Cemil GÜNER hakemli makaleler
146TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Giriş
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi
gereğince yasaklanan teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve te-
şebbüs birliği kararları,
1
RKHK’nın 5. maddesinin getirdiği muafiyet
imkanı ile hukuka uygunluk niteliği kazanarak uygulamada yer bul-
maktadır.
Muafiyet kavramı gibi hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir du-
rumun rekabet hukukundaki yerinin tespiti bu bakımdan önem arz
etmektedir. Bu çerçevede, öncelikle muafiyet kavramı üzerinde duru-
larak niteliği tespit edilmeye çalışılacak; ardından da RKHK esas alın-
mak üzere, Avrupa Topluluğu rekabet hukukuyla ilgili olarak Kurucu
Antlaşma’nın muafiyet hükmünü düzenleme yöntemine ilişkin bilgi-
ler verilecektir.
Yasak ilkesinden muafiyet için gerekli şartlar, olumlu ve olum-
suz şartlar şeklinde ikiye ayrılarak inceleme konusu yapılacaktır. İl-
gili şartlar hakkında öze ilişkin açıklamalarda bulunulurken Rekabet
Kurulu’nun konuya ilişkin bazı kararları da örnek olarak verilecektir.
RKHK’da bireysel ve grup muafiyeti ayrımı yapılmasından hare-
ketle, muafiyet türleri üzerinde incelemede bulunulacaktır.
Son olarak, muafiyetin etki ve sonuçları inceleme konusu yapıla-
caktır. Bu kapsamda, muafiyetin hangi süre için verilebileceği, tekrar
∗
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi.
1
Rekabeti kısıtlayan “teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği
kararları”, bundan böyle kısaca “işbirliği uygulamaları” şeklinde ifade edilecektir.
REKABET HUKUKUNDA
YASAK İLKESİNDEN MUAFİYET
Cemil GÜNER
*
hakemli makaleler Cemil GÜNER
147TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
aynı imkandan yararlanmanın mümkün olup olamayacağı, hangi hal-
lerde Rekabet Kurulu’nun verdiği muafiyet kararının geri alınabilece-
ği, muafiyet için şart ve yükümlülük getirme imkanı üzerinde durula-
caktır. Ayrıca, muafiyet kararının sonuçları, muafiyet kapsamındaki
işbirliği uygulamalarının diğer yasaklayıcı hükümler karşısındaki du-
rumu ele alınacak ve muafiyet kararının menfi tespit kararı ile karşı-
laştırması yapılacaktır.
A. GENEL OLARAK
Ekonomik yaşamda rekabetin önemli bir yeri vardır. Zira rekabe-
tin var olduğu bir ekonomik sistemde, teşebbüsler, rekabetçi bir ortam-
da var olabilmek için yüksek kalitede hizmet ve ürün sunmakta, fiyat
seviyesini düşürmekte, ürün yelpazesi genişlemek suretiyle, çeşitlilik,
toplum yararına olacak şekilde artmaktadır. Rekabetin doğuracağı ya-
rışmacı ortam, teknolojiden daha fazla yararlanma imkanını sunmakta
ve dolayısıyla da bu imkan, mevcut ürün ve hizmetlerde gelişim ve ye-
niliği beraberinde getirmektedir. Belirtilmesi gereken bir diğer husus,
rekabetle birlikte, teşebbüslerin ekonomik kaynakları etkin ve verim-
li kullanmaya yönelmesi ve yatırıma yönelik girişimlerin artmasıdır.
Aynı şekilde, iç piyasada rekabetin doğuracağı güçlü ve oturmuş bir
ekonomi, dış pazarda da rekabet gücünün artmasına vesile olacaktır.
Yine, rekabetin yer aldığı bir sistem, tekel ve kartel oluşturmaya yöne-
lik girişimleri asgari düzeye indirecek ve dolayısıyla da küçük ve orta
ölçekli işletmelerin faaliyetlerinin sürekliliği sağlanacaktır.
2
Görüldüğü gibi, rekabet, yararlı bir hukuki kurum olması nede-
niyle, ekonomik yaşamın olmazsa olmazları arasında yer almaktadır.
Ancak, rekabet ortamı, kârlarını arttırma amacı güden teşebbüsler için
zahmetli bir süreçtir. Bu nedenle, teşebbüsler gizli ya da açık anlaş-
malarla aralarındaki rekabetten vazgeçerek kârlarını birlikte arttırma
yolunu tercih edebilecek, böylece de bu girişimden tüketiciler zarar
göreceklerdir. Bu sebeple, kanun koyucular, rekabeti kısıtlayıcı ya da
ortadan kaldırıcı anlaşma ve uygulamaları yasaklayıcı düzenlemeler
getirmek suretiyle bir anlamda rekabeti koruyucu bir çerçeve öngör-
mektedirler.
2
http://www.rekabet.gov.tr/nicinrekabet.html (11.01.2006 tarihi itibariyle).
Cemil GÜNER hakemli makaleler
148TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Kural bu olmakla birlikte, rekabeti sınırlayıcı olmalarına karşın,
kimi hallerde, olumlu yönleri bulunması nedeniyle, rekabeti kısıtlayıcı
işbirliği uygulamalarının belirli koşullarla yasak kapsamı dışına çıka-
rılmasının bir takım yararlı sonuçları olduğu da bir gerçektir. Zira bu
işbirliği uygulamalarına mutlak olarak geçersizlik yaptırımının uygu-
lanması, bir takım haksızlıkları da beraberinde getirecektir.
3
Ticari yaşamda uygulama bulan bir anlaşmadan aynı zamanda
etkinlik doğuyorsa ve bu etkinlik sakıncalarından daha fazlaysa ona
muafiyet yoluyla izin verilmesi gerektiği doktrinde isabetli olarak vur-
gulanmıştır.
4
Buna göre, rekabet hukukuna ilişkin düzenlemelere yer
veren RKHK’nın amacının rekabetin korunmasını sağlamak olduğu
düşünüldüğünde, bu korumanın gerçekleştirilmesinin beraberinde ti-
cari yaşamda verimliliği de getireceği ifade edilebilir.
Bu açıklamalardan hareketle, hukuka aykırı ve yasak olduğu
RKHK’da açıkça vurgulanan, belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıt-
lama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek ni-
telikte olan işbirliği uygulamalarının, yine RKHK’nın getirdiği istisnai
haller çerçevesinde hukuka uygunluk kazanarak rekabet hukuku bağ-
lamında uygulama bulacağı belirtilmesi gereken bir husustur.
B. MUAFİYET KAVRAMI
“Bağışıklık, yükümlülük dışında tutulmuş, ayrı tutulma, kendisine uy-
gulanmama” gibi sözcük anlamları olan muafiyet kavramını, RKHK ta-
nımlamamıştır.
5
Ancak, RKHK’nın 5. maddesinin, muafiyeti tanımaya
yetkili makamı, muafiyet için gerekli unsurları belirleyerek dolaylı bir
tanımlama yoluna başvurduğu söylenebilir.
RKHK’da yer alan düzenlemelerden yola çıkılarak muafiyet kavra-
mı doktrinde şöyle tanımlanmaktadır: RKHK’da aranan şartların var-
3
Yılmaz Aslan, Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku, Ankara 1998, (Avrupa Topluluğu),
s. 143.
4
Yılmaz Aslan, “Türk Rekabet Hukuku Çerçevesinde Rekabeti Bozucu Anlaşma,
Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Muafiyet”, Rekabet Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldö-
nümü Nedeniyle Düzenlenen Rekabet Hukuku ve Yargı Sempozyumu, Ankara 1999,
(Sempozyum), s. 19.
5
Muafiyet kelimesinin anlamı için bkz., Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, 5. Baskı, Yetkin
Yayınları, Ankara 1996, s. 558; Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, s. 1036.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
149TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
lığı halinde, rekabeti kısıtlayıcı işbirliği uygulamalarına, RKHK’nın 4.
maddesi hükümlerinin uygulanmayacağına dair Rekabet Kurulu’nun
vermiş olduğu karar.
RKHK bir bütün olarak incelendiğinde, muafiyetin, yalnızca işbir-
liği uygulamaları için düzenlenmiş olduğu sonucuna varılacaktır. Bu-
nun yanında, kurulun belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup
olarak muafiyet tanınmasını sağlayan tebliğler çıkarma yetkisinin
bulunduğu da belirtilmesi gereken bir diğer husustur. Aynı şekilde,
hakim durumun kötüye kullanılması, birleşme ve devralmaların mua-
fiyet hükümlerinden yola çıkarak istisnai durumdan yararlanmasının
mevzuat bağlamında imkanı bulunmamaktadır.
T
Buna göre, RKHK’nın 5. maddesinin öngördüğü muafiyet imka-
nıyla, rekabet politikasının öngördüğü doğrultuda, ticari ve teknolojik
gelişimin sağlanarak markalar arası ve marka içi rekabetin tesis edil-
mesi, teknoloji kullanımının yaygınlaşması, rekabeti tehdit etmemek
kaydıyla teşebbüslerin rekabetçi özelliklerinin arttırılması yoluna gi-
dilmektedir.
C. REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN’UN
MUAFİYET HÜKMÜ
RKHK’nın 5. maddesi, 4. madde şartları altında hukuka aykırı ka-
bul edilen işbirliği uygulamalarının söz konusu madde uygulamasın-
dan, hangi hallerde istisna tutulabileceğini göstermektedir.
