makaleler Mustafa ALBAYRAK
281TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Bazı suçlardan zarar görenlerin, ceza kovuşturmasının muhtemel
sakıncalarına karşı korunmaları amacı ile bu suçlardan dolayı ceza so-
ruşturması ve dolayısıyla ceza muhakemesi yapılabilmesi için kanun-
la konulmuş bir engelin kaldırılması şart koşulmuş ve bu engeli kal-
dırma işlemine şikâyet adı verilmiştir.
1
Yeni Türk Ceza Kanunu’nda
şikâyet ile ilgili düzenleme genel hükümler kısmında 73. maddesinde
yapılmıştır.
2
*
Bu yazının başlığı “Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Yargıtay Kararları ve
Bilimsel Görüşler Işığında Şikâyete Tabi Suçların Özellikleri ve Bu Suçlara Bağlanan Hu-
kuki Sonuçlar” olarak düşünülmüş, ancak uzun olduğu kanaati oluştuğundan yukarıdaki
şekilde kısaltılmıştır.
**
Yargıtay Tetkik Hâkimi, mustafaalbayrak61@hotmail.com.
Nurullah Kunter, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İs-
tanbul 1981, s.63
Bazı
suçların şikâyete tabi tutulmasının belli başlı amaçlarını şu şekilde sırala-
yabiliriz:
a.
Kişiler arasındaki her türlü olumsuz ilişkiyi dava konusu yapıp kişilerin özel
alanlarına müdahale etmemek.
b. Mağdurun zararının karşılanmış olması (mala zarar verme suçlarında zararın
fail tarafından karşılanması).
c.
Bazı suçlar bakımından devletin müdahalesi ile olayın daha çok kimse tarafın-
dan duyulmasını önlemek ve mağdurun çevresine karşı onurunun daha fazla ze-
delenmesine yol açmamak (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, m. 102/1,2. 104/1.
105/1).
c-Fail
ile şikâyetçi arasında yakın akrabalık bağı bulunması (m. 167).
Soruşturulması ve Kovuşturulması Şikâyete Bağlı Suçlar.
Madde
73 -(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında
yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuş-
turma yapılamaz.-(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet
hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.
ŞİKAYETE TABİ SUÇLARIN ÖZELLİKLERİ
VE BU SUÇLARA BAĞLANAN
HUKUKİ SONUÇLAR
*
Mustafa ALBAYRAK
**
Mustafa ALBAYRAK makaleler
282TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Kanun şikâyet hakkı ile ilgili genel ilkelerini 73. maddesinde de-
taylı olarak belirtmesine karşılık yargılama yasasında da şikâyete tabi
suçlara birçok sonuç bağlayarak adeta yeni ilkeler getirmiştir. Bu yazı-
mızda hem TCK ve hem de CMK’daki düzenlemeler, Yargıtay uygula-
ması ile doktrinde genel kabul görmüş görüşler birlikte ele alınıp şikâ-
yete bağlı suçların özellikleri ve bu suçlara bağlanan hukuki sonuçlar
üzerinde durulacaktır.
Şikâyete tabi suçların özellikleri ve bu suçlara bağlanan sonuçlar:
I. Kanunda Suçun Şikâyete Tabi Olduğu Yazılı Olmalı
Hukukumuzda genel olarak suçlar resen soruşturulur ve kovuştu-
rulur. Bununla beraber bazı suçlar bakımından bu resen takipten ayrı-
larak soruşturma ve kovuşturma için suçtan zarar görenin müracaatı,
şikâyeti aranmıştır. Bu nedenle kanunda şikâyete tabi suçlar açıkça
gösterilmiştir. Bir suç hakkında ilgili kanunda şikâyetle ilgili bir dü-
zenleme yoksa o suçun resen takibi gereken suç olduğu anlaşılır. Bir
suçun temel şeklinin şikâyete tabi olması, aynı suçun nitelikli halleri-
nin de şikâyete tabi olduğu anlamına gelmez.
-(3) Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı
diğerlerinin hakları düşmez. -(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlar-
da kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı
düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel
olmaz. -(5) İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vaz-
geçme, diğerlerini de kapsar. -(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu
kabul etmeyen sanığı etkilemez. -(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören
kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsî hak-
larından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava
açamaz.
“Görüldüğü gibi, zorla ırza tasaddi suçunun soruşturulması, 765 sayılı TCK döneminde
şikâyete tabi tutulmamış, bu suçun kamu adına kovuşturulması gereken suçlardan sayıl-
mıştır. 5237 sayılı TCK’nın 102/1. maddesinde ise, suçun basit hali şikâyete tabi olarak
düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer fıkralarında suçun nitelikli hallerine yer verilmiş,
bunlar arasında yer alan suçun evlilik birliği içinde işlenmesi hali şikâyet koşuluna bağlan-
mış, diğer nitelikli hallerde ise suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete tabi
olup olmadığı konusunda her hangi bir hüküm serdedilmemiştir. Bir suçun basit halinin
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olması, nitelikli hallerinin de şikâyete tabi
olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olan
suç türlerinin soruşturulması ve kovuşturulmasının kamu adına yapılacağının kabulü zo-
runludur. Yasa koyucunun iradesinin bu doğrultuda değerlendirilmesi yasa oluşturma bi-
çimine uygun düşer.” (Yargıtay CGK.3.10.2006/193-203)
makaleler Mustafa ALBAYRAK
283TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Şikâyetin ceza hukuku kurumu olduğunun kabulü halinde zaman
bakımından uygulama kuralları şikâyet konusunda da uygulanacak-
tır. Suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasa, suçun şikâyete
bağlı olduğunu kabul etmiş, sonradan yürürlüğe giren yasa şikâyet
koşulunu kaldırmış ise önceki yasa lehe olup şikâyet koşulu arana-
caktır. Şikâyet, yargılama hukuku kurumu olarak kabul edildiğinde,
derhal uygulama kuralı uyarınca yürürlükte olan yasanın uygulanma-
sı gerektiğinden, şikâyet süresi ve koşulu aranmaksızın sonraki yasa
uygulanacaktır. Uygulamada lehe olan yasa tatbik edilmektedir.
Türk Ceza Kanununda Şikâyete Tabi Suçların
Bulunduğu Maddeler:
1. Bir Türk vatandaşının 13. madde de yazılı suçlar dışında, aşağı
sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede iş-
lediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı ya-
bancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabi-
lirliğinin bulunması ve zarar görenin şikâyetçi olması hali (m. 11/2),
2. Bir yabancının 13. madde de yazılı suçlar dışında, Türk kanun-
larına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu
yabancı ülkede bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre ku-
rulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi, bu suçtan dolayı
yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması, failin Türkiye’de bulunma-
sı ve suçtan zarar görenin şikâyetçi olması hali (m. 12/2),
3. Basit yaralama (m. 86/2),
4. Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi (m. 88). Yarala-
manın 86/2. madde kapsamında kalması,
5. Taksirle yaralama (m. 89/1).
6. Taksirle yaralama (m. 89/2, 3, 4). Bilinçli taksir hariç.
7. Cinsel saldırı (m. 102/1).
8. Cinsel saldırı (m. 102/2. ikinci cümle).
9. Reşit olmayanla cinsel ilişki (m. 104/1).
10. Cinsel taciz (m. 105/1).
Sedat Bakıcı, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2007. s.1327.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
284TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
11. Tehdit (m. 106/1 ikinci cümle).
12. Konut dokunulmazlığını ihlal (m. 116/1, 2, 4).
13. İş ve çalışma hürriyetini ihlal (m. 117/1).
14. Kişilerin huzur ve sükununu bozma (m. 123/1).
15. Hakaret (m. 125/1, 2, 3). Kamu görevlisine karşı görevinden
dolayı hariç.
16. Kişinin hatırasına hakaret (m. 130/1, 2). Kamu görevlisine kar-
şı görevinden dolayı hariç.
17. Haberleşmenin gizliliğini ihlal (m. 132/1, 2, 3).
18. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
(m. 133/1, 2, 3).
19. Özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134/1, 2).
20. Hırsızlık (m. 141). Kanun’un 167/2 maddesinde belirtilen kişi-
lerin aleyhine işlenmesi halinde.
21. Nitelikli hırsızlık (m. 142/1, 2, 3). Kanun’un 167/2 maddesinde
belirtilen kişilerin aleyhine işlenmesi halinde.
