lYJIHJOO00[1]
[iJ[iJIJ]
1
'
1
'
YAYIN NO: 476
Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
Yrd. Doç. Dr. Özlem Acar
978-605-152-121-3
1. BASKI-İSTANBUL,ŞUBAT 2015
© ON İKİ LEVHA YAYINCILIKA. Ş.
Adres Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sokak No: 6A Şişli/ İSTANBUL
Telefon (212) 343 09 02 l
Faks (212) 22440 02
Web www.onikilevha.com.tr
E-Posta bilgi@)onikilevha.com.tr
f facebook.com/onikilevha
» twitter.com/onikilevha
Baskı/Cilt ASSUM Basım ve Mücellit
Davutpaşa Cad. Güven Sanayi Sitesi B Blok 313-314-315
Zeytinburnu / İstanbul
Tel: (212) 613 00 Ol
Sertifika No: 30847
i
oonını
Yrd. Doç. Dr. Özlem ACAR
İst.rnbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk Anabiliın Dalı
Türk Borçlar Hukukunda
Müteselsil l{efalet
Sözleşmesi
[Ll(!lfil[HJ(Al
Anneme ve Babama...
•
TAKDİM
Her şeyden önce İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Me-
deni Hukuk Anabilim Dalı'nda akademik faaliyetlerini sürdüren Yard.
Doç. Dr. Özlem Acar'ın "Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet
Sözleşmesi" başlıklı doktora tez çalışmasının yayımlanmasından duydu-
ğum memnuniyet ve mutluluğu belirtmek istiyorum.
Üniversitemiz Hukuk Fakültesini birincilikle bitirmiş bulunan Yard.
Doç. Dr. Özlem Acar'ın ele aldığı konu, gerek uygulama gerekse teorik
alanda Borçlar Hukukunun en zor ve çetrefilli konularından birini oluş-
turmaktadır. Bu görüş, Türk Hukuku bakımından olduğu kadar yabancı
Kara Avrupası hukuk düzenlemeleri bakımından da geçerlidir. Ayrıca
kişisel teminat sözleşme hukukunun en önemli hukuk işlemi olan kefalet
sözleşmesi ve özellikle müteselsil kefalet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmesi ile
birlikte önemli değişikliklere uğramıştır. Keza uygulamada ortaya çıkan
sorunların giderilmesi için yeni hükümler getirilmiştir. Bu değişikliklerin
bir bölümü esaslı olup, hüküm değişikliği niteliğini taşımaktadır.
Açıklanan hususlar bağlamında Yard. Doç. Dr. Özlem Acar, ağır bir
yükün altından başarıyla kalkmış bulunmaktadır. Kendisine duyduğum
inanç ve güveni boşa çıkarmadığı için duyduğum sevinci bu vesileyle dile
getirmek isterim. Cesaretle konunun incelenmesine girişen yazar, konu-
yu dört bölüm içinde incelemiştir. Müteselsil kefalet sözleşmesi tanımı
ile özelliklerini, geçerlilik koşullarını, hukuki sonuçlarını ve sözleşmenin
sona ermesini Türk Borçlar Kanunu'nun konuyla ilgili hükümlerini göz
önünde tutarak, karşılaştırmalı hukuk incelemesi yürüterek, yerli ve ya-
VIII
hancı kaynaklardan ve mahkeme kararlarından yararlanarak görüşlerini
açıkça ortaya koymuştur.
Yazarın, kefalet ve özellikle müteselsil kefalet sözleşmesindeki geliş-
meleri değerlendirirken savunduğu düşünceler ve önerdiği kimi çözüm
yollan, Türk Hukuk öğretisine katkı niteliği taşımakta olup, ayrıca uygu-
lamaya yol gösterici özellikleri de içermektedir.
Yard. Doç. Dr. Özlem Acar, çalışmalarının bir bölümünüAlmanya'da
sürdürmüş olup; yabancı hukuk çevrelerinde edindiği bilgileri yeri gel-
dikçe inceleyip değerlendirmeye bağlı kılmıştır.
Yazarın yaptığı çalışmanın titizliğini okuyucular hissedeceklerdir.
Zor bir konuyu kolay anlaşılır, akıcı bir dil kullanarak ve analitik bir
üslupla Türk Hukuku'na kazandıran genç akademisyen, bu çalışması ve
diğer incelemeleriyleYardımcı Doçent unvanını kazanmıştır.
Sonuç olarak; uzun bir zamandır birlikte çalıştığım, gayretini ve
özgüvenini takdir ettiğim Yard. Doç. Dr. Özlem Acar'ı, hem hukuk dok-
toru sıfatını elde etmesi, hem de öğretim üyesi olarak akademik hayatını
sürdürmesi vesilesiyle yürekten kutluyorum ve bilimsel yaşantısını her
zaman başarılarla süsleyerek devam ettirmesini diliyorum.
Prof. Dr. İlhan ULUSAN
Suadiye / 08.01.2015
ÖNSÖZ
"Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi" isimli
bu çalışma, İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel
Hukuk Bölümünde doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Tez, 14.02.2014
tarihinde Prof. Dr. İlhan ULUSAN, Prof. Dr. Ali Necip ORTAN, Prof.
Dr. Turgut ÖZ, Prof. Dr. AtillaALTOP ve Prof. Dr. İlhan HELVACI'dan
oluşan jüri önünde savunulmuş ve oybirliği ile başarılı kabul edilmiştir.
Uzun ve yoğun bir çalışma sürecinin sonunda ortaya çıkan bu eser-
de, doğrudan veya dolaylı olarak pek çok değerli insanın katkısı olmuştur.
Eserin basılmasının belki de en güzel yanı, desteklerini benden esirge-
meyen değerli hocalarıma ve yanımda olduklarını her zaman hissettiren
aileme, dostlarıma teşekkür edebilmektir.
Öncelikle öğrencisi olarak başladığım lisans öğrenimim sırasında
Borçlar Hukukunu bana sevdiren, asistanı olmaktan büyük mutluluk ve
onur duyduğum, engin bilgi ve tecrübelerinden her zaman yararlandı-
ğım, tez danışmanım ve saygıdeğer Hocam Prof. Dr. İlhan ULUSAN'a,
bu çalışmaya olan değerli katkıları ve gösterdiği destek için sonsuz teşek-
kürlerimi sunarım.
Tez çalışmalarım esnasında bana gösterdiği destek ve anlayışın yanı
sıra özellikle Ticaret Hukuku alanında önemli katkılarda bulunan, uygu-
lamaya yönelik görüşlerini benimle paylaşarak ufkumu genişleten değerli
Hocam Prof. Dr. Ali Necip ORTAN'a en içten teşekkürlerimi sunarım.
Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimim boyunca öğrencisi
olabilme fırsatını yakaladığım, "Kefalet Sözleşmesi" isimli yüksek lisans
dersi sonrasında bende bu konuda çalışma isteği uyandıran ve bu alanda
X
çalışınanu teşvik eden, yönelttiğim sorulan büyük bir anlayışla cevapla-
yan saygıdeğer Hocam Prof. Dr. Atilla ALTOP'a, bu çalışmadaki değerli
katkıları ve desteği için ne kadar teşekkür etsem azdır.
Kıymetli zamanını benden esirgemeyerek değerli görüşlerini be-
nimle paylaşan, yapıcı eleştirileriyle eserin basımına yön veren saygıdeğer
Hocam Prof. Dr. Turgut ÖZ'e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Olumlu ve olumsuz yöndeki eleştirileriyle bu eserin ortaya çıkma-
sında katkı sağlayan saygıdeğer Hocam Prof. Dr. İlhan HELVACI'ya en
içten teşekkürlerimi sunarım.
Lisans öğrenimim sırasında öğrencisi olarak kendisini tanıma fırsatı
bulduğum andan itibaren büyük bir sevgi ve sonsuz saygı duyduğum,
akademik kariyer yapmaya beni teşvik eden, eşsiz kişiliği ve cana yakınlı-
ğı ile benim için her zaman ayrı bir yere sahip olan kıymetli Hocam Prof.
Dr. Turhan ESENE�e, gösterdiği ilgi ve destek için sonsuz teşekkürleri-
mi sunarım.
Fakültemizde her zaman için akademik çalışmalarımıza öncelik ve-
ren, bizi bu konuda destekleyen ve yurtdışında çalışma imkanı sağlayan
saygıdeğer Hocam İstanbul Kültür Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Bahri
ÖZTÜRK'e teşekkürü bir borç bilirim.
Saygıdeğer Hocam Prof. Dr. Merih Kemal OMAĞ'a yardımları ve
desteği için en içten teşekkürlerimi sunarım.
Değerli kürsü Hocam Doç. Dr. Cem AKBIYIK'a gösterdiği anlayış
ve destek için çok teşekkür ederim. Benim için aynı kürsüde çalıştığım
meslektaşlarım olmaktan öte her biri ile güzel dostluklar kurduğum
değerli çalışma arkadaşlarımın ilgisi ve desteği olmadan bu çalışmanın
hazırlanması mümkün olmazdı. Yard. Doç. Dr. Nihal URAL ÇINAR,
Güler GÜMÜŞSOY, Yard. Doç. Dr. Fatih GÜNDOĞDU ve Yard. Doç.
Dr. Cüneyt BELLİCAN'a yanımda oldukları, destekleri ve dostlukları
için çok teşekkür ederim.
Tez çalışmalarım esnasında büyük desteğini hissettiğim, İcra İflas
Hukuku alanında değerli görüşlerinden yararlandığım, kişiliğini her za-
man için kendime örnek aldığım kıymetli Hocam Yard. Doç. Dr. Hülya
TAŞ KORKMAZ'a sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
-
XI
Benin1 için bir kardeşten farksız canım dostum Yard. Doç. Dr. Emi-
ne MINDIZ'a bu çalışmadaki yardımları, ilgisi ve desteği için ne kadar
teşekkiir etsen1 azdır. Samiıniyeti ve yardımseverliği ile her zaman ya-
nın1da olan dostum Yard. Doç. Dr. Bilge Erson ASAR'a yardıınları için en
içten teşekkürlerinli sunanın. Yard. Doç. Dr. Hasan Atilla GÜNGÖR ve
Yard. Doç. Dr. Çiğdeın YAZICI TIKTIK'a destekleri ve dostlukları için
çok teşekkür ederim. Özellikle uygulamaya yönelik önemli katkılarıyla
çalışn1ama ışık tutan, hukuki bilgisiyle her zaman bir adım önde olmayı
başarmış, dostluğuyla bana güç veren Av. Dilge ALEMDAROĞLU'na
yardımları için teşekkürü bir borç bilirim. Gösterdiği destek ve yardımla-
rından dolayı Cem ÜNAL'a ne kadar teşekkür etsem azdır.
Her eserin yazarı için eser ortaya çıkana kadar zaman durur. Günler,
aylar, mevsimler anlamsızlaşır. Oysaki yaşam tüm hızıyla devam eder.
Sanırım akademik hayatın en zor kısmı da ailemizden çaldığımız ve ma-
alesef telafisi olmayan zamandır. Hayatımın her aşamasında, verdiğim
her kararda sorgusuz sualsiz yanımda olduklarını bildiğim, sevgilerini
ve desteklerini bir an olsun benden esirgemeyen canım ailem... Önce-
likle benim ben olmamı sağlayan, maddi-manevi her türlü destekleriyle
yanımda olan, kendilerine sahip olduğum için kendimi hep çok şanslı
hissettiğim annem Fehiman ACAR'a ve babam Selahattin ACAR'a son-
suz teşekkürlerimi sunuyorum. Evladınız olmaktan duyduğum gurur
ve mutluluğun tarifi imkansız. Tek söyleyebileceğim iyi ki varsınız. Zor
zamanlarımda bana güç veren teyzem Neriman TOPBAŞ'a en içten te-
şekkürlerimi sunarım. Varlıklarıyla hayatımı anlamlandıran, benim için
kıymetleri tartışılmaz Okan ACAR, Bilge ACAR ve Sarp ACAR'a anlayış
ve desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Umarım bu teşekkür,
sizlerden çaldığım o güzel zamanların küçük de olsa bir telafisi olur.
Son olarak bu çalışmanın basımı ve yayımındaki titiz çalışmaları
sebebiyle başta Erol ÖZ olmak üzere On İki Levha Yayıncılığın çalışanla-
rına teşekkür ederim.
Yard. Doç. Dr. Özlem ACAR
Ocak 2015, İstanbul
1
İÇİNDEKİLER
TAKDİM ········································································· vıı
ÖNSÖZ .......................................................................................................... IX
İÇİNDEKİLER................................................................................... XIII
KISALTMALAR ..................................................................................... XXIX
GİRİŞ ····················································································· 1
Birinci Bölüm
Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Tanımı,
Tarafları, Niteliği ve Benzeri Sözleşmelerden
Ayırdedilmesi
§ 1. TANIMI, TARAFLARIVENİTELİĞİ ............................................... 5
I. TANIM ........................................................................................... 5
II. TARAFLARI ................................................................................. 7
III. KURAL OLARAK TEK TARAFA BORÇ YÜKLEMESİ. ..... 9
IV. BAĞIMLI (FER'İ) BORÇ NİTELİĞİ....................................... 10
A. Genel Olarak .......................................................................... 10
B. Fer'i Borç Olmasına Bağlanan Sonuçlar ............................. 11
C. Kefaletin Fer'i Borç Olmasının İstisnaları .......................... 14
V. TALİ BORÇ NİTELİĞİ ............................................................. 16
VI. AYRI BİR SÖZLEŞME OLMASI ............................................ 17
fW"
XIV
A. Genel Olarak ....................................................................... 17
B. Asıl Borç İlişkisinden Ayrı Bir Borç Olmasına
Bağlanan Sonuçlar ............................................................... 18
§ 2. BENZERİ SÖZLEŞMELERDEN AYIRT EDİLMESİ ................... 19
1. BORCA KATILMADAN FARKI. .......................................... 19
A. Genel Olarak Borca Katılma ................................................ 19
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Borca katılmadan
Ayırt edilmesi ....................................................................... 21
C. Müteselsil Kefalet Sözleşmesi ile Borca Katılma
Ayırımı İçin l(ıstaslar ........................................................... 24
1. Aslilik-Fer'ilik Kıstası..................................................... 24
2. Menfaat Kıstası .............................................................. 25
D. Kefalet l(arinesi. .................................................................... 25
il. MÜTESELSİL BORÇLULUKTAN FARKI........................... 26
A. Genel Olarak Müteselsil Borçluluk ..................................... 26
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Müteselsil
Borçluluktan Ayırt edilmesi ................................................. 28
C. Müteselsil Kefalet Sözleşmesi ile Müteselsil
Borçluluk Ayırımı İçin Kıstaslar ..........................................33
1. Aslilik-Fer'ilik Kıstası .....................................................33
2. Menfaat Kıstası .............................................................. 33
3. Kullanılan Deyimlerin Değerlendirilmesi Kıstası ...... 34
4. Aynen İfa Kıstası ........................................................... 35
D. Kefalet Karinesi. .................................................................... 36
III. TEMİNAT AMAÇLI GARANTİ
SÖZLEŞMESİNDEN FARKI .................................................. 37
A. Genel Olarak Teminat Amaçlı Garanti Sözleşmesi. .......... 37
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin, Teminatı
Amaçlayan Garanti Sözleşmesinden Ayırt Edilmesi. ........ 38
C. Müteselsil Kefalet Sözleşmesi ile Teminatı
Amaçlayan Garanti Sözleşmesi Ayırımı İçin Kıstaslar ...... 42
1. Genel Olarak .............................................................. 42
■
XV
2. Asli Kıstaslar .................................................................... 43
a. Aslilik-Fer'ilik Kıstası ............................................... 43
i. Temel Borç İlişkisine Atıf Kıstası ...................... 44
ii. Def'i ve İtirazlardan Vazgeçilmesi Kıstası. ....... 45
iii. İlk Talepte Ödeme Kaydının Bulunması
Kıstası .................................................................. 47
b. Ten1inat Verenin Özel Menfaatinin Bulunması
I(ıstası ......................................................................... 51
c. Kişiye Yönelik İlgi-Sonuca Yönelik İlgi Kıstası...... 53
d. Aynen İfa Yükümlülüğü - Tazminat Ödeme
Yükümlülüğü Kıstası ................................................. 54
3. Yan Kıstaslar ..................................................................... 55
a. Müteselsil Sorumluluk Üstlenme Kıstası. ............... 55
b. Rücu Hakkıyla İlgili Özel Düzenleme Yapılması
Kıstası .......................................................................... 56
c. Belirli Belgelerin İbrazı Halinde Ödeme
Yapılacağının Kararlaştırılması Kıstası ................... 56
d. Edimin Kusurlu Olarak Yerine Getirilmemesi
Kıstası .......................................................................... 56
e. Kefalet Sözleşmesine Özgü Def ilerden
Vazgeçilmesi Kıstası .................................................. 57
D. Kefalet Karinesi. .................................................................... 58
IV. AVALDEN FARI(I. ...................................................................... 61
A. Genel OlarakAval. ................................................................ 61
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Avalden Ayırt
Edilmesi ................................................................................. 61
V. KREDİ (İTİBAR) EMRİNDEN FARKI ................................ 67
A. Genel Olarak Kredi Emri ..................................................... 67
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Kredi Emrinden
Ayırt Edilmesi. ...................................................................... 69
VI. ADİ KEFALETTEN FARKI .................................................... 72
A. Genel Olarak Adi Kefalet. ................................................... 72
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Adi Kefalet
Sözleşmesinden Ayırt Edilmesi. .......................................... 77
XVI
İkinci Bölüm
Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik
Koşulları
§ 3. MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN ESASA
(ASIL BORCA) İLİŞKİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI ................ 83
I. GEÇERLİ BİR ASIL BORCUN VARLIĞI. ............................ 83
A. Genel Olarak ........................................................................ 83
B. Gelecekte Doğacak veya Şarta Bağlanmış Borçlar ............. 85
C. Borçlunun Sorumlu Olmadığı Borçlar ............................... 87
1. Genel Olarak .................................................................. 87
2. Asıl Borçlunun Sözleşmeyi İptal Hakkının
Bulunması ........................................................................ 92
3. Asıl Borçlunun Ehliyetsiz Olması ................................. 94
4. Eksik Borçlar ................................................................... 94
5. Ayıplı İfa Sebebiyle Borçlunun Seçimlik
Haklarının Bulunması ................................................... 96
II. MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN
KURULMASINA İLİŞKİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI .... 98
A. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Kurulmasına
Yönelik Öneri (İcap) ve Kabul. ............................................ 98
B. Kefil Olunan Borcun Belirlenmesine Yönelik Yorum .... 102
C. Müteselsil Kefil Olma İradesinin Yorumlanması ............ 104
D. Müteselsil Kefilin Taahhüdünün Koşula (Şarta)
Bağlı Olması ......................................................................... 106
E. Müteselsil Kefil Olma Ehliyeti ........................................... 107
1. Gerçek Kişilerin Müteselsil Kefil Olma Ehliyeti ....... 107
2. Tüzel Kişilerin Müteselsil Kefil Olma Ehliyeti ......... 113
3. Eşin Rızası ..................................................................... 118
a. Genel Olarak ............................................................ 118
b. Eşin Rızasının Aranacağı Durumlar ...................... 120
- - - ..,.....
