Mahmut GÖKPINAR makaleler
214TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
GİRİŞ
Sosyal yaşamın çoğu sektöründe tanık olunan küreselleşme modern
dünyamızın karakteristiklerinden biri olarak suç alanını da etkilemektedir.
Orta Avrupa ve Akdeniz bölgelerindeki suç örgütleri, uyuşturucu, silah,
çalıntı araç, insan trafiği alanlarında olduğu kadar suçtan elde ettikleri
değerleri uygun alanlara yatırım yapmak üzere işbirliği içindedirler. Bu
nedenle ekonomik sistemler, mali pazarlar ve kamu kurumları ile halk, bu
küresel suçlu sistemin ekstrem tehdit ve tehlikesi altında bulunmaktadırlar.
Bu gerçek ışığında, hiçbir ülke kendisini organize suçların varlığından so-
yutlayamaz. (Bileşik kaplar kuramı) Bu bağlamda, bazı ülkelerin kara para
aklayarak diğer ülkeler için sorun olabileceği de göz ardı edilmemelidir.
1
Çıkar amaçlı suç örgütleri (Mafya) geride bıraktığımız yüzyılda olduğu
gibi, bu yüzyılda da önemli bir toplumsal sorun olma özelliğini koruyaca-
ğa benziyor. Çünkü bu tür oluşumları besleyen sosyo-ekonomik sorunlar
vardır ve var olamaya da devam edecektir. Sanayi toplumunun sorunları
olarak ortaya çıkan bu tür çarpıklıkların giderilmesi kolay olmayacağına
göre onun doğurduğu suçların tümüyle ortadan kaldırılması da kolay
olmayacaktır. Özellikle işsizlik, çarpık kentleşme ve gelir dağılımındaki
dengesizlikler gibi olgular hep işine gelmiştir suç örgütlerinin. Devlet ya-
pısındaki zayıflıklardan ve çürümelerden de yararlanan bu örgütler kimi
zaman neredeyse devlet içinde devlet olmuşlardır. İhaleler üzerinde nüfuz
ve denetim sahibi olmak, uyuşturucu pazarını elde tutmak, beyaz kadın
ticareti ve silah kaçakçılığı gibi konularda söz sahibi olmak başlıca amaç-
SOSYAL VE KRİMİNAL BOYUTLARIYLA
ORGANİZE SUÇ
Mahmut GÖKPINAR*
*
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Y.Lisans Öğren-
cisi.
1
Yücel, Mustafa, T., ”Organize Suç”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 1998/3, yıl: 11,
s. 106.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
215TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ları olmuştur. Kısacası bu örgütler geçmişte ve günümüzde ülkelerin ve
ulusların baş ağrısı olma özelliğini sürdürmüşler ve de sürdürmektedirler.
Günümüzde konunun önemini anlayan ülkeler özel savaşım yöntemleri
oluşturmuşlardır. Batıda bu konudaki savaşımın 80‘li yıllarda başladığını
görüyoruz. Bir hayli yol aldıkları da kesin bu konuda. Ülkemizde ise bu
süreçte siyasal, etnik ve dinsel terörle uğraşan devletin, çıkar amaçlı suç
örgütleri ve çetelerle savaşımda oldukça geç kaldığı, günümüzde ekonomiyi
çökerten ve bir çok devlet kurumunu işlevsizleştiren yolsuzlukların başlıca
nedeninin bu gecikme olduğu ifade edilmektedir.
2
I. ORGANİZE SUÇLAR VE ÖZELLİKLERİ
A. Organize Suç Kavramı
A.1. Organize Suçun Tarihi
Organize suçlar, tarihsel kökenleri çok daha geriye uzansa da, modern
bir fenomen niteliğindedir. Batı ülkelerindeki adli kuruluşlar ve güvenlik
makamları, 1970’li yılların başından itibaren o zamana kadar niteliği tam
olarak belirlenemeyen bir suç türüyle mücadele yöntemleri konusunda
yeni arayışlara girdiler.
Organize suç terimi, ilk kez 1920’li yıllarda ABD‘de sosyal, ekonomik,
hukuki ve siyasi açıdan yeni bir fenomeni tanımlamak için kullanılmıştır.
1960’lı yıllardan itibaren ise mafya ve organize suç örgütleri terimleri eş
anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
3
Bu suçluluğun failleri suç işleme
metotlarını sürekli geliştirmekte ve böylece bu konudaki polis kovuştur-
masından rahatlıkla kurtulabilmektedirler. Çok gelişmiş bir profesyonellik
ve ticarileşme yoluyla işlenen bu suçlar, organize suçluluk olarak adlan-
dırılmaktadırlar.
4
A.2. Organize Suçun Tanımı
Organize suçun bir tanımı yapılmaya çalışılmıştır. Ancak bu konuda
bütün uzmanların üzerinde hem fikir olduğu ortak bir tanımın üzerinde
2
Ünver, M. Naci, Uygulamada Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ve Cürüm İşlemek İçin Teşekkül
Kurmak, Turhan Kitabevi, Ankara 2001, s. 9.
3
Türk Demokrasi Vakfı, Demokrasi ve İnsan Hakları Serisi,Terörizm ve Organize Suçlar,
Demokrasi Ve İnsan Haklarının Gelişim Sürecine Etkileri, Ankara 1999, s. 9.
4
Sözüer, Adem, “Organize Suçluluk Kavramı ve Batı Ülkelerinde Bu Suçlulukla Mü-
cadele ile İlgili Gelişmeler”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları
Dergisi, C. 9, s. 1-3, 1995, s. 255.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
216TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
bu günde tam bir anlaşma sağlanmamıştır.
5
Mevcut tanımlamaların ortak
noktalarını içeren aşağıdaki tanım, organize suçlar kavramı hakkında bir
fikir verecektir. Buna göre:
Organize suçluluk, geniş kapsamlı suçların, örgütlü olarak belirli bir
plana göre, bir çok kişi tarafından, uzun veya belirsiz bir süreyle, mesleki
veya ticari benzeri yasal yapıların kullanılması yada siyaset, basın, kamu
yönetimi, yargı ve ekonomi üzerinde etkide bulunulması suretiyle, yasa
dışı kazanç ve güç elde edilmesidir.
6
A.3. Genel Tanımların Eleştirisi
Söz konusu tanımlarda organize suçun yapısal unsurları bütünüyle
yansıtılmak istenmiştir, ancak bu tanım, çok belirsiz olduğu gerekçesiyle
eleştirilmektedir. Çünkü bu tanımlamalarda hangi unsurların zorunlu han-
gilerinin eksik olabileceği belirli değildir. Diğer yandan böyle bir tanımın,
organize suçluluğa ilişkin suç tiplerini diğer suçlardan ayırarak ele almaya
uygun bir ölçüt ortaya koymadığı da ileri sürülebilir. Böyle bir tanım, hukuk
devleti ilkesi açısından da eleştirilebilir.
Bu eleştiri ve tartışmalar nedeniyle organize suçların kesin bir tanı-
mından ziyade, bir yandan bu suçluluk türünün organize yapısı ve ortaya
çıkış biçimleri üzerinde durulmakta, diğer yandan hangi suçların organize
formda işlendiği tipik durumlar tespit edilmeye çalışılmaktadır.
