedir
122
. Bu görüş, Türk Borçlar Kanunu’nun 82 nci maddesinin 2 nci fıkrasında
yer alan: “Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle
gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu
borcunu ifadan kaçınabilir.” ifadesine dayanmaktadır. Zira, kanunun bu hükmünün
anlam ifade edebilmesi için sebebi geçerli değilken bir alacak kazanılmış olmalıdır
123
.
Alacağın dolaşımını kolaylaştıran
124
bu görüş, sebepten soyutluk görüşü olarak
adlandırılmaktadır
125
.
Fransız Hukukundan etkilenen diğer bir görüş ise soyut borç tanımasının bir
ispat aracı olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüşe göre, borçlunun alacaklıya karşı
sebebini göstermeden borç tanımasında bulunması halinde, maddi yönden yeni bir borç
doğmaz
126
. Bu görüşe göre, soyut borç tanıması ile temel borçla aynı içerikte ve
geçerliliği hukuki sebebe bağlı bir borç doğar
127
. Türk Hukukunda sebebi gösterilmeyen
borç tanımasını sadece hukuki sebebin ispatını kolaylaştırmaya yarayan bir ispat
sözleşmesi olarak kabul eden ve geçerliliğini hukuki sebebe bağlayan yazarlar
mevcuttur
128
.
Sebebe bağlılık ve sebepten soyutluk görüşleri arasındaki en temel farklılık
uyuşmazlık sırasında soyut borç tanımasının geçerli bir sebebi olmadığının anlaşılması
halinde ortaya çıkar. Zira, sebepsiz zenginleşme hâkim tarafından re’sen dikkate alınamaz
ve davalı tarafından ileri sürülmesi gerekir. Bu karşın, geçerli bir sebebin olmamasının
borç tanımasını geçersiz kıldığını kabul edersek hâkimin geçersizliği re’sen dikkate
alması gerekir
129
.
122
Sungurbey, s.72.
123
Oğuzman/Öz, s.209.
124
Karlı, s.72.
125
Karlı, s.72.
126
Eren, s.194.
127
Oğuzman/Öz, s.209; Sungurbey, s. 71.
128
Eren, s.194-195.
129
Oğuzman/Öz, s.210.
42
Daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere uygulamada genellikle, kredi
sözleşmelerine eklenen paralel borç tanımı ile kredi alan, teminat temsilcisine karşı kredi
tutarı ile aynı tutarda soyut borç tanımasında bulunur. Paralel borcun soyut borç tanıması
üzerinden kurgulanmasının riskleri: borçlu tarafından teminat temsilcisine karşı yapılan
soyut borç tanımasının geçersizliğinin ileri sürülmesi, teminat temsilcisinin iflas etmesi
130
ve teminat temsilcisinin soyut borç tanımasından kaynaklanan alacağını üçüncü kişilere
devretmesidir. Sayılan risklerden özellikle teminat temsilcisinin iflas etmesi riski
üzerinde durulması gerekir. Paralel borçta, trust ilişkisinde olduğu gibi teminatlar teminat
temsilcisinin malvarlığının dışında tutulmaz. Bu nedenle, paralel borçta karşılaşılabilecek
en önemli risk teminat temsilcisinin iflas etme riskidir. Teminat temsilcisinin iflas etmesi
halinde, teminat temsilcisi adına kurulan teminatlar üzerinde teminat temsilcisinin kendi
alacaklıları hak sahibi olacak ve bu mallar iflas masasına dâhil olacaktır. Uygulamada,
teminat temsilcisi kredi veren(ler) arasından seçildiği ve bankaların iflas etmesi olasılığı
düşük kabul edildiğinden, teminat temsilcisinin iflası riski dikkate alınmamaktadır.
IV. PARALEL BORCA ALTERNATİF YÖNTEMLER
Yukarıda da açıklandığı üzere Türk Hukukunda teminatlar asıl borca bağlıdır.
Bu nedenle, alacaklı olmayan bir tarafa teminat verilmesinin veya alacaklılardan sadece
biri adına ve fakat tamamı hesabına teminat tesis edilmesinin ne ölçüde geçerli kabul
edileceği tartışmalıdır. Uygulamada, teminat temsilcisinin alacaklı konumuna getirilmesi
ve teminatı talep etme yetkisine sahip olabilmesi amacıyla, paralel borç dışında veya bazı
hallerde paralel borç ile birlikte alacaklı teselsülü, üçüncü kişi yararına sözleşme, temsil
ve güvenilir kişiye bırakma gibi Türk Hukukunda tanınan müesseselerden faydalanılıp
faydalanılmayacağı tartışılmaktadır.
Aşağıda anılan müesseseler aracılığıyla teminat temsilcisinin alacaklı konumuna
getirilmesinin ve teminatı talep yetkisine sahip olmasının ne ölçüde mümkün olacağı
incelenecektir. Bu noktada, her biri başlı başına birer tez konusu olabilecek hukuki
130
Thiele, A., Issues to consider when using security trusteess, 2006, http://www.legal500.com/assets/images/stories/
firmdevs/boek15468/issues_to_consider_when_using_security_trustees-def.pdf (08 Şubat 2016), s.10. Bu riski
minimize etmek için teminat temsilcisinin işlevlerini yerine getirecek bir özel amaçlı şirket kurulması düşünülebilir.
Ancak, masraflı ve zaman alacak olan bu önerinin pratik olmadığı açıktır. Ülkemizde gerçekleştirilen proje
finansmanlarında teminat temsilcisi kredi veren bankalar arasından seçilmektedir.
43
müesseselere aşağıda tezimizin amacına hizmet edecek ölçüde değinileceğini özellikle
belirtmek isteriz.
1. KREDİ VERENLER ARASINDA ALA CAKLI TESELSÜLÜ TESİS
EDİLMESİ VE TEMİNAT TEMSİLCİSİNE ALACAKLI TESELSÜLÜ
HÜKÜMLERİNE GÖRE TALEPTE BULUNMA YETKİSİ VERİLMESİ
Kredi verenler arasında alacaklı teselsülü oluşturulması ve teminat temsilcisine
alacaklı teselsülü hükümleri üzerinden talepte bulunma yetkisi verilmesi meselesini
inceleyebilmek amacıyla aşağıda alacaklı teselsülüne tezimizin amacını aşmayacak
şekilde ana hatları ile değinilecektir. Bu noktada, uygulamada sendikasyon kredilerinde
teminat temsilcisi yapısının alacaklı teselsülü hükümleri ile desteklendiği örneklere
sıklıkla rastlanıldığını belirtmek isteriz
131
.
Alacaklı teselsülü, müteselsil borçluluğa
132
ilişkin hükümlerin peşi sıra Türk Borçlar
Kanunu’nun 169 uncu maddesinde düzenlenmiştir
133
. Birden fazla alacaklının olduğu
borç ilişkilerinde, eğer alacaklılardan her birinin tek başına borçludan borcun tamamının
ifasını talep etme hakkı varsa ve borçlu da alacaklılardan herhangi birine ifada bulunarak
borçtan kurtulabiliyorsa alacaklı teselsülünden söz edilir
134
. Doktrinde alacaklı
teselsülüne aktif teselsül de denilmektedir
135
. Alacaklı teselsülü için: birden fazla alacaklı
olması, alacaklılardan her birinin edimin tamamının kendisine ifasını talep etme yetkisine
sahip olması, borçlunun herhangi bir alacaklıya yapacağı ifa ile borcu sona erdirebilmesi
(seçim hakkı) ve borçlunun bir defa ifa ile yükümlü olması gerekir
136
. Alacaklı teselsülü
131
Teminat temsilcisi yapısının alacaklı teselsülü hükümlerine dayandırıldığı farklı projlere ilişkin Kredi Sözleşmeleri
özel arşivimizde yer almaktadır. Anılan Kredi Sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri
verilmemektedir.
132
Müteselsil borçluluk en yalın haliyle, bir borç ilişkisinde alacaklının karşısında birden fazla borçlunun olması ve
alacaklının borcun tümünün ifasını dilediği borçludan isteyebilmesi olarak tanımlanabilir. Tanım için bkz. Canyürek,
M., Müteselsil Borçlulukta İç ve Dış İlişkiler, 1.B, İstanbul 2003, s.5.
133
TBK.m.169 uyarınca: “Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını
tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar. Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı
borcundan kurtulmuş olur. Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe,
borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin
niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir. Kendisine düşen paydan fazlasını
elde eden alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür.”
134
Oğuzman, M.K./Öz, T., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14.B., C.2, İstanbul 2018, s.496 (Genel Hükümler C.2);
Eren, s.1246.
135
Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s. 447.
136
Acar, F., Türk İsviçre Medeni Hukukunda Alacaklılar Arası Teselsül, Ankara 2003, s.53. (Alacaklılar Arası
Teselsül).
44
alacaklıların alacağına kavuşmasını ve borçlunun borcunu ifa etmesini pratik hale getiren
bir müessesedir
137
.
Alacaklı teselsülünden başka birden fazla alacaklısı olan borç ilişkileri de
mevcuttur. Eğer alacaklılar borçludan sadece borcun bir kısmının ifasını talep
edebiliyorsa, alacaklılar arasında kısmi alacaklılık olduğu kabul edilir
138
. Bu noktada
kısmi alacaklılığın kural, müteselsil alacaklılığın ise istisna olduğunu özellikle belirtmek
isteriz
139
.
Borcun ifası bütün alacaklılar tarafından birlikte talep edilebiliyor ve borçlu da
borcu tüm alacaklılara birlikte ifa ederek borcundan kurtulabiliyorsa; bu durumda
elbirliği halinde alacaklılık söz konusu olacaktır
140
. Eğer ifa yükümlülüğünün konusu
edim bölünemeyecek bir şey ise alacaklılardan her biri edimin ifasını tek başına
isteyebilir. Ancak, borçlu sadece alacaklılardan birine yapacağı ifa ile borcundan
kurtulamaz. Bu durumda, bölünmez bir edimin birden fazla alacaklısı olduğu kabul edilir.
Alacaklı teselsülünde alacaklılardan her biri tek başına borcun ifasının tamamını
talep edebileceğinden alacaklı sayısı kadar alacak hakkı (alacaklı sayısı kadar dar
anlamda borç ilişkisi) olduğu kabul edilir
141
. Müessesenin hukuki niteliğine dair yapılan
bu tespitin sonucu olarak, müteselsil alacakların her birinin farklı hükümlere tabi olması
mümkün görülmelidir. Somutlaştırmak gerekirse, alacaklardan bazıları şarta bağlanmış
olabilir veya alacaklılardan bazılarının alacakları rehin ile teminat altına alınmış
olabilir
142
. Ancak borçlunun ifasının tüm alacaklılar için alacağı sona erdireceği kuralı
nedeniyle, alacakların birbirinden tamamen bağımsız kabul edilmemesi gerekir
143
.
Alacaklı teselsülü bir hukuki işlemden (sözleşmeden) veya kanundan
kaynaklanabilir
144
. Alacaklı teselsülünün sözleşmeden kaynaklanabilmesi için alacak
hakkını kazanacak kişiler ile borçlu arasında akdedilecek sözleşmede: “her alacaklının
tek başına borcun tamamının ifasını talep hakkına sahip olduğunun” belirtilmiş olması
gerekir. Sözleşmede bu yönde açık bir hüküm olmaması veya sözleşmenin yorumlanması
137
Hatemi/Gökyayla, s.365.
138
Eren, s.1246; Hatemi/Gökyayla, s.365-366.
139
Eren, s.1246.
140
Eren, s.1243; Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.497.
141
Eren, s. 1248; Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.498; Hatemi/Gökyayla, s.366; Nomer, s.466.
142
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.498.
143
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.498-499; Hatemi/Gökyayla, s.366.
144
Kılıçoğlu, s.960; Eren, s.1247; Nomer, s.466; Hatemi/Gökyayla, s.366.
45
sonucunda alacaklılara tanınan yetkilerin teselsülün kabulüne yeterli görülmemesi
halinde, alacaklılar arasında “kısmı alacak hakkının” doğduğu kabul edilir
145
. Bu
nedenle, teminat temsilcisi yapısının alacaklı teselsülüne dayandırılacağı proje
finansmanlarında; akdedilecek kredi sözleşmesinde kredi verenler arasında teselsül
ilişkisi bulunduğu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde belirtilmelidir.
Alacaklı teselsülünde alacaklılardan her biri tek başına borçludan edimin
kendisine ifasını isteyebilir ve borçlunun bu talep üzerine veya kendiliğinden yapmış
olduğu ifayı kabul edebilir
146
. Her alacaklının ifayı talep hakkı, ifa, takas veya diğer
alacaklıları da etkileyen herhangi bir yolla borç sona erene kadar devam eder. Ancak,
alacaklılardan birinin mahkeme veya icraya başvurduğunun bildirilmesi üzerine diğer
alacaklıların ifayı talep etme hakkı sona erecektir
147
. Kredi verenler arasında teselsül
ilişkisi kurulduğunda ve teminat temsilcisi atandığında, teminat temsilcisinin teminatları
tek elden yönetebilmesi için teminat temsilcisi dışındaki diğer kredi verenlerin tahsil
haklarını kullanma yetkilerinin kredi sözleşmesinde kısıtlanması gerekir. Bu kısıtlamanın
alacaklı teselsülünde her alacaklının alacağı talep etme hakkı ile örtüşmediği ve bu tip
sözleşme hükümlerinin alacaklı teselsülün doğasına aykırı olduğu ileri sürülebilir. Bu
nedenle, teminat temsilcisi yapısının işlemesi için elzem olan kısıtlama, teselsül yapısına
zarar verecek ve hatta teselsülün varlığını tartışmalı hala getirecektir.
Alacaklılardan birinin borçlu ile anlaşması ve alacak hakkının şartlarını
değiştirmesi (borçlunun ibra edilmesi, ifa zamanının veya yerinin değiştirilmesi gibi)
mümkündür. Ancak, bu halde yapılan değişiklik sadece değişikliği yapan o alacaklı için
hüküm doğurur
148
. Kredi verenler arasında teselsül ilişkisi kurulduğunda ve teminat
temsilcisi atandığında, kredi verenlerin alacak hakkının şartlarını değiştirmeye yönelik
haklarının kredi sözleşmesinde kısıtlanması gerekir.
Alacaklının kendi alacağı üzerinde tasarruf hakkı olduğundan alacaklılardan biri
kendi alacağını üçüncü kişiye devredebilir. Bu halde devralan diğer alacaklılarla birlikte
145
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.497.
146
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.500; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.450.
147
Kılıçoğlu, s.962; Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.505.
148
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.501.
46
teselsül ilişkine girer
149
. Kredi verenler arasında teselsül ilişkisi kurulduğunda ve teminat
temsilcisi atandığında, kredi verenlerin kendi kredi dilimlerine ilişkin alacaklarını üçüncü
kişiye devretme haklarının kredi sözleşmesinde prosedüre bağlanması yerleşik bir
uygulamadır.
Alacaklılardan biri lehine tesis edilen rehin veya kefalet teminatına sadece o
alacaklı başvurabilir. Ancak, anılan teminatlar bütün alacaklılar için tesis edilmişse, aksi
kararlaştırılmadıkça ve teminat miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla bütün alacaklılar
teminatın paraya çevrilmesini talep edebilir
150
. Proje finansmanında kural teminatların
bütün alacaklılar için alınmasıdır. Kredi verenler arasında teselsül ilişkisi kurulduğunda
ve teminat temsilcisi atandığında teminatların paraya çevrilmesi hususu detaylı olarak
prosedüre bağlanmalıdır.
Yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 169 uncu maddesi alacaklı teselsülüne ilişkin
eski Türk Borçlar Kanunu’nda yer almayan yeni iki düzenlemeye yer vermektedir.
TBK.m.169/4 uyarınca: “Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki
ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları
eşittir.” Borçlu ve alacaklılar arasındaki ilişkide aksine bir düzenleme olmadığı veya
hukuksal ilişkinin niteliğinden böyle bir sonuç çıkartılmadığı sürece alacaklıların eşit pay
sahibi olduğu kabul edilecektir. Bu düzenleme ile müteselsil borçluluk için benimsenen
yaklaşım, müteselsil alacaklılık için de geçerli hale gelmiştir
151
.
Kendisine düşen paydan fazlasını alan alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış
olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür (TBK.m.169/5). Kanun Koyucu bu
hükümle payından fazlasını elde eden alacaklının iç ilişkide diğer alacaklılara karşı olan
sorumluluğunu düzenlemiştir. Buna göre, payına düşenden fazlasını alan alacaklı iç
ilişkide diğer alacaklılara karşı sorumlu tutulmuştur
152
.
Kredi verenler arasında teselsül ilişkisi kurularak her bir kredi verene alacağın
tamamını talep etmek yetkisi verilmesi mümkündür. Alacaklı teselsülüne
149
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.501.
150
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.501.
151
Kılıçoğlu, s.962; Nomer, s.467; Hatemi/Gökyayla, s.367.
152
Kılıçoğlu, s.962; Nomer, s.467; Hatemi/Gökyayla, s.367.
47
dayandırılanteminat temsilcisi yapısında teminat temsilcisinin alacaklı olmadığı yönünde
bir iddiada bulunulması mümkün olmayacaktır. Yeri geldikçe belirttiğimiz üzere, teminat
temsilci yapısına başvurulmasının nedeni teminatların tek elde yönetilmesinin
sağlanmasıdır.
Kredi verenler arasında alacaklı teselsülü tesis edilerek kredi verenlerden birinin
teminat temsilcisi olarak atandığı işlemlerde iç ilişkinin detaylı olarak düzenlenmesi
isabetli olacaktır. İç ilişkide özellikle: kredi verenlerin alacak oranlarının, teminat
temsilcisine yapılan ödemenin teminat temsilcisi tarafından diğer kredi verenlere ne
şekilde dağıtılacağının veya kredi temsilcisine ne şekilde gönderileceğinin, teminat
temsilcisi tarafından hangi koşullarda teminatların paraya çevrilebileceğinin, borçlunun
hangi koşullarda ibra edilebileceğinin, takas hakkının kredi verenler tarafından
kullanılmayacağının, borcun hangi hallerde yenilenebileceğinin, teminat temsilcisinin
tahsilden imtina etmeyeceğinin, diğer kredi verenlerin (teminat temsilcisi dışındaki
alacaklıların) talep haklarını kullanmayacaklarının (yukarıda da belirttiğimiz üzere,
müteselsil alacakta alacaklılardan her biri diğerinden bağımsız olarak borçludan borcun
ifasını isteyebileceğinden
153
, diğer kredi verenlerin talep hakkının kısıtlanması özellikle
önem arz eder) herbiri kural olarak düzenlenmesi gerekir. Bu sözleşme hükümlerinden
bazılarının alacaklı teselsülünün doğası ile örtüşmediği ileri sürülebilir.
Kredi verenler arasında alacaklı teselsülü kurulan ve kredi verenlerden birinin
teminat temsilcisi olarak atandığı yapıda teminatlar teminat temsilci lehine kurulur. Başka
bir deyişle, teminatlar teminat temsilcisinin malvarlığına dâhil olur. Bu da diğer kredi
verenlerin teminat temsilcisinin iflası riskini alması anlamına gelir. Uygulamada, teminat
temsilcisi kredi veren(ler) arasından seçildiği ve bankaların iflas etmesi olasılığı düşük
kabul edildiğinden, teminat temsilcisinin iflası riski dikkate alınmamaktadır. Alacağın
tahsil edilmesi halinde, teselsül ilişkisinden hareketle diğer kredi verenlerin iflas
masasına başvurma hakkının teminatlar konusunda işleyeceğini düşünmemekteyiz. Zira,
alacaklı teselsülünde teminat hangi alacaklının lehine tesis edilmişse o alacaklının kabul
edilecektir ve diğer alacaklılar o teminattan faydalanamayacaktır.
153
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.500.
48
Kredi verenler arasında alacaklı teselsülü kurulduğunda, teorik olarak her bir
kredi verenin alacağın tamamını tahsil kabiliyeti olacağından, teminat temsilcisi olarak
atanan kredi verenin alacağın tamamının alacaklısı olmadığı yönünde bir iddiada
bulunulması mümkün olmayacaktır. Ancak, teminat temsilcisi dışındaki diğer kredi
verenlerin alacağın tamamını talep etme yetkisini kısıtlayan ve teminat temsilcisi
yapısının işlemesi için elzem olan sözleşme hükümlerinin teorik olarak alacaklı
teselsülünün geçerliliğini olumsuz etkileyeceği hususunda yukarıda yaptığımız
açıklamaların saklı olduğunu hatırlatmak isteriz.
2. KREDİ ALAN VE TEMİNAT TEMSİLCİSİ ARASINDA KREDİ
VERENLER LEHİNE ÜÇÜNCÜ KİŞİ YARARINA SÖZLEŞME AKDEDİLMESİ
Teminat sözleşmelerinin kredi alan ile teminat temsilcisi arasında kredi verenler
yararına tesis edilmesi çekincelerimiz saklı kalmak kaydı ile teorik olarak mümkündür.
Bu başlık altında, öncelikle Türk Hukuku perspektifinden tezimizin amacına hizmet
edecek ölçüde, üçüncü kişi yararına sözleşme müessesesi incelenecek ve peşi sıra kredi
alan ile teminat temsilcisi arasında kredi verenler yararına teminat sözleşmesi
akdedilmesinin sonuçları ele alınacaktır.
Türk Hukukunda borç ilişkisi nisbi niteliktedir
154
. Bu nedenle, borç ilişkisi kural
olarak kimler arasında kurulmuşsa onlar arasında hüküm doğurur
155
. Borcun nisbiliği
ilkesi sözleşmeden doğan borçlarda “sözleşmenin nisbiliği” olarak adlandırılır ve kural
olarak, sözleşmelerin sözleşme tarafları arasında hüküm doğuracağı kabul edilir
156
. Borç
ilişkisinin üçüncü kişilere etkili olmasını sağlayan, kanundan ya da sözleşmeden
154
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.441.
155
Yılmaz, K.K., Tam Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Dergisi,
Y.2016, C.22, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/372513 (04 Kasım 2018), s.1760; Kocabaş, G., Üçüncü Kişi
Yararına Sözleşmede Yararlananın Edimi Ret Hakkı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Dergisi,
Y.2016, C.22, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/372537 (04 Kasım 2018), s.1798.
156
Yılmaz, s. 1760.
49
kaynaklanan istisnalar mevcuttur
157
. Bu istisnaların dışında, Borçlar Kanunu’nun 129
uncu maddesinde “üçüncü kişi yararına sözleşme” müessesesi düzenlenmiştir
158
.
AKYOL, üçüncü kişi yararına sözleşmeyi: “sözleşmenin tarafı olmayan bir
şahsa onun yararına bir edim kararlaştırılması” olarak tanımlamaktadır
159
. Borç
ilişkisinin üçüncü kişilere etkili olmasını sağlayan, kanundan ya da sözleşmeden
kaynaklanan istisnalardan farklı olarak
160
, üçüncü kişi yararına sözleşmede, üçüncü kişi
borç ilişkisinin kapsamına borç ilişkisi doğduğu anda dâhil olur
161
.
Üçüncü kişi yararına sözleşmede: üçüncü kişi lehine hüküm koyduran tarafa
“vaadettiren”, üçüncü kişiye ifada bulunmayı taahhüt eden tarafa “vaadeden” ve
kendisine ifada bulunulacak tarafa “lehdar” denir
162
. Üçüncü kişi yararına sözleşmenin
tarafları vaadettiren ve vaadedendir
163
. Lehdar
164
ise sözleşmeye taraf değildir.
Vaadettiren (alacaklı) ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye “kazandırma ilişkisi”, vaadeden
(borçlu) ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye “edim ilişkisi” ve vaadettiren ile vaadeden
arasındaki ilişkiye “karşılık ilişkisi” denilmektedir
165
.
157
Borç ilişkisinin tarafları dışında üçüncü şahıslar için hüküm doğurması: miras hukukundaki külli halefiyet
(TMK.m.599), Türk Borçlar Kanunundaki kanuni halefiyet (TBK.m.127, m.168, m.596), borcun üstlenilmesi
(TBK.m.195-200), alacağın devri (TBK.m.183-194), bir malvarlığı veya bir işletmenin devralınması (TBK.m.202-203)
ve taraf sıfatının bir şeye kimin malik olunduğuna bakılarak tayin edildiği eşyaya bağlı haklar ve borçlarda söz konusu
olur.
158
Borçlar Kanununun 129 uncu maddesi uyarınca: “Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına
bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimini üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir. Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye
halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve adete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Bu durumda,
üçüncü kişi veya ona halef olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra
edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremezler.”
159
Akyol, Ş., Tam Üçüncü Şahıs Yararına Sözleşme, 1.B., İstanbul 2008, s.9; Üçüncü kişi yararına sözleşme bağımsız
bir sözleşme tipi değildir. Üçüncü kişi yararına sözleşme, kanunda düzenlenmiş bir sözleşmenin (örneğin satım
sözleşmesi veya eser sözleşmesi), karma bir sözleşmenin veya atipik bir sözleşmenin üçüncü kişi yararına
düzenlenmesi şeklinde yapılır Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.449-450.
160
Tüm bu hallerde, üçüncü kişi borç ilişkisinin hükümlerine borç ilişkisi kurulduğu anda değil; sonradan yapılan
hukuki işlem veya ortaya çıkan bir hukuki olayla tabi olmaktadır. Yine bu hallerde, üçüncü kişi dar anlamda borç
ilişkisinin bir tarafını işlemden çıkartmakta ve onun yerine geçmektedir bkz. Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.441.
161
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.441..
162
Akyol, s.10.
163
Hatemi/Gökyayla, s.308.
164
Üçüncü kişi yararına sözleşmede, lehdar gerçek kişi, tüzel kişi veya kişiliği olmayan bir topluluk da olabilir. Üçünci
şahıs yararına sözleşmenin kurulması aşamasında lehdarın mevcut veya belirlenmiş olması şart değildir. Sözleşmenin
geçerli şekilde kurulabilmesi için lehdarın belirlenebilir olması yeterlidir. Bu nedenle, lehdarın iradesinin sözleşmenin
kurulması aşamasında hiçbir rolü yoktur. Hatta üçüncü kişi yararına sözleşmenin hüküm ifade etmesi için lehdarın
bilgisi dahi aranmaz. Lehdar sözleşmenin kurulmasına veya hüküm ifade etmesine itiraz edemez. Buna karşın, lehdarın
edimi kabul etmemesi mümkündür. Edimin yerine getirilmesinin lehdarın kabulüne bağlı olmadığı hallerde ise lehdarın
vaaddedenin ifasını kabul etmeme imkânı olmayacaktır.
165
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.443; Kocabaş, s.1801-1802.
50
Üçüncü kişi yararına sözleşmenin iki türü bulunmaktadır. Bunlar, üçüncü kişi
yararına eksik sözleşme ve üçüncü kişi yararına tam sözleşmedir
166
. Lehdarın ifayı
vaadedenden isteyebileceği üçüncü kişi yararına sözleşmeye “üçüncü kişi yararına tam
sözleşme”, lehdarın vadedenden ifayı bizzat isteyemeyeceği ve ifada bulunulması talebini
sadece vaadettirenin yapabileceği üçüncü kişi yararına sözleşmeye ise “üçüncü kişi
yararına eksik sözleşme” denilmektedir
167
. Üçüncü kişi yararına tam sözleşmede üçüncü
kişi yararına eksik sözleşmeye nazaran borç ilişkisinin nisbiliğine getirilen istisna daha
belirgindir
168
. Kanun Koyucu üçüncü kişi yararına sözleşme türleri arasında üçüncü kişi
yararına eksik sözleşmeyi asıl kabul etmiştir
169
. Zira, Türk Borçlar Kanunu’nun 129 uncu
maddesinde hangi haller altında yapılan üçüncü kişi lehine sözleşmenin üçüncü kişi
lehine tam sözleşme olarak kabul edileceği düzenlemiştir.
Teminat temsilcisi başlığı altında da belirttiğimiz üzere
170
, teminat temsilcisi ile
ilerlenmesine karar verilen işlemlerde teminat sözleşmeleri kredi alan ve teminat
temsilcisi arasında akdedilir. Tüm teminatlar, teminat temsilcisi lehine tescil edilir,
cirolanır ve teminat temsilcisine teslim edilir. Teminat temsilcisi üzerine kurgulanan
işlemlerde diğer kredi verenlerin teminatlar hususunda tek başlarına hareket etmeleri
ve/veya teminat temsilcisinin onayı dışında işlem yapmaları ve/veya talepte bulunmaları
mümkün değildir. Teminatlar hususunda tek yetkili ve sorumlu teminat temsilcisidir.
Teminat sözleşmelerinin kredi alan ile teminat temsilcisi arasında kredi verenler yararına
tesis edilmesi halinde, üçüncü kişi yararına eksik sözleşme söz konusu olacaktır. Diğer
taraftan, teminat temsilcisinin teminatlara ilişkin bazı yetkilerini kullanmak için kredi
temsilcisinin onayına ve/veya diğer kredi verenlerin oyçokluğuna veya oybirliğine ihtiyaç
duyuyor olmasını nedeniyle, teminat temsilcisi yapısının üçüncü şahıs yararına eksik
sözleşme yapısı ile tam olarak örtüşmediği de açıktır. Bu nedenle, teminat temsilcisi
yapısının üçüncü kişi yararına sözleşme müessesesine dayandırılması hususunda
çekincelerimiz olduğunu belirtmek isteriz.
166
Yılmaz, 1761; Kocabaş, s.1805.
167
Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6.B., İstanbul 2014,
s.19; Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.443; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s. 401.
168
Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/Arpacı, s.19.
169
Akyol, s.11.
170
Teminat Temsilcisi başlığı altında yapılan açıklamalar için bkz. s.27
51
Teminat temsilcisi ile kredi alan arasında teminat sözleşmelerinin üçüncü şahıs
yararına eksik sözleşme şeklinde akdedildiğinin kabul edilmesi halinde, diğer kredi
verenlerin bir alacak hakkı olmayacaktır. Zira, üçüncü kişi yararına eksik sözleşmede
üçüncü kişi bir alacak hakkı kazanmamakta; sadece kendisine yapılacak ifayı kabul etme
yetkisi kazanmaktadır
171
. Teminatların alacaklısı teminat temsilcisi olacak ve teminatlar
teminat temsilcisinin malvarlığına dâhil olacaktır. Bu nedenle, diğer kredi verenler
teminat temsilcisinin iflas riskini almış olacaktır. Uyuşmazlık halinde, teminat
temsilcisinin elinde tuttuğu teminat tutarının, kendi alacak tutarının üzerinde olduğu iddia
edilebilir. Bu iddianın kabul görmesi ise teminat temsilcisinin elinde tuttuğu ve kendi
alacak tutarını aşan teminat tutarını riske sokacaktır.
3. TEMİNAT TEMSİLCİSİNİN DOLAYLI TEMSİLCİ ATANMASI
Temsil en yalın haliyle, bir kimsenin temsilci sıfatıyla diğer bir kişi adına hukuki
işlem yapması olarak tanımlanabilir
172
. Türk Borçlar Hukuku anlamında temsil
denildiğinde ilke olarak anlaşılan doğrudan doğruya temsildir. Bu nedenle, temsil
müessesesine ilişkin çalışmaların çoğunda yapılan açıklamalar doğrudan doğruya temsile
ilişkindir
173
. Doğrudan doğruya temsil, bir hukuki işlemi bir şahsın başka bir şahıs adına
ve hesabına yapması ve söz konusu hukuki işlemin sonuçlarının bu şahıs üzerinde
doğmasının sağlanması şeklinde tanımlanabilir
174
. Hukuki işlemi başkası yerine yapan
kimseye “temsilci”, temsilci ile temsil olunan aralarındaki hukuki ilişkiye “temsil ilişkisi”
ve yapılan hukuki işleme de “temsil yoluyla yapılan hukuki işlem” denilmektedir.
Bu başlık altında inceleyeceğimiz dolaylı temsili YAVUZ: “Bir kişi bir dolaylı
temsil yetkisine dayanarak dolaylı temsil olunan hesabına olduğu halde kendi adına bir
üçüncü kişi ile hukuki muamele yapılması” olarak tanımlamıştır
175
. Tanımdan da
anlaşıldığı üzere, dolaylı temsilin söz konusu olabilmesi için dolaylı temsilcisinin dolaylı
temsil yetkisine sahip olması ve kendi adına fakat dolaylı temsil olunan hesabına hareket
etmesi gerekir. Doktrinde, bazı yazarlar dolaylı temsili “gerçek olmayan temsil” olarak
171
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.455.
172
Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.148.
173
Antalya,G., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 2.B, İstanbul 2018, s.509.
174
Oğuzman/Öz, s.213; Antalya, s.509.
175
Yavuz, C., Türk İsviçre ve Fransız Hukuklarında Dolaylı Temsil, İstanbul 1983, s.57. (Dolaylı Temsil).
52
ifade etmektedir
176
. Bu yazarlara göre, dolaylı temsilci esasen “temsilci” değildir. Zira,
her ne kadar dolaylı temsilciye temsil yetkisi verilmiş olsa da dolaylı temsilci hukuki
işlem sırasında temsil yetkisini kullanmamıştır. Temsil yetkisinin kullanıldığının kabul
edilebilmesi için temsilcisinin hukuki işlemin diğer tarafına bir başkası adına hukuki
işlem yaptığını açıklaması gerekir
177
. Dolaylı temsilde ise temsilci başkası adına hareket
ettiğini işlemin diğer tarafına açıklamamaktadır
178
.
Dolaylı temsil ile yapılan hukuki işlemlerden doğan haklar ve borçlar önce
temsilcinin hukuki alanında doğar
179
. Dolaylı temsilde, temsilci ikinci bir işlemle hak ve
borçları temsil olunana devreder (TBK.m.40/3)
180
. Temsilci ve temsil olunan arasındaki
hukuki ilişki nedeniyle, temsilcinin hukuki işlemden doğan hak ve borçları temsil olunana
devretmesi ve temsil edilenin de bu hak ve borçları temsilciden devralması zorunludur.
Dolaylı temsilci, üçüncü kişi ile yaptığı sözleşme sonucunda kazandığı malları
ve hakları yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere temsil olunana devretmekle
yükümlüdür
181
. Dolaylı temsilci, üçüncü şahısla yapmış olduğu sözleşme ile iktisap ettiği
malları ve hakları (bunları doğrudan temsilde olduğu gibi doğrudan kazanamayan) temsil
olunana devretmek borcu altındadır
182
. Alacakların alacağın devri (temliki) yoluyla,
kıymetli evrakın türüne göre belirlenen devir yöntemine uygun olarak, taşınırların
zilyetliğin devriyle ve taşınmazların da tapu siciline tescil edilerek temsil olunana
devredilmesi gerekir.
Dolaylı temsilcinin temsil olunan hesabına yapmış olduğu sözleşmelerden doğan
haklara ve alacaklara dolaylı temsilcinin kendi alacaklılarının müdahale etmesi hukuken
mümkündür
183
. Zira, yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, dolaylı temsil ile kurulan
176
Akyol, Ş., Türk Medeni Hukukunda Temsil, İstanbul 2009, s.59. (Temsil).
177
Akyol, Temsil, s.58.
178
Tercier, P./Pinhonnaz, P./Develioğlu, H.M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1.B., İstanbul 2016, s.145.
179
Tercier/Pinhonnaz/Develioğlu, s.145; Antalya, s.508; Bahçıvan, Ş., Yetkisiz Temsilin Türk Ticaret Kanunundaki
Yansımaları, T.C. Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2016,
http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.20; Yıldırım, M.F., Mukayeseli Olarak Türk ve Irak Hukukunda Temsil, T.C.
Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2009, http://tez.yok.gov.tr (04 Kasım 2018),
s.38.
180
Antalya, s.508.
181
Oğuzman/Öz, s.213; Kılıçoğlu, s.311; Bahcıvan, s.20; Yıldırım, s.38; Devir borcunu yerine getirmeyen temsilciye
temsil olunanın dava açma hakkı vardır. bkz. Akyol, Temsil, s.61; Oğuzman/Öz, s.213, dpn.609.
182
Akyol, Temsil, s. 60; Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/Arpacı, s.630.
183
Akyol, Temsil, s.59-60.
53
hukuki işlemin sonuçları dolaylı temsilcinin hukuk alanında doğmakta ve onun
malvarlığına dâhil olmaktadır. Dolaylı temsilci, başkasının hesabına kurduğu
sözleşmeden doğan hakları ve alacakları kendi alacaklılarının müdahalesinden korumak
için temsil olunana önceden temlik edebilir. Ancak, dolaylı temsilcinin icra takibi yapan
alacaklılarının dolaylı temsilciye iptal davası açmaları ve dolaylı temsilcinin başkası
hesabına yaptığı işlemlerden doğan hak ve alacaklara müdahale etmeleri mümkündür. Bu
halde, önceden yapılan alacağın devrinin geçerliliği tartışılacaktır.
Bu noktada, Türk Borçlar Kanunu’nun 509 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında
yer alan düzenlemeye değinmek isteriz. Kanun Koyucu, vekilin, kendi adına ve vekâlet
veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile
karşı bütün borçlarını (vekalet ilişkisinden doğan bütün borçlarını) ifa ettiği anda,
kendiliğinden vekâlet verene geçeceğini kabul etmektedir (TBK.m.509/1)
184
. Anılan
maddenin uygulandığı durumlarda, dolaylı temsil olunan ile üçüncü kişi arasında
doğrudan hukuki bir ilişki kurulduğu kabul edilir. Bu hukuki ilişki, bizim de katıldığımız
görüşe göre, bir kanuni halefiyet
185
veya bir alacağın kanuni devri olmayıp
186
, kendine
özgü bir hukuki ilişkidir
187
. Kanuni düzenleme uyarınca, dolaylı temsil olunan, dolaylı
temsil ilişkisinden kaynaklanan bütün borçlarını (vekalet ilişkisinden doğan bütün
borçlarını) ifa ettiğinde, dolaylı temsilcinin üçüncü kişi ile yaptığı hukuki işlemden doğan
alacakları kendiliğinden (alacağın devri gibi başka bir işleme gerek olmaksızın) kazanır.
Maddede açıkça belirtilmese de doğası gereği, dolaylı temsil olunanın borçlarının ifası
anında, dolaylı temsilcinin dolaylı temsil olunan hesabına kazanmış olduğu alacakların
ve dolaylı temsilci ve üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkinin sona ermemiş olması
gerekir
188
.
184
Aral, F./Ayrancı, H., Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 11.B., Ankara 2018, s.456; Eren, F., Borçlar Hukuku
Özel Hükümler, 6.B., Ankara 2018, s.737.
185
Hukuki ilişkinin kanuni haleyifet niteliğinde olmadığına dair detaylı hukuki görüş için bkz. Yavuz, C./Acar, F./Özen,
B., Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10.B., İstanbul 2014, s.1246.
186
Hukuki ilişkinin alacağın kanuni devri niteliğinde olmadığına dair detayı görüş için bkz. Yavuz/Acar/Özen, s.1246.
187
Yavuz/Acar/Özen, s.1247.
188
Yavuz/Acar/Özen, s.1252.
54
Vekilin iflası hâlinde, vekâlet veren, bu alacağın kendisine geçmiş olduğunu
iflas masasına karşı da ileri sürebilir (TBK.m.509/2)
189
. TBK.m.509 f.1’in şartlarını
sağlayan dolaylı temsil olunan dolaylı temsilcinin iflası halinde, iflas masasına karşı
alacakların kendisine geçtiği iddiasında bulunabilecektir.
Vekâlet veren, vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına edinmiş olduğu
taşınır eşyanın iflas masasından ayrılarak kendisine verilmesini isteyebilir
190
. Bu noktada,
TBK.m.509/3 münhasıran taşınır mallar için uygulanabileceğini ve düzenlemenin kıyas
yolu ile taşınmazlara uygulanmasının mümkün olmadığını belirtmek isteriz
191
.
Dolaylı temsilin tanımından ve doğasına ilişkin yaptığımız açıklamalardan da
anlaşılacağı üzere, dolaylı temsilden söz edilebilmesi için dolaylı temsilcinin sözleşme
yaptığı üçüncü şahsın sözleşmenin başkası hesabına akdedildiğini bilmiyor olması
gerekir. Oysa ki, proje finansmanında teminat veren borçlu veya üçüncü şahıs teminat
temsilcisinin teminatları tüm kredi verenlerin hesabına aldığını bilmektedir. Hatta
akdedilen teminat sözleşmelerinde açıkça teminat temsilcisinin teminatları teminat altına
alınan tarafların namına, hesabına ve menfaatine aldığı ve teminat altına alınan tarafların
menfaatine uygun şekilde yöneteceğine dair hükümlere yer verilmektedir. Teknik olarak,
birden fazla kredi veren tarafından finanse edilen ve teminat temsilcisi atanan proje
finansmanlarında dolaylı temsil üzerinden ilerlenemeyeceği açıktır.
Teminat temsilcisinin dolaylı temsil yetkisi olan vekil olarak atandığı senaryoda
dolaylı temsilci olan teminat temsilcisi teminat sözleşmelerini kendi adına ve kredi
verenler hesabına akdedecektir. Bu nedenle, teminatlara ilişkin tasarruf yetkisi teminat
temsilcisine ait olacaktır. Başka bir deyişle, dolaylı temsil yetkisi olan vekilin temsil
olunan hesabına yapmış olduğu sözleşmeden doğan haklar ve alacaklar geçici bir süre
için de olsa dolaylı temsil yetkisi olan vekile ait olacak
192
ve onun malvarlığına
189
Eren, Özel Hükümler, s.737.
190
Vekilin sahip olduğu hapis hakkından iflas masasının da yararlanacağı kabul edilmiştir (TBK.m.509/3).
191
Aral/Ayrancı, s.456; Bilindiği üzere, hukukumuzda taşınmazlar üzerinde ayni hak kazanılması (kural olarak) tescil
prensibine bağlanmıştır. Tescil dışı ayni hak kazanılması istisnadır ve ancak kanunda özel olarak düzenlenmesi halinde
söz konusu olabilir. Dolaylı temsilcinin taşınmaz üzerinde kazandığı ayni hak dolaylı temsilciye aittir. Dolaylı temsil
olunanın dolaylı temsilciye karşı söz konusu ayni hakkın kendisine devredilmesine ilişkin alacak hakkı bulunmaktadır.
bkz.Yavuz/Acar/Özen, s.1275.
192
İnceoğlu, M., Borçlar Hukukunda Doğrudan Temsil,1.B., İstanbul 2009, s.43; Akyol, Temsil, s.60.
55
girecektir
193
. Bu nedenle, üçüncü şahıs konumdaki dolaylı temsil yetkisi olan vekilin
alacaklılarının temsil olunan hesabına yapılan sözleşmelerden kaynaklanan alacaklara ve
haklara müdahale etmesi hukuken mümkün olacaktır
194
. Hak ve alacakların dolaylı
temsil yetkisi olan vekilin malvarlığına dâhil olması nedeniyle, temsil edilenler (diğer
kredi verenler) dolaylı temsil yetkisi olan vekilin (teminat temsilcisinin) iflas riskini almış
olacaktır.
4. TEMİNAT TEMSİLCİSİN İN GÜVENİLİR KİŞİ OLARAK
ATANMASI
Güvenilir kişiye bırakma sözleşmesi bir şeyin saklanması edimini ihtiva eden
195
genel saklama sözleşmelerinin bir çeşididir. Bu özelliği nedeniyle, güvenilir kişiye
bırakma sözleşmesi tahlil edilirken saklama sözleşmesine ilişkin kanuni düzenlemelerin
de dikkate alınması gerekir
196
. Amacı ile çelişmediği ölçüde genel saklama
sözleşmelerine ilişkin hükümler güvenilir kişiye bırakma sözleşmesine uygulanır
197
.
Güvenilir kişiye bırakma sözleşmesi saklama konusu şey üzerindeki
tasarrufların engellenmesi amacıyla güvenilir kişi ve saklatan arasında akdedilir.
Güvenilir kişiye bırakma sözleşmesinin akdedilebilmesi için uyuşmazlığın mahkemeye
intikal etmesi aranmaz. Saklanması talep edilen şeyin hukuki durumunun çekişmeli
olması veya belirsiz olması sözleşmenin akdedilmesi için yeterlidir
198
.
HMK m.389 f.1 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme
nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen
imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın
doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir
193
Yavuz/Acar/Özen, s.1244.
194
Akyol, Temsil, s.60.
195
Aral/Ayrancı, s.51; Aydoğdu, M./Kahveci, N., Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 3.B., Ankara 2017, s.809.
196
Tezimizin amacını aşmamak adına münhasıran güvenilir kişiye bırakma sözleşmesine ilişkin kanuni düzenleme
üzerinde duracak olsak da; saklama sözleşmesine ilişkin bazı hukuki hususları hatırlatmak isteriz. Genel saklama
sözleşmesi rızai bir sözleşmedir. Ancak, saklayanın saklama borcunun doğması için saklama konusu şeyin saklayana
teslim edilmesi gerekir. Genel saklama sözleşmesi ivazlı veya ivazsız olabilir. Eksik iki tarafa borç yükleyen
sözleşmelerdendir. 10 (on) yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Saklayanın geri vereme borcunu saklatandan olan alacağı
ile takas edebilmesi mümkün değildir. TBK.m.97 ücret karşılığı saklama hizmeti verilmesi halinde genel saklama
sözleşmesine kıyas yoluyla uygulanabilir. bkz. Yavuz/Acar/Özen, s.1376-1383.
197
Gümüş, M.A., Borçlar Hukuku Özel Hükümler, C.II, 3.B, İstanbul 2014, s.285.
198
Yavuz/Acar/Özen, s.1384.
56
kararı verilebilir. Mahkeme uyuşmazlık konusu olan taşınır üzerinde ihtiyati tedbir kararı
alınması ve taşınırın güvenilir kişiye teslim edilmesine karar verebilir. Böylelikle dava
süresince malın üçüncü kişiye devredilmesi riski bertaraf edilmiş olunur. Üzerine ihtiyati
tedbir konulan gelir getiren taşınmazların muhafaza ve idaresi de güvenilir kişiye
bırakılabilir. Bu durumda mahkeme ve güvenilir kişi arasında saklama, hizmet ve vekâlet
sözleşmesinden oluşan karma nitelikte bir sözleşme ilişkisi olduğu kabul edilir
199
.
Alacaklının temerrüdü halinde, borçlunun ifa makamına kaim olmak üzere
yapacağı tevdi de güvenilir kişiye bırakmanın bir çeşididir. Bu halde uygulanacak
hükümler, TBK.m.107 ve m.111’dir. Bu halde, borçlu alacaklı bir hak iddia etmediği
müddetçe tevdi konusunu geri alabilir.
Güvenilir kişi sözleşme konusu şeyi emin bir yerde saklamakla yükümlüdür
200
.
Kanunun güvenilir kişiye yüklediği saklama borcu nitelikli bir saklama borcudur.
Güvenilir kişi sözleşme konusunu güvenli bir yerde saklamakla yükümlüdür.
Saklatanların rızası veya hâkim kararı olmadığı müddetçe sözleşme konusu şeyi iade
etmez. Aksi takdirde, saklatanların uğrayacakları zarardan sorumlu olur. Güvenilir kişinin
geri verme yükümlülüğünün: hâkimin göstereceği kişiye, geri verme zamanında diğerleri
tarafından geri almaya hakkı olduğu bildirilen kişiye veya saklatanların hepsine karşı
olduğu kabul edilebilir
201
. Saklayanın iade yükümlülüğü münhasıran saklatana karşıdır.
Üçüncü bir kişinin saklanan üzerindeki ayni hak iddiası dahi iade yükümlülüğünün
muhatabını değiştirmez. Bu kuralın istisnası saklananın haczedilmesi veya istihkak davası
açılmasıdır. Böyle bir durumda ihtilaf kesin olarak çözüme kavuşana kadar saklayanın
saklama konusunu kimseye iade etmemesi gerekir. Biz bu halde saklayanın, TBK.m.107
ve m.111 hükümleri çerçevesinde saklama konusu şeyi tevdi etme hakkı olduğunu
düşünmekteyiz.
Proje finansmanında tarafların teminat temsilcisi mekanizmasından beklentisi
teminatların tek elden yönetilmesi, teminat sözleşmelerin teminat temsilcisi ile
akdedilmesi ve teminat temsilcisi adına ve fakat tüm kredi verenler hesabına
199
Yavuz/Acar/Özen, s.1385.
200
Aydoğdu/Kahveci, s.809; Eren, Özel Hükümler, s.750.
201
Yavuz/Acar/Özen, s.1385.
57
kurulmasıdır. Güvenilir kişi yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, kendisine bırakılan
malların maliki değil, sadece zilyedidir
202
.
Güvenilir kişinin teminat sözleşmelerine taraf olması halinde ise, teminatlar
güvenilir kişi adına alınacağından onun malvarlığına dahil olacaktır. Bu halde ise Türk
Borçlar Kanunu’nun müessese için belirlediği çizginin dışına çıkalacaktır. Yine Türk
Borçlar Kanunu çizgisine dönülmesi için teminatların baştan kredi verenler tarafından
alınması ve sonrasına güvenilir kişiye bırakılması gerekir ki bu teminat temsilcisinden
beklenen menfaati sağlamayacaktır.
Diğer taraftan proje finansmanda teminat konusu malların herhangi bir
çekişmeye veya belirsizliğe konu olmaması asıldır. Teminat sözleşmelerinde sözleşme
konusu malın herhangi bir çekişmeye konu olmadığı yönünde açık beyan dahi
alınmaktadır. Güvenilir kişiye bırakma sözleşmesinin amacı ise çekişmeli veya belirsiz
olan şey üzerindeki hakların korunmasını sağlamaktır.
Güvenilir kişiye bırakma sözleşmesi saklama konusu taşınır malın zilyetliğinin
güvenilir kişiye bırakılması gerektirir. Yeri geldikçe değindiğimiz üzere, proje
finansmanda kredinin proje gelirleriyle ödenmesi asıldır. Teminata konu olan taşınırların
zilyetliğinin üçüncü kişiye bırakılması ise gelir elde edilmesini engelleyecektir. Güvenilir
kişiye tevdi sözleşmesinin taşınmazlara tatbiki ise mümkün değildir
203
. Teminat
temsilcisinin güvenilir kişi olarak atanması teminatların tek elden yönetilmesi dışında
herhangi bir amaca hizmet etmez. Buna karşın, müessese amacı, koşulları ve sonuçları
açısından teminat temsilcisi atanması için elverişli değildir.
202
Vedia alan vedia konusu malın maliki olmayıp sadece zilyedidir. bkz. Yavuz/Acar/Özen, s.1379.
203
Taşınmazlar vedia sözleşmesine konu olmaz. bkz. Yavuz/Acar/Özen, s.1376.
58
5. ALTERNATİF YÖNTEMLERE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMEMİZ
Yukarıda ilgili başlıklar altında belirttiğimiz üzere, teminat temsilcisi yapısının
üçüncü kişi yararına sözleşme müessesesine, dolaylı temsil müessesesine veya güvenilir
kişiye bırakma müessesesine dayandırılması anılan müesseselerin kapsamları, amaçları
ve özellikleri nedeniyle mümkün değildir. Bu tespitimizi dayandırdığımız gerekçeler
yukarıda müesseselere ayrılan başlıklar altında belirtilmiştir.
Alacaklı teselsülü müessesesi ise yukarıda ilgili başlık altında belirttiğimiz
üzere, teorik olarak teminat temsilisi müesesesine dayanak olmaya uygundur. Alacaklı
teselsülüne dayandırılan teminat temsilcisi yapısında, diğer hukuki müesseselerden farklı
olarak teminat temsilcisinin alacak tutarının tamamı için alacaklı olmadığı ileri
sürülemeyecektir. Ancak, teminatların tek elden yönetilmesi için oluşturulan teminat
temsilcisi yapısının kendisinden beklenen amacı sağlayabilmesi için sözleşme metnine
eklenecek olan koşullar teselsül ilişkisine zarar verecek ve hatta teselsülün varlığını
tartışmalı hale getirecektir. Teminat temsilcisi yapısının alacaklı teselsülüne
dayandırılmasının riskleri yukarıda ilgili başlık altında belirtilmiştir.
59
İKİNCİ BÖLÜM
PROJE FİNANSMANINDA TÜRK HUKUKUNA TABİ
TEMİNATLAR
Bilindiği üzere, kredi vermek çoğu bankanın en temel faaliyetidir. Kullandırılan her kredi
ise kredi veren banka için kredi riski anlamına gelir
204
. Bu nedenle, kredi riskinin
bankaların maruz kaldıkları en temel risk olduğu kabul edilir
205
. Kredi riskini doğru tespit
etmek için, kredi veren bankanın klasik kredilerde kredi alanın kredilibitesini, proje
finansmanında da projenin nakit akışını doğru analiz etmesi gerekir.
Kredi veren bankanın, kredi alanın kredilibitesini veya projenin nakit akışını doğru analiz
edememesi veya kredi alanın kredilibitesinin veya projenin nakit akışının çeşitli
nedenlerle zaman içinde azalması mümkündür. Bankaların kredi riskini azaltmak
amacıyla başvurdukları yöntemlerin başında teminat alınması gelmektedir
206
. Alınan
teminatın türü ve niteliği kredinin risk derecesini etkiler
207
. Geleneksel finansta kredinin
teminatsız kullandırılması hukuken mümkündür
208
. Buna karşın, uygulamada proje
finansmanları herzaman, klasik krediler de genellikle teminat karşılığında kullandırılır
209
.
İkinci Bölümün amacı; proje finansmanında hangi teminatların niçin tercih
edildiğini ortaya koymak, teminatlara ilişkin özellik arz eden hususlara dikkat çekmek ve
uygulamada karşılaşılan sorunlara değinmektir. Bu bölümde, ele alınacak teminatların
münhasıran proje finansmanı perspektifinden inceleneceğini özellikle belirtmek isteriz.
204
Özer, S., Bankacılıkta Şubeler Cari Sistemi ve Uygulaması, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek
Lisans Tezi, Ankara 2013, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.25.
205
Şit, B., Türk Hukukunda Banka Kredi Kavramı ve Buna Bağlanan Sonuçlar, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Doktora Tezi, Ankara 2010, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.54.
206
Kaban, İ., Kullanımı Yaygın Olan Teminat Türleri Çerçevesinde Bankalarda Nakdi Krediler İçin Ayrılacak Özel
Karşılıkların Muhasebeleştirilmesi, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Y.2018 C.29, S.1,
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/328035 (22 Ekim 2018), s.201.
207
Dereköy, F., Bankacılık Sektöründe Kredi Çeşitlendirmesinin Kredi Riskini Önlemeye Yönelik Etkisi ve Bir
Uygulama, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Afyon 2006,
http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.35.
208
Gürses, D., Banka Genel Kredi Sözleşmesi, 2.B., İstanbul 2018, s.23; Kredi veren bankanın müşterisinin şahsi
kredilibitesine güvenerek teminat almadan kullandırdığı krediye açık kredi denilmektedir. Uygulamada bankaların
uzun yıllardır birlikte çalıştıkları ve ekonomik gücünden emin oldukları müşterilerinin kısa vadeli nakdi kredilerini
açık kredi olarak çalıştıkları örneklere rastlanmaktadır. Uygulamada, orta ve uzun vadeli krediler açık kredi olarak
verilmezler.
209
Kredi ana para ve faiz ödemesinin proje gelirlerine bağlı olması, kredi alanın hissedarlarının kredilibitesinin önem
arz etmemesi, kredinin uzun vadeli olması, riskin kredinin tutarı nedeni ile yüksek olması, kredinin nakdi ve gayri
nakdi kredi şeklinde kullandırılması gibi sebeplerle proje finansmanının açık kredi şeklinde çalışılması mümkün
değildir.
60
Başka bir deyişle, her biri başlı başına bir tez konusu olabilecek teminatlara aşağıda
münhasıran tezimizin amacına hizmet edecek ölçüde değinecektir. Planımız, her teminata
proje finansmanında özellik arz eden ve sorunlu olan hususlara zemin oluşturacak ölçüde
genel olarak değinmek ve peşi sıra proje finansmanı perspektifinden özellik arz eden ve
sorunlu olarak hususları ele almaktır.
I. PROJE FİNANSMANINDA İPOTEK
İpotek, kredi teminat oranı
210
, bankaların genel ve özel karşılıkları
211
ve sermaye
yeterlilik oranı
212
üzerindeki etkisi ve değeri nedeniyle proje finansmanında tercih edilen
teminatlardan biridir. Taşınmaz rehni
213
türlerinden biri olan ipotek, hak sahibine bir
210
Kredi Teminat Oranı (Loan to Value/LTV): Bankacılık uygulamasında olası değerleme dalgalanmalarına karşın
teminat değerinin belli bir oranına kadar kredi verilmesi tercih edilir.
211
Genel ve Özel Karşılıklar: Bankaların kullandırdıkları kredilere belirli oranlarda genel ve özel karşılık ayırmaları
kredi portföylerindeki olası değer kayıplarının mali tablolara yansıtılmasını ve böylelikle olası kredi kayıplarına karşı
tedbir alınmasını sağlar. Bankacılık Kanunu’nun 53’üncü maddesi uyarınca, karşılıkların ayrılması hususundaki
düzenleme yetkisi BBDK’ya bırakılmıştır. Genel karşılık standart nitelikli krediler için uygulanmaktadır. Özel karşılık
ise anapara ve faiz geri ödemesinin ödeme vadesinden itibaren 90 (doksan) günden fazla gecikmeye uğradığı donuk
krediler için uygulanır.
212
Sermaye Yeterlilik Oranı: Kanun Koyucu Bankacılık Kanunu’nun 45 inci maddesinde sermaye yeterliliğini şu
şekilde tanımlamıştır: “Bu kanunun uygulamasında maruz kalınan riskler nedeniyle oluşabilecek zararlara karşı
yeterli öz kaynak bulundurulması sermaye yeterliliğini ifade eder.” Görüldüğü üzere, sermaye yeterliliği en yalın
haliyle, mevcut ve potansiyel risklerin neden olabileceği zararların bankanın öz kaynağı ile karşılanıp
karşılanamayacağını belirleyen asgari oran olarak ifade edebilir. Sermaye yeterlilik oranı bir hesaplama formülüne
göre bulunur. Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesi ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca, bu
oranın hesabında kullanılan formül: “sermaye yeterlilik rasyosu hesaplanan öz kaynak/ (kredi riskine esas tutar) +
(piyasa riskine esas tutar ) + (operasyon riskine esas tutar )”’dır.
213
Türk Hukukunda taşınmaz rehni: ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üçe ayrılır. bkz. Oğuzman,
M.K./Seliçi, Ö./Özdemir, S., Eşya Hukuku, 21.B., İstanbul 2018, s.988. İpotekli borç senedine, kendine özgü hükümler
dışında ipoteğe ilişkin hükümler ve kıymetli evraka bağlanmış olan rehin türlerine ilişkin ortak hükümler uygulanır.
İpotekli borç senedi, şahsi bir alacağı teminat altına alan kıymetli evraka bağlı bir taşınmaz rehni türü olarak
tanımlanabilir. bkz. Kuntalp, E., Medeni Hukuk Açısından İpotekli Borç Senedi, Teori ve Uygulama Açısından İpotekli
Borç Senetleri Sempozyumu, Ankara 1984, s.8-9. Bu taşınmaz rehninin fonksiyonları: kişisel krediyi teminat altına
almak ve taşınmazın değerini tedavüle çıkartmaktır. Bu taşınmaz rehni türünün tedavül fonsiyonunun güvenli ve pratik
bir şekilde yerine getirebilmesi için ipotekli borç senedinin konusu olan taşınmaza tapu idaresince değer biçilmesi ve
biçilmiş değeri aşan miktar için rehin kurulmaması gerekir. İpotekli borç senedinde borçlu tüm malvarlığı ile alacaklıya
karşı şahsen sorumludur. Ayr. ol. bkz. Esener.T./Güven, K., Eşya Hukuku, 7.B., Ankara 2017, s.517;
Akipek,J./Akıntürk,T., Eşya Hukuku, 1B., İstanbul 2009, s.818; Sirmen,L., Eşya Hukuku, 6.B., Ankara 2018, s.581
(Eşya Hukuku). Bir taşınmaz maliki başkasının borcu için taşınmazı üzerinde ipotekli borç senedi türünde taşınmaz
rehni kurabilir. Bu halde asıl borçlunun borçtan şahsi sorumluluğu sona ermez. Başkasının borcu için taşınmazı
üzerinde ipotekli borç senedi kurmuş taşınmaz maliki alacaklıya karşı borçluya ait bütün def’ileri ileri sürebilir. bkz.
Çetin, S.H., İpotekli Borç Senedi ve İrad Senedi, Ankara 2004, s.36; Sirmen, Eşya Hukuku, s.582; Bozer, A./Göle, C.,
Kıymetli Evrak Hukuku, 8.B., Ankara 2018, s.528. İrat senedi, kıymetli evraka bağlanan ve tedavül fonksiyonu olan
diğer taşınmaz rehnidir. İrat senedinde ise ipotek ve ipotekli borç senedinden farklı olarak, teminat altına alınan şahsi
bir alacak bulunmamaktadır. İrat senedi bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı
meydana getirir. Taşınmaz maliki irat senedinden kaynaklanan alacak hakkına karşı sadece taşınmazı ile sorumlu olur.
bkz. Bozer/Göle, s.528; Esener/Güven, s.517; Akipek/Akıntürk, s.821; Sirmen, Eşya Hukuku, s.581. Başka bir deyişle,
malikin sadece ayni ve sınırlı bir sorumluluğu bulunmaktadır. Taşınmazın değerinin alacağı karşılamaya yeterli
olmaması halinde, alacaklı malikin diğer mallarına el atamaz. İrat senedinde güvence altına alınan alacağın borçlusu
rehin konusu taşınmazın malikidir. İrat senedinde borçlu ve malik aynı kişidir. bkz. Çetin, s.36; Esener/Güven, s.516;
Akipek/Akıntürk, s.821; Sirmen, Eşya Hukuku, s.581. İrat senedi, ipotekten ve ipotekli borç senedinden farklı olarak,
her türlü taşınmaz üzerinde kurulamaz. bkz. Esener/Güven, s.517; Akipek/Akıntürk, s.820; Bozer/Göle, s.528. TMK.
61
taşınmazın değerinden
214
öncelikli olarak alacağını tahsil etme yetkisi veren sınırlı ayni
hak (rehin hakkı)
215
olarak tanımlanabilir
216
. Türk Medeni Kanunu’nun 881 inci maddesi
uyarınca, mevcut veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası olan
herhangi bir alacağın
217
teminat altına alınması için ipotek tesis edilmesi mümkündür
218
.
m. 903/2 uyarınca: “irat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar
oluşturabilir.” Anılan hüküm emredici hüküm niteliğindedir. Bu hüküm irat senedinin ilk kurulduğu andaki konusuna
ilişkindir. Akıntürk, T., Eşya Hukuku, 1.B., İstanbul 2009, s.786; Aybay, A./Hatemi, H., Eşya Hukuku, 4.B., İstanbul
2014, s.287. İpoteğin münhasıran teminat görevi vardır. İpoteğin, ipotekli borç senedi ve irat senedinden farklı olarak
taşınmazın değerini tedavül (dolaşım) görevi yoktur. Ayan, M., Eşya Hukuku III Sınırlı Ayni Haklar, 8.B., Ankara
2017, s.218; Akıntürk, s.786; Aybay/Hatemi, s.280.
