Candaş GÜROL hakemli makaleler
44TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
GİRİŞ
Ceza Muhakemesi Hukuku’nda, “tanık beyanı” kolay temin edilebil-
mesi nedeniyle sıkça kullanılan bir delil türüdür. Tanıklık müessesinin
asıl önemi örgütlü suçluluk gibi yazılı delillerin neredeyse hiç var olma-
dığı, sıkı bir gizlilik ve sessizlik kuralının hüküm sürdüğü yapılanmalara
karşı iddia makamının tek somut dayanağı olması gerçeğinin altında
gizlidir. Gerçekten de tanık beyanı Bentham’ın da söylediği gibi “adaletin
kulakları ve gözleridir”. Bu nedenle tanık mutlak doğruyu söylemeli öte
yandan bunu gerçekleştirebilmesi için tüm baskılara karşı etkin bir şekil-
de korunmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki Sessizlik Yasası birçok suç
örgütünün temel kuralı halini almıştır.
1
Bunun temel sonucu da örgüt ve
üyeleri hakkında tanıklık yapacak kişilerin ve onların yakınlarının ciddi
bir baskı altına sokularak tanığın ve görevini yerine getirmesini engelleme
teşebbüslerinin yoğunlaşması olacaktır. Öte yandan birçok yabancı ülke
Ceza ve Ceza Usul Kanunu konu ile geniş boyutlu düzenlemelere yer
vermekte ve tanığın etkin bir şekilde korunabilmesini amaçlayan enstrü-
manları muhakeme prosedürünün içersine dahil etmektedir.
2
TANIĞIN KORUNMASI MÜESSESESİ
ve
ADİL YARGILANMA HAKKI
Candaş GÜROL
*
*
Avukat, Poitiers Üniversitesi Ceza Hukuku ve Suç Bilimleri Doktora öğrencisi.
1
Sicilya’da La Cosa Nostra ; Calabria ’da La Ndrangheta de Calabre , Campagnia’da
La Camorra ve Puglia’da doğmuş olan La Sacra Corona gibi İtalya kökenli suç ör-
gütlerinin yanı sıra et Rus Vory u Zakone gibi örgütlerde de sessizlik kuralı örgütün
yazılı olmayan öte yandan varlığı da sorgulanmayan bir normudur. Örgüt üyeleri ve
onların ilişkide bulunduğu kişilerin yanı sıra tesadüfen bazı vakıalardan haberdar
olan üçüncü kişilerin adli merciler önünde tanıklık yapması son derece net ve ağır
bir şekilde cezalandırıla gelmiştir.
2
1970 tarihli The organised crime control act., Amerika Birleşik Devletleri’nde tanığa
yeni bir kimlik ve fiziki görünüm verilmesini öngören tanık güvenlik programlarını
düzenlemektedir. İsviçre’de ise 2004 yılında yürürlüğe giren Askeri Yargıda Tanık-
hakemli makaleler Candaş GÜROL
45TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Birleşmiş Milletler bünyesinde imzalanan 15 Kasım 2000 tarihli New
York Milletlerarası Organize Suçluluğa Karşı Sözleşme’nin 24. maddesinde
taraf devletler organize suçluluğa karşı mücadele tanıklara ve yakınlarına
girişilebilecek saldırılar ve bazı telkinlere karşı gereken önlemleri almayı
yükümlenmişlerdir. CMUK’un “Çağrıya Uymayan Tanıklar” başlıklı 46.
maddesi ile tanığın kanunda sayılan haller dışında davete icap etmemesini
hafif para cezası ile cezalandırılmıştır. Çağrıya uymayan tanıkların sebep
oldukları masrafların kendilerine ödetilmesi ve yol ve diğer masraflarının
mahkemece karşılanmaması gibi diğer yaptırımlarla da tanıklık yükümlü-
lüğü yoğunlaştırılmıştır. Kısaca kanun koyucu tanığın çekinme nedenleri
dışında duruşmada hazır olması gerekliliğinin altını çizmiş, öte yandan
özel olarak tanığın korunmasına ilişkin hiçbir hükmü kanun metnine
dahil etmemiştir. Bu durumda tanığın korunması ancak TCK’nın genel
nitelikteki suç kalıpları ile, dolaylı olarak, sağlanmaya çalışıla gelmiştir. Bu
durum, beş duyusu yardımıyla vakıf olduğu ve maddi gerçeğe ulaşmada
önemi olan her vakıayı beyan etmekle yükümlü olan tanığın bu görevini
korku ve adli makamlara güvensizlik nedeniyle gereği gibi ifa edememesi
sonucunu doğurmakta ve tanıklık toplum içersinde korkulan, istenmeyen
bir olay haline gelmektedir.