7
A.4. Organize Suçun Ölçütleri
Suçlu gurup, devamlılık gösteren organize olmuş kişiler topluluğu
olup; güç ve gelir sağlamak üzere yıldırma ve yolsuzluğa başvurmaktadır.
Bu bağlamda, suçlu gurubun organize suç olarak belirlenme işleminde yer
alan ölçütler başlıca iki gurupta toplanabilir.
8
Zorunlu Ölçütler
Batılı ülkelerde organize olmuş örgütler için aranan kriterler ana baş-
lıklarıyla şunlardır:
5
Sözüer, a.g.m., s. 256.
6
Türk Demokrasi Vakfı, s. 10.
7
Sözüer, a.g.m., s. 256, 257.
8
Yücel, a.g.m., s. 1017.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
217TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Yasadışı kazanç temin etmek için bir araya gelmiş ve aralarında işbö-
lümüm ilişkisi bulunan hiyerarşik bir yapı;
Suç ile elde edilen bir kazancın olması,
Suç işleme konusunda bir süreklilik olması,
Mevcut organize yapı içinde uygulanan bir yaptırım sistemi,
Şiddet, tehdit vs. yöntemler,
Kamuya veya özel sektöre nüfuz,
Elde edilen kara paranın aklanması,
9
İhtiyari Ölçütler
Her katılanın belirli bir rolü veya görevi olması,
Uluslararası düzeyde çalışılması,
Ticari veya işletme benzeri örgütler kullanılması,
10
B. Organize Suçun Özellikleri
1. Organize Suçun Karekteristiği
Organize suç kavramının ayırt edici unsuru, organize suç örgütlerinin
görünüşte yasal bir çerçeve içerisinde hareket etmeleridir. Yasadışı faa-
liyetler, yasal çerçevede faaliyet gösteren paravan kuruluşlar vasıtasıyla
yürütülmektedir. Bu kuruluşlar, yasadışı faaliyetlerin ortaya çıkmasını
engelleyecek mekanizmalar geliştirmiştir. Ayrıca paravan kuruluşlar
olarak faaliyet gösteren organize suç örgütleri, hiyerarşik yatay ve dikey
örgütlenme modelleriyle, ulusal ve uluslararası pazarlarda birbiriyle bağ-
lantı ağları oluşturmuştur.
11
2. Organize Suç Örgütlerinin Yöntemleri
Organize suç örgütleri, çalışmalarında başvurdukları vasıta genelde
şiddet olmayıp yolsuzluk ve yıldırmadır. Yolsuzluk ve yıldırma, kişilere,
özel ve kamu kurumlarına karşı işlenmektedir. Şiddet eylemleri kendileri-
nin açığa vuracağı, kamuoyunda tehlike sinyalleri vereceği ve sonuçta kamu
otoritelerini mücadeleye mecbur kılacağından, suç örgütleri şiddete en son
9
Ömür, Topaç, ”Organize Olmuş Suç Örgütleri İle Yapılabilecek Hukuksal Mücadele
Yöntemleri” Ankara Barosu Dergisi, 1997/2, s. 70.
10
Yücel, a.g.m., s. 1067.
11
Türk Demokrasi Vakfı, a.g.e., s. 11.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
218TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
çare olarak başvurmaktadırlar. Buna karşın yolsuzlukla yaratılan işbirliği
ortamı aynı sonuçların daha az riskle elde edilmesini sağlamakta ve kamu
kurumlarına yönelik içten bir tehdidin var olmasını sağlamaktadır.
Organize suçlular, genelde uluslararası ağın bir kısmı olarak yüksek
derecedeki suçluluk enerjileri ve finanssal imkanlarıyla özel ve ticari temas-
ları kullanarak mümkün olduğunca fazlaca illegal kazanç elde etmek ve
olabildiğince güçlü olabilmek için faaliyet göstermektedirler. Bu nedenle
uluslararası düzeyde faaliyetlerini geliştirmekte olan günümüz organize
suç örgütleri fazla gelir getiren her türlü illegal trafik veya işte boy gös-
termekte; yakalanma riskleri, doğrudan etkilenen mağdurların olmaması
veya mağdurların adli makamlar önünde ifade vermekten çekinmeleri
nedeniyle düşük olmaktadır.
12
3. Organize Suç Örgütlerinin İşledikleri Suç Tipleri
Organize suçluluk çerçevesinde işlenen suçlarla belirli hukuki değerlere
saldırmaktan ziyade, kazanç elde etme amacı güdülmektedir. Bu nedenle
organize suçluluğu yalnızca belli suçların işlenmesi bakımından tanımla-
mak zordur. Çünkü kazanç sağlamayı mümkün kılan her suç, organize
suçluluğun konusu olabilir.
Organize suçluluk çerçevesinde tipik olarak işlenen suçlar bakımından
ilk grubu, suçu ihbar veya şikayet etmek isteyen mağdur sayısının çok az
olduğu ve mağdurların tutkunluğundan yararlanıldığı, uyuşturucu ticareti,
illegal şans oyunları alanındaki suçlar oluşturmaktadır. Aynı şekilde yasak
malların temini ve bazı ihtiyaçların giderilmesi için işlenen, silah ticareti,
fuhuş, pornografi suçlarını da bu guruba dahil edebiliriz. Devleti ve büyük
ticari işletmeleri zarara uğratan fiiller ise bu konudaki ikinci grubu oluştur-
maktadır. Böylelikle organize suçlar çerçevesinde aşağıdaki suçların tipik
olduğu genel kabul görmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
İllegal uyuşturucu madde ticareti,
İllegal silah ticareti,
Kıymetli evrak sahtekarlığı,
Altın kaçakçılığı,
Tarihi eser kaçakçılığı,
Sermaye yatırım dolandırıcılığı,
Kara para aklama,
12
Yücel, a.g.m, s. 1065, 1069, 1070.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
219TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
İhale ve kredi yolsuzlukları,
Ödeme araçlarının kötüye kullanımı ve sahtekarlığı.
13
4. Organize Suçların Tezahür Tipleri
Organize suçluluk çerçevesinde, organize oluş biçimine göre farklı
derecelendirmeler ve kademeler yapılabilir. Bu bakımdan en alt kademe-
de çete suçlarının varlığına şahit olunmaktadır. Orta derecede organize
suçluluk ise, sağlam, düzenli planlama ve stabil bir yapı göstermektedir.
Ağır organize suçluluk ise, mafya benzeri organizasyonlar olup, bunlar
ekonomik güç yanında siyasal gücüde elde etmeyi amaçlamaktadırlar.
Belirtmek gerekir ki organize suçluluk dar anlamda öncelikle sosyal-
psikolojik bir fenomen olarak ortaya çıkmaktadır. Organize suçluluğun
bizatihi sosyal bir kurum olarak çıktığı yerlerde, yani politik- ekonomik
toplumsal koşulların kötüleştiği durumlarda buna paralel olarak aşırı güç
kazandığı gözlemlenmiştir.
14
5. Her Biraraya Geliş Organize Suçluluk Mudur?
Organize suçluluk kazanç ve güç sağlamak için fonksiyonel iş bölü-
mü ve hiyerarşik bir düzen içinde faaliyet gösteren faillerden oluşan bir
yapılanma içindedir.