22. Hırsızlık suçlarında daha az cezayı gerektiren haller (m.
144/1).
23. Kullanma hırsızlığı (m. 146/1).
24. Mala zarar verme (m. 151/1, 2).
25. Mala zarar vermenin nitelikli halleri (m. 152/1,2). Kanun’un
167/2 maddesinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
26. İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme (m. 153/1). Kanun’
un 167/2 maddesinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
27. Hakkı olmayan yere tecavüz (m. 154/1, 2, 3). Kanun’un 167/2
maddesinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
28. Güveni kötüye kullanma (m. 155/1, 2).
29. Bedelsiz senedi kullanma (m. 156/1).
30. Dolandırıcılık (m. 157/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belirti-
len kişilerin zararına işlenmesi halinde.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
285TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
31. Nitelikli dolandırıcılık (m. 158/1,2). Kanun’un 167/2 madde-
sinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
32. Dolandırıcılıkta daha az cezayı gerektiren hal (m. 159/1).
33. Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
(m. 160/1).
34. Hileli iflas (m. 161/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belirtilen
kişilerin zararına işlenmesi halinde.
35. Taksirli iflas (m. 162/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belirti-
len kişilerin zararına işlenmesi halinde.
36. Karşılıksız yararlanma (m. 163/1,2). Kanun’un 167/2 madde-
sinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
37. Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi (m. 164/1). Ka
nun’un 167/2 maddesinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halin-
de.
38. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (m. 165/1).
Kanunun 167/2 maddesinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi ha-
linde.
39. Bilgi vermeme (m. 166/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belir-
tilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
40. Açığa imzanın kötüye kullanılması (m. 209/1).
41. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali (m.
233/1).
42. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m. 234/3).
43. Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (m. 239/1, 2, 3).
44. Yabancı devlet başkanına karşı suç (m. 340/2).
45. Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret (m. 341/2).
46. Yabancı devlet temsilcilerine karşı hakaret (m. 342/2) (Karşılık-
lılık koşulu aranır).
Özel kanunlardaki şikâyete tabi suçların bulunduğu maddeler:
47. 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu, madde 12’de düzen-
lenen suç.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
286TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
48. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, mad-
de 80/2’deki suç.
49. 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamilleri-
nin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesindeki suç.
50. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması
Hakkında Kanun’un 14/3. maddesindeki suç.
51. 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korun-
masına İlişkin Kanun’un 66. maddesi (a) ve (b) bentlerinde düzenle-
nen suçlar.
52. 5147 sayılı Entegre Devre Topografyalarının Korunması Hak-
kında Kanun’un 39. maddesinde düzenlenen suç.
53. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 71 ve 72. madde-
lerinde düzenlenen suçlar.
54. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/2, 1469 ve 1470 mad-
delerdeki suçlar.
55. 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK’nın
73/A maddesindeki suç.
56. 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında
KHK’nın 48/A maddesindeki suç.
57. 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK’nın
24/A maddesindeki suç.
58. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’nın 61/A
maddesindeki suç.
II. Şikâyet Suçtan Zarar Görene Aittir
Şikâyet suçtan zarar gören tarafından yapılır. Şikâyet hakkı kişi-
ye sıkı sıkıya bağlı haklardandır.
Mirasçılara geçmez.
Suçtan zarar
“Şikâyet hakkı kişiye sıkı surette bağlı haklardan olup, mağdurenin de sanığın kendisini
yaralamasından sonra yasal süresi içinde 06.05.2003 tarihinde savcılıkta verdiği ifadesinde
sanıktan şikâyetçi olduğu anlaşıldığı halde, yazılı şekilde mağdurenin vasi tayinine kadar
şikâyet hakkını kullanmadığından bahisle davanın düşürülmesine karar verilmesi.” (2.CD.
30.03.2006/6954-6207)
“Sanıkların eylemlerinin 765 sayılı yasanın 456/4. maddesindeki suçu oluşturduğu, bu su-
çun şikâyete tabi suçlardan olduğu ve maktulün olay yerinde ölmesi nedeniyle şikâyet hak-
makaleler Mustafa ALBAYRAK
287TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
gören küçük ise kanuni temsilcisi şikâyet hakkını kullanır.
Şikâyet
hakkını kullanacak kişinin reşit olması aranmasa da temyiz kudretine
sahip olması gerekir. Şikâyetçi şikâyetin anlam ve sonuçlarını anlaya-
bilir durumda olmalıdır. Suçtan zarar görenin kanuni temsilcisi varsa
şikâyeti o yapar. Kanuni temsilciden hem vasi hem de vekalet ilişkisi-
ne dayanan vekilliği anlamak gerekir. Tüzel kişilerde şikâyette bulu-
nabilir. Yasa koyucu suçtan zarar gören yerine yetkili kimse terimini
kabul ederek bu olasılığı göz önünde bulundurmuştur.
Şikâyet beya-
nının karakolda yapılması yeterli olup ayrıca Cumhuriyet savcısına da
yapılması gerekmez.
Küçük olan mağdurun yargılama sırasında reşit olması halinde,
velinin bu aşamadan sonra vazgeçmesi sonuca etkili olmayacaktır.
Zira reşit olan mağdur şikâyet hakkına sahip olup, şikâyetçi olup ol-
madığı sorularak sonucuna göre karar verilmelidir.
kını kullanamadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, şikâyet hakkının şahsa sıkı sıkıya
bağlı haklardan olması nedeniyle, ölenin sağlığında kullanmadığı şikâyet hakkını ölümden
sonra müdahil kullanmayacağından… CMK’nın 223/8. maddesi gereğince Düşürülmesi-
ne.” (1.CD.07.07.2006/115-3032)
“…hakaret
suçuna ilişkin soruşturmanın suçtan zarar görenin şikâyetine bağlı oldu-
ğu, somut olayımızda şikâyet hakkının mağdur müşteki Fatma İşbilir’e ait olduğu, ancak
16.08.2004 tarihinde işlenen telefonla hakaret suçundan dolayı müşteki Fatma İşbilir’in
adına kocası Mehmet İşbilir’in şikâyette bulunduğu, şikâyet hakkı bulunmayan kişinin sü-
resi geçtikten sonra 22.11.2005 tarihinde yapılan duruşmada şikâyetçi olup davaya katılma-
sının geçersiz olduğu gözetilmeden sanık hakkında açılan kamu davasının şikâyet yokluğu
nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 73/1. maddesi uyarınca düşürülmesine kara verilmesi yerine
yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması.” (8.CD.21.06.2006/6120-12291)
Şikâyet
hakkının mirasçılara geçmeyeceğinin kanunumuzdaki istisnası 131/2. maddedeki
hakaretle ilgili suçlar için düzenlenmiştir. Buna göre “Mağdur, şikâyet etmeden önce ölürse
veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy
ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikâyette bulunulabilir.”
“Medeni Kanunun 16. maddesinde, mümeyyiz küçüklerin şahsa bağlı haklarını kanuni
mümessillerin rızasına ihtiyaç duymadan kullanacaklarının açıklanmış bulunmasına göre
11.07.1990 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurenin mümey-
yiz olup olmadığı raporla saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken.” (2.CD.
27.04.2006/10943-8813)
Veli Özer Özbek, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Anlamı, (Genel Hükümler) Ankara
2005. s.637.
Bakıcı, a. g. e. s. 1332.
“Sanığın
eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 456/4. maddesinde ve 5237 sayılı TCK’nın
86/2. maddesinde düzenlenen basit yaralama suçu her iki kanuna göre de şikâyete tabi
olup… Ayrıca mağdure Kübra Alten 01.06.1987 doğumlu olup hüküm verilen celsede 18
yaşını doldurduğu ve şikâyetten vazgeçme hakkını kendisi kullanması gerektiği halde babası
olan Adem Alten’in vazgeçmesi nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi yerinde
değildir.” (2.CD.4.7.2006/6344-12921)
Mustafa ALBAYRAK makaleler
288TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Kovuşturma evresine geçtikten sonra suçun şikâyete tabi olduğu
anlaşılırsa, mağdur açıkça şikâyetinden vazgeçmemiş ise yargılama-
ya devam olunacaktır.
10
16, 17 ve 18 yaşındakiler işledikleri fiillerin
anlam ve sonuçların algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yetenekleri bulunduğundan şikâyet hakkını kullanırlar.