Kanun koyucu yeni CMK’ın tanığın korunması müessesini düzenleyen
58. maddesi ile bu alanda büyük sayılabilecek bir yenilik getirmiş ve bu
yenilik, çağdaş bir ceza muhakemesine ulaşma yolunda olumlu bir adım
olarak algılanmıştır. Kanaatimizce kanun koyucunun tanığın korunması
müessesine yer vermesinin altında yatan bir diğer neden de yeni CMK’nın
201/1.maddesi ile getirilen çapraz sorgu (cross-examination)
3
karşısında
tanığın haklarını güçlendirme arayışı olmuştur. Sanığın ve/veya vekilinin
sorularına doğrudan maruz kalacak olan tanığın kimliğinin kimi durum-
larda saklı tutulması da bunun bir sonucu olarak algılanmalıdır.
Ne var ki, tanığın korunması müessesinin varlığının dışında bir önemli
husus da bu koruma için seçilen seviye ile adil yargılanma hakkı ile arasın-
da doğacak olası çatışmalardır. Tanığın korunması kimi zaman savunma
için öyle sonuçlar doğurmuştur ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu
ların Korunması Hakkında Kanun (Loi relative à la protection des témoins) tanığın
askeri yargı sahasında da etkin bir şekilde korunmasını öngörmektedir, Fransız Ceza
Usul Kanunu’nda değişiklik yapan 15.11.2001 tarihli Gündelik Güvenlik Hakkında
Kanun (Loi relative à la sécurité quıtidienne) ileride ayrıntılı olarak bahsedilecek
olan müesseselerle etkin bir tanık koruma sistemi getirmiştir.
3
Çapraz sorgunun temel ilkeleri için bkz., Mustafa Tören Yücel, “Yeni Ceza Muha-
kemesi Kanunu (YCMK) Karşısında Ceza Adaleti Sistem’inin –de facto- Görünümü
ve Sosyolojik Çıkmazlar”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Nisan 2005, s. 29 vd.
Candaş GÜROL hakemli makaleler
46TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
seviyedeki tedbirlerin Sözleşme’nin 6. maddesini ihlal ettiği sonucuna var-
mış ve taraf devletleri tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Öte yandan
Mahkeme birçok kararında tanığın hangi noktaya kadar ve hangi hukuki
metotlarla korunabileceğinin sınırlarını çizmiş ve somut kriterler koymaya
çalışmıştır.
Çalışmamızın birinci bölümünde yeni CMK’nın 58. maddesi ile öngö-
rülen ve hukuk hayatımıza giren tanık koruma formlarını karşılaştırmalı
hukukun da ışığında incelemeye çalışacağız (I). Son bölümünde ise “Tanığın
korunması hangi noktada sanık haklarını ihlal eder?” sorusunu Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi kararlarıyla yanıtlamaya ve uygulamada bu hususta
doğabilecek sorunları aydınlatmaya gayret edeceğiz (II).
I. YENİ CMK İLE ÖNGÖRÜLEN TANIĞIN KORUNMASI MÜESSESİ
A. Tanık Koruma Tedbirlerinin Uygulama Sahası ve
Uygulamada Yaşanan Bazı Problemler
Yeni CMK’nın 58. maddesinin (5). bendinde gözümüze çarpan “2, 3 ve
4. fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili
olarak uygulanabilir” hükmü maddenin uygulama sahasını oldukça daralt-
maktadır. Madde metninde geçen “bir örgütün faaliyeti” ibaresinin, yeni
TCK’nın suç işlemek amacıyla örgüt kurma başlıklı 220. maddesi
4
ile birlikte
telakki edilmesinin daha doğru olacağı düşüncesindeyiz. O halde tanık
ilgili tedbirlerden, sadece yeni TCK’nın 220. maddesi anlamında bir “suç
örgütü” tarafından işlenen suçlarda yararlandırılacaktır. O halde ceza yukarı
haddi ne olursa olsun örgütlü suç olarak nitelendirilemeyecek olan suçların
failleri hakkında beyanda bulunan tanık yeni yeni CMK’nın 58. maddesi
ile düzenlenen korumadan yararlanamayacaktır. Oysa Fransız Ceza Usul
Kanunu’nun 706/58. ve devamı maddeleri tanık hakkında, “ismin gizli tu-
tulması” kararının verilebilmesini aleyhinde beyanda bulunduğu kişinin
fiilinin en az verdiği beş yıl hürriyeti bağlayıcı bir cezayı gerektiriyor olması
koşuluna bağlamış ve bu şekilde hükmün uygulama alanı genişletilmiştir.