Muafiyet kavramı, RKHK’nın 5. maddesinde şöyle ifade edilmiş-
tir:
“Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde,
9
teşebbüs-
ler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde
hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir:
Emel Badur, Türk Rekabet Hukukunda Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşmalar (Uyumlu Eylem
ve Kararlar), Ankara 2001, s. 129.
T
TÜSİAD Dergisi, “4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun Uygulama
Esasları”, S. Aralık 1998, Yayın No. TÜSİAD-T/98/12/245, s. 41.
TÜSİAD Dergisi, “Rekabet Hukukunda Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar”, S.
Aralık 1998, Yayın No. TÜSİAD-T/98/12/244, s. 59.
RKHK’nın 5. maddesinde, 02.07.2005 tarih ve 5388 sayılı kanunla değişiklik yapıl-
mış; bu bağlamda, “Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde”
ibaresinden sonra gelen “ilgililerin talebi üzerine” ibaresi madde metninden çıka-
rılmıştır: RG, 13.07.2005-S.25874.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
150TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni ge-
lişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması.”
Bu çerçevede, muafiyet hükümlerinden yararlanma bakımından
RKHK’da işbirliği uygulamaları arasında herhangi bir ayrım yapılma-
mıştır.
Rekabeti kısıtlayan ve muafiyet kapsamına da girmeyen işbirliği
uygulamaları, RKHK’nın 56. maddesi gereğince geçersizdir. Bununla
birlikte, Kurul’un verdiği menfi tespit kararları da rekabeti kısıtlayıcı
uygulamaları yasaklayan bu müeyyidenin uygulanmasını engelleyen
imkanlardan bir diğeridir.
D. MUAFİYETİN ŞARTLARI
RKHK’nın 5. maddesi, Kurul’un, işbirliği uygulamalarına muafi-
yet tanıyabilmesini dört şarta bağlamıştır. RKHK’nın aradığı bu şartlar
seçimlik şartlar değildir. Aynı şekilde, bireysel muafiyet talebinde Ku-
rul, bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini her somut olayda ayrı
ayrı inceleyerek bir sonuca varma yoluna gidecekken; grup muafiye-
tinde genele ilişkin şartları dikkate almak suretiyle soyut bir düzenle-
mede bulunacaktır.
10
RKHK’nın 5. maddesinde ifade edilen dört şarttan ilk ikisi ile son
ikisi kendi aralarında bir grup oluşturmaktadır. Bu şartlardan (a) ve (b)
bentlerinde yer alan şartlar, muafiyet verilecek işbirliği uygulamaları-
nın içermesinin zorunlu olduğu unsurlardır. Buna karşılık, (c) ve (d)
bentlerinde yer alan şartların işbirliği uygulamalarında bulunmama-
sı gerekir. Bu çerçevede, (a) ve (b) bentlerinde düzenlenmiş unsurlar
olumlu şartlar, (c) ve (d) bentlerinde düzenlenenler de olumsuz şartlar
olarak sınıflandırılmaktadır.
RKHK’nın 5. maddesine göre, bireysel ve grup muafiyetlerinin
verilmesinde yetkili tek organ Rekabet Kurulu’dur. Bununla birlikte,
10
Metin Topçuoğlu, Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği davranışları ve Hukuki
Sonuçları, Ankara 2001, s. 251.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
151TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
RKHK’da ifade edilen bu olumlu ve olumsuz şartların varlığının tespi-
ti halinde, muafiyet kararı vermek Kurul’un takdirine bağlı değildir.
11
1. Olumlu Şartlar
a. Anlaşmanın Yararlı Olması
RKHK, bu ilk şartı “malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin su-
nulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik ve teknik gelişme-
nin sağlanması” şeklinde ifade etmiştir. Bu şartın iki seçimlik unsurdan
oluştuğu söylenebilir. Bu durumda, muafiyet kararı için, “malların üre-
tim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin
sağlanması” ile “ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması” kriterlerin-
den birinin gerçekleşmesi yeterli olacaktır.
AT rekabet hukukunda da bu paralelde bir koşul getirilmiştir.
Buna göre, üretimde veya dağıtımda ya da ekonomik veya teknik ge-
lişmede iyileşmeye yol açma zorunluluğu, muafiyet kararı için gerekli
olan kriterlerden biri olarak aranmaktadır.
12
Buna göre, rekabeti kısıtlayıcı hükümler içermesi nedeniyle, reka-
bet düzenine zararları olmakla birlikte; mal veya hizmet üretimi ya da
dağıtımına ilişkin RKHK’da aranan olumlu sonuçları doğurabilecek
nitelikte olan işbirliği uygulamalarının muafiyet hükümlerinden ya-
rarlanabileceği söylenebilir.
Anlaşmanın yararlı olması bakımından; üretimin arttırılması,
maliyetin azaltılması, kalitenin yükseltilmesi, ekonomik tekniklerin
kazandırılması gibi örnekler kapsama dahil edilebilir. Ekonomik ge-
lişmenin sağlanması bağlamında ise, malların üretim ve dağıtımı ile
hizmetlerin sunulmasında gelişmiş bir tekniğin uygulamaya sokulma-
sı örnek bağlamında verilebilir. Yine, teknik ilerlemenin teşviki, daha
hızlı ve gelişmiş veya tamamen yeni bir teknolojinin ortaya çıkarılma-
sını ifade etmektedir.
13
Rekabeti arttıran, ekonomik alanlara yönelik yatırımları organi-
ze eden anlaşmalar ile yeni bir sanayi kurulması, fuar veya sergilerin
11
Kerem Cem Sanlı, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda Öngörülen Yasaklayıcı
Hükümler ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği,
Ankara 2000, s. 126.
12
Aslan, (Avrupa Topluluğu), s. 148.
13
Topçuoğlu, a. g. e., s. 253.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
152TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
oluşturulması gibi hususlar, bu tür işbirliği davranışlarıdır. Aynı şe-
kilde, doktrinde, işsizliğin önlenmesi ya da sorunlarının asgari düzeye
indirilmesi gibi hallerin de gelişme ve iyileşme kapsamına dahil edile-
bileceği haklı olarak belirtilmiştir.
14
Rekabet Kurulu bir kararında “anlaşmanın yararlı olması” şartını
irdelerken ilgili şartın varlığına şu şekilde hükmetmiştir: T. havayo-
lu şirketi ile İ. Havayolu şirketi arasında yapılan “havuz anlaşması”nın
Kurul’a bildirilmesi üzerine yapılan incelemede, söz konusu havuz
anlaşması, uluslararası havacılık anlaşmasının izin verdiği düzenle-
meleri aşıyor nitelikte görülmüştür. Kurul, yapılan anlaşmayı rekabeti
sınırladığı için RKHK’nın 4. maddesine aykırı bulmuştur. Fakat muafi-
yet imkanı söz konusu olduğundan, Kurul’ca yapılan incelemede “ha-
vuz anlaşması”nda yer alan taraf hava yolları şirketlerinin kapasiteleri
birlikte belirleme, elde edilen gelirin eşit paylaşılması, hava trafiğinin
beraber planlanması gibi hükümler, RKHK’nın 5. maddesinde öngö-
rülen şartları ve bu kapsamda anlaşmanın yararlı olması şartını da ta-
şıdığından, muafiyet başvurusu uygun görülerek bildirim tarihinden
itibaren 5 yıllık bireysel muafiyet kararı verilmiştir.
15
Muafiyet imkanından yararlanmak isteyen teşebbüsler, muafiyet
taleplerini Kurul’u ikna edecek şekilde, somut yararlara dayandırmak
zorundadırlar. Bununla birlikte, grup muafiyeti çıkarılan konulardaki
anlaşmalarda, bunların ne gibi yararlar sağlayabileceği ayrıca belirlen-
miştir.
16
Anlaşmanın yararlı olması şartı bakımından, yarar unsurunun bü-
yüklüğü konusunda RKHK’da bir kriter yer almamakla birlikte; genel
ölçü olarak, anlaşmanın sağladığı yararın, doğurduğu rekabet sınırla-
malarını dengelemeye yetecek büyüklükte olması gerektiği doktrinde
kabul edilmektedir. Buna göre, yarar kavramı sadece teşebbüslerin
kendi açılarından sağlayacakları menfaat veya kazanç şeklinde değil,
aynı zamanda, bunların objektif anlamda ekonomiye yapacakları so-
mut katkı şeklinde anlaşılması gerektiği vurgulanmıştır.
17
14
Ünal Tekinalp, Avrupa Birliği Hukuku, İstanbul 1997, s. 361.
15
Rekabet Kurulu Kararı No: 01-08/73-21, 13.02.2001 tarihli karar.
16
Aslan, (Avrupa Topluluğu), s. 148.
17
Yılmaz Aslan, Rekabet Hukuku, 2. Baskı, Bursa 2001, (Rekabet), s. 134; Sanlı, a. g. e., s.
127.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
153TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
b. Tüketicinin Yarar Sağlaması
Ekonomik açıdan yarar sağladığı kabul edilebilen bir işbirliği uy-
gulamasında, yalnızca yararın varlığı yeterli olmayıp; bunun yanın-
da, söz konusu yararın tüketicilere de yansıyor olması gerekmekte-
dir. Aksi takdirde, tüketicilerin, söz konusu yarardan somut olarak
yararlanamadığı durumlarda, muafiyet hükümlerinden faydalanmak
mümkün gözükmemektedir.