13, 14 ve 15 yaşındakiler ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip
olduklarının anlaşılması halinde (doktor raporu ile) şikâyet haklarını
kullanırlar.
11
Mümeyyiz küçükler (13, 14 ve 15 yaşındakiler) şikâyet
konusunda suskun kalırlarsa kanuni temsilcileri (veli-vasi-kayyım)
onlar adına bu hakkı kullanırlar.
12
Mağdur ile kanuni temsilci arasında
menfaat çatışması bulunması halinde MK’nın 16, 426/2. maddeleri ge-
reğince mağdura kayyum atanır.
13
III. Şikâyet Belli Bir Sürede Yapılmalıdır
Şikâyet süresi altı ay olarak kabul edilmiştir. Bu altı aylık sürenin
başlangıcı suçtan zarar görenin “fiil ve faili” öğrendiği günden başlar.
Bundan çıkan sonuca göre şikâyet hakkı olan sadece fiilin öğrenme-
si halinde süre henüz işlemeye başlamamıştır. Sürenin başlaması için
hem failin, hem de fiilin öğrenilmesi aranmıştır.
14
Şikâyet hakkının o
suç için kanunda öngörülen zamanaşımı süresi içinde kullanılması ge-
rekir.
Faillerin birden fazla olması halinde bunlardan birisinin öğrenil-
mesi sürenin başlangıcı için yeterlidir. Kusuru olmaksızın bu sürenin
10
CMK.158/6.
11
“Mağdurenin aşamalarda; sarkıntılık suçundan dolayı sanıktan şikâyetçi olduğu anlaşıl-
makla birlikte babasının şikâyetçi olmadığı, bu nedenle mağdurenin nüfus kaydı getirilip,
mağdure 15 yaşını bitirmemişse, mağdurenin mümeyyiz olup olmadığının doktor raporuyla
tespit edilip mümeyyiz ise şikâyetinin geçerli sayılacağı, mümeyyiz değilse geçerli sayılma-
yacağının gözetilmemesi.” (5.CD. 12.04.2006/4358-3112)
12
15.04.1942.14/9 İBK.
13
“Velayeti kendinden olan çocuğu dövmekten sanık annenin kanuni mümessil olarak mağ-
duru temsil etmesi nedeniyle belirlenen çıkar çatışması dolayısıyla sulh hakiminden bu dava
için kayyım atanması sağlanmalı ve husumet izni alındıktan sonra şikâyet hakkının kulla-
nılması hususu beklenmelidir.” (2 CD. 20.12.2005/24169-30095)
14
“Bedelsiz kalan senedi tahsile koymak suçunun takibinin şikâyete bağlı olup şikâyetçile-
rin ödeme emrinin tebliğ edildiği 22.08.2000 günü suçu öğrenmelerine karşın 6 aylık süre
geçtikten sonra 03.10.2001 günü şikâyette bulundukları gözetilmeden kamu davasının
düşürülmesi yerine yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi.” (11.CD.
02.2006/1723-607)
makaleler Mustafa ALBAYRAK
289TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
geçirilmesi halinde eski hale getirmeden yararlanılarak bu hak kulla-
nılabilir.
15
Şikâyet hakkı olanlardan birisi bu süreyi geçirse bile diğerle-
ri kendileri bakımından işleyen sürede bu haklarını kullanabilirler.
Şikâyet süresi içinde kamu davasına katılma talebi aynı zamanda
süresinde şikâyet olarak da kabul edilir.
16
IV. Şikâyet Hakkı, Kanun’un Öngördüğü İlgili
Makamlara Yapılmalıdır
Şikâyetin yapılması ile ilgili düzenleme yeni CMK’nın “ihbar ve
şikâyet” başlıklı 158. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre suça
ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya kolluk ma-
kamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye
yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderi-
lir. İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü ola-
rak yapılabilir. Şikâyet için belli kalıpların kullanılması aranmamakta,
“şikâyetçiyim”, “davacıyım”, “cezalandırılmasını istiyorum” beyanları ye-
terlidir. Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine ge-
çildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde;
mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam
olunur.
Kanun’un öngördüğü makamların
17
dışındaki bir mercie yapılan
şikâyetler geçerli bir makama yapılmadığından, bu kurumlar tarafın-
15
CMK madde 40- (1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getir-
me isteminde bulunabilir.
16
“Suç tarihinde 14 yaşında bulunan mağdure ile anne babasının usulüne uygun şikâyetleri
olmadığı gibi süresi içinde kamu davasına katılma istemleri de bulunmadığından kamu da-
vasının düşmesi yerine mağdureden bir yaş büyük ablasının şikâyetine dayanılarak yazılı
şekilde hüküm kurulması.” (5.CD. 11.05.2006/7364-4151)
17
Kanun şikâyet için şu makamları yetkili ve görevli saymış ve bunlara yapılan bir
bildirimin geçerli bir şikâyet olduğunu kabul etmiştir.
Bunlar:
a.
Cumhuriyet Başsavcılığı.
b.
Kolluk makamları (Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı).
c.
Valilik.
d.
Kaymakamlık.
e.
Mahkemeler.
f.
Yurt dışı Türk konsoloslukları.
g.
Yurt dışındaki Tür elçilikler.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
290TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
dan yetkili makamlara gönderilmemişse kanunun öngördüğü maka
lara usulüne uygun olarak yeniden şikâyet yapılmalıdır.
18
V. Şikâyet Fiile Yöneliktir
Şikâyetin sadece fiil belirtilerek de yapılması yeterlidir. Faili bil-
dirme zorunluluğu yoktur. Şikâyetin fiile yönelik olmasının sonuçları
şunlardır:
a. Suçtan zarar görenin, suç faili olarak belirli bir kimseyi göster-
mek zorunda olmaması ve hatta failler konusunda yanılgısının önemli
bulunmaması.
b. Şikâyet edenin fiil hakkındaki nitelendirmesinin herhangi bir
önemi yoktur. Şikâyet eden fiili şikâyet eder, fiili vasıflandırması
mümkün olmayabilir. Bu hâkimin görevidir.
c. Şikâyetin bölünememesi. Şikâyet edilen husus bir fiil olduğun-
dan, fiili işleyenler birden fazla ise şikâyet bölünerek birkaç kişi şikâyet
edilerek bir kaçı hariç tutulamaz. Şikâyet diğer şeriklere kendiliğinden
sirayet eder.
19, 20
VI. Şikâyet Bir Hak Olup Bu Haktan Her Zaman Vazgeçilebilir
Şikâyet hakkını kullanan kişi bu hakkından her zaman vazgeçebi-
lir. Vazgeçme
21
dava aşamasında ise (kovuşturma) kanun karşı tarafın,
yani sanığın vazgeçmeyi kabule bağladığı durumlarda sanık vazgeç-
meyi kabul etmezse davaya devam edilecek ve yargılama sonunda
sanığın suçu işlemediği anlaşılırsa sanığın beraatine, suçun sübuta
erdiği anlaşılırsa vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar
verilecektir. Kanun hangi suçlarda vazgeçmeyi sanığın muvafakatına
18
“Şikâyetçiler… İlköğretim Okulu müdürlüğüne verdikleri dilekçeler ve muhakkike ifa-
de verirken şikâyetçi olduklarını söylemeleri ile 765 sayılı TCK’nın 108, 5237 sayılı yeni
TCK’nın 73/1. maddesi uyarınca altı aylık hak düşürücü süreden sonra 08.05.2001 günlü
oturumda tutanağa geçirilen beyanların hukuki sonuç doğurmayacağı cihetle CMK’nın
223/8. maddesi gereğince açılan kamu davasının düşürülmesi yerine yazılı şekilde karar
verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” (5.CD. 26.09.2005/8074-20226)
19
Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler; Ankara 2007, s.91.
20
Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler; Ankara 2005. s.193.
21
Şikâyetten vazgeçme: Önceden yapılmış olan şikâyetin geri alınması ve geçersiz
sayılmasının istenmesidir.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
291TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
bağladığını açıkça belirtmemiştir. 765 sayılı TCK zamanında bunlar
uygulama ile oluşturulmuş idi ki kabule bağlı olmayanlar 456/4 (basit
yaralama), 482 (hakaret) çocuk K (m. 24), kabule bağlı olanlar ise 421
(söz atma), 516/ilk (nası ızrar), 508 (emniyeti suiistimal) suçları idi.