XVII
c. Eşin Rızasının (TBK ınd. 584) Uygulanma
Şartları ..................................................................... 123
d. Eşin Rızasının Aranmayacağı Durumlar .............. 127
e. Eşin Rızasının Verileceği Zaman .......................... 131
f. Eşin Rızasının Şekli ............................................... 132
g. Eşin Rızasının Bulunmamasının Sonuçları .......... 136
F. Müteselsil Kefilin İrade Sakatlıkları ................................. 140
1. Genel Olarak ................................................................. 140
2. Yanılma .......................................................................... 140
a. Genel Olarak ........................................................... 140
b. Saikte Yanılma ......................................................... 141
c. Beyanda Yanılma ..................................................... 143
3. Aldatma ......................................................................... 146
4. Korkutma ....................................................................... 151
§ 4. MÜTESELSİL KEFALETİN ŞEKLE İLİŞKİN
GEÇERLİLİK KOŞULLARI........................................................... 155
I. YAZILI ŞEKİL KURALININ AMACI VE
GEÇERLİLİK KOŞULU OLMASI ...................................... 155
II. MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN
ŞEKLİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELERİN
DEĞERLENDİRİLMESİ .......................................................... 157
A. 818 Sayılı EBK md. 484'deki Şekil Şartının
Değerlendirilmesi ............................................................... 157
B. İBK md. 493'deki Şekil Şartının Değerlendirilmesi ....... 158
C. 6098 Sayılı TBK md. 583'deki Şekil Şartının
Değerlendirilmesi ...............................................................159
III. YAZILI ŞEKİL ŞARTININ (KEFALET
BELGESİNİN) KAPSAMI .................................................... 162
A. Genel Olarak ...................................................................... 162
B. El yazısı ile Yazılması Gereken Hususlar .......................... 163
1. Kefalet Tarihi ............................................................... 163
2. Kefilin Sorumlu Olacağı Azami Miktar ..................... 165
3. Müteselsil Kefalet İbaresi. ........................................... 170
XVIll
C. Ferdileştirilmiş Asıl Borç .................................................. 173
D. Subjektif Esaslı Noktalar .................................................... 176
IV. KEFALET SÖZLEŞMESİNİN
DEĞİŞTİRİLMESİNDE ŞEKİL ŞARTI ............................... 178
V. KISMİ KEFALET SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ ..................... 180
VI. MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİ YAPMA
VAADİNİN ŞEKLİ ················································ 182
VII. BEYAZA (AÇIĞA) İMZA ....................................................... 183
VIII. KEFALET SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLE AYKIRI
OLMASININ SONUÇLARI .................................................. 184
A. Genel Olarak ....................................................................... 184
B. Şekle Aykırılık İddiasıyla Hakkın Kötüye Kullanılması 185
C. Kefilin Şekle Aykırı Kefalet Sözleşmesini İfa Etmesi ....... 188
IX. KEFALET SÖZLEŞMESİNİN TEMSİL YOLUYLA
YAPILMASI ............................................................................ 191
Üçüncü Bölüm
Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Hükümleri
§ S. KEFİLİN SORUMLULUĞUNUN KAPSAMI............................. 197
I. KEFİLİN KANUNDAN KAYNAKLANAN
SORUMLULUĞU ................................................................... 197
A. Genel Olarak ....................................................................... 197
B. Kefilin Asıl Borçtan Dolayı Sorumluluğu .......................... 198
C. Borçlunun Kusur ve Temerrüdünün Kanuni
Sonuçlarından Kaynaklanan Sorumluluğu......................... 202
D. Dava ve Takip Masraflarından Dolayı Sorumluluğu ....... 211
E. İşlemiş 1 Yıllık ve İşlemekte Olan Akdi Faiz .................... 214
il. TBK MD. 583/F.1 HÜKMÜ İLE TBK MD. 589
HÜKMÜ ARASINDAKİ İLİŞKİ .......................................... 217
§ 6. MÜTESELSİL KEFİLİN SORUMLULUĞUNUN
GERÇEKLEŞMESİNİN ŞARTLARI .............................................. 219
XIX
I. GENEL OLARAI< .................................................................. 219
II. ALACAKLININ ASIL BORÇLUYA İHTAR
GÖNDERMESİ ........................................................................ 220
A. İhtar Gönderilmesine Gerek Olmayan Durumlar ............ 224
III. TESLİME BAĞLI TAŞINIR REHNİ VE ALACAK
REHNİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ. ................................. 225
A. Müteselsil Kefilin Sahip Olduğu Rehnin Paraya
Çevrilmesi Savunmasının, İİK md. 45 Hükmü
Çerçevesinde Değerlendirilmesi ...................................... 229
B. Müteselsil Kefilin, Teslime Bağlı Taşınır Rehni
ve Alacak Rehninin Öncelikle Paraya Çevrilmesi
Savunmasını Yapamayacağı Durumlar ............................. 233
IV. MÜTESELSİL KEFİL HAKKINDA TAKİBİN
DURDURULMASI KARARININ VERİLMEMİŞ
OLMASI .................................................................................... 234
A. Genel Olarak ....................................................................... 234
B. Takibin Durdurulmasının Şartları................................... 235
C. Takibin Durdurulması Kararının Sonuçları .................... 237
V. MÜTESELSİL KEFİLİN SORUMLULUĞUNA
ASIL BORÇLUDAN ÖNCE GİDİLMESİNİ
ENGELLEYEN ÖZEL DÜZENLEMELERİN
BULUNMAMASI .................................................................. 240
§ 7. KEFİL İLE ALACAKLI ARASINDAKİ İLİŞKİLER .................. 245
I. KEFİLİN ALACAKLIYA KARŞI YAPABİLECEĞİ
SAVUNMALAR ..................................................................... 245
A. Genel Olarak ..................................................................... 245
B. Asıl Borç İlişkisinden Kaynaklanan Savunmalar ............. 247
1. Asıl Borcun Geçerli Olarak Doğmaması .................... 247
2. Asıl Borcun Sona Ermesi............................................. 248
3. Asıl Borcun Muaccel Olmaması. ................................ 248
4. Asıl Borçluya Alacaklı Tarafından Süre Verilmesi. .... 250
5. Asıl Borcun Zamanaşımına Uğraması ....................... 253
XX.
6. Alacaklının Borçluya Karşı Edimini Yerine
Getinnemiş Olması ..................................................... 255
7. Asıl Borcun Kumar veya Bahisten Doğmuş Olması 256
8. Asıl Borçlunun Takas Hakkının Bulunması .............. 257
9. Asıl Borçlunun Bağışlama Sözünü
(Taahhüdünü) Geri Alabilmesi .................................. 261
10. Asıl Borçlu ve Alacaklı Arasındaki Davada
Verilen Kesin Hükmün Kefilin Savunmasına Etkisi 263
C. Asıl Borçlunun Ölümü Üzerine Mirasçılarına Ait
Olan ve Kefilin İleri Sürebileceği Savunmalar ................. 264
D. Asıl Borçluya Ait Olup Kefil Tarafından
Yapılamayacak Savunmalar ................................................ 267
1. Kefilin Borçlunun Yanılma veya Ehliyetsizliğini
Bilerek Yükümlülük Altına Girmesi ............................ 267
2. Asıl Borçlunun Ödeme Güçsüzlüğü ........................... 268
3. Asıl Borçlunun Mirasçılarının Sahip Olduğu ve
Kefil Tarafından İleri Sürülemeyen Savunmalar ....... 272
E. Asıl Borçlunun Sahip Olduğu Savunma
İmkanlarından Vazgeçmesinin Müteselsil Kefile Etkisi 274
F. Müteselsil Kefilin Asıl Borçluya Ait Savunma
İmkanlarından Feragat Etmesi. ......................................... 276
G. Müteselsil Kefilin Asıl Borçluya Ait Def ileri İleri
Sürmemesinin Sonuçları ................................................... 277
H. Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan Savunmalar ......... 279
1. Genel Olarak ................................................................ 279
2. Kefalet Sözleşmesinin Geçerli Olmaması. ................. 279
3. Kefalet Sözleşmenin Sona Ermesi. .............................. 280
4. Kefalet Sözleşmesinden Doğan Borcun Henüz
Muaccel Olmaması........................................................ 280
5. Kefalet Sözleşmesinin Zamanaşımına Uğraması ...... 281
6. Alacaklının Teminat ve İspat Vasıtalarını
Muhafaza Yükümlülüğüne Aykırı Davranması ..........282
XXI
7. Alacaklının Kefile Süre Tanıması ............................... 282
8. Kefilin Alacaklıyla Arasındaki Kişisel İlişkilere
Dayanan Savunn1aları .................................................. 283
9. Kefilin Müteselsil Kefalet Sözleşmesine Özgü
Def'ileri ......................................................................... 283
II. ALACAKLININ KEFİLE KARŞI ÖDEVLERİ .................. 284
A. Asıl Borçlunun İflası veya Konkordato İstemine
İlişkin Yükümlülükleri ....................................................... 284
1. Genel Olarak ................................................................ 284
2. Alacaklının Bildirim Yükümlülüğü ........................... 286
3. Alacaklının Alacağını Yazdırma Yükümlülüğü ........ 288
4. Alacaklının Yükümlülüklerini Yerine
Getirmemesinin Sonuçları ......................................... 290
B. Alacaklının Kefilin Ödeme Teklifini Kabul Etme
Yükümlülüğü .......................................................................291
1. Genel Olarak ................................................................. 291
2. Alacaklınıı.Ödemeyi Kabul Yükümlülüğünün
Şartları .......................................................................... 293
3. Alacaklının Ödemeyi Kabul Etme
Yükümlülüğüne Aykırı Davranmasının Sonuçları ... 299
C. Alacaklının TBK md. 594/f.1 Kapsamında Bilgi
Verme Yükümlüğü ............................................................. 301
1. TBK md. 594/f.1'de Düzenlenen Bilgi Verme
Yükümlülüğünün Kapsamı ......................................... 301
2. TBK md. 594/f.l'de Düzenlenen Bilgi Verme
Yükümlülüğüne Aykırılığın Sonuçları ....................... 303
D. Alacaklının Rehin Haklarını, Güvenceyi ve Rüçhan
Haklarını Koruma Yükümlülüğü ...................................... 304
1. Genel Olarak ................................................................ 304
2. Alacaklının Rehin Hakları, Güvence ve Rüçhan
Haklarına Yönelik Koruma Yükümlülüğünün
Kapsamının Belirlenmesi ............................................. 307
XXII
3. Alacaklının Teminatları Koruma
Yükümlülüğüne Uymamasının Sonuçları .................. 311
E. Alacaklının Teminatları, Borç Senetlerini Kefile
Teslim Etme ve Bilgi Verme Yükümlülüğü ........................ 314
1. Genel Olarak .................................................................. 314
2. Alacaklının Teminatları, Borç Senetlerini
Teslim Etme ve Bilgi Verme Yükümlülüğünün
Kapsamının Belirlenmesi ............................................. 315
3. Alacaklının Teminatları, Borç Senetlerini
Teslim Etme ve Bilgi Verme Yükümlülüğüne
Uymamasının Sonuçları .............................................. 320
F. Çalışanlara Kefalet Halinde Alacaklının Özen ve
Gözetim Yükümlülüğü ....................................................... 321
1. Alacaklının Çalışanlar Üzerindeki Özen ve
Gözetim Yükümlülüğünün Kapsamı ......................... 321
2. Alacaklının Çalışanlar Üzerindeki Özen ve
Gözetim Yükümlülüğüne Aykırı Davranmasının
Sonuçları ........................................................................ 323
§ 8. KEFİL İLE ASIL BORÇLU ARASINDAKİ İLİŞKİLER .............. 324
I. KEFİLİN ASIL BORÇLUDAN GÜVENCE
VERİLMESİNİ VEYA BORÇTAN
KURTARILMASINI TALEP HAKKI...................................324
A. Genel Olarak ....................................................................... 324
B. Kefilin Asıl Borçludan Güvence Verilmesini ya da
Borçtan Kurtarılmasını Talep Edebileceği Durumlar ..... 326
1. Asıl Borçlunun Kefile Karşı Olan
Yükümlülüklerine Aykırı Davranması ........................ 326
2. Asıl Borçlunun Temerrüde Düşmesi veya
Yerleşim Yerini Başka Bir Ülkeye Nakletmesi ............ 327
3. Kefilin Üstlendiği Riskin Sonradan Önemli
Derece Artması .............................................................. 327
XXIII
C. Kefilin, Asıl Borçludan Güvence Verilmesi veya
Borçtan Kurtarılması Talebi ve Borçlunun Buna
Uymamasının Sonuçları ................................................. 329
II. KEFİLİN, ALACAKLIYA YAPTIĞI ÖDEMEYİ
BORÇLUYA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ ................... 330
III. MÜTESELSİL KEFİLİN ALACAKLININ
HAKLARINA HALEF OLMASI VE ASIL
BORÇLUYA RÜCU HAKKI ................................................335
A. Müteselsil Kefilin Alacaklının Haklarına Halefiyeti ...... 335
1. Halefiyet Sonucu Teminatların Müteselsil Kefile
Geçmesi ..................................................................... 336
B. Kefilin Asıl Borçluya Karşı Sahip Olduğu Rücu Hakkı. 338
1. Genel Olarak ............................................................. 338
2. Halefiyete Dayanan Rücu Talebi ile İç İlişkiye
Dayanan Rücu Talebinin Karşılaştırılması .............. 339
3. Kefilin İç İlişkiye Dayanan Rücu Hakkı ................... 342
a. Genel Olarak ........................................................ 342
b. Kefilin Rücu Hakkının Vekalet Sözleşmesine
Dayanması............................................................ 343
c. Kefilin Rücu Hakkının Vekaletsiz İş Görmeye
Dayanması ........................................................... 345
d. Kefilin Rücu Hakkının Sebepsiz Zenginleşmeye
Dayanması ........................................................... 346
4. Kanuni Halefiyete Dayanan Rücu Hakkı ................. 347
a. Kefilin Halefiyete Dayanan Rücu Hakkına
Başvurabilme Koşulları ....................................... 347
i. Geçerli Bir Kefalet Sözleşmesinin Varlığı...... 347
ii. Kefilin Alacaklıyı Tatmin Etmiş Olması ....... 347
iii. Asıl Borcun Muaccel Olması.......................... 349
b. Halefiyete Dayanan Rücu Hakkının İleri
Sürülemeyeceği Durumlar .................................. 349
c. Kısmi İfa Halinde Kefilin Rücu Hakkı................. 351
d. Kefilin Rücu Hakkından Feragat Etmesi. ........... 353
e. Kefilin Asıl Borçluya Karşı Rücu Hakkını
Kaybetmesine Sebep Olan Durumlar .................. 354
ıııı---
XXIV
i. Kefilin Asıl Borçluya Ait Savunma Sebeplerini
İleri Sürmemesi. ................................................. 354
ıı. Kefilin Alacaklıya Yaptığı Ödemeyi Borçluya
Bildirmemesi ..................................................... 357
f. Rücu Hakkının Zamanaşımına Uğraması ............ 357
§ 9. MÜTESELSİL KEFİL İLE REHİN VEREN ARASINDAKİ
İLİŞKİLER ......................................................................................... 358
Dördüncü Bölüm
Müteselsil Kefaletin Sona Ermesi
§ 10.MÜTESELSİL KEFALETİN ASIL BORCA BAĞLI
OLARAK SONA ERMESİ............................................................... 363
I. GENEL OLARAK.................................................................... 363
II. ASIL BORCUN İFA EDİLMİŞ OLMASI. ............................ 365
III. ASIL BORCUN İFASININ İMKANSIZ HALE
GELMESİ ······· ........................................................................ 366
IV. ASIL BORCUN YENİLENMESİ ........................................... 369
V. İBRA .......................................................................................... 371
VI. ALACAKLI VE BORÇLU SIFATLARININ
BİRLEŞMESİ ............................................................................. 373
VII. TAKAS ...................................................................................... 374
VIII. ASIL BORCUN ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI. ............ 375
§ 11.MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN, BAĞIMSIZ
VE KENDİNE ÖZGÜ SONA ERME NEDENLERİ ..................... 375
I. KEFALET BORCUNA ÖZGÜ, GENEL SONA ERME
SEBEPLERİ ............................................................................... 375
II. MÜTESELSİL KEFALETE İLİŞKİN ON YILLIK
SÜRENİN DOLMASI ............................................................. 379
A. Genel Olarak ....................................................................... 379
B. On yıllık Süreye İlişkin Düzenlemenin Kapsamı. .......... 380
F •
XXV
C. On yıllık Sorumluluk Süresinin Başlangıcı ve
Uzatılnıası ....................................................................... 381
D. Sürenin Tamamlanmasının Sonuçları ........................... 384
III. SÜRELİ MÜTESELSİL KEFALET
SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ................................... 385
A. Genel Olarak ................................................................... 385
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Süreli Olduğunun
Tespiti .............................................................................. 390
C. Süreli Kefalet Sözleşmesinin Sona Ermesinin Sonuçları394
IV. SÜRELİ OLMAYAN KEFALET SÖZLEŞMESİNİN
SONA ERMESİ .................................................................... 395
A. Genel Olarak ................................................................... 395
B. TBK md. 601/f.l Kapsamında Müteselsil Kefilin
Alacaklıdan Talepleri ...................................................... 397
C. TBK md. 601/f.l Hükmü Kapsamında Müteselsil
Kefalet Sözleşmesinin Sona Ermesinin Şartları .............. 399
D. Asıl Borcun Muaccel Olmasının Alacaklı Tarafından
Yapılacak Bir Bildirimle Gerçekleşmesi .......................... 406
E. Süreli Olmayan Müteselsil Kefalet Sözleşmesinde
Kefilin Borcundan Kurtulmasının Sonuçları ................. 410
V. MÜTESELSİL KEFİLİN KEFALET
SÖZLEŞMESİNDEN DÖNMESİ ....................................... 411
A. Genel Olarak.................................................................... 411
B. Müteselsil Kefilin, Kefalet Sözleşmesinden Dönme
Hakkını Kullanabilmesinin Şartları ................................ 413
1. Asıl Borcun Henüz Doğmamış Olması..................... 413
2. Asıl Borçlunun Mali Durumunun Önemli
Ölçüde Bozulması ya da Müteselsil Kefilin
Varsaydığından Çok Daha Kötü Olması. .................. 417
C. Müteselsil Kefilin Dönme Hakkını Kullanması ve
Sonuçları .......................................................................... 419
XXVI
VI. BORCUN ÜSTLENİLMESİ SEBEBİYLE
MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN SONA
ERMESİ .................................................................................... 421
VII. ÇALIŞANLARA KEFALETE ÖZGÜ MÜTESELSİL
KEFALET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ................... 427
SONUÇ ...................................................................................................... 431
KAYNAKÇA ............................................................................................. 441
... ıııııı
KISALTMALAR
AD. Adalet Dergisi
Art. Artikel
Aufl. ..