Gerçekten de tanığın korunması müessesi ile amaçlanan tanığın beyanın
hiçbir baskı altında kalmadan verilebilmesi iken sadece örgütlü suçluluk
kapsamında tanığın koruma tedbirlerinden yararlanabileceği hususundaki
bu düzenleme müessesenin varlık nedeni ile çelişmektedir.
4
Madde 220. - (1) “Kanun’un suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya
yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından
amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması ge-
rekir”.
hakemli makaleler Candaş GÜROL
47TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
Kanaatimizce tanık belirli bir aşağı hadden fazla hürriyeti bağlayıcı
cezayı gerektiren her fiil hakkındaki beyanları nedeniyle karşılaşabileceği
her türlü tehlikeye karşı korunmalıdır. Maalesef Türk hukuku ceza mah-
kemelerinin tedbir nitelikli kararlarına son derece yabancı bırakılmıştır.
Uygulamada bu nev’i tedbir kararlarının verilmesi talepleri çoğu zaman
gerekçesiz olarak reddedilmektedir.
5
Tanığın korunabilmesi için suç kalıp-
larının yerine asgari bir ceza haddi tespit edilmesinin yanında uygulamada
var olan şikayete bağlı suçlarla ilgili tedbir kararı vermeme tutumunun
tanığın korunması hususunda verilecek kararlara yansımaması için gereken
önlemler de alınmalıdır. Hatırlatmak isteriz ki ülkemiz adalet sisteminin
her ülkede olduğu üzere yazılı olmayan bir boyutu vardır. Bu boyut yasa
maddelerinden farklı bir boyuttur. Adalet sosyolojisi ya da adalet psiko-
lojisi çağdaş ülke ceza sistemlerinde belirleyici bir rol oynamakla birlikte
ülkemizde bu kurumlara gereken önem verilmemektedir. Tanığın korun-
ması müessesinin de “genel adli teamüllere” kurban edilmemesi ve etkin bir
tedbir yolu olarak mahkemelerimizce uygulanması için gereken hassasiyet
gösterilmelidir.
B. “Tanığın Kimliğinin Saklı Tutulması” ve
Alternatif Bir Tedbir Olarak “Tanığın Adresinin Gizlenmesi”
Yeni CMUK’un 58. maddesi tanık olarak dinlenecek kişilerin kimlikle-
rinin ortaya çıkması kendileri ve yakınları açısından ağır bir tehlike oluştu-
racaksa, kimliklerinin saklı tutulması için gereken önlemlerin alınacağını
öngörmüştür. Öncelikle belirtmek isteriz ki madde metninde bu husustaki
kararın hangi merci tarafından verileceği belirtilmemiştir. Bununla birlikte
Fransız Ceza Usul Kanunu’ nun 706-58. maddesi bu seviyede bir tedbirin
uygulanabilmesi için Cumhuriyet Savcısı’nın veya sorgu hakiminin gerek-
çeli talebi doğrultusunda “Özgürlükler ve Tutuklama Yargıcı”
6
tarafından
verilen bir kararın varlığını aramaktadır.