Stratejik ve taktik planlar çerçevesinde, rasyonel bir hareket tarzına
göre suç işleyen organizasyon üyeleri, genellikle çeşitli suçlar bakımından
uzmanlaşmaktadır. Ancak belirtmek gerekir ki her suç organizasyonu aynı
biçimde katı bir hiyerarşik yapı içinde olmayabilir. Bazı organizasyonlar
daha gevşek bir yapılanma içinde örgütlenebilir. Ayrıca bir takım faillerin
suç işlemek için bir araya gelmeleri her zaman için organize suçluluğun
varlığını göstermez. Bu bakımdan, dikkat edilecek husus, organizasyonun
illegal kazanç elde etmek amacı gütmesi, devamlı bir biçimde ve hukuka
aykırı bu amacın gerçekleştirilmesinin bir hayat tarzı haline getirerek, katı
veya gevşek bir hiyerarşik yapı içinde sürekli olarak suç işlenmesidir.
15
C. Organize Suçluluğun Nedenleri
Organize suç örgütlerinin varlığı karşısında bu gün için önemli olan
bu örgütlerin nasıl suç işledikleri ve onları organize olmaya götüren temel
13
Sözüer, a.g.m., s. 261.
14
Sözüer, a.g.m., s. 258.
15
Sözüer, a.g.m., s. 259.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
220TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
nedenlerin neler olduğudur. Sorun diğer bir anlatımla, bu düşmanın çok
iyi tanınmasıdır. Hiç kuşkusuz ulusal veya uluslararasına ilişkin olarak
yapılacak bu saptamaların güncelleştirilmesi de gerekmektedir. Nedenler
bağlamında, mal ve hizmetlerin yasaklandığı, karşılanmadığı zaman ve
yörelerde, bu gereksinmelerin karşılanması için organize suçlara ancak
kuvvetli bir talep olduğunda (ABD‘de içki yasağı/Türkiye de yargı yoluyla
alacağın tahsilatı geciktiği zaman) başvurulduğunun görülmekte olduğu
belirtilmektedir (arz ve talep kanunu.)
Genelde organize suç nedenleri arz ve talep yönündeki faktörler ola-
rak ikiye ayrılabilir. Talep yönü a) legal kaynaklı, b) illegal kaynaklı mal
ve hizmetlere olan talepleri kapsamaktadır. Legal mal/hizmetler arasında
yabancı ülkelerden gelen çalıntı lüks vasıtalar ve yüksek fiyattaki eşyalar
ile senet-çek tahsilatı; illegal mal ve hizmetlerde ise uyuşturucu madde,
silah, kumar ve fuhuş yer almaktadır. Arz yönündeki faktörler ise, ülke
sınırlarında kontrol, etkili yargılama, tanıkları koruma ile kapital akışı veya
finanssal kurumlarında düzenleme sağlayamama örneklerinde olduğu gibi
organize suçu tahrik eder nitelikteki “yokluklar”dan ibarettir.
16
1. Mafyanın Yükseldiği Toplum Yapısı
Mafya, toplumsal, ekonomik, politik ilişkilerin ayakta kalmasında belli
işlevlere sahiptir. Amerikalı sosyolog Robert K. Merton’ un ünlü cümlesi
şöyledir. “Resmi yapıların işlevsel yetersizlikleri, mevcut ihtiyaçlara etkin bir
şekilde yanıt vermek için alternatif (resmi olmayan) yapıları ortaya çıkarmıştır.
Tipik olan, ekonomik büyümenin çalkantılı yürüdüğü ve devletin, bu yüzden or-
taya çıkan problemlere karşı mücadelede yetersiz kalabildiği toplumsal koşullarda
mafyanın etkili olmaya başlamasıdır. Mafya, bu tür problemleri kısa vadede çözme
iddiası ile ortaya çıkar. Bir yandan ortaya çıkan tekil sorunları çözerken, diğer yan-
dan kazançlarının devamı için mevcut problemlerin devamından yanadır. Çünkü
problemlerin varlığı onun kazanç kapısıdır. Bu nedenden dolayı mafya uzun bir
zaman dilimi içinde ele alındığında daima tutucudur ve sorunların köklü çözümüne
de karşıdır. Bu aynı zamanda ahlaki bir sorundur. Organize suçlar, suç işlemeye
eğilimli insanların var olduğu koşullarda ortaya çıkar.”
17
16
Yücel, a.g.m., s. 1068.
17
Bovenk, Frank - Yeşilgöz, Yücel, Türkiye’nin Mafyası, İletişim Yayınları, 1. Baskı,
İstanbul 2000, s. 54.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
221TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
2. Toplumsal ve Yasal Koşular Karşısında Mafyanın Gelişim Seyri
Dünyanın hemen her yerinde mafya benzeri, kriminal sektörde faali-
yet gösteren, suç örgütleri oluşmuştur. Yapılan bir çok araştırmaya göre
İngiltere’de suç örgütlerinin ABD ile karşılaştırıldığında çok az sayıda ve
görece etkili olamamasının nedeni, mafyanın en yaygın faaliyet alanı olan
kumar sektörünün İngiltere’de yasal olarak faaliyet göstermesidir. İngil-
tere’de kumarhanelerin yasal ve devlet kontrolünde faaliyet göstermesi,
suç örgütlerinin oluşmasına mani bir etmendir. ABD’de suç örgütlerinin
güç kazanması ve yaygınlaşması 1917 yılında ABD Anayasası’nın alkollü
içki üretimini ve nakliyesini yasaklaması ile başlamıştır. Bu yasağın uygu-
lanması ile pek çok suç örgütü oluşurken, İngiltere’de böyle bir yasaklama
getirilmemiş, alkolle mücadele için bira fiyatları ucuzlatılmıştır. ABD 20.
yy.ın başında en çok göç edilen ülke iken, İngiltere’ye göç çok az ve kont-
rollü olmuştur. Farklı kültürlerden gelenlerin kaynaşması ABD’de uzun
zaman almış ve suç örgütlerinin önemli rol oynadığı çatışmalar yakın tarihe
kadar süre gelmiştir. Bazı gözlemcilere göre, günümüzde, ABD’de örgütlü
suçlarda yerel mafyanın rolü giderek azalmış, yerini Güney Amerika kö-
kenli suç örgütleri almıştır. Bu gelişmeye yol açan etmenlerden biri, farklı
kültürlerden gelenlerin, özelliklede Sicilyalı azınlıkların ABD toplumu ile
kaynaşması, diğeri de mafyanın kolayca elaman bulmasını sağlayan ko-
şulların ortadan kalkmaya başlamasıdır.
18
3. Sosyo-Politik Nedenler
Organize suça, yer altı ekonomisine yol açan nedenlerin sosyo-politik
nedenlerin başında kentleşme gelir. Kentleşme bir yandan sosyal düzenin
oluşmasına mani olurken, diğer yandan anonim kalabilmenin koşullarını
hazırlamaktadır. Kentleşme aynı zamanda toplumsal değişime de yol açar.
Kentleşmeye yol açan en önemli faktör ise hızlı nüfus artışıdır.
19
4. Ekonomik Nedenler
Organize suçun nedenlerin başında ekonomik nedenlerle uygulamaya
sokulmuş olan yasaklar gelir. Ayrıca işsizlik ve gelir dağılımı bozukluğu
da mafyaya neden olan önemli unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır.
20
18
Özsoylu, A. Fazıl, Yeraltı Ekonomisi, Akçağ Yayınları, Ankara 1999, s. 9, 10.
19
Özsoylu, a.g.e., s. 14.