Bu durum, RKHK’nın 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde
“tüketicinin bundan yarar sağlaması” olarak ifade edilmiştir. “Bundan”
sözcüğü ile kastedilen (a) bendinde sözü edilen “malların üretim veya
dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasındaki gelişme ya da teknolojik veya
ekonomik gelişme”dir. Bu tespit, AT rekabet hukukunda Kurucu
Anlaşma’nın 85. maddesinin 3. fıkrasında “ortaya çıkan yarardan” diye
ifade edilirken; aynı maddede yer alan tüketicinin ortaya çıkan yarar-
dan aldığı payı nitelendirilirken kullanılan “adil” sözcüğüne RKHK’da
yer verilmemiştir. Dolayısıyla, AT rekabet hukukundaki düzenleme-
nin aksine, RKHK tüketicinin sağladığı yararın “adil, uygun, oranlı” ol-
masını aramamıştır.
18
Bununla birlikte, rekabeti kısıtlayıcı bir işbirliği
uygulamasına, muafiyet sağlanırken, Kurul’un, tüketiciye yansıyacak
yarar kriterinde makul bir ölçüt arayacağı da kuşkusuz kabul edilme-
si gereken bir husustur. Zira muafiyet verilmesi düşünülen işbirliği
uygulamasının, tüketiciye sağladığı yarar, sakıncalarından daha fazla
ise, istisnai durumdan yararlanarak uygulama kazanmasına da imkan
verilmemelidir.
Rekabeti kısıtlayan işbirliği uygulamalarının doğuracağı ekono-
mik faydadan istifade edecek olan tüketici kavramı, RKHK’da tanım-
lanmamakla birlikte; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’da geçen tüketici tanımından yola çıkarak, “bir mal veya hizmeti
özel amaçlarla satın alarak, nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek ya da
tüzel kişiler”in tüketici sıfatı taşıyacağı söylenebilir.
Tüketicinin sağlayacağı yarar bağlamında, satış fiyatlarının düşü-
rülmesi, kaliteli ürün sunulması, ürün ve hizmete ulaşmada kolaylık
sağlanması, ürün yelpazesinin genişletilmesi, garanti ve satış sonrası
hizmetlerin arttırılması, ürünlerin geliştirilerek pazara sürülmesi hal-
leri örnek olarak verilebilir. Bu örneklerden yola çıkarak, Kurul, mua-
18
Badur, a. g. e., s. 137.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
154TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
fiyet kararı verirken, anlaşmanın, tüketiciye sağladığı yararla zararları
dikkate alarak karşılaştıracak ve sonuçta, yararları daha ağır basan an-
laşmaları, bireysel veya grup muafiyeti kapsamına dahil edecektir.
19
Bu çerçevede, AT rekabet hukuku uygulamasında, Kurucu
Anlaşma’nın 81. maddesinin 3. fıkrasında, tüketicilerin ortaya çıkan
sonuçlardan doğrudan yararlanabildiği hallerde “uygun ölçüde pay
alma” şartının gerçekleştiği kabul edilmektedir. Böyle bir sonucun,
Türk rekabet hukukunda da uygulama bularak muafiyet kararlarının
verilmesinde dikkate alınması gerektiği doktrinde ifade edilmiştir.
20
2. Olumsuz Şartlar
a. Rekabetin Tamamen Ortadan Kalkmaması
Rekabeti kısıtlayıcı bir işbirliği uygulamasına muafiyet tanınabil-
mesinin bir diğer şartı, faaliyette bulunulan ürün veya hizmet piyasa-
sında rekabetin ortadan kaldırılmamış olması ve dolayısıyla, rekabeti
kısıtlayıcı uygulamalara rağmen rekabetin halen devam ediyor olma-
sıdır.
RKHK’da “ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan
kalkmaması” şeklinde ifade edilen bu şart, AT Kurucu Anlaşma’nın 85.
maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde, “bu gibi işletmelere, ilgili ürünle-
rin önemli bir bölümü bakımından rekabeti ortadan kaldırma fırsatı sağlanma-
ması” hükmüyle belirtilmişken; RKHK’nın bu hükümden farklı olarak
“ürün”ün önemli bir kısmında değil, “piyasa”nın önemli bir bölümün-
de rekabetin ortadan kalkmamasını şart koşması dikkate değerdir.
21
Doktrinde, rekabeti tamamen ortadan kaldırmadığı için muafi-
yet hükmünden yararlanabilecek olan işbirliği uygulamalarına, ortak
araştırma ve geliştirme, ortak satış ve reklam, belirli ürünlerde karşı-
lıklı olarak üretim kapasitesinin azaltılması ve uzmanlaşma gibi belirli
alanlarla sınırlı anlaşmalar örnek mahiyetinde verilmektedir.
22
Rekabet Kurulu, E. AŞ ve R. şirketi arasında akdedilen “üretim an-
laşması” ile T. AŞ, E. AŞ, İ. AŞ, R. şirketi arasında akdedilen “rekabet
etmeme anlaşması”yla ilgili olarak verdiği kararda, her iki anlaşmayı da
19
Arif Esin, Rekabet Hukuku, İstanbul 1998, s. 75; Aslan, (Avrupa Topluluğu), s. 135.
20
Topçuoğlu, a. g. e., s. 255.
21
Badur, a. g. e., s. 140.
22
Topçuoğlu, a. g. e., s. 256.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
155TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
rekabet etmeme, mamullerin alım ve satımına ilişkin sınırlamalar ge-
tirme, bölge belirleme gibi hükümler içermesinden dolayı RKHK’nın
4. maddesini ihlal ettiği için rekabeti kısıtlayıcı işbirliği uygulaması
olarak değerlendirmiştir. Kurul, ilgili kararına konu anlaşmada yer
alan şartlarda öngörülen ilgili piyasanın önemli bir bölümünde re-
kabetin ortadan kalkmaması şartına uygun düzenleme getirilmemesi
sebebiyle bu işbirliği uygulamasını muafiyet imkanından yararlandır-
mamıştır.
23
b. Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlanmaması
Muafiyet için gerekli şartlardan biri de, RKHK’nın 5. maddesinin
1. fıkrasının (d) bendinde hükme bağlandığı üzere, hem nitelik olarak
yararlı olan, hem de tüketiciye yararlı olacak bir işbirliği uygulaması-
nın, bu amaçları gerçekleştirebilmek için zorunlu olandan fazla reka-
beti kısıtlayıcı kayıtlar içermemesidir.
Hangi kısıtlamaların mevzuatta gösterilen amacın gerçekleşmesi
için gerekli olduğu, anlaşma konusuna ve hükümlerine göre belirle-
necektir. Buna göre, anlaşma konusunun ve kanundaki amacın elde
edilmesine katkıda bulunmayacak kısıtlamaların zorunlu olmayan
veya gereğinden fazla sınırlama olarak değerlendirilmesi gerektiği ifa-
de edilmiştir.
24
AT rekabet hukuku uygulamalarında da, sağlanan yararlar için
zorunlu olmayan rekabet sınırlamalarına yol açan anlaşma hükümleri,
Komisyon tarafından anlaşmadan çıkarılmaktadır.
25
Görüldüğü gibi, rekabet düzeni, işbirliği uygulamalarına yararları
olması nedeniyle muafiyet tanımaktadır. Bununla birlikte, söz konu-
su yararların elde edilmesi için zorunlu olmayan kısıtlamalara da izin
verilmesi mümkün gözükmemektedir. Bu sebeple, bu şartın, yararla
rekabetin kısıtlanması arasındaki dengeyi kurmakta olduğu doktrinde
vurgulanmıştır.
26
Rekabet Kurulu, konuyla ilgili olarak verdiği bir kararda, B. Şirke-
tinin, bayileriyle yaptığı “bayilik sözleşmesi”nde, bayilerin pasif satışla-
23
Rekabet Kurulu Kararı, No: 99-44/467-296, 28.09.1999 tarihli karar.
24
Topçuoğlu, a. g. e., s. 257.
25
Aslan, (Avrupa Topluluğu), s. 149.
26
Badur, a. g. e., s. 143.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
156TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
rının engellenmesine ve bayilerin satış fiyatlarının belirlenmesi, yani
satış fiyatlarının B. şirketi tarafından belirlenmesine ilişkin hükümlerin
yer alması nedeniyle, “bayilik sözleşmesi”nden beklenen faydanın elde
edilebilmesi için zorunlu olandan daha fazla rekabetin kısıtlandığı, do-
layısıyla Kurul’a bildirimde bulunulan sözleşmelere bireysel muafiyet
verilebilmesi için gerekli olan şartların sağlanmaması nedeniyle söz
konusu anlaşmaya bireysel muafiyet verilmemesine karar vermiştir.
27
3. Muafiyet Kararında Talebin Gerekliliği
RKHK’nın 5. maddesindeki şartları taşıyan bir rekabeti kısıtlayıcı
işbirliği uygulaması, bu uygulamalara taraf olan gerçek ya da tüzel
kişilerin herhangi bir talebine gerek olmaksızın yasak kapsamından
çıkarılabilecektir.
Bununla birlikte, yukarıda da belirtildiği üzere, 5388 sayılı kanun-
la yapılan değişiklikten önce, rekabeti kısıtlayıcı işbirliği uygulamaları
kapsamında yer alan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği ka-
rarlarının yasak ilkesinden muaf tutularak uygulama bulabilmesi, ta-
rafların talebine bağlı tutulmaktaydı. Fakat RKHK’nın grup muafiyeti
tebliği çıkarılmış konularda, muafiyet kapsamına giren anlaşmalarda,
tarafların, muafiyet talebinde bulunmalarına ihtiyaç duymaması hük-
münde olduğu gibi, bireysel muafiyetler için de ilgililerin talebini zo-
runlu bir şart olarak görülmesi şartı madde metninden çıkarılmıştır.