Auflage
AÜHFD Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
AÜEHFD Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi
b. .. bent
BATİDER Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi
BGE Entscheidungen des Schweizerischen Bundesgerichts
BKKK.K Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu
BKT .. Borçlar Kanunu Tasarısı
Bkz. Bakınız
C. Cilt
Dpn. dipnot
E. ..
Esas
EBK Eski Borçlar Kanunu
f. fıkra
HD
HGK
..
Hukuk Dairesi
..
Hukuk Genel Kurulu
HMK Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Hrsg. . Herausgeber
•
JO...'VIII
İBK İsviçre Borçlar Kanunu
İHFM İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası
iiK İcra ve İflas Kanunu
İKÜ ..
İstanbul Kültür Üniversitesi
İÜHFM İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
K. Karar
Karş. Karşılaştırınız
md. madde
MHAD Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi
Nr. Numara
No. Numara
OR
RG.
. Obligationerırecht
. Resmi Gazete
s. sayfa
s. Sayı
T. Tarih
TBK Türk Borçlar Kanunu
TKHK Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
TL Türk Lirası
TMK
TIK
. Türk Medeni Kanunu
. Türk Ticaret Kanunu.
vb. ve benzeri
vd. ve diğerleri
vs. .. ve saıre
Y. .• Yıl
Yarg. Yargıtay
YİBK .. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
YKD Yargıtay Kararlan Dergisi
. ........... 111 111 111 11 111
►
GİRİŞ
Kişisel teminat sözleşmelerinden biri olan kefalet sözleşmesi
1
1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu'nun 581 ve 603'üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098
sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin-
de1 1942 yılında İsviçre Borçlar Kanunu'nda yapılan değişiklikler esas
alınmış ancak uygulamadaki sorunlar göz önüne alınarak farklı düzenle-
melere de yer verilmiştir. Dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu,
818 sayılı Borçlar Kanunu'na kıyasla önemli değişiklikler içermektedir.
TBK md. 581 hükmüne göre kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya
karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak
soruml� olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kefalet sözleşmesinin taraflarını
�e�luşturmaktadır. Borçlu ise sözleşmenin tarafı değildir. Bu
sebeple borçlunun rızasından bağımsız olarak alacaklı ve kefil, kefalet
sözleşmesi ymıab• OkclgeruLJ(efalet sözleşmelerinde genellikle kefil borç
altına girdiğinden, kural olarak tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme-
dir. Ancak alacaklının da bir karşı edim yükümlülüğü altına girmesi ve
dolayısıyla tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme şeklinde yapılması
mümkündür. Kefalet sözleşmesindeki en önemli özelliklerinden biri ke-
filin borcunun fer'i bir borç olmasıdır. Bu sebeple asıl borç ilişkisinin her-
hangi bir sebeple geçersiz olması, kefalet sözleşmesinin de geçersiz olma-
sı sonucunu doğurmaktadır. Kefilin borcu fer'i bir borç olmakla birlikte
kefalet sözleşmesi, asıl borç ilişkisinden ayrı, kendine özgü hukuki sebebi
ve içeriği olan bir sözleşmedir. Kefalet sözleşmesinin bir diğer özelliği ise
- � -
-
2
- - ----·
·
_
nı
_
rk ncır
:
çlıır Hııl,:ııkııııc/,ı Miıtcsd.,il K�
�(nlı:t -
Siiz-
./ı:-
şmc-
si
t.Hiliktir. Buna göre alacaklı, alacağını önce asıl borçludan elde etmeye
.1lışmalı, .l.ıcagını elde edememesi durumunda kefile başvurmalıdır.
Kefulet sözleşmesi türlerinden birini oluşturan müteselsil kefalet
sözleşmesi, TBK md. 586 hükmünde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu
sistemi içerisinde istisnai bir kefalet türü olarak kabul edilmekle birlikte,
alac.lklı açısından adi kefalet sözleşmesine göre çok daha avantajlı olması
sebebiyle uygulamada en çok başvurulan kefalet sözleşmesi türü müte-
selsil kefalettir. Zira alacaklı, asıl borçluyu takip etmesine gerek olma-
dan müteselsil kefile başvurabilmektedir. Müteselsil kefalet sözleşmesi
de diğer kefalet sözleşmesi türlerinde olduğu gibi fer'i bir sorumluluk
doğurur. Dolayısıyla asıl borç ilişkisinin sona ermesi, müteselsil kefilin
de borcundan kurtulması sonucunu doğurmaktadır. Müteselsil kefalet
sözleşmesinin talilik unsuru ise adi kefalete nazaran daha zayıftır. Zira
adi kefalet sözleşmesinde alacaklının adi kefile başvurabilmesi için önce
asıl borçluyu takip etmesi ve bu takibin sonuçsuz kalınası gerekn1ektedir.
Müteselsil kefalet sözleşmesinde ise böyle bir zorunluluk yoktur. 6098
sayılı TBK md. 586/f.l hükınü ile getirilen yeni düzenlemeye göre, ala-
caklının ifada geciken asıl borçluya ihtar göndermesi ve bu ihtarın sonuç-
suz kalması yeterlidir. Borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması
durumda ise alacaklı asıl borçluya ihtar göndermeden müteselsil kefili
takip edebilmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda müteselsil kefilin,
adi kefilin sahip olduğu rehnin paraya çevrilmesi definden yararlanması
söz konusu değildi. 6098 sayılı TBK n1d. 586/f.2 hükmüyle müteselsil
kefile kısmen de olsa önce rehinlerin paraya çevrilmesi savunmasını ileri
sürebilme in1kanı tanınmıştır. Buna göre alacak, teslime bağlı taşınır rehni
veya alacak rehni ile güvence altına alınmışsa, müteselsil kefil kendisine
başvuran alacaklıya, önce rehinlerin paraya çevrilmesi savunn1asında
bulunabilecektir.
Kefalet sözleşmesi türleri arasında önemli bir yere sahip olan müte-
selsil kefalet sözleşmesi çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. "Türk
Borçlar Hukul.-unda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi" konulu çalışmamız
dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızda, Türk Borçlar Kanunu'nun
kefalet sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde müteselsil kefalet
sözleşmesi incelenmiş ve 818 sayılı EBK başta olmak üzere kefalet söz-
•
Giıi�
3
!eşmesine ilişkin düzenlen1eler içeren diğer kanun hükümleri ve Yargı
kararları esas alınarak değerlendirmeler yapılmıştır.
Çalışınamızın birinci bölümünde, müteselsil kefalet sözleşmesinin
tamını ve özellikleri incelenmiştir.Müteselsil kefalet sözleşmesine benze-
nıekle birlikte farklı hüküın ve sonuçları olan sözleşme türleri de birinci
bölümde ele alınmıştır. Müteselsil kefalet sözleşmesinin benzeri sözleş-
melerle olan farklıları tespit edilmiş, doktrin ve Yargı kararlarında ifade
edilen kıstaslar doğrultusunda benzeri sözleşmelerden ayırımı üzerinde
çalışılmıştır.
Müteselsil kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşulları ise çalışmamızın
ikinci bölümünde yer almaktadır. 6098 sayılı TBK ile kefalet sözleşmesine
getirilen en önemli yenililt' Bcııuri Sı'iz/cşmclrr.lcıı Aymiı:dilıııc.•ırdcdilıııcsi
' '
Adi kefalet sözleşınesi diğer kefalet sözleşmeleri gibi fer'i niteliğe
sahip oln1akla birlikte, tal.ilik özelliğinin en belirgin olduğu kefalet türünü
oluşturur. Adi kefalette alacaklının, önce asıl borçluyu takip edip alacağını
ondan elde etn1eye çalışması ve gerekli tüın özeni göstermesine rağınen
bu takibin sonuçsuz kalınası halinde adi kefile başvurması gerekmektedir.
Alacaklının asıl borçluyu takip etmeden adi kefile başvurması durumunda
ise adi kefil, tartışma def'ini (peşin dava def'i) ileri sürerek ödeme yapmak-
tan kaçınabilecektir
199
. Kefil, tartışma (peşin dava) defini ileri sürmeden
alacaklıya ödemede bulunsa dahi ödediği miktarı borçluya rücu edebile-
cektir2
00
• TBK md. 585/f.l'de 4 bent halinde adi kefilin tartışma (peşin
dava) def'ini ileri süremeyeceği haller sayılmıştır. Buna göre adi kefil, asıl
borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınması, borçlu
aleyhine Türk:iye'de takip yapmanın imkansız hale gelmesi veya önemli öl-
çüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmiş olması veya konkordato
mehli verilmiş olması halinde önce asıl borçlunun takip edilmesi gerektiği
savunmasında bulunamayacaktır.
Bunun dışında adi kefilin sahip olduğu diğer bir önemli def'i de
rehnin paraya çevrilmesi def'idir. TBK md. 585/f.2'ye
201
göre, alacağın
kefaletten önce ya da en geç kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada rehin-
le de teminat altına alınması halinde, kefil öncelikle rehinlerin paraya
çevrilmesini talep etmek imkanına sahiptir. Doktrinde genişletici bir yo-
rumla, rehin hakkı henüz doğmamış olsa bile rehin kurma taahhüdünün,
kefalet sözleşmesinden önce ya da en geç sözleşmenin yapıldığı sırada
199
BECK, Art. 495, N. 14; REİSOĞLU1 Kefalet1 s. 160; ELÇİN GRASSİNGER, Savunma
İmkanları, s. 204; HATEMİ/SEROZAN/ARPACI , s. 525-526; ÖZEN, Kefalet, s. 286;
YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri1 s. 679; YAVUZ/ACAR/ÖZEN,
Özel Hükümler, s.1390; GÜMÜŞ
1 C. II, s. 331-332; ZEVKLİLER/GÖKYAYLA 1 s.670.
Tartışma def ine ilişkin ayrıntılı açıklama için bkz. AYBAY, Aydın
1 Kefilin Önce Dava
Defini İleri Sürme Sorunu, Prof. Dr. Selim Kaneti'ye Armağan, İstanbul 1996, s. 83 vd.
200
TANDOĞAN, s. 762; ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 20; YAVUZ/
ACAR/ÖZEN1 Borçlar Hukuku Dersleri1 s. 679; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Özel Hü-
kümler1 s. 1390.
201
TBK md. 585/f.2'deki düzenleme şu şekildedir: ''.Alacak1 kefaletten önce veya kefalet
sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa1 adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin
konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak borçlunun iflasına veya kendisine konkordato
mehli verilmesine karar verilmişse1 bu hüküm uygulanmaz�
73
74 Tiirk Borçlar Hukukııııda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
var olmasının yeterli olacağı kabul edilmektedir. Buna göre rehin kurma
taahhüdünün en geç kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada var olması
koşuluyla rehin hakkının sözleşmenin kurulmasından sonra doğması,
kefilin rehinlerin paraya çevrilmesini talep etmesine engel değildir
202
•
Yasa koyucu rehnin türüne ilişkin herhangi bir kısıtlama getirmedi-
ğinden, her türlü rehin hakkı bu hüküm kapsamında değerlendirilebilir.
Rehnin türü önemli olmamakla birlikte rehnin kurulma zamanının önemli
olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. TBKmd. 585/f.2 hükmüne göre adi
kefilin rehnin paraya çevrilmesi def ini ileri sürebilmesi için alacağın, kefa-
let sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç sözleşmenin kurulduğu
sırada rehinle teminat altına alınmış olması gerekir. Doktrindeki bir görüşe
göre, rehnin en geç sözleşmenin kurulması zamanında verilmiş olması ku-
ralı, rehinle asıl borcu teminat altına alanın üçüncü bir kişi olması halinde
söz konusu olacaktır. Rehni verenin asıl borçlu olması durumunda ise süre
sınırlaması ortadan kalkacak ve kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra
da asıl borçlu tarafından verilen rehinler için kefıl, rehnin paraya çevrilmesi
def ini ileri sürebilecektir. Zira rehnin kefalet sözleşmesinden önce ya da en
geç sözleşmenin yapıldığı sırada verilmiş olması halinde kefil, söz konusu
rehin hakkına güvenerek kefıl olmaktadır. Ancak rehnin üçüncü bir kişi ta-
rafından kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra verilmesi durumunda,
kefilin boşa çıkan bir güveni olmayacak ve üçüncü kişiye nazaran kefil lehi-
ne düşünmek anlamsız olacaktır. Rehni verenin asıl borçlu olması halinde
ise rehnin kefalet sözleşmesinden önce ya da sonra verilmiş olması bir fark
yaratmayacaktır2°
3
. Doktrindeki bir diğer görüşe göre, İİKmd. 45
204
hükmü
sebebiyle asıl borcun ne zaman rehinle teminat altına alındığının bir önemi
bulunmamaktadır.İİK md. 45'deki düzenlemeye göre, borç rehinle güven-
202
GİOVANOLİ, Art. 495 N. 23; ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 216;
ÖZEN, Kefalet, s. 297-298.
203
BİLGE, Borçlar Hukuku, s. 375-376; TANDOĞAN, s. 767; REİSOĞLU, Kefalet, s.
168; ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 216; ARAL, Özel, 442; ARAL/
AYRANCI, s. 434; ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 671; AYAN, s. 266.
