Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması174
TİCARİ İŞLETME REHNİNDE
REHİN ALACAKLISININ KORUNMASI
PROTECTION OF THE PLEDGE CREDITOR
IN THE UNDERTAKING PLEDGE
Metin TOPÇUOĞLU
*
Ömer ÇON
**
Özet: İşletmenin menkul tesisatı ve fikri mülkiyet hakları üze-
rinde teslim şartı aranmadan kurulan ticari işletme rehni, istisnai bir
teminat türüdür. Herhangi bir risk üstlenmesi arzu edilmeyen ticari
işletme rehni alacaklısı, diğer teminat türlerinden farklı olarak mun-
zam tazminat, hürriyeti bağlayıcı ceza ve sigorta gibi hayli önemli
hak ve yetkilerle güçlendirilmiştir.
Anahtar Sözcükler: İşletme rehni, rehin alacaklısının korunma-
sı, munzam tazminat, rehin borçlusunun hapis cezası ile cezalandırıl-
ması, sigorta yükümlülüğü, ihtiyati haciz.
Abstract: The pledge of undertaking is an exceptional kind of
warrants that is established on enterprise’s movable properties and
intellectual properties without delivery condition. Situation of the
undertaking pledge creditor, taking any risk is not wished, is diffe-
rent from other kinds of warrant. Because the creditor of underta-
king pledge is strenghten with very important rights and authorities
as additional compensation, imprisonment and insurance.
Keywords: The pledge of undertaking, protection of the pled-
ge creditor, additional compensation, insurance obligation, punish-
ment of the pledge debtor, provisional distraint.
*
Doç. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD
öğretim üyesi.
**
Av., Isparta Barosu.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON175
A. Giriş
Bugün sanal alem, etkisini giderek arttırmakla birlikte, ticari ha-
yatın yoğun olarak icra edildiği yerler genel olarak işletmelerdir. İşlet-
melerin faaliyetlerini yürütebilmesi, daha verimli çalışabilmesi veya
kendini büyütebilmesi için krediye ihtiyaç duymaları kaçınılmazdır.
İşte ilgililerin kredi için işletmelerini teminat gösterebilmeleri, temina-
tın alacaklı ve borçluya etkileri, işletmelerin ve ticari hayatın niteliğine
göre farklılık göstermektedir. Bu sebeple kanun koyucu, bir teminat
türü olarak işletmenin rehnini 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanu-
nu
1
ile özel olarak düzenlemiştir.
TİRK istisnai bir rehin türü olarak işletme rehnini; rehnin şart-
larını, kapsamını, taraflarını; tarafların hak ve borçlarını diğer rehin
türlerine göre hayli farklı ve şekilci bir anlayışla düzenlemiştir. Bu ça-
lışmada Kanun’un özellikle rehin alacaklılarının korunmasına ilişkin
hükümleri incelenecek ve tartışılacaktır.
Kanunun adı “ticari işletme rehni” olmakla birlikte rehnin kapsa-
mına sadece ticari işletmeler değil, esnaf işletmeleri de girmektedir.
Bu sebeple ticari işletme rehninde, rehnin konusunu oluşturan işletme
türlerine kısaca göz atmakta fayda vardır.
B. “İşletme” Kavramı ve Türleri
I. Genel Olarak
İşletme, bir girişimci tarafından ekonomik çıkar sağlamak ama-
cıyla emek ve sermayenin bağımsız şekilde bir araya getirilmesidir.
2
Bütün işletmeleri ve ticari faaliyetleri genel olarak üç kapsamda de-
ğerlendirmek mümkündür: Esnaf işletmesi, ticari işletmeler ve serbest
meslek faaliyetleri.
3
1
RG, 28.07.1971, S. 13909.
2
Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayınları, 13. Baskı, İstanbul 2009, s. 26.
3
Bkz. Ülgen, Hüseyin / Teoman, Ömer / Kendigelen, Abuzer / Helvacı, Mehmet/
Kaya, Arslan / Nomer Ertan, Füsun, Ticari İşletme Hukuku, Vedat Kitapçılık, 3. Bas
kı, İstanbul 2009, s. 130.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması176
II. İşletme Türleri
1. Esnaf İşletmesi
TK m. 17’ye göre esnaf, “ister gezici ister bir dükkânda veya bir soka-
ğın belli bir yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti nakdi sermayesinden
daha çok beden çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya
yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahibi kişidir”. 5362 sayılı Esnaf ve
Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu
4
m. 2’de de benzer tanım tek-
rarlanarak (m. 3/a), tanım kapsamına girenlerin esnaf ve sanatkarlar
siciline ve meslek odalarına kaydolması zorunluluğu getirilmiştir (m.
68). TK (m. 1463) ve ESMKK’nın (m. 3/a, 63) verdiği yetki uyarınca, es-
naf ve sanatkârlar ile tacir ve sanayici ayrımı 2007/12362 sayılı Bakan-
lar Kurulu Kararı
5
ile belirlenmiştir.
6
Söz konusu Kararnamede esnaf
ve tacir ayrımına ilişkin esaslar şu şekilde belirlenmiştir:
“a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon
Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr
meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni
çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırma-
yacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre
deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bent-
lerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nak-
di limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve
sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık
alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hâsılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma
hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türki-
ye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması,
yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hâsılatı esnaf ve sanatkâr sa-
yılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili
marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
4
RG, 21.06.2005, S. 25825.
5
RG, 21.07.2007, S. 26589.
6
86/10313 sayılı Kararname (RG, 19.02.1986, S. 19024), 2007/12362 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı ile yürürlükten kaldırılmıştır.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON177
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan
ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan
ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayi-
ci sayılmaları … kararlaştırılmıştır”.
7
Görüldüğü gibi 2007/12362 Sayılı
Kararname şartlarını taşıyan işletmeler esnaf işletmesi olarak kabul
edilecektir.
8
TİRK’e göre esnaf işletmeleri de ticari işletmenin rehnine
ilişkin hükümlere göre rehnedilebilir.
2. Ticari İşletme
Ticari işletmeyi, faaliyetlerini gelir sağlama amacına yönelik, de-
vamlı ve bağımsız olarak yürüten ve esnaf işletmesi kapasitesini aşan
işletmeler şeklinde tanımlayabiliriz.
9
TK Tasarısı da ticari işletmeyi bu
şekilde tanımlamaktadır (m. 11/1).
Ticari işletmenin temel nitelikleri şunlardır:
a. Gelir sağlama amacı: Yürütülen ticari etkinliklerin amacı gelir
elde etme amacına yönelik olmalıdır.
10
Faaliyet sonunda mutlaka gelir
elde edilmesi gerekmez. Gelir sağlama amacının varlığı yeterlidir.
11
b. Devamlılık: Bu unsurdan anlaşılması gereken ticari etkinlikle-
rin ilelebet veya kesintisiz olarak yürütülmesi değildir. Kısa veya be-
7
213 sayılı Vergi Usul Kanunu (RG, 10.1.1961, S. 10705) m. 177’ye göre:
“1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alım-
larının tutarı 7.200.000.000 (120.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000
(170.000 TL) lirayı aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde
ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (68.000 TL) lirayı aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı
bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000
(120.000 TL) lirayı aşanlar…” birinci sınıf tacir, bu limitleri aşmayan fakat “işletme
hesabı esasına göre defter tutan” tacirler ise ikinci sınıf tacir (VUK m. 178) kabul
edilmiştir.
8
Geniş bilgi için bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer
Ertan, s. 273-280.
9
Bkz Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 130, 131;
Karahan, Sami, Ticari İşletme Hukuku, Mimoza Yayınları, 13. Baskı, Konya 2004, s. 28.
10
Karahan, s. 18.
11
Bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 139, 140;
Arkan, s. 21.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması178
lirli bir zaman dilimi için planlanmış faaliyetler de örneğin beş ay, bir
yıl, on yıl gibi bu şartın gerçekleştiği söylenebilir. Uzun süreli olarak
planlanan ancak piyasa şartlarına dayanamayıp kısa sürede sona erdi-
rilen işletme faaliyetleri için de farklı düşünmeyi gerektiren bir sebep
yoktur.
12
c. Bağımsızlık: İşletmenin hem iç hem de dış ilişkide, başka bir iş-
letmenin irade ve işlemine bağlı olmaksızın işlemler yapabilmesidir.
13
Bağımsız nitelikte olmayan birimler örneğin şubeler, mal depolanan
yerler, otomobil servisleri içinde bulunan tamir atölyeleri bağımsız de-
ğildirler.
14
d. Esnaf işletmesi faaliyetleri sınırının aşılması: Kısaca,
2007/12362 sayılı Kararnamede öngörülen şartları taşıyan işletmenin
faaliyetleri nakdi sermayeye dayanan ve yıllık olarak elde ettiği gelir,
VUK m. 177’deki her yıl güncellenerek belirlenen sınırı
15
aşan işletme-
ler ticari işletmedir.
16
3. Sanayi İşletmesi
“Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler,
ticari işletme sayılır” diyen TK m. 11 hükmü ticari işletmeler arasında
bir ayırım yapmamıştır. Bu anlamda sanayi işletmelerini TK m. 12/2
anlamında “fabrikacılık” faaliyetleriyle iştigal eden işletmeler olarak
12
Bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 140, 141;
Arkan, s. 21.
13
Karahan, s. 22.
14
Bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 141, 142;
Arkan, s. 22.
15
Birinci sınıf tacirler için 1.1.2010 tarihinden geçerli olmak üzere tespit edilen
miktarlar aşağıdaki gibidir:
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alım-
larının tutarı 120.000 TL veya satışlarının tutarı 170.000 TL;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde
ettikleri gayri safi iş hasılatı 68.000 TL;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işleri birlikte yapanlar için 2 numaralı bentte
yazılı iş hâsılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 120.000 TL [Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği, No: 393 (RG, 29.12.2009, S. 27447)].
16
Ayrıntılı bilgi için bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer
Ertan, s. 142-148; Arkan, s. 22.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON179
nitelendirebiliriz. Sanayi işletmesini, Sanayi Sicili Kanunu (San. SK)
17
,
“bir maddenin vasıf, şekil, hassa veya terkibini makina, cihaz, tezgah, alet
veya diğer vasıta ve kuvvetlerin yardımı ile veya sadece el emeği ile kısmen
veya tamamen değiştirmek veya bu maddeleri işlemek suretiyle devamlı ve
seri halinde imal veya istihsal eden yerlerle madenlerin çıkarılıp işlendiği yer-
ler” olarak tanımlamıştır (m. 1/1). Aslında bilişim ve yazılım tekno-
lojilerini de kapsayan; daha ayrıntılı ve belirleyici bir tanım “Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu”nda
18
yer almak-
tadır. Kanun, sanayiciyi tanımlamış fakat sanayi işletmesini tanımla-
mayı ihmal etmiştir. Ancak maddede işaret edilen alanlarda faaliyet
gösteren işletmelere sanayi işletmesi denileceği aşikârdır. Söz konusu
Kanuna göre, “tezgâh, cihaz, makine gibi muharrik kuvvet kullanarak ham
madde, yarı ve tam mamulleri, özellik, içerik, bileşim veya şeklini kısmen veya
tamamen değiştirmek amacıyla işleyerek, seri halde veya standart olarak yeni
bir ürün üretmek suretiyle katma değer oluşturan işyerleri ile yer altı kay-
naklarının çıkarılıp işlendiği yerleri işletenler ve bilişim teknolojisi ve yazılım
üretenler en az on işçi çalıştırmak şartıyla … sanayici sayılır” (m. 5/7). Ka-
nunun uygulaması bakımından “sanayici” sayılmayacak kimseler, her
ne kadar sınırlı sayıda tespit edilmiş izlenimi verilse de, örnek kabilin-
den ayrıca gösterilmiştir (m. 5/8, a-e).
Sanayi işletmeleri, TİRK m. 3/1’in aksine, işletmenin unsurla-
rından birini veya birkaçını rehne konu yapabilir (TİRK Ek m. 2). Bu
imkândan yararlanabilmek için işletmenin sanayi işletmesi olması ve
bu durumunu ticaret unvanı veya işletme kayıtlarıyla ispat etmesi ge-
rekmektedir (San. SK m. 2/1).
19
17
RG, 24.04.1957, S. 9593.
18
RG, 01.06.2004, S. 25479.
19
Sanayi işletmesi hakkında ayrıca bkz. Yıldız, Şükrü, “Ticari İşletme Rehni
Kanununda Yapılan Değişiklikler ve Sanayi İşletmeleri Üzerinde Kurulacak Ticari
İşletme Rehninde Ortaya Çıkabilecek Bazı Sorunlar”, Prof. Dr. Tuğrul Ansay’a
Armağan, Turhan Kitabevi, Ankara 2006, s. 514-516; Reisoğlu, Seza, “Ticari İşletme
Rehni ve Son Yasal Düzenleme”, Bankacılar Dergisi, İstanbul 2003, S. 47, s. 122
(http://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Arastirma_ve_Raporlar/ticari_isletme.doc).
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması180
4. Serbest Meslek Faaliyetleri
Serbest meslek faaliyetleri Gelir Vergisi Kanunu’nda,
20
“sermaye-
den ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve
ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk
altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” (m. 65/2) şeklinde tanımlan-
maktadır. Serbest meslek faaliyetleri ile iştigal eden kimseler de ser-
best meslek erbabı sayılır (GVK m. 66/1). Buna göre, ilmi ve kültürel
nitelik arz eden dişçilik, doktorluk, mimarlık, avukatlık gibi faaliyet-
lerin serbest meslek faaliyeti niteliği taşıdığı kuşkusuzdur. Gelir sağ-
lama amacı taşıyan bu faaliyetlerden örneğin avukatlık, adi ortaklık
ilişkisi çerçevesinde yürütülebilir (Av. K m. 44). Ancak serbest meslek
faaliyetlerini ne esnaf ne de işletme şartları çerçevesinde düşünmek ve
söz konusu işyerlerini de esnaf işletmesi veya ticari işletme olarak ni-
telendirmek mümkün değildir.
21
Bu sebeple serbest meslek faaliyetleri
TİRK kapsamında rehne konu olmazlar.
C. Teminat Türleri
Teminat, belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesi-
ni) sağlamak için verilen garanti olarak tanımlanmaktadır.
22
Teminat
türleri genel olarak şahsi teminat ve ayni teminat olarak ikiye ayrılır.
