powered by

powered by

makaleler Nazlı TÖRE 297TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 I. SANAL ORTAM VE TELİF HAKLARI A. SANAL ORTAMIN TANIMI VE NİTELİĞİ Günümüzde, Amerika dışındaki ülkelerde henüz sanal ortamın (Internet) hukuki bir tanımı yapılmamıştır. Ancak, sanal ortam (In- ternet) denildiği vakit, en geniş anlamı ile, milyonlarca bilgisayarın on-line hizmet sunucular gibi çeşitli vasıtalarla birbirine bağlandığı elektronik bir ortam anlaşılır. N Bu ortamda kişiler, fiziksel yakınlık ve temas olmaksızın iletişim kurabilmekte ve bilgi alışverişinde buluna- bilmektedir. Sanal ortam, aslında, dünya bilgi ağlarının tamamı değildir ve fakat dünya çapında çok sayıda bilgisayara ve bilgisayar ağlarına bağlantı kurabilen ve bunu dünya çapında kabul edilen bilgi ağları protokolüne (TCP/IP) 2 bağlı olarak, özel bir ağ mimarının tanınması vasıtasıyla gerçekleştirerek bilgiye erişim sağlayan bir bilgi ağıdır. 3 Sanal ortamı (Internet) “siberuzay” olarak da adlandırmak müm- kündür. 4 1 Akipek, Ş./ Dardağan, E., “Sanal Ortamda Telif Hakları”, BATİDER, c. 21, Ankara, 2001-2002, s. 47. 2 Transmission Control Protocol/ Internet Protocol. 3 Kaplan, Y., “İnternet Ortamında Fikri Hakların Korunmasına Uygulanacak Hu- kuk”, Ankara, 2004, s. 33. 4 “Bu terim ilk olarak, 1980’lerin başında William Gibson tarafından yazılan ve bir bilim kurgu romanı olan “Neuromancer” isimli eserde kullanmıştır. Burada siberuzay, fiziksel bir ortam olarak görünen ve hissedilen, ama aslında, soyut veriyi temsil eden bilgisayar temelli, SANAL ORTAMDA TELİF HAKLARINA UYGULANACAK HUKUK Nazlı TÖRE Nazlı TÖRE makaleler 298TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 Siberuzayda, insanlar arasında fiziksel yakınlık ve temas gerektir- meyen iletişim ve bilgi alışverişi bilgisayar ağları vasıtasıyla gerçekleş- tirilmektedir. Esasen, siberuzay, bu iletişimi ve bilgi alışverişini sağla- yan birden fazla bilgisayar ağından oluşmaktadır. Söz konusu ağlardan her biri, münferiden birbirinden farklı çok sayıda hükümet, üniversite ve ticari Internet hizmeti sunucusu tarafından finanse edilmekte ve yönetilmektedir. Bir kullanıcı, Internete erişim için, her şeyden önce bir Internet hizmeti sunucusuna bağlanmak zorundadır. Internet hiz- meti sunucusu, kullanıcıya bölgesel ağlar (regional networks) üzerin- den yahut yüksek kapasiteli ağlar (high capasity networks-backbones) üzerinden Internet’e erişim sağlar. R Bugün için, bir bilgisayar ağı olan Internet’in fiziki sınırlarını tes- pit etmek mümkün değildir. Zira kullanıcılar, Internet hizmet sunu- cularının erişimini sağladığı ağlar üzerinden tüm dünyayla iletişim kurabilmektedir. Internet’e giren her bilgisayarın bir “Internet Proto- kol” (IP) numarası vardır. Bu IP numaraları bilgisayarın kimliği niteli- ğinde olup, hangi bilgisayarla Internet’e girildiğinin tespit edilmesini kolaylaştırır. Internet erişiminin sağlanması, verileri depolama kapa- sitesine sahip ve birbirleriyle bağlantı halinde bulunan binlerce sanal depo (host provider) tarafından temin edilmektedir. İşte, bu sebeple, Internet’in merkezi bir yönetiminin veya sahibinin bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. S Internet, ilk olarak, ileride meydana gelebilecek (müstakbel) bir felakete karşı, askeri bilgi, belgelerin yok olmaması ve askeri haberleşmenin sağlanması fikrinden yola çıkılarak geliştirilmiştir. T Internet, 1969 yılında, ABD’de Amerikan hükümetinin yetkisi ve desteği sonucunda, ARPA 8 tarafından askeri amaçlarla ve üniversitelerde kullanılmak üzere kurulmuştur. 9 Ticari on-line hizmet sunucular da bunun tüm dünya için erişimini hızlandırmıştır. Bugün için, dünya üzerinde bir milyardan fazla insanın Internet kullanıcısı olduğu tahmin edilmektedir. 10 sanal bir ortam olarak tanımlamıştır. Bu ortam genel anlamda bilgisayar ağının oluşturdu- ğu bir iletişim evrenini içermektedir.” Akipek/Dardağan, a. g. e., s. 48. 5 Zizic, B., “Copyright Infringement Occuring Over The Internet: Choice of Law Considerations ” (Yüksek Lisans Tezi), Ocak, 2000, s. 97-98. 6 Kaplan, a. g. e., s. 44 7 Zizic, a. g. e., s. 98. 8 Advanced Research Project Agency. 9 Akipek/Dardağan, a. g. e., s. 49; Kaplan, a. g. e., s. 33. 10 Zizic, a. g. e., s. 98. makaleler Nazlı TÖRE 299TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 Internet, diğer telekomünikasyon araçlarından çok daha hızlı bir şekilde bütün dünyaya yayılmıştır. Sayısal bir veriyle açıklamak gere- kirse; radyonun elli milyon kişiye ulaşması 38 yıl, televizyonunki 13 yıl sürmesine karşılık; Internet’in, bu rakama ulaşması sadece 4 yıl içinde gerçekleşmiştir. Böylesine yaygın bir kullanıma sahip Internet’in eko- nomik, sosyal ve hukuki boyutlarının ortaya çıkması da kaçınılmaz olmaktadır. 11 B. SANAL ORTAMDA TELİF HAKLARI Internet, bir yandan, kişilerin birbirleriyle ve dünya ile olan me- safesini ortadan kaldırıp, iletişimin daha hızlı, kolay ve ucuz olmasını sağlarken, beri yandan, belki de bunun tabii bir sonucu olarak ulus- lararası nitelikteki telif hakları uyuşmazlıklarının artmasına vesile ol- muştur. Zira, telif haklarının konusunu oluşturan resim ve metinler Internet yoluyla, yalnızca birkaç saniye içerisinde tüm dünyanın erişi- mine hazır hale getirilebilmektedir. Bu sebeple, Internet yoluyla yapı- lan telif hakları ihlalleri, dünyanın birden fazla noktasında aynı anda meydana gelebilmektedir. 12 Bu noktada, Internet’in telif hakları üzerindeki etkisi konusun- da çok çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bir görüşe göre, Internet or- tamında telif hakları ile korunmuş eserlerin kopyalanması ve yayıl- ması konusunda getirilen alternatifler, böyle bir tartışmayı başından anlamsızlaştırmaktadır. Diğer bir görüşe göre, telif hakları, insanları bilişim toplumuna götüren yolun üzerindeki bir engeldir. 13 Diğer bazı görüşler, telif haklarını bütünüyle demode bulmaktadır. Sözgelimi; Barlow gibi bazı medya teorisyenleri tarafından, ABD’de yeni med- ya iletişim araçlarına ilişkin olarak, telif hakları konusunda esaslı yeni 11 Arikan, A. S., “İnternetin Fikri Haklar Üzerindeki Etkisi”, Uluslararası İnternet Hu- kuku Sempozyumu, İzmir, 21-22 Mayıs 2001,s. 89; Özel, S., “Uluslararası Alanda Medya ve İnternette Kişilik Haklarının Korunması ”, Ankara, 2004, s. 147; Kaplan, a. g. e., s. 42. 12 Driscoll, J. M., “It’s a Small World After All: Conflict of Laws and Copyright Infrin- gement on the Information Superhighway” U. Pa. J. Int’l Econ. L. 1999, s. 956. 13 Wittgenstein, P., “Über die negativen Auswirkungen einer Verstärkung des Urhe- berrechts auf die Entwicklung des Internet”,UFITA 2000,s. 39 vd.; Kaplan, a. g. e., s. 61. Nazlı TÖRE makaleler 300TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 düzenlemeler yapılmasının gerekip gerekmediği tartışılmaktadır. Bu tartışmalardaki baskın görüş, telif haklarının, düşüncenin ve bilimsel araştırmaların serbest dolaşımı önündeki bir engel olduğu yönünde- dir. Yine, telif haklarının, telif haklarının korumasına giren eserlerin çoğalmasını teşvik edici fonksiyonunun işlediğine dair tereddütler de bulunmaktadır. 14 Buna karşılık; diğer bir görüşe göre, Internette telif haklarının korunması mutlaka öncelikli olarak göz önünde tutulmalı- dır. Zira, uygun bir hukuki koruma olmadıktan sonra, eser sahipleri- ni, eserlerini Internet ortamında yayımlamaya teşvik edecek başka bir makul vesile bulunmamaktadır. 15 Kanımızca, bu görüşler arasındaki belirgin farklılık, “uluslararası toplumun bilgi edinme hakkı” ile “eser sahibinin hakları” arasında sürege- len menfaat çatışmasından kaynaklanmaktadır. Şayet, son görüşü yani telif haklarının Internette korunması gerek- tiği yönündeki görüşe katılacak olursak –ki belli ölçüde katılıyoruz- bu sefer de karşımıza hangi fiillerin telif haklarını ihlal ettiği, hangilerinin telif haklarını ihlal etmediği sorusu çıkar. Bu anlamda, bir eserin sahi- binin izni olmaksızın bilgisayar hafızasına alınarak kamuya açılması, bir web sitesi aracılığıyla yaygın biçimde kamuya sunulması, derleme bir eser olarak nitelendirilen bir web sitesinin kopyalanarak başka bir web sitesine aktarılmasının birer telif hakkı ihlali olduğu genel kabul görmüştür. Teknik açıdan; eser sahibinin izni alınmaksızın web sitesi- ne dahil edilen eserin bir kullanıcı tarafından bilgisayara kaydedilmesi, yazıcı ile eserin çıktısının alınması, hatta Internette “surf” yapılırken, eserin izinsiz olarak kamuya sunulduğu web sitesine girilmesi ve söz konusu eserin geçici olarak bilgisayar ekranında görüntülenmesi dahi ihlal olarak nitelendirilebilir. 