324 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 325
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ VE
STRATEJİK PLANLAMA
Av. Noyan ÖZKAN*
I. GİRİŞ
İnsanlar ve oluşturdukları kurumlar, çok eski zamanlardan beri men-
faatlerini korumak ve haksızlıklara karşı savunabilmek amacıyla değişik
yöntemlere başvurmaktadırlar.
Hak ve adalet kavramları, kişilerin ve kurumların menfaatlerine ve
içinde yaşadıkları dönemin sosyo-ekonomik koşullarına göre değişmek-
tedir. Magna-Carta’dan Avrupa Birliği Anayasası’na kadar temel hak ve
özgürlükleri düzenleyen tüm belgelerin arka planında çok çetin ve kapsamlı
mücadeleler bulunmaktadır.
İşçiler, kadınlar, çocuklar, mülteciler, özürlüler, savaş esirleri ve di-
ğerleri bugün uluslararası belgelerde sahip oldukları hakları yaşama ge-
çirmeye çalışıyorlar. Nitelikli, verimli ve güçlü örgütlenmelerle ilerliyorlar,
aksi durumda mevcut haklarını bile yitiriyorlar. Kişiler, iddia ve savunma
haklarını, idari ve yargı merciileri önünde bizzat kullanabilirler. Ancak,
özellikle yargı organları nezdinde adaletin aranması olgusu genel olarak
hukuk bilgisine ve uygulamasına dayandığı için iddia ve savunma hakları
müvekillerini temsilen avukatları tarafından kullanılmaktadır.
Avukatların ve onların mesleki ve siyasi örgütleri olan baroların, temel
hak ve özgürlüklerin kazanılması ve korunması mücadelesinde çok önemli
bir varlık nedenleri olmuştur ve olmaya devam edecektir.
Kamu yönetimi ve yargı mercileri önünde kişilerin ve kurumların iddia
ve savunmalarını üstlenen, bir başka deyişle ‘’Anayasal hak arama özgürlü-
ğünün’’ kullanılmasında vekil sıfatıyla rol oynayan avukatların mesleki
örgütleri olan barolar hakkında sürekli değerlendirme ve tesbitler yapmakta
yarar görüyorum.
* İzmir Barosu üyesi, İzmir Barosu önceki başkanlarından.
324 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 325
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
II. SAVUNMA ÖRGÜTLENMELERİ
Hukukçular, ortak bir amaca hizmet etmek ve belli hedeflere varmak
için dernekler, vakıflar, sivil inisiyatif grupları kurabilirler. Ya da sivil top-
lum örgütlenmeleri içinde ‘’gönüllü’’ olarak yer alabilirler.
Teknik anlamda savunma ise ulusal ve uluslararası mevzuat çerçeve-
sinde barolar tarafından temsil edilmektedir. Avukatların mesleki hak ve
menfaatleri, disiplin ilkeleri, yargı organları ile ilişkileri barolar tarafından
yürütülmektedir. Bir başka deyişle, demokrasi ve hukuk mücadelesinde
bağımsız ve özgür olan avukatlar, mesleki faaliyetlerinin yürütülmesinde
mesleki örgütleri olan baroların koydukları kurallara uymak zorundadırlar.
(Savunma mesleğinin tarihçesi için bkz: Av. Semih Güner, Avukatlık Hukuku,
Ank. 2002 ; Av. Haluk İnanıcı, İzmir Barosu Dergisi, 2001, sayı: 3)
III. HAVANA-AVUKATLARIN ROLÜNE DAİR
TEMEL PRENSİPLER BEYANNAMESİ
Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından 7 Eylül 1990 günü kabul edi-
len Havana/Avukatlar Beyannamesi’nin başlangıç ilkelerinde; ‘’temel hak ve
özgürlükler’’, ‘’adil ve bağımsız yargı hakkı ‘’, ‘’gözaltında veya tutuklu/hükümlü
olanların hakları’’, ‘’mağdur hakları’’, ‘’ekonomik ve sosyal haklar’’, ‘’ihtiyacı olan
herkese adli yardım hakkı’’ gibi haklar, beyannamenin temelini teşkil eden
ilgili sözleşmelere yollama yapılarak sayılmaktadır.
