Yrd. Doç. Dr. Başak Şit İmamoğlu
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
BANKA VE TİCARET HUKUKU ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
(T. İş Bankası A.Ş. Vakfı)
Yrd. Doç. Dr. Başak ŞİT iMAMOĞLU
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Öğretim Üyesi
Ticari İşlemlerde
Taşınır Rehni Kanunu
U
••
zerine Bir i
•
nceleme
fi§l BANKA VE TİCARET HUKUKU ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
� (T. İş Bankası A.Ş. Vakfı)
ba.zırlanrmştır.
•
Enstitü yayınlannda ileri sürülen fikirler yazarlanna aittir.
Dizgi
Kapak
Yayın Nu
ISBN
Baskı
Pınar TEKİN AK.BAL
Dr. Bilge İMAMOĞLU
511
978-975-537-248-8
Sözkesen Matbaacılık Tfo. Ltd. Şti.
Ankara, Ocak 2017
•
İÇİNDEKİLER
I. GİRİŞ ............................................................................................ 3
II. TEMEL ELEŞTİRİ ...................................................................... 5
III. REHNİN KONUSU ...................................................................... 8
IV. REHNİN KURULUŞU ................................................................. 10
A- Sözleşme .............................................................................................. 1O
1. Sözleşmenin Tarafları .................................................................... 11
a. Rehin Alan ................................................................................. 12
i- Kredi kuruluşları ................................................................... 12
aa. Bank.K uyarınca faaliyet gösteren bankalar ve
finansal kuruşlar............................................................ 12
bb. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve
Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca faaliyet
gösteren finansal kuruluşlar ..........................................13
cc. Kredi ve Kefalet Sağlayan Kamu veya Özel
Kurum ve Kuruluşlar .................................................. 14
ii. Tacir ..................................................................................... 14
iii. Esnaf ................................................................................... 14
ın
-,
b. Rehin Veren ................................................................................ 15
ı. Tacir .................................................................................... 15
ıı. Esnaf ................................................................................... 16
111. Çiftçi ..................................................................·..···· ............... 17
ıv. Üretici Örgütü ..................................................................... 17
v. Serbest Meslek Erbabı Gerçek ve Tüzel Kişiler ................ 17
2. Başkasının Borcu İçin Rehin Vermek
Olanaklı mıdır? .......................................................................... 18
3. Sözleşme Taraflarının Sonradan Değişmesi/ Alacağın
veya Rehinli Taşınınn Devri ..................................................... 20
4. Sözleşmenin Şekli ve İçeriği...................................................... 21
B- Tescil .............................................................................................. 23
V. REI-INİN BİLDİRİLMESİ .................................................................. 24
VI. REHNlN KAPSAMI ............................................................. 25
A-Genel Olarak ......................................................................... 25
B-Münferit Taşırur Varlıklar (m. 5.1) .......................................... 27
C- i
•
ş
1
etmenı
•
n
B
u
••
ru
••
n
•
u
•(
m.
5
.
2) .....................................................
32
• HÜKÜML •
VII. RElfNIN ERI.••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• 34
A- Rehinli taşınır üzerinde tasamıflar ve
devralanın sorumluluğu ......................................................... 34
IV
B- Rehin verenin özen gösterme yükümü ve
alacaklının müdahale yetkisi .................................................. 39
C- Lex commissoria yasağının kaldırılması ................................ 39
D- Sigorta tazminatının güvencenin kapsamına
gı
•
n
•
p gı
•
rme
d
ı
·
g
-·
ı ........................................................................
41
E- Birden fazla rehin kurulması ve öncelik hakkı ..................... 41
F- Değer tespiti ............................................................................ 42
G- Yaptırımlar............................................................................... 42
H- Borcun vadede ödenmemesi üzerine
alacaklının haklan ................................................................... 43
1. Mülkiyetin devri (m 14.1.a) ................................................... 43
2. Alacağın devri (m. 14.1.b) ..................................................... 43
3. Kiralama ve lisans (m. 14.1.c) ............................................... 44
4. Paraya çevirme (m. 14.2) ....................................................... 44
1- Zamanaşımı ............................................................................ 44
VIII. REHNİN SONA ERMESİ ........................................................... 44
IX. REHNE UYGULANACAK. DİĞER HÜKÜMLER ................... 45
X. UYUŞMAZLIKLARIN GÖRÜLECEĞİ MAHK.EME .............46
XI. ÖNERİLER .................................................................................. 47
V
EKLER
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ................................................... 53
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Gerekçesi .................................. 65
Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası
Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik
(Uygulama Yönetmeliği) ......................................................................... 69
Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği ............................................................ 91
Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti
Hakkında Yönetmelik ................................................................................ 107
Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
2015-2017 Yayın Listesi ......................................................................... 113
TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU
ÜZERİNE BİR İNCELEME
ı. GİRİŞ
1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (TİRK)'nu yürürlükten kal-
dıran 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TRK), 1.1.2017
tarihinde yürürlüğe girmiştir
1
.
TRK'nın uygulanmasına yönelik Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının
Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hak.kında Yönetme-
lik (Uygulama Yönetmeliği/Uyg. Yön.), Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği,
Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik de
31.12.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak
2
yürürlüğe girmiş bu-
lunmaktadır. Aynca Türkiye Noterler Birliği ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
arasında Protokol imzalanarak
3
, Rehinli Taşınır Sicili (Sicil)'nin kurulması
ve sicil hizmetlerini yürütme görevi Birliğe verilmiştir. Bu bağlamda Taşınır
Rehin Sicil Sistemi'ne (TARES) ilişkin İnternet portalı hazırlanmıştır4.
TRK hükümleri ile, Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun teslim şartına
bağlı taşınır rehni hükümleri (m. 939 vd) ilga edilmemiştir, sadece öngörülen
koşulların sağlanması halinde bazı taşınırlann teslime bağ1ı olmadan rehnine
olanak tanınmıştır. Bu itibarla taşınır malikinin, TRK uyarınca teslimsiz ola-
rak rehnedilebilecekJaşınırlannı teslim yoluyla rehnedebilmesi halen olanak-
lıdır.
Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ'lerin) finansmana eri-
şiminin kolaylaştırılması ve rekabet güçlerinin arttırılması amacıyla hazırla-
nan
5
TRK'nın, umulan amacı gerçekleştirmeye elverişli olmadığı ve aynca
kanun yapma tekniği bakumndan eleştiriye açık olduğu söylenebilir.
(1) RG, 28.10.2016, S. 29871.
(2) S. 29935 (3. Mükerrer).
(3) Türkiye noterler Birliği Başkanlığı 'nın 28.12.2016 tarih ve 22964 sayılı
yazısı [https:// www.tares.org.tr/nbsweb-tasinirRehinSorgu-app/public/genelyazi195.
pdf(erişim tarihi: 10.1.2017).
(4) https://www.tares.org.tr/nbsweb-tasinirRehinSorgu-app/public/main.xhtml
?faces-redirect=true (erişim tarihi: 10.1.2017).
(5) Genel Gerekçe (Y.D. 26, Y.Y. 1, TBMM S. Sayısı: 418, s. 4-5).
r- 1
4 ŞİT İMAMOĞLU
Kanun; 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun uygulamasının
yaygın olmadığı dikkate alınarak, "KOBİ'lerin finansmana erişimde güvence
olarak kullanabilecekleri alternatif unsurlar öngörmekte, müstakbel varlıklar
ile taşınır varlıkların getirilerini de rehnedilebilecek unsurlar arasına almakta,
rehnin ticaret unvanı ve işletme adından bağımsız olarak kurulmasını sağla-
makta ve aynca taşınır rehninin aleniyetini sağlamak: ve rehnin paraya çevril-
mesinde etkin bir mekanizma oluşturmak:"
6 amacını taşımaktadır. Ancak KO-
Bİ'lerin fınansman ihtiyacının; rehnin kolaylaştırılması yoluyla değil, tersine
rehnin sıkı koşullara bağlanarak alacaklı bakımından güvenilir bir teminat
oluşturmasının sağlanması ve bu arada rehin verenin de sömürülmesini engel-
lemek suretiyle olanaklı olabileceği gözden kaçırılmıştır. TİRK kapsamındaki
rehin, özellikle bankalar gibi kredi veren kuruluşların, yeterince sağlam bul-
madıkları için kabul etmedikleri veya ikincil olarak ve salt banka denetimle-
rinde, ilgili kredi için yeterli teminatın alınmış olduğunu göstermek amacıyla
kabul ettikleri bir rehin türü idi. Bu itibarla, finansmana erişimin yolu, sadece
rehnin kurulmasını kolaylaştırmaktan veya kapsamını genişletmekten değil;
taşınınn borçlunun zilyetliğinde kalması nedeniyle alacaklının yeterince sağ-
lam bulmadığı bu rehin türünü, alacaklının bir güvence olarak kabul etmesini
sağlayacak önlemlerin alınmasından geçmektedir. Ançak bu yapılırken, re-
hinle ilgili tüm çevrenin çıkarlarının korunmasına öz_en gösterilmeli; rehin ve-
renin sömürülmesi engellenmeli, üçüncü kişilerin çıkarları gözardı edilmeden
tüm ilgililerin çıkarları dengelenmelidir.
TRK, kanun yapma tekniği dikkate alınmadan,_i)zel hukukun temel il-
keleri ve temel kanunlarla uyum sağlanmadan sevk edilmiş hükümler içer-
mektedir. Örneğin Kanun'un 2. maddesinde; kredi kuruluşu, tacir, rehin hak-
kı, rehin sözleşmesi gibi kavram ve terimlerin, yeniden tarif edilmesi, taşınır
mülkiyetini emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazananın korunmaması, TTK
v: TMK ile uyumun sağlanmaması isabetli olmamıştır. Kanun'da birbiriile
çelişkili hükümler de bulunmaktadır (örneğin, m. 5 ile 8.3); ancak daha önem-
lisi medeni hukukun rehinde belirlilik ilkesi gibi _temel ilkeleri gözardı edil-
miştir. Kavram ve terimlerin yerli yerinde kullanılmamış olduğu hükümler de
vardır; bkz. m. 4.6.a.l; 4. 6.b; 12.2.
Bu eleştiriler, ilgili Yönetmelikler bakımından da tekrarlanabilir.
(6) Genel Gerekçe (TBMM S. Sayısı: 418, s. 4-5).
5
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
TRK'da ayrıca rehin konusu varlıkların sigorta ettirilmesi, rehinli ala-
caklının hakkının surrogat üzerinde devam etmesi, sicile güven, Rehinli Taşı-
nır Sicili'nin tutulmasından doğan sorumluluk gibi önemli bazı hususlar hak-
kında hiç büküm sevk edilmemiştir.
Kanun'un çeşitli hükümleri tereddüt uyandıracak şekilde kaleme alın-
mıştır. Bunlardan en önemlileri, diğer kanunlar uyarınca başka bir sicile tes-
cili zorunlu olan motorlu taşıtlar, markalar gibi taşınırlar varlıklar ve haklar
üzerinde TRK'ya göre rehin tesis edilip edilemeyeceğine ilişkin m. 5ve 8.3
ile alacağın devrinin bu Kanun kapsamında gerçekleştirileceği izlenimini
uyandıran, m. 2.1.ı; 8.1 ve 12.6 hükümleridir.
TRK, ticari işletmenin rehnini düzenleyen TİRK'i yürürlükten kaldır-
dığı için bu çalışmada, TRK ve bağlı ikincil mevzuat özellikle ticaret hukuku
perspektifinden ve rehin verenin tacir olması esas alınarak incelenmeye gayret
edilmiştir. Ancak anılan yeni düzenlemelerle sadece ticari işletme rehni de-
ğil; genel olarak teslimsiz taşınır rehni ve bunun paraya çevrilmesi hakkında
yeni, alternatif bir hukuki rejim oluşturulduğundan bu düzenlemelerin medeni
hukuk ve icra ve iflas hukuku yönünden de uzmanlarınca incelenmesi gerek-
mektedir.
II. TEMEL ELEŞTİRİ
Taşınır rebninin teslime bağlı olması kuraldır; zira ayni haklarda geçer-
li olan kamuya açıklık ilkesinin gereği, taşınırlar yönünden ancak zilyetlikle
gerçekleştirilebilir. Taşınınn bükmen teslim yoluyla teminaten temliki, taşı-
nır rehninin teslim zorunluluğunu dolanmak amacıyla yapılır ve TMK 766
uyarınca geçersizdir. O halde gerektiğinde tacire, taşının teslim zorunluluğu
bulunmaksızın, yani onu kullanma hakkım kendisinde tutarak kredi sağlama
olanağını tanıyacak istisnai bir yola ihtiyaç vardır. İşte ticari işletmenin veya
unsurlarının teslimsiz rehni
7
olanağı hem konusu hem de bu olanaktan yarar-
lanacak kimse(ler) bakımından istisnaidir.
(7) Bu güvence türü, kurulmasındaki kolaylığın konusuna göre karşılaştırmalı
hukukta farklı adlarla anılmaktadır: Teslimsiz rehin (non-possessory pledge), sicilli
rehin (registered pledge), taşınır ipoteği (movable hypothec), akdi rüçhan (contractual
privilage), değişken rehin (jloating charge) vb. [UNCJTRAL Legislative Guide on
Secured Transactions, lntroduction, N. 64 (s. 46)].
ŞİT İMAMOĞLU 8
Son yıllarda taşınır rehninin teslime bağlı oluşu şeklindeki genel hukuk
ilkesinin kredi ilişkilerinde yarattığı sorunlar uluslararası boyutta da dikkate
alınmaya başlanmış ve bu kapsamda çeşitli çalışmalar yapılarak yeni düzenle-
meler kabul edilmeye başlanmıştır. Bunlar arasında Finansal Teminat Düzen-
lemelerine İlişkin AB Direktifı
12
, Teminat İşlemlerine İlişkin Uncitral Yasa-
ma Kılavuzu1
3
, EBRD-Teminatlı İşlemlere İlişkin Model Kanun1
4
, Unidroit
Taşınırlar Üzerinde Uluslararası Haklar Konvansiyonu
15
, DCFR'nin
16
IX.
Kitabı, Fransız Medeni Kanunu 2006 reformu sayılabilir. TRK'nın hazırlık
çalışmalarında bu sayılanların gözönüne alınması uygun olurdu.
III. REHNİN KONUSU
TİRK; ilgili sicilinde kayıtlı ticari işletme veya esnaf işletmesi üzerin-
de rehin hakkı kurulmasını konu edinmiş idi. TİRK'in, TRK ile yürürlükten
kaldırılmış olması, ilk bakışta TRK'nın da konusunu, bu işletmelerin oluştur-
duğunu düşündürmektedir.
Kanun'un başlığı "Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu" ise de bu
hususun, Kanun'un amaç ve kapsama ilişkin 1. maddesinden anlaşılması ola-
naklı değildir. Kanun'un I. maddesinde kapsamı, "bir borca
17
güvence teş-
kil etmek üzere kurulan ve konusu bu Kanunda sayılan taşınır varlıklar olan
rehinli işlemler" olarak gösterilmiştir. Buna göre, taşınır varlıklar bir ticari
işletmeye da�il C?lsun veya olmasın yahut rehinle temin edilen alacak bir ticari
işten kaynaklansın veya kaynaklanmasın, anılan taşın_ır _v�lıklar (m. 5) TRK
kapsamındarehnedilebilecektir. -
--
TRK'ya tabi rehnin konusunun; Gerekçe'de ifadesini bulan amaç, rehin
sözleşmesine kimlerin taraf olabileceğini gösteren m. 3 ile rehnin kapsamını
oluşturan taşınır varlıkların sayıldığı m. 5'ten yola çıkılarak tayin edilmesi
gerekmektedir.
(12) Directive on Financia/ Collateral Arrangements (2002/47/EC) (Offıcial
Journal L 168, 27/6/2002 s. 43-50).
(13) UNCITRAL Legis/ative Guide on Secured Transactions.
(14) Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası-European Bank for Reconstruction
and Development Model Law on secured Transactions.
(15) UNIDROIT Convention on international rights on movable equiment.
(16) Draft Common Frame of Re/erence.
(17) "Alacağa" olmalı.
9
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
TRK 3 uyarınca tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı
gerçek ve tüzel kişiler rehin sözleşmesine taraf olabilecektir. Tacir ve esnaflar
bakımından, Ticaret veya Esnaf ve Sanatkar Sicili'ne tescil edilmiş olma şartı
aranmamış, aynca bu statüde olmayan çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek
erbabının da rehin sözleşmesine taraf olabileceği gösterilmiştir.
TRK 5 hükmünde üzerinde rehin hakkı kurulabilecek taşınır varlıklar
sayılmış ve ayrıca ticari işletme ile esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin
kurulabileceği gösterilmiştir. Hükümde sayılan taşınır varlıkların da herhangi
bir işletmeye dahil olması şartı aranmamıştır.