23
I. Şahsi Teminat
Alacaklıya şahsi garanti sağlayan yani borçlunun bütün malvarlı-
ğıyla sorumlu olmasını gerektiren sözleşmelere şahsi teminat sözleş-
meleri denmektedir. Hukukumuzda kefalet, garanti, borca katılma ve
sigorta sözleşmeleri şahsi teminat sözleşmeleridir. BK m. 483’de ke-
falet sözleşmesi şöyle tanımlanmıştır: “Kefalet bir akittir ki onunla bir
kimse, borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeği alacaklıya karşı ta-
ahhüt eder”. Kefilin sorumlu olacağı en yüksek tutarın kapsamına yal-
20
RG, 1.1.1961, S. 10700.
21
Bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 38.
22
Hukuk Sözlüğü, www.uyap.gov.tr/hs/index (Erişim tarihi: 29.9.2010).
23
Bkz. Hatemi, Hüseyin/Serozan, Rona/Arpacı, Abdülkadir, Borçlar Hukuku Özel
Bölüm, İstanbul 1992, s. 519 vd.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON181
nız anapara değil, borçlunun kusur ve temerrüdünün sonuçları, akdi
faizler, dava ve takip masrafları da girer.
24
Diğer teminat türlerinden
farklı olarak kefil, alacaklıya karşı, sözleşme konusu borçtan dolayı
tüm malvarlığıyla sorumludur.
25
II. Ayni Teminat
Alacaklıya ayni teminat sağlayan sözleşmeler ayni teminat söz-
leşmeleridir. Ayni teminat, herkese karşı ileri sürülebilen bir teminat
türüdür. Taşınır ve taşınmaz rehni, ticari işletme rehni, hapis hakkı
başlıca ayni teminat türlerini oluşturmaktadır.
D. “Rehin” Kavramı ve Türleri
I. Genel Olarak
Hak sahibine, bir alacak yerine getirilmediği takdirde, rehnedileni
paraya çevirterek bundan alacağını tahsil etmek yetkisini veren, eşya-
nın maliki başta olmak üzere herkese karşı ileri sürülebilen ayni hakka
rehin hakkı denir
26
. Rehin sözleşmesi ise doğmuş veya doğabilecek bir
para borcunun ve alacağının, teminat gösterilen taşınır, taşınmaz ve
sair hakların cebri icra yoluyla satımı sonucu elde edilen satış bedelin-
den (teminat derecelerinden doğan istisnalar saklı olmak üzere) ayrı-
calıklı olarak tahsili hak ve yükümlülüğünü ortaya çıkaran bir hukuki
işlemdir.
27
24
Aral, Fahrettin, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayınları, 4. Baskı, Ankara
2004, s. 456.
25
Konuyla ilgili ayrıca bkz Şahan, Gökhan, Kefalet Sözleşmesinin Sona Ermesi, Yetkin
Yayınları, 1. Baskı, Ankara 2009, s. 17; Zevkliler, Aydın, Borçlar Hukuku Özel Borç
İlişkileri, Seçkin Yayınları, 8. Baskı, Ankara 2004, s. 395 vd; Yavuz, Cevdet, Türk
Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınları, 7. Baskı, İstanbul 2007, s. 823.
26
Öztan, Bilge, Medeni Hukukun Temel Kavramları, Turhan Kitabevi, 23. Baskı, Ankara
2006, s. 894; Oğuzman, M. Kemal/Seliçi, Özer, Eşya Hukuku, Filiz Yayınları, 2.
Baskı, İstanbul 1997, s. 669; Ertaş, Şeref, Eşya Hukuku, Seçkin Yayınları, 8. Baskı,
Ankara 2008, s. 515; Esener, Turhan/Güven, Kudret, Eşya Hukuku, Yetkin Yayınları,
4. Baskı, Ankara 2008, s. 423.
27
Domaniç, Hayri/Ulusoy, Erol, Ticaret Hukukunun Genel Esasları, Arıkan Yayınları,
5. Baskı, İstanbul 2007, s. 181.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması182
II. Taşınır Rehni
Taşınır rehni, taşınmaz dışında kalan ve bir alacağın teminatı ol-
mak üzere alacaklıya teslim edilmiş şeyin veya hakkın, satılarak, satış
bedelinden alacağın elde edilmesi olanağını veren bir rehin şeklidir.
28
Taşınır rehninin, teslime bağlı ve teslim şartı gerekmeyen taşınır
rehni olmak üzere iki türü vardır. Teslim şartlı taşınır rehninin özellik-
lerini şöyle sayabiliriz:
a. Fer’i ve ayni bir haktır.
b. Bir sözleşme ile kurulur.
c. Eşyanın alacaklıya teslimi zorunludur.
d. Rehin konusu borç için rehin alacaklısına borçlu bütün malvar-
lığıyla sorumludur.
e. Paraya çevrilebilen, ferdileştirilmiş bir eşya üzerinde kurulur.
İstisnai olarak kimi taşınır rehninde teslim şartı aranmamıştır. Tes-
lim şartı aranmayan taşınır rehni de kendi içinde, tescile bağlı olup
olmamalarına göre ikiye ayrılır. Ziraat Bankasının çiftçi malları üzerin-
deki rehin hakkı, Zirai Donatım Kurumu’nun, tarım kredi kooperatif-
lerinin ve amme alacaklarıyla ilgili rehin hakları tescil şartı aranmayan
ve teslimi gerekmeyen rehin türüdür.
Tescile bağlı olan ve teslimi gerekmeyen rehinde, adından anlaşı-
lacağı üzere sicile tescil, kurucu unsurdur. Bu rehin türleri ise şunlar-
dır: Ticari işletme rehni, hayvan rehni, maden rehni, hava aracı ipote-
ği, gemi ipoteği ve motorlu taşıt rehnidir.
29
III. Taşınmaz Rehni
Taşınmaz rehni, bir alacağın temini için, borç ödenmezse, alacaklı-
ya konusu olan taşınmazı sattırıp, satış değerinden alacağını öncelikle
28
Akıntürk, Turgut, Medeni Hukuk, Beta Yayınları, 13. Baskı, Ankara 2008, s. 458;
Ertaş, Eşya Hukuku, s. 551; Oğuzman/Seliçi, s. 755 vd; Esener / Güven, s. 477.
29
Motorlu taşıt rehniyle ilgili bkz. Doğan, Murat, “Teslime Bağlı Olmayan Sicilli
Motorlu Taşıt Rehni”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Erzincan 2008,
C. 12, S. 3-4, s. 182.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON183
temin etme imkânı veren ayni haktır.
30
Taşınmaz rehninin başlıca iki
fonksiyonu vardır: Bunlar kişisel alacağı güvence altına almak ve ara-
zinin değerini tedavül ettirmektir. Taşınmaz rehnine belirlilik, kamu-
ya açıklık ve sabit derece ilkeleri hâkimdir.
31
Taşınmaz rehninin üç türü vardır: İpotek, ipotekli borç senedi ve
irat senedidir. İpotekte alacağın teminat fonksiyonu ağırlık kazanır-
ken, ipotekli borç senediyle, irat senedinde kanun koyucu taşınmazın
değerini taşınmazdan bağımsızlaştırarak, düzenlenen kıymetli evrak-
lar vasıtasıyla, bu değerin, piyasada tedavülü amacını gütmüştür.
32
İpotekli borç senedi ve irat senedi kıymetli evrak niteliği taşır.
33
İpotek, hem borçlunun kişisel sorumluluğunu hem de ayni (taşın-
maz) sorumluluğu içeren taşınmaz teminatıdır. İpotek konusu taşın-
maz paraya çevrildiğinde alacak tam olarak karşılanamıyorsa, borç-
lunun alacaklıya karşı kişisel sorumluluğu devam edecektir. İpotekte
borçlunun mutlaka taşınmazın maliki olması gerekmez.
İrat senedi, taşınmazın değerinin tedavül edebilmesini sağlar. İrat
senedinde ödenmesi gereken para borcu taşınmaza yüklenmiştir. İrat
senedi el değiştirdikçe irat senediyle birlikte taşınmaz ve borç el de-
ğiştirmiş olur.
34
İpotekli borç senedi ise ipotekte olduğu gibi hem ta-
şınmaz değerinin, hem de sorumluluğun kişisel olarak devam ettiği
bir taşınmaz rehni çeşididir.
35
İpotekli borç senedinin irat senedinden
farkı; ipotekli borç senedinde eşyaya bağlı bir borç ilişkisinin olmama-
sıdır. Ancak son iki tür taşınmaz rehni ülkemizde yaygın değildir.
IV. Ticari İşletme Rehni
TİRK’in öngördüğü rehin sistemi ile bir işletmenin menkul malla-
rının ve fikri mülkiyet haklarının tamamı veya bir kısmı, teslim şartı
aranmaksızın sadece ticaret veya esnaf siciline tescili suretiyle rehne-
30
Ertaş, Eşya Hukuku, s. 515; Esener / Güven, s. 451.
31
Öztan, s. 895; Ertaş, Eşya Hukuku, 516; Oğuzman/Seliçi, s. 675.
32
Ertaş, Eşya Hukuku, s. 515; Oğuzman/Seliçi, s. 742 vd.
33
Bkz. Pulaşlı, Hasan, Kıymetli Evrak Hukuku, Adalet Yayınları, 9. Baskı, Ankara 2009,
s. 34.
34
Ayrıntılı bilgi için bkz. Esener / Güven, s. 469.
35
Ayrıntılı bilgi için bkz. Esener / Güven, s. 464.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması184
dilmesi mümkün hale gelmiştir (TİRK m. 3 ve m. 5). Böylece borçlu-
ya, ticari işletmeye ait taşınır eşyaları kullanma ve kredi temin etme
imkânı sağlanmıştır. Tacir veya esnaf, işletmesini sadece kendi borcu
için değil başkalarının borcu için de rehin verebilir.
Ticari işletme rehni, bir taşınır rehni türü olduğundan, taşınır reh-
ni ile ilgili genel ilkeler; alacağa bağlılık, kamuya açıklık, iyi niyetin
korunması, belirlilik, teminatın bölünmezliği, sıra, bu rehin türü için
de geçerlidir (MK m. 939-950). Ayrıca, özel hüküm bulunmadıkça, ta -
şınmaz rehnine ilişkin hükümler de uygulama alanı bulacaktır (TİRK
m. 20).
36
TİRK m. 8’e göre aynı ticari işletme üzerinde birden fazla rehin
tesis edilebilir. Hatta ticari işletme üzerinde kurulacak ikinci ve sonra-
ki rehin hakkı için önceki rehinli alacaklıların iznini almaya da gerek
yoktur.
37
Rehin alacaklısı sicile kayıtlı rehin hakkını, işletmeyi devra-
lan herkese karşı ileri sürebilir. Böylece kanun koyucu TİRK m. 9/1 ile
10/2
38
arasındaki çelişkiyi önlemiştir.
1. Kuruluşu
Ticari işletme rehninin kurulabilmesi için öncelikle taraflar arasın-
da bir rehin sözleşmesi yapılmalıdır.
39
Kanun koyucu rehin sözleşme-
sini sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. TİRK m. 4’e göre rehin sözleşme-
sinin noter tarafından düzenleme yoluyla yapılması gerekmektedir.
40
36
İşletme rehninin, aslen bir taşınır rehni türü olması sebebiyle taşınmaz rehni
hükümlerine yönelik atfın (TİRK m. 20) hatalı olduğu savunulmaktadır. Bkz. Ertaş,
Eşya Hukuku, s. 47.
37
Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 198.
38
“Ticari işletme sahibi, işletmeyi veya rehne dâhil münferit unsurları devretmek,
bir ayni hakla takyidetmek, başka bir mahalle nakletmek veya başkaları ile
değiştirmek için alacaklının muvafakatını almak zorundadır” (TİRK m. 10/2).
39
Rehin sözleşmesi yapılmadan önce rehin alacaklısının, işletmenin envanterini
incelemesi yerinde olacaktır (Kayıhan, Şaban, Ticari İşletme Hukuku, Seçkin
Yayınları, 4. Baskı, Ankara 2009, s. 95).
40
Noter önüne gelen işlemleri iki şekilde yapar: Düzenleme ve onay, Noterlik
Kanunu’nda (RG, 05.02.1972, S. 14090) düzenleme (m. 84-89) ve onay (m. 90-
93) işlemlerinin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Noter rehin
sözleşmesini başından sonuna kadar kendisi düzenlemelidir. Rehin sözleşmesinin
taraflarının bizzat kaleme alarak notere onaylattırdıkları rehin sözleşmesi geçerli
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON185
Rehin sözleşmesi, tacir veya esnaf ya da bu kimselerin özel olarak yet-
kilendirdiği temsilci (ticari mümessil, vekil) tarafından yapılır.
41
Ay-
rıca rehin kapsamına giren unsurların da tam bir listesi sözleşmeye
eklenmelidir.
TİRK m. 6’ya göre rehin sözleşmesinde alacak miktarının Türk Li-
rası olarak gösterilmesi gerekir (TİRK m. 6).
42
Ancak MK’da yapılan
son değişiklik ile yabancı para üzerinden ipotek tesisine imkân tanın-
ması, ticari işletme rehninin de yabancı para üzerinden kurulup kuru-
lamayacağı konusunda tartışmaya yol açmıştır.
43
Doktrinde bir görüş
6. maddenin yeterince açık olduğu bu nedenle yorum yoluyla böyle
bir kanaate ulaşılamayacağını ileri sürmektedir.
44
Diğer görüşe göre
ise TİRK m. 20’de taşınmaz rehnine yapılan genel yollama nedeniyle
MK hükümlerine paralel olarak rehin hakkı yabancı para üzerinden
kurulabilmelidir.
45
Alacak miktarının belirli olmaması rehin işlemine
engel olmaz, fakat taraflar hiç değilse işletmenin hangi miktara temi-
olmayacaktır. Noterlik işlemleri hakkında bkz. Ulukapı, Ömer/Atalı, Murat,
Noterlik Hukuku, Mimoza Yayınları, 2. Baskı, Konya 2001, s. 206-212; Pekcanıtez,
Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,
4. Baskı, Ankara 2005, s. 142.
41
Kanunda rehin sözleşmesinin, “işletme maliki” tarafından yapılması
öngörülmektedir (TİRK m. 2/1). Rehin konusu işletme, işleten kimsenin
mülkiyetinde ise rehin sözleşmesinin malik veya yetkili temsilcisi tarafından
yapılması şarttır. Ancak sanayi işletmelerinin hâsılat kirasına (BK m. 270 vd) konu
olduğu hallerde, tacir sıfatı işletmenin sahibine değil bizzat işleten kiracıya aittir.
