TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 233
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA
VERGİLENDİRME VE SON YENİLİKLER
Av. Mualla GÜCİN ŞAHİN
*
GİRİŞ
Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinden gelir vergisinin konusu-
nun, gerçek kişinin gelirleri olduğu anlaşılmaktadır. Kanuna göre gelir;
bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi
tutarıdır. Gerçek kişilerin serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri
gelirler, Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde sayılan kazanç ve
iratlar kapsamında serbest meslek kazancı olarak düzenlenmiştir. Bu
çalışma kapsamında serbest meslek kazançları bütün maddeleri ile ele
alınmış ve uygulamada karşılaşılan sorunlar maddelerle açıklanmaya
çalışılmıştır.
I. Serbest Meslek Kazancının Tanımı
Gelir Vergisi Kanunu’nun 65. maddesinde, serbest meslek kazancı;
her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar şeklinde tanım-
lanmıştır. Söz konusu faaliyetin aranılan unsurları kapsamında;
— Sermayeden ziyade şahsi mesaiye, bilimsel ve mesleki bilgiye ve
ihtisasa dayanması,
— Ticari mahiyette olmaması,
— Bir işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam
ve hesabına yapılması,
— Süreklilik göstermesi,
gerekliliği hüküm altına alınmıştır. Bu unsurlara aykırı faaliyetler
serbest meslek faaliyeti sayılmayacaktır.
*
Celal Bayar Üniversitesi, Gördes Meslek Yüksekokulu öğretim görevlisi; Manisa
Barosu üyesi.
234 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 235
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
II. Serbest Meslek Faaliyetinin Unsurları
A. Faaliyetin Sermayeden Çok Şahsi Çalışmaya,
Bilimsel veya Mesleki Bilgiye veya Uzmanlığa Dayalı Olması
Serbest meslek faaliyetinin en belirgin özelliği, faaliyetin bilimsel veya
mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanmasıdır. Ancak bu özellik serbest meslek
faaliyetini bütünüyle sermayeden soyutlamamaktadır. Yapılan iş sermaye
yoğun değil, emek yoğun bir iştir. Ayrıca emek bedeni değil, bilimsel ve
mesleki bilgi ve ihtisasa dayalıdır ki bu serbest meslek faaliyetini Ticaret
Kanunu’nun 17. maddesinde tanımlanan esnaf faaliyetinden ayırır.
1
B. Faaliyetin Ticari Mahiyette Olmaması
Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesi ticari kazancı “her türlü ticari
ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar” olarak tanımlamıştır. Ticari faaliyet
ise, Ticaret Kanunu’nun 11. ve devamı maddelerinde değerlendirilmiş
ve buna göre ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer
müesseseleri ilgilendiren bütün muamelelerin ticari faaliyet olduğu vur-
gulanmıştır. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon niteliğinde
olmaması önemle ayırt edilecek bir husustur.
C. Faaliyetin İşverene Tabi Olmaksızın Kişisel Sorumluluk
Altında Kendi Nam ve Hesabına Yapılması
Faaliyetin “işverene tabi olmaksızın kişisel sorumluluk altında kendi nam ve
hesabına yapılması” şartı özellikle elde edilen gelirin serbest meslek kazancı
mı yoksa ücret mi olduğunun tespiti hususunda önem taşımaktadır.
2
Bu
tespiti yapmak için ele alınacak en önemli kriter işyerine bağlılığın ve
işverene tabi olunup olunmadığının belirlenmesidir. İş yerine bağlılık;
kişinin kendisine ait olmayan bir organizasyonun işyerinde çalışmasıdır.
İşverene tabilik ise; işverenin hizmetli üzerinde hiyerarşik bir kontrol ve
yaptırım uygulama hakkının bulunup bulunmamasıdır. Bir faaliyetin
yürütülmesinde işyerine bağlılık ve işverene tabi olma bulunmuyorsa
faaliyet serbest meslek faaliyetidir.
Ücret-serbest meslek kazancı ayırımı, vergilendirme ile ilgili ödev-
lerin yerine getirilmesinde farklılık yaratır. Serbest meslek faaliyetinin
bir hizmet akdi kapsamında bir işverene tabi ve bir işyerine bağlı olarak
1
A. Murat Yıldız, “Serbest Meslek Kazançları”, Sirküler Rapor, (Süreli Yayın) S. 2002-12,
Aralık 2002, TÜRMOB Yay. No. 196, Ankara, s. 2.
2
Yıldız, Serbest Meslek Kazançları, s. 4.
234 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 235
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
sürdürülmesi halinde elde edilen gelir ücret olarak vergilendirileceğin-
den, bu durumdaki mükellefin defter tutma, beyanname verme, makbuz
düzenleme, katma değer vergisi ve geçici vergi yükümlülükleri olmaya-
caktır. Konu ile ilgili Maliye Bakanlığı’na yansıyan bir olayda Bakanlıkça;
“Belediyenin ücretli avukatına, belediye lehine hükmolunan avukatlık ücretle-
rinin sözleşme gereği ödenmesi serbest faaliyeti olarak değerlendirilemez. Ücret
niteliğinde olup, katma değer vergisine tabi değildir.” şeklinde idari görüş
bildirilmiştir.
3
Uygulamada bir serbest meslek erbabının, kendi işyerin-
de aynı mesleğe sahip başka kişileri de ücret karşılığında çalıştırmaları
halinde yapılan faaliyet aynı olmasına rağmen işveren konumundaki
kişinin elde ettiği gelir serbest meslek kazancı, yanında çalışanların elde
ettiği gelir ise ücret olarak vergilendirilecektir. Nitekim ilgili Bakanlık
Özelgesinde “davacı avukatının ücretli olarak davacının yanında çalışıyor
olması ve mahkemelerce hükmolunan ve karşı taraftan alınan vekalet ücretinin
işveren tarafından ücretlisi olan avukatına intikal ettirilmesi durumunda ise
ilgili olduğu ayın ücret matrahına dahil edilerek Gelir Vergisi Kanunu’nun ücret
ile ilgili hükümlerine göre vergilendirileceği tabiidir. Bu durumda katma değer
vergisi hesaplanması söz konusu değildir.” demek suretiyle önceki görüşler
teyit edilmiştir. Aynı Maliye Bakanlığı Özelgesi, avukatın belli bir ücret
karşılığı değil de fakat hizmet sözleşmesine dayanarak dava sonunda,
müvekkil adına hükmedilen kazanımlardan yüzde pay almak suretiyle
gelir elde etmesini ise serbest meslek kazancı kapsamında değerlendi-
rilmiştir.
4
D. Süreklilik Unsuru
Süreklilikten ne kast edildiğinde bir belirlilik olmamakla beraber
Vergi Usul Kanunu’nun 155. maddesindeki serbest meslek erbabı için
işe başlamayı gösteren hususların, faaliyetin sürekli olarak yapıldığının
da göstergesi olacağı kabul görmektedir. Buna göre süreklilik;
— Muayenehane, yazıhane, atölye gibi özel işyerleri açmak;
— Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu
ifade eden alametleri asmak;
— Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette
bulunulduğunu gösteren ilanlar yapıştırmak
3
MB’nin, 03.04.1986 tarih ve 7741 sayılı Özelgesi. (Hayrettin Erdem-Güneri Ergülen,
Vergi Kanun’larındaki Vergi Avantajları, Yaklaşım Yay., Ankara 1998, s. 238.)
4
MB’nin, 18.09.2003 tarih ve 2994/038276 sayılı Özelgesi. (Yaklaşım Dergisi, Y. 12, S.
133, Ocak 2004, s. 285.)
236 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 237
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
— Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekkül-
lere (Barolar, Mühendisler Odası, Tabipler Odası gibi) kaydolunmaktır.
Ancak mesleki teşekküllere kaydolanlardan görev veya durumları
icabı, bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanların vergi dairesine bu
durumu bildirmeleri halinde faaliyetin devamlı olduğu ileri sürülemez.
Devamlı olarak yapılmayan arızi nitelikteki serbest meslek faaliyetinden
elde edilen kazanç ise arızi kazanç olarak vergilendirilecektir.
5
Buna göre
mükellefin, arızi olarak yapılan bu serbest meslek faaliyetinden dolayı
katma değer vergisi ve geçici vergi yükümlülüğü bulunmadığı gibi, defter
tutma ve makbuz düzenleme zorunluluğu da bulunmayacaktır. 221 seri
nolu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde süreklilik kavramı; serbest
meslek faaliyetinin devamlı olarak sürdürülmesine bağlanmıştır ve tebliğ-
de yer alan 1. örnekte, vergi idaresi, üniversite kadrolu öğretim görevlisi
olarak çalışan Bay (A)’nın atölyede zaman zaman heykel yapıp satmasını,
faaliyetin devamlı olarak yapılmaması şeklinde değerlendirmiştir.
6
II. Serbest Meslek Erbabı
A. Genel Olarak Serbest Meslek Erbabı
Gelir Vergisi Kanunu’nun 66. maddesi serbest meslek erbabını,
serbest meslek faaliyetini devamlı meslek olarak ifa eden kişiler olarak
tanımlamıştır. Ayrıca serbest meslek faaliyetinin yanı sıra, başka bir iş
veya görevle devamlı olarak uğraşılmasının mesleki faaliyetin özelliğini
değiştirmeyeceği belirtilmiştir.