Buna göre; TRK'nın konusunu, m. 5'te sayılan herhangi bir taşınır
veya ticari işletmenin ya da esnaf !şletmesinin bütününün oluşturduğu düşü-
nülebilir. Böylelikle sayılan taşınırlar, Kanun'un öngördüğü Rehiı!li Taşınır
Sicili'ne kaydedilmek suretiyle teslim şartı aranmaksızın rehne konu edilebi-
lecektir. Ticari işletmenin veya esnaf iş�etmesinin tamamı üzerinde rehin ku-
rulabilmesi için de, bunların ilgili sicile kayıtlı olması şartı açıkça aranmamış-
tır. Ancak m. 5.2'de ticari işletme veya esnaf işletmesinin tamamı üzerinde
rehin kurulması halinde, bu rehnin "ticaret veya esnaf siciline
18
" bildirilmesi
öngörülmüş olduğundan, örtülü bir biçimde, Ticaret Sicili veya Esnaf ve Sa-
natkar Sicili'nde kayıtlı olmayan bir işletmenin tamamı üzerinde bu Kanun'a
göre rehin tesis edilmesinin olanaklı olmadığı da söylenebilir. Her ne kadar
m. 5.2'de öngörülen bildirim tek başına bu sonuca ulaşmaya yeterli değil ise
de, işlem güvenliği bakımından bu sonuca varılması zorunludur
19
. Aksi tak-
dirde, bir ticari işletmenin varlığından söz edilebilmesi için işletmenin Ticaret
Sicili'nde tescil edilmiş olması şartı aranmadığından (TTK 11.1), tescilli ol-
mayan işletmelerin bir bütün halinde ve salt Rehinli Taşınır Sicili'nde tescil
suretiyle rehne konu olmasının yolu açılır ki, TTK 11 uyarınca ticari işletmeyi
bir bütün halinde konu olan sözleşmelerin Ticaret Sicili'nde tescil edilmesi
gerektiğinden, ortaya çıkan ikili sistem işlem güvenliğini tamamen ortadan
kaldırır.
Kanun'un kapsamına, sermaye piyasası araçları ile türev araçlara iliş-
kin finansal sözleşmeler, mevduat, herhangi bir nedenle tapu kütüğünde tescil
(18) Hükümde geçen "esnaf sicili'' ibaresi ile kastedilen, Esnaf ve Sanatkar
Sicili olsa gerektir.
(19) Aynca bkz. m. 4.6.a.l; Uyg. Yön. m. 9.1.b.1.
ŞİT İMAMOĞLU 10
edilmiş olan taşınırlar dahil değildir (m.1.4, 5). Esas itibariyle mevduatın kap-
sam dışında bırakılması, buna karşılık alacak hakkının kapsama dahil edilme-
si (m. 5.1.a, 5) tutarsız olduğu kadar anlamsızdır. Zira bunlar üzerinde rehin
hakkı tesisi için zaten kural olarak yazılı sözleşme gerekli ve yeterlidir (TMK
955). Yok eğer, TRK 9/l'e dayanılara� bankaya karşı iyiniyet iddiasında bu-
lunulmasının önüne geçmek amaçlanıyorsa veya özellikle genel kredi sözleş-
melerinde olduğu gibi bankaların zaten borçlunun, banka nezdindeki mevdu-
atı üzerinde takas, mahsup, rehin hakkı bulunduğu ve bu nedenle mevduatın
Kanun'un kapsamına alınmaması öngörülmüşse, her alacaklının gereksinim
duyduğu bu korumanın sadece bankalar yönünden tanınması uygun değildir.
Öte yandan herhangi bir nedenle tapu kütüğünde tescil edilmiş olan ta-
şınırların kapsama alınmaması, eklenti niteliğindeki şeyler üzerinde kurulan
ticari işletme rehni ile taşınmazı eklentileri ile birlikte sınırlayan rehnin ça-
tışmasından doğan tartışmaları sona erdirecek nitelikte olmayıp, TMK 862
uygulamasında sorunlara neden olabilir, bkz. aşa. VI.
Sonuç olarak; TRK'nın konusunun herhangi bir işletmeye dahil olması
zorunlu bulunmayan m. 5'te sayılan taşınırlar ile Ticaret veya Esnaf ve Sanat-
kar Sicili'nde tescilli işletmeler olduğu anlaşılmaktadır.
Kanun'un; tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabının
mülkiyetinde olup da 5. maddesinde sayılan taşınırlar yönünden, TMK'nın
taşınır rehninin teslime bağlı oluşu kuralını bertaraf ettiği söylenebilir. Anılan
kimseler ile, rehin alacaklısına göre değişmekle birlikte, herhangi bir esnaf,
tacir ya da kredi veya kefalet sağlayan bir tüzel kişi arasında akdedilecek re-
hin sözleşmeleri Sicil'e tescil yoluyla kurulabilecektir. O halde, çok sınırlı bir
çevre dışında, taşınırlarını teslime bağlı rehin yoluyla rehin vermesi zorunlu
kimse kalmamıştır.
iV. REHNİN KURULUŞU
A- Sözleşme
TRK'ya göre rehin hakkının kurulabilmesi için öncelikle bir rehin söz-
leşmesi yapılması gerekir. Rehin sözleşmesinin taraftan Kanun'un 3. mad-
desinde; şekli ve içeriği ise 4. maddesinde gösterilmiştir. Ayrıca Uygulama
Yönetmeliği 8-1O hükümlerinde de bazı kurallara yer verilmiştir. Uygulama
Yönetmeliği'nin konuya ilişkin 5, 6 ve 7. maddeleri ise malumu ilan niteliğin-
de olduğundan tamamen gereksizdir.
11
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
1. Sözleşmenin Tarafları
TİRK'te, kredi alanların karşılarında güvenilir kişilerin bulunmasını
temin etmek üzere, ticari işletmenin bütününü konu alan rehin sözleşmesinin
rehin alan tarafını ancak bir banka veya kooperatifin oluşturabileceği öngö-
rülmüş
20
, buna karşılık kredili satışlar bakımından da kredili satış yapanların
rehin hakkının münhasıran vadeli satışa konu şeyler üzerinde kurulabileceği
hükme bağlamak suretiyle bu kişiler de kapsam dışında bırakılmamıştı.
TRK 3 ile, rehin sözleşmesine taraf olabilecek kişilerin kapsamı son
derece genişletilmiştir. Şüphesiz, münferit taşınırların rehninde rehin sözleş-
mesinin özellikle rehin alan tarafının sınırlandırılması gerekmez. Ancak ticari
işletmenin bütünü üzerinde kimlerin rehin hakkı edinebileceğinin sınırlandı-
rılması, tacirin güvenilir kişilerle rehin sözleşmesi akdetmeye sevk edilmesi
bakımından önemlidir. TRK'da bu husus tamamen gözardı edilmiştir2
1
. Rehin
sözleşmesinin her iki tarafının da herhangi bir tacir veya esnaf olması son de-
rece sakıncalı olup, TRK 3.b hükmü kaldırılmalıdır.
TİRK 2' de hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde kaleme alınmış
olan sözleşme taraflarının kimler olabileceği hususu, TRK'de anlaşılması güç
şekilde ifade edilmiştir. Rehin sözleşmesinin taraflarının kimler olabileceği
hususundaki belirsizlik, Uygulama Yönetmeliği 1O hükmü ile giderilmeye ça-
lışılmıştır. Bu bükme göre; rehin alacaklısı kredi kuruluşu, tacir veya esnaf
olabilir. 1. Rehin alacaklısının kredi kuruluşu olduğu hallerde, rehin veren
tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı olabilir. 2. Rehin ala-
caklısı kredi kuruluşu niteliğinde olmayan tacir ise, rehin veren tacir veya
esnaf olabilir. 3. Rehin alacaklısı esnaf ise, rehin veren tacir veya esnaf ola-
bilir. Her tacirin veya esnafın işletmenin bütünü üzerinde rehin hakkına sahip
olabilmesi uygun değildir.
(20) Bu sınırlandırma ile bir yandan TMK'nın teslim şartlı taşınır rehnine istisna
oluşturan bu rehin türünün yaygınlaşmaması diğer yandan da rehnin, borçlu tacir
veya esnafı sonradan zor durumda bırakmayacak güvenilir kuruluşlarla yapılmasının
sağlanması amaçlanmış idi (Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni 1977; Arkan, S.: Ticari
İşletme Hukuku, Ankara 2016, s. 50; Erten, s. 1O).
(2I) Bu endişe kanunlaşma sürecinde Muhalefet Şerhi ile dile getirildiği halde
gözardı edilmiştir:Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Tasarısı (1/753) ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu, Muhalefet
Şerhi, s. 23 (S. Sayısı: 418).
►
12 ŞiT iMAMOĞLU
Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, TRK kapsamında
bir taşınır rehni sözleşmesinde rehin alan ve rehin veren taraflar şu şekilde
belirleneblir:
a. Rehin Alan
i- Kredi kuruluşları: TRK kapsamında en geniş rehin veren çevresi•
ne kredi kuruluşları sahiptir. BankK. 3 uyarınca Türk hukukunda kredi kuru•
luşundan anlaşılması gereken, mevduat ve katılım bankalarıdır. Ancak TRK
2.e uyarınca kredi kuruluşu, BankK. uyarınca faaliyet gösteren bankalar ve
finansal kuruluşlar, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman
Şirketleri Kanunu uyannca faaliyet gösteren finansal kuruluşlar ile kredi ve
kefalet sağlayan kamu veya özel kurum ve kuruluşları ifade eder2
2
. Buna göre
aşağıda sayılanlar rehin sözleşmesine taraf olabilirler:
aa. BankK uyarınca faaliyet gösteren bankalar ve finansal kuruşlar
BankK uyarınca faaliyet gösteren bankalar; mevduat ve katılım banka•
lan, kalkınma ve yatının bankalan ve hatta bir bakıma Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası'dır. Uygulamada kallanma ve yatının ban.kalan ile Merkez
Bankası'nın, TRK kapsamında rehin sözleşmesi akdetmesinin pek karşılaşıl•
ması olanaklı bir durum olmayacağı belirtilmelidir.
BankK uyannca faaliyet gösteren finansal kuruluşlar ise, kredi kuru·
luşları (mevduat ve katılım bankaları) dışında kalan ve sigortacılık, bireysel
emeklilik veya sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak veya BankK'da yer
alan faaliyet konularından (BankK 4) en az birini yürütmek üzere kurulan
kuruluşlar ile kalkınma ve yatının bankaları ve finansal holding şirketlerini
ifade eder (BankK 3). Finansal holding şirketi de, içlerinden en az bir tanesi
bir kredi kuruluşu olmak şartıyla bağlı ortaklıklarının tümü veya çoğunluğu
kredi kuruluşu veya finansal kuruluş olan şirkettir (BankK. 3).
Görüldüğü üzere "BankK uyarınca faaliyet gösteren bankalar ve finan·
sal kuruluşlar" ifadesi, anlamsal bir tekrar kümesidir. Bu ifade, bazı kurum
veya kuruluşları kapsam dışında bırakmak amacıyla değil, bir rehin sözleşme·
(22) Halihazırda yerleşmiş bir terimin, bu Kanun'un uygulanması bakımından
farklı bir anlam taşıyacak şekilde kullanılması yerine, örneğin "kredi sağlayan
kurumlar" gibi farklı bir ifadenin tercih edilmesi isabetli olurdu.
•
13
TRK ÜZERiNE BİR İNCELEME
sine taraf olması olasılık dahilinde olsun olmasın, finansal sektörde faaliyet
gösteren tüm kuruluşları kapsamak amacıyla tercih edilmiştir.
TRK'da kredi kuruluşu tanımının, BankK ve 6361 sayılı Kanun'a hiç
atıf verilmeden sadece "kredi ve kefalet sağlayan kamu kuruluşları ile özel
hukuk tüzel kişileri" olarak belirlenmesi; hattam. 3.b hükmünde, rehin söz-
leşmesinin taraflarının tacirlerden oluşmasının olanaklı kılınmış olması nede-
niyle m. 2'de artık kredi kuruluşu tanımına dahi yer verilmeden, sadece 3.a' da
"kredi kuruluşları" yerine "kredi ve kefalet sağlayan kamu kuruluşları ile özel
hukuk tüzel kişileri" ifadesinin kullanılması yeterli olurdu.
bb. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman
Şirketleri Kanunu uyarınca faaliyet gösteren finansal kuruluşlar
6361 sayılı Kanun uyarınca faaliyet gösteren fınansal kuruluşlar; finan-
sal kiralama, faktoring ve finansman şirketleridir.
Finansal kiralama şirketleri TRK'ya tabi rehin sözleşmesinde rehin alan
tarafı oluşturabilir; ancak işletmesindeki makineleri finansal kiralama yoluyla
temin etmiş bir tacir veya esnaf, işletmesinin bütünü üzerinde, bu makineleri
de kapsayacak şekilde rehin tesis edemez; bu sonuç 6361 s. Kanun'dan ileri
gelmekte olduğundan TRK ile değişmemiştir.
Faktoring şirketlerine rehin hakkı tanınması ise, uygulamada çeşitli so-
runlara neden olabilir. Özellikle bankalarca gerçekleştirilen faktoring uygula-
ması hem borçlu büyük işletmelerle hem alacaklı KOBİ'lerle yapılan çerçeve
finansman sözleşmeleri ile yürütülmekte, bankanın kredilendirdiği kabul edi-
len kişi; alacağı devreden (genellikle KOBİ) değil, borçlu (genellikle büyük
işletme) olmaktadır. Alacağın devri, borçlunun katılımını gerektirmediğinden
faktor, borçlu büyük işletmeden teminat talep etmemekte; sadece alacağı dev-
reden KOBİ'den teminat talep etmektedir. Bu durumda vadede borçlu bor-
cunu haklı bir nedene dayanmaksızın ödemediğinde, faktor alacağı devreden
KOBi'nin taşınır varlıkları veya işletmesi üzerindeki rehin hakkının paraya
çevrilmesini talep edebilecektir. Bu sonucun TRK ile ulaşılmak istenen amaca
ne denli uygun olduğu tartışılmalıdır.
ŞİT İMAMOĞLU 16
kı tabiatıyla kiraya verendedir. Malik, tacir sıfatını haiz olmadığından işletme-
nin bütünü üzerinde malikin TRK'ya tabi rehin tesis etmesi artık olanaklı de-
ğildir. Tacir sıfatını taşıyan kiracı, sahip olduğundan daha fazla hak üzerinde
tasarrufta bulunmayacağından, onun işletmenin bütünü veya işletmeye dahil
münferit taşınırlar üzerinde rehin hakkı kurması zaten olanaklı değildir. TRK
5.1.a-o'da sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğinde bulunan taşınır varlık, hak
ve paylı mülkiyet haklan üzerinde rehin kurulabileceğine ilişkin hüküm (m.
5.1.ö) de bu sonucu değiştirmez; zira genel kuralın tekrarı niteliğinde bulunan
bu hüküm, malikin zilyetliğinde bulunmayan şeyler üzerinde rehin kurmasına
olanak tanır. Bu itibarla ürün kirasına konu işletmelerin bütünü üzerinde artık
rehin tesis edilmesi söz konusu olamayacaktır. Meğer ki ürün kiracısı tacir,
kendisinin malik olduğu münferit taşınırları rehne konu etsin veya başka bir
işletmeyi kendisi adına işlettiği için ayrıca tacir (veya esnaf) sıfatını taşıyan
malik onun için işletme üzerinde rehin kurulmasını kabul etsin
25
.
TRK'ya hakim olan kanun yapma tekniği dikkate alınırsa bu sonucun,
kanunkoyucu tarafından öngörülmüş olduğu söylenemez. Ancak, yine de so-
nuç budur.
Ticari işletmenin adi ortaklık şeklinde işletilmesi halinde, tacir sıfatı
ortaklardan her birine ait olacaktır. Ancak, adi ortaklık sözleşmesinde paylı
mülkiyet esası kararlaştırılmamış ise, ortaklardan her biri işletme üzerinde el-
birliği ile malik olacağından, tacir sıfatları bulunduğu halde, işletmeye dahil
taşınırlar üzerinde münferiden, veya işletmenin bütünü üzerinde, rehin tesis
edilmesi için rehin sözleşmesini tüm ortakların birlikte imzalaması gerekir
(TMK m. 702.2).
ii. Esnaf
TİRK döneminde de Esnaf ve Sanatkar Sicili'nde tescilli esnaf işlet-
mesi üzerinde TİRK hükümlerine göre rehin kurulması, böylece daha küçük
çapta bile olsa üretime katkısı olan esnafların da teslimsiz rehin olanağından
yararlanması söz konusu idi. TRK ile esnaflara, münferit taşınırlar üzerinde
de teslimsiz rehin kurma fırsatı verilmiştir.
(25) Aynca bkz. aşa. 2.
