powered by

powered by

TÜRK HUKUKUNDA TEBLİGATA İLİŞKİN GÜNCEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ NOTIFICATION RELATED CURRENT PROBLEMS IN TURKISH LAW AND PROPOSED SOLUTIONS Nesibe KURT KONCA * Özet: 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu, pek çok değişiklik geçirmesine rağmen uygulamada ortaya çıkan sorunların çözümünü sağlayamamaktadır. Tebligatın zamanında ve usulüne uy- gun bir şekilde yapılmaması, adil yargılanma hakkının ve usul ekono- misi ilkesinin ihlaline yol açmaktadır. Dolayısıyla, tebligat sorunları- nın çözümlenmesi, yargının etkinliğinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, tebligat alanında yaşanan güncel sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Tebligat sorunlarının kaynakla- rı, mevzuat, tebligat sürecine katılan ilgililer, elektronik tebligat ve tebligat giderleri bakımından kategorize edilmiştir. Bu sorunların gi- derilmesi için, somut çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tebligat, adli tebligat, elektronik tebligat, tebligat giderleri, adil yargılanma hakkı, usul ekonomisi. Abstract: Despite many amendments, Notification Law (num- bered 7201 and dated 11.02.1959) cannot provide solutions to the problems that arise in practice. Notifications not made ​​in a timely and proper manner lead to the infringement of both the right to a fair trial and the principle of procedural economy. Hence, the re- solving of the notification problems is of paramount importance in terms of ensuring the effectiveness of the judiciary. This study at- tempts to determine the current problems experienced in the noti- fication area. The sources of the notification related problems have been categorized in terms of the legislation, the relevant persons involved in the notification processes, electronic notification and notification costs. Realistic and applicable solutions have been pro- posed to overcome these problems. Keywords: Notification, judicial notification, electronic noti- fication, notification costs, the right to a fair trial, the principle of procedural economy. 1 * Yrd. Doç. Dr., Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, nkurt@cankaya.edu.tr . Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 240 I. GİRİŞ Tebligat, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun bir biçimde (elektronik ortam da dahil) yazı veya ilan yoluyla yaptığı bel- geleme işlemidir 1 . Tebligatın iki boyutu vardır. İlk olarak tebligat ile ilgili kimse bir hukukî işlem hakkında bilgilendirilir. Ancak, bilgilen- dirme işleminin tebligat olarak nitelendirilmesi için, belgelendirilmesi gerekmektedir. Belgelendirme, diğer bir ifade ile tesvik tebligatın ikin- ci boyutunu teşkil eder 2 . Tebligat, adil yargılanma hakkının (AY. m. 36) gerçekleştirilmesi bakımından büyük önem taşır 3 . Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, hak sahiplerinin hukukî bir prosedür- de (dava, icra takibi veya çekişmesiz yargı işi vb.), tarafların prosedür hakkında bilgi sahibi olmalarını gerektirir. Bu gereklilik tebligatla sağlanır. Bu bağlamda tebligat, hukukî dinlenilme hakkının gerçekleş- 1 Ejder Yılmaz / Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Ankara 2013, 39. 2 Sabri Şakir Ansay, Hukuk Yargılama Usulleri, Ankara 1960, s. 166; Bilge, Necip/ Önen Ergun: Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1978, s. 319; Postacıoğlu, İlhan E.: Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1975, s.478; Üstündağ, Saim: Medenî Yargılama Hukuku, C. I-II, İstanbul 2000, s. 427; Alangoya, Yavuz/ Yıldırım, M. Kamil/ Deren-Yıldırım, Nevhis: Medenî Usûl Hukuku Esasları, İstanbul 2011, s. 177; Deliduman, Seyithan: Son Değişikliklere Göre Gözden Geçirilmiş, Güncellen- miş ve Kısmen Genişletilmiş Tebligat Hukuku Bilgisi, Ankara 2012, s. 15; Hanağası, Emel/ Özekes,Muhammet, Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku (Ed. Doğan Gökbel), Eskişehir 2012, s. 87; Akil, Cenk “ 11. 1. 2011 Gün ve 6099 Sayılı Kanun ile 7201 Sayılı Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler”, TBBD, 2012/ 101, s. 249; Özbay, İbrahim: “6099 Sayılı Kanun ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönet- melik Çerçevesinde Tebligat Hukukundaki Son Değişiklikler”, EÜHFD, C. XVI, S. 1–2 2012, s. 115; Ruhi, Ahmet Cemal: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 15; Muşul, Timuçin, Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 41; Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 168; Kuru, Baki/Yıl- maz, Ejder/Arslan Ramazan: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s.725. 3 “Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Hukukî dinlenil- me hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunma- larını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Taraf teşkilinin sağlanması adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Davalının yurt dışında ikamet ettiğini, yazın ise geçici olarak tebligattaki adreste bulunduğu- nu, gerekçeli kararı bu sebeple tebliğ aldığını savunması karşısında davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden sonuca gidilmiş olması doğru değildir. Bunun sonucu olarak, davalının eldeki davada savunma hakkını kullana- madığı ortadadır. Usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yanların gösterecekleri kanıtların toplanması ve sonuca göre karar verilmesi gerekir.” 1. HD. E. 2013/1348, K. 2013/2439, T. 21.2.2013, (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 19.02.2014) TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 241 tirilmesini temin eder 4 . Hak arama süreci tebligat ile başlar ve tebligat ile sona erer. Ayrıca, tebligatın kısa sürede yapılması, yargılamanın makul sürede 5 tamamlanmasını sağlar 6 . Ülkemizde, yargılama süre- lerinin uzun olmasının temel sebeplerinden biri tebligat işlemlerinin kısa süre tamamlanamamasıdır 7 . Tebligat giderleri de yargılamada önemli gider kalemlerindendir. Tebligat, usul ekonomisi ilkesi (AY. m. 141,son) ile de yakın ilişki içerisindedir. Tebligatın ulaştırılması ve yapılabilmesi, devletin egemenlik gü- cünün bir tezahürüdür 8 . Bir devletin, topraklarında yaşayan insanlara tebligat yapamaması, devlet egemenliğine ilişkin şüphelerin oluşma- sına yol açar. Ülkemizde tebligatın yapılamadığı bir coğrafi alan bu- lunmamaktadır. Ancak, muhatabın adresinin doğru bir şekilde belir- lenmesine ilişkin güçlükler yaşanmaktadır. Bu bağlamda, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 9 (NHK.) ile benimsenen Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) ile bu kapsamda oluşturulan Adres Kayıt Sistemi’nde (AKS) bulunan yerleşim yeri adreslerinin güncel ve doğ- ru olması gerekmektedir. Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin gerçeğe uygun olmaması, hukukî dinlenilme hakkının gerçekleşmesine engel olmaktadır. Muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunmaması ve adresinin meçhul olması, ilanen tebligat yapılmasına yol açmaktadır. İlanen tebligat ise, yargılama giderlerini artırmakta ve zaman kaybına yol açmaktadır. Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi’nin amaçlandığı gibi çalışabilmesi için, vatandaşların kimlik ve adres bilgilerini güncel ve gerçeğe uygun bir suretle bildirmelerinin sağlanması gerekmektedir. 4 Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukukunda Hukukî Dinlenilme Hakkı, Ankara 2003, s. 98; Hanağası/Özekes, s. 88; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s.167. 5 Makul sürede yargılama hakkının ihlali bakımından tebligat işlemlerinin önemine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’nin 2012/673 sayılı ve 19.12.2013 tarihli kararı manidardır, bkz. http://www.kararlar.anayasa.gov.tr/kararYeni.php?l=manage_ karar&ref=show&action=karar&id=10000728&content= (07.03.2014). 6 Muşul, s. 9. 7 Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 732; Ruhi, s. 18; Muşul, s. 15; Yılmaz/Çağlar, s. 7; Tanrı- ver, Süha: “Hukuk Yargısında Etkinliğin Sağlanması İçin Alınması Gereken Ön- lemler Üzerine”, AÜHFD, Y. 2000, C. 49, s. 75; Kavasoğlu, Abdurrahman: “Uygu- lamada Tebligat Sorunları Nedeniyle Davaların Sürüncemede Kalması Sorununa Çözüm Önerileri ve Mahalle Muhtarlıkları”, Toplumsal Güvenlik ve Yerel Siyaset Dergisi, 2008 Nisan, S. 28, s. 92. 8 Hanağası/Özekes, s. 88. 9 RG. T. 29.04.2006 S. 26153. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 242 Uygulamada tebligat işlemlerine ilişkin pek çok sorun yaşanmak- tadır. Bu sorunların temelinde toplumda tebligat algısının bulunma- ması yatmaktadır. Bireyler, tebliğ evrakını kabul etmenin kendi aleyh- lerine hüküm doğuracağına ilişkin bir genel kanıya sahiptir 10 . Her bir spesifik tebligat sorunu tespit edilerek mevzuat değişikliği veya eğitim faaliyetleri ile bu sorunlar çözülse dahi, bireylerdeki tebligat algısının değiştirilmemesi, tebligata ilişkin başka sorunlara yol açacaktır. Bu bağlamda, tebligat sorunlarını çözmede temel felsefe toplumdaki tebli- gat algısını değiştirmek olmalıdır. Tebligatın muhatabın hukukî dinle- nilme hakkını, bu bağlamda adil yargılanma hakkını gerçekleştirmek için temel araç olduğu bilinci yaratılmalıdır. Tebligatın yapılması zo- runluluğu topluma anlatılmalıdır. Tebligatta kamu otoritesinin gücü uygulamaya geçmelidir. Tebligata ilişkin sorunların kaynağı çok çeşitlidir. Bir kısım so- runlar mevzuattan kaynaklanmaktadır. Ancak, temel sorun insan faktöründe ortaya çıkmaktadır. Tebligat sürecine katılanlar kişilerden kaynaklanan değişik sorunlar aşağıda tespit edilmeye ve çözüm öne- risi sunulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, çalışmadaki tespitler ülke içinde yapılan tebligatlarla sınırlı olacaktır. Yabancı ülkelere tebligat yapılma- sına ilişkin sorunlar kendine özgü kapsam ve içeriğe sahip olduğu için bu çalışmada ele alınmayacaktır. II. MEVZUATA İLİŞKİN SORUNLAR A. GENEL OLARAK Tebligata ilişkin temel düzenleme, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayı- lı Tebligat Kanunu’dur. Bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, 25.01.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Tebligat Ka- nununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Ayrıca, 19.01.2013 tarihli Resmi Gazete yayımlanan Elektronik Tebligat Yö- netmeliği ile elektronik ortamda yapılacak tebligatlara ilişkin usul ve esasları düzenlenmiştir 11 . Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, 10 Ruhi, s. 597. 