Kanun koyucu “gereken önlemler alınır” ibaresiyle zımnen tanığın
kimliğinin saklı tutulmasına yönelik özel konulu ancak genel nitelikte bir
5
Bakırköy 20. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21.02.200X tarihli kararı ceza hakimlerimizin
tedbir niteliğindeki kararlara olan güncel bakış açısını yansıtması açısından dikkat
çekicidir. Mahkeme taklit markalar ihtiva eden ve bu nedenle gümrük müdürlüğü
tarafından Gümrük Kanunu 57. maddeye göre hakkında “gümrük işlemlerinin geçici
olarak durdurulması” kararı verilen mallar hakkında müştekinin zapt ve muhafaza
altına alınma talebini şu “gerekçeyle” reddetmiştir: “Evrak içeriğine ve ekli belge-
lere göre talebin reddine ...”. Bu ve bunun gibi sayısız kararda ceza hakimlerimiz
kovuşturulması şikayete bağlı suçlarla ilgili olarak tedbir kararı vermeme tutumunu
ısrarla sürdürmektedirler.
6
Juge des libertés et de la détention.
Candaş GÜROL hakemli makaleler
48TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
tedbir kararını vurgulamaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrasının son cümlesi
kimliği saklı tutulan tanığa ait kişisel bilgilerin Cumhuriyet Savcısı, hakim
veya mahkemece muhafaza edileceğini düzenlemektedir. Son cümleden adı
geçen makamlar, kimliğin gizli tutulmasına yönelik tedbirlerin hangi merci
tarafından verileceği hususundaki tereddütleri kuvvetlendirmektedir.
Önemle belirtmek isteriz ki 58/II madde hükmü kimliği saklı tutulan
tanığın bu bilgileri hangi vesileyle öğrendiğini açıklamakla yükümlü olacağı
yolundaki düzenlemesi ile ikinci bir tereddüt noktası yaratmıştır. Şöyle ki
tanığın bu bilgileri hangi vasıtayla öğrendiğini açıklaması kimi durumlarda
mesleğini, adresini, sanıklarla yakınlık derecesini açıklamasına ve böyle-
ce dolaylı olarak kimliğinin ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Yapılan bu
açıklamanın sadece koruma tedbirine karar vercek makama mı yoksa tüm
ilgililer tarafından haberdar olunacak bir şekilde mi yapılacağı da yine tam
olarak açıklığa kavuşturulmuş değildir. “Gizli tanığın” beyanlarını hangi
şekilde temellendirdiğinin ne dereceye kadara bilinmesi sorunu Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında çalışmamızın ikinci bölümünde
incelenecektir. Belirtmek isteriz ki yeni CMK tanıkların korunması sahasını
çağdaş ceza usul kanunlarına nazaran daha dar tutmuş bir diğer söyleyişle
daha az suç tipi için tanığın korunmasına karar verilebileceğini düzenlemiş-
tir. Bunun yanı sıra öngörülen önlemler temel alındığında da gizli tanıklık
müessesesinin uygulanması ile uygulanmaması arasında son derece faydalı
olacağını düşündüğümüz “gizli adres” tedbiri öngörülmemiştir.
Vurgulamak isteriz ki adalet psikolojisi açısından ceza hakimini sanık
aleyhine son derece ağır sonuçlar doğuracak bir tedbire karar vermekle,
soruşturmanın selametini tehlikeye düşürecek bir tutumu takınmak (örne-
ğin; hiç önlem almamak) seçenekleri arasından bırakmak, muhakemenin
sıhhat ve objektifliğii hususunda olumsuz sonuçlar doğurabilir. Öyle bazı
durumlar vardır ki hakim bir ara tedbirle yetinip olayın özel şartlarıyla mu-
hakeme seyrinin uyumlu bir şekilde devam etmesini sağlayabilir. Fransız
Ceza Usul Kanunu’nun yeni 706-56. maddesi de orta seviyeli bir koruma
tedbiri olarak muhakeme açısından önem arz eden ve delil değeri olan bazı
bilgi ve vesikayı sunmaya hazır olan ve hakkında o suçu işlediğine dair
hiçbir şüphe unsuru bulunmayan kişilerin adres olarak polis ya da jandarma
karakollarını gösterebileceklerini düzenlemektedir. Tedbirin uygulanabil-
mesi Cumhuriyet Savcısı veya Sulh Ceza Hakimi’nin bu yolda bir karar
vermesine bağlı tutularak kolluğun keyfi davranışlarda bulunması tehlikesi
de ortadan kaldırılmıştır. Belirtmek isteriz ki bu tedbir Fransa’da özellikle
hazırlık soruşturması safhası süresince sıkça uygulanmaya başlanmış ve
olumlu sonuçlar doğurduğu genel olarak kabul edilmiştir.