17
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
iii. Çiftçi
Çiftçi, 5488 sayılı Tarım Kanunu 'na göre faaliyet gösteren çiftçiyi ifa-
de eder (m. 2.1.a). Anılan Kanun'a göre ise çiftçi; mal sahibi, kiracı, yarıcı
veya ortakçı olarak devamlı veya en az bir üretim dönemi veya yetiştirme
devresi tarımsal üretim yapan gerçek ve tüzel kişilerdir (m. 3.ç). Görüldüğü
üzere, "çiftçi" tanımına dahil olunabilmesi için tarımsal üretimde bulunulması
yeterli olup, üretim araçlarının maliki bulunmak gerekmez. Bu itibarla ürün
kiracısı hakkında yapılan yukarıdaki açıklamalar, malik olmayan çiftçi hak-
kında da aynen geçerlidir. Bu kimseler de aynca işletmenin maliki durumunda
bulunmadıkça sadece, maliki bulunduk.lan taşınırlan teslimsiz olarak rehne-
debilirler.
iv. Üretici Örgütü
Üretici örgütü, üretici ve yetiştiricilerin ilgili kanunlara dayanarak kur-
duk.lan tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikleri ifade eder (m. 2.1.1). Tarımsal
amaçlı kooperatif ve birlikler; 1163 s. Kooperatifler Kanunu'na tabi tarımsal
amaçlı kooperatifler, 5200 s. Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu'na tabi tarım-
sal üretici birlikleri ve 4572 s. Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında
Kanun'a tabi tarım satış kooperatiflerinden oluşmaktadır. Uygulama Yönet-
meliği 9.1.b.5'te rehin sözleşmesinde yer alması gereken taraf bilgilerine yer
verilirken üretici örgütünün, kanuna aykırı olarak, "Sebze ve Meyve Üretici-
leri Örgütleri Hakkında Yönetmelik kapsamındaki üretici örgütleri"ne indir-
genmesi doğru olmamıştır.
v. Serbest Meslek Erbabı Gerçek ve Tüzel Kişiler
Serbest meslek faaliyeti veya bu faaliyeti mutat meslek olarak ifa etme,
ticaret hukukunun değil, vergi hukukunun konusunu oluşturur. Kanun'un ge-
rekçesinde, serbest meslek erbabı gerçek veya tüzel kişilerin rehin sözleşme-
sine taraf olmasına olanak tanınmasına ilişkin herhangi bir açıklama bulun-
mamaktadır. Ancak vergi hukukuna ait kurumların bu şekilde özel hukuka
aktarılması, beraberinde çözümü güç sorunları getirebilir.
Serbest meslek faaliyeti "sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya
mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin
işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına ya-
pılmasıdır (Gelir Vergisi Kanunu-GVK 65/ID. Serbest meslek erbabı, "serbest
ŞİT İMAMOĞLU 18
meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa eden"dir (GVK 66/I). Gümrük
komisyoncuları, noterler, avukatlar, mali müşavirler serbest meslek erbabına
örnek olarak gösterilebilir. Bu kimseler, maliki bulundukları taşınırları bunla-
rın teslimi gerekmeksizin rehnedebilecektir.
GVK 66 uygulamasında serbest meslek erbabının tüzel kişi olması ola-
naklı olduğu gibi, tüzel kişinin ortaklarının veya adi şirket ortaklarının da ser-
best meslek erbabı kabul edildiği görülmektedir. Hatta örneğin, bizzat serbest
meslek faaliyeti yürütmemekle birlikte serbest meslek erbabını biraraya geti-
rerek teşkilat kurmak veya bunlara sermaye temin etmek vs suretlerle serbest
meslek kazancından pay alanlar da serbest meslek erbabıdır (GVK 66/11.2).
2. Başkasının Borcu İçin Rehin Vermek Olanaklı mıdır?
Öğretide ticari işletmenin başkasının borcu için rehnedilip edilemeye-
ceği tartışma konusu olmuş idi. Çoğunluk görüşü, ticari işletmenin başkasının
borcu için rehne konu olabileceği
26
yönünde; diğer bir görüş ise, ticari işletme
rehninin öngörülme amacı ve istisnai niteliğinden yola çıkarak krediyi kulla-
nan ve işletmesini rehnedenin aynı kişiler olması gerektiği
27
şeklindeydi.
Rehin sözleşmesinde lehine rehin hakkı kurulan taraf; yani rehin alan,
daima kredi veren alacaklıdır; bu nedenle yer yer rehinli alacaklı olarak anı-
lır. Bu husus rehnin alacağa bağımlılığı ilkesinin doğal bir sonucudur2
8
. Bu
kimse lehine rehin hakkı kuran, yani rehin veren ise daiına maliktir ve genel-
likle kredi alan/borçlu olup bu borç nedeniyle kendisinden güvence istenmiş
olan kimsedir. Ancak, kredi alan durumunda olmayan bir kimsenin, kendisi
tarafından üstlenilmemiş bir borç için (=başkasının borcu için) güvence ver-
mesi de olanaklıdır. İşte bu halde rehin veren; yine maliktir; ancak bu malik
kredi alan/borçlu değildir.
(26) Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni 1977, s. 12; Arkan, s. 51;. Erten, s. 11.
Arkan, kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişilerin rehin hakkı münhasıran vadeli
satışa konu menkul işletme tesisatı üzerinde doğacağından haklı olarak, bu halde
başkasının borcu için rehin kurulmasının olanaklı olmadığı görüşünde idi (s. 51).
(27) Teoman, Ö.: Tacir Ticari İşletmesini Üçiincü Bir Kişinin Borcunun
Güvencesi Olarak Rehnedebilir mi?, Prof. Dr. Hüseyin Ülgen'e Armağan, Birinci
Cilt, İstanbul 2007, s. 84 vd.
(28) Serozan, s. 312.
--
19
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
Diğer yandan hiçkimse sahip olduğundan fazla hak üzerinde tasarrufta
bulunamayacağına göre, kural olarak bir kimsenin maliki bulunmadığı bir şey
üzerinde başkası lehine ayni hak tesis etmesi de söz konusu olamaz. O halde
rehin sözleşmesinin, rehin veren tarafı daima maliktir.
TRK 3 'te, "rehin sözleşmesinin" tarafları, statüleri itibarıyla sayılmış-
tır. Bu kimseler, ancak maliki bulundukları varlıkları, taraf oldukları rehin
sözleşmesine konu edebilirler. TRK 5.9'da ise, üçüncü kişilerin TRK kapsa-
mında borçlu lehine teslimsiz taşınır rehni kurabilecekleri gösterilmiştir (aynı
yönde Uygulama Yönetmeliği 10.5). Bu hüküm, m. 3'te sözleşmenin taraf-
lannın statüleri itibariyle açıkça sayılmış olması karşısında, rehin verenin m.
3'te sayılanlardan olması şartını değiştirmez. Zira, hükmün, tacirin tacir olma-
yan bir kimse için güvence verebileceği şeklinde anlaşılması da olanaklıdır2
9
.
Bu itibarla, rehin alan bir kredi kuruluşu ise; başkasının borcu için maliki
bulunduğu taşınır üzerinde teslimsiz rehin kurabilecek olan kimse de tacir,
esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek veya tüzel kişi olma-
lıdır. Rehin alanın kredi kuruluşu dışında bir tacir veya esnaf olması halinde
ise, rehin verecek olan üçüncü ldşi (malik) de tacir veya esnaf olmalzdır3°. Bu
sonucun kanunkoyucu tarafından öngörülen bir sonuç olup olmadığı belli de-
ğildir. Bu sonuç, sicilli taşınır rehninin özendirilmesi amacına uygun düşme-
yecektir. Ancak, hiç değilse teslimsiz taşınır rehninin istisnai olmasına hizmet
ettiği için ve bu istisnanın tanınma gerekçesi
31
doğrultusunda bu sonuç korun-
malıdır. Aksi takdirde TMK'nın taşınır rehni hükümlerinin halen yürürlükte
bulunmasının pratik bir anlamı kalmayacak, istisna kurala dönüşecektir3
2
.
TİRK'in kredili satış yapan müesseselerin rehin hakkının münhasıran
vadeli satışa konu şey üzerinde doğacağı yönündeki 2/II hükmüne benzer bir
(29) Hüküm, eğer örneğin tacir olmayan bir kimsenin taşının üzerinde, tacirin
borcu için banka lehine rehin hakkı kunnasına olanak tanımak için kaleme alınmış
ise açıkça, bu halde m. 3'te sayılanlardan .olma şartının aranmayacağının gösterilmesi
gerekirdi.
(30) Ürün kirasına konu işletmeler yönünden aynı sonuç için bkz. yuk.
IV.A.l.b.i.
(31) Bkz. Teoman, s. 84 vd.
(32) Ancak Uyg. Yön. 9.1.c'de, rehin sözleşmesinde bulunması zorunlu
hususlar arasında üçüncü kişinin "kimlik numarası" denilerek, Kanun'daki bir
belirsizlik yine Yönetmelik hükmü ile giderilmeye çalışılmıştır.
s
20 ŞİT İMAMOĞLU
hfil.iim TRK'da yer almadığından, bu şekilde vadeli satışlarda da, başkasının
borcu için taşınır rehni kurulması, -hem rehin verenin hem rehin alanın tacir
(veya yerine göre diğer statülerdeki kişilerden) olması şartıyla- artık olanak-
lıdır.
3. Sözleşme Taraflarının Sonradan Değişmesi/Alacağın veya
Rehinli Taşınırın Devri
Rehinli alacaklının alacağını devretmesi rehnin geçerliğini etkilemez.
Alacağı devralan kişi, yukarıda anılanlardan olmasa da rehin hakkından ya-
rarlanmaya devam eder3
3
(TBK 189, 127). Ancak devrin Sicil' e bildirilmesi
gerekir (m. 8.1; 12.6).
Rehinli taşınırın sonradan, rehin verence başkasına devri de olanaklıdır.
Bu halde rehin veren, devri Sicil'e tescil ettirmekle yükümlüdür (m. 12.6;
16.1). Taşının devralanın, TRK'da öngörülen kişilerden olmaması rehnin
geçerliliğini etkilemez. Ancak devralanın sorumluluğu çok ağırdır, bkz. aşa.
VII.A.
TRK 12.6'da rehin verenin "rehinli taşınır varlığın devri ile alacağın
devrini" Sicil'e tescil ettirmesi gerektiği gösterilmiştir. Taşınır varlık kavra-
ımna zaten "alacaklar" da dahil olduğuna göre (m. 5.1.a), bu hükümdeki ala-
cağın devrinden kasıt herhalde, rehinli alacaklının alacağının devridir. Devre-
den, rehinli alacaklı olduğuna göre, tescil yükümlülüğü neden "rehin verene"
yüklenmiştir? Üstelik alacağın devrinin borçluya bildirilmesi bir geçerlik şekli
olmadığına göre (TBK 184), rehinli alacaklı veya rehinli alacağı devralan bu
devri rehin verene hiç bildirmeyebilir; böylece rehin verenin iyiniyetle ifa ile
borcundan kurtulması gerekir (TBK 186). Yine m. 16.1.ç'de alacağın devrinin
"rehin veren" tarafından tescil ettirilmemesi cezai yaptırıma tabi tutulmuştur.
Aynca bkz. aşa. Vll.A, G, H.
(33) Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni 1977, s. 14; Ticari İşletme Rehni-
Uygulama-Sorunlar, Prof. Dr. Gürgan Çelebican'a Armağan, Ankara 2011, s. 390;
Arkan, s. 51. TİRK.döneminde rehinli alacaklının, TİRK 2' de sayılanlardan olmasının
hak ehliyetine ilişkin olduğu, bu kişiler dışındakilere devri üzerine rehin hakkının sona
ereceği görüşü de ileri sürülmüştür (Dural, H. A.: Ticari İşletme Rehni ile Teminat
Altına Alınan Alacağın TİRK m. 2'de Sayılan Kişiler Dışındaki Kişilere Temlikinin
Ticari İşletme Rehnine Etkisi, GSÜHFD 2004, Prof. Dr. Erden Kuntalp'e Armağan,
C. I, s. 323 vd, özellikle 326 vd).
21
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
4. Sözleşmenin Şekli ve İçeriği
Rehin sözleşmesinin yazılı şekilde veya güvenli elektronik imza ile
onaylanarak elektronik ortamda düzenlenmesi gerekir (m. 4.3). Yazılı olarak
düzenlenen sözleşmedeki imzalar noterce onaylanmalı veya sözleşme Sicil
yetkilisi huzurunda imzalanmalıdır3
4
(m. 4.4)
35
. Böylece rehin sözleşmesinin
ticari işletmenin kayıtlı olduğu sicil çevresindeki bir noter tarafından düzen-
leme şeklinde yapılması zorunluluğu kaldırılarak bu konudaki tartışma
36
sona
erdirilmiştir.
Rehin sözleşmesinde taraflar, borcun konusu ve miktarı, borcun miktarı
belli değilse rehnin ne miktar için güvence teşkil ettiği, ödenecek para cin-
si, rehnin azami miktarı
37
ve rehne konu varlığın ayırt edici özelliklerinin
38
gösterilmesi gerekir (m. 4.6.b). Bu hususların rehin sözleşmesinde yer alması
zorunlu olduğundan, herhangi birindeki eksiklik halinde sicil yetkilisinin söz-
leşmeyi tescil talebini reddetmesi gerekir.
TİRK döneminde yabancı para üzerinden ticari işletme rehni kurulması
hususu tartışmalı idi
39
. TRK 4.6.b ile bu tartışma sona ermiştir.
(34) Sözleşme ister yazılı ister elektronik ortamda hazırlansın TARES
portalı üzerinden düzenlenecektir. Rehin sözleşmesinin sadece elektronik ortamda
hazırlanması öngörülmediğine göre, TARES portalında hazırlanmayan yazılı
sözleşmelerin de tescili olanaklı olmalıdır.
(35) Bu geçerlik şekli Uygulama Yönetmeliği 8.1, 2 ve 3 hükümlerinde
de tekrarlanmıştır. Sözleşmede yer alması gereken irade beyanına ilişkin anılan
Yönetmelik m. 8.4 ise gereksizdir.
(36) Birçoğu yerine bkz. Kendigelen (Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan):
Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2015, N. 440 (s. 233-234); Erdem, s. 45.
(37) Borcun miktarı belli değilse rehnin ne miktar için güvence teşkil ettiği
gösterileceğine göre, bu ifade gereksizdir.
(38) TARES portalı sadece üç ayırt edici özelliğin sözleşmede gösterilmesine
elverişlidir. Diğer ayırt edici özelliklerin taraflarca açıkça kaleme alınması gerekir.
(39) Bir görüş TİRK 6'da alacağın TL olarak miktarının tescili öngörülmüş
olduğundan ve TMK'nın taşınmaz .rehnine·ilişkin hükümleri ancak TİRK'te hüküm
bulunmayan hallerde uygulanacağından, ticari işletme rehninin yabancı para üzerinden
kurulamayacağını savunurken (Arkan, s. 53, dn. 1); başka bir görüş TMK 851 (eski
MK 766/a) ile tanınan olanağın ticari işletme rehnine de uygulanmasını (Baştuğ, İ./
Erdem, E.: Ticari İşletme Hukuku, Ders Notları, Ankara 1993, s. 41; Erten, s. 40-41;
Erdem, s. 50) savunuyordu. Her halde yabancı para üzerinden rehin kurulabilmesi,
ŞİT İMAMOĞLU 22
Tescil masraflarının hangi tarafça karşılanacağı da sözleşmede belirtilir
(m. 4.6).
Her ne kadar TRK 4.6.a'da "rehin sözleşmesinin tarafı" denilerek bu
"tarafın" tacir, esnaf, çitfçi vb olması olasılıklarına göre çeşitli bilgilerin söz-
leşmede yer alması düzenlemiş ise de, rehnin sadece rehin veren tarafının
değil, alacaklı tarafının da sözleşmede ad-soyadı/ticaret unvanı vb, tanıtıcı
numarası ve adresi ile gösterilmesi gerekir. Nitekim Kanun'daki bu eksiklik
de Uygulama Yönetmeliği 9'da açıklığa kavuşturulmuştur. Rehnin üçüncü ki-
şinin borcunu güvence altına almak amacıyla kurulduğu hallerde üçüncü kişi
borçlunun bilgilerine de aynı şekilde sözleşmede yer verilmelidir4°. Bu yönde
Uygulama Yönetmeliği 9.1.c.
Kanun'da yer almamakla birlikte, taraflarca kabul edilen rehin sistemi
ile eğer sabit derece sistemi kabul edilmiş ise, derecenin itibari değeri ve rehin
alacaklısının derece ve sırasının; değerleme yapılmış ise, rehin konusunun de-
ğerinin de sözleşmede gösterilmesi gerekir (Uyg. Yön. 9.1.ğ, h).
Taraflar, Uygulama Yönetmeliği 9.1.ı hükmünün yönlendirdiği gibi,
"temerrüt durumunda mülkiyeti devralma hakkının kullanılacağı" kaydını
sözleşmeye koyarlar ise, henüz alacak muaccel olmadığına göre, bu sözleşme
hükmü kesin olarak geçersiz olmalıdır. Bkz. aşa. VII.C.
TİRK. dönemindeki, ticari temsilcinin, özel olarak yetkili kılınmamış
ise ticari işletme üzerinde rehin hakkı kurup kuramayacağı hakkındaki tartış-
manın
41
, TRK uygulamasında da devam edeceği söylenebilir. Bu bakımdan
özellikle sonraki sıradaki rehinli alacaklıların çıkarlarını zedeleyici niteliktedir
(Serozan, s. 317-318).
(40) Üçüncü kişi borçlunun adı ve adresinin sicilde gösterilmesi gerektiği
hakkında bkz. Akyazan, S.: Ticari İşletme Rehni, Batider 1976, C. VIII, S. 4, s. 69.