Havana/Avukatlar Beyannamesi’nin 23.maddesi, avukatların ‘’ifade ve
örgütlenme özgürlüğünü’’ düzenlemektedir... Avukatlar, diğer vatandaşlar
gibi ifade, inanç, örgütlenme ve toplanma özgürlüğüne sahiptir...
Avukatların Meslek Örgütleri başlığı altındaki 24.maddeye göre;
‘’Avukatlar, kendi menfaatlerini temsil etmek, süreklilik taşıyan mesleki eğitim
ve öğretimlerini geliştirmek ve meslek haysiyetlerini korumak için bağımsız meslek
örgütleri kurma ve bunlara katılma hakkına sahiptir. Meslek örgütlerinin yönetim
organları, üyeleri tarafından seçilir ve bu organlar dış müdahaleye maruz kalmadan
görevlerini yaparlar.’’
25. madde; ‘’Avukatlık meslek örgütleri, herkese etkili ve eşit bir biçimde
adli hizmet verilmesi için ve avukatların usulsüz bir müdahale ile karşılaşmadan
hukuka ve kabul görmüş meslek ahlak kurallarına ve standartlarına uygun olarak
müvekkilleri ile görüşebilmeleri ve onlara yardım edebilmelerini sağlamak için
hükümetle işbirliği yapar.’’
2.5.2001 günü kabul edilen 4667 sayılı Avukatlık Kanunu ile 19.3.1969
kabul tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda; ‘’avukatların, yargının kurucu
unsuru olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil etmesi’’ (m. 1) ve ‘’barolar ile
TBB’nin hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumakla görevi
326 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 327
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
kılınmaları’’ (m. 76/1 ve 110/17) gibi yeni ve önemli değişiklikler yapılmış-
tır. Ancak, bu değişikliklerin, Havana Beyannamesi’nde yer alan, ‘’insan
haklarına dayalı bir hukuk devletinde bağımsız ve adil bir yargılama sürecinde
bağımsız ve etkin bir savunmanın gerekliliği ve vazgeçilmezliği temel ilkelerini’’
tam anlamıyla yansıttığını söylemek mümkün değildir. Özellikle üç yıllık
uygulama ise son derece üzücü ve düşündürücüdür. Örneğin, adli ve idari
makamların avukatlara görevleri ile ilgili olarak yardımcı olma ve bilgi ve
belge sunma yükümlülüğünü getiren 2. madde hemen her gün yüzlerce
kez ihlal edilmektedir.
IV. AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİNİN -AVUKATLIK
MESLEĞİNİN ÖZGÜRCE YAPILMASINA İLİŞKİN (2000)
21 NO’LU TAVSİYE KARARI
Başlangıç ilkelerinde, BM-Havana/Avukatlar Beyannamesi ile İnsan
Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne yollama yapılmakta ve ‘’avukatların ve oluş-
turdukları meslek kuruluşlarının, aynı zamanda, insan hakları ve temel özgürlük-
lerinin korunmasındaki ana işlevlerinin’’, altı çizilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin uymakla ve uygulatmakla sorum-
lu olduğu bu tavsiye kararının ‘’Kuruluşlar’’ başlığı altındaki bölümleri
aynen iletiyorum. Böylece, meraklıları, 1949’tan bu yana üyesi olduğumuz
Avrupa Konseyi’nin savunma mesleğine ilişkin tavsiyeleri ile ülkemizde-
ki yasalar ve uygulama arasındaki çelişkileri, gayet rahat biçimde tesbit
edeceklerdir.
1. Avukatlar meslek ahlakını geliştirmek, bağımsızlık ve çıkarlarını
koruma amaçlı, bölgesel, ulusal ve uluslar arası derneklerin birine ya da
birçoğuna üye olmakta serbest olmalı ve bu talepleri yüreklendirmelidir.