214
Tapu siciline kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde taşınmaz rehni kurulamaz. bkz. Acar, F., Rehin Hukukunda
Taşınmaz Kavramı ve Özellikle Belirlilik İlkesi, 2.B., İstanbul 2017, s.165.
215
Roma Hukukunda olduğu gibi Türk Hukukunda da rehin hakkı fer’i bir haktır ve varlığı geçerli bir alacak hakkının
varlığına bağlıdır. Karaman, B., Roma Hukukunda Rehin Akdi, 1.B., İstanbul 2008, s.111; Doğan, F. İpotek Açısından
Belirlilik İlkesi, TBBD, 1992(3), http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m1992-19923-985 (27 Ekim 2018), s.380
(Belirlilik);Aktepe,S., İpoteğin Alacağa Bağlı Hak Olması ve Diğer Özellikleri, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal
Bilimler Dergisi, S.12, Y.2007, https://ticaret.edu.tr/uploads/Kutuphane /dergi/s12/M00192.pdf (26 Ekim 2018), s.180;
Özsunar, E., Roma Hukukunda Rehin Hakkı (Pignus-Hypotheca), Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
C.7, S.2, Y.2005, s.137-164, http://hukuk.deu.edu.tr/dosyalar/dergiler/ DergiMiz7-2/PDF/ozsunay5.pdf (26 Ekim
2018), s.147.
216
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.899.
217
İpotek para alacaklarının yanı sıra diğer verme edimlerinin ve hatta yapma veya yapmama edimlerinin teminatı
olabilir. Ayan, s.218; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.961; Akıntürk, s.786; Erman, H., Eşya Hukuku Dersleri, 8.B, İstanbul
2018, s.180; Ünlütepe, M., İpoteğin Alacaklı Bakımından Kapsamı, TBBD, 2012(102),
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2012-102-1217 (22 Ekim 2018), s.117.
218
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.961; Akıntürk, s.786; Aybay/Hatemi, s.280; Ertaş, Ş., Eşya Hukuku, 13.B., İzmir 2017,
s.564-565; Erman, s.180; Tekinay, S.S., Menkul Mülkiyeti ve Sınırlı Ayni Haklar, C.II, İstanbul 1994, s.109 Müstakbel
alacaklar ve geciktirici şarta bağlı alacaklar için sadece üst sınır ipoteği kurulabileceğini belirtmek isteriz. bkz.
Akıntürk, s.787; Ertaş, s.565. Bir alacağın ipotek ile teminat altına alınabilmesi için teminat miktarının Türk parası ile
tapu sicilinde gösterilmesi aranan tek şarttır (TMK.m.851/1). Görüldüğü üzere, kural olarak taşınmaz rehni ancak Türk
Lirası üzerinden gösterilerek belirli bir alacak için Kuralın istisnasız uygulanması, yabancı para üzerinden veya yabancı
para ölçüsüyle kullandırılan proje finansmanları ve orta uzun vadeli kredilerde döviz kurlarında yaşanabilecek
dalgalanmalar nedeni ile kredi verenlerin teminat açığı ile karşılaşması riskini doğurur. Uygulamada karşılaşabilecek
bu riski bertaraf etmek için belirli şartları taşıyan borç ilişkileri için Türk Lirası üzerinden taşınmaz rehni kurulması
yönündeki emredici kurala istisna getirilmiştir. Kuntalp, Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni, Domaniç’e
Armağan, İstanbul 1998, s.293. Kanun Koyucu, yurtiçinde veya dışında faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı
para (Tarafların üzerinden rehin tesis edilecek para birimini tercih etme serbestisi bulunmamaktadır. Taşınmaz rehni
ancak Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek yabancı para birimleri üzerinden kurulabilir bkz. Sirmen, L., Yeni Türk
Medeni Kanunu’nda Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni Kurulmasına İlişkin Düzenlemeler, AÜHFD, C.52, S.1,
Ankara 2003, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/283/2587.pdf (22 Ekim 2018), s.6.) üzerinden veya yabancı para
ölçüsü ile verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para üzerinden taşınmaz rehni kurulabileceğini kabul
etmiştir (TMK.m.851/2). Böylelikle, yurtiçinde veya yurtdışında faaliyet gösteren kredi kuruluşları tarafından yabancı
para üzerinden (döviz kredisi) veya yabancı para ölçüsüyle (dövize endeksli krediler) verilen kredilerinin teminatı
olarak alınan taşınmaz rehninin yabancı para üzerinden tesis edilmesi mümkün kılınmıştır. Ertaş, s.541-542;
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.925; Akıntürk, s.757; Sirmen, Yabancı Para Rehni, s.5. Uygulamada, birden fazla kredi
veren tarafından sağlanan proje finansmanında ipoteğin teminat temsilcisi üzerinden alınması tercih edilmemektedir.
Zira, tezimizin birinci bölümünde de belirtmiş olduğumuz üzere, teminat temsilcisi müessesesinin Türk Hukukundaki
geçerliliği henüz yargı önüne gelmediğinden belirsizdir. Kredi verenler bu belirsizliğin getirdiği teminatın geçersiz
kabul edilmesi riskini teminat paketinin en değerli kalemi olan ipotek için taşımayı tercih etmemektedir. Bu nedenle,
uygulamada ipotek söz konusu olduğunda kredi verenler ağırlıklı olarak garame ipotek tesis edilmesini tercih ederler.
Kural, ipotekli taşınmazın satış bedelinin ipotekli alacaklılar arasında ipotek derecesine göre dağıtılmasıdır. Garameten
alınan ipotekte ise satış bedeli ipoteklerin derecesine göre değil, alacak oranına göre paylaştırılır. Dörtgöz, G.Ö.,
Bankacılık ve Tapu Sicili Yönünden İpotek, Ankara 2010, s.321.Garame anlaşması ipotek tesis edilirken yapılabileceği
gibi ipotek tesis edildikten sonra da yapılabilir. İpoteğin garameten alındığı senaryoda, düzenlenecek resmi senede
alacaklıların alacaklarını garameten alacaklarının ve garame oranlarının yazılması gerekir. Herhangi bir yanlış
62
A. PROJE FİNANSMANINDA ÜST HAKKI İPOTEĞİ
Ülkemizde gerçekleştirilen ve büyük kaynak ihtiyacı gerektiren alt yapı, enerji
ve sağlık konulu projelerde Yap İşlet Devret modeli tercih edilmektedir
219
. Yap İşlet
Devret modeline konu projelerin yatırım ihtiyacı genellik proje finansmanı ile
karşılanmaktadır. Yap İşlet Devret modelinin düzgün işlemesi için en uygun yol üst
hakkından yararlanılmasıdır
220
. Yap işlet devlet modeli ile gerçekleştirilen projelerde,
proje şirketi lehine kamuya ait (özel hukuku tabi)
221
taşınmaz üzerinde üst hakkı tesis
edilmektedir. Böylelikle, taşınmazın mülkiyeti kaybedilmeden kamuya üst hakkı yoluyla
araziyi değerlendirme ve gelir etme opsiyonu sağlanmaktadır. Proje şirketi lehine üst
hakkı tesis edildiğinde, üzerinde üst hakkı tesis edilen taşınmazın maliki ilgili kamu
kurumu, inşaatın maliki ise proje şirketi olmaktadır. Proje şirketi lehine tesis edilen üst
hakkının Tapu Siciline (ayrı bir sayfaya)
222
taşınmaz olarak kaydedilmesi halinde,
projenin yatırım ihtiyacını proje finansmanı ile sağlayan, kredi veren(ler)in lehine teminat
olarak üst hakkı ipoteği tesis edilmektedir.
Üst hakkı, sahibine başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde inşaat
yaparak
223
veya arazide mevcut olan bir inşaatı muhafaza ederek ona malik olma yetkisi
veren irtifak hakkıdır
224
. Taşınmaz üzerinde üst hakkı kurulması, taşınmazın mülkiyet
anlaşılmaya mahal vermemek adına, garame ipoteğin tescilinin tek alacak miktarı üzerinden yapıldığını ve garame
ipoteğin tek derece üzerinde kurulduğunu belirtmek isteriz. Yeşil, M., Tapu İşlemleri, 10.B, İstanbul 2016, s.262.
219
Yerlikaya, K.G., Türkiye’de YAP İşlet Devret Model Çerçevesinde Görevli Şirkete Tanınan Yatırım Dönemi ve
Proje Kapsamında Katma Değer Vergi İstisnası, İÜHFM, C. LXXI, S. 2, Y.2013, s. 528.
220
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.867.
221
Devlete ait ve fakat özel mülkiyete tabi olmayan kamu arazileri üzerinde de üst hakkı tesis edilmesi mümkündür
(TMK.m.999). Devlet İhale Kanunu’nda, Turizm Teşvik Kanunu’nda, Orman Kanunu’nda, 3996 Sayılı bazı Yatırım
ve Hizmetlerin Yap İşlet Devret Modeli Çerçevesinde Yapılması Hakkında Kanun’da üst hakkına ilişkin düzenlemeler
yer almaktadır. Anılan mevzuatlarda belli şartlarla kamu arazileri üzerinde bağımsız ve sürekli nitelikte irtifak hakkı
kurulması mümkün kılınmıştır. bkz. Esener/Güven, s.446, dpn.229.
222
Taşınmaz niteliğindeki üst hakkı, hak sahibinin talebi üzerine Tapu Sicilinde ayrı bir sayfaya taşınmaz olarak
kaydedilir. Asıl taşınmazın Tapu Sicili sayfası ile üst hakkının taşınmaz olarak kaydedildiği sayfa arasında bağlantı
kurulur.
223
İnşaat yapılması ile kast edilen, toprağın altında veya üzerinde meydana getirilen her türlü yapıdır. Bertan, S., Ayni
Haklar Medeni Kanun’un 618-764’üncü Maddelerinin Şerhi, C.2, Ankara 1976, s.1532-1533; Yapı, taşınmazın üstünde
veya altında sürekli kalmak üzere inşa edilen ve taşınmaz ile birleştirilen her türlü tesis olarak tanımlanabilir. bkz.
Akipek, J., Üst Hakkı Kavramı, Muhtevası ve Niteliği, Ankara 1972, s.58; İnşaat yapmak, hak sahibine tanınan bir
yetkidir. Bu nedenle, üst hakkı sahibinin inşaat yapma mecburiyeti bulunmamaktadır.
224
Akipek, J./Akıntürk, T./Ateş, D., Eşya Hukuku, 2.B., İstanbul 2018, s.704; Bertan, s.1528; Erman, s. 169; Ayan,
s.106, Ertaş, s. 518; Oğuzman, M.K./Seliçi, Ö./Özdemir, S., Eşya Hukuku, 18.B., İstanbul 2015, s. 862; Sirmen, Eşya
Hukuku, s.560; Akıntürk, s. 704; Ünal, M., Türk Medeni Hukukunda Yapı (Üst) Hakkı, Ankara Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yayınları, Ankara 1988, s.6; Gürzumar, O.B., Türk Medeni Hukukunda Üst Hakkı, 2.B., İstanbul
2001, s.27; Esener/ Güven, s.446; Aral, V., İnşaat (Üst Hakkı), İstanbul 1962, s.9; Gümüş, M.A., Yeni Türk Medeni
Kanunu Hükümleri ile Karşılaştırmalı Olarak Eski Medeni Kanunun Üst Hakkına İlişkin Hükümlerinde Üst Hakkı
İlişkisinin Tarafları ve İlgilileri İçin Kabul Edilmiş Tazminat (Bedel) Alacakları ve İpotek Hakları, Ünal Tekinalp’e
63
durumunda bir değişiklik yaratmaz
225.
Başka bir deyişle, taşınmaz malikinin taşınmaz
üzerindeki mülkiyet hakkı devam eder
226.
Taşınmaz maliki, üst hakkı tesis edildikten
sonra üst hakkı sahibinin irtifak sözleşmesindeki
227
hükümlere uygun olarak inşaatı
yapmasına veya yaptığı inşaatı muhafaza etmesine katlanmakla yükümlüdür
228.
Üst
hakkının konusunu teşkil eden inşaatın mülkiyeti üst hakkı sahibine ait olacaktır
229
.
Bağımsız
230
ve sürekli
231
nitelikteki üst hakkı
232
, üst hakkı sahibinin istemi
üzerine Tapu Siciline taşınmaz olarak kaydedilebilebilir (TMK.m.826)
233.
Tapu Siciline
Armağan, C.II, İstanbul 2003, s. 534; Özbilen, A.B. Üst Hakkı İradı ve Bu İradın Ödenmesine İlişkin Alacağın
Güvencesi Olarak Kanuni İpotek, TBB, Y.2016, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-126-1604 (26 Ekim 2018),
s.264. Doktrinde üst hakkının, tarafların ekonomik çıkarlarına ve toplumun sosyal ve ekonomik çıkarlarına hizmet
ettiği kabul edilmektedir. Üst hakkının sosyal açıdan yararları hususunda bkz. Unal, s.16; Üst hakkının ortaya çıkış
nedeni ve tarihsel gelişimi hususunda bkz. Günal, A.N., Roma Hukukunda Üst Hakkı (Superficies)”, Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.47, S.1-4, 1998, s.107-110; üst hakkının ekonomik faydaları hususunda bkz.
Akıntürk, s.703; Ulusan, İ., Yeni Türk Medeni Kanunu Ön Tasarısında Yer Alan Yapı (Üst) Hakkına İlişkin
Hükümlerin Değerlendirilmesi, İBD, C.61, S.1-2-3, Y.1987, s.22; Ustaoğlu, F., Üst Hakkı, İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınlanmamış Lisans Bitirme Tezi, İstanbul 2003, s.19; Gürses, D., Kredi Teminatı Olarak Üst Hakkı İpoteği, TBB,
İstanbul 2011, s.4; Vurgun, C./Tekkılıç, P./Kebapçı, H.O., Türk Hukukunda Üst Hakkı İpoteği, GSI, N.15, İstanbul
2016, s.130; Gürzumar, s.22.
225
Erman, s.169; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.866.
226
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.866; Sirmen, Eya Hukuku, s.560; Özbilen, 265; Kuntalp, E., Bağımsız ve Sürekli Sınırlı
Ayni Hakların Özellikle Üst Hakkının Taşınmaz Olarak İşlem Görmesi, TBBD, 1991 -4,
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m1991-19914-1000 (26 Ekim 2018), s.534; Aral, s.8; Gürzumar, s.24.
227
Borçlandırıcı işlem olan irtifak sözleşmesi Tapu Kanunu’nun 26’ncı maddesi uyarınca, tapu memuru veya tapu sicil
muhafızı tarafından resmi şekilde yapılmalıdır. Helvacı, İ., Borçlar Hukuku Miras Hukuku ve Eşya Hukukuna İlişkin
Hukuki Mütalaalar (2000-2010), 1.B., İstanbul 2010, s.666-677.
228
Akipek, s.25; Sirmen, Eşya Hukuku, s.560; Gürzumar, s.37; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.866.
229
Sirmen, Eşya Hukuku, s.560; Bilindiği üzere, TMK.m.718’de taşınmaz mülkiyetinin kapsamı belirlenirken birleşme
prensibi benimsenmiştir. bkz. Aral, s.29; Üst hakkı, taşınmaz mülkiyeti ile taşınmaz üzerindeki inşaatın mülkiyetini
birbirinden ayırdığından birleşme (accession) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilir. bkz. Karaca, A., Üst
Hakkı, Gazi üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2015, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim
2018), s.3; Esener/Güven, s.446; Akıntürk, s.711.
230
Üst hakkı, belirli bir taşınmaz veya özellikle bir kişi lehine kurulmamışsa bağımsızdır. bkz. Ergani, E.E., Üst Hakkı,
Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Antalya 2015, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim
2018), s.40. Üst hakkı belirli bir şahıs (gerçek kişi veya tüzel kişi) lehine kurulabileceği gibi bir diğer taşınmaz lehine
eşyaya bağlı irtifak olarak da kurulabilir. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, şahıs lehine kurulan üst hakkı üçüncü
şahıslara devredilebilir ve mirasçılara geçebilir (TMK.m.826/2). Şahısla kaim üst hakları veya eşyaya bağlı üst hakları
bağımsız nitelikte değildir.
231
Üst hakkının sürekli olması belli bir süreye bağlı olmamasını ifade eder. Süreklilik kavramının sınırsız bir zaman
dilimi olarak değil, devamlılık olarak yorumlanması gerekir. Ünal, s..148. Üst hakkının süreklilik niteliği için aranan
asgari süre TMKm.826’da düzenlenmiştir. Buna göre, taraflar arasında asgari 30 (otuz) yıl için kurulmuş üst hakkı
sürekli niteliktedir. Özbilen, s.266, dpn.17; Akıntürk, s.708; Karaca, s.65; Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.868. Bağımsız
bir irtifak olarak, üst hakkı en çok 100 (yüz) yıl için kurulabilir (TMK.m. 836/1). Üst hakkı, süresinin dörtte üçü
dolduktan sonra, kurulması için öngörülen şekle uyularak her zaman en çok 100 (yüz) yıllık yeni bir süre için
uzatılabilir. Bu konuda önceden yapılan taahhüt bağlayıcı değildir (TMK.m.836/2) Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.868;
Sirmen, Eşya Hukuku, s.561.
232
Üst hakkının sadece bağımsız veya sadece sürekli olması yeterli değildir. Başka bir deyişle, üst hakkının taşınmaz
olarak Tapu Siciline kaydedilebilmesi için hem bağımsız hem de sürekli nitelikte olması gerekir. Yarg.12. HD., T.
31.3.2016, E. 2016/1035, K. 2016/9606. Kararın tam metni için bkz. http://www.lexpera.com (14.10.2018).
233
Gürses, s.5; Bertan, s.1538; Özbilen, s.266; Erman, s.169; Ayan, s.108; Ertaş, s.519; Esener/Güven, s.448; Ergani,
s.41; Özbilen, s.266; Karaca, s.65, Bağımsız ve sürekli üst hakkının Tapu Siciline taşınmaz olarak kaydı zorunlu
değildir. bkz. Gürzumar, s. 58 vd. Devredilebilen ve mirasçılara intikal edebilen üst hakkı bağımsız nitelikte kabul
edilir Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.867; Sirmen, Eya Hukuku, s.561; Akıntürk, s.708; Özbilen, s.266, dpn.16.
64
taşınmaz olarak kaydedilen üst hakkı, taşınmaz gibi işlem görecek ve bir taşınmaz
mülkiyeti gibi devredilebilecek, rehnedilebilecek veya taşınmaz mülkiyetinin izin verdiği
haklarla sınırlanabilecektir
234.
Proje finansmanında, Tapu Siciline taşınmaz olarak
kaydedilen üst hakkının teminat olarak gösterilmesi yerleşik bir uygulamadır.
1. ÜST HAKKININ EKONOMİK DEĞERİNİN AZALMASININ
TEMİNATA ETKİSİ
Üst hakkının ifade ettiği ekonomik değerin doğru analiz edilmesi, söz konusu
üst hakkı üzerinde kurulması planlanan üst hakkı ipoteğinin teminat vasfının doğru
değerlendirilmesi anlamına gelir. Üst hakkı belli bir süre geçerli olacak şekilde
kurulduğundan, sürenin azalması ile üst hakkının ekonomik değeri de azalacaktır
235.
Bir
örnekle somutlaştırmak gerekirse, 40 (kırk) yıl süre ile tesis edilen bir üst hakkının tesis
edildiği tarihteki değeri ile 30 (otuz) yıl geçtikten sonraki değeri aynı olmayacaktır. Zira,
üst hakkının ekonomik değeri hakkın sahibine tanımladığı kullanım/yararlanma yetkisi
ile paraleldir.
Proje finansmanında teminat olarak üst hakkı ipoteği alınması planlanıyorsa,
teminatın değerinin tespiti açısından kalan üst hakkı süresi ile kredi vadesi birlikte
değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sırasında, kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek
olası sıkıntılar nedeniyle ödeme planında yapılabilecek değişikliklerin (vade uzatımı gibi)
ve refinansman (kredinin yeniden yapılandırılması) olasılığının dikkate alınması yerinde
olur.
Alacaklı, rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana gelmişse alacağı için
başka güvence göstermesini veya rehinli taşınmazın eski hale getirilmesini borçludan
talep edebilir. Yine alacaklı, rehinli taşınmazın değerinin düşmesi tehlikesinin mevcut
olması halinde de güvence isteyebilir. Yeterli güvence hâkim tarafından belirlenen süre
içinde verilmediği takdirde alacaklı, güvence eksiğini karşılayacak miktardaki alacak
kısmının ödenmesini talep hakkına sahiptir (TMK.m.866).
234
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.867.; Akıntürk, s.709; Özbilen, s.267.
235
Gürses, s.10.
65
Üst hakkının ekonomik değerinin azalması halinde, ipotek alacaklısının hangi
hallerde TMK.m.866’dan faydalanabileceği belirlenmelidir. Öncelikle, üst hakkının
ekonomik değerinin azalmasının üst hakkı süresinin azalmasından kaynaklanması
halinde, üst hakkı ipotek alacaklısının TMK.m.866’dan faydalanmasının ve ek teminat
talep etmesinin mümkün olmayacağını belirtmek isteriz. Zira, bu halde üst hakkı ipotek
alacaklısı üst hakkının değerinin zaman içinde azalacağını bilmektedir
236
.
Buna karşın, taraflar arasında akdedilecek teminat sözleşmesinde (ipotek
sözleşmesinde) üst hakkı süresinin azalması nedeniyle, üst hakkının ekonomik değerinde
olan azalmanın üst hakkı sahibi tarafından karşılanacağı kararlaştırılabilir. Proje
finansmanında akdedilen finansman belgelerine ipotek alanı koruyan bu tarz hükümlerin
(ek teminat talebinde bulunma veya teminat değişikliği talep etme yetkisi gibi) konulması
yerinde olur.
Üst hakkının ekonomik değerindeki azalmanın, üst hakkı sahibinin ediminden
kaynaklanması halinde ise (örneğin: üst hakkı sahibinin üst hakkı nedeniyle malik olduğu
taşınmaza zarar vermesi halinde) ipotek alacaklısının TMK.m.866 uyarınca, alacağı için
başka güvence verilmesini veya rehinli taşınmazın eski hale getirilmesini borçludan talep
etme hakkı bulunmaktadır
237.
Uygulamada, proje finansmanında ipotek sözleşmelerine
rehinli taşınmazın değerinin korunması ile ilgili hükümler eklenmekte ve rehin verenin
sorumluluk alanı netleştirilmeye çalışılmaktadır. Yine uygulamada proje finansmanında,
rehinli taşınmazın değerinin korunması için rehin alacaklısına müdahale hakkı tanıyan
sözleşme maddelerine ve rehinli taşınmazın sigorta teminatı ile korunmasına kadar
detaylı düzenlemelere yer verildiğini belirtmek isteriz.
236
Gürses, s.10.
237
İpotek alacaklısı, mahkemeden üst hakkı sahibinin zarar veren davranışlarının yasaklanmasını talep edebilir. Yine
ipotek alacaklısının gecikilmesinde tehlike olan hallerde tedbir alabilir (TMK.m.865); Değer düşmesinin üst hakkı
sahibinin kusurundan kaynaklanmaması halinde, ipotek alacaklısının ancak malikin zarardan ötürü aldığı tazminat
miktarını aşmayacak ölçüde borçludan güvence verilmesini veya kısmi ödeme yapmasını isteyebileceğini belirtmek
isteriz (TMK.m.867).
66
2. ÜST HAKKI SÖZLEŞMES İNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASININ
TEMİNATA ETKİSİ
Tapu Siciline taşınmaz olarak kaydedilen üst hakkı ile asıl taşınmaz üzerinde
tesis edilen üst hakkı arasında organik bir bağ vardır. Zira, tapu siciline taşınmaz olarak
kaydedilen üst hakkı, asıl taşınmaz üzerine kurulan üst hakkından türemektedir. Taşınmaz
olarak tapu siciline tescil edilmiş üst hakkı üzerinde tesis edilen üst hakkı ipoteği, üst
hakkının dayandığı irtifak sözleşmesi ile sınırlandırılmıştır. Başka bir deyişle, ipotek
irtifak sözleşmesinde düzenlenen üst hakkının kapsamı ve içeriği ile sınırlıdır
238
.Bu
nedenle, Tapu Siciline taşınmaz olarak kaydedilen bir üst hakkı üzerinden ipotek tesis
edilmek istenildiğinde, asıl taşınmaz üzerinde kurulan üst hakkına ilişkin irtifak
sözleşmesinin incelenmesi gerekir. Bu inceleme, kurulması planlanan ipoteğin
kapsamının belirlenmesi açısından önem arz eder. Arazi maliki ile üst hakkı sahibinin
Tapu Siciline taşınmaz olarak kaydedilen ve üzerinde üçüncü şahıs lehine ipotek tesis
edilen üst hakkının kapsamından ipotek alacaklısının onayı alınmadan değişiklik
yapamayacağının kabulü gerekir
239
. Proje finansmanında, teminat olarak üst hakkı ipoteği
alındığında, finansman belgelerinde ve/veya teminat sözleşmelerinde teminatın olumsuz
etkilenmesine neden olan/olacak her türlü değişikliğin yaptırıma bağlanması yerinde olur.
3. ÜST HAKKININ SÜRESİNDEN ÖNCE DEVREDİLMESİ
Üst hakkı sahibinin kanundan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde aşması
veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde ihlal etmesi halinde, arazi
maliki üst hakkının süresinden önce kendisine devrini talep edebilir (TMK.m.831)
240.
Taşınmaz maliki üst hakkının devrini kendisine geçecek yapılar için uygun bir bedel
ödemek kaydı ile isteyebilir. Üst hakkının malike devri bedelin ödenmesine veya güvence
altına alınmış olmasına bağlıdır (TMK.m.832). Üst hakkı sahibinin hangi edimlerinin
yetkilerinin sınırlarını ağır bir şekilde aşma veya sözleşmeden kaynaklanan
238
Akipek, s.127.
239
Gürses, s.8.
240
Ergüne, s.81; Sirmen, s.562; Esener/Güven, s.454; Akıntürk, s.712-713; Akipek/Akıntürk/Ateş, s.712.
67
yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranma niteliğinde olduğuna hâkim karar
verecektir
241.
Doktrindeki bir görüş, üst hakkı sahibinin üst hakkının süresinden önce
kendisine devrini talep hakkının yenilik doğuran bir hak olduğu ve hakkın kullanılması
ile üst hakkı sahibi ile arazi maliki arasında devir ilişkisi doğduğunu ileri sürmektedir
242.
Doktrindeki diğer görüş ise, üst hakkı sahibinin hakkından doğan yetkilerinin sınırını ağır
şekilde aşması veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı
davranması halinde, üst hakkı sahibi için kanun gereği bir devir borcu doğduğunu ileri
sürmektedir
243.
Üst hakkının süresinden önce sona erdirilmesi hususu irtifak sözleşmesinde
düzenlenmiş ve arazi malikine belirli haklı sebeplerle üst hakkını süresinden önce sona
erdirme hakkı tanınmış olabilir. Hatta istisnai olarak hiçbir sebep gösterilmeksizin arazi
malikine üst hakkını süresinden önce sona erdirme hakkı tanınmış dahi olabilir.
Uygulamada genellikle irtifak sözleşmelerinde üst hakkı sahibinin yükümlülüklerini
yerine getirmemesi halinde, arazi malikine üst hakkını süresinden önce sona erdirme
hakkı tanınmaktadır. Üst hakkı sözleşmesinde malikin bu hakkının saklı tutulması
halinde, hakkın kullanımı TMK.m.831 ve 832 uyarınca yapılacaktır
244.
Proje
finansmanında, üst hakkı ipoteği tesis edilmeden önce, ipotek konusu üst hakkının kurucu
metni olan irtifak sözleşmesinin detaylı şekilde incelenmesi yerinde olur.
Arazi malikinin TMK.m.831 uyarınca, üst hakkının süresinden önce kendisine
devredilmesini talep etmesi halinde, Tapu Siciline taşınmaz olarak kaydedilen üst hakkı
üzerinde ipotek tesis eden ipotek alacaklısının bundan nasıl etkileneceğini tespit etmek
gerekir. TMK.m.831 uyarınca, malik üst hakkının “hakka bağlı bütün hak ve
yükümlülüklerle birlikte” kendisine devrini talep edebilir. Görüldüğü üzere, Kanun
Koyucu üst hakkının üzerindeki hak ve yükümlülüklerden ari olarak malike devrini
yasaklamıştır. Üst hakkı ipoteği üst hakkına bağlı bir hak olduğundan, üst hakkının
241
Ergüne, s.81; Sirmen, s.563.
242
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.875.
243
Gümüş, s.554; Ulusan, s.32. Bu borç, yüklü taşınmaz malikinin üst hakkının devrini talep hakkını kullanacağını, üst
hakkı sahibine iletmesiyle hüküm ve sonuçlarını doğurur. Üst hakkını yüklü taşınmaz malikine devretme borcu aynı
zamanda kanun gereği doğan eşyaya bağlı bir borç niteliğindedir.
244
Gürses, s.9.
68
TMK.m.831 uyarınca, malike süresinden önce devredilmesi halinde, üst hakkı üzerindeki
ipotek alacaklısı hak kaybına uğratmayacaktır.
4. ÜST HAKKI SÖZLEŞMESİNE KONULAN HÜKÜMLERİN ÜST
HAKKININ BAĞIMSIZLIK KRİTERİNE ETKİSİ
Üst hakkı sözleşmesinde tarafların hakkın kapsamını sınırlandırmasının hakkın
bağımsızlığını ne ölçüde etkileyeceğinin tespit edilmesi gerekir. Kamu yatırımları
kapsamında tesis edilen üst hakkını konu alan üst hakkı sözleşmesinde çeşitli
sınırlamalara yer verilmesi uygulamada aşina olunan bir durumdur. Kamu, üst hakı
sözleşmesine eklediği bu kısıtlamalarla üst hakkı sahibinin üst hakkı üzerindeki hukuki
ve fiili tasarruf özgürlüğünü sınırlamayı hedeflemektedir.
Kamunun taraf olduğu üst hakkı sözleşmelerinde genellikle kamu arazisi
üzerinde kurulan üst hakkının ilgili Bakanlığın izni olmadan devredilemeyeceği,
rehnedilemeyeceği veya tapuya taşınmaz olarak kaydedilmiş üst haklarının ipotekle
yükümlenemeyeceği yönünde kısıtlamalara yer verilmektedir
245.
Bu kısıtlamalar üst
hakkına konu taşınmazın malikine üst hakkı üzerinde hak sahibi tarafından yapılabilecek
tasarruf işlemlerini kontrol etme ve sözleşme şartlarının ihlali niteliğini taşıyan
tasarrufları baştan engelleme imkânı vermektedir
246.
Doktrinde bazı yazarlar, üst hakkı
sözleşmesine eklenen bu tür tasarruf sınırlamalarının hakkın bağımsız olma niteliği ile
bağdaşmayacağını ileri sürmektedir
247.
245
YHGK 08.10.2008 Tarihli ve 14-620/615 Sayılı kararında, üst hakkını kuran resmî senette, “yatırımların başlama
ve bitiş tarihlerine kısıtlamalar getirilmesi, irtifak hakkının devri hâlinde Hazine ile yeniden sözleşme yapılması
zorunluluğu konulması, belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde Hazine’ye tek yanlı iptal hakkı tanınması, irtifak
hakkının kiraya verilemeyeceğine ve bir yılda iki taksidin ödenmemesi durumunda irtifak hakkının iptal edileceğine
dair hükümlere yer verilmesi” nedeniyle, üst hakkının bağımsız ve sürekli nitelikte sayılamayacağına ve bu kısıtlamalar
sebebiyle üst hakkının tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına taşınmaz olarak kaydedilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararın
tam metni için bkz. http://www.lexpera.com (14.10.2018).
246
Ergani, s.45.
247
Kuntalp, s.539-540; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 15.6.2010 tarih ve 1705 sayılı Genelgesinin (A)
maddesinde de bu görüş benimsenmiştir. Anılan düzenlemeye göre: “ (...) üst hakkının tesisi sırasında, üçüncü şahıslara
devredilemeyeceğine, mirasçılara intikal etmeyeceğine ve ayni hak tesis edilemeyeceğine ve bu tür tasarrufların izin
alınmak suretiyle yapılabileceğine yönelik kısıtlamalar getirilmesi halinde (Kamu kuruluşlarınca getirilmek istenilen
kısıtlamalar dahil) üst hakkı artık bağımsız bir nitelik kazanamayacağından, bu tür hak tesisi taleplerinin sadece
taşınmaz malın tapu sicili sahifesinin "İrtifak Hakları ve Gayrimenkul Mükellefiyetleri" sütununda irtifak hakkı
şeklinde üst hakkı olarak tescil edilmek suretiyle karşılanması gerekmektedir”. Genelge’nin istisnasız uygulanması
halinde, üst hakkı sözleşmesinde (resmi senedinde) tasarruf sınırlaması bulunan bir üst hakkının bağımsız nitelikte
kabul edilmeyeceğini ve tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilemeyeceğini; böylelikle, ipotek konusu
yapılamayacağının kabulü gerekir. TKGM, Üst Hakkı Konulu Genelgesi, 2010,
https://www.tkgm.gov.tr/tr/icerik/201012-sayili-ust-hakki-konulu-genelge (10 Ekim 2018).
69
Doktrindeki diğer görüş ise, hakkın bağımsızlık özelliğini ortadan kaldırmadığı
sürece, üst hakkı sahibinin tasarruf özgürlüğünün sözleşme ile kısıtlanabileceği ve bu
şekildeki bir sözleşme kaydının üst hakkının muhtevasına dahil olan bir husus olarak
herkese karşı ileri sürülebileceği ileri sürmektedir
248.
Bu görüşün benimsenmesi halinde,
üst hakkının devrini yüklü taşınmaz malikin onayına bağlayan sözleşme hükümlerinin
hakkın bağımsızlık kriterine zarar vermeyeceğinin kabulü gerekir
249.
Biz, üst hakkı
sahibinin tasarruf yetkisini kısıtlayan veya belli prosedürlere bağlayan düzenlemelerin
idareye keyfi bir serbesti vermediği sürece üst hakkının bağımsızlığına zarar vermediğini
düşünmekteyiz.
Proje finansmanında üst hakkı ipoteği tesis edilmeden önce üst hakkı
sözleşmesinin (irtifak sözleşmesinin) detaylı şekilde incelenmesi gerekir. İnceleme
sırasında, üst hakkının devir kabiliyetinin, süresinin, üst hakkı sahibinin
yükümlülüklerinin, üst hakkı iradı ödenip ödenmeyeceğinin, üst hakkı sahibinin
yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde arazi maliki tarafından yapılabilecek işlemlerin ve
üst hakkının sona erme hallerinin özellikle gözden geçirilmesi gerekir. Böylelikle, üst
hakkı ipoteği tesis edilmeden önce söz konusu ipoteğin teminat niteliği tespit edilebilecek
ve ipotek sözleşmesine ve/veya kredi sözleşmesine eklenecek tedbir hükümleri
belirlenebilecektir. Bu inceleme proje finansmanın kredi vadesi boyunca kredi verenler
tarafından yapılacak izlemelerde dikkate alınması gereken hususların belirlenmesine de
yardımcı olacaktır.
248
Akipek, s.38; Erekmekçi, s.59; Gürzumar, s.43; Yargıtay, Tapu Siciline ayrı bir sayfa açılmak suretiyle kurulan
bağımsız ve sürekli nitelikteki bir üst hakkının devrinin, yükümlü taşınmaz maliki Bakanlığın iznine tabi kılınmasını,
üst hakkının bağımsızlığını bozmayan fakat hakkın kullanımını sınırlayan bir unsur olarak yorumlamış ve bu
kısıtlamanın, bağımsız ve müstakil nitelikteki üst hakkının kayıtlı olduğu kütük sayfasına şerh olarak düşülmesinde bir
sakınca görmemişti. Yarg. 14.H.D., E.2000/2430, K.2000/257, T.17.4.2000, Kararın tam metni için bkz.
http://www.lexpera.com (14.10.2018).
249
Bununla birlikte üst hakkının devrine onay verilmesini tamamen yüklü taşınmaz malikinin inisiyatifine bırakan
kayıtların, üst hakkının bağımsızlık niteliği ile bağdaşmadığı kabul edilmektedir. bkz. Gürzumar, s.44
70
B. PROJE FİNANSMANINDA ÜST SINIR İPOTEĞİ ALINMASI
Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir.
Alacak miktarının belli olmaması halinde ise, taraflar alacaklının bütün istemlerini
karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınırı belirleyebilirler
(TMK.m.851). Güvence miktarının belirleniş şekline göre ipotek “ana para ipoteği”
(sabit ipotek) ve “üst sınır ipoteği” (maksimal ipotek) olmak üzere ikiye ayrılır. İki ipotek
türünde de alacağın gerçek tutarını ispat külfeti alacaklının üzerindedir
250
. Proje
finansmanlarında herzaman üst sınır ipoteği alınmaktadır. Bu noktada, anapara ve üst
sınır ipoteğini kombine ederek ipotek tesis edilemeyeceğini belirtmek isteriz
251
.
1. ANAPARA İPOTEĞİ
Mevcut ve miktarı belli alacaklar için ana para ipoteği tesis edilir
252
. Türk
Medeni Kanunu’nun 875 inci ve 876’ncı maddelerinde ana para ipoteğinde alacaklı
bakımından teminatın kapsamı belirlenmiştir. Buna göre, ana para ipoteğinde, ana para,
takip giderleri, temerrüt faizi, iflasın açıldığı veya rehnin paraya çevrildiği tarihe kadar
muaccel olmuş 3 (üç) yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz ve taşınmazın
korunması için yapılan zorunlu masraflar ve özellikle ödenmemiş bulunan sigorta
primleri teminatın kapsamındadır. Anapara ipoteğinde, sicilde yazılı olan ve olmayan
bütün alacaklar yeterli olması kaydıyla satış bedelinden temin edilir
253
. Türk Medeni
Kanunu’nun 875 inci ve 876’ncı maddelerinde sayılan alacaklar sınırlı sayıdadır ve kanun
gereği ipoteğin kapsamındadır
254
.
250
Ayan, s.222.
251
Çetiner, B., Taşınmaz Teminatı, İstanbul 2015, s.171.
252
Akıntürk, s.757; Oğuzman./Seliçi/Özdemir, s.698; Erman, s.180; Ünlütepe, s.118; Aktepe, s.177-193.
253
Gürsoy, K.T./Eren, F./Cansel, E., Türk Eşya Hukuku, 2.B., Ankara 1984, s.964-965.
254
Akıntürk, s.757.
71
2. ÜST SINIR İPOTEĞİ
Üst sınır ipoteği her türlü alacak için tesis edilebilen genel ipotek türüdür
255
. Bir
borç ilişkisinden doğmuş ve fakat miktarı belli olmayan veya henüz doğmamış olan
alacakları teminat altına almak için üst sınır ipoteği tesis edilir
256
. Üst sınır ipoteğinin
tanınması ile henüz doğmamış ve doğması kesin veya ihtimal dâhilinde olan veya şarta
bağlı alacakların da ipotekle teminat altına alınması sağlanmıştır
257
. Meblağı belli
olmayan alacakları teminat altına almak için tesis edilen ipotek üst sınır ipoteği olarak
tanımlanmaktadır. Tazminat alacakları, kredi hesabı veya cari hesaptan doğan alacaklar
ile şarta bağlı alacaklar bu tür alacaklardandır
258
. Bu noktada, doğmuş bir borç için de üst
sınır ipoteği kurulabileceğini belirtmek isteriz
259
.
İpotek teminatı para borçlarının dışında verme, yapma veya yapmama borçları
için de tesis edilebilir. Verme, yapma ve yapmama edimlerinin ifa edilmemesi halinde,
talep edilecek tazminat tutarı ilerde doğacak ve miktarı belirsiz bir alacak niteliğindedir.
Anapara ipoteği ile üst sınır ipoteği arasında rehin hakkının kapsamı açısından
önemli bir fark bulunmaktadır
260
. Şöyle ki, üst sınır ipoteğinde tapu siciline yazılan alacak
miktarı taşınmazın en çok bu miktara kadar alacağa teminat olacağını gösterir
261
. Bu
nedenle, kanunun ipotek teminatının kapsamda kabul ettiği tüm kalemler de bu miktar
içine girer
262
. Yargıtay bir kararında bu hususun altını şu şekilde çizmiştir: “(…) İleride
gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edilen
azami meblağ ipoteğinde (üst sınır ipoteği ) borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan
taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle
sınırlanabilir. İpotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve
255
Aktepe, s.179.
256
Acar, F., Rehin Hukuku Dersleri, 2.B., İstanbul 2017, s.187 (Rehin Hukuku); Reisoğlu, S., İpoteğin Kapsamı-
Hükümleri ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Ankara 1979, s.12; Akıntürk,
s.780; Ünlütepe, s.118; Aktepe, s.179; Karahacıoğlu, A.H./Doğrusöz, M.E./Altın, M., Türk Hukukunda Rehin, Ankara
1996, s.144.
257
Ayan, s.223.
258
Akıntürk, s.760; Reisoğlu, S., Medeni Kanun Açısından İpotek İşlemleri ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar,
TBB, Ankara 1978, s.5.
259
YHGK.E.2013/12-1717, K.2015/895, T.04.03.2015 kararı için bkz. www.kazanci.com (07.11.2018).
260
Kuntalp, E., Ana Para ve Üst Sınır (Maksimal) İpotek Ayrımı, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Ankara 1989,
s.25. (Anapara ve Üst Sınır).
261
Kuntalp, Anapara ve Üst Sınır, s.34.
262
Akıntürk, s.760.
72
taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşması
mümkün değildir (…)”
263
. Güvence miktarının gösterilmesi belirlilik ilkesinin bir
yansıması olarak kabul edilebilir
264
. Üst sınırın belirtilmesinin taşınmaz üzerinde hak
sahibi olacak kişilerin korunmasına hizmet ettiği de açıktır.
Üst sınır ipoteğinde anapara ipoteğinden farklı olarak, alacak hakkının
kaynaklandığı hukuki sebebin ipotek sözleşmesinde gösterilmesi gerekir. Aksi bir görüş,
her türlü hukuki ilişkinin ipoteğin kapsamına dâhil edilmesi sonucunu doğurur. Üst sınır
ipoteğinde ipotekle teminat altına alınan toplam borç miktarı tarafların ipotek tesis
edilirken rızaları ile tespit edilen limiti aşamaz. Üst sınır ipoteğine rağmen, üst sınırı aşan
kısmın teminatın kapsamında olacağına dair anlaşmalar geçersizdir
265
.
3. ANAPARA İPOTEĞİNİN VE ÜST SINIR İPOTEĞİNİN PARAYA
ÇEVRİLMESİ
Türk Hukukunda rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip kendi içinde ilamsız
takip ve ilamlı takip olmak üzere ikiye ayrılmaktadır
266
. Rehin alacaklısının alacağı ilam
veya ilam niteliğinde kabul edilen bir belgeyle tespit edilmişse, alacaklı rehnin paraya
çevrilmesi için ilamlı takip yapabilir (İİK.m.150h)
267
. Bu halde, ilamların icrasına dair
hükümler kıyasen uygulanacaktır (İİK.m.150h). Aşağıda detaylı olarak inceleneceği
üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda kredi kurumlarına rehnin paraya çevrilmesinde ilamlı
takip yolunu açan (bu kurumlara ayrıcalık tanıyan) özel bir düzenleme mevcuttur
(İİK.m.150/ı)
268
.
Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin yukarıda değindiğimiz kuralları anapara ve
üst sınır ipoteği açısından ele aldığımızda kural olarak anapara ipoteğinde ilamlı takip üst
sınır ipoteğinde de ilamsız takip yapılması gerekir. Şöyle ki, anapara ipoteğinde
düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrar ettiğinden ilam
263
Yarg. 12. HD, T. 2.5.2005, E. 2005/5407, K. 2005/9478, www.kazanci.com (07.11.2018).
264
Acar, Rehin Hukuku, s.188.
265
Yarg. 11. HD, T.09.05.2015, E.2004/8125, K.2005/4761, www.kazanci.com (07.11.2018).
266
Yıldırım, M.K./Yıldırım, N., İcra ve İflas Hukuku, 7.B., İstanbul 2016, s.285.
267
Yıldırım/Yıldırım, s.285; Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, 2.B., Ankara 2018, s.324; Gürdoğan, B., İpoteğin Paraya
Çevrilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Ankara 1979, s.18.
268
Yıldırım/Yıldırım, s.285; Karmış, E., İcrada İflasta Tüketici Hukukunda İpotek Rehin ve Paraya Çevrilmesi, Ankara
2015, s.876; Pekcanıtez, H./Atalay, O/Özkan, M./Özekes, M., İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 5.B., İstanbul 2018,
s.297.
73
niteliğinde kabul edilir
269
. Bu nedenle, anapara ipoteğinin paraya çevrilmesi ilamlı takip
yoluyla yapılır. Diğer taraftan, ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu
içermeyen üst sınır ipoteğinin ilamsız takibe konu olması gerekir (m.149-149a)
270
. Kanun
Koyucu, İcra ve İflas Kanunu’nun 150/ı maddesinde belli şartların varlığı halinde, üst
sınır ipoteği için de ilamlı takip yapılması yolunu açmıştır
271
.
İstisna düzenlemesinin amacı bankaların
272
kamudan toplanan mevduatları kredi
olarak vermesi ve bu kredinin tahsilin sağlanmasında kamu yararı olmasıdır. Bilindiği
üzere, bankalar kredi müşterilerine bir kredi limiti tahsis etmekte ve kredi hesabı cari
hesap olarak çalışmaktadır. Bu nedenle, bankalar tarafından hiçbir zaman anapara ipoteği
alınmamaktadır. Üst sınır ipoteği şeklinde alınan ipotekler de kayıtsız şartsız borç ikrarı
içermediğinden ilamsız takibe konu olacaktır. İlamsız takibi kötü niyetli borçlunun
mesnetsiz itirazlarla durdurulması mümkündür. İtirazının kaldırılması ise uzun süre
alacaktır. İlamlı takipte ise icranın geri bırakılması sınırlı itiraz sebeplerine tabi
olduğundan daha hızlı bir şekilde sonuçlandırılabilir. Bankaların alacaklarını pratik ve
hızlı bir şekilde tahsil etmesinin sağlanması için istisna düzenlemesine gidilmiştir.
PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZTAN/ÖZEKES’in de belirttiği üzere, İİK.m.150ı
oldukça karışık bir prosedür benimsemiştir
273
. Kanunda belirtilen şartlar eksiksiz olarak
269
Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S., İcra ve İflas Hukuku, 1.B, Ankara 2016, s.408; Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S./
Hanağası, E. İcra ve İflas Hukuku, 4.B, Ankara 2018, s. 412; Üstündağ, S., İcra Hukukunun Esasları, 8.B., İstanbul
2004, s.321; Pekcanıtez/Atalay/Özkan/Özekes, s.296; Ulukapı, Ö., İcra ve İflas Hukuku, 1.B., Konya 2015, s.292-293;
Gürdoğan, s.17; Muşul, T., İcra ve İflas Hukuku Esasları, 6.B., Ankara 2017, s. 610-611.
270
Üstündağ, s.324, dpn.59.
271
Kuru, İcra ve İflas, s.335; Arslan/Yılmaz/Ayvaz, İcra ve İflas, s.409; Pekcanıtez/Atalay/Öztan/Özekes, 297; Ulukapı,
s.294; Muşul, s.617.
272
İstisna düzenlemesi İcra ve İflas Kanunu’ndan önce 3182 sayılı mülga Bankalar Kanunu’nda düzenlenmiştir.
İstisnanın finansal kiralama, faktoring, fortfaiting, finansman şirketleri (bankalar dışındaki kredi kuruluşları) için
uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Yargıtay kararlarında istikrar ve doktrinde fikir birliği olduğu söylenemez.
İİK.m.150ı’nın düzenlenme amacı bankalara olan güvenin korunması ve banka alacaklarının etkin şekilde tahsil
edilmesinde kamu menfaati olduğunu düşüncesidir. Bu nedenle, güven kurumu niteliğinde olmayan finansman
şiketlerine istisnanın tatbikini kabul etmek kanunun amacını aşmak olacaktır. Bu yöndeki görüş için bkz. Yücel, M.,
Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takibi, 1.B, İstanbul 2010 s.294-299.
273
Pekcanıtez/Atalay/Öztan/Özekes, s.297.
İİK.m.150/ı’ya göre: “Borçlu cari hesap veya kısa orta uzun vadeli kredi
şeklinde işleyen nakdi veya gayri nakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız
bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine
veya kısa orta uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetini veya gayri nakdi kredinin ödenmiş
olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi
sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68-b
maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir suretin icra müdürüne ibraz ederse icra
müdürü 149 uncu madde uyarınca işlem yapar. Şu kadar ki, krediyi kullanan tarafın hesap özetine ve ödenmesine ilişkin
ihtara ya da gayri nakdi kredi nedeniyle tazmin talebine, kendisine tebliğ edildiği veya 68-b maddesi gereğince tebliğ
edilmiş sayıldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz etmiş olduğunu ispat etmek suretiyle icra
mahkemesine şikâyette bulunmak hakkı saklıdır. Bu takdirde, krediyi kullandıran taraf alacağını 68-b maddesi
74
bir araya geldiğinde esasen ilamsız takibin konusu olabilecek belgeler ilamlı takibe konu
olacaktır. Bu nedenle, İİK.m.150ı’da getirilen düzenleme icra hukukumuz açısından ayrık
bir düzenleme olarak kabul edilmektedir
274
.
C. PROJE FİNANSMANINDA KREDİ ALACAĞININ BİRDEN FAZLA
TAŞINMAZLA TEMİNAT ALTINA ALINMASI
Bir alacak birden fazla taşınmaz ile teminat altına alınmak isteniyorsa, rehin
yükü taşınmazlar arasında paylaştırılır ve her taşınmaz alacağın belli bir miktarını teminat
altına alır (TMK.m.855/2). Rehne konu taşınmazlar üzerinde tesis edilen toplam rehin
tutarı alacak miktarını geçemez. Bu noktada, alacağın birden fazla taşınmaz ile teminat
altına alınması halinde, teminat yükünün bölündüğünü ve fakat alacağın bölünmediğini
özellikle vurgulamak isteriz
275
. Teminat yükünün ne şekilde paylaştırılacağı taraflar
arasında yapılacak bir anlaşma ile serbestçe belirlenebilir. Teminat yükünün paylaşımına
ilişkin bir anlaşma olmaması halinde ise teminat yükü taşınmazların her birine değeri
oranında dağıtılır (TMK.m.855/3).
Kanun Koyucu müşterek rehnin tesisini belli şartların varlığına bağlamıştır. Birden çok
taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi için taşınmazların aynı malike veya borçtan
müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmaları gerekir (TMK.m.855/1) Başka bir
deyişle, müşterek rehin ancak: rehne konu olacak taşınmazların malikleri aynı kişi ise
veya taşınmazların malikleri farklı kimseler olsa da bunlar teminat altına alınmak istenen
borcun müteselsil borçluları ise kurulabilir
276
.
Taşınmazların malikleri farklı olsa da bunların teminat altına alınmak istenen borcun
müteselsil borçluları olması şartı, uygulamada taşınmaz maliklerinin kredi borcuna
müşterek borçlu müteselsil kefil olması ile sağlanmaktadır. Yargıtay bir kararında toplu
çevresinde diğer belgelerle ispatlayabiliyorsa, krediyi kullanan tarafın şikâyeti reddedilir. İcra mahkemesinde yapılan
inceleme sırasında borçlu, borcun sona erdiğini ve ertelendiğine ilişkin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge
sunmadıkça takibin durdurulmasına karar verilemez. Hesap özetinin tazmin talebinin veya ihtarın ipotekli taşınmaz
maliki üçüncü kişiye tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması Türk Medeni Kanunu’nun 887 nci maddesinde
ödeme istemi yerine geçer.”
274
Pekcanıtez/Atalay/Öztan/Özekes, s.298.
275
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.907.
276
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.908-909; Özer, T., Taşınmazların Birlikte Rehni, 1.B., İstanbul 2015, s.28-29; Gürsoy,
K.T., Birden Ziyade Gayimenkulün Aynı Borç İçin İpotek Edilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye
Bankalar Birliği Yayınları, 1978, s.15; Akipek /Akıntürk, s.761; Kuntalp, E., Aynı Alacak İçin Birden Çok Taşınmazın
Rehni, Yiğit Okur’a Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1998, s. 265.
75
rehin tesisi için aranan şartların altını şu şekilde çizmiştir: “Yasa metninde de açıkça ifade
edildiği gibi bu rehin türü "üzerinde kurulmak istenen taşınmazlarının mülkiyetinin aynı
kişiye ait olması" ya da "taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların
malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan
müteselsil olarak sorumlu bulunmaları" hallerinde kurulabilmektedir. Bu şartlar yoksa
toplu rehin kurulamaz.”
277
.
Proje finansmanlarında müşterek rehin hususunda kredi veren(ler)in ortak
yanılgısı paraya çevrilme aşamasında diledikleri taşınmazdan başlayabileceklerini
sanmalarıdır. Oysa ki, Kanun Koyucu paraya çevirme aşamasında rehin alacaklısının
iradesini sınırlandırmıştır. Şöyle ki, aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş
olması halinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi rehin konusu taşınmazların tamamı
hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi de onlardan ancak gerektiği kadarını
paraya çevirir (TMK.m.873/3). Görüldüğü üzere, rehin alacaklısı bütün rehinli
taşınmazların hepsinin paraya çevrilmesini talep etmekle yükümlüdür
278
. Hangi
taşınmazın paraya çevrileceğine karar verme yetkisi icra memurundadır
279
.
Yargıtay bir kararında bu hususu şu şekilde özetlemiştir: “(…) İpoteğin tesisi
sırasında müteselsil borçlu durumundaki ayrı maliklere ait olan iki taşınmaz üzerinde
toplu ( müşterek ) ipotek söz konusu olmuşsa, bunlardan birisinin mülkiyeti sonradan
takip ve satıştan önce olmak üzere hak, borç ve takyitlerle birlikte bir başkasına geçse
dahi, takip alacaklısının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yaptığı takipte hem eski hem
de yeni malike gönderilen ödeme emirlerinin sonucu takip kesinleşmişse alacaklının her
iki taşınmazın satışını istemesi yasa gereğidir. Ancak, icra memurunun, satışı zorunlu
olanları satması gerekeceğine ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlardan birisinin satışı
alacağı karşılıyorsa diğer taşınmazın satışına gerek kalmaz (…)”
280
.
277
Yarg. 12.HD, T. 27.12.2011, E. 2011/12826, K. 2011/31083, www.kazanci.com (07.11.2018).
278
Gürsoy, s.22.
279
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.909; Gürsoy, s.22.
280
YHGK, T. 27.11.2002, E. 2002/12-823, K. 2002/1020, www.kazanci.com (07.11.2018).
76
II. PROJE FİNANSMANINDA ALACAĞIN DEVRİ
Yeri geldikçe değindiğimiz üzere, proje finansmanı için kullandırılan krediyi
diğer kredilerden ayıran en önemli özellik kredi borcunun projenin kendi gelirleri ile geri
ödenmesidir. Bu nedenle, proje finansmanında proje gelirlerinin teminat olarak kredi
veren tarafından devralınması tipik bir uygulamadır. Proje finansmanında kredi teminatı
olarak genellikle: sözleşmeden (elektrik satış sözleşmeleri, inşaat sözleşmeleri, istisna
sözleşmeleri, tedarik sözleşmeleri, kira sözleşmeleri, işletme sözleşmeleri, hisse devir
sözleşmeleri ve kredi alanın alacaklısı olduğu her türlü sözleşme), teminat mektubundan
ve hedging işlemlerinden (risk giderim işlemlerinden) kaynaklanan alacaklar devralınır.
Böylece, proje şirketinin temerrüde düşmesi halinde, kredi veren(ler) proje
şirketinin üçüncü kişilerden olan her türlü alacağını tahsil edebilmektedir. Alacağın
devralınması ile birlikte kredi veren(ler) proje şirketine ait alacak haklarını iktisap
etmekte ve tasarruf yetkisini kazanmaktadır. Böylelikle, alacakla ilgili her türlü hukuki
işlem (dava açılması, takip yapılması gibi) kredi veren(ler) tarafından
gerçekleştirilecektir. Ek olarak asıl alacak içinde yer alan yan haklar (işlemiş faizler,
teminat hakları, cezai kolullar vb) devir alan sıfatıyla kredi veren(lere) geçecektir.
Aşağıda öncelikle alacağın devrinin tanımı, hukuki niteliği ve sebebi tezimizin amacına
hizmet edecek ölçüde genel olarak ele alınacak ve peşi sıra proje finansmanında alacağın
devrine ilişkin sorunlu hususlara ve proje finansmanı özelinde karşılaşılan alacak
devirlerine değinilecektir.
77
A. GENEL OLARAK ALACAĞIN DEVRİ
OĞUZMAN/ÖZ’e göre: “Alacağın devri, dar anlamda borç ilişkisinde alacağın
alacaklı tarafından bir başkasına devrilmesidir.”
281
. Alacağın devri, alacağı devreden ile
alacağı devralan arasında yapılan bir sözleşmedir
282
. Alacağın devri sözleşmesi
283
ile
sözleşme konusu alacak alacağı devredenin malvarlığın devralanın malvarlığına geçtiği
için alacağın devri tasarruf işlemi niteliğindedir
284
. Alacağın devri ifa sebebiyle (causa
solvendi), bağışlama sebebiyle (causa donandi) veya alacak sebebiyle (causa credendi)
yapılabilir
285
. Sözleşmeden, haksız fiilden veya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan
tüm alacaklar kural olarak bir devir engeli olmadığı sürece (kanun, sözleşme hükümleri
veya işin niteliğine göre yasaklanmamış olmadıkça) başkasına devredilebilir
286
.
B. PROJE FİNANSMANINDA ALACAĞIN DEVRİ NE İLİŞKİN
SORUNLU HUSUSLAR
1.DEVİR BORÇLULARINA DEVİR BİLDİRİMİ YAPILMASI VE
DEVİR BORÇLUSUNUN TEYİDİ NİN ALINMASI
Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, alacağın devri sözleşmesi alacağı
devreden ve alacağı devralan arasında akdedilir
287
. Kanun Koyucu alacağın devri
sözleşmesinin hüküm doğurabilmesi için devir borçlusunun muvafakatini aramamıştır
288
.
Alacağın devredilmesi ile borç ilişkisinin aktif süjesi değişir
289
ve devir borçlusu alacağı
281
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.561. Eski Türk Borçlar Kanununda müessese “alacağın temliki” yürürlükteki
Türk Borçlar Kanunu’nda ise “alacağın devri” olarak adlandırılmıştır. Böylelikle, yürürlükteki Türk Borçlar
Kanunu’nda taşınır ve taşınmaz mülkiyetinin devri ile alacak haklarının devri arasında terminoloji birliğini sağlamıştır.
282
Bağce,D.H., Alacağın Devri ve Diğer Hukuki Kurumlarla Karşılaştırması, T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2015, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.3.
283
TMK.m.163/1 uyarınca, alacağın devri sözleşmesi yazılı şekilde (geçerlilik şartı) yapılmalıdır. Adi yazılı şekil
alacağın devri sözleşmesinin geçerliliği için yeterlidir. bkz. Bağce, s.26. Uygulamada, proje finansmanının temitı olan
alacağın devri sözleşmeleri özellikle akit tarihinin sabit olması için noter huzurunda akdedilmektedir.
284
von Turh, s.826; Diren, D., Alacağın Temlikinin Hüküm ve Sonuçları, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2011, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.12; Dalcı, N., Alacağın Toptan
Temliki, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2009, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.9;
Engin, B.İ., Alacağı Temlik Edenin Garanti Sorumluluğu, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi,
İstanbul 1999, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.21; Bağce, s.21.
285
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.566; Diren, s.7.
286
Diren, s.43.
287
Dayınlarlı, K., Borçlar Kanunu’na Göre Alacağın Temliki, 4.B., Ankara 2010, s.230.
288
Dayınlarlı, s.230; Eren, s.1269; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.464; Hatemi/Gökyayla, s.389; Şafak, A., Teminat
Amaçlı Alacağın Temliki, 2.B, Ankara 2017, s.132; von Turh, s.826; Engin, s.34; Nomer, s.492.
289
Reisoglu, s.408; Hatemi/Gökyayla, s.389; Dalcı, s.6; Şafak, s.132.
78
devralana karşı ifa
290
yükümlüsü haline gelir. Borcun ifasındaki genel kural uyarınca,
devir borçlusu ancak ifa yükümlülüğünü yeni alacaklıya (alacağı devralana) karşı yerine
getirdiğinde borcundan kurtulur
291
. Devir borçlusu tarafından eski alacaklıya (alacağı
devredene) yapılan ifa, borç olmayan şeyin ifası niteliğinde kabul edilecek ve alacağı
devralanın talep etmesi halinde devir borçlusunun alacağı devralana tekrar ifada
bulunması gerekecektir
292
. Bu nedenle, her ne kadar alacağın devri sözleşmesinin hüküm
doğurması için devir borçlusunun muvafakati aranmasa da alacağın devrinin devir
borçlusuna bildirilmesi gerekir
293
.
Alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine
bildirilmemiş olan borçlu, önceki alacaklıya veya alacak birkaç kez devredilmişse, son
devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetli ifada bulunması halinde
borcundan kurtulur (TMK.m.186). Başka bir deyişle, devirden haberdar olmayan iyi
niyetli
294
devir borçlusu eski alacaklıya veya birden fazla devir yapılmışsa son devralan
yerine önceki devralanlardan birine yaptığı ifa ile borcundan kurtulur
295
. Devir
borçlusunun iyi niyeti ile kastedilen sübjektif iyi niyettir (TMK.m.3)
296
.
290
Kanun Koyucu borcun ifasından söz ettiği için ifayı sadece para borçlarının ödenmesi olarak algılamamak ve
borçlanılan edimin ifasına eşit görülen takas, ibra ve yenileme gibi başka eylemlerin de aynı sonucu doğurabileceğinin
dikkate alınması gerekir.
291
Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.470; Diren, s.59.