(41) Ağırlıklı görüş TBK 548/II'den yola çıkarak münferit taşınmazları
dahi ayni hakla sınırlandırma yetkisi bulunmayan ticari temsilcinin özel olarak
yetkilendirilınedikçe ticari işletme rehni de kuramayacağı [Omağ, M. K.: Türk
Hukukunda Ticari İşletm_e Rehni, İİTİAD �976, S. 1, s. 192-193;Arkan, s. 51; Poroy,
R./Yasaman, H.: Ticari işletme Hukuku, Istanbul 2010, s. 53; Erdem, s. 46; aynca
bkz. Kendigelen, {Ülgen/Helvacı/Kaya/Norner Ertan), N. 438 (s. 232)] yönündedir.
Aksi yönde Kırca, 1.: Ticari Mümessillik, Ankara 1996, s. 114.
-
23
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
rehin sözleşmesinin tarafı ticari işletme
42
ise, temsil ve ilzama yetkili temsil-
cinin rehin sözleşmesinde gösterilmesini düzelenleyen TRK 4.6.a.1 hükmü
tartışmayı sona erdirecek açıklıkta değildir.
Rehne konu varlığın alt veya art rehne konu edilmesi ile rehin verenin
rehin konusu üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayan kayıtlar geçersizdir (m.
4.7).
B-Tescil
Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Sicil'e tescil edilmesi ile kurulur (m.
4.1). Söz konusu Sicil, Rehinli Taşınır Sicili olup, Sicil örgütünü kurma veya
kurdurma görevi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 'na verilmiştir (m. 2.1.k; 8).
Bakanlık ile Türkiye Noterler Birliği arasında imzalanan Protokol uyarınca
Sicil'in kurulması ve sicil hizmetlerini sicil merkezi olarak Türkiye Noterler
Birliği yürütecektir. Rehin sözleşmelerine ilişkin işlemler ise sicil birimi olan
noterlikler tarafından yerine getirilecektir
43
.
Tescil talebi, rehin sözlemesinin her iki tarafınca birlikte yapılmalıdır
44
.
Rehin hakkının doğması bakımından, tescil kurucu niteliktedir. Bu itibarla ta-
raflar arasında rehin sözleşmesinin akdedilmiş olması yeterli değildir.
Tescil talebinde bulunulması hakkında Kanun'da bir süre sınırlaması
öngörülmemiştir. TİRK 4 ve 5, sözleşmenin noterce resen düzenlenmesini ve
ardından on gün içinde Ticaret Sicili'nde tescilin talep edilmesini öngörüyor-
du. Bu süreye uyulmamasının yaptırımı da gösterilmediğinden, sürenin geçi-
rilmesinden sonra da tescil talebinde bulunulup bulunulamayacağı tartışma
konusu olmuştu
45
.
(42) Ticari işletme bir sözleşmeye taraf olamayacağına göre, buradaki "ticari
işletme" ifadesinin, "tacir" olarak anlaşılması gerekir. Aynca bkz. Uygulama
Yönetmeliği 9.1.b.1.
(43) Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'nın 28.12.2016 tarih ve 22964 sayılı
yazısı [https:// www.tares.org.tr/nbsweb-tasinirRehinSorgu-app/public/genelyaziI95.
pdf(erişim tarihi: 10.1.2017).
(44) Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği m. 22.1.
(45) Bkz. Arkan, s. 52; Kendigelen (Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan), N.
456 (s. 242-243).
ŞİT İMAMOĞLU 24
Rehinli Taşınır Sicili, alenidir (m. 8.2). Ancak Ticaret Sicili'nde olduğu
gibi herkesin mi (TTK 35.2) yoksa tapu kütüğünde olduğu gibi sadece ilgisini
ispat edenlerin (TMK 1020/II) mi sicili inceleyebileceği Kanun'da gösteril-
memiştir. Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği 26.1'de ilgisini ispat eden herke-
sin Sicil'den onaylı belge talebinde bulunabileceği aynı Yönetmelik 30.1'de
de ilgisini ispat edenlerin Sicil'i inceleyebileceği (sorgulama işlemi yapabile-
ceği) gösterilmiştir.
V. REHNİN BİLDİRİLMESİ
IRK 5.8 uyarınca, "mevzuatı gereği özel sicillerine kaydı gereken re-
hinler Sicile bildirilir". Ayrıca bu bildirime ilişkin esasların yönetmelikle dü-
zenleneceği gösterilmiştir. Öte yandan m. 8.3'e göre, diğer kanunlar uyarınca
bir sicile tescili zorunlu olan taşınırlar üzerinde TRK kapsamında "Sicile tes-
cil edilmek suretiyle rehin tesis edilemez". Her iki hükümdeki "Sicil", Rehinli
Taşınır Sicili'dir (m. 2.l.k). O halde, TİRK 7'den farklı olarak, kastedilen
bildirim; Rehinli Taşınır Sicili'nde tescil edilen rehnin bildirimi değil; marka,
patent, gemi, taşınmaz gibi kendisine özgü sicilinde rehne konu olmuş varlık-
lar üzerindeki rehnin, Rehinli Taşınır Sicili'ne bildirilmesidir. Nitekim Re-
hinli Taşınır Sicili Yönetmeliği'nin "Sicil verilerinin paylaşımı" başlıklı 13.4
hükmü de bu yöndedir. Örneğin bir marka üzerinde TRK'ya göre rehin ku-
rulması olanaklı olmadığına göre (m. 8.3), bu marka üzerindeki rehnin Sicil'e
bildirilmesinden umulan fayda anlaşılamamaktadır. Aynca bkz. aşa. VI.A, B.
Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği 13.2 ve 13.3 hükümleri; TRK 8.3
ile üzerinde TRK'ya göre rehin kurulması yasaklanmış varlıklar üzerinde
TRK'ya göre kurulmuş rehnin, bu varlıkların ilgili sicillerine bildirilmesine
ilişkindir ki, bu hükümlerin uygulanması söz konusu olamamalıdır.
Ticari işletmenin (veya esnaf işletmesinin) bütünü üzerinde kurulan re-
hin, Ticaret (veya Esnaf ve Sanatkar) Sicili'ne bildirilir. (m. 5.2). Böylece
ticari işletme; devri Ticaret Sicili'nde; rehni Rehinli Taşınır Sicili'nde ger-
çekleştirilebilen bir malvarlığı bütününe dönüşmüştür. Ticari işletmenin devri
veya rehni sözleşmesi yapılırken, devralan veya rehnalanın her iki sicili de
incelemesi gerekir.
25
TRK ÜZERiNE BİR İNCELEME
VI. REHNİN KAPSAMI
A- Genel Olarak
Rehnin kapsamına m. 5.1'de sınırlı sayıda
46
sayılan taşınır varlıklar ile
ticari işletme veya esnaf işletmesinin bütünü girebilir (m. 2.2).
Diğer kanunlar uyarınca bir sicile tescili zorunlu olan taşınır rehinlerine
ilişkin hükümler saklı tutularak, bu taşınırlar üzerinde TRK kapsamında rehin
tesis edilemeyeceği gösterildiğinden (m. 8.3), esas itibariyle m. 5 kapsamına
dahil oldukları halde motorlu taşıt araçları, marka, patent, sürü hayvanları,
maden, gemi gibi varlıklar üzerinde TRK'ya tabi rehin kurulması olanaklı
değildir. Şu halde TRK'mn kapsamına, daha önce üzerinde sicilli taşınır reh-
ni kurulması olanaklı olan varlıkların girmediği, bunlar üzerinde ilgili özel
hükümlerde gösterildiği şekilde rehin hakkı kurulmaya devam edileceği söy-
lenebilir. Bu taşınırlardan motorlu taşıt araçları ile fikri ve sınai mülkiyet hak-
lan TİRK döneminde ticari işletme rehnine dahil iken TRK ile bu olanağın
ortadan kaldırılması isabetli değildir ve bu sonuç Kanun'un amacına aykırıdır.
Aynca TRK 8.3 hükmü ile 5.1 hükümleri birbiri ile açıkça çelişmekte-
dir4
7
. Madem 8.3 uyarınca bu varlıklar üzerinde TRK.'ya göre rehin kurulması
yasaklanacak idi, neden m. 5.1'de fikri mülkiyet haklan
48
(c), hayvan (d),
araç/iş makinası (h) gibi varlıklar sayıldı?
Doğrudan doğruya rehnin kapsamına ilişkin olan TRK 5.1, 5.2, 5.8 hü-
kümleri ile Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği 13 dikkate alındığında, rehnin
kapsamı ile ilgili olmayan m. 8'in 3. fıkrası hükmüne sehven yer verildiği
izlenimi doğmaktadır. Ancak hüküm o kadar açık ve duraksamaya yer verme-
(46) Aynı yönde Madde Gerekçesi (S. Sayısı: 418, s. 5).
(47) Benzer çelişki, Uygulama Yönetmeliği'nin 2. maddesi bakımından
da vardır, bu hükme göre, Yönetmelik "... taşınır varlığı rehin alacaklısına teslim
etmeksizin özel siciline tescil edilmek suretiyle kurulan rehinlere uygulanır". Hem
TRK 2.1.k'da hem anılan Yönetmelik 4.1.o'da "Sicil", Rehinli Taşınır Sicili" olarak
tanımlandıktan sonra, bu hükümde özel siciline tescil edilmek suretiyle kurulan
rehinlerin kapsama alındığının gösterilmesi isabetli olmamıştır.
(48) Fikri ve sınai mülkiyet haklarının, gaynmaddi malvarlığı hakları olması
nedeniyle taşınır sayılmayacağı, bu nedenle de 8.3'teki yasağa dahil olmadığı ileri
sürülemez; m. 8.3'te "taşınır varlıklar" denmekte, m. 5'te de fikri ve sınai mülkiyete
konu haklar, taşınır varlıklar arasında sayılmaktadır.
ŞİT İMAMOĞLU 26
yecek şekilde kaleme alınmıştır ki, gözardı edilmesi söz konusu olamaz. Kaldı
ki, m. 2.1.k'da Rehinli Taşınır Sicili de " .... mevzuatı uyarınca kendi özel
siciline tescili zorunlu olanlar dışındaki taşınır varlıklar üzerinde, bu Kanun
kapsamında tesis edilecek rehinlere ilişkin" iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği
sicil olarak tanımlanmıştır.
TNB tarafından oluşturulan TARES portalının incelenmesinden, uygu-
lamada m. 8.3'ün dikkate alınmayacağı ve bir sicile tescili zorunlu olan varlık-
lar üzerinde de TRK kapsamında rehin hakkı kurulabileceği anlaşılmaktadır.
TMK 862/l uyarınca taşınmaz üzerindeki rehin, taşınmazı bütünleyici
parçalan ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılar. Bu itibarla, ticari faaliyetini
kendisine ait bir taşınmazda sürdüren tacir, taşınmaz üzerinde kurulacak bir
rehinle menkul işletme tesisatını teslim etmeksizin, söz konusu tesisatı da gü-
vence kapsamına dahil ederek, -TRK hükümlerine başvurmaksızın- kredi ala-
bilir. Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça eklenti
olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyler, kanuna
göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır (TMK 862/
Il). TMK uyarınca taşınmaz rehni, taşınmazın eklentisini her halde kapsar.
Eğer rehin kurulurken bir şeyin, taşınmazın eklentisi olduğu gösterilerek bu
şey beyanlar hanesine yazılmış ise, bu durum sadece ispat yüküne etkilidir.
TRK 1.5'e göre ise, tapu kütüğünde herhangi bir nedenle tescil edi-
len
49
taşınırlar hakkında TRK uygulanmayacaktır. Şu halde, eğer taşınmaz
üzerinde rehin kurulurken, menkul işletme tesisatı rehne dahil edilerek tapu
kütüğünün beyanlar hanesine yazılmış ise, bu menkul işletme tesisatı üzerin-
de TRK'ya tabi rehin kurulamayacak; eğer menkul işletme tesisatı beyanlar
hanesine yazılmamışsa, TRK'ya göre üzerinde yeni bir rehin kurulabilecektir.
Bu ayırımın isabeti tartışılabilir; zira taşınmaz rehni, aksi açıkça kararlaştırıl-
mamış ise eklentiyi mutlaka kapsar; rehin kurulurken, eklentinin tapu kütü-
ğünün beyanlar hanesine yazılması ise sadece ispat yükünün yer değiştirmesi
anlamına gelir5°. Dolayısıyla TMK 862/III'de üçüncü kişinin eklenti üzerin-
deki haklarının saklı tutulduğu şeklindeki hükmün mutlak olup olmadığı veya
TMK 988'e (taşınır mülkiyetinin emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanımı
da...
(49) Eklentinin beyanlar hanesine yazılması teknik anlamda bir "tescil" olmasa
(50) G. Akipek, J./Akıntürk, T.: Eşya Hukuku, İstanbul 2009, s. 744. •
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
27
kuralına) istisna oluşturup oluşturmadığı tartışmasının
51
, ticari işletmenin faa-
liyet gösterdiği taşınmazın tacire ait olmadığı hallerde menkul işletme tesisatı
üzerinde kurulan rehinle taşınmaz üzerinde kurulan rehinin çatışmasına olan
etkisi halen devam etmektedir.
B- Münferit Taşınır Varlıklar (m. 5.1)
Taşınır varlıklar münferiden rehne konu olabileceği gibi birden fazla
taşınır varlık tek sözleşme ile de rehne konu olabilir.
Taşınır varlıktan ne anlaşılması gerektiği m. 5.l 'de on sekiz bent ha-
linde sayılmıştır: Alacaklar, çok yıllık ürün veren ağaçlar, fikri ve sınai mül-
kiyete konu haklar, hammadde, hayvan, her türlü kazanç ve iratlar, başka bir
sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü
lisans ve ruhsatlar, kira gelirleri, kiracılık hakkı; makine ve teçhizat, araç,
ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dahil her türlü
elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı, sarf malzemesi, stoklar, tarımsal
ürün, ticaret unvanı ve/veya işletme adı, ticari işletme veya esnaf işletmesi,
ticari plaka ve ticari hat, ticari proje, vagon ve bu sayılanlardan üçüncü kişiler
zilyetliğindeki taşınır varlık, hak ve paylı mülkiyet haklan. Bunlara aynca iş-
letmelerin mevcut ve müstakbel taşınır varlıkları ile bu varlıkların getirileri de
eklenmelidir (m. 5.2). Ancak marka, patent gibi haklar ile motorlu taşıt araç-
ları, maden niteliğindeki hammadde veya bunlardan oluşan stoklar üzerinde,
m. 8.3 gereği, TRK'ya tabi rehin kurulamaz.
Öncelikle şu hususu belirtmek gerekir: Sayılan taşınır varlıkların mün-
feriden rehne konu olması TRK'dan önce de olanaklı, ancak kural olarak tes-
lime bağlı idi. Bu varlıklardan; alacaklar, fikri sınai mülkiyet hakları, hayvan,
her türlü kazanç ve iratlar, lisanslar, kira gelirleri, ticari proje üzerinde mün-
feriden rehin tesis edilmesi için zaten teslime de gerek bulunmuyor, bunlar
yazılı bir sözleşme (ve yerine göre tescil) ile rehne konu edilebiliyordu. Bu
itibarla, anılanların sicilli menkul rehnine dahil edilmesi, özellikle her biri
üzerinde tek bir işlemle rehin kurulabilmesi bakımından önem arz eder. Bu
durumun ticari hayatta bazı güçlükler çıkarması ise kaçınılmazdır.
(51) Birçoğu yerine bkz. G. Akipek/Akıntürk, s. 743-744. Bu konuda TİRK
hükümlerinin değerlendirilmesi hakk. bkz. Reisoğ/u, Ticari İşletme Rehni 1977, s.
26-28.
ŞİT lMAMOĞLU 28
Özellikle alacağın devri bankacılık işlemleri başta gelmek üzere sık-
lıkla başvurulan bir finansman aracıdır. Örneğin bir alacağını devretmek veya
üzerinde salt yazılı sözleşme ile rehin hakkı tesis etmek isteyen tacir veya
çiftçi karşısında müdebbir bir kredi veren, söz konusu alacak üzerinde Re-
hinli Taşınır Sicili'nde tescilli bir rehin hakkı bulunmadığına dair Sicil'den
onaylı belge getirilmesini talep edecektir. Öte yandan bu alacağın, münferiden
-TRK'ya tabi olmaksızın- devri de olanaklı kalmaya devam edecektir. Özel-
likle süresiz finansman sözleşmesi çerçevesinde bir büyük işletmeden olan
mevcut ve müstakbel alacaklarını sürekli olarak devreden KOBİ'ler yönünden
bu sonuç sıkıntı yaratacaktır.
Alacaklar TRK'ya tabi tutulurken, borçlu olduğu alacak üzerinde rehin
kurulan borçlu üçüncü kişinin durumu özel olarak hükme bağlanmalı idi. Zira
alacağın devri veya rehni için borçlunun nzası şart olmadığından (TBK 183)
bu kişi, rehin sözleşmesine yabancıdır. O halde, onun hukuki durumu alacağın
rehni sözleşmesi ile ağırlaştınlamaz. Alacağın devrinde borçluya bildirimin
şart olmaması, halihazırda uygulamada devreden alacaklının alacaklılarının
borçluya gönderdikleri haciz ihbarnameleri nedeniyle sorun yaratırken, bu so-
runa bir de söz konusu alacağın, sicilli rehne dahil edilmesinden doğabilecek
sorunlar eklenmiştir5
2
.