2. Barolar ve diğer meslek kuruluşları, devlet erki ve kamu karşısında
özerk ve bağımsız kılınmış olmalıdır.
3. Baroların ve diğer meslek kuruluşlarının üyelerini her türlü kısıtlama
ve haksız müdahaleye karşı koruma girişimleri saygı ile karşılanmalıdır.
4. Barolar ve diğer meslek kuruluşları avukatların bağımsızlığını sağ-
lama amacıyla özellikle şu konularda yüreklendirilmelidirler:
a. Adaletin gereklerini hiç bir kaygı duymaksızın savunabilmeleri ve
yerine getirebilmeleri
b. Avukatların toplumsal konumlarının, onur, saygınlık ve dürüstlük-
lerinin titizlikle izlenip gözetilmesi,
c. Avukatların özellikle ekonomik gücü yetersiz kişiler için adli yardım
ve hukuki danışma sistemlerine katılma yollarının kolaylaştırılması
326 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 327
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
d. Hukuk reformları, mevcut yasalar ya da tasarı halindeki girişimlere
desteklerinin teşvik edilmesi,
e. Koşulların gerektirdiği zamanlarda meslektaşlarına ve ailelerine
yönelik sosyal yardımlaşma ve korumaların desteklenmesi
f. Diğer ülke avukatları ile avukatlık kurumunun güçlendirilmesi
amacına yönelik, uluslararası meslek kurallarında, gerek hükümetler arası
gerekse hükümetler dışı örgütlenmelerde işbirliğine özendirilmesi,
g. Avukatlar için olabilecek en yüksek düzeyde yetkinlik, disiplin ve
meslek ahlakını amaçlayan girişimler sağlanması,
5. Barolar ve diğer meslek kuruluşları avukatların hak ve çıkarlarını
korumak üzere, devlet organları ile karşı karşıya kalmaları dahil, aşağıdaki
durumlar için gerekli önlemleri almış olmalıdır.
a. Bir avukatın tutuklanması veya gözaltına alınması,
b. Bir avukatın dürüstlüğüne kuşku düşürecek bir süreci başlatabilecek
her türlü karar,
c. Bir avukatın üstünün, mal ya da varlıklarının aranması
d. Avukatın elinde bulundurduğu her türlü eşya ya da evraka el
konması,
e. Avukatların tepkisini çekecek medya yayınları
AİHM kararlarına göre, hukuki temsil, ‘’teorik ve görünürde’’ olmaktan
ziyade ‘’pratik ve etkili’’ olmalıdır.
‘’Örgütlenme’’, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesi’nin 20. ve BM-Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşme-
si’nin 22. maddesinde bir ‘’hak’’ olarak belirtilmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE TESPİTLER
Barolar, kamu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Olağanüstü denetim
altındadırlar. Anayasa 135 ve Avukatlık Kanunu çerçevesinde avukatlık,
kamu hizmeti gören bir serbest meslektir. Barolar, kamu kurumu niteliğin-
de meslek kuruluşlarıdır. Öte yandan, avukatlar, mesleklerinin ifasında,
devlete ve müvekkillerine karşı bağımsızdırlar.
Avukatlık Kanunumuzun, baroların denetimine ilişkin hükümleri, ol-
dukça tutucu ve çağ dışıdır. Barolar, Adalet Bakanlığı’nın idari ve mali de-
netimleri altındadır. (Ek Madde 4) Ayrıca, Adalet Bakanı veya Cumhuriyet
Başsavcısı’nın istemi üzerine o yerdeki Asliye Hukuk Hakimleri tarafından
barolar ve TBB sorumlu organlarının görevine son verilmesi davası açıla-
328 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 329
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
bilir ( 77/5). Hatta, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suçun devamının
önlenmesi ve yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa
barolar ve TBB, vali tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men
kararı, 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulur (77/9).
Barolar aynı zamanda demokratik sivil toplum örgütlenmeleridir.