hakemli makaleler Candaş GÜROL
49TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
II. ADİL YARGILANMA HAKKI ÇERÇEVESİNDE
TANIĞIN GİZLİLİĞİ
Çalışmamızın başında da belirttiğimiz üzere tanığın korunması iki
boyutu ile ele alınması gereken bir müessesedir. Bir taraftan suçluluğa
karşı mücadelede maddi gerçeğe ulaşılması açısından özellikle hazırlık
soruşturması safhasında büyük faydalar getirebilecek bir hukuki enstrüman
olarak karşımıza çıkmaktayken öte yandan sanığın savunma hakkını kısıt-
layabilme tehlikesi olan bir delil türü olarak da görünebilir ve bu haliyle de
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma
hakkını ihlal eden bir unsur olarak mahkeme kararlarının güvenilirliğini
tartışılır hale dahi koyabilir.
7
“Gizli tanığın beyanıyla hüküm verilebilmesi için
gereken şartlar nelerdir?” sorusuna cevap arayacağımız bu bölümde konu ile
ilgili temel içtihat kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 1985
tarihli Kostovsky/Hollanda
8
kararını inceleyeceğiz. Vurgulamak isteriz ki
bu karar gizli tanığın beyanının ne dereceye kadar mahkumiyet hükmüne
esas teşkil edebileceği hususunu somut kriterler koyarak belirtmesi ne-
deniyle çalışmamız açısından önem arz etmektedir. Bahsi geçen kararda
Mahkeme son derece yüklü bir adli sicile sahip olan Slobodan Kostovski
isimli bir Yugoslav vatandaşının Hollanda mahkemeleri tarafından gizli
tanık beyanlarını dayanılarak cezalandırılmasını Sözleşme’nin 6. maddesi
ile düzenlenen adil yargılanma hakkının bir ihlali olarak niteleyerek Hol-
landa hükümetinin sözleşmeyi ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kullandığı Temel Kriterler
1. Çekişmeli Yargılama “Débat Contradictoire”
9
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kökleşmiş içtihatlarından birisi
de hükme esas teşkil eden delillerin sanığın huzurunda veya en azından
bilgisi dahilinde üretilmesi zorunluluğudur. Hiç kuşkusuz bu içtihat ilk
bakışta hazırlık soruşturmasının gizliliği prensibine aykırı bir izlenim ya-
ratmaktaysa da Mahkeme birçok kararında bu içtihadın hükmü verecek
olan yargı yerinde nazara alınması gerektiğini ve hazırlık soruşturmasında
bu safhanın doğası gereği gizliliğin belirli bir noktaya kadar kabul edi-
lebilir olduğunu vurgulamıştır.
10
Öte yandan “silahların eşitliği prensibi”
7
Pradel, Jean, Corstens Geert, Droit Pénal Européen, no. 378 vd., Paris 1999, Dalloz.
8
Kararın tam metni için bkz., www.echr.coe.int 22.02.2005, M. Slobodan Kostovski
C. - Royaume des Pays Pas, Requête, no. 11454/85.
9
Leclerc, Henri, “Les limites de la liberté de la preuve: Aspects actuels en France”,
RSC 1992/1 , s. 15 vd.
10
Öte yandan “Hazırlık soruşturmasının gizliliği” prensibi dahi karşılaştırmalı hukukta fark-
lı şekilde uygulana gelmiştir. Değişik uygulamalara AİHM’nin bakış açısı için bkz., Lamy
c./Belgique, 30.03.1989, Bricmont c./Belgique, 07.07.1989, Edwards c./RU, 16.12.1992.
Candaş GÜROL hakemli makaleler
50TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
gereğince sanığın aleyhine beyanda bulunan tanıkla yüzleşmesi, bunun
tanık açısından ciddi tehlikeler yaratması ihtimalinin varlığında ise en
azından avukatı aracılığı ile yazılı olarak tanığa soru yöneltebilmesinin
gerekliliği özellikle Kostovski kararında vurgulanmıştır. Mahkeme sanı-
ğın bilgisi dahilinde meydana çıkması ve üretilmesi gerekli olan ve delil
niteliğinde olmaları nedeniyle mahkumiyet hükmüne esas teşkil eden
beyanlarla ilgili olarak sanığın hiçbir sorusana cevap alamamış oluşunun
altını çizerek tanığın gizliliğinin kabul edilmiş olması durumunda dahi
dolaylı yollarla tanığa soru sorulabilmesi ve tanığın beyanına esas teşkil
eden bilgileri nasıl öğrendiğini sorgulanabilmesine büyük önem vermiştir.