Yeni kanun bakımından da kıyasen bu uygulama devam ettirilebilir.
Kovuşturma aşamasında vazgeçme beyanının alındığı duruşmalarda
bu beyan sanığa sorularak vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorula-
caktır. Eğer sanık davayı takip etmiyorsa sanığın çağrılıp sorulmasına
gerek yoktur, verilen düşme kararına itiraz etmediği (kanun yoluna
başvurmadığı hallerde) vazgeçmeyi kabul etmiş sayılır.
22
Soruşturma aşamasında ise şikâyet hakkından feragat
23
ise kabule
bağlı değildir.
Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi hakla-
rından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesin-
de de dava açamaz. Vazgeçmenin açık bir şekilde belirtilmesi gerekir.
Yoksa aleyhe yorumlama ile şahsi hak talebi kısıtlanmamalı.
24
Çünkü
suç filleri aynı zamanda borçlar hukuku anlamında da haksız fiil oluş-
tururlar.
25
22
“Sanıkların yokluklarında gerçekleşen vazgeçme üzerine 765 sayılı TCK’nın 99/son mad-
desi uyarınca vazgeçmeyi kabul edip etmeyeceklerinin sanıklardan sorulmaması, gıyabi
hükmün tebliğine rağmen sanıklar tarafından temyiz edilmeyerek şikâyetten vazgeçmenin
kabul edilmiş olması karşısında, şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın, aynı yasanın 508
ve 99. maddeleri uyarınca düşürüldüğü gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir
kılınmış olduğundan üst Cumhuriyet Savcısı’nın şikâyetten vazgeçme beyanının sanıktan
sorulması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün
onanmasına.” (11.CD, 23.02.2006/9823-1230)
23
Şikâyet hakkından feragat: Süresi geçmemiş ve hiç yapılmamış olan bir şikâyetin
yapılmayacak olduğunun açıklanmasıdır.
24
“5237 sayılı TCK’nın 89. maddesi karşısında şikâyete bağlı hale gelen sanığa atılı suç nede-
niyle, mağdurun hastanede ifadesi alındığı sırada şuurunun yerinde olup olmadığı, tespit
edilen bulgulara göre tıbben belirlendikten sonra şikâyetçi olmadığına dair beyanının geçer-
liliği tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin
gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.” (9.CD. 19.06.2006/2536-3484)
25
“Şikâyete tabi suçlarda, şikâyetçinin vazgeçme iradesini hiçbir duraksamaya yol açmayacak
biçimde açıklaması gerekir. Açıklamalı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemek davadan
zımnen vazgeçme olarak kabul edilemez.” (Yargıtay CGK. 04.05.1992/112-134)
“Mağdurun
kolluktaki ifadesinde (zararımı maddi olarak karşılamaları suretiyle şikâyetim-
den vazgeçerim, eğer zararımı karşılamazsa şikâyetçiyim) şeklindeki beyanı karşısında şikâ-
yetin mevcut olduğu kabul edilip yargılamaya devam edilmelidir.” (9.CD. 04.10.2006/2497-
5033)
İsmail
Malkoç; Yeni Türk Ceza Kanunu, Ankara 2007. Cilt 1, s.450.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Şikâyetten vazgeçme konusunda vekaletnamede açık hüküm bu-
lunmayan hallerde vekiller şikâyetten vazgeçemezler.
26
Birden fazla sanığı olan bir davada şikâyetçinin, bu sanıklardan
bir kısmı hakkında davaya katılıp diğerleri hakkındaki davalara mü-
dahale etmemesi mümkün olduğu gibi tüm sanıklar hakkında müda-
hil olduktan sonra bir kısım sanıklar hakkındaki talebinden vazgeç-
mesi de mümkündür. Katılmadan vazgeçmede sirayet olmayıp suçun
kamu adına takibi gereken suçlardan olması halinde sadece hakkında
şikâyetten vazgeçilen sanık hakkında katılma talebi hükümsüz kalacak
ve diğer sanıklar için müdahillik sıfatı devam edecektir. Suçun takibi
şikâyete bağlı suçlardan bulunması ve suçun iştirak halinde işlenmesi
durumunda ise sirayet göz önüne alınacaktır.
27
Şikâyetten vazgeçmeden sonra bu vazgeçmeyi geri alma yani vaz-
geçmeden vazgeçme mümkün değildir.
28
26
“Vekaletnamesinde feragat yetkisi olduğu anlaşılan müdahil vekilinin hükümden sonra
verdiği dilekçesiyle şikâyetten vazgeçtiği anlaşılmış ise de, cezanın miktar ve nevi itibariyle
kararın kesin olması ve 765 sayılı TCK’nın 99 (5237 sayılı TCK73/4) maddesi uyarınca
hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçmenin cezanın infazına engel olmayacağı.” (2.CD.
31.10.2006/3391-17195)
27
“Takibi şikâyete bağlı suçlarda mümeyyiz mağdurenin şikâyet hakkının bulunduğu, 18 ya-
şından küçük olduğundan vazgeçmenin ancak velisinin muvafakati ile hüküm ifade edeceği
nazara alındığında, müştekinin şikâyetten vazgeçmesine velisinin muvafakat edip etmediği
sorularak muvafakat ederse düşme kararı, aksi halde duruşmaya devamla sonucuna göre ka-
rar verilmesi gerekirken eksik soruşturmayla hüküm kurulması.” (5.CD. 05.10.2000/1457-
4768)
Bakıcı
,
age. s.1330
28
“Suç tarihinde 13 yaşında olan mağdurenin mümeyyiz bulunması halinde Medeni
Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca mümeyyiz küçüklerin şahsa bağlı haklarını kanuni
mümessillerinin rızasına ihtiyaç duymadan kullanabileceklerinden, velisinin vaki feragati-
nin sonuç doğurabilmesi için mümeyyiz küçüğün muvafakatinin alınması zorunlu olduğu
halde, duruşmaya çağrılıp bu konuda beyanı alınmadan düşme kararı verilmesi.” (5.CD.
12.07.200/1064-4065)
“Mağdurenin
getirilen nüfus kaydına göre 15 yaşından küçük ve alınacak doktor raporuna
göre de mümeyyiz olmadığı saptandığı takdirde velisi olan babasının takibi şikâyete bağlı
sarkıntılık suçundan ötürü hazırlıkta yaptığı şikâyetinden duruşmada vazgeçmesinin ge-
çerli olacağı, mağdurenin 15 yaşından büyük yahut 15 yaşından küçük olmakla beraber
mümeyyiz olduğunun saptanması halinde kendisinin şikâyetinin devam etmesi ve vazgeç-
memesi halinde babasının vazgeçmesinin geçerli sayılamayacağı nazar alınmadan eksik so-
ruşturmayla hüküm kurulması.” (5.CD. 04.12.1997/4103-4438)
“Duruşma
sırasında şikâyetçi olmadığını bildiren mağdurun vekili aracılığıyla sonradan
davaya katılması mümkün değildir.” (CGK, 13.06.2006/9-155-158)
“Şikâyetçinin
25.07.1999 tarihli ifadesinde şikâyetten vazgeçtiği, bu vazgeçmenin geri alı-
namayacağı gözetilmeden, TCK’nın 99. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesi
makaleler Mustafa ALBAYRAK
293TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Vazgeçme doğrudan doğruya veya şarta bağlı olarak da yapıla-
bilir. Vazgeçme şarta bağlı olduğu ve şart gerçekleşmediği takdirde,
ceza davası düşürülmez. Fakat davaların seyrini, davacıların keyfine
göre sürüncemede bırakmamaları için şartın yerine getirilmesi bakı-
mından taraflara süre verilmesi uygun olur.
29
Kanaatimce uzlaşma
kapsamındaki suçlar için şarta bağlı vazgeçme için süre verilmemeli,
ancak şikâyete tabi olup uzlaşma kapsamında olmayan suçlar için ma-
kul bir sürenin verilmesi gerekir.