16 Gerçek bir örnekle açıklamak gerekirse; bilindiği gibi, Fransız eski Devlet Başkanı François Mittérand Ocak 1996’da öldü. Ancak, Mittérand’ın ölümünden yalnızca birkaç gün geçtikten sonra şahsi doktoru “Le Grand Secret” (Büyük Sır) adını taşıyan bir hatırat yayımla- dı. doktor, burada Mittérand’ ın başkanlığa seçildiği ilk yıllarda kanse- 14 Bu konuda bkz. Kaplan, a. g. e., s. 62. 15 Röhm, A./wilop K., “Urheberrechtlicher Schutz im Internet”, DuD 1998, s. 251; Kaplan, a. g. e., s. 62. 16 Akipek, Ş./ Dardağan E., “Sanal Ortamda Gerçekleşen Telif Hakkı İhlallerine Uy- gulanacak Hukuk”, AÜHFD, c. 50, S.3, Ankara, 2001, s. 120. makaleler Nazlı TÖRE 301TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 re yakalandığını ve başkanlığının ikinci döneminin son zamanlarında başkanlık görevlerini dahi yerine getiremeyecek kadar hasta olduğu- nu açıklamıştı. Böyle bir kitabın yayımlanmasını Mittérand’ın ailesi büyük bir öfkeyle karşıladı ve Fransız hukukuna göre, eski başkanın özel hayatının gizliliğine ilişkin ölüm sonrası haklarına (post mortem rights) dayanarak bir dava açtı. Davanın sonunda, mahkeme Mitté- rand ailesini haklı görerek, kitabın yayımının durdurulmasına karar verdi. Bu kararın ardından söz konusu kitap vakit geçirilmeksizin pi- yasadan toplatıldı. Ancak, bütün kopyalar kitapçıların raflarından indirilmeden önce Fransa’da taşrada bulunan bir Internet kafenin işletmecisi, hatıratın bilgisayara aktarılmış (scan edilmiş) 190 sayfalık bir kopyasını elde etti ve bunu bir Internet sitesine yolladı. Bu olay, kuşkusuz Internet’in Fransa’daki en büyük reklamı oldu. Zira, otuz binden fazla insan aynı anda siteye hücum etti ve bu durum doğu Fransa’da telefon servisinin çökmesine neden oldu. Mittérand ailesinin ağır tehditlerine maruz ka- lan işletmeci, eğer bu tehditler devam ederse, rahatlıkla hatıratın met- nini Fransa’daki sunucudan çıkartarak Birleşik Devletler’ deki bir web sitesine yollayabileceğini bildirdi. Bu olayda asıl telif hakkı sahibi olan ve dolayısıyla telif hakkı ih- lal edilen, hatıratın yazarı doktor ile yayıncının hiçbir müdahalesi ol- madı. Onlar sessizce köşelerine çekildiler. Aslında işletmecinin fiili en çok onların hakkını ihlal etmişti. Doktor ile yayıncının bu ihlale mani olmamasının temel nedeni telif hukuku değil ve fakat bizatihi içinde bulundukları politik durumdu. Onlar, zaten kitabın toplatılmasına karşı çıkarak bir anlamda haklarını korumaya çalışmışlardı. Burada en kârlı çıkan Internet kafe işletmecisi oldu. Zira, işletmeci, telif haklarını önemsemeyerek ihlal ettiği gibi; Mittérand ailesinin sansüründen de kurtulmuş oldu. 17 Bir an için işletmecinin dediğini yaptığını ve Fransa’da piyasadan toplatılmasına karar verilen kitabın bilgisayara aktarılmış bir kopyası- nı Birleşik Devletler’deki bir web sitesine göndermiş olduğunu ve bu- nun da dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılar tarafından indirildiği- ni varsayalım. Böyle bir durumda telif hakları ihlalinden kimi sorumlu 17 Ginsburg, J. C., “Copyrights Without Borders? Choice of Forum and Choice of Law for Copyright Infringement in Cyberspace,”, Cardozo Arts&Ent.L.J., ,1997, s. 153-154. Nazlı TÖRE makaleler 302TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 tutabiliriz? Kitabı Internete aktaran kişi mi, kendisine ulaşan kopyayı bir web sitesine yollayan kişi mi, bunu kullanan web sitesi mi, yoksa nihai kullanıcılar mı sorumlu olacaktır? Bu soruya cevap vermek bir hayli güçtür. Ama herhalde bu kişilerin hep birlikte bir telif hakları ih- lali gerçekleştirmiş oldukları düşünüldüğünde, bunların müteselsilen sorumluluğunun gündeme gelmesi en mantıklısıdır. Yine de bunların içinde, telif hakları ihlalinde en az sorumlu tutulması gereken nihai kullanıcılardır. Çünkü, nihai kullanıcılar bir iki tuşa basarak gerçekleştirdikleri olağan Internet işlemlerinin aslında birer telif hakları ihlali olduğun- dan çoğu zaman haberdar değillerdir. 18 Dolayısıyla, fiillerinin sonucu- nu öngörme yetisini haiz değillerdir. İngiliz ve Amerikan mahkemele- ri önlerine gelen bu tür uyuşmazlıklarda, aynı mülahazalarla aslında eser sahibi ile karşı karşıya gelen tarafın kullanıcılar olmadığını; bila- kis, sanal ortama erişimi mümkün kılan hizmet sunucuları olduğunu ifade etmişlerdir. 19 Bu durumda, yukarıdaki kurgusal Mittérand davası bir Amerikan mahkemesinin önüne gelmiş olsaydı, Fransa’da yasaklanmış bulunan ve eski Başkanlardan François Mittérand’ın hayatını konu edinen “Le Grand Secret” adlı eserin bir Amerikan web sitesinde yayımlanarak, söz konusu eser üzerindeki telif haklarının ihlal edilmesine ilişkin olarak, mahkeme, bu siteye girip, eseri indiren (download eden) kullanıcıları sorumlu tutmayacaktı; aksine, bu eseri söz konusu eseri web sitesine yükleyenlerin (upload eden) sorumluluğuna gidecekti. Zaten, coğrafi olarak bulundukları yerin tespiti bir hayli güç olan çok sayıdaki kulla- nıcının sorumluluğuna gitmek de mantık dışı bir davranış olacaktır. Sonuç olarak; fikir ve sanat eserlerinden sanal ortamda yararlanıl- ması düzenleyen kuralların meydana getirilmesi ve yorumlanmasında dikkat edilecek husus; Internetteki tüm aktörlerin bu anlamda; içerik sağlayıcı eser sahiplerinin, hizmet sağlayıcı girişimcilerin ve nihai kul- lanıcıların karşılıklı olarak menfaatlerinin düzenlenmesi zaruretidir. 20 18 Zizic, a. g. e., s. 99. 19 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 120. 20 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 121. makaleler Nazlı TÖRE 303TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 II. SANAL ORTAMDA TELİF HAKLARINA UYGULANACAK HUKUK Günümüzde teknolojik gelişmeler ve Internet kullanımın yaygın- laşması, insanlar arasındaki sınırları ortadan kaldırmış ve bilgiye erişi- mi oldukça kolaylaştırmıştır. Bunun sonucu olarak Internette yaşanan hareketlilik ve hızlı bilgi akışı, bu alanın hukuki açıdan düzenlenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Hukuki açıdan düzenlenmesi gereken alanların en başında, hiç kuşkusuz, fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar gelmektedir. Zira, günümüzde bir fikir ve sanat eseri bilgisayar ağları vasıtasıyla dünyanın bir çok yerindeki kullanıcılara, yalnızca bir iki saniye içerisinde ulaşabilmektedir. İşte; bu eylemlerin bir ihlal teşkil edip etmediğini, ihlal teşkil ediyorsa bunların yaptırımının ne olacağını, bu yaptırımın kimlere uygulanacağını çok iyi analiz etmek gerekir. Bunun için de, her şeyden önce bu eylemlere uygulanacak hu- kuku tespit etmek gerekir. 21 Bilindiği üzere, dünya çapında birbirinden farklı çok sayıda fik- ri mülkiyet hukuku sistemi mevcuttur. Bu nedenle, Internet yoluyla gerçekleştirilen fikri hak ihlallerine (bunların tespiti ve bunlara uygu- lanacak yaptırımlar hususunda) bunlardan hangisinin uygulanacağı önemli bir sorundur. Bu konu her şeyden evvel “Devletler Özel Huku- kunun ve Kanunlar İhtilafının” yetki alanına girer. Hangi devletler özel hukuku sisteminin uygulanacağına da, uluslararası yetkili mahkeme karar verecektir. Bu durumda uygulanacak hukukun tayininde, evvel emirde yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekir. 22 Yetkili mahkeme- nin tayini konumuzun sınırlarını aştığından, yetkili mahkemenin tayi- nine burada değinmiyoruz. A. ÜLKESELLİK İLKESİ EVRENSELLİK İLKESİNE KARŞI “Ülkesellik İlkesi” farklı hukuk sistemlerine sahip ülkelerde farklı anlamlara gelebildiği gibi, aynı hukuk sistemi içerisindeki farklı branş- larda da farklı anlamlara gelebilmektedir. Uluslararası fikri mülkiyet hukukunda, ülkesellik ilkesi, fikri mül- 21 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 121-122. Aynı yönde: Tydniouk, A., “From Itar-Tass to Films by Jove: The Conflicts of Laws Revolution in International Copy- right”, Brook. J. Int’l L. , 2003-2004, s. 899. 22 Kaplan, a. g. e., s. 167. Nazlı TÖRE makaleler 304TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 kiyete konu olan bir eserin belirli bir coğrafi bölgeye lokalizasyonunu sağlamak amacı doğrultusunda kullanılan bir araçtır. Bu anlamda, ül- kesellik ilkesi, söz konusu eserin, kendisi için “korumanın talep edildiği yer”e (lex loci protectionis) bağlanmasını ifade eder. 23 Ülkesellik ilkesi uyarınca, her devlet fikri mülkiyete konu olan eseri sadece kendi ül- kesinin sınırları içinde korur, ülkesi içinde meydana gelen ihlallerde, tecavüze uğrayan ve kendi kanunlarına göre hak sahibi olan kişinin, ülkesindeki hukuk yollarını kullanmasına olanak sağlar. 