TRK 5.1'de sayılan varlıklardan menkul işletme tesisatı üzerinde, daha
önce de rehnin kurulduğu anda mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş
olması şartıyla; ticaret unvanı ve/veya işletme adı üzerinde de kural olarak
menkul işletme tesisatı ile birlikte rehin kurulması olanaklı idi (TİRK 3). Artık
rehin, işletmenin bütünü üzerinde tesis edilmeyecek ise, menkul işletme tesi-
satının rehnin kurulduğu anda mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş
olması gerekmez. Bunun gibi ticaret unvanı veya işletme adı da işletmeden
ayn olarak rehnedilebilecektir5
3
. Ticaret unvanının münferiden rehne konu
edilebilmesi, TTK'nın ticaret unvanının, işletmenin akıbetini takip etmesi yö-
nündeki sistemiyle uyumlu değildir (TIK 49).
(52) Bkz. aşa. VII.A.
(53) TİRK döneminde de sınai işletme niteliğindeki ticari işletmelerin ticaret
unvanını kapsama dahil etmeden bir veya birkaç menkul işletme tesisatı üzerinde
rehin kurabilmesi olanaklı idi (ek m. 2).
29
TRK ÜZERİNE BiR İNCELEME
Haııııııadde, sarf ıııa/zeıııesi, stok (döııer ıııalvarlığı) üzerinde kuru-
lacak bir teslimsiz rehin hakkının, alacaklıyı temin etmesi, bunlar üzerinde
kurulacak rehnin ayrıntılı olarak düzenlenmesine bağlıdır. Bir defa bunlar
rehin verenin dahi mülkiyetinde kalmayacak; işlenecek, sarf edilecek veya
işletmenin amacı doğrultusunda satılarak üçüncü kişilere geçecektir. Esas iti-
bariyle eşya hukukunun belirlilik ilkesi rehin konusu taşınırın belli olmasını,
işletmede sabit olarak duran şeyler olmasını gerektirir.
Döner malvarlığının teslimsiz rehin konusu yapılması esaslı bir sistem
değişikliğine işaret etmektedir. Bu bakımdan İngiliz hukukunda geçerli olan
bir sistemden
54
söz edilmesi gerekir: Döner malvarlığı üzerindeki teminat;
rehin alanın, rehin konusu üzerindeki denetim yetkilerine göre sabit rehin (fi-
xed clıarge) veya değişken rehin (floatiııg clıarge) olarak adlandırıldığı bir
sistem çerçevesinde kurulur. Genel olarak, eğer rehin verenin, rehin alacak-
lısının rızası olmaksızın rehin konusu üzerinde tasarrufta bulunması olanaklı
değilse, sabit rehinden söz edilir5
5
. Sabit rehne genellikle menkul işletme te-
sisatı konu olur
56
. Tersine rehin veren, işletmesinin olağan faaliyeti (ordinary
course of business) çerçevesinde rehin alacaklısının rızası olmaksızın rehin
konusu üzerinde tasarrufta bulunabiliyor veya rehin konusunu satabiliyorsa,
ortada bir değişken rehin vardır5
7
. Değişken rehne de genellikle döner mal-
varlığı konu olur5
8
. Bu iki rehin türü, özellikle öncelik haklan bakımından
(54) Ellinger, E. P.!Lomnicka, E./Hare, C. V. M: Ellinger's Modern Banking
Law, Oxford 2006, s. 843; UNCITRAL Legislative Guide on Secured Transactions,
Introduction, N. 66 (s. 46-47)].
(55) Ellinger//Lomnicka/Hare, s. 843; UNCITRAL Legislative Guide on
Secured Transactions, Introduction, N. 66 (s. 46-47)].
(56) UNCJTRAL Legislative Guide on Secured Transactions, Introduction, N.
66 (s. 46-47)].
(57) Ellinger/Lomnicka!Hare, s. 843; UNCITRAL Legislative Guide on
Secured Transactions, lntroduction, N. 66 (s. 46-47)]. Değişken rehnin üç karakteristik
özelliği vardır: 1. Rehin bir sınıf oluşturan varlıklar üzerinde kurulur. 2. Bu varlıklar
üzerinde, zaman içinde rehin alan tarafından veya onun yararına işletmenin olağan
faaliyeti çerçevesinde çeşitli tasarruflarda bulunulması olanaklıdır. 3. Rehin alanın
rehin konusu varlık sınıfı üzerinde denetim yetkisi bulunmalıdır (Ellinger/Lomnicka/
Hare, s. 844).
(58) UNCITRAL Legislative Guide on Secured Transactions, lntroduction, N.
66 (s. 46-47)].
>
30 ŞİT İMAMOĞLU
birbirinden farklılaşır5
9
. Sabit rehinde rehin hakkı, rehin konusunu hakkın
doğduğu anda sınırlarken, değişken rehinde "kristalleşme" (crystallisation)
anında sınırlar
60
. Kristalleşme ile değişken rehin sabit rehne dönüşür
61
• Bu
nedenle değişken rehinden sonra sabit rehin kurulmuş ise, öncelik hakkı sabit
rehindedir; meğer ki değişken rehin hakkı kuran sözleşmede sabit rehin kurul-
ması yasaklanmış olsun
62
. Kristalleşme at11, borcun ödenmemesi üzerine vade
anı veya üzerinde rehin kurulan işletmenin tasfiyeye girmesi gibi belirli bir
andır
63;bu anda rehin verenin elinde rehin konusu döner malvarlığının
ne miktarı var ise, alacaklı onunla tatmin edilir.
Ticari işletmenin, döner malvarlığı da dahil, bütünü üzerinde rehin ku-
rulması olanağı, da ancak iki halde söz konusu olabilir: Ya tacirin işletmesinin
olağan faaliyeti çerçevesinde elden çıkarılan varlıkların rehin yükünden kur-
tulacağmın Kanun'da öngörülmesi
64
gerekir ya da sabit-değişken rehin sis-
temine geçilmesi gerekir. Her halde işletmenin olağan faaliyeti çerçevesinde
üçüncü kişilerin mülkiyetine geçen her türlü taşınır varlık üzerindeki rehin
sona erer6
5
.
TRK uygulamasında döner malvarlığının rehninden ortaya çıkabilecek
sorunların öngörülmesi güç değildir:
Örneğin, üretici tacirin stokladığı on bin adet yedek parça olsun ve
tacir stoğunun tahminen yüzde yetmişinin bir yıl boyunca satılmayacağını
öngörsün. Bu halde tacir, yedi bin adet yedek parça üzerinde bunları teslim
etmeksizin rehin kurarak rahatlıkla kredi temin edebilecektir. Bu olasılıkta
TRK'nın yeniliği sadece bunların tesliminden kaynaklanan nakliye, depola-
ma ve muhafaza masraflarının önüne geçilmesidir. Zira söz konusu stoğun
teslim edilerek veya edilmeyerek rehne konu edilmesi arasında, rehin verenin,
(59) UNCITRAL Legislative Guide on Secured Transactions, Introduction,
N. 66 (s. 46-47)]. Değişken rehin hakkı sahibi, güvencesiz diğer alacaklılara karşı
öncelik hakkına sahiptir.
(60) Abbot, K./Pendlebury, N./Wardman, K.: Business Law, Landon 2007, s.
404; Ellinger/Lomnicka/Hare, s. 843.
(61) UNC/TRAL Legislative Guide on Secured Transactions, II, N. 67 (s. 82)].
(62) Abbot/Pendlebury/Wardman, s. 404.
(63) Ellinger/Lomnicka/Hare, s. 851-854.
(64) UNCITRAL Legis/ative Guideon Secured Transactions, Il, N. 64 (s. 81)].
(65) Pekçoğu yerine bkz. UNC/TRAL Legislative Guide on Secured Transac-
tions, nı, N. 114 (s. 131).
•
31
TRK ÜZERiNE BİR İNCELEME
işletmedeki faaliyetini sürdürebilmesi bakımından zaten bir fark yoktur. Buna
karşılık tacir stoğunun tamamının, borç ödeninceye kadar satılacağını öngö-
rüyorsa, rehin konusu taşınırların her seferinde rehinli değeri ile satılması
66
veya her satış sırasında söz konusu stok parçası üzerindeki rehnin kaldırılması
ve rehin sözleşmesinin (rehnin güvence oluşturduğu tutarın) Sicil'de değişti-
rilmesi gerekecektir
67
.
Bu sakıncalara, döner malvarlığını rehin verenden devralanın sorum-
luluğu da (bkz. aşa. VII.A) eklenince, ticaret hayatının sekteye uğraması ka-
çınılmazdır. Olması gereken, bu gibi unsurların; örneğin yansı gibi belirli ve
sınırlı bir kısmı üzerinde rehin kurulabileceğinin gösterilmesi ve alacağın mu-
accel olduğu anda
68
rehin verenin mülkiyetinde bulunduğu kadarıyla güvence
oluşturacağının öngörülmesi ve bu doğrultuda ayrıntılı özel hükümler sevk
edilmesidir.
Hammaddenin madenden, stoğun motorlu taşıtlardan oluşması halinde,
m. 8.3 gereği bu unsurlar üzerinde TRK'ya göre rehin kurulamayacaktır.
Kiracılık hakkıııın rehne konu olabilmesi olwnlu bir değişikliktir. Bu-
rada kastedilen esas itibariyle taşınmaz üzerindeki kiracılık hakkıdır. Finansal
kiralama konusu taşınırlar rehne konu olamaz (6361 s. K. 22.5). Aynca, ki-
ralayan tacirin, kira sözleşmesinde kiracılık hakkını devrine olanak tanınmış
olması gerekir (TBK 322/II). Zira, sözleşmeyle devredilemeyeceği kararlaş-
tırılmış olan haklar üzerinde veya başkasının rızasına ihtiyaç olan hallerde
bu rıza alınmamışsa rehin kurulması söz konusu olamaz
69
. Kiracılık hakkının
rehne konu olmasında kiraya verenin rızasının aranmayacağı Kanun'da açıkça
belirlenmediği için, TRK'nın sonraki tarihli özel kanun olması, bu durumu
değiştirmez.
(66) Örnekteki yedek parçanın otomobil yağ filtresi olduğunu düşünelim;
toptan satışlar dışında, hiçkimse satım bedeli son derece düşük olan böyle bir üriinü
satın alırken onun üzerinde rehin olup olmadığı üzerinde durmaz, Sicil'i incelemez;
aksi, hayatın olağan akışına aylarıdır. Rehin alan da, üzerinde kendisinin rehin hakla
olan bu münferit unsurları satın alanlan tek tek takip edemez; elinde sadece rehin
verene karşı sahip olduğu haklar vardır.
(67) Bkz. aşa. YILA.
(68) Bu an, rehinli alacaklıya verilecek denetim yetkilerine koşut olarak,
sözleşmede örneğin alacaklının belirli koşullarla takdirine bırakılmış başka bir an
olarak da belirlenebilir.
(69) G. Akipek/Akıntürk, s. 867-868.
ŞİT İMAMOĞLU 32
Çok yıllık üriin vereıı ağaçlar üzerinde TRK kapsamında rehin kuru-
labilmesi, özellikle, ağaçlar ile bunların dikili olduğu taşınmazın farklı ki-
şilerin mülkiyetinde bulunduğu veya taşınmazın değerinin, rehinle güvence
altına alınan alacaktan çok daha fazla olduğu durumlarda anlam kazanabilir.
Taşınmaz üzerinde irtifak veya Cumhuriyet öncesi dönemde Ege Bölgesi ile
Bursa'da yaygın olan örfi belde gediği, paftos
70
gibi haklara sahip olanlar
TRK uyarınca bu ağaçlar üzerinde rehin kurabilecektir.
Bütünleyici parça ve eklentiler: Taşınır rehni, taşının eklentileri ile
kapsar, ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler (TMK 686/I, 947/1;
taşınmazlarda: 862/1). TRK 6.2 ile bu kuralın tersi benimsenmiştir: Taraflar
taşınınn mevcut veya sonradan ilave edilen eklentilerinin rehnin kapsamına
alınmasını kararlaştınnamışlar ise, ekletiler bu Kanun'a göre kurulan rehnin
kapsamına dahil değildir. Aynca bkz. m. 7 ve yuk. VI.A.
C- İşletmenin Bütünü (m. 5.2)
Ticari işletme veya esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulabi-
lir (m. 5.2, 3, 4).
Ticari işletmenin bir bütün halinde konu olduğu tüm işlemlerin tek
yazılı sözleşmeyle Ticaret _Sicili'ne tescil edilerek yapılabileceğini gösteren
TTK 11.3 ile TİRK hükümleri arasındaki sonraki tarihli genel kanun - önceki
tarihli özel kanun çatışmasından doğan sorunlar, TRK ile sonlanmıştır.
Ticari işletmenin bütün halinde rehne konu olması; m. 5.1'de sayılan
varlıkların bir ya da birkaçının borcu karşılamaya yetmemesine bağlıdır (5.2,
son cümle). Böylece, tacirin düşük tutarlı bir borç için, kendisini oluşturan
malvarlığı unsurlarının münferit değerleri toplamından daha fazlasını ifade
eden işletmesini rehnetmesinin önüne geçilmek istenmiştir. Bununla birlikte
rehnin kurulmasında değer tespiti zorunlu olmadığından (m. 13.1), bu tehlike-
nin tamamen bertaraf edilmiş olduğu söylenemez. TİRK'in vadeli satış yapan
kurumların rehin hakkını, vadeli satışa konu şeye özgülediği 2.2 hükmü bu
bakımdan daha isabetli idi. Hemen belirtelim, Uygulama Yönetmeliği 17.3'te
yer alan münferit taşınırlann bir veya birden fazlasının "borç miktarının tama-
mına ek olarak beşte birinden /az/asını karşılaması halinde" işletmenin tümü
(70) Bkz. İBGK, 4.6.1947, E. 1944/41, K. 1947/17 [www.kazanci.com (erişim
tarihi: 3.12.2016)].
33
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
üzerinde rehin kurulamayacağı şeklindeki hükmü, TRK'ya aykırı olduğundan
geçersizdir.
TİRK dönemindeki işletmenin malvarlığının rehne konu olabilenler-
olamayanlar şeklindeki ayınını halen geçerli midir? TRK 5.2'deki "ticari iş-
letme veya esnaf işletmesinin tamamı", "rehnin kuruluşu anında işletmenin
faaliyetine tahsis edilmiş her türlü varlılc' ifadelerinden anlaşılması gereken
nedir? TRK 5'te sayılan tüm unsurlar nu yoksa TRK 5'te sayılmamakla bir-
likte TTK 11'de gösterilenler de mi? Herhalde, işletmenin bütünü üzerinde
kurulan ve "ticari işletme rehni" olarak adlandırılabilecek olan rehin, rehnin
kurulduğu anda işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olup m. 5'te sayılan var-
lıklar olsa gerektir. Ancak, artık müstakbel taşınır varlıklar ve bunların ge-
tirileri, müstakbel alacaklar üzerinde de rehin hakkı kurulabilir (m. 5.3, 4).
Kanun'da açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte müstakbel alacağın devri gibi
rehninin de, alacağın belirli olması koşuluna bağlı olduğu ifade edilmelidir.
Ticari işletmenin bütünü üzerinde rehin kurulurken, işletmeye dahil
olup da m. 5 kapsamına giren tüm unsurların rehin sözleşmesinde gösteril-
mesi ya da gösterilmemesi rehnin geçerliği üzerinde etkili midir? Rehne konu
varlığın ayırt edici özelliklerinin rehin sözleşmesinde bulunmasını şart koşan
TRK 4.6.c hükmü, sadece münferit taşınır üzerinde kurulacak rehinlere mi
uygulanacak ve böylece ticari işletme bir bütün halinde rehne konu olduğunda
sadece ticari işletme belirtilmekle mi yetinilecektir? Yoksa m. 4.6.c'yi, ticari
işletmenin bütünü üzerinde rehin kurulduğunda da işletmeye dahil tüm un-
surların tek tek ayırt edici özellikleri ile gösterilmesi gerektiği yönünde mi
anlamak gerekir? Bu anlamda, TİRK dönemindeki tartışmanın
71
halen güncel
olduğu söylenebilir.
TRK 8.3 hükmü gözardı edilecek olursa, ticari işletmeye dahil unsurlar
arasında marka, motorlu taşıt gibi özel siciline tescili gerekenler bulunuyorsa,
rehnin ilgili sicile bildirilmesi gerekir (m. 5.2, cümle 2). Bu varlıklar üzerinde
ilgili sicilde tescilli önceden kurulmuş rehin hakkı bulunuyorsa, TRK çerçe-
vesinde kurulan rehin sonraki sırada yer alır (m. 5.2, cümle 3).
(71) Pekçoğu yerine bkz. Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni 1977, s. 26; Arkan, s.
57; Kendigelen (Ülgen/Helvacı/Kaya/Nomer Ertan), N. 445 (s. 236); N. 448-449 (s.
238-240).
ŞİT iMAMOĞLU
34
Uygulama Yönetmeliği 17.1'in ticari işletmeye dahil taşmmazlar�n �a
rehnin kapsamına girdiği şeklindeki hükmü, kanuna aykırı olup geçersızdır.
Sicilli taşınır rehni sistemine tümden yabancı ve aykırı olan böyle bir hükmün
yönetmeliğe eklenmiş olması şaşırtıcıdır.