20
Özsoylu, a.g.m., s. 34.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
222TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
5. Kamu Otoritelerinin Yetersizliklerinden Kaynaklanan Nedenler
Yer altı ekonomisinde oluşan yüksek kar marjları, tüm akıcı davranan
ve risk seven bireyler için çekici olabilmektedir. Ancak yakalanma olasılığı
ve yasal yaptırımlar caydırıcı unsurlar olarak ortaya çıkmaktadırlar. Başka
bir ifade ile; bireyin (oluşan örgütlerin) yer altı ekonomisinden beklediği
çıkar, zamanını ve kaynaklarını kullanarak yasal faaliyetlerden beklediği
çıkardan fazla ise yer altı ekonomisi faaliyetleri (hırsızlık, kaçakçılık, tefe-
cilik, rüşvet) gerçekleşecektir. Gerçekleşmemesi için yakalanma olasılığı-
nın yüksek ve cezaların ise şiddetli olması gerekir. Yakalanma olasılığı ve
cezaların şiddeti doğrudan kamu otoritesi ile ilgilidir.
21
D. Uluslararası Dünyada Organize Suç
Organize suç bir yandan hukuk devletini tahrip ederken, diğer yandan
da özgürlükçü demokrasilerin imkanlarından yaralanmaktadır. Ülkelerara-
sı serbest dolaşımın artması, gümrüklerin liberalleştirilmesi enformasyon
ve seyahat imkanlarının gelişimi buna örnek olarak gösterilebilir.
Organize suçların milli ekonomiler üzerindeki zararlı etkileri de çok
büyüktür. Örneğin; Almanya’daki zarar 1990 yılında yaklaşık yüz seksen
sekiz milyar mark dolayında tahmin edilmektedir. Organize suçun sürekli
profesyonelleşmesi ve enternasyonalleşmesi, bu suçluluğun çoğulcu bir
toplumdaki güçler dengesini maniple etmesine ve buna karşı mücadele
eden güçlerin etkisizleştirilebilmesi yeni arayışları ortaya koymaktadır ki
bunların başında da uluslararası işbirliği gelmektedir.
22
1. Soğuk Savaş Sonrası Organize Suçların Gelişim Seyri
Soğuk savaşın bitimiyle birlikte, organize suçlar içinde yeni bir dönem
başlamıştır. Globalleşen sorun, yetersiz düzeyde kalan bazı uluslararası
anlaşmalar ve demokratik hukuk devletlerinin aldıkları tedbirlere rağmen
büyümeye devam etmiştir.
Bu iki tehdit soğuk savaş sonrasında da daha belirgin bir nitelik ka-
zanmıştır. Uyuşturucu kaçakçılığı, terör örgütlerinin silah satın almak için
finansman sağlama ve kara para aklama operasyonlarında kullandıkları
yöntemler arasında yer almıştır.
21
Özsoylu, a.g.e., s. 48.
22
Sözüer, a.g.m., s. 263.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
223TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Soğuk Savaş sonrası dönemde ülkeler arası ekonomik sınırlar giderek
kalkmış, ekonomik bağımlılık ilişkileri gelişmiştir. 1989-1990’da ki demok-
ratik devrimler ile doğu bloğundaki kapalı kumanda ekonomileri serbest
piyasa ekonomisine geçerek dünya ekonomik sistemine açılmıştır. Orta
ve Doğu Avrupa ülkelerinin eski sosyalist ülkelerinin yeniden yapılanma
sürecinde kaynak bulma güçlükleri ile karşılaşmaları, bu ülkeleri yabancı
sermaye girişlerine mümkün olduğunca az güçlük çıkarma yoluna itmiştir.
Söz konusu ülkelerin organize suçlar konusundaki mevzuatlarının yetersiz-
liği ve ekonomik sistemlerinin serbest piyasa ekonomisine geçişte yeniden
yapılanma sürecinde bulunması terör ve organize suç örgütlerinin istismar
ettikleri bir ortam yaratmıştır. Böylece organize suç örgütleri terörizm-
uyuşturucu madde trafiği-büyük mafya zinciri oluşmuştur.
23
3. Batı’da Organize Suç
a. Danimarka: Bu ülkede özellikle uyuşturucu suçlarındaki artış dikkat
çekicidir. 1975-1981 yılları arasında uyuşturucu suçları beş kat artmış ve
bu yıldan sonra her yıl Danimarka’da 1400 civarına ağır uyuşturucu suçu
işlendiği tespit edilmiştir. Son yıllarda yargı alnında yapılan değişiklikler
ile azalma görülmektedir.
b. İngiltere: İngiltere’de organize suçlar bakımında terörizm, uyuş-
turucu madde ticareti, organize dolandırıcılık ve sahtecilik sanat eseri ve
antika kaçakçılığı, kara para aklama suçları dikkat çekmektedir. Organize
suçla mücadelede özel polis birlikleri oluşturulmuş ve özelliklede istihbarat
örgütünün iyileştirilmesi için NCIU adı altında oluşturulan birim organize
suçlarla ilgili bütün bilgileri toplamaktadır.
c. Yunanistan: Yunanistan’da organize suçluluk özellikle terörizm,
uyuşturucu madde kaçakçılığı izinsiz silah ticareti ekonomik suçlar, orman
tahribi suçları antika eşya kaçakçılığı alanlarında ortaya çıkmaktadır. Yu-
nanistan ‘da yer altı ekonomisinin artması nedeniyle 1993 yılında çıkarılan
bir kanun ile kara para aklanması suç haline getirilmiş, özelliklede vergi
kaçakçılığının önlenmesi çeşitli kanunlar yapılmış, ayrıca borsa ile ilgili
yeni suç tipleri oluşturulmuştur.
d. İtalya: İtalya organize suçluluğun bütün siyasal ve ekonomik sistemi
önemli ölçüde etkilediği ülkelerden biridir. Bu nedenledir ki bu ülkede or-
ganize suçlulukla mücadeleyi yalnız kovuşturma makamları yoluyla değil,
bütün toplu kesimleri aracılığıyla yürütmek çabasındadır.
24
23
Türk Demokrasi Vakfı, a.g.m., s. 92, 93.
24
Sözüer, a.g.m., s. 264, 265.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
224TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
İtalya’da mafya tipi kültür yapılarında bireylerin kişisel güç ve kud-
retleri rekabet halindeki birey ve aile gruplarına verilen onur derecesinin
belirlenmesinde her şeyden daha dolaysız ve açık bir etkiye sahipti. Onur
dağılımının belirlenmesinde ne doğum nede kurumsal etkenler belirleyici
idi. İnsan doğuştan onur sahibi olmaz, onur, herkese açık rekabet ortamında
kazanılırdı. Mafya kültürü diğer kültürlerden, düşmanca yüzleşmelerin
doğal görülmesi ve her olayda kendini göstertmesiyle ayrılmaktaydı. Ba-
lolar, festivaller, uzak yolculuklar statü ve saygınlığın değerlendirileceği
esaslı fırsatlar arasındaydı.