30
VII. Genellikle Şikâyete Tabi Olan Suçlar
Uzlaşma Kapsamında Olmakla Birlikte
Bir Kısım Suçlar Uzlaşmaya Tabi Değildir
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni TCK ve CMK ceza
mevzuatımıza uzlaşma kurumunu getirmiştir. Bu düzenleme ile mev-
zuatımıza bugün artık batı hukukunun kabul ettiği ve Birleşmiş Millet-
lerce mevzuata sokulması tavsiye edilen yepyeni bir kurum, uzlaşma
(mediation) getirilmiş olmaktadır. İşlendiği iddia edilen bir suçtan do-
layı fail ve mağdur arasında oluşan çekişmenin, mağduriyetin gideril-
mesi ile ortadan kaldırılmasını amaçlayan uzlaşma kurumu, CMK’nın
253, 254 ve 255. maddelerinde düzenlenmişti. Yapılan düzenlemede is-
tenilen verimli sonucun alınamaması üzerine 5560 sayılı kanunla mad-
deler yeniden değiştirilerek sistemin iyi yürümesi amaçlanmıştır.
31
Uzlaşma ile fail işlediği suçun sorumluluğunu kabul edip üstle-
nerek, suçun sonuçlarını da gidererek toplumla yeniden bütünleşme
olanağını elde etmiş olmaktadır. Failin ceza sorumluluğu saptanıp za-
yerine mahkumiyete karar verilmesi.” (11.CD. 02.04.2002/2237-2719)
“Katılanın
05.04.2003 tarihli kolluğa müracaatında sanık hakkında şikâyetçi olmadığını
belirttiği ve bundan dönülemeyeceği gözetilmeden takibi şikâyete bağlı emniyeti suiistimal
suçundan açılan kamu davasının 765 sayılı TCK’nın 99 ve 1412 sayılı CMUK’nın 253 ve
(5237 sayılı TCK’nın 73 ve 5271 sayılı CMK’nın 223) maddeleri gereğince düşürülmesi
gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi… Düşü-
rülmesine.” (11.CD.28.11.2006/7420-9607)
29
Abdullah Pulat Gözübüyük, Türk Ceza Kanunu Şerhi, İstanbul 5. Baskı.Cilt 1,
s.1081.
30
“Mağdur Hamdi’nin 30.09.2003 tarihli kolluk ifadesindeki “zararımı maddi olarak karşıla-
maları suretiyle şikâyetimden vazgeçerim, eğer zararım karşılamazlarsa şikâyetçiyim” şek-
lindeki beyanı karşısında şikâyetin mevcut olduğu kabul edilip yargılamaya devam edilmesi
yerine değerlendirmede yanılgıya düşülmesi” (9.CD. 04.10.2006/2497-5033).
31
5560 sayılı kanun R.G.19.12.2006/26381.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
rarın giderilmesi için gereken de yapılmış bulunacağından hem ada-
let yerine getirilmiş olacak, fiille ihlâl edilmiş olan hukuk kurallarının
geçerliliği vurgulanacak ve dolayısıyla kamusal barışın yeniden ku-
rulmasına hizmet edilecek ve ayrıca devlet, yaptırım uygulamak yö-
nünden katlanacağı birçok masraftan da kurtulmuş olacaktır. Bu çeşit
uygulamalara “onarıcı adalet” denilmektedir.
32
19 Aralık 2006 tarihine kadar yürürlükte olan uzlaşma hükümle-
rine nazaran yeni düzenleme bir kısım suçlar bakımından uzlaşmayı
mümkün kılsa bile
33
TCK anlamında uygulama alanını daraltmıştır.
34
Düzenleme hem TCK hem de CMK’da yapılmış iken son değişiklikle
TCK’daki düzenleme kaldırılmış ve böylece müessese tamamıyla yar-
gılama hukuku alanına alınmıştır.
35
Fail veya mağdurun özgür iradeleriyle uzlaşma teklifini kabul et-
tiklerinden söz edilebilmesi için, uzlaşmanın hüküm ve sonuçları ko-
nusunda kendilerinin aydınlatılmış olması gerekir. Bu konuda hiçbir
bilgisi olmayan kişinin iradesini özgür olarak kullandığı söylenemez.
Diğer taraftan, bir kişinin uzlaştığından söz edilebilmesi için, uzlaş-
ma iradesinin açık ve duraksamasız biçimde ortaya koymuş olması
zorunludur. Bu nedenle şikâyetten vazgeçme veya zararı yahut talebi
32
CMK m. 253. maddenin gerekçesinden.
33
CMK madde 253/1-b- Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza
Kanunu’nda yer alan;
1.
Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2.
Taksirle yaralama (madde 89),
3.
Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4.
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
5.
Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin
açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları bakımından şüpheli ile
mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırıl-
ması girişiminde bulunulur.
34
CMK m. 253/3-Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin
pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda,
uzlaştırma yoluna gidilemez. (CMK.253/3)
35
1 Haziran 2005 -19 Aralık 2006 tarihine kadar yürürlükte olan TCK’daki düzenle-
me:
Madde
73/8- Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, so-
ruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu ka-
bullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya
gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus
Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz
veya davanın düşürülmesine karar verilir.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
295TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
olmadığını söyleme biçiminde ki açıklamalar uzlaşma iradesi yerine
geçmeyecektir. Yargıtay’ın uygulamaları da bu yöndedir.
36
5560 sayılı kanunla yapılan düzenleme sonucu 19 Aralık 2006 tari-
hinden sonra işlenen ve şikâyete tabi olan ancak uzlaşma kapsamında
olmayan suçlar:
37
1. Cinsel saldırı (m. 102/1, 2. ikinci cümle).
2. Reşit olmayanla cinsel ilişki (m. 104/1).
3. Cinsel taciz (m. 105/1).
4. Hırsızlık (m. 141). Kanun’un 167/2 maddesinde belirtilen kişile-
rin aleyhine işlenmesi halinde.
5. Nitelikli hırsızlık (m. 142/1, 2, 3). Kanun’un 167/2 maddesinde
belirtilen kişilerin aleyhine işlenmesi halinde.
6. Hırsızlık suçlarında daha az cezayı gerektiren haller (m.
144/1).
7. Kullanma hırsızlığı (m. 146/1).
8. Mala zarar verme (m. 151/1, 2).
9. Mala zarar vermenin nitelikli halleri (m. 152/1, 2). Kanun’un
167/2 maddesinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
10. Güveni kötüye kullanma (m. 155/1, 2).
11. Dolandırıcılık (m. 157/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belirti-
len kişilerin zararına işlenmesi halinde.
12. Nitelikli dolandırıcılık (m. 158/1, 2). Kanun’un 167/2 madde-
sinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
13. Dolandırıcılıkta daha az cezayı gerektiren hal (m. 159/1).
14. Hileli iflas (m. 161/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belirtilen
kişilerin zararına işlenmesi halinde.
36
Seydi Kaymaz, Hasan Tahsin Gökçan, Uzlaşma ve Önödeme, Ankara 2007, s.141.
“Kendisine
uzlaşma işleminden hiç bahsedilmeyen müşteki Tayfun D.’nin şikâyetçi olmadı-
ğını, zarar ve ziyanının bulunmadığını bildirmesi üzerine sanığın uzlaşmayı kabul ettiği ve
tarafların uzlaştığı gerekçesiyle salt sanığın uzlaşmayı kabul ettiğine ilişkin beyanı yeterli
görülerek, eksik ve usulüne uygun olmayan işleme dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurul-
ması.” (2.CD.12.03.2007/1771-3681)
37
Ancak bu tarihe kadar işlenen bu suçlarda uzlaşma prosedürü uygulanacaktır.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
15. Taksirli iflas (m. 162/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belirti-
len kişilerin zararına işlenmesi halinde.
16. Karşılıksız yararlanma (m. 163/1, 2). Kanun’un 167/2 madde-
sinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
17. Yabancı devlet başkanına karşı suç (m. 340/2-Mağdur gerçek
kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olmadığından uzlaşma kapsamında
değil).
18. Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret (m. 341/2- Mağdur ger-
çek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olmadığından uzlaşma kapsamın-
da değil).
19. 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamilleri-
nin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesindeki suç (Yargıtay’ın
kararı ile uzlaşma kapsamında değil).
38
38
1 Haziran 2005’ten 29.12.2006 tarihine kadar yürürlükte olan uzlaşma hükümlerin-
den iyi sonuçlar alınamaması sebebiyle yeni hükümler getirilmiştir. Kanaatimce ki-
şiler aleyhine işlenen suçlar bakımından yelpazeyi daha da geniş tutmak gerekirdi.