24 Ülkesellik ilkesinin karşıtı: “Evrensellik İlkesi”dir. Evrensellik ilke- si, fikri mülkiyete konu olan bir eserin “menşe yeri”ne (lex loci originis) yerleştirilmesi ifade eder. Menşe yerini belirleyen başlıca kıstaslar, eser sahibinin uyrukluğu ve eserin yayımlandığı ülke’dir. 25 Uluslararası alanda fikri hakların korunması bağlamında ülkesel- liğin kabul edilmesi, fikri hakların etki alanının sınırlandırılması anla- mını taşır. Bu açıdan somut olayda ilgili sübjektif fikri haklar, sadece bu hakların ülkesellik esasına dayalı olarak etki ve sonuç doğurabile- ceğini yasal olarak kabul eden ülkelerde ileri sürülebilir. Tersine, ev- rensellik ilkesini kabul eden ülkelerde, ülkesellik esasına göre yapılan talepler kabul görmeyecektir. Evrensellik ilkesi mucibince, bir eser, kaynaklandığı ülke tarafından fikri mülkiyet kapsamında kendisine bahşedilen korumadan, diğer ülkelerde de aynı şekilde yararlanabile- cektir. Dolayısıyla, fikri hakları belirli bir ülkenin hukuk sistemi içeri- sinde elde eden hak sahibi, söz konusu hakların kapsam ve niteliğine paralel bir korumayı dünyanın her yerinde talep etme hakkına sahip olacaktır. 26 Konumuza dönecek olursak, günümüzde, Internet yoluyla işle- nen telif hakları ihlallerine uygulanacak hukuku tayin ederken yetkili mahkemelerin, geleneksel olarak, ülkesellik ilkesinin yansıması olan “koruma yeri” bağlama kuralından yararlandığı görülmektedir. Ancak, bu durum, Internet’in fiziksel olarak tespitinin güçlüğü mülahazasıyla eleştiriye açıktır. Dolayısıyla ülkesellik ilkesinin bir ifadesi olan koru- 23 Kaplan, a. g. e., s. 172. 24 Tekinalp,, Ü., Fikri Mülkiyet Hukuku, Güncelleştirilmiş, Gözden Geçirilmiş ve Ge- nişletilmiş Dördüncü Bası, İstanbul, 2005, s. 47. 25 Dardağan, E., Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Haklardan Doğan Kanunlar İhtilafı, 1. Baskı, Ankara, 2000, s. 110. 26 Kaplan, a. g. e., s. 172. makaleler Nazlı TÖRE 305TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 ma yeri hukukunun sanal ortamda gerçekleşen telif hakları ihlallerine tatbiki bir hayli güçleşecektir. Ülkesellik ilkesinin haklılığını savunan müelliflerden biri olan Ryan Yagura, genel kanının aksine Internetin fiziksel bir mahale yer- leştirilmesinin mümkün olduğunu belirtmektedir. Yazara göre bu durum mahkemelere ülkesellik prensibi çerçevesinde karar verme im- kanını tanımaktadır. Bu yazar, Interneti, telefon sistemine benzetmek- tedir. Bu anlamda, Internetin tıpkı bir telefon sistemi gibi, kişiler arası iletişimi sağlayıcı hatları ve tüm dünyayı birbirine bağlayan bilgisayar aksamı vardır. Web siteleri, belki Internet üzerinde yerleştirilemez ve fakat pekâlâ somut bilgi depolama araçları üzerine yerleştirilebilir. Bunun dışında kullanıcıların Internete bağlandıkları ve başkalarıyla iletişim kurdukları fiziksel bir yer mutlaka olacaktır. Internet en basit şekilde, teknolojik olarak geliştirilmiş iletişim ağlarının toplamıdır. Bu nedenle, mahkemeler Internet ile ilgili hukuki analiz yaparken, Inter- neti öteki kitle iletişim araçlarından daha farklı olarak değerlendirme- melidirler. 27 Kanaatimizce, bugünün şartlarında, Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlallerine uygulanacak hukukun tespitinde ülkesellik ilkesine sığınmak kabul edilebilir bir durum değildir. Zira Internetin gelişimi, telif hakları konusunda geleneksel ülkesellik ilkesinin uygulanabilir- liğini bertaraf etmiştir. 28 Bunun altında yatan temel neden, Internetin aynı anda, dünyanın değişik noktalarında bulunan kullanıcılara eri- şiminin mümkün olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında dünyanın birçok yerinde aynı eser üzerindeki telif haklarının ihlal edilmesi kuvvetle muhtemeldir. Böyle bir durumda, kabul etmek gerekir ki, ülkesellik ilkesinin katı bir biçimde uygulanması mümkün olamayacaktır. B. UYGULANACAK HUKUK PROBLEMİ Jane Ginsburg’un da haklı olarak belirttiği gibi, “Çok sayıdaki ulusal telif hakları rejiminin yerine tek bir uluslararası telif hakları sistemi- 27 Yagura, R.: “Does Cyberspace Expand the Boundaries of Personal Jurisdiction?” (1998) 38 IDEA; J.L.& Tech. 301 at 1; Zizic, a. g. e., s. 101. 28 Geller; P. E., “Conflict of Law in Cyberspace: International Copyright in a Digitally Networked World ” in 4 Information Law Series, The Future of Copyright In A Digital Environment 27,28 (P. Bernt Hugenholtz ed.,1996); Tydniouk, a. g. e., s. 899, dn..7 Nazlı TÖRE makaleler 306TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 nin varlığı arzu edilmektedir.” 29 Bu düşünce günümüzde, maalesef bir ütopyadır. Bu sebeple, Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlallerine, dünya üzerinde mevcut pek çok hukuk sisteminin hangisinin tatbik edileceği probleminin öncelikle halledilmesi gerekir. Bu açıdan Bern Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 2. paragrafı dikkat çekicidir. Anılan hü- kümde, “Sonuç olarak, bu sözleşme hükümleri haricinde, korumanın kap- samının ve eser sahibinin haklarının korunması için başvurduğu yolların münhasıran korumanın talep edildiği ülkenin hukuku tarafından idare edile- ceği...” bildirilmektedir. Bern Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 2. paragrafı müphem olarak, bir bağlama kuralı öngörmüştür. Buna göre, bu Sözleşme kapsamına giren eserlere, bunlar için korumanın talep edildiği yer hukuku uy- gulanacaktır. Ancak doktrinde “korumanın talep edildiği yer”in neresi olduğu ve dolayısıyla hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı konu- sunda birlik yoktur. Bu konuda çok çeşitli görüşler mevcuttur. 30 1. FORUM HUKUKU Bir görüşe göre; korumanın talep edildiği yerden anlaşılması ge- reken, davaya bakan mahkemenin bulunduğu yerdir. Bu açıdan; ko- ruma yeri hukuku davaya bakan mahkemenin hukuku olarak somut- laşacaktır. Bu görüşün savunucularından Parant’a göre, milletlerarası unsurlu telif hakları taleplerine daima talebin yapıldığı mahkemenin hukuku uygulanır. Bu çözüm tarzı belki de Bern Sözleşmesi’nin 5. maddesinde ifadesini bulan koruma yeri hukukunun en gerçekçi yo- rumu olacaktır. 31 Öte yandan, davaya bakan hakimin kendi hukukunu yabancı hukuklara nazaran daha iyi tanıyıp, daha adil biçimde uygu- layacağı düşüncesi, mahkemenin hukukunun tatbikini haklı kılan bir nedendir. Ayrıca telif haklarının ihlali medeni hukuk yaptırımları ka- dar ceza hukuku yaptırımlarını da kimi zaman gerektirebilmektedir. Bu durum, lex fori’ ye bağlanma lehinde sayılabilecek başka bir husus- tur. Son olarak, bir çok olayda, ihlalin meydana geldiği ülkede dava 29 Ginsburg, J. C., “Global Use/ Territorial Rights: Private International Law Questi- on of the Global Information Infrastructure”, J.Copyright Soc’y U.S.A., 1995, 318 at 3; Zizic, a. g. e., s. 106. 30 Zizic, a. g. e., s. 107. 31 Parant, V. L., “Thwarting Internet Pirates in’Intellectual Property Havens’”, 15-Fall Ent.&Sports Law, 1997, 20 at 2; Zizic, a. g. e., s. 107. makaleler Nazlı TÖRE 307TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 açıldığından, ihlalin meydana geldiği yer ile(lex loci delicti commissi) ile hakimin hukuku (lex fori) iç içe geçmektedir. 32 Forum hukukunun uygulanmasını idare eden bir bağlama kuralı, aynı zamanda Internet yoluyla gerçekleştirilen telif hakları ihlallerine bakacak uygun mahkemenin neresi olduğu sorusuna da kendiliğinden cevap vermektedir. Geleneksel yetki kriteri uyarınca davalının mahke- menin kişisel yargılama yetkisi altında bulunmalıdır. Bu bakış açısına göre, Ginsburg’un da vurguladığı gibi, mahkemenin yetkisi, uygula- nacak hukuka ilişkin mülahazalardan tamamen bağımsız olacaktır. 33 Bununla birlikte, forum hukukunun uygulanmasını sağlayan bir bağlama kuralı, en uygun hukuka sahip mahkemede dava açmak is- teyen davacıların forum shopping yapma ihtimalini kuvvetlendirir. Benzer şekilde davalının da söz konusu bağlama kuralını manipüle edip, herkesten önce yetkili mahkemeyi ve dolayısıyla uygulanacak hukuku seçebilme imkanı olacaktır. 