25
E. Türkiyede Organize Suç
1. Tarihi
Ülkemizde mafya Dünyadaki benzer örgütlerden farklılık göstermek-
tedir. Tarihsel süreç içerisinde incelendiğinde Türk mafyasının özünü kırsal
kesimde eşkıyalık, kentlerde ise külhanbeylik ve kabadayılık oluşturmak-
tadır. Kırsal alanda faaliyet gösteren eşkıyaların büyük bölümü devletle,
devlet baskısı altında kalan yoksul halkın arasında tampon oluşturmuşlar
hatta bir kısmı kahraman olmuşlardır. Buna karşılık kentlerde kaba dayılar
suç üreten ortamlarda sözü geçen kişiler olarak ortaya çıkmışlardır. Bölge-
lerinde her şey onlardan sorulur olmuş ve örgütlü olmaktan çok bireysel
hüviyetleri ile ön plana çıkmışlardır. Şehir kabadayılarını etkinlikleri kent-
leşme süreci ile son bulmuş, yerini kısmen daha organize ve daha geniş
alanda faaliyet gösteren babalara bırakmışlardır.
26
2. Gelişim Seyri
1950’li yıllar değişen ekonomi politikaları ile bir çok alanda yasadışı
kazanç alanları oluşturmuştur. Bu dönemde babalar, öncelikle taşradan
gelen yeni zenginlerin taleplerini karşılamak üzere eğlence sektöründe
faaliyet göstermişlerdir. Ayrıca ağırlıklı olarak haraç, gizli kumar, kadın
ve küçük çapta da olsa uyuşturucu önemli rol oynamıştır. Ayrıca döviz
kaçakçılığı ve klasik iş alanları olan çay bahçeleri işletmeciliği, meyve hal-
leri ve ulaşım diğer faaliyet alanlarını oluşturmuştur. Bu süreç 1960’ların
sonuna kadar sürmüştür.
25
Arlacchi, Pino, Mafya Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu, İletişim Yayınları, 1. Baskı, İstanbul
2000, s. 27.
26
Özsoylu, a.g.e., s. 10, 11.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
225TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
1960’ların sonlarına doğru siyasette yaşanan hareketlilik suç dünyasına
da yansımıştır. 68 gençlik hareketlerinin Türkiye’yi etkilemesi sonucunda
farklı siyasi görüşlerin silahlı çatışmaya girmesiyle Türk mafyası için yeni
bir alan ortaya çıkmıştır. Silah kaçakçılığı, Siyasi kutuplaşmaların ortaya
çıkardığı siyasi örgütlenmelerin silah gereksinmeleri, dönemin ünlü baba-
ları tarafından organize edilen suç örgütleri tarafından karşılanmıştır. 70’li
yılların Türk mafyası için diğer önemli gelir kaynağı ise elektronik eşya ve
silah kaçakçılığıdır.
1980’li yıllar Türkiye’de ki mafya açısından çok önemli değişmeler
yol açmıştır. Özellikle 1983 yıllarından sonra Türk mafyası için en önemli
kazanç kapısı döviz, sigara, elektronik alet kaçakçılığı uygulanan ekonomi
politikaları nedeni ile önlenirken, yeni alanlar açılmış uyuşturucu ve silah
kaçakçılığının yanı sıra altın kaçakçılığı, hayali ihracat ve çek senet tahsilatı
işleri önem kazanmıştır.
27
3. Mafya mı, Çete mi?
Ülkemizde mafya; her şeyde olduğu gibi batılı anlamda organize gö-
rüntüsünden uzak; daha çok Türkiye’ye özgü, bizatihi devlet bürokrasisi
ve uzun yıllar gümrük duvarları ile korunmuş ve devlet ihaleleri ile zengin
olmuş iş adamları tarafından yaratılmıştır. Özellikle 90’lı yıllarda eski ide-
olojik kökenli sabıkalıların devreye girmesiyle, geleneksel Türkiye’ye özgü
babalık kurumunun sarsıldığı, bu nedenle Türkiye’deki suç örgütlerini çete
olarak değerlendirmenin daha doğru olacağı belirtilmektedir.
28
Mafya ile çete arasındaki en önemli fark yapılanma şekilleri ve faaliyet
alanlarında yatmaktadır. Mafya da gizlilik esas iken, çeteler özellikle çete re-
isi gücünü ispatlamak için ortalıkta görünmek zorundadır. Mafya daha çok
silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ile uğraşırken, çeteler sistemdeki tıkanıklık-
tan doğan ranttan pay almak peşindedir. Türkiye’de son yıllarda çetelerin
en önemli faaliyet alanları arazi, çek-senet, kumar otopark eğlence yerleri,
haraç, tefecilik, plaka alanlarında yoğunlaşmaktadır. Mafya gerek ulusal
gerekse uluslararası zeminde ortak bir beyin ve stratejiye sahip iken çeteler
bu büyük pastadan sadece dilim alma peşindedirler. Bu nedenle çeteleri
mafya taşeronları olarak değerlendirmek mümkündür denmektedir.
29
27
Özsoylu, a.g.e., s. 11, 12.
28
Özsoylu, a.g.e., s. 12.
29
Özsoylu, a.g.e., s. 12, 13.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
226TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
4. Türkiye’de Organize Suçların Mevcut Durumu
Ülkemizde organize suçlulukla mücadele, güvenlik kuruluşları içindeki
farklı birimlerin kendi inisiyatifleri ile sürdürdükleri ve zaman zamanda
olumlu sonuçlar alınan tarzda yılardan beri devam etmiştir. Son yıllarda
gerek teknolojik gerekse ekonomik alanındaki gelişmeler paralelinde, ül-
kemizdeki organize suç örgütleri de bu yeniliklere ayak uydurmak sure-
tiyle faaliyet alanlarını genişletmeye ve organize yapılarında da değişiklik
yapmak yoluna gitmişlerdir .
Ülkemizde turizm, inşaat, arazi , ihaleler oto kiralama at yarışları,
dernekler, vakıflar, şirketler ve otel sektöründe boy gösteren organize suç
örgütleri; çek-senet, haraç alma karaborsa, arazi yolsuzluğu, otopark, kara
para aklama, silah ve mühimmat kaçakçılığı, fidye karşılığı adam kaçırma
silahla yaralama, para karşılığı cinayet, şantaj suçlarında faaliyetlerini
gösterme çabasındadırlar.
İstanbul başta olmak üzere gelişmekte olan illerimizde görülen suç
guruplarının, haksız kazançlarının bir kısmını yardım adı altında dağıtmak
suretiyle kamu oyunda sempatik görünmeye çalışarak, legal alana kaymak
istedikleri ve böylelikle giremedikleri ve açamadıkları pek çok kapıyı iş
adamı sıfatıyla açmaya çalıştıkları görülmektedir.
Mevcut yasalarımızda bu konuda özel bir düzenlemenin olmaması ne-
deniyle caydırıcı nitelikte bir cezalandırma yapılamadığı ve kamu vicdanını
da rahatsız eden bu durumun özellikle örf, adet, gelenekler ve görenekler
gibi ilişkilerin ön planda olduğu ülkemizde, olumsuz adli sicili bulunan
ve ekonomik sıkıntı içinde bulunan bir takım insanların bu örgütlere ka-
tılmasına sebep olduğu ifade edilmektedir.
30
5. Türkiye’deki Organize Suç Örgütlerinin Karekteristik Özellikleri
Ülkemizde organize suçluluk kriminolojik olmakla birlikte, sosyolojik
bir görünümde arz etmektedir. Örf, adet, gelenek görenek gibi sosyal un-
surların yoğun olarak yaşandığı ülkemizde; suç organizasyonlarını tespiti
yapılan klasik özellikleri aşağıda sıralanmıştır
Suç organizasyonunun yapısı bir şirket, holding yapısına daha çok
benzemektedir.