292
Diren, s.59; Alacağın temliki bir tasarruf muamelesi olup, Borçlar Kanunu'nun 162-172'nci maddeleri arasında
düzenlenmiştir. Alacağın temliki ile alacak hakkı, bunu devralan üçüncü kişiye geçer. Böylece devralan daha önce
temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder, bunun üzerinde "tasarruf etme" yetkisini kazanır. Temlik
eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından, bu alacağa dayalı olarak herhangi
bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun
yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan üçüncü kişi geçer. Somut olayda şikayet eden, noter vasıtasıyla ve tarihi kesin
olarak saptanabilecek şekilde alacağı temlik almıştır. Alacağını temlik eden kimsenin alacak üzerinde bir tasarruf
yetkisi kalmamış olup, söz konusu alacak temlik edenin malvarlığından çıkmıştır. Bu nedenle temlik edenin, temlik
tarihinden sonra tasarruf yetkisinin kalmadığı ( bulunmadığı ) bir alacağın, temlik edenin diğer alacaklıları tarafından
haczi de bu alacağı temlik alana karşı ileri sürülemez. Mahkemece, temlikin Büyükşehir Belediyesi’ne ulaştığı tarih
esas alınarak hüküm kurulmuş ise de söz konusu temlik edilen alacağın borçlusuna bildirimde bulunma tarihi,
borçlunun sorumluluğu açısından önem taşır. Nitekim Borçlar Kanunu'nun 165. maddesinde, borçlunun temlikten
haberdar olmaması halinde iyi niyetle yaptığı ödemelerden dolayı sorumlu olmayacağı belirtilmiştir. Yarg. 19. HD.
T.04.04.2008, E. 2008/1366, K.2008/345, Kararın tam metni için bkz. http://www.lexpera.com (05.11.2018).
293
Nomer, s.497; Dayınlarlı, s.230. Proje finansmanlarında alacağın devri sözleşmesi herzaman noter huzurunda
akdedilmektedir. Noterler aksi taraflarca talep edilmemişse düzenleme şeklinde hazırladıkları alacağın devri
sözleşmelerinin devir bildirimini otomatik olarak yaparlar.
294
Eren, s.1269; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.470; Hatemi/Gökyayla, s.395; Kılıçoğlu, s.1017.
295
Eren, s.1269; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.470; Hatemi/Gökyayla, s.395; Kılıçoğlu, s.1018; Dayınlarlı, s.231;
Günergök, Ö., Alacağın Devrinde Borçlunun Hukuki Durumu, İstanbul 2014, s.138; von Turh, s.857.
296
Kılıçoğlu, s.1017; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.470; devir borçlusunun alacağı devredene ifada bulunarak borçtan
kurtulabilmesi için devirden haberdar olmaması veya haberdar olmasının somut olay gereğince mümkün olmaması
gerekir.
79
Alacağın devredildiğini devir borçlusuna bildirecek olan kişi/ler alacağı
devreden veya alacağı devralandır. Alacağın ard arda devredildiği durumlarda önceki
devralanın da bildirim yapması mümkündür
297
. Bildirim hukuki işlem benzeri bir fiildir
298
ve geçerliliği herhangi bir şekil şartına tabi değildir
299
. Ancak, ispatı açısından yazılı
olarak yapılması yerinde olacaktır
300
.
Devir bildirimde devir borçlusuna: ödemekle yükümlü olduğu alacakların
alacağı devralana devredildiği bildirilmeli, devir işleminin devir borçlusunun kayıtlarına
işlenmesi talep edilmeli, devredilen alacağın alacağı devralanın ihbar veya ihtarına veya
ayrıca devredenin iznine gerek kalmaksızın ve alacağı devreden ile alacağı devralan
arasındaki uyuşmazlık nazara alınmaksızın ve takas dâhil herhangi bir def’i ileri
sürmeksizin alacağı devralanın devir hesabına ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi,
devredilen alacak üzerinde ihtiyati tedbir veya haciz, rehin, tedbir ve herhangi bir takyidat
bulunmadığının teyit edilmesinin talep edilmesi, devredilen alacakların daha önce hiçbir
gerçek veya tüzel kişiye devredilmediğinin yazılı olarak bildirilmesinin talep edilmesi ve
alacağı devreden tarafından ödeme yerininin değiştirilmeyeceğinin belirtilmesi gerekir.
Devir bildirimin içeriği alacağı devralanın teyit bildiriminden beklentisine göre değişiklik
arz eder.
Doktrinde bildirimin hangi andan itibaren hüküm ifade edeceği tartışmalıdır. Bir
görüşe göre, bildirimin devir borçlusunun hâkimiyet alanına girmesi hüküm ifade
edebilmesi için yeterlidir
301
. Bizim de katıldığımız diğer görüşe göre, bildirimin devir
borçlusunun hakimiyet alanına girmesi tek başına yeterli olmayıp, devir borçlusunun
alacağın devrinden haberdar olması da gereklidir
302
.
297
Günergök, s.138.
298
Nomer, s.497; EREN ve DAYINLARLI’ya göre, alacağın devrinin devir borçlusuna bildirilmesi ihbar niteliğinde
olup, irade beyanı niteliğinde değildir. Dayınlarlı, s.233; Eren, s.1269. Birden fazla müteselsil borçlunun olduğu
hallerde bildirimin tüm müteselsil borçlulara yapılması gerekir. Bildirim yapılmayan müteselsil borçlunun diğer tüm
borçlular için de geçerli olacak şekilde alacağı devredene ifada bulunması olasılığı vardır. Bu halde alacağı devralan
tüm müteselsil borçlulara karşı ifayı talep hakkını kaybeder. Günergök, s.140.Müteselsil alacaklılardan herhangi birinin
alacağın devrine ilişkin yaptığı bildirim borçlu için bağlayıcı olacaktır. Günergök, s.141.
299
Eren, s.1269, Nomer, s.294.
300
Eren, s.1269; Günergök, s.142.
301
Dayınlarlı, s.233; Eren, s. 1269.
302
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.588; OĞUZMAN/ÖZ, temlik bildirimi hususundaki görüşleri
Oğuzman/Barlas’ın yöneltilen irade beyanlarının hüküm ifade etme an’ı ile ilgili görüşleri ile uyumludur.
Oğuzman/Barlas, anılan görüşlerinde bütün yöneltilmesi gerekli irade beyanlarının muhataba vardığı anda hüküm ifade
80
Devir borçlusunun teyidinin aranmasının nedeni teminatın teminat vasfının
netleştirilmesidir. Bu amaca hizmet edecek teyit yazısınında asgari olarak devir
borçlusunun: alacağın varlığını, alacak üzerinde herhangi bir haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati
tedbir, rehin, önceki tarihli başka bir alacağın devri olup olmadığını, takas mahsup
hakkının saklı olup olmadığını, hapis veya alıkoyma hakkı olup olmadığını ve ödemenin
belirtilen devir hesabına yapılacağını teyit etmesi gerekir.
Alacağın devri bildiriminin yapılması ve/veya devir borçlularından teyit
yazılarının alınması projenin özellikleri dikkate alınarak, kredi kullandırım ön koşulu
(condition precedent) veya müteakip koşulu (condition subsequent) olarak belirlenebilir.
2. TEMİNAT MEKTUPLARINDAN DOĞAN ALACAKLARIN DEVRİ
Teminat mektuplarından kaynaklanan alacakların devri proje finansmanlarında
sıklıkla tercih edilen teminatlardan biridir. Özellikle inşaat dönemindeki proje
finansmanında kredi alanların muhatabı olduğu yüklenici ve alt yüklenicilerin
303
lehtarı
olduğu teminat mektuplarından kaynaklanan alacaklar devralınmaktadır. Kredi
veren(ler)in kredi alanın muhatabı olduğu teminat mektuplarının tamamını yansıtan,
mektupların vadelerini
304
, meblağlarını ve diğer detaylarını gösteren teminat mektubu
edeceği hususunda BGB de yer alan genel kurala benzer bir kuralın İşviçre ve Türk Hukukunda mevcut olmadığını
vurgulamaktadırlar. Yazarlar ayrıca Türk doktrininde büyük çoğunluğun yöneltilmesi gereken irade beyanlarında
varma anında hüküm ifade edeceğinin kabul edildiğini belirtmekte ve fakat bu görüşe haklı olarak iştirak
etmemektedirler. Oğuzman/ Barlas’ında belirttiği üzere, yöneltilmesi gerekli irade beyanlarının muhataba varma
anında hüküm ifade edeceği görüşü bizleri herzaman tahlil ettiğimiz müessesenin taşıdığı amaca uygun sonuca
ulaştırmayabilir. Oğuzman/ Barlas isabetli olarak yöneltilmesi gereken irade beyanlarında her hukuki muamele için
işlemin niteliğinin ve işlemin hangi tarafının menfaatinin koruması gerektiğinin dikkate alınması gerektiğini ileri
sürektedir. Eğer hukuki muamelede korunmak istenilen beyanda bulunan ise beyanın yöneltilmesi yani muhatabın
öğrenmesini sağlayacak şekilde yapılması yeterlidir. Ancak, korunmak istenilen muhatap ise muhatabın beyanı
öğrenmesinin esas alınması gerekir. Yazarlara göre, her iki tarafın menfaati dengede ise beyanın muhataba ulaşmasını
aramak yerinde olacaktır. Ayr. ol. bkz. Oğuzman/Barlas, s.201-202. TBK.m. 186’da devir borçlusunun korunması
amaçladığından alacağın devrine dair bildirimin devir borçlusu tarafından öğrenilmesinin esas alınması daha sağlıklı
olacaktır.
303
Uygulamada alt yüklenicinin lehtarı yüklenicinin ise muhatabı olduğu teminat mektupları kural olarak kredi alan’ın
(iş sahibinin) borcunun teminatı olarak temlik edilmez. Ancak, proje finansmanlarında iş sahibi ve yüklenicinin grup
şirketi olması çok sık karşılaşılan hallerdendir. Yükleniciler grup şirketi kredi veren lehine teminat mektuplarını teminat
olarak devretmektedirler. Yüklenici ve alt yükleniciler tarafından temlik edilen teminat mektuplarının borçlusu olan
bankanın aynı zamanda proje finansman işlemi için kredi veren banka olması halinde, teminat mektubunun hem
borçlusu hem de alacaklısı aynı banka olacak ve borç sona erecektir. Ayrıca, ticari açıdan da bir bankanın kendi gayri
nakdi kredi riskini proje finansmanı için verdiği krediyi teminat olarak alması kabul edilebilir değildir ve fakat
uygulamada birçok örneğine rastlanmaktadır.
304
Proje finansmanlarında karşılaşılan teminat mektupları genellikle yüksek meblağlı ve vadeli teminat mektuplarıdır.
Bilindiği üzere, vadeli teminat mektuplarında güvence altına alınan riskin vade içinde gerçekleşmesi halinde, bankanın
ödeme yükümlülüğü mektup metnindeki kayıtlara bağlıdır. Uygulamada, hemen her vadeli teminat mektubunda, vadesi
içinde tazmin talebinde bulunulmaması halinde, bankanın ödeme yükümlülüğünün sona ereceğine dair kayıtlar yer
almaktadır. Bu kaydın yer almadığı bir vadeli teminat mektubu nedeniyle, bankanın ödeme yükümlülüğü riskin vade
81
listesini proje raporu hazırlanırken müşterilerinden talep etmesi gerekir. Böylelikle,
teminata konu olabilecek ve devri talep edilebilecek teminat mektupları eksiksiz olarak
belirlenebilir. Teminat mektubu sayısının çok olduğu projelerde belli bir meblağın
üzerindeki teminat mektuplarının devredilmesi tarafların operasyonel yükünü
azaltacaktır.
REİSOĞLU, teminat mektubunu: “garanti veren banka ile garanti alan
muhatap arasında yapılmış bir garanti sözleşmesi” olarak tanımlamaktadır
305
. Garanti
veren bankanın tazmin yükümlülüğü, muhatabın yazılı tazmin talebinde bulunması
halinde doğmaktadır. Teminat mektuplarından kaynaklanan alacaklar niteliği gereği
kanunen devredilemeyecek alacaklardan değildir
306
.
Türk Hukukunda konusu banka teminat mektubunun muhatap değişikliği olan
devir sözleşmesinin akdedilmesini engelleyen herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Devir sözleşmesinin şekli, devre konu olan sözleşmenin şekline tabidir. Teminat mektubu
sözleşmeleri herhangi bir şekle tabi olmadığından devir sözleşmesi de herhangi bir şekle
tabi olmayacaktır
307
.
Teminat mektuplarında sözleşmenin hak ve borçları ile birlikte bir bütün olarak
devri için teminat mektubunun diğer tarafının (bankanın) devir ilişkisine açık muvafakati
aranır. Zira, bir sözleşmesin tüm hak ve borçları ile üçüncü bir kişiye devri yeni bir
sözleşme kurulması anlamına gelir. Hatta muhatap değişikliği teminat mektubunun
kapsamının değişmesi anlamına geldiğinden teminat mektubu lehtarının da teminat
mektubu devrine onay vermesi gerekir. DOĞAN, teminat mektuplarının devredilebilir
nitelikte olmasının bankanın baştan ilerde yapılacak bir devre muvafakat etmesi anlamına
gelmediğini ve bankanın devir aşamasında devralan muhatabın durumunu dikkate alma
içinde oluşması şartı ile vadenin sona ermesi tarihinden itibaren genel zamanaşımı süresi olan 10 (on) yıl boyunca
devam edecektir. Yargıtay bir kararında: “(…) davalı banka tarafından düzenlenen teminat mektup bedelinin tahsilini
istemiştir. Muhatabı davacı Ç.AŞ. olan ve davalı banka tarafından keşide edilen 14.05.2004 tarihli 80.000.000.000 TL
bedelli teminat mektubunda “30.12.2004 tarihine kadar geçerli olduğu” yazılıdır. Davaya konu edilen ve vadeli olarak
düzenlenen teminat mektubunda “vade içinde bankaya başvurma” koşulu getirilmediği için teminat mektubu ile
teminat altına alınan rizikonun vade tarihine kadar gerçeklemesi şartı ile vade tarihinden itibaren 10 (on) yıllık
zamanaşımı süresi içinde davacının davalı bankaya başvurma hakkı bulunmaktadır (…)”. Kararın tam metni için bkz.
Yarg. 11. HD, T.24.12.2010, E.2010/11390, K.2010/13147, www.kazanci.com (07.11.2018).
305
Reisoğlu, S., Banka Teminat Mektupları ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, 2.B., TBB, Ankara 1977, s. 95.
(Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar).
306
Reisoğlu, S., Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, 4.B, Ankara 2003, s.202. (Teminat Mektubu).
307
Doğan, V., Banka Teminat Mektupları, 5.B., Ankara 2015, s.316.
82
ve devri değerlendirme hakkı olduğu görüşündedir
308
. REİSOĞLU ise, teminat mektubu
metninde devredilebilir ifadesinin geçiyor olmasını devir hususundaki muvafakat için
yeterli görmektedir
309
.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, teminat mektubunun
devrinde sözleşme bir bütün olarak devredilmektedir. Böylelikle, teminat mektubunun
tarafları değişmektedir. Buna karşın teminat mektubundan doğan alacakların devrinde
teminat mektubunun tarafları değişmez. Sadece teminat mektubundan kaynaklanan
alacaklar üçüncü kişiye geçer.
Banka teminat mektupları kanuni düzenlemeye konu olmadığından alacağın
devri müessesesi için benimsenen kurallar ve yapılan açıklamalar banka teminat
mektuplarından doğmuş ve doğacak alacakların devri için de geçerlidir. Proje
finansmanlarında teminat mektuplarından doğan alacakların devri için sözleşmeden
doğan alacakların devrinde benimsenen kurallar aynen tatbik edilir ve sözleşmeden doğan
alacakların devri için kullanılan alacağın devri sözleşmeleri (teminat mektuplarının
doğası gereği bazı revizyonlar yapılarak) kullanılır.
Bilindiği üzere, alacağın devri hem doğmuş hem de doğacak alacaklar için
mümkündür
310
. Banka teminat mektuplarından doğan alacakların devri ifadesi banka
teminat mektuplarından: doğmuş ve/veya doğacak alacakları kapsar. Banka teminat
mektuplarında muhatap garanti veren bankadan tazmin talebinde bulunmuş ise teminat
mektubu tahtında doğmuş bir alacak söz konusu olacaktır. Buna karşın teminat
mektubunun tazmin edilmesi için aranan şartlar henüz gerçekleşmediği için muhatap
garanti veren bankadan tazmin talebinde bulunmamış ise teminat mektubu tahtında
doğmamış bir alacak söz konusu olacaktır. İlk halde doğmuş bir alacağın devrinden,
ikinci halde ise doğmamış müstakbel bir alacağın devrinden söz edilir
311
.
Proje finansmanlarında ödeme talebinde bulunulmuş alacağın devri ancak
başlangıçta teminat olarak temliki hedeflenmeyen alacağın proje teminatlarında meydana
308
Doğan, s.317.
309
Reisoğlu, Teminat Mektubu, s.206.
310
Reisoğlu, Teminat Mektubu, s.202.
311
Doğan, s. 321.
83
gelen eksilme nedeni ile tazmin edildiği dönemde teminat paketine eklenmesi halinde
uygulama alanı bulur. Proje finansmanlarında teminat mektubundan doğan alacakların
devri denildiğinde, henüz ödeme talebinde bulunulmamış müstakbel alacakların devri
kastedilmektedir. Müstakbel alacakların devrinde irdelenmesi gereken husus tazmin talep
hakkının devir ile birlikte devralana geçip geçmeyeceği meselesidir. Doktrinde tazmin
talep hakkının niteliğinden hareketle farklı görüşler oluşmuştur.
REİSOĞLU’na göre tazmin talep hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve
başkasına devredilemez
312
. REİSOĞLU, şahsi bir hak olarak tanımladığı tazmin talep
hakkının teminat mektubu devredilmediği sürece devredilemeyeceğini savunmaktadır
313
.
Bu konudaki karşıt görüş ise, muhatap bankadan tazmin talebinde bulunmadığı için henüz
doğmamış bir alacağın söz konusu olduğunu ve bu alacağın tek başına devredilmesinin
bir anlam ifade etmeyeceğini belirtmektedir. Bu görüşü savunan yazarlar, açıkça alacağın
talep hakkı ile birlikte devrinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir
314
. Bu görüş
teminat mektuplarından doğacak alacakların devrinin teminat vasfını
kuvvetlendirmektedir.
Bizim de katıldığımız REİSOĞLU’nun görüşü, teminat mektubu temlikinin
teminat vasfını tartışmalı hale getirir. Zira, bu görüşe göre devralanın alacağına
kavuşabilmesi için devredenin usulüne uygun tazmin talebinde bulunması gerekir
315
.
Teminatın kuvvetlendirilmesi için kredi sözleşmesine: tazmin talebinin kredi verenin
bilgisi dâhilinde yapılacağına, kredi verenin teminat mektubunun paraya çevrilmesini
talep etmesi halinde, kredi alanın (makul bir sürede) garanti veren bankaya usulüne uygun
tazmin talebinde bulunacağına ve her koşulda teminat mektubu bedelinin devir
hesaplarına geleceğinin taahhüt olarak eklenmesine dair hükümler eklenmesi gerekir.
Anılan içerikteki hükümlerin ihlal edilmesinin de kredi sözleşmesinde temerrüt nedeni
olarak kabul edilmesi yerinde olur.
312
Reisoğlu, Teminat Mektubu, s.203.
313
Reisoğlu, Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, s.97.
314
Doğan, s.323.
315
Reisoğlu, Teminat Mektubu, s.203.
84
C. PROJE FİNANSMANINDA KAR ŞILAŞILAN ALACAK DEVİRLERİ
1. ARDIL ALACAKLARIN DEVRİ
Bu başlık altında, ardıl alacak kavramına ve Türk mevzuatı açısından kavramın
istenilen amaca hizmet etmesi için dikkat edilmesi gereken hususlara değinilecektir.
a. ARDIL ALACAK KAVRAMI VE AMACI
İngiliz Hukukunda kullanılan “subordination debt” terimi dilimize “ardıl
alacak” olarak çevrilebilir. Ardıl alacaklılık yabancı bankaların finansman modelleri
örnek alınarak Türkiye’deki bankacılık uygulamasında da zamanla kabul görmüştür. Bu
kavrama özellikle satın alım finansmanlarında rastlanmaktadır. Ardıl alacaklılık
müessesesinin amacı imtiyazlı (birincil) alacağın alacaklısının alacağını tahsil etmesini
sağlamak ve ardıl alacağın imtiyazlı alacak tamamen tahsil edilmeden önce ödenmesini
engellemektir. Böylelikle, sözleşmesel olarak imtiyaz tanınan alacağın vadesi boyunca
ardıl alacağın ifa edilmesi engellenmektedir.
b. TÜRK HUKUKUNDA İMTİYAZLI ALACAK KAVRAMI VE İCRA VE
İFLAS KANUNUNDAKİ ADİ VE REHİNLİ ALACAKLARIN SIRASI
İmtiyazlı (rüçhanlı, öncelikli) alacak kavramı Türk Hukukunda tanınmış ve Türk
mevzuatında yer verilmiş bir kavramdır. Buna karşın sözleşmesel olarak ardıllaşma
kavramı, Türk Hukukunda tanınmamış ve Türk Mevzuatında düzenlenmemiştir. Türk
Hukukunda yer alan imtiyazlı alacak kavramı münhasıran kanunda özel olarak sayılan
alacaklar için geçerlidir. İflas halinde, alacaklara ilişkin sıra cetveli ve paylaştırma
kuralları İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir. İİK.m. 206’da birbirine karşı imtiyazlı
olan alacaklar belirtilmiştir.
Sözleşmesel olarak imtiyaz tanınan alacakların Türk Hukukundaki yerini
irdelemek amacıyla kanuni olarak adi alacaklara karşı imtiyazlı olan alacakları yakından
incelemek yerinde olacaktır. Bu nedenle, bu başlık altında tezimizin amacını aşmayacak
ölçüde, iflas hukuku açısından imtiyazlı olan alacaklara kısaca değinilecektir.
85
Adi ve rehinli alacakların sırası İİK.m.206’da ayrıntılı olarak düzenlenmiştir
316
.
Rehinli alacak kavramının aksine adi alacak kavramı Kanun Koyucu tarafından
tanımlanmamıştır. Adi alacaklar en yalın haliyle, müflisin malları üzerinde tesis edilen
rehin ile teminat altına alınmamış olan (teminatsız) alacaklar
317
olarak tanımlanabilir.
İflas tasfiyesi ile amaçlanan, masanın tasfiyesi sonucunda elde edilen paranın
müflisin bütün alacaklılarına paylaştırılmasıdır. Paylaştırma alacaklıların eşit bir şekilde
işlem görmesi esasına dayanır. Bu noktada, müessesenin doğru şekilde algılanması adına
alacağını önce yazdıran alacaklıların, alacağını sonra yazdıran alacaklılara oranla bir
imtiyaz veya rüçhan hakkı bulunmadığının altını özellikle çizmek isteriz.
İİK.m.185 uyarınca, rehinle yüklü müflise ait mallar da iflas masasına girer.
Ancak, rehinli alacaklıların rehinden doğan rüçhan hakkı saklıdır. Rehinli mallar iflas
masası tarafından satılınca, öncelikle rehinli malın satış bedeli ile rehinli alacaklar
ödenir
318
. Rehinli alacaklar ödenmeden önce eşya ve gayrimenkulün aynından doğan
vergi alacağı (İİK.m.206/1, 6183 sayılı Kanun m.21/2)
319
, rehinli malın muhafaza ve satış
316
İİK.m.206 uyarınca: “Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde, gümrük resmi ve akar vergisi gibi
Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi o akar veya eşya bedelinden istifa
olunduktan sonra rüçhan hakları vardır. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup
edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar
nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir. Alacakları taşınmaz rehniyle temin edilmiş olan
alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehnine müteallik
hükümlerine göre tayin olunur. Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa
mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan
ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs
nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, B) İşverenlerin, işçiler için
yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel
kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde
tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları. İkinci sıra: Velâyet ve
vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları;
Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde
açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Üçüncü
sıra: Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar. Dördüncü sıra: İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar.
Bir ve ikinci sıradaki müddetlerin hesaplanmasında aşağıdaki süreler hesaba katılmaz: 1. İflâsın açılmasından önce
mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi. 2. İflâsın ertelenmesi süresi. 3. Alacak hakkında açılmış olan
davanın devam ettiği süre. 4. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine
kadar geçen süre. Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına
bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanun’unun 1389 ilâ 1397’nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir.”
317
İİK.m.206’da düzenlenen adi alacak kavramı, rehinle teminat altına alınmamış özel hukuktan kaynaklanan alacakları
ve amme alacaklarını kapsamaktadır.
318
İflasın açılmasıyla müflisin rehinle teminat altına aldığı alacakların faizi merhunun satışına kadar devam eder ve bu
faiz rehin alacaklısına rüçhanlı olarak ödenir. bkz. Deynekli, A./Kısa, S., Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, Ankara 2002,
s.692-693; Korkmaz, H., flas Masası, 1.B., Ankara 2010, s.88. (Sıra Cetveli).
319
Gümrük vergisi, bina ve arazi vergisi, veraset ve intikal vergisi ve motorlu satış vergisi, rehinli alacaklardan önce
ödenmesi gereken kamu alacaklarıdır. bkz. Deynekli, A., İflasın Vergi Alacağına Tahsiline Etkisi, Ankara 1999, s.114
vd.
86
masrafları (İİK.m.248), masada gemi varsa gemi alacaklısı hakkı (TTK.m.1235,1257) ve
TMK.m. 865, 867, 877’nci maddelerinden doğan alacaklar ödenir
320
.
Rehinli malın satış bedeli tüm rehinli alacakları karşılar ve geriye para artarsa
artan para iflas masasına kalır ve adi alacakların ödenmesinde kullanılır
321
. Ancak, rehinli
alacaklılar alacaklarını rehinli satış bedelinden alamamışlarsa ve müflis de rehinli
alacaklardan ayrıca şahsen sorumlu ise alacağın rehinle karşılanamayan kısmı adi bir
alacak haline dönüşür ve adi alacakların sırasına tabi olur.
Adi alacaklar, iflas masasının tasfiyesi sonucunda elde edilen paradan rehinli
satış bedellerinden rehinli alacaklar ödendikten sonra ve adi alacaklardan önce ödenmesi
gereken alacaklar
322
ödendikten sonra ödenir. Adi alacaklar da kendi arasında imtiyazlı
ve imtiyazsız adi alacaklar olmak üzere ikiye ayrılırlar. İmtiyazsız alacaklara dördüncü
sıradaki alacaklar da denilir.
İmtiyazlı adi alacaklar İİK.m.206’nın ilk üç sırasında yazılı olan alacaklardan
ibarettir
323
. Kanun Koyucu, iflasın açılmasından önceki 1 (bir) yıl içinde tahakkuk etmiş
her türlü işçi alacakları, aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları gibi özel olarak
korunmaya muhtaç bazı alacaklıların alacaklarının diğerlerinden daha önce gelmesi
gerektiğini kabul ederek bu alacaklara rüçhan (imtiyaz) tanımıştır. Buradaki imtiyaz rehin
hakkında olduğu gibi ayni bir hak olmayıp, yalnız icra ve iflas hukukunun alacakların
ödenmesi sırası bakımından kabul ettiği bir imtiyazdır. İmtiyazlı olan: alacaklının şahsı
değil, alacaktır
324
.
320
Deynekli, A., 4949 Sayılı Kanun’la Değişik İcra ve İflas Kanununa Göre Adi ve Rehinli Alacakların Sırası, AÜHFD,
C.54, S.1, Y.2005, s.193.
321
Korkmaz, s.88.
322
İflas masrafları ve masanın borçları İİK.m.284’de düzenlenmiştir. Madde metninde açıkça iflas masraflarının iflas
alacaklarından önce ödeneceği belirtilmiş ise de masa borçlarınadan söz edilmemiştir. İflas kararının ilanına ve gereken
yerlere bildirilmesine ilişkin masraflar, defter tutma, malların muhafaza ve satış masrafları, iflas idare memurunun
ücreti, paraya çevirme ve paylaştırmaya ilişkin harç ve masraflar iflas masraflarına örnek olarak verilebilir. Masa
borçları, iflasın açılmasından sonra ve devamı sırasında masa adına oluşan ve masa tarafından ödenmesi gereken
borçlar olarak tanımlanabilir. İflas idaresinin müflisin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde akdettiği borçları,
iflas idaresinin sebepsiz iktisap ve haksız fiilden doğan borçları, iflas idaresi tarafından tutulan avukatın vekalet ücreti
masa borçlarına örnek olarak gösterilerbilir. İflas masraflarına ve masa borçlarına sıra cetvelinde yer verilmez ama pay
cetvelinde gösterilmeleri gerekir. bkz. Deynekli, s.196.
323
İmtiyazlı alacaklıların hacizde sıra cetveli düzenlenirken de dikkate alınması gerekir. Deynekli, Sıra Cetveli, s.197
324
Deynekli, Sıra Cetveli, s.197.
87
İİK.m.206’daki ilk üç sıra dışındaki, diğer bütün alacaklar imtiyazsız
alacaklardır. İmtiyazlı alacaklar ödendikten sonra artan para imtiyazsız iflas masası
alacaklılarına dağıtılır. Eğer artan para bütün imtiyazsız alacakları ödemeye yetmez ise
artan para İİK.m.207 uyarınca, imtiyazsız alacaklılar arasında alacakları oranında olmak
üzere eşit olarak (garameten) paylaştırılır.
Son olarak, sıralar arasındaki ilişkinin İİK.m.207’de düzenlendiğini belirtmek
isteriz. Anılan düzenleme uyarınca, her sıranın alacaklıları aralarında eşit hakka sahiptir
(İİK.m.207). Bu nedenle, bir sıraya isabet eden para bu sırada yer alan bütün alacaklılara
alacakları oranında eşit olarak paylaştırılır. Aynı sırada bulunan alacaklıların birbirine
karşı önceliği bulunmamaktadır
325
.
c. TÜRK HUKUKUNDA SÖZLEŞME İ LE İMTİYAZLI ALACAK
YARATILMASI
Görüldüğü üzere, sözleşmesel olarak imtiyazlı kılınan alacaklara İİK.m.206’da
yer verilmemiştir. Bu nedenle, sözleşmesel olarak bir alacağın başka bir alacak karşısında
imtiyazlı hale getirilmesi İcra ve İflas Kanunu açısından anlam ifade etmeyecektir.
Uygulamada, ardıl alacaklılık müessesesinin kendisinden beklenen amaca
hizmet edebilmesi için öncelikle ardıllaştırılması planlanan alacağın alacaklısı ve
borçlusundan ardıllık taahhüdü alınır. Bu taahhüt ile ardıl alacakların alacaklısı,
alacaklarını imtiyazlı alacak tamamen ifa edilmeden önce talep etmemeyi, ardıl
alacakların borçlusu da imtiyazlı alacak tamamen ifa edilmeden ardıl alacağı ödememeyi
imtiyazlı alacakların alacaklısına taahhüt eder.
Bu taahhüt tek başına İcra ve İflas Kanunu’ndaki düzenlemeyi delmeye yeterli
olmadığından aynı taraflar arasında bir de alacağın devri sözleşmesi akdedilir. Ardıl
alacağın alacaklısı alacağını imtiyazlı alacağın alacaklısına devretmektedir. Böylelikle,
iflas masasında hem ardıl alacağın alacaklısı hem de imtiyazlı alacağın alacaklısı aynı
taraf olacaktır. Son olarak, uygulamada geliştirilen bu yöntemin henüz Türk yargısı önüne
gelmediğini belirtmek isteriz.
325
Deynekli, Sıra Cetveli, s.204.
88
2. ENERJİ PROJELERİNDEN (ELEKTRİK SATIŞLARINDAN)
KAYNAKLANAN ALACAKLARIN DEVRİ
Ülkemizde proje finansmanının önemli bir kısmını enerji projeleri
oluşturmaktadır. Elektrik satış gelirlerinin devri hukuken diğer alacakların devrinden
farklı bir düzenlemeye tabi olmasa da piyasa düzenleyicisi EPİAŞ’ın elektrik gelirlerinin
devrinde uyguladığı politikalar nedeni ile enerji projelerinde alacağın devri farklı
süreçlere tabi olmaktadır. Bu başlık altında, EPİAŞ’ın uygulamaları nedeni ile oluşan
farklılıklara değinilecektir.
Bilindiği üzere, alacağın devri devir borçlusunun muvafakatine bağlı değildir
326
.
Buna karşın, uygulamada elektrik satış gelirlerinin devrinde devir borçlusu konumunda
olan EPİAŞ’in alacağın devrini kendi muvafakatine bağladığı ve hatta alacağın devri
sözleşmesinin içeriğine müdahale ettiği görülmektedir. EPİAŞ elektrik satış gelirlerinin
devrini düzenleyen standart bir alacağın devri sözleşmesi hazırlamış ve yayınlamıştır
327
.
Alacağı devreden ve alacağı devralanın EPİAŞ tarafından hazırlanan standart alacağın
devri sözleşmesini kullanmayı tercih etmemeleri halinde, hazırladıkları alacağın devri
sözleşmesine EPİAŞ tarafından aranan genel devir şartlarını eklemeleri gerekmektedir
328
Aksi takdirde, alacağın devri sözleşmesi EPİAŞ tarafından onaylanmayacak ve devir
sisteme işlenmeyecektir.
Proje finansmanında yerleşik uygulama devralınacak tüm alacaklar için tek
alacağın devri sözleşmesi akdedilmesi yönündedir. Böylelikle, devralınması planlanan ve
kaynağı farklı olan tüm alacaklar aynı alacağın devri sözleşmesiyle devralınmaktadır.
EPİAŞ elektrik satış gelirlerinin diğer alacaklarla birlikte devrini düzenleyen sözleşmeleri
326
Dayınlarlı, s.230; Eren, s.1269; Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.464; Hatemi/Gökyayla, s.389; Nomer, s.492.
327
EPİAŞ, Alacak Devri (Temliki) Sözleşmesi, 2016, https://www.epias.com.tr/tum-duyurular/alacagin-temliki-
devri-sozlesmesi-duyurusu (28 Ocak 2019).
328
Alacağı devreden ve alacağı devralan tarafından hazırlanan alacağın devri sözleşmesine eklenmesi gereken genel
devir koşulları EPİAŞ tarafından hazırlanan standart alacağın devri sözleşmesinin “Genel Devir Şartları” başlığı altında
yer alan koşullardır. Bu koşullar alacağın devri sözleşmesine ek olarak konulmalı ve koşullarla sözleşme hükümleri
arasında çelişki olması halinde koşulların tatbik edileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. EPİAŞ tarafından hazırlanan
standart alacağın devri sözleşmesi dolayısıyla genel devir şartları belli aralıklarla revize edilmektedir. Alacağın devri
sözleşmesine eklenecek genel devir şartlarının güncel koşullar olması gerekir.
89
reddetmektedir. EPİAŞ’ın kabul ettiği alacağın devri sözleşmeleri münhasıran EPİAŞ
nezdinde doğacak alacakların devrini düzenleyen sözleşmelerdir.
EPİAŞ sistemleri Türk Lirası üzerinden kurgulanmıştır
329
. Bu nedenle, regülatör
tüm ödemelerini Türk Lirası üzerinden gerçekleştirmektedir. Proje finansmanında ise
kredi genellikle yabancı para cinsi üzerinden kullandırılmaktadır. Yabancı para üzerinden
kredi kullandıran kredi verenler doğal olarak proje gelirlerini kullandırdıkları para cinsi
üzerinden devralmak isterler. EPİAŞ yabancı para cinsi üzerinden yapılan ve kendisine
bildirilen tüm devirleri kendi ödeme yükümlülüğünün Türk Lirası olduğu gerekçesi ile
reddetmektedir. Bu nedenle, uygulamada kredi verenler yabancı para birimi üzerinden
kullandırılan kredilerde dahi EPİAŞ nezdindeki gelirleri Türk Lirası üzerinden
devralmaktadır. Yabancı para birimi ile Türk Lirası arasındaki değer farklılığı nedeniyle
Türk Lirası üzerinden belirlenen devir tutarının marjlı alınması gerekir.
EPİAŞ sistem alt yapısı piyasa katılımcısının tüm santrallerinde ürettiği elektriği
tek bir havuzda toplar ve toplam üretimin santral bazında alt kırımlarını takibe müsait
değildir. Bu nedenle, birden fazla santrali olan piyasa katılımcılarının santral bazında
ürettiği elektriği tespit etmek mümkün değildir. Proje finansmanda daha önce de belirtmiş
olduğumuz üzere, kredi alan kural olarak hedef işlemi gerçekleştirmek için yeni kurulan
ve başka faaliyetleri olmayan SPV’dir.
Birden fazla santrali olan piyasa katılımcılarına proje finansman adı altında
verilen kredilerde elektrik satış gelirlerinin devri özellik arz eder. Şöyle ki, EPİAŞ
üretilen elektriği santral özelinde değil, piyasa katılımcısı özelinde takip ettiğinden
330
piyasa katılımcısının taraf olduğu alacağın devri sözleşmelerini tarihine göre sıraya
koymakta ve tüm santrallerden gelen üretimin karşılığı olan geliri ilk alacağın devri
sözleşmesinde belirtilen alacak meblağına kadar ilk alacağın devri sözleşmesinin
devralanına ödemektedir. Piyasa katılımcısının birden fazla santralinin farklı bankalar
tarafından finanse edilmesi halinde ikinci finansmanı yapan banka diğer bankanın
alacağın devri sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece finanse ettiği santralin ürettiği
329
EPİAŞ, Alacak Devri (Temliki) Sözleşmesi Taslağı (Alacağın Devri (Temliki) Sözleşmesinin Konusu başlıklı
m.2.2, Devir Temlik Tutarı başlıklı m.3, Genel Devir (Temlik) Şartları başlıklı m.6.3 ve 6.15.)
330
EPİAŞ, Alacak Devri (Temliki) Sözleşmesi Taslağı (Alacağın Devri (Temliki) Sözleşmesinin Genel Devir (Temlik)
Şartları başlıklı m.6.17).
90
elektriğin satış bedelini (devir bedellerini) alamayacaktır. EPİAŞ santral bazında üretimi
takip edemediği için devirde garameten dağıtım yapmaktan özellikle kaçınmaktadır. Bu
tip proje finansmanlarında en sağlıklı yöntem santralleri finanse eden bankaların kendi
aralarında kredi verenler arası sözleşme akdetmeleri ve devredilen alacakların ne şekilde
paylaşılacağını kurala bağlamalarıdır.
EPİAŞ’ın bir diğer uygulaması ise alacağın devri sözleşmesinin yürürlük süresi
ile ilgilidir. EPİAŞ yürürlük süresinin sözleşmede açıkça belirtilmesini ve en fazla 10 (on)
yıl ile sınırlı olmasını uygun görmektedir
331
. Proje finansmanı için kullandırılan kredilerin
vadesinin 10 (on) yıldan uzun olması mümkündür. Süre hususundaki kısıtlamalar dikkate
alınarak, EPİAŞ alacaklarının devrinin kredinin müteakip koşulları (condition
subsequent) arasına çekilmesi yerinde olur. Böylelikle, gelir sağlanmayan inşaat
döneminin devir süresinden sayılmasının önüne geçilmesi gerekir. Proje gelirlerinin
devrinin müteakip koşullara (condition subsequent) bırakılması kredi veren(ler)
tarafından kredi alanın proje gelirlerini üçüncü şahıslara devretmesi çekincesi ile tercih
edilmemektedir. Kredi veren(ler)in bu yöndeki çekincelerini kredi sözleşmesine
eklenecek hükümlerle sözleşmesel olarak bertaraf etmek mümkündür.
EPİAŞ’ın alacağın devri müessesesi ile ilgili özellik arz eden bir diğer
uygulaması da gün öncesi piyasasıdır. 01.12.2011 tarihinden itibaren elektrik piyasasında
nakit takası ve teminat yönetimi düzenine geçilmiş ve gün öncesi piyasasına işlerlik
kazandırılmıştır
332
. Gün öncesi piyasasında, piyasa katılımcıları bir sonraki gün
yapacakları elektrik üretiminin tahmini rakamlarını iletmekte ve tahmini olarak iletilen
üretim rakamının karşılığı olan satış bedelini avans olarak almaktadır. Günlük avans
ödemeleri piyasa katılımcılarına günlük veya aylık olarak ödenebilir. Piyasa katılımcıları
günlük olarak taahhüt edilen elektrik üretim miktarının karşılığı olan avansın hesaplarına
günlük olarak iletilmesini veya günlük olarak yapılan avans ödemelerinin İstanbul Takas
ve Saklama Bankası A.Ş. (“Takasbank”) nezdinde beklemesini ve ay sonunda aylık
331
EPİAŞ, Alacak Devri (Temliki) Sözleşmesi Taslağı (Alacağın Devri (Temliki) Sözleşmesinin Konusu başlıklı m.2.2
ve Genel Devir (Temlik) Şartları başlıklı m.6.9).
332
EPİAŞ, Yeni Gün Öncesi Piyasası Kullanıcı Kılavuzu, 2016, https://www.epias.com.tr/wp-content /uploads /2016
/03/G %C3%96P-KULLANICI-KILAVUZU_V.1.6.pdf (28 Ocak 2019), s.7.
91
olarak hesaplarına iletilmesini tercih edebilir. Piyasa katılımcısının açıkça tercih
yapmaması halinde, günlük avans ödemelerinin aylık yapılacağı kabul edilir
333
.
Ay sonunda piyasa katılımcısının tahmini üretim rakamları ile gerçekte üretilen
elektrik rakamları karşılaştırılır. Tahmin edilen üretim ile gerçekte elde edilen üretim
birebir örtüşüyor ise denkleştirme söz konusu olmaz. Üretilen elektriğin taahhüt edilen
elektrikten fazla olması halinde, EPİAŞ tarafından fazlaya ilişkin kısım için piyasa
katılımcısına ödeme yapılır. Üretilen elektriğin taahhüt edilen elektrikten az olması
halinde ise yapılan avans ödemelerinin denkleştirmesi gerekir.
Günlük avans ödemelerinin aylık ödendiği senaryoda denkleştirme Takasbank
nezdinde mahsuplaşma yoluyla yapılacak ve piyasa katılımcısına elde ettiği gelir
aktarılacaktır. Buna karşın, günlük avans ödemelerinin günlük olarak ödendiği senaryoda
denkleştirme tutarının piyasa katılımcısı tarafından EPİAŞ’a iade edilmesi gerekecektir.
Ay sonunda yapılan fatura kesimi sonrasında denkleştirme tutarı belli olur. Elektrik satış
gelirleri kredi veren(ler)’e devredildiğinden ve avans gelir niteliğinde olmadığından
denkleştirmeye tabi olan kısmın iadesi kredi veren(ler) açısından da geçerlidir. Bu
nedenle, proje finansmanlarında gelirler hesabından yapılacak çıkışlar belirlenirken ve
sıralanırken denkleştirme tutarlarının da dikkate alınması gerekir.
Bilindiği üzere, alacağın devrinin geçerli olabilmesi için devredilen alacağın
bedelinin belli olması veya belirlenebiliyor olması yeterlidir
334
. EPİAŞ ise alacağın devri
sözleşmesinde bedelin açıkça belirtilmesini talep etmektedir. EPİAŞ devir tutarına
ulaşıldığında ödemeyi sona erdirir ve ödemenin hangi amaçla kimin tarafından
kullanıldığını dikkate almaz. Bu nedenle, devir tutarının: ana para ve faiz tutarları,
komisyon ve kredi ile ilgili diğer alacaklar, kredi alanın serbest kullanımına bırakılacak
tutarlar ve denkleştirmeye konu olabilecek tutarlar dikkate alınarak marjlı belirlenmesi
gerekir.
333
EPİAŞ, Alacak Devri (Temlik) Sözleşmesi Taslağı (Alacağın Devri (Temliki) Sözleşmesinin Genel Devir (Temlik)
Şartları başlıklı m.6.4).
334
EPİAŞ, Alacak Devri (Temliki) Sözleşmesi Taslağı (Alacağın Devri (Temliki) Sözleşmesinin Konusu başlıklı m.2.2
ve Devir Temlik Tutarı başlıklı m.3).
92
III. PROJE FİNANSMANINDA HİSSE REHNİ
Hisse rehni, akdedilen hisse rehin sözleşmelerine konulan hükümlerle kredi
vadesi boyunca şirketin kontrolünü kredi verende tutan ve temerrüt halinde diğer
teminatların paraya çevrilmesi sürecine girilmeden sadece şirket hisselerinin elden
çıkartılması ile kredinin kapatılmasını mümkün kılan bir teminattır. Hisse rehni, kredi
verene sağladığı bu kolaylıklar nedeniyle proje finansmanlarında sıklıkla tercih edilen
teminatlar arasında yer almaktadır. Tezimizin bu bölümünde, hisse rehni teminatı proje
finansmanında sıklıkla karşılaşılan, tartışılan ve özellik arz eden hususlarla sınırlı olarak
incelenecektir.
Daha önce de yeri geldikçe belirttiğimiz üzere, proje finansmanında kural kredi
alanın planlanan projenin hayata geçirilmesi amacıyla yeni kurulmuş bir şirket olmasıdır.
Ülkemizde gerçekleştirilen proje finansmanlarında proje şirketleri genellikle anonim
şirket olarak kurulmaktadır
335
. Bu nedenle, biz de aşağıda münhasıran anonim şirket hisse
rehnine dair sorunlu hususlara proje finansmanını ilgilendikleri ölçüde değinmeyi
planlanmaktayız
336
.
A. HİSSE REHNİ KURULURKEN TAKİP EDİLMESİ GEREKEN USUL
Anonim şirket hisse rehni ile ilgili sorunlu hususların teorik incelemesinden önce
her işlemde geçerli bir şekilde rehnin tesis edilebilmesi için izlenecek usulü ve dikkat
edilmesi gereken hususları özetlemek isteriz. Şöyle ki;
(i) Hisse rehni için ilk olarak dikkat edilmesi gereken husus, hisseleri
rehnedilecek şirketin halka açık bir şirket olup olmadığının kontrol edilmesidir. Zira,
hisse rehni açısından halka açık şirketler ve kapalı şirketler için farklı prosedürler
izlenmesi gerekecektir.
(ii) Bir sonraki aşamada şirketin güncel hissedarlık yapısının tespit edilmesi
gerekir. Şirketin güncel hissedarlık yapısı son genel kurul hazirun cetvelinden teyit
335
Uygulamada istisnai olarak (bu konudaki eleştirimizi tezimizin Birinci Bölümünde yapmıştık) önceden kurulu ve faal
olan şirketlerin de proje finansmanında kredi alan olduğu örneklere rastlanılmaktadır. Önceden kurulu ve faal
şirketlerin kredi alan olduğu işlemlerde kredi alan ve hissedarları şirket sermayesini temsil eden hisselerin kredi verene
rehnedilmesine sıcak bakmamakta ve kredi veren/ler de bu örneklerde hisse rehni teminatını tercih etmemektedirler.
336
Uygulamada kredi alanın limited şirket olduğu proje finansmanlarına nadiren rastlanılır. Kredi alanın limited şirket
olduğu kredi ilişkilerinde kredi verenlerin hisse rehni teminatını tercih etmemektedir.
93
edilmelidir. Uygulamada şirketler pay defterlerini güncel tutmadığı için pay defteri
337
üzerinden yapılacak kontroller yanıltıcı olabilir.
(iii) Hisse rehni tesis edilmeden önce şirket ana sözleşmesinde ve/veya
hissedarlık sözleşmesinde (eğer varsa) şirket sermayesini temsil eden hisselerin devrine
ve/veya rehnine ilişkin bir bağlam kuralı olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir
338
.
Hisse rehni verecek hissedarlar arasında tüzel kişi hissedar olması halinde, tüzel kişi
hissedarların ana sözleşmesinin hisse rehni verilmesi veya hisse devri yapılması
hususunda bir kısıtlama içerip içermediği tespit edilmelidir. Rehnedilecek hisselerin
nama yazılı veya hamiline
339
yazılı olup olmadığı ana sözleşmeden kontrol edilmelidir.
Zira, her hisse tipi açısından izlenecek rehin prosedürü farklı olacaktır.
(iv) Şirket sermayesinin tamamının ödenip ödenmediği kontrol edilmelidir.
Zira, pay sahibinin sermaye koyma borcunu yerine getirmede temerrüde düşmesi halinde,
anonim ortaklık tarafından hakkında ortaklıktan çıkartma prosedürü uygulanabilir.
(v) Her rehin işleminde sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin veya geçici
ilmühaberlerin
340
çıkartılıp çıkartılmadığının ve çıkartıldı ise geçerlilik şartına haiz olup
olmadıkları kontrol edilmelidir. Hisse senedi veya ilmühaber çıkartılmamışsa rehin işlemi
başlatılmadan önce sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin veya ilmühaberlerin
337
6782 Sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğü döneminde pay defterinin kanunda düzenlenen ticari defterlerden
olmadığı yönündeki görüş ağırlıklı olarak kabul edilmekteydi. bkz. Eroğlu, E.C., Türk Ticaret Kanunu ve Tasarı
Açısından Anonim Şirketlerde Hisse Senetlerinin Devri, T.C. Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek
Lisans Tezi, Ankara 2007, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.40; 6782 Sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğü
döneminde pay defteri, en yalın haliyle ifade etmek gerekirse; şirketin sermayesini temsil eden hisselerinin kimlerin
elinde olduğunu, hisselere ilişkin borçların ve tali yükümlülüklerin ortaklarca ifa durumunu ve ortaklık haklarının
kimler tarafından kullanılacağını göstermek amacıyla tutulmaktaydı. bkz. Kalkan, O., Anonim Şirketlerde Hisse Haczi,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2009, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım
2018), s.21; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda ise pay defteri ticari defter niteliğinde kabul edilmiştir (TTK.m.64/4).
Bu nedenle, pay defteri tutulması zorunlu olan defterlerden biridir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 499 uncu
maddesinde pay defterine düşülecek kayıtlar açıklanmıştır. bkz. Pulaşlı, H., Şirketler Hukuku Şerhi, C.III, 3.B., Ankara
2018, s.2017 (Şirketler Hukuku Şerhi III).
338
Bağlamın hukuki bir terim olmadığı yönündeki görüş için bkz. Poroy, R./Tekinalp, Ü./Çamoğlu, E. Ortaklıklar ve
Kooperatifler Hukuku, C.II, 13.B., İstanbul 2017, s.134 (Ortaklıklar Hukuku II).
339
Hamiline yazılı hisse senetleri, halka arzda ve devirde kolaylık sağlar. Ayrıca, tasarruf sahibine gizlilik imkanı tanır.
Buna karşın, hamiline yazılı hisse senetleri ortaklıkta yabancılaşmaya neden olur ve hatta vergi kaçırmak için araç
olarak kullanılabilir. Hamiline yazılı hisse senetlerinin avantajları ve dezavanajları için bkz. Dramalija,N., Hisse
Senetleri Çeşitlendirmesi ve Risk – Getiri Analizine Uygulamalı Bir Yaklaşım, T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2008, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.16; Eroğlu, s. 26.
340
İlmühaber, anonim şirketler hukukunda geçici veya ara pay senedi anlamına gelir. İlmühaberler henüz çıkartılmamış
olan pay senetlerini temsil ederler ve hak sahibine tüm üyelik ve alacak haklarını sunarlar. bkz. Pulaşlı, Şirketler
Hukuku Şerhi III, s.2189, İlmühaberler kıymetli evrak niteliğindedir. Uygulamada hisse rehni prosedürü genellikle
ilmühaber üzerinden akmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’na göre: ilmühaberler: (i) nama yazılı hisse senetlerinin yerine
çıkartılan nama yazılı ilmühaberler ve (ii) hamiline yazılı hisse senetlerini yerine çıkartılan nama yazılı ilmühaberler
olmak üzere ikiye ayrılır. Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2190. Nama yazılı hisse senetlerinin yerine çıkartılan
nama yazılı ilmühaberlerin rehni nama yazılı hisse senetlerinin rehin prosedürüne tabidir. Hamiline yazılı hisse senetleri
için çıkartılan nama yazılı ilmühaberlerin rehni alacağın temliki hükümlerine tabidir.
94
çıkartılması gerekir. Ek olarak, çıkartılan hisse senetlerinin veya ilmühaberlerin toplam
tutarının sermayeyi karşılayıp karşılamadığının ve her hissedara ait hisselerin hazirundaki
sermaye payı ile örtüşüp örtüşmediği kontrol edilmelidir.
(vi) Pay defterinden ve hisse senetlerinden hisseler üzeride herhangi bir
takyidat olup olmadığı kontrol edilmelidir.
(vii) Proje finansmanında teminat olarak alınacak hisse rehni için akdedilecek
hisse rehin sözleşmesinde özellikle: teminat altına alınmış borçlar tanımının kredi
sözleşmesi ile uyumlu olmasına, rehnin kapsamının net şekilde düzenlenmiş olmasına,
rehin verenin yönetim haklarını rehinli hisselerin değerini düşürmeyecek şekilde
kullanması gerektiğine, temerrüt halinde genel kurula kredi veren(ler) tarafından iştirak
edilmesi için kredi verene(lere) vekalet verileceğine ve sermaye artışı sonucunda
çıkartılacak yeni hisselerin rehnin
341
kapsamına dahil edileceğine dair hükümlerin
eklenmesi yerinde olur.
B. ANONİM ŞİRKET PAYI ÜZERİNDE REHİN KURULMASI
Uygulamada hayata geçirilen proje finansmanlarının hemen hepsinde kredi alan
(SPV) anonim şirket olduğundan hisse rehni ile ilgili açıklamalarımızı anonim şirket hisse
rehni üzerinden yapmaktayız. Anonim şirketlerde pay senetleri hamiline, nama veya bağlı
nama yazılı olabilir. Aşağıda çıplak pay ve her pay senedi türüne göre rehin kurulmasına
ilişkin açıklamalar yapılacaktır.
(i) Çıplak pay üzerinde rehin hakkı kurulması: Kanun Koyucu, başkasına
devredilebilen alacakların ve diğer hakların rehnedilebileceğini ve aksine hüküm
olmadıkça, bunların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümlerinin uygulanacağını
kabul etmektedir (TMK.m.954). Anonim şirketlerde senede bağlanmamış payın sahibine
sağladığı malvarlığı haklarının rehni mümkündür
342
. Çıplak payın fiziki bir varlığı
olmadığı için rehnin tesisinde teslim söz konusu olmayacaktır. Rehnin yazılı yapılması
341
Sermaye artışı neticesinde çıkartılan yeni hisseler otomatik olarak rehnin kapsamında olmayacaktır. Bu nedenle,
yeni çıkartılan hisselerin çıkartıldıkları tarihte (veya en kısa sürede) rehnin kapsamına alınması gerekir. Uygulamada
akdedilen rehin sözleşmelerine sözleşme eki olarak “Ek Hisse Rehin Sözleşmesi” konulması ve ek rehin alınması için
gereken prosedürün hisse rehin sözleşmesinde düzenlenmesi uygun olur.
342
Poroy, R./Tekinalp, Ü./Çamoğlu, E., Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, C.I, 13.B., İstanbul 2014, s.549; Pulaşlı,
Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2173.
95
bir şekil şartıdır (TMK.m.955)
343
. Rehin hakkının kurulması için: yazılı rehin sözleşmesi
akdedilmesi, rehin konusu hakların devrinin tabi olduğu koşulların usulüne uygun şekilde
yerine getirilmesi ve tasarruf yetkisinin olması gerekir
344
. Çıplak payın rehninde yazılı
bir rehin sözleşmesi gerekli olup, bu sözleşme rehin hakkının doğumu için kurucu
niteliktedir. Rehin sözleşmesinin akdedilmesi ve rehin alacaklısına teslim edilmesi rehin
hakkı bakımından kurucu nitelikteki tasarruf işlemidir
345
.
(ii) Pay senedi üzerinde rehin kurulması: Rehin hakkı, Türk Medeni Kanunu’nda
“Alacak Üzerinde Rehin Hakkı ve Diğer Haklar” başlığı altında 954’üncü madde ile 961
inci madde arasında düzenlenmiştir. Senede bağlanmış olan ve olmayan alacaklarda rehin
hakkı TMK’nın 955 inci maddesinde, kıymetli evrakta rehin hakkı ise TMK’nın 956’ncı
maddesinde düzenlenmiştir
346
. Kanun Koyucu, kıymetli evrak öyle senetlerdir ki,
bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da
devredilmez diyerek kıymetli evrakı tanımlamıştır (TTK.m.645). Tanımdan da anlaşıldığı
üzere, pay senede bağlanmışsa kıymetli evrak niteliğini kazanmış olur
347
. Senede
bağlanmamış anonim şirket payı ise kıymetli evrak niteliğinde değildir. Kıymetli evrakın
rehni TMK.m.956’da düzenlenmiştir. Kanun Koyucu, kıymetli evrak niteliğine haiz
senetlerin kolay tedavül edilme kabiliyetini de dikkate alarak kıymeti evrak niteliğindeki
senetler için basit bir rehin tesis prosedürü belirlemiştir.
Hamiline yazılı pay senetlerinin rehni de Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen
hamiline yazılı kıymetli evrak hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Hamiline yazılı
senetlerin rehnedilebilmeleri için senetlerin rehinli alacaklıya teslimi gerekli ve yeterlidir
(TMK.m.956/1)
348
. Görüldüğü üzere, hamiline yazılı pay senetleri açısından rehin ile
temlik arasında bir fark bulunmamaktadır. Bu nedenle, hamile yazılı pay senedini rehin
verenin rehin alanla bir rehin sözleşmesi yapması uygun olacaktır. Ayrıca, rehnin pay
343
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2173; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.158.
344
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, s.549; Alkan, M., Anonim Ortaklıkta Pay Üzerindeki Rehnin Paraya Çevrilmesi, İstanbul
Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensttitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2009, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018),
s.11.
345
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2174.
346
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2180.
347
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2181.
348
Alkan, s.14; Özcan, D., Türkiyede Menkul Kıymetler Piyasası ve Yatırımcıların Tercihleri Üzerine Bir Araştırma,
T.C. Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2017, http://tez.yok.gov.tr (03
Kasım 2018), s.22; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2183-2184.
96
senedinin üzerine yazılması da uygun olur
349
. Zira, bu kayıt ile hamiline yazılı senedin
üçüncü kişiler tarafından iyiniyetle iktisap edilmesi engellenmiş olur.
Nama yazılı pay senetleri kanunen emre yazılı senetlerden sayılır
350
ve emre
yazılı senetlerin rehnine ilişkin hükümlere göre rehnedilir
351
. TMK.m.956/2’ye göre:
diğer kıymetli evrakın rehni için senedin ciro edilerek
352
veya yazılı devir beyanı
yapılarak teslim edilmesi gerekir
353
. Anılan maddenin 1 inci fıkrasında hamiline yazılı
senetlerin rehni ve 2 nci fıkrasında ise diğer (nama ve emre yazılı) kıymetli evrakın rehni
düzenlenmiştir. Nama ve emre yazılı kıymetli evrakın rehnedilmesi için senedin ciro
edilerek veya yazılı devir beyanı yapılarak teslim edilmesi gerekir
354
.
Bağlı nama yazılı pay veya pay senetlerinin normal devir şekli
sınırlandırılmıştır. Şöyle ki, bağlı nama yazılı pay veya pay senedini devralan kişinin
şirkete karşı hissedar/ortak sıfatını kazanabilmesi için devrin şirket tarafından
onaylanması ve pay defterine kaydın yapılması gerekir. Buna karşın, bağlı nama yazılı
pay veya pay senedi üzerinde rehin hakkı kurulmasına ilişkin herhangi bir sınırlama
bulunmamaktadır. Ancak, hisse rehninin bir borcun teminat olarak tesis edildiği gerçeğini
dikkate aldığımızda borcun ödenmemesi halinde, rehnin paraya çevrilmesi; başka bir
deyişle, hisse senedinin devri söz konusu olacaktır.
Bağlı nama yazılı payı devralacak kişinin pay sahibi sıfatını kazanabilmesi için,
pay defterine kaydedilmesi gerekir. Bu noktada, devre ilişkin bağlam kuralı devreye girer.
Bağlı nama yazılı pay senedi borsaya kote edilmemişse, şirket payları miras, mirasın
paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap etmiş
kişilere payların veya pay senetlerinin gerçek değeriyle devralmayı önererek onay
vermeyi ve pay defterine kaydetmeyi reddebilir (TTK.m.493/4). Bağlı nama yazılı
349
Göksoy, Y.C., Anonim Ortaklıkta Payın Rehni, 1.B., Ankara 2001, s.120; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2184.
350
Poroy, R./Tekinalp, Ü., Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.B., İstanbul 2018, s. 91; Karahan, S./Arı, Z./Bozgeyik,
H./Saraç, T./Ünal, M., Kıymetli Evrak Hukuku, 3.B., Konya 2015, s.89; Arslanlı, H., Anonim Şirkette Pay ve Pay
Sahipliği, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y.1958 ,C.23, S.3-4, http://dergipark.gov.tr/download/article-
file/96276 (03 Kasım 2018), s.280, dpn.114; Eroğlu, s.29; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.161.
351
Pulaşlı, H., Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 5.B., Ankara 2017, s.56; Kalkan, s.11; Pulaşlı, Şirketler Hukuku
Şerhi III, s.2181.
352
Ciro yazılı bir beyandır. Ciro kural olarak senedin arkasına yapılır. Senedin arkasında yer kalmaması halinde ise
ciro, allonj denilen ve senede eklenen kağıda yapılır. Poroy/Tekinalp, s. 97.
353
Alkan, s.18; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2181.
354
Alkan, s.19; Poroy/Tekinalp, s.89; TMK düzenlemeleri, emre yazılı senetlerin devrini düzenleyen, TTK.m.490/2 ve
m.649/1 düzenlemeleri ile paraleldir.
97
payların borsaya kote edilmiş olması halinde ise TTK.m.495/3 hükmü uyarınca, şirket
cebri icra yoluyla payları devralan kişinin pay sahipliği sıfatını reddedemez
355
.
C. BEDELİ TAMAMEN ÖDENMEMİŞ A NONİM ŞİRKET
HİSSELERİNİN REHNE KONU OLMASI
Proje finansmanında genellikle bedeli tamamen ödenmemiş anonim şirket
hisseleri rehne konu olmaktadır. Öncelikle, bedeli tamamen ödenmemiş hisseler üzerinde
hisse rehni tesis edilmesini Türk Ticaret Kanunu’nda yasaklayan bir düzenleme
olmadığını belirtmek isteriz. Ancak, anılan hisseler üzerinde tesis edilen hisse rehninin
paraya çevrilmesi aşamasında hisse devrine ilişkin bağlam kurallarının dikkate alınması
gerekecektir. Bu nedenle, aşağıda sırasıyla hisse bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı
payların devredilmesi ile ilgili bağlam kuralına ve anılan bağlam kuralının rehnin paraya
çevrilmesi aşamasındaki etkisine değinilecektir.