11
Kimliği açıklanmayan tanığın beyanına başvurulabilmesi imkanı her ne
kadara kabul edilebilir bulunmuşsa da sanık veya en azından avukatının
tanığa dolaylı olarak (çoğu zaman yazılı olarak) soru yöneltmesine imkan
tanınmalıdır.
12
Aynı kararda Mahkeme; Kostovski’nin avukatı tarafından
hazırlanan soru listesinin kimliği saklı tutulan bir tanık tarafından cevap -
landırılmaması sonucunda Mahkeme’nin hiçbir özen göstermemesi ve bu
durumun tanığın güvenilirliği üzerinde tereddüt yaratmasını Sözleşme’yi
ihlal olarak değerlendirmiştir.
Adil yargılanma hakkının sanığa tanıdığı haklar ile devletin yargılama
yetkisi arasındaki dengenin tespiti çoğu zaman güç olmaktadır. Bu bağ-
lamda polisin savunma haklarının etkinliğinin artmasının suçluluk ora-
nında artışa neden olduğu savı geleneksel bir hal almıştır.
13
Diğer yandan
AİHS’nin etkin bir şekilde uygulandığı ülkelerde, bireyin sahip olduğu
temel haklar yargıç tarafından çoğu kez kendiliğinden gözetilmekte ve
savunmanın talebi olmaksızın dahi uygulanmaktadır.
2. Kimliği Gizli Olan Tanığın Beyanının Mahkumiyet Hükmüne
Belirleyici Olacak Derecede Tesir Etmesi “Condamnation Fondée
À Un Degré Déterminant Sur Les Déclarations Anonymes”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre mahkumiyet
hükmü tek başına ismi saklı olan ve sanıkla dolaylı dahi olsa karşılıklılık
ilişkisine girmemiş olan bir veya birkaç tanığın beyanlarına dayandırıl-
mamalıdır. Mahkeme tanık beyanının yanında mevcut olan ancak hükmü
11
De Smet B., “La défense face aux témoins anonymes et les exigences d’un procès
équitable dans la jurisprudence de la CEDH”, RID, pén., 1998.
12
Van de Kerchova, Michel, La preuve en matière dans les jurisprudences de la Cour
et de la Comission Européenne des Droits de l’Homme , RSC, 1992/1, s. 1 vd.
13
Pettiti Louis-Edmond, “Les Garanties Du Procès Équitable: La Jurisprudence De La
Cour Européenne Des Droit De L’homme”, Quelle politique pénale pour l’Europe sous
la direction de Mirelle Delmas-Marty, Paris, Economica, 1993.
hakemli makaleler Candaş GÜROL
51TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
etkileyecek vasıflar taşımayan bazı emarelerin varlığı halinde dahi gizli tanı-
ğın beyanının hükmün verilmesinde “bir dereceye kadar belirleyici bir şekilde”
kullanıldığından bahisle ihlal kararı verebilmektedir.
14
Kostovski kararının
belki de en dikkat çekici yanı Mahkeme’nin Hollanda hükümetinin tanık
beyanlarının tam olarak gerçeğe dayanıyor olduğu ve kısıtlanan özgürlük
ile toplum çıkarı arasında bir orantının varlığı yolundaki savunmasını ka-
bul etmeyerek, adil yargılanma hakkının verdiği prosedüral garantilerin
ve doğru işleyen bir adli mekanizmanın hiçbir şekilde feda edilemeyece-
ği şeklindeki görüşüdür. Mahkeme bir diğer kararında ise tanığın gizli
oluşunun savunma için başlıbaşına başa çıkılmaz bir dezavantaj yarattığı
sonucuna varmışdır.
15
Yine benzer bir kararda, tanığın kimliğini öğreneme-
mesi “savunmanın neredeyse aksi ıspatlanamaz bir sav”la karşı karşıya kalması
olarak nitelemiştir.