Suçu üstlenmek örgütte kalmanın en önemli unsurlarındandır.
30
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 99, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Daire Başkanlığı, s. 73.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
227TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Güvenlik kuvvetlerine yönelik her hangi bir eylemleri yoktur. Bu psi-
kolojik tesire müsait önemli bir taktiktir. Ancak gerektiğinde çekinmezler
Sürekli olarak arsa alımı, şirketlere ortak olma ihalelere katılma gibi
legal görüntülü faaliyetlerde bulunurlar.
Devlet mekanizmasındaki pek çok unsuru kullanmak yada aracılık
yapmak, yapılanmanın en büyük özelliğidir.
Sabıkalı olmak, cezaevi görmek gibi vasıflar hiyerarşik yapının gere-
ğidir.
Sicili temiz kişiler vasıtasıyla şirketler kurarak kara para aklama yön-
temine başvururlar. Vakıflar kurarak yardım görüntüsünde zorla para
toplarlar.
Örgütün genişlemesinde hemşericilik önemli bir yer tutar.
Mal varlıkları genellikle başkalarını üzerine kayıtlıdır.
31
6. Türkiye’de Mafya Çeşitleri
Mafya kavramı Türkiye’de yalnız uyuşturucu ticaretiyle sınırlı olarak
değil, yasadışı faaliyetlerin değişik türleri içinde kullanılmaktadır. Türki-
ye’de vatandaşların pek çoğunun günlük yaşantısında uyuşturucu ticare-
tinin önemli bir yeri yoktur, ama aynı insanlar gece kondu, çek-senet veya
park mafyası gibi suç örgütleriyle öyle yada böyle yüz yüze gelmişlerdir.
Ülkemizde görülen belli başlı mafya tipleri şunlardır:
a. Çek Senet Mafyası
Çek-senet mafyası, şiddet kullanımı ve tehdit yoluyla alacak tahsil eden
özel ve yasadışı para tahsil bürolarının, Türkçe de kullanılan karşılığıdır.
Pratikte tek tek bireyler ya da girişimciler, devlet kurumlarının onların pa-
zar mekanizmasındaki ihtiyaçlarına yavaş ve hantal kaldıkları için ortaya
çıkmakta olduğuna işaret edilmektedir.
32
b. İhale Mafyası
İhale mafyası özellikle devlet dairelerinin yeni bina ve yol yapımı iha-
lelerinin almak isteyen müteahhitler için çalışmakta olduğu, bu tür ihalelere
31
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 99, a.g.e., s. 74, 75.
32
Bovenrk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 46.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
228TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ilgi duyan rakip firmaların Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınlarına göre
“atletik” yapılı kimi kişilerin ziyaretleri sonucunda korkularak ihaleden
çekilmek zorunda bırakıldıkları, eğer ihaleden çekilmezlerse tehdit, kaçır-
ma, şantaj hatta öldürmenin gündeme geldiği belirtilmektedir. İhaleye ilgi
duyan diğer rakip firmalar çekildikten sonra geriye kalan firma çok yüksek
bir bedel karşılığında ihaleyi almaktadır.
c. Gecekondu Mafyası
80’li yıllarda toplumun değişik alanlarında görülen dengesiz ekonomik
gelişme, devlet kurumları tarafından kontrol edilemedi. Bu dönemde bir-
birleriyle de ilişkileri olan çok sayıda mafya ortaya çıktı. Hızlı şehirleşme
konut sıkıntısını da beraberinde getirmişti Büyük kentlerin çevresindeki
boş yerleşim alanları bu sıkıntını giderilmesi için kullanılmaya başladı
Buda gece kondu mafyasının oluşmasını sağladı. Aslında gece kondu
mafyası 60’lı yıllardan beri mevcuttu. Bu mafya kırsal kesimden şehirlere
göç eden kalacak yeri ve evi olmayan insanlara “bir gecede ev inşa etme”
işini düzenliyor. İstanbul Mimarlar Odası Başkanı, yalnızca gece kondu
yapımın değil aslında tüm İstanbul’un mafyanın elinde olduğunu söylü-
yordu denmektedir.
33
d. Arazi Mafyası
Asıl sahipleri öldürülen veya yurt dışına kaçmaya zorlanan boş arazi-
lerin satışı da bir suç gurubunu oluşturmaktadır. 1915 yılında Ermenilerin
tehcirinden sonra sahipsiz kalan geniş ve boş arazilerin, yeraltı dünyasının
önde gelenleri tarafından kapatıldığı, Kıbrıs krizinin patlak vermesi üzerine
1960’lı yıllarda göç den Rumların arazilerinin üzerinde de benzer durum-
ların ortaya çıktığı belirtilmektedir.
34
e. Kaçak İşçi Mafyası
Kaçak işçi ticareti de -ki şu an Avrupa polisinin öncelikle önem verdiği
bir suçtur- uluslararası organize suçların ve Türk mafyasının faaliyet alanı
içerisindedir. Seralarda veya Türk konfeksiyon atölyelerinde kaçak olarak
çalışan insanlar sadece kendiliğinden kişisel bir girişimin sonucu olarak
orada bulunmamaktadır. Sahte pasaportların hazırlanışında, Avrupa’ya
gelişe kadar tüm işlemler suç gurupları tarafından düzenlenir. Avrupa’ya
33
Bovenrk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 48.
34
Bovernk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 49.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
229TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
getirilen kaçak işçiler daha sonra işverenlere ucuz iş gücü olarak teslim
edilirler denmektedir.
35
f. Otopark Mafyası
Şehirlerde mahalleler ve caddelerin değişik guruplar arasında payla-
şılmış olduğu, arabasını rast gele bir yere park eden bir kişinin, bir park
kahyasının, arabasını korunması karşılığında kendisinden para istemesinin
gündelik yaşamın bir parçası olduğu belirtilmektedir. Kim kahyaya parasını
vermese arabasının hasar göreceğini unutmamalıdır.
36
7. Ekonomi - Adalet - Mafya Üçgeni
Özellikle kriz zamanlarında şirketler ve kişiler borçlarını zamanında
ödeyemediklerinden, alacaklıları paralar enflasyondan dolayı ciddi değer
kaybına uğramaktadır. Bu durumda alacaklılar ne yapacaklardır. Tabi ki
ilk akla gelen alacaklının mahkemeye başvurmasıdır. Bunun pratikte çok
büyük bir anlamı yoktur denmektedir. Çünkü çoğu kez mahkemelerden
sonuç almak yıllar almaktadır. Kimi zaman en basit davalarda dahi durum
böyledir. Borcunu zamanında ödemeyen ya da karşılıksız çek yazan müşte-
riden alacağın tahsil edilmesi aylara hatta yıllara mal olmaktadır. Borçların
tahsil edilmesi Türk mafyası için büyük çaplı bir iş olmuştur.