Kanunda ve ana sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi
bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilebilir (TTK.m.490/1). Kural nama yazılı payın
serbestçe devredilmesidir. Ancak, anonim ortaklığın kurulması iktisadi olsa da belli bir
amaca dayanır. Bu amacın yerine gelmesi anonim ortaklığın iktisadi yapısının korunması
ve devamlılığına bağlıdır. Bu nedenle, ortaklığa mali gücü zayıf olan ortaklarların
alınmaması, anonim ortaklığın özgün yapısının korunması ve yabancılaşmanın önlenmesi
gibi amaçlara hizmet etmesi adına bağlam kuralları benimsenmiştir
356
. Yeri gelmişken,
hamiline yazılı hisse senetlerinde bağlam hükmünün geçerli olmayacağını belirtmek
isteriz
357
. Bu nedenle, bağlam hükümlerini borsaya kote edilmemiş anonim şirketlerin
nama yazılı paylarının veya pay senetlerinin devirlerine ilişkin sınırlamalarda dikkate
almak gerekir. Bağlam, kanundan, ana sözleşmeden veya akitten kaynaklanabilir. Ana
sözleşme ve hissedarlık sözleşmesinde (eğer varsa) bir bağlam kuralı olup olmadığının
her projede kontrol edilmesi yerinde olur. Biz aşağıda kanundan kaynaklanan bağlam
kuralı üzerinde duracağız.
355
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2183.
356
Bozkurt, T., Anonim Şirketlerde Pay Devrinin Sınırlandırılmsı (BAĞLAM), 1.B, İstanbul 2016, s.21-23; Pulaşlı,
Şirketler Hukuku Şerhi C.III, s.2059; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.135.
357
Bozkurt, s.46; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2057.
98
Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile
devrolunabilir; meğer ki, devir, miras, mirasın paylaşılması, eşler arasındaki mal rejimi
hükümleri veya cebri icra yoluyla gerçekleşsin (TTK.m.491/1). Borsaya kote edilmemiş
anonim şirketlerin nama yazılı paylarının veya pay senetlerinin devirlerine ilişkin kanuni
sınırlamaların ilk koşulu: pay bedelinin tamamen ödenmemiş olmasıdır
358
. Pay bedelinin
tamamen ödenmiş olması, taahhüt edilen karşılıkların tamamının ifa edilmesi ve bakiye
borç kalmaması anlamına gelir
359
. Kanuni sınırlamanın ikinci koşulu ise devralanın
ödeme gücünün şüpheli olmasıdır. Kanuni düzenlemeye göre şirketin, nama yazılı payı
veya pay senedini devralanın ödeme gücünün kuşkulu olduğu hallerde teminat talep etme
hakkı bulunmaktadır
360
. Bu durum, payı devralanın ödeme gücünün tespit edilememesi
veya devralan tarafından inandırıcı şekilde kanıtlanamaması halinde söz konusu olur.
Şirket tarafından talep edilen teminatı devralan tarafından verebileceği gibi üçüncü kişi
tarafından da verebilir. Şirket teminat verilmediği sürece pay devrini pay defterine
işlemez
361
.
Hisse rehninin paraya çevrilmesi aşamasında izlenen yöntem cebri icra yoluysa
TTK.m.491/1’de düzenlenen istisna uygulanacaktır. Buna karşın, hisselerin paraya
çevrilmesi taraflar arasında akdedilen hisse rehin sözleşmesinde belirlenen serbest
pazarlık yoluyla yapılmışsa, TTK.m.491/1 uygulanmayacaktır. Bu halde, şirket devri pay
defterine işlemekten imtina edebilir ve ödeme yeterliliği şüpheli olan devralandan teminat
talep edebilir. Proje finansmanında kullanılan hisse rehin sözleşmelerinde pazarlık
yöntemi ile satış alternatif olarak kabul edildiğinden bedeli tamamen ödenmemiş
hisselerin paraya çevirme aşamasında devir işlemi için kredi alan şirketin onayının
aranması gerekecektir.
Hisse rehni teminatının teminat vasfı rehnin konusu olan hissenin karşılığının
ödenmiş olması ile bağlantılıdır. Zira, hissenin temsil ettiği sermaye tutarının vadesinde
358
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi C.III, s.2065.
359
Doktrinde, pay bedelinin %95 (yüzde doksan beşi) gibi önemli bir kısmının ödendiği hallerde, TTK.m.456/1
hükmünün kıyasen tatbik edilebileceğini ileri süren ve küçük miktardaki bakiye sermaye borcu için teminat talep
edilmesinin ve/veya teminatın yetersiz görülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu kabul eden
yazarlar mevcuttur. Bu yöndeki görüşü için bkz. Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi III, s.2066.
360
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi C.III, s.2067.
361
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi C.III, s.2067; Teminat bakiye sermaye borcunu karşılamaya yeterli olan ayni veya
şahsi bir teminat olabilir. bkz. Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi C.III, s.2068.
99
ödenmemiş olması ortaklıktan çıkarmaya kadar uzanabilecek yaptırımlar içermektedir.
Ortaklıktan çıkarma, paya uygulandığından payın ıskatı halinde o payın üzerindeki rehin
de sona ermiş olacaktır
362
. Bu nedenle, hisse rehni tesis edilirken şirket sermayesinin ne
kadarının ödendiğinin mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Proje finansmanında kredi alan
SPV niteliğindedir ve genellikle sermayenin sadece kuruluş aşamasında kanunen zorunlu
olan kısmı ödenmiş olur. Aşağıda sermaye borcunun vadesinde ödenmemesi halinde,
şirket tarafından alınabilecek aksiyonlara kısaca değinilecektir.
Bilindiği üzere, anonim şirketlerde pay sahibinin asli borcu, ana sözleşmede
taahhüt ettiği sermaye borcunu ifa etmektir
363
. Bu borç, pay sahibinin taahhüt ettiği
sermaye payı miktarı kadardır
364
ve şirkete karşıdır (TTK.m.480/1). Anonim şirketlerdeki
en önemli ilkelerden biri olan “tek borç” ilkesi pay sahibinin kendi rızası dışında
taahhüdünün ve sorumluluğunun arttırılmasını engeller
365
. Ana sözleşmede veya şirket
tarafından yapılan ilanda belirtilen vadede talep edilen sermaye taahhüdünü ifa etmeyen
pay sahibi bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Temerrüde düşmenin ortak
açısından bazı mali sonuçları vardır. Tespit edilen vadede sermaye koyma borcunu ifa
etmeyen pay sahibine karşı anonim şirketin taahhüdün ifasını, icra takip ve dava yolu ile
talep etme hakkı vardır
366
. Anonim şirketin ilk aşamada taahhüdün ifasını tercih etmesi
ortaklıktan çıkartma kadar ağır sonuçları olan bir yaptırıma başvurmaması gerekir.
Temerrüde düşen pay sahibi kusuru olmasa dahi vadeden itibaren sermaye borcu için faiz
ödemekle yükümlüdür (TTK.m.482/1)
367
.
Ortağın temerrüdü nedeniyle ödediği faiz miktarının şirketin zararını
karşılamaması halinde, şirket temerrüde düşen ortaktan ayrıca tazminat talep edilebilir
(TTK.m.482/4)
368
. Temerrüde düşen ortak ancak kusursuz olduğunu ispat ederek
tazminat ödemekten kurtulabilir
369
. Başka bir deyişle, temerrüde düşen ortak kendisinin
hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe (TBK.m.122) tazminat ödemekle yükümlü
362
Göksoy, s.376.
363
İmregün, O., Anonim Ortaklıklar,4.B., İstanbul 1989, s. 282; Pulaşlı, H. Şirketler Hukuku Şerhi, C.II, 3.B., Ankara
2018, s.1969 (Şirketler Hukuku Şerhi II).
364
İmregün, s.282; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.71
365
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1969; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.71.
366
İmregün, s.284.
367
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1982.
368
İmregün, s.284; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1983.
369
İmregün, s.284; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1983.
100
olacaktır. Şirketin tazminat talebinde bulunabilmesi için vadenin gelmiş olması tek başına
yeterli değildir. Şirketin ayrıca ortağa ihtar çekmiş olması gerekir
370
. Ana sözleşmede
düzenlenmiş olması şartıyla, pay sahipleri temerrüt halinde öngörülen cezai şartı
371
ödemekle de yükümlüdür. Cezai şartın şirket tarafından talep edilebilmesi için pay
sahibine taahhütlü mektupla (TTK.m.483/3) bildirim yapılması ve Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ve TTK.m.339/2 (i) bendi uyarınca esas sözleşmede öngörülen ilan suretiyle
“bir ay zarfında ödemeye davet ve aksi halde cezai şartın tahsil edileceğini ihtar”
edilmesi gerekir
372
.
Pay sahibi, belirlenen vadede sermaye borcunu ifa etmeyip temerrüde düşerse
yönetim kurulu pay sahibini kısmi ödemelerden doğan haklardan mahrum etmeye ve
ortaklıktan çıkarma (ıskat) yetkilidir (TTK.m.482/2). Ortaklıktan çıkarma prosedürünün
başlatılabilmesi için payın senede bağlanmış olması aranmaz. Payın nama, hamiline veya
bağlı nama yazılı olması önem arz etmez
373
. Temerrüde düşen ortağa şirket yönetim
kurulu tarafından sermaye borcunu ifa etmesi için çağrıda bulunulur. Bu çağrı, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirket ana sözleşmesinde belirlenen şekilde yapılır. İhtarda,
temerrüde düşen pay sahibine temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi halde
ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun kalacağı ve sözleşme cezasının isteneceği açıkça
belirtilir (TTK.m.483/1). Bu süre içinde pay sahibi taahhüdünü yerine getirmezse o
zamana kadar yaptığı ödemelerden mahrum edilerek şirketten yönetim kurulunun
kanunda öngörülen nisaba uygun olarak alacağı bir kararla çıkartılır (TTK.m.390/1).
Ortaklıktan çıkarma sonucunda, temerrüde düşen ortak pay sahibi sıfatını kaybeder
374
. Bu
noktada, pay sahibi sıfatının kaybedilmesi sonucunun sadece pay sahibinin temerrüde
düştüğü paylar ile sınırlı olduğunun altını özellikle çizmek isteriz. Zira, ortaklıktan
çıkarma paya uygulanır ve pay sahibi ıskat edilir
375
.
370
İmregün, s.284; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1983.
371
Cezai şart genellikle ana sözleşmede bir nakit miktar olarak belirlenir. Cezai şartın oy haklarından yoksunluk, kar
payından yoksunluk, iptal davası açmamak gibi pay sahipliği haklarından yoksunluk şeklinde düzenlenmesi mümkün
değildir. bkz. Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1983.
372
İmregün, s.285; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1983.
373
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1983.
374
Değirmenci, C., Anonim Ortaklıkta Iskat, 1.B., İstanbul 2006, s.59; Göle, C., Anonim Ortaklıklarda Nakdi Sermaye
Koyma Borcu ve Bu Borcu İfada Temerrüt, BTHAE, Ankara 1976, s.125; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1985.
375
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1985.
101
Anonim şirketlerde bir pay sahibinin ortaklık sıfatından yoksun bırakılması
ancak kuruluş aşamasında ödenen sermayenin dışında kalan bakiye sermaye borcu için
söz konusu olabilir. Bu risk özellikle proje finansmanlarında anonim şirket şeklinde yeni
kurulmuş olan kredi alan ve ortakları için geçerli olacaktır. Kuruluş aşamasında ana
sözleşmede veya kanunda öngörülen peşin pay bedelinin ödenmemesi nedeniyle
ortaklıktan çıkarma söz konusu olmayacaktır. Zira, kuruluş aşamasında nakden taahhüt
edilen payların itibari değerinin en %25 (yüzde yirmi beş)’inin tescilden önce ödenmesi
şarttır (TTK.m.344/1). Bu ödemenin TTK.m.345’de sayılan bankalara ödenmesinin ispat
edilememesi halinde, şirketin tescili gerçekleşmez. Bu senaryoda pay oluşmaz ve
ortaklıktan çıkarma da söz konusu olmaz.
Sermaye artırımı halinde ise, pay sahibinin tam olarak ortaklıktan çıkarılması
mümkün değildir
376
. TTK.m.456/1 uyarınca, iç kaynaklardan sermaye artırımı hariç
payların nakdi bedelleri tamamen ödenmeden sermaye artırımı yapılamaz. Sermaye
artırımında pay sahibi sadece peşin ödediği kısmı pay bedelinden yoksun bırakılabilir.
Ancak, sermaye artırımından önce ödediği paylar için pay sahibi ortaklıktan çıkartılamaz.
Başka bir deyişle, pay sahibinin sermaye artırımından önce tamamını ödediği paylara
ilişkin pay sahipliği sıfatı devam eder
377
. Iskatın uygulandığı paylar üzerindeki rehin de
ıskatla birlikte sona erer. Bu nedenle, sermaye bedeli tamamen ödenmemiş hisse senetleri
üzerinde tesis edilen rehnin değerinin kredi veren(ler) tarafından işlem özelinde ödenen
kısım ve bakiye kısım oranları da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
D. HİSSE REHNİNİN ÖZEL SATIŞ HÜKÜMLERİ İLE PARAYA
ÇEVRİLMESİ
Proje finansmanında akdedilen hisse rehin sözleşmelerinde özel satış
hükümlerine yer verilmektedir. Başka bir deyişle, uygulamada rehin alana teminata konu
borçlarının tahsil edilmesi için rehinli hisseleri İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen
taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna başvurmaksızın özel satış yolluyla satma hakkı
tanınmaktadır. Özel satış hükümlerinde rehin verenin menfaatinin korunması amacıyla
genellikle satışın hisselerin piyasa rayici üzerinden yapılması kuralı benimsenmektedir.
376
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1985.
377
Değirmenci, s.59; Göle, s.119; Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi II, s.1986.
102
Kanunda alacaklının özel yoldan paraya çevirme hakkı düzenlenmemiştir
378
. Buna karşın,
kanunda özel yoldan paraya çevirmeyi engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır.
İcra ve İflas Kanunu’nun rehnin paraya çevrilmesine ilişkin kuralları alacağın
cebri icra yolu ile alınması talep edildiğinde emredici niteliktedir
379
. Başka bir deyişle,
alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı alacağını cebri icra yoluyla almak isterse ilk
önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorundadır. Ancak, İcra ve İflas
Kanunu’nun rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerine başvurulmadan özel satış
yapılması ihtimalinin Türk Hukukunda geçerliliği hususunda net bir açıklama
bulunmamaktadır. Doktrindeki bir görüş İcra ve İflas Kanunu’nun hükümlerinin emredici
nitelikte olduğunu ve alacaklı lehine özel yoldan paraya çevirme yetkisinin tanınmasının
mümkün olmadığını belirtmektedir
380
.
Bizim de katıldığımız diğer görüş ise, İcra ve İflas Kanunu’nun rehnin paraya
çevrilmesi usulüne başvurulması hususundaki emredici nitelikteki düzenlemesinin diğer
icra yollarına karşı olduğunu ifade etmekte ve özel yoldan satış hükümlerini geçerli kabul
etmektedir
381
. Özel yoldan satış hükümlerinin rehnin paraya çevrilmesi usulüne karşı
geçerliliği henüz yargı önüne gelmemiştir. Ancak, Yargıtay’ın bir kararında: borçluların
takibi konusunda ayrıcalık tanıyan hükümleri geçerli kabul etmemiş ve bankanın rehnin
paraya çevrilmesi usulü ile takipte bulunması zorunluluğunu vurguladığı görülmüştür
382
.
Özel yoldan satış hükümleri ile ilgili değinilmesi gereken diğer bir husus ise bu
hükümlerin hangi anda kabul edilebilir olduğudur. Borç henüz muaccel olmadan (hisse
senetlerinin paraya çevrilmesi henüz gündemde değilken) hisselerin malikinin özel
yollardan satış yapılması hususunda aldığı karar geçerli kabul edilecek midir yoksa bu tip
mutabakatların borç muaccel hale geldikten sonra mı yapılması gerekir? Doktrinde özel
satış yoluyla paraya çevirme usulünü kabul eden ve fakat biraz daha muhafazakar
378
Konuralp, O.E. Alacaklıya Rehni Özel Yoldan Paraya Çevirme Yetkisi Verilmesi, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez’e
Armağan III, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2015, C.1, Özel Sayı, http://hukuk.deu.edu.tr/wp-
content/uploads/2015/09/ORHAN-EMRE-KONURALP.pdf (26 Ekim 2018), s.2864.
379
Alkan, s.60
380
Kaplan, İ., Banka Sözleşmeleri Hukuku, C.I, Ankara 1996, s.113. (Banka Sözleşmeleri).
381
Helvacı, İ., Türk Medeni Kanununa Göre Lex Commissoria Yasağı, 1.B., İstanbul 1997, s.134 (Lex Commissoria);
Kurt, F., Lex Commissoria (Mülkiyeti Geçirme Yasağı), İBD., C.82, S.1, Y.2008, s.146.
382
12. HD, T.28.6.1989, E.551, K.9850, www.kazanci.com (07.11.2018).
103
davranarak bu yöndeki mutabakatların borcun muaccel hale gelmesinden sonra yapılması
gerektiğini savunan görüşler mevcuttur
383
.
Proje finansmanlarında hisse rehin sözleşmeleri kredi kullandırım ön koşulu
(condition precedent) olarak akdedildiğinden özel satış hükümleri henüz borç muaccel
hale gelmeden önce kabul edilmiş olur. Yargı önünde özel satış hükümlerinin geçerliliğini
savunabilmek için öncelikle tarafların menfaat dengesinin özel satış hükümlerinde
korunması gerekir. Başka bir deyişle, özel yoldan satış hükümleri kaleme alınırken, rehin
verenin borç muaccel hale gelmeden önce özel satış hükümlerini kabul etmesinin olası
negatif sonuçları minimize edilmelidir. Menfaat dengesini sağlamak için; hisse rehin
sözleşmesine: temerrüt halinde ödemenin yapılması için ek bir süre verilmesi ve bu
sürede özel yoldan satış prosedürüne dair rehin verenin bir itirazı olmaması halinde özel
satış hükümlerinin tatbik edileceğine
384
, hisselerin piyasa rayici
385
üzerinden özel yoldan
satışa konu olacağına ve borç muaccel hale geldikten sonra rehin verenin makul
taleplerinin kabul edileceğine dair hükümler konulabilir.
Son olarak, özel yoldan satış hükümlerinin lex commissaria yasağı ile bağlantılı
olmadığını belirtmek isteriz
386
. Şöyle ki, lex commmissoria yasağı, borcun vadesinde
ödenmemesi halinde rehin alacaklısının rehin konusu şeye malik olmasını öngören
hükümleri geçersiz kılan bir ilkedir. Özel satış hükümleri ise hisselerin mülkiyetini rehin
alana geçirmemekte sadece hisse rehninin paraya çevrilmesi usulünü belirlemektedir.
383
Göksoy, s.352, dpn.73.
384
Alkan, s.123.
385
Piyasa rayicinin hangi yönteme göre belirleneceğinin sözleşmede belirtilmesi uygun olacaktır.
386
Konuralp, s.2872.
104
E. BEYAZ CİRO İLE REHİN TESİS EDİLMESİ VE BEYAZ CİRONUN
ÖZEL SATIŞ HÜKÜMLERİNE ETKİSİ
Beyaz ciro, ciro edenin ismen belirtilmediği cirodur (TTK.m.683/2)
387
. Beyaz
ciro sadece imza veya devir beyanı ile birlikte imzayı içerir
388
ve esasen temlik cirosunun
bir türü olup amacı senedin mülkiyetini devretmektir
389
. Beyaz cironun temlik cirosu
olmadığının yazılı delil ile ispat edilmesi gerekir. Yargıtay, beyaz cironun temlik cirosu
olduğu yolunda karine bulunduğunu ve bunun aksinin ancak yazılı delille ispat
edilebileceğini kabul etmektedir
390
. Rehin tesis edilirken akdedilen hisse rehin sözleşmesi
cironun amacına ışık tutacağı için beyaz ciro ile ilerlenen işlemlerde tarafların iradesini
net şekilde ortaya koyar.
Doktrinde emre yazılı kıymetli evrak üzerinde rehin hakkı kurulması amacı ile
beyaz ciro yapılıp yapılamayacağı tartışmalıdır. Türk Hukukunda bir görüş beyaz cironun
rehin ilişkisi bakımından elverişli olmadığını ve bu sebeple rehnin beyaz ciro ile tesis
edilmemesi gerektiğini
391
diğer bir görüş ise rehin hakkının beyaz ciro ile kurulmasının
mümkün olduğunu
392
ileri sürmektedir. Beyaz ciro ile rehin tesis edildiğinde iç ilişkide
kredi veren rehin alacaklısı pozisyonundayken üçüncü şahıslara karşı hissenin maliki
konumundadır. Bu durumun en ciddi riski iyi niyetli üçüncü kişilerin hissenin mülkiyetini
devralmasıdır.
Özel satış hükümleri uyarınca, kredi veren(ler) hisse senetlerini satıp paraya
çevirmek istediğinde devrin kredi veren tarafından gerçekleştirilebilmesi için kredi
verenin temlik cirosu yapmaya yetki olması gerekir. Kredi veren(ler)in bu yetkiyi elde
edebilmesi rehin tesis edilirken beyaz ciro kullanılmış olmasına bağlıdır. Zira, beyaz
ciroda rehin alan dış görünüş itibariyle malik olduğundan yeni bir temlik cirosu ile
kıymetli evrakı devredebilir. Özel satış hükümlerinin kabul edildiği bir işlemde hisseler
387
Ülgen, H./Helvacı, M./Kendigelen, A./Kaya, A., Kıymetli Evrak Hukuku,10.B., İstanbul 2015, s.162; Özel, B.,
Kambiyo Senetlerinde Rehin Cirosu, T.C. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Konya
2012, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.65; Poroy/Tekinalp, s.97.
388
Bahtiyar, M., Kıymetli Evrak Hukuku, 16.B., İstanbul 2018, s. 76.
389
Yargıtay’ın beyaz cironun temlik cirosu olduğuna dair görüşü için bkz. Yarg. 11.HD, T.31.01.1986, E.177, K.379,
www.kazanci.com (07.11.2018).
390
Yargıtay kararı için bkz. Göksoy, s.120.
391
Görüşler için Ayr.ol. bkz. Göksoy, s.120; Alkan, s.22.
392
Domaniç, H., Kambiyo Senetlerinde Rehin Cirosu, Ord. Prof.Ernst E. Hirsch’e Armağan, s.527 naklen Göksoy,
s.120, dpn.200; Alkan, s.22.
105
üzerindeki rehin, rehin cirosu
393
ile tesis edilmişse kredi veren(ler)in sadece tahsil cirosu
yapma yetkisi olacaktır ve temlik cirosu için rehin veren(ler)in hisse senedini cirolaması
gerekecektir. Rehin verenin senedi cirolamaktan imtina etmesi halinde, kredi verenin
yargıya başvurması ve kredi alanın beyanının yerine geçecek bir mahkeme kararı
aldırması gerekecektir
394
.
Proje finansmanında, özel satış hükümlerinin satış hususunda kendisinden
beklenen kolaylığı sağlaması için hisse rehninin beyaz ciro ile tesis edilmesi gerekir.
Hisselerin paraya çevrilmesi kredi alanın temerrüde düştüğü anda söz konusu olacaktır.
Temerrüt halinde, kredi veren(ler), kredi alandan hisseleri cirolamasını talep ettiğinde,
kredi alan hisseleri cirolamaktan imtina edebilir. Eğer özel satış hükümlerinin amacı
alacaklının alacağını tahsil etmesini kolaylaştırmaksa; temerrüt halinde, alacaklının
borçlunun herhangi bir işlemine ihtiyaç duymadan ilerleyebilmesi gerekir. Hisse rehninde
bu ancak beyaz ciro ile rehnin tesis edilmesi halinde mümkün olacaktır. Bu nedenle, proje
finansmanında akdedilen hisse rehin sözleşmelerinde özel satış hükümlerine yer
verildiğinde beyaz cirosunun tercih edilmesi gerekir.
F. ART HİSSE REHİN
Art rehin en yalın haliyle, üzerinde daha önce başkası lehine rehin hakkı
kurulmuş olan eşyanın veya hakkın rehin veren malik tarafından daha sonra başka bir
üçüncü şahsa rehnedilmesi olarak tanımlanabilir
395
. TMK.m.941’de taşınır malların,
393
TTK.m.689 uyarınca, rehin cirosu ile hisse senedini elinde bulunduran kredi veren sadece tahsil cirosu yapmaya
yetkilidir. Tahsil cirosu, kredi verenin hisse senedi bedelini tahsil etmek istediğinde kendi adına tahsili yapması için bir
temsilci ataması anlamına gelir. Rehin cirosu senedin teminat veya rehin olarak rehin alanın zilyedliğinde bulunduğunu
içeren bir ifade taşıdığından, bankanın temlik cirosu veya rehin cirosu yapma yetkisi bulunmamaktadır. Rehin cirosu
rehin veren için daha güvenli bir seçenektir. Zira, rehin verenin isteği dışında hisse senedinin bir başkasının eline
geçmesi halinde iyiniyetli üçüncü kişilerin senedinin mülkiyetini iktisap etme riski bertaraf edilmiş olur.
394
Sirmen, L., Alacak Rehni, Ankara 1990, s.125. (Alacak Rehni).
395
Birden fazla rehin söz konusu olduğunda rehinler arasındaki öncelik sırasının tespit edilmesi gerekir. Bilindiği üzere,
taşınır rehninde önce kurulan rehin sıra itibariyle diğerlerinden daha önce gelir. (prior tempore potior iure) Kuralın
işletilebilmesi için öncelikle rehnin kurulduğu tarihin tespit edilmesi gerekir. Hisse rehninin kurulduğu tarih, hisse
rehninin tesisi için Kanun Koyucunun aradığı tüm şartlarının gerçekleştiği an olarak kabul edilmelidir. İlerde doğacak
alacakların teminatı olarak kurulan rehnin sırası da yine rehnin kurulduğu tarihe göre belirlenir. Başka bir deyişle, ilerde
doğacak alacakların doğumu tarihi rehnin sırasının tespitinde rol oynamaz. Sıra, rehnin paraya çevrilmesi sonucunda
elde edilen meblağın paylaştırılması noktasıda önem arz eder. Zira, rehinli malın satışından elde edilen meblağ ile ilk
olarak ilk sırada gelen alacaklının alacağı ödenir. Bakiye tutar ikinci sıradaki rehinli alacaklısının alacağının ödenmesi
için kullanılır. Daha önce kurulmuş olan rehnin fek edilmesi halinde, taşınır rehninde sıra içinde bir boşluk oluşmaz ve
sonra gelen rehin hakları kendiliğinden bir önceki sıraya ilerler. bkz. Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1024.Uygulamada
kullanılan hisse rehin sözleşmelerinde hisse rehninde derece sistemi olmaması rağmen “derece” ifade kullanılmaktadır.
Bu hatalı kullanımın bırakılması ve hisse senetleri için sıra ifadesinin kullanılması uygun olacaktır.
106
TMK.m.958’de ise alacaklar ve diğer hakların art rehni düzenlenmiştir. Kıymetli evrak
rehni alacak ve diğer hakların rehninin özel bir halidir. Anonim şirket hisse rehni bir
kıymetli evrak ve dolayısıyla hak rehni niteliğinde olduğundan anonim şirket hissesi
üzerinde tesis edilecek art rehin için TMK.m.958’in dikkate alınması gerekir.
Rehinli bir alacak üzerinde art rehin (sonra gelen bir rehin) kurulması, ancak
rehnedenin veya sonra gelen rehin alacaklısının alacak üzerinde art rehin kurulacağını
mevcut rehin alacaklısına (önce gelen rehin alacaklısına) yazılı olarak bildirmesi halinde
geçerlidir (TMK.m.958). Görüldüğü üzere, Kanun Koyucu, alacaklar ve diğer haklar
üzerinde art rehin kurulması için rehnin kurulmasına yönelik genel şartların yanı sıra
önceki rehinli alacaklıya yazılı ihbar da bulunulması şartını da aramaktadır. Bu nedenle,
anonim şirket hisseleri üzerinde art rehin tesis etmek için önceki rehinli alacaklıya yazılı
ihbarda
396
bulunulması gerekir
397
.
TMK.m.958 uyarınca yapılması gereken ihbar sonuçlarını doğurması için önceki
rehinli alacaklıya ulaşması gereken bir irade beyanıdır. Rehinli alacaklıya yapılması
gereken bu ihbar art rehnin tesisi için kurucu niteliktedir
398
. Yeri gelmişken, rehnin
kurulması açısından önceki rehinli alacaklının onayına ihtiyaç olmadığını belirtmek
isteriz
399
. Senede bağlanmış payın art rehninde senedi elinde bulunduran önceki rehinli
alacaklıya yapılacak ihbar zilyetliğin havalesi niteliğindedir
400
. İlk rehin alacaklısı kendi
alacağı tatmin edilinceye kadar senedin vasıtasız zilyedliğini hem kendisi hem de art rehin
alacaklısı için kullanır. İlk rehin alacaklısı kendi alacağı sona erdiğinde senedi sonraki
rehin alacaklısına teslim etmekle yükümlüdür.
Emre yazılı kıymetli evrak ve kanunen emre yazılı senet niteliğinde olan nama
yazılı hisse senetleri üzerinde art rehin tesis edilmesi için senetlerin sonraki rehinli
alacaklıya ciro edilmesi gerekir. Önceki rehin alacaklısı lehine tesis edilen rehin beyaz
396
İhbar hissedar veya sonraki rehinli alacaklı tarafından yapılabilir. İhbarın muhatabı önceki rehinli alacaklıdır.
Rehinli hisseler önceki rehinli alacaklının dışında üçüncü bir şahsın zilyedliğinde ise bu halde önceki rehin alacaklısı
ile birlikte rehinli hisseleri elinde bulunduran üçüncü şahsa da ihbarda bulunulması gerekir. İhbarın yazılı olarak
yapılması kuralındaki yazılılık şartı geçerlilik şartıdır. Bu nedenle, ihbarın yazılı olarak yapılmaması halinde, art rehin
geçerli şekilde kurulmamış olur.
397
Çakır, G., Hisse Rehninde Sıralama Sistemi İle Sonradan Gelen Rehnin Geçerlilik Koşulları, GSI, 2017, http://
www.goksusafiisik.av.tr/Articletter/2017_Winter/GSI_Articletter_2017_Winter_Article12.pdf (23 Ocak 2019), s.164.
398
Sirmen, s.108.
399
Göksoy, s.179.
400
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1024.
107
ciroya dayanmakta ise bu halde önceki rehin alacaklısının alacağı sona erdiğinde rehinli
hisseleri art rehin alacaklısına teslim ederken rehin cirosu düşmesi mümkündür. Ancak,
ilk rehin alacaklası lehine tesis edilen rehnin rehin cirosuna dayanması halinde, art rehin
alacaklısı için ne şekilde rehin tesis edileceği belirsizdir. Bu konudaki kanun boşluğu
çeşitli görüşlerle doldurulmaya çalışılmıştır. Bir görüş, önceki rehin alacaklısının art rehin
alacaklısı için senedi “açık art rehin cirosu” ile ciro etmesi gerektiğini savunmaktadır.
Ancak, bu görüş rehin cirosu ile senede hamil olan kişinin ancak tahsil cirosu
yapabileceğine dair Türk Ticaret Kanunu’nun emredici düzenlemesine aykırıdır
401
.
İkinci bir görüş ise rehin veren tarafından önceki rehin alacaklısı için rehin cirosu
ve art rehin alacaklısı için ise art rehin cirosu yapılmasını önermektedir. Bilindiği üzere,
senet üzerinde hak sahibi olan kişi senet en son kendisine ciro edilen kişidir. Bu görüş
kıymetli evrak hukukunun senet üzerinde hak sahibi olanın son ciranta olduğu kuralına
aykırıdır
402
.
Art hisse rehni tesis edilmesi teorik olarak mümkündür. Diğer taraftan, proje
finansmanda genellikle teminata konu varlıklar üzerinde üçüncü şahıslar lehine rehin,
ipotek veya sair herhangi bir takyidatın kurulması yasaklanmaktadır. Bu yasaklar, rehin
verenin (malikin) mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini bertaraf etmez. Ancak,
proje finansmanında kredi sözleşmesine konulan ve teminata konu varlıklar üzerinde
üçüncü şahıslar lehine herhangi bir takyidatın kurulmasını yasaklayan hükümlerin ihlali,
sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil edecek ve kredi alanın temerrüde düşmesine neden
olacaktır.
Takyidat yasağını düzenleyen maddelere rağmen, rehinli hisseler üzerinde art
rehin tesis etmek isteyen kredi alanın, kredi sözleşmesi tahtında temerrüde düşmemek
için önceki rehin alacaklısından onay alması gerekir. Art rehnin de alacaklısına paraya
çevirme hakkı tanıdığını hesaba kattığımızda, önceki rehin alacaklısı olan bankanın kendi
kredi ilişkisinde sorun olmadığı halde başka bir bankanın kredi ilişkisinden kaynaklanan
sorun nedeni ile teminatının paraya çevrilmesi riskini (paraya çevirme aşamasında elde
edilen tutardan ilk kendi alacağı karşılanacak olsa dahi) almak istemeyeceği açıktır.
401
Göksoy, s.182.
402
Göksoy, s.182.
108
Zira, kredi veren(ler)in kullandırdığı/dıkları kredilerden kar edebilmeleri kredinin
sorunsuz bir şekilde vadesi içinde (yan ürünleri ile birlikte) yüzmesine bağlıdır.
Uygulamada kredi veren banka(lar) anılan gerekçeler ile art rehin müessesesine sıcak
bakmamaktadır. Önceki rehin alacaklısının art rehne onay vermesi halinde ise önceki
rehin alacaklısı ile art rehin alacaklısı arasında paraya çevirme ve paylaştırım hususunda
ne şekilde davranılacağına dair bir sözleşme akdedilmesi uygun olacaktır.
IV. PROJE FİNANSMANINDA TESLİMSİZ TAŞINIR REHNİ
Proje finansmanında, kredi veren(ler) projenin sürekliliğinin sağlanması
amacıyla, diğer teminatların yanı sıra mutlaka ticari işletme rehni/teslimsiz taşınır rehni
talep etmektedir. Bilindiği üzere, uygulamada kredi ihtiyacının karşılanması yeterli
teminatın gösterilmesi koşuluna bağlıdır. Zira, bankalar ve finansal kuruluşlar
kredilendirme fonksiyonunun ifasından kaynaklanan finansal ve yapısal risklerin
yaratacağı zararı minimize etmek için teminatlı çalışmayı tercih ederler
403
.
Ticari işletme rehni, 21.07.1971 tarihli ve 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni
Kanunu’nun (“TİRK”) yürürlüğü döneminde kredi ihtiyacı olan tacirler tarafından
sıklıkla başvurulan teminatlar arasında yer almaktaydı
404
. TİRK’in yürürlüğü döneminde
tanınan ticari işletme rehni, teslim şartı aranmayan
405
taşınır rehni türlerinden biriydi.
Ulusal ekonominin gelişmesi açısından önemli işlevi olan küçük ve orta
büyüklükteki işletmelerin kredi bulmalarının kolaylaştırılması için ticari işlemlerde
taşınır rehni kapsamının genişletilmesi ve taşınır rehni kurallarının ticari işlemler için
yenilenmesi ihtiyacı doğmuştur
406
. Taşınır rehninin teslime bağlı olması yönündeki genel
hukuk kuralının ticaret hayatında yarattığı sıkıntılar uluslararası alanda da dikkate alınmış
ve bu konuda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Finansal Teminat Düzenlemelerine İlişkin
Avrupa Birliği Direktifi, Teminat İşlemlerine İlişkin UNCITRAL Yasama Kılavuzu,
403
Uçar, R., Kobi Kredilerinde Teminat Sorunu ve Alternatif Model Önerisi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2015, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.25; Antalya, G./Acar, F., Ticari
İşlemlerde Taşınır Rehni, 2.B., İstanbul 2017, s.2.
404
TİRK’in 21 inci maddesi gereğince yayınlanması gerekli olan Ticari İşletme Rehni Sicili Hakkında Tüzük
21.08.1972 tarihli ve 14283 sayılı resmî gazetede yayınlanmıştır. Anılan tüzüğün 19 uncu maddesi uyarınca da Ticari
İşletme Rehni Tüzüğünün Uygulanması Hakkında Yönetmelik 04.11.1982 tarihli ve 14326 sayılı resmî gazetede
yayınlamıştır.
405
Karahan, S., Ticari İşletme Hukuku, 26.B., Konya 2014, s.38.
406
İmamoğlu, B., Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Üzerine Bir İnceleme, Ankara 2017, s. 3.
109
EBRD Teminatlı İşlemlerine İlişkin Model Kanun, UNIDROIT Taşınırlar Üzerinde
Uluslararası Haklar Konvansiyonu, DCFR’nin IX. Kitabı, Fransız Medeni Kanun’u 2006
formu bu çalışmaların arasındadır
407
. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla hazırlanan, Ticari
İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (“TRK”) 28 Ekim 2016 tarihinde Resmî Gazete’de
yayımlanmış ve 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir
408
.
TRK’nın yürürlüğe girmesi ile TİRK yürürlükten kalkmıştır. Ancak, TRK’nın
geçiş hükümlerinde 1 Ocak 2017 tarihinden önce tesis edilmiş ticari işletme rehinlerine
TİRK’nın uygulanmaya devam edeceği belirtilmiştir
409
. Anılan düzenleme nedeniyle,
TRK’nın yürürlüğünden önce hayata geçen proje finansmanları için teminat olarak alınan
ticari işletme rehinlerine TİRK uygulanmaya devam edecektir. Bu nedenle, aşağıda TİRK
ve TRK düzenlemeleri karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. Kanunların karşılaştırmalı
olarak incelenmesi sırasında, proje finansmanı açısından önem arz eden ve sorunlu olan
hususlara değinilecektir. Bu noktada, her iki kanunun da tezimizin amacına hizmet
edecek ölçüde ele anılanacağını özellikle belirtmek isteriz.
TİRK ve TRK kapsamındaki teslimsiz rehnin amacına uygun olarak
kullanılması için Kanun Koyucu tarafından her iki kanunda da rehin taraflarına müdahale
edilmiştir. TİRK’te rehin verebilecek ve alabilecek taraflar tahdidi olarak sayılmıştı.
410
.
TİRK kapsamında ticari işletme rehni verebilecek taraf, rehne konu olan ticari işletmenin
407
İmamoğlu, s.8; TRK’nın hazırlık çalışmaları sırasında, anılan uluslararası çalışmaların dikkate alınması gerektiği
yönündeki eleştiri için bkz. İmamoğlu, s.8.
408
Antalya/Acar, s.5; Baydak, E., Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, 1.B., İstanbul 2018, s.12; Kayıhan, Ş., Ticari İşletme
Hukuku, 5.B., Ankara 2018, s.87 (Ticari İşletme Hukuku). TRK’nın ikincil mevzuatı olan: Ticari İşlemlerde Rehin
Hakkının Kullanılması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik, Rehinli Taşınır Sicili
Yönetmeliği ve Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik 31 Aralık 2016 tarihli ve
29935 (3. Mükerrer) sayılı resmî gazetede yayımlanmıştır. Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kullanılması ve Temerrüt
Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik, 22 Mayıs 2018 tarihli ve 30428 sayılı resmi gazetede
yayımlanmış olan Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında
Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile, Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği 22 Mayıs 2018 tarihli ve
30428 sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik ile ve Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik, 22 Mayıs 2018 tarihli ve
30428 sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında
Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile tadil edilmiştir.
409
Antalya/Acar, s.6; Baydak, s.12, dpn.23; Arkan, S. Ticari İşletme Hukuku, 24.B., Ankara 2018, s.50 (TRK);
Bahtiyar, M. Ticari İşletme Hukuku, 19.B., İstanbul 2019, s.44 (TRK). TRK’da TİRK döneminde kurulmuş ticari
işletme rehninin kapsamının genişletilmesi gerektiğinde (örneğin işletmeye yeni makine ve ekipmanlar dahil
edildiğinde bu makine ve ekipmanların rehne dahil edilmesi için) hangi kanunun tatbik edileceği hususu
düzenlenmemiştir. Uygulamada da TİRK döneminde kurulan ticari işletme rehinlerinin kapsamlarının genişletilmesi
hususunda takip edilecek prosedür henüz netleşmemiştir.
410
Poroy, R./Yasaman, H., Ticari İşletme Hukuku, 15.B., İstanbul 2015, s.54; Karahan, s.38; Bahtiyar, M., Ticari
İşletme Hukuku, 7.B., İstanbul 2008, s.33.
110
(esnaf işletmesinin)
411
maliki bulunan gerçek veya tüzel kişiydi
412
. TİRK.m.2’deki
tahdidi sayıma göre: (i) Tüzel kişiliğe haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi
müesseseleri (Bankalar), (ii) Kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliğe sahip
müesseseler
413
, Kredili satış yapan kooperatifler
414
ticari işletme rehni alabilirdi.
TRK uyarınca, tesis edilecek rehnin taraflarını belirlemek için kanun maddesini
incelemek yerinde olur. TRK.m.3 uyarınca: “Rehin sözleşmesi;
a) Kredi kuruluşları
415
ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek
erbabı gerçek ve tüzel kişiler arasında,
b) Tacir ve/veya esnaflar arasında,
yapılır.”
TRK’da ikili bir yapı kabul edilmiştir
416
. İlk yapıda rehin sözleşmesi kredi
kuruluşu ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü ve serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel
kişiler arasında akdedilebilir
417
. Her ne kadar kanunda açıkça belirtilmese de işin doğası
gereği kredi kuruluşu rehin alan, tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü ve serbest meslek erbabı
411
Kanun Koyucu, TİRK’in yürürlüğü döneminde, ticari işletme rehni hususunda benimsediği kuralların esnaf
işletmesini tatbikini mümkün kılmıştı. TİRK.m.1 ve Ek Madde.1 de yer alan ticari işletme tanımının yeterliliği doktrin
tarafından detaylı olarak irdelenmişti. bkz. Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.33.
412
TİRK malikin ticari işletmesi üzerinde rehin tesis etmesi için borçlu olması koşulunu aramamıştı. Kanun Koyucu
aynı yaklaşımı yeni kanunda da benimsemiştir. Buna göre, üçüncü kişiler, TRK kapsamında borçlu lehine teslimsiz
taşınır rehni verebilir. (TRK.m.5) Ayhan, R./Çağlar, H., Ticari İşletme Hukuku, 11.B, Ankara 2018,
s.171;Antalya/Acar,s.29. TRK’da rehin veren sıfatı bakımından ticari işletme maliki veya esnaf işletmesi maliki ifadesi
yerine tacir veya esnaf ifadesinin tercih edildiğini belirtmek isteriz. TRK, rehin verecek kişinin ticari işletmenin veya
esnaf işletmesinin maliki olmasını aramamaktadır. İşletmenin kiracısı tacir veya esnaf sıfatına sahipse, TRK
kapsamında rehin verebilecektir. Ancak bu noktada hiç kimse sahip olduğu haktan fazlasını devredemez kuralı nedeni
ile kiracının ticari işletmenin bütününü rehin verebilmesi mümkün olmayacaktır. TRK kapsamında kiracı sahip olduğu
ham maddeyi, kiracılık hakkını veya kira sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağı olması halinde bu alacağını rehin
verebilir. bkz. Antalya/Acar, s.27; Arkan, TRK, s.64.
413
TİRK’e göre kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişilerin rehin hakları sadece işletmeye vadeli olarak satış
yaptıkları maddi varlıklara, yani makine, araç, alet ve motorlu taşıtlara inhisar etmekteydi (TİRK.m.2/2 ve m.3/1-b).
Başka bir deyişle, kredili satış yapan müesseselerin ticari işletme üzerinde rehin hakkı tesis edebilecekleri varlıklar
kredi ile sattıkları mallarla sınırlıydı. Erten, M.A., Bankacılık Uygulamasında Ticari İşletme Rehni, Ankara 2001, s.28.
414
TİRK’in yürürlüğü döneminde, üyelerine herhangi bir yöntemle kredi imkânı sağlayan her türlü kooperatif lehine
ticari işletme rehni kurulabiliyordu.
415
TRK’da yer alan “kredi kuruluşları” ifadesi “TİRK’te yer alan “tüzel kişiliğe haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş
kredi müesseseleri” ifadesinden çok daha geniştir. TRK’nın 2’nci maddesinde yer alan kredi kuruluşları tanımı, TİRK
dönemindeki finansman şirketlerinin ve faktoring şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş
kredi müessesesi tanımına girip girmediği tartışmasını da sona erdirmiştir. TİRK döneminde iktisadi devlet teşekkülü
niteliğindeki bankalar rehin alan sıfatına sahip olamıyordu. TRK’nın ikinci maddesinde “kredi ve kefalet sağlayan
kamu kurum ve kuruluşları” ifadesi yer aldığından iktisadi devlet teşekküllerinin TRK kapsamında rehin alabilmesi
mümkün olmuştur. Yine TRK kapsamında kredi ve kefalet sağlayan kooperatifler de rehin alan olabilecektir. bkz.
Antalya/Acar, s.20-21.
416
Antalya/Acar, s.19.
417
Antalya/Acar, s.19.
111
gerçek ve tüzel kişiler ise rehin veren sıfatına haiz olacaktır. İkinci yapıda ise rehin veren
ve rehin alan tacir ve/veya esnaf olabilecektir
418
. Rehin sözleşmesi tacir ile tacir, tacir ile
esnaf, esnaf ile esnaf ve esnaf ile tacir arasında akdedilebilir. TİRK’in rehin ilişkisinin
taraflarını dar ve sınırlı tutan rejimine karşın, TRK çok daha geniş bir taraf anlayışı
benimsemiştir.
A. REHNİN KONU VE KAPSAMI
TİRK uyarınca, ticari işletme rehnine konu olabilecek işletmeler ticaret veya esnaf ve
sanat siciline kayıtlı işletmelerdi
419
. TİRK ister esnaf işletmesi ister ticari işletme olsun
işletmenin bütün unsurlarını rehnin kapsamına almamış; rehnin içerek ve kapsamını 3
üncü maddesinde düzenlediği hükümle sınırlandırmıştı
420
.
TİRK’nın yürürlüğü döneminde ticari işletme rehninin kapsamına şunlar dâhildi:
(i) ticaret unvanı
421
ve işletme adı
422
, (ii) taşınır duran malvarlığı (işletme
tesisatı); rehnin tescil anında mevcut ve işletmenin faaliyetine sürekli olarak özgülenmiş
418
Poroy, R./Yasaman, H. Ticari İşletme Hukuku, 17.B., İstanbul 2018, s.53 (TRK); Antalya/Acar, s.25.
419
TİRK’de sadece ticari işletme rehni düzenlenmemiş, ticari işletme rehninin yanı sıra esnaf işletmesi rehni de
düzenlenmişti. Kayıhan, Ş./Yasan, M., Ticari İşletme Hukuku, 3.B., Ankara 2015, s. 58.
420
Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.34; Karabel, G., Ticari İşletme Rehninin Paraya Çevrilmesi, Ankara 2011, s.62;
Arkan, S., Ticari İşletme Hukuku, 21.B., Ankara 2015, s.49.
421
TİRK’in yürürlüğü döneminde, ticaret unvanının rehin sözleşmesine ekli rehinli unsurlar listesinde ayrıca
belirtilmemiş olmasının rehin sözleşmesinin akibetine etkisi doktrinde tartışmalıydı. Bir görüşe göre, ticaret unvanının
mutlaka rehin sözleşmesine ekli unsurlar listesinde yer alması gerekirdi. Aksi uygulama, rehin sözleşmesinin
hükümsüzlüğüne neden olurdu. bkz. Kayıhan, Ş., Ticari İşletme Rehni, İstanbul 1996, s.32 dpn.47; Erten, s.29; Buna
karşın bir diğer görüş ise ticaret unvanının rehin sözleşmesine ekli unsurlar listesinde yer almamasını rehin
sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceğini belirtmekteydi. Rehin Sözleşmesi zaten bir ticari unvanı altında
akdedileceğinden ticaret unvanı sözleşmeye yazılacaktı. Ticaret unvanı ticari işletmeden bağımsız olarak
devredilmeyeceğinden üçüncü kişilerce iyi niyetle kazanılması mümkün değildi. Ticaret unvanının listeye ekli
olmamasının rehni geçersiz kılmadığı yönündeki görüş için bkz Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.34; Karabel, s.64-
65; Kayıhan ise ticaret unvanının (ve varsa işletme adının) ekli unsurlar listesinde yer alması gerektiğini; ticaret
unvanının ekli unsurlar listesinde yer almaması halinde sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren 10 (on) gün içinde ek
ticari işletme rehni ile gerekli düzeltmenin yapılması gerektiğini, bu süre içinde düzeltmenin yapılmaması halinde
sözleşmenin hükümsüz olacağını ileri sürmekteydi. Kayıhan, s.33; TİRK’in yürürlüğü döneminde uygulamada
gerçekleştirilen proje finansmanları için akdedilen ticari işletme rehin sözleşmelerinin kapsam maddesinde açıkça ticari
işletme unvanının rehnin kapsamında olduğu belirtilmekteydi. Uygulamada akdedilen ticari işletme rehin sözleşmelerin
kapsam maddeleri çok detaylı kaleme alındığından ve ticaret unvanı ve varsa işletme adı açıkça rehne dâhil ettiğinden
teoride yapılan bu geniş tartışmaların pratikte bir anlamı kalmamaktaydı. TRK, ticari işletme unvanının tek başına
rehnedilmesi mümkün kılınmıştır. Diğer taraftan, yine TRK ticaret unvanının rehnin dışında tutulmasını da mümkün
kılmıştır.
422
Tacirlerin ve esnafların işletme adı kullanmaları zorunlu değildir. Ancak, kullandıkları takdirde ticaret siciline tescili
zorunludur. bkz. Karabel, s.64; TİRK’in yürürlüğü döneminde, bir işletme adı kullanılması halinde, bu işletme adının
rehnin kapsamına dahil edilmesi gerekirdi. Erten, s.28; Aslan, İ.Y./Şenyüz, D./Ergün, M., İşletme Hukuku, 3.B., Bursa
2009, s.19; Aslan, İ.Y./Şenyüz, D., İşletme Hukuku, 4.B., Bursa 2012, s.19; TİRK’in yürürlüğü döneminde, tacir veya
esnafın işletme adı kullanmaması halinde, işletme adının rehnin kapsamında olmaması rehnin geçerliliğini
etkilememekteydi. bkz. Aslan/Şenyüz/Ergün, s.19; Aslan/Şenyüz, s.19; TRK’da, işletme adının tek başına rehnedilmesi
mümkün kılınmıştır. Diğer taraftan, yine TRK işletme adının rehnin dışında tutulmasını da mümkün kılmıştır.
112
olan makine, araç, alet ve motorlu araçlar
423
, (iii) sınai haklar; patentler, markalar,
modeller, resimler ve lisanslar vb.
TİRK uyarınca, ticaret unvanı, işletme adı
424
ve taşınır duran malvarlığı rehnin
zorunlu kapsamını oluşturmaktaydı. Bu unsurların rehin dışında bırakılması mümkün
değildi
425
. Buna karşın, sınai hakların ise tamamen veya kısmen rehnin kapsamı dışında
bırakılması mümkündü (TİRK.m.3/2)
426.
TRK’nın 5 inci maddesi uyarınca, üzerinde rehin hakkı kurulabilecek taşınır varlıklar:
alacaklar, çok yıllık ürün veren ağaçlar, fikri ve sınai mülkiyete konu haklar,
hammadde
427
, hayvan
428
, her türlü kazanç ve iratlar, başka bir sicile kaydı öngörülmeyen
ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar, kira gelirleri,
423
TİRK.m.3/1-B hükmü gereği rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaaliyetine tahsis edilmiş olan makina,
araç, alet ve motorlu nakil araçları, kısaca taşınır işletme tesisatı rehnin kapsamına dâhildi. Doktrinde bu hükmün
sınırlayıcı bir ifade ile kaleme alındığı kabul edilmekteydi. Bu nedenle, makina, alet, araç ve motorlu nakil aracı
niteliğinde olmayan diğer taşınırların rehin kapsamına sokulmasının mümkün olmadığı savunulmaktaydı. Erten, bu
görüşün ticari işletme rehni ile amaçlanan sonuca uygun olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini savunmaktaydı.
Erten’in görüşüne göre, TİRK.m.3/1-B’de sayılan unsurların örnekseme usulü ile sayıldığını kabul etmek müessesenin
amacına daha uygun düşmekteydi. Böylelikle, işletmeye özgülenmiş her türlü taşınır unsurun rehnin kapsamına
alınması mümkün olabilecekti. Erten’in bu görüşü işletmeye özgülenme şartının gerçekleşmesi halinde işletmede ham
maddelerin de rehnin kapsamına girmesine olanak sağlamaktaydı. TİRK döneminde ham maddenin ticari işletme
rehninin kapsamına dahil olup olmayacağı tartışması, TRK döneminde son buldu. Zira, TRK’da ham maddenin
rehnedilebileceği açıkça belirtilmiştir. (TRK.m.5)
424
TİRK’in yürürlüğü döneminde, kredili satış yapan yerlerin rehin hakkı münhasıran vadeli satışa konu teşkil eden
makine, araç, motorlu nakil araçları üzerinden kurulabilirdi. Bu nedenle, anılan rehinlerde ticaret unvanı ve işletme adı
kapsam dışında kalmaktaydı. Aslan/Şenyiz/Ergün, s.19; Aslan/Şenyiz, s.20.
425
Poroy/Yasaman, s.61; Helvacı, İ., Sanayi İşletmelerinde Ticari İşletme Rehni Üzerine, İÜHFM, C.LXV, S.1,
İstanbul 2007, s.277 (Ticari İşletme Rehni); Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.34; Kayıhan, s.32; Kanun Koyucu
sanayi işletmeleri ile ilgili rehnin hakkının kapsamında özel düzenlemeye gitmiştir. Buna göre; “sanayi işletmelerinde
3 üncü maddenin (b) ve (c) bentlerinde yer alan unsurlardan bir veya daha fazlası rehin konusu yapılabilir, ticari
işletme rehnine konu krediler satın alınan makine, ekipman, araç, alet ve cihazlar rehnedilebilirdi.” Bu düzenlemeyle
ticari işletme rehnine dâhil olması zorunlu olan ticaret unvanı ve işletme adının rehin kapsamı dışında bırakılması
mümkün kılınmıştı. bkz. Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.35. Bu noktada, proje finansmanında sıklıkla karşılaşılan
şubenin ticari işletme rehni verememesi meselesine değinmek gerekir. TİRK döneminde ticari işletme rehni ticari
işletmenin tamamı üzerinden kurulabildiğinden münhasıran şubedeki malların rehne konu edilmesi mümkün
olmuyordu. TRK münferit taşınırların rehnini kabul ettiğinden; TRK döneminde münhasıran şubede yer alan malların
(şubeye atanan temsilcinin özel yetki sahibi olması halinde) rehnedilebilir. bkz. Baydak, s.59.
426
Helvacı, Ticari İşletme Rehni, s.277.
427
Proje finansmanı açısından hammaddenin rehni önem arz eder. İşletmenin tamamı üzerinde kurulan rehnin ham
maddeyi otomatik olarak kapsamadığı yönündeki görüş için bkz. Antalya/Acar, s.72; Hammadde üzerinde kurulacak
teslimsiz rehnin, alacaklı açısından teminat niteliğinde olması için rehnin detaylı kurgulanması gerekir. Zira, rehin
konusu bu mallar rehin verenin mülkiyetinde kalmayacak, işlenecek veya işletmenin amacı paralelinde satılacaktı.
Rehin konusunun belli olması ilkesinden uzaklaşıldığı aşikardır. Bu yöndeki eleştiri için bkz. İmamoğlu, s.29; Baydak,
s.118.
428
Hayvan Rehni TMK’da ve Hayvan Rehni Tüzüğünde düzenlenmiştir. TRK’da ayrıca hayvan rehni düzenlenmesinin
sebebinin ne olduğunun tespit edilmesi gerekir. Bilindiği üzere, TMK.m.940’da düzenlenen hayvan rehninde, rehin
alan, rehin veren, rehin konusu ve hatta alacak bakımından sınırlama bulunmaktadır. TMK’da yer alan bu sınırlamalar
nedeni ile hayvan rehni alınamayan senaryoda TRK uyarınca hayvan rehni alınması mümkün olacaktır.
113
kiracılık hakkı
429
, makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik
haberleşme cihazları dahil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı, sarf
malzemeleri
430
, stoklar
431
, tarımsal ürünler, ticaret ünvanı ve/veya işletme adı, ticari
işletme veya esnaf işletmesi, ticari plaka ve ticari hat, ticari proje, vagon’dur
432
.
Yukarıda sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğinde bulunan taşınır varlık, hak ve paylı
mülkiyet hakları, sermaye piyasası araçları ile türev araçlara ilişkin finansal sözleşmeleri
konu edilen rehin sözleşmeler, mevduat rehni ve tapu kütüğüne herhangi bir nedenle
tescil edilmiş taşınırlar
433
TRK’nın kapsamı dışındadır
434
.
TİRK’e göre, taşınır işletme tesisatının tamamının rehin sözleşmesine bağlı
unsurlar listesinde ayırt edici özellikleri ile belirtilmesi gerekirdi (TİRK.m.4)
435
. Proje
finansmanında ise genellikle değeri belli bir meblağın altında kalan taşınır işletme
tesisatının rehnin kapsamı dışında bırakılmasını talep edilir. Taşınır işletme tesisatının
bazı parçalarının rehnin kapsamı dışında bırakılması TİRK’da yeterli açıklıkta
düzenlenmemişti
436
. TRK’da ise durum tamamen farklı düzenlenmiştir. TRK uyarınca,
işletmenin tümü üzerinde rehin tesis edilebilmesi için TRK’nın 5 inci maddesinin 1 inci
429
TTK.m.11/3 uyarınca, ticari işletmenin malvarlığı içinde sayılan kiracılık hakkının TİRK’in yürürlüğü döneminde
ticari işletme rehninin kapsamında olup olmayacağı tartışmalıydı. Ağırlıklı olarak kiracılık hakkının değerinin
tespitinin mümkün olmadığı görüşü desteklenmekte ve kiracılık hakkı rehnin kapsamına dâhil edilmemekteydi. bkz.
Aslan/Şenyiz/Ergün, s.18; Poroy/Yasaman, s.59; Düzenleme ile kast edilen taşınmaz üzerindeki kiracılık hakkıdır.
Finansal kiralama konusu taşınırlar rehne konu olamazlar. Kiracılık hakkının rehne konu olabilmesi için kira
sözleşmesinde devir yasağının olmaması gerekir. bkz. İmamoğlu, s.31; Baydak, s.111.
430
İşletmenin tamamı üzerinde kurulan rehnin sarf malzemelerini otomatik olarak kapsamadığı yönündeki görüş için
bkz. Antalya/Acar, s.72.
431
Proje finansmanı açısından stokların rehni önem arz eder. İşletmenin tamamı üzerinde kurulan rehnin stokları
otomatik olarak kapsamadığı yönündeki görüş için bkz. Antalya/Acar, s.72, Stokların rehin konusu olması halinde,
yukarıda 425’incı dpn’de hammadde rehni için rehin konusunun belirliliği ilkesinden uzaklaşılığı yönündeki eleştirimiz
geçerlidir. Doktrindeki eleştiri için bkz. İmamoğlu, s.29.
432
Poroy/Yasaman, TRK, s.54; Antalya/Acar, s.75.
433
Antalya/Acar, s.99.
434
Bahtiyar, TRK, s.52-53; Baydak, s.90.
435
Baydak, s.133.
436
TİRK’in yürürlüğü döneminde, doktrindeki bir görüşe göre, taşınır işletme tesisatının tamamı rehin sözleşmesine
bağlı ekli listede gösterilmesi gerekirdi ve aksi davranış rehin sözleşmesinin geçersizliğine neden olurdu. Erten, s.31
Diğer bir görüşe göre, rehni kanun gereği kabul edilen ve tarafların rehin kapsamı dışında bırakma konusunda tasarruf
yetkilerinin olmadığı ve ayrıca işletme envanter defterinden tespit edilebilecek olan unsurların ekli listede tek tek
sayılmamış olması rehin sözleşmesinin geçersizliğine neden olmazdı. Bu görüş, Kanun Koyucunun TİRK.m.3/1-B deki
düzenlemesi ile oluşan rehin konusunda belirlilik ilkesine dayanmaktaydı. Erten, s.32. Kanaatimizce, TİRK’in
yürürlüğü döneminde tarafların kanunun açık lafzı karşısında bazı taşınır işletme tesisatını rehnin kapsamı dışında
tutmaları rehnin geçersizliğine neden olacaktı. Ancak, taraflar arasında yapılan rehin sözleşmesinin ekli listesinde rehin
alacaklısının dikkatine rağmen iyi niyetli olarak bazı taşınırları atlaması veya ticari işletme sahibinin kötü niyeti nedeni
ile rehin alacaklısı tarafından tespit edilmemiş taşınır işletme tesisatının rehnin kapsamı dışında kalması halinde,
eksikliğin rehin sözleşmesinin geçerliliğini etkilememesi gerekirdi.
114
fıkrada yer alan diğer taşınır varlıkların borcu karşılamaması gerekir
437
. TRK uyarınca
kurulan rehin taşınırın bütünleyici parçalarını ve aksi kararlaştırılmamışsa eklentilerini de
kapsar
438
.
Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde,
rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık rehnin
kapsamında kabul edilir. Kapsama dahil olan varlık üzerinde rehin tesis edilmesi diğer
kanunlar uyarınca rehnin bir sicile tescil edilmesini gerektiriyorsa; bu rehin ilgili sicillere
bildirilir. Bu varlıklar üzerinde diğer kanunlar uyarınca önceden bir rehin hakkı tesis
edilmiş olması hâlinde, TRK çerçevesinde tesis edilerek bildirilen rehnin sonraki sırada
yer alacağı kabul edilir. Ticari işletme ve esnaf işletmesi rehinleri ticaret veya esnaf
siciline bildirilir. TRK.m.5/1’de yer alan diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması
hâlinde, işletmenin tümü üzerinde rehin kurulamaz.
TİRK’te taşınır işletme tesisatının rehin kapsamına girmesi, bunların rehnin
tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olmalarına bağlıydı. Başka
bir deyişle, TİRK döneminde, kural olarak işletme sınırlarında olmayan ve henüz
işletmenin faaliyetine özgülenmemiş taşınır mallar rehnin kapsamında sayılmazdı. Bir
örnekle somutlaştırmak gerekirse, rehnin kurulduğu tarihte mevcut olan ve fakat henüz
montajı yapılmayan ya da depoda muhafaza edilen makineler rehnin kapsamında kabul
edilmezdi.
Kanun Koyucu, TRK’da müstakbel alacak kavramını; mevcut olmayan veya
rehin sözleşmesinin akdedildiği anda rehin verenin mülkiyetinde bulunmayan TRK’nın 5
inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen varlıklar şeklinde tanımlamaktadır
(TRK.m.2). TRK uyarınca, işletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin hakkı
kurulabilir. Rehinli müstakbel taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisi, bu varlıkların
437
Kayıhan, Ticari İşletme Hukuku, s.90; Arkan, TRK, s.51; Ayhan/Çağlar, s.177.