Sanayi işletmeleri üzerinde TİRK m. 3/1-b, c’deki unsurların bir kısmıyla sınırlı
olarak rehin sözleşmesi kurulabilir. Bu durumda kiralayana ait olmayan sadece
hâsılat kiracısı tacire ait işletme adı (ticaret unvanı işletmeden ayrı devredilemez),
fikri mülkiyet hakları veya motorlu nakil araçları üzerinde rehin hakkı kurulacaksa
kiralayanın iznini aramaya gerek yoktur. Krş. Ülgen / Teoman / Kendigelen /
Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 185.
42
Rehnin tescilinde, alacaklının ticaret unvanı, açık adresi ve ikametgâhı, alacağın
Türk lirası olarak miktarı, alacak miktarı belirli değilse ticari işletmenin teminat
teşkil ettiği miktar, faiz (şart koşulmuşsa) miktarı gösterilir (TİRK m. 6).
43
Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 196; Domaniç/
Ulusoy, s. 185.
44
Arkan, s. 52; Domaniç/Ulusoy, s. 185; Poroy, Reha/Yasaman, Hamdi, Ticari İşletme
Hukuku, Vedat Kitapçılık, 10. Baskı, İstanbul 2004, s. 56.
45
Erten, Ali, Bankacılık Uygulamasında Ticari İşletme Rehni, Banka ve Ticaret Hukuku
Araştırma Enstitüsü Yayınları, 1. Baskı, Ankara 2001, s. 40-41; Ertaş, Şeref, “Ticari
İşletme Rehni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. İrfan
Baştuğ Armağanı, C. 7, İzmir 2005, s. 43.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması186
nat teşkil edeceğini belirlemiş olmalıdır (TİRK m. 6).
46
Kanun koyucu,
taşınmaz rehninde olduğu gibi miktarın önceden muayyen olup ol-
mamasına göre anapara veya azami meblağ ipoteğine benzer bir rehin
öngörmüştür.
47
Bu bakımdan alacak miktarının belli bir meblağ olarak
rehin senedinde belirtilmesi rehnin bir geçerlilik unsurudur. Alacak
miktarının önceden likit olmaması, rehin tesisini engellemez fakat ala-
cak miktarı en geç rehnin paraya çevrildiği anda belli olmalıdır.
Rehin hakkının doğumu için sicile tescil şarttır. TİRK m. 20 yol-
lamasıyla taşınmaz rehninin aykırı olmayan hükümleri ticari işletme
rehnine de uygulanacağından tasarruf işlemi niteliği taşıyan rehin söz-
leşmesinin geçersizliği yolsuz tescil sonucunu doğuracaktır.
48
Tescil talebinde bulunma yetkisi işletme sahibi veya rehin alacak-
lısına aittir (TİRK m. 5/1). Kural olarak sözleşmenin ilgili sicile 10 gün
içinde tescil ettirilmesi gerekir (TİRK m. 5/2).
2. Kapsamı
a. Genel Olarak
Ticari işletme rehni sözleşmesinde bulunması gereken unsurlar,
ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatıdır. Fikri mülkiyet
hakları (marka, patent, model, resim, lisans vb.) kısmen veya tamamen
rehin kapsamı dışında bırakılabilir (TİRK m. 3). Ticari işletmenin mal-
varlığı unsurları arasında yer alan kiracılık hakkı, taşınmazlar, nakit,
alacak ve döner malvarlığı (TK m. 11/2) rehnin kapsamına dâhil de-
ğildir.
49
b. Ticaret Unvanı ve İşletme Adı
Ticaret unvanı, ticari işletme sahibinin diğer işletme sahiplerinden
ayrılmasını ve işletmeyi şahsileştirerek işletmenin diğer işletmelerden
46
“Ticari işletme rehni 32.600.000 Lira asıl alacak ve her ne nam altında olursa olsun
bunun ferileri, icra vekaleti ücreti, icra harç ve masrafları vb. alacağı tamamen
32.600.000 Lira içinde mütalaa edilmek gerekir” Y. 12. HD, 22.03.1984, 164/3359
(Sinerji Veri Tabanı).
47
Ertaş, Ticari İşletme Rehni, s. 43.
48
Erten, s. 38.
49
Karahan, s. 43.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON187
ayırt edilmesini sağlar.
50
Ticaret unvanı kullanma hak ve yükümlüğü,
tacir ile sınırlandırıldığından esnaf ticaret unvanı kullanamaz (TK m.
41, 17). Rehin borçlusu esnaf işletmesi ise, esnafın ticaret unvanı kul-
lanma yetkisi bulunmadığından, rehin sözleşmesinde ticaret unvanı
bulunmayacaktır.
51
İşletme adı ise, bir işletmeyi diğer benzer işletmelerden ayırt etme-
ye yönelik isimlerdir. Ticaret unvanının aksine işletme adı kullanmak
zorunlu değildir. İşletme adını hem tacirler hem de esnaflar kullana-
bilir (TK m. 17, 55). İşletme adı kullanılıyorsa rehin sözleşmesinde yer
almak zorundadır. Doğal olarak işletme adı kullanılmaması ve rehin
sözleşmesinde bulunmaması bir geçersizlik sebebi oluşturmaz.
c. Menkul İşletme Tesisatı
İşletmenin malvarlığı unsurları arasında yer alan taşınmazlar, re-
hin kapsamına girmediğinden işletme rehni, TİRK m. 3/1-b’de sayı -
lan menkul tesisat ile sınırlıdır. TİRK, menkul tesisatın tamamını de-
ğil belirli şartları taşıyan unsurları rehin kapsamına almıştır. TİRK m.
3/1-b’ye göre rehne dâhil olan menkul tesisat: “Rehnin tescili anında
mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makine, araç, alet
ve motorlu nakil araçları”dır.
Kural olarak, rehin sözleşmesinin yapıldığı anda ticari işletmeye
dâhil olan menkul işletme tesisatı üzerinde rehin kurulur. Kanun’da
“rehnin tescili anı” (TİRK m. 3/1-b) esas alınmakla birlikte, rehin kapsa -
mına giren unsurların tam listesi ayırt edici unsurları ile rehin sözleş-
mesinde yer aldığından, rehin hakkının, tescil anı değil, sözleşmedeki
unsurlarla sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca rehin sözleş-
mesinin on gün içinde hatta tartışmalı olmakla birlikte daha sora tescili
imkânı bulunduğundan bu sonuç yerindedir. Öyleyse, rehin sözleşme-
sinden sonra ticari işletmeye tahsis edilmiş menkul tesisat üzerinde re-
hin hakkı söz konusu değildir. Ancak uygulamada taraflar sözleşmeye
bir hüküm koyarak sonradan işletmeye tahsis edilmiş menkul işletme
tesisatını da rehne dâhil etmektedirler.
52
Bu şart, sadece sözleşmenin
50
Karahan, s. 133.
51
Bkz. Arkan, s. 51; Erten, s. 28.
52
Erten, s. 33.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması188
taraflarıyla sınırlı bir etkiye sahiptir. Rehin kapsamına sonradan dâhil
edilen unsurlar üzerinde rehin hakkının, üçüncü kişilere ileri sürüle-
bilmesi için rehin sözleşmesinin bu yeni unsurları da kapsayacak şekil-
de genişletilmesi gerekir. Bu durumda işletmeye sonradan dâhil olan
yeni unsurlar noter aracılığı ile ek listeye alınmalı ve liste sicile tescil
edilmelidir.
53
Ticari işletme rehninin kapsamını belirten TİRK m. 3 sınırlayıcı bir
içeriğe sahiptir.
54
İşletme menkul tesisatı, TİRK 3’te sayılan “makine,
araç, alet ve motorlu nakil araçları” ile sınırlandırılacaktır. Dolayısıyla te-
ferruat niteliğinde olan taşınırların rehin kapsamı dışında kalacağının
kabulü kanun koyucunun iradesine uygun olacaktır.
55
Ayrıca, ticari
işletmenin faaliyetlerine tahsis edilmiş olsa bile finansal kiralama yo-
luyla temin edilmiş menkul işletme tesisatı ticari işletme rehni kapsa-
mına girmez.
56
Finansal Kiralama Kanunu
57
m. 8/2’de “tescil veya şerh-
ten sonra üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak
iktisapları kiralayana karşı ileri sürülemez” dendiğinden FKK ile temin
edilmiş menkul tesisat ne rehin kapsamına alınabilir ne de iyi niyetli
hak iktisaplarına konu olur.
TİRK m. 4’e göre sözleşmenin yapıldığı anda mevcut ve işletmenin
faaliyetlerine tahsis edilmiş olan menkul işletme tesisatının tümünün
rehin sözleşmesinde liste halinde ve ayırt edici özellikleriyle birlikte
gösterilmesi gerekir.
58
TİRK m. 4 hükmünün fevkalade şekli bir hü-
53
Poroy/Yasaman, s. 53.
54
Erten, s. 28.
55
Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s. 117.
56
Ayrıca bkz. Domaniç/Ulusoy, s. 181.
57
RG, 28.6.1985, S. 18795.
58
Rehin sözleşmesi yapılırken işletmeye ait menkul tesisatın sözleşmeye eksik olarak
geçirilmesinin yaptırımı tartışmalıdır. Bir görüşe göre, menkul işletme tesisatının
tümü rehin sözleşmesine bağlı ekli listede gösterilmelidir. Aksi tutum sözleşmenin
geçersizliğine yol açacaktır (Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s.
111; Arkan, s. 56).
Diğer bir görüşe göre ek liste, ispat açısından bir değer taşır. Özellikle birçok
il ve ilçede şubesi olan bir işletmenin, menkul tesisatının tam ve ayırıcı özellikleri
ile (örneğin aracın rengi, plaka numarası vs) yazılmasının uygulamada sorun teş-
kil edeceği bu sebeple sözleşmenin ayakta tutulması gerektiği fikrine ulaşılmıştır.
Yani ek listede rehne dâhil unsurların olmaması sözleşmeyi geçersiz hale getirmez.
Sadece rehinli alacaklıya ticari işletmeye dâhil olup da takibe konu yaptığı menkul
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON189
küm olduğu, bu sebeple haksız ve yersiz mağduriyetlere yol açabile-
ceği kuşkusuzdur. Zira Kanun noterin yetkisi, işlemin nasıl yapılacağı
hakkında ağır şartlar öngörmüştür. Öncelikle noterin yetki çevresiyle
ilgili kısıtlamaya haklı bir gerekçe bulmak güçtür. Ayrıca noter işlemin
geçerliliği açısından sözleşmeyi düzenleme yoluyla yapmak zorunda-
dır. Taraflarca ayrıntılı olarak yapılmış olsa bile rehin sözleşmesinin
onama yoluyla geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Görüldüğü
gibi, rehin sözleşmesinin düzenlenmesinde tarafların iradesi ve müda-
hale yetkisi adeta ortadan kaldırılmıştır. Öyleyse tarafların düzenleme
aşamasında müdahil olmadıkları rehin sözleşmesinin kapsamıyla il-
gili eksikliklerden dolayı geçersiz sayılması ve geçersizlik sonuçları-
nın taraflar üzerinde doğması adil bir çözüm değildir. Her ne kadar
taraflar maruz kaldıkları zararlar sebebiyle Noterlik Kanunu m. 162
gereği noteri sorumlu tutabilseler de bu dolambaçlı sonucun tutarlı bir
gerekçesinin olmadığı, usul ekonomisi ve taraf menfaatlerine aykırı
olduğu açıktır. Bu sebeplerle rehin sözleşmesi, hiç değilse düzenleme
aşamasıyla ilgili eksikliklerden dolayı geçersiz kabul edilmemelidir.
İşletmeye ait motorlu araçlar üzerinde MK m. 940/2 ve TİRK m.
3/1-b hükümleri çerçevesinde rehin kurulmuş olabilir. Menkul tesisat
kapsamında yer alan motorlu araçların rehninde, rehin işlemi, TİRK
m. 7 gereği motorlu nakil araçları siciline bildirilmek zorundadır. Aynı
araç üzerinde iki veya daha fazla sayıda rehin kaydı bulunması duru-
munda sıra sorunu, rehnin kuruluş tarihine göre belirlenecektir (MK
m. 948, TİRK m. 8).
59
d. 4952 Sayılı Kanun’a Göre TİRK’in Kapsamı
Bilindiği gibi TİRK m. 3 hükmü gereği küçük meblağlı rehin iş-
lemlerinde bile işletmenin tamamı üzerinde rehin tesis edilmektedir.
işletme tesisatının rehnin tescili anında işletmede var olduğunu ispat yükümlülü-
ğü yükler (Erten, s. 31).
Yargıtay ilk görüşü benimsemiştir: “Sözleşmede rehne dair unsurların tam lis-
tesi ile onların ayırt edilmelerini mümkün kılacak özellikleri birlikte yer alır. Bu
özellikleri ihtiva etmeyen rehin sözleşmesi geçerli değildir” (Y. 12. HD, 02.04.1990,
E. 11876, K. 3720 (Uyar, Talih, İcra Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, Oluş Yayın-
cılık, 2. Baskı, Manisa 1992, s. 45).
59
Ayrıca bkz. Ertaş, Ticari İşletme Rehni, s. 44.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması190
Kanun koyucu bu eksikliği giderebilmek için 4952 sayılı Kanun
60
ile
Ek m. 2’yi düzenlemiştir.
61
Ek 2. maddeyle, TİRK m. 3 kapsamındaki
bütün değerler rehnedilmeden, işletmenin taşınır tesisatının sadece bir
kısmının rehnedilmesi mümkün hale getirilmiştir.