37
8. Türkiye’de Organize Suçun Nedenleri
a. Hızlı Nüfus Artışı
Türkiye’de nüfus hızlı bir artış göstermektedir. Türkiye’de her reform
hareketinin ve kalkınma çabalarının kazanımlarını ortadan kaldıran hızlı
nüfus artışıdır. Hızlı nüfus artışı bireylerin refahtan daha büyük pay alışını
ve ekonomik değişim sürecinin daha hızlı gelişmesini önlemekte, sürdü-
rülebilir kalkınma çabalarını zorlaştırmakta, konut, sağlık ve alt yapıya
olan ihtiyacı artırmaktadır. Türkiye, her ne kadar yüksek büyüme hızları
kaydetse de artan nüfusa iş yaratamamaktadır. Bu durum işsiz olanların
her işi yapabilecek duruma düşmesine diğer yandan da devletin kamu
kesinde yapay olarak istihdam oluşturmasına neden olmaktadır. Bu durum-
da da kamu çalışanlarının ücretleri düşük olmaktadır. Görevlilerin düşük
35
Bovernk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 48.
36
Bovernk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 51.
37
Bovernk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 50.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
230TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
maaşları ile geçinememeleri, gelirlerini artırmak amacı ile çeşitli yollara
başvurmalarına neden olmakta ve enformel sektör başta olmak üzere yer
altı ekonomisine neden olabilmektedir. Kamu hizmetlerinin artan nüfus
karşısında yeterli olmaması nedeni ile hizmetten kimin yararlanacağını,
iltimas, rüşvet, adam kayırma, zor kullanma gibi yoz yöntemlerin belirle-
mesine ve dolaysıyla yeraltı ekonomisine neden olabilmektedir.
38
b. Kentleşme
Kentleşme; sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent sa-
yısının artması ve halen var olan kentlerin büyümesi sonucunu doğuran,
toplum yapısında artan oranda örgütlenme, iş bölümü ve uzmanlaşma
oluşturan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişiklikler yol
açan süreç şeklinde tanımlanmaktadır. Türkiye’deki kentleşme hareketini
Batı’daki benzerlerinden ayrıdır. Şöyle ki Batı’da kentleşme kalkınma ile
birlikte yürümüştür. Oysa Türkiye’deki ekonomik büyüme hızı her zaman
kentleşme hızından düşük olmuştur.
Kentleşmenin özelikle de çarpık kentleşmenin neden olduğu, mafya ve
benzerlerine yol açan toplumsal ayrışmanın unsurları şöyle özetlenebilir:
Hızlı nüfus artışı, nüfusun yoğunlaşması ve ekonomik faaliyetlerin çeşit-
lenmesi etnik, mezhepsel ve sınıfsal farklılaşmayı artırmış ve özellikle de
kentsel çevre mekanlarda, gece kondular da nüfusun heterojenleşme süreci-
ni hızlandırmıştır. Böylece aynı yörede oturan aileler farklı farklı mezhepler
içinde farklı cemaatler, değişik meslek grupları ve toplumsal tabakalara
ayrılmış durumdadır. Kendilerine benzer durumda bulduklarıyla yakın
ilişki içinde olan aileler etnik grup, dini inanç etrafında kümelenerek içeride
dayanışmacı dışarıya karşı ise ayrımcı bir davranış sergilemektedirler. Bu
heterojenleşme başka etmenler ile birleşince çatışmaya ve suça, özellikle
de organize suça neden olabilmektedir.
39
c. Toplumsal Değişim
Türkiye geleneksel bir toplum olmaktan çıkan ve hızla sanayi toplu-
mu haline gelen bir ülkedir. Bu süreçte geleneksel toplum yapısında bazı
değişikliklerin olması ve bu değişimin toplumun tüm katmanlarında ve
dolaysıyla toplumsal yaşamı belirleyen bütün yapılarda kendini gösterme-
si kaçınılmazdır. Toplumların hızla değiştiği dönemlerde ahlak kuralları
hızla sarsılmaya başlar. Hızlı değişim sürecindeki bu toplumlarda yaşanan
38
Bovernk - Yeşilgöz, a.g.e., s. 46, 47.
39
Özsoylu, a.g.e., s. 15, 16, 17.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
231TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
bu gelişme, ahlak kurallarının iki kategoride sınıflandırılmasını gerektirir.
Toplumun örf ve adetleri, değer yargıları ve normlarından kaynaklanan ve
resmen kabul edilen, yasalarla zorunlu kılınan, eğitim ve toplumsallaşma
yoluyla empoze edilen resmi ahlak; ve hızla değişen toplumsal ve ekonomik
şartlarla aynı hızda ilerleyen resmi olmayan ahlak.
Bir toplumda aynı anda resmi ve resmi olmayan gibi iki farklı ahlak
anlayışının olması ve bunlar arasındaki çelişkiler ahlaki yozlaşmanın en
önemli göstergesidir. Eğer bir toplum hızla değişiyor, toplumda kaynak-
lar ve fırsatlar eşit olarak dağılmıyor ise kriminal sektörleri engelleyeceği
düşünülen ahlak normları geçerliliğini yitirir.
40
d. Eğitim
Bireye bilgi ve beceri kazandırma, bireyin topluma uyumunu sağlama
süreci olarak tanımlanan eğitim ile bireylerin refah düzeylerini artırmaları
arasında sıkı bir ilişki vardır.
Eğitimli toplumlarda suç oranını düşeceği genel kanıdır. Suç oranını,
iki şekilde ortaya çıkmaktadır. İlk olarak eğitim düzeyinin bireyin gelirinin
yükseltmesi sonucunda suç işlemenin alternatif maliyeti yükselmektedir.
Birey suç işleyip mahkûm olması durumunda çalıştığı işten ayrı kalması
gelirini ortadan kaldıracağı için suç işlemeyecektir. İkinci olarak okula de-
vam etme bireyin kötü çevrelerle ilişkisini kesebileceği gibi aynı zamanda
uygun bir disiplin altında ahlaki gelişimlerine de katkıda bulunur. ABD’de
yapılan araştırmalarda çocuklar arasındaki suçluluğun okula devam etme-
yen çocuklar arasında çıktığı ve okulun tatil olduğu dönemlerde çocuklar
arası suçluluğun arttığını ortaya koymuştur. Öğrencilerin ilgi ve yetenek-
lerini dikkate almayan, ezberci, yetenekleri körelten, sürekli bir yarışma
gerginliği altında tutan sınav sistemi, bilimsel olmayan eğitim programları
Türkiye’de suça mani olamamaktadır denemektedir.
41
e. Yasaklar
Piyasada bir takım mallar yasaklanmış olabilir. Yasaklanmış mallar için
normal piyasa arz ve talebi geçerlidir. Ancak yasaklar bu malların arzını
dışsal faktörlere bağlı hale getirir. Bu malların alım satımı yüksek fiyat ve
kar marjları ile gerçekleşir. Neticede bu yüksek karlar bir çokları için cazip
olabilir ve suça zemin oluşturur.
42
40
Özsoylu, a.g.e., s. 17, 18, 20, 23.
41
Özsoylu, a.g.e., s. 26, 27, 28.
42
Özsoylu, a.g.e., s. 29, 30, 32, 34.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
232TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
f . İşsizlik
Türkiye’de işsizliğe neden olan en önemli faktör nüfusun iş olanakla-
rından fazla artması, sınırlı sayıda nitelikli işgücüne istihdam olanakları-
nın sağlanmasıdır. İşsizlik ve yeraltı ekonomisi arasındaki ilişki çok uzun
zamandan beri tartışılmaktadır. Günümüzde işsizlikle yeraltı ekonomisi
arasında doğruda ilişki kurulamamaktadır. Ancak işsizlerin daha çok za-
manlarının olması ve gelir elde edememeleri nedeniyle suça daha yatkın
oldukları da kabul edilmektedir. Ancak çok sayıdaki işsizin suç işlememek
hatta çocuklarını da suçtan korumak için özel çaba gösterdikleri bilinmek-
tedir. Bu nedenlerle işsizlikle bağlantılı bir takım sosyal etmenlerin varlığı
suça etkili olmaktadır.