11 Tüzükle düzenleme yapılmasının vatandaşlara daha fazla hukukî güvence sağlaya- cağına ilişkin olarak bkz. Akil, s. 263. Ayrıca, Adliyeler sebebiyle Adalet Bakanlığı, tebligat yetkisi sebebiyle Maliye Bakanlığı, PTT sebebiyle Ulaştırma Bakanlığı, Mer- nis, muhtarlık, belediyeler sebebiyle İçişleri Bakanlığı, büyükelçilik ve konsolosluk- TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 243 tebligat işlemlerinin usul ve esaslarını “Tebligat İşletme Esasları” 12 ile düzenlemiştir. Tebligat Kanunu, 1959 yılında kabul edilmesinden bu yana pek çok değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler, tebligat sorunlarına tam anlamıyla çare olamamıştır. Yapılan değişiklikler beraberlerinde yeni sorunlar yaratmıştır. Diğer taraftan Kanun’un kabul edildiği zaman kullanılan dil eskimiştir. Günümüzde kullanılan hukuk diline uygun bir dilin kullanılması gerekir. Yapılan değişiklikler Kanun’un bütün- lüğünü bozmuştur. Maddeler arasında uyum sorunu vardır. Örneğin, 20 ve 21’inci maddelerin ilk fıkrası birlikte uygulanabilirken, 21’inci maddenin ikinci fıkrası birlikte uygulanmamaktadır. Vergi Usul Kanunu’nda tebligata ilişkin çok sayıda hüküm bulun- maktadır. Vergi tahsilatlarına ilişkin tebligatlar Vergi Usul Kanunu’na; vergi uyuşmazlıklarını konu alan yargılamalara ilişkin tebligatlar ise Tebligat Kanunu’na göre yapılmaktadır. Vergi Usul Kanununun tebli- ğe ilişkin hükümleri ile Tebligat Kanunu arasında uyum sağlanması için kanuni düzenleme yapılması gerekmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nda da tebligat yapılmasına ilişkin yüzden fazla düzenleme vardır. Bu düzenlemeler uyarınca, icra dairelerince yapılacak tebliğler, kural olarak Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır (İİK m. 21). Ancak, çeşitli hükümlerde, ayrıksı düzenlemeler öngörülmüştür. Özellikle, İcra ve İflas Kanunu’nun 148/a ve 150/ı hü- kümlerinde adres değişikliğinin bildirilmemesi Tebligat Kanunu mad- de 35’ten farklı düzenlenmiştir 13 . Tebligat sisteminin bütünlüğü açısın- dan yeknesak düzenlemeye gidilmelidir. Ülkemizde mahalle, cadde ve sokak isimlerinin sıklıkla değişti- rilmesi, bu bağlamda farklı sebeplerle bina numaralarının değişmesi adres tespitini güçleştirmektedir 14 . Bir binanın kapısı üzerinde birden lar sebebiyle Dışişleri Bakanlığı, jandarmanın kolluk görevi sebebiyle Milli Savunma Bakanlığı gibi farklı idari birimleri ilgilendiren tebligat işlemlerinin sadece Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Yönetmelik’le düzenlenmesi ayrıca eleştirilmiştir. Bkz. Akdağ, Sami: “Klasik Tebligat Sorunlarının Elektronik Tebligat Sürecine Etkile- ri”, İBD. C. 87, S. 1, s. 271, 272; Şahin, Cenk-Tebligat Tartışmalar, s. 143. 12 http://www.ptt.gov.tr/?wapp=legislation_tr&open=2 ( 05.02.2014). 13 Okay Durman, “Güncel Tebligat Sorunları Hakkında Öneriler”, MİHDER. C. 8 S. 22, 2012/2, s. 69. 14 Örneğin Ankara’da Öveçler 4. Cadde’nin adı önce 1042. Cadde olarak değiştiril- miştir. Daha sonra Kabil Caddesi adı verilmiştir. Ancak, halk arasında hala eski adıyla 4. Cadde olarak anılmaktadır. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 244 fazla numaranın bulunması gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır 15 . Bu tür değişikliklerin sık sık olması, sistemi işlemez hale getirmektedir. Ma- halle, cadde ve sokak isimlerinin değiştirilmesi sınırlandırılmalıdır. Değişiklik yapılması durumunda da, posta dağıtım sistemi, eski isim- lere uygun olarak yapılan tebligatı ulaştıracak şekilde tasarlanmalıdır. Eski isimlerin yeni karşılığı dağıtım sisteminde bulunmalıdır. Bu bağ- lamda adres standardının 16 bir an evvel ülke genelinde uygulanması gerekmektedir 17 . B. TEBLİGAT ARAÇLARINA İLİŞKİN TARTIŞMALAR Faks yoluyla tebligat yapılması tartışmalıdır 18 . Tebligat Kanunu madde 7 uyarınca, “tebligat uçakla veya postada kullanılan diğer seri veya hususi vasıtalarla veya muhtelif işaretli telgraflarla da yaptırılabi- lir”. “Hususi vasıtalar” kapsamına faksın dahil olup olmadığı konu- sunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Akcan, faks ile tebligat yapılabileceği, Tebligat Kanunu madde 7’nin buna imkân verdiği görüşündedir 19 . Yılmaz/Çağlar, tebligatı çı- 15 Muşul, s. 14. 16 Türk Standartları Enstitüsü tarafından 20 Temmuz 2006 tarihinde 14142 sayılı do- küman ile adres standardı belirlenmiştir. Bu doğrultuda 31.07.2006 tarih ve 26245 sayılı Resmi Gazete’de Adres ve Numaralamaya İlişkin Yönetmelik yayımlanmış- tır. Numaralama işlerinin bu Yönetmelik hükümlerine göre, belediye sınırları ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, büyükşehir belediye sınırları içinde bü- yükşehir belediyeleri, bu alanlar dışında il özel idareleri tarafından yapılıp yapıl- madığı, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda valilik ve kaymakamlıklar aracılığıyla takip edilir, 17 “Adres standardı, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğünün takip ve sorumluluğun- da; Genel Müdürlük, Türkiye İstatistik Kurumu, Türk Standartları Enstitüsü ve ilgili diğer kuruluşlarca ortaklaşa belirlenir. Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü tespit edilen standardın il özel idaresi ve belediyelere bildirilmesinden sorumlu- dur. Kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler adres ile ilgili iş ve işlemlerinde adres standardına uymak zorundadır.” (NHK. m. 48 (2)). İl özel idaresi ve belediyeler sorumluluk alanlarındaki adres bileşenlerini adres standardına uygun olarak ta- nımlayıp bunlara değiştirilemeyecek sabit tanıtım numarası vererek mahallindeki bütün adresleri kapsayacak şekilde adres bilgilerini oluşturmakla yükümlüdür. Herhangi bir sebeple sabit tanıtım numarası dışında adres bileşenlerinde yapılan değişiklikler de il özel idaresi ve belediyelerce takip edilerek ulusal adres veri ta- banına işlenir. (NHK. m. 49 (1)). 18 Recep Akcan, “Çağımızdaki ve Gelecekteki Vasıtalarla Tebligat Yapılması (Tebli- gat Kanunu Madde 7 Üzerine İnceleme)”, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, Anka- ra 2010, C.1 (s. 41-61), s. 49. 19 Recep Akcan, “Faks ile Tebligat Yapılması Sorunu”, 75. Yaş Günü İçin Prof. Dr. Baki Kuru Armağanı, Ankara 2004, s. 1-10), s. 4. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 245 karan merciin tebligatı doğrudan doğruya faksla muhataba gönder- mesi halinde, tebliğ evrakının muhataba ulaşıp ulaşmadığını hukukî anlamda tespit etmenin imkânsızlığı karşısında, faksla tebligat yapıl- masının mümkün olmadığı görüşünü savunmuşlardır 20 . Muşul, faks- lanmış tebliğ tutanağı altındaki imzanın muhatap tarafından inkâr edilmesi halinde imza incelemesinin sağlıklı bir şekilde yapılmasının mümkün olamayabileceği görüşündedir 21 . Akkan’a göre ise, tebliğ ev- rakının, muhatabın adresinin bulunduğu posta merkezine ulaşması için faks kullanılması ve faks metninin (tebliğ evrakının) ilgili posta merkezinde tebliğ mazbatalı zarfa konularak posta memuru aracılı- ğıyla tebligat yapılması mümkündür 22 . Yargıtay içtihadı ise, Tebligat Kanunu’nda faksla tebligat yapılma- sına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple, faksla aracıyla tebligat yapılmasının usulsüz olduğu yönündedir 23 . Bize göre, Tebligat Kanunu madde 7 hükmü, çeşitli vasıtalarla tebligata imkân vermekle birlikte, faksla yapılan bildirimin belgelen- dirilmesi işlemine ilişkin şüphelerin varlığı, faksla tebligatı mümkün kılmamaktadır. Tebligat hukukuna ilişkin kurallar, hukukî dinlenil- me hakkını, adil yargılama hakkını ilgilendirdiği için kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, tebligat hukuku alanında düzenlemelerin dar yorumlanması ve kıyas yoluyla genişletilmemesi gerekmektedir. C. TEBLİGAT KANUNU MADDE 20, 21 VE 35’E İLİŞKİN SORUNLAR Tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır (Teb. K. m. 10, I). Bilinen en son adres kavramı, yerleşim yerinden farklıdır; daha ge- 20 Yılmaz/Çağlar, s. 115. 21 Muşul, s. 14. 22 Mine Akkan, “Elektronik Ortamda Tebligat Yapılmasına İlişkin Gelişmeler”, Ha- luk Konuralp Anısına Armağan, C. 1, Ankara 2009, s. 37; Ruhi, s. 100. 23 “Dava, prim alacağı nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin iptali ve takibin durdu- rulması talebine ilişkindir. Kazai merciler, katma bütçeli daireler, belediyeler, köy hükmi şahsiyetleri, barolar, noterler tarafından yapılacak tebligatların PTT veya memur marifetiyle yapılması gerekir. Tebligat Kanununda faks çekmek suretiyle tebligat yapılacağı hakkında bir hüküm yoktur. Bu nedenle faks çekmek suretiyle yapılan tebligat usule uygun değildir. Açıklanan hususlar göz önünde bulundu- rulmadan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.” HGK., E. 2001/21-359, K. 2001/361, T. 11.4.2001(Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 20.02.2014). Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 246 niş bir içeriğe sahiptir 24 . Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma ni- yetiyle oturduğu yerdir (TMK. m. 19,I). Bilinen son adresin süreklilik arz etmesi, kişinin orada oturması gerekmez. İlgilinin iş yeri adresi, bilinen son adres niteliği taşıyabilir. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır 25 . Bilinen son adresin tespitinde yaşanan güçlükler, tebligatın yapıl- masını engellemekte, gecikmelere yol açmaktadır 26 . Doktrinde, tebli- gatın sokak, sinema, lokanta vs. gibi her yerde yapılabilmesine ilişkin değişiklik yapılması önerilmiştir 27 . Tebligatın yapılabileceği yere iliş- kin sınırlamanın kaldırılması, tebligat yapılmasını kolaylaştıracaktır. Muhatabın bulunduğu her hangi bir yerde tebligat yapılması, özellikle düzenli bir adresi bulunmayan, sürekli olarak adres değiştiren kişiler bakımından ihtiyaç duyulan bir düzenlemedir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır (Teb. K. m. 10, II). Adres kayıt sisteminde ad- res girişleri tamamlanmadan bu hükmün kabul edilmesi eleştirilmek- tedir 28 . Adres kayıt sisteminde çeşitli sebeplerle adresi bulunmayan ya da adres bilgisi yanlış veya eksik kayıt edilmiş vatandaşlar bakımdan bu hüküm hak kayıplarına yol açmaktadır. Hak kayıplarının engel- lenmesi bakımından vatandaşların adres kayıt sistemindeki bilgilerini güncellemeleri konusunda uyarılması gerekmektedir. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ay- rılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memur- larına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva 24 Berkin., Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, İstanbul 1981, s. 345; Üstün- dağ, s. 430. 25 Borçluya ait adresin, alacaklının takdiri ile belirleniyor olması tebligatın muhatap borçluya ulaşamaması riskini doğurmaktadır. Bkz. Şeker, Hilmi: “Uyum’un Takip Versiyonu, Yenilik mi Yinelemek mi?”, ABD. 2012/3, s. 380. 26 Muşul, s. 13. 27 Muşul, s. 17; Kavasoğlu, s. 92; Durman, s. 76. 28 Akil, s. 255; Özbay, s. 138. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 247 eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına 29 yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (Teb. K. m. 21, II). Bu hükümde, durumun en yakın komşularından birine, var- sa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi zorunluluğunun aranmama- sı, muhatap bakımından hak kayıplarına yol açabileceği gerekçesiy- le eleştirilmektedir 30 . Komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı günümüzde, muhatabın komşularından birine, bildirim yapılması istenilen sonucu doğurmamaktadır. Yönetici ve kapıcı, her binada bulunmamakta veya bulunsa bile kendisine ulaşılamamaktadır. Bize göre, kapıya yapıştır- ma işlemi yeterlidir. Ancak, kapıya yapıştırma işlemi, o adreste mu- hatapla ilgisi bulunmayan bir kişinin oturması durumunda, o kişinin rahatsız olmasına yol açmaktadır 31 . Bu rahatsızlık neticesinde, bu kişi- ler tebligat memuruna karşı kötü muamelede bulunabilmektedir. Ka- pıya yapıştırma sisteminin, muhatabın tebligata ulaşması bakımından sağlıklı bir sistem olmadığı aşikârdır. Özellikle o adreste başkasının oturduğu hallerde kapıya yapıştırma yerine tebliğ evrakının mercie iadesini öngören kanun değişikliği yapılmalıdır. Uygulamada, tebligatın çıkartılmasını talep eden taraf, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığından bahisle, tebligatı çıkartacak merciden doğrudan Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre tebligat ya- pılmasını talep etmektedir. Tebligatı çıkartılmasını talep eden taraf, bi- linen en son adresin tebligata elverişli olup olmadığını takdir edemez 32 . Bunu takdir edecek makam Kanun’da açıkça belirtilmemiştir. Bilinen son adresin tebligata elverişli olup olmadığına esas olarak tebligatı çı- karan mercii (mahkeme, icra dairesi) karar verecektir. Ayrıca, bilinen en son adrese tebligat yapılamaması hâlinde Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre tebligat yapılır (Teb. Yön. m. 16 (2)). Kısaca, Tebligat Kanunu madde 21, II’nin tebliğ imkânsızlığı durumunda uygulanması gerekir. Dolayısıyla ilk tebligatın Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre yapıla- 29 Kapı ile kast edilenin apartmanlarda ana giriş kapısı veya daire kapısı olup olma- dığı anlaşılmamaktadır. Bir başka sorun ise, güvenlik sebebiyle, posta memurları bazı sitelere ve rezidans gibi bina girememektedir. Bu hallerde kapıya yapıştırma işleminin nasıl yapılacağına ilişkin belirsizlik vardır, bkz. Daylık, Kadir/Akdağ, Sami/ Nejla İnekçioğlu -Tebligat Sorunları, s. 36; Ruhi, s. 594. 