Grup muafiyeti tebliğinde belirlenen şartları taşıyan anlaşmalar,
yapıldıkları andan itibaren muafiyet hükümlerinden yararlanabilecek-
lerdir. Ancak yapmış oldukları böyle bir anlaşmanın, grup muafiyeti
için gerekli olan şartları taşıyıp taşımadığı hususunda kuşku duyan
tarafların bildirimde bulunarak, alacakları sonuca göre hareket etme-
lerinde fayda vardır. Dolayısıyla, taraflar, aralarındaki anlaşmanın
RKHK’nın 4. maddesine aykırı olmadığını düşünüyorlarsa Kurul’dan
menfi tespit, bu yönde karar verilemeyeceği takdirde bireysel muafi-
yet talebinde bulunabilmeleri imkan dahilindedir.
28
Belirtilmesi gereken bir diğer husus, taraf olunan işbirliği uy-
gulamalarının, rekabet hükümlerini ihlal ettiği için Kurul tarafından
gerek re’sen, gerekse şikayet veya ihbar gibi yollarla harekete geçile-
27
Rekabet Kurulu Kararı, No: 99-53/575-364, 22.11.1999 sayılı karar.
28
Topçuoğlu, a. g. e., s. 259.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
157TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
rek soruşturma açılması yoluna gidildiğinde, soruşturma neticesinde
RKHK.’nın 4. maddesini ihlal eden bir durum tespit edilmiş olması-
na karşın RKHK’nın 5. maddesinin sağladığı muafiyet hükümlerin-
den yararlanabilmek için gerekli kanuni şartların da mevcut olması
halinde, Kurul’un kendiliğinden bu işbirliği uygulamalarına bireysel
muafiyet tanıyabileceğidir. 5388 sayılı kanunla getirilen değişiklikten
önce ise, bireysel muafiyet yönünde talep olmadığı için Kurul’un ken-
diliğinden muafiyet sağlama yetkisi bulunmamakta idi. Aynı şeklide,
grup muafiyetleri tebliği kapsamında bir işbirliği uygulaması söz ko-
nusu ise, yine bir talep şartı aranmadığı için kendiliğinden muafiyet
hükümlerinden yararlanacaktır.
E. MUAFİYET TÜRLERİ
Türk ve AT rekabet hukuklarında muafiyet, genel olarak bireysel
ve grup muafiyeti olarak ikiye ayrılmaktadır.
1. Bireysel Muafiyet
Bireysel muafiyet, Rekabet Kurulu tarafından RKHK’nın 5. mad-
desinde aranılan şartların varlığı halinde işbirliği uygulamalarının 4.
madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına ilişkin ve-
rilen karardır.
Kurul’un bu yöndeki kararı, kurucu ve yenilik doğurucu bir karar
olup; aynı zamanda birer koşul işlem niteliği taşımaktadır.
29
Kurul’un muafiyet kararıyla, rekabeti kısıtlayan işbirliği uygula-
maları, RKHK’nın 4. maddesinin uygulama alanı dışına çıkarıldığın-
dan geçersizlik yaptırımından kurtulmaktadır.
Kurul’un vereceği muafiyet kararına kadar işbirliği uygulamala-
rının niteliği tartışma konusu yapılmaktadır. Bu bağlamda, muafiyet
kararının verileceği zamana kadar, söz konusu uygulamaların “topal
hukuki işlem” olduğu belirtilmekle birlikte, doktrinde, eksik işlemler
için kullanılan bir niteleme olan “askıda hükümsüzlük”
30
kavramının bu
noktada, işbirliği uygulamaları bakımından da hüküm ifade edeceği
29
Tekinalp, a. g. e., s. 359; Sanlı, a. g. e., s. 132.
30
“Askıda hükümsüzlük” kavramı için bkz., Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hü-
kümler, Beta Yayınları, 8. Baskı, İstanbul 2003, s. 300.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
158TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
vurgulanmaktadır.
31
Gerçekten de, rekabeti kısıtlayıcı bir işbirliği uy-
gulaması, Kurul’un vereceği muafiyet kararına kadar geçen süreçte
hukuki anlamda askıdadır. Kurul’un muafiyet kararıyla birlikte, işbir-
liği uygulamaları, geçmişe etkili olarak hüküm ve sonuç doğuracaktır.
Aksi halde ise, Kurul tarafından muafiyet kararı verilmediğinden do-
layı, işbirliği uygulaması kesin olarak hükümsüz hale gelecektir.
Bireysel muafiyetlerde, Kurul, tarafların başvuru şartlarıyla bağlı
değildir. Gerekli gördüğü her türlü bilgiyi taraflardan isteyebilecektir.
Tarafların verdiği bilgilerin doğruluğu Kurul tarafından araştırılacağı
için teşebbüslere düşen, gerçeğe uygun beyanda bulunmaktır.
32
RKHK hükümleri çerçevesinde, etkisi belirli bir süreyle sınırlan-
dırılan muafiyet kararı, belirli şart ya da belirli yükümlülüklerin ye-
rine getirilmesine bağlanabileceği gibi geri de alınabilir. Aynı şekilde,
bireysel muafiyet kararları, grup muafiyetinin aksine niteliği gereği
yalnızca rekabeti kısıtlayıcı işbirliği uygulamalarına taraf olan teşeb-
büslerle sınırlı olarak hüküm ve sonuç doğuracaktır.
AT rekabet hukukunda, bireysel muafiyet kararı verilirken kimi
örnekler uygulama kazanmıştır. Buna göre, Komisyon’un bir anlaşma-
ya muafiyet verirken dikkat ettiği en önemli husus, anlaşmanın niteli-
ği ve taraf olan işletmelerin pazar paylarıdır. Aynı şekilde, Komisyon,
tekelci işlem, uzmanlaşma, araştırma, geliştirme, patent, know-how
lisansları, ortak girişimlerle ilgili anlaşmalara bireysel muafiyet sağ-
lamaktadır. Ancak Komisyon, pazar paylaşımına, mal ve hizmetlerin
arzı ve talebine ilişkin boykot anlaşmalarına, fiyat belirlemeye ilişkin
anlaşmaları yasak kapsamına sokmakta ve dolayısıyla da bireysel mu-
afiyet tanımamaktadır.
33
RKHK muafiyet şartlarını açıkça belirleyerek Kurul’un muafiyet
kararı vermedeki takdir hakkına belirli bir çerçeve çizmiştir. Bunun-
la birlikte, hakkın kötüye kullanılmaması ilkesinden yola çıkarak,
Kurul’un, muafiyet kararı verme aşamasında takdir hakkını kullanır-
ken keyfi davranamayacağı ve dolayısıyla da kanuni şartların tama-
mının varlığına rağmen muafiyet talebinin reddini haklı gösterecek
31
Osman Gürzumar, “Franchise Anlaşmaları ve Rekabet Hukuku”, Rekabet
Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Rekabet Hukuku ve
Yargı Sempozyumu, Ankara 1999, s. 123.
32
Badur, a. g. e., s. 148.
33
Aslan, (Avrupa Topluluğu), s. 147; Esin, a. g. e., s. 84.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
159TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
gerekçeleri kararında ayrıca belirteceği ifade edilmesi gereken bir hu-
sustur
34
.
Anayasa’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen “İdarenin her
türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü gereğince, reka-
beti kısıtlayıcı bir işbirliği uygulamasına RKHK çerçevesinde muafiyet
sağlayarak yasak ilkesine istisna getirmek için Kurul’dan talepte bu-
lunanlardan, talepleri reddolunanlar ile muafiyet kararı verilmesiyle
birlikte Kurul kararından menfaatleri ihlal olan kişiler, yargı yoluna
başvurabileceklerdir. Bu çerçevede, muafiyet verilmemesine ilişkin ret
kararının ya da muafiyet verilmişse bu muafiyetin verilmesine ilişkin
izin işleminin iptali istemiyle dava açılabilecektir.
35
2. Grup Muafiyeti
Grup muafiyetleri, RKHK’nın 5. maddesinin son fıkrasında dü-
zenlenmiştir. Buna göre, Kurul, yukarıda da belirtilen RKHK’nın 5.
maddesinin 1. fıkrasında gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde,
belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanın-
masını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilme
yetkisine sahiptir. Bu cümleden hareketle, açıkça tanımı yapılmamış
olsa bile hükmün Rekabet Kurulu’na verilen bir yetki şeklinde düzen-
lendiği kabul edilmektedir.
36
Rekabet Kurulu, hangi anlaşma türlerini bir grup olarak muaf tu-
tacağına kendisi karar vereceği gibi, hangi koşullarda muafiyet kararı
vereceğine de yine kendisi karar verecektir.
37
Kurul’un çıkaracağı bir
tebliğle sağlayacağı grup muafiyeti, nitelik olarak bir karar değil, genel
düzenleyici bir işlemdir.
38
Grup muafiyeti getiren bir tebliğ kapsamına giren bir anlaşmanın
muafiyetten yararlanabilmesi için, ilgili anlaşmanın tebliğde öngörü-
len şartlara uygun olması gerektiği ortaya çıkan doğal bir sonuçtur.
34
Topçuoğlu, a. g. e., s. 247.
35
Nurkut İnan, “Rekabet Kurulu Kararlarının Yargısal Denetimi”, Rekabet
Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Rekabet Hukuku ve
Yargı Sempozyumu, Ankara 1999, s. 54.