43
g. Gelir Dağılımındaki Bozukluk
Bir ülkede gelirlerin dağılımı, o ülkenin gelişmişlik düzeyi, toplumun
sosyal ve idari yapısı hakkında bir fikir vermektedir. Türkiye gelir dağılı-
mının adil olmadığı bir ülkedir. Hatta çok kötü olduğu da iddia edilebilinir.
Aslında genel kanı gelir dağılımı bozukluğu ile suç arasında doğrudan
bir ilişki kurulamayacağıdır. Yoksulluk tek başına bir suç etmeni değildir.
Ancak gelir dağılımının bozukluğu bazı sosyal gelişmelere yol açmaktadır.
Türkiye örneğinde olduğu gibi en zengin ile en fakir arasındaki 10-11 katlık
fark, bunun yanı sıra sermaye sahibinin sürekli rant elde edebiliyor olması,
toplumda suçu engelleyebilecek normların bozulmasına neden olmuştur.
Bölgeler arası dengesizlik uçuruma dönüşünce, bu dengesizlik sosyal
huzursuzluk, işsizlik ve göçe yol açmaktadır. Göçün nedeni ekonomik olun-
ca da sonuçları olumsuz olmakta ve yeraltı ekonomisi, suçluluk aradığı
zemini bulabilmektedir. Yeni göç edenlerin şehirlerin sefalet bölgelerinde
oturmak zorunda kalmaları, ana babaların çalışmak zorunda olmaları
nedeni ile çocuklarının ihtiyaçlarını madden ve manen giderememekte
buda suça zemin hazırlamaktadır. Aynı şekilde içki, uyuşturucu ile ger-
çek yaşamla temas kesilmektedir. Böylelikle yoksulluk, suç olan yaşam
tarzı ile devamlı temas halindedir. Bu nedenle gelir dağılımı bozukluğu ve
yoksulluk bireysel farklılıkların oluşmasına etki ederek suçluluğa, yeraltı
ekonomisine neden olmaktadır.
44
43
Özsoylu, a.g.e., s. 36.
44
Özsoylu, a.g.e., s. 40, 41.
makaleler Mahmut GÖKPINAR
233TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ORGANİZE SUÇLULUKLA MÜCADELEDE ÖNERİLER
Organize suçluluğun yapısal özellikleri ve doğurduğu tehlike sonu-
cunda, pek çok ülkede bu suçlulukla klasik suçlarla mücadele yöntemle-
riyle başa çıkılamayacağı anlaşılmış, bu alanda yeni önlemler alınmıştır.
Ülkemizde bu suçlulukla mücadelede aşağıdaki önlemler alınmaya baş-
lanmalıdır.
• “Kara para aklama” suç tipi düzenlenmelidir. Bu gerçeği göz önüne
alan kanun koyucu, 4208 sayılı Kara Paranın Önlenmesi Hakkındaki Ka-
nun’u ihdas etmiş, kara para ve kara para aklama kavramlarını düzenle-
miştir. Söz konusu kanun, bu konuda çıkarılmış ilk yasal düzenlemedir.
Yeni TCK da “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama” başlıklı 282.
madde ile kara para aklama suçu yeniden düzenlenmiştir.
45
• Organize suçla mücadelenin gereği hakkında yerli ve yabancı ka-
muoyu aydınlatılmalıdır.
• Bu suçlarla ilgili bilgilerin tek elde toplanabileceği merkezler oluş-
turulmalıdır.
• Mücadeleyi tek elden yönetecek merkezi birimler oluşturulmalıdır.
• Mücadele için özel birimler oluşturulmalıdır.
• İtirafçı, tanık koruma programları hakkında yeni düzenlemeler
yapılmalıdır.
46
SONUÇ
Organize suçları işleyenler, serbest piyasa ekonomisinin sağladığı
imkanlardan yararlanan, yasal çerçevede faaliyet gösteren iş adamları
gibi davranmaktadırlar. Yasadışı faaliyetler paravan kuruluşlar aracılı-
ğıyla sürdürülmektedir. Organize suç örgütleri aralarında küresel bir ağ
oluşturmuşlardır. Ulusal ve uluslararası sosyo-ekonomik yapılar organize
suçluluğun zeminin oluşturmakta, onu sürekli beslemektedir.
Organize suçlar bir yandan hukuk devletini tahrip ederken, diğer yan-
dan demokrasilerin imkanlarını istismar etmektedir. Yasadışı yollardan elde
edilen finansman politik sisteme, basına, kamu yönetimine nüfuz edilmesin-
de, onların yönlendirilmesinde bir güç unsuru olarak kullanılmaktadırlar.
45
Coşkun, Neslihan, “Kara Para Aklama” Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 21, Sonbahar
2004, s. 202.
46
Özsoylu, a.g.e., s. 42, 46.
Mahmut GÖKPINAR makaleler
234TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Organize suç grupları sivil toplum içinde yasa dışı bir ekonomik- siyasi güç
odağı oldukları için, demokrasiler açısından büyük bir sorun olmaktadır.
Organize suç örgütlerinin ekonomik güç odağı haline gelmeleri, demokratik
hukuk devletinde güçler dengesini yönlendirebilme imkânını yaratmış,
İtalya’da olduğu gibi demokratik hukuk devletinin onlara yönelik verdiği
mücadeleyi zorlaştırmıştır.
47
KAYNAKÇA
Arlacchi, Pino, Mafya Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu, İletişim Yayınları, 1.Baskı,
İstanbul 2000.
Bovenrk, Frank - Yeşilgöz, Yücel, Türkiye’nin Mafyası, İletişim Yayınları, 1.Baskı,
İstanbul 2000.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 99, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla
Mücadele Daire Başkanlığı.
Coşkun, Neslihan, “Kara Para Aklama”, Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 2, Son-
bahar 2004.
Sözer, Adem, “Organize Suçluluk Kavramı ve Batı Ülkelerinde Bu Suçlulukla
Mücadele ile İlgili Gelişmeler”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk
Araştırmaları Dergisi, C. 9, S. 1-3, 1995.
Ömür, Topaç, “Organize Olmuş Suç Örgütleri ile Yapılabilecek Hukuksal
Mücadele Yöntemleri” Ankara Barosu Dergisi, 1997/2.
Özsoylu, A. Fazıl, Yeraltı Ekonomisi, Akçağ Yayınları, Ankara 1999, s. 9.
Türk Demokrasi Vakfı, Demokrasi ve İnsan Hakları Serisi,Terörizm ve Organize Suç-
lar, Demokrasi Ve İnsan Haklarının Gelişim Sürecine Etkileri, Ankara 1999.
Ünver, M. Naci, Uygulamada Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ve Cürüm İşlemek İçin
Teşekkül Kurmak, Turhan Kitabevi, Ankara 2001.
Yücel, M. Tören, ”Organize Suç”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 1998/3, yıl: 11.
47
Sözüer, a.g.m., s. 270, 271.