30 Akil, s. 257; Özbay, s. 143. 31 Ruhi, s. 594. 32 Teoman Salgırtay, “Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler Ve Bir Yargıtay Ka- rarı Işığında (Yargıtay 12. H.D. 2012 / 32459 E. – 2013 / 3328 K. S. -11.02.2013 T.) Tebligat Kanunu Uygulamaları” ABD. 2013/4, s. 300. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 248 bilmesi ancak, bilinen son adresin tebligatı çıkartacak mercii tarafından tebligata elverişli adres olarak kabul edilmemesi halinde mümkündür. Ancak, Salgırtay, Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre, tebligat yapı- labilmesi, bilinen son adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesi şartına bağlı olduğu için, önce adres kayıt sistemindeki adrese normal tebligat çıkarılması gerektiği görüşündedir. Normal tebligatın iade edilmesi du- rumunda, Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre, tebligat yapılabilir 33 . Yargıtay uygulaması da bu yöndedir 34 . Yargıtay, buna gerekçe olarak geçerli bir mazereti nedeniyle yeni adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne bildiremeyen veya önemli bir mazereti nedeniyle bir kaç aylığına adresinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşların savunma 33 Salgırtay, s. 302. 34 “Tebligat Kanunu’nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkra ile gerçek kişilere yapıla- cak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. İlk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir ad- resi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adres de Tebligat Kanunu’nun 10/1.maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine başka adresi bilinmiyor diyerek doğrudan 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davranış Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi aynı zamanda özünde cezalandırmayı da amaç- layan bir düzenleme içermektedir. Yasa koyucu 5490 Sayılı Kanuna göre doğru adre- sini zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne bildirmeyen vatandaşı cezalandırmak amacını gütmüştür. Tebligat Yasasının dar yorumlanması, geçerli bir mazereti nedeniyle yeni adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne bildiremeyen veya önemli bir mazereti nedeniyle (yatarak hastanede tedavi gören hasta gibi) bir kaç aylığına adresinden ay- rılmak zorunda kalan vatandaşın cezalandırılmasına neden olur. Yasanın yorumun- da yardımcı kaynak olan madde gerekçeleri bu konuda bize ışık tutmaktadır. Tebli- gat Kanunu’nda değişiklik getiren madde gerekçelerinden açıkça anlaşılacağı üzere iki veya üç tebligatla sorun çözülmek istenmiştir. Hem yasa metninde, hem yasanın uygulanmasını gösteren yönetmelikte ve hem de madde gerekçesinde muhatabın sa- dece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirilmesi halinde doğrudan 21/2’ye göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bi- lakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2’ye göre tebligat yapılaca- ğı önemle vurgulanmıştır. Ayrıca Tebligat Yönetmeliğinin 79.maddesinde T.K.’nun 21/2.maddesine göre çıkarılacak tebligatların açık mavi renkli zarflarla yapılacağının belirtilmesi bu usulün hemen başvurulacak bir yol olmadığı, istisna olarak ve belirli şartların oluşması halinde başvurulacak bir tebligat şekli olduğunu da göstermekte- dir. İlk defa bildirilen adres kayıt sistemindeki adres, tebligat yapılamayacağı açıkça anlaşılan bir adres olmadığı için, öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesinde muha- tap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendir- me işleminin yerine getirilmesi gerekir.” 12. HD., E. 2013/21372, K. 2013/29142, T. 19.9.2013 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 07.03.2014). TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 249 haklarının korunması amacıyla, adres kayıt sistemindeki adrese önce normal yolla tebligat yapılması gerektiği sonucuna varmıştır. Geçici olarak tebligat adresinden ayrılma hallerinde Tebligat Kanunu madde 21, II uygulamasında tebligatın kapıya yapıştırmadan onbeş gün sonra yapılmış sayılmasına ilişkin bir hükümle savunma hakkı korunmuş olur. Yeni adresini çeşitli nedenlerle zamanında Nüfus Müdürlüğü’ne bildiremeyenler bakımından, eski adresine tebligat yapılıp yapılmadı- ğı hususunda araştırma yükümlülüğü getirilmelidir. Aksi halde, ad- res kayıt sisteminin sağlıklı ve güncel bir şekilde işlemesi sağlanamaz. Bilinen son adres ile adres kayıt sistemindeki adresin aynı olması ihtimali, Kanun’da düzenlenmemiştir. Böyle bir durumda, aynı adrese iki kez tebligat çıkartılması ve ikinci tebligatın, Tebligat Kanunu madde 21, II’e göre yapılması gerekmektedir 35 . Bilinen son adres ile adres ka- yıt sistemindeki adres aynı olması halinde, madde 21, II’nin doğrudan uygulanması usul ekonomisine uygun olacaktır. Bu uygulama için de, tebligat çıkartılırken tebligat adresinin, adres kayıt sistemindeki ad- res olduğunun belirtilmesi ve zarfın da mavi zarf olması gerekmekte- dir. Adres kayıt sisteminin ülke genelinde etkin bir şekilde işler hale gelmesinden sonra, adres kayıt sisteminde bulunan adreslere yapılan tebligatlarda doğrudan Tebligat Kanunu madde 21,II uygulanacağına ilişkin şerh düşülmesi zaman ve iş gücü tasarrufu sağlayacaktır. Tebligat Kanunu 21, II’ye göre tebligat yapılırken, tebliğ zarfının açık mavi renkte bastırılması gerekir (Teb. Yön. m. 79 (2)). Ancak uygu- lamada, avukatlık bürolarının, kendi bürolarının evrakını ayırt etmek üzere farkı renklerde zarflar kullanıldığı görülmektedir. Bu uygula- maya son verilmeli; farklı renkte zarflar kesinlikle kabul edilmemeli- dir. Mavi zarf uygulaması, tebligat memurunda tebligat işleminde far- kındalığı yaratmak amacıyla öngörülmüştür. Ayrıca, tebligatı çıkaran mercilerce, “MERNİS” veya “Adres kayıt sisteminden alındı” kaşesi ile tebliğ zarfı hazırlanmaktadır. Bu uygulama ve uygulamanın dayanağı olan Tebligat İşletme Esasları’nın madde 36 (4) 36 düzenlemesi Yönet- melik hükmüne aykırıdır. 35 Salgırtay, s. 316. 36 “Tebliğ çıkarmaya yetkili merciler tarafından işyerlerimize açık mavi renk dışında tebliğ zarfları tevdi edilmesi halinde de, tebliğ zarfı üzerine muhatap adresinin Adres Kayıt Sisteminden alındığı elle, kaşe basmak suretiyle veya zarf üzerinde matbu olarak açıkça belirtilmiş ise, tebliğ memurunca üçüncü paragrafta belirtilen işlem uygulanır.” Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 250 Tebligat Kanunu madde 21,II’ye göre yapılacak tebligatlarda kar- şılaşılan bir diğer sorun maddenin kapsamına ilişkindir. Tüzel kişiler adres kayıt sisteminde yer almadığı için onlara Tebligat Kanunu mad- de 21,II’ye göre tebligat yapılamaz 37 . Bu şekilde çıkartılan tebligatların, merciine iade edilmesi gerekir 38 . Adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinden muhatap geçici olarak ayrılmışsa, Tebligat Kanunu madde 20 uygulanmalıdır. Bu maddeye göre, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra tebligat yapılmış sayılır. Bu du- rumlarda, Tebligat Kanunu madde 21, II doğrudan uygulanmamalıdır. Ancak, uygulamada, Tebligat Kanunu madde 21, II’ye göre doğrudan tebligat yapılması, muhatap bakımından onbeş günlük bir süre kay- bına neden olmaktadır. Tebligat Kanunu madde 20 ile 21 arasındaki ilişkinin net bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir 39 . Adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinden muhatap geçici olarak ayrılmışsa (hastalık, tatil, iş gezisi vb.), madde 20’ye göre tebligat yapı- lacağı açıkça hüküm altına alınmalıdır. Geçici olarak ayrılmaya ilişkin olarak tebliğ tarihine ilişkin bir tartışma vardır. Tebligat Kanunu madde 20 son cümle şu şekildedir: “Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ih- barname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.” Doktrinde, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihten itibaren onbeş gün son- ra yapılmış sayılacağı görüşü hakimdir 40 . Aksi halde, muhatap yerine tebligatı kabul etmeye yetkili kişiler bundan imtina edecekler ve tebliğ memuru madde 21’i uygulamak zorunda kalacaktır. Bu durum ise, za- man ve işgücü kaybına yol açacaktır. Muhatap yerine tebligatı kabul etmeye yetkili kişilere tebliğ evrakının verildiği tarihten itibaren on- beş günlük süre başlamalıdır 41 . 37 Ruhi, s. 124. 38 Ruhi, s. 607. 39 Nezih Sütçü, “Adli Tebligatla İlgili Sorunlar”, İBD, 2006/5, s 1992; Akil, s. 258; Salgırtay, s. 306. 40 Sütçü, s. 1995; Yılmaz/Çağlar, s. 362. Salgıtay ise, onbeş günlük ek süre tebligatı almaktan imtina haline mahsus olduğu; imtina edilmeden tebligat imza karşılığı alınmışsa, tebliğ tarihinin imza tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği görüşündedir. Bkz. Salgırtay, s. 305. 41 Şükran Ekecik /Duran,Osman: “Tebligat Kanunu’nun 20. Maddesi Üzerine Dü- TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 251 Geçici olarak ayrılmaya ilişkin beyanın madde 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişiler dışında komşu, kapıcı gibi üçüncü kişi- lerden öğrenilmesi halinde nasıl bir işlem yapılacağı düzenlenmemiş- tir. Uygulamada tebliğ memurların özellikle muhatabın komşu veya kapıcısından aldıkları geçici olarak ayrılmaya ilişkin beyanların tebliğ mazbatasına geçirilerek altının ilgiliye imzalatıldığı görülmektedir. Yargıtay, 20’nci maddeye göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin bulunması ve bu kişinin muhatabın geçici olarak başka bir yere git- tiğinin belirtilmesinin gerektiğine hükmetmiştir; muhatabın komşu- nun bu husustaki beyanıyla 20’nci maddeye göre tebligat yapılmasını usulsüz saymıştır 42 . Doktrin de Yargıtay ile aynı görüştedir 43 . Adreste kimsenin bulunmadığı ve adreste bulunmama sebebini bilmesi muh- temel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından muhatabın geçici olarak adresinde olmadığının öğ- renildiği durumlarda, bu husus imza mukabilinde kayıt altına alınıp tebliğ evrakı merciine iade edilmelidir. Tebligat İşletme Esasları m. 54 (5) uyarınca, “muhatabın askere gittiği, hüküm giydiği veya yurtdışına çıktığının, taşınmak suretiyle o adresten devamlı olarak ayrıldığının veya o adreste hiç oturmamış olduğunun öğrenilmesi veya adresin askeri birlik adresi, cezaevi adresi gibi ikincil bir adres olması halinde de tebliğ evrakının üzerinde adre- sin Adres Kayıt Sisteminden alındığının açıkça belirtilmiş olması halle- rinde başkaca adres araştırması yapılmaksızın tebliğ gösterilen adrese yapılır”. Bu hüküm, hukukî dinlenilme hakkını sınırlandırmaktadır ve şünceler”, ABD., 2013/3, s. 99. 42 “Somut olayda satış ilanı tebliğ işleminin, “Muhatap geçici İstanbul’a gittiğinden 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre kapısına 2 nolu haber kağı- dı yapıştırılıp, evrak mahalle muhtarlığına teslim edildi. Komşusu Özlem ...haber verildi. İmzadan kaçındı.” şerhi ile yapıldığı görülmüştür. Komşunun beyanına göre muhatabın şehir dışında İstanbul’da olduğu anlaşıldığından şehir dışında- ki muhataba 21’e göre tebligat yapılamayacağından sözü edilen tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Tebligat Kanununun 20. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için adreste birinin bulunması, kendisine tebliğ yapılacak şahsın muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi gerekir. Oysa somut olay- da satış ilanının tebliğ edildiği adreste hiç kimse bulunmayıp, komşu beyanına göre adresin kapalı olduğu anlaşıldığından olayda 20. maddenin uygulanması da mümkün değildir. İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edil- memiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.” 12. HD., E. 2011/9908, K. 2011/26273, T. 5.12.2011 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 06.03.2014). 43 Yılmaz/Çağlar, s. 361; Ruhi, s. 568. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 252 hükmün değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak, adresin kamulaştırma, deprem, yangın vb. nedenlerle yıkılmış veya bina özelliğini yitirmiş ol- ması durumlarında veya muhatap tüzel kişi olmasına rağmen adresin adres kayıt sisteminden alındığının tebliğ evrakı üzerinde şerh edil- mesi halinde 21 inci madde uygulanmaz. Mazbataya gerekli şerhler açık ve ayrıntılı bir şekilde yazılarak çıkaran mercie iade edilir. Tebligat Kanunu madde 35 hükmü, adli tebligatlarda 44 , adresin de- ğişmesi halinde uygulanır. Adresini değiştiren gerçek kişiler yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî ka- yıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Teb- liğ olunacak evrakın tebliğ mazbatalı kapalı zarf olmaksızın düzen- lenmesi, tebliğ olunacak hususun herkes tarafından öğrenilebilmesine imkân vererek özel hayatın gizliliğini ihlaline yol açması sebebiyle eleştirilmektedir 45 . Bir diğer eleştiri, tebliğ olunacak hususun çok sayı- da sayfadan oluşması durumunda kapıya yapıştırmanın mümkün ol- mamasına ilişkindir. Bu olumsuzluklar, tebliğ evrakının muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına bırakılmasına ilişkin düzenleme yapılarak giderilebilir 46 . III. TEBLİGAT SÜRECİNE KATILAN İLGİLİLERDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR Tebligat, pek çok kişinin katılımıyla gerçekleşen bir hukukî işlem- dir. Bu haliyle, birbirinin içine geçmiş halkalardan oluşan zincire ben- zemektedir. Tebligatın yapılmasını talep eden, tebligatı çıkaran mercii, tebligat görevlisi (posta memuru), muhtar, muhatap ve tebligatı kabul etmeye yetkili kişilerden kaynaklanan çok çeşitli sorunlar vardır. Aşa- ğıda bu sorunların belli başlıları tespit edilmeye ve çeşitli çözüm öne- rileri sunulmaya çalışılacaktır. 44 Adli olmayan tebligatlarda da, Tebligat Kanunu madde 35 hükmünün uygulan- ması gereğine ilişkin olarak bkz. Durman, s. 73. 45 Sütçü, s. 2000. 46 Sütçü, s. 2001. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 253 A. TEBLİGAT YAPILMASINI TALEP EDENLERDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR 1. Muhatabın adresinin hiç bildirilmemesi, yanlış veya eksik bildiril- mesi 2. Tebligat yapılmasını talep edenin kendi adresini hiç bildirmemesi, yanlış veya eksik bildirmesi 3. Tebligat yapılmasını talep edenin adres bilgilerini güncellememesi 4. Tebligatın doğrudan Tebligat Kanunu madde 21,II’ye göre yapılma- sının istenmesi 5. Tebligat giderlerinin yatırılmaması 6. Tebliğ evrakının usulüne uygun hazırlanmaması, çeşitli renklerde zarfların kullanılması Bu sorunların giderilmesi bakımından özellikle avukatların tebli- gat hukuku alanında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Avukatlık mes- leğine sınavla girilmesi halinde, bu sınavda tebligat hukuku alanına ilişkin sorular sorulabilir. Avukatlık stajı sırasında tebligat hukukuna ilişkin seminerlere katılma zorunluluğu getirilebilir. Avukatların, UYAP sistemindeki adres bilgilerini güncellememe- leri para cezası yaptırımına tabi kılınabilir. B. TEBLİGATI ÇIKARAN MERCİİDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR 1. Dava dosyasının (davacı-davalı) taraflarının ve adreslerinin UYAP sistemine doğru kaydedilmemiş olması 47 2. Muhatabın adresinin tebliğ evrakına eksik, yanlış veya okunaksız yazılması 48 3. Tarafların veya adreslerinin değişmesi halinde, usulüne uygun bir suretle mercie bildirilmesine rağmen, adres güncellemelerinin ya- pılmamış olması 49 47 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77. 48 Muşul, s. 13. 49 “Yapılan tebligatlardan borçlunun icra takip dosyası kapsamındaki bilinen en son adresinin icra mahkemesine bildirmiş olduğu adresi olması karşısında bu adrese Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 254 4. Tüzel kişiliklerde, özellikle tasfiye edilmiş şirketlerde şirketi tem- sile yetkili kişi veya tasfiye memurunun adının kaydedilmemiş olması 50 5. Tebliğ evrakının doğru zarfla çıkartılmaması, zarfın tebliğ evrakı- nı alacak büyüklükte olmaması 51 6. Tebliğ evrakının hatalı ve eksik olarak tebliğ zarfına konulması 52 7. Tebliğ zaptının ön yüzüne tebliği çıkaran merciin adresinin eksik, yanlış veya okunaksız yazılması 53 8. Tebligat çıkarılmasını talep eden taraftan, özellikle gider avansı yatıran avukatlardan yeniden gider alınması 9. Tebligat elverişsizliğinin veya imkânsızlığının tespit edilmesine rağmen Tebligat Kanunu madde 21,II’nin uygulanmaması 10. Noterlerin yaptığı tebligatın adli tebligat sayılmaması nedeniyle Tebligat Kanunu madde 35’e göre tebligat yapamamaları 54 Bu sorunların çözümünde öncelikle tebligatı çıkaran mercilerin (özellikle yazı işleri ve icra dairesi çalışanlarının), tebligat adresini belli bir standartta yazmaları için genelge düzenlenebilir. Adres stan- dardının sağlanması bakımından UYAP ve Adres Kayıt Sistemi veri bileşenleri kullanılarak, UYAP sisteminin yanlış adres yazımı halinde otomatik uyarı vermesi sağlanabilir. Tebligat Kanununun 10. ve 35 /son maddesine göre icra emri ve kıymet takdir ra- poru tebliğ edilmiş olması nedeniyle söz konusu tebligatlar usulüne uygun ise de, artık satış ilanının da bu adreste tebliğ edilmesi gerekirken, borçlunun daha önce bildirdiği ipotek resmi senedindeki adresine satış ilanı tebliğ edilmiş olduğundan satış ilanı tebliğ işlemi Tebligat Kanunun 10. maddesi gereğince usulsüzdür. Borç- luya satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesi ise, başlı başına ihalenin feshi nedenidir.” Bkz. 12. HD. E. 2012/8928, K. 2012/23517, T. 4.7.2012 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 19.02.2014). 50 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77. 51 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 21. Tebliğ zarflarının tebliğ evrakını alabilecek çeşitli şekil ve büyüklüklerde basılması önerilmiştir, bkz. Durman, s. 77. 52 Durman, s. 77. 53 Muşul, s. 13. 54 Ahmet Paksoy -Tebligat Tartışmalar, s. 115; Ruhi, s. 1022. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 255 C. TEBLİGAT GÖREVLİSİDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR 1. Tebligat mazbatasının yanlış veya eksik bir şekilde düzenlenmesi (Tebligat K. m. 23; Teb. Yön. m. 35; Teb. İşl. Es. m. 57) 2. Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina hallerinde, meşruhat ve imza alınmaksızın, tasdik işlemlerinin eksik yapılarak tebligatın iade edilmesi (Tebligat K. m. 21; Teb. Yön. m. 31; Teb. İşl. Es. m. 52 vd.). Örnek muhtar kaşesi 55 3. Tebligatı kabul etmeye yetkili olmayan bir kişiye tebligat yapılma- sı 56 . Örneğin apartman yöneticisine, apartman görevlisine, komşu- ya, aynı apartmanda ve fakat başka bir dairede oturan muhatabın anne-baba gibi bir yakınına tebligat yapılması 4. Tüzel kişilere yapılan tebligatlarda, tebligatın tüzel kişiyi temsile yetkili kişiye 57 yapılmaması ve tüzel kişiyi temsile yetkili kişiye ulaşılamaması halinde bu neden açıklanmayarak işçiye veya çalı- şana tebligat yapılması 58 55 İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 77. 56 Muşul, tebliğ memurunun tebliğ evrakını verdiği kişinin beyanı ile bağlı olmasın- dan kaynaklanan yanlışlıklar sebebiyle tebliğin muhataba ulaşmaması üzerinde durmuştur. Tebliğ memuru, muhatap adına tebligatı kabul etmek isteyen kişinin beyanını her açıdan araştırma imkânı bulunmadığı için tebliğ evrakını yanlış kişi- ye vermektedir. Bkz. Muşul, s. 14. 57 Tüzel kişinin adresi dışında, tüzel kişiyi temsile yetkili kişinin şahsi adresinde, yet- kili tüzel kişi temsilcisine tebligat yapılabilmesi gereği hakkında bkz. Durman, s. 76. 58 Sütçü, s. 1976. “7201 sayılı Tebligat Yasasının 12 ve 13, Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddeleri tüzel kişilere yapılacak tebligat hususunu düzenlemiş olup, anı- lan madde hükümlerine göre tebligatın tüzel kişinin selahiyetli mümessillerine yapılması, tebligat yapılacak kimselerin herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğin tüzel kişinin o yerdeki memur ve müstahdemlerinden birine yapılması gerekir. Olayımızda; davalı şirket adresine çıkarılan duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ parçasında “gösterilen adreste şirketin yetkili iş- çisi S.K.’ye tebliğ edildi” şerhinin yer aldığı ve davalının duruşmaya katılmadığı görülmüştür. Davalı şirketin yetkili mümessillerinin hangi sebeple tebligatı ala- mayacak durumda oldukları belirtilmeksizin yapılan tebligatın Tebligat Yasası ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yöntemine uygun tebliğ edildiği kabul edile- mez. Davalıya usulüne uygun duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir. Karar bu sebeple bozulmalıdır.” 6. HD., E. 2013/9070, K. 2013/10965, T. 24.6.2013 Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 256 5. 35. maddeye göre yapılan tebligatların iade edilmesi 59 6. Çok bilindik bir kuruma yapılan tebligatın iade edilmesi 60 7. Tebliğ alındısı sorgulama yazışmalarında teslim edildiği bildiril- mesine rağmen tebliğ mazbatasının mahkemeye ulaşmaması 61 8. Tebligatın dağıtıcı memur üzerinde uzun süre kalması 62 9. Tebligat memurunun menfaat temini karşılığında, tebligatı ger- çekleştirmeyerek, tebliğ evrakını, tebliğ çıkartan mercie iade et- mesi 63 veya tebligat yapmayı kasten geciktirmesi 10. Hasma 64 tebligat yasağına (Teb. K. m. 39) rağmen hasma tebligat yapılması 65 11. Dağıtıcıların tebliğ mazbatası üzerindeki meşruhatlarının eksik veya okunaksız olması 66 12. Tebliğ alındılarının biriktirilip topluca ve çok geç iade edilmesi 67 13. Adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine çıkarılan tebligatın (Teb. K. m. 21,II; 35) iade edilmesi (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 05.03.2014). 59 Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 18; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77. 60 Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 17; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77. 61 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 77. 62 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78. 63 Muşul, s. 14; Kaya-Tebligat Tartışmalar, s. 20 . 64 Hasım kavramından ne anlaşılması gerektiği tartışmalıdır. Muşul’a göre, muhatap adına kendisine tebligat yapılacak kişilerin, muhatapla arasında husumet olma- ması, menfaat çatışması bulunmaması gerekir; bkz. Muşul, s. 109. Durman’a göre, Tebligat Kanunu madde 39 hükmünün, alacaklı (davacı) namına çıkartılan tebliğin borçlu (davalı) tarafından tebellüğ edilmesi halinde veya tam tersi hallerde uygu- lanması gerekir, bkz. Durman, s. 71. Bizim de katıldığımız görüşe göre, muhatap ile husumet ilişkisi olanların (davacı-davalı; alacaklı-borçlu) yanı sıra onlarla akra- balık bağı bulunanlar da hasım sayılır, bkz. Yılmaz/Çağlar, s. 687; Ruhi, s. 1132. 