36
Badur, a. g. e., s. 144.
37
Aslan, (Rekabet), s. 140.
38
Sanlı, a. g. e., s. 137.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
160TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
AT rekabet hukukunda, anlaşma, uyumlu eylem ve birlik kararla-
rına grup muafiyeti tanınması mümkünken;
39
bu uygulamanın aksine,
konuya ilişkin Türk iç hukuk mevzuatını yansıtan RKHK’da, sadece
anlaşmalar için grup muafiyetinden söz edilmiştir. Bununla birlikte,
Kurul, çıkarttığı grup muafiyeti tebliğlerinde bu kurala uygun davran-
mayarak, uyumlu eylemleri de içine alacak bir uygulama benimsemiş
olmakla birlikte, nitelikleri icabı teşebbüs birliği kararları, grup muafi-
yeti kapsamı dışında bırakılmıştır.
Grup muafiyetlerinde Kurul, çıkardığı tebliğlerde belirli kategori-
ye giren rekabeti kısıtlayan anlaşmaları blok olarak yaptırımdan muaf
kılmaktadır.
40
Rekabet Kurulu, bugüne kadar dört adet grup muafiyeti tebliği
yayınlamıştır:
- Tek elden dağıtım anlaşmalarına ilişkin 97/3 no’lu grup muafi-
yeti tebliği.
- Tek elden satın alma anlaşmalarına ilişkin 97/4 no’lu grup mua-
fiyeti tebliği.
- Motorlu taşıtlar dağıtım ve servis anlaşmalarına ilişkin 98/3 no’lu
grup muafiyeti tebliği.
- Franchise anlaşmalarına ilişkin 98/7 no’lu grup muafiyeti tebli-
ği.
41
Grup muafiyeti tebliğleri incelendiğinde esas olarak 3 hükme yer
verildiği görülür:
- Muafiyet kapsamına giren yükümlülükler.
- Muafiyet kapsamı dışında kalan koşul ve yükümlülükler.
- Muafiyetin geri alınacağı haller.
Grup muafiyeti, muafiyetten beklenen hukuki güvenlik ve istikrar
gibi ikincil amaçların gerçekleştirilmesinde bireysel muafiyetten daha
elverişli bir araç olarak kabul edilmektedir. Bu bakımdan, grup mua-
fiyeti tebliğlerinin, sadece yürürlüğe girmelerinden sonra yapılan an-
laşma ve uyumlu eylemleri değil, daha önce yapılan ve uygulanmakta
olan anlaşma ve uyumlu eylemleri de içine aldığının altı çizilmekte-
dir.
42
39
Aslan, (Avrupa Topluluğu), s. 149.
40
İnan, a. g. e., s. 73.
41
TÜSİAD-98-12/244, a. g. d., s. 61.
42
Sanlı, a. g. e., s. 137.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
161TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Bir anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanabilmesi için, taraf-
ların anlaşmalara sadece grup muafiyetine uygun kayıtlar koymaları-
nın yeterli olmayacağı; dolayısıyla, aynı zamanda, buna uygun şekilde
davranmalarının gerektiği de doktrinde isabetli olarak vurgulanmak-
tadır.
43
Tek elden dağıtım anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tebliği, iki
teşebbüs arasında yapılmış bulunan ve dağıtıcının anlaşma konusu
ürünü inhisarı bir yetkiyle, ülkenin tamamında yapılmış bulunan veya
belirlenmiş bir bölümünde satma hakkını veren dağıtıcılık anlaşmala-
rına uygulanır.
Rekabet Kurulu konuyla ilgili olarak verdiği bir kararda, Ç. çay
şirketi tarafından ihraç edilmek üzere üretilen paketli çayların yurt dı-
şında satışını gerçekleştirecek firmalarla imzalanacak ve teşekkül ile
yurt dışındaki bayi arasındaki ilişkileri düzenleyecek olan “yurt dışı ba-
yilik sözleşmesi” metninin RKHK’ya uygun olup olmadığı konusunda
talep üzerine bildirdiği görüşte, yapılan anlaşmanın nitelik bakımın-
dan “tek elden dağıtım anlaşması” olduğuna karar vermiştir. Anlaşmada
yer alan Ç. çay şirketinin belirlediği bayiye bayilik verilen bir başka
ülkede ve yurt içinde satış yapmama, pazarlama yapmama yüküm-
lülüğü çerçevesinde bayiler, yurt içinde şirkete ait çayı satamayacak,
kendisine verilen yer dışında diğer ülkelere söz konusu çayın satışı
için müşteri aramayacak, şube açamayacak ve dağıtım deposu kura-
mayacaktır. Aksi halde, yapılan anlaşma Ç. çay şirketi tarafından tek
taraflı olarak feshedilecektir. Bu şekilde, taraflar arasında yapılan an-
laşma 97/4 no’lu grup muafiyeti tebliğinde yer alan hükümlere aykırı
görülmeyerek, anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanabileceğine
karar verilmiştir.
44
Tek elden satın alma anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tebliği,
iki teşebbüs arasında yapılan ve satıcının anlaşma konusu ürünleri in-
hisarı olarak üreticiden veya onunla bağlantılı bir teşebbüsten ya da
üreticinin mallarının satımı hususunda yetki verdiği başka bir teşeb-
büsten satın alması yükümlülüğünü konu edinen anlaşmaları kapsa-
maktadır.
Motorlu taşıtlar dağıtım ve servis anlaşmalarına ilişkin grup mu-
afiyeti tebliği, iki teşebbüs arasında taraflardan birinin ülkenin tama-
43
Sanlı, a. g. e., s. 138.
44
Rekabet Kurulu Kararı, No: 01-06/46-11, 30.01.2001 tarihli karar.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
162TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
mında veya bir kısmında motorlu yeni taşıt araçları ve bunların yedek
parçalarını satıcıya ya da onunla birlikte dağıtım sistemi içerisinde yer
alan diğer teşebbüslere temin etmeyi üstlendiği anlaşmaları kapsar.
Franchise anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tebliği ise, iki te-
şebbüsten franchise verenin franchise alana doğrudan veya dolaylı
mali katkı karşılığında belirli türden mal ve/veya hizmetleri pazar-
laması hakkını verdiği ve en azından, ortak bir marka veya işletme
adının kullanılması ve tesislere ve/veya ulaşım araçlarına tekdüze bir
görünüm verilmesi, franchise veren tarafından franchise alana know-
how aktarılması, franchise alanın anlaşma süresince franchise veren
tarafından sürekli olarak ticari ve teknik açıdan desteklenmesi yüküm-
lülüklerini ihtiva eden anlaşmalara uygulanmaktadır.
45
Bununla birlikte, Rekabet Kurulu çıkardığı 30.5.2002 tarihli dikey
anlaşmalara ilişkin grup muafiyeti tebliği ile bu mevcut dört tebliği
ikiye indirme yoluna gitmiştir. Burada, dikey anlaşmalarla kastedilen,
üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren
iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alı-
mı ve satımı amacıyla yapılan anlaşmalardır. Bu çerçevede, tek elden
dağıtım, tek elden satın alma ve franchise anlaşmalarına ilişkin grup
muafiyetleri tebliği yürürlükten kaldırılmıştır.
AT rekabet hukukunda da Komisyon, Konsey’in çıkardığı yetki
tüzüğüne dayanarak grup muafiyeti düzenlemeleri yapmaktadır. Ko-
misyon, bugüne kadar tekelden dağıtım anlaşmaları, tekelden satın
alma anlaşmaları, araştırma ve geliştirme anlaşmaları, uzmanlaşma
anlaşmaları, patent lisansı anlaşmaları gibi grup muafiyeti tüzükleri
çıkarmıştır.
46
F. MUAFİYETİN SONUÇ VE ETKİLERİ
1. Muafiyetin Sonuçları
Rekabeti kısıtlayan işbirliği uygulamalarına getirilen muafiyetten
elde edilecek sonuçlardan ilki, RKHK’nın 4. maddesindeki yasaklama-
lardan kurtulmadır. Buna göre, RKHK hükümleri gereğince, rekabet
yasağı dışında tutulan işbirliği uygulamaları, geçersizlik yaptırımına
45
Gürzumar, a. g. e., s. 122-143.
46
Badur, a. g. e., s. 152.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
163TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
tabi olmayacaklardır. Dolayısıyla, rekabet yasağına aykırı davranıldığı
gerekçesiyle para cezası yaptırımına hükmolunamayacak ve bu uygu-
lamalardan kaynaklanan zararların giderilmesi talep edilemeyecektir.
Muafiyetin bir diğer önemli sonucu da ilgililerin yasal belirlilik ve
güvenlik içinde olmasıdır. Zira muafiyetin devamı süresince yapılacak
işbirliği uygulamaları geçerli olacağı için, bu uygulamalara dayanıla-
rak yapılan her türlü ekonomik ve hukuki işlemler de doğal olarak
geçerli olacaktır.
47
Muafiyet kararının alınmasıyla birlikte, taraflar muafiyet süresi
içinde her türlü hukuki muamelede bulunabilecek ve bunların geçmişe
etkili olarak hükümsüz sayılması endişesinden kurtulmuş olacaktır.
Bireysel muafiyet kararları, RKHK’nın 4. maddesi hükmünün uy-
gulanmaması sonucu, anlaşmaya taraf teşebbüslerle sınırlı bir etkiye
sahiptir. Grup muafiyetleri tebliğinde ise, tebliğ şartlarına uygun olan
anlaşma ve uyumlu eylemler doğrudan RKHK’nın 4. maddesi uygula-
masından muaf tutulmuş sayılır.