Baroların, temel hak ve özgürlüklerin yaşama geçirilmesi, hukuk devle-
tinin yerleşmesi, bağımsız ve adil yargının sistemleşmesi gibi alanlarda
izleme, doğrudan müdahale, ve faaliyet gösterme hak ve yükümlülükleri
bulunmaktadır. Bazı muhafazakar çevrelerin, baroları, yalnızca kanun çer-
çevesinde ‘’devlet daireleri’’ gibi gören zihniyetleri ve uygulamaları ile ciddi
biçimde mücadele etmek gerekmektedir. Barolar elbette meslek sorunları
ile uğraşacaklardır ancak demokratikleşme ve hukuk devleti mücadelesini
de hiç bir zaman gündemlerinden düşürmeyeceklerdir.
Adalet sisteminin sorunları ile baroların sorunları biribirinden ay-
rılamaz. Artık sayısını unuttuğumuz AB’ye uyum reform paketleri ve
tartışmalar sırasında her nedense unutulan hükümler (77/5 ve 9) açık
ve acı gerçeği ortaya koymaktadır. ‘’Türkiye’de Savunmaya ve Savunmanın
Örgütlerine Saygı Yok Denecek Kadar Azdır’’
Ülkemizde adalet sistemi herkesin bildiği gibi can çekişmektedir. 12
Eylül Anayasası’yla getirilen ‘’kutsal ve otoriter devlet felsefesine’’ dayalı yasal
mevzuat ve uygulamalar, DGM’lerin ve ölüm cezasının kaldırılması gibi
olumlu adımlar atılsa bile, halen devam etmektedir. Binde yedilik bütçe-
siyle, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin denetimine tabi hakimleriyle, ağır ve
aksak yargılama usulleriyle, hala kağıt, kırtasiye ve personel eksiklikleriyle
boğuşan Türk yargı sisteminin gerçekten büyük bir reforma gereksinimi
vardır. Ancak, bu reformun öncelikle yasaları yapan siyasi partilerin yö-
netici ve hukukçuları ile Adalet Bakanlığı bürokratlarının kafasında ger-
çekleşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bir ileri iki geri mehter adımıyla
yola devam edilecektir. Hükümetlerin ve kamu yönetiminin genel olarak
barolara yaklaşımı olumsuzdur.
Yeri gelmişken, ‘’savunmaya ve barolara saygı ölçüsünü’’ açıkça gösteren
bir olaydan bahsetmek istiyorum. Hükümetlerin yargıya ve adalet sistemine
ilgisizlikleri sonucunda 14 yıldır inşaatı devam eden ve 26.06.2004 günü
açılış töreni yapılan İzmir Adalet Sarayı’nda, evvelce planlarda İzmir Baro-
su’na tahsis edilen yaklaşık 350 m2’lik alan, inşaat devam ederken Cumhu-
riyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı işbirliğiyle gizlice değiştirilmiş ve bu
alana Cumhuriyet Başsavcılığı yerleştirilmiştir. Ayrıca Avukatlık Kanunu
50. madde ve CMUK 144. madde uyarınca her mahkeme ve icra dairesinde
avukatlara ayrılacak yerlerin büyük bir kısmına el konulmuştır.
328 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 329
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
İzmir Barosu Yönetimi, haklı ve yerinde bir protesto ile açılış davetiye-
lerini iade etmiş ve adliye önünde TBB Başkanı Sayın Özok’un da katıldığı
bir kınama açıklaması yapmıştır. İşte, Türkiye’de adalet sistemi politikasını
yürütenlerin ‘’savunmaya’’ ve ‘’barolara’’ bakış açısı budur. Bu bakış açısının,
uyum yasaları ile değişeceğini sananlar yanılgı içindedir. Bu bakış açısı
ancak va ancak, avukatların ve baroların mücadelesi ve bu mücadeleye
kamuoyunda sağlanacak destek ile değişecektir.