65 Bu sorun, tebliği çıkaran merciin tebligatın içeriğini oluşturan hukukî işlem bakımından hasım sayılan kişilerin tebliğ evrakına şerh düşülmesi ile giderilebilir. Özellikle boşanma davalarında tarafların adres kayıt sisteminde yer alan yerleşim yeri adreslerinin aynı olması durumunda hasma tebliğ yasağının geçerli olduğuna dikkat çekilmelidir. Hasma tebligat yapılmaması hususunda tebligat memurunu uyaran bir şerh düşülmelidir. 66 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78. 67 Muşul, s. 13; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78. Özellikle mahkemelerde ve icra dairelerinde çalışan kalem görevlileri bu alındıların dosyalara takılmasının çok uzun zaman almasından ve yanlış dosyalara takılmasından kaynaklı sıkıntılarını dile getirmektedirler. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 257 14. Tebliğ alındısının parçalanmış şekilde iade olunması 68 15. Tarihsiz ve kime tebliğ edildiği belli olmayan alındının iade edil- mesi 69 16. Tebliğ alındısının mahkemeye ulaşmaması üzerine yapılan yazış- ma sonucunda tebligatın zayii olduğunun bildirilmesi 70 17. Tebligatın unvan benzerliği olan bir başka kuruma yapılması 71 18. Tebliğ mazbatalarının teslimi esnasında, PTT tarafından hazırla- nan listenin kontrol edilmemesi sebebiyle, mazbataların yırtık ol- ması, kaybolması, listede yer almaması gibi çeşitli sebeplerle ilgili dosyalarına takılamaması 72 19. Tebliğ evrakının kaybedilmesi 73 Bu sorunların çözümünde en temel nokta, tebligat memurlarının eğitimidir. Tebligat memurları, tebligat konusunda eğitime ihtiyaç duydukları aşikârdır 74 . Tebligat memurlarının tebliğ sırasında karşı- laştıkları sorunlar bağlamında, kısa sürede cevap bulabilecekleri el ki- tapları olmalı ya da telefonla bu hususta bilgi alabilecekleri bir merkez kurulmalıdır. Tebligat mazbatasının doldurulması hususunda yazının okunaklı olması bakımından memur seçiminde güzel el yazısı bir kri- ter olmalıdır. Tebligat memurlarının adrese kolay ulaşması için teknik destek sağlanmalıdır. GPS’ten (küresel konumlanma sisteminden) faydalanı- 68 Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 18; İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 78. 69 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78. 70 İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 78. 71 İnekçioğlu -Tebligat Tartışmalar, s. 78. 72 Sağlam-Tebligat Tartışmalar, s. 25; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 78. 73 Tebliğ evrakının kaybedilmesi halinde evrakının yeniden tanzim ve tebliği için gerekli masraflar, Posta Kanunu’nun taahhütlü gönderilere ilişkin hükümlerine göre ödeneceği Tebligat Kanunu madde 6’da düzenlenmiştir. Ancak, 06.05.2013 tarih 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile Posta Kanunu yürürlükten kaldı- rılmıştır. Bu Kanun’da posta gönderilerinin kaybı, çalınması veya hasarı hâlinde sorumluluk üstlenilmesi evrensel posta hizmeti ilkesi olarak benimsenmiş; ancak, sorumluluk ayrıca düzenlenmemiştir. Şu anda tebliğ evrakının kaybolması halin- de meydana gelen zararın tazmini bakımından genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Tebligat işlemleri kamu düzenine ilişkin olduğu için kamu yararı amacıyla, genel hükümlerden farklı olarak, kusursuz sorumluluk ilkesinin açıkça benimsenmesi ve daha ağır yaptırımların Kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. 74 Muşul, s. 15. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 258 labilir. Tebligat memurlarına araç (bisiklet, motosiklet, scooter) tahsis edilebilir. Tebligat memurlarının sürekli aynı mıntıkada çalışması sağ- lanarak, bu suretle gelişecek adres bilgilerinden yararlanılabilir. Doktrinde, tebligat memurlarının tebligatı kısa zamanda, usulüne uygun yapmaları için tedbir alınmaması tenkit edilmektedir 75 . Tebliga- tın daha hızlı işlemesini sağlamak amacıyla, tebligatı kısa zamanında ve usulüne uygun bir şekilde yapmayarak yargılamanın uzamasına sebebiyet veren tebligat memurları hakkında caydırıcı cezai hükümler konulması yerinde olacaktır 76 . D. MUHATAP VEYA TEBLİGATI KABUL ETMEYE YETKİLİ KİŞİLERDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR 1. Muhatabın adresini gerçeğe aykırı olarak bildirmesi 2. Muhatabın adres bilgilerini güncellememesi, adres değişikliğini bildirmemesi 77 3. Muhatabın veya tebligatı kabul etmeye yetkili kişinin tebligat me- murunu tehdit ederek, cebir ve şiddet kullanarak tebligatın yapıl- masına engel olması 78 4. Muhatabın veya tebligatı kabul etmeye yetkili kişinin geçerli bir sebep yokken tebligatı kabul etmekten kaçınması 5. Tebligatı kabul etmeye yetkili kişinin tebliğ evrakına zarar verme- si, okunamaz hale getirmesi 6. Muhatap veya tebligatı kabul etmeye yetkili kişilerin tebligat me- muruna veya muhtarlara karşı haksız davranışları 7. Tebligat Kanunu madde 13’e göre yapılan tebligatlarda, iş yerinde hazır bulunan memur veya müstahdemlerin daimi olarak orada çalışma şartının aranmaması 79 75 Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 732. 76 Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 732; Muşul, s. 16. 77 Muhatabın avukat olduğu hallerde, adres bilgilerinin UYAP sisteminde sürekli olarak güncellenmesi, avukatlara yapılacak tebligatlarda tebliğ adresi bakımından ortaya çıkan sorunları azaltır. Bkz. İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 80. 78 Muşul, s. 14. 79 Sütçü, s. 1978. Tebligat Kanunu madde 13’te yer almayan bu husus Tebligat Ka- nununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 21’inci maddesinde açıkça düzen- TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 259 8. Avukatın azledilmesi veya istifa etmesi nedeniyle, bu hususta bir meşruhat yazılarak tebligatın iade edilmesi 80 9. Muhatabın avukat olduğu ve adli tatil sebebiyle avukatın büro- sunu kapalı tuttuğu hallerde, Tebligat Kanunu madde 21, I hük- münün uygulanması avukatlar tarafından eleştirilmektedir 81 . An- cak, adli tatilde tebligat yapılması mümkün olduğu için (HMK m. 103(3)), tatilde olması sebebiyle bürosu kapalı olan avukata tebligat yapılması mümkündür 82 . Tebligat Kanunu, avukat tarafından ta- kip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılmasını öngörmektedir. Adli tatilde tebligat yapılmamasına ilişkin herhangi bir düzenleme bu- lunmamaktadır. Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi dışındaki diğer adreslerinin (yazlık evi, kışlık evi vb.), tebligat adresi olarak değerlendirilmesi tartışılabilir. Muhatabın bilinen son adresin- den başka bir yerde tebliğ yapılabilmesi için, müracaatı veya kabulü gerekir (Teb. K. m. 10, II). Muhatabın, adres kayıt sitemine diğer adres bildiriminde bulunması, bu adreslere tebligat yapılmasını kabul ettiği veya bu bağlamda bir başvuru yaptığı sonucunu doğurmaz. Bu yön- de bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla, yerleşim yeri adresi dışında, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan diğer adreslerine tebligat yapılması Tebligat Kanunu madde 10, II belirtilen istisna hari- cinde mümkün değildir. lenmiştir: “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alama- yacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır”. 80 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79. 81 Ruhi, s. 174; Akil, s. 256; Özbay, s. 139; Dedeağaç, Ender, “Adli Tatil ve Tebligat Kanunu”, (http://enderdedeagac.blogspot.com.tr/2010/09/adli-tatil-ve-tebligat- kanunu.html - 28.02.2014), 82 Muşul, s. 15. Akil ise, Tebligat Kanunu’nda avukat bürosunda yapılacak tebligat- ların resmi çalışma gün ve saatlerinde yapılacağını düzenleyen hükmün, adli tatil- den sonra avukatın bürosuna tebligat yapılması taleplerine kanuni dayanak teşkil ettiği görüşündedir; bkz. Akil, s. 256. Ulusal Bayram Ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, adli tatili bir resmi tatil olarak düzenlemediği, adli tatil günlerinin resmi çalışma günü olması karşısında, adli tatilde de tebligat yapılabileceği için bu görü- şe katılmamaktayız. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 260 Bu sorunların en temel çözümü vatandaşlarda tebligatın bilincinin oluşturulmasıdır. Bu bağlamda, bu bilinci oluşturacak kamu spotları- na başvurulabilir. Tebligat Kanunu’nda suç olarak düzenlenen fiillerin (Teb. K. m. 53 vd.) yaptırımı ağırlaştırılabilir. E. MUHTARLARDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR 1. Muhtarların tebliğ evrakını almak ve saklamak için teknik ve mali alt yapıya sahip olmamaları 2. Muhtarların mesai saatlerinde dahi yerlerinde bulunamaması 3. Muhtarların kendilerine bırakılan tebligatlarla ilgili tuttukları bir kayıt bulunmaması 83 . Muhatap muhtarlığa gidip tebliğ evrakını almak istediğinde, bir tebliğ evrakı yığını içinde, ilgili evrak bu- lunmaya çalışılmaktadır. 4. Muhtarların “T.C. No Yoktur.” ibaresi ile tebligatları iade etmele- ri 84 . Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları Teb- ligat Kanunu madde 21 uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar. T.C. Kimlik numarası araştırması yapamaz- lar 85 . Muhtarların tebligat işlemleri ile ilgili görev ve yetkileri ko- nusunda eğitilmesi gerekmektedir. 5. Tüzel kişiliklere yapılan tebliğlerin iade tasdik işlemlerinin yapıl- maması 86 6. Tebligatın adrese yapılamaması durumlarında muhtara bırakılan tebligatların muhtarlıklarda kaybedilmesi ve bunun sonucu ola- rak ilgilinin tebliğ mazbatasını alamadığını mahkemeye gelip be- yan etmesi 87 7. Kanun’da muhtarlardan başka, “ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına” tebliğ evrakının bırakılabi- 83 Sütçü, muhtarların kendilerine bırakılan tebliğ evrakını aldıklarını ve muhataba verdiklerini belgeleyecek defter tutma zorunluluğunun getirilmesi gerektiği görü- şündedir. Bkz. Sütçü, s. 1980. 84 Sütçü, s. 1978; Muşul, s. 18; Ruhi, s. 594; İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79. 85 Muşul, s. 18. 86 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79. 87 İnekçioğlu-Tebligat Tartışmalar, s. 79. Tebliğ evrakının muhtarda kaybedilmesi durumunda, muhatabın izleyeceği yola ilişkin olarak düzenleme bulunmamakta- dır. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 261 leceği düzenlenmesine rağmen uygulamada tebliğ evrakını muh- tarlara bırakmak şeklinde bir teamül yerleşmiş olması 88 Muhtarlar bakımından meydana gelen sorunları çözümünde ilk öneri, muhtarları tebligat prosedürünün dışında bırakmak olabilir 89 . Tebliğ evrakı, muhtar yerine PTT şubesine bırakılabilir 90 . Zira, PTT şu- beleri ülkemizde yaygınlaşmıştır. Tebligat memurunun muhtarlık ye- rine PTT şubesine tebliğ evrakını bırakması durumunda daha az vakit ve emek harcayacağı aşikârdır. Muhtarlar sistemde olacaksa, muhtarlara kesinlikle teknik ve mali destek sağlanmalıdır. Muhtarlıklarda tebliğ evrakını saklamak için ar- şiv sistemi olmalıdır. Türkiye’de Mahalle Yönetimi – 2013 Araştırması Çalıştayı Sonuç Bildirgesi 91 ’nde, resmi tebligatlara ilişkin hizmetlerde PTT ve muhataba ilişkin sorunların giderilmesi ve diğer kurumlardan gelen iş yükünün (PTT) mali desteğe yansıtılması gereği belirtilmiştir. IV. ELEKTRONİK TEBLİGATA İLİŞKİN SORUNLAR Günümüzde, internetin günlük hayattaki yeri oldukça artmıştır. Elektronik ortamda iletişim kurulması, hızlı ve ucuz olması sebebiyle yaygınlık kazanmıştır. Bu teknik gelişme, tebligatın elektronik yolla yapılabilmesi hususunun düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu bağlam- da, 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl- masına Dair Kanun ile Tebligat Kanunu’na “Elektronik Tebligat” kenar başlıklı 7/a maddesi eklenmiş ve elektronik ortamda tebligat yapılabil- mesi kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ayrıca, Elektronik Teb- 88 Emniyet Genel Müdürlüğü, karakollarda polis memurlarının tebliğ evrakıyla meş- gul edilmelerini kamu yararına aykırı olmasını buna gerekçe gösterilmektedir, bkz. Samedi, Seher- Tebligat Tartışmalar, s. 104. Emniyet 89 Kavasoğlu, s. 92. 