34 2. İHLALİN GERÇEKLEŞTİĞİ YER HUKUKU –LEX LOCİ DELİCTİ COMMİSSİ a. GENEL OLARAK Her şeyden önce “korumanın talep edildiği yer” formülünün değişik yorumlara açık olduğunu kabul etmek gerekir. Nitekim bazı müellif- ler 35 Bern Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 2. paragrafının forum ülkesi- ni işaret etmediği kanısındadır. Bu müelliflere göre, korumanın talep edildiği yerden anlaşılması gereken, koruma talebinin konusu teşkil eden ihlal fiilinin işlendiği yerdir. Bir başka deyişle, lex loci delicti com- missi. Bu yorum çerçevesinde, koruma yeri hukukunun uygulama alanı bulabilmesi için, telif hakları ihlalinin söz konusu ülkede işlenmesine 32 Dardağan, a. g. e., s. 132. 33 Ginsburg, “Global Use/Territorial Rights:Private International Law Questions of the Global Information Infrastructure”, 318 at 11; Zizic, a. g. e., s. 107. 34 Zizic, a. g. e., s. 108. 35 Ginsburg, J. C./Janklow, M. L., “Group of Consultants on the Private International Law Aspects of the Protection of Works and Objects of Related Rights Transmitted Through Global Digital Networks”, WIPO Forum on Private International Law and Intellectual Property, Geneva, 1998. Nazlı TÖRE makaleler 308TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 bağlıdır. 36 Bu sebeple, lex loci delicti comissi kuralının Internet yoluy- la işlenen telif hakları ihlallerine uygulanması bir hayli güçleşecektir. Zira bu kural söz konusu ihlallerde birden fazla ülkeyi gösterdiğinden çoğalmaya elverişlidir. Bu açıdan, ihlalin gerçekleştiği yer bağlama ku- ralı farklı isimler altında yeniden yorumlanmaktadır. Temel ihlal fiili- nin gerçekleştiği yer hukuku, yüklemenin yapıldığı yer hukuku, hatta menşe yeri hukuku gibi, çeşitli yazarlarca yapılan yorumlar, netice iti- bariyle ihlal fiilinin gerçekleştiği yer hukukunu işaret etmektedir. 37 Öte yandan, hiçbir uluslararası konvansiyonda lex loci delicti commissi’den ne anlaşılması gerektiği ve bunun nasıl tanımlanabile- ceği hakkında en ufak bir hüküm yer almamaktadır. 38 Buna karşılık, yayın yeri bağlama kuralı, diğer bağlama kurallarına göre biraz daha ön plandadır. b. YAYIN YERİ HUKUKU İhlalin ‘gerçekleştiği yer’i, yayının gerçekleştiği yer olarak yorum- lamak, her şeyden önce görünürde bir sadeliğin ve göreceli de olsa kesinliğin sağlanması amacına hizmet eder. Bu yorum tarzı, aynı za- manda, mahkemelerin çok uluslu telif hakları ihlali davalarına tek bir hukuku uygulamalarını da kolaylaştırır. Yayın yeri bağlama kuralının, Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlallerine uygulanması düşüncesi esas itibariyle, uydu yayınlarının iletilmesi ile Internette veri aktarım sürecinin birbirine olan benzer- liğinden hareketle ortaya atılmıştır. Gerçekten, uydu yayınlarında, yayıncı-uydu vericisi-kullanıcı arasındaki ilişki, Internette de, eserini Internet ortamına koymak isteyen eser sahibi-hizmet sunucu-kullanıcı arasında söz konusudur. 39 Uydu yayınına uygulanacak hukukun tayininde başlıca iki temel yaklaşımın varlığı söz konusudur: İlk yaklaşım uyarınca, radyo ile ya- yın hakkı, yayın kuruluşu tarafından programın yapılması, sinyalin uyduya gönderilmesi aşamasında ileri sürülebilir. Bu açıdan, uydu ya- yınlarından doğan telif hakları ihtilaflarına uygulanacak hukuk, sinya- lin gönderildiği ülkenin hukukudur. 36 Dardağan, a. g. e., s. 132. 37 Bu konuda bkz., Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 123, dn. 19,20,21 38 Zizic, a. g. e., s. 109. 39 Kaplan, a. g. e., s. 190. makaleler Nazlı TÖRE 309TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 Diğer yaklaşıma göre ise, uydu vasıtasıyla yayın, sinyallerin uy- duya gönderilmesinden sonra yayının alınmasına kadar geçen bütün evreleri kapsar. Netice itibariyle, yayıncı, uydunun etki alanı içinde- ki bütün ülkelerin hukuklarına riayet etme yükümlülüğü altındadır. Sonuçta, yayının alındığı ülkelerin hukukları, bu yaklaşım uyarınca, kümülatif olarak uygulanacaktır. 40 Gönderme/yayın teorisi olarak da adlandırılan ilk yaklaşımı, In- ternet yoluyla işlenen telif hakları ihlallerine uyarladığımızda; ihlal fi- ilin gerçekleştiği yer, fikir ve sanat eserlerinin ilk kez bir web sitesine yüklendiği ülke olarak tezahür eder. Bogsch teorisi olarak adlandırılabilecek ikinci yaklaşım ise, yayı- nın alındığı bütün ülke hukuklarına yetki tanınması sonucunu doğu- rur. Dolayısıyla, ikinci yaklaşım uyarınca, sonuç yeri hukuku uygula- nacaktır. 41 Bu yaklaşımlardaki farklılıkların da gösterdiği üzere, yayın yerini lex loci delicti commissi olarak kabul etmek, Internet yoluyla gerçek- leştirilen telif hakları ihlallerinde, yayın yerinin neresi olduğu tartış- masını da beraberinde getirir. i. Fikir Sanat Eserinin Web Sitesine Yüklendiği Yerin Yayın Yeri Olarak Kabulü: Birden Fazla Web Sitesinin Bulunması Durumu Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlallerinde, yayın yerinin neresi olduğu tartışmasında, daha önce de ifade edildiği üzere, gön- derme/yayın teorisine göre, ihlale maruz kalan eserin web sitesine aktarıldığı ülkenin yayın yeri olarak kabul edilmesi ve bu ülkenin hu- kukunun uygulanması gerekir. Ancak Internet yoluyla kurulan basit bir iletişim bile, dünyanın farklı noktalarında bulunan farklı web siteleri tarafından sağlanmak- tadır. Eğer, bu web sitelerinin bulunduğu her bir ülkeyi yayın yeri olarak kabul edersek, (söz konusu ihlale potansiyel olarak uygulan- ma iddiasını taşıyan) bu ülkelerin sayısı kadar hukukla karşılaşırız. Bu hukukları sayıca sınırlamak ve “bir fikir-sanat eserinin web sitesine 40 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 123-124. 41 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 124. Nazlı TÖRE makaleler 310TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 yüklendiği yer” bağlama kuralının çoğalmasının önüne geçmek üzere, söz konusu yayın yerini, eserin belirli bir kopyasının ilk olarak yayın- landığı yere hasretmek uygun bir davranış olacaktır. 42 Ancak, Geller’ in de haklı olarak belirttiği gibi, telif haklarına konu olan bir fikir ve sanat eseri birden fazla ülkede aynı anda web sitelerine yüklenebilir. Böyle bir durumda, bu ülkelerden hangisi ilk yayın yeri olarak müta- laa edilecektir. Şayet bu ülkelerden her biri ilk yayın yeri olarak kabul edilecekse; bu takdirde önümüzde çözülmesi gereken yeni bir kanun- lar ihtilafı problemi oluşacaktır. 43 ii. Fikir Sanat Eserinin Web Sitesine Yüklenmeye Başlandığı Yerin Yayın Yeri Olarak Kabulü Yayın yerinin neresi olduğu tartışmasında, önerilen çözüm yolla- rından birisi de, söz konusu eserin web sitesine yüklenmeye başlandı- ğı yerin yayın yeri olarak kabulüdür. Nitekim Internet yoluyla işlenmiş olsun olmasın, uluslararası ni- telikli her telif hakları ihlaline kendi hukukunu uygulamak isteyen Amerikan mahkemeleri, Birleşik Devletler’ deki bir web sitesinden te- lif hakkıyla korunan bir eserin indiren yabancı kullanıcılara da Birleşik Devletler hukukunu tatbik etmek maksadıyla “root copy theory” olarak adlandırılan kuralı yeniden yorumlamışlardır. Root copy theory, esasen, ihlal fiilinin işlenmeye başlandığı yerin hukukunun uluslararası telif hakları ihlallerine uygulanmasından iba- rettir. Ancak root copy theory kuralının yorumlanması ve uygulanması konusunda Amerikan mahkemeleri, özellikle de 2. Bölge Mahkemesi ile 9. Bölge Mahkemesi, arasında ciddi bir farklılık göze çarpmakta- dır. 2. Bölge Mahkemesi’nin, özellikle 1930’lu yıllarda verdiği kararla- ra baktığımızda, 44 yabancı ülkelerde sonuçlarını meydana getiren telif hakkı ihlallerine dahi kendi hukukunu tatbik ettiğini görüyoruz. Buna 42 Zizic, a. g. e., s. 110-111. 43 Geller, P.E., “Conflicts of Laws in Cyberspace:Rethinking International Copyright in a Digitally Networked World”, Colum. B VLA J. L.& Arts. , 1996, 571 at 12; Zizic, a. g. e., s. 111. 44 Özellikle: Sheldon v. Metro-Goldwyn Pictures, Corp.,106 F. 2d 45(2d Cir. 1939); Update Art Inc. V. Modiin Publ’g Ltd., 843 F. 2d 67 (2d Cir. 1988) makaleler Nazlı TÖRE 311TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 karşılık; 9. Bölge Mahkemesi, yabancı unsurlu telif hakları ihlallerine kendi hukukunu uygulamakta daha gönülsüz davranmaktadır. Nite- kim, 9. Bölge Mahkemesi, son zamanlarda vermiş olduğu Beatles gru- bunun Yellow Submarine adını taşıyan filminin video kasetleri üze- rindeki telif haklarına ilişkin bir kararında, 45 söz konusu filmin video kasetlerini yurtdışında çoğaltma ve dağıtım haklarını elinde bulundu- ran Birleşik Devletler vatandaşı davalıya, dava konusu video kasetler Birleşik Devletler’de imal edilmediği ve satılmadığı gerekçesiyle Ame- rikan hukukunu uygulamayı reddetmiştir. 