B. Kanun’la Yapılan Belirleme Sonucu Serbest Meslek Erbabı
Mesleki faaliyetlerin genel tanımlamanın kapsamına girip girmeye-
ceği yolundaki tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla, Gelir Vergisi
Kanunu’nun 66/2 ve 65/3 maddeleri tek tek belirtmek suretiyle bazı
faaliyetlerin serbest meslek faaliyeti olduğunu hükme bağlamıştır. Ayrıca
Gelir Vergisi Kanunu’nun 18. maddesi istisna kapsamında serbest meslek
kazancını değerlendirmiştir. Bunlar;
1. Gümrük komisyoncuları, bilumum borsa ajan ve acentaları, no-
terler, noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar;
5
Mehmet Altındağ, SM, SMMM ve YMM’ler için Vergi ve Revizyon Rehberi, Maliye Hesap
Uzmanları Derneği, Ajans-Türk Basın ve Basım AŞ, Ankara 1998, s. 94.
6
Yıldız, Serbest Meslek Kazançları, s. 12.
236 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 237
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
Bunlardan gümrük komisyoncuları, borsa ajan ve acentalarının fa-
aliyeti aslında ticaridir. Ancak Gelir Vergisi Kanunu bu grubu serbest
meslek erbabı olarak adlandırmıştır;
2. Bizzat serbest meslek erbabı tarifine girmemekle beraber, serbest
meslek erbabını bir araya getirerek teşkilat kurmak veya bunlara sermaye
temin etmek suretiyle veya sair suretlerle serbest meslek kazancından
hisse alanlar;
3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde
ortaklar ile adi komandit şirketlerde komandite ortaklar;
Kollektif ve adi komandit şirketler Ticaret Kanunu açısından tacirdir,
dolayısıyla elde ettikleri kazançlar da ticaridir. Ancak yine Gelir Vergisi
Kanunu bu grubu da serbest meslek erbabı olarak belirlemiştir
4. Dava vekilleri, müşavirler, dişprotezleri, kurumlar ve tüccarlarla
serbest meslek erbabının ticari ve mesleki işlerini takip edenler ve konser
veren müzik sanatçıları;
5. Vergi Usul Kanunu mad. 155’de belirtilen şartlardan en az ikisini
taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki
faaliyette bulunanlar
Bu bentte belirtilen serbest meslek erbabı, Vergi Usul Kanunu’nun
155. maddesindeki şartlardan birden fazlasını taşımıyorsa veya bu şartları
taşımakla beraber köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi
nüfusu 5.000’i aşmayan yerlerde faaliyet gösteriyorsa gelir vergisinden
muaf olacaktır.
6. Tahkim işleri dolayısıyla hakemlerin aldıkları ücretler
Bir uyuşmazlığın çözümünde tarafların güven duydukları bir kişinin
hakemliğine başvurulması halinde hakemin yaptığı bu iş bir hizmet olup,
bilimsel veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması zorunlu değildir.
Hakemin bu hizmet karşılığı aldığı tutarlar serbest meslek kazancı sa-
yılmıştır.
7. Telif hakları ve ihtira beratları
Gelir Vergisi Kanunu’nun 18. maddesi serbest meslek kazançların-
daki istisnayı işlemektedir. Telif hakları ve ihtira beratlarının, bizzat mü-
ellifleri veya bunların yasal mirasçıları tarafından satılması veya kiraya
verilmesinden elde edilecek kazançların serbest meslek kazancı olduğunu
ve fakat istisna kapsamında değerlendirileceğini belirtmektedir. Eserlerin
neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında
alınan bedel ve ücretlerin de istisnaya dahil olduğu ifade edilmektedir.
238 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 239
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
IV. Serbest Meslek Erbabının Mükellefiyete
İlişkinYükümlülükleri
A. İşe Başlamayı Bildirme
Vergi Usul Kanunu’nun 153. maddesi gereğince işe başlama bildi-
riminin işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde yapılmasını yeterli
bulmaktadır. Vergi Usul Kanunu “Serbest Meslek Erbabında İşe Başlamanın
Belirtileri” başlığıyla verdiği 155. maddedeki hallerden birinin varlığı ha-
linde, işe başlamanın bağlı bulunulan vergi dairesine bildirilmesi kanuni
yükümlülüktür. Buna aykırı hareket edilmesi Vergi Usul Kanunu’nun
352/1-7 bendine göre birinci derece usulsüzlük cezasını gerektirir.
7
B. Adres Değişikliğini Bildirme
Vergi Usul Kanunu’nun 157. maddesine göre, bilinen iş ve ikamet
adreslerini değiştiren mükellefler, yeni adreslerini vergi dairesine adres
değişikliği tarihinden itibaren bir ay içinde bildirmeleri gerekmektedir.
Bu hükmün ihlali Vergi Usul Kanunu, mad. 352/II-4 hükmüne göre ikinci
derece usulsüzlük cezasıdır.
C. İş Değişikliklerinin Bildirilmesi
Vergi Usul Kanunu madde 158’e göre işe başladıklarını bildiren
mükelleflerden yeni bir vergiye tabi olma, mükellefiyet değişikliği ve
mükellefiyetten muaflığa geçmenin değişikliğinde, değişiklik tarihinden
itibaren bir ay içinde vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Buna
aykırılık ikinci derece usulsüzlük cezası olmaktadır.
D. İşi Bırakmayı Bildirme
Serbest meslek erbabının işi bırakması halinde, bu durumu bırakma
tarihinden itibaren bir ay içinde bağlı olduğu vergi dairesine bildirmesi
gerekli olup, bildirmemesi halinde ikinci derece usulsüzlük cezası ile
cezalandırılacağı ifade edilmektedir.
7
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Maliye Hesap Uzmanları Derneği, İstanbul 2004, s.
755.
238 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 239
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
E. Defter Tutma
Vergi Usul Kanunu’nun 210. maddesinde serbest meslek erbabının
serbest meslek kazanç defteri tutması zorunluluğu getirilmiştir. Bu def-
terin bir tarafına giderler, diğer tarafına da hasılat kaydolunur. Defterin
gider tarafına giderlerin nevi ile yapıldığı tarih, hasılat tarafına ise ka-
zancın elde edildiği tarih ve miktarı ile kimden alındığı yazılır.
Vergi Usul Kanunu’na göre defter tutmak zorunda olup serbest mes-
lek erbaplarının bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri durumunda
Vergi Usul Kanunu madde 352/I-2. bent hükmü gereğince birinci derece
usulsüzlük cezası kesilecektir.
F. Amortisman Kayıtları
Serbest meslek erbabı, Vergi Usul Kanunu madde 211’e dayalı olarak
işlerinde bir yıldan fazla kullandıkları ve amortismana tabi tuttukları
demirbaş eşya ve tesisatın kıymet ve amortismanlarını Vergi Usul Kanu-
nu’nun 189. maddesinde belirtildiği gibi amortisman kayıtları olarak;
— Envanter defterinin ayrı bir yerinde
— Amortisman listelerinde
— Özel bir amortisman defterinde gösterirler.
Serbest meslek erbabı, amortismanlarını serbest meslek kazanç def-
terinin ayrı bir yerinde de gösterebilirler.
G. Serbest Meslek Makbuzu Düzenleme
Vergi Usul Kanunu 236 ve 237. maddeleri serbest meslek makbuzu
düzenleme zorunluluğunu hüküm altına almaktadır. Vergi Usul Kanunu,
madde 236 gereğince serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin
her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu düzenlemek
ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve
almak mecburiyetindedir. Vergi Usul Kanunu, madde 237’ye göre bu
belgede;
1. Makbuzu verenin soyadı, adı veya unvanı, adresi, vergi dairesi
ve hesap numarası;
2. Müşterinin soyadı, adı veya unvanı ve adresi;
3. Alınan paranın miktarı;
240 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 241
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
4. Paranın alındığı tarih;
yazılır ve serbest meslek erbabı tarafından imzalanır. Bu makbuzlar
seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.
Bu makbuzun düzenlenmemesi veya belgede olması gerekenden
daha düşük bir meblağa yer verilmesi halinde Vergi Usul Kanunu, madde
353/1. bent hükmüne göre, 01.01.2004 tarihinden itibaren her bir belgede
107.000.000 TL’den az, bir takvim yılı içinde toplam olarak 50.000.000.000
TL’den fazla olmamak üzere bu belgelerde yazılması gereken meblağ ve
meblağ farkının %10’u oranında özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
V. Serbest Meslek Kazancının Tespiti
A. Hasılatın Belirlenmesi
Gelir Vergisi Kanunu’nun 67. maddesi serbest meslek kazancının
tespitindeki genel ilkeleri işlemiştir. Buna göre serbest meslek kazancı, bir
hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ile diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler düşüldükten sonra
kalan farktır.
Serbest meslek kazancında elde etme tahsil esasına bağlanmıştır.
Buna göre hizmet tamamlanmış olsa dahi, bedel eğer tahsil edilmemişse
serbest meslek kazancı doğmamış demektir. Gelir Vergisi Kanununun
67. maddesinden anlaşıldığı üzere serbest meslek kazancından hasılat
tahsil edilen;
— Para,
— Ayınlar,
— Diğer suretlerle sağlanan ve para ile tahsil edilebilen tüm men-
faatlerdir.
Aynı madde bazı kazançların hasılat sayılıp sayılmayacağını değer-
lendirmiştir. Buna göre;
— Serbest meslek erbabının müşteri veya müvekkilinden, serbest
meslek faaliyeti ile ilgili olmak üzere para ve ayın şeklinde alınan gider
karşılıklarını da kazanca ilave edecekleri bildirilmiştir.