Barolar, yurttaşların adalet hizmetinden eşit olarak yararlanmasında
görevlidir. 1992 yılından bu yana sanık haklarının güvencesi için uygulana
gelen CMUK reformundan sonra çok gecikmeli olarak 4667 no’lu Kanun’la
getirilen ve mağdur haklarını ele alan ‘’adli yardım’’ baroların görev ve yü-
künü arttırmıştır. Ancak, bütçede ve Harçlar Kanunu’nda bu alanda ayrılan
paylar Avrupa Standartları’nın çok altındadır. Üstelik adli yardım/CMUK
sisteminde görev alan meslektaşlarımıza, verdikleri hukuki hizmetle hiç
bir şekilde bağdaşmayan düşük ücretler ödenmektedir.
Öte yandan, bazı avukatların, bu hizmetlerin yaygınlaşmasına ve üc-
retlerin artmasına karşı çıkmalarını anlamak mümkün değildir. Avukatlık
mesleğini yalnızca büro açma ve para kazanma olarak görmek mümkün
değildir. Savunma mesleğinin sahipleri, ülkemizde hukuk devletinin yerleş-
mesi ve adalet sisteminin iyileştirilmesi için uğraş vermek zorundadırlar.
VI. SONUÇ VE ÖNERİLER
Savunma mesleğinin başlıca örgütü olan barolar, aynı canlı organiz-
malar gibi içinde bulundukları dönemin koşullarına göre değişime uğra-
maktadırlar. Sosyal güvenlik ve sağlık, meslektaşlar arasında kopukluk,
hakim ve savcılarla soğukluk, 32 adet hukuk fakültesinin getirdiği yük,
hayat standardı, cezaevi aramaları, hacizde saldırı, protokol, kısıtlı bütçe
gibi sorunlar hiç bir zaman bitmeyecektir.
Önemli olan, sorunları zamanında tesbit etmek, stratejik bir program
çerçevesinde çözümü için gerekli adımları atmaktır. Elbette baro yöne-
timlerine aday meslektaşlarımız, seçim öncesinde ve sonrasında plan ve
programlar yapmakta ve uygulamaya koymaktadır. Ancak, bunlar genel
olarak olayların akışına bağlı olarak değişmektedir. Sorunların içinde
boğuşulmakta ve bazen sorunların bir parçası haline gelinmektedir. Özet
olarak baroların yasalardan ve uygulamadan kaynaklanan örgütlenme
sorunları mevcuttur.
Bir örgütün yaşamını sürdürebilmesi onun ne kadar iyi planlama ya-
pabildiğine ve geleceği ne kadar iyi tahmin edebildiğine bağlıdır. Operas-
yonel (kısa vadeli), taktik (orta vadeli) ve stratejik (uzun vadeli) planlama
330 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Noyan ÖZKAN dosya
her örgütün sahip olması gereken araçlardır. Aksi takdirde gelecekte nasıl
bir tutum izleneceği ve neler yapılabileceği ancak iş işten geçtikten sonra
farkedilebilir.
Stratejik planlama, örgütlerin, ‘’neredeyiz?’’, ‘’nereye ulaşmak istiyoruz?’’,
‘’ulaşmak istediğimiz noktaya nasıl gideriz?’’ ve ‘’başarımızı nasıl ölçeriz?’’ şek-
linde ifade edilebilecek dört temel soruya cevap arama süreci olarak da tarif
edilebilir (Bkz: DPT Müsteşarlığı, Stratejik Planlama Kılavuzu).
Örneğin bir çok baro yönetimi, kanun tasarılarını son anda öğrendik-
lerini, basının açıklamalarına yeterince yer verilmediğini, baro aidatlarının
zamanında ödenmediğini sürekli yakını konusu yapmaktadırlar. Kimileri
TBB ve Baro Yönetimi’nde profesyonel çalışan bir Genel Sekreter olmasını,
kimileri de, baro marşınının yeterli olmadığını baro bandosunun da ku-
rulması gerektiğini savunabilirler. Baro yönetimleri kısa vadeli planlarla
kronikleşmiş sorunları çözmeye çalışmaktadır. TBB ve baroların en kısa
zamanda stratejik planlama çalışmalarına başlamaları gerekmektedir.