16
Adı geçen kararda Mahkeme savunmanın tanıkların
inandırıcılık ve güvenilebilirlik gibi özelliklerinin muhakeme esnasında
tartışma konusu dahi yapılamamış oluşunu adil yargılanma hakkının ihlali
olarak nitelemiştir.
17
Mahkeme tüm bu kararlarında başlı başına tanığın gizliliğini değil
savunmanın tanığın inandırıcılık ve güvenilirliği konusunda soru sorama-
masını veya sorduğu soruların cevapsız bırakılmasını göstermiştir. Bununla
birlikte AİHM’nin “gizli tanık beyanı kavramı” hakkındaki içtihatları ince-
lendiğinde Mahkeme’nin adil yargılanma hakkı ihlali iddiaları karşısında
ne denli hassas olduğu ve prensipte karşı çıkmamakla birlikte gizli tanık
müessesesi üzerinde son derece dikkatli ve strict bir incelemeye gittiği de
dikkatlerden kaçmamalıdır.
18
Mahkemeni’nin mahkemeye göre silahların
eşitliğinden bahsedebilmek için bir mahkumiyet kararı karar gizli tanık
beyanından başka delillerle de temellendirilmeli ve argümante edilmelidir.
Bu bağlamda taraf devletler de milli mevzuatlarında gerekli düzenlemeleri
yapmış ve sadece gizli tanığın beyanının hükme esas teşkil edemeyeceği
yolundaki hükümlere ceza usul kanunlarında yer vermişlerdir. Buna en iyi
örneğin Fransız Ceza Usul Kanunu’nun (CPP) “Tanığın kimliğinin bilinme-
sinin savunma için kaçınılmaz bir durum yaratması durumunda” gizli tanıklığa
dair hükümlerin uygulanamayacağı yolundaki 706-60 maddesidir. Yeni
14
Molina, Emanuel, “La Liberté De La Preuve Des İnfractions En Droit Français Con-
temporain”, Marseille, PUAM, 2001.
15
Ulterperginter c./Autriche 24.11.1986.
16
Delta c./France, 19.12.1990, Num. de requête 11444/85, www.echr.coe.int, 28.02.2005,
19 Décembre 1990.
17
Louis-Edmond Pettiti, a.g.e. s. 290.
18
Bouloc, Bernard, “L’audition Des Témoins Dans La Procédure Pénale En Droit Fran-
çais Et En Droit Communautaire Après Les Derniers Arrêts De La Cour Européenne”,
La Vie Judiciaire, 31.12.1990/6.01.1991, s. 5.
Candaş GÜROL hakemli makaleler
52TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
CMK’nın hazırlanma safhasında ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
yaklaşık yirmi beş yıllık kökleşmiş içtihadı ve karşılaştırmalı hukukta bulu-
nan bu örneklerin dikkate alınmamış oluşu son derece düşündürücüdür.
SONUÇ
Türk hukuk öğreti ve uygulamasının yeni CMK ile tanışacağı ve bi-
zim için son derece yabancı bir müessese olan “tanığın korunması” her ne
kadar “kulağa hoş geliyor” olsa da bir ceza davasının akışını ve sonucunu
değiştirebilecek kadar hassas kararların alınmasını gerektiren bir hukuki
enstrümandır. Ana hatlarıyla özetlemeye çalıştığımız üzere Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi kararlarında da “tanığın korunması” ile adil yargılanma
hakkının ihlali arasındaki ince çizginin tespiti umuyoruz ki uygulamada
hakim ve savcılarımız için zorluk yaratmayacak ve AİHM’nin kökleşmiş
içtihatları hüküm veren yerel mahkeme yargıcı tarafından re’sen nazara
alınacaktır. Benzeri bir durum adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesi
ile mahkum olan Fransa’da yargıçların özellikle prosedüral haklara yoğun
bir dikkat göstermeleri olmuştur.