VII. REHNİN HÜKÜMLERİ
Rehnin hükümleri TRK 12 vd hükümlerinde düzenlenmiştir. Öncelikle,
m. 12'nin kenarbaşlığı "Relıiıı sözleşmesinin taraflarının hak ve yükümlülük-
leri" iken, hükümde sözleşmenin tarafı olmayan "zilyed"e ilişkin yükümlü-
lüklerden bahsedilmesinin uygun olmadığı belirtilmelidir. Zilyed yerine rehin
verenin yükümlülüklerinin dikkate alınması, zilyed olsun olmasın üçüncü ki-
şinin zarar doğurucu davranışlarına karşı da rehinli alacaklının korunması ve
taşının, rehinli olduğunu bilerek devralanın yükümlülüklerinin gösterilmesi
esas olmalı idi.
A- Rehinli taşınır üzerinde tasarruflar ve devralanın sorumlulu-
ğu: Rehnin amacı rehin verenin, taşınırı/işletmeyi teslimine gerek olmaksızın
ondan yararlanmasına ve böylece (ticari) faaliyetine devam etmesine olanak
tanımak olduğuna göre, rehin veren bu hususta her türlü işlemi yapabilir.
TİRK'te rehin konusunun devri, (ticari işletme relıni dışında
72
) ayni bir hakla
sınırlanması, başka bir yere nakli veya başkası ile değiştirilmesinin alacaklı-
nın muvafakatine bağlı olduğu gösterilmişti (TİRK 10/II; 8; 12/1, III). TRK
12.6'da ise, rehin verenin taşınır varlığın devrini Sicil'e tescil ettirmekle yü-
kümlü olduğu gösterilmiş, devir veya diğer hallerde rehinli alacaklının rıza-
sından söz edilmemiştir. Bu itibarla rehin verenin; taşınırın rehinli değerinin
düşmesi sonucunu doğurmayan her türlü tasarrufta serbestçe bulunabileceği
söylenebilir. Bu durumun, TRK kapsamındaki rehnin yaygınlaşmasını, başka
bir deyişle bu rehnin kredi verenlerce kabul edilmesini zorlaştıracağı düşünü-
lebilir, ancak çıkarları kaııunkoyucu tarafından reddedilen asıl çevre, rehne
konu herhangi bir münferit taşının, döner malvarlığını veya alacağı devral-
ma olasılığı bulunan üçüncü kişilerdir:
Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Sicil' e tescil edilmesiyle üçüncü ki-
şilere karşı hüküm ifade eder (m. 9.1). Bu hüküm, ticari işletmenin bir bütün
halinde konu olduğu rehin yönünden TİRK 9/I ile koşut olup, hukuki durumda
(72) Kayıhaıı, Ş.: Ticari İşletme Rehni, İstanbul 1996, s. 46-47; Poroyl
Yasaman, s. 64; Erten, s. 45; Erdem, s. 47.
35
TRK ÜZERiNE BİR İNCELEME
bir değişiklik yaratınamaktadır
73
. Kaldı ki, rehin veren tacir aynı zamanda
ticari işletmenin maliki ise, devralan zaten ticari işletmenin devri ile birlikte
devirden önceki borçlardan sorumlu olacağı için kredi verenin rehinle temin
edilen alacağından da şahsen sorumlu olacaktır (TBK 202). Ancak Kanun'da
rehinli işletmeye dahil münferit taşınırlann mülkiyetini, emin sıfatıyla zilyet
olandan iyiniyetle kazanan üçüncü kişileri koruyucu hiçbir hüküm sevk edil-
memiştir
74
.
TRK 12.6'da rehin verenin7
5
, rehinli taşınır varlığın devrini Sicil'e tes-
cil ettirmekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış ancak, bu tescilin etkisi veya
yapılmamasının sonucu gösterilmemiştir. "Müeyyideler" başlıklı 16. madde-
ye göre, devir işleminin tescil ettirilmemesinin yaptırımı, adli para cezasıdır.
O halde, TMK'nın taşınır devrinin, devir sözleşmesi ve zilyetliğin devri ile
gerçekleşeceği şeklindeki kuralının (TMK 762), TRK'ya göre rehinli mün-
ferit taşınırlar yönünden de halen geçerli olduğu açıktır. Ancak 16. maddede
iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın
76
taşının rehin yüklü olarak devra-
lanın, "borcu ödememesi halinde rehinli varlığın mülkiyetini devretmemesi"
de aynı şekilde adli para cezası yaptırımına tabi tutulmuştur. O halde TRK'ya
göre; rehinli taşının devralan üçüncü kişi, borcu ödemekle yükümlü olup, aksi
takdirde rehinli varlığın mülkiyetini rehinli alacaklıya devretmek zorundadır.
Kısacası, münferit taşınırlar üzerinde üçüncü kişinin taşınır mükiyetini iyini-
yetle kazanımı korunmamıştır.
Her şeyden önce, bu sonucu doğuran kanun hükmünün bu şekilde do-
laylı olarak değil, açık bir biçimde kaleme alınmış olması gerekirdi
77
.
(73) Aynca bkz. Erten, s. 56-58.
(74) Teslimsiz taşınır rehninin üçüncü kişilere karşı da etkili olmasını
sağlamaya yönelik yöntemler, bunların olası sonuçlan ve genel hükümlerle uyum
hakk. bkz. UNCITRAL Legislative Guide on Secured Transactions, III.
(75) Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği 22.3'te rehin veren ve taşının devralanın
tescil talebinde birlikte bulunmaları gerektiği gösterilmiştir.
(76) Uygulamada; devralanın devir anında iyiniyetli olması dikkate alınarak
onun hakkında yaptırıma başvurulmaması gerekir.
(77) Nitekim bu sakınca da Yönetmelik hükmü ile giderilmeye çalışılmıştır;
Uygulama Yönetmeliği m. 28, TMK'nın rehinli taşınmazın devrinde güvencede bir
değişiklik olmayacağına dair 888. maddesi esas alınarak sevk edilmiştir.
ŞİT İMAMOĞLU
36
Rehinli şeyi devralan üçüncü kişinin borçtan sorumlu olup olmayacağı
gelişigüzel hükme bağlanamaz. Çözüm teslime bağlı taşınır rehninde, taşını-
n zilyet olandan iyiniyetle kazananın bu kazanımının korunması (dolayısıyla
borçtan sorumlu tutulmaması-TMK 988); taşınmaz rehninde ise, devralanın
taşınmazı rehin yüklü olarak kazanması (dolayısıyla taşınmazın güvence nite-
liğini sürdürmesine katlanması-TMK 888) şeklindeki ana kurala koşut olarak
bulunmalıdır7
8
.
Kamuya açıklık ilkesinin gereği, taşınırlarda zilyetlik, taşınmazlarda
tescil yoluyla gerçekleştirilir. Taşınır rehninin teslime bağlı oluşu, taşınırlar-
da zilyetliğin mülkiyete karine oluşturması ve bu itibarla zilyet görünenden
iyiniyetle mülkiyet kazanımlarının korunmasını sağlar. Taşınır rehin verenin
zilyetliğinde kalır ise, hem rehin hakkı sahibinin hem de taşınır üzeıinde rehin
hakkı bulunduğunu bilme imkanı olmayan (iyiniyetli) üçüncü kişinin korun-
ması güçleşir. Buna karşılık özellik ve nitelikleri itibarıyla bir bütün oluşturan
ticari işletme gibi şeylerin yine bir bütün olarak sicile tescil yoluyla teslimsiz
rehninde, bu bütün üzerinde hak kazanmak isteyen üçüncü kişinin sicili ince-
leme yükümlülüğü bulunduğu, başka bir deyişle sicilin olumlu etkisi (TTK
36.3) geçerli olduğu için böyle bir güçlük gündeme gelmez; üçüncü kişinin
iyiniyet iddiası dinlenmez
79
. Ancak bu şekilde bir bütünün parçası olsa da
münferit taşınırların, örneğin bir bilgisayarın herhangi bir sicile tescili zorunlu
olmadığına göre, bunlar üzerinde iyiniyetle hak kazanımı her zaman olanak-
lıdır.
(78) TİRK 9/1 ve II'de bu konuda benimsenen çözüm, rehin hakkının ticari
işletmeyi devralan herkese karşı ileri sürülebileceği, ancak işletmenin sicil bölgesi
dışındaki münferit unsurları üzerinde iyiniyetle ayni hak kazananın bu kazanımının
korunacağı, alacaklının rehin hakkının, varsa işletme sahibinin üçüncü kişiden olan
talep hakkı üzerinde devam edeceği şeklinde idi. Aynca bkz. Kendigelen (Ülgen/
Helvacı/Kaya/Nomer Ertan), N. 473-474 (s. 249-250).
(79) TİRK 9/Il'nin, bu bakımdan sicil bölgesi içinde ve dışında gerçekleşen
iyiniyetli kazanımlar arasında yaptığı ayırım, bir sicile tescili zorunluluğu bulunmayan
taşınırlar üzerinde sicil bölgesi içinde de iyiniyetle hak kazanımı olanaklı olduğu
için eleştiriliyor ve iyiniyetli üçüncü kişinin sicil bölgesi içinde olup olmadığına
bakılmaksızın korunması gerektiği savunuluyor idi (Poroy/Yasaman, s. 66; Arkan,
s. 59).
37
TRK ÜZERiNE BİR İNCELEME
Taşınmazlarda ise, devralma niyeti taşıyan, tapu kütüğünü inceleme
yükümlülüğü altındadır; başka bir deyişle zaten tapu kütüğüne başvurmadan
taşınmazın mülkiyetini edinemeyen bu kişi, taşınmazı rehin yüklü olarak satın
aldığını bilir; taşınmaza ona göre değer biçer; hatta çoğu zaman borcu da dev-
ralır. Bu itibarla sicilli rehinde, devralanı borçtan sorumlu tutmak hem adalete
hem ticaret hayatına hem hayatın olağan akışına uygundur. Ancak bunun, te-
mel bir şartı vardır: O şeye özgü.lenmiş bir sicilin mevcut olması.
Kendisine özgü.bir sicile tescili zorunlu olmayan bir taşmırı satın almak
isteyen bir kimse, haliyle olmayan bir sicili incelemekle yükümlü tutulamaz;
böyle bir devirde sicilin işlevini zilyetlik görür. Stoğun yedek parçadan (yağ
filtresi) oluştuğu örneğe geri dönecek olursak; yağ filtresine özgü bir sicil bu-
lunmadığına göre, yağ filtresini ona zilyet olan satıcıdan (rehin veren borçlu)
satın alan bir tüketici, malik olur; rehinli borçtan da sorumlu tutulamaz. Stok
üzerinde rehin olduğunun Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmiş olması, onun
iyiniyetini bertaraf etmemeli, bu durumu değiştirmemelidir. Aksi, hayatın ola-
ğan akışına ters düşer ve ticaret hayatını sekteye uğratır
80
.
TİRK'e göre kurulan rehin, ticari işletmeye özgülenmiş Ticaret Sicili'ne
işleniyor; işletmeyi devralma niyetinde olan Ticaret Sicili'ni inceleme yü-
kümlülüğü altında olduğundan; yani onun iyiniyetli olması (işletmenin rehinli
olduğunu bilmemesi) söz konusu olamayacağından, işletmeyi rehin yüklü ola-
rak devraldığı kabul ediliyordu (TİRK 9/I). Bu durum taşınmaz rehnine koşut
olarak düzenlenmiş ticari işletme rehni bakımından hukuka uygun idi. Halen
ticari işletmenin bütün halinde konu edildiği rehnin Ticaret Sicili'ne bildirile-
rek, oraya da işlenmesi gerektiği için sorun, ticari işletmeyi devralan yönün-
den gündeme gelmeyecektir. Ancak özellikle alacak, stok, hammadde gibi
varlıklar başta gelmek üzere rehne konu münferit taşınır varlıklar yönünden
bu sakınca her zaman olacaktır. Hangi alacak, hangi hammadde, hangi stok?
Öte yandan, TRK 16 salt TMX'daki anlamı ile taşınırlar dikkate alına-
rak sevk edilmiş bir hükümdür. Oysa "taşınır varlık"a, alacaklar da dahildir
(m. 5.1.a). Rehin konusu alacak hakkı ise, rehin veren veya devralan bu devri
de Sicil'e bildirmekle yükümlüdür; bu bildirim yapılmamış olsa bile, rehin
(80) Reisoğlu, Seza: Menkul İpoteği-"Teslimsiz Menkul Rehni'.', Ankara 1965,
s. 5.
ŞİT İMAMOĞLU
38
konusu alacak hakkını devralan yine, rehin verenin borcundan sorumlu ola-
caktır. Buna göre örneğin KOBİ, büyük işletmeden olan alacağı üzerinde ban-
ka lehine rehin kurmuş ise ve daha sonra bu alacağı üçüncü kişiye devretmiş
ise; l. KOBİ veya alacağı devralan bu devri Sicil'e bildirecektir, 2. alacağı
devralan, bankanın KOBİ'den olan alacağından (devraldığı alacak tutarınca)
sorumludur (TRK 9/I, 16). Oysa alacağı devralanın, rehinden haberi olmaya-
bilir. Bu sonucun doğmaması için, alacaklısı TRK 3.1.a'da sayılan kişilerin
devrettikleri her alacak için, devralanın Sicil'i incelemesi gerekir. Oysa devri
tescile bağlı olmayan bir bak bakımından böyle bir yükümlülük uygulanabilir
değildir.
Alacağın rehne konu olmasından doğacak sorunların başka bir boyutu,
rehne konu alacağın borçlusunun rehinden haberdar olmamasıdır. Kanun'da
rehnin ona bildirilmesine ilişkin hiçbir hüküm yoktur8
1
. Genel hükümlere
göre, üçüncü kişi borçlu, alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan
kurtulacaktır (TBK 186). Örneğin rehne konu alacak daha sonra devredilse,
rehinden ve devirden haberdar olmayan borçluya, rehin verenin diğer alacak-
lıları haciz ihbarnamesi (İİK 89/I) gönderdiğinde, alacağın rehinli olduğunu
veya devredildiğini bilmeyen iyinyetli borçlu bu ihbarnameye itiraz etmeye-
cek (İİK 89ffi) ve borcunu icra dairesine ödeyerek borçtan kurtulacaktır. TRK
9/1 uyarınca Sicil'deki rehin kaydının üçüncü kişilere karşı tescilden itibaren
büküm ifade edeceği hükmüne dayanılarak, borçlunun iyiniyetinin ortadan
kalktığı sonucuna varılırsa, rehne konu alacağın borçlusu bu ödeme ile bor-
cundan kurtulamayacaktır. Alacağın, TMK'ya göre herhangi bir sicile tescili
zorunlu olmaksızın rehni balen olanaklı olduğuna göre, artık TMK'ya göre
sadece yazılı sözleşme ile rehnedilmiş bir alacağın borçlusu iyiniyetle yaptığı
ifa ile borcundan kurtulacak; TRK'ya göre rehnedilmiş bir alacağın borçlusu
ise TRK 9/I uyarınca iyiniyet iddiasında bulunamayacak ve borcu, rehinli ala-
caklıya yeniden ödemek zorunda kalabilecektir.
Kanunkoyucu hukuk düzenini, hak edinimlerinin hangi şartlara bağlı
olduğu konusunda belirsiz, tutarsız, adalete aykırı bir tavırla şekillendiremez;
(81) TARES portalında, rehin konusu olarak "alacaklar" seçildiğinde, "diğer
bilgiler" başlığı altında, "3. kişi borçlu"nun gösterilmesi olanağı bulunmaktadır.
Ancak bu bilginin sisteme girilmesi zorunlu olmadığına göre, sistemin işleyişinin de
borçlunun rehinden haberdar edilmesini zorunlu kılmadığı söylenebilir.
...1
39
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
hukuk güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Üçüncü kişi, hangi taşının bir si-
cili incelemeksizin satın almaması gerektiğini baştan bilmeli veya iyiniyeti
korunmalıdır. Rehinli taşınınn devrini alacaklının muvafakatine bağlayarak
veya başka bir şekilde sınırlamamak, ancak öte yandan taşının rehin yüklü
olarak devralanı; müspet vukufu bulunmadığı halde borcu ödemekle yükümlü
tutarak adli para cezasına maruz kalma tehdidi (16.1) altında bırakmak sakın-
calıdır. Karş. Uyg. Yön. 28.
TRK'nın uygulanmaya başlanması ile birlikte tacir, esnaf, çiftçi, üretici
örgütü, serbest meslek erbabının mülkiyetinde olup da 5. maddede sayılan
taşınırlann veya herhangi bir alacağın devri zorlaşacaktır; çünkü bu kimseler-
den taşınır varlık satın almak isteyenlerin veya bunların alacaklarını devral-
mak isteyenlerin Rehinli Taşınır Sicili'ni inceleyerek taşınır üzerinde bir rehin
hakkı bulunup bulunmadJğını tespit etmeleri gerekecektir.
Özellikle döner malvarlığı yönünden sorunun, tacirin, işletmesinin ola-
ğan faaliyeti çerçevesinde elden çıkardığı taşınırlann güvence kapsamından
da çıkacağının ve iyiniyetli üçüncü kişinin borçtan sorumlu olmayacağının
açık bir şekilde gösterilmesi suretiyle çözüme kavuşturulması gerekir.