48
Rekabet Kurulu’nun vereceği muafiyet kararları, kurucu yenilik
doğurucu bir işlem olarak ifade edilebilir. Zira tek taraflı bir muafiyet
talebinin, Kurul tarafından uygun görülerek kabul edilmesi durumun-
da, yeni bir hukuki durumun ortaya çıkması söz konusu olacaktır.
Muafiyet kararının, rekabeti kısıtlayan işbirliği uygulamalarına
istisna getirdiği düşünüldüğünde, kanun hükümlerinin uygulanması-
nın da dolaylı olarak askıya alınmasının söz konusu olacağı haklı şekil-
de doktrinde ortaya konulmuştur. Aynı şekilde, muafiyet kararlarının,
idari davaya konu teşkil edebilecek nitelikte kesin ve uygulanabilir bir
işlem olduğu açıktır.
49
2. Muafiyetin Süresi ve Yenilenmesi
RKHK’nın gerek bireysel, gerekse grup muafiyeti kararları, asgari
ya da azami bir süre ile sınırlandırılmamıştır. Bu durum, “belirli bir
süre için…” ibaresinin 2. fıkraya değişik hüküm şeklinde yansıtılma-
47
Aslan, (Rekabet), s. 141.
48
Topçuoğlu, a. g. e., s. 262.
49
Tekinalp, a. g. e., s. 359; Orhun Yet, “Rekabet Kurulu Kararlarının Yargısal Deneti-
mi”, Rekabet Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Rekabet
Hukuku ve Yargı Sempozyumu, Ankara 1999, s. 73.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
164TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
sıyla sağlanmıştır. Bununla birlikte, söz konusu değişikliği getiren
5388 sayılı kanundan önce, bireysel muafiyet için 5 yıllık bir üst zaman
sınırı öngörülmekteydi.
AT rekabet hukukunda muafiyet belirli bir süreye bağlanmıştır.
Zira muafiyet kararlarının belirli bir süre için çıkarılabileceği öngörül-
müş olup, uygulamada da Komisyon bireysel muafiyet kararlarını ge-
nellikle 5 yıllık süreler için verme yoluna gitmektedir.
50
Muafiyet süresinin başlangıcı ise, RKHK’nın 5388 sayılı kanunla
değişik 5. maddesinin 2. fıkrasına göre, anlaşmanın veya uyumlu eyle-
min yapıldığı ya da teşebbüs birliği kararının alındığı tarihtir.
Rekabet Kurulu’nun belirli bir süre için vermiş olduğu muafiyet
kararlarının söz konusu süre sonunda ortadan kalkıp kalkmayacağı ya
da bu süre bitiminden sonra da uygulama bulup bulmayacağı bu nok-
tada üzerinde durulması gereken bir husustur. Buna göre, Kurul’ca
verilen muafiyet süresi sona erdiğinde, muafiyet şartları halen devam
ediyorsa, muafiyet kararları yenilenebilecektir. Bu bakımdan, öngörü-
len süreler sona erdiğinde, muafiyet şartları değişmediği takdirde yine
belirli bir süre için Kurul tarafından muafiyet kararının yenilenebil-
mesi imkan dahilindedir.
51
Muafiyet kararlarının yenilenmesine ilişkin
bu düzenleme, AT rekabet hukukunda da aynı paralelde uygulama
bulmaktadır.
3. Muafiyetin Şart ve Yükümlülüklere Bağlanması
RKHK’nın 5. maddesinin 2. fıkrasında, muafiyet verilmesinin be-
lirli şartlara ya da belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağla-
nabileceği öngörülmüştür. Buna göre, AT rekabet hukukunda olduğu
gibi, Kurul, muafiyet kararı verirken, anlaşmanın taraflarına bazı mü-
kellefiyetler yükleyebilecek ve hatta teşebbüslerden belirli davranış-
larda bulunma yönünde talepte bulunabilecektir. Ayrıca, Kurul, ken-
disine bildirilen bir anlaşmaya sadece muafiyet kararı verirken değil,
muafiyet kararı verildikten sonra da çeşitli yükümlülükler bağlayabi-
lecektir.
52
50
Badur, a. g. e., s. 154.
51
Topçuoğlu, a. g. e., s. 261.
52
Sanlı, a. g. e., s. 135.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
165TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Rekabet Kurulu verdiği bir kararda, konuyla ilgili olarak şu sonuca
varmıştır: Y. mağazası, bayileriyle imzaladığı “dağıtım anlaşmaları”na
Kurul’dan öncelikle menfi tespit belgesinin verilmesini talep etmiş,
verilmemesi halinde muafiyet tanınmasını istemiştir. Kurul, yaptığı
incelemede, anlaşmada yer alan yeniden satış fiyatı belirlenmesine yö-
nelik düzenleme nedeniyle, RKHK’nın 4. maddesi çerçevesinde bir di-
key anlaşma olmasından dolayı ilgili sözleşmeye menfi tespit belgesi
verilemeyeceğine karar vermiştir. Dolayısıyla, 5. madde kapsamında
muafiyet verilip verilemeyeceğini tespit etmiş ve anlaşmada yer alan
yeniden satış fiyatı belirlenmesine ilişkin hükümden başka bayilerin
sigorta şirketi seçimini kısıtlayarak Y. Sigorta’ya yönlendiren hüküm
içerdiği için bireysel muafiyet talebini reddetmiştir. Ancak Kurul, Y.
mağazalarında uygulanan genel ilke ve uygulamalara, uygulanan fi-
yat, satış ve belge düzenine uyulması mecburiyetlerinin kaldırılması-
nın yanında, bayilerin sigorta şirketi seçiminde özgür bırakacak şekil-
de yeniden düzenlenmesi kaydıyla ilgili anlaşmalara bireysel muafiyet
tanınabileceğine karar vermiştir.
53
Burada, şart ve yükümlülük kelimelerinin özel hukuktaki şart ve
yükümlülük kavramlarından daha geniş anlamda kullanıldığı konu-
sunda görüşler vardır. Kurul kararı, özel hukuk işlemi değil, bir idari
işlemdir. Kurul, taraflara belirli bir şartı gerçekleştirmelerinde geçerli
olmak üzere muafiyet kararı veremez. Çünkü idari işlemler geciktirici
şarta bağlı olarak verilemez. Ancak Kurul, taraflardan belirli şartları
yerine getirmelerini isteyebilir ve kararını bu şartlar oluştuktan sonra
verebilir. Aynı şekilde, muafiyet kararı bozucu şarta bağlı olarak da
verilemez. Sonuç olarak, kanun koyucunun buradaki şart ve yüküm-
lülük kavramlarını özel hukuktaki anlamları ile kullandığı isabetli ola-
rak doktrinde vurgulanmıştır.
54
Belirtilmesi gereken bir diğer husus, muafiyet talebine konu olan
bir anlaşmada Kurul’un muafiyetle bağdaşmayacak kayıtların kaldı-
rılması veya tarafların düzenli ve sürekli olarak Kurul’a bilgi vermele-
ri yükümlülüğünü koyabilecek olmasıdır.
55
Aşağıda belirtileceği üzere, Kurul, karara bağlanan şart ve yüküm-
lülüklerin yerine getirilmemesi halinde muafiyet kararlarını geri alabil-
53
Rekabet Kurulu Kararı, No: 01-25/245-67, 29.05.2001 tarihli karar.
54
Aslan, (Rekabet), s. 139.
55
Topçuoğlu, a. g. e., s. 262.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
166TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
me yetkisine sahiptir. Ancak, doktrinde, bu şekilde yapılacak bir yetki
kullanımının her şeyden önce, sözleşme özgürlüğü ilkesinin olumlu
bir şekilde sınırlanması anlamına geldiği savunulmuştur.
56
Kurul’un
muafiyet kararını geri alabilme yetkisini belirli şartlarda kullanacağı,
dolayısıyla keyfi olarak bu yetkiyi kullanamayacağı düşünüldüğünde,
rekabetin korunması bağlamında böyle bir girişimin, sözleşme özgür-
lüğü ilkesini sınırlamakla birlikte, toplum yararına bir özellik arz ettiği
de belirtilmesi gereken bir husustur.
4. Muafiyetin Geri Alınması
Muafiyetin hangi hallerde geri alınabileceği RKHK’nın 13. mad-
desinde gösterilmiştir. Buna göre, Kanun’da tespit edilen hallerden
birinin gerçekleşmesi durumunda Kurul, muafiyet kararını geri ala-
bilecektir.
Muafiyet kararının geri alınmasını gerektiren sebepler RKHK’nın
13. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde şu şekilde belir-
tilmiştir:
-Muafiyet kararının alınmasına esas teşkil eden herhangi bir olay-
da değişiklik olması.
-Muafiyet kararına bağlanan şartların veya yükümlülüklerin yeri-
ne getirilmemesi.
-Muafiyet kararının, söz konusu anlaşma hakkında yanlış veya ek-
sik bilgiye dayanarak verilmiş olması.