46 Netice itibariyle, “root copy theory”, yayın yerinin, bir fikir sanat eserinin Internetteki bir web sitesine yüklendiği yer olarak mütalaa edilmesine dayanak olmuştur. Bu sayede Amerikan mahkemeleri, özellikle de 2. Bölge Mahkemesi, Internet yoluyla işlensin işlenmesin bütün sınır aşıcı telif hakları ihlallerine kendi ülkelerinde etki doğur- duğu gerekçesiyle kendi hukuklarını uygulama imkanına kavuşmuş- lardır. Yayın yerinin, web sitesine yüklenen (upload) yer olarak müta- laa edilmesinin altında yatan bir diğer neden: bu şekilde bir bağlama kuralının çoğalmaya elverişli olmaması ve tek bir hukuku göstererek uygulayıcılara kolaylık sağlamasıdır. Bununla birlikte söz konusu bağlama kuralı, doktrinde bazı müel- lifler tarafından eleştirilmektedir. Austin’e göre, telif hakkı ile korunan eserin web sitesine yüklenmeye başlandığı yerin Birleşik Devletler’de bulunduğu durumlarda, Birleşik Devletler yargıcının kendi hukuku yerine bu eserin indirildiği (download) yer hukukunu uygulaması icap etmektedir. 47 Buna ek olarak, bazı Amerikan mahkemelerinin ken- di hukuklarını tatbik etmek maksadıyla root copy theory’ yi manipüle etmeye çalışmaları da bir hayli eleştiri almıştır. Prof. Janklow’un da haklı olarak belirttiği üzere, Amerikan mahkemeleri, root copy theory, başka bir ülkenin hukukunu gösterdiği zamanlarda bu kurala dayan- mak hususunda oldukça isteksiz davranmaktadır. 48 45 Subafilms, Ltd. v. MGM-Pathe Communications Co., 24 F.3d 1088 (9th Cir.1994) 46 Ginsburg, J.C., “Copyright Without Borders? Choice of Forum and Choice of Law for Copyright Infringement in Cyberspace”, Cardozo Arts& Ent. L.J.,, 1953, s. 168-170. 47 Bu görüş için bkz., Ibid; Zizic, a. g. e., s. 112. 48 Bu görüş için bkz., Ibid; Zizic, a. g. e., s. 112. Nazlı TÖRE makaleler 312TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 iii. Eser Sahibinin Vatandaşı Bulunduğu Ülkenin Yayın Yeri Olarak Kabulü Bazı müellifler, yayın yeri olarak, eserin yaratım sürecinin ger- çekleştirildiği ülkeyi kabul ediyorlar. Bu görüşlerine gerekçe olarak da, bir eser üzerindeki telif haklarının ihlal edilebilmesi için, o eserin yaratım sürecinin tamamlanmış olması gerektiğini ileri sürüyorlar. Bir başka deyişle, bir eser üzerindeki telif hakkı ihlallerinin başlangıç nok- tasının, söz konusu eserin yaratım sürecinin tamamlanması noktası olduğu savunuyorlar. 49 Ancak, bu çeşit bir bağlamada temel zorluk, eser sahibinin eserini yaratım sürecini değişik ülkelerde geçirmesi ihtimalinde yaşanmakta- dır. İşte bu noktayı göz ardı etmeyen müellifler, yayın yeri olarak, eser sahibinin vatandaşı bulunduğu ülkeyi kabul ediyorlar. Ancak bu kural da, eser sahipliği ile ihlale yol açan eylemlerin birbirinden farklı şeyler olduğu ve dolayısıyla Internet yoluyla işlenen bir telif hakkı ihlaline eser sahibinin vatandaşı bulunduğu ülkenin hukukunu uygulamanın rasyonel bir davranış olmadığı mülahazasıyla eleştiriye açıktır. 50 Ayrıca, söz konusu bağlama, bir eserin birden fazla ve faklı uy- rukluğa sahip kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda da ço- ğalmaya elverişli bulunduğundan, çözümden ziyade yeni bir ihtilafın çıkmasına vesile olacaktır. iv. Yayın Yeri ve Telif Hakları Cenneti Telif hakları ihlalinde bulunan kimseler, ihlal teşkil eden eylem- lerinin ağır sonuçlarından kurtulmak maksadıyla, söz konusu eylem- lerini “telif hakları cenneti” olarak adlandırabileceğimiz yerlerde icra edebilmektedir. Bu davranış tarzına, özellikle sanal ortamda işlenen telif hakları ihlallerinde sıklıkla rastlanmaktadır. Zira eğer ihlalin ger- çekleştiği yer yayın yeri olarak kabul edilirse ve yayın yeri de ihlale maruz kalan eserin Internete ilk yüklendiği yer olarak kabul edilirse; bu takdirde, ihlali gerçekleştiren kimselerin, bu eylemlerinin sonuçla- rını bertaraf etmek için, bir telif hakları cennetinde kendi lehlerine olan mahkemeyi ve hukuku seçmelerinin önü açılacaktır. 51 49 Zizic, a. g. e., s. 112. 50 Zizic, a. g. e., s. 113. 51 Zizic, a. g. e., s. 114. makaleler Nazlı TÖRE 313TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 Parant, bu duruma mani olmak için, yayın yeri’nin, eserin Inter- nete yüklenmesini sağlayan hizmet sunucusunun bulunduğu ülke olarak kabulünü savunmuştur. Bu çözüm yolunun, eser sahibini ye- terince koruyamadığı bazı durumlarda, Parant, bu sefer kamu düzeni müdahalesini öngörmüştür 52 3. SONUÇ YERİ HUKUKU Sanal ortamda meydana gelen telif hakları ihlallerine, söz konusu ihlallerin zararlı sonuçlarını meydana getirdiği yerin hukukunun uy- gulanması, Bern Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 2. paragrafında ifadesi- ni bulan “koruma yeri hukukunun uygulanması” yönündeki kuralın alternatif bir yorumudur. Bu bağlama kuralının Internet ortamında doğurduğu en önemli sorun, zararlı sonuçların meydana geldiği yerin birden fazla olmasıdır. Ayrıca bir fikir-sanat eserinin, ihlale maruz kalacak ölçüde, geçerlilik kazandığı ülkeden başka bir ülkede Internet ortamına aktarılması ve bundan dünyanın farklı ülkelerindeki kullanıcıların istifade etmesi ha- linde sonuç yeri hukukunun ne şekilde tayin edileceği önem kazanır. Burada, başka bir ülkede Internet ortamına aktarma fiilini esas alırsak; sonuç yeri, global olarak, eserin Internet’e aktarıldığı ülke olacaktır. Buna karşılık; bu aktarımdan yararlanma fiillerini esas alırsak; sonuç yeri, bireysel olarak, söz konusu yararlanmaların gerçekleştiği ülke(ler) olacaktır. 53 Ancak; belirtmek gerekir ki, bireysel yararlanma- ların tespit edilmesi ve kanıtlanması hiç de kolay değildir. Buna rağ- men, doktrinde, bir fikir sanat eserinin Internete aktarımı fiilinin değil ve fakat bundan yararlanma fiillerinin sonuç yerinin tespiti bakımın- dan dikkate alındığı görülmektedir. 54 Bununla birlikte; genel kabule uygun olarak, ihlal teşkil eden ya- rarlanma fiillerinin vuku bulduğu bütün ülke hukuklarının tek bir da- vada uygulanmasının, for devletinin yetki kurallarının buna müsaade ettiği durumlarda bile, bir karmaşa yaratacağı açıktır. Zira tek bir ihlal davasında, aynı ihlal fiilleri için farklı düzenlemelere sahip farklı hu- 52 Parant, a. g. e., 20 at 2. 53 Kaplan, a. g. e., s. 192. 54 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 127. Nazlı TÖRE makaleler 314TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 kukların uygulanmasının eşitliğe aykırı, haksız sonuçlara yol açacağı kesindir. 55 4. ESER SAHİBİNİN MUTAD MESKENİ / İŞYERİNİN BULUNDUĞU YER HUKUKU Sanal ortamda telif hakları ihlallerinde, sonuç yerinin tayininde yaşanan güçlük, söz konusu ihlalden zarar gören eser sahibinin mutad meskeni hukuku ile işyerinin bulunduğu ülkenin hukukunun uygu- lanmasını tartışılmaya değer bir hale getirmektedir. Her şeyden önce, Internet yoluyla işlenen telif hakkı ihlalleri eser sahibinin kişilik hakla- rını rencide etmektedir. Bu sebeple, söz konusu ihlallere eser sahibinin mutad meskeninin bulunduğu ülke hukukunun uygulanması man - tıklıdır… Diğer yandan, Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlalleri eser sahibinin mali durumunu etkiler, onu kazanç kaybına uğratır. Bu anlamda, eser sahibinin işyerinin bulunduğu ülke hukukunun uygu- lanması da gündeme gelecektir. 56 Doktrinde, birçok müellif, bu bağlama kurallarının oldukça basit olduğu konusunda hem fikir olsa da, bunların tatbik kabiliyetinin iki nedenle zayıf olduğunu bildirmektedir. Bu nedenlerden birincisi, bu kurallar eser sahibinin mutad meskeninin veya işyerinin bilinmemesi, sonradan değişmesi yahut tamamen tesadüfi olması durumunda uy- gulama alanı bulamayacaktır. Dolayısıyla taraflar, söz konusu ihlalle ilgili olarak sorumluluklarının kapsam ve derecesini öngöremeyecek- tir. İkincisi, eser sahibinin mutad meskeni veya işyerinin, eserin ya- yınlandığı, ihlalin sonuçlarını doğurduğu yahut forum yeriyle hiçbir ilişkisi mevcut değilse; bu takdirde yine de bu kuralları uygulamak paradoksal olacaktır. 57 5. FAİLİN MUTAD MESKENİ / İŞYERİNİN BULUNDUĞU YER HUKUKU İhlal fiilini gerçekleştiren kişinin mutad meskeninin veya işyeri- nin bulunduğu yer kuralı da, diğer bağlama kurallarının yaratacağı 55 Zizic, a. g. e., s. 116. 56 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 128; Zizic, a. g. e., s. 116. 