— Vergi, resim, harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve ekspertiz gibi
hususlara harcanmak üzere müşteri veya müvekkilden alınan ve tama-
men bu hususlara harcanan para ve ayınların hasılat sayılmadığı be-
lirtilmektedir. Alınan paranın harcanmayan kısmı hasılat yazılmalıdır.
240 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 241
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
Ayrıca davalarda dava süresince yatırılan, davanın kazanılması halinde
karşı taraftan alınan keşif, bilirkişi vs. gibi değerleri avukatın müvekkile
iade etmesi halinde hasılat yazılmaması, iade edilmemesi halinde ise
bu bedellerin vekil tarafından hasılat olarak işlenmesi gerekmektedir.
Vergi incelemelerinde bu husus en çok dikkat edilen inceleme alanını
kapsamaktadır. İncelemelerde dosya kapsamındaki bu gibi ücretlerin
müvekkile iadesinin yapılıp yapılmadığı müvekkil beyanlarına dayalı
olarak dikkate alınmaktadır. Bu nedenle avukatların bu bedelleri iade
ederken belge karşılığı iade etmeye özen göstermesi, iade etmiyorsa da
kazanç olarak işlemesi gerekecektir.
Örneğin; bir avukat müvekkilinden, bilirkişilik ücreti olarak
1.000.000.000 TL, temyizdeki duruşmada hazır olmak üzere Ankara’ya
gidiş-dönüş masraflarını karşılamak için de 200.000.000 TL almıştır.
Bilirkişilik ücreti olarak alınan paranın 800.000.000 TL’sini bu işe har-
camıştır. Bu paradan kalan 200.000.000 TL ile yol gideri olarak alınan
200.000.000 TL’nın hasılat yazılması gerekmektedir.
8
Davanın kazanılması
halinde karşı taraftan geri alınan 800.000.000 TL bilirkişi ücretinin avu-
kat tarafından müvekkile iadesi halinde hasılat yazmayacağı ancak iade
yapılmazsa hasılat yazması gerektiği vergi incelemeleri sonuçlarından
değerlendirilmektedir.
Vergi Usul Kanunu’nun 67. maddesi aynı zamanda amortismana tabi
iktisadi kıymetlerin satış vs. ile elden çıkarılması durumunda Vergi Usul
Kanunu’nun 328. maddesine göre hesaplanan müspet farkın da hasılat
yazılacağını belirtmektedir.
B. Kanun Hükmünde Tahsil Sayılanlar
Gelir Vergisi kapsamında serbest meslek erbabı için, nakden tahsil
edilmemiş olmasına karşın tahsil hükmünde sayılanlar;
— Haberdar olmaları kaydıyla, namlarına, kamu müessesesine, icra
dairesine, bankaya, notere veya postaya para yatırılması tahsil hükmün-
dedir. Haberdar olmayı belirleme ise posta veya banka ihbarnameleri,
noter tebliği vb. belgelerle olabilir.
— Serbest meslek kazancı olarak doğan alacak, başka bir şahsa tem-
lik veya müşterisine olan borcu ile takas ediliyorsa tahsil hükmündedir.
Temlikin ivazlı olup olmadığı, ivazlı ise ivazın tahsili önem taşımaz.
9
8
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Maliye Hesap Uzmanları Der., İstanbul 2002, s. 168.
9
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, 2002, s. 168.
242 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 243
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
C. Fiilen Tahsilin Yapılmaması veya Düşük Tahsilin Hükümleri
Asgari ücret tutarlarının belirlendiği serbest meslek faaliyetinde,
faaliyet karşılığı elde edilecek hasılat hiç tahsil edilmemişse veya düşük
bedelle tahsil edilmişse Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi ve Gelir
Vergisi Kanunu’nun 67. maddesi hükümlerine göre, tahsil esası temel
alındığından, serbest meslek kazancından ya söz edilmeyecektir ya da
tahsil edildiği tutar kadar beyan edilecektir. Ancak tahsilatın olmadığı
ya da düşük bedelle tahsilin olduğu hallerde Katma Değer Vergisi Kanu-
nu’nun 27. maddesi uyarınca asgari ücret tarifesi matrah alınarak, katma
değer vergisi hesaplanacaktır.
Ancak tahsilatın yapılmadığı ya da tarifeden düşük bedelle elde
edildiği hallerin gerçeği yansıtması gerekir. Aksi taktirde vergi idaresi
tarafından cezalı tarhiyat yapılacaktır. Vergi idaresinin yaklaşım ve in-
celemelerinde ise alıcı (müvekkil) ifadeleri ön planda değerlendirilecek,
dikkate alınacak delil olacaktır.
D. Tahsil Esası
Serbest meslek kazancında hasılat tahsil edilme ile örtüştüğüne göre,
geçmiş ya da gelecek yıllara ait olup tahsil edilmiş bedeller, tahsil edilen
dönemin hasılatı olacaktır.
Tahsil esası işin terki, ölüm hali gibi hallerde özellik arz edebilir.
Serbest meslek erbabının işini terk ettiği tarihte, henüz tahsil edilmemiş
alacakları olabilir. Vergi Usul Kanunu’nun 161. maddesi işin bırakılmasını
“vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona
ermesi” olarak tanımlamaktadır. Bu durumda tahsil edilecek alacaklar
varken iş bırakılmış sayılmayacak, mükellefiyet devam edecektir. Ancak
mükellef bu alacakları temlik yoluyla başkasına devrederse mükellefiyet
sona erebilecektir.
Ölüm halinde ise, mahiyet ve tutar itibariyle kesinlik kazanan hasılat,
gelir vergisi beyannamesinin verileceği dört aylık süre içerisinde gerekirse
icra ve mahkeme yoluyla takip edilerek matraha dahil edilmelidir. Bu
sürede kesinlik kazanmayan hasılat veya kanuni takibe rağmen tahsil
edilemeyen alacakların, tahsil edildikleri yılda kanuni mirasçıların geliri
olarak vergilendirileceği ileri sürülmektedir.
10
10
Yıldız, Serbest Meslek Kazançları, s. 27.
242 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 243
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
E. Tahsil Çeşitleri
1. Nakden Tahsil
Hasılatın Türk parası veya yabancı para olarak tahsil edilmesi şek-
linde olabilir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 67. maddesinde alacak yabancı
para cinsinden ise bunların ödeme gününün borsa rayici ile, borsada
rayici yoksa Maliye Bakanlığı tarafından saptanacak kur üzerinden Türk
parasına çevrileceği belirtilmektedir.
2. Aynen Tahsil
Ayın cinsinden tahsil, para cinsinden olmayan fakat iktisab edilebilir
nitelikteki her türlü servet unsurlarının tahsilini içerir. Taşınmazlar, her
çeşit mal, hisse senedi, tahvil, zirai ürünler gibi değerler ayın cinsinden
geliri kapsar. Bu ayınların önceden saptanmış bir alış değeri varsa bu
değer ya da söz konusu ayına yargı mercilerince re’sen biçilmiş bir değer
varsa bu değer hasılat olarak yazılır. Ancak böyle belirlenmiş bir değer
yoksa bu durumda bu ayınların Vergi Usul Kanunu’nun 267/3. madde-
sine göre takdir komisyonlarınca belirlenen değerler üzerinden hasılat
kaydedilmesi gerekmektedir.
Örneğin; Bir avukat, yaptığı hizmet karşılığı müvekkili kuyumcudan
yüzük aldıysa, yüzüğün emsal bedelini taktir komisyonuna takdir ettire-
rek, bu bedeli serbest meslek kazancının tespitinde hasılat yazmalıdır.
3. Yarar Sağlanması Suretiyle Tahsil
Hizmete karşılık para ile ifade edilebilir bir yarar sağlanması du-
rumunda, sağlanan yarara göre, emsal bedel üzerinden değerlemenin
Takdir Komisyonunca yapılması gerekir.
Örneğin; Bir avukata, yaptığı serbest meslek faaliyeti karşılığında
müvekkile ait yazlıkta sezon boyunca oturma hakkı tanınmış olsa, avuka-
tın bu yararın emsal bedelini, yani konutun yetkili makamlar tarafından
saptanmış kirası varsa onu, yoksa emsal kira bedelini hasılat yazması
gerekir.
11
11
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, 2002, s. 170.
244 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 245
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
VI. Serbest Meslek Kazancının Tespitinde
İndirilebilecek Giderler
5035 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. maddesinde ser-
best meslek kazancında indirilebilecek giderlerin kapsamını genişletmek
suretiyle mükelleflerin faaliyetlerini kapsayan giderlerini hasılattan in-
direbilme olanağı yaratılmıştır. Bazı eski hükümler korunmak suretiyle
10 bent halinde indirilebilecek giderler yasada yeniden düzenlenmiştir.
Bunlar;
A. Mesleki Kazancın Elde Edilmesi ve İdame Ettirilmesi İçin
Ödenen Genel Giderler (GVK, mad. 68/bent I)
Genel giderler kavramıyla çok geniş bir alan yaratılmaya çalışılmış,
sınırlayıcı sayımdan kaçınılmıştır. Ancak maddenin verdiği bağlantılar-
dan aşağıdaki koşulların varlığının önemi anlaşılmaktadır.
— Yapılan gider ile mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettiril-
mesi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
— Giderin hasılattan düşülebilmesi için harcamanın yapıldığı gelir
doğurucu olayın vergiye tabi olması gereklidir.
— Giderin indirim konusu yapılabilmesi için amortisman yoluyla
giderleştirmenin yapılmaması gerekir.