� İİK md. 45 hükmüne göre "Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıs-
lardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak
rehin.in tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla
takip edebilir':
-
MiitcscL�il Kefalet So:;,lcşmcsiııiıı Tcıııııııı, Tarafları, Niteliği
ı•c Bcıı:;cri Sozlcşmclc,-dcıı Ayı,-dcdilıııcsi 75
ce altına alımıuşsa, alacaklı borçluyu takip etmeden önce rehinleri paraya
çevinnek zorundadır. Alacaklının önce borçluya başvurması durumunda,
borçlu önce rehinlerin paraya çevrilınesi savunınasında bulunabilir. TBK
md. 591/f.l gereğince kefil asıl borçluya ait bütün def'ileri alacaklıya karşı
ileri sürme hakkına sahip hatta bununla yükümlü olduğundan, rehin hak-
kının kurulına tarihinin bir anlamı kalmamaktadır. Başka bir deyişle rehin
hakkının üçüncü bir kişi ya da borçlu tarafından verilıniş olması veya ke-
falet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da sonra verilıniş olması, İİK
md. 45 hükmü karşısında bir fark yaratmamaktadır.Eğer İİK md. 45 yerine
TBK md. 585/ f.2 dikkate alınırsa o takdirde kefil, kefaletten sonra üçüncü
kişi tarafından verilmiş rehinler için rehnin paraya çevrilmesi savunmasını
yapamayacak ve asıl borçluya rücu ederken sorunla karşılaşabilecektir2°
5
•
Fikrimizce de son görüşe üstünlük tanımak yerinde olacaktır. İİK md. 45
hükmü karşısında, üçüncü kişiler tarafından verilen rehinler bakımından
kefalet sözleşmesinden önce ya da en geç kurulına zamanını aramak, kefi-
lin asıl borçluya rücu sorununu gündeme getirecektir. Zira kefil, TBK md.
591/ f.l gereği asıl borçluya ait bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürmekle
yükümlüdür. Bu savunma imkanlarını kullanmaması, ödemede bulunan
kefilin asıl borçluya gitmeden önce halefi.yet yoluyla sahip olduğu rehinleri
paraya çevirmesi gerekeceği sonucunu doğuracaktır. Zira borçlu, kendisine
başvuran kefilden, İİK md. 45 çerçevesinde önce rehinleri paraya çevinne-
sini talep etme hakkına sahip olacaktır.
TBK md. 585/f.2'de ise kefilin rehnin paraya çevrilmesi definden
yararlanamayacağı haller sayılmıştır. Buna göre asıl borçlu iflas etmişse ya
da kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse kefil, önce
rehinlerin paraya çevrilmesi gerektiği savunmasını yapamayacaktır.
205
ÖZEN, Kefalet, s. 298-299; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 681;
YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Özel Hükümler, s.1392. İİKmd. 45 hükmü emredici nitelikte
kabul edilmezse ve asıl borçlu bu hükümle kendisine tanınan savunma imkanından, ala-
caklıyla yaptığı sözleşmede vazgeçmişse o takdirde kefilin İİK md. 45'deki savunmadan
yararlanması mümkün olmayacaktır. Böyle bir durumda kefil, TBK md. 585/f.2 doğ-
rultusunda, kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra üçüncü kişi tarafından verilen
rehinler için rehnin paraya çevrilmesi savunmasında bulunamayacaktır. Bkz. ÖZEN,
Kefalet, s. 299 dipnot 52.
l
76 Tiirk Borçlar Hııkııkwıda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
Kefil tartışma (peşin dava) def'i ve rehnin paraya çevrilmesi defini
alacaklıya karşı aynı anda ileri sürebileceği gibi, önce birini sonra diğerini
ileri sürme imkanına da sahiptir. Bu nedenle önce tartışma def ini ileri sü-
ren kefil, daha sonra rehinlerin paraya çevrilmesi savunmasında bulunabilir.
Benzer şekilde kefil, önce rehinlerin paraya çevrilmesi defini ileri sürmüş
ve alacaklı alacağını elde edemeyip kalan kısım için kefıle başvurmuşsa o
zaman da önce asıl borçlunun takip edilmesi gerektiği savunmasında bu-
lunabili.r2°
6
.
Adi kefilin sahip olduğu her iki savunma imkanı da teknik olarak def'i
niteliğindedir. Bu nedenle bu def'iler ileri sürülmediği takdirde hakim
tarafından re'sen göz önüne alınmazlar2°
7
. Başka bir deyişle adi kefil, alacak-
206
BECKER, Art. 495 N. 13; BİLGE, Borçlar Hukuku, s. 376; REİSOĞLU, Kefalet, s. 162;
ELÇİN GRASSİNGER, Savuma İmkanları, s. 214; ARAL, Özel, s. 442; ZEVKLİLER/
GÖKYAYLA, s. 671.
207
Yarg. 13. HD'nin T. 06.06.2012, E. 2012/9963, K. 2012/14779 sayılı kararı şu şekilde-
dir: ... BK'nın 483. maddesi gereğince kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi halinde
bu borçtan şahsen sorum olmayı alacaklıya karşı taahhüt eder. BK'nın 487. maddesinde
düzenlenen müteselsil kefalette, alacaklı asıl borçluya müracaat etmeden ve rehinleri
nakde tahvil ettirmeden kefil aleyhine icra takibi yapabilir. Buna karşılık BK'nın 486.
maddesinde düzenlenen adi kefalette ise, kefıle müracaat edilebilmesi için kefalet sözleş-
mesinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da alacaklının
hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu hakkında Türkiye'de takibat icrasının
imkansız hale gelmesi gerekir. Adi kefalette kefile tanınan bu haklar teknik anlamda bir
itiraz olmayıp def'i niteliğindedir (Bakınız Prof. Baki Kuru, HUMK Cilt 2, sayfa 1761).
Def'ilerin mahkemece re'sen gözetilemeyeceği ancak ilgilisi tarafından yasaya uygun
olarak ileri sürülmesi halinde gözetileceği izahtan varestedir. Adi kefalet sözleşmesinde
önce asıl borçluya gidilmesi gerektiğine dair definin de re'sen gözetilmesi mümkün de-
ğildir (Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu, Turgut Uygur, Cilt 8, sayfa 9343 - Türk Hu-
kukunda ve Bankacılık Uygulamasında Kefalet, Prof. Seza Reisoğlu, sayfa 115). Kefilin,
bu def'ilerden başlangıçta ve sonradan feragat etmesi mümkündür. Kefil, bu def'ilerin
varlığını bilerek veya bilmeyerek bunları ileri sürmeksizin alacaklıya ödemede bulunursa
ödediğini geri alamaz (Bakınız Prof. Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İliş-
kileri Cilt 2, sayfa 562). Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak ele alındığında
kefalet sözleşmesinde önce asıl borçluya gidilmeden kefile müracaat edilemeyeceğine
dair düzenlemenin bir def'i olup kefil tarafından ileri sürülmeden mahkemece re'sen gö-
zetilmeyeceğinirı kabulü zorunludur. Somut olayda davacının, kefil olduğu senetlerden
dolayı da borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, davaanın bu iddiasının önce asıl borçlu-
ya gidilmesi gerektiğine dair def'i olduğu kabul ile bu senetler yönünden de davanın ka-
bulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,
bozmayı gerektirir': Karar için bkz. YKD, C. 38, S. 8, Ağustos 2012.
-
MiitcscL,il Kı;_f�ılct Sözlı:şıııcsiııiıı Tiıııııııı, Tamfl,ırı, Niteliği
w Bcn::tri Sö::lı.:şmclcı-dı::ıı Ay11Ylı::dil111csi 77
lının asıl borçluyu takip etmeden kendisine başvurduğunu ya da mevcut
rehinlerin paraya çevriln1esi gerektiğini ileri sürmezse, bu durum hakim
tarafından dikkate alınmayacaktır2°
8
.
TMK n1d. 6
209
gereği bir kimse dayandığı olguların varlığını ve dola-
yısıyla da def'i hakkının varlığını ispatla yükümlü olurken, kefıl açısından
ispat yükü yer değiştirmiş dw·umdadır. Zira söz konusu def'i hakkı kanun-
da özel olarak düzenlenmiştir ve kefilin ispatla yükümlü olduğunu kabul
etmek, onu menfi olguları ispatla yükümlü tutmak anlamına gelecektir. Bu
nedenle kefil, önce asıl borçlrmun takip edilmesi gerektiğini def'i olarak
ileri sürdüğünde, alacaklı borçluyu takip ettiğini ve bu takibin semeresiz
kaldığını ispatla yükümlü olacaktır. Aynı şekilde alacaklı, borçlunun iflası
ya da borçlu hakkında kesin aciz belgesi alındığı gibi TBKmd. 585/fJ'de 4
bent halinde sayılan halleri ispatla yükümlü olacaktır2
10
.
TBKmd. 582/f.3 hükmü gereğince adi kefilin, tartışma def'i ve reh-
nin paraya çevrilmesi def'inden önceden feragat etmesi geçersiz olacaktır.
Ancak kefilin sonradan def'i haklarından açıkça ya da örtülü bir şekilde
feragat etmesi her zaman mümkündür. Buna göre kefil, def'i haklarından
feragat ettiğini açık bir şekilde belirtebileceği gibi asıl borçluyu takip et-
meden kendisine başvuran alacaklıya ödemede bulunarak veya mevcut
rehinlerin paraya çevrilmesini talep etmeyerek de örtülü bir şekilde fera-
gat edebilir. Kefil, def'i hakkını ileri sürmeden alacaklıya kısmi ödemede
bulunursa, geri kalan kısımlar açısından def'i hakkı varlığını sürdürür
11
•
B. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Adi Kefalet
SözleşmesindenAyırt Edilmesi
Müteselsil kefalet sözleşmesi ve adi kefalet sözleşmesi arasındaki
temel farklardan ilkini, adi kefilin sahip olduğu tartışma def'i oluşturur.
208
PESTALOZZİ, Art. 495, N. 11; REİSOĞLU, Kefalet, s. 162; ELÇİN GRASSİNGER,
Savunma İmkanları, s. 205; ÖZEN, s. 282.
209
TMK md. 6'daki düzenlemeye göre "Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça, ta-
raflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür''.
210
BECK, Art. 495 N. 20; GİOVANOLİ, Art. 495, N. 9; REİSOĞLU, Kefalet, s. 162; EL-
ÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 206; ÖZEN, s. 283.
211
BECK, Art. 493, N. 15; REİSOĞLU, Kefalet, s. 162; ÖZEN, Kefalet, s. 284.
78 Tiirk Borçlar H!4kııkımda Miiteselsil Kefalet Sözleşmesi
Adi kefalet sözleşmesinde alacaklının, kefilden önce asıl borçluyu takip
etmesi ve alacağını ondan elde etmeye çalışması gerekirken, müteselsil
kefalet sözleşmesinde böyle bir durum yoktur. Alacaklı, TBK md. 586/ f.l
gereğince borçluyu takip etmeden müteselsil kefile başvurabilir. Bunun
için yalnızca asıl borçlunun ifada gecikmesi ve kendisine yapılan ihtarın
sonuçsuz kalınası veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bu-
lunması gerekir. Başka bir deyişle adi kefilin sahip olduğu tartışma def'i
imkanı, müteselsil kefile tarunmamıştır
212
. Ancak kefalet sözleşmesinde
taraflar, müteselsil kefil veya benzer ifadelere ifadelere yer verip bunun
yanında alacaklının kefilden önce asıl borçluyu takip etmesi gerektiğine
karar vermişlerse o takdirde sözleşme, adi kefalet sözleşmesi olarak kabul
edilecektir2
13
.
Adi kefalet sözleşmesinde adi kefilin sahip olduğu rehnin paraya çev-
rilmesi def'i, müteselsil kefalet için TBK md. 586/f.2'de daha farklı şekilde
düzenlenmiştir. EBK zamanında ise müteselsil kefile, ilk önce rehinlerin
paraya çevrilmesi savunması tarunmamıştı
214
• Bu nedenle rehnin paraya
çevrilmesi def'i, adi kefalet ve müteselsil kefalet ayırımında önemli bir kıs-
tas olarak yer alıyordu. TBK md. S86/f.2'de ise müteselsil kefile, sınırlı da
olsa ilk önce rehinlerin paraya çevrilmesini talep etme imkanı tanınmıştır.
Buna göre müteselsil kefilin rehnin paraya çevrilmesi def'i hakkı, ancak
alacağın teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına
alınması halinde söz konusu olabilecektir
15
. Başka bir deyişle adi kefil, her
111
REİSOĞLU, Kefalet, s.169; HATEMİ/SEROZAN/ ARPACI, s.526; ARAL, Özel, s.443;
YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 682; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Özel
Hükümler1 s. 1393; GÜMÜŞ, C. II, s. 341; ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 673.
213
REİSOĞLU, Kefalet, s. 170.
214
TANDOĞAN, s.769; HATEMİ/SEROZAN/ ARPACI, s. 526; ARAL, Özel, s. 443.
215
REİSOĞLU, Kefalet, s. 171; ALTOP, Atilla1 Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nda Genel
İşlem Koşulları ve Kefalet Sözleşmesi, İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun
Alınışının 80. Yılı Sempozyumu, 28 Nisan 20061 İstanbul 20071 s. 158 (Bundan sonra
"ALTOP, Tasarı" olarak anılacaktır); ALTOP, Değişiklikler, s. 24; BURCUOĞLU, Ha-
luk, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında Yeni Kefalet Düzenlemesi ile İlgili Bazı Gözlem-
ler, Banka ve Tüketici Hukuku Sorunları Sempozyumu, Türk İsviçre Hukuk Günleri,
İstanbul 20101 s. 283; GÜMÜŞ, C. il, s. 349; ÖZEN, Burak, Borçlar Kanunu Tasarısı m.
586 Hükmünün Müteselsil Kefalete İlişkin Getirdiği Düzenleme, Erzincan Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, C. X, S. 3-4, Aralık 2006, s. 480 (Bundan sonra "ÖZEN, Müte-
selsil" olarak anılacaktır); ZEVKLİLER/GÖK.YAYLA, s. 682.
Mı,tcscLçil Kt'fiılct Sözlcşıııcsirıiıı Taııııııı, Tarafları, Niteliği
1'C Bcıı::,cri Sözlcşıııclcı-dcıı Aymlcdilıııcsi 79
türlü rehin hakkı bakımından ilk önce rehinlerin paraya çevrilınesi savun-
ınasında bulunabilirken; ınüteselsil kefil bakımından bu savunma, yalnızca
teslin1e bağlı taşınır rehni veya alacak rehni için söz konusu olacaktır. An-
cak bizim de katıldığımız bir görüşe göre, tarafların sözleşmeyle müteselsil
kefilin salup olduğu rehnin paraya çevrilmesi def'inin kapsamını genişlet-
mesi mümkündür. Kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin amacının kefili
korumak ve niteliklerinin de nisbi emredici olması, bu durumu mümkün
kılmaktadır. Zira bu şekilde kanunun müteselsil kefile tanıdığı def'i ha.kı-
nın kapsamı daraltılmamakta aksine genişletilmektedir. O halde TBK md.
586/ f.1 gereği alacaklı, taşınmaz rehnini paraya çevirmeden müteselsil ke-
file başvurma hakkına sahipken, bu hükmün aksinin kararlaştırılması yani
alacaklının taşınmaz rehnini paraya çevirmeden müteselsil kefile başvura-
mayacağının belirlenmesi mümkündür2
16
. Sonuç olarak müteselsil kefilin
sahip olduğu rehnin paraya çevrilmesi savunmasına ilişkin sınırlamalar,
tarafların anlaşmasıyla ortadan kaldırılabilecektir. Ancak ortada böyle bir
anlaşma olmaması durumunda adi kefil, her türlü rehin hakkı bakımın-
dan önce rehinlerin paraya çevrilmesini ileri sürebilirken, müteselsil kefil
yalnızca teslime bağlı taşınır rehni ve alacak rehni açısından bu savunmayı
yapabilecektir.
TBK md. 583/ f.1 gereğince hem adi hem de müteselsil kefalet sözleş-
mesi bakımından zorunlu şekil unsuru olarak, sözleşmenin yazılı şekilde
yapılması ve kefalet tarihi ile kefilin sorumlu olacağı azami miktarın kefilin
el yazısıyla sözleşmede yer alması gerekmektedir. Kefaletin müteselsil ol-
ması durumunda ise kefilin müteselsil kefil olduğuna dair iradesini, kefalet
belgesinde kendi el yazısıyla belirtmesi zorunludur. Ancak "müteselsil" ke-
limesinin mutlaka kullanılması gerekmemekte, bu anlama gelen herhangi
bir ifadenin kefil tarafından kefalet belgesine kendi el yazısıyla yazılmış ol-
ması yeterli olmaktadır2
17
. Adi kefalet sözleşmesi bakımından ise böyle bir
şekil kuralı öngörülmediğinden, kefilin adi kefil olduğuna dair bir ibarenin
kefalet sözleşmesinde yer alması gerekmemektedir. Zira asıl olan kefalet
türü adi kefalettir ve kefalet belgesinden kefaletin türünün müteselsil oldu-
216
BECK, Art. 496, N. 6; ÖZEN, Kefalet, s. 303.
217
REİSOĞLU, Kefalet, s. I73; ARAL, Özel, s.443; ALTOP, Tasarı, s. 156; GÜMÜŞ, C. il,
s. 315; ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 665.