57 Zizic, a. g. e., s. 116. makaleler Nazlı TÖRE 315TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 adaletsiz sonuçları bertaraf edici alternatif bir bağlama kuralı olarak ileri sürülmüştür. Her şeyden önce, sanal ortamda gerçekleşen telif hakları ihlallerinin fiil yeri hukukuna (yani eserin bilgi ağına konul- duğu-upload edildiği-) tabi kılınması, eser sahibi aleyhinde kötüye kullanmalara müsaittir. Bu açıdan, bu ihlallere failin mutad meskeni veya işyeri hukukunun uygulanması, dijital ortamdaki muhtemel ma- nipülasyonların, özellikle de eserin kötü niyetli failler tarafından bir fikri haklar cennetinde Internete aktarılmasının, önüne geçecektir. Fa- ilin mutad meskeninin veya işyerinin bulunduğu ülkenin hukukunun uygulanması, bu anlamda sabit bir bağlama kuralıdır ve daha belirgin bir koruma sağlar. Ayrıca söz konusu bağlama kuralının uygulanma- sı, Internete erişimi sağlayan girişimciler bakımından öngörülebilirlik gibi önemli bir avantaj sağlar. 58 Belirtmek gerekir ki, hem eser sahibinin mutad meskeni veya iş- yerinin bulunduğu yer hukukunun hem de failin mutad meskeni veya işyerinin bulunduğu yer hukukunun dünya çapında uygulanması du- rumunda, ülkesellik ilkesinin bir tezahürü olan koruma yeri hukuku- nun uygulanması yönündeki genel kabul gören ilkeye ters düşülmüş olunacaktır. Öte yandan, fikir sanat eserlerinin sanal ortamda kamuya aktarıl- ması her zaman profesyonel girişimciler tarafından gerçekleştirilme- yebilir. Bu açıdan, sanal ortamda, her alıcı aynı zamanda potansiyel bir verici konumunda bulunduğu için, bir bağlama kuralı oluşturulurken failin mutad meskeninin veya iş yerinin bulunduğu yerin belirleyici bir rol oynaması tartışmalı hale gelebilir. Ayrıca, failin profesyonel bir girişimci olması durumunda dahi, ekonomik gücü yüksek bu kişinin mutad meskeninin veya işyerinin bulunduğu yer hukuku uygulanaca- ğı düşünüldüğünde, söz konusu bağlama kuralının tatbiki eseri üze- rindeki hakları ihlal edilen eser sahibine adeta ikinci bir darbe niteli- ğinde olacaktır. 59 6. DİĞER ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Doktrinde birtakım müellifler, mevcut bağlama kurallarının katı uygulanmasının doğuracağı haksız sonuçları bertaraf etmek üzere tali 58 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, 129-130; Kaplan, a. g. e., s. 194-195. 59 Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 130. Nazlı TÖRE makaleler 316TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 bağlama kuralları öngörmüşlerdir. Bu müelliflerden Dessemontet, ev- vel emirde failin mutad mesken hukukunun uygulanmasını, bunun olumsuz sonuçlara neden olması halinde terditli olarak, ihlal fiilinden doğan zararın meydana geldiği yer hukuku, haksız fiilin işlendiği yer hukuku vedavalının mutad meskeni hukukunun uygulanmasını öner- miştir. Ginsburg ise, asıl bağlama kuralı olarak, web sitesi operatörü- nün, sanal ortamda iletimi başlatan kişi veya kuruluşun mutad mes- keni ya da işyeri hukukunun uygulanmasını savunmakta, ancak söz konusu iletimin üçüncü bir devletle daha sıkı ilişkili olması halinde bu devletin hukukunun uygulanmasının daha doğru olacağını düşün- mektedir. 60 7. MEVCUT BAĞLAMA KURALLARINA FARKLI BİR YORUM Johnson ve Post, haklı olarak mevcut bağlama kurallarının Internet’le ilgili konulara uygulanıp uygulanmayacağı hususunda en- dişelidirler. 61 Bu endişelerinin temel sebebi, mevcut bağlama kuralları- nın, genellikle, yersel bağlamayı esas almasıdır. Milletlerarası unsurlu ihtilaflar, söz konusu bağlama kurallarınca yersellik ilkesine uygun olarak, belirli bir konuyu idare etmesi için seçilen hukuka tabi olurlar. 62 Ancak; Internet sınır tanımadığı için, sanal dünyada fiziki bir yerin tespiti imkansızdır. Bu durumda sanal ortamda işlenen telif hakları ih- lallerine uygulanacak hukukun tespiti önem arz eder. Internetteki ile- tişimin nakledilmesi söz konusu bulunmadığından devletlerin bunu sınırlarında durdurma imkanı da yoktur. Zira Internet yayını, aynı anda birden fazla ülkede gerçekleştirilmektedir. Ginsburg, bu noktada fiziksel bir coğrafyaya sahip olmayan Internet için ülkesellik ilkesinin rehberliğinde tayin edilen bağlama kurallarının uygulanmasında ısrar edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. 63 Biz de Ginsburg’un görüşüne katılıyor ve sanal ortamda gerçek- 60 Bu görüşler için bkz., Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 130-131. 61 Daha detaylı bilgi için bkz., JOHNSON, D.R./ POST, D.:“Law and Borders the Rise of Law in Cyberspace”, Stan L Rev, 1996. 62 Goldsmith, J. L., “Against Cyberanarchy”, U. Chi.L. Rev, 1998, 1199 at 1. 63 Ginsburg, J. C., “Global Use/Territorial Rights: Private International Law Questi- ons of the Global Information Infrastructure”, J. Copyright Soc’y U.S.A., 1995, 318 at 2. makaleler Nazlı TÖRE 317TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 leşen telif hakları ihlallerine uygulanacak hukukun tespitinde yol gös- terici yeni bağlama kurallarının oluşturulmasını gerekli görüyoruz. Bu yeni bağlama kurallarının her şeyden önce sanal ortamdaki tüm aktörlerin menfaatlerini en iyi şekilde dengelemesi gerekmektedir. Bu konu da en iyi çözüm yolu, bize göre, milletlerarası yeknesaklaştırma çalışmalarına hız verilmesidir. C. YEKNESAKLAŞTIRMA ÇABALARI Sanal ortamda meydana gelen telif hakları ile ilgili problemleri vesilesiyle ortaya çıkan kanunlar ihtilafı problemlerini kısmen veya ta- mamen sona erdiren birden fazla seçenek vardır. Bunlar: - Yeknesak Internet Hukukunun Teşkili, - Yeknesak Telif Hukukunun Teşkili, - Bağlama Kurallarının Yeknesaklaştırılması, olarak sıralanabilir. 1. YEKNESAK INTERNET HUKUKUNUN TEŞKİLİ Internet yoluyla işlenen telif haklarına uygulanacak hukukun tayini esnasında ortaya çıkan kanunlar ihtilafı problemlerinin önüne geçmenin birinci yolu, yeknesak bir Internet hukukunun yaratılması- dır. Bu, doktrinde “lex cyberalty” olarak ifade edilmektedir. 64 Kuşku- suz, böyle bir hukukun kapsamı, yalnızca telif hakları ihlalleriyle sı- nırlı olmayacaktır. Lex Cyberalty’nin teşkilinde başlıca iki görüş söz konusudur. Bunlardan ilki, Internet hukukunun yaratımı sürecini mahkemelere bırakmayı önerirken; diğeri, bu hukukun teşkili amacıyla uluslararası bir konvansiyon yapılmasında ısrar etmektedir. 65 Kanaatimizce, bugün için, yeknesak bir Internet hukukunun teş- kili mümkün değildir. Zira böyle bir hukukun teşkili, ancak, bu ko- nuda geniş katılımın sağlandığı ve genel kabul gören uzun çalışmalar sonucunda gerçekleşebilir. Dolayısıyla, bu seçenek üzerinde fazla dur- muyoruz. 64 Beall, C. P., “The Scientological Defenestration of Choice-of-Law Doctrines for Pub- lication Torts on the Internet”; J. Marshall J. Computer&Info L., 1997, 361 at 3. 65 Zizic, a. g. e., s. 122. Nazlı TÖRE makaleler 318TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 2. YEKNESAK TELİF HUKUKUNUN TEŞKİLİ Yeknesak bir telif hukukunun teşkili, teorik anlamda, ancak, tüm dünyayı bağlayıcı, uluslararası niteliği haiz yeni bir sözleşmenin veya kodun kabul edilmesiyle mümkün olabilir. 66 Tüm katılımcılar tarafın- dan kabul edilen bu türden bir sözleşmenin ya da kodun, artık bağ- lama kurallarıyla ilgili bir hüküm içermesi gerekmez. Zira, bu andan itibaren, ortada Internet yoluyla işlensin yahut işlenmesin tüm telif hakları ihlallerine uygulanacak tek bir kural vardır. Tam olarak yeknesak telif hukukunun birer örneği olamasalar da, kendilerini onaylayan devletlerin hukuklarında telif hakları konusun- da aynı/benzer hükümlerin oluşmasını sağlayan Bern Sözleşmesi ile GATT-TRIPS Anlaşması’na, bu noktada kısaca değinmeyi uygun bu- luyoruz. Bern Sözleşmesi olarak anılan 9 Eylül 1886 tarihli “Edebiyat ve Sa- nat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme” bu alandaki ilk düzenle- medir. 67 Bern Sözleşmesi’ne katılan devletlerin temel amacı aslında git- tikçe büyüyen kitap pazarının baskısı karşısında, kendi yurttaşlarının eserlerinin yurtdışında korunmasını sağlamaktı; yoksa yeknesak bir telif hukuku yaratılması yönünde ortak bir irade mevcut değildi. Bern Sözleşmesi’nin hazırlık aşamasında, Alman delegasyonu ilk kez ulus- lararası yeknesak bir sistemin oluşturulması fikrini ortaya atmıştır. An- cak, bu fikir, ulusal hukuklarda geri dönüşü olmayan değişikliklerin yapılması anlamına geldiğinden çoğunluk tarafından reddedilmiştir. 68 Bunun yerine milli işlem (teba muamelesi) ilkesi hükme bağlanmış ve eser sahiplerine bazı alanlarda asgari haklar tanınmasıyla yetinilmiş- tir. 69 Bern Sözleşmesi, günümüze gelinceye kadar pek çok revizyona maruz kalmıştır. Fakat her defasında, pragmatik düşünceler baskın çıkmış ve Bern Sözleşmesi ile tam olarak yeknesak bir telif hukuku yaratılamamıştır. 