12
Maddede açıkça tanımlanmayan bu giderler, uygulamada “aydın-
latma, ısıtma, su ve telefon giderleri, kırtasiye, posta, telgraf giderleri, işle
ilgili bina, demirbaş, taşıt alımı dolayısıyla borçlara ödenen faizler, bina ya
da demirbaş eşyaların bakım onarım giderleri, hizmetli ya da işçilere ödenen
ücretler, mesleki gelişim için açılan kurslara yapılan ödemeler, yapılan faaliyet
kapsamında temsil ve ağırlama giderleri, sigorta ve reklam giderleri” olarak
değerlendirilmektedir.
Ancak hasılattan indirebilmek için giderler yönünden ödeme şartı
zorunludur. Nitekim bu husus 5035 sayılı Kanun ile düzenlenen Gelir
Vergisi Kanunu’nun 68. maddesinde “ödenen” ibaresi hemen her bentte
özellikle belirtilmek suretiyle vurgulanmıştır. Kazancın tespit edilmesinde
tahakkuk esasının geçerli olduğu gelir unsurlarında, gelecek dönemlere
ait olan hasılatla gelecek dönemlere ait olan giderlerin bağımsız değer-
lendirilerek dönemsellik ilkesi ile belirlenmesi uygundur. Bu durumda
12
M. Emin Akyol, “5035 sayılı Kanun’la Gelir Vergisi Kanunu’nda Yapılan Değişiklik-
ler”, Yaklaşım, Y. 12, S. 135, Mart 2004, s. 78.
244 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 245
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
peşin ödenen giderlerin varlığı halinde ödemenin yapıldığı yılda tama-
mının gider yazılabileceği doğru sonuç vermektedir. Bunun yanı sıra
peşin ödenen giderler daha sonra tamamen veya kısmen geri alınıyorsa
geri almanın gerçekleştiği dönemde bedel hasılat olarak işlenmelidir.
13
B. İşyeri Kira ve Amortisman Giderleri (GVK, mad. 68/bent I)
Yukarıdaki bentin devamında;
— İkametgahlarının bir kısmını işyeri olarak kullananlar, ödedikleri
kira bedellerinin tamamını,
— Aydınlatma, ısıtma gibi diğer işyeri giderlerinin yarısını,
— İşyeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı,
— İşyeri kendi mülkü olup aynı zamanda ikametgahı olarak kullanan-
lar amortismanlarının yarısını gider olarak yazabilecekleri belirtilmiştir.
C. İşyerindeki Hizmetli ve İşçilerin Giderleri
(Gvk. mad. 68/bent II)
İşyerinde ve işyerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi
ve ilaç giderleri, sigorta primleri ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 27. mad-
desindeki giyim giderleri geniş kapsamla belirlenen indirilebilecek gider-
lerdir. Eski düzenleme kapsamında yalnızca müstahdem ücreti, odabaşı
ücreti kapsamında değerlenen giderler bu bent ile genişletilmiştir.
D. Mesleki Faaliyetle İlgili Seyahat ve İkamet Giderleri
Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. madde 3. bendinde yer alan bu hüküm
daha önce 5. bentte belirtilmekteydi. Bu madde kapsamında dikkat edi-
lecek husus seyahatin işle ilgili olması, amacın gerektirdiği süre ile sınırlı
olması ve bu seyahat ve ikamet harcamalarının Vergi Usul Kanunu’nda
düzenlenen ilgili vesikalarla da doğrulanmasıdır.
13
M. Emin Akyol, “5024 ve 5035 sayılı Kanun’lar Sonrasında Serbest Meslek Kazancının
Tespiti”, Vergi ve Muhasebeciyle Diyalog, S. 190, Şubat 2004, s. 7.
246 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 247
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
E. Mesleki Faaliyette Kullanılan Tesisat,
Demirbaş Eşya ve Taşıtlar İçin Vergi Usul Kanunu’na
Göre Ayrılan Amortismanlar
Bu bent eski düzenlemede 7. ve 10. bent kapsamında yer almaktaydı.
Ancak eski düzenlemede tesisat ve demirbaş eşya ile binek otomobillerin
amortismanlarının gider yazılması mümkünken buna envantere dahil
tüm taşıtların amortismanlarının gider yazılabilmesi de eklenmiştir.
Tesisat ve demirbaş, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve aşınmaya,
yıpranmaya maruz kalan değerlerdir. Mükellef, bedeli 2003 yılı için
350.000.000 TL ve 2004 yılı için 440.000.000 TL’yi aşmayan demirbaş ve
tesisat doğrudan gider yazabilir.
14
Envantere dahil binek ve tüm taşıtlarda ise giderler ve VUK, hüküm-
lerine göre ayrılan amortismanlar gider olarak hasılattan indirilebilir. Bu
taşıtların amortismanlarının yanı sıra araçların akaryakıt, bakım, onarım
ve sigorta gibi tüm giderleri hasılattan indirilirken motorlu taşıtlar vergisi,
gider olarak yazılamaz.
Bunun yanı sıra 5024 sayılı Yasa ile serbest meslek erbabına enflasyon
düzeltmesi yapılan dönemlerde amortismana tabi iktisadi kıymetlerini
düzeltilmiş değerleri üzerinden amortismana tabi tutma hakkı tanın-
mıştır. Ancak bu sisteme uyarlama tercihe bağlı bir hak kullanımı olup,
zorunlu değildir.
15
Enflasyon düzeltmesine tabi olunması halinde 01. 01.
2004 tarihinden itibaren edinilen amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
amortisman oranları Maliye Bakanlığı’nın açıklayacağı yeni oranlar
üzerinden yapılacaktır.
16
F. Kiralanan ya da Envantere Dahil İşte Kullanılan
Taşıtların Giderleri
Değişikliklerden önce sadece envantere dahil binek otomobillerinin
giderleri hasılattan indirilebilirken, 5035 sayılı Yasa ile kiralanan veya
envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri kazançtan in-
dirilebilmektedir. Gider olarak yazılabilen taşıtlarının konumu genişle-
mekle beraber yasa bunun yanı sıra işte kullanılma şartını zorunlu hale
14
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, 2004, s. 194.
15
Akyol, “5024 ve 5035 sayılı Kanun’lar Sonrasında Serbest Meslek Kazancının Tespiti”,
s. 10.
16
Bu konuda bkz. Şükrü Kızılot, “Amortisman Sistemi ve Oranı Değişti”, Hürriyet
Gazetesi, 3 Nisan 2004.
246 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 247
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
getirmiştir. Bu durumda vergi incelemeleri aşamasında bu giderlerin
işte kullanılma kapsamında yapıldığının mutlaka belge ile ispat edilmesi
gerekmektedir.
G. Mesleki Yayınlar İçin Ödenen Bedeller
Gelir Vergisi Kanunu 68. maddenin 6. bendinde yer alan bu düzen-
leme eski düzenlemede 4. bentte mesleki kitaplar ve meslek dergileri ile
sınırlı idi. Yeni düzenleme ile her türlü mesleki yayımlar ile ilgili giderler
hasılattan indirilebilecektir.
H. Mesleki Faaliyetin İfası İçin Mal ve Hizmet Alım Bedelleri
Gelir Vergisi Kanunu 68. maddenin 7. bendinde yer alan bu hüküm,
eski düzenlemede 3. bent, 6. bent veya farklı bentlerdeki dağınık düzen-
lemeleri toplayan bir hükümdür.
Bu bağlamda örneğin; bir avukatın yürüttüğü dava ile ilgili olarak
üniversite öğretim üyesinden görüş alması karşılığında ödediği ücret bir
hizmet alım bedelidir.
17
I. Emekli Sandıklarına Ödenen Giriş ve Emeklilik Aidatları ile
Mesleki Teşekküllere Ödenen Aidatlar
Gelir Vergisi Kanunu 68. maddenin 8. bendinde yer alan bu düzenle-
me eski düzenlemede yine 8. ve 4. bentlerde yer almaktaydı. Bu kapsamda
hiçbir değişiklik yapılmamıştır.
Burada mesleki teşekkül olarak kast edilen örneğin, sadece bir
avukatın baroya ödemiş olduğu aidat tutarı olacaktır. Üye olunması
mesleki açıdan zorunlu olmayan bir kuruluşa yapılan aidat ödemeleri
gider yazılamayacaktır.
Ayrıca sosyal sigorta kapsamına giren avukat ve noterlerin ilgili
kuruma yaptıkları toptan ödemeler ile aidat ödemeleri gider yazılabile-
cektir. İsteğe bağlı sigorta primlerinin ise gider olarak yazılması mümkün
değildir.
17
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, 2004, s. 192.
248 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 249
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
J. Mesleki Kazancın Elde Edilmesi ve İdame Ettirilmesi
İçin Ödenen Meslek, İlan ve Reklam Vergileri ile
İşyerleriyle İlgili Ayni Vergi, Resim ve Harçlar
Gelir Vergisi Kanunu 68. maddenin 9. bendinde yer alan bu düzen-
leme eski düzenlemede 2. bentte yer almaktaydı. Bu giderler herhangi
bir yoruma gerek kalmaksızın ismen belirlenmiş giderlerdir. İşle ilgili ve
Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca ödenmiş olan mesleki, ilan ve reklam
vergileri gider olarak yazılabilir. Bunun yanı sıra serbest meslek erbabının
işyeri olarak kullandığı yer kendi mülkü ise ayni vergi olan emlak vergi-
sinin tamamını, hem işyeri hem de mesken olarak kullandığı mülkünün
ise emlak vergisinin yarısını gider olarak yazabilmesi mümkündür.