◄
80 Tiirk Borçlar Hukukuııda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
ğu anlaşılamıyorsa o zaman adi kefaletin varlığı kabul edilir. Başlangıçta adi
kefalet olarak belirlenen sözleşmenin sonradan müteselsil kefalete dönüş-
türülmesi halinde ise müteselsil kefalete özgü şekil kurallarına uymak gere-
kecel.'tir. Zira TBKmd. 583/f.3 hükmü kapsamında kefilin sorumluluğunu
artıran değişiklikler, kefalet sözleşmesi için öngörülen şekle uyulmadıkça
hüküm doğurmamaktadır. Buna göre adi kefaletin müteselsil kefalete dö-
nüştürülmesi durumunda, kefilin müteselsil kefil olma iradesinin kendi el
yazısıyla kefalet sözleşmesinde yer alması gerekecektir.
TBK md. 590/f.2'deki
218
düzenleme kapsamında kefil, ayni teminat
karşılığında aleyhinde yürütülen takibin, mevcut rehinler paraya çevri-
linceye ve borçlu aleyhine kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato
kararına kadar durdurulmasını hakimden talep edebilmektedir. 818 sayılı
EBK zamanında olmayan ve Türk Borçlar Kanunu'yla getirilen bu yeni dü-
zenleme, tüm kefalet sözleşmesi türlerini kapsamaktadır.Ancak söz konusu
düzenleme, adi kefaletten ziyade müteselsil kefalet sözleşmesi bakımından
önem arz etmektedir. Zira adi kefalette alacaklının önce asıl borçluyu takip
edip alacağını borçludan elde etmeye çalışması gerekmektedir. Bunun dı-
şında asıl borç rehinle de teminat altına alınmışsa, alacaklı mevcut rehinleri
paraya çevirmeden adi kefile başvurduğu takdirde, önce rehinlerin paraya
çevrilmesi savunmasıyla karşılaşacaktır. TBK md. 590/f.2 hükmüne göre
ise kefil, baklanda başlayan takibi ayni güvence karşılığında, mevcut rehin-
ler paraya çevirilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin
aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar durdurabilecektir.
Oysaki adi kefilin takip edilebilmesi de aynı koşulların gerçekleşmesine
bağlıdır. O halde adi kefil, ayni teminat göstermek yerine tartışma def'i ya
da rehnin paraya çevrilmesi def'ini ileri sürerek alacaklının kendisini takip
etmesini engelleyebilecektir. Bu durumda TBK md. 590/f.2 düzenlemesi,
müteselsil kefil açısından fayda sağlamaktadır. Hakkında takip başlatı-
lan müteselsil kefil, ayni teminat göstermek suretiyle söz konusu takibi
durdurma imkanı elde etmekte ancak bu durum müteselsil kefaleti adi
kefalete yaklaştırmaktadır. Müteselsil kefil bakımından oldukça avantajlı
218
TBK md. 590/f2'deki düzenlemeye göre "Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence
karşılığında hakimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhinde yapılan
takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine
karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir�
•
ıiiitc, clsil Kefalet Sö:;lcşıııc..çiııiıı Tııııııııı, Tıırnflrırı, Nifcllgi
ı•c Bcııuri Sö::.lcşıııclcrdrn Ayırdcdilıııcsi
81
bir düzenleıne olmakla birlikte, alacaklı açısından bakıldığında kefilin adi
ya da n1üteselsil oln1ası bir fark yaratmamaktadır. Zira asıl borçlu yerine
müteselsil kefili takip etme imkanına sahip olan alacaklı, bu sefer de ayni
teminat engeliyle karşılaşacak ve alacağını elde etmek için mevcut rehin-
lerin paraya çevrilmesini ve borçlu hakkında kesin aciz belgesi alınmasını
veya konkordato kararı verilmesini beklemek zorunda kalacaktır. Başka
bir deyişle alacaklının, ayni teminata sahip olmasına karşın, alacağını elde
etmek için beklemesi kaçınılmaz olacaktır. Sonuç olarak TBKmd. 590/f.2
hükmünün, adi kefalet ve müteselsil kefalet sözleşmesi arasındaki temel
farklılıkları ortadan kaldıran bir düzenleme olduğu kanaatindeyiz.
---
İkinci Bölüm
Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin
Geçerlilik Koşulları
§ 3. MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN
ESASA (ASIL BORCA) İLİŞKİN GEÇERLİLİK
KOŞULLARI
I. GEÇERLİ BİR ASIL BORCUN VARLIĞI
A. Genel Olarak
Müteselsil kefalet sözleşmesinin hüküm ifade edebilmesi için ön-
celikle geçerli bir asıl borç bulunmalıdır. Bu durum fer'ilik ilkesinden
kaynaklanmaktadır. TBK md. 582/f.l'in ilk cümlesinde de kefalet söz-
leşmesinin ancak mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceği hükme
bağlanmıştır. Bu doğrultuda kefalet sözleşmesine esas teşkil eden borcun
imkansız olması, kişilik haklarına, emredici hukuk kurallarına, ahlaka ve
adaba
1
, kamu düzenine aykırılık gibi sebeplerle geçersizliği, müteselsil
1
Ahlaka ve adaba aykırı bir borcun kefalet sözleşmesiyle teminat altına alınması halinde
kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı ortadadır. Bunun dışında ahlaka ve adaba aykırı
bir amacın gerçekleştirilmesine yönelik verilecek paraya ilişkin yapılan kefalet sözleşme-
si de aynı şekilde geçersiz kabul edilecektir. Yargıtay HGK da vermiş olduğu bir kararda
"Asıl borcun geçersizliği iadeye ilişkin borcun da geçersizliği sonucunu doğuracak hal-
lerde söz konusu olabilir. Örneğin ahlaka ve adaba aykırı bir gayenin gerçekleşmesi için
verilen paranın gayenin gerçekleşmemesi halinde iadesine kefalette Borçlar Kanununun
65. Maddesi (TBK md. 81) hükmünce bu iade borcunun geçerli bir surette doğdu-
ğundan söz edilemez. Bunun sonucu olarak esas sözleşmenin geçersizliği, bu sözleşme
84 Tıirk Borçlar Hukııkuııda Miıtesclsil Kefalet Sözleşmesi
kefalet sözleşmesinin de geçersiz olması sonucunu doğuracaktır
2
• Kefalet
sözleşmesi k.'1.lrulduğu sırada hükümsüz olan bir sözleşmenin sonradan
yeni bir sözleşmeyle geçerli hale getirilmesi, geçersiz olan kefalet sözleş-
nıesini geçerli hale getirmez. Yeni bir kefalet sözleşmesi yapılmadığı müd-
detçe mevcut kefalet sözleşmesi hükümsüz olmaya devam eder3. Kefilin
hata sonucu aslında mevcut olmayan bir borca kefil olması durumunda
ise kefalet sözleşmesi yine hükümsüz sayılacak ve bu borç sonradan var-
lık kazansa bile müteselsil kefalet sözleşmesi geçersiz kabul edilecektir
4
•
Belirlilik ilkesi gereği asıl borcun belirli olması gerekir. Bir başka
deyişle, hangi borcun kefaletle teminat altına alındığının kefalet sözleş-
mesinden anlaşılması gerekmektedir. Örneğin "X kişisinin Y şirketine
olan borçlarının 10.000 TL'lik kısmına müteselsilen kefilim" şeklindeki
bir ifade, hangi borç için kefil olunduğu anlaşılmadığı için geçersizdir5.
Müteselsil kefalet sözleşmesiyle teminat altına alınan asıl borca
ilişkin kanunda herhangi bir sınırlama bulunmadığından, her türlü borç
için kefalet sözleşmesi yapılması mümkündür. Asıl borcun kaynağı, uy-
gulamada en sık rastlanan şekliyle bir sözleşme olabileceği gibi haksız
fiil, sebepsiz zenginleşme ya da kanundan kaynaklanan herhangi bir borç
da olabilir. Söz konusu borcun verme, yapma ya da yapmama borcu ol-
ması da mümkündür. Hatta borçlunun kişisel özellikleri dikkate alınarak
zımnında verilen paranın iadesine de şamildir:' hükmüne varmıştır. Yarg. HGK'nun T.
9.2.1977, E. 1976/13.22, K. 1977/216 sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com.
Doktrindeki bir görüşe göre, ahlaka ve adaba aykırı olmamakla birlikte ahlaki ancak hu-
kuken bir bağlayıcılığı olmayan yükümlülüklerin de kefalet sözleşmesiyle güvence altına
alınması mümkün değildir. Bkz. SCYBOZ, s. 366; REİSOĞLU, Kefalet, s. 48; ÖZEN,
Kefalet, s. 156. Doktrindeki diğer görüş sahipleri ise ahlaki bir görevin kefaletle teminat
altına alınabileceğini ileri sürmektedirler. Bkz. OĞUZMAN/ÖZ, C. I, s. 20; EREN,
S.92.
2
GİOVANOLİ, Art 502, N. 4; REİSOĞLU, Kefalet, s.45; ELÇİN GRASSİNGER, Savun-
ma İmkanları, s.19-20; DEVELİOĞLU, Bağımsız Garanti, s.158; GÜMÜŞ, C. II, s. 298.
3
BECK, Art 492, N. 117; SCYBOZ, s. 366; REİSOĞLU, Kefalet, s. 45; ÖZEN, Kefalet, s.
150.
4
DE BİASİO, s. 5; REİSOĞLU, Kefalet, s. 47; ÖZEN, Kefalet, s. 150.
5
BARLAS, Nami, Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartlan, Türk Borçlar Kanunu Sem-
pozyumu, İstanbul 2012, s. 351 (Bundan sonra "BARLAS, Geçerlilik Şartlan" olarak
anılacaktır).
•
Mutr. dsil J.:�{ıtlct St'ı:dt.(711C..(iııiıı Geçerlilik J.:oşullm-ı 85
sadece onun tarafından yerine getirilecek bir edim de müteselsil kefalet
sözleşıuesine konu olabilir. Zira önemli olan, kefilin borcunun para ile
ölçülebilen bir borç oln1asıdır
6
•
B. Gelecekte Doğacak veya Şarta Bağlanmış Borçlar
TBK ıud. 582/f.l ilk cüınlede kefalet sözleşmesinin ınevcut ve ge-
çerli bir borç için kurulabileceği belirtildikten sonra ikinci cümlesinde
7
,
gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de kefalet sözleşmesi
k"Urmanın n1ümkün olduğu hükme bağlanmıştır. Söz konusu düzenle-
meye göre, kefalet sözleşmesi kurulduğu sırada henüz mevcut olmayan
borçlar kefil için bağlayıcı olmakla birlikte, kefilden talepte bulunabilme-
si ancak borç doğduktan ya da koşul gerçekleştikten sonra söz konusu
olabilecektir.
Gelecekte doğacak borçlara kefil olunması hali, özellikle süreklilik
taşıyan borç ilişkilerinde kendini gösterir. Kira, hizmet ya da kredi açma
sözleşmelerinde borç henüz mevcut olmamakta ancak gelecekte doğması
muhtemel borçlar olarak kefalet sözleşmesiyle teminat altına alınmakta-
dır. Burada kefalet sözleşmesi yapıldığı anda kefil için bağlayıcı bir söz-
leşme niteliğine bürünmekle birlikte kefilin takip edilebilmesi, borcun
doğumu koşuluna bağlanmaktadır
8
• Borç doğmadığı takdirde kefilden
herhangi bir talepte bulunulması mümkün olmamaktadır. Bunun dışında
borç gelecekte doğacak olmakla birlikte belirlilik ilkesi uyarınca, hangi
borç için kefil olunduğunun kefalet senedinden anlaşılması gerekmekte-
dir. Borçlunun doğması muhtemel bütün borçları için kefil olunması gibi
taahhütler geçersiz kabul edilecektir
9
. Aynı şekilde borçlunun doğmuş
ve doğacak bütün borçlarına kefil olunması da söz konusu olmayacaktır.
6
GİOVANOLİ, Art. 492, N. 9; TANDOĞAN, s. 693; ÖZEN, Kefalet, s. 147; ZEVKLİ-
LER/GÖKYAYLA, s. 653.
7
TBK md. 582/f.l'in 2. cümlesine göre ''.Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir
için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefa-
let sözleşmesi kurulabilir':
8
DE BİASİO, s. S; GİOVANOLİ, Art. 492, N. 69.
9
HONSELL, s. 383; REİSOĞLU, Kefalet, s. 35-36; BARLAS, Geçerlilik Şartları, s. 351;
ÖZEN, Kefalet, s. 228; GÜMÜŞ, C.11, s. 299.
bz
86 Tiirk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
Herşeyden önce bu durum TMKmd.23 (İBKmd. 27) hükmüne aykırılık
oluşturur
10
• Ayrıca TBK md. 589/f.3 hükmünde de aksi kararlaştırılma-
dıkça kefilin, borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından
sonraki borçlarından sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır.
Kefalet sözleşmesine konu olan asıl borcun gelecekte doğacak bir
borç olınası ve kefalet sözleşmesinin yapıldığı andan itibaren kefili bağla-
ması, kefil için sakıncalı durumlar yaratabilecektir. Buna istinaden TBK
md. 599/f.l
11
hükmünde kefile, gelecekte doğacak borçlar için kefalet
sözleşmesinden dönme imkanı tanınmıştır. Bunun için borçlunun mali
durumunun kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde
kötüleşmesi veya kefilin iyiniyetli olarak borçlunun mali durumunun
kötü olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Böyle bir durumda kefil,
alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak kefalet sözleşmesinden dönebi-
lecektir. Ancak TBK md. 599/f.2 hükmü gereği kefil, alacaklının kefalet
sözleşmesine güvenmesi sebebiyle oluşan menfi zararlarını gidermekle
yükümlü olacaktır. Örneğin, müteselsil kefalet sözleşmesinin yapılabil-
mesi için alacaklının iyi niyetle yaptığı masrafların kefıl tarafından karşı-
lanması gerekecektir
12
.
TBK md. 589/f.3'de
13
tarafların sözleşmeyle aksini kararlaştırma-
dıkları müddetçe kefilin, yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından
sorıraki borçlardan sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme-
den önce EBK zamanında, kefilin mevcut bir borca mı yoksa gelecekte
doğacak bir borca mı kefil olduğu konusunda tereddüt olması halinde,
10
Bu konuda BGE 120 il 35 sayılı İsviçre Federal Mahkemesi kararı çerçevesinde ya-
pılan değerlendirme için bkz. GRUBER, Michael, Schutz des Bürgen Vor Globalen
Haftungserklarungen - eine rechtsvergleichende Skizze, Festschrift für Heinrich Hon-
sell zum 60. Geburtstag, Zürich 2002, s. 510-511.
11
TBK md. 599/f.l'e göre "Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun
doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli
ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydı-
ğından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulu-
narak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir�
ıı. Bkz. aşağıda§ 11, V.
13
TBK md. 589/B'deki düzenlemeye göre "Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil,
borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur':
.-
•
Afritc.,cL,il Kefıılct Sö::.lcşıııc..çi,ıiıı Geçerlilik Koşıılları 87
taraf iradelerinin yorumu yoluyla çözüm bulunması gerektiği ve bu yön-
temle de bir sonuç alınan1aması durumunda, borcun gelecekte doğacak
bir borç olarak kabul edilmesinin yerinde olacağı belirtilmekteydi
14
• TBK
md. 589/f.3'de getirilen yeni düzenleme doğrultusunda artık taraflar
sözleşn1ede açıkça, kefilin mevcut borca kefil olduğunu belirtmek zorun-
dadırlar. Sözleşn1ede böyle bir hüküm yoksa o takdirde kefaletin, kefalet
sözleşmesi kurulduktan sonraki bir borç için verildiği kabul edilecektir.
Kefalet sözleşmesiyle teminat altına alınacak borcun geciktirici ya
da bozucu koşula bağlı bir borç olması da mümkündür. Kefalet sözleşme-
si geciktirici koşula bağlı borç için yapıldığı takdirde, koşul gerçekleşene
kadar sözleşme kefil için bağlayıcı olacak ancak kefilden talepte buluna-
bilmesi, geciktirici koşulun gerçekleşmesi halinde söz konusu olacaktır.
Bozucu şarta bağlı borçlara kefil olunduğunda ise kefalet sözleşmesi ku-
rulduğu anda kefil için hüküm ifade edecek ve kefilden talepte bulunmak
mümkün olabilecektir. Ancak bozucu şartın gerçekleşmesi durumunda,
asıl borçla birlikte kefilin borcu da sona erecektir
15
•
C. Borçlunun Sorumlu Olmadığı Borçlar
1. Genel Olarak
Fer'ilik ilkesi gereği asıl borcun geçersizliği, kefalet sözleşmesinin
de geçersiz olması sonucuna yol açmaktadır. Bunun dışında asıl borcun
geçersiz olup olmayacağı, borçlunun yapacağı bir iptal beyanına
16
ya
da borçlunun sınırlı ehliyetsiz olduğu durumlarda kanuni temsilcisinin
icazet vermesine bağlı olabilir. Asıl borçlu, TBK md. 39/ f.1'de belirtilen
süre içinde iptal beyanında bulunursa ya da sınırlı ehliyetsiz borçlunun
14
BECKER, Art.494, N. 1; REİSOĞLU, Kefalet, 1992, s. 17; TANDOĞAN, s. 720; EL-
ÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 85-86.
15
REİSOĞLU, Kefalet, s. 49; YAVUZ C., s. 25; GÜMÜŞ, C. II, s. 300; ÖZEN, Kefalet, s.