62
Ek m. 2, sanayi işletmeleri bakımından TİRK m. 3 hükmünü esnet-
miş, menkul tesisat olarak nitelendirilebilecek unsurlardan bir kısmıy-
la sınırlı rehin işlemi kurulabilmesini kabul etmiştir. Bu arada sanayi
işletmelerinin rehninde vadeli (taksitli) satın alınan makine, ekipman,
araç, alet ve cihazlar hakkında TİRK m. 2/2 hükmü geçerliliğini mu-
hafaza etmektedir. Kredili satış yapan işletmelerin rehin hakkı, kredili
satışa konu menkullerle sınırlıdır (TİRK m. 2/2). Ek m. 2/3 gereği bu
hallerde rehin konusu işletme sanayi işletmesi bile olsa kredili satışa
konu olan unsurlar dışındaki değerler rehnedilemez.
e. Rehin Konusunun Alacaklı Bakımından Önemi
Konunun başında da belirttiğimiz gibi ticari işletme rehni, borç-
luya güven esasına dayalı, teslimsiz rehin türüdür. Menkul tesisatın
rehni, özel ve istisnai bir durumu yansıtmaktadır. Rehin, ilgili sicile
tescil ile kurulur (TİRK m. 5). Menkul rehnindeki, menkulün alacak-
lıya teslimi ile sağlanan teminat ticari işletme rehninde çeşitli imkân
ve yaptırımlarla elde edilmek istenmiştir. Borçlu, rehin kapsamına gi-
ren unsurları alacaklının güvenine aykırı olarak kullandığında alacak-
lı, kendisini koruyan yetkilerden yararlanabilir. Kural olarak ancak,
TİRK m. 2/1’in işaret ettiği kimseler rehin alacaklısı olabilir. Bu du-
rumda TİRK’in kabul ettiği yetkilerden yararlanabilmek için rehin ala-
caklısının kanunun sınırlı sayıda belirlediği kimselerden olması şarttır.
Fakat rehin hakkı sonradan devredilmişse, devralan kimselerin TİRK
m. 2’deki şartları taşıması gerekmez (TİRK m. 5/4). Alacaklıya tanınan
yetkilerin kullanılması rehin konusu değerlerin muhafazasındaki ek-
60
RG, 29.07.2003 S, 25183.
61
Bu yeni düzenlemeyle ticari işletme rehninin yeni bir türünün tanımlandığı
(Ertaş, Ticari İşletme Rehni, s. 48) ve ticari işletme rehni sisteminin Ek 2. maddeyle
bozulduğu (Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s. 117) görüşlerine
yer verilmiştir.
62
Bkz. Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s. 112; Ertaş, Ticari İşletme
Rehni, s. 49.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON191
siklik, özensizlik veya kasıtlı davranışlarla ilişkilidir. Öncelikle rehin
borçlusu rehin konusu unsurların olağan şartlarda kullanılmasıyla or-
taya çıkan değer azalmasından, kaza ve mücbir sebeplerle zarar gör-
mesinden sorumlu tutulamaz.
Rehin kapsamına girecek değerler TİRK m. 3’te sınırlı olarak gös-
terilmiştir. Bu unsurlar dışında kalan değerler, rehin sözleşmesi kapsa-
mına girmez. Ancak, her nasılsa dâhil edilmiş olsalar bile, sözkonusu
değerlerin elden çıkarılması, zarar görmesi veya yok edilmesi duru-
munda alacaklının TİRK’in bahşettiği yetkilerden yararlanabilmesi
düşünülemez.
3. Tarafları
Rehin sözleşmesinin taraflarını, genel olarak, rehin alacaklısı ve re-
hin borçlusu olmak üzere iki başlık altında inceleyebiliriz. Rehin borç-
lusu olabilecek kimseler ilgili sicile kayıtlı esnaf veya tacirlerdir. Bu
sıfatı taşımayanlar örneğin serbest meslek mensupları rehin borçlusu
olamazlar (TİRK m. 1). Rehin alacaklıları ise,
a. Sermaye şirketi olarak kurulmuş ve tüzel kişiliğe sahip kredi
(sermaye) şirketleri (bankalar ve banka statüsüne sahip olan kuruluş-
lar),
b. Kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişi işletmeleri,
c. Kooperatiflerdir (TİRK m. 2/1).
4. Sona Ermesi
Rehin ile temin edilen alacağın sona ermesi, kendiliğinden, ticari
işletme rehnini sona erdirmez. Bu durumda işletme sahibi ilgili sicil-
den rehin kaydının silinmesini alacaklıdan talep etmelidir (TİRK m.
19). Alacaklının bu talebi yerine getirmediği, gaip olduğu, alacağını
almaktan kaçındığı veya rehin kaydının silinmesine muvafakat etme-
diği durumlarda TİRK m. 19 yollamasıyla İİK m. 153 hükmüne göre
hareket edilecektir. İİK m. 153’e göre alacaklıya, 15 gün içinde icra da-
iresine gelmesi ve rehni çözmesi gerektiği bildirilir. Bu bildirime rağ-
men alacaklı rehni çözmeye yanaşmazsa borçlu, borcunun tamamını
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması192
alacaklı adına icra dairesine yatırır ve icra mahkemesi kararıyla rehin
kaydının terkinine karar verilmesini isteyebilir. Borçlu, gecikme nede-
niyle, maruz kaldığı zararın tazminini de talep edebilir.
63
Rehnin sona ermesinde özellik arz eden hususlardan birisi de reh-
ne konu işletme kaydının ilgili sicilden silinmesidir.
64
İşletme sicilden
silindiğinde rehin konusuz kalacağından işletme rehninin hükümleri
askıdadır. Şöyle ki işletmenin kaydı ilgili sicilden terkin edildiğinde
sicil memuru durumu derhal alacaklıya bildirir. İşletme kaydının sicil-
den silinmesiyle, vadesi gelmese bile rehinli alacak muaccel hale gelir
(TİRK m 18/1, 2). İşletmeye ait sicil kaydının silinmesine yönelik bil-
dirim tarihinden itibaren iki aylık hak düşürücü süre içinde alacaklı,
işletme rehninin paraya çevrilmesine yönelik takibi başlatmak zorun-
dadır. Alacaklı 2 aylık süre içinde rehin hakkını kullanmadığı takdirde
rehin hakkı düşecektir. Bu sebeple anılan iki aylık süre içinde rehin
hakkının askıda olduğu söylenebilir. İki aylık sürenin geçmesiyle ala-
cak hakkı ancak genel hükümlere göre takip edilebilecektir (TİRK m.
18/4). Sicil memuru, rehnin sona erdiğini 7. maddede zikredilen sicil-
lere de bildirir (TİRK m. 19/3).
65
E. İşletmenin Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması
I. Genel Olarak
Şüphesiz TİRK’teki baskın anlayış, rehin alacaklısının korunması-
dır. Bu anlayış, sonradan yapılan değişikliğe de hâkim olmuş, sigorta
63
Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 203.
64
Bilindiği üzere ticareti terk edenler 15 gün içinde durumu ticaret siciline
bildirmekle ve bütün alacaklıları ile beraber aktif ve pasif malvarlığının durumunu
gösteren mal beyanında bulunmakla yükümlüdür. İşte ticareti terk eden kişi, mal
beyanı bildirimi tarihinden itibaren iki ay süre ile sınırlı olarak haczi kabil hiçbir
malvarlığı üzerinde tasarruf edemez (İİK m. 44/1, 3). Ayrıca, ticareti terk eden
tacir, durumun tescil ve ilanından itibaren bir yıl iflas hükümlerine göre takip
edilebilir (İİK m. 44/2).
65
“Ticari İşletme Rehni Yasası’nın 7. maddesine göre ticari işletmenin, üzerinde
faaliyette bulunduğu taşınmazın işletme sahibine ait olması halinde, ticari
işletme rehni tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilecek ise de; bu tescilin
yapılmaması, rehin, kendi özel siciline tescille doğduğundan, ticari işletme
rehninin geçerliliğini etkilemez” Y, 7. HD, E. 4132/2001, K. 6811/2001 (Sinerji Veri
Tabanı).
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON193
yükümlülüğü getiren Ek m. 2/1’in gerekçesinde açıkça rehin alacak-
lısının risklere karşı herhangi bir sürprizle karşılaşmaması amacı vur-
gulanmıştır. Menkul rehninden farklı olarak işletmenin menkul tesisa-
tının, rehin alacaklısına teslimi şartı aranmadığı için TİRK alacaklısının
menkul rehni alacaklısına göre daha fazla korunması gereği, borçlu-
nun suiistimaline karşı caydırıcı tedbirlerin alınması elbette önemlidir.
Ancak TİRK sistemi, alacaklının, menfaatlerini ve maruz kaldığı riski
abartıp hapisle tazyik dâhil, alacaklının durumunu güçlendirmiş hak
ve yetkilerini olabildiğince geniş tutmuştur.
II. Rehin Alacaklısının Korunması
1. Taşınır Rehni
Taşınır rehninin alacaklıyı koruyan en önemli özelliği; taşınırın
alacaklının zilyetliğine bırakılması şartının varlığıdır. Bu rehin türün-
de teslim, kurucu unsur olunca rehin sözleşmesi ayni akit kategorisine
girmektedir.
66
Taşınır rehninde alacaklının hakları şunlardır:
a. Rehin sahibi eşyaya zilyet olabilir. Böylece zilyet, eşyaya yapıla-
cak saldırılara karşı, zilyetlik davalarından yararlanır.
b. Rehinli alacaklı vedia hükümlerine göre, yapmış olduğu mu-
hafaza masraflarını ve vekâletsiz iş görme hükümlerine göre yaptığı
diğer bakım masraflarını malikten isteyebilir.
c. Borcun ödenmemesi halinde eşyayı paraya çevirtebilir.
d. Alacaklının belli şartlara bağlı olarak hapis hakkı söz konusu-
dur.
Kanundan doğan bir rehin hakkı ve dolayısıyla bir teminat türü
olan hapis hakkı, alacaklıya, zilyetliğinde bulunan ve borçluya ait bir
malı iadeden kaçınarak alacağını tahsil için paraya çevirme yetkisi ve-
ren bir ayni haktır (MK m. 950-953).
67
Hapis hakkı, sadece taşınır eşya
66
Ayan, Mehmet, Medeni Hukuka Giriş, Mimoza Yayınları, 4. Baskı, Konya 2004, s.
129.
67
Öztan, s. 952.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması194
ve kıymetli evrak üzerinde kurulabilir.
68
Paraya çevirme imkânı olma-
yan şeyler üzerinde hapis hakkı kurulamaz.
69
2. Taşınmaz Rehni
Taşınmaz rehninde de alacaklının haklarını korumak için kanun
koyucu çeşitli imkânlar getirmiştir. Taşınmaz rehninde, rehin alacaklı-
sının hakları genel olarak, koruma önlemleri; güvence, eski hale getir-
me ve kısmi ödeme başlıkları altında iki kısımda düzenlenmiştir (MK
m. 865-867). Taşınmaz, malikin kusuruyla değer kaybediyorsa veya
değer kaybetme tehlikesi varsa alacaklı, gerekli tedbirlerin alınmasını
hâkimden isteyebilir. Gecikmesinde tehlike varsa alacaklı, hâkimin iz-
nini almaksızın da kendiliğinden bazı tedbirleri alabilir (MK m. 865).
Bu tedbirler;
a. Malikin, rehinli taşınmazın değerini düşüren davranışlarına
karşı dava açabilme (MK m. 865/1),
b. Malikin kusurlu davranışları ile taşınmazın değeri azalmışsa;
eski halin iadesi ve ek güvence isteyebilme (MK m. 866),
c. Malike karşı haksız fiil hükümlerine başvurabilme,
d. Rehinli taşınmazın, malikin kusuru olmaksızın değer kaybet-
mesi halinde ek güvence veya kısmi ödeme isteyebilmesidir (MK m.
867).
III. TİRK’e Göre Rehin Alacaklısının Korunması
1. “Rehin Alacaklısı” Sıfatı
TİRK’te ticari işletme rehni alabilecekler sayma yoluyla sınırlı ola-
rak belirlenmiştir. Bunun sebebi de ticari işletme rehninin, teslim şartlı
68
Ertaş, Eşya Hukuku, s. 566.
69
Hapis hakkının koşulları şunlardır:
a) Alacaklı, borçluya ait menkul mal veya kıymetli evraka, borçlunun rızasıyla
zilyet olmalı.
b) Alacak ile hapis hakkına konu olan menkul mal veya kıymetli evrak arasın-
da bağlantı olmalı.
d) Alacak muaccel olmalı.
e) Hapis hakkının kullanılması sözleşmeye, kamu düzenine aykırı olmamalı.
Geniş bilgi için bkz. Oğuzman/Seliçi, s. 780 vd.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON195
menkul rehninin özel bir türü olmasıdır. Bu sebeple rehin alacaklıları-
nın kapsamı yorum yolu ile genişletilemez.
TİRK m. 2’ye göre ticari işletme üzerinde rehin kurabilecekler, an-
cak tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi mü-
esseseleri yani bankalar, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiler ile
kooperatiflerdir. TİRK m. 2 kapsamına girmeyen kimseler rehin ala-
caklısını koruyan hükümlerden yararlanamaz.
70
Ancak bu kısıtlama
rehin sözleşmesinin kuruluş aşamasıyla sınırlıdır. Sonradan TİRK m. 2
şartlarını taşıyan bir kimseden rehin hakkını devralan kimsenin kaza-
nımı geçerlidir (TİRK m. 5/4). Fakat söz konusu hüküm, tescil ve ilan
edilmiş olsa bile, rehnin kuruluşu aşamasında TİRK m. 2 kapsamına
girmeyen kimselerden rehin hakkı devrine uygulanmayacaktır. Zira
rehin alacaklısı sıfatını taşımayanın, sicildeki yolsuz tescil işlemine da-
yanarak iyi niyetle bile olsa rehin hakkı iktisabı mümkün değildir.
71
TİRK m. 5/4 hükmünden yararlanabilmek için geçerli bir rehin sözleş-
mesinin varlığı şarttır. TİRK m. 2’nin öngördüğü sıfatı taşımayan kim-
selerle yapılan ve bu sebeple geçerli olmayan rehin sözleşmesi, sicile
tescil ile geçerli hale gelmez.
70
“Rehin alan C... A.Ş. sermaye şirketi olarak kurulmuş bir şirket olmakla beraber,
bir kredi müessesesi değildir. Aracı sermaye şirketlerinin, ihracatı teşvik amacıyla,
ürünlerini pazarladıkları kuruluşlara döviz kredi açmalarına olanak tanınması,
bunların kredi müessesesi olarak kabulünü gerektirmeyeceği açıktır. 1447 Sayılı
Kanun’un 2. maddesinde sınırlı olarak belirtilen ticari işletme rehni karşılığı kredi
verecek kuruluşların kapsamının, kararname veya tebliğ ile genişletilmesine
veya değiştirilmesine imkan tanıyan yetki de verilmemiştir. Kaldı ki, C ... AŞ’nin
anasözleşmesinde başlıca iştigal konusu “pazarlama işi” olarak açıklanmış, şirketin
bu amacını gerçekleştirmek için bina ve tesislerini ipotek edebileceği ve icabında
başkalarına ait gayrimenkuller üzerinde şirket lehine ipotek tesis edebileceği
belirtilmiştir (Anasözleşme m. 3).