B- Rehin verenin özen gösterme yükümü ve alacaklının müdahale
yetkisi: Rehin verenin rehinli taşınınn değerini koruyacak tedbirleri alması
gerekir (12.2). Bu amaçla alacaklıya rehin konusu taşının denetleme yetkisi
tanınmıştır (m. 12.4) Rehin verenin aksine davranışlarda bulunması halinde
rehinli alacaklı, hakimden bu gibi davranışları yasaklamasını isteyebilir. Ala-
caklıya, gerekli önlemleri almak üzere hakim tarafından yetki verilebileceği
gibi, gecikmesinde tehlike bulunan hallerde alacaklı, böyle bir yetki verilme-
den de gerekli önlemleri kendisi alabilir (m. 12.2). Alacaklı, üçüncü kişilerin
taşınınn rehinli değerini azaltan veya güvenceyi tehlikeye sokan fiillerinin
önlenmesi de için de hakimin müdahalesini isteyebilir; m. 12.2'deki "zilyed"
bu şekilde anlaşılmalıdır. Alacaklı bu amaçla yaptığı masrafların ve doğan za-
rarının tazminini zarara sebep olanlardan talep edebilir (m. 12.3, 5). Denetim
yetkisinni daha ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekirdi.
C- Lex commissoria yasağının kaldırılması: Alacağın muaccel ol-
masından önce; borcun ifa edilmemesi halinde rehin konusunun mülkiyetinin
rehinli alacaklıya geçeceğine ilişkin bir anlaşma genel hükümlere göre kesin
ŞjT jMAMOĞLU 40
olarak geçersizdir (/ex commissoria yasağı
82
-TMK 873/11, 949). Oysa, TRK
14.1.a, borcun ifa edilmemesi halinde alacaklının, icra dairesinden mülkiyetin
devrini talep edebileceği yönündedir. Yine m.16.l.b'de rehin veren veya taşı-
nın rehin yüklü olarak devralanın, borcu ödememesi halinde rehinli varlığın
mülkiyetini de devretmemesinin adli para cezası yaptırımı ile karşılanacağı
gösterilmiştir. Kanun'un rehin hakkının kurulmasına ve sözleşmenin içeriğine
ilişkin 4. maddesi ile tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin 12. madde-
sinde veya herhangi başka bir hükmünde, lex commissoria yasağına aykırı
anlaşma yapılabileceğini gösteren açık bir hüküm bulunmamaktadır. Buna
karşılık Uygulama Yönetmeliği'nde rehin sözleşmesine "temerrüt durumunda
mülkiyeti devralma hakkının kullanılacağı" şeklinde bir hüküm eklenebilece-
ği gösterilmiştir (m. 9.1.ı).
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, rehin sözleşmesinde bu
yönde hüküm bulunmasa da TRK. 14 ve 16 uyarınca rehinli alacaklının borcun
ödenmemesi üzerine taşınırın mülkiyetinin kendisine devrini talep edebile-
ceği anlaşılmaktadır. '!-fatta m. 14.1.a, b ve c' de Ö!}görülen yollardan birisine
başvurulmadan g�nel_hu_kümlere ğ�re takip yapılamayacağı gösterildiginden
(�1�(2) mülkiyetin devri talebinin, b·i; takip şartı olduğu söylenebilecektir.
Her şeyden önce kanunkoyucunun, genel hükümlerde kesin geçersizlik
yaptırımına tabi tutulmuş olan bir anlaşmanın, TRK'ya tabi rehinde geçerli ol-
ması yönündeki iradesini açık şekilde ortaya koyması beklenirdi
83
. Bu sonucu
doğuran TRK hükümleri, temel hak ve hürriyetlerin ölçülülük ilkesine aykırı
olarak iınırlanamayacağını öngören Anayasa m. 13•e·aykırıdır. Zira �orcun
ifa edilmemesi halinde mülkiyetin devrinin talep edilmesi 1. rehin konusunun
o anki değerinin rehinli alacağın·ıuiarındci'n-yiiksek oTinciması·veyci bunlar
arasında ciddi bir fark bulunmaması 2. mülkiyeti devir talebinin ancak söz-
leşme ile böyle bir yetki verilmiş ise kullanılabilmes{3. bu yetkiyi içeren bir
sözleşmenin sadece bankalar gibi güvenilir kuruluşlarla· yapılması halinde
(82) Tf RK I4/I'de de yasaklanmış olan lex commissoria yasağı (rehne temellük
şartı), alacaklı .karşısında zaten zor durumda bulunan rehin veren borçluyu korumak
amacıyla Roma hukukundan bu yana uygulanan bir yasaktır. İşlevleri hakkında bkz.
G. Akipek/Akınıürk, s. 753-755, 847-848.
(83) Buram buram tefeci sömürüsü kokan böyle bir anlaşma Roma'da bile
soğuk karşılanırdı (Serozan, s. 323'ten aynen).
I
41
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
geçerli sayılması 4. rehin konusunu iyiniyetle devralana karşı bu talebin ileri
sürülemeyeceğinin veya ona karşı ileri sürülmesinin sadece mülkiyeti muha-
faza kaydı ile satışta söz konusu olabileceğinin Kanun'da gösterilmiş olması
gibi koşullara bağlanması gerekirdi.
Ayrıca finansmana erişimi kolaylaştırılmak istenen işletmeler böylelik-
le, sadece rehinli alacaklı karşısında değil, rehinli taşının devralmak niyetinde
olanlara karşı da sömürüye açık bırakılmıştır. Nitekim, rehinli taşınırın devre-
dilmesi yasaklanmamıştır, hatta stok ve bam.madde gibi döner malvarlığı üze-
rinde rehin kurulması artık olanaklı olduğuna göre bu gibi taşınırlann üzerin-
de rehin olsa dahi satışı kaçınılmazdır. O halde bunları devralacak olan kimse,
mülkiyetinin sonradan başkasına geçmesi riski taşıyan bir taşınıra, sadece
rehinli bir taşınıra ödeyeceğinden çok daha az bir bedel teklif edecektir. Lex
comınissoria yasağının açık işlevinin önlediği bu dolaylı sonuç, bir yandan bu
yasak kaldırılırken diğer yandan döner malvarlığı üzerinde rehin kurulması
olanağı tanınmasının anlamsız olduğunu gösterir.
D- Sigorta tazminatının güvencenin kapsamına girip girme-
diği: TRK'da güvencenin kapsamına sigorta tazminatının gireceğine
84
(TMK 879) ilişkin hüküm yoktur. Rehin konusunun zayi olması, Uygulama
Yönetmeliği'nde (m. 22) rehnin sona erme sebebi olarak düzenlenmiştir. Re-
hin konusunun kısmen veya tamamen yok olması, rehin hakkının kaim değer
(surrogat) üzerinde devamına engel olmamalıdır. Bu bakımdan, TTK 1456
uygulama alanı bulur; ancak 1456.2'de sözü edilen sicilin, belirli bir mala
özgü sicil olduğu gözden uzak tutulmamahdır
85
. Dolayısıyla mal üzerinde-
ki rehin sigortacıya bildirilmemişse veya sigortacı rehinden haberdar değilse,
salt Taşınır Rehni Sicili'ndeki kayıt, sigortacının iyiniyetini ortadan kaldır-
maz.
E- Birden fazla rehin kurulması ve öncelik hakkı: Aynı taşınır üze-
rinde birden fazla rehin kurulabilir. TİRK uygulamasında, ticari işletme üze-
(84) TİRK 9/III'ün bu yöndeki hükmü TMK 879'dan dahi ileri bir düzenleme
idi; TMK'da rehin konusunun zayi olması halinde ödenmesi gereken tazminata değil,
sadece sigorta tazminatına ilişkin hüküm olduğu halde, TİRK düzenlemesi, ticari
işletmeye dahil unsurların tamamı veya bir kısmı için tazminat veya sigorta tazminatı
ödenmesi gerekirse, rehin güvencesine bunların da dahil olacağını gösteriyordu.
(85) Bkz. Madde gerekekçesi (S. Sayısı: 96, s. 443).
ŞİT İMAMOĞLU
42
rinde birden fazla ticari işletme rehni kurulabilmesi için önceki alaca�ıla-
rın muvafakati aranmıyor; rehinler tescil tarihine göre sıralanıyordu (TIRK
8). Ancak ticari işletmenin, ticari işletme rehni dışındaki ayni haklara konu
edilmesi halinde alacaklının rızası şart idi (TİRK 10/ID. TRK'da, taşınmaz
rehninde olduğu gibi derece sistemi kabul edilmiştir (m. 1O). Rehin, sırada
kendisinden önce gelecek olanın tutarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci
veya sonraki derecede de kurulabilir. Bu halde TMK 871-876 kıyasen uygula-
nır (m. ı0.1). Rehin sözleşmesinde sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara
boşalan dereceye geçme hakkı verilebilir; bu hakkın sonradan tanınması ha-
linde, geçerliği tesciline bağlıdır (m. 10.2).
Aynı taşınır varlık üzerinde derece sırası belirtilmeksizin birden fazla
rehin hakkı tesis edilmesi halinde alacaklıların öncelik hakkı, rehnin kurulma
anına göre belirlenir. Derece belirtilmesi halinde ise derece sırası esas alınır
(m. 11.1). Sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara boşalan dereceye geçme
hakkı verilmesi halinde ilk sırada yer alan rehin alacaklısı alacağını tamamen
almadan bir sonraki rehin alacaklısına ödeme yapılmaz (11.2). Aynca bkz.
11.3, 4.
F- Değer tespiti: Rehinli taşınır varlığın birleşmesi veya karışması du-
rumunda ya da temerrüt sonrası hakların kullanımında, alacaklının başvurusu
üzerine rehin verenin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesince taşınınn
değeri ekspertiz hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişilere üç gün içerisinde
tespit ettirilir. Bu değer tespitine itiraz edilmesi halinde, mahkemece üç gün
içerisinde yeni bir değer tespiti yaptırılır. İtiraz üzerine yapılan değer tespi-
ti kesindir. Bu tespitin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden
değer tespiti istenemez. Değer tespitine ilişkin rapor rehin verene ve rehin
alacaklılarına tebliğ edilir (m. 13.2).
G- Yaphrımlar: Rehin veren veya taşının rehin yüklü olarak devralan
hakkında; rehinli varlığı TRK'ya aykın olarak kullanması; borcu ödememesi
halinde rehinli varlığın mülkiyetini devretmemesi (bkz. yuk. A, C); rehin-
li varlığı alacaklıya zarar vermek kastıyla tahrip veya imha etmesi; rehinli
taşınır varlığın devri ile alacağın devrini Sicil'e tescil ettirmemesi; Sicil'i
yanıltmaya yönelik fiillerde bulunması hallerinde alacağını tamamen veya
kısmen tahsil edemeyen rehin alacaklılarının şikayeti üzerine güvence altına
alınan borç tutarının yansını geçmemek üzere adli para cezası uygulanır (m.
•
43
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
16.1). İlgili kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir taşının rehin almak
suretiyle ödünç para verme işini devamlı yapan kişi, Türk Ceza Kanunu 241'e
göre cezalandırılır (m. 16.2).
H- Borcun vadede ödenmemesi üzerine alacaklının hakları: TRK
14'te "Temerrüt sonrası haklar" kenarbaşlığı altında, borcun vadesinde öden-
memesi halinde alacaklının sahip olduğu haklar düzenlenmiştir. Mülkiyetin
devri (a), rehinli alacağın varlık yönetim şirketine devri (b), zilyetliğin dev-
rine konu olmayan varlıklarda kiralama ve lisans hakkının kullanılması (c)
yollarından birisine başvurulmadıkça genel hükümlere göre takip yapılama-
yacağı (m. 14.2), bu itibarla bu yollara başvurulmasının takip şartı olduğu an-
laşılmaktadır. Söz konusu hakların kullanımının yönetmelikle düzenlenmesi
öngörülmüş (m. 14.3), bu doğrultuda Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Ku-
rulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik'in
29 vd. hükümleri sevk edilmiş olup, söz konusu hükümlerin İİK'ya uyumu
başlı başına inceleme konusu yapılmalıdır.
1. Mülkiyetin devri (m 14.1.a): Yukarıda da değinildiği üzere
86
, ala-
caklının TRK 14.1.a hükmüne dayanarak doğrudan taşınınn mülkiyetini talep
edebilmesi söz konusu olmamalıdır .
2. Alacağın devri (m. 14.1.b): Hükümde, alacaklının alacağını var-
lık yönetim şirketlerine devredebileceği ve bu halde varlık yönetim şirketinin
alacaklının rehin sırasına sahip olacağı gösterilmiştir. Esasen, rehinli alacaklı
alacağını muaccel olmadan önce veya sonra herhangi bir kişiye devredebilir.
I
Rehin bir fer'i hak olduğuna göre, rehin hakkı da devralan yeni alacaklıya ge-
'
•
çer (BK 189). Varlık yönetim şirketleri; sadece mali kurumların alacaklarının
tahsili amacı ile kurulmuş olduğundan (Bankacılık Kanunu 143/I), bu hüküm (J
olmasa idi, alelade bir tacir veya esnaf olan rehin verenin, tahsil edemediği
alacağını yarlı� yönetim şirketine devretmesi olanaklı olmazdı. Bununla bir-
likte, �14.1.b, pir takip şartı olduğuna göre alacağ!_�arl!_k_ öneJi.m_şirketle-
rinden başkasına devredilemeyeceği şeklinde mi anlaşılmalıdır?
(86) C. lex commissoria yasağı.
·- ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------4
ŞİT İMAMOĞLU 44
3. Kiralama ve lisans (m.14.1.c): Alacaklının, zilyetliğin devrine konu
olmayan varlıklarda kiralama ve lisans hakkını kullanabileceği gösterilmiştir.
Örneğin rehin konusu kiracılık hakkı ise, bu hak rehinli alacaklıya geçecektir.
Bu hükmün daha ayrıntılı olarak kaleme alınması gerekirdi.
4. Paraya çevirme (m. 14.2): TRK 14.1'de sayılan yollardan herhangi
birisine başvurulmadan genel hükümlere göre takip yapılamaz. Borcun vade-
sinde ödenmemesinin, esasen ilk sonucu rehnin paraya çevrilmesidir. TRK bu
hususta, sadece takibin genel hükümlere göre yapılacağını göstermiştir. TİRK
17'de İİK'nın taşınır rehninin paraya çevrilmesi hakkındaki hükümlerine (m.
145-147, 150e-152) atıf yapılmıştı. Karş. Uyg. Yön. 41.4. Bundan başka İİK
257'de rehinli alacaklılara ihtiyati haciz kabul edilmediğinden, ticari işletme
rehninde taşınırın malikin zilyetliğinde kalıyor oluşu dikkate alınarak TİRK
14/III'te rehinli alacaklıya ticari işletmeyi veya münferit unsurlarını ihtiyaten
baczettirme yetkisi tanınmış idi. Benzer bir düzenlemeye TRK'da yer veril-
memiştir.
1- Zamanaşımı: Uygulama Yönetmeliği 23, rehnin alacağın zamanaşı-
mına uğramasını önleyeceği yönündedir. Taşınmaz rehnine özgü (TMK 864)
bu sonucun doğması, ancak kanun hükmü ile olanaklıdır; TRK'da hüküm bu-
lunmayan hallerde TMK'nın taşınır rehni hükümleri uygulanacağından (!),
halihazırda Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmiş bir rehin, alacağın zama-
naşımına uğramasını önleyemez. Sadece alacaklının, hakkını rehinden alma
yetkisi devam eder (TBK 159).
VIlI. REHNİN SONA ERMESİ
Rehin hakkı, borcun vadede ödenmemesi üzerine alacaklının temerrüt
sonrası bakJannı kullanması veya alacağın son bulması üzerine sona erecek-
tir. Rehinli alacaklı alacağın son bulmasından itibaren üç iş günü içinde rehin
kaydının Sicil'den terkin edilmesini talep etmelidir. Aksi halde idari para ce-
zasına maruz kalır (m. 15.1). Bu halde, borcunu ödemiş ve bunu belgelemiş
bulunan rehin veren de terkin talebinde bulunabilir (m. 15.2)
87
. Hükümdeki
(87) Tasan'da bulunmayan bu hüküm, TBMM görüşmeleri sırasında 15.
madde görüşülürken verilen bir önerge ve oylamadan önceki redaksiyon üzerine bu
şekilde kanunlaşmıştır (S. Sayısı: 418, s. 34; Tutanak Dergisi, D. 26, Y.Y. 2, B. ıo,
o. 4, s. 50).
45
TRK ÜZERİNE BiR İNCELEME
"belgelemek" kesinleşmiş bir mahkeme karanna dayanmak şeklinde anlaşıl-
malıdır. Aynca bkz. İİK 153.
TRK'da rehin hakkının sona ennesi sadece alacağın son bulması ola-
sılığı üzerinden ele alınmış, TİRK'te olduğu gibi işletmenin kaydının ticaret
sicilinden terkini üzerine alacağın muaccel olacağı gösterilmemiştir (karş.