438
Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmeliği
m.14 uyarınca: “Taşınır varlık üzerindeki rehin hakkı, o varlığın bütünleyici parçasını da kapsar. Bütünleyici parçanın
ayırt edici özelliklerinin bulunması halinde bunlar ayrıca rehin sözleşmesinde belirtilir. Aksi kararlaştırılmadıkça, rehin
sözleşmesi akdedilirken taşınır varlıkta bulunan eklentiler ile sözleşmenin akdedilmesinden sonra ilave edilen eklentiler
rehnin kapsamında değildirler.”
115
mülkiyete konu edilmesini müteakip kullanılabilir
439
. Rehin, mevcut veya müstakbel
taşınır varlıklarının getirileri üzerinde kurulabilir
440
.
TRK.m.5/2’nin lafzından da anlaşılacağı üzere, işletmenin
441
tamamı üzerinde
rehin kurulan senaryoda rehin, rehnin kurulduğu anda işletmenin faaliyetine tahsis
edilmiş olan varlıkları kapsar. Henüz işletmenin mülkiyetine geçmemiş ve dolayısı ile
fiilen işletmeye tahsis edilmemiş müstakbel taşınırlar (halihazırda rehin kapsamında olan
bir malın bütünleyici parçası veya eklentisi olması hali hariç) kendiliğinden işletme
üzerinde kurulan rehne dahil olmazlar. Müstakbel taşınırların ikinci bir sözleşme ile
münferiden rehnedilmeleri uygun olacaktır. Aksine bir yorum, işletmenin mülkiyetine
dahil olacak her türlü taşınırın rehin verenin rızası aranmaksızın rehne dahil edilmesi
anlamına gelecektir
442
.
Proje finansmanında işletme tesisatının teslim alınması ve işletme sınırlarına
getirilmesine rağmen sırf montajı tamamlanmadığı için rehnin kapsamına alınmaması
TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari işletme rehninin pratik anlamını tamamen devre dışı
bırakmaktaydı. Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse, doğalgaz çevrim santrali
finansmanı yapan bir bankanın doğalgaz çevrim santralinin taşınır işletmesini montajı
tamamlanana kadar beklemesi en az 5-6 aylık bir süre için finansmanını yaptığı taşınır
malları rehin alamaması anlamına gelmekteydi. Biz TİRK’in yürürlüğü döneminde de
müesseseden beklenen menfaati dikkate alarak, taşınır işletme tesisatının işletme
sınırlarında olmasını ve işletmeye özgülenmesi için gerekli işlemlerin başlatılmasını
(montajın başlamış olması) rehnin kapsamında sayılması için yeterli görmekteydik.
TRK’nın yukarıda belirttiğimiz düzenlemesi müstakbel taşınırlar üzerinde rehin tesis
439
Baydak, s.135; Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında
Yönetmelik m.12 uyarınca: “Henüz malikin mülkiyetinde bulunmayan ancak ileride mülkiyete konu olabilecek 11 inci
maddede sayılan taşınır varlıklar da rehin konusu edilebilir. Bu halde malik, diğer tasarruf işlemlerini ancak müstakbel
taşınır varlığı mülkiyete konu ettikten sonra kullanabilir.” Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kullanılması ve Temerrüt
Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmeliği m.16/2 uyarınca, belirli bir iş veya konu ile sınırlandırmaksızın
müstakbel alacakların rehneden sözleşmeler geçersiz kabul edilmektedir. bkz. Baydak, s.135.
440
Baydak, s.135; Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında
Yönetmelik m.13 uyarınca: “Rehin, mevcut veya müstakbel taşınır varlıklarının getirileri üzerinde kurulabilir.”
441
İşletme ifadesi nedeniyle müstakbel taşınırların rehninin münhasıran ticari işletme ve esnaf işletmesi için
uygulanabileceği yönündeki görüş için bkz. Antalya/Acar, s.85.
442
Antalya/Acar, s.86-87.
116
edilmesini mümkün kıldığından, TİRK’in yürürlüğü dönemindeki bu sorun artık sona
ermiştir.
B. REHNİN SÖZLEŞMESİ VE TESCİL
TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari işletme rehninin kurulabilmesi için taraflar
arasında kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak ticari işletme rehin sözleşmesi
akdedilmesi ve akdedilen sözleşmesinin ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret siciline
tescil edilmesi gerekliydi
443
.
443
TİRK’in yürürlüğü döneminde rehin sözleşmesinin bizzat işletme sahibi tarafından akdedilmesi kuraldı. Zira,
işletme sahibinin temsilcisi ticari mümessil konumunda olsa dahi özel olarak yetkilendirilmedikçe rehin sözleşmesi
akdedememekteydi. Poroy/Yasaman, s.64; Karahan, s.40; Kayıhan, s.27. Doktrinin ticari temsilcinin yetkileri
hususundaki bu yaklaşımı, münhasıran Kanun Koyucunun taşınmazlar hususunda ticari temsilciye çizdiği sınırlarının
örnekseme yolu ile tatbik edilmesinden ibaretti. Devir veya bir hak ile sınırlandırma hususunda açık yetki aranması
kuralının, daha ağır sonuçlara neden olabilecek ve işletmenin tasfiyesine yol açabilecek rehin için de aranması halin
icabıdır. Karahan, s.40; Arkan, s.51. TİRK’in yürürlüğü döneminde, Ticari işletme rehninde tescil tasarruf işlemi
niteliğindeydi. Bu itibarla, tescil kurucu kabul edilmekte ve rehin hakkının doğumu için geçerlilik şartı olarak
aranmaktaydı. Ayhan, R./Özdamar, M./Çağlar, H. Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar, 8.B., Ankara 2015, s.69 Tescil,
ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili veya esnaf işletmesinin kayıtlı bulunduğu esnaf ve sanatkâr siciline
yapılırdı. Poroy/Yasaman, s.65; Arkan, s.52; Karabel, s.81; Kayıhan, s.40; Erten, s.38. Tescil talebi, ticari işletme sahibi
(rehin veren) veya rehin alan tarafından yazılı olarak yapılabilirdi. Karahan, s.41; Tescil talebinin rehin sözleşmesinin
akdedildiği tarihten itibaren 10 (on) gün içinde yapılması gerekirdi. (TİRK.m.5/1-2) Doktrinde 10 (on) günlük sürenin
hukuki niteliğinin tartışmalıydı. TİRK’in yürürlüğü döneminde, doktrindeki bir görüşe göre, 10 (on) günlük süreye
ilişkin hüküm emredici nitelikte değildi. Böylelikle, tescilin 10 (on) günlük süre içinde yapılmaması sözleşmenin
geçersizliğine neden olarak kabul edilemezdi. Bu görüşün hareket noktası sürenin hak düşürücü süre olduğuna dair bir
açıklık olmamasıydı. TİRK’in yürürlüğü döneminde, doktrinde çoğunlukla kabul edilen ve bizim de katıldığımız diğer
görüşe göre ise, kanunun bu hükmünün emredici nitelikteydi ve tescilin 10 (on) gün içinde yapılması gerekirdi. Buna
göre, 10 (on) günlük süre dolduktan sonra sicile kaydedilen rehinler hükümsüz kabul edilmeliydi. Anılan 10 (on) günlük
süre Kanun Koyucu tarafından üçüncü kişileri korumak için getirilen emredici bir düzen kuralıydı. Zira, ticari işletme
sahibinin daha önceden rehin sözleşmesi düzenlettirerek çıkarları gerektireceği zaman yaptıracağı tescil ile üçüncü
şahıslara (alacaklılara) zarar vermesini engellemek amacı ile tescilin hak düşürücü süreye bağlanması isabetli olmuştu.
Erten, s.39; Kayıhan, s.41; Karabel, s.83; Hükmün gerekçesinde de 10 (on) günlük sürenin üçüncü şahısların korunması
için getirildiği açıkça belirtilmekteydi. Son olarak, TİRK’in yürürlüğü döneminde, Yargıtay’ın 10 (on) günlük süreyi
hak düşürücü süre olarak kabul ettiğini değinmek isteriz. Yargıtay TİRK’in yürürlüğü döneminde aldığı bir kararda:
“(...) tesis olunan ticari işletme rehni rehin sözleşmesinin yapılmasından itibaren 10 (on) gün içinde ticaret siciline
tescil edilmediğinden geçersizdir.” ifadesine yer vermişti. bkz. 19.HD, T. 26.09.2003, E.5837, K.8844-19,
www.kazanci.com (07.11.2018).Bu noktada, TİRK’in yürürlüğü döneminde, Yargıtay’ın 10 (on) günlük süreye dair
kararlarının hukuk tekniği açısından çelişki olduğu da belirtmek isteriz. Zira, Yargıtay bazı kararlarında tescil talebinin
10 (on) günlük süre içinde yapılmasını yeterli görürken: “(...) ticari işletme rehin sözleşmeinin yasal 10 (on) günlük
süreden sonra tescil edildiği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi dosya kapamasına uygun değildir. Zira,
dosyada K.. Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazısında sözleşmenin tescili için Abank A.Ş. tarafından süre içinde
başvurulduğu görülmektedir. (...)” 11.HD, T.10.07.2007, E.2007/6001, K.2001/10525, www.kazanci.com
(07.11.2018).; bazı kararlarında ise hem tescil talebinin hem de tescilin 10 (on) günlük sürede yapılmasını aramaktaydı.
TİRK’in yürürlüğü döneminde Yargıtay bir kararında: “(...) Ticari İşletme Rehni Kanunun 5/2 maddesine göre yapılmış
rehin sözleşmesinin düzenlemeyi takip eden 10 (on) gün içinde ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret siciline tescil
edilmelidir. Hükmün konuluş amacı gözetildiğinde 10 (on) günlük süreden sonra yapılan tescillerin hukuki sonuç
doğurmayacağı kabul edilmelidir. Bu nedenle, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik olmayıp,
sonucu itibari ile doğru olan yerel mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile onanaması gerekir. (...)” 19.HD,
T.26.09.2003, E.2003/5809, K.2003/8881, www.kazanci.com (07.11.2018). Yargıtay’ın 10 (on) günlük süreyi her
hâlükârda hak düşürücü süre olarak kabul ettiği açıktır. TİRK’in yürürlüğü döneminde alınan ve 10 (on) günlük süre
içinde tescil talebinin yapılmasını yeterli kabul eden Yargıtay kararında: tescilin geçmişe etkili olduğu kuralının dikkate
alındığını düşünmekteyiz.
117
TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari işletme rehin sözleşmesinin kanunda
belirtilen taraflar arasında ve ticari işletmenin kayıtlı olduğunu sicil çevresindeki
444
bir
noter tarafından re’sen tanzim edilmesi gerekirdi
445
. Ayrıca, rehnin kapsamına giren tüm
unsurların ayırt edici özelliklerini belirten bir liste ile rehin sözleşmesine eklenmesi
gerekirdi
446
. Rehne dâhil unsurların rehin sözleşmesinde ayırt edici özellikleri ile
gösterilmesi gerek rehin alan tarafından yapılacak denetlemelerde gerekse icra takibi
yoluyla yapılan paraya çevirme işlemleri sırasında rehne dâhil unsurların tespitinde
kolaylık sağlamaktaydı
447
.
TRK, rehin kurulabilmesi için taraflar arasında kanunun öngördüğü şekilde rehin
sözleşmesi akdedilmesi
448
ve rehnin sicile tescil edilmesi gerekir
449
. TRK, taşınır rehni
sözleşmesinin elektronik ortamda ya da yazılı olarak düzenlenmesi kuralını
benimsemiştir
450
. Elektronik ortamda düzenlenen rehin sözleşmesinin sicile tescil
edilmesi için sözleşmenin güvenli elektorik imza ile onaylanması şarttır
451
. Yazılı
düzenlenen rehin sözleşmesinin sicile tescil edilebilmesi için tarafların imzalarının noter
tarafından onaylanması veya sözleşmenin sicil yetkilisinin huzurunda imzalanması
444
Noterlik Kanunu’nun 60 vd.’ndaki maddelerinde gösterilen işleri, görevlendirilen noterlerden başkası yapamaz. bkz.
Ayhan/Özdamar/Çağlar, s.69, Kayıhan, s.39; Erten, s.37. Görüldüğü üzere, TİRK’in yürürlüğü döneminde, ticari
işletme rehin sözleşmesini düzenleyecek noterin doğru tespit edilmesi rehin sözleşmesinin geçerliliği açısından son
derece önemliydi. TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari işletme rehin sözleşmesi düzenleyecek olan noterin tespiti
hususunda dikkat edilmesi gereken hususlar için bkz. Karahan, s.41.
445
Aslan/Şenyiz/Ergün s.18; Kayıhan, s.39; Karabel, s.80; Arkan, s.51; Poroy/Yasaman, s.64; Ayhan/Özdamar/Çağlar,
s.69; Karahan, s.40; İnal, T., Ticari İşletme Hukuku, 2.B., Ankara 2015, s.272.
446
Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.35; Poroy/Yasaman, s.64; Karabel, s.81; Arkan, s.52; Erten, s.37; İnal, s.277-
278.
447
Kayıhan, s.40; Karabel, s.81.
448
Antalya/Acar, s.37; Kayıhan, Ticari İşletme Hukuku, s.88; Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği uyarınca, Rehin
sözleşmesinde değişiklik, tescil edilen rehin sözleşmesinde tek bir rehin alacaklısı varsa borç miktarı, güvence miktarı
ve sözleşme süresinde değişiklik yapılarak aynı tescil numarası ile tescil edilir. Rehin sözleşmesinde kendinden sonra
gelen rehinli alacaklılar aleyhine herhangi bir değişiklik yapılamaz. (Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği m.28) Rehin
sözleşmesinin terkininde rehin; alacağın son bulması üzerine rehin alacaklısı tarafından terkin talep edilmesi, rehin
verenin borcun son bulduğunu teşvik eden mahkeme kararı üzerine bildirim yapması, mahkemeler tarafından rehin
sözleşmesinin terkin edilmesine karar vermesi halinde sicilden terkin edilir. (Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği m.29)
449
Antalya/Acar, s.41; Arkan, TRK, s.54; Bahtiyar, TRK, s.3; Poroy/Yasaman, TRK, s.63; TRK m.4 uyarınca: “Rehin
hakkı, rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilmesiyle kurulur.” Maddede sicil ile kast edilen TARES’tir. TARES, TRK
ve Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği kapsamında düzenlenmiş olan yeni ve aleni bir sicildir. TARES web tabanlı olarak
çalışacak olup; TARES’e www.tares.org.tr adresinden ulaşılabilecektir. Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği ile TARES
üzerinden rehin sözleşmelerinin tescili, değişikliği, rehinli taşınır varlık ile rehin hakkının devrinin işlenmesi ve boşalan
dereceye geçme hakkının işlenmesi işlemleri ile bu kayıtların tutulması ve erişime açılması düzenlenmiştir. Rehinli
Taşınır Sicili Yönetmeliği uyarınca, Ticari İşlemler için Taşınır Rehin Sicili (“TARES”)’ne kanun uyarınca tescil
edilmesi zorunlu hususlar tescil edilmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği
m.16). TARES’e tescil için gerekli bilgi ve belgeler özetle şu şekildedir: rehin sözleşmesinin bir sureti, rehne konu
edilecek taşınır varlıkları tanımlayıcı bilgi ve belgeler, rehin sözleşmesinin tarafları ve bunların yetkililerine ilişkin
belgeler, temsil ve ilzama yetkili olan temsilcilerin belgeleri (Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği m.23).
450
Arkan, TRK, s.54; Ayhan/Çağlar, s.172; Antalya/Acar, s.38.
451
Poroy/Yasaman, TRK, s.62.
118
gerekir (TRK m.4/2)
452
. Rehin sözleşmesinde bulunması gerekli asgari unsurlar TRK’te
sayılmıştır
453
. Bilindiği üzere, rehin konusu malların değeri hem rehin veren hem de rehin
alan için önem arz eder. Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında
Yönetmelikte rehinli malların değer tespiti meselesi net ve ayrıntılı şekilde
düzenlenmiştir
454
.
Birden fazla kredi veren tarafından finanse edilen proje finansmanlarında ticari
işletme rehni garameten tesis edilebilir. TİRK gibi TRK da garameten rehin alınmasına
uygundur. Rehin sözleşmesinde kredi verenlerin garame payı açıkça gösterilmelidir.
Sözleşmede ayrıca, kredi kullandırımının gösterilen oranlarda gerçekleşmemesi halinde,
rehne ilişkin garame payının gösterilen oranlara göre değil; rehin alanların somut
durumda kullandırdığı geri ödenmemiş kredi tutarı esas alınarak rehin alanların fiili
anapara riskine göre tespit edilmesi gerektiğine dair hüküm olması yerinde olur. TRK
kapsamında kurulan bir garame rehinde, kredi geri çağrıldıktan sonra rehin alanlar
dilerlerse birlikte dilerlerse her biri ayrı ayrı rehnin paraya çevrilmesini talep edebilirler.
TRK’in yürürlüğü döneminde her ne kadar TİRK’in yürürlüğü dönemindeki gibi
ticari işletme rehni alınmayacak olsa da ticaret unvanı, ticari işletme adı ve işletmeye
452
Arkan, TRK, s.54.
453
Bahtiyar, TRK, s.54; TRK.m.4 uyarınca rehin sözleşmesinde yer alması gereken zorunlu unsurlar şu şekildedir: a)
Rehin sözleşmesinin tarafı; 1) Ticari işletme ise ticaret unvanı, MERSİS numarası, temsil ve ilzama yetkili temsilcinin
adı, soyadı ve imzası, 2) Gerçek kişi veya esnaf ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı ve imzası, 3)
Çiftçi ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı ve imzası ile Çiftçi Kayıt Sistemi numarası, 4) Üretici
örgütü ise üretici örgütü belge numarası ile temsil ve ilzama yetkili temsilcinin adı, soyadı ve imzası. b) Borcun konusu,
borcun miktarı, borcun miktarı belirli değilse rehnin ne miktar için güvence teşkil ettiği, ödenecek para cinsi ve rehnin
azami miktarı, c) Rehne konu varlık ile bu varlığın ayırt edici özelliklerini belirten seri numarası, markası, üretim yılı,
şasi numarası, belge seri numarası, varsa GTİP ya da PRODTR sanayi ürünü kodu gibi hususlar (Niteliği gereği ayırt
edici özelliği bulunmayan taşınır varlıklar için bu şart aranmaz.) Rehne konu taşınırın değer tespiti, rehin verenin
yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. (Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti
Hakkında Yönetmelik m.6) Değerleme hizmeti verecek eksper, mahkeme tarafından 3 (üç) gün içinde görevlendirilir.
(Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik m.8)
454
Rehin alan ve rehin veren rehin hakkının kurulması öncesinde rehne konu taşınırların değerini herhangi bir
değerleme hizmeti almaksızın serbestçe kararlaştırabilir. Ancak değer tespiti konusunda bir anlaşma sağlanamaz ise,
değer tespiti yetkili mahkemeden talep edilir. Yaptırılan değer tespiti taraflara tebliğ edilir. (Ticari İşlemlerde Taşınır
Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik m.9) Mahkeme Değer tespitine tebliğinden itibaren 3 (üç) iş günü
içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz üzerine mahkeme 3 (üç) gün içinde yeni bir eksper tayin eder. Bu itiraz üzerine
yapılacak değer tespiti kesin olup değer tespitinin yapıldığı tarihten itibaren 2 (iki) yıl geçmedikçe yeni bir değer tespiti
talep edilemez. (Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik m.10) Taraflar, mahkemece
yapılan birinci değer tespitine 3 (üç) günlük itiraz süresi içinde itiraz etmez ancak sonraki 1 (bir) yıl içinde ikinci değer
tespitinin yapılmasını talep ederlerse; bu talep itiraz hükmünde kabul edilir. (Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların
Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik m.10) Bu durumda talep üzerine yapılacak değer tespit tarihinden itibaren yine 2
(iki) yıl geçmedikçe değer tespiti yaptırılamaz.
119
özgülenmiş tüm makine ve ekipman üzerinde (TRK’da benimsenen koşulların var olması
halinde) rehin tesis edilmesi mümkündür.
C. PROJE KONUSU ÜZERİNDE BİRDEN FAZLA REHİN TESİS
EDİLMESİ
TİRK aynı ticari işletme üzerinden birden fazla ticari işletme rehni tesis
edilmesini mümkün kılmıştı
455
. Bu halde, alacaklıların hakları tescil sırasına göre tayin
edilirdi (TİRK.m.8).
TRK uyarınca, aynı taşınır varlık üzerinde derece
456
sırası belirtilmeksizin
birden fazla rehin hakkı tesis edilmesi hâlinde (ilerleme sisteminin tercih edildiği
senaryoda) alacaklıların öncelik hakkı, rehnin kurulma anına göre belirlenir
457
. Derece
belirtilmesi hâlinde ise (derece sisteminin tercih edildiği senaryoda) rehinler arasındaki
öncelik rehnin derecesine göre belirlemektedir (TRK.m.11).
Rehne konu taşınır varlığın alt veya art rehne konu edilmesi ile rehin verenin
rehne konu taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayan kayıtlar geçersizdir (TRK
m.4 b.7) Görüldüğü üzere, Kanun Koyucu uygulamada olumsuz takyidat yasağı (negative
pledge) olarak isimlendirilen sözleşme kayıtlarını geçersiz kabul etmektedir. Yeri
geldikçe belirttiğimiz üzere, proje finansmanında kural teminatların yüksüz olmasıdır.
Başka bir deyişle, hâlihazırda üçüncü şahıslar lehine üzerinde takyidat olan mallar kural
olarak proje finansmanında teminat olarak alınmazlar. Proje finansmanında yüklü taşınır
veya taşınmazlar ancak değerleri mevcut yük ve kurulması planlanan rehni karşılamaya
yeterli ise munzam teminat olarak alınırlar. TİRK’in yürürlüğü döneminde akdedilen
455
Diğer taraftan, TİRK.m.10/2’de: “Buna mukabil ticari işletme sahibi, ticari işletmeyi veya rehne dâhil münferit
unsurları devretmek, bir ayni hakla takyidetmek, başka bir mahalle nakletmek veya başkaları ile değiştirmek için
alacaklının muvafakatini almak zorundadır.” ifadesine yer verilmişti. Özellikle, ticari işletme sahibinin ticari işletmesi
üzerinde hâlihazırda bir ticari işletme rehni varken ikinci bir ticari işletme rehni kurmayı istemesi ve ilk rehin
alacaklısının ikinci rehne muvafakat etmediği senaryoda kanunun 8 inci ve 10 uncu maddelerinin birlikte
değerlendirilmesi gerekirdi. Bizim de katıldığımız görüşe göre, TİRK.m.8 ile m.10/2 arasındaki çelişkinin kanunun
amacında hareketle bertaraf edilmesi mümkündü. TİRK.m.8, m.10/2’ye göre özel hüküm niteliğinde kabul edilerek
çelişki olmadığı kabul edilebilirdi. Başka bir deyişle, TİRK.m.10/2’de yer alan takyidat yasağının başka ticari işletme
rehinleri dışındaki ayni takyidatlar için geçerli kabul edilmesi mümkündü. bkz. Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.36;
Karabel, s.86.
456
Derece, alacaklıya rehin hakkı ile teminat altına alınan kapsamını belirleyen ve rehin hukukuna özgü bir kavramdır.
bkz. Kuntalp, E., İpotek Dereceleri- Boş Dereceden İstifade ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar
Birliği Yayınları, Ankara 1979, s.6-7; Antalya/Acar, s.111.
457
İmamoğlu, s.42; Ayhan/Çağlar, s.190; Antalya/Acar, s.108.
120
ticari işletme rehin sözleşmelerine olumsuz takyidat yasağı konulması tipik bir piyasa
uygulamasıydı. Bu tip sözleşme kayıtları her ne kadar malikin tasarruf yetkisi üzerinde
etkili olmasa da sözleşmede temerrüt koşuluna bağlanmakta ve rehin veren açısından
etkin bir düzenleme haline getirilmekteydi. TRK’nın yürürlük döneminde ise rehin
sözleşmelerine eklenen bu tür hükümler geçersiz kabul edilecektir.
Proje finansmanında rehin verenler belli bir meblağın altındaki taşınırların tamir
veya bakım için rehin alacaklısının muvafakatini aramaksızın işletme sınırları dışına
çıkartılmasını talep ederler. Operasyonel kolaylığını da dikkate alarak değeri belli bir
meblağın altındaki taşınırların rehin alanın muvafakati olmadan tamir veya bakım amacı
ile yer değiştirmesi makul bir taleptir. Ancak, baştan muvafakat verilen bu unsurların
rehnin içini boşaltabilecek önemli taşınırlardan olmaması ve belirlenecek tutarın toplam
rehin tutarına göre makul olması gerekir. Ayrıca, yer değiştirme serbestisi münhasıran
tamir veya bakım için kabul edilmelidir. Tamir ve bakım hususunda alınacak aksiyonların
TRK.m.12’de düzenlenen rehin verenin taşınırın değerini koruyucu tedbirler alma
yükümlülüğü kapsamında da değerlendirilmesi uygun olur.
Değeri belli bir meblağın altındaki malların yenileri ile değiştirilmesinin de rehin
alanın muvafakatin dışında bırakılması talebi proje finansmanlarında yine sıklıkla
karşılaşılan bir taleptir. Bu talebin yeni malın en az eski mal kıymetinde olması koşuluyla
kabul edilebileceğini düşünmekteyiz. Ancak muvafakat aranmaksızın yenilenecek
unsurların meblağı toplam rehin tutarı dikkate alınarak belirlenmelidir. TRK.m.7
uyarınca, yeni mal otomatik olarak rehin kapsamında olacaktır.
D. TAŞINIR REHNİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ
Ticari işletme rehni teslim şartlı taşınır rehninin bir istisnasını oluşturduğundan
ticari işletme rehninin paraya çevrilmesi hususu TİRK’te ayrıca düzenlenmişti
(TİRK.m.14-17). Yine aynı saikten hareketle, TRK’da da taşınır rehninin paraya
çevrilmesi özel olarak düzenlenmiştir
458
.
458
TRK’nun “Temerrüt Sonrası Haklar” başlıklı 14’üncü maddesi uyarınca: “Bu Kanun kapsamındaki borçların
süresinde ifa edilmemesi hâlinde alacaklı, aşağıdaki yollara başvurabilir: a) Birinci derece alacaklı ise icra dairesinden
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 24’üncü maddesi uyarınca rehinli taşınırın mülkiyetinin devrini
talep edebilir. Bu halde icra dairesi, bu devri Sicile bildirir. Rehinli taşınırın, Kanunun 13’üncü maddesinin ikinci fıkrası
121
TRK’da, rehin alacaklısının temerrüt sonrası hakları şu şekildedir: rehin
alacaklısı (i) birinci derece rehin alacaklısı ise icra dairesinden rehinli taşınırın
mülkiyetinin devrini talep edebilir, (ii) alacağını 5441 Sayılı Kanun uyarınca faaliyet
gösteren varlık yönetim şirketine devredebilir, (iii) zilyedliğin devrine konu olmayan
varlıklarda kiralama ve lisans hakkını kullanabilir veya (iv) genel hükümler çerçevesinde
takip yapabilir
459
.
Aşağıda TİRK açısından ticari işletme rehninin ve TRK açısından da taşınır
rehninin paraya çevrilmesi hususunda tezimizin amacını aşmayacak ölçüde eşya hukuku
kurallarına ve usul hukuka düzenlemelerine yer verileceğini ve bilinçli olarak takip
usullerinin detayına girilmeyeceğini belirtmek isteriz.
1. LEX COMMİSSORİA YASAĞI
Rehin hakkı alacaklının menfaatini korumak amacıyla geliştirilen bir teminat
amaçlı hukuki araçtır
460
. Rehin hakkı özü itibariyle rehin alana rehin konusu şeyi paraya
çevirerek bedelinden alacağını öncelikli olarak alma hakkı verir
461
. Sınırlı bir ayni hak
olarak rehin hakkı sahibine “paraya çevirme” hakkı vermektedir
462
. Yukarıdaki
açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere, rehin hakkı malın mülkiyetine değil, değerine
yönelik bir haktır
463
. Bir rehin sözleşmesinde rehin verenin borcunu zamanında
ödememesi halinde, rehinli alacaklının rehin konusu mala malik olmasını düzenleyen her
türlü anlaşma hükümsüzdür. Bu kural “lex commissoria yasağı”’dır. Lex Commissoria
yasağı, Kanun Koyucunun sözleşme serbestisine getirdiği bir sınırlama olarak kabul
edilebilir. Roma Hukukuna kadar dayanan lex commissoria yasağının kabul edilmesinin
uyarınca belirlenen değerinin, birinci derece alacaklının toplam alacağından fazla olması durumunda, aradaki fark
miktarından, diğer derecelerdeki alacaklılara karşı, birinci derece alacaklı ile rehin veren müteselsilen sorumludur. b)
Alacağını, 5411 sayılı Kanun uyarınca faaliyet gösteren varlık yönetim şirketlerine devredebilir. Bu halde, varlık
yönetim şirketleri, alacaklının rehin sırasına sahip olur. Öncelik hakkı bu Kanunun 11 inci maddesine göre belirlenir.
c) Zilyetliğin devrine konu olmayan varlıklarda kiralama ve lisans hakkını kullanabilir. ç) (Ek: 15/2/2018-7099/31 md.)
Genel hükümler çerçevesinde takip yapabilir. (2) (Mülga: 15/2/2018-7099/31 md.) (3) Bu maddeye ilişkin diğer usul
ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”
459
Kayıhan, Ticari İşletme Hukuku, s.91; TRK.m.14’te rehin alacaklıya bir inisiyatif tanındığına dair görüş ve
gerekçeleri için bkz. Antalya/Acar, s.145-147. TRK.m.14’te tanınan yetkilerin derece sisteminin tercih edildiğine
kullanılabileceğine dair görüş için bkz. Antalya/Acar, s.149.
460
Esener/Güven, s.486.
461
Esener/Güven, s.485; Davran, B., Rehin Hukuku, İstanbul 1972, s.8-9.
462
Gürsoy/Eren/Cansel, s.949-950.
463
Kuntalp, E., Lex Commissoria Yasağı Kavramı, Koşulları ve Uygulama Alanı, İnan Kıraç’a Armağan, İstanbul
1994, s.151 vd.
122
nedeni her dönemde rehin değerinin alacağın değerinden daha yüksek olması ve
finansman ihtiyacını karşılamak için rehin sözleşmesi akdeden borçlunun iradesinin
rehinli alacaklının iradesi kadar özgür olmamasıdır
464
. Açıkça bu yasak suiistimalin
engellenmesi için getirilmiştir
465
. Rehin konusu malın paraya çevrilmesi veya rehin
alacaklısının mülkiyetine geçmesi şeklinde rehin alacaklısına tanınan seçimlik haklar da
hükümsüzdür
466
.
Lex commissoria yasağı borç muaccel hale gelmeden önce akdedilen
sözleşmeler için geçerlidir
467
. Kanun Koyucu bu yasakla rehin vereni henüz borcun
muaccel hale gelmesinden önce borcun ödenmemesi halini ve taşınırın paraya
çevrilebileceği ihtimalini düşünmeden böyle bir anlaşmayı kabul etmesi tehlikesine karşı
korumaktadır. Borç muaccel hale geldikten sonra bu tehlike söz konusu değildir
468
.
Muaccel borcu ödemeyen borçlu rehin konusunun her an paraya çevrilmesi durumu ile
karşı karşıyadır. Bu nedenle, borcun muaccel hale gelmesinden sonra borçlu ve
alacaklının rehin konusunun mülkiyetinin alacaklıya geçmesi hususunda yapacakları
anlaşmalar lex commissoria yasağının kapsamında olmayacaktır. Türk Hukukunda lex
commissoria yasağı taşınırlar
469
, taşınmazlar, gemi ipoteği
470
ve hak ve alacak rehinleri
için geçerlidir.
Kanun Koyucu, borçlu borcunu ödemediği takdirde, alacaklıya; ticari işletmeyi
veya münferit bir unsurunu temellük etme hakkını veren her türlü mukaveleyi hükümsüz
kabul etmekteydi (TİRK.m.14/I). Görüldüğü üzere, Kanun Koyucu TİRK.m.14/1’de
rehin hakkı sahibine borcun muaccel olmasından önce rehin konusu işletmenin veya
işletmenin bir unsurunun mülkiyetini sahiplenme hakkı veren bütün sözleşmelerin
hükümsüz olduğunu kabul etmişti
471
. Böylelikle, TİRK, lex commissoria yasağının ticari
işletme rehni açısından tatbik edileceğini açıkça belirtmişti
472
. Bu kuralın sonucu olarak,
464
Erten, s.61; Arkan, s.60.
465
Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.37; Helcavı, Lex Commissoria, s.73.
466
Kurt, s.146.
467
Kuntalp, Lex Commissoria, s.155; Gürsoy/Eren/Cansel, s.1021; Helvacı, Lex Commissoria, s.81.
468
Erten, s.61.
469
Lex commissoria yasağı teslimsiz taşınır rehni için de tatbik edilecektir. Ayr. ol. bkz. Helvacı, Lex Commissoria,
s.68.
470
Gemi İpoteği ile ilgili olara lex commissoria yasağının yanında özel satış hükümleri ile paraya çevirme de
yasaklanmıştır. Kalpsüz, T., Gemi Rehni, 5.B, Ankara 2004, s.144.
471
Poroy/Yasaman, s.69; Ayhan/Özdamar/Çağlar, s.73; Erten, s.61; Arkan, s.60; Karabel, s.97.
472
Kayıhan, s.72.
123
rehin alan alacağını ancak rehin konusu işletme unsurlarının paraya çevrilmesi sonucunda
elde edilecek satış bedeli üzerinden alacaktı.
TRK ise birinci derece rehin alacaklısına icra dairesinden 09.06.1932 tarihli ve
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 24’üncü maddesi uyarınca, rehinli taşınırın
mülkiyetinin devrini talep etme yetkisi vermektedir (TRK.m.14)
473
. TRK’da tanınan bu
hakkın kullanımı temerrüt sonrası mümkün olduğundan düzenleme “lex commissoria
yasağına” aykırı değildir
474
.
2. İCRA VE İFLAS KANUNUNDAKİ HÜKÜMLERİN UYGULANMASI
TİRK ve TRK alacağın tahsili hususunda genel hükümlere atıf yapmaktadır.
TİRK, ticari işletmenin veya münferit unsurlarının paraya çevrilmesinde İcra ve İflas
Kanunu’nun menkul rehninin paraya çevrilmesi hakkındaki hükümlerinin uygulanacağını
belirtmekteydi (TİRK.m.17). TRK uyarınca, alacak genel hükümlere göre tahsil edilebilir
(TRK.m.14/ç).
Alacağı, TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari işletme rehni ile TRK’nın
yürürlüğü döneminde ise taşınır rehni ile temin edilmiş olan alacaklı, kural olarak
doğrudan doğruya (ilamsız veya ilamlı) haciz yoluna (ve borçlu iflasa tabi ise iflas
yoluna) başvuramaz. Rehinli alacaklının rehnin paraya çevrilmesi için icra dairesine
başvurması zorunludur (İİK.m.45)
475
. Alacaklının rehnin paraya çevrilmesi yoluna
başvurmadan haciz veya iflas yoluna başvurması halinde icra müdürünün talebi
reddetmesi gerekir
476
.
Öncelikle rehne başvurulması hususundaki kuralın hukuki niteliği hususunda
doktrinde görüş birliği olmadığını belirtmek isteriz. Bir görüşe göre, İİK.m.45 emredici
nitelikte değildir. Buna karşın bizim de katıldığımız diğer bir görüşe göre, İİK.m.45
emredici niteliktedir. İİK.m.45’in emredici nitelikte kabul edilmesi alacaklının,
borçlunun ve üçüncü şahısların menfaatlerin korunması açısından son derece önemlidir.
Zira, rehnin kapsamı dışında kalan malvarlığına rehinli malların paraya çevrilmesinden
473
Antalya/Acar, s.145.
474
Antalya/Acar, s.132.
475
Ayhan/Özdamar/Çağlar, s.73.
476
Arslan/Yılmaz/Ayvaz, İcra ve İflas, s.402.
124
önce başvurulması tüm tarafların menfaatlerini olumsuz etkileyecektir. İİK.m.45
emredici hüküm niteliğinde olduğundan tarafların aksini kararlaştırması mümkün
değildir.
Proje finansmanında akdedilen rehin sözleşmelerinde, rehnin mevcudiyetinin
rehin alanın rehin veren aleyhine sair icra ve iflas muamelelerine girişme hakkını ortadan
kaldırmayacağına ve rehin alanın öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip
yapması ve bir rehin açığı belgesi almasına gerek olmaksızın rehin veren aleyhine genel
haciz ve iflas yolu ile takibe geçebileceğine dair hükümler konulmaktadır. Kanaatimizce,
İİK.m.45’i emredici nitelikte olduğundan bu içerikteki sözleşme hükümleri geçersiz
olacaktır.
Rehinli malların paraya çevrilmesi için yapılan başvurusu ile başlayıp rehinli
mallar satılarak satış bedelinden rehin alacaklısının alacağının ödenmesi ile biten takip
yoluna rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip denilir. Rehnin paraya çevrilmesi yolu,
rehin alacaklısının takip yapabilmesi için mahkeme ilamı göstermesi gerekli
olmadığından kural olarak ilamsız icra yoludur
477
. Ancak, alacak veya rehin hakkı veya
her ikisi birden bir ilama (veya ilam niteliğindeki bir belgeye) bağlı ise, rehnin paraya
çevrilmesi yolu bir ilamlı icra yoludur (İİK.m.150/h)
478
. TİRK’in yürürlüğü döneminde
ticari işletme rehin sözleşmesi noter tarafından düzenlendiğinden İİK.m.38 uyarınca ilam
hükmündeki belgelerdendi. İpoteğin paraya çevrilmesi başlığı altında düzenlenen
İİK.m.149’da icra emrinin gönderilmesi ibraz edilen ipotek akit tablosunun kayıtsız
şartsız bir para borcu ikrarını içermesine ve alacağın muaccel olması şartlarına
bağlanmıştır. Ayrıca, İİK.m.38 incelendiğinde düzenleme şeklindeki noter senedinin ilam
niteliğindeki belge sayılması için kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermelidir. Anılan
maddelerin hepsini bir arada değerlendirdiğimizde TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari
işletme rehin sözleşmesinin koşulsuz olarak borç ikrarı içermesi halinde (alacağın
miktarının belli olması halinde) İİK.m.38 anlamında ilam hükmünde kabul edilmesi ve
ilamlı icraya konu olması gerekirdi. Buna karşın, üst sınır ipoteğine benzer şekilde
477
Arslan/Yılmaz/Ayvaz, İcra ve İflas, s.401.
478
Arslan/Yılmaz/Ayvaz, s.407.
125
kurgulanan ticari işletme rehin sözleşmelerinde alacağın miktarı belli olmadığından
ilamsız icra yoluna gidilmeliydi
479
.
TRK’nın yürürlüğü döneminde rehin sözleşmesinin noter huzurunda
akdedilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Sözleşmenin elektronik ortamda
düzenlenmesi mümkündür. Elektronik ortamda düzenlenen rehin sözleşmeleri İİK.m.38
uyarınca ilam niteliğinde kabul edilmeyecek ve ilamlı takibe konu olmayacaktır. Noter
huzurunda akdedilen rehin sözleşmelerine ise üst sınır ipoteğine benzer şekilde
kurgulanan taşınır rehinlerinde ilamsız icra yoluna gidilmesi gerekecektir
480
. TRK
uyarınca: rehin sözleşmesinde: “borcun konusu, borcun miktarı, borcun miktarı belirli
değilse rehnin ne miktar için güvence teşkil ettiği, ödenecek para cinsi ve rehnin azami
miktarı” belirtilmelidir.
Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip usulü ilamsız ve ilamlı haciz yolu ile
takip usulüne çok benzer ancak burada haciz aşaması yoktur
481
. Zira, taşınır rehninin
kurulması için kural olarak teslim şartı arandığından halihazırda zilyet durumunda olan
rehin alacaklısı için haciz ile korunacak bir menfaat yoktur. TİRK’in yürürlüğü
döneminde ticari işletme rehni ve TRK’nın yürürlüğü döneminde ticari işlemlerde
alınacak taşınır rehni teslimsiz bir taşınır rehni olduğundan rehinli alacaklının ihtiyati
haciz talebinde bulunması mümkündür
482
.
V. PROJE FİNANSMANINDA SİGORTA
Bu başlık altında tezimizin amacı da dikkate alınarak, kredi ve sigorta ilişkisi
proje finansmanı özelinde ele alınacaktır. Bu nedenle, kredi veren bankaların tercih ettiği
farklı sigorta türlerine değinilmeyecek; münhasıran mal sigortaları üzerinde durulacaktır.
Çalışmamızda başlı başına bir tez konusu olabilecek mal sigortalarının teorik olarak
baştan sona ele alınmayacağını da özellikle belirtmek isteriz. Aşağıda proje finansmanı
çerçevesinden sigorta teminatının kendisinden beklenen menfaati sağlayabilmesi için
479
Karabel, s.112.
480
Karabel, s.112.
481
Arslan/Yılmaz/Ayvaz, s.403.
482
Aslan/Şenyüz/Ergün, s.21; Kayıhan, s.72; Arkan, s.61; Genel kabul gören görüşe göre, rehin alacaklısının takip
sırasında ihtiyati haciz talebinde bulunması gerekir. bkz. Erten, s.63; Kayıhan, s.73.
126
taşıması gereken özelliklere ve sınırlı ayni hak sahibi (rehin alacaklısı) olan kredi
veren(ler) tarafından dikkate alınması gereken hususlara yer verilecektir.
Sigorta tazminatı doğması muhtemel bir alacak niteliğinde olduğundan, sigorta
teminatının proje finansmanı da dahil herhangi bir kredi ilişkisinde asli teminat olarak
kabul edilmemesi gerekir. Uygulamada, kredi veren banka(lar) ipotek alacaklısı veya
taşınır rehin alacaklısı (TİRK’in yürürlüğü döneminde ticari işletme rehni alacaklısı)
oldukları proje finansmanlarında rehin konusu malların alacak tutarını karşılayacak
şekilde muteber bir sigorta şirketi tarafından sigortalanmasını, kredi vadesi boyunca
sigortanın geçerli ve yürürlükte olmasını, sigorta poliçesinin tüm riskleri karşılayacak
içerikte olmasını, sigorta poliçesinden kaynaklanan alacakların kredi borcunun geri
ödenmesinde kullanılmasını talep etmekte ve sigorta poliçelerine dain-i mürtehin
483
olmaktadır.
Kredi veren(ler) tarafından sigorta teminatının aranması ve sigorta yaptırılması
hususunda kredi alana sözleşmesel yükümlülükler getirilmesi tüm kredi ilişkilerinde
olduğu gibi proje finansmanında da aşina olunan bir durumdur
484
. Bu nedenle, proje
finansmanında kullanılan finansman belgelerinde sigorta teminatına ilişkin
düzenlemelere detaylı şekilde yer verilmektedir
485
.
483
Dain-i mürtehin kaydının “kurucu” nitelikte olmadığını sadece açıklayıcı olduğunu ve bu kaydın sigorta konusu
eşya veya sigorta tazminatı üzerinde rehin hakkı tesis etmeyeceğini belirtmek isteriz. Başka bir deyişle, dain-i mürtehin
kaydı tek başına rehin hakkı ve borç doğurmak için yeterli değildir. Böyle bir kaydın geçerli olabilmesi ve bu kayda
dayanarak dain-i mürtehin sıfatıyla poliçeye eklenen tarafa ödeme yapma yükümlülüğü doğması için her şeyden önce
sigorta konusu değer veya sigorta tazminatı üzerinde Türk Medeni Kanunu hükümlerine uygun olarak bir rehin hakkı
tesis edilmiş olması gerekir. Yalnızca dain-i mürtehin kaydına dayanılarak sigorta tazminatı üzerinde hak sahibi
olunamaz.
484
Omağ, M.K., Gemi İpoteği ve Sigorta Tazminatı, Prof. Dr. Turhan Esener Armağanı I. İş Hukuku Uluslararası
Kongresi, Ankara 2016, 353.
485
Kredi veren(ler)in sigorta hususundaki yaklaşımını somutlaştırmak adına rehin sözleşmelerinin sigortaya ilişkin bazı
hükümlerini paylaşmak isteriz. Örnekleri paylaşmadan önce, uygulamada kullanılan rehin sözleşmelerinin sigorta
maddelerinin lafzen farklılık arz etse de muhtevaları açısından birbirine yakın olduğunu ve aşağıda paylaştığımız örnek
maddelerin uygulamada kullanılan rehin sözleşmelerindeki sigorta maddelerinin muhtevaları dikkate alınarak en geniş
düzenleme alanına sahip olanlar arasından seçildiğini belirtmek isteriz
.
İpotek Sözleşmelerinde yer alan sigorta
maddesi: “Banka lehine üzerinde ipotek tesis edilmiş olan taşınmazlarımızı, müştemilat, mütemmim cüz ve teferruatıyla
birlikte bütün sigorta risklerini, bu arada savaş riskini de kapsar şekilde sigorta ettirmeyi ve evvelce sigortalı
bulunanlarla beraber bütün sigorta poliçelerini Banka'ya, Banka'nın dain-i mürtehin bulunduğunu ifade eden
zeyilname ile ciro ve devretmeyi, sigorta ettirmediğimiz takdirde bütün masraf ve primler bize ait olmak üzere Banka
tarafından sigorta ettirilmesini kabul ettiğimizi, müddeti biten sigortaları yenilemeyi, yenilemediğimiz takdirde, Banka
tarafından yenilenmesini kabul ettiğimizi, bu muamelelerin tamamen veya kısmen yapılmamasından veya
gecikmesinden doğacak mesuliyetlerin keza bize ait olduğunu, taşınmazın yanması veya zayi olması veya sigorta
kapsamındaki risklerin kısmen dahi olsa vuku bulması hallerinde sigorta bedellerinin Banka tarafından sigorta
şirketinden alınmasına muvafakat ettiğimizi, bu bedelin Banka'ya ait olduğunu, sigorta bedelinin borcumuzu
karşılamaması halinde bakiye borcumuz için Banka'nın talep tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içinde başka
127
A. PROJE FİNANSMANINDA SİGORTA POLİÇESİNİN KAPSAMININ
BELİRLEMESİNE İLİŞKİN PİYASA UYGULAMASI
Daha önce de belirttiğimiz üzere, riskin transfer edilmesini sağlayan sigorta
enstrümanı her proje finansmanda tercih edilen teminatlardan biridir. KENDER’e göre;
“Sigorta sözleşmesi sigortacının sigorta himayesini ve sigorta ettireni bir prim ödeme
borcunu üzerine aldığı (tam iki taraflı) karşılıklı taahhütleri havi, borç doğuran (iltizami)
bir akittir”.
486
. Sigorta sözleşmesi kanunda hiçbir şekle tabi tutulmamıştır
487
. Ancak
sigorta sözleşmesinin ispatı için yazılı delil gerekir
488
. Uygulamada sigorta sözleşmesinin
poliçe adı verilen bir senede bağlanması teamül haline gelmiştir (TTK.m.1425/1). Bu
nedenle, biz de açıklamalarımızda poliçe ifadesini kullanacağız. Poliçe, sigorta
koşullarını içeren, hukuki bağlayıcılığı olan ve sigorta şirketi tarafından hazırlanan
dokuman olarak tanımlanabilir
489
.
taşınmazlarımızı ipotek edeceğimizi, Banka talep ettiğinde ise bu miktarı defaten tediye edeceğimizi taahhüt
ederim/ederiz.” Ticari İşletme Rehin Sözleşmelerinde yer alan sigorta maddesi: “Rehin Veren, rehinli malları Kredi
Veren tarafından tayin edilecek miktar üzerinden yangına ve tespit edilecek sair tehlikelere karşı bütün masraf ve
primleri Rehin Veren’e ait olmak üzere sigorta ettirmeyi, sigortalı olanların poliçelerini Kredi Veren’in rehinli alacaklı
olduğunu ifade eden zeyilname ile Kredi Alan’a devir ve teslim etmeyi, müddeti bitecek sigortaları vaktinde yenilemeyi,
sigorta ettirmediği veya noksan sigorta ettirdiği, mevcut sigortaları devir etmediği ve müddeti bitenleri yenilemediği
takdirde kendilerine kredi veren tarafından bir ihtar yazılmasına gerek kalmaksızın bütün masraf ve primleri Rehin
Veren’e ait olmak üzere kredi veren tarafından resmen ve doğrudan doğruya kredi verenin münasip göreceği sigorta
şirketine sigorta ettirilmesini ve sigorta menfaatlerinin alacaklı kredi verene aidiyetini sağlayacak bütün işlemlere
derhal katılmayı, onaylamayı, sigorta primlerinin zamanında ödendiğini tesvik etmeyi, zamanında ödenmeyen sigorta
primlerinin Rehin Veren nam ve hesabına kredi veren tarafından tarafından ödenmesini, sigorta muamelelerinin
tamamen yapılmasından veya gecikmesinden doğacak sorumlulukların münhasıran Rehin Veren tarafa ait olmasını,
ticari işletme rehni veya münferit unsurlarının değerlerini her ne sebepten olursa olsun kısmen veya tamamen kayıp
etmesi hallerinde sigorta bedellerinin kredi veren tarafından sigorta şirketinden alınmasını ve Rehin Veren’in
borçlarına mahsup edilmesini, sigorta bedeli borçlarını karşılamadığı takdirde kalan miktar için talep üzerine derhal
Rehin Alacaklısı kredi veren kabul edilecek yeni teminatlar vermeyi veya bu miktarı defaten ödemeyi kabul ve taahhüt
eder. Diğer taraftan Rehin Veren, Rehin Alacaklısı kredi verenin ancak alacağı miktarda bir bedel ile sigorta ettirmek
hususunda mutlak surette serbest bulunduğunu ve rehinli mallarının tam değeri ile sigortalanması işinin hiçbir suretle
kredi veren tarafından üstlenilmemiş olduğunu da kabul eder. Rehin Veren, rehinli malların tamamen veya kısmen
yanması veya kaybolması ve/veya sigorta poliçelerinde belirtilen sair tehlikelerin meydana gelmesi halinde yeterli
teminat gösterilmiş olsa dahi sigorta bedellerinin Kredi Veren tarafından tahsil ile borçlarına mahsup edilmesini kabul
ve taahhüt eder.” TRK kapsamında alınan Taşınır Rehin Sözleşmelerinde de benzer hükümlere yer verilecektir.
Yukarıda örnek olarak verilen sigorta maddesi(leri) özel arşivimizde yer alan (...) Projesinin İpotek Sözleşmesininden
ve Ticari İşletme Rehin Sözleşmesinden alınmıştır. Kredi Sözleşmesinde, Teminat Sözleşmelerini de kapsayacak
şekilde kaleme alınan gizlilik maddesi nedeni ile proje ismi verilmemektedir.
486
Kender, R., Türkiyede Hususi Sigorta Hukuku, 16.B., İstanbul 2017, s.180.
487
Bozkurt, T., Sigorta Hukuku, 11.B., İstanbul 2018, s.67; Ulaş, I., Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk
Sigortaları, 2.B., Ankara 1998, s.8.
488
Kender, s.182.
489
Sayın, H.O., Türkiye’de Sigorta Sektörünün Gelişimi Açısından Vergilendirmenin Rolü ve Önemi, T.C. Dokuz
Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2008, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018),
s.9.
128
Kredi veren bankalar öncelikle finansmanını planladıkları projenin risklerini
belirlemek ve belirlenen bu riskleri karşılayacak doğru sigorta kurgusunu (poliçe
içeriğini) tespit etmek için uzman görüşü alırlar
490
. Sigorta sürecinin bir sonraki
aşmasında sigorta brokerları
491
devreye girer ve onların aracılığıyla piyasada sigorta
arayışı başlar ve farklı sigorta şirketlerinden teklifler alınır. Daha sonra tekliflerin
değerlendirilmesi sonucunda kararlaştırılan sigorta poliçesi ile ilgili olarak sigorta
danışmanına dönüş yapılır ve değerlendirmesi alınır. Müzakere sonucunda sigorta
poliçesinin içeriği netleşir ve belirlenen ihtiyacı karşılamaya yeterli olan sigorta poliçesi
kesilir
492
.
Proje finansmanında sigorta ile ilgili dikkat edilmesi gereken ilk husus yapılan
poliçenin projenin her aşamasını kesintisiz olarak kapsamasıdır. Bir örnekle
somutlaştırmak gerekirse, yurtdışında faal bir santralin satın alınmasını finanse eden bir
proje finansmanında alınacak sigorta poliçesinin santralin demontajını, yurtdışından
ulaşımını, montajını ve faaliyet dönemini kapsaması gerekir. Her proje finansmanında
projenin aşamalarına göre sigorta limitleri ve muafiyetler farklılık arz edebilir. Bu
farklılıklar ilgili aşamanın taşıdığı risklerle bağlantılı olduğundan makul karşılanmalıdır.
490
Sigorta danışmanları proje ile ilgili riskleri belirlemek için yine projenin dinamiklerinden hareketle model
çalışmaları gerçekleştirir ve proje için alınması gereken sigorta poliçesinin minimum şartlarını belirler. Belirtmek
gerekir ki, sigortanın kapsamı genişledikçe ve muafiyetler azaldıkça sigorta maliyeti artar. Sigorta maliyet artışı ise
prim ödeme borçlusu olan kredi alanın tercih ettiği bir sonuç değildir. Bu nedenle, uygulamada genellikle kredi alan ve
kredi veren(ler)in risk tanımlamaları ve poliçe kapsamı ile ilgili beklentileri farklılık arz eder.
491
Sigortacılık Kanunu’nun 2(1) (d) maddesinde broker şu şekilde tanımlanmıştır: “ broker: sigorta veya reasürans
sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız
ve bağımsız davranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden
önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde
yardımcı olmayı meslek edinen kişiyi ifade eder.” Tanımda yer alan “temsil ederek” ifadesinin hukuken isabetli
olmadığjnın altına çizmek isteriz. Zira, temsil ancak bir hukuki muamele için olur. Broker bir kişiyi temsil ederek onun
adına bir hukuki muamele yapmaz. Broker’ın temsil yetkisi bulunmamaktadır. Türk Hukuku açısından
değerlendirdiğimizde broker simsar niteliğindedir. bkz. Kender, s.142-143.
492
Uygulamada sigorta danışmanlığı ve sigorta brokerlığının aynı sigorta şirketinden alındığı örneklere
rastlanmaktadır. Buna karşın, sigorta danışmanlığı ve sigorta brokerlığı hizmet ettikleri amaç nedeni ile birbirinden
tamamen bağımsız verilmesi gereken faaliyetlerdir. Her iki hizmetin de aynı sigorta şirketinden alınması halinde sigorta
danışmanı ile akdedilecek sözleşmede mutlaka “menfaat çatışması” (conflict of interest) hükmünün aranması gerekir
İş dünyasında finans kurumlarının (veya diğer kurumların) farklı bölümleri arasında verilen servislerin bağımsızlığını
koruyan ve bölümler arasında bilgi akışını engelleyen etik bariyerler (“Chinese Wall”) vardır. Akdedilecek danışmanlık
sözleşmesinde Chinese Wall prensibinin açıkça belirtilmesi ve ihlali halin cezai şarta bağlanması en sağlıklısı olacaktır.
Uygulamada maliyeti düşük ve aynı zamanda kredi veren(ler)i yeterli ölçüde koruyacağı uzmanlar tarafında tespit
edilmiş poliçeler tercih edilmektedir. Bu noktada, teorik olarak sigorta danışmanının yaptığı modelin ötesinde bir
zararın oluşması ihtimali her zaman olduğundan, sigorta poliçelerinin risk özelindeki alt kırılımları hususunda kredi
veren(ler)in hassas davranması gerektiğini belirtmek isteriz.
129
Yine aynı örnek üzerinden gidersek, santrallerin makine ve ekipmanlarının
ulaşımının parça parça yapıldığı bir senaryoda, poliçedeki terör limitinin ulaşım dönemi
için faaliyet döneminden düşük olması normaldir. Zira, ulaşım parça parça
yapılacağından terör saldırısı riski sadece ulaşımın o parçası için söz konusu olacaktır.
Buna karşın, faaliyet döneminde santrale yapılan bir terör saldırısı bütüne zarar
vereceğinden faaliyet döneminde terör limitinin yüksek olması halin icabıdır. Önemli
olan yukarıda da belirttiğimiz üzere sigortanın projenin her aşamasında kesintisiz devrede
olması ve danışmanın belirlediği minimum kriterleri taşımasıdır.
Ülkemizde gerçekleştirilen proje finansmanlarında özellikle terör ve deprem
limitlerine dikkat edilmelidir
493
. Her ne kadar uluslararası piyasada (reasürans
piyasasında)
494
sigorta şirketlerinin her sigorta ürünü için belli bir kapasitesi olsa da bir
adım ileri gidilerek maliyetin karşılanması koşuluyla sigorta koruması daha üst sınırlara
çekilebilir. Deprem hususunda ise Türkiye’ye uluslararası piyasada ayrılan limitler daha
düşüktür.
Proje finansmanında en sık karşılaşılan sigorta inşaat dönemi “all risk”
495
sigortalarıdır. Kredi veren(ler)in inşaat dönemine ilişkin “all risk” sigorta poliçelerinin
hangi tarihte sona erdiğini tespit etmeleri gerekir. Sigorta poliçelerine sigorta şirketleri
tarafından zamanlama cetveli eklense de bakım döneminden sonra gerçekleşen zararlar
inşaat dönemi sigortasından (sigortanın süresi devam etse de) karşılanmaz. Bu nedenle,
493
Sigorta danışmanlarının proje finansmanlarında yaptıkları geri bildirimlerine göre terör riski için uluslararası
piyasalarda 1.500.000.000 USD (bir milyar beş yüz bin Amerikan Doları)’na kadar poliçe bulunması mümkündür.
Terör kaynaklı zararların karşılanması için terör eyleminde bulunan tarafın uluslararası piyasada terör örgütü olarak
tanınmış olması gerekir. Terör örgütü olarak tanınmamış tarafların verdiği zararlar poliçedeki kötü niyetli hareketler
veya halk hareketleri limitlerinden karşılanır. Bu nedenle, proje finansmanlarında kötü niyetli hareket ve halk
ayaklanması limitlerine de dikkat edilmelidir.
494
Reasürans, sigortacının üzerine aldığı rizikonun başka bir sigortayıca devredilmesi olarak tanımlanabilir. Başka bir
deyişle, reasürans sigortacının sorumluluğunun sigortalanması veya taşıdığı rizonun tamamen veya kısmen diğer bir
sigortacıya veya reasürans şirketin devredilmesidir. Reasüranstan söz edilebilmesi için öncelikle bir sigorta ilişkisinin
olması gerekir. Sigorta için geçerli olan tüm ilkeler reasürans sigortanın bir şekli olduğundan reasürans için de geçerli
olacaktır. bkz. Acınan, H./Akhisar, İ., Reasürans, 2.B., İstanbul 2016, s.3; Drpljanın,B., Fınansal Krızlerin Balkan
Ülkeleri ve Türkiye’deki E-Sigortacılık Üzere Etkilerinin Karşılaştırılması, T.C. Marmara Üniversitesi Bankacılık Ve
Sigortacılık Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2015, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.22.
495
Bir riziko kavramı olan “all risk”; “her türlü arizi hasarlar” anlamına gelmektedir. Ayr.ol.bkz. Ulaş, s.32; İngeç,
s.116; Karayalçın, Y., Taşıma Sigortalarında “All Risks” (Bütün Riskler) Klozu”, Sorumluluk ve Sigorta Hukuku
Bakımından Eşya Taşımacılığı Sempozyumu, Bildiriler – Tartışmalar, Ankara 1984, s. 217.; Karayalçın’a göre: Anglo-
Sakson hukukunda yer alan “all risks” terimi, Kıta Avrupası hukuk sisteminde genellik ilkesi benimsenerek oluşturulan
sigorta poliçelerini ifade etmek için kullanılmaktadır. bkz. Karayalçın, s. 218.
130
kredi veren(ler)in faaliyet dönemi sigortası için zamanında aksiyon alması son derece
önemlidir.
Proje finansmanında önem arz eden bir diğer sigorta ise iş kesintisi (kar kaybı)
sigortasıdır. Maddi hasardan farklı olarak, iş kesintisi riskinin gerçekleşmesi ihtimali daha
yüksektir ve bu risk hemen nakdi ödeme yapılmasını gerektirir. Bu nedenle, sigorta
şirketleri iş kesintisi hususunda maddi hasarlara ilişkin modelleme prensiplerinin dışında
bir modelleme yapmalıdır. İş kesintisi nedeni ile oluşan zararın işletmenin değerinden
dahi fazla olması ihtimali vardır. Her ne kadar yüksek maliyetli olsa da karşıladığı riski
dikkate aldığımızda proje finansmanında doğru gün muafiyeti ile iş kesintisi sigortasına
yer verilmesi gerekir.
B. PROJE FİNANSMANINDA SINIRLI AYNİ HAK SAHİBİ OLAN
KREDİ VEREN(LER)İN MALİK LEHİNE YAPILAN MAL SİGORTASI İLE
İLGİLİ HAKLARI
Kanun Koyucu, rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanların bu
menfaatlerini mal sigortası
496
ile teminat altına alabileceğini kabul etmektedir
(TTK.m.1453). Böylelikle, isabetli olarak taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde rehin veya
hapis hakkı olan veya bu mallara haciz koyduran kişilerin bu malları rizikolara karşı
sigorta ettirebilmelerine olanak verilmiştir
497
. Konuyu rehin alacaklısı olan kredi
veren(ler) açısından ele aldığımızda, borçlunun malları üzerinde rehin veya ipotek hakkı
olan ve sigorta yaptıran alacaklı bu malların hasar görmesine neden olacak tehlikelere
karşı kendini güvence altına aldığını söyleyebiliriz. Alacaklı tarafından yaptırılan sigorta
alacaklı için ikinci bir güvence yaratır
498
. Zira, sigorta kapsamına giren malların zarar
496
Mal sigortasının amacı, gerçek ve tüzel kişilerin uğrayabileceği ekonomik kayıpları telafi etmektir. Bu nedenle,
poliçe tutarı ile zarara uğrayan malın tutarı aynı olmalıdır. Böylelikle, hasar sonrası ödenecek tazminatın malın piyasa
değerinin üzerinde olması engellenmiş ve sigortanın sebepsiz zenginleşmeye yol açması engellenmiş olur. bkz. Güleç,
C., Türkiye Sigorta Sektöründe Finansal ve Teknik Rasyo Analizi, T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü, İstanbul 2015, http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018), s.23.
497
Çeker, M., 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanuna Göre Sigorta Hukuku, 19.B., Ankara 2018, s.135. (Sigorta Hukuku).