66 Geller, P. E., “Conflicts of Laws in Cyberspace: Rethinking International Copyright in a Digitally Networked World”, Colum. VLA Journal of Law&the Arts, 1996, at 15. 67 Tekinalp,, a. g. e., s. 67. 68 Dinwoodie, G.B., “A New Copyright Order: Why National Courts Should Create Global Norms”, U. Pa. L. Rev,, 2000-2001, s. 490. 69 Dardağan, a. g. e., s. 27-28. makaleler Nazlı TÖRE 319TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması olarak da bilinen GATT-TRIPS Anlaşması ise, GATT’ ın Uruguay Roundu esna- sında müzakere edilmiş ve 1994 yılında imzalanmıştır. GATT-TRIPS Anlaşması, mili işlemi kabul eden ve asgari hak standartları getiren Bern Anlaşması modeli üzerine kurulmuştur. 70 Bu nedenle, her ne ka- dar, teknolojik gelişmelerin ışığında yeni düzenlemeler getirmiş olsa da 71 GATT-TRIPS Anlaşması da yeknesak bir telif hukuku yaratmak- tan çok uzaktır. 3. BAĞLAMA KURALLARININ YEKNESAKLAŞTIRILMASI Internet yoluyla işlensin yahut işlenmesin, tüm telif hakları ih- lallerinde uygulanacak yeknesak bir kuralın oluşumundaki güçlük, buna alternatif bir başka seçeneği karşımıza çıkartmaktadır; o da, telif hakları ihlallerine tatbik edilecek bağlama kurallarının yeknesaklaştı- rılmasıdır. Özellikle, Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlallerin uygulana- cak bağlama kurallarının yeknesaklaştırılması maksadıyla uluslararası bir sözleşme akdedilmesi uygun olur. Zira, bu durumda, söz konusu sözleşmeyi kabul eden devletler çok kısa süre içerisinde sözleşme hü- kümlerini iç hukuklarına dahil etmiş olurlar. a. BAĞLAMA KURALLARININ YEKNESAKLAŞTIRILMASINA KARŞI GÖRÜŞLER Telif hakları ihlallerine uygulanacak bağlama kurallarının ulus- lararası bir sözleşme ile yeknesaklaştırılmasına karşı başlıca iki görüş vardır: Bu görüşlerden ilki, esasen bu çeşit bir sözleşmenin faydalı olaca- ğına inanmakla birlikte, bu sözleşmede somutlaşan bağlama kuralına itiraz eden devletlere aittir. Kuşkusuz, her ülkenin farklı bir hukuk sis- temi vardır. Dolayısıyla görünürde basitmiş gibi duran bu farklılık- ların giderilmesi her zaman sanıldığı kadar kolay olmaz. Bu açıdan, uluslararası bir sözleşmede somutlaşan bağlama kuralına itiraz, as- 70 Dinwoodie, a. g. e., s. 495-497. 71 Bu konuda bkz., Akipek/Dardağan, a. g. e., AÜHFD, s. 133. Nazlı TÖRE makaleler 320TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 lında söz konusu bağlama kuralının uygunluğuna yapılan itirazdır. Hangi devletin hukuki düzenlemesinin esas alınacağı tartışmasının bir tezahürü olan söz konusu itirazlar bağlama kurallarının uluslararası bir sözleşmeyle yeknesaklaştırılmasını zora sokar. 72 Uluslararası söz- leşmelere, çoğu kez ekonomik olarak üstün olan ülkeler, kendi bakış açılarını empoze etmeye çalışırlar. Bu da sorun yaratır. Bu basitmiş gibi görünen farklılıklar, hele bir de farklı hukuki teori ve uygulamalar üzerine inşa edildiğinde, özellikle Internet alanındaki düzenlemeler hususunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında ciddi uçurumlara yol açar. Sözgelimi, “free rider” olarak adlandırılan gelişmekte olan ülkeler, kendilerine uluslararası bir sözleşme çerçeve- sinde empoze edilen standartları kabule yanaşmayacaktır. 73 İkinci görüş ise, uluslararası bir sözleşme ile telif hakları ihlal- lerine uygulanacak bağlama kurallarının sabitleştirilmesine, krista- lize edilmesine karşı çıkmaktadır. Bu görüşü benimseyenler için söz konusu bağlama kurallarının içeriği bir önem taşımamaktadır. Diğer yandan, uygulanacak bağlama kurallarının sabitleştirilmesiyle, ulusal mahkemelerin bağlama kurallarını manipüle etmesinin önüne geçil- miş olacağı da bir gerçektir. 74 b. BAĞLAMA KURALLARININ YEKNESAKLAŞTIRILMASININ LEHİNDE OLAN GÖRÜŞLER i. Bağlama Kuralları Uluslararası Bir Sözleşmeye Konu Edilebilir mi? Her şeyden önce, böyle bir sözleşmenin “free rider” üçüncü dünya ülkeleri tarafından kabul edilmesini beklemek safdillik olur. Ancak bu tür bir sözleşmeye geniş katılımın sağlanması için şu iki şartın gerçek- leşmesi gerekmektedir: İlk olarak, seçilen bağlama kuralları üzerinde 72 Aoki, K., “Considering Multiple and Overlapping Sovereignties: Liberalism, Liber- tarianism, National Sovereignty, ‘Gllobal’ Intellectual Property and the Internet”, Ind. J. Global Legal Stud., 1998, 443 at 8. 73 Bu konuda bkz., Rozek, P., “Protection of Intellectual Property Rights, Research and Development Decisions and Economic Growth”, F. Rushing&C. Ganz Brown, eds. , Intellectual Property Rights in Science, Technology, and Economic Perfor- mance, San Francisco, Westview Pres, 1990; Zizic, a. g. e., s. 126. 74 Zizic, a. g. e., s. 126. makaleler Nazlı TÖRE 321TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 bir konsensus sağlanmış olmalıdır. İkinci olarak da, gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler karşısında ekonomik güçlerini kullanmaktan vazgeçmiş olmalıdır. Bu iki şart gerçekleştiği takdirde, üçüncü dün- ya ülkeleri de, böyle bir sözleşmenin telif hakları ihlallerinden doğan uyuşmazlıklara uygulanacak bağlama kurallarının tayininde etkili bir araç olduğu düşünülürse, buna katılmaya ikna olacaklardır. Zaten bu ülkeler, gelişmiş ülkelerin de bu sözleşmeye riayet ettiklerini ve illa kendi kurallarını uygulatmak maksadıyla mevcut kuralları manipüle etmeye çalışmadıklarını gördüklerinde, bu sözleşmeyi kendiliklerin- den kabul edeceklerdir. 75 ii. Telif Hakları İhlallerine Uygulanacak Bağlama Kurallarının Yeknesaklaştırılması Neden Yeknesak Bir Telif Hukuku Yaratılmasından Daha İyi bir Çözümdür? Bağlama kurallarının yeknesaklaştırılması, yeknesak bir telif hu- kuku yaratmaktan çok daha caziptir. Zira bağlama kurallarının yekne- saklaştırılması durumunda, devletler, kendi telif hukuklarını yaratma özgürlüklerini kaybetmemiş olacaklardır. Bir başka deyişle, bağlama kurallarının yeknesaklaştırılmasına ilişkin bir sözleşme, bu sözleşme- yi kabul eden devletlerin telif haklarına ilişkin düzenlemelerinin geri dönüşü olmayan şekilde değiştirilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bunun yerine, bu sözleşme, Internet yoluyla işlenen telif hakları ihlal- lerine uygulanacak hukuku gösterecektir. iii. Öngörülebilirlik, Etkililik ve Basitlik Mülahazası Uluslararası telif hakkı ihlallerini idare eden bağlama kurallarının yeknesaklaştırılmasıyla öngörülebilirlik sağlanmış olacaktır. Öngörü- lebilirlik, insanların büyük ölçüde etkin risk taşıyan işlemleri yapma- sını desteklemektedir. 76 Bir fikir sanat eserini kullanan, buna hangi hu- kukun uygulanacağını bilirse, söz konusu kullanımının bir ihlal teşkil edip etmediğini de öngörebilir. Dolayısıyla, şayet kullanımı bir ihlal teşkil ediyorsa, bundan kaçınma imkanına da sahip olmuş olacaktır. 75 Zizic, a. g. e., s. 127. 76 Burnstein, M. R., “Conflicts on the Net: Choice of Law in Transnational Cyberspa- ce”, Vand.J. Transnat’l L. ,1996, 75 at 6. Nazlı TÖRE makaleler 322TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 Bağlama kurallarının, uluslararası bir sözleşme metninde yek- nesaklaştırılmasının telif hakları ihlallerinden doğan ihtilaflarda, uy- gulanacak hukukun tayininde yaşanan zorlukları ortadan kaldıracağı bir gerçektir. Zira mahkemeler, söz konusu sözleşmenin gözetiminde önlerine gelen ihtilafa uygulanacak hukuku tayin edecek ve buna göre hüküm vereceklerdir. Bunun sonucunda, uluslararası nitelikli telif hakları ihlallerinden çıkan uyuşmazlıklarda saydamlık, ahenk ve ön- görülebilirlik sağlanmış olacaktır. 77 iv. Adalet, Hakkaniyet, Eşitlik Mülahazası Bağlama kurallarının yeknesaklaştırılmasının lehinde olan görüş- lerden birisi de, bağlama kurallarının yeknesaklaştırılmasının, taraflar arasında eşitliği sağladığını savunmaktadır. Ayrıca, yeknesak bağla- ma kurallarının uygulanması, buna ilişkin sözleşmeyi onaylayan bü- tün ülkelerde adaleti sağlamış olacaktır. Dolayısıyla, mahkemelerin de, kendi hukuklarının tatbikini sağlamak üzere aynı/benzer durum- lara farklı bağlama kurallarını uygulamak konusundaki cüreti kırılmış olacaktır. Bu durumda, sözleşmenin tarafları aynı bağlama kurallarını uygulamayı taahhüt ettiklerinden ortaya eşitsiz yanlı sonuçlar çıkama- yacaktır. 