K. Mesleki Faaliyetle İlgili Kanun, İlam ve Mukavelenameye
Göre Ödenen Tazminatlar
Gelir Vergisi Kanunu 68. maddenin 10. bendindeki bu düzenleme
eski düzenlemede 9. bentte yer almaktaydı. Maddeye göre ödenen bu
tazminatların gider yazılabilmesi için, serbest meslek erbabının kusurun-
dan ya da suç sayılan fiillerinden dolayı ödeniyor olmaması gereklidir.
Aksi halde gider yazılması mümkün değildir.
Örneğin; Noterlerin, faaliyetleri ile ilgili olarak mahkeme kararı ile
hüküm altına alınan tazminat ödemelerinin bir kısmının Noterler Birliği
bünyesinde kurulan “hukuki sorumluluk fonu”ndan karşılanması halinde,
fondan notere yapılan ödeme noter tarafından gelir, zarara uğrayan ki-
şiye ödeyeceği tazminatın da gider yazılması mümkün bulunmaktadır.
Ancak, bu uygulamada da, Gelir Vergisi Kanunu’nun 68/son maddesin-
de yer alan “Her türlü para cezaları ile serbest meslek erbabının suçlarından
doğan tazminatlar gider olarak indirilemez” hükmünün de dikkate alınması
gerekmektedir.
18
VII. Serbest Meslek Kazancının Tespitinde
İndirilemeyecek Giderler
Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. maddesinin son fıkrası aynen korun-
muş ve serbest meslek erbabının her türlü para cezalarını, vergi cezala-
rını ve kendi kusurundan kaynaklanan tazminatlarını ve serbest meslek
faaliyetinin yapılması sırasında kaybolan paralar, serbest meslek erba-
bının yanında çalışanlar tarafından çalınan paralar, kaybolan ve çalınan
18
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, 2004, s. 196.
248 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 249
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
demirbaşlarını gider olarak gösteremeyeceği belirtilmiştir. Hasılattan in-
dirilebilecek giderler 68. maddede açıkça belirtildiğine göre bu kapsam
dışında kalan giderler indirilemeyecek giderlerdir. Bunun yanı sıra Gelir
Vergisi Kanunu’nun 90. maddesine göre, Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun kapsamında alınan gecikme zamları ve faizler
ile ödenen gelir vergisi ve diğer şahsi vergiler, gelir vergisi matrahından
ve gelir unsurlarından indirilemez.
VIII. Serbest Meslek Kazançlarında İstisna
Gelir Vergisi Kanunu’nun 18. maddesinde mükelleflerin, şiir, hikaye,
roman, makale, fotoğraf, bilgisayar yazılımı gibi eserlerinde Maliye Ba-
kanlığı’na başvurmalarına gerek olmaksızın eserlerinin 5846 sayılı Fikir
ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre “eser” olarak değerlendiril-
diğinin ilgili makamlardan (Kültür Bakanlığı) aldıkları belgelerle ispatı
ve ihtira beratlarının da tescil edilmiş olması halinde, bu eserlerden satış,
devir, temlik veya kiralanması karşılığı elde ettikleri gelirlerinin serbest
meslek kazançlarında istisna kapsamında olduğu belirtilmektedir.
Serbest meslek kazançları istisnasından yararlanabilmek için mesleki
faaliyetin arızi ya da sürekli olması arasında bir fark yoktur. Gelir Vergisi
Kanunu’nun 18. madde kapsamındaki kazançların sürekli ya da arızi elde
edilmesi istisna kapsamından yararlanmayı etkilemeyecektir.
İstisna kapsamından yararlanabilecek eserlerin 5846 sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser sayılması zorunluluğu pek çok
Danıştay kararında da hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 1. maddesin-
de eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanuna göre ilim, edebiyat,
musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat
mahsulleri olarak tanımlanmıştır. İstisna kapsamının belirlenmesi için
“eser” kavramının titizlikle değerlendirileceği bir çok Danıştay kararla-
rından anlaşılmaktadır. Örneğin; Danıştay 4. Dairesi’nin konu ile ilgili
kararında davacı üniversite öğretim görevlisinin, Türkiye ekonomisinin
durumuna ilişkin belirli sürelerde bir bankaya vermiş olduğu müşavirlik
hizmeti niteliğinde sözlü ya da yazılı olarak hazırladığı raporların öğre-
tim görevlisinin bilgi ve tecrübesine dayalı olarak hazırlanmasında, bu
rapor niteliğindeki çalışmaların “eser” özelliğini göstermeyeceğini karara
bağlamıştır.
19
19
Dn. 4. D.’nin 28.12.1999 tarih ve E. 1999/5268, K. 1999/5189 sayılı Kararı, Sevil
Bozkurt-İbrahim Karacık, “Fikir ve Sanat Eserlerinin Vergilendirilmesiyle İlgili Bir
Değerlendirme”, Yaklaşım, Y. 12, S. 135, Mart 2004, s. 232.
250 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 251
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
IX. Serbest Meslek Kazançlarında Beyan Edilen
Gelirlerden Yapılacak İndirimler
Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesi mükelleflere yıllık beyanname
ile bildirecekleri gelirlerden düşürebilecekleri indirimleri bentler halinde
belirtmiş ve 5035 sayılı Yasa da iki alt bent ile indirim kapsamını geniş-
letmiştir. İndirimin yapılabilmesi için gelirin farklı gelir unsurlarından
elde edilmesi ve kanunun belirttiği alanlara yönelik giderleri kapsaması
gereklidir. Bu alanlar şunlardır:
A. Sigorta Primleri ve Bireysel Emeklilik Sistemine
Ödenen Katkı Payları
Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin 1. bendine göre yapılacak
indirimin şartları şunlardır;
— İndirilecek sigorta primi tutarı yılda, şahıs sigorta primleri için
beyan edilen gelirin %5’ini, bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı
payları için beyan edilen gelirin %10’unu geçemeyecektir. Bu şartın yanı
sıra kanunda sayılan kişilerin tamamı için ödenecek prim ya da katkı payı
tutarı toplamı asgari ücretin yıllık tutarını aşmamalıdır.
— Sigorta primi, gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olmalıdır.
— Sigorta, Türkiye’de kurulu ve merkezi Türkiye’de bulunan bir
sigorta şirketi ile düzenlenmiş olmalıdır.
— İndirimden yararlanacak serbest meslek erbabı tam mükellefiyete
tabi olmalıdır.
— Ödenen sigorta primi mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuk-
larına ait hayat, ölüm, sakatlık, kaza, hastalık, analık, doğum, tahsil gibi
şahsi sigorta primleri veya bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı
payları olmalıdır.
— Beyanname kapsamında ücret geliri varsa, indirim konusu yapıla-
cak bireysel emeklilik katkı payının veya sigorta priminin ücretin safi tu-
tarının hesaplanması sırasında indirim konusu yapılmamış olmalıdır.
B. Bağ-Kur Primleri
1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu (Bağ-Kur) Kanunu’na göre sigortalılarca ödenen gi-
riş keseneği ve sigorta primlerinin vergi uygulamalarında gider olarak
yazılabileceği hüküm altına alınmıştır.
250 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 251
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
C. Bağış ve Yardımların İndirimi
Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesine göre mükelleflerin yaptık-
ları bağış ve yardımlarını bu maddede belirtilen kurum ve kuruluşlara
yaptığı taktirde gelirden indirilebileceği belirtilmiştir. Genel bütçeye
dahil idareler, kamu menfaatine yararlı dernekler gibi tek tek sayılan bu
kuruluşların yanı sıra 5035 sayılı Yasa 14. madde 1. fıkrası ile iki yeni alt
bent eklemiştir. Bu yeni düzenlemeye göre Vakıflar Genel Müdürlüğünün
idare ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile belediyeler dahil diğer
kamu kurum ve kuruluşları adına kayıtlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kurulu nezdinde kültür ve tabiat varlıklarının bakımı, restoras-
yonu gibi korunmasına yönelik yapılan bağış ve yardımların tamamı ve
fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek
ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin tamamı
gelirden indirilebilecektir.
20
Söz konusu bağış ve yardımların indirim konusu yapılabilmesi için
mutlaka makbuz karşılığı yapılması gerekmektedir. Ayrıca bağış ve
yardımların gelirden indirilebilmesinde kanun bir üst sınır koymuştur.
Buna göre bir takvim yılı için yapılan bağış ve yardımların toplamı, o
yıla ait beyan edilecek gelirin %5’ini, kalkınmada öncelikli yöreler için
%10’unu aşmamalıdır.
21
D. Sakatlık İndirimi
Özürlü vatandaşların, içinde bulunduğu zor koşullarında yardımcı
olmak ve özürlüler ile özürlü olmayan vatandaşlar arasındaki rekabet eşit-
sizliğini gidermek amacıyla vergi hukukunda yapılan bir düzenlemedir.
Bu amaçla yapılan düzenlemede Gelir Vergisi Kanunu’nun 31/2. maddesi,
sakatlık indirimini yalnızca özürlü ücretlilerin gelir vergisi matrahında
dikkate alınacağını belirtmiştir. Buna göre; çalışma gücünün asgari %80’ini
kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece, %60’ını kaybetmiş bulu-
nanlar ikinci derece, %40’ını kaybetmiş bulunanlar üçüncü derece sakat
sayılmakta ve sakatlık indirimi 2003 yılı için, özel indirim tutarının;
— 1. derece sakatlar için sekiz katı,
20
A. Murat Yıldız, “5035 sayılı Kanun’la Vergi Mevzuatında Yapılan Düzenlemeler”,
Yaklaşım, Y. 12, S. 134, Şubat 2004, s. 108.