Bu açıklamalardan hareketle, bu üç sebepten birinin gerçekleşmesi
halinde muafiyet kararı, Kurul tarafından geri alınabilecektir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken bir diğer husus, mua-
fiyet kararının geri alınmasına neden olan bu üç halin, hangi andan
itibaren hüküm ifade edeceğidir. RKHK’nın 13. maddesinde belirtildi-
ği üzere, muafiyet kararının alınmasına esas teşkil eden herhangi bir
olayda değişiklik olması durumunda, geri alma kararı, söz konusu de-
ğişiklikten itibaren hüküm ifade edecektir. Buna karşın, muafiyet ka-
rarına bağlanan şartların veya yükümlülüklerin yerine getirilmemesi
ve muafiyet kararının söz konusu anlaşma hakkında yanlış veya eksik
bilgiye dayanarak verilmiş olması hallerinde ise, geri alma kararı mu-
56
Sanlı, a. g. e., s. 135.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
167TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
afiyet kararının verildiği tarihten itibaren geçerli olacaktır. Hal böyle
olmakla birlikte, rekabet hukuku kurallarının bu şekilde iki ayrı sonuç
bağladığı bu hallerde, ortaya çıkan sonucun doğuracağı hukuki neti-
celer arasında bir ayrımın gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir.
Zira doktrinde de ifade edildiği üzere, her iki halin de tabi olduğu so-
nuçlar aynıdır.
57
RKHK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasında vurgulandığı üzere, mua-
fiyet kararının yanlış veya eksik bilgiler esas alınarak verilmiş olması
halinde, ortada bir geri alınma sebebi olacağından, bu yanlışlık veya
eksiklik, eğer ilgililerin hilesi veya kastı ile gerçekleşmişse muafiyet
kararı da dolaylı olarak hiç alınmamış sayılacaktır.
İlave edilmesi gereken bir diğer nokta da, RKHK’nın 16. maddesi-
nin 1. fıkrasının (a) bendinde vurgulandığı üzere, muafiyet kararının
tarafların hileli veya yanlış bilgi vermesi sonucunda alınması durum-
larında, ayrıca bir cezalandırma sebebinin doğacak olmasıdır. Ayrıca,
bu gibi hallerde, gerekli görüldüğü takdirde, para cezası başta olmak
üzere bir takım yaptırımlar uygulanması imkan dahilindedir.
Muafiyetin geri alınması kararı, aynen muafiyet kararının veril-
mesinde olduğu gibi Rekabet Kurulu’nun yetkisindedir. Muafiyetin
geri alınmasına ilişkin kararla, eski soruşturma olduğu yerden devam
edeceği için, muafiyet kararı, nitelik bakımından bir ara karardır.
58
Muafiyetin geri alınması, bireysel muafiyet kararlarıyla ilgili olup,
grup muafiyeti bakımından hüküm ifade etmemektedir. Zira yuka-
rıda da belirtildiği üzere, grup muafiyeti, bireysel muafiyetin aksine,
bir kararla verilmediği için, kararla geri alınması da mümkün değil-
dir. Bununla birlikte, grup muafiyetleri bakımından, grup muafiyeti
kapsamına giren bir anlaşmanın, sonradan muafiyet için gerekli olan
şartlarla bağdaşmayan niteliklere sahip olduğu tespit edilirse, Kurul,
söz konusu anlaşmaya tanıdığı muafiyeti, bir kararla değil, soruştur-
ma kapsamına almak suretiyle sona erdirecektir.
59
Bununla, RKHK’nın
5. maddesi ile bağdaşmayan etkilere sahip olan bir anlaşmanın, grup
muafiyeti kapsamından çıkartılacağı ifade edilmek istenmiştir.
AT rekabet hukukuna göre de muafiyet kararlarının geri alınması
mümkündür. Bununla birlikte, AT rekabet hukuku düzenlemelerinde,
57
Aslan, (Rekabet), s. 137.
58
Badur, a. g. e., s. 156.
59
Topçuoğlu, a. g. e., s. 263.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
168TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Türk rekabet hukukundan farklı olarak, muafiyetin geri alınabilmesi
için ek bir neden daha öngörülmüştür. Bu neden, tarafların, muafiyeti
kötüye kullanmaları halidir.
60
Gerçekten de, başlangıçta iyi niyet ku-
ralları çerçevesinde uygulama bulan rekabeti kısıtlayıcı bir işbirliği uy-
gulaması, süreç içinde, amaç dışına sapabilecek, tüketiciler bu durum-
dan zarar görebilecektir. Böyle bir durumda, muafiyet kararının kötü-
ye kullanılması söz konusu olacağından, muafiyet kararıyla beklenen
yarar da ortadan kalkmış olacaktır. Hal böyle iken, rekabeti tamamen
ortadan kaldıran ve toplumun zararına bir nitelik kazanan işbirliği uy-
gulamalarına hukuki istisna tanımak hukuka aykırı olacağından, AT
rekabet hukukunda öngörülen bu olumlu düzenlemeye paralel olarak,
RKHK’da da gerekli düzenlemenin yapılması yerinde olacaktır. An-
cak, bu paralelde bir düzenleme yokluğuna karşın, (a) bendinde ön-
görülen, “muafiyet kararının alınmasına esas teşkil eden herhangi bir olayda
değişiklik olması” hükmünün, rekabetin kötüye kullanılması halinde de
uygulanabileceği söylenebilir.
5. Muafiyet Kapsamına Alınan İşbirliği Uygulamalarının Diğer
Yasaklayıcı Hükümler Karşısındaki Durumu
Bireysel ya da grup muafiyeti kapsamına alınmış olan işbirliği uy-
gulamaları mutlak olarak RKHK’nın uygulama alanı dışına çıkarılmış
olmaz. Zira muafiyet kararları, karara konu olan işbirliği uygulamaları-
nı sadece RKHK’nın 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından istis-
na tutar. Grup muafiyetlerinde ise, tebliğ şartlarını taşıyan anlaşmalar,
Kurul’un bir kararına gerek olmadan doğrudan doğruya RKHK’nın 4.
maddesi uygulamasından hariç tutulur.
Bu çerçevede değerlendirilen bir anlaşma, somut olayın şartlarına
göre RKHK’nın 6. maddesinin uygulama alanı içine girebilecektir.
61
6. Menfi Tespit Kararı
RKHK’nın 4. maddesinde hükme bağlanan yasak ilkesinden muaf
tutulmak istenen bir işbirliği uygulamasının tarafı olan teşebbüs-
ler, bu hukuki imkanı, yukarıda ayrıntılı olarak üzerinde durulduğu
60
Badur, a. g. e., s. 158.
61
Topçuoğlu, a. g. e., s. 264.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
169TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
gibi, Kurul’dan alacakları bir muafiyet kararıyla sağlayabileceklerdir.
Bu hukuki imkandan yararlanmanın bir diğer yolu da, RKHK’nın 8.
maddesinde belirtildiği şekilde, söz konusu işbirliği uygulamalarının
RKHK’ya aykırılık arz edip etmediğini belirleyen bir menfi tespit bel-
gesi alınmasıdır.
Menfi tespit kararı alınmasında tarafların bazı menfaatleri olduğu
bir gerçektir. Bu bakımdan, taraflar alacakları menfi tespit kararı ile
yasal belirsizlikten kurtulacaklar, yaptıkları anlaşma aleyhinde Kurul
tarafından soruşturma başlatılamayacak, yapılan işbirliği uygulamala-
rından dolayı haklarında para cezası öngörülemeyecek ve özel hukuk
ilişkileri bakımından gelecekte taraf olunacak anlaşmalar geçersiz sa-
yılamayacaktır.
62
Menfi tespit kararı, Kurul’un somut bir olayda taraflar arasındaki
işbirliği uygulamalarının RKHK’ya aykırı olmadığını tespit eden bir
karardır.
Menfi tespit kararları, rekabeti kısıtlayan işbirliği uygulamalarının
yasak ilkesine aykırı olmadığını tespit ederken, muafiyet kararlarıy-
la, yasak ilkesine istisna getirilse dahi, Kurul kararı ilgili anlaşmaya
somut olayın şartlarına göre RKHK’nın 6. maddesinin uygulanmasını
engellememektedir.
63
RKHK’nın 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, ilgili teşebbüs veya te-
şebbüs birlikleri tarafından, menfi tespit belgesi için Kurul’a başvu-
rulduğu zaman, Kurul, elinde bulunan bilgi ve belgeler çerçevesinde,
anlaşma, karar, eylem, birleşme ve devralma gibi işbirliği uygulamala-
rının RKHK’ya aykırı olmadığı kanaatine varırsa, ilgililere bu durumu
tespit eden bir menfi tespit belgesi verecektir.
Konuyla ilgili bir örnek olması bağlamında, Rekabet Kurulu’na
menfi tespit belgesi talebiyle başvuruda bulunan M. A.Ş, şirketin %
50.01’inin S. şirketine devredilmesi amacıyla sözleşme yaptıklarını be-
yan etmiş, Kurul’ca yapılan ilgili devir sözleşmesinin tetkikinde, söz-
leşmede yer alan (8.13) numaralı maddede ifade edilen “satıcılar, gerek
kendilerinin, gerek bağlı şirketlerinin doğrudan veya dolaylı olarak şirketin
işine herhangi bir şekilde rakip olabilecek hiçbir üretim, satış veya sair işlem
faaliyet geliştirmeyeceğini veya bu sayılanlara katılmayacağını ya da sayı-
lanlarla ilgili sair bir menfaat elde etmeyeceğini kabul eder” hükmü rekabet
62
Aslan, (Rekabet), s. 461.
63
Topçuoğlu, a. g. e., s. 267.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
170TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
kurallarına aykırı kabul edilerek menfi tespit talebi reddedilmiştir. Ku-
rul, bu hükmün sözleşme metninden çıkarılması halinde, sözleşmeye
menfi tespit belgesi verilebileceğini de ayrıca kararında belirtmiştir.