Bu haliyle de iyi bir netice alınması için yapılması gerekenleri şu başlıklar altında
sıralayabiliriz.
1.
Uygulayıcılar, bilhassa Cumhuriyet savcılarının bu müessesesin uygulanmasının
faydasına inanmaları gerekir. Sayın Cumhuriyet savcıları ellerindeki evrakı bir an
önce çıkarmak için uğraşmamalı, yapacağı biraz fazla çalışmanın mahkemelerdeki
dava sayısını azaltacağını, bu azalmaya bağlı olarak da daha sonraki günlerde ken-
di işlerinin de rahatlayacağını düşünmeleri gerekir. Çünkü bu uyuşmazlıklar daha
sonra önlerine duruşması takip edilecek dava dosyası, ara kararları yerine getirile-
cek ve infazı yapılacak işler olarak çıkacaktır. Bu prosedürün başarılı yürümesinin
mağdurun korunmasına, haklarının alınmasına yardımcı olduğunu hatırlarından
çıkarmamaları gerekir.
2.
Olayın sıcağı sıcağına uzlaşma teklifinde bulunulmamalı. Hepimiz uygulama-
dan biliyoruz ki olayın ilk saatlerinde veya ilk günlerinde taraflar birbirlerine karşı
çok acımasız, kin ve nefretle bakmaktadırlar. Bu aşamada yapılacak bir uzlaşma
teklifinin bütün taraflarca reddedilme yüzdesi yüksektir. Zaman geçince taraflar
daha akli selimle düşünebilmekte ve birbirlerini anlayabilmektedirler. Şikâyete tabi
suçların, hatta tabi olmayan çok ağır suçlarda bile yargılamada mağdurların şikâ-
yetlerini geri aldıkları bilinen bir gerçektir. Bundan dolayı uzlaşma teklifi götürü-
lecek kişilerin haberleşme bilgileri en detaylı şekilde baştan alınmalı ki daha sonra
kişilere ulaşılmada zorluklarla karşılaşılmasın. İşi çok sürüncemede bırakmadan
makul bir süre sonra uzlaşma teklifi yapılmalıdır.
3.
Cumhuriyet savcıları uzlaştırmayı yapacak elemanları (baroya kayıtlı avukatlar,
emekli hakim ve savcılar, hukuk fakültesi mezunu diğer kişileri ) yetiştirmeli ve bu
kişilerin de saygın, sözü dinlenir kişiler olmasına azami özen göstermeleri gerekir.
4.
Uzlaştırmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları
muhatabın anlayacağı netlikte ve açıklıkta olmalı ve muhataba yazılı olarak da ve-
rilmelidir. (Şüpheliler suçlandığı suçla ilgili olarak alması muhtemel en üst cezalar,
makaleler Mustafa ALBAYRAK
297TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
VIII. Genel İlke, Şikâyete Tabi Olan Suçlarda
Hüküm Kesinleşene Kadar Davadan Vazgeçilebilir
Kanun şikâyete tabi bütün suçlarda hükmün kesinleşmesine kadar
şikâyetten vazgeçilebileceğini kabul etmiştir. Vazgeçme ile ceza bütün
sonuçları ile ortadan kalkar. Bu tarihten sonra yani hükmün kesinleş-
mesinden sonra vazgeçmenin hiçbir sonuç doğurmayacağı, yani infazı
engellemeyeceği kabul edilmiştir.
39
Buna karşılık Çek Kanunu’ndaki şikâyete tabi suçlarda ise karar
kesinleşmiş olsa bile şikâyetten vazgeçilebilmekte ve ceza infaz edil-
memektedir.
40
IX. Şikâyete Tabi Suçlar Ön Ödeme Kapsamına Alınmamıştır
Türk Ceza Kanunu’nun 75/1. maddesi uzlaşma kapsamındaki
suçlar hariç olmak üzere ön ödemeyi öngördüğünden şikâyete tabi
ileride muhatap olacak olduğu maddi ve manevi tazminatlar, duruşmalara gidip
gelme, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretleri abartılı olmasa bile uzlaşmaya
zihnen zorlayacak şekilde kendilerine bildirilmeli, benzer bildirim mağdurlara da
yapılmalıdır.)
5.
Kanun uzlaşma teklifinde bulunulmasından itibaren kararın üç gün içinde bil-
dirilmemesi halinde uzlaşma teklifinin reddedilmiş sayılacağını kabul etmiştir. Bu
sürenin çok kısa olduğu nazara alınarak toleranslı davranılmalı, mazeretler kabul
edilmelidir. İlgililerin zaman kazanmalarına göz yumulmalıdır. Kaldı ki süre dol-
muş olmasına, yani uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur
veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin dü-
zenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan ede-
bilecekleri kanunda belirtilmesi karşısında zamana hapsolmamak gerekir. Keşke
bu süre karar verilmesine kadar taraflarca belgelenmesi halinde bunlara da değer
verilip uzlaşmanın yapıldığı kabul edilseydi.
6. Teftiş yönetmeliğinde değişiklik yapılarak Cumhuriyet savcılarının uzlaştırma-
daki başarı performansları, sonuçlandırdıkları işler artı puanla ayrıca değerlendi-
rilmeye tabi tutulmalı. Hatta bu işi ciddiye alıp uygulayan Cumhuriyet savcıları
maddi ve manevi olarak ödüllendirilmeli.
7.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi uzlaşma teklifinden itibaren üç gün içinde cevap
verilmesi şart koşulduğundan, uzlaşma teklifinin haftanın Çarşamba günü yapıl-
ması ile bu süre 6 güne kadar çıkarılabilir. Böylece zaman kazanılmış olur.
39
Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 456/4. maddesinde ve 5237 sayılı TCK’nın
86/2. maddesinde düzenlenen basit yaralama suçu her iki kanuna göre de şikâyete
tabi olup kararın kesinleşmesine kadar vazgeçme hüküm ifade eder. Verilen ka-
rarın kesinleşmesinden sonra vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar
verilmesi mümkün değildir. (2.CD. 04.07.2006/6344-12921)
40
3167 sayılı kanun madde -16/3- Hükmün kesinleşmesinden sonra şikâyetten vaz-
geçildiğinde de, hüküm bütün cezai sonuçları ile ortadan kalkar.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
olan bir suçun uzlaşma kapsamında olması halinde bu suç için ön öde-
me çıkarılamayacaktır.
41
Böylece şikâyete tabi olan suçlar hakkında uz-
laşma kapsamında ise ön ödeme yolu kapatılmıştır.
42
1 Haziran 2005
tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda halen iki
suç ön ödeme kapsamındadır. Bunlardan biri çevreyi taksirle kirletme
suçunu düzenleyen 182. maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesindeki
suçtur. Bu fıkraya göre “Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkla-
rın toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adli para
cezası ile cezalandırılır” hükmü diğeri ise 289. maddedeki yedi eminlik
yükümlülüğüne aykırı davranışı düzenleyen üçüncü fıkrasındaki suç-
tur. Bu fıkraya göre de “Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim
olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan malın
dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına
veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Özel kanunlarda ön ödeme kapsamında olmasına (adlî para cezası-
nı gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı
41
Madde 75/1-(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para
cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı
üç ayı aşmayan suçların faili;
a.
Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b.
Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yirmi Türk Lirası üze-
rinden bulunacak miktarı,
c.
Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu
fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,
Soruşturma
giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine
on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.