21
Bu konuda geniş bilgi için bkz., Mehmet Tahir Ufuk, “5035 sayılı Kanun’la Kapsamı
Genişletilen Bağış ve Yardımlar”, Yaklaşım, Y. 12, S. 136, Nisan 2004, s. 75-79; M. Emin
Akyol, “Kurum Kazançlarının Vergilendirilmesinde 5035 sayılı Kanun’la Yapılan
Düzenlemeler”, Yaklaşım, Y. 12, S. 136, Nisan 2004, s. 69-70.
252 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 253
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
— 2. derece sakatlar için dört katı,
— 3. derece sakatlar için iki katıdır.
4842 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle ücretlerin vergilendirilmesinde
sakatlık indirimi, 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden dü-
zenlenmiştir. Buna göre sakatlık indirimi;
— 1. derece sakatlar için 440.000.000 TL
— 2. derece sakatlar için 220.000.000 TL
— 3. derece sakatlar için 110.000.000 TL olarak uygulanacaktır.
4369 sayılı Kanun’un Gelir Vergisi Kanunu’nda yaptığı değişiklikle
sakatlık indiriminin kapsamı genişletilmiş ve kapsam içine hizmet erba-
bının bakmakla yükümlü olduğu kişiler, özürlü serbest meslek erbabı
ve serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler
ile basit usulde vergilenen bazı esnaf ve sanatkarlar da dahil edilmiştir.
222 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği’de uygulama esaslarını değerlendir-
miştir. Bu indirimden yararlanmak isteyenler illerde Defterdarlık Gelir
Müdürlüğü’ne, bağımsız vergi dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi
Müdürlüğü’ne, diğer ilçelerde Malmüdürlüğü’ne başvurmalıdır. Yetkili
sağlık kuruluşunun verdiği rapor, Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kuru-
luşu tarafından incelenecek ve uygun olup olmadığı konusunda verilen
karar Defterdarlığa bildirilecektir.
Sakatlık indiriminden yararlanabilecek birden fazla kişinin bulun-
ması halinde, bu hesaplama her biri için ayrı ayrı yapılacak ve indirim
uygulamasında toplu değerlendirilecektir. Bu şekilde hesaplanan sakatlık
indiriminin yıllık tutarı, serbest meslek erbabının beyan edeceği serbest
meslek kazancından düşülecektir. Ancak indirim, beyan edilecek serbest
meslek kazancı ile sınırlı olup, kazancın yetersiz olması durumunda son-
raki yıla devredilmeyecektir.
E. Eğitim ve Sağlık Harcaması İndirimi
4842 sayılı Yasa 24.04.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek
üzere mükelleflerin kendileri, eşleri ve küçük çocukları için yaptığı eği-
tim ve sağlık harcamalarının, Türkiye’de yapılması, beyan edilen gelirin
%5’ini aşmaması, belgelerle doğrulanması koşuluyla gelirden indirilme-
sini mümkün kılmıştır.
22
22
Bu konuda geniş bilgi için bkz., Levent Başak, “Yıllık Beyanname ile Bildirilecek
Gelirlerden İndirilebilecek Harcama Kalemi Olarak Eğitim ve Sağlık Harcamaları”,
Yaklaşım, Y. 12, S. 133, Ocak 2004, s. 157-165.
252 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 253
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
F. Zararların Kârlara Takas ve Mahsubu
Gelir Vergisi Kanunu’nun 88. maddesi gelirin yıllık beyannamede
toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmında meydana gelen zararlar,
diğer gelir kaynaklarının kazanç ve iratlarından mahsup edilir. Mahsuba
rağmen kapatılmayan zarar kısmı, izleyen yılların gelirinden indirilir.
Ancak bu hak, arka arkaya en fazla beş yıl için kullanılabilir.
X. Serbest Meslek Kazançlarında Vergi Kesintisi (Tevkifatı)
Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/1. maddesi tevkifat yapmaya mecbur
olanlardan, serbest meslek erbabına ödemede bulunanların, ödemeleri
nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergi-
lerine mahsuben tevkifat yapma mecburiyetini yüklemiştir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/2. maddesi ise “yaptıkları serbest meslek
işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Notere serbest meslek faaliyetinden dola-
yı yapılan ödemeler hariç)” denilerek, noterlere yapılan ödemeler dışındaki
bütün serbest meslek erbabına yapılan ödemelerin vergi kesintisine tabi
olacağı hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 2 numaralı bendi vergi
kesintisinin yapılacağı ödemeleri 1. kısımda tek tek saymış, 2.kısımda
ise bunların dışındaki diğer ödemeler şeklinde ayırıma tabi tutmuştur.
Bu iki kısımda uygulanacak vergi kesintisi ise 01. 01. 2004 tarihinden
geçerli olmak üzere 2003/6577 sayılı BKK ile yeni yüzde oranları ile
uygulanacaktır.
Buna göre;
1. GVK, 18. maddesinde yer alan telif kazançları istisnası kapsamına
giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerde %17 oranında
vergi kesintisi yapılacağı,
2. Diğer ödemelerin tümünde ise %22 oranında vergi kesintisi yapı-
lacağına hükmolunmuştur.
Vergi Usul Kanunu 121. maddesi kapsamında ise “Vergi Tevkifatının
Mahsubu” başlığı ile yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç
ve iratlardan bu kanuna göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname
üzerinden hesaplanan gelir vergisine mahsup edilir. Buna göre serbest
meslek erbabı, beyan ettiği kazanç üzerinden hesapladığı gelir vergi-
sinden, kendisine yapılan ödemelerden dolayı kesilen vergiyi mahsup
edebilecektir.
254 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 255
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
XII. Serbest Meslek Kazançlarında Katma Değer Vergisi
A. Telif Kazançları İstisnası Dışındaki Serbest
Meslek Kazançlarında
Katma Değer Vergisi
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesine göre serbest mes-
lek faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen teslim ve hizmetler üzerinden
katma değer vergisi ödenecektir. Ancak bu faaliyetlerin mükelleflerce
sürekli şekilde yapılıyor olması gerekmektedir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun kapsamında vergiyi doğuran olay gelirin
tahsil edilmesi şartına tabi iken, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergiyi
doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. Yani her bir kısım hizmetin
yapılması vergiyi doğuran olaydır ki bu serbest meslek kazançlarında
büyük çelişkiler yaratmaktadır. Bu durumda mükellef tahsile bağlı olarak
serbest meslek makbuzu düzenleyecekken, tahsilat gerçekleşmediği halde
hizmetin ifası ile düzenlenmesi gereken katma değer vergisi beyanna-
mesinde matrah nasıl tespit edilecektir?
Uygulamadaki yaygın görüş, serbest meslek makbuzu düzenlenme-
sinin mümkün olmadığı hallerde, hizmet ifasında bulunan serbest mes-
lek erbabının kanuni defterinde o aya ait hizmet bedeline ilişkin olarak
hesaplanacağı katma değer vergisini tahakkuk ettirip, aynı döneme ait
verilecek Katma Değer Vergisi Beyannamesi’nde beyana konu etmesi ve
doğan verginin ödenmesi şeklindedir.
23
Serbest meslek kazancında tahsilin yapıldığı ayda katma değer vergi-
sinin beyan edilmesi yönünde Danıştay kararları da mevcuttur. Danıştay
11. Dairesi’nin “muhasebeci ve mali müşavirlerin yaptıkları sözleşmede ücretin
aylık olarak ödenmesi koşulu getirildiği halde tahsilin her ay yapılmadığı durum-
larda, tahsilatın yapıldığı ayda serbest meslek makbuzu düzenlenerek KDV beyan
edilmesinde, yasalara aykırılık yoktur” şeklinde verdiği karar bu yöndedir.
Aynı zamanda yine Danıştay 11. Dairesi’nin konu ile ilgili 09.02.1998 tarih
ve E. 1997/913, K. 1998/420 nolu Kararı da aynı doğrultuda verilmiştir.
Bu görüşü destekleyen yazarlar da bulunmaktadır.
24
B. Danışmanlık Hizmetlerinde Katma Değer Vergisi Tevkifatı
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinin vermiş olduğu yetki
uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 91 seri numaralı Katma
23
Yıldız, Serbest Meslek Kazançları, s. 71-72.
24
Mehmet Maç, KDV Uygulaması, Denet Yayıncılık AŞ, 4. bas., 1998, s. 10, 21.
254 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 255
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
Değer Vergisi Genel Tebliği ile bazı hizmet teslimleri için sorumluluk uy-
gulaması başlatılmış bulunmaktadır. Yapılan bu düzenleme ile tevkifata
tabi tutulacak işlemlerin “hizmet” niteliğinde olması öngörülerek, Katma
Değer Vergisi Kanunu’nun 2. maddesi kapsamındaki “teslim” mahiyetin-
deki işlemler tevkifat uygulaması kapsamının dışında bırakılmıştır.
Tebliğe göre teknik, ekonomik, mali ve hukuki alanda sunulan
danışmanlık ve denetim hizmetleri üzerinden hesaplanan katma değer
vergisi de tevkifat kapsamına alınmıştır. Bu durumda bu tür danışmanlık
hizmetlerini sunanlardan hizmet satın alanlar yapacakları ödemelerden
katma değer vergisi tevkifatı yapmakla yükümlüdür.