Bu itibarla, ihracata aracılık yapan C.... Pazarlama AŞ 1447 Sayılı Kanun’da
açıklanan bir kredi müessesi olmadığından ve yapılan işletme rehninin, kredi ile
satış yapan kuruluşların konusuna giren bir rehin mahiyeti de bulunmadığından,
taraflar arasında akdedilen rehin sözleşmesinin geçerli bir işletme rehni sözleşmesi
niteliğinde olmadığından tescil ve ilanı gerekmeyeceği sonucuna varılmış, aksine
düşünce ile tescilin reddine dair verilen kararın iptaline ilişkin hükmün bozulması
gerekmiştir” [Y, 11. HD E. 5322/1985, K. 6571/1985 (Sinerji Veri Tabanı)].
71
TİRK’de rehin alacaklısı sıfatı alabilecek kişiler ayrı bir öneme sahip olmasına
rağmen; sicile kaydedilmesi gereken fakat teslimsiz bir rehin türü olan motorlu
taşıt rehninde rehin alacaklısı sıfatına ayrıca bir önem atfedilmemiştir. Bkz. Doğan,
s. 188.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması196
2. Alacaklıyı Koruyan Hükümler
Alacaklıyı koruyan hükümleri iki başlık altında inceleyebiliriz: 1)
Genel hükümlerin tanıdığı yetkiler, 2) TİRK’in tanıdığı yetkiler. Ticari
işletme rehnine ilişkin hükümlerin çoğunluğunun alacaklıyı koruma-
ya yönelik olduğu kuşkusuzdur. Ticari işletme rehninde alacaklıyı ko-
ruyan hükümler, özel ve ayrıntılı olarak düzenlendiği için kural ola-
rak, genel hükümlere başvurma ihtiyacı bulunmayacaktır.
a. Genel Hükümlerin Tanıdığı Yetkiler
1. TİRK m. 20 hükmü, niteliğine aykırı düşmedikçe taşınmaz rehni
hükümlerinin ticari işletme rehnine de uygulanabileceğine işaret et-
mektedir. Bu anlamda taşınmaz rehniyle ilgili malikin kusuru olma-
dan rehin konusunun değerinin azalmasında alacaklıya tanınan yetki-
ler işletme rehninde de uygulama alanı bulur (MK m. 867).
2. İyi niyetli rehin alacaklısı, işletmeye ait menkul tesisat kapsa-
mındaki üçüncü kişilere ait menkuller üzerinde de rehin hakkı kazanır
(MK m. 939/2, TİRK m. 5/3).
3. Üçüncü şahsın işletmeyi rehinden kurtarabilmesi alacaklıların
muvafakatine bağlıdır (MK m. 889/3, TİRK m. 20).
4. İİK m. 179-b, 2’deki düzenlemeye göre, iflasın ertelenmesi duru -
munda, taşınır, taşınmaz rehni ve ticari işletme rehni sahibi alacaklılar
takibe devam edebilirler veya yeni takip yapabilirler.
5. Uygulamada rehin alacaklıları, ticari işletmenin rehne dâhil
işletme tesisatı üzerinde, işletme sahibiyle bir yed-i emin sözleşmesi
yapmaktadırlar. Yed-i emin sözleşmesi aslen vedia sözleşmesinin bir
türüdür. Sözleşme yed-i emin ile vedia veren arasında yapılır ve ve -
dia konusu şey üzerindeki tasarrufları engelleme amacı güder. Yed-i
emin ise iki ya da daha fazla kişinin haklarını korumak üzere hukuki
durumu ihtilaflı ya da belirsiz şeyi kendine tevdi ettikleri üçüncü kişi-
dir. Yed-i emin, vedia sözleşmesinde vedia alan gibi vedia konusu şeyi
emin bir yerde saklamakla yükümlüdür; fakat vediayı saklamak üzere
verenlerin rızası veya hâkim kararı olmadıkça geri veremez.
72
TCK’nın
72
Yavuz, s. 813.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON197
“muhafaza görevini kötüye kullanma” başlıklı 289. maddesi konu bakı-
mından önemlidir.
73
İlgili maddeye göre “kendisine resmen teslim olunan
rehinli mal veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı
dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üçbin güne
kadar adli para cezasıyla cezalandırılır”
74
hükmü yer almaktadır. Bu yap-
tırım, şartları çerçevesinde ticari işletme rehninde de uygulama alanı
bulacaktır.
b. TİRK’in Tanıdığı Yetkiler
TİRK’in alacaklıyı koruyan hükümlerine önce ana başlıkları ile de-
ğinilecek sonra da ayrıntılı olarak incelenecektir.
1. Rehin sözleşmesi, yapıldığı günden itibaren 10 gün içerisinde
sicile tescil edilmelidir (TİRK m. 5/2). Tescil süresinin niteliği tartış-
malıdır. Çoğunluk görüşüne göre on günlük süre hak düşürücüdür.
75
Çünkü on günlük sürenin konulma sebebi; üçüncü kişilerin korunma-
sını sağlamak ve işletme sahibinin suiistimaline yol açacak tasarrufla-
rını önlemektir. Yargıtay da sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu
kabul etmektedir.
76
73
Madde metninde tanımlanan suç, esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun
özel bir şeklini oluşturmaktadır (Özgenç, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Seçkin
Yayınları, 1. Baskı, Ankara 2005, s. 1070). Ayrıca Bkz. Meran, Necati, Yeni Türk Ceza
Kanunu, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, Ankara 2007, s. 1358 vd.
74
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (RG, 12.10.2004, S. 25611) sistemine göre ödenmeyen
adli para cezası, hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüşmektedir (m. 52/4). Hükümlü,
tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını kısmen
veya tamamen ödemezse, ödenmeyen miktarın karşılık geldiği gün kadar hapis
cezasına maruz kalır. Adli para cezasının miktarı, hükümlünün ekonomik ve
şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı en az yirmi en fazla yüz
TL aralığında belirlenir (TCK m. 52/2, 4). Fakat hapis cezasına dönüştüren adli
para cezasında azami süre sınır üç yıl [5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanun (RG, 29.12.2004, S. 25685), m. 106/3, 7], YÇK m. 5/1’de
ise bin beşyüz gün olarak kabul edilmiştir. Ayrıca 5275 sayılı kanunda, üst sınır
sebebiyle hapis cezası ile karşılanamayacak adli para cezasının 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmesi
kabul edilmiştir (m. 106/11). Ayrıca bkz. Meran, s. 269 vd.
75
Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s 195; Reisoğlu,
Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme s. 19-20; Erten, s. 38-39.
76
“Somut olayda, davalı... Banka tarafından tesis olunan ticari işletme rehni,
rehin sözleşmesinin yapılmasından itibaren 10 gün içinde Ticaret Sicili’ne tescil
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması198
Diğer bir görüşe göre süreyle ilgili hüküm düzen hükmüdür, sü-
renin geçirilmesi, rehnin geçerliliğini etkilemez.
77
Ayrıca on günlük sü-
renin, alacaklı bakımında hak düşürücü, borçlu bakımından ise düzen
hükmü olduğunu kabul eden yazarlar da vardır.
78
Hükmün gerekçe-
sine baktığımızda on günlük sürenin esasen üçüncü kişileri korumak
amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Rehin hakkının doğumu tescil
şartına bağlanmış olduğundan tescil gerçekleşmediği sürece bu hak-
kın zaten üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, TİRK m. 8’e göre ticari işletme üzerinde birden fazla rehin ku-
rulması halinde sözleşmenin yapıldığı tarihe değil tescil tarihine üs-
tünlük tanınmaktadır. Mal kaçırma amacına yönelik bir muvazaa ihti-
maline karşın İİK m. 277 hükmünce açılacak iptal davası
79
alacaklının
haklarının korunmasına büyük yarar sağlayacaktır. Bu durumda on
günlük sürenin bir düzen hükmü olduğunu, süreye uyulmamasının
tek başına rehin sözleşmesinin geçersizliğine yol açmayacağını söyle-
yebiliriz.
80
2. Rehin alacaklısı, üçüncü şahısların rehnin sağladığı teminatı
veya borçlunun zilyetliğinde bulunan fakat rehin kapsamına giren un-
surlara yönelik haksız fiillerinin men’ini dava edebilecektir (TİRK m.
13). Bir ayni hakka sahip olan rehin alacaklısı, rehin hakkını tehlikeye
düşürecek fiillere karşı dava açabilir (TİRK m. 9/1).
81
edilmediğinden geçersizdir” [Y, 19. HD, E. 5837/2003, K. 8884/2003 (Sinerji veri
tabanı)].
77
Karahan, s. 44, 45.
78
Ertaş, Ticari İşletme Rehni, s. 44.
79
İptal davasının amacı, borçlunun, haciz veya iflastan önce yapmış olduğu ve
aslında geçerli olan tasarruf işlemleri ile malvarlığından uzaklaştırdığı mallardan,
bunlar sanki borçluya aitmiş gibi alacaklıların tatmin edilmesini sağlamaktır. İptal
davasıyla ilgili ayrıca bkz. Ulukapı, Ömer, İcra ve İflas Hukuku, Mimoza Yayınları,
3. Baskı, Konya 2008, s. 281.
80
Konuyla ilgili bkz. Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer
Ertan, s. 197.
81
“Ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu yer siciline tescil ile rehin hakkı doğar. Bu
hakka sahip olan kişilerin istihkak davası açmaya hakları vardır ve rehinli eşyanın
ayrıca rehin hakkı sahibine teslimi gerekmemektedir. Öte yandan rehin hakkı
rüçhanlı bir alacak olup, merhunun satış giderleri satış bedelinden düşüldükten
sonra kalanın rehin hakkı alacaklısının alacağına yetecek bölümünün kendisine
ödenmesi gerekir. Davalı alacaklının araç üzerine haciz koydurmuş olması, işletme
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON199
3. İşletmenin ilgili sicilden silinmesi halinde rehinli alacak muaccel
hale gelir, alacaklı rehnin paraya çevrilmesini isteyebilir (TİRK m. 18).
4. Sanayi işletmeleri rehninde, rehinli mallar, alacaklının belirleye-
ceği muhtemel rizikolara karşı sigorta ettirilir.
5. Rehin borçlusu işletme sahibi, işletmeyi veya rehne dâhil taşı-
nırları devretmek, bir ayni hakla sınırlandırmak, başka bir mahalle
nakletmek veya başkaları ile değiştirmek için alacaklının iznini almak
zorundadır (TİRK 10/2). Rehin alacaklısının izninin işlemden önce
veya sonra alınmasının bir önemi yoktur. Fakat iznin alınmamasının
yaptırımları ağırdır. İzin şartına rağmen rehin borçlusu işletmesini
devretmiş, tekrar rehnetmiş, rehin kapsamındaki menkul tesisatı de-
ğiştirmiş, ayni haklarla sınırlamış ise bu işlemler geçerlidir. İlgili sicile
tescil edilen rehin hakkı, işletmeyi devralan veya sonradan tekrar re-
hin alacaklısı sıfatını kazanan kimselere karşı da ileri sürülebilecektir
(TİRK m. 9). Kanun birden fazla rehin işlemine izin vermiş ve öncelik
hakkını tarih sırasına göre belirlemiştir. Mükerrer rehin işlemlerine
izin verildiğinden, bu hak dışında, borçlunun rehin alacaklısının iz-
nini almaksızın mevcut rehin hakkı ile ilgili teminatı azaltan veya kı-
sıtlayan işlemleri geçerli olmakla birlikte tamamen kendi aleyhinedir.
Rehin borçlusunun bu tür tasarrufları, eski hale getirme ve ek teminat
(TİRK m. 11), azalan teminatın tamamlanması (TİRK m. 11), tazminat
(TİRK m. 12/1), munzam tazminat (TİRK m 12/3) ve hürriyeti bağla-
yıcı ceza (TİRK m 12/1) gibi sonuçlara yol açar.
82
6. Rehin alacaklısı, işletme sahibinin rehnin sağladığı teminatın
değerini azaltacak işlemlerinde, teminatın eski hale getirilmesini veya
eksilen teminat kısmı için ek teminat verilmesini isteyebilir. Ek teminat
rehin hakkını etkilemez” [Y, 15. HD, E. 4309/1989 ve K. 658/1989 (Sinerji Veri
Tabanı)].
82
“Sanık, ticari işletme rehnine konu oteli tüm takyidatları ile birlikte satmış,
satıştan önce alacaklı olan Bankanın muvafakatini almamıştır. Sanığın ortağı
olduğu şirketin rehin sözleşmesi kapsamındaki borcu ödeyip ödemediği araştırılıp
tamamen ve kısmen ödemediğinin anlaşılması halinde müdahil bankanın zararı
ve zararın miktarı tespit edildikten sonra zararın miktarı nazara alınarak bir karar
verilmesi gerekir” [Y. 7. HD, E. 2239/2000, ve K. 10278/2000 (Sinerji Veri Tabanı)].
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması200
yükümlülüğü yerine getirilmezse rehin alacaklısı dava yoluyla azalan
teminatın karşılığının ödenmesini isteyebilir (TİRK m. 11).
83
Öncelikle rehin alacaklısı, mahkemeye başvurarak işletme değeri-
nin muhafazası için gerekli önlemlerin alınmasını talep edebilir. Kredi
borçlusu, mahkemenin öngördüğü süre içinde ek teminat vermek, eski
hale getirmek, kısmi ödeme yapmak gibi tedbirlerin gereğini yerine
getirmek zorundadır.
a. Eski Hale İade veya Ek Teminat İsteme Hakkı
TİRK m. 11’e göre, “ticari işletme sahibi işletmenin merhun değerini
muhafaza için gerekli ihtimamı göstermediği veya kanunen öngörülen hal-
lerde alacaklının muvafakatini almadığı ve bu yüzden de alacaklının zararına
ticari işletmenin merhun değeri düştüğü takdirde hâkim tarafından kendisine
verilecek mühlet içinde ek teminat vermez veya evvelki hali iade etmez ise,
talep üzerine alacaklıya teminat noksanına tekabül edecek bir miktarın öden-
mesine hükmolunur.”
Rehin alacaklısının maruz kaldığı riski bertaraf etmek için öncelik-
le eski hale iade yoluna gidilmelidir. Bu anlamda bozulma veya deği-
şiklik yoluyla menkul tesisatın değeri azalmışsa ve söz konusu teknik
veya maddi unsurların eski hale getirilmesi mümkün ise bu yol tercih
edilmelidir.