42
Yeni Türk Ceza Kanunu’nda uzlaşmaya tabi suç sayısının fazla olmasına rağmen,
tatbikattaki zorluk, bürokratik işlem fazlalığı ve bunun doğal sonucu olarak zaman
kaybı, uzlaşmacıya ödenmesi gereken ücretin yüksekliği, bazı yer baro başkanlıkla-
rınca söz konusu ücretlerin ödenmesinde gecikme olması gibi nedenlerle avukat gö-
revlendirme işine sıcak bakılmaması ve olayın hemen akabinde tarafların birbirleri
ile uzlaşmaktan kaçınmaları ve özellikle şüphelinin “Ben zaten suç işlemedim ki neden
uzlaşıp, birde karşı tarafa para verecekmişim” türünden savunmalarla uzlaşmaya yaklaş-
maması ve bu durumda da bu suçların ön ödeme kapsamı dışında tutulması gibi nedenlerle
uzlaşma kurumunun uygulamada pek fazla rağbet görmediği, ön ödemenin daha pratik ve
kolay olması, usul ekonomisi ilkesine daha uygun olması gibi nedenlerle uygulanabilirliği
daha fazladır. Bu nedenle şikâyete bağlı suçlarda, mağdurun kötü niyetli olduğunun tespiti
veya meydana gelen zararın büyüklüğü ve olayın oluşu ve şüpheli ile mağdur arasındaki
ilişki de dikkate alınarak, uzlaşmanın çeşitli nedenlerle uygulanamadığı bazı hallerde, ön
ödeme uygulamasının yolu açılmalı ayrıca ön ödemenin uygulama alanı genişletilmelidir
(Özkan Gültekin, Yeni Türk Ceza Hukukunda Ön ödeme ve Uygulaması, Ceza Hukuku
Dergisi,(CHD) sayı 5, Aralık 2007).
makaleler Mustafa ALBAYRAK
299TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
üç ayı aşmayan suçlar) rağmen şikâyete tabi olup uzlaşma uygulanacak
olduğundan ön ödeme uygulanamayacak suçlar şunlardır:
1. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, madde
80/2’deki suç.
2. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hak-
kında Kanunu’nun 14/3. maddesindeki suç.
3. 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına
İlişkin Kanunu’nun 66. maddesi (b) bentlerinde düzenlenen suç.
X. Şikâyete Tabi Suçlar için Yakalamada İstisnalar Getirilmiştir
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. maddesi yakalama ve yaka-
lanan kişi hakkında yapılacak işlemleri belirtmektedir. Maddenin 1.
fıkrasında herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılacak haller
gösterilmiştir. Bunlar:
a. Kişiye suçu işlerken rastlanması.
b. Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının
bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
Yine aynı maddenin 3. fıkrasında ise şikâyete tabi suçlarda yaka-
lama düzenlenmiştir. Bu fıkraya göre genel ilke şikâyete tabi suçlarda
herkes tarafından birinci fıkradaki gibi yakalamanın yapılamayacağı-
dır. Bunun yanında kolluk görevlileri de şikâyete tabi suçlarda suçüs-
tü hali olsa bile yakalama yapamayacaklardır. Ancak şikâyet varsa ya-
kalama yapabileceklerdir. Fıkra kolluk görevlileri bakımında şikâyete
tabi suçlar bakımından istisna getirmiştir. Bu da şikâyete tabi suçlar
çocuklar, beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüzlükleri nede-
niyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı suçun işlenmesi ha-
linde şikâyet şartı aranmaksızın kolluk yakalama yapabileceklerdir.
XI. Şikâyete Tabi Suçlar için Kamu Davasının Açılmasının
Ertelenmesi Kabul Edilmiştir
19 Aralık 2006 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı
kanunla değişik CMK’nın 171. maddesine göre Cumhuriyet Savcısına
yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasının açılmasını beş yıl
süreyle erteleme yetkisi verilmiştir. Maddenin 2. fıkrasına göre erte-
Mustafa ALBAYRAK makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
leme kararı verilebilmesi için (uzlaşma olmaması halinde) işlenen su-
çun;
a. Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmalı.
b. Bu suçun, yani soruşturması ve kovuşturması şikâyete bağlı su-
çun, üst sınırı bir veya bir yıldan daha az süreli hapis cezasını gerek-
tirmeli.
Türk Ceza Kanunu’nda soruşturması ve kovuşturması şikâyete
bağlı olup üst sınırı bir yılı aşmayan suçlar şu maddelerde düzenlen-
miştir:
1. Basit yaralama (m. 86/2).
2. Taksirle yaralama (m. 89/1).
3. Tehdit (m. 106/1-ikinci cümle).
4. Konut dokunulmazlığın ihlali (m. 116/2).
5. Kişilerin huzur ve sükununu bozma (m. 123/1).
6. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
(m. 133/1, 2).
7. Hırsızlık suçlarında daha az cezayı gerektiren haller (m.
144/1).
8. Dolandırıcılıkta daha az cezayı gerektiren hal (m. 159/1).
9. Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
(m. 160/1).
10. Karşılıksız yararlanma (m. 163/1,2). Kanun’un 167/2 madde-
sinde belirtilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
11. Bilgi vermeme (m. 166/1). Kanun’un 167/2 maddesinde belir-
tilen kişilerin zararına işlenmesi halinde.
12. Açığa imzanın kötüye kullanılması (m. 209/1).
13. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali (m.
233/1).
14. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m. 234/3).
makaleler Mustafa ALBAYRAK
301TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
XII. Şikâyet Hakkı Sahibine Davaya Katılma Hakkı Verilmiştir
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesi kamu davasına ka-
tılma başlığı altında “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile
malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her
aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu da-
vasına katılabilirler.” şeklinde düzenleme getirmiştir. Dolayısıyla şikâ-
yete tabi suçlarda şikâyet hakkını kullanan kişi suç mağduru ve suçtan
zarar gören olduğu için açılan kamu davasına katılma hakkı vardır.
43
XIII. Şikâyet Hakkı Sahibine Yargılamada Haklar Tanınmıştır
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234. maddesi mağdur ve şikâyet-
çinin haklarını düzenlemiştir. Mağdur olan veya suçtan zarar gören
şikâyet hakkı sahibine tanınan haklar şu başlıklar altında düzenlen-
miştir.
a. Soruşturma evresinde;
1. Delillerin toplanmasını isteme,
2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cum-
huriyet Savcısından belge örneği isteme,
3. Vekili yoksa baro tarafından kendisine bir avukat görevlendiril-
mesini isteme,
4. 153. maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruş-
turma belgelerini ve el konulan ve muhafazaya alınan eşyayı incelet-
me,
5. Cumhuriyet Savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki
kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.
b. Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme,
43
“Talimatla ifadesi alınan mağdurenin şikâyetçi olduğunu beyan etmesine ve 06.07.2005
tarihli oturumda mağdurenin beyanlarına iştirak ettiğini belirten mağdure vekiline CMK
238/2. maddesi açık hükmü karşısında davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulmaması.”
(5.CD, 21.6.2006/6349-5870)
Mustafa ALBAYRAK makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
4. Tanıkların davetini isteme,
5. Vekili yoksa baro tarafından kendisine avukat atanmasını iste-
me,
XIV. Şikâyet Benzeri Soruşturma Kurumlarından Farklıdır
Ceza yargılamasında şikâyete benzer olsa bile sonuçları farklı bazı
kurumlar vardır. Bunlar fail veya mağdur dışında kalan bir organ veya
kişinin soruşturma ve kovuşturma arzusunu ortaya koymasıdır.
Bunlar izin veya talep, karar, mütalaa ve yazılı başvuru kurumla-
rıdır. Bunların şikâyetten farkı geri alınamamalarıdır. İradenin belirtil-
mesiyle soruşturma başlar ve hükümle (kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararla) sonuçlanır.
1. İzin veya Talep
Kanun bazı suçların soruşturma ve kovuşturmasının yapılabilme-
si için Adalet Bakanı’nın izin vermesini veya talepte bulunmasını ara-
mıştır. Bu izin veya talebin bulunmaması halinde dava açılamayacağı
gibi açılmış bulunan davaya da devam edilemez. İznin verilmesi veya
talebin yapılması için her hangi bir süre öngörülmemiştir.
Kovuşturması izne bağlı suçlar:
1. TCK’nın 299. maddesindeki Cumhurbaşkanına hakaret suçu.
2. TCK’nın 305/2. maddesindeki savaş hali dışında temel milli ya-
rarlara karşı işlenen suçlar.
3. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Ka-
nun: Bu kanun gereğince memur ve kamu görevlilerinin görev nede-
niyle işlemiş oldukları görev suçlarının soruşturulabilmesi için izin ve-
rilmesi gerekir. Ancak burada izni veren makam Adalet Bakanı değil,
kamu görevlisinin bağlı bulunduğu kurumun üst amiridir.
Kovuşturması talebe bağlı suçlar:
1. TCK’nın 12. maddesindeki yabancılar tarafından yabancı ülke-
lerde işlenen suçlar.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
303TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
2. TCK’nın 13/2. maddesindeki yabancı ve vatandaş tarafından
işlenen suçlar.