78 v. Uluslararası Karar Ahenginin Tesisi Bir başka görüşe göre, bağlama kurallarının yeknesaklaştırılması, uluslararası karar ahenginin tesisine hizmet eder. Bu şekilde, uluslara- rası nitelikli telif hakları ihlallerine uygulanacak hukukun tayini husu- sunda ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları da giderilmiş olur. vi. Devletlerin Egemenliklerine Saygı Diğer bir görüşe göre, bağlama kurallarının uluslararası bir söz- leşmede yeknesaklaştırılması, paradoksal olarak, devletlerin ulusal egemenliğine duyulan saygının bir ifadesidir. Dolayısıyla, bir devletin böyle bir sözleşmeye katılması, o devletin telif hakkı sahiplerinin lehi- 77 Zizic, a. g. e., s. 129. 78 Zizic, a. g. e., s. 130. makaleler Nazlı TÖRE 323TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 ne kendi egemenliğinin bir parçasından taviz vermesi anlamına gelir. Bununla birlikte, uzun vadede bu çeşit bir sözleşme, Birleşik devlet- ler gibi gelişmiş ülkelerin kendi lehlerine mevcut bağlama kurallarını manipüle etmelerinin önüne geçmiş olur. Nitekim Hindistan ve Çin gibi ülkeler de, telif hukuku alanında Amerikan emperyalizmini kat- lanılmaz bulmaktadır. 79 Adı geçen ülkeler, Amerikan telif hakları stan- dartlarının bir ur gibi dünyaya yayılmasından endişe etmektedir. Bu ülkeler, bağlama kurallarını yeknesaklaştıran bir uluslararası sözleş- menin imzalanmasına bu açıdan olumlu bakmaktadır. Zira böyle bir durumda aynı/benzer ihtilaflara aynı bağlama kuralları tatbik edilmiş olacaktır. 80 vii. Telif Haklarını İhlal Edenin Sorumluluğunu Arttırırken, Telif Hakları Sahibinin Menfaatlerini Daha Fazla Koruması Bağlama kurallarının yeknesaklaştırılması, özellikle Internet yo- luyla işlenen telif hakları ihlallerinde, ihlalde bulunanın sorumluluk- tan kurtulmasına müsaade etmez. Zira, iki farklı ülkede, farklı bağla- ma kurallarının uygulanması durumunda, ihlalcinin, ihlal teşkil eden fiilinin sorumluluğundan rahatlıkla kurtulması mümkündür. 81 III. SONUÇ Gelişen teknolojinin de etkisiyle, telif hakkı sahipleri günümüz- de, geçmiştekine nazaran daha fazla korunma talep etmektedirler ve bunda da haklıdırlar. Zira Internette birkaç tık’ la, yalnızca bir iki sa- niye içerisinde telif hakları ihlal edilebilmektedir. Üstelik ihlal fiilin- de bulunanlar, çoğu kez ne yaptıklarının farkında dahi olmayan nihai kullanıcılardır. Dolayısıyla, bunlara bilmeyerek işledikleri ihlal fiilinin ağır sorumluluğunu yüklemek adil bir tutum olmayacaktır. Diğer yan- dan telif hakkı sahibinin de ihlal fiili dolayısıyla mağdur olması kabul edilemez. İşte bu noktada, her şeyden önce tarafların menfaatlerini en iyi şekilde dengeleyici maddi bir hukuk sisteminin teşkili akla gelir. Ancak tüm dünyada kabul edilen maddi bir hukuk sisteminin teşkili 79 Aoki, a. g. e., 443 at 7. 80 Zizic, a. g. e., s. 131. 81 Zizic, a. g. e., s. 131. Nazlı TÖRE makaleler 324TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 günümüz şartlarında ne yazık ki gerçekleşemeyecek güzel bir hayal- den ibarettir. Zira, bu türden bir sistemin yaratılması için her şeyden önce uluslararası bir komisyon kurulmalıdır. Dünya üzerindeki tüm devletlerin temsil edildiği ve tarafsızlığına dair en ufak bir şüphe du- yulmayacak bu komisyon bir sistem oluşturmalı ve bu, tüm dünyada onaylandıktan sonra yürürlüğe sokulmalıdır. Bugün için dünya üze- rinde bulunan devletler bu türden bir sistemi, ulusal egemenliklerine bir tehdit olarak algıladıklarından denemeye yanaşmamaktadırlar. Bu sebeple, haiz olduğu uluslararası niteliği de dikkate alındığında, sanal ortamda gerçekleşen telif hakkı ihlallerinin kanunlar ihtilafı çerçeve- sinde incelenerek çözüme bağlanması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu sefer de bu ihlallere uygulanacak hukukun ta- yininde güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Konu ile ilgili bağlama kuralla- rına baktığımızda; ihlalin işlendiği yer (fiil yeri) bağlama kuralı, sonuç yeri bağlama kuralı, eser sahibinin veya failin mutad meskeni/işyeri bağlama kurallarının ön plana çıktığı söylenebilir. Bunlardan fiil yeri bağlama kuralı ile sonuç yeri bağlama kuralı, haksız fiiller alanında da istifade edilen klasik bağlama kuralları olduklarından, bunlar sanal or- tamın sofistike yapısına uymadıkları mülahazasıyla eleştirilere maruz kalmışlardır. Bunun sonucunda, sanal ortamda gerçekleşen ihlallerde, ihlal yerinin ve bunun sonuçlarını doğurduğu yerin neresi olduğuna dair doktrinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. Bunların içinde en dikkat çekici olanı, ihlalin işlendiği yeri yayın yeri olarak kabul eden görüştür. Bu görüş, esas itibariyle, uydu yayınlarının iletilmesi ile In- ternette veri aktarım sürecinin birbirine olan benzerliğinden hareketle ortaya atılmıştır. Bu görüş de beraberinde yayın yerinin neresi olduğu sorusunu getirmiş ve bu konuda da doktrinde birbirinden farklı gö- rüşler ortaya atılmıştır. * * * Kanaatimizce, sanal ortamda bulunan bütün aktörlerin menfaat- lerinin dengelenmesi ve Internet yoluyla işlenen ‘ihlal’ daha doğma- dan kaynağında engellenmesi, büyük ölçüde maddi nitelikli kuralla- rın teşkiline bağlıdır. Ancak bugün için, böyle bir durum söz konusu olamayacağına göre, sanal ortamdan doğan telif hakları ihlallerine uy- gulanacak hukukun tayini için kanunlar ihtilafına gidilmesi bir zorun- luluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmamızda uzun uzun yer verdiğimiz bağlama kuralları arasında da klasik bağlama kurallarının ağırlığını koruduğunu kabul etmek zorundayız. Zira, önerilen diğer makaleler Nazlı TÖRE 325TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 bağlama kurallarının faydalarının yanı sıra, bir o kadar da zararının bulunduğu bir gerçektir. KAYNAKÇA AKİPEK, Ş./ DARDAĞAN,E., “Sanal Ortamda Telif Hakları”, BATİ- DER, c.21, Ankara, 2001-2002. AKİPEK, Ş./ DARDAĞAN E., “Sanal Ortamda Gerçekleşen Telif Hak- kı İhlallerine Uygulanacak Hukuk”, AÜHFD, c. 50, S.3, Ankara, 2001. ARIKAN, A.S., “İnternetin Fikri Haklar Üzerindeki Etkisi”, Uluslarara- sı İnternet Hukuku Sempozyumu, İzmir, 21-22 Mayıs 2001. BEALL, C.P., “The Scientological Defenestration of Choice-of-Law Doctrines for Publication Torts on the Internet”; J. Marshall J. Computer&Info L., 1997. DARDAĞAN, E., “Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Haklardan Do- ğan Kanunlar İhtilafı”, 1. Baskı, Ankara, 2000. DINWOODIE, G.B., “A New Copyright Order: Why National Courts Should Create Global Norms”, U. Pa. L. Rev,, 2000-2001. DRISCOLL, J. M., “It’s a Small World After All: Conflict of Laws and Copyright Infringement on the Information Superhighway” U. Pa. J. Int’l Econ. L. 1999. GELLER; P.E., “Conflict of Law in Cyberspace: International Copy- right in a Digitally Networked World ” in 4 Information Law Se- ries, The Future Of Copyright In A Digital Environment 27,28 (P. Bernt Hugenholtz ed.,1996) GINSBURG, J.C., “Global Use/ Territorial Rights: Private Interna- tional Law Question of the Global Information Infrastructure”, J.Copyright Soc’y U.S.A., 1995. GİNSBURG, J.C., “Copyrights Without Borders? Choice of Forum and Choice of Law for Copyright Infringement in Cyberspace,”, Car- dozo Arts&Ent.L.J., ,1997. Nazlı TÖRE makaleler 326TBB Dergisi, Sayı 72, 2007 GINSBURG, J.C.&JANKLOW, M.L., “Group of Consultants on the Private International Law Aspects of the Protection of Works and Objects of Related Rights Transmitted Through Global Digital Networks”, WIPO Forum on Private International Law and Intel- lectual Property, Geneva, 1998. GOLDSMITH, J.L., “Against Cyberanarchy”, U. Chi.L. Rev, 1998. JOHNSON, D.R./ POST, D., “Law and Borders the Rise of Law in Cy- berspace”, Stan L Rev, 1996. KAPLAN, Y., “İnternet Ortamında Fikri Hakların Korunmasına Uygu- lanacak Hukuk”, Ankara, 2004. ÖZEL, S., “Uluslararası Alanda Medya ve İnternette Kişilik Haklarının Korunması ”, Ankara, 2004. RÖHM, A./WILOP K., “Urheberrechtlicher Schutz im Internet”, DuD 1998. PARANT, V.L., “Thwarting Internet Pirates in’Intellectual Property Havens’”, 15-Fall Ent.&Sports Law, 1997. TEKİNALP, Ü., “Fikri Mülkiyet Hukuku”, Güncelleştirilmiş, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş Dördüncü Bası, İstanbul, 2005. TYDNIOUK, A., “From Itar-Tass to Films by Jove: The Conflicts of Laws Revolution in International Copyright”, Brook. J. Int’l L. , 2003-2004. WITTGENSTEIN, P., “Über die negativen Auswirkungen einer Verstär- kung des Urheberrechts auf die Entwicklung des Internet”,UFITA 2000. YAGURA, R., “Does Cyberspace Expand the Boundaries of Personal Jurisdiction?” (1998) 38 IDEA; J.L.& Tech. ZIZIC, B., “Copyright Infringement Occuring Over The Internet: Choi- ce of Law Considerations ” (Yüksek Lisans Tezi), Ocak, 2000.