Rehin kapsamına giren unsurların eski hale getirilmesi mümkün
değilse ek teminat talep edilebilecektir. Ek teminat TİRK kapsamına
giren unsurlarca sınırlandırılamaz. Bu anlamda banka teminat mektu-
bunun, bir alacak hakkının, taşınmazın “teminat” kapsamında değer-
83
“Sanığın ticari işletme rehni sözleşmesine konu borç hakkında suç tarihinden önce
başka teminatlar da gösterip göstermediği ve o teminatların banka tarafından
kabul edilip edilmediği, böyle teminatlar mevcutsa onların borcu karşılamaya
yetip yetmediği araştırılıp sonucuna göre bütün deliller değerlendirilip tartışılmak
suretiyle malın aynında bir değişiklik gerçekleşmediği, elde bulunduğu müdahili
zarara uğratacak bir durum oluşmadığı tespit olunduğunda beraatine, ancak
sanığın alacaklının rızası olmaksızın rehne dâhil unsurları başka unsurlarla
değiştirmek, temlik etme, kısıtlamak, tahrip veya imha etmek yollarından
biriyle alacaklının alacağını kısmen veya tamamen tahsil etmesini engellediğinin
anlaşılması durumunda 1447 sayılı kanunun 12. maddesinin uygulanması gerekir”
[Y, 7. HD, E. 4437/1999, K. 4854/1999 (Sinerji Veri Tabanı)].
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON201
lendirilmesi mümkündür. Eski hale iade, ek teminat gösterme veya
nakit ödeme yükümlülüğünü rehin borçlusu, talep üzerine veya ken-
diliğinden yerine getirmişse mahkemeye başvurmaya ihtiyaç yoktur.
Rehin borçlusu, rehin alacaklısının talebini savsıyor veya yerine ge-
tirmekten kaçınıyorsa, alacaklının mahkemeye başvurmaktan başka
çaresi yoktur (TİRK m. 9/5, m. 11).
b. Rehin Konusuyla İlgili Ayni Hak Sınırlamalarında
Alacaklının İzni Şartı
Rehin hakkı, ilgili sicile tescilden sonra, işletmeyi devralan kimse-
lerde dâhil herkese karşı ileri sürülebilir (TİRK 9/2).
84
Bu açıdan işlet-
meyi devralan kimsenin iyi niyetli olup olmaması sonucu değiştirmez.
Ayrıca rehne dâhil unsurlar herhangi bir sicil kaydı ile takip ediliyor-
sa örneğin; marka, motorlu, nakil vasıtaları gibi söz konusu unsurları
devralan kimselerin iyi niyet iddiasında bulunmaları mümkün değil-
dir. Rehin kaydı ilgili sicillere de bildirileceği (TİRK m. 7) için iyi niyetli
iktisaptan söz edilemez. Fakat sicil ile takip edilmeyen menkul tesisat
için aynı sonucu kabul etmek mümkün değildir. Örneğin bir matbaa-
daki baskı makinesini devralmak için ticaret sicilini kontrol etme yü-
kümlülüğü yoktur. TİRK m. 9/3 sicil bölgesi, sicil bölgesi dışı ayrımı-
na giderek, iyi niyetli ayni hak iktisaplarını sınırlı olarak korumuştur.
Doktrinde haklı olarak bu ayrım eleştirilmiştir. Zira bu ayrıma göre
iyi niyet, Ankara’daki rehinli matbaa işletmesinin Isparta şubesindeki
rehinli baskı makinesi satın alınırsa korunacak; rehinli aynı baskı ma-
84
“Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 6. ve müteakip maddelerine uygun şekilde tesis
edilmiş bulunan ticari işletme rehninden doğan hak, aynı Kanunun 9. maddesi
gereğince herkese karşı ileri sürülebilir. Ticari işletme sahibi dahi, rehne dâhil
münferit unsurları ancak alacaklının muvafakatını almak şartıyla devredebilir.
Ayrıca Ticari İşletme Rehni Sicili Hakkındaki Tüzüğün 4. maddesi hükmüne göre
ticari işletme rehni sicili aleni olup, herkes sicilde bir kayıt bulunup bulunmadığı
ve varsa mahiyeti hakkında, sözlü veya yazılı bilgi verilmesini sicil memurundan
istemek hakkına sahiptir. Görülüyor ki, ticari işletme rehnine konu yapılan mahcuz
makinenin alacaklının oluru dışında başkasına devri mümkün olmadığı gibi, devir
alan kişi bakımından da iyi niyet savunması geçerli sayılamaz. Olayda ticari işletme
rehni tesis edildikten sonra makinenin noterce tasdikli fatura gereğince davacıya
satıldığına göre, davacının alacaklı banka lehindeki ticari işletme rehnini bilmek
durumunda olup ve iyi niyetle makineyi satın aldığı yolundaki savunması tutarlı
ve geçerli değildir” [Y. 15. HD, E. 2312/1986, K. 2533/1986 (Sinerji Veri Tabanı)].
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması202
kinesi Ankara’dan satın alınırsa korunmayacaktır. Gerçekten menkul-
leri, bir baskı makinesini, ticaret veya esnaf sicilindeki kayıtlarla takip
yükümlülüğü bulunmadığına göre, iyi niyetli iktisaplarda sicil bölgesi
ayırımına dayanarak farklı sonuçlar kabul etmek savunulamaz. TİRK
m. 11, 12 hükümleri, yeterince rehin alacaklısını koruduğuna göre, re-
hin alacaklısının aleyhine görünse bile menkullerin iktisabı ile ilgili ge-
nel hükümlerden (MK m. 763/2, 988) ayrılmamak gerekir.
Doktrinde, borçlunun, rehin alacaklısının muvafakatini almadan
yaptığı işlemlerin (TİRK m. 9/2) akıbeti tartışmalıdır. Bir görüşe göre,
rehin borçlusunun, alacaklının rızası hilafına yapmış olduğu işlemler
geçersizdir.
85
Yargıtay kararları da bu görüş yönündedir.
86
Diğer bir
görüşe göre borçlunun, alacaklının rızasını almadan yapmış olduğu
işlemler (TİRK m. 9/2) geçerlidir. TİRK, rehin alacaklısını koruyan
önemli imkânlara sahiptir. Gerçekten rehin alacaklısı, rızası dışında
devredilen menkullerin satış değeri üzerinde hak (rehin) sahibi ol-
maktan başka, rehin borçlusundan genel olarak tazminat, ek teminat
ve eski hale getirme talebinde bulunabilecektir (TİRK m. 9-13). Ayrıca
hukuki işlem güvenliği açısından iyi niyetli üçüncü şahısların korun-
ması zarureti açıktır. MK’nın iyi niyetle ilgili hükümleri bir bakıma bu
ihtiyacı karşılamaktadır. Hem iyi niyetli üçüncü şahısların menfaat-
lerinin korunması ihtiyacı hem de hukuki işlem güvenliği ve MK’nın
iyi niyetle ilgili genel hükümlerine uygunluk bakımından rehin borç-
lusunun, alacaklının rızası hilafına yapmış olduğu işlemler geçersiz
sayılmamalıdır.
c. Munzam Tazminat Hakkı
TİRK m. 12/3’e göre, rehin alacaklısının iznini almaksızın yapılan
işlemler sonucunda talep üzerine hâkim, ticari işletme sahibini, kusu-
runun ağırlığını göz önünde tutarak, rehinle temin edilen alacak mik-
tarına kadar munzam bir tazminata mahkûm eder. TİRK m. 12/3’te
85
Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s. 107.
86
Yargıtay’ın onadığı bir olayda davacı; davalının lehine ticari işletme rehni tesis
ettiğini; işletmenin münferit unsurlarından jeneratörün diğer davalıya muvafakati
alınmadan satıldığını ileri sürerek satışın iptalini istemiştir. Mahkeme devir
işleminin iptaline karar vermiştir [Y, 11. HD, 16.02.1990, 964/1990 (Reisoğlu, Ticari
İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s. 115)].
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON203
bahsedilen munzam (ek) tazminatın niteliği önemlidir. Söz konusu
tazminatı, BK m. 158’de düzenlenen cezai şartla karşılaştırmak müm-
kündür.
Genel olarak cezai şart terimi mevzuatta ve uygulamada birbirin-
den farklı iki anlamda kullanılmaktadır. Bu terim cezai şartı doğuran
hukuki muameleyi yani cezai şart anlaşmasını, ikinci olarak da hukuki
muamele ile belirlenen asıl borçtan bağımsız olan edimi ifade etmek-
tedir.
87
Cezai şart şöyle tanımlanmaktadır: “Cezai şart öyle bir edim ta-
ahhüdüdür ki; onunla borçlu, alacaklıya karşı asıl borcunu tam ve eksiksiz
olarak zamanında ve yerinde ifa etmemesi halinde bir edimde bulunmayı yü-
kümlenir veya borçlu kararlaştırılan bedeli ödeyerek sözleşmeden dönme hakkı
kazanır”.
88
Cezai şartın amacı, aslında zararın tazmini değil, borcun ge-
reği gibi ifasıdır.
89
Cezai şarttan bahsedebilmek için borçlunun, edimi-
ni sözleşmeye uygun yerine getirmemesi halinde kararlaştırılan mik-
tarda parayı ödeyeceğini taahhüt etmesi gerekmektedir (BK m. 158/1).
Ancak, rehinden kaynaklanan munzam tazminat, rehin sözleşmesinin
ihlalinden kaynaklansa bile tarafların kararlaştırdığı bir şart değildir.
Talep üzerine hâkim, TİRK m. 12/3 şartları çerçevesinde, tazminata
karar verir.
BK m. 105 çerçevesinde munzam zarar, borçlunun para borcunu
vadede (temerrüde düşmeden) ödemiş olması durumunda, alacaklı-
nın malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucu ortaya çıkan
ve temerrüt faizi ile karşılanamayan farktır.
90
Borçlar Kanunu’na göre
munzam zarardan bahsedebilmemiz için temerrüt, zarar, illiyet bağı
ve kusur şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir. Hâlbuki rehin alacak-
lısının munzam tazminata hak kazanabilmesi için rehin borçlusunun,
87
Kocaağa, Köksal, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart, Yetkin Yayınevi, 1. Baskı, Ankara
2003, s. 35; Ayan, Mehmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Mimoza Yayınları, 5.
Baskı, Konya 2007, s. 65; Nomer, Haluk N., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta
Yayınları, 6. Baskı, İstanbul 2008, s. 195.
88
Ekinci, Hüseyin, Doktrin ve Uygulamada Cezai Şart, Seçkin Yayınları, 1. Baskı,
Ankara 2004, s. 27; Reisoğlu, Safa, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları,
20. Baskı, İstanbul 2008, s. 410 vd.
89
Akıncı, Şahin, Borçlar Hukuku Bilgisi Genel Hükümler, Sayram Yayınları, 3. Baskı,
Konya 2005, s. 272.
90
Geniş bilgi için bkz. Şirin, Şerafettin, Munzam Zarar ve Faiz, Alfa Yayınları, 1. Baskı,
İstanbul 1996, s. 4; Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 377 vd.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması204
kusurlu davranışlarıyla rehin kapsamına giren unsurları zarara uğrat-
ması, bunların değerini azaltacak fiil ve işlemler yapmış olması gerekli
ve yeterlidir. Kanun bu işlemleri örnek kabilinden rehinli mal veya
hakların devri, ayni bir hakla sınırlandırılması, değiştirilmesi, tahrip
veya imhası olarak göstermiştir. İşletmenin tekrar rehnine kanun en-
gel olmadığı ve alacaklının iznini aramadığı için işletmenin değeri bu
sebeple azalmış olsa bile munzam tazminat talebine imkân vermez.
Munzam tazminat için “kusurun ağırlığı” göz önünde tutulacağından
(TİRK m. 12/3) “kast”
91
veya “ağır ihmal”
92
şartı aranmalıdır. Rehin ko-
nusu unsurlar zarara uğramış olsa bile, borçlunun hafif ihmal derece-
sinde kusurlu olması veya hiç kusurunun bulunmaması durumunda
munzam tazminattan söz edilemez. Gerçekten işletme sahibi, işletme-
nin normal faaliyette bulunabilmesi için gerekli muameleleri yapmak
yetkisine sahip olduğundan (TİRK m. 10/1), rehin kapsamına giren
unsurlar, işletmenin olağan faaliyetlerini yürütürken zarar görmüşse,
rehin borçlusu sorumlu tutulamayacaktır.
93
Munzam tazminat, kast veya ağır kusur ile verilen zararlarda
gündeme geldiğinden, rehin alacaklısının maruz kaldığı ve tazmini
gereken gerçek zararından ayrı ve ek bir taleptir. Bu durumda rehin
alacaklısı, hem gerçek zararının karşılanmasını hem de borçlunun ku-
surlu davranışlarının yaptırımı olarak bir miktar paranın ödenmesini
talep edebilecektir. Hatta, kast veya ağır kusur varsa, rehin alacaklı-
sı, TİRK m. 11 hükmü çerçevesinde eski hale iade, ek teminat veya
nakit ödeme gibi yollarla tatmin edilmiş olsa bile munzam tazminat
isteyebilecektir. Rehin alacaklısının talebi üzerine hâkim, borçlunun;
güveni ihlal eden ve zarar verme iradesine, kusurunun ağırlığına göre,
91
Kast, failin hukuka aykırı sonuca bilerek ve isteyerek yol açmasıdır. Geniş bilgi için
bkz. Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, 9. Baskı, İstanbul
2008, s. 535 vd. Tacirlerle ilgili bkz. Topçuoğlu, Metin, “Rekabet Hukukunda Üç
Kat Tazminat”, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku Sempozyumu (Gazi Üniversitesi
Hukuk Fakültesi, 28-29 Mayıs 2009), Ankara 2009, s. 21.
92
Ağır ihmal, aynı şartlar altında bulunan makul her insanın alması gerekli genel
ve temel tedbirlerin alınmamış veya herkesin bilmesi gereken özen kurallarına
uyulmamış olması demektir. Bkz. Eren, s. 540. Tacirlerle ilgili bkz. Topçuoğlu, s.
21, 22.