2. Karar
Anayasa’nın 83/2. maddesinde, seçimden önce veya sonra bir
suç işlediği ileri sürülen milletvekili aleyhine dokunulmazlığı kaldı-
rılmadıkça yapılamayacak muhakeme hukuku işlemleri sayılmıştır.
Bunlar yakalama, sorguya çekme, tutuklama ve yargılamadır. İşte
milletvekillerinin geçici dokunulmazlık kapsamına giren fiilleri sebe-
biyle anayasa 83/2’de belirtilen “muhakeme işlemleri”nin yapılabilmesi
için TBMM’nin milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırılmasına “ka-
rar” vermesi gerekir. Anayasa madde 112 gereğince TBMM dışından
atanmış olan yani milletvekili olmayan bakanlar için de aynı esaslar
geçerlidir.
44
3. Yabancı Hükümetin Talebi
Türk Ceza Kanunu’nun 11/2. maddesine göre vatandaş tarafın-
dan yabancı ülkede işlenen ve alt sınırı bir yıldan az olan suçlar için
yargılama yapılabilmesi için zarar görenin veya yabancı hükümetin
şikâyet şartı aranmıştır.
Yine kanununun 340 ve 341. maddelerinde düzenlenen suçlarda
yabancı devletin şikâyeti aranmıştır.
Kanunun 340. maddesinde “Yabancı Devlet Başkanına Karşı Suç”
başlığı altında düzenlemesi şu şekildedir: “Yabancı devletlerden birinin
başkanına karşı bir suç işleyen kişiye verilecek ceza, sekizde biri oranında
artırılır. Suçun müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasına hükmolunur. Fiil, soruşturulması ve kovuşturulma-
sı şikâyete bağlı suçlardan ise, soruşturma ve kovuşturma yabancı devletin
şikâyetine bağlıdır.” 341. maddedeki düzenleme ise “Yabancı Devlet Bay-
rağına Karşı Hakaret” başlığı altında şu şekildedir. “Resmen çekilmiş olan
yabancı devlet bayrağını veya diğer egemenlik alametlerini alenen tahkir eden
kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçtan dolayı soruş-
turma ve kovuşturma yapılması, ilgili devletin şikâyetine bağlıdır.”
44
Demirbaş, a. g. e., s. 190.
Mustafa ALBAYRAK makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
4. Mütalaa
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde vergi kaçak-
çılığı suçları, 360. maddesinde ise bu suçlara iştirak hali düzenlenmiş-
tir. Kanun’un 367. maddesinde “Yaptıkları inceleme sırasında 359 ve 360.
maddelerde yazılı kaçakçılık veya iştirak suçlarını tespit eden maliye müfettiş-
leri, hesap uzmanları ile bunların muavinleri ve gelirler kontrolörleri ile staj-
yer gelirler kontrolörleri tarafından doğrudan doğruya ve vergi incelemesine
yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu
vergi dairesi başkanlığının veya defterdarlığın mütalaasıyla, keyfiyetin yetkili
Cumhuriyet savcılığına bildirilmesi mecburidir.
Yukarıda belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğine sair suretlerle ıttıla
hasıl eden Cumhuriyet savcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek
inceleme yapılmasını talep eder.
Amme davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet Savcılığına
bildirilmesine talik olunur.” Görüldüğü gibi kamu davasının açılması için
madde de sayılanların dışındaki yetkili kişiler (diğer memurlar) vergi
dairesi veya defterdarlığın mütalaası olmadan tespit ettikleri suçları
Cumhuriyet savcılığına bildirmeleri halinde kamu davası açılamıyor.
5. Yazılı Başvuru
Bazı özel kanunlarda, Cumhuriyet Savcısının harekete geçmesi için
ilgili kurumun başvuru şartı aranmaktadır. Bu başvurulular olmadığı
zaman işlenen suç resen kovuşturmayı gerektirecek suçlar olmasına
rağmen kanun koyucu çeşitli düşüncelerle ilgili kurumun yazılı baş-
vurusunu aramıştır. Başvuru ile soruşturma yapılmasına başlanması-
na rağmen vazgeçme ile bu davalar düşmemektedir. Bu nedenle yazılı
bu başvurulular kendine özgü şikâyet hakkının kullanılmasıdır.
45
Ha-
len bu başvuruların arandığı kanunlar ve ilgili maddeleri şunlardır:
a. 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu
Madde 42/1-Bu kanunun 38., 39. ve 41. maddelerinde belirtilen
suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması, kurum tarafından
45
Hüsamettin Uğur, Bankacılık Kanunlarına Göre Dava Hakkı Üzerine Bir Değerlen-
dirme. Terazi Hukuk Dergisi, sayı 6. s.140.
makaleler Mustafa ALBAYRAK
305TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır.
Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Bu fıkra uyarınca yapılan
soruşturmalar neticesinde açılan kamu davalarında, başvuruda bulun-
ması halinde kurum, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır.
b. 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu
Madde 162/1-Bu kanunda belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve
kovuşturma yapılması, kurum veya fon tarafından Cumhuriyet Baş-
savcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır.
c. 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu
Madde 49- 47. madde kapsamına giren suçlardan dolayı soruş-
turma yapılması, kurul tarafından Cumhuriyet Savcılığına yazılı baş-
vuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru ile kurul aynı zamanda katılan
sıfatını kazanır.
Bu kanuna aykırı fiillerin işlendiğine dair bilgi edinen Cumhuriyet
Savcıları, kurulu haberdar ederek durumun incelenmesini isteyebilir-
ler.
Cumhuriyet Savcıları kovuşturmaya yer olmadığına karar verir-
lerse, kurul kendisine tebliğ edilecek bu kararlara karşı Ceza Muhake-
mesi Kanunu’na göre itiraza yetkilidir.
XV. Şikâyete Tabi Suçlarda
Genellikle Sulh Ceza Mahkemesi Görevlidir
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5235 sayılı Adli Yargı
İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,
Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunu’nun 10 maddesi Sulh Ceza
Mahkemesi’nin görevli olduğu suçları belirtmektedir. Maddeye göre
“kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, iki yıla kadar (iki
yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak
hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin
uygulanması, sulh ceza mahkemelerinin görevi içindedir.” Genellikle şikâ-
yete tabi suçlarda kanun maddesinde öngörülen cezaların üst sınırı
iki yılın altında olduğu için görevli mahkeme sulh ceza mahkemesi
Mustafa ALBAYRAK makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
olmaktadır. Söylediğimiz gibi çoğunluk suçlar bu olmakla beraber ce-
zası fazla olanlarda vardır. TCK’nın 102. maddenin ikinci fıkrası ikinci
cümle buna örnek olarak gösterilebilir. Bu suçta ağır ceza mahkemesi
görevlidir. 5846 sayılı kanunun 71 ve 72. maddelerindeki suçlarda ise
asliye ceza mahkemesi görevlidir.
XVI. Şikâyete Tabi Suçlarda
Genellikle Asli Zamanaşımı Sekiz Yıldır
Zamanaşımını düzenleyen TCK’nın 66. maddesinin 1. fıkrasının
(e) bendine göre beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para
cezasını gerektiren suçlarda zamanaşımı sekiz yıl olarak öngörülmüş-
tür.
46
Yukarıda görevli mahkemeyi belirtirken şikâyete tabi suçların
cezasının üst sınırı genellikle iki yılın altında olduğundan bu suçların
büyük bir çoğunluğunda zamanaşımı sekiz yıl olarak karşımıza çık-
maktadır. Yukarıda örneğini verdiğimiz TCK’nın 102. maddenin 2.
fıkrasındaki istisnada olduğu gibi farklı zamanaşımına tabi suçlarda
vardır.
46
Kanun’un yaş grupları için değişik zamanaşımı süreleri kabul etmesi nazara alındı-
ğında büyükler için zamanaşımı 8 yıl, ilaveli zamanaşımı 4 yıl ve toplam zamanaşı-
mı ise 12 yıl, fiili işlediği sırada 16, 17 ve 18 yaşındaki kişiler için aslı zamanaşımı 5
yıl 4 ay, zamanaşımının uzaması 2 yıl 8 ay ve toplam zamanaşımı 8 yıl; 13, 14 ve 15
yaşındakiler için ise asli zamanaşımı 4 yıl, zamanaşımının uzaması 2 yıl ve toplam
zamanaşımı ise 6 yıldır.