Avukatların hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargı mercileri nezdinde
veya yargı kararlarının sonuçları ile ilgili olarak vekalet akdi doğrul-
tusunda veya icra ve benzeri yerlerde müvekkilleri adına yaptıkları
işlemler karşılığında almış oldukları ücretler tevkifat dışında tutulmuş-
tur. Ancak avukatlarla yapılan sözleşme kapsamında avukatlık ve da-
nışmanlık hizmetleri birlikte yer alıyorsa bu taktirde bu iki hizmet ayrı
ayrı ücretlendirilmediği sürece yapılan toplam ödeme üzerinden tevkifat
uygulanacaktır. Yani bir işyeri ile hizmet sözleşmesi bulunan avukatın
hem hukuki işlerin takibinde hem de hukuki işlerle ilgili danışmanlık
hizmetinde yapılacak ödemeler tevkifata tabi tutulacaktır.
25
C. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki Ücretlere Ayrıca Katma
Değer Vergisi Uygulanmayacağı
Avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesinin yasal zorunluluk
olduğu durumlarda Avukatlık Kanunu hükümlerince, “Avukatlık Asgari
Ücret Tarifesi” uygulanır.
Meslek odaları tarafından tespit edilen asgari ücret tarifelerinde, tari-
fede yer alan ücretlere Katma Değer Vergisi ilave edilir hükmü geçmek-
teydi. Oysa Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 20/4. maddesinde “Belli
bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde
tarife ve bilet bedeli katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi
müşteriye ayrıca intikal ettirilmez” hükmü geçmektedir. Dolayısıyla Katma
Değer Vergisi Kanunu’nun ilgili maddesine göre, tarifede yer alan ücret
üzerinden ayrıca katma değer vergisi hesaplanmaması ve istenmemesi
25
Veysi Seviğ, “KDV’de Tevkifat Uygulamasında Hizmet Kapsamı”, Dünya Gazetesi,
18.03.2004.
256 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 257
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
gerekmektedir.
26
Nitekim Yargıtay’ın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin
21. maddesinde yer alan katma değer vergisi ilave edilir hükmü ile 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 20/4. maddesinin çeliştiğinden
bahisle normlar arasında aykırılık yaratıldığı, Anayasa’nın 73. maddesi-
ne dayanılarak çıkarılan Katma Değer Vergisi Kanunu’nun gözetilmesi
gerektiği ve tarifedeki ücrete ayrıca katma değer vergisinin eklenmemesi
gerektiği yolundaki kararı bu yöndeki yanlışlığı kaldırmıştır.
27
Nitekim
2004 Avukatlık Ücret Tarifesi’nde, tarifedeki ücrete katma değer vergisi
ilavesi ile ilgili hüküm yer almamıştır.
XIII. Serbest Meslek Kazançlarında Geçici Vergi
Esas itibariyle gerçek kişilerin bir takvim yılında elde ettikleri ge-
lirlerin Gelir Vergisi Kanunu’na göre vergilendirme dönemi takvim yılı
olarak belirlenir. Mükellefler bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve
iratlarını istisnalar ve beyanname verilmeyen hallerin dışında Mart ayının
15. günü akşamına kadar beyan edeceklerdir. Beyan ettikleri bu vergiyi
de mart ve temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödeyeceklerdir.
Ancak genel prensip bu olmakla beraber Gelir Vergisi Kanunu’nun mü-
kerrer 120. maddesi gereğince serbest meslek erbabı bir sonraki yılın Mart
ayında, verecekleri yıllık beyannamelerine göre hesaplanacak olan gelir
vergilerinden mahsup edilmek üzere, cari vergilendirme dönemi içinde
geçici vergi ödeyeceklerdir. Bu vergi niteliği itibariyle bir peşin ödeme
sistemidir. Geçici vergi, ilgili hesap döneminin üçer aylık kazançlarına,
gelir vergisi mükellefleri için Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesinde
belirtilen tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan %20 oranı uygulanmak
suretiyle hesaplanır.
5035 sayılı Kanun ile geçici vergide beyan ve ödeme süreleri
01.01.2004’ten itibaren geçerli olmak üzere değiştirilmiştir. Buna göre
mükellefler, geçici vergi tutarını üçer aylık hesap dönemlerini izleyen
ikinci ayın 10. günü akşamına kadar hesaplayıp, beyan edeceklerdir. Bu
durumda geçici vergi açısından beyanname verme süreleri;
— 1. dönem için; mayıs ayının 10. günü,
— 2. dönem için; ağustos ayının 10. günü,
26
Veysi Seviğ, “Avukatların Asgari Ücret Tarifesi’ndeki Ücrete Ayrıca KDV Uygulan-
mayacağı”, Yaklaşım, Y. 12, S. 135, Mart 2004, s. 37.
27
Yrg. 4. HD’nin, 17.09.2003 tarih ve E. 2003/4051, K. 2003/10170. (Yaklaşım, Y. 12, S.
135, Mart 2004, s. 281.)
256 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 257
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
— 3. dönem için; kasım ayının 10. günü,
— 4. dönem için; şubat ayının 10. günü mesai bitimine kadardır.
Bu sürelerle beyan edilecek geçici vergi aynı ayın 17. günü akşamına
kadar ödenmek zorundadır. Yani geçici verginin ödenmesi dönemsel
olarak 17 mayıs, 17 ağustos, 17 kasım ve 17 şubat tarihleri arasında vergi
dairesine veya yetkili banka şubesine yatırılması şeklinde gerçekleştiri-
lecektir.
28
Serbest meslek erbabının tahsil etme şartına dayalı olarak ödeye-
ceği gelir vergisini henüz tahsil etmeden peşinen ödemeye zorlanması
aynı kanun üzerinde hükümler arasında yaşatılan bir çelişkidir. Üstelik
mükellefin bir sonraki yıl zarar edebileceği veya işini terk edebileceği
gibi varsayımlar düşünüldüğünde geçici vergi sistemi gayri ciddi bir
sistemdir.
SONUÇ
Bir mükellef için vergiye tabi olmanın en önemli sonuçlarından biri
vergi incelemesine tabi olmaktır. Vergi incelemesinin amacı ise, Vergi
Usul Kanunu’nun 134. maddesine göre, ödenmesi gereken vergilerin
doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.
Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu kapsamında serbest mes-
lek erbapları, Vergi Usul Kanunu’nun 137. maddesinde belirtilen “defter
ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde
olan gerçek kişiler” olarak vergi incelemesine tabidirler. Anayasal bir ödev
olarak vergi ödeme yükümlülüğü içinde olanların, yükümlülüklerini
usulüne uygun olarak ve zamanında yerine getirip getirmedikleri vergi
denetimine yetkili (VUK, mad. 135) birimler tarafından gerçekleştirile-
cektir. İncelemeler, gerekli ise işletmeye dahil iktisadi kıymetlerinin fiili
envanterinin yapılması ve beyannamelerde belirtilmesi gereken unsur-
ların araştırılmasını da kapsayabilecektir.
29
Vergi incelemesinde defter-kayıt ve belgeler en ön sırada dikkate
alınacak delillerdir. Bunun yanı sıra, mükellef ve alıcı ile ilgili maddi
olaylar ve her türlü hukuki delil kapsamında ise vergi dairesi arşivleri,
tanık ve alıcı ifadeleri, istihbarat arşivi, başka resmi daireler, banka ve
28
Selahattin Tuncer, “Bazı Vergilerde Beyan ve Ödeme Süreleri Değişti”, Yaklaşım, Y.
12, S. 134, Şubat 2004, s. 10.
29
Osman Saraç, “Gelir Vergisinde Vergi İncelemesine Tabi Olanlar”, Yaklaşım, Y. 2, S.
134, Şubat 2004, s. 95.
258 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 259
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
sigorta şirketi kayıtları, ulaşım bilgileri kullanılabilecektir. Nitekim 2003
beyannameleri için yeni bir düzenleme olan Performans Derecelendirme
Bildirimi uygulamasıyla Pekiyi-Orta gibi derecelerle fişlenen mükellef-
lerden matrah yükseltilmesini isteyen Maliye Bakanlığı, serbest meslek
erbaplarının (doktorlardan başlayarak) geriye dönük son bir yıldaki
banka bilgileri kapsamında kredi kartı harcamalarını esas aldı. İnceleme
elemanları, doktorlarda kredi kartı ekstreleri ile ameliyat ettikleri has-
taları da vergi dairesine çağırarak harcamalarla beyan edilen kazançları
karşılaştırdı.
30
Yukarıda belirtilen deliller kapsamında vergi incelemelerinde çok ön
plana çıkan bir diğer delil ise, mükelleflerle işlemde bulunan gerçek ve
tüzel kişilerin yani alıcı konumundaki kişilerin ve kuruluşların ifadele-
rine başvurarak, malın ya da hizmetin gerçek satış bedelini belirlemeye
çalışmaktır. Vergi Usul Kanunu’nun 148. ve 149. maddesi “Bilgi Verme”
ve “Devamlı Bilgi Verme” başlığı ile alıcı ifadelerine başvurma ve bunu
yeterli delil olarak kabul etmeye olanak tanımıştır. Birden fazla alıcı
ifadelerine başvurulmasında bunların hep birden mükellef aleyhine be-
yanda bulunacakları düşünülmemekte, böylece bu deliller maddi delil
niteliğinde değer kazanmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun 148 ve 149.
maddeleri kapsamında mükelleflerle işlemde bulunan gerçek ve tüzel
kişilerin vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların istedikleri bilgileri
vermeye mecbur oldukları belirtilmektedir. Bu mecburiyete uyulmaması,
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca 01. 01. 2004
tarihinden itibaren 250 milyon–1 milyar 70 milyon TL’si arasında özel
usulsüzlük cezası kesilmesini gerektirmektedir.