64
Bu noktada belirtilmesi gerekir ki, menfi tespit kararı, esas olarak
bir muafiyet değildir. Dolayısıyla, menfi tespitle, yalnızca ilgili teşeb-
büslerin işbirliği uygulamalarının rekabeti sınırlamadığının Kurul ta-
rafından belgelenmesi sağlanmaktadır. Aynı şekilde, menfi tespit ka-
rarları, idari davaya konu olacak nitelikte kesin ve uygulanabilir işlem
niteliği taşımaktadır.
65
Menfi tespit belgesi almak için yapılan talep, rekabeti kısıtlayıcı
işbirliği uygulamalarının icrasını engellememektedir. Zira menfi tespit
kararı, rekabeti ortadan kaldırdığı için hukuka aykırı kabul edilen bir
uygulamayı hukuka uygun ya da geçerli hale getirmemektedir. Buna
göre, hakkında menfi tespit kararı alınan bir anlaşma veya kararla il-
gili olarak, mahkemelerde, söz konusu işbirliği uygulamalarının hü-
kümsüzlüğüne dayanan iade ya da tazminat davası açılabilecektir.
66
Menfi tespiti sağlayan Kurul kararları, Danıştay’ın yargı deneti-
mine tabi olduğundan, mahkemelerin görev alanına giren uyuşmaz-
lıklarda menfi tespit kararlarının genel mahkemeleri bağlamaması ge-
rekir.
67
Muafiyet kararlarında olduğu gibi, menfi tespit kararlarının da
Kurul’ca RKHK’da öngörülen şartlar çerçevesinde her zaman geri
alınabileceği vurgulanması gereken bir diğer husustur. Buna göre,
yukarıda ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere, RKHK’nın 8. maddesinin 2.
fıkrasında hükme bağlanan, muafiyet ve menfi tespit kararlarının geri
alınmasını gerektiren sebeplerin sayıldığı RKHK’nın 13. maddesinin 1.
fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hallerden birinin gerçek-
leşmesi durumunda Kurul, menfi tespit kararını geri alma yetkisine
sahiptir. Ancak, RKHK’nın 8. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi,
Kurul, menfi tespit kararını geri alsa bile, kararın geri alınma anına
kadar geçen süre için taraflara cezai müeyyide uygulayamayacaktır.
Menfi tespit kararının geri alınmasına ilişkin hükümler muafiyet kara-
rının geri alınmasına ilişkin hükümlerle paralellik arz eder.
64
Rekabet Kurulu Kararı, No: 91-736/153, 19.11.1998 tarihli karar.
65
TÜSİAD-T/98-12-245, a. g. d., s. 44; Yet, a. g. e., s. 74.
66
Topçuoğlu, a. g. e., s. 265.
67
Topçuoğlu, a. g. e., s. 265.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
171TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Nitelik bakımından bir ara kararı olduğundan, menfi tespit ka-
rarlarına karşı tek başına yargı yoluna gidilemeyecektir. Ancak menfi
tespit talebinin reddinden zarar gören ilgili teşebbüsler, Kurul’a baş-
vurarak soruşturma açılmasını isteyebileceklerdir. Dolayısıyla, menfi
tespit talebinin açık veya zımni reddi, nihai karar olacağından, bu ka-
rar aleyhine yargı yoluna başvurulabilmesi mümkündür.
68
Sonuç
Ekonomik sistemde yer alan bir takım kavramların, oluşumların,
yetkilerin ve kuvvetlerin belirli bir düzene oturtulmaması halinde or-
taya çıkacak belirsizlik, başıboşluk ve dengesizlik toplum yaşamında
önemli yaralar açacaktır.
En başta ekonomide oluşabilecek düzensizlik, yaşamın ayrılmaz
bir parçası haline geleceğinden, böyle bir ortamdan destek bulan te-
şebbüsler, mal ve hizmetlerin topluma sunulmasında niteliksizlik, pa-
halılık, ücret dengesizliği ve rekabetin ihlali gibi bir takım zararlı uy-
gulamalar gerçekleştirmeye yöneleceklerdir. İşte, bu tür gelişmelerin
önüne geçilmesi maksadıyla, ülkemizde 1994 yılında 4054 sayılı RKHK
yürürlüğe konmuştur. Böylece piyasalarda oluşabilecek çarpıklıkların
önüne geçilerek, toplumun kaliteli hizmet alabilmesi hedeflenmiştir.
Rekabeti kısıtlayan işbirliği uygulamaları, RKHK’nın 4. maddesin-
de düzenlenmiştir. Bu kapsamda yer alan teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları hukuk düzenince yasak-
lanmıştır. Böyle bir yasaklamaya yönelme, teşebbüsleri kanuna karşı
hile sayabileceğimiz yöntemlere sevk etmiş ve teşebbüsler bir takım
gizli uygulamalarla aralarındaki rekabeti ortadan kaldırma yoluna git-
mişlerdir.
Teşebbüslerin bu yönde hukuka aykırı girişimleri olacağını da
düşünen kanun koyucu, işbirliği uygulamaları için mutlak bir yasak
koyma yerine, olumlu yönleri olumsuz yönlerinden daha çok olan uy-
gulamaları yasak kapsamından muaf tutmaya yönelik imkanlar getir-
miştir. Kanun koyucunun bu yola başvurmasında kamu yararını gö-
zettiğini söyleyebiliriz.
Rekabeti kısıtlayıcı işbirliği uygulamaları, RKHK’daki şartları taşı-
68
Aslan, (Rekabet), s. 192.
Cemil GÜNER hakemli makaleler
172TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
maları halinde muafiyet hükmünden yararlanabileceklerdir. Muafiyet
tanımaya yetkili tek organ olan Rekabet Kurulu, Kanunun öngördüğü
şartları değerlendirerek söz konusu uygulama için muafiyet kararı ve-
rebileceği gibi, belirli konulardaki anlaşma türleri için grup muafiyeti
tebliğleri de çıkarabilecektir.
Rekabeti kısıtlayan ve muafiyet kapsamına da girmeyen işbirliği
uygulamaları geçersizdir. Bu şekilde geçersizlik yaptırımının uygulan-
masını engelleyen diğer bir kanuni yol da, Kurul’un menfi tespit kararı
vermesidir. Böylece hakkında menfi tespit kararı alınan bir anlaşma
veya kararın geçersizliği Kurul tarafından ileri sürülemeyecektir.
Sonuç olarak, ekonomik sistemin önemli bir parçası olan rekabet
düzeninin getirdiği kuralları ihlal eden işbirliği uygulamalarının, tüke-
tici, dolayısıyla toplum yararı düşüncesi ile Kanundaki şartlara uygun
olarak yasak ilkesinden muaf tutulması, ekonomik ve sosyal düzende
uyumu da beraberinde getirmesi bakımından yerinde bir hukuki ku-
rum olarak uygulamada yer bulmaktadır.
KAYNAKÇA
Aslan, Yılmaz, Rekabet Hukuku, 2. Baskı, Bursa 2001, (Rekabet).
Aslan, Yılmaz, “Türk Rekabet Hukuku Çerçevesinde Rekabeti Bozu-
cu Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Muafiyet”, Rekabet
Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Rekabet
Hukuku ve Yargı Sempozyumu, Ankara 1999, (Sempozyum).
Aslan, Yılmaz, Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku, Ankara 1998,
(Avrupa Topluluğu).
Badur, Emel, Türk Rekabet Hukukunda Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma-
lar (Uyumlu Eylem ve Kararlar), Ankara 2001.
Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, 8. Baskı,
İstanbul 2003.
Esin, Arif, Rekabet Hukuku, İstanbul 1998.
Gül, İbrahim, “Rekabet Kurulu’nun Muafiyet Kararlarının Adli Mah-
kemelerin Kararı Üzerine Etkisi”, Rekabet Kurumu’nun 2. Kuruluş
Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Rekabet Hukuku ve Yargı Sempoz-
yumu, Ankara 1999.
hakemli makaleler Cemil GÜNER
173TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Gürzumar, Osman, “Franchise Anlaşmaları ve Rekabet Hukuku”, Re-
kabet Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen
Rekabet Hukuku ve Yargı Sempozyumu, Ankara 1999.
İnan, Nurkut, “Rekabet Kurulu Kararlarının Yargısal Denetimi”, Re-
kabet Kurumu’nun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen
Rekabet Hukuku ve Yargı Sempozyumu, Ankara 1999.
Sanlı, Kerem Cem, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda Öngörülen
Yasaklayıcı Hükümler ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Bir-
liği Kararlarının Geçersizliği, Ankara 2000.
Tekinalp, Ünal, Avrupa Birliği Hukuku, İstanbul 1997.
Topçuoğlu, Metin, Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davra-
nışları ve Hukuki Sonuçları, Ankara 2001.
Yet, Orhun, “Rekabet Kurulu Kararlarının Yargısal Denetimi”, Reka-
bet Kurumunun 2. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Re-
kabet Hukuku ve Yargı Sempozyumu, Ankara 1999.
Yılmaz, Ejder, Hukuk Sözlüğü, 5. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara
1996.
TÜSİAD Dergisi, Aralık 1998, “4054 Sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanunun Uygulama Esasları”, Yayın No: TÜSİAD-
T/98/12/245.
TÜSİAD Dergisi, Aralık 1998, “Rekabet Hukukunda Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar”, Yayın No: TÜSİAD-T/98/12/244.
http://www.rekabet.gov.tr/nicinrekabet.html.