498
Çeker, Sigorta Hukuku, s.143. Bu sigortalarda güvence altına alınan menfaat alacaklının menfaati olduğu için sigorta
bedeli sigorta konusu malın değerini aşmaz ve genellikle sigorta ettirilen alacak tutarı kadardır. Sigorta ettirenin alacak
tutarının üstünde bir bedelle sigorta yaptırması halinde, sigorta alacağının fazlaya ilişkin kısmı malik adına yapılmış
kabul edilir. Proje finansmanında teminat olarak alınan ipotek, ticari işletme rehni (TİRK döneminde) ve taşınır rehni
sözleşmelerinde rehin alacaklısı bankanın rehin konusu malları sigorta ettirme yetkisine açıkça yer verilir. Rehin
alacaklısının sigorta ettirme yetkisi ile ilgili sözleşme hükümlerinde sigortalama serbestinin alacak miktarı kadar bir
bedelle olduğu ve rehin alacaklısı bankanın rehinli malların tam değeri ile sigortalanması hususunda herhangi bir
yükümlülüğü olmadığı da belirtilir.
131
görmesi halinde sigorta ettirenin hakları sona ermez; bu malların yerine sigorta tazminatı
geçer (TTK.m.1456/1).
Dain-i mürtehin (rehin alacaklısı) olan alacaklının sigorta poliçelerinden
kaynaklanan haklarının tespiti açısından TTK.m.1456’nın incelenmesi yerinde olur.
Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı
takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı
üzerinde de devam eder (TTK.m.1456/1)
499
. Kanun Koyucu taşınır veya taşınmaz mal
ayırımına girmeksizin anılan düzenlemede sigorta konusu her türlü eşya için malik lehine
yapılan sigortadan kaynaklanan sigorta tazminatlarının eşya üzerindeki sınırlı ayni hak
bakımından “surrogat” (kaim değer) teşkil etmesini kabul etmiştir
500
. Başka bir deyişle,
sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerine geçecek ve tazminat üzerinde
sürecektir
501
. Bu noktada, maddenin sadece rehin hakkı sahiplerini değil, intifa gibi
502
diğer ayni hak sahiplerini de kapsadığını belirtmek isteriz
503
.
Birden fazla sınırlı ayni hakkın söz konusu olması halinde ayni haklar arasındaki
öncelik meselesinin Türk Medeni Kanunu’na göre çözümlenmesi gerekir. Birden fazla
irtifak hakkının varlığı halinde, üzerinde özellikle durulması gereken husus: hangi sınırlı
ayni hak sahibinin sigorta parasını tahsil etmede öncelikli olacağınının “hangi an” dikkate
alınarak belirleneceğidir. ÜNAN, sigorta tazminatının ödeneceği gün esas alınarak
499
TTK.m.1456/1’in emredici nitelikte olduğunu belirtmek isteriz. Bu nedenle, anılan kanuni düzenlemeye aykırı
yapılan sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır.
500
Ünan, S., Türk Ticaret Kanunu Şerhi Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, C.II, İstanbul 2016, s. 46; Bozkurt, Sigorta
Hukuku, s.167-168; Bilindiği üzere, sigorta tazminatı niteliği itibariyle bir surrogattır. Surrogat en yalın haliyle, eşya
yerine geçen malvarlıksal bir değer olarak tanımlanabilir. Omağ, 353.
501
Çeker, Sigorta Hukuku, s.143.
502
TMK.m.798 f.2 uyarınca, intifa konusunun sigortalı olması halinde, intifa hakkı intifa konusunun yerine geçen
karşılık üzerinden devam eder. Bu kuralın uygulanabilmesi için öncelikle eşyanın tam değeri üzerinden sigortalanmış
olması gerekir. Eşyanın malik veya intifa hakkı sahibi tarafından sigortalanmış olması veya sigortanın intifanın
kurulmasından önce veya sonra yapılması önemli değildir. Sigorta tazminatına yönelik alacak hakkı üzerinde intifa
hakkının doğabilmesi için öncelikle risk gerçekleşmelidir. Riskin gerçekleştiği ana kadar sigorta tazminatına ilişkin
alacak hakkı geciktirici şarta bağlı bir alacaktır. bkz. Özen, B., İntifa Hakkı, 1.B., İ stanbul 2008, s.186-187.
503
Unan, s.46; Kanun Koyucu’nun sigorta tazminatı üzerinde bütün sınırlı ayni hak sahiplerine hak tanıyan bu
düzenlemesi isabetli değildir. Zira, sınırlı ayni hak sahibinin herhangi bir zarara uğramadığı hallerde sigorta
tazminatından faydalanamaması gerekir. Örneğin, manzara irtifakı veya geçit irtifakı olan sınırlı ayni hak sahibinin
yangın nedeni ile zarar gören taşınmazın sigorta tazminatı üzerinde hak sahibi olmaması gerekir. Kanun Koyucu’nun
hangi sınırlı ayni hak sahiplerinin sigorta tazminatından faydalanabileceğini tek tek belirlemesi veya düzenlemeyi belli
bir prensibe bağlaması isabetli olurdu. Biz düzenlemeyi amacına uygun olarak yorumlamayı tercih ettiğimizden
maddeyi rehin, ipotek veya intifa gibi zarardan direkt etkilenecek olan sınırlı ayni haklar için tatbik edilebilir kabul
etmekteyiz. Yeri gelmişken, her ne kadar kanunda belirtilmiş olmasa da sınırlı ayni hak sahibinin sigorta tazminatı
üzerinde hak sahibi olabilmesi için sınırlı ayni hakkın riziko gerçekleşmeden önce tesis edilmiş olması gerektiğini
belirtmek isteriz.
132
öncelik sırasının belirlenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Zira, sigorta tazminatının
ödeneceği gün itibariyle alacaklarını halihazırda tahsil etmiş olan rehin alacaklılarının
olması mümkündür
504
.
Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni
hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez.
Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek
yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve
teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir (TTK.m. 1456/2).
Görüldüğü üzere, sınırlı ayni hak sigortayıca bildirilmişse veya kanun gereği
sigortacı sınırlı ayni hakkın varlığını biliyor kabul ediliyorsa; sigortacı sigortalıya sınırlı
ayni hak sahibinin onayı olmadan sigorta tazminat ödemesini yapma hakkına sahip
değildir
505
. Dain-i mürtehin kaydı sigorta tazminatının alacaklısının belirlenmesi
açısından önemlidir. Zira, dain-i mürtehin kaydı düşüldükten sonra sigorta şirketinin
ödemeyi sigortalıya değil, dain-i mürtehine yapması gerekir
506
. Dain-i mürtehin kaydı
kurucu değil, açıklayıcı niteliktedir. Bu nedenle, sigorta poliçesi üzerinde bir kişinin dain-
i mürtehin gözükmesi, o kişi lehine sigorta konusu mal veya sigorta tazminatı üzerinde
rehin hakkı tesis etmez. Bir eşya üzerinde rehin hakkı ancak o eşya için Kanun
Koyucunun belirlediği şekilde kurulabilir. Sigorta alacağı üzerindeki rehin ise, alacak
rehni niteliğinde olduğundan alacaklının yazılı işlemini gerektirir. Sigorta poliçesini ise
alacaklısı olan sigortalı değil, borçlusu olan sigortacı düzenlemektedir. Bu nedenle, dain-
i mürtehin kaydının rehin tesis hükmü bulunmamaktadır
507
.
TTK.m. 1456’ncı maddesinin 2’nci fıkrasının 3’üncü cümlesinde onarım ve eski
hale getirme amacıyla ödeme yapılması hali düzenlenmiştir. TTK.m.1456/2 emredici
nitelikte değildir. Bu nedenle, taraflar arasında onarım ve eski hale iade hususunda
mutabık kalınan sözleşme hükümleri geçerli olacaktır. Ticari mutabakata göre projeden
projeye değişkenlik göstersede genellikle proje finansmanlarında belli bir meblağın
altındaki sigorta ödemeleri tamir ve eski hale iade için kullanılmakta ve belirlenen bu
504
Unan, s.49.
505
Unan, s.54.
506
Bozkurt, Sigorta Hukuku, s.168.
507
Ünan, s.58.
133
meblağın üzerinde kalan tutarlar ise kredinin zorunlu geri ödemesinde kullanılmaktadır.
Tamir ve eski hale iade için serbest bırakılacak sigorta meblağının sigorta poliçesinin
değeri üzerinden sigorta teminatını anlamsız kılmayacak ve iş hayatının olağan akışında
makul kabul edilebilecek bir meblağ olmasına dikkate edilmelidir. Tamir ve eski hale
iadenin mümkün olmaması halinde, ödenecek sigorta tazminatının kredi sözleşmede
belirlenen eşiğin üzerinde olması halinde veya rehinli malın tam zıya olması halinde
sigorta ödemesinin rehin alacaklısına yapılması gerekir
508
.
Proje finansmanlarında kredi veren(ler) prim ödeme borcunda temerrüde
düşülmesi ve sigorta poliçesinin yenilenmemesi gibi sigorta tazminatının teminat değerini
etkileyebilecek her türlü hal için müdahale haklarını saklı tutmaktadır. Prim, sigortacının
riziko taşıma ediminin karşılığıdır. KENDER: “Primi, sigorta edilen rizikonun
gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat veya bedelin esasını teşkil eden ve
sigorta tekniği prensiplerine göre sigorta ettirilen tarafından sigortacıya bir defada veya
taksitler halinde ödenen para” olarak tanımlamaktadır
509
.
Sigorta ettirene ait prim ödeme borcuna TTK.m.1456/4’te ek bir düzenleme
getirilmiştir. Sigortacı, sigorta ettirenin prim ödeme borcunda temerrüde düştüğünü ve
prim farkı istemi dolayısıyla sigorta ettirene ihtarda bulunduğunu, ayni hakkını kendisine
bildirmiş olan ve kendisi tarafından bilinen ayni hak sahiplerine de bildirir.
(TTK.m.1456/4). Anılan hüküm, üzerinde ayni hak kurulan malın maliki tarafından
sigortalanması halinde tatbik edilecektir
510
.
Sınırlı ayni hak sahiplerin menfaatleri sigorta sözleşmesinin sona ermesinden
etkileneceği için sigorta sözleşmesinin sona ereceği hususunda bilgilendirilmeleri
508
TTK.m. 1456/3 uyarınca: “İkinci fıkra hükmüne aykırı hareket eden sigortacı, sınırlı ayni hak sahipleri ödemeye
sonradan yazılı onay verdikleri takdirde, bunlara karşı sorumluluktan kurtulur.” ifadesine yer vermiştir. Böylelikle,
sınırlı ayni hak sahibinin iznini almadan sigortalıya ödeme yapan sigortacının ödemeden sonra sınırlı ayni hak
sahibinden yazılı onay alarak sorumluluğunu sona ermesi mümkün kılınmıştır.
509
Kender, s.251.
510
Bozkurt, Sigorta Hukuku, s.169; ÜNAN, sigortacının bildirim yükümlülüğünün bildiği ve biliyor varsayıldığı sınırlı
ayni hak sahiplerine karşı olduğunu ileri sürmektedir. bkz. Unan, s.68. Açıkça görüldüğü üzere, maddenin koruma alanı
sınırlı ayni hak sahipleri içindir. Sigortalı malın sahibinin değişmesi halinde yeni malik ve sigorta alacağının
devredilmesi veya rehnedilmesi halinde devralan veya rehin alan kişi 1456’ncı maddenin 4’üncü fıkrasından
faydalanamayacaktır.
134
gerekir. Sigorta sözleşmesinin taraflardan birinin cayması veya feshi nedeniyle sona
ermesi halinde, sigortacı durumu sınırlı ayni hak sahiplerine bildirmekle yükümlüdür
511
.
511
TTK.m.1456/5 uyarınca: “Sigorta ettiren veya sigortacı tarafından sözleşme feshedildiğinde veya sözleşmeden
cayıldığında; sigortacı, fesih veya cayma bildirimi kendisi tarafından yapılmışsa, söz konusu bildirim tarihinden, diğer
hâllerde sözleşmenin sona ermesinden itibaren, on beş gün içinde, durumu sınırlı ayni hak sahiplerine bildirir. Sigorta
sözleşmesi, ayni hak sahipleri yönünden sözleşmenin sona ermesinden itibaren on beş gün süre ile geçerli olur. Durumu
öğrenen ayni hak sahibi, bu on beş gün içinde sözleşmeye devam edeceğini sigortacıya bildirmediği takdirde, sigorta
sözleşmesi, ayni hak sahibi için de geçersiz hâle gelir. Ayni hak sahibi sözleşmeye devam etmek isterse, sigortacı haklı
bir neden olmadığı sürece bu istemi reddedemez.” Açıkça görüldüğü üzere, maddenin koruma alanı sınırlı ayni hak
sahipleri içindir. Sigortalı malın yeni maliki ve sigorta alacağının devredilmesi veya rehnedilmesi halinde, devralan
veya rehin alan kişi 1456’ncı maddenin 5 inci fıkrasından faydalanamayacaktır.
135
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
PROJE FİNANSMANINDA HESAP REHNİ
Proje finansmanı, projenin kendi nakit akışına dayanan bir finansman
modelidir
512
. Başka bir deyişle, proje finansmanında projenin nakit akışı finanse
edilmektedir. Bu finansman modelinde, kredi verenler kredi geri ödemesi ve sermaye
karlılığı hesaplamalarında projenin yarattığı nakit akışını dikkate alırlar. Kredinin
projenin yarattığı nakit akışıyla geri ödenebilmesi ise nakit akışının düzenli olarak takip
edilmesine ve proje gelirlerinin doğru şekilde kullanılmasına bağlıdır. Projenin nakit
akışının takip edilmesi için projenin yarattığı tüm nakit akışının kredi veren(ler) nezdinde
açılmış olan proje hesaplarından geçmesi gerekir
513
. Proje gelirlerinin doğru şekilde
kullanılması ise ancak proje hesaplarının kullanımının kredi veren(ler)e bırakılmasıyla
veya proje hesaplarının kullanımının belli şartlarla kredi alana bırakılmasıyla sağlanabilir.
Hesap rehni, kredi veren(ler)e proje hesapları üzerinde sınırlı ayni hak tanıyan,
proje hesaplarının takibini sağlayan ve kredi alanın proje hesapları üzerindeki kullanım
hakkını rehin süresince devre dışı bırakan bir teminattır. Bu özellikleri nedeniyle, hesap
rehni proje finansmanında önemli bir yere sahiptir. Tezimizin üçüncü bölümü hesap
rehninin proje finansmanındaki rolü dikkate alınarak münhasıran hesap rehnine
ayrılmıştır. Ancak, bu bölümde başlı başına bir tez konusu olabilecek hesap rehninin
512
Yalçın, s.239. Bankalar için nakit akışı, müşterilerin mal/hizmet sattığı üçüncü şahıslardan olan alacaklarının
tahsilatlarının ve aynı şekilde mal/hizmet alımı yaptığı üçüncü şahıslara olan ödemelerinin (yurtiçi ve yurtdışı)
bankacılık ürünleri ile banka kanalları üzerinden yapılmasını sağlayan tahsilat ve ödeme döngüsü olarak tanımlanabilir.
Bankanın özellikle kredili müşterilerinde nakit akışını doğru ürünler ile yönetmesi bankanın karlılık/verimlilik ve risk
yönetimi için önem arz eder. Müşterilerin tahsilat ve ödemelerinin banka aracılığı ile yapılması bankaya: müşterinin
kredi yapısının kolay takip edilmesi, müşterinin mal aldığı/sattığı üçüncü şahısların banka portföyüne kazandırılması
ve çapraz satış teknikleri ile hacim/karlılık ve verimin arttırılması, müşterinin mal aldığı/sattığı üçüncü kişilerin
kredibilitesinin takibi, erken uyarı sinyalleri ile hızlı aksiyon alması olanağının yaratılması, müşterinin ürün
verimliğinde derinleşme sağlanması ve müşterinin mal aldığı ve sattığı üçüncü şahıslarla da bankacılık ürünlerinde
çalışılması gibi avantajlar sağlar.
513
Proje finansmanında kredi vadesi boyunca kredi alanın nakit akışından kredi veren(ler)in pay alması tipik bir
uygulamadır. Kredi alanın nakit akışının kredi veren(ler)de tutulması çapraz satışı yapılan nakit yönetimi ürünlerinden
elde edilen kar ve verimlilik dışında kredi alanın gelir gider durumunun kredi veren(ler) tarafından yakından sağlar. Ek
olarak, kredi alanın kredibilitesi değerlendirilirken dikkate alınan nakit akışı kredi veren(ler)de tutularak kaçak
oluşması engellenir ve kapalı devre sistemi kurgulanabilir. Proje finansman kredilerinde proje hesaplarının ve ticari
mutabakat sağlanmışsa kredi alanın proje hesapları dışındaki diğer tüm hesaplarının münhasıran kredi veren(ler)
nezdinde açılması ve diğer bankalardaki hesaplarının (eğer varsa) kredi veren(ler)e taşınması mutlak nakit akışının
sağlanması açısından son derece önemlidir. Nakit akışının hesaplardan geçişi ise nakit yönetimi ürünleri ile sağlanır.
Bankalar kredi alanın nakit akışından çeşitli nakit yönetimi ürünleri vasıtası ile pay alırlar. Doğrudan Borçlandırma
Sistemi, Tedarikçi Finansmanı, Çek Ödeme ve Tahsilat Ürünleri, Elektronik EFT ve Havale Sistemleri, Kurum Fatura
Tahsilatları ve Yasal Ödemeler, Yabancı Para Ödeme Sistemleri, Zırhlı Taşıma ve Otomatik Virman uygulamada
bankalar tarafından sıklıkla kullanılan nakit yönetimi ürünleridir.
136
müessese olarak bütün halinde incelemeyeceğini, münhasıran tezimizin amacını hizmet
edecek ölçüde ve içerikte inceleyeceğini özellikle belirtmek isteriz.
Hesap rehni ile kastedilen mevduat rehnidir. Zira, hesap hukuken mal niteliğinde
değildir. Hukuken mal olarak kabul edilen ve hesabı değerli kılan, hesaptaki mevduattır.
Gerek yurtdışında gerekse ülkemizde hayata geçirilen tüm proje finansmanlarında
mevduat rehni yerine hesap rehni ifadesi kullanıldığından, biz de tezimizde uygulama ile
paralel bir terminoloji benimseyerek hesap rehni ifadesini kullanmayı tercih ediyoruz.
Aşağıda hesap rehninin yapısını somutlaştırabilmek amacıyla öncelikle banka
hesabı, mevduat hesabı, mevduat kavramı, mevduat sözleşmesi ve hukuki niteliği gibi
hesap rehni için önem arz eden kavramlara, hesap rehninin hukuki niteliğine ve tabi
olduğu ilkelere değinilecektir. Böylelikle, proje finansmanı perspektifinden hesap
rehnine ilişkin yapılacak açıklamalara zemin oluşturulacaktır. Bu bölümde, hesap rehnine
ilişkin teorik açıklamaların peşi sıra, proje finansmanında teminat olarak alınan hesap
rehnine, hesap rehnine ilişkin hukuken özellik arz eden hususlara ve uygulamada sıklıkla
tartışılan hukuki meselelere değinmeyi hedeflemekteyiz.
I. HESAP REHNİ İÇİN TEMEL KAVRAMLAR, HESAP REHNİNİN
HUKUKİ NİTELİĞİ VE HESAP REHNİNE HAKİM OLAN İLKELER
A. BANKA HESABI VE MEVDUAT HESABI KAVRAMLARI VE
MEVDUATIN TANIMI
Hesap rehnini incelemeye geçmeden önce kısaca hesap rehni için önem arz eden
kavramlara değinmek gerekir. Öncelikle, banka hesabı ve mevduat hesabı kavramlarını
ele almak yerinde olur. Müşteri tarafından bankaya mevduat olarak belli bir miktar para
yatırdığında veya banka tarafından kendisine talebi üzerine bir kredi tahsis edildiğinde
banka nezdinde müşteri adına “mevduat hesabı” veya “kredi hesabı” açılır. Bu hesaplar,
mevduat yatıran veya kredi kullanan müşteri açısından “mevduat hesabı” veya “kredi
hesabı”, banka açısından ise birer banka hesabı niteliğindedir
514
.
514
Kaplan, Banka Sözleşmeleri, s.153.
137
Banka hesabı müşteri ile banka arasındaki ticari işlemlerin temelini oluşturur.
Hesaplar her türlü para hareketlerini toplu olarak gösteren ve belirli muhasebe kurallarına
uygun olarak tutulan muhasebe kayıtlarıdır
515
. Bu özelliği nedeniyle, hesaplar banka ticari
defterlerinin tamamlayıcısı niteliğindeki belgelerdir. Alacaklı cari hesapları müşteri
açısından alacak hakkını (talep hakkını) borçlu cari hesapları ise bankanın alacak hakkını
(talep hakkını) gösterir
516
.
Tezimizin bu bölümünün tahsis edildiği hesap rehni; başka bir deyişle, mevduat
rehni müşterinin alacaklı olduğu mevduat hesapları üzerinde tesis edilir. Gerek hesap
rehninin konusu gerekse hukuki niteliği hususunda yapılacak açıklamalardan önce
mevduat kavramına kısaca değinmek yerinde olur. Arapça kökenli olan mevduat
kelimesi, tevdi edilmiş şeyler anlamına gelmektedir
517
. Tevdi kelimesi ise bir eşyayı
belirli bir yere bırakmak, yatırmak veya koymak anlamını taşımaktadır
518
. Bu bağlamda,
banka hukuku açısından, mevduat kelimesi talep edildiği anda geri alınabilmek üzere
bankaya tevdi edilen paralar’ı ifade etmektedir
519
.
Bankacılık Kanununa göre mevduat, “yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi
bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya ivaz karşılığında, istenildiğinde ya da
belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen parayı” ifade eder
520
. Bankacılık
Kanunu’nun 60 ıncı maddesi uyarınca, sadece mevduat bankaları ve özel kanunlara göre
yetkili olanlar mevduat toplama faaliyeti yürütebilirler.
Öçal, mevduatı, “bankaya istenildiği zaman veya muayyen bir vade sonunda,
geri alınma düşüncesi ile yatırılan para” olarak tanımlamaktadır
521
. Tekinalp ise
mevduatı “birçok gerçek veya tüzel kişi tarafından istenildiğinde veya vadesi sona
erdiğinde çekilmek üzere bankaya yatırılan para” olarak ifade etmektedir
522
.
515
Tekinalp, Ü., Banka Hukukunun Esasları, 2.B., İstanbul 2009, s.443.
516
Kaplan, Banka Sözleşmeleri, s.154.
517
Alışkan, M., Hukuki Açıdan Mevduat, MÜİİBFD,C.XV,S.1(1999), s.26; Noyan, E., Banka Hukuku, Ankara 2002,
s.305; Tesal, R., Banka Hukuku, İstanbul 1980,s.90; Turanboy, K.N., Tasarruf Mevduatı Sözleşmesinin Niteliği,
GÜHFD.,Y.1997, C.1, S.1, http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/1_1_14.pdf (26 Ekim 2018), s.254; Özer, S.,
Mevduat Rehni, İstanbul 2016, s. 1.
518
Tekinalp, s.429; Özer, Mevduat Rehni, s.1.
519
Tekinalp, s.430.
520
Mevduatın tanımı için bkz. 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m.3.
521
Öçal,T., Türk Banka Sistemi, Ankara 1973, s.36.
522
Tekinalp, s.430.
138
Kanaatimizce, Çeker’in yapmış olduğu mevduat tanımı diğer tanımlar ile benzerlik
göstermekle birlikte daha yalın bir şekilde kaleme alınmıştır. Bu tanıma göre mevduat,
kişilerin banka ile yapmış olduğu sözleşme tahtında talep edildiği zaman veya belirli bir
vade sonunda geri alınmak üzere bankaya para yatırmalarıdır
523
. Bu bağlamda, banka ile
müşteri arasında yapılan sözleşme mevduat sözleşmesi, bu sözleşme tahtında açılan hesap
mevduat hesabı ve banka ile müşterisi arasında kurulan ilişki de mevduat ilişkisi olarak
adlandırılır.
B. MEVDUAT SÖZLEŞMESİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Banka ve müşterisi arasındaki mevduat ilişkisinin incelenmesi mevduat üzerinde
rehin tesis edildiğinde rehin alan sıfatını alan banka ve rehin veren sıfatını alan müşteri
arasındaki rehin ilişkisinin anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle, öncelikle mevduat
ilişkisinin ele alınması gerekir. Banka ve müşterisi arasında mevduat ilişkisi
kurulabilmesi için taraflar arasında bir mevduat sözleşmesi akdedilmelidir. Mevduat
sözleşmesi ile banka kendisine tevdi edilen parayı korumayı/saklamayı ve istendiğinde
geri vermeyi (müşterinin mevduatı talep hakkı)
524
, müşteri ise dilediği miktardaki parayı
bankanın kullanımına bırakmayı kabul etmektedir
525
. Mevduat sözleşmesinin yapılması
geçerlilik açısından hiçbir şekil şartına tabi değildir. Tarafların sözleşmenin unsurları
üzerinde sözlü veya yazılı olarak anlaşmaları sözleşmenin kurulması açısından yeterlidir.
Mevduat sözleşmesinin geçerliliği açısından mevduat cüzdanının düzenlenmesi de bir
kriter olarak değerlendirilmemektedir. Ancak, mevduat ilişkisinin varlığının ispatı
açısından hesap cüzdanı önem arz etmektedir. Mevduat sözleşmesi elektronik ortamda da
akdedilebilir
526
.
Bankacılık Kanunu’nda mevduat sözleşmesinin hangi unsurları taşıması
gerektiği hususunda bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak, sözleşmenin zorunlu
unsurlarını mevduat ilişkisinin özelliklerinden hareket ederek tespit etmek mümkündür.
Bilindiği üzere, mevduat işleminin konusunu para oluşturur. Mevduat ilişkisinin
523
Çeker, M., Hukuki Yönüyle Banka Mevduatı, Adana 2004, s.10.
524
Hesap sahibinin (müşterinin) tasarruf yetkisini sona erdiren veya kısıtlayan hukuki bir sebep olmadığı sürece hesap
sahibinin (müşterinin) mevduatı talep hakkı (geri alma hakkı) hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. bkz. Alıcı, Y., Bankacılık
Kanunu Şerhi, C.II, 2.B., İstanbul 2017, s.1064.
525
Kaplan, Banka Sözleşmeleri, 196.
526
Çeker, s.20.
139
taraflarının mevduatın konusunu oluşturan paranın türü hususunda mutabık olmaları
gerekir. Mevduat olarak yatırılacak para tedavülde olan ve bankanın kabul ettiği bir para
birimi olmalıdır. Uygulamada müşteriler mevduat hesabına yatırmayı planladıkları para
miktarı hususunda bankaya bilgi verirler. Ancak, paranın hesaba yatırılması hesabın
açılması için bir şart olarak düşünülmemelidir. Zira, para hesap açıldıktan sonraki bir
tarihte de hesaba yatırılabilir. Hesaba yatırılacak paranın meblağı da kural olarak önem
arz etmez. Ancak, banka mevduat sözleşmesi yapmak için asgari bir mevduatın tevdi
edilmesini talep edebilir. Mevduat sözleşmesi ile müşteri, paranın mülkiyetinin bankaya
geçeceğini kabul etmektedir. Böylece banka mevduat üzerinde serbestçe tasarruf
yetkisine sahip olabilecektir. Müşterinin mülkiyeti geçirme taahhüdü paranın bankaya
tevdi edilmesi ile ifa edilmiş sayılır. Mevduat sözleşmesi ile banka kendisine tevdi edilen
parayı belirli koşulların gerçekleşmesi halinde iade etmeyi taahhüt etmektedir. Bu
nedenle, mevduat sözleşmesinin taraflarının paranın hangi koşullarda iade edileceğini
tespit etmeleri gerekir. Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesindeki düzenleme
uyarınca, Medeni Kanun’un rehinlere ve hapis hakkına ve Borçlar Kanunu’nun alacağın
devir ve temlikine ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, mevduat sahiplerinin
mevduatını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlanamaz. Ancak, taraflar arasında vade ve
ihbar süresine ilişkin kararlaştırılan şartlar geçerlidir. Kuşkusuz mevduatın geri alınması
talebinin de iyi niyet kuralı dairesinde düşünülmesi ve yüklü miktarlarda para çekilmesi
söz konusu olduğunda paranın hangi günde çekileceğinin önceden bildirilmesi yerinde
olacaktır
527
.
Aşağıda mevduat sözleşmesinin hukuki niteliğine ilişkin doktrinde kabul
edilmiş görüşlere çalışmamızın kapsamı da dikkate alınarak kısaca değinilecektir. Borçlar
Kanunu’nda ve Bankacılık Kanunu’nda mevduat sözleşmesinin hukuki niteliğini
tanımlamaya yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Doktrinde ve Yargıtay
kararlarında mevduat sözleşmesinin hukuki niteliği hususunda görüş birliği
bulunmamaktadır
528
. Banka mevduat sözleşmesi niteliği itibariyle tüketim ödüncü
529
,
527
Çeker, s.21-23.
528
Özer, Mevduat Rehni, s.5.
529
Tüketim ödüncü sözleşmesi rızai bir sözleşmedir. Aydoğdu/Kahveci, s.704. Bu nedenle, sözleşmenin kurulabilmesi
için tarafların anlaşması yeterlidir. Tüketim ödüncü sözleşmesi kural olarak eksik iki tarafa borç yükleyen bir
sözleşmedir. Aynı şekilde kural olarak tüketim ödüncü sözleşmesi ivazsız sözleşmelerdendir.
140
usulsiz tevdi
530
ve vekalet sözleşmeleriyle benzer özelliklere sahiptir. Doktrindeki
görüşlerin oluşmasında bu benzer özelliklerin etkisinin olduğu açıktır. Ancak, mevduat
sözleşmesi, bir taraftan bankaya yatırılan paranın güvenli bir yerde saklanmasını; diğer
taraftan, gelir elde etmeyi amaçladığından Borçlar Kanunu’nda düzenlenen sözleşmelerle
tamamen örtüşmemektedir.
Doktrindeki bir görüş, mevduat sözleşmesinin tüketim ödüncü sözleşmesi
olduğunu ileri sürmektedir
531
. Bu görüşün dayanak noktası, bankanın kendisine tevdi
edilen mevduatı (ister vadeli mevduat olsun ister vadesiz mevduat) işletmesi/kullanması,
mevduat karşılığında müşteriye faiz ödemesi ve bankaya rehin sözleşmesinde takas
mahsup hakkı tanınmasıdır
532
. Doktrindeki bir başka görüşe göre, mevduat sözleşmesi
usulsüz tevdi niteliğindedir. Bu görüşün en önemli hareket noktası, paranın aynen değil,
mislen iade edilmesinin kararlaştırılmış olmasıdır. Banka ile müşterisi arasındaki hukuki
ilişkinin usulsüz tevdi niteliğinde olduğunu savunan görüş, bankaya yatırılan paranın
korunma amacını dikkate almaktadır. Karma görüş taraftarları ise mevduat sözleşmesinin
hukuki niteliğinin tespiti aşamasında bizzat ilişkinin şartlarından hareket etmektedir
533
.
Taraflar arasındaki mevduat ilişkisinin amacı paranın bankaya tevdi edilmesi ve bunun
karşılığında bir faiz elde edilmesi ise ilişki tüketim ödüncü, paranın bankaya tevdi
edilmesinin amacı paranın korunmasının sağlanması ise taraflar arasındaki ilişkinin
niteliği usulsüz tevdi olarak kabul edilmelidir
534
. Mevduat sözleşmesinin hukuki niteliği
hususunda Yargıtay’ın görüşü de net değildir. Yargıtay bazı kararlarında mevduatı
tüketim ödüncü bazı kararlarında ise usulsüz tevdi olarak olarak nitelendirmektedir
535
.
Yine Yargıtay bazı kararlarında mevduat sözleşmesinin karma nitelikte olduğunu kabul
530
Usulsüz tevdi, mudi tarafından tevdi edilen bir miktar para, misli eşya veya kıymetli evrakın emin bir yerde
saklanması ve belirli bir süre sonra veya istenildiğinde mislen geri verilmesi borcunu doğuran bir sözleşmedir. Gümüş,
s.286
531
Kaplan, Banka Sözleşmeleri, s.205-206.
532
Alışkan, s.13; Kaplan, Banka Sözleşmeleri, s.200.
533
Çeker, s. 28.
534
Tesal, s.98; Tekinalp, s.437.
535
YHGK, E.1998/II-2802, K.1983/1047, T.02.11.1981 kararı için bkz. www.kazanci.com (05.04.2019); YHGK,
2005/11-20 E., 09.02.2005 T. karar için bkz. www.kazanci.com (05.04.2019); Y.19.HD., 1998/9691 E.,1999/6031 K.,
01.07.1999 T. karar için bkz. www.kazanci.com (05.04.2019); Y.11.HD., 2015/8861 E., 2015/12843 K., 02.12.2015
T. karar için bkz. www.kazanci.com (05.04.2019).
141
etmekte ve somut olayın özelliğine göre tüketim ödüncü veua usulsüz tevdi hükümlerinin
uygulanacağını belirtmektedir
536
.
Biz, mevduat sözleşmesinin, bankaya yatırılan paranın saklanması, idare
edilmesi ve gelir sağlanması gibi amaçlarla akdedilen ve kendine özgü bir yapıya sahip
olan bir sözleşme olduğunu düşünmekteyiz
537
.
C. HESAP REHNİNİN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Hesap rehni diğer bir ifade ile mevduat rehni, mevduat hesabı sözleşmesi
gereğince borçlu durumunda olan bankanın mevduat sahibi ile arasındaki başka bir borç
ilişkisinden doğan alacağını teminat altına alması için alacaklı konumundaki
538
mevduat
sahibinin bu alacağı üzerinde kurulan rehin olarak tanımlanabilir. Müşterinin alacaklı
olduğu mevduat hesapları temlike, ihtiyati tedbire, hacze
539
ve alacak rehnine konu
olabilir
540
.
Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi uyarınca: “4721 sayılı Türk Medenî
Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun alacağın devir ve
temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu
yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi
gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya
katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında
kararlaştırılan şartlar saklıdır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar
Kurulca belirlenir.” Kanun Koyucu anılan maddede alacağın devri müessesesine atıf
yapılarak, müşterinin bankadan mevduat çekme hakkının bir alacak hakkı niteliğinde
olduğunu vurgulamaktadır. Yine maddede Türk Medeni Kanunu’nun rehne ilişkin
hükümleri saklı tutulmuştur. Böylelikle, bankacılık mevzuatı açısından mevduat üzerinde
rehin tesis edilmesi mümkün kılınmıştır.
536
YHGK, E.1994/II-178, K.1994/398, T. 15.06.1994 karar için bkz. www.kazanci.com (05.04.2019).
537
Mevduat sözleşmesi, ödünç (karz) ve usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşme
niteliğin olduğuna dair kararın tam metni için bkz. Yarg. 11.HD. T.2909.2003, E.2003/2344, K.2003/8511.
538
Özer, Mevduat Rehni, s. 9.
539
Mevduat haczedilebilir niteliktedir bkz. Kuru, B., Bankalardaki Mevduatın ve Diğer Alacakların Haczi ve
Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Ankara 1977, s. 5.
540
Çeker, s.159; Kaplan, Banka Sözleşmeleri, s.154; Tiftik, M., Türk Hukukunda Vedia Sözleşmesi, Ankara 2007,
s.149.
142
Hesap rehninin hukuki niteliğini tespit etmeden önce kısaca rehin kavramına ve
Türk Hukukunda kabul gören rehin türlerine değinmek yerinde olur. Hesap rehninin
hukuki niteliğini belirlenirken ve bu rehni kategorize ederken; metot olarak, rehne ilişkin
en üst başlıktan başlamak ve adım adım aşağı inerek hesap rehninin yerini tespit etmek
daha doğru olacaktır. Bilindiği üzere, rehin hakkı, bir alacağa teminat sağlayan sınırlı
ayni bir haktır
541
. Rehin hakkı, bir alacak yerine getirilmediğinde, hak sahibine bir
taşınmaz veya taşınır mülkiyetini veya bir başka hakkı paraya çevirme ve elde edilen
tutardan öncelikle alacağını tahsil etme yetkisi veren hak olarak tanımlanabilir
542
.
Türk Hukukunda rehin: taşınmaz rehni ve taşınır rehni olmak üzere ikiye ayrılır.
Taşınırların alacaklı için ayni bir teminat oluşturması ancak o taşınırın rehni ile
sağlanır
543
. Taşınır rehni, bir borcu teminat altına almak amacıyla borçluya veya üçüncü
şahsa ait olan bir taşınırın veya hakkın üzerinde alacaklı lehine kurulan ve alacağını elde
edemeyen alacaklıya rehin konusunu paraya çevirerek elde edilen tutardan alacağını
tahsil etme imkânı veren bir hak olarak tanımlanabilir.
Taşınır rehninin kapsamına cismani varlığı olan taşınırların yanı sıra cismanı
varlığı olmayan haklar
544
da girmektedir. Bu nedenle, taşınır rehni taşınır mülkiyetinden
daha geniş bir kapsama sahiptir
545
. Türk Medeni Kanunu’nda taşınmaz rehninden farklı
olarak taşınır rehni için “genel nitelikte” hükümlere yer verilmemiştir. Buna karşın,
“Teslime Bağlı Taşınır Rehni” hükümleri diğer taşınır rehin türlerini de kapsayacak
şekilde kaleme alınmıştır
546
.
Banka hesabındaki mevduatlar müşterinin bankaya karşı alacağı niteliğinde
olduğundan
547
, müşterinin anılan hesaplardaki mevduatı TMK.m.954 vd. hükümlerine
541
Öztan, B., Medeni Hukukun Temel Kavramları, 42.B., Ankara 2017, s.665.
542
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.895.
543
Çelikel, A., Menkul Eşya Üzerinde Ayni Haklardan Doğan Kanun İhtilafı, İstanbul 1972, s.78.
544
Cismani varlığı olmayan haklar üzerinde taşınır rehni kurulması halinde söz konusu taşınır rehninin ayni hak
niteliğinde olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Bu konu aşağıda Hak ve Alacaklar Üzerinde Rehin Kurulması başlığı
altında detaylı olarak incelenecektir.
545
Türk Medeni Kanunu’nda “Taşınır Rehni” başlığı altında düzenlenen rehin türleri: Teslime Bağlı Taşınır Rehni
(TMK.m.939-949), Hayvan Rehni (TMK.m.940), Hapis Hakkı (TMK.m.950-953), Alacaklar ve Diğer Haklar
Üzerinde Tesis Edilen Rehin Hakları (TMK.m.954-961), Rehin Karşılığı Ödünç Verme İşi İle Uğraşanlara Yapılan
Rehin (TMK.m.962-968), Geri Alım Hakkı Tanıyarak Satın Almayı Meslek Olarak Yapanlar (TMK.m.969) ve Rehinli
Tahvil (TMK.m.970-972)’dir.
546
Eskiocak, A., Teslime Bağlı Taşınır Rehninde Alacaklının Hukuki Durumu, İstanbul 2009, s.1.
547
Kuntalp, E., Mevduat Kavramı, Bankacılar Dergisi, S.8, Nisan 1992, s.43.
143
göre bankaya veya üçüncü kişiye rehnetmesi mümkündür. Banka hesabındaki mevduat
para olduğundan rehin söz konusu olduğunda akla söz konusu rehnin usulsüz rehin
(pignus irregularis) olması ihtimali gelecektir. Ancak, rehin konusu mevduat esasen
müşterinin alacağı niteliğindedir ve rehne ilişkin tespitler sırasında bu hususun
atlanmaması gerekir. Mevduat hesabındaki artı bakiye müşteri için alacak niteliğinde
olduğundan biz hesap rehninin alacak rehni niteliğinde olduğu kanaatindeyiz. Rehinle
yüklü hesapta rehnin kurulması anında nakit olması ile rehin kurulduktan sonra hesaba
nakit gelmesi arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Her iki halde de hesaptaki mevduat
müşterinin alacağıdır.
Banka hesabı üzerinde alacak rehni hükümlerine göre rehin tesis edilebileceğine
yönelik görüşümüzü destekler nitelikte KENDİGELEN, Mersin Asliye Ticaret
Mahkemesi’nde görülmekte olan bir dosya kapsamında yabancı para mevduat hesabı
üzerinde tesis edilen rehnin hukuki niteliğine ilişkin olarak 06.07.2001 tarihli resmi
bilirkişi raporunda şu ifadeye yer vermiştir: “(P) Int. Imp. Exp. Dış Ticaret Limited
Şirketi’nin, (H) Limited Şirketi’nin borcuna sadece kefil olmakla kalmadığı, aynı
zamanda rehin senedi, blokaj ve kredi taahhütnamesi ile döviz tevdiyat hesabında
bulunan 500.000 USD ve 120.000 USD üzerinde de banka lehine rehin hakkı tesis ettiği
iddia edilmektedir. Ancak, söz konusu olan gerçekte paraların bulunduğu hesaplarla
ilgili olarak (p) Limited Şirketinin (S) A.Ş.’den olan ve bu hesaplardan doğan alacak
hakkı üzerinden rehin kurulmuş olmasıdır ki, bu da taşınır rehni değil, bir alacak
rehnidir. Nitekim bu durum doktrinde rehin alanın borçlusu bulunduğu alacaklar
üzerinde rehin kurulması olarak nitelendirilmekte (TMK.m.868 vd.) ve daha ziyade banka
uygulamasında başvurulan bir yöntem olduğu vurgulanmaktadır. Bu durumda rehin
hakkı bankanın borçlusu bulunduğu alacak üzerinde kurulur.”
548
.
548
Reisoğlu, S., Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara 1988, s.375.
144
D. HESAP REHNİNİN TABİ OLDUĞU İLKELER
Hesap rehni alacak rehni niteliğinde olduğundan taşınır rehninin tabi olduğu
ilkelere tabi olacaktır. Bu noktada, taşınır rehninin tabi olduğu kamuya açıklık ve güvenin
korunması ilkelerinin doğası gereği hesap rehnine tatbik edilemeyeceğini belirtmek
isteriz.
1.FER’İLİK İLKESİ
Türk Hukukunda rehin hakkı fer’i bir haktır
549
ve varlığı geçerli bir alacak
hakkının varlığına bağlıdır
550
. Alacak hakkı doğmamışsa, geçersizse veya borcu sona
erdiren herhangi bir nedenle sona ermişse rehin hakkı da sona erer
551
. Fer’ilik ilkesi ancak
mevcut ve geçerli bir alacağın rehinle teminat altına alınmasını sağlar
552
.
Fer’ilik ilkesinin bir sonucu da rehin hakkının alacağa bağlı olarak
devredilebilmesidir
553
. Taşınır rehni fer’i hak olmanın yanı sıra tali bir haktır
554
. Zira,
rehin hakkı rehin alacaklısına muaccel olan alacağın ödenmemesi halinde rehin konusu
taşınırı paraya çevirme hakkı vermektedir
555
.
Mevcut veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası olan
herhangi bir alacağın teminat altına alınması için taşınmaz rehni tesis edilmesi
mümkündür (TMK.m.881). Taşınır rehni hususunda aynı içerikte bir kanuni düzenleme
bulunmadığı için, henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası olan
herhangi bir alacağın taşınır rehni ile teminat altına alınmasının mümkün olup
olmadığının tespit edilmesi gerekir. Kanun Koyucunun taşınmaz rehni için benimsediği
kuralın taşınır rehni için de tatbik edilebileceğini düşünmekteyiz. Doktrindeki hâkim
görüşün de bu yönde olduğunu belirtmek isteriz
556
.
549
Sirmen, Eşya Hukuku, s.622.
550
Serozan, R., Eşya Hukuku, C.I,3.B., İstanbul 2014, s.344; Akıntürk, s.836; Özer, Mevduat Rehni, s.24.
551
Cansel, E., Türk Menkul Rehni Hukuku, C.1, Teslim Şartlı Menkul Rehni, Ankara 1967 (Menkul Rehni).
552
Çakırca, S., Adi Alacakların Rehni, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüs Yüksek Lisans Tezi, İstanbul
2006, http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018), s.26.
553
Ergüne, M.S, Hukukumuzda Taşınır Rehninin, Özellikle Teslime Bağlı Taşınır Rehnin Kuruluşu, İstanbul 2002
s.189; Özer, Mevduat Rehni, s.25.
554
Cansel, Menkul Rehni, s.27.
555
Tiryaki, F., Taşınmaz Rehni Hukukunda Sabit Dereceler Sistemi ve Hükümleri, ABD., 1996 (4),
http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/1996-4/2.pdf (26 Ekim 2018), s.540.
556
Cansel, Menkul Rehni, s.80.
145
Taşınmaz rehninin aksine, taşınır rehninde henüz doğmamış olmakla beraber
doğması kesin veya olası olan herhangi bir alacak için rehin tesis edilirken üst sınır
belirtilmesi gerekli değildir. Zira, taşınır rehninde derece sistemi yoktur ve taşınır eşya
alacağın tamamı için teminat teşkil eder. Bu noktada, tarafların rehin sözleşmesinde
taşınır rehninin üst sınırını belirlemesini engelleyen bir durum olmadığını da belirtmek
isteriz.
Fer’ilik ilkesi ile ilgili değinilmesi gereken bir diğer husus da alacağın taşınır
rehni ile teminat altına alınmasının zamanaşımının işlemesini engellememesidir. Ancak,
taşınır rehni devam ederken zamanaşımı süresinin dolmuş olması, rehin hakkının
varlığına halel getirmeyecek ve rehinli alacaklının rehnin paraya çevrilmesini talep etme
hakkı olacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 159 uncu maddesinde bu husus: “Alacağın bir
taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine
engel olmaz; bununla birlikte alacaklının, hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.”
ifadesi ile net bir şekilde düzenlenmiştir
557
.
2.TEMİNAT İLKESİ
a. Teminatın Konusu
Rehin hakkının temel işlevi alacağı teminat altına almaktır. Taşınır rehninde
taşınmaz rehninden farklı olarak rehnin sadece teminat fonksiyonu vardır. Rehin hakkı
değere yönelik bir hak olduğundan, taşınır bir malın veya hakkın taşınır rehnine konu
olabilmesi için maddi bir değeri olması gerekir
558
. Başka bir deyişle, parasal değer
taşımayan manevi değeri olan taşınırlar rehne konu olamaz. Bir alacağın teminat altına
alınabilmesi için birden fazla taşınır üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi mümkündür.
557
Rehin konusu taşınırın paraya çevrilmesi sonucunda elde edilen tutarın alacağın tamamını karşılamaması halinde,
eksik kalan kısım borçludan talep edilebilir. Bu halde, borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürerek ödemeden kaçınması
mümkündür.
558
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1053; Sirmen, Alacak Rehni, s.27.
146
b. Teminat Altına Alınan Alacak
Verme, yapma ve yapmama edimleri rehin ile teminat altına alınabilir. Rehin
sözleşmesinde bu edimlerin parasal değer ile gösterilmesi zorunlu değildir. En geç paraya
çevrilme anında parasal bir değerle ifade edilebilmeleri yeterlidir. Uygulamada ise
genellikle rehin hakkı bir para alacağını teminat altına almak üzere kurulmaktadır. Rehin
hakkı yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere fer’i nitelikte olduğundan varlığı ve
geçerliliği geçerli bir alacağın varlığına bağlıdır. Bu nedenle, geçersiz bir borç
ilişkisinden doğan veya sona ermiş bir alacağın rehinle teminat altına alınması mümkün
değildir. Miktarı belli olmayan ve ilerde doğacak veya doğması muhtemel olan alacaklar
için de taşınır rehni kurulabilir.
c. Teminatın Bölünmezliği
TMK m.944/2 uyarınca: “Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli
taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.” Görüldüğü üzere, alacaklı
alacağının tamamı ödenene kadar rehin konusu taşınırın bir bölümünü geri vermekle
yükümlü değildir
559
. Alacağın birden fazla taşınırla teminat altına alınması halinde de
durum aynıdır. Zira, toplu taşınır rehninde de taşınırlardan herbiri alacağın tamamı için
teminat teşkil eder
560
. Doktrinde buna “rehnin bölünmezliği ilkesi” denilmektedir
561
.
Taşınmaz rehininden farklı olarak taşınırların aynı kişiye veya borçtan
müteselsilen sorumlu olan kişilere ait olması ile borçtan müteselsilen sorumlu olmayan
kişilere ait olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Her iki halde de taşınırların hepsi
alacak için toplu rehin teşkil eder. Taşınırların farklı kişilere ait olması halinde, rehin
yükünün taşınırlara değerleri oranında paylaştırılması mümkün değildir
562
. Bu durum
TMK m.944/2’de düzenlenen teminatın bölünmezliği ilkesinin sonucudur. Rehin konusu
taşınır veya toplu rehin halinde taşınırlar birden fazla alacak için rehin altına alındığında,
alacaklardan tamamı ödenene kadar taşınırın veya taşınırların iadesi talep edilemez.
Rehin konusu taşınırın değerinin rehin tutarından fazla olması halinde dahi fazla olan
559
Akıntürk, s.840; Ertaş, s. 582.
560
Cansel, Menkul Rehni, s.60.
561
Bu düzenleme hapis hakkı için uygulanmaz. Hapis hakkı sadece alacaklının alacağını karşılamaya yetecek miktarda
taşınır mal üzerinde kurulabilir Cansel, E., Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, Ankara 1961, s.24.
562
Cansel, Menkul Rehni, s.60.
147
oran tutarında rehnin sona erdirilmesi veya fazla orana tekabül edecek değerde rehinli
taşınırın iadesi talep edilemez
563
.
3. BELİRLİLİK İLKESİ
Alacak rehnine hâkim olan ilkelerden bir diğeri de belirlilik ilkesidir. Belirlilik
ilkesi gereği hesap rehninde hem rehnin kapsamının hem de rehinle teminat altına alınan
alacağın belirli olması gerekir.
a. Hesap Rehnine Konu Olacak Hesapların Belirli Olması
Hesap rehninin geçerli şekilde kurulabilmesi için rehnedilen alacağın (hesabın)
belirli olması gerekir. Belirlilik ilkesi nedeniyle, borçlunun malvarlığının tamamı veya
bir bölümü tek bir işlemle rehne konu yapılamaz
564
. Belirlilik ilkesi gereği, rehin konusu
alacak bireyselleştirilmeli ve rehin veren kişinin diğer malvarlığından ayrıştırılmalıdır
565
.
Alacak rehni niteliğinde olan hesap rehninde bireyselleştirme ayni sözleşme niteliğindeki
hesap rehin sözleşmesi ile sağlanmalıdır
566
. Başka bir deyişle, hesap rehin sözleşmesinde
rehne konu hesap(lar) belirtilmelidir. Hesap rehin sözleşmesinde rehne konu
hesabın/hesapların IBAN numaralarının belirtilmesi gerekir.
b. Hesap Rehni İle Teminat Altına Alınan Alacağın Belirli Olması
Belirlilik ilkesinin bir diğer sonucu da hesap rehni ile teminat altına alınan
alacağın belirli olmasıdır
567
. Alacak rehninin kurulması sırasında rehin alacağının
tutarının belirli olması gerekli olmayıp, rehinli alacağın tutarının belirlenebilir olması
yeterlidir
568
. Alacak rehninde alacak miktarının gösterilmesi değil, en geç rehnin paraya
çevrilmesi anında belirlenebilir olması yeterlidir
569
. Bu nedenle, miktarı belli olmayan
alacaklar için de taşınır rehni tesis edilebilir. Uygulamada akdedilen hesap rehin
sözleşmelerinde rehin tutarı belirtilmemektedir. Bunun yerine, rehin tutarını belirlenebilir
563
Eskiocak, s.69, dpn.162.
564
Serozan, s.349; Nomer, H.N./Ergüne, M.S., Eşya Hukuku, Rehin Hukuku, C.2, 1.B., İstanbul 2016, s.73; Akıntürk,
s.839; Mete, C., Taşınır Rehni, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, Özel Sayı-2017,
http://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2017/11/38-CANSU-METE.pdf (03 Kasım 2018), s.1445.
565
Serozan, s.370; Özer, Mevduat Rehni, s.27; Ayan, s. 264.
566
Özer, Mevduat Rehni, s.27.
567
Akıntürk, s.839; Özer, s.29; Mete, s.1447.
568
Cansel, Menkul Rehni, s.22; Sirmen, Eşya Hukuku, s.624.
569
Cansel, Menkul Rehni, s.22; Mete, s.1447.
148
kılan tanımlar üzerinden ilerlenmektedir
570
. Söz konusu tanımların içeriği rehnin
geçerliliği açısından önem arz eder. Teminat altına alınan alacakları gösteren ve
sözleşmeye eklenen tanımın içerik olarak borçlunun ekonomik özgürlüğüne ve varlığına
zarar vermeyecek şekilde kaleme alınması gerekir
571
. Diğer taraftan, tanımın kredi
veren(ler)in kredi alandan olan her türlü alacağını kapsayacak şekilde yazılması gerektiği
de açıktır.
4. ÖNCELİK İLKESİ
Rehin konusu taşınır mal üzerinde birden fazla sınırlı ayni hak olması halinde,
haklar arasındaki sıra ilişkisi, hakların kuruluş tarihine göre belirlenir (TMK.m.948)
572
.
Başka bir deyişle, haklardan hangisi daha önceki bir tarihte kurulmuşsa, o hak sıra
bakımında öncelikli olacaktır. Rehin konusu taşınır üzerinde birden fazla rehin kurulması
teorik olarak mümkündür
573
. Dolayısıyla, alacak hakkı niteliğindeki mevduat üzerinde
birden fazla rehin kurulabilir
574
. Bu halde de taşınır üzerindeki rehinler arasındaki sıra
ilişkisi tarih esasına göre belirlenir
575
. Taşınır rehninde ön sıradaki rehnin sona ermesi
durumunda taşınmaz rehnindeki sabit derece sisteminden farklı olarak boşluk doğmaz.
Öncelik ilkesi gereği ön sıra boşaldığında alt sırada yer alan rehin hakkı kendiliğinden
boşalan ön sıraya ilerler
576
.
570
Proje finansmanlarında akdedilen hesap rehin sözleşmelerinde rehnin tutarının açıkça yazılması tercih
edilmemektedir. Buna karşın, hesap rehin sözleşmelerinde rehnin paraya çevrilme anında rehnin değerinin tespit
edilebilmesi için rehni belirlenebilir kılan formüllere yer verilmektedir. Rehin genellikle “teminat altına alınan
alacaklar” tanımında yer alan alacak kalemlerinin teminatı olarak alınmaktadır. Kanaatimizce, proje finansmanında
akdedilen hesap rehin sözleşmeleri bakımından, rehinle teminat altına alınan alacağın, herhangi bir parasal tutar
belirtilmeksizin “teminat altına alınan alacaklar” tanımı ile ilerlemesi taşınır rehnindeki “belirlenebilirlik” prensibiyle
bağdaşmaktadır. Teminat altına alınan alacaklar, genel olarak; kredi alanın kredi sözleşmesi ve sair kredi belgeleri (eğer
varsa) tahtında bankaya karşı doğmuş/doğacak her türlü borcunu ve bu borcun her nevi ferileri olarak tanımlanmaktadır.
Özellikle rehinli hesaplara gelen haciz bildirimlerine verilen cevaplarda hesabın rehinli olduğu cevabı ile
yetinilmemekte ve rehin tutarının belirtilmesi talep edilmektedir. Sendikasyon kredisi şeklinde kullandırılan proje
finansmanlarında hesap bankalarından herhangi birine gelen haciz bildirimine cevap verilirken rehin tutarı tüm kredi
verenlerin risk tutarı dikkate alınarak belirlenmeli ve teminat temsilcisinin onayı ile ilerlenmelidir.
571
Özer, Mevduat Rehni, s.31.
572
Nomer/Ergüne, s.80; Uyumaz, A., Motorlu Taşıt Rehni, 1.B., İstanbul 2012, s.27; Sirmen, Eşya Hukuku, s.626.
573
Sirmen, Alacak Rehni, s.24; Özer, Mevduat Rehni, s.37; Mete, s.1451; Tezimizin “Proje Finansmanında Art Hisse
Rehni” başlığı altında alacak ve haklar üzerinde art rehin kurgulanmasına ilişkin verilen teorik bilgiler hesap üzerinde
kurulacak atr rehin için geçerlidir. Proje Finansmanında Art Hisse Rehni başlığı için bkz. s.100. Uygulamada akdedilen
Hesap Rehin Sözleşmelerine olumsuz takyidat yasağı (negative pledge) konularak hesap üzerinde üçüncü kişiler lehine
art rehin tesis edilmesi yasaklanmaktadır.
574
Çakırca, s.31.
575
Mete, s.1451.
576
Eskiocak, s.78.
149
II. ALACAK REHNİNİN KONUSU VE KAZANILMASI
A. ALACAK REHNİNİN KONUSU
Rehin hakkına konu olabilecek hak ve alacaklar bağımsız olarak temlike elverişli
olan ve para ile değeri ölçülebilen hak ve alacaklardır (TMK.954/1)
577
. Bu nitelikteki hak
ve alacakların paraya çevrilmesi ve teminatın amacına hizmet etmesi mümkündür
578
.
Belirlilik ilkesi nedeniyle, ancak münferit alacaklar rehne konu olabilir. Başka bir deyişle,
bir malvarlığındaki alacakların tamamının veya bir kısmının rehnedilmesi mümkün
değildir
579
. Sözleşme veya hukuki ilişkinin niteliği gereği bağımsız olarak temlike
elverişli nitelikte olmayan veya para ile ölçülebilen bir değeri olmayan hak ve alacaklar
üzerinde rehin tesis edilemez
580
. Örneğin, bir eşyaya bağlı irtifak hakkı üzerinde rehin
kurulması veya ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısının hakkı üzerinde
rehin tesis edilmesi mümkün değildir
581
.
Alacak başka bir hakka veya alacağa bağlı ise bu nitelikteki bir alacağın
bağımsız olarak devredilmesi mümkün olmadığından rehnedilmesi söz konusu olmaz
582
.
Doğacak alacakların temliki mümkün olduğundan bu tip alacaklar üzerinde de rehin
kurulabilir
583
. Ancak, bu halde rehin hakkı alacak doğduğunda icra edilebilebilecektir
584
.
Şarta bağlı alacakların da rehne konu olabileceğini belirtmek isteriz. Yine, bölünebilir ve
kısmen temlik edilebilir alacaklar rehnedilebilir
585
. Mevduat, hesap sahibinin bankadan
olan alacağı niteliğinde olduğundan alacak rehnine konu olabilir
586
.
577
Sirmen, Alacak Rehni, s.27; Makaracı, B., Taşınır Rehni Sözleşmesi, 1.B., İstanbul 2014, s.80; Akıntürk, s.867;
Özer, Mevduat Rehni, s.39.
578
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1053; Sirmen, Alacak Rehni, s.27; Akıntürk, s.867.
579
Sirmen, Alacak Rehni, s.27.
580
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1053; Sirmen, Alacak Rehni, s.27.
581
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1053.
582
Sirmen, Alacak Rehni, s.28.
583
Sirmen, Alacak Rehni, s.29.
584
Sirmen, Alacak Rehni, s.27; Doktrindeki farklı görüşler için bkz. Makaracı, s.88-89.
585
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1054; Sirmen, Alacak Rehni, s.27.
586
Özer, Mevduat Rehni, s.39.
150
B. ALACAK REHNİNİN KURULMASI
Kanun Koyucu başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer hakların
rehnedilebileceğini kabul etmiştir (TMK.m.954/1). Aksine bir hüküm bulunmadıkça, hak
ve alacakların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır
(TMK.m.954/2)
587
. Hak ve alacak rehninde bir malvarlığı değeri başka bir alacak için
teminat oluşturmakta, borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde rehin alacaklısı rehin
konusunu paraya çevirterek alacağını elde etmektedir. Rehnin ayni teminat olarak rehin
alacaklısına sağladığı yetki alacağın hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde,
rehnedilen alacağı paraya çevirme ve alacağını tahsil etme yetkisidir. Bu yetki tüm rehin
haklarının özünü oluşturur. SİRMEN, alacak rehnini içeriği kanunda düzenlenmiş bir
ayni teminat olarak kabul etmektedir
588
. Buna karşın doktrinde alacak rehninin,
alacaklısına bir ayni hak kazanmadığını ileri süren görüşler de mevcuttur
589
.
Biz hak ve alacak üzerindeki rehin hakkının, rehin alacaklısına: hak ve alacaklar
üzerindeki rehin hakkı kanunda bir taşınır rehni tipi olarak düzenlendiği, rehin
alacaklısına genel olarak rehin hakkından beklenen menfaati sağladığı, rehin verene genel
olarak rehin hakkındaki tedbirleri alma yükümlülüğü verdiği ve ayni hak kavramına
benzetme yöntemi ile eş değer bir hak yaratılması mümkün olmadığı için “ayni hak”
sağladığını düşünmekteyiz.
Alacaklar üzerinde rehin tesis edilebilmesi için adi yazılı şekilde rehin
sözleşmesi akdedilmesi gerekir
590
. Ancak, rehin sözleşmesinin noter huzurunda
akdedilmesini de bir engel bulunmamaktadır
591
. Proje finansmanlarında hesap rehin
sözleşmeleri adi yazılı şekilde yapılmaktadır
592
.
587
Acar, Rehin Hukuku, s.200.
588
Sirmen, Alacak Rehni, s.85.
589
Nomer/Ergüne, s.123.
590
AkınTürk, s.868; Sirmen, Alacak Rehni, s.37; Özer,Mevduat Rehni, s.52.
591
Sirmen, Alacak Rehni, s.37.
592
Bankaların standart genel kredi sözleşmelerinde bankanın müşteri hesapları üzerinde rehin alacaklısı olduğunu
düzenleyen standart hükümlere yer verilmektedir. Genel kredi sözleşmelerinde yer alan bu hükümlerinin genel işlem
şartı niteliğinde olup olmadığı tartışmalıdır. bkz. Özer, Mevduat Rehni s.56-63.
151
Hesap rehin sözleşmesinde; rehin verenin rehin kurma iradesi, rehin alanın kim
olduğu, hangi alacaklar üzerinde ve hangi alacağının teminatı olarak rehin kurulduğu ve
rehinli hesapların IBAN numaraları açıkça belirtilmelidir
593
. Rehinli hesaplara bağlı alt
hesapların ve rehinli hesapların kapatılmaları halinde, kapatılan hesapların yerine
açılacak yeni hesapların rehnin kapsamında olduğunun da mutlaka rehin sözleşmesinde
belitilmesi gerekir. Proje finansmanının doğası gereği, rehinli hesapların her birinde
hâlihazırda bulunan mevduatların ve/veya herhangi bir zamanda bu hesaplara alacak
kaydedilebilecek tüm tutarların ve yine bu hesaplara işlemiş/işleyebilecek veya
doğmuş/doğabilecek tüm faizlerin, kazançların ve diğer gelirlerin rehnin kapsamına
alınmaları gerekir.
Rehin alanın rehinli hesaplardan alacağını ne şekilde tahsil edeceğinin rehin
sözleşmesinde belirtilmesi uygun olur. Proje finansmanda teminat olarak akdedilen hesap
rehin sözleşmelerinde genellikle, herhangi bir temerrüt halinin meydana gelmesi halinde,
rehin alanın herhangi bir ihtarda bulunmasına gerek olmaksızın, rehinli hesaplardaki
tutarları rehin verene kredi veren(ler) tarafından kullandırılmış ve kullandırılacak nakdî
ve/veya gayri nakdî krediler (türev dâhil) nedeniyle doğmuş veya doğacak (türev dâhil)
tüm borçlarına mahsup etmeye ve/veya dilediği hesaplara transfer etmeye yetkili
olduğunu ve takasa mahsup hakkı olduğunu belirten hükümlere yer verilmektedir.