19
Aksi taktirde adil yargılanma hakkı ihlal
iddiaları, tazminat talepleri ve aleyhine çıkmış yüksek sayıdaki kararın
yanına “tanığın korunması” gibi son derece iyiniyetle yapılmış bir düzenle-
menin kötü meyvalarının da eklenme riski son derece yüksek görünmek-
tedir. AİHS taraf devlet yargıçlarına hüküm vermeden önce AİHM’den bir
yorum kararı talep etme hakkını tanımamaktadır. Bu durumun en önemli
sonucu önüne gelen olayla ilgili karar verecek olan yargıcın İnsan Hakları
mevzuatı ve mahkeme içtihatına hakim olması gerekliliğidir. Aksi taktirde
Sözleşmeyi ihlal eder nitelikteki kararlar ülke aleyhine bir başvuru yapılıp
devlet mahkum edilene kadar devam edecektir.
20
Günümüzde hukuk ve
toplum düzenini ve hatta demokratik rejimin varlığını tehdit eden bir nokta-
ya ulaşmış olan örgütlü suçlulukla mücadelede etkin bir hukuki enstrüman
olan bu kurum doğru olarak algılandığı ve sanık hakları ile maddi gerçeğe
ulaşma amacı arasındaki ince sınır doğru olarak tespit edildiği sürece büyük
faydaları beraberinde getirebilecek niteliktedir. Eleştirdiğimiz hususların
dışında suçlulukla mücadele ve insan hakları sahalarında Türkiye’nin
yükümlendiği bazı edimlerin kodifikasyon aşamasına gelip de tartışılıyor
oluşu ise olumlu bir gelişme olarak değerlendirimelidir.
19
Lafarge, Philippe, “Les Garanties Du Procès Équitable”, Quelle Politique Pénale Pour
L’europe Sous La Direction De Mirelle Delmas-Marty, Paris, Economica, 1993.
20
Chemin, Anne, “Compte Rendu De La Table Ronde –les Garanties Du Procès Équi-
table-”, Quelle Politique Pénale Pour L’europe Sous La Direction De Mirelle Delmas-Marty,
Paris, Economica, 1993.
hakemli makaleler Candaş GÜROL
53TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
KAYNAKÇA
Türkçe Eserler
Yücel Mustafa Tören , “Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu (Yeni CMK) Karşısında
Ceza Adaleti Sisteminin –de facto- Görünümü ve Sosyolojik Çıkmazlar”,
Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Nisan 2005, s. 29 vd.
Fransızca Eserler
Bouloc Bernard, “L’audition Des Témoins Dans La Procédure Pénale En Droit
Français Et En Droit Communautaire Après Les Derniers Arrêts De La
Cour Européenne”, La vie judiciaire, 31.12.1990/6.01.1991.
Chemin Anne, “Compte rendu de la table ronde –Les garanties du procès Équ-
itable-”, Quelle Politique Pénale Pour L’europe Sous La Direction De Mirelle
Delmas-Marty, Paris, Economica, 1993.
De Smet B., “La Défense Face Aux Témoins Anonymes Et Les Exigences D’un
Procès Équitable Dans La Jurisprudence De La CEDH”, RID, pén., 1998.
Lafarge Philippe, “Les Garanties Du Proèces Équitable”, Quelle Politique Pénale
Pour L’europe Sous La Direction De Mirelle Delmas-Marty, Paris, Economica,
1993.
Leclerc Henri, “Les Limites De La Liberté De La Preuve: Aspects Actuels En
France”, RSC, 1992/1 , s. 15 vd.
Molina Emanuel, “La Liberté De La Preuve Des İnfractions En Droit Français
Contemporain”, PUAM, Marseille 2001.
Pettiti Louis-Edmond, “Les Garanties Du Procès Équitable: La Jurisprudence
De La Cour Européenne Des Droit De L’homme”, Quelle Politique Pénale
Pour L’europe Sous La Direction De Mirelle Delmas-Marty, Paris, Economica,
1993.
Pradel Jean - Corstens Geert , Droit Pénal Européen, Paris, Dalloz, 1999.
Van de Kerchova Michel, “La Preuve En Matière Dans Les Jurisprudences De
La Cour Et De La Comission Européenne Des Droits De L’homme”, RSC
1992/1, s. 1 vd.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları
Bricmont c./Belgique, 07.07.1989
Delta c./France, 19.12.1990
Edwards c./RU,16.12.1992
Kostovski c./Royaume des Pays Pas, 20.11.1989
Lamy c./Belgique, 30.03.1989
Ulterperginter c./Autriche 24.11.1986
Candaş GÜROL hakemli makaleler
54TBB Dergisi, Sayı 60, 2005
ÇIKTI !!!