93
Rehin hakkının zarar görmesinde, rehin borçlusunun kusurunun olmaması,
munzam tazminat talebini engellemekle birlikte, rehin alacaklısı MK m. 867 (TİRK
m. 20) şartları çerçevesinde, güvence veya kısmi ödeme talep edebilecektir.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON205
üst sınır rehinli alacak miktarı olmak üzere, munzam tazminata karar
verebilecektir. Munzam tazminat rehin alacaklısının takibine bağlıdır.
Yetkili mahkeme işletmenin sicile kayıtlı olduğu yerdeki mahkemedir
(TİRK m. 22).
TİRK m. 12/3’ün öngördüğü munzam tazminat, kanundan doğan
bir ceza şartıdır.
94
Hukukumuzda munzam tazminata benzer hüküm-
ler FSEK (m. 68), RKHK (m. 58/2), İş Kanunu (m. 17/6) hatta Ticaret
Kanunu Tasarı’sında da (m. 882/3, 884, 1129) bulunmaktadır.
95
d. Rehin Borçlusunun Hürriyeti Bağlayıcı Ceza ile
Cezalandırılmasını İsteme Hakkı
Türk Ceza Kanunu’na uyumlu hale getirilmiş TİRK m. 12 hükmü-
ne göre “Ticari işletme sahibi işletmesini veya rehne dâhil münferit unsurları
alacaklının muvafakatı olmaksızın başkalarıyla değiştirir veya temlik, ayni bir
hakla takyit veya alacaklıyı ızrar kastıyla tahrip veya imha ederse bu yüzden
alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen alacaklının şikayeti üzerine
uğranılan zararın miktarı nazara alınmak suretiyle bir yıldan beş yıla kadar
hapis ve yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır”.
Şu halde, rehin borçlusu kasten, işletmesini veya rehin kapsamındaki
unsurları, değerini azaltacak tasarruf işlemleri ile kısıtlar, zarara uğra-
tır, tahrip ya da imha ederse mağdur alacaklının şikayeti üzerine ce-
zalandırılır.
96
TİRK’de rehin alacaklısını koruyan hükümlerin başında,
yükümlülüklerine aykırı hareket ederek alacaklıya zarar veren borçlu-
nun hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması gelmektedir. Bu hük-
mün uygulanması, rehin borçlusunun cezalandırılabilmesi için;
1. Rehin borçlusu işletmeyi değiştirmiş, devretmiş, ayni bir hakla
kısıtlamış veya alacaklıya zarar vermek kastıyla tahrip veya imha et-
miş olmalı.
94
Aynı düşünce için bkz. Arkan, s. 53, dipnot 3 ve burada işaret edilen Koca
yusufpaşaoğlu’nun konuşması.
95
Bkz. Topçuoğlu, s. 9, 10.
96
5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG, 08.02.2008, S. 26781), m.
343.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması206
2. Rehin alacaklısı bu işlemler veya fiiller sonucunda zarar görmüş
olmalı.
3. Rehin borçlusu kasten bu sonuca yol açmış olmalı. Madde met-
ninden kastın sadece “tahrip ve imha” fiiliyle sınırlı olarak arandığı an-
laşılsa bile maksadın alacaklıya zarar veren diğer fiil ve işlemlerde de
“kast” unsuru aranmaktadır. Dolayısıyla borçlunun cezalandırılabil-
mesi için rehin kapsamındaki unsurların değiştirilmesi, devredilmesi,
ayni bir hakla kısıtlanması fiillerinin rehin alacaklısını zarara uğratmak
kastıyla yapılmış olması şarttır. Örneğin öngörülemeyen, karşı konu-
lamayan sebeplerle veya daha büyük zararlardan kaçınmak amacıyla
rehin kapsamına giren unsurlara verilen zararlar ceza sonucuna yol
açmaz. Suç, şikâyete tabidir. Özel bir süre öngörülmediğinden şikâyet
süresi 6 aydır.
Rehin borçlusunun hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını
öngören TİRK m. 12/1 hükmü, Anayasaya aykırılık (m. 38/8)
97
iddi-
alarıyla karşılaşmış ve sorun, Anayasa Mahkemesi’ne intikal etmiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi hapis cezasının, taraflar arasındaki sözleş-
meden doğan yükümlülüğün ihlalinden kaynaklanmadığını, TİRK m.
12/1’de öngörülen yükümlülüklerin ihlal edildiği gerekçesine dayan-
dığı ve bu sebeple Anayasa’ya uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır.
98
Anayasa Mahkemesi’nin, TİRK m. 12/1’deki cezanın, sözleşme-
den değil kanundan doğan bir yükümlülüğün ihlalinden kaynaklan-
dığı gerekçesi tartışmaya açıktır. Anayasa Mahkemesi’nin karşılıksız
97
“Kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden
dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” (AY m. 38/8). AY 38’le ilgili ayrıntılı bilgi
için bkz. Gözler, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Ekin Yayınları, 7. Baskı,
Bursa 2009, s. 182.
98
“… İtiraz konusu kuralla, alacaklının alacağını alabilmek için tesis edilen ve
teslime bağlı olmayan işletme rehni nedeniyle borçlunun alacaklıyı zarara
uğratmaya ilişkin girişebileceği suç sayılan eylemler müeyyideye bağlanmıştır.
Anılan hürriyeti bağlayıcı ceza, borçlu ile alacaklı arasındaki önceden var olan
sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı öngörülen
ceza olmayıp, kanunla belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden
kaynaklanmaktadır” [AYMK, E. 2002/30, K. 2007/24 (RG, 29.11.2007, S. 26715)].
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON207
çek,
99
taahhüdü ihlal
100
ve mal beyanı
101
konularında verdiği kararlar
benzer gerekçelere dayanmaktadır. Gerçekten “kanunsuz suç ve ceza
olmaz” ilkesi gereği hiç şüphesiz her ceza kanuni bir yükümlülüğün
ihlaline dayanmaktadır. Ancak söz konusu kanuni yükümlülüklerin
koruduğu menfaatin sözleşme ile üstlenilen ekonomik yükümlülük-
lerden kaynaklandığı, sözkonusu yükümlülüklerden bir kısmının ce-
99
“Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetleri arasında düzenlenen çek, temel
ilişkide bir sözleşmenin bulunup bulunmamasından bağımsız olarak, kambiyo
hukukuna özgü borç doğuran özel bir havaledir. Hatır senetlerinde olduğu gibi,
taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı veya temelde
yer alan sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda çek, başlı başına borç kaynağı
biçiminde ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden
kaynaklanan bir borç için dahi çek keşide edilebilmektedir. Çeki elinde bulunduran
hamil, keşideci ile lehtar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan bir alacağı değil,
doğrudan doğruya çekten doğan bir hakkı iktisap etmektedir. O halde, çek ilişkisi
bizzat sözleşme olmadığı gibi, çekin temelinde her zaman bir sözleşme bulunması
da zorunlu değildir. Temelde bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu durumlarda ise,
çekte bu ilişkiden bağımsız ve sözleşme olarak nitelendirilemeyecek bir kambiyo
taahhüdü söz konusudur. Borçlu, temel ilişki ne olursa olsun borcunu ödemek için
çek kullandığında, asıl borç ilişkisi dışında kambiyo ilişkisi doğmaktadır.
İtiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamın-
da değerlendirilebilmesi için ilişkinin yalnızca sözleşmeden doğması ve borcun
yerine getirilememesi gerekmektedir. Oysa çek temelde sözleşmeden bağımsız
olarak kambiyo hukukuna özgü borç doğuran özel bir havaledir.
Bu nedenlerle kural, Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı de-
ğildir” [AYMK, E. 2002/165, K. 2002/195 (RG, 26.04.2003, S. 25090)].
100
“İtiraz konusu kuralda düzenlenen yaptırım Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci
fıkrasında sözü edilen doğrudan sözleşme yükümlülüğünün yerine getirilememesi
olmayıp, kanunla getirilen ve kamu otoritesince yürütülen cebri icranın etkinliğini
sağlama amacını taşımaktadır” [AYMK, E. 2006/96, K. 2008/65 (RG, 10.04.2008, S.
26843)].
101
“İcra ve İflas Kanunu’nun 337. maddesinin birinci fıkrasında ve 76. maddesinde
borçlunun özgürlüğü bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren eylem, mal
beyanında bulunmama eylemidir. Yukarıda belirtildiği gibi hukuk devleti ve
ceza hukuku ilkeleri gereği kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve
cezalandırılmaz. İtiraz konusu kural uyarınca, müddeti içinde mazereti olmaksızın
icra dairesine gelmeyen veya yazılı olarak mal beyanında bulunmayan kimse
disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra, İcra ve İflas Kanunu’nun
76. maddesine göre de mal beyanında bulunmama eylemi nedeniyle tazyik
hapsi cezası ile cezalandırılabilecektir. Böyle bir olasılığın varlığı İcra ve İflas
Kanunu’nun 337. maddesinde öngörülen disiplin hapsi cezasını, Anayasa’nın
hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2. maddesine aykırı hale getirmektedir”
[AYMK, E. 2006/71, K. 2008/69 (RG, 16.04.2008, S. 26849)].
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması208
zai yaptırıma bağlı olması diğerlerinin sadece hukuki yaptırıma tabi
tutulması izahı mümkün olmayacak çelişkilere yol açmaktadır.
e. Rehin Konusu Değerlerin Sigorta Ettirilmesini İsteme Hakkı
Rehinli mallar, alacaklının belirleyeceği muhtemel rizikolara kar-
şı sigorta ettirilir. Sigorta masraflarının hangi tarafa ait olacağı rehin
sözleşmesinde belirtilir (TİRK Ek m. 2/1). Sigorta yükümlülüğünün
yerine getirilmemesi rehin hakkının sıhhatini etkilemez.
102
Zira ek
maddeye ilişkin Tasarının gerekçesinde de ifade edildiği gibi sigorta
yükümlülüğünün amacı, “krediyi kullandıran bankanın üstleneceği risk(i)
minimum düzeyde” tutmaktır.
f. Rehnin Paraya Çevrilmesini İsteme Hakkı
İcra İflas Kanunu’nun menkul rehninin paraya çevrilmesi hakkın-
daki hükümleri ticari işletme rehninin paraya çevrilmesinde de uygu-
lanır (TİRK m. 17). Paraya çevirme işlemi rehinli alacağı karşılamış ise
rehin kaydı ilgili sicilden silinir ve rehin hakkı ortadan kalkar. Fakat,
rehnedilen mallar satılmış ve rehinli alacağı karşılamamış ise eksik
kalan kısım için rehin borçlusunun kişisel sorumluluğu devam eder.
Rehin borçlusunun sıfatına göre genel takip veya iflas yoluyla takip
yapılabilecektir (TİRK m. 15/3, 18/4, İİK m. 45). Alacaklının rehnin
paraya çevrilmesini isteme hakkını üç farklı açıdan incelemek gerekir.
i. Rehin Borcunun Ödenmemesi Halinde Paraya Çevirme Hakkı
Rehin borçlusu, rehinli alacak muaccel olduğunda borcunu ifa
ile yükümlüdür. Muaccel olan rehin borcu ifa edilmediğinde alacak-
lı rehni paraya çevirmek için takip yapabilecektir. Rehin kapsamına
giren malvarlığı unsurlarının tamamı rehinli alacağın teminatı olarak
kabul edilir (TİRK m. 14/2). Paraya çevirme sonucunda rehin kapsa-
mındaki unsurlar rehinli alacak miktarını tam olarak karşılamamışsa
borçlunun kişisel sorumluluğu devam eder. Ancak kredili satış yapan
102
Aksi düşünce için bkz. Reisoğlu, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, s. 108;
Yıldız, s. 519.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON209
gerçek veya tüzel kişi işletmelerinin rehin hakkı sadece kredili satışa
konu olan menkul tesisat ile sınırlıdır (TİRK m. 2/2). Dolayısıyla TİRK
m. 3’te işaret edilen ve rehin kapsamında bulunması şart olan ticaret
unvanı, işletme adı ve kredili satış dışındaki unsurlar için rehnin para-
ya çevrilmesine ilişkin takip yoluna başvurabilmek mümkün değildir.
Aynı sonuç TİRK ek m. 2/1 gereği sanayi işletmelerinin rehin hakkı
içinde geçerlidir. Bu sebeple söz konusu iki halde rehne dâhil bütün
malvarlığı unsurlarının (TİRK m. 3) borcun tamamına karşılık teşkil
edeceği hükmü uygulanmaz (TİRK m. 14/2). Eksik kalan (rehnin para-
ya çevrilmesi yoluyla tahsil edilemeyen) alacak için genel hükümlere
göre takip yapılacaktır (TİRK m. 18/4).
Rehin konusu borç ödendiğinde borçlu, alacaklıdan ilgili sicil-
deki (ticaret veya esnaf) rehin kaydının silinmesini isteyebilir (TİRK
m.19/1). Alacaklı bu talebi yerine getirmezse farklı ihtimallere göre
hareket etmek gerekir. Alacaklı, alacağını almaktan veya rehni çöz-
mekten kaçınıyorsa ya da gaipse İİK m. 153/1’e göre hareket edilir
(TİRK m. 19/2). Bu durumda alacaklıya, 15 gün içinde icra dairesine
gelmesi ve rehni çözmesi gereği bildirilir. Bildirime rağmen alacaklı
rehni çözmeye yanaşmazsa, borçlu borcunun tamamını icra dairesine
yatırır ve tetkik mercii, verilen paranın alacaklı namına muhafazası-
na ve rehin kaydının terkinine karar verir. Ayrıca, gecikme nedeniyle
borçlu, uğradığı zararların tazminini alacaklıdan talep edebilecektir.
103
ii. İşletmenin Sicilden Silinmesi Halinde Paraya Çevirme Hakkı
Bilindiği gibi, ilgili sicillerdeki (ticaret veya esnaf) rehin kaydının
silinmesiyle rehin hakkı, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecektir.
Fakat işletme kaydı sicilden silinirse, rehin konusuz kalır. Bu durumu
sicil memuru, derhal rehin alacaklısına bildirmek zorundadır (TİRK
m. 18). Sicilden işletmeye ilişkin kaydın silinmesi rehinli alacağı muac-
cel hale getirir (TİRK m. 18/2). Rehin alacaklısı, sicil memurunun kay-
dın silindiğine ilişkin bildiriminden itibaren iki ay içinde işletmenin
ve rehinli malvarlığı unsurlarının paraya çevrilmesini isteme hakkına
sahiptir. Bu süre zarfında rehnin paraya çevrilmesine yönelik takip
başlatılmadığı takdirde açıkça rehin hakkının düşmesinden bahsedil-
103
Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 203.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması210
diğinden (TİRK m. 18/3) iki aylık süre, hak düşürücü süre niteliğini ta-
şır. Süre, sicil memurunun işletme kaydının sicilden silindiğine ilişkin
bildiriminden itibaren başlar. İki aylık hak düşürücü süre içinde takip
yapan fakat alacağını hiç veya kısmen elde edemeyen ya da iki aylık
süreyi kaçıran rehin alacaklısı borçluyu genel hükümlere göre takip
edebilecektir (TİRK m. 18/4).