Tarafların ticari mutabakatına göre hesap rehin sözleşmelerinde yer alan beyan,
taahhütler ve yükümlülükler proje özelinde değişkenlik gösterecektir. Buna karşın, hesap
rehni teminatının amacından hareketle bir hesap rehin sözleşmesinde olması gereken
beyanlar, yapılması gereken taahhütler ve üstlenilmesi gereken yükümlülükler
belirlenebilir. Kanaatimizce, hesap rehninin teminat vasfının ortaya konulması ve alınan
teminatın değerinin tespiti için aşağıdaki beyanların, taahhütlerin ve yükümlülüklerin
hesap rehin sözleşmesinde yer alması gerekir.
593
Rehinli hesapların IBAN numaralarının belirtilmesi, belirlilik ilkesi açısından da önem arz etmektedir.
152
Hesap rehin sözleşmesinde alınması gerektiğini düşündüğümüz beyanlar
aşağıdaki gibidir
594
:
Rehin veren, rehinli hesaplara ilişkin, herhangi bir derdest dava olmadığını,
değer kaybı yaratabilecek herhangi bir idari işlem olmadığını, tahkim süreci
işletilmediğini, icra takibi olmadığını ve herhangi bir taahhüt veya sözleşme
bulunmadığını, rehinli hesapların her türlü takyidattan ari olarak rehin verenin ferdi
mülkiyetinde olduğunu, rehinli hesaplar üzerinde rehin alan dışında herhangi bir üçüncü
şahıs lehine tesis edilmiş rehin, haciz, tedbir veya sair ayni veya şahsi takyidat olmadığını,
rehin verenin, rehinli hesaplar üzerinde rehin alan lehine hesap rehni tesis etmeye ve rehin
sözleşmesini akdetmeye hukuken ehil ve yetkili olduğunu, rehin alan lehine hesap rehni
tesis edilmesinin rehin verenin üçüncü şahıslarla akdettikleri herhangi bir sözleşmeye
aykırı olmadığını (ve temerrüt teşkil etmeyeceğini) ve rehin alan lehine hesap rehni tesis
edilmesinin rehin verenin ana sözleşmesine aykırı olmadığını veya rehin vereni bağlayan
herhangi bir mahkeme kararına aykırılık teşkil etmediğini, rehinli hesaplar üzerinde
üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş herhangi bir hak veya takas mahsup veya hapis hakkı
kullanılmasına yol açacak nitelikte herhangi bir karşı iddia bulunmadığını, müflis
olmadığını, iflasın ertelenmesini talep etmediğini, konkordato ilan etmediğini, üçüncü
kişiler nezdinde temerrütte olmadığını ve her ne suretle olursa olsun hesap rehin
sözleşmesi tahtındaki borçlarını ve yükümlülüklerini ifa kabiliyetini etkileyebilecek ve
rehin tahtındaki menfaatlerine halel getirebilecek herhangi uyuşmazlık olmadığını beyan
etmesi gerekir.
Hesap rehin sözleşmesinde alınması gerektiğini düşündüğümüz taahhütler
aşağıdaki gibidir
595
:
Rehin verenin rehinli hesaplara ilişkin üçüncü şahıslar tarafından yapılan haciz
talebi de dâhil her türlü talebi, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülen, rehni ve/veya
rehinli hesaplardaki tutarları etkileyen her türlü ihtar, ihbar, iddia ve talebi, rehinli
hesapların sahibine ilişkin her türlü yasal sorunu derhal rehin alana yazılı olarak
594
Alınması gereken beyanlar, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
595
Alınması gereken taahhütler, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
153
bildirmeyi, rehnin geçerliliğini, bağlayıcılığını veya rehin alan tarafından icra
edilebilirliğini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilecek veya rehinli hesapların
değerini azaltabilecek (doğrudan veya dolaylı) hiçbir harekette bulunmayacaklarını ve
böyle bir hareketten kaçınacaklarını ve ayrıca masraflar kendilerine ait olmak üzere
rehinli hesaplardaki tutarın değerini korumak için gerekli tüm önlemleri derhal
alacaklarını, tüm masraf ve giderleri münhasıran rehin verene ait olmak üzere: (i) rehnin
derhal tekemmül ettirilmesi, (ii) rehin alanın rehinli hesaplar ve/veya rehin ile ilgili
haklarını kullanması ve icra etmesinin sağlanması, (iii) hesap rehin sözleşmesinin usulüne
uygun şekilde ifa edilmesi ve (iv) rehnin geçerliliğini etkileyebilecek herhangi bir hata
veya ihlalin giderilmesi için herhangi bir zamanda gerekli olabilecek veya rehin alan
tarafından talep edebilecek tüm işlemleri gerçekleştirmeyi ve sözleşmeleri akdetmeyi,
rehinli hesaplardaki tutarları kısmen veya tamamen transfer etmemeyi, takasa konu
yapmamayı, bağışlamamayı ve her ne suretle olursa olsun elden çıkarmamayı ve rehinli
hesaplar üzerindeki tasarruf yetkisini rehine zarar verecek şekilde kullanmamayı ve
rehinli hesaplardan kaynaklanan menfaatleri tamamen veya kısmen devretmemeyi,
rehinli hesapları tamamı veya herhangi bir kısmı üzerinde üçüncü rehin, haciz, ihtiyati
haciz, tedbir, ihtiyati tedbir veya herhangi bir takyidat veya sınırlama yaratmamayı,
rehinli hesaplara ilişkin hiçbir değişiklik veya feragatte bulunmayacaklarını, rehin alana
talep ettiğinde rehinli hesaplarla ile ilgili mali ve diğer bilgileri sağlamayı, rehin alanın,
rehin verenin rehinli hesaplarla ilgili olarak maruz kaldığı hiçbir kayıp, gider, dava, takip
veya her ne nam altında olursa olsun herhangi bir masraftan sorumlu olmayacağını,
rehinli hesapların değerini korumak için yapılan masrafları karşılamayı, rehin alanın
yazılı ön izni olmadan rehinli hesaplardan hiç birini kapatmamayı veya hesap
numarasının değişmemeyi taahhüt etmelidir.
Rehin hakkının kurulması için üzerinde rehin hakkı kurulan alacağın borçlusuna
ihbar yapılması gerekli değildir
596
. Ancak, ihbar üzerinde rehin kurulan alacağın
borçlusunun rehin veren alacaklıya iyi niyetle borcu ödeyerek borçtan kurtulmasını ve
rehnin sona ermesini engelleyeceğinden faydalıdır
597
. İhbar alacaklı veya rehneden
tarafından yapılabilir (TMK.m.955/2). Rehin kendisine ihbar edilen borçlu borcunu asıl
596
Sirmen, Alacak Rehni, s.34.
597
Oğuzman/Seliçi/Özdemir, s.1054-1055.
154
alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızası ile ifa edebilir (TMK.961/2).
Proje finansmanında akdedilen hesap rehin sözleşmelerinde rehin alan tarafında kredi
veren olduğundan ayrıca rehin ile ilgili bir bildirim yapılması gerekli olmayacaktır.
Hak ve alacaklar üzerinde rehin hakkının kurulmasıyla hak ve alacakların
yönetimi hak sahibinde kalmakta ve rehin alacaklısı sadece rehin konusunun paraya
çevrilmesini talep yetkisi kazanmaktadır
598
. Hakkın yönetimi ile kast edilen hakkın
varlığının korunması ve ileri sürülebilmesi için gereken tedbirlerin alınmasıdır. Bu
nedenle, rehin konusu hak ve alacağın yönetimi hak ve alacak sahibine aittir. Bu noktada,
Kanun Koyucu’nun rehin alacaklısının haklarını koruyacak mekanizmayı oluşturduğunu
da belirtmek gerekir. Şöyle ki,
(i) Rehin alacaklısı hak sahibini ekonomik olarak özenli bir yönetimin alması
gereken tedbirleri almaya zorlayabilir.
(ii) Hak ve alacağın varlığını etkileyecek işlemleri hak sahibi rehinli
alacaklının rızası ile yapabilir.
(iii) Alacak üzerinde rehin kurulduğu borçluya bildirilmişse borçlu borcunu
diğerinin rızası ile alacak sahibine veya rehin alacaklısına ödeyebilir (TMK.m.961/2).
Tarafların anlaşamaması halinde, borçlu borcunu tevdi mahalline yatırmakla yükümlüdür
(TMK.m.961/3).
(iv) Rehin konusu hak veya alacağın İcra ve İflas Kanunu’na göre paraya
çevrilmesini rehin alacaklısı tarafından talep edebilir. Taşınır rehninin takip ve paraya
çevrilmesine dair hükümler, hak ve alacak rehninin paraya çevrilmesine uygulanır
(İİK.m.23)
599
.
598
Sirmen, Alacak Rehni, s.57.
599
"(…) menkul rehni alacak ve haklar üzerindeki rehinleri de ifade eder. Taşınır rehni tabiri, teslime bağlı rehinleri,
ticari işletme rehnini, hapis hakkını ve alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri de kapsar.(…)” Kararın tam metni
için bkz. Yarg. 12. HD., T. 5.3.2009 E. 2008/22953, K. 2009/4625, www.kazanci.com (07.11.2018).
155
III. HESAP REHNİNİN ŞARTA BAĞLI KURULMASI
Proje finansmanında hesap rehni genellikle şarta (şart bu işlemlerde karşımıza
geciktirici şart olarak çıkmaktadır) bağlı kurulur. Aşağıda öncelikle şart müessesesi
üzerinde kısaca durulacak ve peşi sıra proje finansmanında hesap rehninin şarta
bağlanması ele alınacaktır.
A. GENEL OLARAK TÜRK HUKUKUNDA ŞART
Türk Borçlar Kanunu’nun 170 ila 176’ncı maddelerinde şarta bağlı borçlar
düzenlenmiştir. Buna karşın Kanun Koyucu şart kavramını tanımlamamıştır. SİRMEN’e
göre: “şart teknik anlamda hem hukuki işlemin etkisini ilerde gerçekleşmesi şüpheli bir
olguya bağlayan taraf veya tarafların koyduğu kayıt hem de böyle bir kayıt ile hukuki
işlemin etkisinin bağlanmış olduğu ilerde gerçekleşmesi şüpheli bulunan olgu biçiminde
tanımlanabilir.”
600
. Tanımdan hareketle, şartı bir sözleşmenin varlığının veya hukuki
sonuçlarının gerçekleşeceği kesin olmayan gelecekteki bir olaya bağlanması olarak ifade
etmek mümkündür
601
. Şart kanuna veya ahlaka aykırı bir eylem olamaz. Bir şart, hukuka
veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulamaz,
konulması halinde, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin hükümsüz olur (TBK.m.176).
Bir sözleşmenin hukuki sonuçlarının doğmasının şarta bağlanması halinde
geciktirici şart
602
, bir sözleşmenin hükümlerinin sona ermesinin şarta bağlanması halinde
bozucu şart
603
söz konudur. Şarta bağlı borcun söz konusu olabilmesi için işlemin hukuki
sonuçlarının ilerde meydana geleceği şüpheli bir olaya bağlanması gerekir.
Türk Hukukunda prensip olarak şart serbestisi geçerlidir
604
ve her türlü hukuki
işlem
605
şarta bağlanabilir
606
.Ancak, istisnai olarak aile hukuku, miras hukuku, eşya
600
Sirmen, L., Türk Özel Hukukunda Şart, Ankara 1992, s.30. (Şart).
601
Çelebican, K.Ö., Roma Eşya Hukuku, 17.B., Ankara 2014, s.244.
602
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.508.
603
Oğuzman/Öz, Genel Hükümler C.2, s.508.
604
Sirmen, Şart, s.99.
605
Şart sadece hukuki işlemlerde söz konusu olur. Hukuki işlem benzeri fiiller, maddi fiiller ve haksız fiil şarta
bağlanmaz. bkz. Eren, s.1121
.
606
Eren, s.1120; Sirmen, Şart, s.99.
156
hukuku ve borçlar hukukuna dair bazı işlemler nitelikleri gereği şarta bağlanamaz
607
,
bağlanırsa işlem geçersiz olur
608
.
TBK.m.170 uyarınca: “Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip
gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula
bağlanmış olur.” SİRMEN’e göre: “Tarafların koymuş oldukları kayıtla hukuki işlemin
sonuç doğurmasını, gelecekte gerçekleşmesi şüpheli bir olaya bağlamışlarsa, bu
durumda bir geciktirici şart söz konusu olur.”
609
. Geciktirici şarta bağlı sözleşmeler,
şartın gerçekleşmesinin önce taraflar için bağlayıcıdır ve taraflar şartın
gerçekleşmesinden önce tek taraflı irade beyanları ile sözleşmeden vazgeçemezler
610
.
Ancak, geciktirici şarta bağlı olarak yapılan hukuki işlem şüpheli olgunun gerçekleştiği
anda hukuki etkisini gösterir ve sonuçlarını doğurur
611
. Bu nedenle, geciktirici şart hukuki
işlemin hukuki etkisini askıya alır. Şart gerçekleşene kadar alacaklının ifayı talep hakkı,
borçlunun da ifa yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Proje finansmanında akdedilen hesap rehin sözleşmelerinde karşılaşılan şartlar
daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere geciktirici şart niteliğindedir. Proje hesapları
üzerinde kurulacak rehnin şarta bağlanması halinde, şartın hesap rehin sözleşmesinde
herhangi bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde açık ve net düzenlenmesi gerekir.
607
Eren, s.1120; Sirmen, Şart, s.99.
608
Pulaşlı, H., Şarta Bağlı İşlemler ve Hukuki Sonuçları, Ankara 1989, s.120. Hukuk düzeninin bazı işlemlerin şartlı
yapılmasını engellemesi özellikle kamu düzenini yakından ilgilendiren işlemlerde karşımıza çıkar. Şarta
bağlanamayacak işlemlere, evlenme, nesebin reddi, evlat edinme, tanıma, boşanma, mirasın reddi, sözleşmeden dönme,
sözleşmenin feshi, seçimlik borçlarda seçim hakkının kullanılması, takas, tescil ve genel olarak yenilik doğuran
işlemler örnek olarak verilebilir. Nomer, s.470-471. Poliçe, çek ve bononun kabulünün de şarta bağlanamayacağını
belirtmek isteriz. bkz. Eren, s.1121.
609
Sirmen, Şart, s.53.
610
Reisoğlu, Borçlar Hukuku, s.452.
611
Sirmen, Şart, s.53.
157
Proje finansmanlarında hesap rehninde en sık rastlanılan şartlar, kredi alanın
temerrüde düşmesi ve proje hesaplarına haciz veya tedbir konulmasıdır. Alacak rehninin
şarta bağlanması halinde, rehin hakkı şartın gerçekleşmesi ile doğacaktır. Ancak, rehin
hakkı sırasını rehin hakkının kurulduğu tarihe; başka bir deyişle, kurucu işlemin yapıldığı
tarihe göre alacaktır
612
.
B. İNGİLİZ HUKUKUNDA ŞARTA BAĞLI HESAP REHNİ
KURULMASI VE TÜRK UYGULAMASINA YANSI MASI
Uygulamada proje finansmanında teminat olarak hesap rehni alınırken İngiliz
Hukukunda hesap rehni için benimsenen kuralların Türk Hukukuna tabi olan hesap
rehinlerine tatbik edilmeye çalışıldığı örneklere sıklıkla rastlanmaktadır. Bu nedenle,
tezimizin bu başlığı altında İngiliz Hukukunda genel olarak rehin kavramı ve özellikle
hesap rehni ele alınacak ve gerekli noktalarda Türk Hukuku ile karşılaştırma yapılarak;
İngiliz Hukukunda hesap rehni için benimsenen kuralların Türk Hukukuna tabi hesap
rehinlerinde uygulanıp uygulanamayacağı ve uygulanacaksa hangi koşullar altında hangi
risklerle uygulanabileceği üzerinde durulacaktır.
Öncelikle İngiliz Hukukundaki rehin türlerinin Türk Hukukundaki rehin
türlerinden farklı olduğunu belirtmek isteriz. Aşağıda ana hatlarıyla İngiliz Hukukunda
tanınmış rehin türlerine tezimizin amacıyla sınırlı olarak değinilecektir. İngiliz
Hukukunda rehin: “pledge”, “mortgage” ve “charge” olmak üçe ayrılmaktadır.
İngiliz Hukukunda teminata konu eşyanın zilyetliğinin teminat vermek amacıyla
rehin alana/kredi verene devredildiği ve fakat zilyetliğin devrine rağmen söz konusu
eşyanın mülkiyet hakkının rehin verende kaldığı teminat türüne “pledge” denilmektedir.
Bu teminat türünün ana unsuru: teminata konu eşyanın doğrudan (actual delivery) ya da
dolaylı (constructive delivery) olarak rehin alana/kredi verene teslim edilmesidir. Bu
nedenle, pledge teminatı münhasıran teslim ile zilyetliği nakledilebilen eşyalar için
alınabilir. Uçak ve gemi gibi cismani varlığı olan (tangible) taşınır eşyalar veya
konşimento gibi cismani varlığı olmayan (intangible) senetler rehin (pledge) teminatına
konu olabilecek örneklerdir. Bu karşın, taşınmazlar, gelecekte iktisap edilecek şeyler
612
Sirmen, Alacak Rehni, s.107.
158
veya alacak hakları rehin (pledge) teminatına konu olmaz. Zira, yukarıda da belirttiğimiz
üzere rehin (pledge) kurulabilmesi için hukuki hakimiyet yeterli olmayıp, rehin
konusunun zilyedliğinin fiilen rehin alana geçmesi gerekmektedir. Bu nedenle, İngiliz
Hukukunda alacak hakları ve zilyedliği devredilemeyen şeyler için “charge” teminatına
başvurulur.
Teminata konu olan eşyanın mülkiyetinin kredi verene geçtiği ve fakat eşyanın
zilyetliğinin kredi alanda kaldığı teminat türüne İngiliz Hukukunda “mortgage”
denilmektedir. Mortgage teminat türü: legal mortgage ve equitable mortgage olmak üzere
iki alt türe ayrılır. Equitable Mortgage’da iktisap edilen mülkiyet hakkı kanuni mülkiyet
(legal title) niteliğinde olmayıp, fiili mülkiyetten (beneficial title) ibarettir. Equitable
mortgage arazi, taşınır mallar ve sair mallar için kurulabilir. Legal mortgage ise iktisap
edilen mükiyet hakkı kanuni mülkiyet (legal title) hakkıdır. Bu nedenle, legal mortgage
münhasıran: common law hukuk düzeninde eşya olarak kabul edilen ve common law
hukuk düzenine göre devre konu olabilen şeyler üzerinde kurulabilir. İngiliz Hukukunda
eşya olarak tanınan ve devre konu olabileceği kabul edilen arazi ve emtianın legal
mortgage konusu olması mümkündür. Buna karşın, gayri cismani (intangible) şeyler
bakımından legal mortgage kurulması mümkün değildir.
Kambiyo senetleri (bill of exchange) gibi cismani olmayan malvarlığı
unsurlarının derç edildiği belgeler veya common law hukuk düzeninde yer alan diğer
kıymetli evraklar ve şirketlerin hisse senetleri ile tahviller bu kuralın istisnasıdır.
Gelecekte sahip olunacak eşyaların üzerinde de legal mortgage kurulması kural olarak
mümkün değildir. Bu kuralın istisnası: teminatın kurulduğu anda teminata konu olacak
şeyin varlık kazanmış olması ve teminat verene ait olmasıdır
613
.
Legal mortgage ve
equitable mortgage kredi verene kredi alanın kredi borcunu ödememesi halinde, mülkiyet
benzeri (proprietary interest) niteliğindeki bir hak vermektedir.
İngiliz Hukukunda, teminat konusu şeyin: zilyetliğinin doğrudan veya dolaylı
olarak devredilmesini gerektirmeyen ve teminat teşkil etmesi amacıyla üzerinde mülkiyet
hakkı benzeri bir hak (proprietary interest) tesis eden teminat türüne “charge”
613
Calnan, R., Taking Security, İngiltere 2013, s. 44 vd.
159
denilmektedir. Charge teminat türünün aleniyet unsuru yukarıda incelediğimiz pledge ve
mortgage teminatlarına göre zayıf olduğundan yarattığı güvencenin de anılan iki teminat
türüne göre zayıf olduğu kabul edilmektedir
614
. Ayni hak benzeri olan bu hakkın üçüncü
kişilerin hâkimiyetinde bulunan şeyler için de bağlayıcıdır
615
. Kredi veren, charge konusu
eşyanın kredinin ödenmesi maksadıyla paraya çevrilmesini ve elde edilen tutardan
kredinin ödenmesini talep etme hakkına sahiptir. İngiliz Hukukunda charge: fixed charge
(sabit rehin) ve floating charge (değişken rehin) olmak üzere ikiye ayrılır:
Sabit rehnin kurulabilmesi için teminatın: kesin ve belirli veya kesin ve belirli
hale gelebilir olması gerekir. Sabit rehin konusu şeyler detaylı olarak belirtilmelidir. Bu
teminat türü: araziler, (mortgage kurulmamışsa), makine ve ekipmanlar, taşıtlar, fikri
mülkiyet hakları, sigorta alacakları ve cari hesap alacakları için kurulabilir. Sabit rehinde
teminat veren: sabit rehin konusu olan şeyler üzerinde teminat alanın iznini almadan
tasarrufta bulunulamaz ve zilyetliğinde kalan teminata konu şeyi muhafaza etmekle
yükümlüdür. Diğer taraftan, teminat alan temerrüt halinde teminat konusu şeyleri paraya
çevirmeye ve teminat konusu şeyin satışından elde edilen tutardan diğer alacaklılara göre
öncelikli olarak alacağını tahsil etme hakkına sahiptir
616
.
Sabit rehni, değişken rehinden ayrılan en belirgin özellik teminat alan lehine
yarattığı kontrol hakkıdır. Bir teminatın sabit rehin ya da değişken rehin olduğunu teminat
üzerindeki kontrol hakkından hareket ederek tespit etmek gerekir. Banka ve müşterisi
arasıdaki ilişki tek başına sabit rehin nitelendirmesi için yeterli değildir. Bu nedenle,
rehinli hesabın bankanın nezdinde olması önem arz etmez. Müşterinin hesap üzerinde
serbestçe tasarruf ettiği ve bankanın onayını almadan hesap üzerinden işlem yaptığı
senaryoda sabit rehinden söz edilemez.
614
Pogue, L. Fixed of Floating Charges over Book Debts in England, V.23, USA, 2005, https://scholarship.law.unc.
edu/cgi/viewcontent.cgi?referer=https://www.google.com.tr/&httpsredir=1&article=1193&context=ncbi (27 Ekim
2018), s.422.
615
Calnan, s. 40.
616
Bütter, M., Recognation of English Fixed and Floating Charges in German Insolvency Proceedings Under the New
European Regulation on Insolvency Proceedings, Singapore Journal of Legal Studies, 2002, s.271-301, http://www.
jstor.org (14 Temmuz 2016), s.286.
160
Değişken rehin, teminat borçlusunun faaliyetlerinin devamlılığı için teminatın
kullanılmasının veya tüketilmesinin gerekli olduğu hallerde tercih edilen bir teminat
türüdür. Değişken rehin teminat verenin teminat konusu ile bağlantılı faaliyetlerini veya
teminat konusu üzerindeki tasarruflarını etkilemez. Teminat veren, teminat alanın onayını
almaksızın değişken rehin konusu üzerinde tasarruf edebilir
617
. Değişken rehnin teminat
veren lehine sağladığı imkânlar nedeniyle zayıf bir teminat olarak kabul edilmesi
gerekir
618
. Zira, bu teminat türü teminatlı malvarlığının tamamının elden çıkarılması
suretiyle teminatın içinin boşaltılmasına neden olabilecek bir yapıdadır. Bu teminat
türündeki yapısal zayıflığın, teminat alan lehine yapılacak bazı düzenlemeler ile
törpülenmesi gerekir. Teorik olarak, değişken rehnin sabit rehne dönüşmesi ile teminat
kuvvetlendirilebilir. Başka bir deyişle, kristalleşme ile değişken rehin sabit rehine
dönüşür
619
. İngiliz Hukukunda bu dönüşüm “Kristalleşme” (Crystallisation) olarak
adlandırılmaktadır
620
.
Sabit rehinde rehin hakkı, rehin konusunu hakkın doğduğu anda sınırlamaktadır.
Buna karşın, değişken rehinde rehin hakkı, hakkın konusunu kristalleşme anında
sınırlandırır
621
. Bu nedenle, aynı rehin konusu üzerinde değişken rehinden sonra sabit
rehin kurulursa, öncelik sabit rehnin olur
622
. Özellikle, değişken rehin üzerinden
ilerlenilen yapılarda üçüncü şahıslara tanınacak rehin haklarının öncelik sıkıntısı
yaratmaması adına sözleşmede rehin konusu mal üzerinde üçüncü şahıslar lehine takyidat
oluşturulması (negative pledge) yasaklanabilir. Kristalleşme özellikle aşağıdaki olayların
gerçekleşmesi halinde olur
623
:
(i) Teminat alanın teminat verene yazılı bildirimi üzerine herhangi bir zamanda
(sözleşme ile getirilen koşul) veya
617
Zaccaria, E.C., Proprietary Rights in Indirectly Held Securities: Legal Risks and Future Challenges, The London
School of Economics and Political Science Degree of Doctor of Philosophy, London 1995,
http://etheses.lse.ac.uk/3218/1/ZaccariaProp rietary rights_in_indirectly_held_securities.pdf (04 Şubat 2019), s.125
618
Zaccaria, s.125.
619
UNCITRAL, Legislative Guide On Secured Transaction, II, N.67, https://www.uncitral.org/pdf/english/texts/
security-lg/e/09-82670_Ebook-Guide_09-04-10English.pdf (27 Ekim 2018), s.82; Bütter s. 289.
620
Haque, M., The Floating Charge as a Security Device, Avustralya 2006, s. 25 vd.; Worthıngton, S., Floating Charges
An Alternative Theory, V.53, 1994, https://www.cambridge.org/core/journals/cambridge-law-journal/article/floating-
chargesan-alternative-theory/DBDD4995AE5645276E8219541A2274B9 (08 Temmuz 2016), s.82; Zaccaria, s.125.
621
İmamoğlu, s. 30.
622
İmamoğlu, s. 30.
623
Kristalleşme haller, özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir.
Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
161
(ii) Teminat alan tarafından herhangi bir bildirim yapılmasa da Common Law’dan
kaynaklanan otomatik kristalleşme halleri (Common Law’dan kaynaklanan
otomatik kristalleşme halleri: Temerrüt, Kredi Alan’ın ticari faaliyetinin
tamamını ya da önemli bir kısmını sona erdirmesi, Kredi Alan’a ilişkin tasfiye
veya iflas kararı alınmış olması, sabit rehin teminat türü ile güvence altına
alınmış başka bir alacak için teminatlı malvarlığının paraya çevrilmesi
amacıyla bir teminat temsilcisi atanmasıdır
624
.)
Değişken rehnin kristalleşme tamamlanmadan önce teminat türü olarak diğer
alacaklılara oranla herhangi bir önceliği bulunmamaktadır. Kristalleşme sonrasında,
teminat veren teminatlı malvarlığı üzerindeki tasarruf serbestisini kaybeder. Kredi veren,
teminatlı malvarlığını tasfiye edip paraya çevirmek için yetkili bir teminat temsilcisi
(receiver) atayabilir. Bu temsilcinin yetkileri arasında: teminatlı malvarlığı bütününün
zilyetliğini devralmak, teminatlı malvarlığını satmak veya kiraya vermek, malvarlığı
unsurlarından kaynaklanan her türlü hakkı paraya çevirmek veya malvarlığını herhangi
bir şekilde elden çıkartmak yer alır
625
.
Değişken rehin kapsamında olan bir malı satışı söz konusu olduğunda: alıcının
teminat alacaklısından kristalleşmenin devreye girmediğini dair taahhütname (letter of
non-crystallization) alması uygun olur.
Proje finansmanında genellikle proje hesapları herhangi bir temerrüt oluşana
kadar kredi alanın serbest tasarrufuna bırakılmakta, temerrüt oluştuktan sonra ise kredi
alanın hesaplar üzerindeki tasarruf hakkı son bulmakta ve hesapların tasarruf hakkı kredi
veren(ler)e geçmektedir. Temerrüt şartına bağlanan ve iki farklı evreden oluşan bu hesap
işleyişi tarafların hak ve yükümlülüklerini de dikkate aldığımızda bize uygulamada
akdedilen hesap rehin sözleşmelerinde İngiliz Hukukundan etkilenildiğini net şekilde
göstermektedir.
624
Dean, R., Automatic Crystallisatıon Of A Floating Charge, Law Institute Journal, 1984,
https://www.foleys.com.au/resources/Automatic%20crystallisation%20of%20a%20floating%20charge_Dean_1984.p
df (4 Şubat 2019), s.843.
625
Bütter, s. 289.
162
IV. HESAP REHNİNDE REHİNLİ HESAPTAN ÇIKIŞ YAPILMASI VE
HESABIN KULLANIMININ REHİN VERENE BIRAKILMASI
Rehinli hesaplardan rehin veren tarafından çıkış yapılması ve hesabın
kontrolünün rehin verene bırakılması proje finansmanında sıklıkla rastlanılan bir
durumdur. Bilindiği üzere, taşınır rehninin kurulması için taşınırın zilyedliğinin rehin
alana devredilmesi gerekir (TMK.m.939). Hesap rehninde teslime bağlı taşınır rehninden
farklı olarak zilyedliğin devrine konu bir eşya bulunmamaktadır. Zilyedliğin devri hesap
rehninde hesabın kontrolünün devredilmesi olarak kabul edilmelidir. Başka bir deyişle,
hesap rehninde zilyedliğin devrinin sağlanabilmesi için taraflar arasında akdedilecek olan
ve ayni nitelikte kabul edilen hesap rehin sözleşmesinde hesabın kontrolünün rehin alana
bırakılması gerekecektir
626
. Proje finansmanında rehinli hesapların fiili hakimiyetinin
rehin alana bırakılması ve operasyonel olarak hesabın rehin verenin işlemlerine
kapatılması için rehinli hesaba blokaj konulmaktadır. Blokaj işlemi mevzuatta
düzenlenmediğinden rehin alanın hesap üzerinde blokaj tesis etme hakkının hesap rehin
sözleşmesinde mutalaka düzenlemesi gerekir.
Diğer taraftan proje finansmanında rehinli hesapların kontrülünü rehin verene
bırakan ve/veya rehin verenin menfaatine hesaptan çıkış yapılmasını mümkün kılan
düzenlemelere sıklıkla rastlanmaktadır. Türk Hukuku tahtında, rehinli hesapların
kontrolünün rehin verene bırakılması ve/veya rehinli hesaplardan rehin verenin
menfaatine çıkış yapılması rehnin geçerliliğini tartışmalı hale getirecektir. Bu noktada,
rehinli hesapların rehin alan banka nezdinde olmasından hareketle hesapların her koşulda
rehin alan bankanın hâkimiyetinde kabul edilmesinin de isabetli olmadığını belirtmek
isteriz. Zira, rehinli bir hesaptan belli amaçlarla sınırlı olarak ve/veya belirli bir meblağa
kadar çıkış yapılması yetkisinin rehin verene bırakılmasının yargı tarafından işlem
özelinde bir feragat olarak mı değerlendirileceği veya rehnin geçerliliğini etkileyecek bir
vaka olarak mı kabul edileceği bilinmediğinden ihtiyatlı davranmak gerekecektir.
626
Özer, Mevduat Rehni, s.203.
163
Türk Hukukuna tabi hesap rehnine ilişkin yerleşmiş bu hatalı uygulamanın
terkedilmesi, teorik olarak hesap rehninin geçerliliğine ilişkin yapılan tartışmaları sona
erdirecektir. Her proje finansmanı özelinde proje hesap yapısı değişkenlik gösterir. Proje
hesapları üzerinde rehin tesis etmeden önce hangi hesapların rehnedileceği dikkatli
şekilde belirlenmelidir. Rehnedilecek hesaplar, hesabın özgülendiği amaç ve hesabın
projenin nakit akışına etkisi dikkate alınarak tespit edilebilir. Rehinli hesaplar doğru
şekilde tespit edildiğinde, rehinli hesaplardan (hesabın hasredildiği amaç dışında ve rehin
alacaklısı tarafından yapılan çıkışlar dışında) herhangi bir çıkış yapılmadığında ve hesap
üzerinde rehin verene kontrol hakkı verilmediğinde rehnin geçerliliği hususunda herhangi
bir tereddüt yaşanmayacaktır. Başka bir deyişle, pratikte hangi proje hesaplarının
rehnedileceği doğru şekilde belirlenirse yukarıda belirttiğimiz teorik tartışma devre dışı
kalacaktır.
Bazı proje hesaplarından (örneğin: gelirler hesabından) nitelikleri gereği belirli
amaçlarla çıkış yapılması gerekir. Hatta bu hesaplardan yapılacak çıkışlar proje şirketinin
faaliyetleri için olmazsa olmaz niteliktedir. Esasen bu tip hesapların rehne konu olmaması
gerekir. Zira, bu tip hesaplar üzerinde rehin kurulması halinde, hesaplardan yapılan
çıkışlar rehin verenin menfaatine olacağından ve hesap sürekli hareket halinde
olacağından rehnin TMK.m.943/2 anlamında askıda olduğu ileri sürülebilir
627
. Hesaptan
yapılacak çıkışların tek tek belirtilmesi, belirli meblağlar ile sınırlanması ve hesabın rehin
alan nezdinde olması tereddütleri azalmak için alınabilecek önlemlerin başında gelir.
Ancak, bu önlemler dahi rehnin geçerliliği hususundaki tereddütleri tamamen bertaraf
edemez.
Bu proje hesaplarının, rehne konu olmaması gerektiğini ve eğer rehne konu
olacaklarsa da şarta bağlı rehne konu olmaları gerektiğini düşünmekteyiz. Böylelikle
hesaplar açıldıkları andan itibaren rehin verenin tasarrufunda olacak ve hesaplardan
tarafların mutabık kaldığı çıkışlar yapılabilecektir. Yine tarafların mutabık kaldığı şartın
(örneğin temerrüt oluşması veya hesaba haciz gelmesi) gerçekleşmesi halinde ise rehin
627
Özer, Mevduat Rehni, s.98-99 ; Eskiocak, s.191 ; Doğan, s.80.
164
devreye girecek, hesaptan çıkışlar duracak ve rehin verenin hesap üzerindeki tasarruf
yetkisi sona erecektir.
V. HESAP REHNİNDE ÖNCELİK MESELESİ
Biz hesap rehnini alacak rehni olarak kabul ettiğimiz için hesap üzerinde birden
fazla rehin kurulması halinde rehinler arasındaki öncelik meselesini de alacak rehninde
benimsenen sıra kurallarına göre çözümlüyoruz. Aynı alacak üzerinde birden fazla rehin
hakkı kurulması halinde, rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen tutarın rehin
alacaklılarının sırasına göre paylaştırılması gerekir (TMK.m.948/1). Rehnin paraya
çevrilmesi sonucunda elde edilen tutar giderler düşüldükten sonra tüm rehin
alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yeterli ise rehin sırası önem taşımaz. Ancak, elde
edilen tutar tüm alacakları karşılamaya yetmediğinde sıra önemini hissettirir. Bu halde,
ön sıradaki alacaklı alacağını tamamen almadan bir sonraki sıradaki alacaklıya ödeme
yapılmaz. Aynı sıradaki rehin alacaklıları ise sıralarına düşen alacağı alacakları oranında
paylaşırlar. Alacağını tamamen alamamış alacaklıya kesin rehin açığı belgesi verilir
628
.
Aynı alacak üzerinde birden fazla rehnin kurulması halinde bu rehinler kuruluş
tarihlerine göre sıra alırlar (TMK.m.948/2)
629
. Aynı tarihte kurulan rehin hakları aynı
sırayı paylaşırlar. Müstakbel alacakları güvence altına alan rehin hakkı sırasını alacağın
doğduğu değil, rehin hakkının kurulduğu tarihe göre alır
630
. Rehin hakkının kurulduğu
tarih alacağın ve hakkın niteliğine göre rehnin kurulması için aranan kurucu işlemin
yapıldığı tarih olarak kabul edilir. Bu nedenle, hak ve alacakların rehninde, alacağın sırası
alacağın doğduğu tarihe göre değil, rehin sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihe göre
belirlenir
631
. Hak ve alacak rehninde kabul edilen sıra sisteminde taşınmaz rehninde kabul
edilen sabit derece sistemi ve boş dereceye ilerleme uygulamasına benzer bir uygulama
bulunmamaktadır. Bir sıra boşaldığında sonra gelen rehin hakları kendiliğinden boşluğu
dolduracak şekilde ilerler. Hak ve alacakların sırasını düzenleyen kanun hükmü emredici
628
Sirmen, Alacak Rehni, s.107; Özer, Mevduat Rehni, s.37.
629
“(…) Menkul mal üzerinde birden fazla kişi lehine rehin kurulmuş olması halinde, bu alacaklıların alacaklarını
rehin tarihine göre öncelikli alacakları (…)” bkz. Yarg. 19.HD, T. 08.06.2000, E.3122, K.4508.
630
Sirmen, Alacak Rehni, s.107.
631
Doğan, F.C., Bankacılık Uygulamasında Mevduat Rehni, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018, http://tez.yok.gov.tr
(22 Ekim 2018), s.30.
165
nitelikte olmadığından tarafların hak ve alacak rehninin sırasını düzenlemeleri
mümkündür.
Rehin alacaklıları kendi aralarında rehin verenin de katılımı ile sıralarını
değiştirebilir. Üst sıraya geçecek alacağın tutarının alt sıraya geçecek alacaktan fazla
olması halinde, diğer sıralardaki rehin alacaklılarının bu duruma katlanma yükümlülüğü
bulunmamaktadır
632
. Son olarak, uygulamada kullanılan hesap rehin sözleşmelerinde
hatalı olarak hesap rehni için “derece” ifadesinin kullanıldığını belirtmek isteriz. Hesap
rehin sözleşmelerinde derece ifadesinin terk edilmesi ve sıra ifadesinin tercih edilmesi
yerinde olacaktır.
VI. PROJE FİNANSMANINDA AÇILAN PROJE HESAPLARI,
İŞLEYİŞLERİ VE REHNE KONU OLMALARI
Proje finansmanında projenin aşamasına (inşaat dönemi veya faaliyet dönemi)
ve kurgulanan teminat paketine göre ihtiyaç duyulan hesap yapısı değişkenlik gösterir.
Bu nedenle, proje hesapları başlığı altında standart ve sayılı bir liste verilmesi mümkün
değildir. Ancak, proje finansmanında hesap yapısını somutlaştırmak ve hangi hesapların
hangi nedenlerle rehnedildiğini veya hangi nedenlerle rehnedilmediğini açıklamak için
sıklıkla karşılaşılan proje hesaplarına değinmek gerekir.
Uygulamada rehin, bloke ve rezerv terimlerinin hatalı olarak kullanıldığını
belirtmek isteriz. “Bloke” ve “Rezerv” terimleri hukuki olmayan ve münhasıran
operasyonel uyarı fonksiyonu olan sistemsel terimlerdir
633
. Örnekle somutlaştırmak
gerekirse, bir hesabın rehinli olduğunu veya hesaba haciz geldiğini veya hesaba tedbir
konulduğunu sistemde göstermek için hesaba bloke konulur
634
.
Yine hesapta herhangi bir takyidat olmamasına rağmen operasyonel ihtiyaçlar
veya hesap sahibinin talebi ile hesaba rezerv konulması ve hesabın dondurulması
mümkündür. Sonuç olarak, her blokeli hesap veya rezervli hesap rehinli değildir. Buna
karşın, her rehinli hesap, blokeli veya rezerv olarak kurgulanır. Bir hesabın bloke veya
632
Sirmen, Alacak Rehni, s.107.
633
TEKİNALP, hesap sahibinin kanundan, sözleşmeden veya bir idari karardan kaynaklanan nedenlerle üzerinde
tasarrufta bulunamadığı hesabı “bloke hesap” olarak tanımlamaktadır. Tekinalp, s.447.
634
Kaplan, Banka Sözleşmeleri, s.166.
166
rezerv olduğu görüldüğünde, bloke veya rezerv işleminin nedeninin kontrol edilmesi ve
rehin açıklamasının görülmesi halinde, hesabın rehinli olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Aşağıdaki hesaplar uygulamada karşılaşılan proje finansmanlarından hereketle
belirlediğimiz ve özellikle üzerinde durulması gerektiğini düşündüğümüz proje
hesaplarıdır.
A. KREDİ KULLANDIRIM HESABI
Kredi kullandırım hesabı en yalın haliyle, kullandırılacak kredinin yatırılacağı
hesap olarak tanımlanabilir. Proje finansmanında kredi belli bir amaca özgülendiğinden
kredi tutarı kredi alanın serbest kullanımına bırakılmamalıdır. Bu nedenle, kredi
kullandırım hesabının kredi veren(ler) lehine rehnedilmesi ve münhasıran kredi
veren(ler)in (rehin alan(lar)ın) kontrolünde olması gerekir. Refinansman kredilerinde
vadesiz olarak açılan bu hesap, hak edişe göre kullandırım yapılan proje kredilerinde
vadeli olarak açılır ve hesaba faiz işletilir
635
. Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin
müdahalesine (haciz gibi) kapattığı için tutarın amacına uygun kullanılmasına da hizmet
eder.
B. GELİRLER HESABI
Daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere proje finansmanını diğer kredilerden
ayıran en önemli özellik kredinin proje gelirleri ile geri ödenmesidir. Bu nedenle, proje
finansmanında projenin yarattığı gelirlerin ve kredi alanının nakit akışının kontrolü
gerekir. Kural olarak, projenin yarattığı gelir ve ticari olarak mutabık kalınmışsa kredi
alanın üçüncü şahıslardan olan her türlü alacağı kredi veren(ler) tarafından temlik alınır.
Ayrıca, kredi alanın nakit akışını kontrol etmek için nakit akış protokolü akdedilir.
Böylelikle, nakit yönetimi ürünleri de sisteme dahil edilerek kapalı devre nakit akışı
kurgusu oluşturulur.
635
Kredi Kullandırım Hesabının işleyişi, hesabın vadeli veya vadesiz açılması ve hesaba faiz işletilmesi meseleleri özel
arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan hesap rehin
sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
167
Gelirler hesabını, temlikli alacakların geleceği ve kredi alanın nakit akışının
geçeceği hesap olarak tanımlayabiliriz. Kredi alan, kural olarak kredi sözleşmesi
tahtındaki tüm borç ve yükümlülükleri usulüne uygun olarak ifa edilinceye kadar, tüm
nakit akışını ve gelirlerini bu hesaptan geçirir. Kredi alanın birden fazla para birimi
üzerinden alacağı olması halinde, her alacağın para birimi için ayrı gelirler hesabı açılır.
Gelirler hesabının vadeli hesap olarak açılması ve hesaba faiz işletilmesi uygun olur.
Kredi alanın faaliyetlerini devam ettirebilmesi ve hatta kredi borcunu geri
ödeyebilmesi için gelirler hesabından çıkış yapılması kaçınılmazdır. Diğer taraftan,
rehinli tutarın rehin verenin menfaatine kullanılması ve sürekli hareket görmesi rehnin
geçerliliğini tartışmalı hale getirecektir. Bu nedenle, gelirler hesabı üzerinde rehin tesis
edilmemesi gerekir. Ancak, bu hesabın kontrolünün sağlanması gerektiği de açıktır. Bu
nedenle, hesaba yapılacak girişlerin ve hesaptan yapılacak çıkışların taraflar arasında
akdedilecek sözleşmede netleştirilmesi doğru olur.
Yukarıda belirttiğimiz üzere, ticari mutabakata göre değişiklik gösterse de kural
olarak: finanse edilen proje ile ilgili kredi alana ödenecek her türlü tutarın, kredi alanın
üçüncü şahıslar nezdindeki her türlü alacağının, kredi alanın tüm nakit akışının ve kredi
alanın tüm cirosunun gelirler hesabına gelmesi gerekir. Proje finansmanı hesap yapısında,
kredi alanın brüt gelirlerinin gelirler hesabından geçeceği kabul edilir
636
. Hesaptan
yapılacak çıkışlara gelince, yine ticari mutabakata göre değişiklik gösterse de kural olarak
hesaptan sırasıyla: vergi, faaliyet giderleri, anapara ve faiz ödemesi (BSRH fonlaması),
denkleştirme tutarı (eğer varsa), izin verilen yatırım harcaması, nakit süpürmesi ve izin
verilen temettü çıkışı yapılır
637
. Çıkış kalemlerinden vergi, faaliyet giderleri, anapara ve
faiz ödemesi (BSRH fonlaması)’nin sırasının değişmemesi gerektiğini belirtmek isteriz.
636
Baragona, K. Overview of Privete Project Financing, 2014. https://www.esmap.org/sites/
esmap.org/files/DocumentLibrary/Katharine_Private%20Project%20Financing_ESMAP%20Renewable%20Energy
%20Training%202014.pdf (24 Eylül 2018), s.35.
637
Wood, P.R. Fixed And Floating Charges, Cambridge Law Journal, V.60, N.3, 2001, https://www.
cambridge.org/core/journals/cambridge-law-journal/article/fixed-and-floating-charges/ 73E6DA3C DAA20BCCA
EE88459D0B6B138 (10 Kasım 2018), s.473.
168
Rehinsiz olarak açılan ve işletilen bu hesabın kredi veren lehine şarta bağlı
olarak rehnedilmesi uygun olacaktır. Somutlaştırmak gerekirse, kredi sözleşmesi
uyarınca temerrüt hali oluştuğunda, gelirler hesabına haciz veya tedbir konulduğunda,
gelirler hesabı üzerinde üçüncü şahıslar lehine herhangi bir tutarla ve herhangi bir
nitelikte ayni veya şahsi hak tesis edildiğinde, kredi alanın iflası veya iflas ertelenmesi
talebi olduğunda ve kredi alanın konkordato ilan etmesi halinde, gelirler hesabının kredi
veren lehine rehinli olduğunun hesap rehin sözleşmesinde düzenlenmesi yerinde olur.
C. BORÇ SERVİSİ REZERV HESABI (BSRH)
Borç Servisi Rezerv Hesabı, kredinin anapara ve faiz ödemelerinin fonlanması
için kullanılmaktadır. Borç Servis Rezerv Hesabı projenin nakit akışının kontrolünü
sağlayan hesaplardan biridir
638
. Ticari mutabakata göre değişiklik gösterse de genellikle
BSRH içinde bulunulan döneme (son anapara ve/veya faiz ödeme günü ile bir sonraki
anapara ve/veya faiz ödeme günü arasındaki dönem) ilişkin ödenmesi gereken toplam
anapara ve faiz tutarlarına tekabül eden meblağın gelirler hesabından aktarılması suretiyle
fonlanır. BSRH, içinde bulunulan döneme ilişkin ödenmesi gereken anapara ve faiz tutarı
kadar meblağa ulaştığında fonlanmış kabul edilir. BSRH’nın fonlama süresi ve
fonlamanın eşit olup olmayacağı gibi hususlar ticari mutabakatla belirlenir
BSRH’de bulunan tutar kredi anapara faiz ödemesinde kullanılacağından
hesabın kredi alanın serbest kullanımına bırakılmaması gerekir. Bu nedenle, BSRH
üzerinde kredi veren lehine rehin tesis edilmesi, hesabın vadeli hesap olarak açılması ve
hesaba faiz işletilmesi uygun olur
639
. Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin
müdahalesine (haciz gibi) kapattığı için tutarın amacına uygun kullanılmasına da hizmet
eder.
638
EPEC The EPEC PPP Guide, 2015. http://www.eib.org/epec/g2g/annex/1-project-finance (24 Eylül 2018).
639
BSRH’nın amacı ve işleyişi özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin sözleşmeleri incelenerek
derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri verilmemektedir.
169
D. NAKİT KARŞILIK HESABI
Kredi kullandırım koşulları arasında belli bir meblağda mevduatın kredi vadesi
boyunca veya ticari olarak mutabık kalınan başka bir şart yerine getirilene kadar rehinli
tutması kararlaştırılmış olabilir
640
. Teminat olarak getirilecek mevduatın yatırılacağı
hesabı nakit karşılık hesabı olarak tanımlayabiliriz. Hesabın teminat fonksiyonunu
olduğundan kredi veren lehine rehnedilmesi kaçınılmazdır. Nakit karşılık hesabının
vadeli hesap olarak açılması ve hesaba faiz işletilmesi uygun olacaktır. Proje
finansmanında nakit karşılık genellikle köprü teminat
641
olarak karşımıza çıkar. Rehin,
hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin müdahalesine (haciz gibi) kapattığı için tutarın amacına
uygun kullanılmasına da hizmet eder.
E. TEMETTÜ REZERV HESABI
Temettü ödemesi yapılmasına karar verilmiş olması halinde, temettü ödemeleri
gelirler hesabından yapılır
642
. Uygulamada, temettü ödemeleri gelirler hesabından
temettü rezerv hesabına yapılır. Bu nedenle, temettü rezerv hesabı, kredi sözleşmesinde
kararlaştırılan temettü ödeme koşulları gerçekleşene kadar, gelirler hesabından temettü
için ayrılan tutarın transfer edildiği hesap olarak tanımlanabilir. Temettü rezerv hesabının
kendisinden beklenen menfaati sağlayabilmesi için hesabın üçüncü şahısların
müdahalelerine (haciz gibi) kapalı olması gerekir. Bu nedenle, temettü rezerv hesabı
üzerinde kredi veren lehine rehin tesis edilmesi, hesabın vadeli hesap olarak açılması ve
hesaba faiz işletilmesi uygun olur. Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin müdahalesine
(haciz gibi) kapattığı için tutarın amacına uygun kullanılmasına da hizmet eder.
640
Nakit karşılık hesabının amacı ve işleyişi özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin sözleşmeleri
incelenerek derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje isimleri
verilmemektedir.
641
Alınması planlanan esas teminat tesis edilene kadar alınan geçici teminata bankacılık uygulamasından köprü teminat
denilmektedir.
642
Dentons. A Guide to Project Finance, 2016, s.72.
170
F. ÖZKAYNAK TAAHHÜDÜ HESABI
Proje finansmanında kredi ihtiyacının tamamı kredi veren(ler) tarafından
karşılanmaz. Proje için yapılacak yatırım harcamasının bir kısmının kredi alanın öz
kaynağı ile karşılanması kuraldır. Kredi kullandırım koşulları arasında belli bir tutarda öz
kaynak taahhüt edilmesi ve söz konusu öz kaynağın kredi veren nezdindeki hesaplara
getirilmesi yer alabilir. Öz kaynak taahhüt hesabına getirilen tutarın kredi alanın serbest
kullanımına bırakılmaması gerekir. Bu nedenle, öz kaynak taahhüdü hesabı üzerinde
kredi veren(ler) lehine rehin tesis edilmesi, hesabın vadeli hesap olarak açılması ve
hesaba faiz işletilmesi uygun olur. Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin müdahalesine
(haciz gibi) kapattığı için tutarın amacına uygun kullanılmasına da hizmet eder
643
.
G. NAKİT FAZLASI SÜPÜRME HESABI
Ticari mutabakata göre değişiklik gösterse de kural olarak gelirler hesabındaki
nakit fazlası mali yılın sonunda süpürülür (cash sweep). Yine ticari mutabakata göre
değişiklik gösterse de kural olarak nakit fazlası olarak süpürülen tutan son kredi ana para
faiz tutarından düşülür veya kredi taksitlerine eşit olarak yansıtılır. Bu hesabın
fonksiyonunu yerine getirebilmesi için kredi alanın serbest kullanımıma bırakılmaması
gerekir. Bu nedenle, nakit fazlası süpürme hesabı üzerinde kredi veren lehine rehin tesis
edilmesi, hesabın vadeli hesap olarak açılması ve hesaba faiz işletilmesi uygun olur.
Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin müdahalesine (haciz gibi) kapattığı için tutarın
amacına uygun kullanılmasına da hizmet eder
644
.
H. YATIRIM HARCAMASI HESABI
Yatırım harcaması hesabı, kredi sözleşmesindeki mali taahhütleri ifa etmek
amacıyla getirilen öz kaynak veya hissedar kredilerinin yatırılacağı hesabı ifade eder.
Yatırım harcaması hesabına gelen tutarın amacına hizmet edebilmesi için kredi alanın
serbest kullanımına bırakılmaması gerekir. Bu nedenle, yatırım harcaması hesabı
643
Özkaynak Taahhüdü Hesabının amacı ve işleyişi özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin
sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
644
Nakit Fazlası Süpürme Hesabının amacı ve işleyişi özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin
sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
171
üzerinde kredi veren(ler) lehine rehin tesis edilmesi, hesabın vadeli hesap olarak açılması
ve hesaba faiz işletilmesi uygun olur. Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin
müdahalesine (haciz gibi) kapattığı için tutarın amacına uygun kullanılmasına da hizmet
eder
645
.
I. BAKIM ONARIM REZERV HESABI
Bakım onarım rezerv hesabı, kredi vadesi boyunca proje konusu varlıkların
ihtiyaç duyacağı yıllık bakım ve onarım maliyetlerinin karşılanması için belli meblağda
nakdin tutulduğu hesabı ifade eder. Bakım onarım rezerv hesabı özellikle periyodik
olarak bakım ve onarım gerektiren enerji santrali ve otel projelerinde kullanılmaktadır.
Ticari mutabakata göre değişiklik gösterse de kural olarak yıl içinde yapılan bakım ve
onarımlar maliyetleri nedeniyle azalan hesap bakiyesi gelirler hesabından fonlanır.
Bakım onarım rezerv hesabındaki tutar münhasıran projenin bakım ve onarım
maliyetlerin karşılamak için kullanılacağından, kredi alanın serbest kullanımına
bırakılmamalıdır. Bu nedenle, bakım onarım rezerv hesabı üzerinde kredi veren(ler)
lehine rehin tesis edilmesi, hesabın vadeli hesap olarak açılması ve hesaba faiz işletilmesi
uygun olur. Rehin, hesaptaki tutarı üçüncü kişilerin müdahalesine (haciz gibi) kapattığı
için tutarın amacına uygun kullanılmasına da hizmet eder
646
.
645
Yatırım Harcama Hesabının amacı ve işleyişi özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin
sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
646
Bakım Onarım Rezerv Hesabının amacı ve işleyişi özel arşivimizde yer alan farklı projlere ilişkin hesap rehin
sözleşmeleri incelenerek derlenmiştir. Anılan hesap rehin sözleşmelerinde yer alan gizlilik maddeleri nedeni ile proje
isimleri verilmemektedir.
172
VII. ALACAK REHNİNİN SONA ERMESİ
Bu başlık altında, alacak rehninin sona ermesi hallerine tezimizin amacını
aşmayacak ölçüde değinilecektir. Alacak rehninin iki şekilde sona erdiğii söyleyebiliriz.
Bunlardan ilki, alacak rehninin temin ettiği alacağa bağlı olarak sona ermesi ikincisi ise
rehin hakkının doğrudan sona ermesidir. Bu nedenle, alacak rehnini sona erdiren nedenler
aşağıda bu iki ana gruba ayrılarak incelenecektir.
A. ALACAK REHNİNİN TEMİN ETTİĞİ ALACAĞA BAĞLI OLARAK
SONA ERMESİ
1. REHİNLE TEMİN EDİLEN ALACAĞIN SONA ERMESİNİN REHİN
HAKKINA ETKİSİ
Rehin hakkı alacağa bağlı bir hak olduğundan, rehinle teminat altına alınan
alacağın sona ermesi halinde, kural olarak rehin hakkı da sona erer. Bu nedenle, alacağın
ifa, ibra, yenileme, alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi, ifanın imkansızlığı ve takas
gibi nedenlerle sona ermesi halinde, rehin hakkının da sona erdiği kabul edilir
647
.
2. BORÇTAN ŞAHSEN SORUMLU OLMAYAN REHİN VERENİN
İFASININ REHİN HAKKINA ETKİSİ
Rehinle teminat altına alınan alacağın borçlu tarafından ödenmesi halinde, rehin
hakkı sona erecektir. Diğer taraftan, alacağın borçtan şahsen sorumlu olmayan rehin
veren tarafından ödenmesi halinde alacak hakkının sona ermeyeceği kabul edilmektedir.
Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehin verenin yaptığı ödeme, rehnin paraya çevrilmesini
engelleyecektir. Bu halde, borçtan şahsen sorumlu olmayan ve borcu ödeyen rehin veren
alacaklının haklarına halef olacaktır (TBK.m.127)
648
. Bu noktada, taşınır rehninde
dolayısıyla alacak rehninde malik lehine rehin müessesesi tanınmadığı için rehin hakkının
sona ereceğini belirtmek isteriz
649
.
647
Özer, s.93; Sirmen, Alacak Rehni, s.109; Çakırca, s.82.
648
Özer, s.93.
649
Sirmen, Alacak Rehni, s.110.
173
3. REHİNLE TEMİN EDİLEN ALACAĞIN ZAMANAŞIMINA
UĞRAMASININ REHİN HAKKINA ETKİSİ
Bilindiği üzere, bir alacağın teminat altına alınması için taşınır rehni kurulması
halinde, taşınır rehni zamanaşımının işlemesini engellemez. Ancak, alacaklının hakkını
rehinden alma yetkisi devam eder (TBKm.159). Kanun Koyucu, taşınır rehni ile teminat
altına alınan alacağın zamanaşımına uğraması halinde, rehin alacaklısının rehnin paraya
çevrilmesi yoluna başvurabileceğini ve alacağını teminatı paraya çevirerek tahsil
edebileceğini kuralını benimsemiştir
650
.
B. REHİN HAKKININ DOĞRUDAN SONA ERMESİ
1. REHNEDİLEN ALACAĞIN SONA ERMESİ
Alacak hakkının sona ermesi halinde, rehin hakkı da sona erecektir
651
. Bu
noktada, özellik arz eden bazı durumlara değinmek isteriz. Bilindiği üzere, borcu doğuran
işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle
bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan
kaldırılabilir. Başka bir deyişle, bir borcun alacaklısı ve borçlusu arasında yapılacak bir
bir ibra anlaşması ile sona erdirilmesi mümkündür. Ancak, alacak rehni söz konusu
olduğundan ibra nitelik arz eder. Rehinle teminat altına alınan alacağın ibra ile sona
erdirilmesi halinde, rehinde sona erecektir. Olası bir ibra işlemi nedeniyle hakları
tehlikeye girecek taraf ise başta rehin alacaklısıdır
652
. Bu nedenle, hesap rehni ile alacağı
teminat altına alınan alacağın borçlusu banka tarafından ibra edilmek istenildiğinde; rehin
hakkı sahibi olan alacaklının bilgilendirilmesi yerinde olur
653
.
Rehinden haberdar olan üçüncü kişi borçlu rehin hakkı sahibinin rızasını
almadan rehin verene ödeme yapabilir ve bu halde, borcundan kurtulur. Buna karşın,
rehin hakkı sahibine karşı sorumluluğu devam eder
654
.
650
Özer, s.93; Sirmen, Alacak Rehni, s.109.
651
Özer, s.94; Doğan, s.77; Sirmen, Alacak Rehni, s.111.
652
Özer, s.94.; Çakırca, s.83.
653
Özer, s.94.
654
Özer, s.94.
174
2. REHİN HAKKINDAN VAZGEÇME
Senede bağlanmamış rehin hakları için rehin hakkı sahibinin tek taraflı irade
beyanı ile rehinden vazgeçebilir
655
. Bu nedenle, hesap rehni rehin hakkı sahibinin
hakkından feragat etmesi ile sona erer. Feragatin ispat açısından yazılı olarak yapılması
ve mevduat sahibi tarafından anlam ifade edebilmesi için mevduatı uhdesinde bulunduran
bankaya bildirilmesi gerekir. Bu noktada, rehin hakkından feragatin münhasıran rehin
hakkını sona erdirdiğini özellikle belirtmek isteriz. Rehin hakkından feragat edilmesi,
alacak hakkını sona ermesine neden olmaz
656
.
3. BORCUN NAKLİ
Borcun naklinde rehinle teminat altına alınan alacağın borçlusu değişir. Buna
karşın, alacaklı rehin hakkını muhafaza eder
657
. Ancak, rehin borçlu dışında bir üçüncü
kişi tarafından verilmişse ve rehin veren üçüncü kişi borcun nakline muvafakat etmemişse
rehin sona erer (TBK.m.198)
658
.
4. SÜRENİN DOLMASI VE BOZUCU ŞARTIN GERÇEKLEŞMESİ
Rehin hakkı, rehin sözleşmesinde belli bir süreye veya bozucu şarta bağlı olarak
kurulabilir. Rehin sözleşmesinde belirlenen sürede veya bozucu şart gerçekleşene kadar
rehnin paraya çevrilmesi talebi yapılmamışsa rehin sona erer
659
.
5. REHİNLE TEMİN EDİLEN ALACAĞIN ALACAKLISI İLE
REHNEDİLEN ALACAĞIN ALACAKLISI SIFATLARININ
BİRLEŞMESİ
Rehinle temin edilen alacağın alacaklısı ile rehnedilen alacağın alacaklısı
sıfatlarının aynı kişide birleşmesi mümkündür. Bu halde, kişi hem rehinle temin edilen
alacağın hem de rehnedilen alacağın sahibi olur. Lehine hesap rehni tesis edilen rehin
hakkı sahibinin herhangi bir nedenle hesaba malik olması halinde, alacaklı ve borçlu
sıfatları birleşecek ve rehin sona erecektir. Bilindiği üzere, bir kimsenin kendi
mülkiyetinde bulunan taşınır üzerinde rehin hakkı sahibi olması mümkün değildir
660
.
655
Sirmen, Alacak Rehni, s.111; Çakırca, s.88.
656
Özer, s.93; Doğan, s.77; Eskiocak, s.184.
657
Özer, s.96; Doğan, s.78; Sirmen, Alacak Rehni, s.112.
658
Özer, s.96; Doğan, s.78; Sirmen, Alacak Rehni, s.112; Çakırca, s.89.
659
Özer, s.96; Doğan, s.78; Sirmen, Alacak Rehni, s.112.
660
Sirmen, Alacak Rehni, s.112; Eskiocak, s.181.
175
Taşınır rehni için kabul edilen bu kural bir taşınır rehni türü olan alacak rehni için de
geçerlidir
661
. Ancak, rehnin teminat altına aldığı alacağı kazanan kişinin rehin hakkının
devam etmesinde korunmaya değer bir menfaatinin olması (örneğin rehinli taşınır
üzerinde sonra gelen sırada rehinler olması gibi) halinde, istisna olarak rehnin devam
edeceği kabul edilir
662
.