Vergiyi doğuran olayda, taraf olan ve tamamının mükellef aleyhine
davranmayacağı düşünülen alıcıların verdikleri ifadeler, birbirini destek-
liyorsa maddi delil olarak kabul edilip, bu bilgiler doğrultusunda tespiti
yapılan matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılır. Birbirinden habersiz olan
ve değişik tarihlerde verilen alıcı ifadeleri üzerinden tarhiyat yapılmasını
destekleyen Danıştay kararları mevcuttur.
31
Alıcıların bir kısmının mükellef aleyhine, bir kısmının ise mükellef
lehine beyanda bulunmaları halinde sonucun mükellef lehine kararlar
verilmesini gerektiren Danıştay kararlarında ise “ifadesi alınan alıcıların,
30
Vatan Gazetesi, 18.03.2004.
31
Dn. 4. D.’nin, 07.06.1985 tarih ve 1984/1536 sayılı Kararı. (Recai Dönmez, “Vergi
İncelemesinde Alıcı İfadeleri”, Yaklaşım, Y. 12, S. 133, Ocak 2004, s. 38.)
258 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 259
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
toplam alıcılarla kıyaslandığında çok azınlıkta kalmaları durumunda, azınlıkta
kalan bu alıcı ifadelerinin, tüm alıcılara kıyas yolu ile uygulanması suretiyle
matrah farkı bulunamaz” sonucu çıkarılmıştır.
32
Alıcı ile mükellef arasında bir uyuşmazlığın var olması halinde ise
alıcının ifadesinin gerçek iradeyi yansıtmayabileceği, bu nedenle bu ifa-
delere itibar edilmemesini belirten Danıştay kararları bulunmaktadır.
Örneğin; “Daire alıcılarının müteahhit firma ile ihtilaflı olması ve olayın da
sulh hukuk mahkemesine intikal etmesi halinde, alıcı ifadelerine dayanılarak
matrah farkı bulunamaz.”
33
Bir diğer bakış açısı ise vergi incelemesinde alıcı ifadeleri alınırken,
alıcı ile mükellefin ortak menfaatlerinin bulunup bulunmadığıdır. Da-
nıştay bu durumda da alıcı ifadelerinin gerçeği yansıtmayacağı ve itibar
edilmemesini ifade eden kararlar vermektedir.
34
Vergi Usul Kanunu’nun 138 ve 139. maddesi incelemenin yer ve za-
manın belirlenmesindeki genel kriterleri belirtmektedir. Vergi Usul Kanu-
nu’nun 138. maddesine göre vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının
mükellefe önceden bildirilmesi zorunlu değildir. Daha önce inceleme
yapılmış olması veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden in-
celeme yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline engel olmamaktadır.
Vergi Usul Kanunu’nun 139. maddesi ise vergi incelemelerinin asıl olarak
mükellefin işyerinde yapılacağı ancak işyerinin müsait olmaması gibi
nedenlerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olursa, mükellef ve
vergi sorumluları isterlerse incelemenin dairede yapılabilmesini hükme
bağlamıştır. Ancak bu durumda defter ve vesikaların daireye getirilmesi
mükellefe yazılı olarak bildirilebilecektir. Bu bildirime rağmen mazeret-
siz olarak defter ve vesikalarını getirmeyen mükellefler istenenleri ibraz
etmemiş sayılacaklardır.
Görüldüğü üzere vergi incelemesine tabi olan serbest meslek erbap-
larının yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde yükümlülüklerini yerine
getirmeye özen göstermeleri büyük önem taşımaktadır. Zira bu yüküm-
lülüklerde karşılaşılan eksiklikler Maliye Bakanlığı’nın kamuoyuna yansı-
yan istatistiksel bilgileri doğrultusunda serbest meslek erbaplarında gelir
düzeyini en iyi beyan edenler sıralamasında mühendisler, muhasebeciler,
32
Dn. 4. D.’nin, 19.12.1984 tarih ve E. 1984/1487, K. 1984/4596 sayılı Kararı. (Recai Dön-
mez, “Vergi İncelemesinde Alıcı İfadeleri”, Yaklaşım, Y. 12, S. 133, Ocak 2004, s. 38.)
33
Dn. 3. D.’nin, 15.04.1997 tarih ve E. 1996/900, K. 1997/1479 sayılı Kararı. (Recai Dön-
mez, “Vergi İncelemesinde Alıcı İfadeleri”, Yaklaşım, Y. 12, S. 133, Ocak 2004, s. 39.)
34
Dn. 4. D.’nin, 12.05.1987 tarih ve E. 1985/3655, K. 1987/1736 sayılı Kararı. (Recai Dön-
mez, “Vergi İncelemesinde Alıcı İfadeleri”, Yaklaşım, Y. 12, S. 133, Ocak 2004, s. 40.)
260 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 261
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
mali müşavirler, yeminli mali müşavirlerden sonra gelen avukatların ve
ondan sonra gelen doktorların daha titizlikle incelenmelerini gündeme
getirmektedir.
Maliye Bakanlığı’nın yazılı medyaya yansıyan görüşlerinde vergi
beyannamelerinde normal hayat standardının altında verenlerin bir taraf,
üstünde verenlerin diğer tarafa ayrılacağı ve standardın altında vererek
ayırdıklarının üstüne gidecekleri açıkça ifade edilmektedir.
35
Böyle bir
devlet mantığı altında mükelleflerin ciddi boyutta belge düzeni ile hareket
etmeleri son derece önemli olmakta ve özellikle avukatların mükellefleri
ile yapacakları her türlü hukuki ilişkilerinin sözleşme çerçevesinde ve
belge düzenine dikkat ederek gerçekleştirmeleri kendi yararlarına sonuç
veren uzun vadeli bir yatırım olacaktır.
KAYNAKÇA
Akyol, M. Emin, “5024 ve 5035 sayılı Kanun’lar Sonrasında Serbest Meslek
Kazancının Tespiti”, Vergi ve Muhasebeciyle Diyalog, S. 190, Şubat 2004.
Akyol, M. Emin, “Kurum Kazançlarının Vergilendirilmesinde 5035 sayılı
Kanun’la Yapılan Düzenlemeler”, Yaklaşım, Y. 12, S. 136, Nisan 2004.
Akyol, M. Emin, “5035 sayılı Kanun’la Gelir Vergisi Kanunu’nda Yapılan
Değişiklikler”, Yaklaşım, Y. 12, S. 135, Mart 2004.
Altındağ, Mehmet, SM, SMMM ve YMM’ler İçin Vergi ve Revizyon Rehberi,
Maliye Hesap Uzmanları Derneği, Ajans-Türk Basın ve Basım AŞ, Ankara
1998.
Başak, Levent. “Yıllık Beyanname İle Bildirilecek Gelirlerden İndirilebi-
lecek Harcama Kalemi Olarak Eğitim ve Sağlık Harcamaları”, Yaklaşım, Y. 12,
S. 133, Ocak 2004.
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Maliye Hesap Uzmanları Derneği, Acar
Matbaacılık AŞ, İstanbul 2002.
Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Maliye Hesap Uzmanları Derneği, Acar
Matbaacılık AŞ, İstanbul 2004.
Bozkurt, Sevil; Karacık, İbrahim, “Fikir ve Sanat Eserlerinin Vergilendiril-
35
Milliyet Gazetesi, 11.03.2004.
260 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 261
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
mesiyle İlgili Bir Değerlendirme”, Yaklaşım, Y. 12, S. 135, Mart 2004.
Dönmez, Recai, “Vergi İncelemesinde Alıcı İfadeleri”, Yaklaşım, Y. 12, S.
133, Ocak 2004.
Erdem, Hayrettin; Ergülen, Güneri, “Vergi Kanun’larındaki Vergi Avantaj-
ları”, Yaklaşım Yay., Ankara 1998.
Kızılot, Şükrü. “Amortisman Sistemi ve Oranı Değişti”, Hürriyet Gazetesi,
3 Nisan 2004; Milliyet Gazetesi, 11 Mart 2004.
Maç, Mehmet, “KDV Uygulaması”, Denet Yayıncılık AŞ, 4. bas. , 1998, s.
10, 21.
Saraç, Osman, “Gelir Vergisinde Vergi İncelemesine Tabi Olanlar”, Yak-
laşım, Y. 12, S. 134, Şubat 2004.
Seviğ, Veysi, “KDV’de Tevkifat Uygulamasında Hizmet Kapsamı”, Dünya
Gazetesi, 18 Mart 2004.
Seviğ, Veysi, “Avukatların Asgari Ücret Tarifesi’ndeki Ücrete Ayrıca KDV
Uygulanmayacağı”, Yaklaşım, Y. 12, S. 135, Mart 2004.
Tuncer, Selahattin. “Bazı Vergilerde Beyan ve Ödeme Süreleri Değişti”,
Yaklaşım, Y. 12, S. 134, Şubat 2004.
Ufuk, Mehmet Tahir, “5035 sayılı Kanun’la Kapsamı Genişletilen Bağış ve
Yardımlar”, Yaklaşım, Y. 12, S. 136, Nisan 2004, Vatan Gazetesi, 18 Mart 2004.
Yıldız, A. Murat, “Serbest Meslek Kazançları”, Sirküler Rapor, Süreli Yayın,
S. 2002-12, TÜRMOB Yay. No. 196, Ankara Aralık 2002.
Yıldız, A. Murat, “5035 sayılı Kanun’la Vergi Mevzuatında Yapılan Dü-
zenlemeler”, Yaklaşım, Y. 12, S. 134, Şubat 2004.