Sicil memuru, işletme kaydının sicilden silinmesini zaman kay-
betmeksizin, rehin alacaklısına bildirmekle yükümlüdür. Sicil memu-
runun bu görevini savsaması veya hiç yerine getirmemesi sebebiyle
rehin hakkının sona ermesi ve dolayısıyla alacaklının zarara uğraması
söz konusu olduğunda, ortaya çıkan bu zararlardan sicil memurunun
sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Rehin alacaklısı bu durumda istihdam
eden sıfatıyla ilgili odayı (BK m. 56), haksız fiil hükümlerine göre (BK
m. 41 vd.) sicil memurunu sorumlu tutabilecektir. Daha önce de bah-
sedildiği gibi rehin borçlusunun TİRK m. 11 ve 12 hükümleri çerçeve-
sindeki sorumluluğu kaçınılmazdır.
iii. İhtiyati Haciz Talep Edebilme İmkânı ve
Rehnin Paraya Çevrilmesi
TİRK m. 14/3, tamamen alacaklı yararına, paraya çevirmeden önce
ihtiyati haciz talep ederek alacağını güvence altına alma imkânını da
kabul etmiştir.
104
Bu durumda ihtiyati haciz, rehnin paraya çevrilmesi
yoluyla tamamlanır. TİRK m. 14/3‘te bahsedilen ihtiyati haciz, İİK’de-
ki ihtiyati hacze göre istisnai bir hükümdür. Çünkü İİK m. 257/1’e
104
“Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun 14. maddesinde alacaklıya alacağını teminat
altına alabilmesi için ticari işletmeyi ya da münferit unsurları ihtiyaten haczettirme
imkanı tanınmıştır. Kural olarak rehinli alacaklar yönünden ihtiyati haciz talep
edilemez. Ancak, ticari işletme rehninin teslimsiz rehin olması özelliği de gözetilerek
İİK’nın 257. maddesinden farklı bir düzenleme getirilmiştir. Alacaklının ihtiyati
haciz isteyebilmesi için rehinle teminat altına alınmama ve vadesinin gelmiş
olması şartları aranmadan ihtiyati haciz talebi kabul edilmelidir. Ancak, rehnin
paraya çevrilmesi yoluyla takip başladıktan sonra yapılan ihtiyati haciz talebinin
kabul edilip edilmeyeceği mahkemece takdir edilerek karar verilmelidir. Somut
olayda da ticari işletme rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipten sonra yapılan
ihtiyati haciz istemi mahkemece kabul edilmediğinden bu hükmün temyizi İİK’nın
265. maddesi uyarınca mümkün değildir. Mahkemece temyiz isteminin reddine
karar verilmesi isabetli olduğundan ret kararının onanması gerekmiştir” [Y. 19.
HD, E. 2561/2002, K. 2981/2002 (Sinerji Veri Tabanı)].
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON211
göre, vadesi gelmiş fakat rehinle temin edilmemiş para alacakları, ih-
tiyaten haczedilebilir. TİRK m. 14/3’e göre rehinli mallar veya ticari
işletme tamamen ihtiyati hacze konu olabilir.
Borçlu borcunu ödemezse işletmenin rehin kapsamına giren un-
surları satılarak alacak ödenir. Rehin kapsamındaki her unsur borcun
tamamına karşılık teşkil eder (TİRK m. 14/2). Rehin konusu unsurla-
rın, paraya çevrilerek borcun ödenmesi yerine, tamamının veya bir kıs-
mının rehin alacaklısına devredilmesine yönelik sözleşme hükümleri
geçersizdir (TİRK m. 14/1). TİRK, m. 14/1 “Rehin Hukuku”ndaki genel
kuralı, yani “lex commissoria” yasağını düzenlemiştir.
105
Yasağın amacı,
rehnin kurulması aşamasında ekonomik bakımdan zor durumda bu-
lunan, dolayısıyla her türlü şartı kabule hazır olan rehin vereni gabine
(BK m. 21) karşı korumaktır. Böylece, çoğu kez rehinle temin edilmiş
alacaktan daha değerli malvarlığı unsurlarının, alacaklıya intikalinin
önüne geçilerek, ahlaka aykırı bir sonucun doğmasına engel olunur.
106
Ancak lex commissoria yasağı, sadece borcun muaccel olmasından ön-
ceki aşamada geçerlidir. Uygulamada, borç muaccel olduktan sonra,
rehin borçlusu ile rehin alacaklısı arasında rehinli unsurların paraya
çevrilmeden alacaklıya devrini öngören uzlaşmanın yaygın olduğu
söylenebilir.
107
Rehin kapsamına giren unsurlar rehinli alacağı, bütün olarak te-
minat altına alır (TİRK m. 14/2). İşletme veya unsurlardan hangileri-
nin satılacağına, tarafların haklı menfaatlerini gözeterek, icra memuru
karar verir. Taraflar, icra memurunun kararlarına karşı şikâyet yoluna
başvurabilirler. Her halükarda, rehinle temin edilen alacağı karşıla-
yacak satışın yapılması şarttır (TİRK m. 14/2, 15/2, 3). Bilindiği gibi
ticaret unvanı tek başına devredilemeyeceğinden (TK m. 51) ancak iş-
letmeyle birlikte paraya çevrilebilecektir.
105
Lex commissoria yasağıyla ilgili ayrıca bkz. Kurt, Fatma, “Lex Commissoria
Yasağı”, İstanbul Barosu Dergisi, İstanbul 2008, C. 82, S. 1, s. 129-151; Özsunar, Erdal,
“Roma Hukukunda Rehin Hakkı”, Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi Dergisi, İzmir 2005,
C. 7, S. 2, s. 137-164; Oğuzman/Seliçi, s. 771.
106
Ülgen / Teoman / Kendigelen / Helvacı / Kaya / Nomer Ertan, s. 205; Arkan, s.
59.
107
Bkz. Poroy/Yasaman, s. 61, dipnot 101.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması212
Sonuç
İşletme rehni, ticari hayatın ihtiyacına göre formüle edilmiş özel,
istisnai bir teminat türüdür. Teslim şartı aranmadan menkul tesisat
üzerinde rehin kurulabildiğinden rehin alacaklısı olabilecek kuruluş-
lar sınırlı sayıda belirlenmiştir. Rehnin kuruluşu sırasında Kanun’un
aradığı şartları taşımayan işletmeler rehin alacaklısı olarak kabul edi-
lemezler.
TİRK ile alacaklının korunması ilkesine ağırlık verilmiş, şekil şart-
ları ön plana çıkarılmış ve genellikle öngörülen şekil şartları geçerlilik
şartı olarak kabul edilmiştir. Borçlu karşısında alacaklı lehine her ted-
bir düşünülmüş, ek teminattan hürriyeti bağlayıcı ceza ve sigortaya ka-
dar alacaklının inisiyatifi dikkate alınmış, herhangi bir risk üstlenmesi
arzu edilmemiştir. Alacaklıyı koruyan hükümler içerisinde hürriyeti
bağlayıcı ceza, munzam tazminat, diğer koruyucu ve önleyici tedbirler
sistemin gelişmesini ve yaygınlaşmasını engelleyecek yaptırımlardır.
Genel hükümlerden kaynaklanan ve tacir sıfatını taşıyan rehin
alacaklısı, faiz dâhil iflas hükümlerine göre takip hakkı gibi (İİK m.
44, TK m. 20, 21/2, 22, 24) ayrıcalıklı imkânlara sahiptir. TİRK bu
imkânların ötesinde alacaklıyı korumaktadır. Ticaret hayatının geliş-
mesi ve TİRK’e yaygın bir uygulama imkânı kazandırabilmek için her
iki tarafın menfaatlerini koruyan, birini diğerine feda etmeyen bir re-
hin sistemine ihtiyaç vardır.
KAYNAKLAR
Akıncı, Şahin, Borçlar Hukuku Bilgisi Genel Hükümler, Sayram Yayınları,
3. Baskı, Konya 2005.
Akıntürk, Turgut, Medeni Hukuk, Beta Yayınları, 13. Baskı, Ankara 2008.
Aral, Fahrettin, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayınları, 4.
Baskı, Ankara 2004.
Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştır-
ma Enstitüsü Yayınları, 13. Baskı, İstanbul 2009.
Ayan, Mehmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Mimoza Yayınları, 5.
Baskı, Konya 2007.
Ayan, Mehmet, Medeni Hukuka Giriş, Mimoza Yayınları, 4. Baskı, Konya
2004.
TBB Dergisi 2011 (93) Metin TOPÇUOĞLU / Ömer ÇON213
Doğan, Murat, “Teslime Bağlı Olmayan Sicilli Motorlu Taşıt Rehni”
Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 12, S. 3-4, Erzincan
2008, s. 181-207.
Domaniç, Hayri / Ulusoy, Erol, Ticaret Hukukunun Genel Esasları, Arı-
kan Yayınları, 5. Baskı, İstanbul 2007.
Ekinci, Hüseyin, Doktrin ve Uygulamada Cezai Şart, Seçkin Yayınları, 1.
Baskı, Ankara 2004.
Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, 9. Baskı, İs-
tanbul 2008.
Ertaş, Şeref, Eşya Hukuku, Seçkin Yayınları, 8. Baskı, Ankara 2008.
Ertaş, Şeref, “Ticari İşletme Rehni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fa-
kültesi Dergisi, Prof. Dr. İrfan Baştuğ Armağanı, C. 7, İzmir 2005, s.
39-50.
Erten, Ali, Bankacılık Uygulamasında Ticari İşletme Rehni, Banka ve Ticaret
Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, 1. Baskı, Ankara 2001.
Esener, Turhan / Güven, Kudret, Eşya Hukuku, Yetkin Yayınları, 4. Bas-
kı, Ankara 2008.
Gözler, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Ekin Yayınları, 7. Baskı,
Bursa 2009.
Karahan, Sami, Ticari İşletme Hukuku, Mimoza Yayınları, 13. Baskı, Kon-
ya 2004.
Kayıhan, Şaban, Ticari İşletme Hukuku, Seçkin Yayınları, 4. Baskı, Ankara
2009.
Kocaağa, Köksal, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart, 1. Baskı, Ankara 2003.
Kurt, Fatma, “Lex Commissoria Yasağı”, İstanbul Barosu Dergisi, İstan-
bul 2008, C. 82, S.1, s. 129-151.
Meran, Necati, Yeni Türk Ceza Kanunu, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, Anka-
ra 2007.
Nomer, Haluk N., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, 6. Bas-
kı, İstanbul 2008.
Oğuzman, M. Kemal / Seliçi, Özer, Eşya Hukuku, Filiz Yayınları, 2. Bas-
kı, İstanbul 1997.
Özgenç, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Seçkin Yayınları, 1. Baskı,
Ankara 2005.
Özsunar, Erdal, “Roma Hukuku’nda Rehin Hakkı”, Dokuz Eylül Hukuk
Fakültesi Dergisi, İzmir 2005, C. 7, S. 2, s. 137-164.
Öztan, Bilge, Medeni Hukukun Temel Kavramları, Turhan Kitabevi, 23.
Baskı, Ankara 2006.
Ticari İşletme Rehninde Rehin Alacaklısının Korunması214
Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet, Medeni Usul
Hukuku, Yetkin Yayınları, 4. Baskı, Ankara 2005.
Poroy, Reha / Yasaman, Hamdi, Ticari İşletme Hukuku, Vedat Kitapçılık,
10. Baskı, İstanbul 2004.
Pulaşlı, Hasan, Kıymetli Evrak Hukuku, Adalet Yayınları, 9. Baskı, Anka-
ra 2009.
Reisoğlu, Safa, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, 20. Baskı,
İstanbul 2008.
Reisoğlu, Seza, Ticari İşletme Rehni ve Son Yasal Düzenleme, Bankacılar
Dergisi, İstanbul S. 47, 2003, s. 107-121 (http://www.tbb.org.tr/
Dosyalar/Arastirma_ve_Raporlar/ticari_isletme.doc).
Şahan, Gökhan, Kefalet Sözleşmesinin Sona Ermesi, Yetkin Yayınları, 1.
Baskı, Ankara 2009.
Şirin, Şerafettin, Munzam Zarar ve Faiz, Alfa Yayınları, 1. Baskı, İstanbul
1996.
Topçuoğlu, Metin, “Rekabet Hukukunda Üç Kat Tazminat”, Sorumluluk
ve Tazminat Hukuku Sempozyumu (Gazi Üniversitesi Hukuk Fakülte-
si, 28-29 Mayıs 2009), Ankara 2009, s. 5-59.
Ulukapı, Ömer/Atalı, Murat, Noterlik Hukuku, Mimoza Yayınları, 2.
Baskı, Konya 2001.
Ulukapı, Ömer, İcra ve İflas Hukuku, Mimoza Yayınları, 3. Baskı, Konya
2008.
Uyar, Talih, İcra Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, Oluş Yayıncılık, 2.
Baskı, Manisa 1992.
Ülgen, Hüseyin / Teoman, Ömer / Kendigelen, Abuzer / Helvacı,
Mehmet / Kaya, Arslan / Nomer Ertan, Füsun, Ticari İşletme Huku-
ku, Vedat Kitapçılık, 3. Baskı, İstanbul 2009.
Yavuz, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Vedat Kitapçılık, 7.
Baskı, İstanbul 2007.
Yıldız, Şükrü, “Ticari İşletme Rehni Kanununda Yapılan Değişiklikler
ve Sanayi İşletmeleri Üzerinde Kurulacak Ticari İşletme Rehninde
Ortaya Çıkabilecek Bazı Sorunlar”, Prof. Dr. Tuğrul Ansay’a Arma-
ğan, Turhan Kitabevi, Ankara 2006, s. 507-521.
Zevkliler, Aydın, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Seçkin Yayınları, 8.
Baskı, Ankara 2004.
Hukuk Sözlüğü (www.uyap.gov.tr/hs/index).
Resmi Gazete (rega.basbakanlik.gov.tr)
Sinerji Veri Tabanı.