6. REHNİN ZİLYEDLİĞİNİN KAYBEDİLMESİ
Teslime bağlı taşınır rehninde rehnin kurulması rehin konusun zilyedliğinin
rehin alana devredilmesi esasına dayanır. Yine, rehin hakkının hüküm ve sonuçlarını
doğurabilmesi için rehinli şeyin zilyedliğinin rehin alan tarafından muhafaza edilmesi
gerekir. Taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü
kişiden geri alamaz hale gelmesi halinde rehnin sona erer (TMK.m.943/1)
663
.
Bu noktada, rehnin hangi hallerde askıda kalacağınına da değinmek gerekir.
Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hakimiyeti altında bulunduğu sürece
rehnin hükümleri askıda kalır(TMK.m.943/2). Rehinli hesapların kontrolünün rehin
verene bırakılması ve rehinli hesaplardan çıkış yapılması hususlarını yukarıda Hesap
Rehninde Rehinli Hesaptan Çıkış Yapılması ve Hesabın Kullanımının Rehin Verene
Bırakılması başlığı
664
altında değerlendirdiğimiz için bu başlık altında tekrardan
kaçınmak adına ikinci bir değerlendirme yapmadığımızı belirtmek isteriz.
7. REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ
Rehnin paraya çevrilmesi alacak rehninin sona erme hallerinden biridir. Rehnin
paraya çevrilmesi yoluyla alacaklı alacağına kavuşacak ve öylelikle alacak hakkı sona
erecektir. Buna paralel olarak, fer’i hak niteliğindeki alacak hakkı da rehinle birlikte sona
erecektir. Hesap rehninde, rehnin paraya çevrilmesi diğer taşınır rehinlerinin paraya
çevrilmesinden farklılık arz eder. Rehin hakkı sahibinin rehinli hesabı nezdinde tutan
banka olması halinde, düzensiz rehin konusu gündeme gelecektir. Rehin alacaklısı banka
üzerinde rehin tesis etmiş olduğu mevduatın aynı zamanda sahibi olacaktır. Bu nedenle,
661
Sirmen, Alacak Rehni, s.112.
662
Özer, s.96; Doğan, s.79; Sirmen, Alacak Rehni, s.113; Çakırca, s.89-90; Eskiocak, s.182.
663
Doğan, s.77; Sirmen, Alacak Rehni, s.113.
664
IV. Hesap Rehninde Rehinli Hesaptan Çıkış Yapılması ve Hesabın Kullanımının Rehin Verene Bırakılması başlığı
için bkz. Üçüncü Bölüm, IV.
176
paraya çevrilecek bir alacağın olmayacağı açıktır
665
. Ayrıca, hesap rehninde alacağın
niteliği para olduğundan paraya çevrilecek bir taşınır olmayacaktır
666
.
Rehin alanın banka dışında üçüncü bir şahıs olması halinde, rehnedilen alacağın
takasa konu olması mümkündür. Eğer, rehin alan rehin veren tarafından alacağı tahsile
yetkilendirilmiş ise kendisine rehnedilen alacağı üçüncü kişi borçludan tahsil edebilir
667
.
Bununla birlikte, rehin veren rıza gösterdiğinde üçüncü kişi borçlunun rehinli alacağı
rehin alacaklısına ödemesi de mümkündür. Bu hallerde, rehin alan rehin verene karşı
uhdesinde buluna rehinlin alacak nedeniyle borçlu hale gelecektir. Rehin alanın alacağı
eğer muaccel ise borç takasa uğramış olacaktır. Takas ile rehinle teminat altına alınan
alacağın son bulması halinde, rehin hakkı da sona erecektir
668
.
665
Doğan, s.82.
666
Doğan, s.77.
667
Özer, s.103 Sirmen, Alacak Rehni, s.118.
668
Özer, s.103.
177
SONUÇ
Tez çalışması sırasında arz ve izah edilen tüm hususları hukuki gerekçeleri ile
sonuç bölümünde yansıtmamız mümkün olmasa da tezimizde odaklanılan ve tarafımızca
önemli kabul edilen bazı hususları ve temel ilkeleri ana hatlarıyla şu şekilde belirtebiliriz:
TEZİMİZİN BİRİNCİ BÖLÜMÜNE İLİŞKİN DEĞİNİLMESİ
GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ HUSUSLAR
1. Proje finansmanı en yalın haliyle, yatırım projelerini finanse etmek amacı ile
kaynak sağlayanların kredi geri ödemesi ve sermaye karlılığı hesaplamalarında kredi
alanın kredibilitesini değil, projenin yarattığı nakit akışını esas aldığı ve kredi alanın
hissedarlarının finansal desteğinin olmadığı veya sınırlı olduğu (“nonrecourse loan”)
finansman kaynağı yaratılması şeklinde tanımlanabilir. Proje finansmanından söz
edebilmek için proje varlıklarının ve nakit akışının izole edilmiş olması ve kredi alanın
hissedarlarının projeyi finansal olarak desteklememesi veya sınırlı olarak desteklemesi
gerekir.
2. Proje finansmanının konusu genellikle belli bir büyüklüğün üzerindeki yeni
bir projenin finansmanıdır. Uygulamada, belli büyüklüğün üzerindeki projelerin
finansman ihtiyacı birden fazla kredi veren tarafından karşılanmaktadır. Uygulamada
özellikle büyük alt yapı, enerji ve sağlık projeleri hacimleri nedeniyle her zaman birden
fazla banka tarafından finanse edilmektedir. İki veya daha fazla kredi veren tarafından
yüksek meblağlı fon ihtiyacı olan borçluya sağlanan, kredi verenlerden birinin
önderliğinde geliştirilen, ortak dokümantasyona sahip olan, kredi verenler için benzer
nitelikte hüküm ve koşullar içeren ve ortak temsilci kullanılan kredi türü sendikayon
kredisi olarak tanımlanmaktadır.
3. Sendikasyon kredisi şeklinde hayata geçen proje finansmanlarında kredi veren
bankalar arasındaki ilişkinin ve kredi veren bankalar ile kredi alan arasındaki ilişkinin tek
elden yönetilmesi gerekir. Bu görevi ifa eden ve bu tip işlemlerde öne çıkan taraflardan
biri de kredi temsilcisidir. Kredi temsilcisi müessesesi Türk Hukukunda düzenlenmemiş
ve henüz Türk yargısı önüne gelmemiştir.
178
4. Yine sendikasyon kredisi şeklinde hayata geçen proje finansmanlarında öne
çıkan bir diğer taraf ise teminat temsilcisidir. Sendikasyon kredilerinde tüm Teminat
Sözleşmelerine sadece teminat temsilcisi taraf olur ve teminatlar teminat temsilcisi adına
kurulur. Teminat temsilcisi müessese Türk Hukukunda düzenlenmemiş ve henüz Türk
yargısı önüne gelmemiştir.
5. Palelel borç, birden fazla kredi verenin taraf olduğu kredi sözleşmelerinde
kullanılan bir ifadedir ve Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde trust yapısının
tanınmamasından kaynaklanan boşluğun doldurulması amacıyla ortaya çıkmıştır. Paralel
borçta; kredi alan, kredi sözleşmesinden doğan ve doğacak olan para borcunun tamamını
talep etmesi halinde kredi verenlerden birine ödemeyi taahhüt etmektedir. Kredi Alan,
paralel borç taahhüdünü teminat temsilcisine yapar. Bu düzenleme ile paralel borcun
alacaklısı, kredi sözleşmesi uyarınca kredi verenler tarafından talep edilebilecek tutarın
tamamının kendisine ödenmesi hususunda talep hakkı kazanır. Paralel borç tutarı kredi
sözleşmesinden kaynaklanan borç tutarına eşittir. Paralel borç kredi alanın borç
miktarında değiştirmez. Kredi alan borcunun bir kısmını ya da tamamını kredi verenlere
ya da paralel borç alacaklısına ödeyerek toplam borcundan yaptığı ödeme oranında
kurtulur.
6. Türk Hukukunda paralel borç kavramı düzenlenmediği ve bu konuda herhangi
bir mahkeme kararı olmadığı halde son yıllarda Türk Hukukuna tabi olan kredi
sözleşmelerinde de paralel borç kavramı kullanılmaktadır. Uygulamada genellikle,
paralel borç kavramı sebebi gösterilmeyen borç tanıması (soyut borç ikrarı) müessesesi
üzerinden kurgulanmaktadır. Uygulamada, kredi sözleşmelerine eklenen “Paralel Borç”
tanımları ile kredi alan teminat temsilcisine karşı kredi tutarı ile aynı tutarda soyut borç
tanımasında bulunmaktadır. Paralel borcun soyut borç tanıması üzerinden
kurgulanmasının riskleri: borçlu tarafından teminat temsilcisine karşı yapılan soyut borç
ikrarının geçersizliğinin ileri sürülmesi, teminat temsilcisinin iflas etmesi ve teminat
temsilcisinin soyut borç ikrarından kaynaklanan alacağını üçüncü kişilere devretmesidir.
7. Türk Hukukunda teminatlar asıl borca bağlıdır. Bu nedenle, alacaklı olmayan
bir tarafa teminat verilmesi veya alacaklılardan sadece biri adına ve fakat tamamı
hesabına teminat tesis edilmesinin ne ölçüde geçerli kabul edileceği tartışmalıdır.
179
Teminat temsilcisinin alacaklı konumuna getirilmesi ve teminatı talep etme yetkisine
sahip olabilmesi amacıyla, paralel borç dışında veya bazı hallerde paralel borç ile birlikte
alacaklı teselsülü, üçüncü kişi yararına sözleşme, temsil ve güvenilir kişiye bırakma gibi
Türk Hukukunda tanınan müesseselerden faydalanılıp faydalanılmayacağı uygulamada
tartışılmaktadır. Teminat temsilcisi yapısının üçüncü kişi yararına sözleşme
müessesesine, dolaylı temsil müessesesine veya güvenilir kişiye bırakma müessesesine
dayandırılması anılan müesseselerin kapsamları, amaçları ve özellikleri nedeniyle
mümkün değildir. Alacaklı teselsülü müessesesi teorik olarak teminat temsilisi
müesesesine dayanak olmaya uygundur. Ancak, teminatların tek elden yönetilmesi için
oluşturulan teminat temsilcisi yapısının kendisinden beklenen amacı sağlayabilmesi için
sözleşme metnine eklenecek olan koşullar teselsül ilişkisine zarar verecek ve hatta
teselsülün varlığını tartışmalı hale getirecektir. Teminat temsilcisi yapısının alacaklı
teselsülüne dayandırılması halinde, ilgili başlık altında belirttiğimiz risklerin dikkate
alınması gerektiğini hatırlatmak isteriz.
TEZİMİZİN İKİNCİ BÖLÜMÜNE İLİŞKİN DEĞİNİLMESİ
GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ HUSUSLAR
1. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerde, yap işlet devret modeli ile
hayata geçirilen projelerde (PPP, enerji santrali ve otel projelerinde) sıklıkla üst hakkına
rastlanılmaktadır. Proje finansmanında tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilen üst hakkı
üzerinde kredi veren(ler) lehine taşınmaz ipoteği tesis edilmesi yerleşik bir uygulamadır.
Proje finansmanlarında üst hakkı ipoteği alınmadan önce üzerinde üst hakkı tesis edilen
ana taşınmazın ve tapu siciline ayrı bir sayfaya taşınmaz olarak kaydedilen üst hakkının
takyidat dökümünün talep edilmesi ve her iki taşınmaz üzerindeki tüm takyidatların
belirlenmesi gerekir. Teminat olarak alınması planlanan üst hakkına ilişkin akdedilen
irtifak sözleşmesi incelenmelidir. Taşınmaz olarak tescil edilen üst hakkı üzerinde tesis
edilen ipotek taşınmaz ipoteğinden farklı olarak üst hakkı süresi azaldıkça elden
çıkartılması ihtimali azalan ve değer kaybeden bir ipotektir.
2. Uygulamada, birden fazla kredi veren tarafından sağlanan proje
finansmanında ipotek söz konusu olduğunda kredi verenler ağırlıklı olarak garame ipotek
tesis edilmesini tercih ederler. Teminat temsilcisi müessesesine Türk yargısının yaklaşımı
180
tespit edilemediğinden projenin en önemli teminatı olan ipoteğin sendikasyon
kredilerinde garameten alınmasının isabetli olacağı kanaatindeyiz.
3. Bankalar kredi müşterilerine bir kredi limiti tahsis etmekte ve kredi hesabı
cari hesap olarak çalışmaktadır. Proje finansmanında üst sınır ipoteği alınması yerleşik
ve isabetli bir uygulamadır. Kanun Koyucu İcra ve İflas Kanunu’nun 150/ı maddesinde
belli şartların varlığı halinde, üst sınır ipoteği için de ilamlı takip yapılması yolunu
açmıştır.
4. Proje finansmanında kredi teminatı olarak genellikle: sözleşmeden (elektrik
satış sözleşmeleri, inşaat sözleşmeleri, istisna sözleşmeleri, tedarik sözleşmeleri, kira
sözleşmeleri, işletme sözleşmeleri ve kredi alanın alacaklısı olduğu her türlü sözleşme),
teminat mektubundan ve hedging işlemlerinden (risk giderim işlemlerinden) kaynaklanan
alacaklar devralınır. Proje finansmanında devredilen alacağın teminat vasfının
somutlaşması amacıyla devir borçlusunun teyidi alınması isabetli olur.
5. Ardıl alacak kavramı ülkemizde özellikle proje finansmanlarında (genellikle
borçlunun aldığı hissedar kredilerinde) ve satın alım finansmanlarında karşımıza
çıkmaktadır. Ardıl alacaklılık müessesesinin amacı imtiyazlı (birincil) alacağın
alacaklısının alacağını tahsil etmesini sağlamak ve ardıl alacağın imtiyazlı alacak
tamamen tahsil edilmeden önce ödenmesini engellemektir. Böylelikle, sözleşmesel
olarak imtiyaz tanınan alacağın vadesi boyunca ardıl alacağın ifa edilmesi
engellenmektedir. Uygulamada, Türk Hukukunda tanınmayan ardıl alacak kavramı Türk
Hukukunun tanıdığı müesseseler üzerinden işletilmeye çalışılmaktadır.
6. Alacağın devrinin geçerli olabilmesi için devredilen alacağın bedelinin belli
olması veya belirlenebiliyor olması yeterlidir. Buna karşın, EPİAŞ’ın uygulaması
nedeniyle, EPİAŞ’a yapılan elektrik satışlarından kaynaklanan alacakların devrini
düzenleyen alacağın devri sözleşmesinde bedelin açıkça belirtilmesini gerekmektedir.
Devir tutarının: ana para ve faiz tutarları, komisyon ve kredi ile ilgili diğer alacaklar, kredi
alanın serbest kullanımına bırakılacak tutarlar ve denkleştirmeye konu olabilecek tutarlar
dikkate alınarak marjlı belirlenmesi gerekir.
181
7. EPİAŞ sistem alt yapısı piyasa katılımcısının tüm santrallerinde ürettiği
elektriği tek bir havuzda toplar ve toplam üretimin santral bazında alt kırımlarını takibe
müsait değildir. Birden fazla santrali olan piyasa katılımcılarına proje finansman adı
altında verilen kredilerde elektrik satış gelirlerinin devri özellik arz eder. EPİAŞ üretilen
elektriği santral özelinde değil, piyasa katılımcısı özelinde takip ettiğinden piyasa
katılımcısının taraf olduğu alacağın devri sözleşmelerini tarihine göre sıraya koymakta
ve tüm santrallerden gelen üretimin karşılığı olan geliri ilk alacağın devri sözleşmesinde
belirtilen alacak meblağına kadar ilk alacağın devri sözleşmesinin devralanına
ödemektedir. Piyasa katılımcısının birden fazla santralinin farklı bankalar tarafından
finanse edilmesi halinde, ikinci finansmanı yapan banka diğer bankanın alacağın devri
sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece finanse ettiği santralin ürettiği elektriğin satış
bedelini (devir bedellerini) alamayacaktır. Bu tip proje finansmanlarında en sağlıklı
yöntem santralleri finanse eden bankaların kendi aralarında kredi verenler arası sözleşme
akdetmeleri ve devredilen alacakların ne şekilde paylaşılacağını kurala bağlamalarıdır.
8. EPİAŞ’ın alacağın devri müessesesi ile ilgili özellik arz eden bir diğer
uygulaması da gün öncesi piyasasıdır. Gün öncesi piyasasında, piyasa katılımcıları bir
sonraki gün yapacakları elektrik üretiminin tahmini rakamlarını iletmekte ve tahmini
olarak iletilen üretim rakamının karşılığı olan satış bedelini avans olarak almaktadır.
Günlük avans ödemeleri piyasa katılımcılarına günlük veya aylık olarak ödenebilir.
Günlük avans ödemelerinin aylık ödendiği senaryoda denkleştirme Takasbank nezdinde
mahsuplaşma yoluyla yapılacak ve piyasa katılımcısına elde ettiği gelir aktarılacaktır.
Buna karşın, günlük avans ödemelerinin günlük olarak ödendiği senaryoda denkleştirme
tutarının piyasa katılımcısı tarafından EPİAŞ’a iade edilmesi gerekecektir. Ay sonunda
yapılan fatura kesimi sonrasında denkleştirme tutarı belli olur.
9. Proje finansmanlarında teminat mektubundan doğan alacakların devri
denildiğinde, henüz ödeme talebinde bulunulmamış müstakbel alacakların devri
kastedilmektedir. Teminat mektubundan kaynaklanan alacakların devri halinde, tazmin
talep hakkı muhatapta kalır. Bizim de katıldığımız görüşe göre, tazmin talep hakkı şahsa
sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve başkasına devredilemez.
182
10. Proje finansmanlarında akdedilen hisse rehin sözleşmelerinde özel satış
hükümlerine yer verilmektedir. Başka bir deyişle, uygulamada rehin alana teminata konu
borçlarının tahsil edilmesi için rehinli hisseleri takibe ve İcra ve İflas Kanunu’nda
düzenlenen taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna başvurmaksızın özel satış yolluyla
satma hakkı tanınmaktadır. Proje finansmanlarında hisse rehin sözleşmeleri kredi
kullandırım ön koşulu (condition precedent) olarak akdedildiğinden özel satış hükümleri
henüz borç muaccel hale gelmeden önce kabul edilmiş olur. Özel yoldan satış
hükümlerinin, rehin verenin borç muaccel hale gelmeden önce özel satış hükümlerini
kabul etmesinin olası negatif sonuçlarını minimize edecek ve taraflar arasındaki menfaat
dengesini koruyacak şekilde belirlenmesi gerekir.
11. Özel yoldan satış hükümlerinin lex commissaria yasağı ile bağlantılı değildir.
Şöyle ki, lex commmissoria yasağı borcun vadesinde ödenmemesi halinde, rehin
alacaklısının rehin konusu şeye malik olmasını öngören hükümleri geçersiz kılan bir
ilkedir. Özel satış hükümleri ise hisselerin mülkiyetini rehin alana geçirmemekte sadece
hisse rehninin paraya çevrilmesi usulünü belirlemektedir.
12. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (“TRK”) 28 Ekim 2016 tarihinde
Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TRK:
stokları, ham maddeyi ve müstakbel taşınırları rehnin kapsamına alarak ve şube üzerinde
rehin kurulmasını mümkün kılarak proje finansmanı açısından sorunlu olan hususlara
çözüm getirmiştir.
13. Kredi veren bankalar ipotek alacaklısı veya taşınır rehin alacaklısı oldukları
proje finansmanda rehin konusu malların alacak tutarını karşılayacak şekilde muteber bir
sigorta şirketi tarafından sigortalanmasını, kredi vadesi boyunca sigortanın geçerli ve
yürürlükte olmasını, sigorta poliçesinin tüm riskleri karşılayacak içerikte olmasını ve
nihayet sigorta poliçesinden kaynaklanan alacakların kredi borcunun geri ödenmesinde
kullanılmasını hedeflerler.
183
TEZİMİZİN ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜNE İLİŞKİN DEĞİNİLMESİ
GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ HUSUSLAR
1. Proje finansmanı projenin kendi nakit akışına dayanan bir finansman
modelidir. Bu nedenle, proje gelirleri ile kredi geri ödeme kabiliyetinin sağlanması ve
kredi vadesi boyunca korunması gerekir. Bu korumanın sağlanabilmesi için proje gelirleri
ve giderleri kontrol altında tutulmalıdır. Gelir ve giderlerin kontrolü ise proje hesaplarının
doğru şekilde kurgulanmasına bağlıdır. Hesap kurgusu projenin özelliklerine ve nakit
akışının ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Bu nedenle, proje finansmanı için standart bir
hesap kurgusundan söz edilemez. Her işlemde proje kurgusu farklılık arz edecektir. Proje
hesaplarının kontrol altında tutulması ve proje hesapları arasındaki akışın
şekillendirilmesi ciddi bir finansman kurgusu ihtiyaç duyar. Finansman kurgusunun
doğru çalışabilmesi ise hukuki yapının doğru şekilde kurulmasına bağlıdır.
2. Mevduat müşterinin bankaya karşı alacağı niteliğinde olduğundan, müşterinin
mevduatı TMK.m.954 vd. hükümlerine göre bankaya veya üçüncü kişiye rehnetmesi
mümkündür.
3. Hesap rehninin kendisinden beklenen amaca hizmet edebilmesi için rehin
sözleşmesinin içeriğinin doğru belirlenmesi gerekir. Rehin sözleşmesinde temin edilen
alacağın miktarının açıkça belirtilmesi veya belirlenebilir şekilde düzenlemesi yeterlidir.
Rehin yükünün sınırı net olarak belirlenmelidir. Proje finansmanlarında akdedilen hesap
rehin sözleşmelerinde rehnin tutarının açıkça yazılması tercih edilmemektedir. Buna
karşın, hesap rehin sözleşmesinde rehnin paraya çevrilme anında rehnin değerinin tespit
edilebilmesi için rehni belirlenebilir kılan formüllere yer verilmelidir. Hesap rehin
sözleşmesinde bir rehin tutarı yazılmadığında rehinli hesaba gelen hacizlere verilecek
cevap yazılarında özellikle sendikasyon kredileri için dikkatli davranılmalıdır. Rehin
tutarının tüm sendikasyon bankalarının risk tutarını yansıtacak şekilde belirtilmesi
gerekir.
4. Hesap rehin sözleşmesi şarta bağlı akdedilebilir. Proje finansmanında
akdedilen hesap rehin sözleşmelerinde rehin bazı proje hesapları için yahut tüm proje
hesapları için şarta bağlı kurulmaktadır. Proje finansmanlarında hesap rehninde en sık
184
rastlanılan şartlar, kredi alanın temerrüde düşmesi ve proje hesaplarına haciz veya tedbir
konulmasıdır. Proje finansmanında hangi hesabın rehinli olacağına hangisinin
olmayacağına hesabın amacından ve fonksiyonundan hareketle karar verilmelidir.
5. Rehinli bir hesaptan çıkış yapılmaması veya yapılacak çıkışların rehin
alacaklısının iznine bağlanması gerektiğini ve rehin verene rehinli hesap üzerinde tasarruf
yetkisi tanınmaması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu nedenle, proje finansmanında gelirler
hesabı gibi sürekli işlem yapılan (hareket eden) hesaplar üzerinde rehin kurulmaması
gerekir. Rehinli hesaplar işlem gördüğünde hesap üzerindeki rehin hakkı da
zayıflayacaktır. Bu nedenle, gelirler hesabı gibi hareket görmesi gereken hesaplar
üzerinde geciktiri şarta bağlı rehin tesis edilmesi uygun olur. Böylelikle, şart gerçekleşene
kadar hesap rehinsiz; şart gerçekleşikten sonra ise rehinli olacaktır. Rehin sözleşmesinde
şartın gerçekleşmesinden önceki dönemde hesaba girecek ve hesaptan çıkacak kalemlerin
belirlenmelidir. Böylelikle, proje gelirlerinin ve giderlerinin kontrolü sağlanmış olur.
6. Uygulamada rehin, bloke ve rezerv terimlerinin hatalı kullanılmaktadır.
“Bloke” ve “Rezerv” terimleri hukuki olmayan ve münhasıran operasyonel uyarı
fonksiyonu olan sistemsel terimlerdir. Bir hesabın rehinli olduğunu, hesaba haciz
geldiğini veya tedbir konulduğunu sistemde göstermek için hesaba bloke konulur.
Hesapta herhangi bir takyidat olmamasına rağmen operasyonel ihtiyaçlar veya hesap
sahibinin talebi ile hesaba rezerv konulması ve hesabın dondurulması mümkündür. Sonuç
olarak, her blokeli veya rezerv olan hesap rehinli değildir. Buna karşın, her rehinli hesap
blokeli veya rezerv olarak kurgulanır.
185
KAYNAKÇA
Kitaplar ve Makaleler
Acar, F. Türk İsviçre Medeni Hukukunda Alacaklılar Arası Teselsül, Ankara 2003 (Alacaklılar Arası
Teselsül).
Acar, F. Rehin Hukuku Dersleri, 2.B., İstanbul 2018 (Rehin Hukuku).
Acar, F. Rehin Hukukunda Taşınmaz Kavramı ve Özellikle Belirlilik İlkesi, 2.B., İstanbul 2017.
Acınan, H./Akhisar, İ. Reasürans, 2.B., İstanbul 2016.
Akçay, M.B./ Kasap, M. / Doğuç, T. / Kasap, G. Türev Piyasalar ve Yapılandırılmış Ürünler, 1.B.,
İstanbul 2012.
Akıntürk, T. Eşya Hukuku, 1.B., İstanbul 2009.
Akipek, J. Üst Hakkı Kavramı, Muhtevası ve Niteliği, Ankara 1972.
Akipek, J./Akıntürk, T. Eşya Hukuku, 1.B., İstanbul 2009.
Akipek, J./Akıntürk, T./Ateş, D. Eşya Hukuku, 2.B., İstanbul 2018.
Akyol, Ş. Tam Üçüncü Şahıs Yararına Sözleşme, 1.B., İstanbul 2008.
Akyol, Ş. Türk Medeni Hukukunda Temsil, 2009 İstanbul (Temsil).
Alıcı, Y. Bankacılık Kanunu Şerhi, C.II, 2.B., İstanbul 2017.
Alışkan, M. Hukuki Açıdan Mevduat, MÜİİBFD, C.XV, S.1 (1999), s.11-44.
Antalya, G. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 2.B, İstanbul 2018.
Antalya, G./Acar, F. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, 2.B., İstanbul 2017.
Apak, S. Uluslararası Bankacılıkta Finansal Sistemler, 2.B., İstanbul 1993.
Apaydın, E. Common Law’da Trust Kavramı ve Civil Law’da Trust Alanında Güncel Gelişmeler, Legal
Hukuk Dergisi, C.14, S.160, Y.2016, s.1791-1838.
Aral, F./Ayrancı, H. Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 11.B., Ankara 2018.
Aral, V. İnşaat (Üst Hakkı), İstanbul 1962.
Arkan, S. Ticari İşletme Hukuku, 21.B., Ankara 2015.
186
Arkan, S. Ticari İşletme Hukuku, 24.B., Ankara 2018 (TRK).
Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S. İcra ve İflas Hukuku, 1.B, Ankara 2016 (İcra ve İflas).
Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S./ Hanağası, E. İcra ve İflas Hukuku, 4.B, Ankara 2018.
Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S. Medeni Usul Hukuku, 1.B., Ankara 2016.
Arslan, R./Yılmaz, E./Ayvaz, S./Hanağası, E. Medeni Usul Hukuku, 4.B., Ankara 2018.
Aslan, İ.Y./Şenyüz, D. İşletme Hukuku, 4.B., Bursa 2012.
Aslan, İ.Y./Şenyüz, D./Ergün, M. İşletme Hukuku, 3.B., Bursa 2009.
Ayan, M. Eşya Hukuku C.III Sınırlı Ayni Haklar, 8.B., Ankara 2017.
Aybay, A. /Hatemi, H. Eşya Hukuku, 4.B., İstanbul 2014.
Aydoğdu, M./Kahveci, N. Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 3.B., Ankara 2017.
Ayhan, R./Çağlar, H. Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar, 11.B., Ankara 2018.
Ayhan, R./Özdamar, M./Çağlar, H. Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar, 8.B., Ankara 2015.
Bahtiyar, M. Ticari İşletme Hukuku, 7.B., İstanbul 2008 (Ticari İşletme Hukuku).
Bahtiyar, M. Ticari İşletme Hukuku, 19.B., İstanbul 2019 (TRK).
Bahtiyar, M. Kıymetli Evrak Hukuku, 16.B., İstanbul 2018.
Baydak, E. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, 1.B., İstanbul 2018.
Bertan, S. Ayni Haklar Medeni Kanun’un 618-764’üncü Maddelerinin Şerhi, C.2, Ankara 1976.
Beşer, B. Kamu Özel İşbirliği, Bursa 2018.
Bozer, A./Göle, C. Kıymetli Evrak Hukuku, 8.B., Ankara 2018.
Bozkurt, T. Anonim Şirketlerde Pay Devrinin Sınırlandırılması (BAĞLAM), 1.B., İstanbul 2016.
Bozkurt, T. Sigorta Hukuku, 11.B., İstanbul 2018 (Sigorta Hukuku).
Calnan, R. Taking Security, İngiltere 2013.
Cansel, E. Türk Menkul Rehni Hukuku, C.1, Teslim Şartlı Menkul Rehni, Ankara 1967 (Menkul Rehni).
Cansel, E. Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı, Ankara 1961.
Canyürek, M. Müteselsil Borçlulukta İç ve Dış İlişkiler, 1.B, İstanbul 2003.
Çeker, M. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanuna Göre Sigorta Hukuku, 19.B., Ankara 2018 (Sigorta
Hukuku).
Çeker, M. Hukuki Yönüyle Banka Mevduatı, Adana 2004.
187
Çelebican, K.Ö. Roma Eşya Hukuku, 17.B., Ankara 2015.
Çelikel, A. Menkul Eşya Üzerinde Ayni Haklardan Doğan Kanun İhtilafı, İstanbul 1972.
Çetin, S.H. İpotekli Borç Senedi ve İrad Senedi, Ankara 2004.
Çetiner, B. Taşınmaz Teminatı, İstanbul 2015.
Davran, B. Rehin Hukuku, İstanbul 1972.
Dayınlarlı, K. Borçlar Kanunu’na Göre Alacağın Temliki, 4.B., Ankara 2010.
Değirmenci, C. Anonim Ortaklıkta Iskat, 1.B., İstanbul 2006.
Deynekli, A. İflasın Vergi Alacağına Tahsiline Etkisi, Ankara 1999.
Deynekli, A. 4949 Sayılı Kanun’la Değişik İcra ve İflas Kanununa Göre Adi ve Rehinli Alacakların
Sırası, AÜHFD, C.54, S.1, Y.2005, s.192-204.
Deynekli, A./Kısa, S. Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, Ankara 2002 (Sıra Cetveli).
Doğan, V. Banka Teminat Mektupları, 5.B., Ankara 2015.
Donaldson, T. H. Lending in International Commercial Banking, New York 1988 .
Dörtgöz, G.Ö. Bankacılık ve Tapu Sicili Yönünden İpotek, Ankara 2010.
Dural, M./Sarı, S. Türk Özel Hukuku, Temel Kavramlar ve Medeni Kanun’un Başlangıç Hükümleri,
13.B., İstanbul 2018.
Eren, F. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23.B., Ankara 2018.
Eren, F. Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6.B., Ankara 2018 (Özel Hükümler).
Ergüne, M.S. Hukukumuzda Taşınır Rehninin, Özellikle Teslime Bağlı Taşınır Rehnin Kuruluşu,
İstanbul 2002.
Erman, H. Eşya Hukuku Dersleri, 8.B, İstanbul 2018.
Ertaş, Ş. Eşya Hukuku, 13.B., İzmir 2017.
Erten, M.A. Bankacılık Uygulamasında Ticari İşletme Rehni, Ankara 2001.
Esener, T./Güven, K. Eşya Hukuku, 7.B., Ankara 2017.
Eskiocak, A. Teslime Bağlı Taşınır Rehninde Alacaklının Hukuki Durumu, İstanbul 2009.
Evren, Ç.C. Kamu Özel İş Birlikleri, Ankara 2016.
Göksoy, Y.C. Anonim Ortaklıkta Payın Rehni, 1.B., Ankara 2001.
Göle, C. Anonim Ortaklıklarda Nakdi Sermaye Koyma Borcu ve Bu Borcu İfada Temerrüt, BTHAE,
Ankara 1976.
188
Güleryüz, M.T. Legal Aspect of Mitigating Construction Risk in Project Finance, İstanbul 2013.
Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku Özel Hükümler, C.II, 3.B, İstanbul 2014.
Gümüş, M.A. Yeni Türk Medeni Kanunu Hükümleri ile Karşılaştırmalı Olarak Eski Medeni Kanun’un
Üst Hakkına İlişkin Hükümlerinde Üst Hakkı İlişkisinin Tarafları ve İlgilileri İçin Kabul
Edilmiş Tazminat (Bedel) Alacakları ve İpotek Hakları, Ünal Tekinalp’e Armağan, C.II,
İstanbul 2003, s.533-567.
Günal, A.N. Roma Hukukunda Üst Hakkı (Superficies), AÜHFD, C.47, S.1-4, Y. 1998, s.107-110.
Günergök, Ö. Alacağın Devrinde Borçlunun Hukuki Durumu, İstanbul 2014.
Gürdoğan, B. İpoteğin Paraya Çevrilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar
Birliği Yayınları, Ankara 1979.
Gürkan, M.F. Kamu Özel Ortaklığı, Ankara 2014.
Gürses, D. Kredi Teminatı Olarak Üst Hakkı İpoteği, TBB, İstanbul 2011, s.3-17.
Gürses, D. Banka Genel Kredi Sözleşmesi, 2.B., İstanbul 2018.
Gürsoy, K.T. Birden Ziyade Gayimenkulün Aynı Borç İçin İpotek Edilmesi ve Uygulamada Ortaya
Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Ankara 1978.
Gürsoy, K.T./Eren, F./Cansel, E. Türk Eşya Hukuku, 2.B., Ankara 1984.
Gürzumar, O.B. Türk Medeni Hukukunda Üst Hakkı, 2.B., İstanbul 2001.
Haque, M. The Floating Charge as a Security Device, Avustralya 2006.
Hatemi, H./Gökyayla, E. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 4.B., İstanbul 2017.
Helvacı, İ. Borçlar Hukuku Miras Hukuku ve Eşya Hukukuna İlişkin Hukuki Mütalaalar (2000-2010),
1.B., İstanbul 2010.
Helvacı, İ. Türk Medeni Kanunu’na Göre Lex Commissoria Yasağı, 1.B., İstanbul 1997 (Lex
Commissoria).
Helvacı, İ. Sanayi İşletmelerinde Ticari İşletme Rehni Üzerine, İÜHFM, C.LXV, S.1, Y.2007, s.277-
284.
Helvacı, S./Erlüle, F. Medeni Hukuk, 5.B., İstanbul 2018.
Hull, J.C. Options, Futures and Other Derivatives, Pearson Prentice Hall, 2006.
Hurn, S. Syndicated Loans, İngiltere 1990.
İmamoğlu, B. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Üzerine Bir İnceleme, Ankara 2017.
İmregün, O. Anonim Ortaklıklar, 4.B., İstanbul 1989.
İnal, T. Ticari İşletme Hukuku, 2.B., Ankara 2015.
189
İnceoğlu, M. Borçlar Hukukunda Doğrudan Temsil, 1.B., İstanbul 2009.
Kalpsüz, T. Gemi Rehni, 5.B, Ankara 2004.
Kaplan, İ. İnşaat Sektöründe Müşterek İş Ortaklığı (Joint Venture), 3.B., Ankara 2013.
Kaplan, İ. Banka Sözleşmeleri Hukuku, C.I, Ankara 1996 (Banka Sözleşmeleri).
Karabel, G. Ticari İşletme Rehninin Paraya Çevrilmesi, Ankara 2011.
Karahacıoğlu, A.H./Doğrusöz, M.E./Altın, M. Türk Hukukunda Rehin, Ankara 1996.
Karahan, S. Ticari İşletme Hukuku, 26.B., Konya 2014.
Karahan, S./Arı, Z./Bozgeyik, H./Saraç, T./Ünal, M. Kıymetli Evrak Hukuku, 3.B., Konya 2015.
Karaman, B. Roma Hukukunda Rehin Akdi, 1.B., İstanbul 2008.
Karayalçın Y. Taşıma Sigortalarında “All Risks” (Bütün Riskler) Klozu, Sorumluluk ve Sigorta
Hukuku Bakımından Eşya Taşımacılığı Sempozyumu, Bildiriler- Tartışmalar, Sigorta Hukuku
Türk Derneği, Ankara 1984, s. 199-225.
Karlı, Ö. Sebebi Gösterilmeyen Borç Tanıması, 1.B., İstanbul 2008.
Karmış, E. İcrada İflasta Tüketici Hukukunda İpotek Rehin ve Paraya Çevrilmesi, Ankara 2015.
Kayıhan, Ş. Ticari İşletme Rehni, İstanbul 1996.
Kayıhan, Ş. Ticari İşletme Hukuku, 5.B., Ankara 2018 (Ticari İşletme Hukuku).
Kayıhan, Ş./Yasan, M. Ticari İşletme Hukuku, 3.B., Ankara 2015.
Kender, R. Türkiyede Hususi Sigorta Hukuku, 16.B., İstanbul 2017.
Keşli, A.T. PPP Projelerinin Hukuki Rejimi, 1.B., İstanbul 2016.
Kılıçoğlu, A.M. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.B., Ankara 2018.
Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A. Borçlar Hukuku Genel Hükümler,6.B.,
İstanbul 2014.
Korkmaz, H. İflas Masası, 1.B., Ankara 2010.
Kuntalp, E. Ana Para ve Üst Sınır (Maksimal) İpotek Ayrımı, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları,
Ankara 1989 (Anapara ve Üst Sınır).
Kuntalp, E. Lex Commissoria Yasağı Kavramı, Koşulları ve Uygulama Alanı, İnan Kıraç’a Armağan,
İstanbul 1994, s. 151-163 (Lex Commissoria).
Kuntalp, E. Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni, Domaniç’e Armağan, İstanbul 1998, s.293-316.
Kuntalp, E. Medeni Hukuk Açısından İpotekli Borç Senedi, Teori ve Uygulama Açısından İpotekli
Borç Senetleri Sempozyumu, Ankara 1984.
190
Kuntalp, E. İpotek Dereceleri- Boş Derceden İstifa ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye
Bankalar Birliği Yayınları, Ankara 1979.
Kuntalp, E. Aynı Alacak İçin Birden Çok Taşınmazın Rehni, Yiğit Okur’a Armağan, Galatasaray
Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1998, s.265 vd.
Kuntalp, E. Mevduat Kavramı, Bankacılar Dergisi, S.8, Nisan 1992, s.40-43.
Kurt, F. Lex Commissoria (Mülkiyeti Geçirme Yasağı), İBD., C.82, S.1, Y.2008, s.129-153.
Kuru, B. İcra ve İflas Hukuku, 2.B., Ankara 2018 (İcra ve İflas).
Kuru, B. Medeni Usul Hukuku, 2.B., Ankara 2018.
Kuru, B. Bankalardaki Mevduatın ve Diğer Alacakların Haczi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar,
Ankara 1977.
Lextray (yazar belirtilmemiş): İngiliz Hukuku Kaynaklı Trust Hukukukun Temel İlkeleri Trust Hukuku,
1.B., İstanbul 2013.
Makaracı, B. Taşınır Rehni Sözleşmesi, 1.B., İstanbul 2014.
Muşul, T. İcra ve İflas Hukuku Esasları, 6.B., Ankara 2017.
Nomer, H. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16.B., İstanbul 2018.
Nomer, H.N./Ergüne, M.S. Eşya Hukuku, Rehin Hukuku, C.2, 1.B., İstanbul 2016.
Noyan, E. Bankalar Hukuku, Ankara 2002.
Oğuzman, M.K./Barlas, N. Medeni Hukuk Giriş Kaynaklar Temel Kavramlar, 24.B., İstanbul 2018.
Oğuzman, M.K./Öz, T. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 16.B, İstanbul 2016.
Oğuzman, M.K./Öz, T. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.2, 14.B, İstanbul 2018 (Oğuzman/Öz
Genel Hükümler C.2).
Oğuzman, M.K./Seliçi, Ö./Özdemir, S. Eşya Hukuku, 21.B., İstanbul 2018.
Omağ, M.K. Gemi İpoteği ve Sigorta Tazminatı, Prof. Dr. Turhan Esener Armağanı I. İş Hukuku
Uluslararası Kongresi, Ankara 2016, s.353-365.
Öçal, T. Türk Banka Sistemi, Ankara 1973.
Özen, B. İntifa Hakkı, 1.B., İstanbul 2008.
Özer, S. Mevduat Rehni, İstanbul 2016 (Mevduat Rehni).
Özer, T. Taşınmazların Birlikte Rehni, 1.B., İstanbul 2015.
Öztan, B. Medeni Hukukun Temel Kavramları, 42.B., Ankara 2017.
Pekcanıtez, H./Atalay, O/Özkan, M./Özekes, M. İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 5.B., İstanbul 2018.
191
Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M. Medeni Usul Hukuku, 6.B., İstanbul 2018 (Medeni Usul
Hukuku).
Poroy, R./Tekinalp, Ü./Çamoğlu, E. Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, C.I, 13.B., İstanbul 2014.
Poroy, R./Tekinalp, Ü./Çamoğlu, E. Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, C.II, 13.B., İstanbul 2017
(Ortaklıklar Hukuku II).
Poroy, R./Tekinalp, Ü. Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 22.B., İstanbul 2018.
Poroy, R./Yasaman, H. Ticari İşletme Hukuku, 15.B., İstanbul 2015.
Poroy, R./Yasaman, H. Ticari İşletme Hukuku, 17.B., İstanbul 2018 (TRK).
Postacıoğlu, İ.E./Altay, S. Medeni Usul Hukuku Dersler, 7.B., İstanbul 2015.
Pulaşlı, H. Şirketler Hukuku Şerhi, C.II, 3.B., Ankara 2018 (Şirketler Hukuku Şerhi II).
Pulaşlı, H. Şirketler Hukuku Şerhi, C.III, 3.B., Ankara 2018 (Şirketler Hukuku Şerhi III).
Pulaşlı, H. Şarta Bağlı İşlemler ve Hukuki Sonuçları, Ankara 1989.
Pulaşlı, H. Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 5.B., Ankara 2017 (Kıymetli Evrak).
Reisoğlu, S. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 25.B., İstanbul 2014 (Borçlar Hukuku).
Reisoğlu, S. İpoteğin Kapsamı-Hükümleri ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar
Birliği Yayınları, Ankara 1979.
Reisoğlu, S. Medeni Kanun Açısından İpotek İşlemleri ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, TBB,
Ankara 1978.
Reisoğlu, S. Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, 4.B, Ankara 2003 (Teminat Mektubu).
Reisoğlu, S. Banka Teminat Mektupları ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, 2.B., TBB, Ankara
1979 (Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar).
Reisoğlu, S. Sermaye Piyasası Açısından İpotekli Borç Senetleri, Teori ve Uygulama Açısından İpotekli
Borç Senetleri Sempozyumu, Ankara 1984.
Serozan, R. Eşya Hukuku, C.I, 3.B., İstanbul 2014.
Serozan, R. Medeni Hukuk, 8.B., İstanbul 2018 (Medeni Hukuk).
Sirmen, L. Alacak Rehni, Ankara 1990 (Alacak Rehni).
Sirmen, L. Eşya Hukuku, 6.B., Ankara 2018.
Sirmen, L. Türk Özel Hukukunda Şart, Ankara 1992 (Şart).
Sungurbey, İ. Borç İkrarı ve Borç Vaadi, İstanbul 1957.
Şafak, A. Teminat Amaçlı Alacağın Temliki, 2.B, Ankara 2017.
192
Tekinalp, Ü. Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 2009.
Tekinay, S.S. Menkul Mülkiyeti ve Sınırlı Ayni Haklar, C.II, İstanbul 1994.
Tercier, P./Pinhonnaz, P./Develioğlu, H.M. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1.B., İstanbul 2016.
Tesal, R. Banka Hukuku, İstanbul 1980.
Tiftik, M. Türk Hukukunda Vedia Sözleşmeleri, Ankara 2007.
Ulaş, I. Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, 2.B., Ankara 1998.
Ulukapı, Ö. İcra ve İflas Hukuku, 1.B., Konya 2015.
Ulusan, İ. Yeni Türk Medeni Kanunu Ön Tasarısında Yer Alan Yapı (Üst) Hakkına İlişkin Hükümlerin
Değerlendirilmesi, İBD, C.61, S.1-2-3, Y.1987, s.21 vd.
Ustaoğlu, F. Üst Hakkı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınlanmamış Lisans Bitirme Tezi, İstanbul 2003.
Uyumaz, A. Motorlu Taşıt Rehni, 1.B., İstanbul 2012.
Ülgen, H./Helvacı, M./Kendigelen, A./Kaya, A. Kıymetli Evrak Hukuku,10.B., İstanbul 2015.
Ünal, M. Türk Medeni Hukukunda Yapı (Üst) Hakkı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Yayınları, Ankara 1988.
Ünan, S. Türk Ticaret Kanunu Şerhi Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, C.II, İstanbul 2016.
Üstündağ, S. İcra Hukukunun Esasları, 8.B., İstanbul 2004.
von Turh, A. Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, C.1-2, Ankara 1983.
Vurgun, C./Tekkılıç, P./Kebapçı, H.O. Türk Hukukunda Üst Hakkı İpoteği, GSI, N.15, İstanbul 2016,
s.129-144.
Yavuz, C.: Türk İsviçre ve Fransız Hukuklarında Dolaylı Temsil, İstanbul 1983 (Dolaylı Temsil).
Yavuz, C./Acar, F./Özen/B. Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10.B., İstanbul 2014.
Yavuzer, M.F./Ak, G. Türk Hukukunda Paralel Borç Kavramı, GSI, N.14, İstanbul 2016, s.140-152.
Yeşil, M. Tapu İşlemleri, 10.B, İstanbul 2016.
Yıldırım, M.K./Yıldırım, N. İcra ve İflas Hukuku, 7.B., İstanbul 2016.
Yücel, M. Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takibi, 1.B, İstanbul 2010.
193
Online Kaynaklar (Makaleler, Bilgi Bankaları ve İlgili Kurumların Web Sayfaları)
Akansel, G./Demir, K./Mete, İ./Korkmaz, E. Proje Finansmanında Kullanılan Teminatların
Yapılandırılmasına İlişkin Genel Değerlendirme, GSI, 2014 , s.53-65.
http://www.goksusafiisik.av.tr/Articletter/2014_Summer/GSI_Articletter_2014_Summer_Arti
cle5.pdf (09 Şubat 2017).
Aktepe, S. İpoteğin Alacağa Bağlı Hak Olması ve Diğer Özellikleri, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal
Bilimler Dergisi, Y.2007, S.12, s.177-193. https://ticaret.edu.tr/uploads/Kutuphane
/dergi/s12/M00192.pdf (26 Ekim 2018).
Arslanlı, H. Anonim Şirkette Pay ve Pay Sahipliği, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
Y.1958, C.23, S.3-4, s.248-290. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/96276 (03 Kasım
2018).
Baragona, K. Overview of Privete Project Financing, 2014 s.1-37, https://www.esmap.org/sites/
esmap.org/files/DocumentLibrary/Katharine_Private%20Project%20Financing_ESMAP%20
Renewable%20Energy%20Training%202014.pdf (24 Eylül 2018).
Baragona, K. Private Project Financing, 2012, s.1-19, https://esmap.org/sites/default/files/
esmapfiles/ESMAP_IFC_RE_Training_World_Bank_Baragona_I.pdf (24 Eylül 2018).
Barclays Bank v Quistclose LTD (1970) AC 567. https://swarb.co.uk/barclays-bank-ltd-v-quistclose-
investments-ltd-etc-hl-31-oct-1968/ (08 Temmuz 2016).
Boz, S.S. Kamu Özel İşbirliği (PPP) Modeli, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y.2013, C.4,
S.2, s.277-325. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/208295 (22 Ekim 2018).
Bütter, M. Recognation of English Fixed and Floating Charges in German Insolvency Proceedings
Under the New European Regulation on Insolvency Proceedings, Singapore Journal of Legal
Studies, 2002, s.271-301. http://www.jstor.org (14 Temmuz 2016).
Clifford Chance. Recognition of Trust and Parallel Debt Structures, 2011, s.1-3.
https://www.cliffordchance.com/briefings/2011/09/france_recognitionoftrustsandparalleldeb.h
tml (01 Kasım 2016).
Çakır, G. Hisse Rehninde Sıralama Sistemi İle Sonradan Gelen Rehnin Geçerlilik Koşulları, GSI, 2017,
s. 155-166. http:// www.goksusafiisik. av.tr/Articletter /2017_Winter /GSI_Articletter _2017_
Winter_ Article12. pdf (23 Ocak 2019).
Dean, R. Automatic Crystallisation Of A Floating Charge, Law Institute Journal, 1984, s.842-845.
https://www.foleys.com.au/resources/Automatic%20crystallisation%20of%20a%20floating%
20charge_Dean_1984.pdf (4 Şubat 2019).
Dentons. A Guide to Project Finance, 2016, s.1-80. http://www.dentons.com/en/insights/guides-reports-
and-whitepapers/2013/april/1/a-guide-to-project-finance (08 Şubat 2017).
Doğan, F. İpotek Açısından Belirlilik İlkesi, TBBD, 1992(3), s.372-404 (Belirlilik).
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m1992-19923-985 (27 Ekim 2018).
194
Duran, L. Yap İşlet Devret Modeli, AÜSBFD, Y.61, C.46, S.1 -2, s.150-170.
http://ankara.dergipark.gov.tr/download/article-file/38218 (14 Ocak 2019).
EPEC. The EPEC PPP Guide, 2015. http://www.eib.org/epec/g2g/annex/1-project-finance (24 Eylül
2018).
EPİAŞ. Yeni Gün Öncesi Piyasası Kullanıcı Kılavuzu, 2016, https://www.epias.com.tr/wp-content
/uploads /2016 /03/G %C3%96P-KULLANICI-KILAVUZU_V.1.6.pdf (28 Ocak 2019).
EPİAŞ. Alacak Devri (Temliki) Sözleşmesi, 2016, https://www.epias.com.tr/tum-duyurular/alacagin-
temliki-devri-sozlesmesi-duyurusu (28 Ocak 2019).
HCCC Convention On The Law Applicable To Trusts And On Their Recognition, 1992.
http://www.hcch.net/index_en.php?act=conventions.text&cid=59 (08 Temmuz 2016).
Hoffman, S.L. A Practical Guide to Transactional Project Finance: Basic Concepts, Risk Identification
and Contractual Considerantions, The Business Lawyer, V.45, N.1, 1989, s.181-232.
https://www.jstor.org (10 Kasım 2018).
IFC. Project Finance In Developing Countries, N.7, 1999, s. 1-104. www.ifc.org (17 Ekim 2018).
Kaban, İ. Kullanımı Yaygın Olan Teminat Türleri Çerçevesinde Bankalarda Nakdi Krediler İçin
Ayrılacak Özel Karşılıkların Muhasebeleştirilmesi, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari
Bilimler Dergisi, İstanbul 2018, C.29, S.1, s.195-2011.
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/328035 (22 Ekim 2018).
Kazancı Bilgi Bankası www.kazanci.com.
Kocabaş, G. Üçüncü Kişi Yararına Sözleşmede Yararlananın Edimi Ret Hakkı, Marmara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Araştırma Dergisi, Y.2016 , C.22, s.1797-1822.
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/372537 (04 Kasım 2018).
Konuralp, O.E. Alacaklıya Rehni Özel Yoldan Paraya Çevirme Yetkisi Verilmesi, Prof. Dr. Hakan
Pekcanıtez’e Armağan III, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y. 2015, C.1,
Özel Sayı, s.2855-2877. http://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/09/ORHAN-
EMRE-KONURALP.pdf (26 Ekim 2018).
Kuntalp, E. Bağımsız ve Sürekli Sınırlı Ayni Hakların Özellikle Üst Hakkının Taşınmaz Olarak İşlem
Görmesi, TBBD, 1991-4, s.528-551. http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m1991-19914-1000 (26
Ekim 2018).
Lexpera http://www.lexpera.com.
Linklaters. Loan Transfer by Participation (2007), s.10-14. http://www.linklaters.com/pdfs/Insights/
bankingupdate /Dec2007.pdf (02 Şubat 2016).
Linklaters. The Polish Real Estate Guide Edition, 2009 s.1 -162.
http://www.linklaters.com/mwginternal/de5fs23hu73ds/progress?id=FOVOmqaahUUY3Adp
WmRw7nUcRxBZmzsvNwVE9QFzGt4 (12 Nisan 2017).
195
Mawutor, J.K.M/Kwadwo, O. The Role of Project Finance In Contemporary Financing: Theoretical
Perspective, Accounting and Finance Research, V.3, N.4, 1994, s.181-185.
http://www.sciedu.ca/ journal /index. Php /afr /article/view/5870 (23 Ocak 2019).
Mete, C. Taşınır Rehni, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, Özel Sayı-2017,
s.1439-1471. http://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2017/11/38-CANSU-METE.pdf (03
Kasım 2018).
Norton Rose Fulbright. Parallel Debt, 2014. http://www.nortonrosefulbright.com/knowledge
/publications/114756/parallel-debt (08 Temmuz 2016).
Özbilen, A.B. Üst Hakkı İradı ve Bu İradın Ödenmesine İlişkin Alacağın Güvencesi Olarak Kanuni
İpotek, TBB, Y.2016, s.263-310. http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-126-1604 (26 Ekim
2018).
Özsunar, E. Roma Hukukunda Rehin Hakkı (Pignus-Hypotheca), Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, Y.2005, C.7, S.2, s.137-164. http://hukuk.deu.edu.tr/dosyalar/dergiler/
DergiMiz7-2/PDF/ozsunay5.pdf (26 Ekim 2018).
Per Sir W Grant MR in Jones v Gibbons (1804) 407 ve 411. https://indiankanoon.org/doc/552694/
(08 Temmuz 2016).
Pogue, L. Fixed of Floating Charges over Book Debts in England, 2005, V.23, USA, s.419-442.
https://scholarship.law.unc.edu/cgi/viewcontent.cgi?referer=https://www.google.com.tr/&http
sredir=1&article=1193&context=ncbi (27 Ekim 2018).
Public Private Partnership Legal Resource Center. Project Finance- Key Concept, (2016).
https://ppp.worldbank.org/public-private-partnership/financing/project-finance-concepts (14
Temmuz 2016).
Sirmen, L. Yeni Türk Medeni Kanunu’nda Yabancı Para Üzerinden Taşınmaz Rehni Kurulmasına
İlişkin Düzenlemeler, AÜHFD, C.52, S.1, Ankara 2003, s.1-12. (Yabancı Para Rehni)
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/283/2587.pdf (22 Ekim 2018).
Sorge, M. The Nature Of Credit Risk In Project Finance, 2014 s.91 -101.
http://www.bis.org/publ/qtrpdf/r_qt0412h.pdf (14 Temmuz 2016).
The National Archives Trustee Act 2000. http://www.legislation.gov.uk/ukpga/2000/29/contents (08
Temmuz 2016).
Thiele, A. Issues to consider when using security trusteess , 2006, s.9-12
http://www.legal500.com/assets/images/stories/firmdevs/boek15468/issues_to_consider_whe
n_using_security_trustees-def.pdf (08 Şubat 2016).
Tiryaki, F. Taşınmaz Rehni Hukukunda Sabit Dereceler Sistemi ve Hükümleri, ABD., 1996 (4),
s.540-560. http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/1996-4/2.pdf (26
Ekim 2018).
TKGM. Üst Hakkı Konulu Genelgesi, 2010, https://www.tkgm.gov.tr/tr/icerik/201012-sayili-ust-hakki-
konulu-genelge (10 Ekim 2018).
196
Turanboy, K.N. Tasarruf Mevduatı Sözleşmesinin Niteliği, GÜHFD., Y.1997, C.1, S.1, s.254-264.
http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/1_1_14.pdf (26 Ekim 2018).
UNCITRAL Legislative Guide On Secured Transaction, II, N.67, s.1 -598.
https://www.uncitral.org/pdf/english/texts/security-lg/e/09-82670_Ebook-Guide_09-04-
10English.pdf (27 Ekim 2018).
Uysal, Y. Yerel Yönetimlerde Kamu Özel İşbirliği Uygulamalarının İki Yönü: Avantajlar ve
Dezavantajlar, Kent Kültürü ve Yönetimi Hakemli Elektronik Dergi, Y.2017, C.10, S.2, s.237-
261. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/451775 (22 Ekim 2018).
Ünlütepe, M. İpoteğin Alacaklı Bakımından Kapsamı, TBBD, 2012(102), s.173-214.
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2012-102-1217 (22 Ekim 2018).
Wood, P.R. Fixed And Floating Charges, Cambridge Law Journal, V.60, N.3, 2001, s.441-474.
https://www. cambridge.org/core/journals/cambridge-law-journal/article/fixed-and-floating-
charges/ 73E6DA3C DAA20BCCA EE88459D0B6B138 (10 Kasım 2018).
Worthıngton, S. Floating Charges-An Alternative Theory, V.53, 1994, s.81 -
103.https://www.cambridge.org/core/journals/cambridge-law-journal/article/floating-
chargesan-alternative-theory/DBDD4995AE5645276E8219541A2274B9 (08 Temmuz 2016).
Yalçın, F.C. Proje Finansmanı İhracat Kredi Kurumlarının Proje Finansmanındaki Rolü, İstanbul
Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimleri Dergisi, Y.2013, S.23, s.237-261.
https://ticaret.edu.tr/uploads/yayin/sosyal23/14_237_261_Sosyal_23.pdf (22 Ekim 2018).
Yılmaz, K.K. Tam Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma
Dergisi, Y.2016, V.22, s.1759-1771. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/372513 (04
Kasım 2018).
Young, G.C. Understandıng The Legal Fundamentals Of Project Fınance Contracts, Nnamdi Azikiwe
University Journal of International Law and Jurisprudence, V.5, 2004, s. 137-149.
https://www.ajol.info/index.php/naujilj/article/view/136316 (23 Ocak 2019).
197
Online Kaynaklar (Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri)
Alkan, M. Anonim Ortaklıkta Pay Üzerindeki Rehnin Paraya Çevrilmesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi
Sosyal Bilimler Ensttitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2009. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım
2018).
Bağce, D.H. Alacağın Devri ve Diğer Hukuki Kurumlarla Karşılaştırması, T.C. İstanbul Kültür
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2015. http://tez.yok.gov.tr
(03 Kasım 2018).
Bahçıvan, Ş. Yetkisiz Temsilin Türk Ticaret Kanunundaki Yansımaları, T.C. Bahçeşehir Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2016. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim
2018).
Berker, N. Sendikasyon Kredisi Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk, Ankara Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2002. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Çakırca, S. Adi Alacakların Rehni, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi,
İstanbul 2006. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Dalcı, N. Alacağın Toptan Temliki, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksel Lisans Tezi,
Ankara 2009. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Dereköy, F. Bankacılık Sektöründe Kredi Çeşitlendirmesinin Kredi Riskini Önlemeye Yönelik Etkisi
ve Bir Uygulama, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi,
Afyon 2006. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Diren, D. Alacağın Temlikinin Hüküm ve Sonuçları, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2011. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Doğan, F.C. Bankacılık Uygulamasında Mevduat Rehni, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018.
http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Dramalija, N. Hisse Senetleri Çeşitlendirmesi ve Risk – Getiri Analizine Uygulamalı Bir Yaklaşım,
T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2008,
http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Drpljanın, B. Fınansal Krızlerin Balkan Ülkeleri ve Türkiye’deki E-Sigortacılık Üzere Etkilerinin
Karşılaştırılması, T.C. Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Yüksek
Lisans Tezi, İstanbul 2015. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Engin, B.İ. Alacağı Temlik Edenin Garanti Sorumluluğu, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Doktora Tezi, İstanbul 1999. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Erekmekçi, M. Türk Hukukunda Yap İşlet Devret Modeli Çerçevesinde Üst Hakkı, Ankara Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2012. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Ergani, E.E. Üst Hakkı, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Antalya
2015. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
198
Eroğlu, E.C. Türk Ticaret Kanunu ve Tasarı Açısından Anonim Şirketlerde Hisse Senetlerinin Devri,
T.C. Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2007.
http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Güleç, C. Türkiye Sigorta Sektöründe Finansal ve Teknik Rasyo Analizi, T.C. İstanbul Aydın
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2015. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Güler, E. Sağlık Hizmetlerinde Kamu Özel Ortaklığı Modeli, T.C. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitisü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2016. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Günaydın, F. Yapılandırılmış Finansman Modeli Olarak Sukuk ve Proje Finansmanında Kullanımı,
Gazi Üniveritesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2013.
http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
İngeç, E. İnşaat Firmalarının Kredi Talepleri ve Bankalar Tarafından Kredilendirilmesi Sistemlerinin
Değerlendirilmesi ve Kredi Tahsis Modeli Önerisi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2009. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Kalkan, O. Anonim Şirketlerde Hisse Haczi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek
Lisans Tezi, Ankara 2009. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Karabulut, M. Dünyada ve Türkiye’de Yap İşlet Devret Modelinin İncelenmesi, Beykent Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul 2017. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Karaca, A. Üst Hakkı, Gazi üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2015.
http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Özcan, D. Türkiyede Menkul Kıymetler Piyasası ve Yatırımcıların Tercihleri Üzerine Bir Araştırma,
T.C. Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2017.
http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Özel, B. Kambiyo Senetlerinde Rehin Cirosu, T.C. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Yüksek Lisans Tezi, Konya 2012. http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Özer, S. Bankacılıkta Şubeler Cari Sistemi ve Uygulaması, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2013. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Sayın, H.O. Türkiye’de Sigorta Sektörünün Gelişimi Açısından Vergilendirmenin Rolü ve Önemi, T.C.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2008.
http://tez.yok.gov.tr (03 Kasım 2018).
Şekerci, S. Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek
Lisans Tezi, Ankara 2010. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Şit, B. Türk Hukukunda Banka Kredi Kavramı ve Buna Bağlanan Sonuçlar, Ankara Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, Ankara 2010. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Uçar, R. Kobi Kredilerinde Teminat Sorunu ve Alternatif Model Önerisi, İstanbul Ticaret Üniversitesi
Finans Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2015. http://tez.yok.gov.tr (22 Ekim 2018).
Yıldırım, M.F. Mukayeseli Olarak Türk ve Irak Hukukunda Temsil, T.C. Gazi Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2009. http://tez.yok.gov.tr (04 Kasım 2018).
199
Zaccaria, E.C. Proprietary Rights in Indirectly Held Securities: Legal Risks and Future Challenges,
The London School of Economics and Political Science Degree of Doctor of Philosophy,
London 1995, http://etheses.lse.ac.uk/3218/1/ZaccariaProprietary rights_in_ indirectly_held_
securities.pdf (04 Şubat 2019).