149.
16
TBK md. 39'a göre "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda söz-
leşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin orta-
dan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya
verdiği şeyi şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır:'
88 Tiirk Borçlar Hukukuııda Miiteselsil Kefalet Sözleşmesi
kanuni temsilcisi icazet vermezse, asıl borç geçerli olmayacağı için kefalet
sözleşmesi de sona erecektir. Aksi durumda yani borçlunun iptal beya-
nında bulunmaması ya da sınırlı ehliyetsizlik borçluya kanuni temsilcinin
icazet vermesi halinde, asıl borç geçerli hale geleceğinden kefilin de so-
rumluluğu gündeme gelecektir.
TBK md. 582/f.2'deki
17
düzenlemeye göre kefil, borçlunun yanıl-
ması veya ehliyetsizliği sebebiyle sözleşmenin sakat olduğunu bilerek
yükümlülük altına giriyorsa, kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre so-
rumlu olur. Aynı kural TBK md. 582/f.2 gereği, borcun zamanaşımına
uğradığını bilerek kefil olan kimse için de geçerlidir.
TBKmd. 582/f.2'de yer alan bu düzenleme aslında kefaletin fer'iliği
ilkesinin bir istisnası olarak gözükmekle birlikte, istisna olarak kabul
etmek yanlış bir düşünce olacaktır. Zira kanun koyucu, kefilin asıl borç
ilişkisini sakatlayan eksikliği bildiği durumlarda kefalet sözleşmesinin
geçerli sayılmasını istememiştir. Madde metninde "kefaletle ilgili kanun
hükümlerine göre sorumlu olur" denilerek burada geçerli bir kefalet söz-
leşmesi olmadığı ancak sözleşmenin kefalet hükümlerine tabi olacağının
altı çizilmek istenmiştir. Bu hüküm, 818 sayılı EBK md. 485'in üçüncü
cümlesindeki
18
düzenlemeye paraleldir ancak EBK'da "kefalet geçerli
olur" şeklindeki ifade "kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu
olur" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle kanun koyucu, asıl borç
ilişkisinin geçersizliği karşısında, kefalet sözleşmesinin de geçerli olma-
yacağını daha net bir biçimde ortaya çıkmıştır. Zira asıl borcun geçersiz
olmasına karşın kefaletin geçerli olacağını kabul etmek, fer'ilik ilkesine
aykırı bir düşünce olacaktır.
17
TBK md. 582/f.2'deki düzenleme şu şekildedir: "Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle
borçlunun sorumlu olmadığı bir borç için kişisel güvence veren kişi, yükümlülük altına
girdiği sırada, sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa, kefaletle ilgili kanun hükümle-
rine göre sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden zamanaşımına uğramış bir borca
kefil olan kişi hakkında da uygulanır�
18
Eski Borçlar Kanunu'nun 485'inci maddesinin 3. cümlesindeki düzenlemeye göre "Hata
yahut ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun mes'uliyetini icapetmeyen bir akitten mütevellit
borca kefalet, eğer kefil akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına taahhüt esnasında vakıf
ise muteber olur':
l
►
Miitc:sclsil Kcfı1let Sözlcşmı:siııiıı Gc:çcrlilik Koşıılları 89
Müteselsil kefilin, borçlunun yanılnıasını ya da ehliyetsizliğini bi-
lerek yükünılülük altına girn1esinde iki ihtin1al söz konusu olabilir. İlk
olasılıkta kefil, borçlunun yanılına sebebine dayanarak sözleşmeyi iptal
hakkını kullanmayacağı ya da diğer halde sınırlı ehliyetsiz borçluya ka-
nuni temsilcisinin icazet vereceğini düşünerek hareket etmiş olabilir. Bir
başka deyişle teminat veren kimse, borçlunun iptal hakkını kullanmaması
ya da kanuni temsilcinin icazet vermesi koşuluna bağlı olarak kefil olmuş-
sa o zaman TBK md. 582/f.2 hükmü uygulanmaz. Böyle bir durumda
ortada koşula bağlı bir kefalet sözleşmesi vardır ve koşul gerçekleşmediği
takdirde kefil sorumlu olmayacaktır
19
.
Kefilin borçluya ait yanılma ya da ehliyetsizlik durumunu bilerek
sorumluluk altına girdiği diğer olasılıkta kefil, borcun geçersiz olma
ihtimalini de gözönüne almış ve geçersizliğe rağmen teminat vermek
amacıyla hareket etmiş olabilir. Böyle bir durumda TBK md. 582/f.2
uygulanacaktır. Asıl borç ilişkisine ait sözleşmenin geçersiz olması
durumunda, ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi olduğunu söylemek
mümkün değildir. Ancak söz konusu sözleşmenin, kefalet sözleşmesi
olmamakla birlikte kefalet hi.kümlerine tabi bir sözleşme olacağı madde
metninde belirtilmektedir. Sözleşmenin niteliğinin ne olacağı konusun-
da ise doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır.
Doktrindeki baskın görüşe göre TBK md. 582/f.2 düzenlemesinde
(EBK md. 485 üçüncü cümle) ifade edilmek istenen sözleşme, kefalet
hükümlerine tabi bir garanti sözleşmesidir
20
• Bu sözleşme, asıl borcun ge-
çerliliğine bağlı olmadığı için garanti sözleşmesine benzemekle birlikte;
kanun koyucu tarafından kefalet sözleşmesinin hükümlerine tabi tutul-
muştur. Burada kanun koyucunun amacının, kefile nazaran çok daha ağır
19
BECK, Art. 492, N. 126; TOBLER, Hans, Der Schutz des Bürgen gegenüber dem
Glaubiger nach dem schweizerischen Obligationenrecht, Bem 1926, s. 21, 23; BARLAS,
Yenilikler, s. 215; YAVUZ, C, s. 25; ÖZEN, Kefalet, s. 112; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Borç-
lar Hukuku Dersleri, s. 671; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Özel Hükümler, s. 1371.
20
BECKER, Art. 494, N. 3; GİOVANOLİ, Art. 492, N. 80; HUGUENİN, s. 193; PESTA-
LOZZİ, Art. 492, N. 25; SCYBOZ, s. 368; REİSOĞLU, Kefalet, s. 49; TANDOĞAN, s.
722; ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 58; BARLAS, Geçerlilik Şartları, s.
353; ARAL/AYRANCI, s. 428; DEVELİOĞLU, Bağımsız Garanti, s. 118; GÜMÜŞ, C.
il, s. 301.
90 Tiirk Borçlar Hııkııkımda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
sorumluluk altına giren teminat vereni korumak olduğu ifade edilmek-
tedir. Zira teminat yükümlülüğü altına giren kimse, aslında alacaklıyla
arasında kefalet sözleşmesi kurulduğunu ve kendisinin kefil olduğunu
düşünerek hareket etmektedir2
1
.
Dol'trinde ileri sürülen bir diğer görüşe göre TBK md. 582/f.2
kapsamında kefilin, borçlunun yanılmasını ya da ehliyetsizliğini bilerek
yükümlülük altına girmesi, kefalet hükümlerine tabi bir garanti sözleş-
mesi olarak nitelendirilemez. Böyle bir sözleşme, kısmen garanti kısmen
kefalet sözleşmesinin özelliklerini içinde barındıran geniş anlamda kar-
ma bir sözleşmedir2
2
.
Bizim de katıldığımız bu görüşe göre kefalet hükümlerine tabigaranti
sözleşmesi nitelendirmesi, TBK md. 603 hükmü karşısında anlamını yi-
tirmektedir. Zira söz konusu hüküm, gerçek kişilerce verilen bütün kişisel
teminat sözleşmelerini kefalet sözleşmesine ilişkin geçerlilik koşullarına
tabi tutmaktadır. O halde TBK md. 582/f.2'deki düzenlemeyi farklı şe-
kilde değerlendirmek gerekecektir. Kefilin, borçlunun yanılmasını ya da
ehliyetsizliğini bilerek teminat vermesi durumunda kefalet sözleşmesinin
fer'i niteliği gereği, ortada geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmayaca-
ğı açıktır. Ancak böyle bir sözleşmeyi tümüyle garanti sözleşmesi saymak,
kefil olma iradesiyle hareket eden kişiyi sözleşmenin her noktasında ba-
ğımsız yükümlülük altına sokacaktır. Oysaki kefil, borçlunun hatası veya
ehliyetsizliği ile ilgili kısımlar hariç olmak üzere, sözleşmenin geri kala-
nında fer'i bir yükümlülük altına girmek istiyor olabilir. Bir başka deyişle
kefil, yalnızca borçlunun yanılması veya ehliyetsizliği hallerinde asıl borç
ilişkisinin geçersizliğine rağmen teminat sözleşmesinin geçerli olacağını
taahhüt etmekte, geri kalan noktalarda kefil gibi bağımlı yükümlülük altı-
na girme iradesiyle hareket etmektedir. Bu noktada sözleşmeyi bir bütün
olarak garanti sözleşmesi olarak nitelendirmek, kefil olma iradesine sahip
21
REİSOĞLU, Kefalet, s. 49; TANDOĞAN, s. 722 dipnot 6; ELÇİN GRASSİNGER,
Savunma İmkanları, s. 59.
22
ÖZEN, Kefalet, s. 108. Dar anlamda karma sözleşmeler kanunda düzenlenmiş tipik
sözleşmelerden oluşmaktadır. Geniş anlamda karma sözleşmeler ise bazı unsurları ka-
nunda düzenlenmiş, bazı unsurları da kanunda düzenlenmemiş sözleşmelerden oluşur.
Bu nedenle sözleşme, geniş anlamda karma sözleşme olarak nitelendirilmelidir. ÖZEN,
Kefalet, s. 109.
.Mı,tc.(elsıl Krfrılct Sôzfcşmc itıi,ı Geçerlilik Koşııll,ırı 91
olan bir kin1se için oldukça ağır sonuçlara sebep olacaktır. Zira teminat
veren kiınse, borçlunun hatasını ya da ehliyetsizliğini bilmesine rağmen
alacaklıyla arasındaki sözleşn1eyi kefalet olarak nitelencLirerek, aslında
kefil olma iradesine sahip olduğunu göstermiştir. Kefılin, borçlunun ya-
nılmasını veya ehliyetsizliğini bilerek teminat verdiği sözleşmeleri garanti
sözleşmesi olarak kabul etmenin bir diğer sakıncası da asıl borç ilişkisine
ilişkin sözleşmenin geçerli hale gelmesinde kendini gösterir. Borçlunun
yanılmaya dayanarak iptal hakkını kullanmaması ya da sınırlı ehliyetsiz
olması durumunda kanuni temsilcinin icazet vermesi, sözleşmeyi geçerli
hale getirecektir. Alacaklı ve kefil arasındaki sözleşmenin garanti sözleş-
mesi olarak kabul edilmesi halinde asıl borç ilişkisine ait sözleşme geçerli
olsa bile, kefil alacaklıya yaptığı ödemeyi borçluya rücu edemeyecektir.
Bu nedenle borçlunun yanılması veya ehliyetsizlik nedeniyle sözleşmenin
askıda olduğu dönemde teminat veren, garanti veren sıfatına sahip olup
bu noktalarda bağımsız sorumluluk üstlenmiş olacak ve borçluya rücu
imkanı bulunmayacaktır. Borçlunun yanılmaya dayanarak iptal hakkını
kullanmaması veya ehliyetsiz borçluya kanuni temsilcinin icazet vermesi
halinde ise askı durumu sona erip sözleşme geçerli hale geleceğinden, ar-
tık teminat veren kefil sıfatına sahip olacak ve alacaklıya yaptığı ödemeyi
borçluya rücu edebilecektir
23
.
TBK md. 582/f.2 son cümleye göre, borçlu yönünden zamanaşıını-
na uğramış bir borca kefil olan kişi de bu madde hükmüne tabi olacaktır.
Bu doğrultuda kefil, borcun zamanaşımına uğramış olduğunu bilerek
teminat vermişse, kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumluluğu
söz konusu olacaktır. Borçlunun yanılması veya ehliyetsizliğinden farklı
olarak zamanaşımına uğramış bir borç söz konusu olduğunda, geçersiz
değil eksik bir borç söz konusu olmaktadır. Kefil, borcun zamanaşımına
uğradığını bilmeden kefil olmuşsa, alacaklı kendisinden talepte bulun-
duğunda borcun zamanaşıınına uğramış olduğunu def'i olarak ileri sü-
rüp ödeme yapmaktan kaçınabilecektir. Kefilin, borcun zamanaşımına
uğradığını bilerek teminat vermesi halinde ise alacaklıya, borcun zama-
naşımına uğramasına karşı garanti vermek istediği kabul edilebilir. Bu
doğrultuda borçlunun yanılmasını ya da ehliyetsizliğini bilen kefil gibi
21
ÖZEN, Kefalet, s. 106-110.
92 Tiirk Borçlar Hukukııııda Miitesı:lsil Kefalet-Sözleşmesi
asıl borcun zamanaşımına uğradığını bilerek teminat verenin alacaklıyla
yaptığı sözleşme, fıkrimizce kefalet ve garanti sözleşmesine özgü nitelik-
lerden oluşan karma bir sözleşme olarak kabul edilmelidir. Buna göre ke-
filin, borcun z.amanaşımına uğradığı yönünde bir savunma yapmayacağı
ve bu bağlamda zamanaşımına ilişkin bağımsız bir sorumluluk üstlendiği
ancak geri kalan noktalarda asıl borç ilişkisirıe bağımlı bir yükümlülük
altına girdiği düşünülmelidir24.
2. Asıl Borçlunun Sözleşmeyi İptal Hakkının Bulunması
Temel borç ilişkinde borçlunun irade sakatlığının bulunması, asıl
borç ilişkisinin de geçersiz olması sonucunu doğurabilir. Aynı şekilde
borçlunun aşın yararlanmaya (TBK md. 28) maruz kalması halinde de
sözleşmeyi iptal etme hakkı bulunmaktadır. TBK md. 39/f.l hükmüne
göre borçlu, iradesirıi sakatlayan durumu öğrenmesinden itibaren 1 yıllık
süre içerisinde iptal hakkını kullanarak sözleşmeyi geçersiz hale getire-
bilir. Borçlunun iptal hakkını kullanmasıyla asıl sözleşme geçersiz hale
geleceğinden kefalet sözleşmesi de sona erecektir. Diğer olasılıkta borçlu,
1 yıllık süre içerisinde iptal hakkını kullanmaz veya sözleşmeyi onayladı-
ğını bildirirse, o takdirde asıl borç ilişkisi geçerli hale gelecek ve kefilin
yükümlülüğü söz konusu olacaktır2
5
•
Borçlunun sözleşmeyi onaylayıp onaylamayacağının belli olmadığı
dönemde kefalet sözleşmesi kefil için bağlayıcı olmaya devam edecek-
tir. Asıl borç ilişkisine ilişkin iptal hakkını kefilin kullanması mümkün
değildir. Zira bu bir yenilik doğuran haktır ve bu hak iradesi sakatlanan
kimseye tanınmıştır. Ancak kefil, asıl borçlunun iptal hakkını kullanıp
kullanmayacağı belli oluncaya kadar, geçici def'i hakkını ileri sürerek
alacaklıya ödeme yapmaktan kaçınabilir2
6
• Söz konusu geçici def'i hakkı,
24
O
••
ZEN, Kefalet, s. 114.
ıs BECK, Art. 502, N. 14; ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 42; DEVELİ-
OĞLU, Bağımsız Garanti, s. 159; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri, s.
671; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, Özel Hükümler, s.1371.
26
BECK, Art 502, N. 14; LERCH, Emil/TUASON, Vincente, Die Bürgschaft im schwe-
izerischen Recht, Zürich 1936, s. 58; TANDOĞAN, s. 721-722; ELÇİN GRASSİN-
GER, Savunma imkanları, s. 41; DEVELİOĞLU, Bağımsız Garanti, s. 159.
Mııtt.,tlçıl Kc:_f.ılcrSıklrşıııcslııiıı Gcrcrlilik K,ışııllıın 93
TBK md. 140 hükınünün kıyasen uygulanmasından çıkarılabilecektir.
TBK md. 140 geregince kefil, asıl borçlunun takası ileri sürme imkanı
bulundukça, alacaklıya ödeme yapmaktan kaçınabilmektedir. Bu doğrul-
tuda asıl borçlunun iptal hakkı bulunduğu müddetçe, kefilin de alacaklı-
nın taleplerini geri çevirebileceği kabul edilmektedir
27
• Kefil, söz konusu
geçici def'i hakkını kullanmadan alacaklıya ödeme yaparsa ve sonrasında
borçlu iptal hakkını kullanıp sözleşıneyi geçersiz hale getirirse o takdirde
kefil, ödediği n1iktarı sebepsiz zenginleşme davası ile geri alabilecektir
28
•
Kefilin, borçlunun yanılmasını bilerek yükümlülük altına girmesi
ise TBKmd. 582/f.2 kapsamına girmektedir. Daha önce de ifade edildiği
üzere böyle bir durumda alacaklı ve kefil arasındaki sözleşmeyi, kefalet ve
garanti sözleşmesine özgü niteliklerden oluşan karma bir sözleşme olarak
kabul etmek yerinde olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus,
borçluya ait tüm irade sakatlıklarının bu madde kapsamında değerlendi-
rilmeyeceği, yalnızca borçlunun yanılması halinde söz konusu hükmün
uygulanmasının söz konusu olacağıdır. Buna göre borçlunun aldatılması
ya da korkutulması hallerinde bu durumu bilerek kefil olan kimse, TBK
1 md. 582/f.2 kapsamında değerlendirilemez. Zira aldatma veya korkutma,
haksız fiil niteliğindedir ve bu durumu bilerek kefil olunması hali hukuka
ve ahlaka aykırı olacağından geçersiz kabul edilecektir2
9
.
Kefilin, borçlunun yanılması sebebiyle oluşan irade sakatlığını
bilerek yükümlülük altına girdiğini ispat yükü, TMK md. 6
30
gereğince
alacaklıya ait olacaktır3
1
.
1
27
GİOVANOLİ, Art. 492, N. 77; REİSOĞLU, Kefalet, s. 50; TANDOĞAN, s. 721-722;
ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 41; ÖZEN, Kefalet, s. 151; ARAL/AY-
RANCI, s. 428.
28
ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 42.
29
BECK, Art. 492, N.130; REİSOĞLU, Kefalet, s. 51; TANDOĞAN, s. 723; ÖZEN, Ke-
falet, s. 113-114.
30
TMK md. 6'daki düzenlemeye göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflar-
dan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür':
31
GİOVANOLİ, Art. 492, N. 80,83; ÖZEN, Kefalet, s. 113.
l
I
94 TI'irk Borçla,-Hııkııkııııda Miitcsclsil Kefalet Sözleşmesi
3. Asıl Borçlunun Ehliyetsiz Olması
Borçlunun ehliyetsiz olması durumunda iki ihtimal söz konusu olur.
Birinci ihtimalde, borçlu tam ehliyetsiz olabilir. Böyle bir durumda borç-
lu, ayırt etme gücüne sahip olmadığından asıl borç ilişkisi geçersizdir ve
dolayısıyla kefalet sözleşmesi de geçersiz olacaktır. İkinci ihtimalde borç-
lu, ayırt etme gücüne sahip ancak sınırlı ehliyetsizdir ve yasal temsilcisi-
nin izni olmadan borçlandırıcı işlemle bir yükümlülük altına girmiştir. Bu
ilıtimalde, yasal temsilcisi borçlandırıcı işleme icazet vermezse sözleşme
geçersiz sayılacak ve buna bağlı olarak kefilin yükümlülüğü de sona ere-
cektir. Yasal temsilcinin icazet vermesi halinde ise asıl borç ilişkisi geçerli
hale geleceğinden kefilin sorumluluğu netlik kazanacaktır3
2
.
Kefil, borçlunun sınırlı ehliyetsiz olduğunu bilerek yükümlülük
altına girmiş ancak borçlunun yasal temsilcisinin onay vermesi koşuluy-
la kefil olmuşsa, o takdirde koşula bağlı kefalet sözleşmesi söz konusu
olacak ve koşul gerçekleştiği takdirde kefalet sözleşmesi hüküm ifade
edecektir. Ortada böyle bir koşul yoksa ve kefil borçluya ait ehliyetsizlik
durumunu bilerek teminat vermişse, o zaman yukarıda açıklandığı üzere
TBK md. 582/f.2 hükmü uygulanacaktır. Ancak dikkat edilmelidir ki
TBK md. 582/f.2 hükmünün uygulanması, borçlunun sınırlı ehliyetsiz
olması halinde söz konusu olacaktır. Zira borçlunun tam ehliyetsiz ol-
ması durumunda asıl borç ilişkisinin geçersizliği kesindir ve ortada üst-
lenilmesi gereken bir risk bulunmamaktadır. Böyle bir durumda asıl borç
ilişkisinin geçersizliği, kefalet sözleşmesinin de geçersiz olması sonucunu
doğuracaktır3
3
.
4. Eksik Borçlar
Eksik borçlardan kumar ve bahisten doğan borçlara kefıl olunması
hali, TBK md. 591/f.4'de
34
düzenlenmiştir. Söz konusu hükümde kumar
ve bahisten doğan borçlara kefil olunabileceği, kefilin borcun eksik borç
.n REİSOĞLU, Kefalet, s. 49-50; ÖZEN, Kefalet, s.154.
33
TANDOĞAN, s. 723.
l4 TBK md. 591/f.4 hükmüne göre "Kumar veya bahisten doğan bir borca kefalette kefil,
borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def ileri ileri sürebilir''.
C
.11ltr,,chıl J.:.�fıılct Siı::.ll'�ıııcsiııiıı Gt'çrı-lilık Kıışıı/lcıı-ı
95
niteliğini bilerek kefil olması halinde bile asıl borçluya ait def'ilcri ileri
sürebilccegi hüknıe bağlanmıştır.
Kuınar ve bahisten kaynaklanan borçlara karşı dava açıhlmayıp takip
yapılamayacağı, TBK n1d. 604/f.l'de
35
düzenlenmiştir. Bu tür borçlar
eksik borç niteliğinde olup alacaklının borçludan talepte bulunması ha-
linde, borçlu borcun dava ve takip edilemeyeceğini ileri sürerek ödeme
yapmaktan kaçınına imkanına sahiptir. Aynı şekilde kefil de asıl borçluya
ait def'ileri ileri sürn1e imkanına sal1ip olduğundan, borcun eksik borç
niteliğine sahip olduğunu belirterek alacaklının talebini geri çevirebilir.
Evlenme simsarlığından doğan borçların da kumar ve bahis borçları gibi
dava ve takip edilemeyeceği, TBK md. 524'de
36
hükme bağlanmıştır. Bu
hül.iim doğrultusunda evlenme simsarlığından kaynaklanan borçlar da
eksik borç niteliğine sahiptir. Bizim de katıldığımız görüşe göre, evlenme
simsarlığından doğan borçların kumar ve bahis borçlarıyla aynı hukuki
niteliğe sahip olduğu ve TBKmd. 591/f.4kapsamında değerlendirilmesi
gerektiği kabul edilmektedir3
7
.
Kumar veya bahisten doğan borçlara kefıl olunması halinde, kefıl
borcun eksik borç olduğunu bilse bile TBK md. 594/f.4 gereğince asıl
borçluya ait def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebilecektir. Bu doğrultuda
borcun evlenme simsarlığından kaynaklandığını bilen kefil de borcun
dava ve takip edilemeyeceğini ileri sürerek, alacaklıya ödeme yapmaktan
kaçınabilmelidir.
Bir başka eksik borç niteliğindeki zamanaşımına uğramış borçların
da kefalet sözleşmesiyle teminat altına alınmaları mümkündür. Zamana-
şımına uğramış bir borca kefil olunması açısından farklı ihtimaller söz
konusu olabilir. Bunlardan ilki, kefilin asıl borcun zamanaşımına uğra-
dığını bilmeden yükümlülük altına girmesidir. Böyle bir durumda kefil,
35
TBK md. 604/f.l'deki düzenlemeye göre "Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında
dava açılamaz ve takip yapılamaz':
36
TBK md. 524'e göre "Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve
takip yapılamaz':
37
ÖZEN, Kefalet, s. 155; AYAN, s. 226. Evlenme simsarlığından doğan borçların kefaletle
teminat altına alınamayacağı, bu borçlar içinverilen kefaletlerin geçersiz sayılacağı görü-
şü için bkz. OSER/SCHÖNENBERGER, Art. 492, N. 33; GÜMÜŞ, C. il, s. 301.
◄
96 Türk Borçlar Hukukuııda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
asıl borçluya ait zamanaşımı def'inden yararlanarak alacaklıya ödeme
yapmaktan kaçınabilir. TBKmd. 591/f.2
38
gereğince borçlu, zarnanaşımı
definden vazgeçmiş olsa da kefil zamanaşımı defini ileri sürebilecektir
39
•
Kefilin asıl borcun zamanaşımına uğradığını bilerek güvence vermesi du-
rumu ise TBK md. 582/f.2 kapsamında değerlendirilecektir. Buna göre
kefil, yükümlülük altına girdiği sırada asıl borcun zamanaşımına uğradı-
ğını biliyorsa o takdirde kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu
olacaktır. Daha önceki açıklamalarımızda olduğu gibi böyle bir durumda,
sözleşmenin kefalet ve garanti sözleşmesine özgü niteliklerden oluşan
karma bir sözleşme olduğu kabul edilmelidir. Buna göre de kefil, zama-
naşımı defini ileri süremeyecek ve dolayısıyla zamanaşımı bakımından
bağımsız bir sorumluluk üstlenecek ancak bunun dışında kalan kısımlar
için kefalet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanacaktır
40
.
5. Ayıplı İfa Sebebiyle Borçlunun Seçimlik Haklarının
Bulunması
Satım sözleşmesinde satım konusunun ayıplı olması durumunda,
satıcının alıcıya karşı ayıptan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumlu-
luk çerçevesinde, TBK md. 227/f.l hükmünde
41
alıcıya tanınan seçimlik
JS TBK md. 59l/f.2'deki düzenlemeye göre ''.Asıl borçlu kendisine ait olan bir def'iden vaz-
geçmiş olsa bile kefil, yine de bu def'i alacaklıya karşı ileri sürebilir':
39
Kefilin, asıl borçlunun vekili olarak hareket edip zamanaşınuna uğramış bir borcu temi-
nat altına alması durumunda, asıl borçlunun zımni olarak zamanaşımı def'inden feragat
etmiş sayılacağı ve böyle bir durumda zamanaşınu def'ini ileri sürme imkanının hem asıl
borçlu hem de kefil için ortadan kalkacağı belirtilmektedir.Bkz. REİSOĞLU, Kefalet, s.
227 dipnot 682.
40
ÖZEN, Kefalet, s. 154. Doktrinde kefilin asıl borcun zamanaşırnına uğradığını bilerek
güvence vermesi durumunda, sözleşmenin garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmesi
gerektiği ve kefalet sözleşmesinin şekil ve rücuya ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla dahi
uygulanamayacağı ileri sürülmüştür. Bkz. TANDOĞAN, s. 724.
41
Türk Borçlar Kanunu'nun 227'inci maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme şu şekildedir:
"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı, aşağıdaki seçimlik hak-
lardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
fııtt-.,cl. il Kc:Jiılct SM lc,(,ııı•,çj,ıiıı Gcçrrlilik Koşııll,ırı 97
haklar dört bent halinde sayılınıştır. Buna göre alıcı, sözleşmeden dö-
nebilir veya ayıp oranında bedel indirimi isteyebiHr ya da malın ayıpsız
misliyle değiştirilmesini veya ücretsiz onarımını talep edebilir.
Alıcının satıcıya ödeyeceği satım bedeli için güvence veren kefilin
duruınu ise, alıcı (asıl borçlu) seçimlik haklarından birini kullanana ka-
dar belirsizdir. Örneğin, alıcının satış sözleşmesinden dönmek istemesi
duruınunda asıl borç ortadan kalkacak ve kefil de kendisinden talepte
bulunan alacaklıya (satıcıya), asıl borç ilişkisinin ortadan kalktığını ileri
sürerek soruınluluktan kurtulacaktır. Alıcının (asıl borçlunun) seçimlik
hakkını henüz kullanmadığı belirsizlik döneminde ise kefilin, alacaklı
durumundaki satıcıya karşı, TBK md. 140 hükmünün kıyasen uygulan-
ması suretiyle geçici def'i hakkı ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınma
imkanı bulunduğu kabul edilmelidir
42
. Aksi durumda kefil, kendisinden
talepte bulunan alacaklıya ödeme yapmak zorunda kalacak ve borçlunun
sözleşmeden dönme hakkını kullanması durumunda ise kefilin borçluya
rücu imkanı olmayacaktır. Böyle bir durumda kefilin başvurabileceği tek
yol, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası açarak ödediği kısmı
geri istemek olacaktır.
Alıcı konumundaki borçlunun, sözleşmeden dönme yerine ayıp ora-
nında bedel indirimi talep etmesi halinde ise borcun miktarı değişecek
ve kefil oluşacak yeni miktara göre sorumlu olacaktır. Burada da borçlu
seçimlik hakkını kullanana kadar kefil, geçici def'i ileri sürerek alacaklıya
ödeme yapmaktan kaçınabilmelidir
43
.
4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme:•
42
BECKER, Art. 506, N. 3; GİOVANOLİ, Art. 502, N. 11; REİSOĞLU, Kefalet, s. 233;
ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 44; ÖZEN, Kefalet, s. 152.
43
ELÇİN GRASSİNGER, Savunma İmkanları, s. 44-45; ÖZEN, Kefalet, s. 145. Söz ko-
nusu geçici def'i hakkı ise TBK md. 140 hükmünün kıyas yoluyla uygulanmasına dayan-
dırılabilir. Daha önceki açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi TBKmd. 140'daki düzenle-
meye göre, asıl borçlunun takas ileri sürme imkanı bulundukça kefil, alacaklıya ödeme
yapmaktan kaçınabilir. O halde aynı imkanın, borçlu ayıp nedeniyle sahip olduğu seçim-
ille haklarından birini kullanıncaya kadar, kefile tanınması mümkündür. Bkz. REİSOĞ-
LU, Kefalet, s. 233; ÖZEN, Kefalet, s. 153.
98 Tiirk Boı·çlar Hııkııkııııda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
Satış sözleşmesinde olduğu gibi eser sözleşmesinde de eserin ayıplı
oln1ası durunıunda, yüklenicinin iş sahibine karşı ayıptan sorumluluğu
bulunnıa1..rtadır. TBKmd. 475/f.1
44
hükmünde iş sahibinin, sahip olduğu
seçimlik haklar üç bent halinde sayılmıştır. Buna göre iş sahibinin, sözleş-
meden dönme veya ayıp oranında bedelde indirim ya da ücretsiz onarım
talep etme şeklinde seçimlik hakları bulunmaktadır. Yükleniciye karşı iş
sahibinin eser sözleşmesinden kaynaklanan ücret borcuna teminat ve-
ren kefil ise iş sahibi (asıl borçlu) seçimlik haklarını kullanıncaya kadar,
kendisinden talepte bulunan yükleniciye (alacaklıya) geçici def'i hakkını
ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınabilecektir
45
.
il. MÜTESELSİL KEFALET SÖZLEŞMESİNİN
KURULMASINA İLİŞKİN GEÇERLİLİK
KOŞULLARI
A. Müteselsil Kefalet Sözleşmesinin Kurulmasına
Yönelik Öneri (İcap) ve Kabul
TBK md. 1
46
gereğince bir sözleşmenin kurulabilmesi için herşey-
den önce tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı gerekmek-
tedir. Müteselsil kefalet sözleşmesinin kurulabilmesi için de alacaklı ve
müteselsil kefilin, müteselsil kefalet sözleşmesi kurmak adına karşılıklı ve
birbirine uygun irade beyanları bulunmalıdır. Alacaklı ya da müteselsil
kefil tarafından yapılacak önerinin karşı tarafça kabulünün ardından söz-
leşme kurulmuş olacaktır.
44
TBK md. 475/f.l 'deki düzenlemeye göre "Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu
olduğu hallerde iş sahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı öl-
çüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üze-
re, eserin ücretsiz onarılmasını isteme."
45
BECKER, Art. 506, N. 3; GİOVANOLİ, Art. 502, N. 11; ELÇİN GRASSİNGER, Sa-
vunma İmkanları, s. 44-45.
46
TBK md. 1 hükmüne göre "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun
olarak açıklamalarıyla kurulur•:
◄
Mutcsc-1..,;;,l J..':cfalcr So:::lcşıııcsiııiıı Gcçcdilik Koşulları 99
lvfüteselsil kefalet sözleşmesi, hazırlar arasmda yani alacaklı ve kefi-
lin aynı anda hazır bulunduğu bir ortamda kurulabileceği gibi hazır olma-
yanlar arasında da kuruln1ası mümkündür. Önerinin tarafların karşılıklı
hazır bulunduğu bir ortamda yapılması durumunda, karşı taraf öneriyi
hen1en kabul etn1ezse önerinin bağlayıcılığı sona erecektir
47
. Öneri ile
l--urulmak istenen sözleşn1e, kanun veya tarafların anlaşmasıyla herhangi
bir şekil l'Uralına tabi ise önerinin de aynı şekil kuralına uygun yapılması
gerekir. Aksi takdirde öneri geçerli olmayacaktır
48
. Müteselsil kefalet söz-
leşmesi de TBK md. S83 gereğince yazılı şekil kuralına tabi olduğundan,
sözleşmeyi kurmaya yönelik önerinin kefalet sözleşmesine özgü şekil
kurallarına uygun olması gerekecektir. Bu durumda önerinin alacaklı ya
da müteselsil kefil tarafından yapılması arasında bir farklılık bulunacak-
tır. Hazırlar arasında kurulacak bir kefalet sözleşmesine yönelik önerinin
müteselsil kefil tarafından yapılması durumunda, kefilin yazılı şekilde
hazırlayacağı öneri metninde müteselsil kefil olarak sorumluluk üstlene-
ceğini ve sorumlu olmak istediği azami miktarla kefalet tarihini kendi el
yazısıyla yazması gerekecektir. Öneride bulunan kişinin alacaklı olması
durumunda, önerinin herhangi bir şekle uyulmadan yapılması sözleşme-
yi geçersiz kılmayacaktır
49
• Hazırlar arasındaki kabul beyanının, mütesel-
sil kefil ya da alacaklı tarafından yapılmasını farklı değerlendirmelere tabi
tutmak gerekecektir. Kabul beyanında bulunacak kimsenin müteselsil
kefil olması halinde, yazılı kabul beyanının yalnızca imzalaması yeterli
olmayacak ayrıca müteselsil kefil olduğunu, sorumlu olması istenilen
azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla yazması gerekecektir.
Kabul beyanında bulunacak taraf alacaklı olduğunda, beyanın herhengi
bir şekle tabi olması gerekmeyecektir5°.
Müteselsil kefalet sözleşmesinin hazır olmayan kimseler arasında
yapılması durumunda, önerinin alacaklı ya da müteselsil kefil tarafın-
47
KOCAYUSUFPAŞAOĞLU, Necip/HATEMİ, Hüseyin/SEROZAN, Rona/ARPACI,
Albulkadir, Borçlar Hukuku Genel Hüküm, C. I, İstanbul 2010, s. 197; OĞUZMAN/
ÖZ, Cilt I, s. 63; EREN, s. 252; TEKİNAY/AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP, s. 87.
48
OĞUZMAN/ÖZ, Cilt I, s. 57; EREN, s. 246; ANTALYA, Gökhan, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, C. I, İstanbul 2012, s. 175.
49
OĞUZMAN/ÖZ, C. I, s. 57 dipnot 61.
.so EREN, s. 258.
100 Tiirk Borçlar Hukukımda .Müteselsil Kefalet Sözleşmesi
dan yapılması farklı değerlendirmelere tabi olacaktır. Öneriyi yapanın
müteselsil kefil olması durumunda, kefilin kanundaki şekle uygun yazılı
bir öneri metni hazırlayıp imzalaması ve bunu alacaklıya göndermesi
gerekmektedir. Zira kanunen şekle tabi bir sözleşmeye ilişkin öneri, aynı
şekil kuralına uygun olmak zorundadır. O halde önerinin yalnızca yazılı
şekilde yapılması yeterli olmayacak ayrıca müteselsil kefilin sorumlu ola-
cağı üst sınırı ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk üstlendiğini kendi
el yazısıyla yazması gerekecektir. Kefilin el yazısıyla yazması gerekli bir
başka husus, kefalet tarihidir. Kefalet tarihinin ise sözleşmenin kurulma
tarihi olması gerekmektedir. Tarafların hazır olmadığı bir ortamda, söz-
leşmenin kurulma tarihi ve hükümlerini doğurduğu an farklılık göster-
mektedir. TBK md. S hükmünde kanun koyucu, sözleşmenin kurulma
anı olarak kabul haberinin önerene ulaşma anı esasını kabul etmiştir. Do-
layısıyla sözleşme, kabul haberinin öneride bulunana ulaştığı anda kurul-
muş sayılacaktır. Sözleşmenin hükümlerini doğurma anı ise TBK md. 11
hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre hazır olmayanlar arasında kurulan
bir sözleşme, kabul haberinin gönderildiği andan başlayarak hükümlerini
doğuracaktır. Alacaklı ve kefilin hazır olmadığı bir ortamda öneride bu-
lunan kişinin kefil olmak isteyen kimse olması halinde, el yazısıyla hangi
tarihin yazılması gerektiği sorunu gündeme gelecektir. Kefil öneride
bulunan olduğu için kefalet tarilli olarak sözleşmenin kurulma tarihini
yazamayacaktır. O halde kefilin el yazısıyla yazabileceği tarih, öneride
bulunma tarihi olacaktır. Ancak kefilin öneride bulunduğu tarih de söz-
leşmenin kurulma tarihi olmayacaktır. Örneğin kefil, alacaklıya 1.1.2013
tarihinde öneride bulunmuş, alacaklı ise kabul haberini 20.1.2013
tarihinde göndermiştir. 24.1.2013 tarilıinde ise kabul haberi kefile
ulaşmıştır. Buna göre kefalet sözleşmesi 24.1.2013 tarillinde kurulmuş
sayılacak, hükümlerini ise 20.1.2013 tarihinde doğuracaktır. Kefilin öne-
ride bulunduğu 1.1.2013 tarihi ise kefalet sözleşmesinin kurulma tarilıi
olamayacaktır. Oysaki kanun koyucu, kefil bakımından son derece önem
taşıyan kefalet hükümlerinde sözleşmenin kurulma tarilıini esas almıştır.
TBK md. 589/f.3 hükmüne göre sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa
kefil, borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki
borçlarından sorumlu olur. O halde kefilin sorumlu olacağı borçların tes-
pitinde, kefalet sözleşmesinin kurulma tarihi esas alınmaktadır. Kefilin el
.Mı"im:elsil Kefalet Sözleşıııcsiııiıı Geçerlilik Koşulları 101
yazısıyla öneride bulunduğu tarihi yazması, sorumlu olacağı borçlar bakı-
nıından bir anlan1 ifade etmeyecektir. Kanun koyucu ise kefalet tarihinin
kefilin el yazısıyla yazılmasını istemiş ve bu şekilde kefıl aleyhine tarihte
değişiklik yapılmasının önüne geçmek istemiştir. Sözleşmenirı kurulma
tarihinin esas alındığı bir başka hüküm ise TBK md. 598/f.3'de düzen-
lenmiştir. Buna göre bir gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet,
sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıllık bir sürenin geçmesiyle
ortadan kalkmaktadır. Görüldüğü üzere kanun koyucu, on yıllık sürenin
başlangıcı olarak kefalet sözleşmesinirı kurulma tarihini esas almıştır.
Dolayısıyla kefilin öneride bulunduğu tarih, sürenin başlangıcının tespi-
tinde bir önem arz etmeyecektir. Yukarıda verdiğimiz örneği esas alacak
olursak kefil, 1.1.2013 tarihinden değil 24.1.2013 tarihinden on yıl sonra
kefalet borcundan kurtulacaktır. Kefalet sözleşmesinirı kurulma tarihinin
esas alındığı bir diğer düzenleme ise kefilin eşinirı yazılı rızasının alınma
zamanıdır. Eşin rızasının, kefalet sözleşmesinirı kurulmasından önce ya
da en geç sözleşmenin kurulma anında verilmiş olması gerekmektedir
(TBKmd. 584/f.1). Örneğin 1.5.2013 tarihinde öneride bulunan kefilin,
önerisine ilişkin kabul haberinin 20.5.2013 tarihinde kefile ulaşması ha-
linde sözleşme, 20.5.2013 tarihinde kurulmuş olacaktır. l.5.2013'de evli
olmayan kefilin 15.5.2013 tarihinde evlenmesi durumunda, 20.5.2013
tarihinde eşinin rızası yoksa sözleşme geçerli bir şekilde kurulmamış sa-
yılacaktır. Dolayısıyla öneride bulunan kefilin eşinin, 20.5.2013 tarihine
kadar kefalet sözleşmesine yazılı rıza göstermesi gerekecektir. Zira öneri-
de bulunduğu tarihte evli olmayan kefilin 15.5.2013 tarihinde evlenmesi,
yaptığı öneriyi geçersiz kılmamakla birlikte, sözleşmenin kurulma anına
kadar eşinin rıza göstermemesi, kefalet sözleşmesinin geçerli bir şekilde
kurulmasını engelleyecektir. Dolayısıyla kefilin öneri metnirıde öneride
bulunduğu tarihi el yazısıyla yazması, eşin rızasının gerekip gerekmeye-
ceğinin tespitinde bir anlam ifade etmeyecektir. Görüldüğü gibi kefalet
sözleşmesinin kurulma tarihi, kefil bakımından son derece önem arz
etmektedir. O halde hazır olmayanlar arasında yapılacak bir kefalet söz-
leşmesine ilişkin önerinin kefil tarafından yapılması halinde, kefilin öne-
ride bulunma tarihini kendi el yazısıyla yazması gerekli şekil koşulunu
yerine getirmeyecektir. Oysaki kefalet belgesinde kefalet sözleşmesinin
kurulma tarihi olarak tek bir tarih olması ve söz konusu tarihin kefilin el
L
"1
102 Türk Borçlar Hukukuııda MiUeselsil Kefalet Sözleşmesi
yazısıyla yazıln1ası gerekmektedir. Bu şekilde tarih bakımından kefil aley-
hine ileri sürülebilecek iddialar ve yapılabilecek oynamalar önlenmiş ola-
caktır. O halde hazır olmayanlar arasında kefil öneride bulunamayacak ve
kefilin yapmış olduğu öneri, öneriye davet olarak nitelendirilecektir. Bu
çerçevede kabul beyanında bulunanın mutlaka kefil olması gerekecektir.
Ancak bu düşüncenin kabulü halinde de kefilin el yazısıyla yazacağı tarih,
kefalet sözleşmesinin kurulma tarihi olamayacaktır. Zira hazır olmayan-
lar arasında sözleşme, kabul haberinin gönderildiği anda değil öneride
bulunana ulaştığı anda kurulmaktadır. O halde kabul beyanı bakımından
da kefil gerekli şekil koşulunu yerine getiremeyecektir5
1
. Bu doğrultuda
hazır olmayanlar arasında kefalet sözleşmesi kurulamaz şeklinde bir
sonuca varmamız gerekecektir. Ancak böyle bir sonucun kabulü yerine
hazır olmayanlar arasında kurulacak bir kefalet sözleşmesinde, kefalet ta-
rihi olarak kefilin kabul beyanında bulunma tarihini el yazısıyla yazması
ve kefalet tarihinin, sözleşmenin hükümlerini doğurduğu an olarak kabul
edilmesi daha makul bir çözüm olacaktır. Sonuç olarak hazır olmayanlar
arasında kurulacak bir kefalet sözleşmesinde kefilin yapmış olduğu öneri,
öneriye davet olarak nitelendirilecektir. Kefil kabul beyanında sorumlu
olacağı azami miktarı, müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk üstlendiğini
ve beyanda bulunma tarihini el yazısıyla yazacaktır. Sözleşme, kabul
beyanının alacaklıya ulaştığı anda kurulacak ancak hükümlerini beya-
nının gönderildiği anda doğuracaktır. Dolayısıyla kefalet sözleşmesinin
kurulma tarihinin esas alındığı kefalet hükümlerinde, kefalet tarihi olarak
sözleşmenin hükümlerini doğurduğu ana göre tespit yapılacaktır.
B. Kefil Olunan Borcun Belirlenmesine Yönelik Yorum
Müteselsil kefilin sorumlu olabilmesi için herşeyden önce hangi
borç için güvence verdiğinin belli olması gerekmektedir. Bu durum
kefalette belirlilik ilkesinin bir sonucudur. Kefalet sözleşmesine ilişkin
metinde açık bir şekilde kefilin sorumlu olacağı borç yer alabileceği
gibi bazen hangi borç için kefil olunduğunu anlaşılmayabilir. Örneğin
51
Doktrinde, kabul beyanının kanunda öngörülen şekle uygun olmaması halinde, söz-
leşmenin 1.-urulacağı ancak yapılan sözleşmenin geçerli olmayacağı kabul edilmektedir.
OĞUZMAN/ÖZ, Cilt I, s.67.
bir kira sözleşmesinde ınüteselsil kefil olunması durumda kefil, kefalet
sözleşn1esinde açıkça kira sözleşmesinden kaynaklanan hangi borca kefil
olunduğunu belirtilıneınişse kefalet borcunun kapsamı ne olacaktu-? Ke-
fil, kefalet sözleşnıesinde belirtilen azami miktara kadar tüm borçlardan
mı sorunılu tutulacak yoksa sorumluluk ödenmeyen kira bedellerini mi
kapsayacak1:ır? Böyle bir durumda kefalet sözleşmesinin yorumlanması
yöntenıiyle kefilin gerçek iradesi belirlenerek, hangi borçtan sorumlu
olacağı anlaşılmaya çalışılacaktır.
Kefalet sözleşmesinde genellikle yalnızca kefilin borç altına girmesi
ve çoğu zaman kefalet sözleşmesinin ivazsız olınası nedeniyle sözleş-
menin yorumunda, kefilin objektif iyi niyet kurallarının korumasından
yararlanması gerektiği kabul edilınektedir
52
. Bu doğrultuda sözleşmenin
l.·urulınası esnasında kefilin hangi borç için güvence verdiği anlaşılıyorsa
o borçtan sorumlu tutu1acaktır
53
• Ancak kefilin kefalet sözleşmesinden
bir menfaat elde ettiği veya belli bir ivaz karşılığı sorumluluk üstlendiği
durumlarda, iyi niyet kurallarının korumasından yararlanması uygun
olmayacaktır5
4
.
Kefalet sözleşmesinin yorumlanmasında hangi olgulardan yarar-
lanılması gerektiğine ilişkin doktrinde farklı görüşler ileri sürülmüştür.
İsviçre ve Türk hukukundaki baskın görüşe göre, kefalet sözleşmesinin
yorumlanmasında yalnızca kefalet belgesiyle bağlı kalınmamalı, kefalet
metni dışındaki diğer tüm hususlardan yararlanılmalıdır. Bu görüş kapsa-
mında herhangi bir olgu, kefalet metninde yer almamakla birlikte tarafla-
rın gerçek iradesini yansıtıyorsa, bu olguya dayanarak kefalet sözleşmesi
yorurnlanabilir5
5
• Fikrimizce de kefalet sözleşmesinin yorumlanmasında,
kefalet belgesine dayanmayan sözleşme dışı olgulardan da yararlanılabi-
leceğine ilişkin görüş isabetlidir. TBK md. 19/ f.1
56
hükmüne göre sözleş-
52
BECK, Art. 492, N. 47; REİSOĞLU, Kefalet, s. 62; ÖZEN, Kefalet, s.163.
53
REİSOĞLU, Kefalet, s. 63.
54
O
••
ZEN, Kefalet, s. 163.
55
BECK, Art. 492, N. 48; OSER/SCHÖNENBERGER, Art. 492, N. 86; REİSOĞLU,
Kefalet, s. 62-63; ÖZEN, Kefalet, s. 165-167.
56
TBK md. 19/f.l 'deki düzenlemeye göre "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlen-
mesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için
104 Tiirk Borçlar Hııkııkımda Miitcsclsil Kefalet Sözleşmesi
melerin yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını
gizlemek için l-ullandıkları ifadeler yerine, gerçek iradelerinin bulunması
esas alınacaktır. Bu doğrultuda tarafların gerçek iradelerinin ne oldu-
ğunun belirlenmesi adına, sözleşme dışı olgulardan da yararlanılması
gerekecektir. Bu olguların kefalet metninde bir dayanağının bulunup
bulunmadığının ise bir önemi yoktur. Zira başvurulan olguların mutlaka
kefalet belgesinde bir dayanağının bulunmasını aramak, yapılacak yoru-
mun kapsamını çok daraltacak ve çoğu zaman gerçek iradenin bulunma-
sından uzaklaştıracaktır.
C. Müteselsil Kefil Olma İradesinin Yorumlanması
Kefalet sözleşmesinin yorumlanmasında önemli olan bir diğer bir
husus ise müteselsil kefil olma iradesinin belirlenmesidir. Ancak bunun
için öncelikle sözleşmenin kefalet sözleşmesi olup olmadığının belirlen-
mesi gerekir. Kefil olma iradesinin varlığı da sözleşmenin kefalet olarak
nitelendirilip nitelendirilmemesinde büyük önem taşımaktadır. Daha
önce de belirtildiği gibi TBK md. 19/ f.1 gereğince sözleşme yorumla-
nırken, tarafların sözleşmeyi nitelendirmek için kullandığı yanlış veya
yanıltıcı ifadeler dikkate alınmayacak, tarafların gerçek iradeleri araştırı-
lacaktır. Bu doğrultuda sözleşmenin kefalet sözleşmesi olduğunu kabul
etmek için içerisinde "kefalet" kelimesinin yer aldığı ifadeleri aramak
gerekmeyecektir5
7
. Uygulamada, kefil olmak isteyen bir kimsenin "ga-
ranti ediyorum" şeklinde bir ifade kullanmasına ya da bağımsız bir so-
rumluluk üstlenmek isterken kefil olma ifadesine yer verilmesine sıklıkla
rastlanmaktadır5
8
. Bu noktada tarafların kullandığı kelimelere göre değil,
yoruma göre nitelendirme yapmak gerekecektir. Ancak yorum yaparken
de ikili bir ayırıma gidilmeli ve kişiye yönelik subjektif esaslar dikkate
alınmalıdır. Zira taraf iradeleri yorumlanırken, hukuki bilgisi eksik ve iş
tecrübesi az olan bir kimseyle, tecrübeli ve hukuki anlamda tam bir do-
nanıma sahip kimsenin kullandığı ifadeleri bir tutmak doğru olmayacak-
kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerini esas alınır':
s
7
BECK, Art. 492, N. 49; GİOVANOLİ, Art. 492, N. 4; DEVELİOĞLU, Bağımsız Garan-
ti, s. 227; ÖZEN, Kefalet, s. 168.
58
GİOVANOLİ, Art. 492, N. 4; DEVELİOĞLU, Bağımsız Garanti, s. 228-229.
1
Müte$CL