TİRK 18). Oysa rehinli işletmenin Ticaret Sicili'nden terkin edilmesini engel-
leyen bir hüküm de yoktur. Böyle bir durumda alacaklı İİK 44 korumasından
yararlanabilir. Ticareti terk bildirimini alan Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün du-
rumu Sicil Merkezi'ne derhal bildinnesi de gerekir.
Rehin bir süreye bağlı olarak kurulmuş ve bu süre Sicil'e tescil edil-
miş
88
ise, sürenin sona ermesi üzerine rehin de kendiliğinden sona erer8
9
(Uyg. Yön. 22).
Rehin konusunun yok olması, rehni sona erdirir (TMK 858; Uyg. Yön.
22; aynca bkz. yuk. Vll.D).
IX. REHNE UYGULANACAK DİĞER HÜKÜMLER
TRK 18'in, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde TMK'nın ta-
şınır rehnine ilişkin hükümlerinin uygulanacağını göstennesi isabetsizdir.
TMK'nın taşınır rehni hükümleri ile TRK hükümleri arasındaki tek ortak
nokta, her ikisinin taşınırlan konu edinmiş olmasıdır. TRK, bir sicilli taşınır
rehnini konu edindiğine göre, teslime bağlı olan taşınır rehnine değil, tescile
dayanan taşınmaz rehnine ilişkin TMK hükümlerine atıf yapılmış olması ge-
rekirdi. Bu yanlışlığın giderilmesi TRK da yapılması acil olan ilk değişiklik-
lerden olmalıdır. Zira Kanun'da ğuvencenin kapsamına sigorta tazminatının
gireceğine (TMK 879, TTK 1456), sicile güven ilkesinin (TMK 1023) benim-
sendiğine veya sicilin noksan veya yanlış tutulmasından sorumluluğa (TMK
1007; TTK 25) dair hiçbir hüküm yoktur; eğer m. 18'deki atıf doğru yapılmış
olsa idi, hiç değilse bu hususlardaki boşluk, TMK hükümleri ile giderilebilir-
di. Aynı duruma TMK 864, 884 de örnek gösterilebilir.
(88) 18. HD, 8.4.2004, E. 1803/2822, K.
(89) Ertaş, Ş.: Yeni Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Eşya Hukuku,
Ankara 2005, s. 517.
p
46 Ş/T jMAMOĞLU
Taşınır rehninde derece sistemi benimsenmiş olduğu için, bu hususta
TMK'nın taşınmaz rehnine ilişkin 871-876. maddelerine atıf yapılmıştır (m.
10). Oysa m. 18'deki atıf doğru verilmiş olsa idi, buna da gerek kalmayacak
idi.
Uyg. Yön. 42.1'de de TRK'da ve bu Yönetmelik'te hüküm bulunmayan
hallerde TMK'nın "taşınır ve taşınmaz rehnine ilişkin hükümlerinin" uygula-
nacağı gösterilmiştir. Her halde hem taşınır hem taşınmaz rehnine sehven atıf
verilmiştir. Doğrusu, TİRK'te olduğu gibi TMK'nın taşınmaz rehni hükümle-
rine atıf verilmesi olmakla birlikte, Yönetmelik kanuna uygun olmalıdır.
Kanun'da büküm bulunmayan hallerde TMK'nın taşınır rehnine mi
yoksa taşınmaz rehnine ilişkin hükümlerinin mi uygulanacağı, diğer kanun-
ların rehnfo türüne göre öngördüğü kuralların uygulanması yönünden de etki-
lidir. Bu bağlamda TBK 586'da alacağın, müteselsil kefaletin yanısıra taşın-
maz, teslime bağlı taşınır veya alacak rehni ile de güvenceye alınmış olmasına
bağlı olarak, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulup başvurula-
mayacağı ayrı ayn düzenlenmiştir.
TRK 18'de ayrıca, diğer kanunların TİRK'na veya ticari işletme reh-
nine yaptığı atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılmasına ilişkin bir hükme de
ihtiyaç vardır. Örneğin bkz. İİK 23/I, 2.
X. UYUŞMAZLIKLARIN GÖRÜLECEĞİ MAHKEME
Yetkili mahkemeye ilişkin tek hüküm değerleme talebi yönünden rehin
verenin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinin yetkili olduğunu gösteren m.
13.2'dir.
TRK'da, bu Kanun kapsamındaki rehin sözleşmesinden ileri gelen
uyuşmazlıklarda yetkili ve görevli mahkemenin, rehnin tescil edilmiş olduğu
sicil biriminin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi olduğu yönünde açık
bir hükme ihtiyaç vardır
90
.
Böyle bir düzenleme yapılıncaya kadar yetki ve görevin, HMK 6 vd.
hükümlerinden yola çıkılarak belirlenmesi gerekir. Rehin sözleşmesinin taraf-
larının tacir veya kamu tüzel kişisi olması halinde, taraflar yetki sözleşmesi ile
de yetkili mahkemeyi belirleyebilirler (HMK 17).
(90) TİRK 22, sicilin bulunduğu yer ticaret mahkemelerin.in görevli ve yetkili
olduı'll yönünde açık hüküm sevk ediyordu.
..ı
r
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
47
TR.K'nın ticari hükümler sevk eden bir kanun olması görev yönünden
TTK 4 ve 5'in dikkate alınmasını gerektirir. TTK 4.1.f uyarınca, TRK'nın
uygulanmasından doğan tüm davaların, tarafların tacir olup olmadığına ba-
kılmaksızın mutlak ticari dava sayılacağı ve asliye ticaret mahkemelerince
çözüme kavuşturulacağı düşünülebilir. Ancak, TRK'ya göre kurulacak rehin-
de rehin alanın, her zaman bir kredi kuruluşu veya finansal kurum olmayabi-
leceği, yerine göre rehin sözleşmesinin her iki tarafının da esnaf dahi olması
olanaklı bulunduğuna göre, TRK'nın, TIK 4.1.f kapsamına girmediği ve bu
itibarla her bir somut olayda, ortada bir ticari davanın bulunup bulunmadığı-
nın uyuşmazlığın taraflarından hareketle ayrıca belirlenmesi gerektiği de pe-
kala savunulabilir.
XI. ÖNERİLER
Hukuk düzeni ve giderek özel hukuk alanı bir bütündür. Bu bütün, hu-
kuk güvenliği başta gelmek üzere temel ilkelerle şekillenen genel hükümlere
dayanır. Temel ilkelere bağlı kalınmak şartıyla ticari hayatın ihtiyaçlarının
karşılanması için bu genel hükümlerden ayrılan istisnai düzenlemelere yer ve-
rilebilir. Ancak genel hükümlerden (temel ilkelerden değil) ayrılmanın, doğ-
rudan sonuçlan kadar öngörülemeyen dolaylı sonuçlan da hukuk güvenliğini
sarsabilir. Bu nedenle genel hükümlerden ayrılan her kural şüphe ile karşılan-
malıdır. Temel ilkelerden ayrılmak ise söz konusu olmamalıdır.
1972 yılında yürülüğe giren Ticari İşletme Rehni Kanunu, kapsamlı bir
bilimsel çalışmaya dayanıyordu ve kanunlaşmasından önce bilimadamlarının
görüşlerine sunulmuştu
91
. TR.K'nın değiştirilmesi gereksinimini kanunkoyu-
cu da duyacak olursa, TİRK'te olduğu gibi, son döneme kadar pekçok ka-
nunun hazırlığı sürecinde benimsenen o bilimsel yaklaşımın yeniden dikkate
alınması uygun olacaktır. Bu bağlamda, ilk olarak Kanun'un tümü rehinli ala-
caklıların çıkarlarının yanında diğer ilgililerin de çıkarlarını gözetecek şekilde
gözden geçirilmelidir. Bundan sonra aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:
(91) Prof Dr.Seza Reisoğlu'nun taşınırrehni alanında yaptığı bir karşılaştırmalı
hukuk çalışması ve hazırladığı kanun projesi, Ankara Hukuk Fakültesi'nde bilimsel
olarak tartışılmış ve kurulan bir komisyon tarafından son şekli verildikten sonra
TBMM'ye sunulmuş ve bazı değişikliklerle kanunlaşmış idi (Reisoğlu, Ticari İşletme
Rehni, s. 9; aynca bkz. Ticari İşletme Rehni, Kanun Projesi ve Gerekçesi, Ankara
Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Enstitüsü Yayını, Ankara 1965).
48 ŞİT İMAMOĞLU
1. Rehin sözleşmesinin rehin alan tarafının herhangi bir tacir veya es-
naf olması, bu rehnin amacına aykırı olarak yaygınlaşması, tacir ve esnafın
güvenilir olmayan kişilerce sömürülmesine yol açabilir. Rehin alan, sadece
kredi sağlayan tüzel kişiler ile vadeli satış yapan tüzel kişiler olmalı veya tacir
ve esnafın rehin hakkı sınırlı tutulmalıdır.
2. Ticari işletmenin veya esnaf işletmesinin bütünü üzerinde rehin ku-
rulması, Ticaret veya Esnaf ve Sanatkar Sicili'nde kayıtlı olma şartına açıkça
bağlanmalıdır.
3. TRK 8.3 ve aynı yöndeki 2.1.k hükümleri; m. 5.1, 5.2 ve ilgili sicil-
lere bildirim ile ilgili diğer TRK ve yönetmelik hükümleri ile çelişkilidir. Ka-
nunkoyucu, özel siciline tescil yoluyla üzerinde rehin kurulabilen taşınırlann,
TRK kapsamında olup olmaması yönündeki temel tercihine göre bu çelişkiyi
gidermelidir.
4. Lex commissoria yasağı, ölçülülük ilkesine uygun olarak kaldırılma-
lıdır. Bu bağlamda borcun ifa edilmemesi halinde mülkiyetin devrinin talep
edilmesi rehin konusunun o anki değerinin rehinli alacağın tutarından yüksek
olmaması veya bunlar arasında ciddi bir fark bulunmaması koşuluna bağlan-
malıdır. Mülkiyeti devir talebinin ancak sözleşme ile böyle bir yetki verilmiş
ise kullanılabileceği öngörülmelidir. Bu yetkiyi içeren bir sözleşme sadece
bankalar gibi güvenilir kuruluşlarla yapılması halinde geçerli sayılmalıdır.
Rehin konusunu iyiniyetle devralana karşı bu talebin ileri sürülemeyeceği
veya ona karşı ileri sürülmesinin sadece mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta
söz konusu olabileceği Kanun'da gösterilmelidir.
5. Değer tespiti zorunlu tutulmalı veya hiç değilse vadeli satış yapan-
ların rehin hakkı, TİRK döneminde olduğu gibi vadeli satışa konu şeye özgü-
Ienınelidir.
6. Döner malvarlığının, belirli ve sınırlı bir kısmı üzerinde rehin ku-
rulabileceğinin gösterilmesi ve alacağın muaccel olduğu anda rehin verenin
mülkiyetinde bulunduğu kadarıyla güvence oluşturacağının öngörülmesi, iyi-
niyetli üçüncü kişinin haklarının korunması ve bu doğrultuda ayrıntılı özel
hükümler sevk edilmesi gerekir.
•
TRK ÜZERİNE BİR İNCELEME
49
7. Herhangi bir sicile tescili zorunlu olmayan rehinli taşının iyiniyetle
devralanın kazanımı korunmalı, onun rehinle güvence altına alınan alacaktan
sorumluluğu sonucunu doğuracak düzenlemelere yer verilmemelidir.
8. Rehinli işletmenin Ticaret Sicili'nden terkini halinde alacaklının
hakları korunmalıdır.
9. TRK l 8'in TMK'nın taşınır rchninc yaptığı atıf düzeltilmelidir. Aynı
şekilde Uygulama Yönetmeliği 'nin bu husustaki hükümleri düzeltilmelidir.
10. TRK'nın uygulanmasından doğan davalarda yetkili ve görevli mah-
kemenin gösterilmesi gerekir.
....
EKLER
TiCARi iŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU*
Kanun No 6750
Kabul Tarihi : 20/10/2016
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; teslimsiz taşınır rehin hakkının
güvence olarak kullanımının yaygınlaştınlması, bu rehne konu taşınırlann
kapsamının genişletilmesi, taşınır rehninde aleniyetin sağlanması ile rehnin
paraya çevrilmesinde alternatif yolların sunulması suretiyle finansmana erişi-
mi kolaylaştırmaktır.
(2) Bu Kanun; ta51mr varlıkları konu edinen işlemlerde rehin hakkının
tesisine, rehin hakkının üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesine, Rehinli
Taşınır Siciline, rehinli alacaklılar arasında öncelik hakkının belirlenmesine,
tarafların ve üçüncü kişilerin hak ve yükümlülüklerine, rehin hakkının kulla-
nımı ile rehinli işlemlere ilişkin diğer usul ve esaslan kapsar.
(3) Bu Kanun, bir borca güvence teşkil etmek üzere kurulan ve konusu
bu Kanunda sayılan taşınır varlıklar olan rehinli işlemlere uygulanır.
(4) Bu Kanun, sermaye piyasası araçları ile türev araçlara ilişkin finan-
sal sözleşmeleri konu edinen rehin sözleşmeleri ile mevduat rehnine uygulan-
maz.
(5) Tapu kütüğüne herhangi bir nedenle tescil edilen taşınırlar bu Ka-
nun kapsamında değildir.
Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,
(*) RG, 28.10.2016, S. 29871.
p
54 TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU
s
f'
•
b) Çiftçi: 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanununa göre faaliyet
gösteren çiftçiyi,
c) Esnaf: 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek
Kuruluşları Kanununa göre faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarı,
ç) Finansal sözleşme: Faiz oranı, emtia, döviz, hisse senedi, tahvil, en-
j deks veya benzeri finansal araçların dayanak varlık olarak kullanıldığı spot,
-� future, forward, opsiyon veya swap işlemiyle, repo, ters repo işlemi ve bu
işlemlere benzer nitelikte olan ve finansal piyasalarda kullanılan diğer işlem-
J !erle ve bu işlemlerin herhangi bir kombinasyonunu içeren sözleşmeleri,
d) Güvenli elektronik imza: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik
İmza Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan elektronik imzayı,
e) Kredi kuruluşu: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu
uyarınca faaliyet gösteren bankalar ve finansal kuruşlar, 21/11/2012 tarihli
ve 6361 sayılı Finansal Kiralam� Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanu-
nu uyarınca faaliyet gösteren finansal kuruluşlar ile kredi ve kefalet sağlayan
kamu veya özel kurum ve kuruluşları,
t) Müstakbel taşınır varlık: Mevcut olmayan veya rehln sözleşmesinin
akdedildiği anda rehin verenin mülkiyetinde bulunmayan bu Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında belirtilen varlıkları,
g) Stok: Rehin verenin satmak, kullanmak veya kiralamak amaçlarıyla
mülkiyetinde bulunan hammadde, yan mamul veya mamul varlıkları,
ğ) Tacir: 13/1/201 I tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre
tacir kabul edilen kişiyi,
h) Taşınır varlık: Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında be-
lirtilen varlıkları,
ı) Rehin hakkı: Taşınır varlığın türünden, rehin verenin veya rehinli ala-
caklının durumundan, rehinle güvence altına alınan borcun niteliğinden veya
tarafların onu rehin hakkı olarak adlandınnasından bağımsız olarak bir bor-
cun ödenmesini veya ifa edilmesini güvence altına almak amacıyla alacağın
devrinde devralanın alacak hakkı da dahil olmak üzere, taşınır varlık üzerinde
zilyetliğin devrine gerek olmaksızın tesis edilen sınırlı ayni hakkı,
ı
TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU 55
i) Rehin sözleşmesi: Rehin hakkını tesis etmek amacıyla rehin veren ile
alacaklı arasında imzalanan sözleşmeyi,
j) Serbest meslek erbabı: 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununa göre tanımlanan serbest meslek erbabını,
k) Sicil: Bakanlık tarafından kurulan ya da kurdurulan ve mevzuatı
uyarınca kendi özel siciline tescili zorunlu olanlar dışındaki taşınır varlıklar
üzerinde, bu Kanun kapsamında tesis edilecek rehinlere ilişkin tescil, terkin�m-%t3)
değişiklik gibi tüm iş ve işlemlerin elektronik ortamda gerçekleştirildiği ve dJı....
sunulduğu merkezi ve aleni Rehinli Taşınır Sicilini, ,o... �
?
1) Üretici örgütü: Üretici ve yetiştiricilerin ilgili kanunlara dayanarak rn .S
kurdukları tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikleri, iu2._
ifade eder.
Rehinde taraflar
MADDE 3- (1) Rehin sözleşmesi;
a) Kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek
erbabı gerçek ve tüzel kişiler arasında,
b) Tacir ve/veya esnaflar arasında,
yapılır.
Rehin hakkının kurulması
MADDE 4- (1) Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilme-
siyle kurulur.
(2) Rehin sözleşmesi elektronik ortamda ya da yazılı olarak düzenlenir.
(3) Elektronik ortamda düzenlenen rehin sözleşmesinin Sicile tescil
edilebilmesi için sözleşmenin güvenli elektronik imza ile onaylanması şarttır.
(4) Yazılı olarak düzenlenen rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilebil-
mesi için tarafların imzalarının noterce onaylanması veya sözleşmenin Sicil
yetkilisinin huzurunda imzalanması şarttır.
(5) Rehin baklanın kurulmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça
çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
-
�
►
56 TİCARi İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU