TÜRK HUKUKUNDA TEBLİGATA İLİŞKİN
GÜNCEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
NOTIFICATION RELATED CURRENT PROBLEMS
IN TURKISH LAW AND PROPOSED SOLUTIONS
Nesibe KURT KONCA
*
Özet: 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu, pek çok
değişiklik geçirmesine rağmen uygulamada ortaya çıkan sorunların
çözümünü sağlayamamaktadır. Tebligatın zamanında ve usulüne uy-
gun bir şekilde yapılmaması, adil yargılanma hakkının ve usul ekono-
misi ilkesinin ihlaline yol açmaktadır. Dolayısıyla, tebligat sorunları-
nın çözümlenmesi, yargının etkinliğinin sağlanması açısından büyük
önem taşımaktadır. Bu çalışmada, tebligat alanında yaşanan güncel
sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Tebligat sorunlarının kaynakla-
rı, mevzuat, tebligat sürecine katılan ilgililer, elektronik tebligat ve
tebligat giderleri bakımından kategorize edilmiştir. Bu sorunların gi-
derilmesi için, somut çözüm önerileri sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Tebligat, adli tebligat, elektronik tebligat,
tebligat giderleri, adil yargılanma hakkı, usul ekonomisi.
Abstract: Despite many amendments, Notification Law (num-
bered 7201 and dated 11.02.1959) cannot provide solutions to the
problems that arise in practice. Notifications not made in a timely
and proper manner lead to the infringement of both the right to
a fair trial and the principle of procedural economy. Hence, the re-
solving of the notification problems is of paramount importance in
terms of ensuring the effectiveness of the judiciary. This study at-
tempts to determine the current problems experienced in the noti-
fication area. The sources of the notification related problems have
been categorized in terms of the legislation, the relevant persons
involved in the notification processes, electronic notification and
notification costs. Realistic and applicable solutions have been pro-
posed to overcome these problems.
Keywords: Notification, judicial notification, electronic noti-
fication, notification costs, the right to a fair trial, the principle of
procedural economy.
1
*
Yrd. Doç. Dr., Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medenî Usûl ve İcra-İflâs
Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, nkurt@cankaya.edu.tr .
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 240
I. GİRİŞ
Tebligat, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması
için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun bir
biçimde (elektronik ortam da dahil) yazı veya ilan yoluyla yaptığı bel-
geleme işlemidir
1
. Tebligatın iki boyutu vardır. İlk olarak tebligat ile
ilgili kimse bir hukukî işlem hakkında bilgilendirilir. Ancak, bilgilen-
dirme işleminin tebligat olarak nitelendirilmesi için, belgelendirilmesi
gerekmektedir. Belgelendirme, diğer bir ifade ile tesvik tebligatın ikin-
ci boyutunu teşkil eder
2
.
Tebligat, adil yargılanma hakkının (AY. m. 36) gerçekleştirilmesi
bakımından büyük önem taşır
3
. Adil yargılanma hakkının bir unsuru
olan hukukî dinlenilme hakkı, hak sahiplerinin hukukî bir prosedür-
de (dava, icra takibi veya çekişmesiz yargı işi vb.), tarafların prosedür
hakkında bilgi sahibi olmalarını gerektirir. Bu gereklilik tebligatla
sağlanır. Bu bağlamda tebligat, hukukî dinlenilme hakkının gerçekleş-
1
Ejder Yılmaz / Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Ankara 2013, 39.
2
Sabri Şakir Ansay, Hukuk Yargılama Usulleri, Ankara 1960, s. 166; Bilge, Necip/
Önen Ergun: Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1978, s. 319; Postacıoğlu, İlhan
E.: Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1975, s.478; Üstündağ, Saim: Medenî
Yargılama Hukuku, C. I-II, İstanbul 2000, s. 427; Alangoya, Yavuz/ Yıldırım, M.
Kamil/ Deren-Yıldırım, Nevhis: Medenî Usûl Hukuku Esasları, İstanbul 2011, s.
177; Deliduman, Seyithan: Son Değişikliklere Göre Gözden Geçirilmiş, Güncellen-
miş ve Kısmen Genişletilmiş Tebligat Hukuku Bilgisi, Ankara 2012, s. 15; Hanağası,
Emel/ Özekes,Muhammet, Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku (Ed. Doğan Gökbel),
Eskişehir 2012, s. 87; Akil, Cenk “ 11. 1. 2011 Gün ve 6099 Sayılı Kanun ile 7201
Sayılı Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler”, TBBD, 2012/ 101, s. 249; Özbay,
İbrahim: “6099 Sayılı Kanun ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönet-
melik Çerçevesinde Tebligat Hukukundaki Son Değişiklikler”, EÜHFD, C. XVI, S.
1–2 2012, s. 115; Ruhi, Ahmet Cemal: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 15; Muşul,
Timuçin, Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 41; Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/
Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 168; Kuru, Baki/Yıl-
maz, Ejder/Arslan Ramazan: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s.725.
3
“Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Hukukî dinlenil-
me hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunma-
larını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Taraf teşkilinin sağlanması adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Davalının
yurt dışında ikamet ettiğini, yazın ise geçici olarak tebligattaki adreste bulunduğu-
nu, gerekçeli kararı bu sebeple tebliğ aldığını savunması karşısında davalıya dava
dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden sonuca gidilmiş olması doğru
değildir. Bunun sonucu olarak, davalının eldeki davada savunma hakkını kullana-
madığı ortadadır. Usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliği ile taraf teşkili
sağlandıktan sonra yanların gösterecekleri kanıtların toplanması ve sonuca göre
karar verilmesi gerekir.” 1. HD. E. 2013/1348, K. 2013/2439, T. 21.2.2013, (Kazancı
İçtihat Bilişim Bankası- 19.02.2014)
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 241
tirilmesini temin eder
4
. Hak arama süreci tebligat ile başlar ve tebligat
ile sona erer. Ayrıca, tebligatın kısa sürede yapılması, yargılamanın
makul sürede
5
tamamlanmasını sağlar
6
. Ülkemizde, yargılama süre-
lerinin uzun olmasının temel sebeplerinden biri tebligat işlemlerinin
kısa süre tamamlanamamasıdır
7
. Tebligat giderleri de yargılamada
önemli gider kalemlerindendir. Tebligat, usul ekonomisi ilkesi (AY. m.
141,son) ile de yakın ilişki içerisindedir.
Tebligatın ulaştırılması ve yapılabilmesi, devletin egemenlik gü-
cünün bir tezahürüdür
8
. Bir devletin, topraklarında yaşayan insanlara
tebligat yapamaması, devlet egemenliğine ilişkin şüphelerin oluşma-
sına yol açar. Ülkemizde tebligatın yapılamadığı bir coğrafi alan bu-
lunmamaktadır. Ancak, muhatabın adresinin doğru bir şekilde belir-
lenmesine ilişkin güçlükler yaşanmaktadır. Bu bağlamda, 5490 sayılı
Nüfus Hizmetleri Kanunu
9
(NHK.) ile benimsenen Merkezî Nüfus
İdaresi Sistemi (MERNİS) ile bu kapsamda oluşturulan Adres Kayıt
Sistemi’nde (AKS) bulunan yerleşim yeri adreslerinin güncel ve doğ-
ru olması gerekmektedir. Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan
yerleşim yeri adresinin gerçeğe uygun olmaması, hukukî dinlenilme
hakkının gerçekleşmesine engel olmaktadır. Muhatabın adres kayıt
sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunmaması ve adresinin meçhul
olması, ilanen tebligat yapılmasına yol açmaktadır. İlanen tebligat ise,
yargılama giderlerini artırmakta ve zaman kaybına yol açmaktadır.
Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi’nin amaçlandığı gibi çalışabilmesi için,
vatandaşların kimlik ve adres bilgilerini güncel ve gerçeğe uygun bir
suretle bildirmelerinin sağlanması gerekmektedir.
4
Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukukunda Hukukî Dinlenilme Hakkı, Ankara
2003, s. 98; Hanağası/Özekes, s. 88; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s.167.
5
Makul sürede yargılama hakkının ihlali bakımından tebligat işlemlerinin önemine
ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’nin 2012/673 sayılı ve 19.12.2013 tarihli kararı
manidardır, bkz. http://www.kararlar.anayasa.gov.tr/kararYeni.php?l=manage_
karar&ref=show&action=karar&id=10000728&content= (07.03.2014).
6
Muşul, s. 9.
7
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 732; Ruhi, s. 18; Muşul, s. 15; Yılmaz/Çağlar, s. 7; Tanrı-
ver, Süha: “Hukuk Yargısında Etkinliğin Sağlanması İçin Alınması Gereken Ön-
lemler Üzerine”, AÜHFD, Y. 2000, C. 49, s. 75; Kavasoğlu, Abdurrahman: “Uygu-
lamada Tebligat Sorunları Nedeniyle Davaların Sürüncemede Kalması Sorununa
Çözüm Önerileri ve Mahalle Muhtarlıkları”, Toplumsal Güvenlik ve Yerel Siyaset
Dergisi, 2008 Nisan, S. 28, s. 92.
8
Hanağası/Özekes, s. 88.
9
RG. T. 29.04.2006 S. 26153.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 242
Uygulamada tebligat işlemlerine ilişkin pek çok sorun yaşanmak-
tadır. Bu sorunların temelinde toplumda tebligat algısının bulunma-
ması yatmaktadır. Bireyler, tebliğ evrakını kabul etmenin kendi aleyh-
lerine hüküm doğuracağına ilişkin bir genel kanıya sahiptir
10
. Her bir
spesifik tebligat sorunu tespit edilerek mevzuat değişikliği veya eğitim
faaliyetleri ile bu sorunlar çözülse dahi, bireylerdeki tebligat algısının
değiştirilmemesi, tebligata ilişkin başka sorunlara yol açacaktır. Bu
bağlamda, tebligat sorunlarını çözmede temel felsefe toplumdaki tebli-
gat algısını değiştirmek olmalıdır. Tebligatın muhatabın hukukî dinle-
nilme hakkını, bu bağlamda adil yargılanma hakkını gerçekleştirmek
için temel araç olduğu bilinci yaratılmalıdır. Tebligatın yapılması zo-
runluluğu topluma anlatılmalıdır. Tebligatta kamu otoritesinin gücü
uygulamaya geçmelidir.
Tebligata ilişkin sorunların kaynağı çok çeşitlidir. Bir kısım so-
runlar mevzuattan kaynaklanmaktadır. Ancak, temel sorun insan
faktöründe ortaya çıkmaktadır. Tebligat sürecine katılanlar kişilerden
kaynaklanan değişik sorunlar aşağıda tespit edilmeye ve çözüm öne-
risi sunulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, çalışmadaki tespitler ülke içinde
yapılan tebligatlarla sınırlı olacaktır. Yabancı ülkelere tebligat yapılma-
sına ilişkin sorunlar kendine özgü kapsam ve içeriğe sahip olduğu için
bu çalışmada ele alınmayacaktır.
II. MEVZUATA İLİŞKİN SORUNLAR
A. GENEL OLARAK
Tebligata ilişkin temel düzenleme, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayı-
lı Tebligat Kanunu’dur. Bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, 25.01.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Tebligat Ka-
nununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Ayrıca,
19.01.2013 tarihli Resmi Gazete yayımlanan Elektronik Tebligat Yö-
netmeliği ile elektronik ortamda yapılacak tebligatlara ilişkin usul ve
esasları düzenlenmiştir
11
. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü,
10
Ruhi, s. 597.
11
Tüzükle düzenleme yapılmasının vatandaşlara daha fazla hukukî güvence sağlaya-
cağına ilişkin olarak bkz. Akil, s. 263. Ayrıca, Adliyeler sebebiyle Adalet Bakanlığı,
tebligat yetkisi sebebiyle Maliye Bakanlığı, PTT sebebiyle Ulaştırma Bakanlığı, Mer-
nis, muhtarlık, belediyeler sebebiyle İçişleri Bakanlığı, büyükelçilik ve konsolosluk-
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 243
tebligat işlemlerinin usul ve esaslarını “Tebligat İşletme Esasları”
12
ile
düzenlemiştir.
Tebligat Kanunu, 1959 yılında kabul edilmesinden bu yana pek
çok değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler, tebligat sorunlarına tam
anlamıyla çare olamamıştır. Yapılan değişiklikler beraberlerinde yeni
sorunlar yaratmıştır. Diğer taraftan Kanun’un kabul edildiği zaman
kullanılan dil eskimiştir. Günümüzde kullanılan hukuk diline uygun
bir dilin kullanılması gerekir. Yapılan değişiklikler Kanun’un bütün-
lüğünü bozmuştur. Maddeler arasında uyum sorunu vardır. Örneğin,
20 ve 21’inci maddelerin ilk fıkrası birlikte uygulanabilirken, 21’inci
maddenin ikinci fıkrası birlikte uygulanmamaktadır.
Vergi Usul Kanunu’nda tebligata ilişkin çok sayıda hüküm bulun-
maktadır. Vergi tahsilatlarına ilişkin tebligatlar Vergi Usul Kanunu’na;
vergi uyuşmazlıklarını konu alan yargılamalara ilişkin tebligatlar ise
Tebligat Kanunu’na göre yapılmaktadır. Vergi Usul Kanununun tebli-
ğe ilişkin hükümleri ile Tebligat Kanunu arasında uyum sağlanması
için kanuni düzenleme yapılması gerekmektedir.
İcra ve İflas Kanunu’nda da tebligat yapılmasına ilişkin yüzden
fazla düzenleme vardır. Bu düzenlemeler uyarınca, icra dairelerince
yapılacak tebliğler, kural olarak Tebligat Kanunu hükümlerine göre
yapılır (İİK m. 21). Ancak, çeşitli hükümlerde, ayrıksı düzenlemeler
öngörülmüştür. Özellikle, İcra ve İflas Kanunu’nun 148/a ve 150/ı hü-
kümlerinde adres değişikliğinin bildirilmemesi Tebligat Kanunu mad-
de 35’ten farklı düzenlenmiştir
13
. Tebligat sisteminin bütünlüğü açısın-
dan yeknesak düzenlemeye gidilmelidir.
Ülkemizde mahalle, cadde ve sokak isimlerinin sıklıkla değişti-
rilmesi, bu bağlamda farklı sebeplerle bina numaralarının değişmesi
adres tespitini güçleştirmektedir
14
. Bir binanın kapısı üzerinde birden
lar sebebiyle Dışişleri Bakanlığı, jandarmanın kolluk görevi sebebiyle Milli Savunma
Bakanlığı gibi farklı idari birimleri ilgilendiren tebligat işlemlerinin sadece Adalet
Bakanlığı tarafından çıkartılan Yönetmelik’le düzenlenmesi ayrıca eleştirilmiştir.
Bkz. Akdağ, Sami: “Klasik Tebligat Sorunlarının Elektronik Tebligat Sürecine Etkile-
ri”, İBD. C. 87, S. 1, s. 271, 272; Şahin, Cenk-Tebligat Tartışmalar, s. 143.
12
http://www.ptt.gov.tr/?wapp=legislation_tr&open=2 ( 05.02.2014).
13
Okay Durman, “Güncel Tebligat Sorunları Hakkında Öneriler”, MİHDER. C. 8 S.
22, 2012/2, s. 69.
14
Örneğin Ankara’da Öveçler 4. Cadde’nin adı önce 1042. Cadde olarak değiştiril-
miştir. Daha sonra Kabil Caddesi adı verilmiştir. Ancak, halk arasında hala eski
adıyla 4. Cadde olarak anılmaktadır.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 244
fazla numaranın bulunması gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır
15
. Bu tür
değişikliklerin sık sık olması, sistemi işlemez hale getirmektedir. Ma-
halle, cadde ve sokak isimlerinin değiştirilmesi sınırlandırılmalıdır.
Değişiklik yapılması durumunda da, posta dağıtım sistemi, eski isim-
lere uygun olarak yapılan tebligatı ulaştıracak şekilde tasarlanmalıdır.
Eski isimlerin yeni karşılığı dağıtım sisteminde bulunmalıdır. Bu bağ-
lamda adres standardının
16
bir an evvel ülke genelinde uygulanması
gerekmektedir
17
.
B. TEBLİGAT ARAÇLARINA İLİŞKİN TARTIŞMALAR
Faks yoluyla tebligat yapılması tartışmalıdır
18
. Tebligat Kanunu
madde 7 uyarınca, “tebligat uçakla veya postada kullanılan diğer seri
veya hususi vasıtalarla veya muhtelif işaretli telgraflarla da yaptırılabi-
lir”. “Hususi vasıtalar” kapsamına faksın dahil olup olmadığı konu-
sunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.
Akcan, faks ile tebligat yapılabileceği, Tebligat Kanunu madde
7’nin buna imkân verdiği görüşündedir
19
. Yılmaz/Çağlar, tebligatı çı-
15
Muşul, s. 14.
16
Türk Standartları Enstitüsü tarafından 20 Temmuz 2006 tarihinde 14142 sayılı do-
küman ile adres standardı belirlenmiştir. Bu doğrultuda 31.07.2006 tarih ve 26245
sayılı Resmi Gazete’de Adres ve Numaralamaya İlişkin Yönetmelik yayımlanmış-
tır. Numaralama işlerinin bu Yönetmelik hükümlerine göre, belediye sınırları ve
mücavir alan sınırları içinde belediyeler, büyükşehir belediye sınırları içinde bü-
yükşehir belediyeleri, bu alanlar dışında il özel idareleri tarafından yapılıp yapıl-
madığı, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda
valilik ve kaymakamlıklar aracılığıyla takip edilir,
17
“Adres standardı, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğünün takip ve sorumluluğun-
da; Genel Müdürlük, Türkiye İstatistik Kurumu, Türk Standartları Enstitüsü ve
ilgili diğer kuruluşlarca ortaklaşa belirlenir. Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü
tespit edilen standardın il özel idaresi ve belediyelere bildirilmesinden sorumlu-
dur. Kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler adres ile ilgili iş ve işlemlerinde adres
standardına uymak zorundadır.” (NHK. m. 48 (2)). İl özel idaresi ve belediyeler
sorumluluk alanlarındaki adres bileşenlerini adres standardına uygun olarak ta-
nımlayıp bunlara değiştirilemeyecek sabit tanıtım numarası vererek mahallindeki
bütün adresleri kapsayacak şekilde adres bilgilerini oluşturmakla yükümlüdür.
Herhangi bir sebeple sabit tanıtım numarası dışında adres bileşenlerinde yapılan
değişiklikler de il özel idaresi ve belediyelerce takip edilerek ulusal adres veri ta-
banına işlenir. (NHK. m. 49 (1)).
18
Recep Akcan, “Çağımızdaki ve Gelecekteki Vasıtalarla Tebligat Yapılması (Tebli-
gat Kanunu Madde 7 Üzerine İnceleme)”, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, Anka-
ra 2010, C.1 (s. 41-61), s. 49.
19
Recep Akcan, “Faks ile Tebligat Yapılması Sorunu”, 75. Yaş Günü İçin Prof. Dr.
Baki Kuru Armağanı, Ankara 2004, s. 1-10), s. 4.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 245
karan merciin tebligatı doğrudan doğruya faksla muhataba gönder-
mesi halinde, tebliğ evrakının muhataba ulaşıp ulaşmadığını hukukî
anlamda tespit etmenin imkânsızlığı karşısında, faksla tebligat yapıl-
masının mümkün olmadığı görüşünü savunmuşlardır
20
. Muşul, faks-
lanmış tebliğ tutanağı altındaki imzanın muhatap tarafından inkâr
edilmesi halinde imza incelemesinin sağlıklı bir şekilde yapılmasının
mümkün olamayabileceği görüşündedir
21
. Akkan’a göre ise, tebliğ ev-
rakının, muhatabın adresinin bulunduğu posta merkezine ulaşması
için faks kullanılması ve faks metninin (tebliğ evrakının) ilgili posta
merkezinde tebliğ mazbatalı zarfa konularak posta memuru aracılı-
ğıyla tebligat yapılması mümkündür
22
.
Yargıtay içtihadı ise, Tebligat Kanunu’nda faksla tebligat yapılma-
sına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple, faksla aracıyla tebligat
yapılmasının usulsüz olduğu yönündedir
23
.
Bize göre, Tebligat Kanunu madde 7 hükmü, çeşitli vasıtalarla
tebligata imkân vermekle birlikte, faksla yapılan bildirimin belgelen-
dirilmesi işlemine ilişkin şüphelerin varlığı, faksla tebligatı mümkün
kılmamaktadır. Tebligat hukukuna ilişkin kurallar, hukukî dinlenil-
me hakkını, adil yargılama hakkını ilgilendirdiği için kamu düzenine
ilişkindir. Bu sebeple, tebligat hukuku alanında düzenlemelerin dar
yorumlanması ve kıyas yoluyla genişletilmemesi gerekmektedir.
C. TEBLİGAT KANUNU MADDE 20, 21 VE 35’E İLİŞKİN
SORUNLAR
Tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır (Teb. K. m. 10,
I). Bilinen en son adres kavramı, yerleşim yerinden farklıdır; daha ge-
20
Yılmaz/Çağlar, s. 115.
21
Muşul, s. 14.
22
Mine Akkan, “Elektronik Ortamda Tebligat Yapılmasına İlişkin Gelişmeler”, Ha-
luk Konuralp Anısına Armağan, C. 1, Ankara 2009, s. 37; Ruhi, s. 100.
23
“Dava, prim alacağı nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin iptali ve takibin durdu-
rulması talebine ilişkindir. Kazai merciler, katma bütçeli daireler, belediyeler, köy
hükmi şahsiyetleri, barolar, noterler tarafından yapılacak tebligatların PTT veya
memur marifetiyle yapılması gerekir. Tebligat Kanununda faks çekmek suretiyle
tebligat yapılacağı hakkında bir hüküm yoktur. Bu nedenle faks çekmek suretiyle
yapılan tebligat usule uygun değildir. Açıklanan hususlar göz önünde bulundu-
rulmadan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.” HGK., E. 2001/21-359, K.
2001/361, T. 11.4.2001(Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 20.02.2014).
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 246
niş bir içeriğe sahiptir
24
. Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma ni-
yetiyle oturduğu yerdir (TMK. m. 19,I). Bilinen son adresin süreklilik
arz etmesi, kişinin orada oturması gerekmez. İlgilinin iş yeri adresi,
bilinen son adres niteliği taşıyabilir. Bilinen en son adresin tespitinde,
tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya
da mevcut belgeler esas alınır
25
.
Bilinen son adresin tespitinde yaşanan güçlükler, tebligatın yapıl-
masını engellemekte, gecikmelere yol açmaktadır
26
. Doktrinde, tebli-
gatın sokak, sinema, lokanta vs. gibi her yerde yapılabilmesine ilişkin
değişiklik yapılması önerilmiştir
27
. Tebligatın yapılabileceği yere iliş-
kin sınırlamanın kaldırılması, tebligat yapılmasını kolaylaştıracaktır.
Muhatabın bulunduğu her hangi bir yerde tebligat yapılması, özellikle
düzenli bir adresi bulunmayan, sürekli olarak adres değiştiren kişiler
bakımından ihtiyaç duyulan bir düzenlemedir.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması
veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde
bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir
ve tebligat buraya yapılır (Teb. K. m. 10, II). Adres kayıt sisteminde ad-
res girişleri tamamlanmadan bu hükmün kabul edilmesi eleştirilmek-
tedir
28
. Adres kayıt sisteminde çeşitli sebeplerle adresi bulunmayan ya
da adres bilgisi yanlış veya eksik kayıt edilmiş vatandaşlar bakımdan
bu hüküm hak kayıplarına yol açmaktadır. Hak kayıplarının engel-
lenmesi bakımından vatandaşların adres kayıt sistemindeki bilgilerini
güncellemeleri konusunda uyarılması gerekmektedir.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup,
muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ay-
rılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar
veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memur-
larına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva
24
Berkin., Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, İstanbul 1981, s. 345; Üstün-
dağ, s. 430.
25
Borçluya ait adresin, alacaklının takdiri ile belirleniyor olması tebligatın muhatap
borçluya ulaşamaması riskini doğurmaktadır. Bkz. Şeker, Hilmi: “Uyum’un Takip
Versiyonu, Yenilik mi Yinelemek mi?”, ABD. 2012/3, s. 380.
26
Muşul, s. 13.
27
Muşul, s. 17; Kavasoğlu, s. 92; Durman, s. 76.
28
Akil, s. 255; Özbay, s. 138.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 247
eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına
29
yapıştırır.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (Teb. K.
m. 21, II). Bu hükümde, durumun en yakın komşularından birine, var-
sa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi zorunluluğunun aranmama-
sı, muhatap bakımından hak kayıplarına yol açabileceği gerekçesiy-
le eleştirilmektedir
30
. Komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı günümüzde,
muhatabın komşularından birine, bildirim yapılması istenilen sonucu
doğurmamaktadır. Yönetici ve kapıcı, her binada bulunmamakta veya
bulunsa bile kendisine ulaşılamamaktadır. Bize göre, kapıya yapıştır-
ma işlemi yeterlidir. Ancak, kapıya yapıştırma işlemi, o adreste mu-
hatapla ilgisi bulunmayan bir kişinin oturması durumunda, o kişinin
rahatsız olmasına yol açmaktadır
31
. Bu rahatsızlık neticesinde, bu kişi-
ler tebligat memuruna karşı kötü muamelede bulunabilmektedir. Ka-
pıya yapıştırma sisteminin, muhatabın tebligata ulaşması bakımından
sağlıklı bir sistem olmadığı aşikârdır. Özellikle o adreste başkasının
oturduğu hallerde kapıya yapıştırma yerine tebliğ evrakının mercie
iadesini öngören kanun değişikliği yapılmalıdır.
Uygulamada, tebligatın çıkartılmasını talep eden taraf, bilinen en
son adresin tebligata elverişli olmadığından bahisle, tebligatı çıkartacak
merciden doğrudan Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre tebligat ya-
pılmasını talep etmektedir. Tebligatı çıkartılmasını talep eden taraf, bi-
linen en son adresin tebligata elverişli olup olmadığını takdir edemez
32
.
Bunu takdir edecek makam Kanun’da açıkça belirtilmemiştir. Bilinen
son adresin tebligata elverişli olup olmadığına esas olarak tebligatı çı-
karan mercii (mahkeme, icra dairesi) karar verecektir. Ayrıca, bilinen en
son adrese tebligat yapılamaması hâlinde Tebligat Kanunu madde 21,
II’ye göre tebligat yapılır (Teb. Yön. m. 16 (2)). Kısaca, Tebligat Kanunu
madde 21, II’nin tebliğ imkânsızlığı durumunda uygulanması gerekir.
Dolayısıyla ilk tebligatın Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre yapıla-
29
Kapı ile kast edilenin apartmanlarda ana giriş kapısı veya daire kapısı olup olma-
dığı anlaşılmamaktadır. Bir başka sorun ise, güvenlik sebebiyle, posta memurları
bazı sitelere ve rezidans gibi bina girememektedir. Bu hallerde kapıya yapıştırma
işleminin nasıl yapılacağına ilişkin belirsizlik vardır, bkz. Daylık, Kadir/Akdağ,
Sami/ Nejla İnekçioğlu -Tebligat Sorunları, s. 36; Ruhi, s. 594.
30
Akil, s. 257; Özbay, s. 143.
31
Ruhi, s. 594.
32
Teoman Salgırtay, “Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler Ve Bir Yargıtay Ka-
rarı Işığında (Yargıtay 12. H.D. 2012 / 32459 E. – 2013 / 3328 K. S. -11.02.2013 T.)
Tebligat Kanunu Uygulamaları” ABD. 2013/4, s. 300.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 248
bilmesi ancak, bilinen son adresin tebligatı çıkartacak mercii tarafından
tebligata elverişli adres olarak kabul edilmemesi halinde mümkündür.
Ancak, Salgırtay, Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre, tebligat yapı-
labilmesi, bilinen son adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesi şartına
bağlı olduğu için, önce adres kayıt sistemindeki adrese normal tebligat
çıkarılması gerektiği görüşündedir. Normal tebligatın iade edilmesi du-
rumunda, Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre, tebligat yapılabilir
33
.
Yargıtay uygulaması da bu yöndedir
34
. Yargıtay, buna gerekçe
olarak geçerli bir mazereti nedeniyle yeni adresini zamanında Nüfus
Müdürlüğü’ne bildiremeyen veya önemli bir mazereti nedeniyle bir kaç
aylığına adresinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşların savunma
33
Salgırtay, s. 302.
34
“Tebligat Kanunu’nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkra ile gerçek kişilere yapıla-
cak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip
alacaklısı (veya davacı tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. İlk
defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir ad-
resi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adres de Tebligat Kanunu’nun
10/1.maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila
tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim
yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat
Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, muhatabın adres
kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine başka adresi bilinmiyor diyerek doğrudan
21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davranış Anayasanın 36.
maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir.
Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi aynı zamanda özünde cezalandırmayı da amaç-
layan bir düzenleme içermektedir. Yasa koyucu 5490 Sayılı Kanuna göre doğru adre-
sini zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne bildirmeyen vatandaşı cezalandırmak amacını
gütmüştür. Tebligat Yasasının dar yorumlanması, geçerli bir mazereti nedeniyle yeni
adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne bildiremeyen veya önemli bir mazereti
nedeniyle (yatarak hastanede tedavi gören hasta gibi) bir kaç aylığına adresinden ay-
rılmak zorunda kalan vatandaşın cezalandırılmasına neden olur. Yasanın yorumun-
da yardımcı kaynak olan madde gerekçeleri bu konuda bize ışık tutmaktadır. Tebli-
gat Kanunu’nda değişiklik getiren madde gerekçelerinden açıkça anlaşılacağı üzere
iki veya üç tebligatla sorun çözülmek istenmiştir. Hem yasa metninde, hem yasanın
uygulanmasını gösteren yönetmelikte ve hem de madde gerekçesinde muhatabın sa-
dece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirilmesi
halinde doğrudan 21/2’ye göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bi-
lakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2’ye göre tebligat yapılaca-
ğı önemle vurgulanmıştır. Ayrıca Tebligat Yönetmeliğinin 79.maddesinde T.K.’nun
21/2.maddesine göre çıkarılacak tebligatların açık mavi renkli zarflarla yapılacağının
belirtilmesi bu usulün hemen başvurulacak bir yol olmadığı, istisna olarak ve belirli
şartların oluşması halinde başvurulacak bir tebligat şekli olduğunu da göstermekte-
dir. İlk defa bildirilen adres kayıt sistemindeki adres, tebligat yapılamayacağı açıkça
anlaşılan bir adres olmadığı için, öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak Tebligat
Kanunu’nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesinde muha-
tap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendir-
me işleminin yerine getirilmesi gerekir.” 12. HD., E. 2013/21372, K. 2013/29142, T.
19.9.2013 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 07.03.2014).
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 249
haklarının korunması amacıyla, adres kayıt sistemindeki adrese önce
normal yolla tebligat yapılması gerektiği sonucuna varmıştır. Geçici
olarak tebligat adresinden ayrılma hallerinde Tebligat Kanunu madde
21, II uygulamasında tebligatın kapıya yapıştırmadan onbeş gün sonra
yapılmış sayılmasına ilişkin bir hükümle savunma hakkı korunmuş
olur. Yeni adresini çeşitli nedenlerle zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne
bildiremeyenler bakımından, eski adresine tebligat yapılıp yapılmadı-
ğı hususunda araştırma yükümlülüğü getirilmelidir. Aksi halde, ad-
res kayıt sisteminin sağlıklı ve güncel bir şekilde işlemesi sağlanamaz.
Bilinen son adres ile adres kayıt sistemindeki adresin aynı olması
ihtimali, Kanun’da düzenlenmemiştir. Böyle bir durumda, aynı adrese
iki kez tebligat çıkartılması ve ikinci tebligatın, Tebligat Kanunu madde
21, II’e göre yapılması gerekmektedir
35
. Bilinen son adres ile adres ka-
yıt sistemindeki adres aynı olması halinde, madde 21, II’nin doğrudan
uygulanması usul ekonomisine uygun olacaktır. Bu uygulama için de,
tebligat çıkartılırken tebligat adresinin, adres kayıt sistemindeki ad-
res olduğunun belirtilmesi ve zarfın da mavi zarf olması gerekmekte-
dir. Adres kayıt sisteminin ülke genelinde etkin bir şekilde işler hale
gelmesinden sonra, adres kayıt sisteminde bulunan adreslere yapılan
tebligatlarda doğrudan Tebligat Kanunu madde 21,II uygulanacağına
ilişkin şerh düşülmesi zaman ve iş gücü tasarrufu sağlayacaktır.
Tebligat Kanunu 21, II’ye göre tebligat yapılırken, tebliğ zarfının
açık mavi renkte bastırılması gerekir (Teb. Yön. m. 79 (2)). Ancak uygu-
lamada, avukatlık bürolarının, kendi bürolarının evrakını ayırt etmek
üzere farkı renklerde zarflar kullanıldığı görülmektedir. Bu uygula-
maya son verilmeli; farklı renkte zarflar kesinlikle kabul edilmemeli-
dir. Mavi zarf uygulaması, tebligat memurunda tebligat işleminde far-
kındalığı yaratmak amacıyla öngörülmüştür. Ayrıca, tebligatı çıkaran
mercilerce, “MERNİS” veya “Adres kayıt sisteminden alındı” kaşesi ile
tebliğ zarfı hazırlanmaktadır. Bu uygulama ve uygulamanın dayanağı
olan Tebligat İşletme Esasları’nın madde 36 (4)
36
düzenlemesi Yönet-
melik hükmüne aykırıdır.
35
Salgırtay, s. 316.
36
“Tebliğ çıkarmaya yetkili merciler tarafından işyerlerimize açık mavi renk dışında
tebliğ zarfları tevdi edilmesi halinde de, tebliğ zarfı üzerine muhatap adresinin
Adres Kayıt Sisteminden alındığı elle, kaşe basmak suretiyle veya zarf üzerinde
matbu olarak açıkça belirtilmiş ise, tebliğ memurunca üçüncü paragrafta belirtilen
işlem uygulanır.”
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 250
Tebligat Kanunu madde 21,II’ye göre yapılacak tebligatlarda kar-
şılaşılan bir diğer sorun maddenin kapsamına ilişkindir. Tüzel kişiler
adres kayıt sisteminde yer almadığı için onlara Tebligat Kanunu mad-
de 21,II’ye göre tebligat yapılamaz
37
. Bu şekilde çıkartılan tebligatların,
merciine iade edilmesi gerekir
38
.
Adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinden muhatap
geçici olarak ayrılmışsa, Tebligat Kanunu madde 20 uygulanmalıdır.
Bu maddeye göre, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde
yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa
bu tarihten itibaren onbeş gün sonra tebligat yapılmış sayılır. Bu du-
rumlarda, Tebligat Kanunu madde 21, II doğrudan uygulanmamalıdır.
Ancak, uygulamada, Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre doğrudan
tebligat yapılması, muhatap bakımından onbeş günlük bir süre kay-
bına neden olmaktadır. Tebligat Kanunu madde 20 ile 21 arasındaki
ilişkinin net bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir
39
. Adres kayıt
sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinden muhatap geçici olarak
ayrılmışsa (hastalık, tatil, iş gezisi vb.), madde 20’ye göre tebligat yapı-
lacağı açıkça hüküm altına alınmalıdır.
Geçici olarak ayrılmaya ilişkin olarak tebliğ tarihine ilişkin bir
tartışma vardır. Tebligat Kanunu madde 20 son cümle şu şekildedir:
“Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13,
14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ih-
barname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra
yapılmış sayılır.” Doktrinde, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci
maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihten itibaren onbeş gün son-
ra yapılmış sayılacağı görüşü hakimdir
40
. Aksi halde, muhatap yerine
tebligatı kabul etmeye yetkili kişiler bundan imtina edecekler ve tebliğ
memuru madde 21’i uygulamak zorunda kalacaktır. Bu durum ise, za-
man ve işgücü kaybına yol açacaktır. Muhatap yerine tebligatı kabul
etmeye yetkili kişilere tebliğ evrakının verildiği tarihten itibaren on-
beş günlük süre başlamalıdır
41
.
37
Ruhi, s. 124.
38
Ruhi, s. 607.
39
Nezih Sütçü, “Adli Tebligatla İlgili Sorunlar”, İBD, 2006/5, s 1992; Akil, s. 258;
Salgırtay, s. 306.
40
Sütçü, s. 1995; Yılmaz/Çağlar, s. 362. Salgıtay ise, onbeş günlük ek süre tebligatı
almaktan imtina haline mahsus olduğu; imtina edilmeden tebligat imza karşılığı
alınmışsa, tebliğ tarihinin imza tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği görüşündedir.
Bkz. Salgırtay, s. 305.
41
Şükran Ekecik /Duran,Osman: “Tebligat Kanunu’nun 20. Maddesi Üzerine Dü-
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 251
Geçici olarak ayrılmaya ilişkin beyanın madde 13, 14, 16, 17 ve 18
inci maddelerde yazılı kişiler dışında komşu, kapıcı gibi üçüncü kişi-
lerden öğrenilmesi halinde nasıl bir işlem yapılacağı düzenlenmemiş-
tir. Uygulamada tebliğ memurların özellikle muhatabın komşu veya
kapıcısından aldıkları geçici olarak ayrılmaya ilişkin beyanların tebliğ
mazbatasına geçirilerek altının ilgiliye imzalatıldığı görülmektedir.
Yargıtay, 20’nci maddeye göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin
bulunması ve bu kişinin muhatabın geçici olarak başka bir yere git-
tiğinin belirtilmesinin gerektiğine hükmetmiştir; muhatabın komşu-
nun bu husustaki beyanıyla 20’nci maddeye göre tebligat yapılmasını
usulsüz saymıştır
42
. Doktrin de Yargıtay ile aynı görüştedir
43
. Adreste
kimsenin bulunmadığı ve adreste bulunmama sebebini bilmesi muh-
temel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve
memurlarından muhatabın geçici olarak adresinde olmadığının öğ-
renildiği durumlarda, bu husus imza mukabilinde kayıt altına alınıp
tebliğ evrakı merciine iade edilmelidir.
Tebligat İşletme Esasları m. 54 (5) uyarınca, “muhatabın askere
gittiği, hüküm giydiği veya yurtdışına çıktığının, taşınmak suretiyle
o adresten devamlı olarak ayrıldığının veya o adreste hiç oturmamış
olduğunun öğrenilmesi veya adresin askeri birlik adresi, cezaevi adresi
gibi ikincil bir adres olması halinde de tebliğ evrakının üzerinde adre-
sin Adres Kayıt Sisteminden alındığının açıkça belirtilmiş olması halle-
rinde başkaca adres araştırması yapılmaksızın tebliğ gösterilen adrese
yapılır”. Bu hüküm, hukukî dinlenilme hakkını sınırlandırmaktadır ve
şünceler”, ABD., 2013/3, s. 99.
42
“Somut olayda satış ilanı tebliğ işleminin, “Muhatap geçici İstanbul’a gittiğinden
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre kapısına 2 nolu haber kağı-
dı yapıştırılıp, evrak mahalle muhtarlığına teslim edildi. Komşusu Özlem ...haber
verildi. İmzadan kaçındı.” şerhi ile yapıldığı görülmüştür. Komşunun beyanına
göre muhatabın şehir dışında İstanbul’da olduğu anlaşıldığından şehir dışında-
ki muhataba 21’e göre tebligat yapılamayacağından sözü edilen tebliğ işleminin
usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Tebligat Kanununun 20. maddesine
göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin bulunması, kendisine tebliğ yapılacak
şahsın muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi gerekir. Oysa somut olay-
da satış ilanının tebliğ edildiği adreste hiç kimse bulunmayıp, komşu beyanına
göre adresin kapalı olduğu anlaşıldığından olayda 20. maddenin uygulanması
da mümkün değildir. İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış
ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edil-
memiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.”
12. HD., E. 2011/9908, K. 2011/26273, T. 5.12.2011 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası-
06.03.2014).
43
Yılmaz/Çağlar, s. 361; Ruhi, s. 568.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 252
hükmün değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak, adresin kamulaştırma,
deprem, yangın vb. nedenlerle yıkılmış veya bina özelliğini yitirmiş ol-
ması durumlarında veya muhatap tüzel kişi olmasına rağmen adresin
adres kayıt sisteminden alındığının tebliğ evrakı üzerinde şerh edil-
mesi halinde 21 inci madde uygulanmaz. Mazbataya gerekli şerhler
açık ve ayrıntılı bir şekilde yazılarak çıkaran mercie iade edilir.
Tebligat Kanunu madde 35 hükmü, adli tebligatlarda
44
, adresin de-
ğişmesi halinde uygulanır. Adresini değiştiren gerçek kişiler yenisini
bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit
edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese
ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan
sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha
önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî ka-
yıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Teb-
liğ olunacak evrakın tebliğ mazbatalı kapalı zarf olmaksızın düzen-
lenmesi, tebliğ olunacak hususun herkes tarafından öğrenilebilmesine
imkân vererek özel hayatın gizliliğini ihlaline yol açması sebebiyle
eleştirilmektedir
45
. Bir diğer eleştiri, tebliğ olunacak hususun çok sayı-
da sayfadan oluşması durumunda kapıya yapıştırmanın mümkün ol-
mamasına ilişkindir. Bu olumsuzluklar, tebliğ evrakının muhtar veya
ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına
bırakılmasına ilişkin düzenleme yapılarak giderilebilir
46
.
III. TEBLİGAT SÜRECİNE KATILAN İLGİLİLERDEN
KAYNAKLANAN SORUNLAR
Tebligat, pek çok kişinin katılımıyla gerçekleşen bir hukukî işlem-
dir. Bu haliyle, birbirinin içine geçmiş halkalardan oluşan zincire ben-
zemektedir. Tebligatın yapılmasını talep eden, tebligatı çıkaran mercii,
tebligat görevlisi (posta memuru), muhtar, muhatap ve tebligatı kabul
etmeye yetkili kişilerden kaynaklanan çok çeşitli sorunlar vardır. Aşa-
ğıda bu sorunların belli başlıları tespit edilmeye ve çeşitli çözüm öne-
rileri sunulmaya çalışılacaktır.
44
Adli olmayan tebligatlarda da, Tebligat Kanunu madde 35 hükmünün uygulan-
ması gereğine ilişkin olarak bkz. Durman, s. 73.
45
Sütçü, s. 2000.
46
Sütçü, s. 2001.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 253
A. TEBLİGAT YAPILMASINI TALEP EDENLERDEN
KAYNAKLANAN SORUNLAR
1. Muhatabın adresinin hiç bildirilmemesi, yanlış veya eksik bildiril-
mesi
2. Tebligat yapılmasını talep edenin kendi adresini hiç bildirmemesi,
yanlış veya eksik bildirmesi
3. Tebligat yapılmasını talep edenin adres bilgilerini güncellememesi
4. Tebligatın doğrudan Tebligat Kanunu madde 21,II’ye göre yapılma-
sının istenmesi
5. Tebligat giderlerinin yatırılmaması
6. Tebliğ evrakının usulüne uygun hazırlanmaması, çeşitli renklerde
zarfların kullanılması
Bu sorunların giderilmesi bakımından özellikle avukatların tebli-
gat hukuku alanında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Avukatlık mes-
leğine sınavla girilmesi halinde, bu sınavda tebligat hukuku alanına
ilişkin sorular sorulabilir. Avukatlık stajı sırasında tebligat hukukuna
ilişkin seminerlere katılma zorunluluğu getirilebilir.
Avukatların, UYAP sistemindeki adres bilgilerini güncellememe-
leri para cezası yaptırımına tabi kılınabilir.
B. TEBLİGATI ÇIKARAN MERCİİDEN KAYNAKLANAN
SORUNLAR
1. Dava dosyasının (davacı-davalı) taraflarının ve adreslerinin UYAP
sistemine doğru kaydedilmemiş olması
47
2. Muhatabın adresinin tebliğ evrakına eksik, yanlış veya okunaksız
yazılması
48
3. Tarafların veya adreslerinin değişmesi halinde, usulüne uygun bir
suretle mercie bildirilmesine rağmen, adres güncellemelerinin ya-
pılmamış olması
49
47
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77.
48
Muşul, s. 13.
49
“Yapılan tebligatlardan borçlunun icra takip dosyası kapsamındaki bilinen en son
adresinin icra mahkemesine bildirmiş olduğu adresi olması karşısında bu adrese
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 254
4. Tüzel kişiliklerde, özellikle tasfiye edilmiş şirketlerde şirketi tem-
sile yetkili kişi veya tasfiye memurunun adının kaydedilmemiş
olması
50
5. Tebliğ evrakının doğru zarfla çıkartılmaması, zarfın tebliğ evrakı-
nı alacak büyüklükte olmaması
51
6. Tebliğ evrakının hatalı ve eksik olarak tebliğ zarfına konulması
52
7. Tebliğ zaptının ön yüzüne tebliği çıkaran merciin adresinin eksik,
yanlış veya okunaksız yazılması
53
8. Tebligat çıkarılmasını talep eden taraftan, özellikle gider avansı
yatıran avukatlardan yeniden gider alınması
9. Tebligat elverişsizliğinin veya imkânsızlığının tespit edilmesine
rağmen Tebligat Kanunu madde 21,II’nin uygulanmaması
10. Noterlerin yaptığı tebligatın adli tebligat sayılmaması nedeniyle
Tebligat Kanunu madde 35’e göre tebligat yapamamaları
54
Bu sorunların çözümünde öncelikle tebligatı çıkaran mercilerin
(özellikle yazı işleri ve icra dairesi çalışanlarının), tebligat adresini
belli bir standartta yazmaları için genelge düzenlenebilir. Adres stan-
dardının sağlanması bakımından UYAP ve Adres Kayıt Sistemi veri
bileşenleri kullanılarak, UYAP sisteminin yanlış adres yazımı halinde
otomatik uyarı vermesi sağlanabilir.
Tebligat Kanununun 10. ve 35 /son maddesine göre icra emri ve kıymet takdir ra-
poru tebliğ edilmiş olması nedeniyle söz konusu tebligatlar usulüne uygun ise de,
artık satış ilanının da bu adreste tebliğ edilmesi gerekirken, borçlunun daha önce
bildirdiği ipotek resmi senedindeki adresine satış ilanı tebliğ edilmiş olduğundan
satış ilanı tebliğ işlemi Tebligat Kanunun 10. maddesi gereğince usulsüzdür. Borç-
luya satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesi ise, başlı başına ihalenin feshi
nedenidir.” Bkz. 12. HD. E. 2012/8928, K. 2012/23517, T. 4.7.2012 (Kazancı İçtihat
Bilişim Bankası- 19.02.2014).
50
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77.
51
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 21. Tebliğ zarflarının tebliğ evrakını alabilecek
çeşitli şekil ve büyüklüklerde basılması önerilmiştir, bkz. Durman, s. 77.
52
Durman, s. 77.
53
Muşul, s. 13.
54
Ahmet Paksoy -Tebligat Tartışmalar, s. 115; Ruhi, s. 1022.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 255
C. TEBLİGAT GÖREVLİSİDEN KAYNAKLANAN
SORUNLAR
1. Tebligat mazbatasının yanlış veya eksik bir şekilde düzenlenmesi
(Tebligat K. m. 23; Teb. Yön. m. 35; Teb. İşl. Es. m. 57)
2. Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina hallerinde, meşruhat ve
imza alınmaksızın, tasdik işlemlerinin eksik yapılarak tebligatın
iade edilmesi (Tebligat K. m. 21; Teb. Yön. m. 31; Teb. İşl. Es. m. 52
vd.). Örnek muhtar kaşesi
55
3. Tebligatı kabul etmeye yetkili olmayan bir kişiye tebligat yapılma-
sı
56
. Örneğin apartman yöneticisine, apartman görevlisine, komşu-
ya, aynı apartmanda ve fakat başka bir dairede oturan muhatabın
anne-baba gibi bir yakınına tebligat yapılması
4. Tüzel kişilere yapılan tebligatlarda, tebligatın tüzel kişiyi temsile
yetkili kişiye
57
yapılmaması ve tüzel kişiyi temsile yetkili kişiye
ulaşılamaması halinde bu neden açıklanmayarak işçiye veya çalı-
şana tebligat yapılması
58
55
İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 77.
56
Muşul, tebliğ memurunun tebliğ evrakını verdiği kişinin beyanı ile bağlı olmasın-
dan kaynaklanan yanlışlıklar sebebiyle tebliğin muhataba ulaşmaması üzerinde
durmuştur. Tebliğ memuru, muhatap adına tebligatı kabul etmek isteyen kişinin
beyanını her açıdan araştırma imkânı bulunmadığı için tebliğ evrakını yanlış kişi-
ye vermektedir. Bkz. Muşul, s. 14.
57
Tüzel kişinin adresi dışında, tüzel kişiyi temsile yetkili kişinin şahsi adresinde, yet-
kili tüzel kişi temsilcisine tebligat yapılabilmesi gereği hakkında bkz. Durman, s.
76.
58
Sütçü, s. 1976. “7201 sayılı Tebligat Yasasının 12 ve 13, Tebligat Tüzüğünün 17
ve 18. maddeleri tüzel kişilere yapılacak tebligat hususunu düzenlemiş olup, anı-
lan madde hükümlerine göre tebligatın tüzel kişinin selahiyetli mümessillerine
yapılması, tebligat yapılacak kimselerin herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde
işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde
oldukları takdirde tebliğin tüzel kişinin o yerdeki memur ve müstahdemlerinden
birine yapılması gerekir. Olayımızda; davalı şirket adresine çıkarılan duruşma
gününü bildirir davetiye tebliğ parçasında “gösterilen adreste şirketin yetkili iş-
çisi S.K.’ye tebliğ edildi” şerhinin yer aldığı ve davalının duruşmaya katılmadığı
görülmüştür. Davalı şirketin yetkili mümessillerinin hangi sebeple tebligatı ala-
mayacak durumda oldukları belirtilmeksizin yapılan tebligatın Tebligat Yasası ve
Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yöntemine uygun tebliğ edildiği kabul edile-
mez. Davalıya usulüne uygun duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek
taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken,
yazılı şekilde savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu sebeple bozulmalıdır.” 6. HD., E. 2013/9070, K. 2013/10965, T. 24.6.2013
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 256
5. 35. maddeye göre yapılan tebligatların iade edilmesi
59
6. Çok bilindik bir kuruma yapılan tebligatın iade edilmesi
60
7. Tebliğ alındısı sorgulama yazışmalarında teslim edildiği bildiril-
mesine rağmen tebliğ mazbatasının mahkemeye ulaşmaması
61
8. Tebligatın dağıtıcı memur üzerinde uzun süre kalması
62
9. Tebligat memurunun menfaat temini karşılığında, tebligatı ger-
çekleştirmeyerek, tebliğ evrakını, tebliğ çıkartan mercie iade et-
mesi
63
veya tebligat yapmayı kasten geciktirmesi
10. Hasma
64
tebligat yasağına (Teb. K. m. 39) rağmen hasma tebligat
yapılması
65
11. Dağıtıcıların tebliğ mazbatası üzerindeki meşruhatlarının eksik
veya okunaksız olması
66
12. Tebliğ alındılarının biriktirilip topluca ve çok geç iade edilmesi
67
13. Adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine çıkarılan
tebligatın (Teb. K. m. 21,II; 35) iade edilmesi
(Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 05.03.2014).
59
Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 18; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77.
60
Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 17; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77.
61
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77.
62
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78.
63
Muşul, s. 14; Kaya-Tebligat Tartışmalar, s. 20 .
64
Hasım kavramından ne anlaşılması gerektiği tartışmalıdır. Muşul’a göre, muhatap
adına kendisine tebligat yapılacak kişilerin, muhatapla arasında husumet olma-
ması, menfaat çatışması bulunmaması gerekir; bkz. Muşul, s. 109. Durman’a göre,
Tebligat Kanunu madde 39 hükmünün, alacaklı (davacı) namına çıkartılan tebliğin
borçlu (davalı) tarafından tebellüğ edilmesi halinde veya tam tersi hallerde uygu-
lanması gerekir, bkz. Durman, s. 71. Bizim de katıldığımız görüşe göre, muhatap
ile husumet ilişkisi olanların (davacı-davalı; alacaklı-borçlu) yanı sıra onlarla akra-
balık bağı bulunanlar da hasım sayılır, bkz. Yılmaz/Çağlar, s. 687; Ruhi, s. 1132.
65
Bu sorun, tebliği çıkaran merciin tebligatın içeriğini oluşturan hukukî işlem
bakımından hasım sayılan kişilerin tebliğ evrakına şerh düşülmesi ile giderilebilir.
Özellikle boşanma davalarında tarafların adres kayıt sisteminde yer alan yerleşim
yeri adreslerinin aynı olması durumunda hasma tebliğ yasağının geçerli olduğuna
dikkat çekilmelidir. Hasma tebligat yapılmaması hususunda tebligat memurunu
uyaran bir şerh düşülmelidir.
66
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78.
67
Muşul, s. 13; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78. Özellikle mahkemelerde ve icra
dairelerinde çalışan kalem görevlileri bu alındıların dosyalara takılmasının çok
uzun zaman almasından ve yanlış dosyalara takılmasından kaynaklı sıkıntılarını
dile getirmektedirler.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 257
14. Tebliğ alındısının parçalanmış şekilde iade olunması
68
15. Tarihsiz ve kime tebliğ edildiği belli olmayan alındının iade edil-
mesi
69
16. Tebliğ alındısının mahkemeye ulaşmaması üzerine yapılan yazış-
ma sonucunda tebligatın zayii olduğunun bildirilmesi
70
17. Tebligatın unvan benzerliği olan bir başka kuruma yapılması
71
18. Tebliğ mazbatalarının teslimi esnasında, PTT tarafından hazırla-
nan listenin kontrol edilmemesi sebebiyle, mazbataların yırtık ol-
ması, kaybolması, listede yer almaması gibi çeşitli sebeplerle ilgili
dosyalarına takılamaması
72
19. Tebliğ evrakının kaybedilmesi
73
Bu sorunların çözümünde en temel nokta, tebligat memurlarının
eğitimidir. Tebligat memurları, tebligat konusunda eğitime ihtiyaç
duydukları aşikârdır
74
. Tebligat memurlarının tebliğ sırasında karşı-
laştıkları sorunlar bağlamında, kısa sürede cevap bulabilecekleri el ki-
tapları olmalı ya da telefonla bu hususta bilgi alabilecekleri bir merkez
kurulmalıdır. Tebligat mazbatasının doldurulması hususunda yazının
okunaklı olması bakımından memur seçiminde güzel el yazısı bir kri-
ter olmalıdır.
Tebligat memurlarının adrese kolay ulaşması için teknik destek
sağlanmalıdır. GPS’ten (küresel konumlanma sisteminden) faydalanı-
68
Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 18; İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 78.
69
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78.
70
İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 78.
71
İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 78.
72
Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 25; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78.
73
Tebliğ evrakının kaybedilmesi halinde evrakının yeniden tanzim ve tebliği için
gerekli masraflar, Posta Kanunu’nun taahhütlü gönderilere ilişkin hükümlerine
göre ödeneceği Tebligat Kanunu madde 6’da düzenlenmiştir. Ancak, 06.05.2013
tarih 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile Posta Kanunu yürürlükten kaldı-
rılmıştır. Bu Kanun’da posta gönderilerinin kaybı, çalınması veya hasarı hâlinde
sorumluluk üstlenilmesi evrensel posta hizmeti ilkesi olarak benimsenmiş; ancak,
sorumluluk ayrıca düzenlenmemiştir. Şu anda tebliğ evrakının kaybolması halin-
de meydana gelen zararın tazmini bakımından genel hükümlerin uygulanması
gerekmektedir. Tebligat işlemleri kamu düzenine ilişkin olduğu için kamu yararı
amacıyla, genel hükümlerden farklı olarak, kusursuz sorumluluk ilkesinin açıkça
benimsenmesi ve daha ağır yaptırımların Kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
74
Muşul, s. 15.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 258
labilir. Tebligat memurlarına araç (bisiklet, motosiklet, scooter) tahsis
edilebilir. Tebligat memurlarının sürekli aynı mıntıkada çalışması sağ-
lanarak, bu suretle gelişecek adres bilgilerinden yararlanılabilir.
Doktrinde, tebligat memurlarının tebligatı kısa zamanda, usulüne
uygun yapmaları için tedbir alınmaması tenkit edilmektedir
75
. Tebliga-
tın daha hızlı işlemesini sağlamak amacıyla, tebligatı kısa zamanında
ve usulüne uygun bir şekilde yapmayarak yargılamanın uzamasına
sebebiyet veren tebligat memurları hakkında caydırıcı cezai hükümler
konulması yerinde olacaktır
76
.
D. MUHATAP VEYA TEBLİGATI KABUL ETMEYE YETKİLİ
KİŞİLERDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR
1. Muhatabın adresini gerçeğe aykırı olarak bildirmesi
2. Muhatabın adres bilgilerini güncellememesi, adres değişikliğini
bildirmemesi
77
3. Muhatabın veya tebligatı kabul etmeye yetkili kişinin tebligat me-
murunu tehdit ederek, cebir ve şiddet kullanarak tebligatın yapıl-
masına engel olması
78
4. Muhatabın veya tebligatı kabul etmeye yetkili kişinin geçerli bir
sebep yokken tebligatı kabul etmekten kaçınması
5. Tebligatı kabul etmeye yetkili kişinin tebliğ evrakına zarar verme-
si, okunamaz hale getirmesi
6. Muhatap veya tebligatı kabul etmeye yetkili kişilerin tebligat me-
muruna veya muhtarlara karşı haksız davranışları
7. Tebligat Kanunu madde 13’e göre yapılan tebligatlarda, iş yerinde
hazır bulunan memur veya müstahdemlerin daimi olarak orada
çalışma şartının aranmaması
79
75
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 732.
76
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 732; Muşul, s. 16.
77
Muhatabın avukat olduğu hallerde, adres bilgilerinin UYAP sisteminde sürekli
olarak güncellenmesi, avukatlara yapılacak tebligatlarda tebliğ adresi bakımından
ortaya çıkan sorunları azaltır. Bkz. İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 80.
78
Muşul, s. 14.
79
Sütçü, s. 1978. Tebligat Kanunu madde 13’te yer almayan bu husus Tebligat Ka-
nununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 21’inci maddesinde açıkça düzen-
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 259
8. Avukatın azledilmesi veya istifa etmesi nedeniyle, bu hususta bir
meşruhat yazılarak tebligatın iade edilmesi
80
9. Muhatabın avukat olduğu ve adli tatil sebebiyle avukatın büro-
sunu kapalı tuttuğu hallerde, Tebligat Kanunu madde 21, I hük-
münün uygulanması avukatlar tarafından eleştirilmektedir
81
. An-
cak, adli tatilde tebligat yapılması mümkün olduğu için (HMK m.
103(3)), tatilde olması sebebiyle bürosu kapalı olan avukata tebligat
yapılması mümkündür
82
. Tebligat Kanunu, avukat tarafından ta-
kip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî
çalışma gün ve saatleri içinde yapılmasını öngörmektedir. Adli
tatilde tebligat yapılmamasına ilişkin herhangi bir düzenleme bu-
lunmamaktadır.
Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi
dışındaki diğer adreslerinin (yazlık evi, kışlık evi vb.), tebligat adresi
olarak değerlendirilmesi tartışılabilir. Muhatabın bilinen son adresin-
den başka bir yerde tebliğ yapılabilmesi için, müracaatı veya kabulü
gerekir (Teb. K. m. 10, II). Muhatabın, adres kayıt sitemine diğer adres
bildiriminde bulunması, bu adreslere tebligat yapılmasını kabul ettiği
veya bu bağlamda bir başvuru yaptığı sonucunu doğurmaz. Bu yön-
de bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla, yerleşim yeri adresi
dışında, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan diğer adreslerine
tebligat yapılması Tebligat Kanunu madde 10, II belirtilen istisna hari-
cinde mümkün değildir.
lenmiştir: “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple
mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alama-
yacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan
memur veya müstahdemlerinden birine yapılır”.
80
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79.
81
Ruhi, s. 174; Akil, s. 256; Özbay, s. 139; Dedeağaç, Ender, “Adli Tatil ve Tebligat
Kanunu”, (http://enderdedeagac.blogspot.com.tr/2010/09/adli-tatil-ve-tebligat-
kanunu.html - 28.02.2014),
82
Muşul, s. 15. Akil ise, Tebligat Kanunu’nda avukat bürosunda yapılacak tebligat-
ların resmi çalışma gün ve saatlerinde yapılacağını düzenleyen hükmün, adli tatil-
den sonra avukatın bürosuna tebligat yapılması taleplerine kanuni dayanak teşkil
ettiği görüşündedir; bkz. Akil, s. 256. Ulusal Bayram Ve Genel Tatiller Hakkında
Kanun, adli tatili bir resmi tatil olarak düzenlemediği, adli tatil günlerinin resmi
çalışma günü olması karşısında, adli tatilde de tebligat yapılabileceği için bu görü-
şe katılmamaktayız.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 260
Bu sorunların en temel çözümü vatandaşlarda tebligatın bilincinin
oluşturulmasıdır. Bu bağlamda, bu bilinci oluşturacak kamu spotları-
na başvurulabilir. Tebligat Kanunu’nda suç olarak düzenlenen fiillerin
(Teb. K. m. 53 vd.) yaptırımı ağırlaştırılabilir.
E. MUHTARLARDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR
1. Muhtarların tebliğ evrakını almak ve saklamak için teknik ve mali
alt yapıya sahip olmamaları
2. Muhtarların mesai saatlerinde dahi yerlerinde bulunamaması
3. Muhtarların kendilerine bırakılan tebligatlarla ilgili tuttukları bir
kayıt bulunmaması
83
. Muhatap muhtarlığa gidip tebliğ evrakını
almak istediğinde, bir tebliğ evrakı yığını içinde, ilgili evrak bu-
lunmaya çalışılmaktadır.
4. Muhtarların “T.C. No Yoktur.” ibaresi ile tebligatları iade etmele-
ri
84
. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları Teb-
ligat Kanunu madde 21 uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı
kabule mecburdurlar. T.C. Kimlik numarası araştırması yapamaz-
lar
85
. Muhtarların tebligat işlemleri ile ilgili görev ve yetkileri ko-
nusunda eğitilmesi gerekmektedir.
5. Tüzel kişiliklere yapılan tebliğlerin iade tasdik işlemlerinin yapıl-
maması
86
6. Tebligatın adrese yapılamaması durumlarında muhtara bırakılan
tebligatların muhtarlıklarda kaybedilmesi ve bunun sonucu ola-
rak ilgilinin tebliğ mazbatasını alamadığını mahkemeye gelip be-
yan etmesi
87
7. Kanun’da muhtarlardan başka, “ihtiyar heyeti azasından birine
veyahut zabıta amir ve memurlarına” tebliğ evrakının bırakılabi-
83
Sütçü, muhtarların kendilerine bırakılan tebliğ evrakını aldıklarını ve muhataba
verdiklerini belgeleyecek defter tutma zorunluluğunun getirilmesi gerektiği görü-
şündedir. Bkz. Sütçü, s. 1980.
84
Sütçü, s. 1978; Muşul, s. 18; Ruhi, s. 594; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79.
85
Muşul, s. 18.
86
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79.
87
İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79. Tebliğ evrakının muhtarda kaybedilmesi
durumunda, muhatabın izleyeceği yola ilişkin olarak düzenleme bulunmamakta-
dır.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 261
leceği düzenlenmesine rağmen uygulamada tebliğ evrakını muh-
tarlara bırakmak şeklinde bir teamül yerleşmiş olması
88
Muhtarlar bakımından meydana gelen sorunları çözümünde ilk
öneri, muhtarları tebligat prosedürünün dışında bırakmak olabilir
89
.
Tebliğ evrakı, muhtar yerine PTT şubesine bırakılabilir
90
. Zira, PTT şu-
beleri ülkemizde yaygınlaşmıştır. Tebligat memurunun muhtarlık ye-
rine PTT şubesine tebliğ evrakını bırakması durumunda daha az vakit
ve emek harcayacağı aşikârdır.
Muhtarlar sistemde olacaksa, muhtarlara kesinlikle teknik ve mali
destek sağlanmalıdır. Muhtarlıklarda tebliğ evrakını saklamak için ar-
şiv sistemi olmalıdır. Türkiye’de Mahalle Yönetimi – 2013 Araştırması
Çalıştayı Sonuç Bildirgesi
91
’nde, resmi tebligatlara ilişkin hizmetlerde
PTT ve muhataba ilişkin sorunların giderilmesi ve diğer kurumlardan
gelen iş yükünün (PTT) mali desteğe yansıtılması gereği belirtilmiştir.
IV. ELEKTRONİK TEBLİGATA İLİŞKİN SORUNLAR
Günümüzde, internetin günlük hayattaki yeri oldukça artmıştır.
Elektronik ortamda iletişim kurulması, hızlı ve ucuz olması sebebiyle
yaygınlık kazanmıştır. Bu teknik gelişme, tebligatın elektronik yolla
yapılabilmesi hususunun düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu bağlam-
da, 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl-
masına Dair Kanun ile Tebligat Kanunu’na “Elektronik Tebligat” kenar
başlıklı 7/a maddesi eklenmiş ve elektronik ortamda tebligat yapılabil-
mesi kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ayrıca, Elektronik Teb-
88
Emniyet Genel Müdürlüğü, karakollarda polis memurlarının tebliğ evrakıyla meş-
gul edilmelerini kamu yararına aykırı olmasını buna gerekçe gösterilmektedir,
bkz. Samedi, Seher- Tebligat Tartışmalar, s. 104. Emniyet
89
Kavasoğlu, s. 92.
90
Sütçü, tebligatın muhtardan evvel zabıta amir ve memurlarına bırakılması imkânı
tanıyacak kanuni düzenleme yapılmasını önermektedir. Buna gerekçe olarak,
muhtarların her zamanda yerinde bulunmaları mümkün değil iken, zabıta, nö-
betçi amir ve memurlar yirmidört saat çalışmakta olmalarını haklı olarak ileri
sürmektedir. Bkz. Sütçü, s. 1980. Kavasoğlu ise, Alman hukukunda olduğu gibi
nüfus yoğunluğuna göre bir veya birkaç mahallenin ikamet sicilini tutan, nüfus
müdürlüklerine bağlı mahalle büroları kurulmasını önermektedir. Adresinde bu-
lunmayanlara yapılacak tebligat, resmi ikamet sicilini tutan mahalle bürolarına
yapılmalıdır. Bkz. Kavasoğlu, s. 92.
91
http://www.yerelnet.org.tr/resimler/ekler/calistay-sonuc-bildirgesi.pdf (04.03
.2014)
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 262
ligat Yönetmeliği
92
ve Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik
93
Resmi Gazate’de yayımlanarak yürür-
lüğe girmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Kayıtlı Elektro-
nik Posta Sistemi ile İlgili Süreçlere ve Teknik Kriterlere İlişkin Tebliğ
94
ile Kayıtlı Elektronik Posta Rehberi ve Kayıtlı Elektronik Posta Hesabı
Adreslerine İlişkin Tebliğ’i
95
yayımlayarak, kayıtlı elektronik posta sis-
temine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesini sağlamıştır.
Elektronik tebligat, bilgisayar yazılımı ortamında hazırlanmış bir
belgenin, internet üzerinden, elektronik posta yoluyla iletilmesidir
96
.
Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nde, elektronik tebligat, Yönetmelik
kapsamına uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligat olarak
tanımlanmıştır. Bu tanım yeterli açıklıkta değildir. Bununla birlikte,
Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin elektronik tebligat hizmetinin
bilişim sistemleri vasıtasıyla muhatabın elektronik tebligat adresine
iletilmek üzere, tebligatı çıkaran merci tarafından tebligatın gönderil-
mesini ve bu iletinin muhataba elektronik ortamda delillendirilerek
tesliminin sağlanması hizmetini ifade ettiğini belirten hükmü (ETY.
m. 3,1,c) daha aydınlatıcıdır.
Elektronik tebligat, posta ile yapılan tebligatların neden olduğu
zaman ve işgücü kaybının önüne geçecektir. Elektronik ortamda tebli-
gat yapılması suretiyle, tebligat işlemlerinin kısa sürede tamamlanma-
sı ve ucuz olması
97
, öncelikle makul sürede yargılanma hakkının ve
usul ekonomisi ilkelerinin gerçekleşmesine hizmet edecektir. Halkın
yargıya olan güveni artacaktır
98
. Kâğıt kullanılmadığı için, ağaçlar ke-
silmeyecek
99
, çevre korunacaktır.
92
RG. T. 19.01.2013, S. 28533.
93
RG. T. 25.08.2011, S. 28036.
94
RG. T. 25.08.2011, S. 28036.
95
RG. T. 16.05.2012, S. 28294.
96
Özlem Tüzüner, “Elektronik Tebligatın Kalitatif Yöntemle İncelenmesi”, ABD.,
2011/ 4, s. 144; Özbay, s. 125. Farklı tanım için bkz. Akkan, s. 34.
97
Akil, s. 253; Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 155; Tüzüner, Özlem: “Elektronik Tebli-
gatın Adaletin Kalitesine Katkıları”, İz.BD. Ocak 2012, s. 65; Börü, Levent: “Elektro-
nik Tebligat Yönetmeliği Taslağı’na İlişkin Kısa Bir Değerlendirme”, ABD. 2012/2,
s. 405; Özbay, s. 128.
98
Geylani Koca, “Tebligatın Esası, Gecikmesi Sorunu ve Elektronik Tebligatın Yay-
gınlaştırılmasının Önemi”, İBD. C. 82, S. 6, 2008, s. 2992.
99
Tebligat ile yılda ortalama 40 bin ağaç kesilmekten kurtulacak haberi için bkz.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25727665.asp (11.02.2014).
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 263
Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat
yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Ano-
nim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere
elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Elektronik tebligat hiz-
metinden yararlanacak muhatap, elektronik tebligata elverişli kayıtlı
elektronik posta adresi
100
edinir. Elektronik yolla tebligatın zorunlu bir
sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle
tebligat yapılır (Teb. K. m. 7/a, III).
Elektronik tebligatın uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların Teb-
ligat Kanunu’ndan ziyade yönetmelikle belirlenmesi eleştirilebilir.
Zira, elektronik tebligata ilişkin düzenlemelerin kişisel veriler bağla-
mında, özel hayatın dokunulmazlığı başta olmak üzere, adil yargılan-
ma hakkı ve diğer bazı temel hak ve özgürlüklere müdahale sonucu
yaratacak konular olması sebebiyle
101
, Tebligat Kanunu’nda daha ay-
rıntılı bir şekilde hüküm altına alınması yerinde olur.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı
tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Teb. K. m. 7/a,
IV). Elektronik tebligatın yapılmış sayılması için, muhatabın tebligatı
öğrendiğinin veya aldığının belgelenmesi şartının aranmaması eleş-
tirilmektedir
102
. Elektronik tebligatın muhatap tarafından alındığının
belgelenmesi halinde sonuç doğurmasına ilişkin düzenleme yapılma-
sı önerilmektedir
103
. Ancak, bize göre bu önerinin kabulü, kötü niyet-
li muhatapların tebligatı aldığına ve okuduğuna ilişkin teyit belgesi
göndermekten kaçınmalarına ve tebligatın yapılamamasına yol açar.
Tebligatı kabulden imtina etmenin elektronik ortamda belgelenmesi
mümkün olmadığı için, elektronik tebligatın ulaştığının belgelenme-
sini müteakip beşinci günün sonunda tebligatın yapılmış sayılması
yerindedir. Bununla birlikte, tebligatın muhatabın elektronik pos-
100
Kayıtlı elektronik posta sistemi, kullanıcılara genel e-posta hizmetlerine ilaveten,
e-postaların gönderilip gönderilmediğine, alıcı tarafından kabul edilip edilmediği-
ne veya erişilip erişilmediğine ilişkin teyitleri kayıt altına alacak ve delil teşkil ede-
cek şekilde muhafaza edecek sistem olarak tanımlanmıştır. Bu sistem, elektronik
tebligatı da kapsayan üst bir kavramdır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Tanrıkulu, Cengiz:
“Türk ve Avusturya Hukukunda Elektronik Tebligat”, TBBD 2009/85, s. 317 vd.
101
Tanrıkulu, s. 331.
102
Koca, s. 2992; Akil, s. 254; Özbay, s. 129.
103
Koca, s. 2992; Akil, s. 254; Özbay, s. 129. Alman tebligat hukukundaki düzenleme-
ler için bkz. Akkan, s. 46 vd. İsviçre tebligat hukukundaki düzenlemeler için bkz.
Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 147.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 264
ta hesabına ulaştığının belgelenmesi gerekmektedir. Ulaşmanın ise,
elektronik ortamda muhatabın iradesi olmaksızın belgelenmesi teknik
açıdan mümkündür.
Muhatapların hak kayıplarına uğramamaları için, kayıtlı elektro-
nik posta adresi kullanıcıların en azından her beş günde bir postaları-
nı kontrol etmeleri hususunda uyarılması; elektronik posta ile birlikte
telefonlarına ve diğer posta adreslerine de mesaj gönderilmesi suretiy-
le tebligat konusunda uyarılmaları yerinde bir çözüm olacaktır. Elekt-
ronik tebligat Yönetmeliğinde bu hususlar düzenlenmiştir
104
. Ancak,
bilgilendirmelerin herhangi bir nedenle yapılamamış olması, tebligat
süresini ve geçerliliğini etkilememesi sakınca teşkil etmektedir. Çün-
kü, bu bildirimlerin yapılamaması, muhatabın eski hale getirme yolu-
na (HMK m. 95) başvurmasını gerektirecek olağanüstü bir hal içinde
bulunduğuna delalet edebilir. Elbette ki, kötü niyetle bu mesajların
alınmasından kaçınılması da mümkündür. Bu hallerde de tebligatın
geçerliliği kabul edilmekle birlikte, olağanüstü hallerin varlığının is-
patlanması koşuluyla hak kayıplarının önüne geçecek hukukî yollara
başvuru imkânı sağlanmalıdır.
Elektronik tebligata ilişkin en büyük kaygı, kişisel verilerin ko-
runması ve bilgi güvenliğinin sağlanması bakımından ortaya çıkmak-
tadır
105
. Elektronik ortamda veri güvenliğinin sağlanması, sisteme
erişimin fiziki sistemlere göre daha kolay olması sebebiyle farklı prob-
lemleri gündeme getirmektedir
106
. Elektronik tebligat sistemine huku-
ka aykırı olarak müdahale etmek, kişisel verileri yok etmek, değiştir-
mek, hukuka aykırı olarak kullanmak vb. ayrı ayrı düzenlenmelidir.
Bu suçlar için caydırıcı cezalar öngörülmelidir
107
. Tebligat Kanunu’nda
elektronik tebligata ilişkin suç ve cezaların ayrıca düzenlenmesi gerek-
mektedir. Ayrıca, kişisel verilere hukuka aykırı müdahalelere ilişkin
şüpheleri bertaraf etmek üzere, öncelikle Kişisel Verilerin Korunması
104
“Muhatap tarafından hizmet sağlayıcıya iletişim için diğer bir elektronik posta ad-
resi bildirilmişse, elektronik tebligatın ulaştığı anda bu adrese, bilgilendirme me-
sajı gönderilir. Muhatap tarafından hizmet sağlayıcıya iletişim için kısa mesaj alma
özelliği olan telefon numarası bildirilmişse, talep halinde ve ücreti muhataba ait
olmak üzere bu telefon numarasına hizmet sağlayıcı tarafından elektronik tebligat
bilgilendirme mesajı gönderilir.” (ETY m. 10, 1-2).
105
Akkan, s. 31; Tanrıkulu, 335; Akil, s. 254; Börü, s. 406; Özbay, s. 128.
106
Tanrıkulu, 330.
107
Koca, s. 2993.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 265
Kanunu Tasarısı
108
’nın kanunlaşması gerekmektedir
109
. Bilgi güvenliği
ve kişisel verilerin korunması hususunda kamu bilgilendirilmelidir.
Aksi takdirde, elektronik tebligatın yaygınlaşması mümkün olmaz.
Elektronik tebligatın hızlı, ucuz ve güvenli bir tebligat türü olduğu
hususunda kamu özendirilip, elektronik tebligat yaygınlaştırılmalı-
dır. Bu bağlamda vatandaşların kayıtlı elektronik posta adresi almaya
özendirilmesi gerekmektedir
110
. Kayıtlı elektronik posta hizmetinden
alınacak ücretlerin asgari düzeyde tutulması, vatandaşların bu tebli-
gat türüne ilgisini artıracaktır
111
.
Sermaye şirketlerinin yanı sıra avukatlar bakımından da elekt-
ronik tebligatın zorunlu hale getirilmesi çözüm önerisi olarak sunu-
labilir
112
. Avukatlar bakımından elektronik tebligatın zorunlu hale
gelmesi, posta yoluyla yapılan tebligatların sayısını önemli ölçüde
azaltacaktır. Her ne kadar tebligat işlemlerinde muhatapların kimli-
ğine ilişkin elimizde istatistiki bilgiler bulunmasa da avukatlara yapı-
lan tebligatların sayısının oldukça fazla olduğu aşikârdır. Avukatlara
elektronik tebligat yapılması yargılamayı hızlandıracağı gibi e-devlet
uygulamalarının da yaygınlaşmasını sağlayacaktır.
V. TEBLİGAT GİDERLERİ
Mektup gönderi ücreti 1.10 TL, APS (Acele Posta Servisi) gönderisi,
6,5 TL iken, tebligat 8 TL, acele tebligat 16 TL’dir
113
. Tebligat işlemleri-
nin kapsamı, mektup gönderisinden farklı olduğu için ücretin farklı
olması makuldür. Ancak, yedi-sekiz katlık fark makul görünmemek-
tedir. Böyle bir farkın makul olması için tebligatın kısa sürede, sorun-
suz olarak yapılması gerekir. Uygulamada, özellikle tebligat giderleri,
108
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı için bkz. http://www2.tbmm.gov.
tr/d23/1/1-0576.pdf (27.02.2014).
109
Börü, s. 407; Akdağ, s. 273.
110
Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 155.
111
Kayıtlı elektronik posta hizmetinden alınacak ücretler için bkz. http://www.ptt.
gov.tr/source.cms.docs/ptt.org.tr.ce/docs/file/tariffs/kepVeElektronikTebliga -
tUcretTarifeleri.pdf (28.02.2014).
112
Koca, s. 2992; Akkan s. 39; Tüzüner-Adaletin Kalitesi, s. 74; Börü, s. 406; Özbay, s.
131; Şahin, Cenk-Tebligat Tartışmalar, s. 205. Fransız hukukunda, avukat tutma
zorunluluğunun bulunduğu tüm yargılamalarda, elektronik yolla haberleşme ya-
pılması öngörülmüştür, bkz. Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 146.
113
http://www.ptt.gov.tr/index.snet?wapp=calculatingDeliveryPrice_tr
(28.02.2014).
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 266
eskiden beri, alınan hizmeti karşılamaması ve hak arama özgürlüğü-
nü sınırlandırması gerekçeleriyle eleştirilmektedir
114
. Ortaklığın gide-
rilmesi davası gibi çok sayıda kişiye tebligat yapılmasını gerektiren
davalarda, tebligat giderleri, dava konusunun değerinden fazla bile
olabilmektedir.
Tebligat giderlerine ilişkin diğer bir tartışma konusu, tebligat gider-
lerinin ödenmemesinin veya eksik ödenmesinin sonucuna ilişkindir.
Bu konuda Tebligat Kanunu’nda iki ayrı hüküm bulunmaktadır. Üc-
ret ve masrafın peşin ödenmesini düzenleyen Tebligat Kanunu mad-
de 5 hükmü “ Tarifede yazılı PTT ücretlerini veya dördüncü madde
mucibince verilecek zaruri masrafları, hilafına bir hüküm bulunma-
dıkça tebliğin yapılmasını istiyen peşin olarak öder. Tebliği çıkaracak
merci tarafından tayin olunan mehil içinde gerekli masrafı vermiyen,
talebinden sarfınazar etmiş addolunur. Zaruri sebeplerden dolayı bu
mehle riayetsizlik halinde yeni bir mehil verilir.” şeklindedir. Adli teb-
ligatın kapsamına ilişkin 34. madde ise, şu şekildedir: “Bu fasıl hüküm-
leri adli, idari ve askeri kaza mercilerince yapılacak tebligat işlerinde
tatbik olunur. Yukarıdaki fıkra gereğince yapılacak tebligatlara ilişkin
giderler 5 inci maddeye göre ödenir. Verilen süreye rağmen ödenme-
yen tebligat gideri dava dilekçesinin tebliğine ilişkin ise Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesi uyarınca işlem yapılır.
Diğer hallerde tebligat konusu talepten vazgeçilmiş sayılır.”
Öncelikle tebligat giderlerinin yatırılmamasının sonuçlarının
farklı hükümlerde düzenlenmesi, sistematik olarak bir hatadır. Tebli-
gat Kanunu madde 34, II hükmünün asıl olarak madde 5’de yer alması
kanun yapma tekniği açıdan daha uygundur
115
. Ayrıca, dava dilekçesi
dışındaki tebligat giderlerinin yatırılmaması halinde tebligat konusu
talepten vazgeçilmiş sayılacağı hem madde 5 hem de 34,II hükümle-
rinde yer almaktadır. Bu hususun iki kez aynı kanunda düzenlenmesi
de kanun yapma tekniğine uygun değildir.
Tebligat Kanunu tebligat giderlerinin yatırılmamasının sonuçları
bakımından tebligatın konusuna göre bir ayrım yapmıştır. Dava dilek-
çesinin tebliğinde giderin yatırılmaması durumunda dava dosyasının
114
Halil Makaracı, “Adli Tebligat Ücretleri Fahiştir”, ABD, 1952 S. 4, s. 33; Sütçü, s.
2005; Ekim, Suat: “Tebligat Sorunu”, İBD. C. 86, S. 2012, s. 280.
115
Yılmaz/Çağlar, s. 632.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 267
işlemden kaldırılması (HUMK m. 409; HMK m. 150
116
) sonucunun or-
taya çıkması öngörülmüştür. Dava dilekçesi dışındaki diğer tebligatlar
bakımından tebligat giderinin yatırılmaması halinde ise, tebligat çıka-
rılmasını talep edeninin, tebligat konusu talepten vazgeçtiğini kabul
etmek gerekir.
Dava dilekçesinin tebliğinde, tebligat giderinin yatırılmamış ol-
ması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda farklı şekilde düzenlenmiş-
tir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 120 uyarınca, davacı dava
açarken gider avansını peşin olarak yatırmak zorundadır. Tebligat gi-
derleri, gider avansının kapsamı içerisindedir. Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Gider Avansı Tarifesi
117
madde 4 uyarınca, “Davacı;
a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri,
b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı be-
lirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gi-
deri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti
ve tebligat gideri,
c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı
avansı ile birlikte 75 TL ulaşım gideri,
ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Üc-
ret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilir-
kişi ücreti,
d) Diğer iş ve işlemler için 50 TL,
toplamını avans olarak öder.”
Tebligat giderleri, gider avansında önemli bir kalem teşkil etmek-
tedir. Dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat giderlerinin de gider
avansından karşılanması gerekmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114/g maddesinde, gider avansı,
dava şartı olarak düzenlenmiştir. Davanın açıldığı mahkeme, gider
avansının hiç yatırılmadığını veya avansın yeterli olmadığını tespit
116
HMK m. 447(2)” Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sa-
yılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muha-
kemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış
sayılır.”
117
RG. T. 26.09.2013, S. 28777.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 268
ederse, hüküm verilmesine kadar, bir ara karar ile, bu eksikliğin ta-
mamlanması için davacıya kesin süre verir
118
(HMK m. 115(2); 120 (2)).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 115(2) uyarınca, verilen kesin
süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse, diğer bir ifade ile
gider avansı yatırılmamışsa, mahkeme dava şartı yokluğu sebebiyle
davayı usulden reddeder. Bu hüküm, Tebligat Kanunu’nda öngörülen
dava dosyasının işlemden kaldırılması (HUMK m. 409; HMK m. 150)
farklı bir sonuç, davanın usulden reddi sonucunu doğurmaktadır.
Tebligat Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri bir-
biri ile çelişmektedir. Bu durumda, sonraki Kanun niteliğinde bulu-
nan Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmalıdır. Hukuk Muhake-
meleri Kanunu madde 114, 115 ve 120 hükümleri, Tebligat Kanunu’nun
dava dilekçesine ilişkin tebligat giderinin yatırılmaması halinde dava
dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin hükmünü (Teb. K. m. 34, II)
zımnen ilga etmiştir. Verilen kesin süre içinde tebligat giderlerini de
kapsayan gider avansının yatırılmaması durumunda davanın usulden
reddi gerekir
119
. Sonuç olarak, gider avansının kapsamına dahil olan
tebligat giderlerinin yatırılmaması halinde Tebligat Kanunu madde 34,
II hükmü uygulanamaz
120
.
118
Mustafa Serdar Özbek, Hukuk Yargılama Usulünde Gider Avansı, Ankara 2013, s.
101.
119
“Yerel Mahkemece, 04.10.2011 tarihli duruşmada, davacı vekiline, gider avansı
ile ilgili olarak eksik olarak yatırılan avansın iki hafta içinde ikmal edilmesi için
kesin süre verilmesine karar verilmiştir. Takip eden 19.12.2011 tarihli oturumda
da, gider avansının verilen kesin süreye rağmen yatırılmadığından ve gider avan-
sının yatırılmasının 6100 sayılı HMK’na göre, dava şartı olduğundan bu konuda
tekrar ek süre verilmesi de mümkün olmadığından açılan davanın reddine karar
verilmiştir. Yukarda açıklandığı üzere, uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı
HUMK zamanında açılmış bulunması, dilekçelerin teati aşamasının geçip, tahki-
kat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nun 324
maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, kapsamı da belir-
tilmeden yazılı şekilde gider avansı istenmesi yerinde olmadığı gibi; mahkemenin
davanın reddine dayanak aldığı, davacı vekiline verilen kesin süreye ilişkin ara
kararında “alınması gereken avansın ne miktarda ve hangi işlere ilişkin olduğu,
hangi iş için ne miktar avans yatırılacağının açıkça belirtilmemesi ve belirtilen sü-
rede ara karar gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının da açıklanmaması
doğru değildir. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz ol-
ması gerekir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle, Yerel Mahkemece bozma kararına
uyması gerekirken, önceki kararda direnmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan
direnme kararının bozulması gerekmiştir. ” HGK., E. 2012/9-1202, K. 2012/1218,
T. 12.12.2012 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 27.02.2014).
120
Yılmaz/Çağlar, s. 106. Ruhi aksi görüştedir. Verilen süreye rağmen ödenmeyen
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 269
Dava dilekçesinin tebliği dışındaki diğer hallerde, tebligat gideri-
nin yatırılmamasının sonucu farklıdır. Tebligat giderinin yatırılmadı-
ğını veya eksik yatırıldığını tespit eden merciin, ilgiliye tebligat gideri-
ni yatırmak hususunda süre vermesi gerekir
121
. Verilen süre içerisinde
gerekli masrafın yatırılmaması halinde, tebligat konusu talepten vaz-
geçilmiş sayılır
122
(Teb. K. m. 34, II). Ancak, verilen süre içerisinde,
tebligat giderinin yatırılmaması haklı bir sebebe dayanıyorsa, ilgiliye
yeni bir süre verilir (Teb. K. m. 5; 34, II; Teb. Yön. m. 8).
tebligat gideri dava dilekçesinin tebliğine ilişkin ise, Hukuk Muhakemeleri Kanu-
nu 150’nci madde uyarınca işlem yapılması gerekir, bkz. Ruhi, s. 1006.
121
“Borçlu şirket yetkilisinin yazılı başvurusu üzerine dosya görevsizlik ve yetkisizlik
kararı ile Sulh Ceza Mahkemesi’nden R İş Mahkemesi’ne gelmiştir. Mahkeme, ka-
rarın gerekçesinde davacının dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde
bulunmadığına dayanmış ise de, bunun dosya kapsamı ile uyuşmadığı görülmüş-
tür. Zira davacı şirket temsilcisi Muhammet in 11. Ceza Dairesinin bozma kararı-
nı müteakip 1. Sulh Ceza Mahkemesine 05.05.2003 tarihli dilekçe ile başvurduğu
ve “bozma ilâmı doğrultusunda işlem yapılmasını” talep ettiği anlaşılmaktadır.
Kuşkusuz bu talep dosyanın görevli ve yetkili iş mahkemesine gönderilmesi an-
lamındadır. İlgili taraf harç ve tebligat giderini vermemiştir. Bu durumda Harçlar
Kanunu’nun 27.III, 30 ve 32. maddeleri gereğince başvurma harcı ile peşin karar
ve ilâm harcı; Tebligat Kanunu’nun 5.II, Tebligat Tüzüğü’nün 6.I ve Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’nun 414. maddeleri uyarınca da gerekli posta giderlerinin
ödenmesi için, ileride hüküm sırasında nazara alınmak üzere bedeli ulaştırma
giderlerinden karşılanarak davacıya uygun bir önel verilmeli, bu önelde harç ve
posta giderlerini yatırmamanın sonuçları belirtilmelidir. Davacıya harç ve posta
giderlerini yatırmak için meşruhatlı bildirim yapılmadan, gerekli harç ve masraf-
lar yatırılmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul
ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” 10. HD., E. 2003/7406, K. 2003/8543, T.
19.11.2003 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 27.02.2014).
122
Bilge/Önen, s. 320. “Şikayet, dava da değildir. Şikayet dava olmadığından, yal-
nız davalar için düzenlenmiş olan gider avansına ilişkin hükümler (HMK 114/1-g,
m. 120), şikayet için uygulanmaz. Bu konuda Tebligat Kanunu hükümleri uygu-
lanır, şikayet eden şikayet dilekçesinin karşı tarafa tebliği giderini (ve şikayetin
duruşmalı incelenmesine karar verilirse duruşma davetiyesi giderini) peşin öder,
ödemezse şikayetinden vazgeçmiş sayılır. (Teb. Kan. m. 34, II, m. 5; Teb. Yön. m.
8) İtirazın kaldırılması talebi dava değildir. İtirazın kaldırılması, borçlunun borç-
lu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir
yoldur. İtirazın kaldırılması talebi dava değildir. İtirazın kaldırılması, borçlunun
borçlu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan
bir yoldur. İtirazın kaldırılması talebi dava olmadığından, yalnız davalar için
düzenlenmiş olan gider avansına ilişkin hükümler (HMK 114/1-g, m. 120), iti-
razın kaldırılması talebi için uygulanmaz. Kanımca bu konuda Tebligat Kanunu
hükümleri uygulanır. Alacaklı, itirazın kaldırılması dilekçesinin ve duruşma (m.
70) davetiyesinin borçluya tebliği giderini peşin öder; ödemezse itirazın kaldı-
rılması talebinden vazgeçmiş sayılır (Teb. K. m. 34,II, m. 5; Teb. Yön. m. 8).” 3.
HD. E. 2012/21609, K. 2012/25698, T. 13.12.2012 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası-
27.02.2014).
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 270
Delil ikamesine ilişkin tebligatlarda tebligat giderlerinin ödenme-
mesi durumunda, Tebligat Kanunu madde 5 ve 34, II hükümlerinden
farklı olarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 324’ün uygulan-
ması gerekir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gi-
deri gibi delil ikamesine yönelik talepleri için ödenmesi gereken gi-
derler, tebligat giderleri de dahil olmak üzere, delil ikamesi avansını
oluşturur
123
. Davacı delil ikamesine ilişkin giderlerini esas olarak gider
avansı ile ödemiş bulunduğundan delil ikamesi avansı daha ziyade
davalı tarafa ilişkindir. Cevap dilekçesinde belirttiği delillere ilişkin
delil ikame avansını yatırmayan veya eksik yatıran davalıya, mahke-
me öncelikle uyarıda bulunmalı, bu avansı yatırmaması durumunda
talep ettiği delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağını hatırlatmalı-
dır
124
. Delil ikamesine ilişkin tebligat giderlerine ilişkin avansın yatırıl-
maması, talebin konusunu oluşturan delilin ikamesinden vazgeçilmiş
sayılması sonucunu doğurur
125
(HMK m. 324 (2)).
123
İbrahim Ercan / Aziz Serkan Arslan, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Öngö-
rülen Gider Avansının Uygulanması ile İlgili Ortaya Çıkan Bazı Meseleler ve Bun-
ların Değerlendirilmesi”, SÜHFD. 2012/2, s. 170; Özbek, s. 80.
124
Ercan/Arslan, s. 172; Özbek, s. 81; Muşul, s. 55; Yılmaz/Çağlar, s. 106.
125
“Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine
yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’un 324.
maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat
külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan, örneğin re’sen hesap
raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli ola-
caktır. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında mahke-
mece 29.11.2011 tarihli oturumda “ bilirkişi incelmesi için 250 TL ve diğer giderler
için de 50 TL olmak üzere toplam 300 TL gider avansının mahkemenin veznesine
yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisin-
de gider avansı karşılanmadığı takdirde HMK 114 ve 115.maddeleri gereğince da-
vanın usulden reddedileceğinin ihtarına, “ karar verilmiş; 21.2.2012 tarihli duruş-
mada kararlaştırılan gider avansları kesin süre içinde yatırılmadığından HMK 115.
maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava şartı olarak
öngörülen müessesenin davanın reddine yol açması nedeniyle mahkemece gider
avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden
ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil
ikamesi avansının hukukî sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır. Mahkemece
tarifenin 4.maddesi uyarınca diğer iş ve işlemler için gider avansı olarak 50 TL’nin
yatırılması hususunda davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de anılan
gider kalemlerine nelerin dahil olduğu, bu giderler içinde delil ikamesine yönelik
gider olup olmadığı belirtilmemiş, 250 TL bilirkişi gideri delil ikamesine yönelik
gider olmasına rağmen gider avansı olarak nitelendirilmiştir. Diğer iş ve işlemler
için davacı tarafça yatırılması istenen 50 TL giderin, gider avansı mı, delil ikamesi
avansı mı olduğu da denetlenememektedir. Zira yukarıda açıklandığı gibi gider
avansı, dava şartı iken delil ikamesi avansı, dava şartı olarak nitelendirilmeyecek-
tir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması, davanın dava
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 271
VI. SONUÇ
Tebligatın usulüne uygun bir şekilde ve kısa sürede yapılmaması,
yargılamanın uzun sürmesine ve dolayısıyla, makul sürede yargılan-
ma (yargılama!) hakkının ihlaline yol açmaktadır. Bu sorunların te-
melinde çok çeşitli sebepler bulunmaktadır. Ancak, en temel çözüm,
öncelikle toplumda tebligat bilinci oluşturmaktır. Tebliğ evrakının
alınması gerektiği, tebliğ evrakının alınmamasının muhatap bakımın-
dan hak kayıplarına yol açacağı hususunda kamu spotu vb. araçlarla
kamuoyu bilgilendirilmelidir. Ayrıca tebligat zincirindeki tüm hal-
kaların kendilerinden kaynaklanan gecikme ve usulsüzlerden dolayı
yaptırama tâbi olması ve bu yaptırımların usulsüzlükleri caydırıcı ve
işlemleri hızlandırıcı nitelik taşıması gerekir. Vatandaşlar, adres kayıt
sisteminin önemi ve adres güncelleme zorunluluğu hakkında bilgi-
lendirilmelidir.
Tebligat Kanunu, çeşitli Kanun değişiklikleri ile uğradığı estetik
müdahalelere rağmen artık yaşlanmıştır. Günümüzün ihtiyaçlarını
karşılayabilecek içerik ve bütünlükten yoksundur. Mutlak suretle yeni
bir tebligat mevzuatına ihtiyaç vardır. Bu mevzuat hazırlanırken teb-
ligat hukukunun pek çok disiplini ilgilendirdiği dikkate alınmalı ve
disiplinler arası bir yaklaşımla mevzuat hazırlanmalıdır. Bu mevzuat
hazırlanırken, vergi hukuku, imar hukuku, idare hukuku, icra ve iflâs
hukuku, ceza usul hukuku ve medeni usul hukukuna ilişkin mevzuat-
ta yer alan tebligat hükümleri de değerlendirilmeli; bütüncül bir yak-
laşımla, tebligat işlemlerinde yeknesaklık sağlanmaya çalışılmalıdır.
Yeni bir Tebligat Kanunu hazırlanırken, bu Kanun’un uygulanmasına
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle değil, pek çok idari birimi ilgilen-
dirdiği için 2012 yılından önceki gibi Tüzük ile düzenlenmelidir.
şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf, belirtilen sürede delil avansı
giderini yatırılmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır. Mahkeme, dava şartı
olarak belirlediği gider avansına yönelik ara kararında gider avansını oluşturan
harç, tebligat gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı her kalemin
miktarını ayrı ayrı göstermeli, dava şartına yönelik gider avansı ile ilgili olarak
verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça
yazmalıdır. Ayrıca bu avans dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyorsa
HMK’nun 115.maddesine göre değil, 324.maddesine göre işlem yapmalıdır. Bu
durumda mahkemece, yazılı şekilde uygulama yapılmadan soyut kesin süre ve-
rilerek dava şartı noksanlığında davanın reddine karar verilmesi doğru görülme-
miştir.” 17. HD., E. 2012/13494, K. 2013/12373, T. 17.9.2013 (Kazancı İçtihat Bilişim
Bankası- 27.02.2014).
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 272
Tebligat Kanunu’nda benimsenen tebliğ evrakının, o yerin muhtar
veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memur-
larına bırakılması usulü terk edilmelidir. Uygulamada, tebliğ evrakı-
nın muhtarlara bırakılması teamül haline gelmiştir. Fakat, muhtarlar
teknik ve mali alt yapıya sahip olmadıkları için tebliğ evrakını teslim
almak ve saklamak bakımından sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunları
çözümü için, tebliğ evrakının, PTT şubelerine bırakılmasını önermek-
teyiz.
Tebligat işlemleri bakımından PTT bünyesinde ayrı bir birim oluş-
turulmalıdır. Tebligat işlerinde çalışan posta memurları, sıradan posta
memurlarından ayrılmalıdır. Bu memurlar, eğitilmelidir. Ancak, bu
eğitim, tebligat hukukunun genel esaslarının yanı sıra uygulamada
karşılarına çıkacak sorunların çözümünü sağlayacak şekilde özellikle
psikoloji ve iletişim disiplinlerini de kapsamalıdır. Adalet Meslek Yük-
sel Okulu mezunları ve Posta Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’ndan
mezun kişiler arasından bu memurlar seçilmelidir.
Adliye binalarında PTT hizmet birimleri genişletilmesi, çalışan
sayısı arttırılmalıdır. Yüzbinlerce tebligatın yapıldığı büyük adliye-
lerde, PTT hizmet birimi içerisine posta işleme merkezi de kurulması
suretiyle önemli bir vakit kazanımı sağlanabilir. Bu bağlamda adliye
binalarının inşasında, PTT hizmet birimleri için de yer tahsis edilmesi;
buna göre, inşaat planı yapılması gereklidir.
Usulsüz tebligat yapılmasına ilişkin önlemler alınmasının yanı
sıra, usulsüz tebligatı ileri sürmek suretiyle kararın kesinleşmesini
engellemek isteyenlerin kötü niyetini bertaraf etmek için sınırlamalar
konulmalıdır. Şöyle ki; ayni haklar ile kişilik haklarına ilişkin dava ve
işler dışında usulsüz tebligatın ileri sürülmesi, tebligat tarihinden iti-
baren bir yıllık hak düşürücü süreye tâbi kılınabilir. Bu suretle, kara-
rın kesinleştiğinin zannedilmesinden, çok uzun süre usulsüz tebligat
nedeniyle kanun yoluna başvurulması engellenebilir.
KAYNAKÇA
Akcan Recep, “Çağımızdaki ve Gelecekteki Vasıtalarla Tebligat Yapılması (Tebligat
Kanunu Madde 7 Üzerine İnceleme)”, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, Ankara
2010, C.1, s. 41-61.
TBB Dergisi 2014 (114) Nesibe KURT KONCA 273
Akcan Recep, “Faks ile Tebligat Yapılması Sorunu”, 75. Yaş Günü İçin Prof. Dr. Baki
Kuru Armağanı, Ankara 2004, s. 1-10.
Akdağ Sami, “Klasik Tebligat Sorunlarının Elektronik Tebligat Sürecine Etkileri”,
İBD. C. 87, S. 1, s. 271-274.
Akil Cenk, “ 11. 1. 2011 Gün ve 6099 Sayılı Kanun ile 7201 Sayılı Tebligat Kanununda
Yapılan Değişiklikler”, TBBD, 2012/ 101, s. 247-266.
Akkan Mine, “Elektronik Ortamda Tebligat Yapılmasına İlişkin Gelişmeler”, Haluk
Konuralp Anısına Armağan, C. 1, Ankara 2009, s. 31- 63.
Alangoya Yavuz/ Yıldırım M. Kamil/ Deren-Yıldırım, Nevhis, Medenî Usûl Hukuku
Esasları, İstanbul 2011.
Ansay Sabri Şakir, Hukuk Yargılama Usulleri, Ankara 1960.
Berkin Necmeddin M., Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, İstanbul 1981.
Bilge Necip/Önen Ergun, Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1978.
Börü Levent, “Elektronik Tebligat Yönetmeliği Taslağı’na İlişkin Kısa Bir Değerlendir-
me”, ABD. 2012/2, s.403-410.
Deliduman Seyithan, Son Değişikliklere Göre Gözden Geçirilmiş, Güncellenmiş ve
Kısmen Genişletilmiş Tebligat Hukuku Bilgisi, , Ankara 2012.
Durman Okay, “Güncel Tebligat Sorunları Hakkında Öneriler”, MİHDER. C. 8 S. 22,
2012/2, s. 67-81.
Ekecik Şükran/Duran,Osman, “Tebligat Kanunu’nun 20. Maddesi Üzerine Düşünce-
ler”, ABD., 2013/3, s. 85-102.
Ekim Suat, “Tebligat Sorunu”, İBD. C. 86, S. 2012, s. 280-281.
Ercan İbrahim/ Aziz Serkan Arslan, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Öngörülen
Gider Avansının Uygulanması ile İlgili Ortaya Çıkan Bazı Meseleler ve Bunların
Değerlendirilmesi”, SÜHFD. 2012/2, s. 65-180.
Hanağası Emel/ Özekes Muhammet, Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku (Ed. Doğan
Gökbel), Eskişehir 2012.
Kavasoğlu Abdurrahman, “Uygulamada Tebligat Sorunları Nedeniyle Davaların
Sürüncemede Kalması Sorununa Çözüm Önerileri ve Mahalle Muhtarlıkları”,
Toplumsal Güvenlik ve Yerel Siyaset Dergisi, 2008 Nisan, S. 28, s. 91-92.
Koca Geylani, “Tebligatın Esası, Gecikmesi Sorunu ve Elektronik Tebligatın Yaygın-
laştırılmasının Önemi”, İBD. C. 82, S. 6, 2008, s. 2985-2994.
Makaracı Halil, “Adli Tebligat Ücretleri Fahiştir”, ABD, 1952 S. 4, s. 32-34.
Muşul Timuçin, Tebligat Hukuku, Ankara 2013.
Özbay İbrahim, “6099 Sayılı Kanun ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yö-
netmelik Çerçevesinde Tebligat Hukukundaki Son Değişiklikler”, EÜHFD, C.
XVI, S. 1–2 2012, s. 115-157.
Özbek Mustafa Serdar, Hukuk Yargılama Usulünde Gider Avansı, Ankara 2013.
Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukukî Dinlenilme Hakkı, Ankara
2003.
Pekcanıtez Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukuku, Ankara
2013.
Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 274
Postacıoğlu İlhan E., Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1975.
Ruhi Ahmet Cemal, Tebligat Hukuku, Ankara 2013.
Salgırtay Teoman, “Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler Ve Bir Yargıtay Kararı
Işığında (Yargıtay 12. H.D. 2012 / 32459 E. – 2013 / 3328 K. S. -11.02.2013 T.) Teb-
ligat Kanunu Uygulamaları” ABD. 2013/4, s. 297-328.
Sütçü Nezih, “Adli Tebligatla İlgili Sorunlar”, İBD, 2006/5, s. 1975-2006.
Şeker Hilmi, “Uyum’un Takip Versiyonu, Yenilik mi Yinelemek mi?”, ABD. 2012/3, s.
370-403.
Tanrıkulu Cengiz, “Türk ve Avusturya Hukukunda Elektronik Tebligat”, TBBD
2009/85, s. 315-331.
Tanrıver Süha, “Hukuk Yargısında Etkinliğin Sağlanması İçin Alınması Gereken
Önlemler Üzerine”, AÜHFD, Y. 2000, C. 49, s. 75.
Tebligat Hukuku Uygulama Sorunları Ve Tartışmalar, İstanbul Barosu Yayınları, İs-
tanbul 2013. (Bu eserdeki görüşlere, görüş sahibin adı, kısaca Tebligat Tartışma-
lar biçiminde eserin adı ve sayfa numarası belirtilerek yapılacaktır.)
Tüzüner Özlem, “Elektronik Tebligatın Adaletin Kalitesine Katkıları”, İz.BD. Ocak
2012, s.60-88 (Tüzüner-Adaletin Kalitesi).
Tüzüner Özlem, “Elektronik Tebligatın Kalitatif Yöntemle İncelenmesi”, ABD., 2011/
4, s. 138-159 (Tüzüner-Kalitatif Yöntem).
Yılmaz Ejder/Çağlar Tacar, Tebligat Hukuku, Ankara 2013.