90 Sütçü, tebligatın muhtardan evvel zabıta amir ve memurlarına bırakılması imkânı tanıyacak kanuni düzenleme yapılmasını önermektedir. Buna gerekçe olarak, muhtarların her zamanda yerinde bulunmaları mümkün değil iken, zabıta, nö- betçi amir ve memurlar yirmidört saat çalışmakta olmalarını haklı olarak ileri sürmektedir. Bkz. Sütçü, s. 1980. Kavasoğlu ise, Alman hukukunda olduğu gibi nüfus yoğunluğuna göre bir veya birkaç mahallenin ikamet sicilini tutan, nüfus müdürlüklerine bağlı mahalle büroları kurulmasını önermektedir. Adresinde bu- lunmayanlara yapılacak tebligat, resmi ikamet sicilini tutan mahalle bürolarına yapılmalıdır. Bkz. Kavasoğlu, s. 92. 91 http://www.yerelnet.org.tr/resimler/ekler/calistay-sonuc-bildirgesi.pdf (04.03 .2014) Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 262 ligat Yönetmeliği 92 ve Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 93 Resmi Gazate’de yayımlanarak yürür- lüğe girmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Kayıtlı Elektro- nik Posta Sistemi ile İlgili Süreçlere ve Teknik Kriterlere İlişkin Tebliğ 94 ile Kayıtlı Elektronik Posta Rehberi ve Kayıtlı Elektronik Posta Hesabı Adreslerine İlişkin Tebliğ’i 95 yayımlayarak, kayıtlı elektronik posta sis- temine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesini sağlamıştır. Elektronik tebligat, bilgisayar yazılımı ortamında hazırlanmış bir belgenin, internet üzerinden, elektronik posta yoluyla iletilmesidir 96 . Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nde, elektronik tebligat, Yönetmelik kapsamına uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligat olarak tanımlanmıştır. Bu tanım yeterli açıklıkta değildir. Bununla birlikte, Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin elektronik tebligat hizmetinin bilişim sistemleri vasıtasıyla muhatabın elektronik tebligat adresine iletilmek üzere, tebligatı çıkaran merci tarafından tebligatın gönderil- mesini ve bu iletinin muhataba elektronik ortamda delillendirilerek tesliminin sağlanması hizmetini ifade ettiğini belirten hükmü (ETY. m. 3,1,c) daha aydınlatıcıdır. Elektronik tebligat, posta ile yapılan tebligatların neden olduğu zaman ve işgücü kaybının önüne geçecektir. Elektronik ortamda tebli- gat yapılması suretiyle, tebligat işlemlerinin kısa sürede tamamlanma- sı ve ucuz olması 97 , öncelikle makul sürede yargılanma hakkının ve usul ekonomisi ilkelerinin gerçekleşmesine hizmet edecektir. Halkın yargıya olan güveni artacaktır 98 . Kâğıt kullanılmadığı için, ağaçlar ke- silmeyecek 99 , çevre korunacaktır. 92 RG. T. 19.01.2013, S. 28533. 93 RG. T. 25.08.2011, S. 28036. 94 RG. T. 25.08.2011, S. 28036. 95 RG. T. 16.05.2012, S. 28294. 96 Özlem Tüzüner, “Elektronik Tebligatın Kalitatif Yöntemle İncelenmesi”, ABD., 2011/ 4, s. 144; Özbay, s. 125. Farklı tanım için bkz. Akkan, s. 34. 97 Akil, s. 253; Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 155; Tüzüner, Özlem: “Elektronik Tebli- gatın Adaletin Kalitesine Katkıları”, İz.BD. Ocak 2012, s. 65; Börü, Levent: “Elektro- nik Tebligat Yönetmeliği Taslağı’na İlişkin Kısa Bir Değerlendirme”, ABD. 2012/2, s. 405; Özbay, s. 128. 98 Geylani Koca, “Tebligatın Esası, Gecikmesi Sorunu ve Elektronik Tebligatın Yay- gınlaştırılmasının Önemi”, İBD. C. 82, S. 6, 2008, s. 2992. 99 Tebligat ile yılda ortalama 40 bin ağaç kesilmekten kurtulacak haberi için bkz. http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25727665.asp (11.02.2014). TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 263 Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Ano- nim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Elektronik tebligat hiz- metinden yararlanacak muhatap, elektronik tebligata elverişli kayıtlı elektronik posta adresi 100 edinir. Elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır (Teb. K. m. 7/a, III). Elektronik tebligatın uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların Teb- ligat Kanunu’ndan ziyade yönetmelikle belirlenmesi eleştirilebilir. Zira, elektronik tebligata ilişkin düzenlemelerin kişisel veriler bağla- mında, özel hayatın dokunulmazlığı başta olmak üzere, adil yargılan- ma hakkı ve diğer bazı temel hak ve özgürlüklere müdahale sonucu yaratacak konular olması sebebiyle 101 , Tebligat Kanunu’nda daha ay- rıntılı bir şekilde hüküm altına alınması yerinde olur. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Teb. K. m. 7/a, IV). Elektronik tebligatın yapılmış sayılması için, muhatabın tebligatı öğrendiğinin veya aldığının belgelenmesi şartının aranmaması eleş- tirilmektedir 102 . Elektronik tebligatın muhatap tarafından alındığının belgelenmesi halinde sonuç doğurmasına ilişkin düzenleme yapılma- sı önerilmektedir 103 . Ancak, bize göre bu önerinin kabulü, kötü niyet- li muhatapların tebligatı aldığına ve okuduğuna ilişkin teyit belgesi göndermekten kaçınmalarına ve tebligatın yapılamamasına yol açar. Tebligatı kabulden imtina etmenin elektronik ortamda belgelenmesi mümkün olmadığı için, elektronik tebligatın ulaştığının belgelenme- sini müteakip beşinci günün sonunda tebligatın yapılmış sayılması yerindedir. Bununla birlikte, tebligatın muhatabın elektronik pos- 100 Kayıtlı elektronik posta sistemi, kullanıcılara genel e-posta hizmetlerine ilaveten, e-postaların gönderilip gönderilmediğine, alıcı tarafından kabul edilip edilmediği- ne veya erişilip erişilmediğine ilişkin teyitleri kayıt altına alacak ve delil teşkil ede- cek şekilde muhafaza edecek sistem olarak tanımlanmıştır. Bu sistem, elektronik tebligatı da kapsayan üst bir kavramdır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Tanrıkulu, Cengiz: “Türk ve Avusturya Hukukunda Elektronik Tebligat”, TBBD 2009/85, s. 317 vd. 101 Tanrıkulu, s. 331. 102 Koca, s. 2992; Akil, s. 254; Özbay, s. 129. 103 Koca, s. 2992; Akil, s. 254; Özbay, s. 129. Alman tebligat hukukundaki düzenleme- ler için bkz. Akkan, s. 46 vd. İsviçre tebligat hukukundaki düzenlemeler için bkz. Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 147. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 264 ta hesabına ulaştığının belgelenmesi gerekmektedir. Ulaşmanın ise, elektronik ortamda muhatabın iradesi olmaksızın belgelenmesi teknik açıdan mümkündür. Muhatapların hak kayıplarına uğramamaları için, kayıtlı elektro- nik posta adresi kullanıcıların en azından her beş günde bir postaları- nı kontrol etmeleri hususunda uyarılması; elektronik posta ile birlikte telefonlarına ve diğer posta adreslerine de mesaj gönderilmesi suretiy- le tebligat konusunda uyarılmaları yerinde bir çözüm olacaktır. Elekt- ronik tebligat Yönetmeliğinde bu hususlar düzenlenmiştir 104 . Ancak, bilgilendirmelerin herhangi bir nedenle yapılamamış olması, tebligat süresini ve geçerliliğini etkilememesi sakınca teşkil etmektedir. Çün- kü, bu bildirimlerin yapılamaması, muhatabın eski hale getirme yolu- na (HMK m. 95) başvurmasını gerektirecek olağanüstü bir hal içinde bulunduğuna delalet edebilir. Elbette ki, kötü niyetle bu mesajların alınmasından kaçınılması da mümkündür. Bu hallerde de tebligatın geçerliliği kabul edilmekle birlikte, olağanüstü hallerin varlığının is- patlanması koşuluyla hak kayıplarının önüne geçecek hukukî yollara başvuru imkânı sağlanmalıdır. Elektronik tebligata ilişkin en büyük kaygı, kişisel verilerin ko- runması ve bilgi güvenliğinin sağlanması bakımından ortaya çıkmak- tadır 105 . Elektronik ortamda veri güvenliğinin sağlanması, sisteme erişimin fiziki sistemlere göre daha kolay olması sebebiyle farklı prob- lemleri gündeme getirmektedir 106 . Elektronik tebligat sistemine huku- ka aykırı olarak müdahale etmek, kişisel verileri yok etmek, değiştir- mek, hukuka aykırı olarak kullanmak vb. ayrı ayrı düzenlenmelidir. Bu suçlar için caydırıcı cezalar öngörülmelidir 107 . Tebligat Kanunu’nda elektronik tebligata ilişkin suç ve cezaların ayrıca düzenlenmesi gerek- mektedir. Ayrıca, kişisel verilere hukuka aykırı müdahalelere ilişkin şüpheleri bertaraf etmek üzere, öncelikle Kişisel Verilerin Korunması 104 “Muhatap tarafından hizmet sağlayıcıya iletişim için diğer bir elektronik posta ad- resi bildirilmişse, elektronik tebligatın ulaştığı anda bu adrese, bilgilendirme me- sajı gönderilir. Muhatap tarafından hizmet sağlayıcıya iletişim için kısa mesaj alma özelliği olan telefon numarası bildirilmişse, talep halinde ve ücreti muhataba ait olmak üzere bu telefon numarasına hizmet sağlayıcı tarafından elektronik tebligat bilgilendirme mesajı gönderilir.” (ETY m. 10, 1-2). 105 Akkan, s. 31; Tanrıkulu, 335; Akil, s. 254; Börü, s. 406; Özbay, s. 128. 106 Tanrıkulu, 330. 107 Koca, s. 2993. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 265 Kanunu Tasarısı 108 ’nın kanunlaşması gerekmektedir 109 . Bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması hususunda kamu bilgilendirilmelidir. Aksi takdirde, elektronik tebligatın yaygınlaşması mümkün olmaz. Elektronik tebligatın hızlı, ucuz ve güvenli bir tebligat türü olduğu hususunda kamu özendirilip, elektronik tebligat yaygınlaştırılmalı- dır. Bu bağlamda vatandaşların kayıtlı elektronik posta adresi almaya özendirilmesi gerekmektedir 110 . Kayıtlı elektronik posta hizmetinden alınacak ücretlerin asgari düzeyde tutulması, vatandaşların bu tebli- gat türüne ilgisini artıracaktır 111 . Sermaye şirketlerinin yanı sıra avukatlar bakımından da elekt- ronik tebligatın zorunlu hale getirilmesi çözüm önerisi olarak sunu- labilir 112 . Avukatlar bakımından elektronik tebligatın zorunlu hale gelmesi, posta yoluyla yapılan tebligatların sayısını önemli ölçüde azaltacaktır. Her ne kadar tebligat işlemlerinde muhatapların kimli- ğine ilişkin elimizde istatistiki bilgiler bulunmasa da avukatlara yapı- lan tebligatların sayısının oldukça fazla olduğu aşikârdır. Avukatlara elektronik tebligat yapılması yargılamayı hızlandıracağı gibi e-devlet uygulamalarının da yaygınlaşmasını sağlayacaktır. V. TEBLİGAT GİDERLERİ Mektup gönderi ücreti 1.10 TL, APS (Acele Posta Servisi) gönderisi, 6,5 TL iken, tebligat 8 TL, acele tebligat 16 TL’dir 113 . Tebligat işlemleri- nin kapsamı, mektup gönderisinden farklı olduğu için ücretin farklı olması makuldür. Ancak, yedi-sekiz katlık fark makul görünmemek- tedir. Böyle bir farkın makul olması için tebligatın kısa sürede, sorun- suz olarak yapılması gerekir. Uygulamada, özellikle tebligat giderleri, 108 Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı için bkz. http://www2.tbmm.gov. tr/d23/1/1-0576.pdf (27.02.2014). 109 Börü, s. 407; Akdağ, s. 273. 110 Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 155. 111 Kayıtlı elektronik posta hizmetinden alınacak ücretler için bkz. http://www.ptt. gov.tr/source.cms.docs/ptt.org.tr.ce/docs/file/tariffs/kepVeElektronikTebliga - tUcretTarifeleri.pdf (28.02.2014). 112 Koca, s. 2992; Akkan s. 39; Tüzüner-Adaletin Kalitesi, s. 74; Börü, s. 406; Özbay, s. 131; Şahin, Cenk-Tebligat Tartışmalar, s. 205. Fransız hukukunda, avukat tutma zorunluluğunun bulunduğu tüm yargılamalarda, elektronik yolla haberleşme ya- pılması öngörülmüştür, bkz. Tüzüner-Kalitatif Yöntem, s. 146. 113 http://www.ptt.gov.tr/index.snet?wapp=calculatingDeliveryPrice_tr (28.02.2014). Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 266 eskiden beri, alınan hizmeti karşılamaması ve hak arama özgürlüğü- nü sınırlandırması gerekçeleriyle eleştirilmektedir 114 . Ortaklığın gide- rilmesi davası gibi çok sayıda kişiye tebligat yapılmasını gerektiren davalarda, tebligat giderleri, dava konusunun değerinden fazla bile olabilmektedir. Tebligat giderlerine ilişkin diğer bir tartışma konusu, tebligat gider- lerinin ödenmemesinin veya eksik ödenmesinin sonucuna ilişkindir. Bu konuda Tebligat Kanunu’nda iki ayrı hüküm bulunmaktadır. Üc- ret ve masrafın peşin ödenmesini düzenleyen Tebligat Kanunu mad- de 5 hükmü “ Tarifede yazılı PTT ücretlerini veya dördüncü madde mucibince verilecek zaruri masrafları, hilafına bir hüküm bulunma- dıkça tebliğin yapılmasını istiyen peşin olarak öder. Tebliği çıkaracak merci tarafından tayin olunan mehil içinde gerekli masrafı vermiyen, talebinden sarfınazar etmiş addolunur. Zaruri sebeplerden dolayı bu mehle riayetsizlik halinde yeni bir mehil verilir.” şeklindedir. Adli teb- ligatın kapsamına ilişkin 34. madde ise, şu şekildedir: “Bu fasıl hüküm- leri adli, idari ve askeri kaza mercilerince yapılacak tebligat işlerinde tatbik olunur. Yukarıdaki fıkra gereğince yapılacak tebligatlara ilişkin giderler 5 inci maddeye göre ödenir. Verilen süreye rağmen ödenme- yen tebligat gideri dava dilekçesinin tebliğine ilişkin ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesi uyarınca işlem yapılır. Diğer hallerde tebligat konusu talepten vazgeçilmiş sayılır.” Öncelikle tebligat giderlerinin yatırılmamasının sonuçlarının farklı hükümlerde düzenlenmesi, sistematik olarak bir hatadır. Tebli- gat Kanunu madde 34, II hükmünün asıl olarak madde 5’de yer alması kanun yapma tekniği açıdan daha uygundur 115 . Ayrıca, dava dilekçesi dışındaki tebligat giderlerinin yatırılmaması halinde tebligat konusu talepten vazgeçilmiş sayılacağı hem madde 5 hem de 34,II hükümle- rinde yer almaktadır. Bu hususun iki kez aynı kanunda düzenlenmesi de kanun yapma tekniğine uygun değildir. Tebligat Kanunu tebligat giderlerinin yatırılmamasının sonuçları bakımından tebligatın konusuna göre bir ayrım yapmıştır. Dava dilek- çesinin tebliğinde giderin yatırılmaması durumunda dava dosyasının 114 Halil Makaracı, “Adli Tebligat Ücretleri Fahiştir”, ABD, 1952 S. 4, s. 33; Sütçü, s. 2005; Ekim, Suat: “Tebligat Sorunu”, İBD. C. 86, S. 2012, s. 280. 115 Yılmaz/Çağlar, s. 632. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 267 işlemden kaldırılması (HUMK m. 409; HMK m. 150 116 ) sonucunun or- taya çıkması öngörülmüştür. Dava dilekçesi dışındaki diğer tebligatlar bakımından tebligat giderinin yatırılmaması halinde ise, tebligat çıka- rılmasını talep edeninin, tebligat konusu talepten vazgeçtiğini kabul etmek gerekir. Dava dilekçesinin tebliğinde, tebligat giderinin yatırılmamış ol- ması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda farklı şekilde düzenlenmiş- tir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 120 uyarınca, davacı dava açarken gider avansını peşin olarak yatırmak zorundadır. Tebligat gi- derleri, gider avansının kapsamı içerisindedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi 117 madde 4 uyarınca, “Davacı; a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı be- lirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gi- deri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 75 TL ulaşım gideri, ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Üc- ret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilir- kişi ücreti, d) Diğer iş ve işlemler için 50 TL, toplamını avans olarak öder.” Tebligat giderleri, gider avansında önemli bir kalem teşkil etmek- tedir. Dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat giderlerinin de gider avansından karşılanması gerekmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114/g maddesinde, gider avansı, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Davanın açıldığı mahkeme, gider avansının hiç yatırılmadığını veya avansın yeterli olmadığını tespit 116 HMK m. 447(2)” Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sa- yılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muha- kemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” 117 RG. T. 26.09.2013, S. 28777. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 268 ederse, hüküm verilmesine kadar, bir ara karar ile, bu eksikliğin ta- mamlanması için davacıya kesin süre verir 118 (HMK m. 115(2); 120 (2)). Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 115(2) uyarınca, verilen kesin süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse, diğer bir ifade ile gider avansı yatırılmamışsa, mahkeme dava şartı yokluğu sebebiyle davayı usulden reddeder. Bu hüküm, Tebligat Kanunu’nda öngörülen dava dosyasının işlemden kaldırılması (HUMK m. 409; HMK m. 150) farklı bir sonuç, davanın usulden reddi sonucunu doğurmaktadır. Tebligat Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri bir- biri ile çelişmektedir. Bu durumda, sonraki Kanun niteliğinde bulu- nan Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmalıdır. Hukuk Muhake- meleri Kanunu madde 114, 115 ve 120 hükümleri, Tebligat Kanunu’nun dava dilekçesine ilişkin tebligat giderinin yatırılmaması halinde dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin hükmünü (Teb. K. m. 34, II) zımnen ilga etmiştir. Verilen kesin süre içinde tebligat giderlerini de kapsayan gider avansının yatırılmaması durumunda davanın usulden reddi gerekir 119 . Sonuç olarak, gider avansının kapsamına dahil olan tebligat giderlerinin yatırılmaması halinde Tebligat Kanunu madde 34, II hükmü uygulanamaz 120 . 118 Mustafa Serdar Özbek, Hukuk Yargılama Usulünde Gider Avansı, Ankara 2013, s. 101. 119 “Yerel Mahkemece, 04.10.2011 tarihli duruşmada, davacı vekiline, gider avansı ile ilgili olarak eksik olarak yatırılan avansın iki hafta içinde ikmal edilmesi için kesin süre verilmesine karar verilmiştir. Takip eden 19.12.2011 tarihli oturumda da, gider avansının verilen kesin süreye rağmen yatırılmadığından ve gider avan- sının yatırılmasının 6100 sayılı HMK’na göre, dava şartı olduğundan bu konuda tekrar ek süre verilmesi de mümkün olmadığından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Yukarda açıklandığı üzere, uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılmış bulunması, dilekçelerin teati aşamasının geçip, tahki- kat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nun 324 maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, kapsamı da belir- tilmeden yazılı şekilde gider avansı istenmesi yerinde olmadığı gibi; mahkemenin davanın reddine dayanak aldığı, davacı vekiline verilen kesin süreye ilişkin ara kararında “alınması gereken avansın ne miktarda ve hangi işlere ilişkin olduğu, hangi iş için ne miktar avans yatırılacağının açıkça belirtilmemesi ve belirtilen sü- rede ara karar gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının da açıklanmaması doğru değildir. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz ol- ması gerekir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle, Yerel Mahkemece bozma kararına uyması gerekirken, önceki kararda direnmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararının bozulması gerekmiştir. ” HGK., E. 2012/9-1202, K. 2012/1218, T. 12.12.2012 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 27.02.2014). 120 Yılmaz/Çağlar, s. 106. Ruhi aksi görüştedir. Verilen süreye rağmen ödenmeyen TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 269 Dava dilekçesinin tebliği dışındaki diğer hallerde, tebligat gideri- nin yatırılmamasının sonucu farklıdır. Tebligat giderinin yatırılmadı- ğını veya eksik yatırıldığını tespit eden merciin, ilgiliye tebligat gideri- ni yatırmak hususunda süre vermesi gerekir 121 . Verilen süre içerisinde gerekli masrafın yatırılmaması halinde, tebligat konusu talepten vaz- geçilmiş sayılır 122 (Teb. K. m. 34, II). Ancak, verilen süre içerisinde, tebligat giderinin yatırılmaması haklı bir sebebe dayanıyorsa, ilgiliye yeni bir süre verilir (Teb. K. m. 5; 34, II; Teb. Yön. m. 8). tebligat gideri dava dilekçesinin tebliğine ilişkin ise, Hukuk Muhakemeleri Kanu- nu 150’nci madde uyarınca işlem yapılması gerekir, bkz. Ruhi, s. 1006. 121 “Borçlu şirket yetkilisinin yazılı başvurusu üzerine dosya görevsizlik ve yetkisizlik kararı ile Sulh Ceza Mahkemesi’nden R İş Mahkemesi’ne gelmiştir. Mahkeme, ka- rarın gerekçesinde davacının dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunmadığına dayanmış ise de, bunun dosya kapsamı ile uyuşmadığı görülmüş- tür. Zira davacı şirket temsilcisi Muhammet in 11. Ceza Dairesinin bozma kararı- nı müteakip 1. Sulh Ceza Mahkemesine 05.05.2003 tarihli dilekçe ile başvurduğu ve “bozma ilâmı doğrultusunda işlem yapılmasını” talep ettiği anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu talep dosyanın görevli ve yetkili iş mahkemesine gönderilmesi an- lamındadır. İlgili taraf harç ve tebligat giderini vermemiştir. Bu durumda Harçlar Kanunu’nun 27.III, 30 ve 32. maddeleri gereğince başvurma harcı ile peşin karar ve ilâm harcı; Tebligat Kanunu’nun 5.II, Tebligat Tüzüğü’nün 6.I ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 414. maddeleri uyarınca da gerekli posta giderlerinin ödenmesi için, ileride hüküm sırasında nazara alınmak üzere bedeli ulaştırma giderlerinden karşılanarak davacıya uygun bir önel verilmeli, bu önelde harç ve posta giderlerini yatırmamanın sonuçları belirtilmelidir. Davacıya harç ve posta giderlerini yatırmak için meşruhatlı bildirim yapılmadan, gerekli harç ve masraf- lar yatırılmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” 10. HD., E. 2003/7406, K. 2003/8543, T. 19.11.2003 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 27.02.2014). 122 Bilge/Önen, s. 320. “Şikayet, dava da değildir. Şikayet dava olmadığından, yal- nız davalar için düzenlenmiş olan gider avansına ilişkin hükümler (HMK 114/1-g, m. 120), şikayet için uygulanmaz. Bu konuda Tebligat Kanunu hükümleri uygu- lanır, şikayet eden şikayet dilekçesinin karşı tarafa tebliği giderini (ve şikayetin duruşmalı incelenmesine karar verilirse duruşma davetiyesi giderini) peşin öder, ödemezse şikayetinden vazgeçmiş sayılır. (Teb. Kan. m. 34, II, m. 5; Teb. Yön. m. 8) İtirazın kaldırılması talebi dava değildir. İtirazın kaldırılması, borçlunun borç- lu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. İtirazın kaldırılması talebi dava değildir. İtirazın kaldırılması, borçlunun borçlu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. İtirazın kaldırılması talebi dava olmadığından, yalnız davalar için düzenlenmiş olan gider avansına ilişkin hükümler (HMK 114/1-g, m. 120), iti- razın kaldırılması talebi için uygulanmaz. Kanımca bu konuda Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır. Alacaklı, itirazın kaldırılması dilekçesinin ve duruşma (m. 70) davetiyesinin borçluya tebliği giderini peşin öder; ödemezse itirazın kaldı- rılması talebinden vazgeçmiş sayılır (Teb. K. m. 34,II, m. 5; Teb. Yön. m. 8).” 3. HD. E. 2012/21609, K. 2012/25698, T. 13.12.2012 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 27.02.2014). Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 270 Delil ikamesine ilişkin tebligatlarda tebligat giderlerinin ödenme- mesi durumunda, Tebligat Kanunu madde 5 ve 34, II hükümlerinden farklı olarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 324’ün uygulan- ması gerekir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gi- deri gibi delil ikamesine yönelik talepleri için ödenmesi gereken gi- derler, tebligat giderleri de dahil olmak üzere, delil ikamesi avansını oluşturur 123 . Davacı delil ikamesine ilişkin giderlerini esas olarak gider avansı ile ödemiş bulunduğundan delil ikamesi avansı daha ziyade davalı tarafa ilişkindir. Cevap dilekçesinde belirttiği delillere ilişkin delil ikame avansını yatırmayan veya eksik yatıran davalıya, mahke- me öncelikle uyarıda bulunmalı, bu avansı yatırmaması durumunda talep ettiği delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağını hatırlatmalı- dır 124 . Delil ikamesine ilişkin tebligat giderlerine ilişkin avansın yatırıl- maması, talebin konusunu oluşturan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılması sonucunu doğurur 125 (HMK m. 324 (2)). 123 İbrahim Ercan / Aziz Serkan Arslan, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Öngö- rülen Gider Avansının Uygulanması ile İlgili Ortaya Çıkan Bazı Meseleler ve Bun- ların Değerlendirilmesi”, SÜHFD. 2012/2, s. 170; Özbek, s. 80. 124 Ercan/Arslan, s. 172; Özbek, s. 81; Muşul, s. 55; Yılmaz/Çağlar, s. 106. 125 “Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’un 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan, örneğin re’sen hesap raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli ola- caktır. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında mahke- mece 29.11.2011 tarihli oturumda “ bilirkişi incelmesi için 250 TL ve diğer giderler için de 50 TL olmak üzere toplam 300 TL gider avansının mahkemenin veznesine yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisin- de gider avansı karşılanmadığı takdirde HMK 114 ve 115.maddeleri gereğince da- vanın usulden reddedileceğinin ihtarına, “ karar verilmiş; 21.2.2012 tarihli duruş- mada kararlaştırılan gider avansları kesin süre içinde yatırılmadığından HMK 115. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava şartı olarak öngörülen müessesenin davanın reddine yol açması nedeniyle mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukukî sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır. Mahkemece tarifenin 4.maddesi uyarınca diğer iş ve işlemler için gider avansı olarak 50 TL’nin yatırılması hususunda davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de anılan gider kalemlerine nelerin dahil olduğu, bu giderler içinde delil ikamesine yönelik gider olup olmadığı belirtilmemiş, 250 TL bilirkişi gideri delil ikamesine yönelik gider olmasına rağmen gider avansı olarak nitelendirilmiştir. Diğer iş ve işlemler için davacı tarafça yatırılması istenen 50 TL giderin, gider avansı mı, delil ikamesi avansı mı olduğu da denetlenememektedir. Zira yukarıda açıklandığı gibi gider avansı, dava şartı iken delil ikamesi avansı, dava şartı olarak nitelendirilmeyecek- tir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması, davanın dava TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 271 VI. SONUÇ Tebligatın usulüne uygun bir şekilde ve kısa sürede yapılmaması, yargılamanın uzun sürmesine ve dolayısıyla, makul sürede yargılan- ma (yargılama!) hakkının ihlaline yol açmaktadır. Bu sorunların te- melinde çok çeşitli sebepler bulunmaktadır. Ancak, en temel çözüm, öncelikle toplumda tebligat bilinci oluşturmaktır. Tebliğ evrakının alınması gerektiği, tebliğ evrakının alınmamasının muhatap bakımın- dan hak kayıplarına yol açacağı hususunda kamu spotu vb. araçlarla kamuoyu bilgilendirilmelidir. Ayrıca tebligat zincirindeki tüm hal- kaların kendilerinden kaynaklanan gecikme ve usulsüzlerden dolayı yaptırama tâbi olması ve bu yaptırımların usulsüzlükleri caydırıcı ve işlemleri hızlandırıcı nitelik taşıması gerekir. Vatandaşlar, adres kayıt sisteminin önemi ve adres güncelleme zorunluluğu hakkında bilgi- lendirilmelidir. Tebligat Kanunu, çeşitli Kanun değişiklikleri ile uğradığı estetik müdahalelere rağmen artık yaşlanmıştır. Günümüzün ihtiyaçlarını karşılayabilecek içerik ve bütünlükten yoksundur. Mutlak suretle yeni bir tebligat mevzuatına ihtiyaç vardır. Bu mevzuat hazırlanırken teb- ligat hukukunun pek çok disiplini ilgilendirdiği dikkate alınmalı ve disiplinler arası bir yaklaşımla mevzuat hazırlanmalıdır. Bu mevzuat hazırlanırken, vergi hukuku, imar hukuku, idare hukuku, icra ve iflâs hukuku, ceza usul hukuku ve medeni usul hukukuna ilişkin mevzuat- ta yer alan tebligat hükümleri de değerlendirilmeli; bütüncül bir yak- laşımla, tebligat işlemlerinde yeknesaklık sağlanmaya çalışılmalıdır. Yeni bir Tebligat Kanunu hazırlanırken, bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle değil, pek çok idari birimi ilgilen- dirdiği için 2012 yılından önceki gibi Tüzük ile düzenlenmelidir. şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf, belirtilen sürede delil avansı giderini yatırılmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır. Mahkeme, dava şartı olarak belirlediği gider avansına yönelik ara kararında gider avansını oluşturan harç, tebligat gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, dava şartına yönelik gider avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazmalıdır. Ayrıca bu avans dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyorsa HMK’nun 115.maddesine göre değil, 324.maddesine göre işlem yapmalıdır. Bu durumda mahkemece, yazılı şekilde uygulama yapılmadan soyut kesin süre ve- rilerek dava şartı noksanlığında davanın reddine karar verilmesi doğru görülme- miştir.” 17. HD., E. 2012/13494, K. 2013/12373, T. 17.9.2013 (Kazancı İçtihat Bilişim Bankası- 27.02.2014). Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 272 Tebligat Kanunu’nda benimsenen tebliğ evrakının, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memur- larına bırakılması usulü terk edilmelidir. Uygulamada, tebliğ evrakı- nın muhtarlara bırakılması teamül haline gelmiştir. Fakat, muhtarlar teknik ve mali alt yapıya sahip olmadıkları için tebliğ evrakını teslim almak ve saklamak bakımından sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunları çözümü için, tebliğ evrakının, PTT şubelerine bırakılmasını önermek- teyiz. Tebligat işlemleri bakımından PTT bünyesinde ayrı bir birim oluş- turulmalıdır. Tebligat işlerinde çalışan posta memurları, sıradan posta memurlarından ayrılmalıdır. Bu memurlar, eğitilmelidir. Ancak, bu eğitim, tebligat hukukunun genel esaslarının yanı sıra uygulamada karşılarına çıkacak sorunların çözümünü sağlayacak şekilde özellikle psikoloji ve iletişim disiplinlerini de kapsamalıdır. Adalet Meslek Yük- sel Okulu mezunları ve Posta Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun kişiler arasından bu memurlar seçilmelidir. Adliye binalarında PTT hizmet birimleri genişletilmesi, çalışan sayısı arttırılmalıdır. Yüzbinlerce tebligatın yapıldığı büyük adliye- lerde, PTT hizmet birimi içerisine posta işleme merkezi de kurulması suretiyle önemli bir vakit kazanımı sağlanabilir. Bu bağlamda adliye binalarının inşasında, PTT hizmet birimleri için de yer tahsis edilmesi; buna göre, inşaat planı yapılması gereklidir. Usulsüz tebligat yapılmasına ilişkin önlemler alınmasının yanı sıra, usulsüz tebligatı ileri sürmek suretiyle kararın kesinleşmesini engellemek isteyenlerin kötü niyetini bertaraf etmek için sınırlamalar konulmalıdır. Şöyle ki; ayni haklar ile kişilik haklarına ilişkin dava ve işler dışında usulsüz tebligatın ileri sürülmesi, tebligat tarihinden iti- baren bir yıllık hak düşürücü süreye tâbi kılınabilir. Bu suretle, kara- rın kesinleştiğinin zannedilmesinden, çok uzun süre usulsüz tebligat nedeniyle kanun yoluna başvurulması engellenebilir. KAYNAKÇA Akcan Recep, “Çağımızdaki ve Gelecekteki Vasıtalarla Tebligat Yapılması (Tebligat Kanunu Madde 7 Üzerine İnceleme)”, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, Ankara 2010, C.1, s. 41-61. TBB Dergisi 2014 (114)   Nesibe KURT KONCA 273 Akcan Recep, “Faks ile Tebligat Yapılması Sorunu”, 75. Yaş Günü İçin Prof. Dr. Baki Kuru Armağanı, Ankara 2004, s. 1-10. Akdağ Sami, “Klasik Tebligat Sorunlarının Elektronik Tebligat Sürecine Etkileri”, İBD. C. 87, S. 1, s. 271-274. Akil Cenk, “ 11. 1. 2011 Gün ve 6099 Sayılı Kanun ile 7201 Sayılı Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler”, TBBD, 2012/ 101, s. 247-266. Akkan Mine, “Elektronik Ortamda Tebligat Yapılmasına İlişkin Gelişmeler”, Haluk Konuralp Anısına Armağan, C. 1, Ankara 2009, s. 31- 63. Alangoya Yavuz/ Yıldırım M. Kamil/ Deren-Yıldırım, Nevhis, Medenî Usûl Hukuku Esasları, İstanbul 2011. Ansay Sabri Şakir, Hukuk Yargılama Usulleri, Ankara 1960. Berkin Necmeddin M., Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, İstanbul 1981. Bilge Necip/Önen Ergun, Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1978. Börü Levent, “Elektronik Tebligat Yönetmeliği Taslağı’na İlişkin Kısa Bir Değerlendir- me”, ABD. 2012/2, s.403-410. Deliduman Seyithan, Son Değişikliklere Göre Gözden Geçirilmiş, Güncellenmiş ve Kısmen Genişletilmiş Tebligat Hukuku Bilgisi, , Ankara 2012. Durman Okay, “Güncel Tebligat Sorunları Hakkında Öneriler”, MİHDER. C. 8 S. 22, 2012/2, s. 67-81. Ekecik Şükran/Duran,Osman, “Tebligat Kanunu’nun 20. Maddesi Üzerine Düşünce- ler”, ABD., 2013/3, s. 85-102. Ekim Suat, “Tebligat Sorunu”, İBD. C. 86, S. 2012, s. 280-281. Ercan İbrahim/ Aziz Serkan Arslan, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Öngörülen Gider Avansının Uygulanması ile İlgili Ortaya Çıkan Bazı Meseleler ve Bunların Değerlendirilmesi”, SÜHFD. 2012/2, s. 65-180. Hanağası Emel/ Özekes Muhammet, Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku (Ed. Doğan Gökbel), Eskişehir 2012. Kavasoğlu Abdurrahman, “Uygulamada Tebligat Sorunları Nedeniyle Davaların Sürüncemede Kalması Sorununa Çözüm Önerileri ve Mahalle Muhtarlıkları”, Toplumsal Güvenlik ve Yerel Siyaset Dergisi, 2008 Nisan, S. 28, s. 91-92. Koca Geylani, “Tebligatın Esası, Gecikmesi Sorunu ve Elektronik Tebligatın Yaygın- laştırılmasının Önemi”, İBD. C. 82, S. 6, 2008, s. 2985-2994. Makaracı Halil, “Adli Tebligat Ücretleri Fahiştir”, ABD, 1952 S. 4, s. 32-34. Muşul Timuçin, Tebligat Hukuku, Ankara 2013. Özbay İbrahim, “6099 Sayılı Kanun ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yö- netmelik Çerçevesinde Tebligat Hukukundaki Son Değişiklikler”, EÜHFD, C. XVI, S. 1–2 2012, s. 115-157. Özbek Mustafa Serdar, Hukuk Yargılama Usulünde Gider Avansı, Ankara 2013. Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukukî Dinlenilme Hakkı, Ankara 2003. Pekcanıtez Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013. Türk Hukukunda Tebligata Ğliİkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri 274 Postacıoğlu İlhan E., Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1975. Ruhi Ahmet Cemal, Tebligat Hukuku, Ankara 2013. Salgırtay Teoman, “Tebligat Kanununda Yapılan Değişiklikler Ve Bir Yargıtay Kararı Işığında (Yargıtay 12. H.D. 2012 / 32459 E. – 2013 / 3328 K. S. -11.02.2013 T.) Teb- ligat Kanunu Uygulamaları” ABD. 2013/4, s. 297-328. Sütçü Nezih, “Adli Tebligatla İlgili Sorunlar”, İBD, 2006/5, s. 1975-2006. Şeker Hilmi, “Uyum’un Takip Versiyonu, Yenilik mi Yinelemek mi?”, ABD. 2012/3, s. 370-403. Tanrıkulu Cengiz, “Türk ve Avusturya Hukukunda Elektronik Tebligat”, TBBD 2009/85, s. 315-331. Tanrıver Süha, “Hukuk Yargısında Etkinliğin Sağlanması İçin Alınması Gereken Önlemler Üzerine”, AÜHFD, Y. 2000, C. 49, s. 75. Tebligat Hukuku Uygulama Sorunları Ve Tartışmalar, İstanbul Barosu Yayınları, İs- tanbul 2013. (Bu eserdeki görüşlere, görüş sahibin adı, kısaca Tebligat Tartışma- lar biçiminde eserin adı ve sayfa numarası belirtilerek yapılacaktır.) Tüzüner Özlem, “Elektronik Tebligatın Adaletin Kalitesine Katkıları”, İz.BD. Ocak 2012, s.60-88 (Tüzüner-Adaletin Kalitesi). Tüzüner Özlem, “Elektronik Tebligatın Kalitatif Yöntemle İncelenmesi”, ABD., 2011/ 4, s. 138-159 (Tüzüner-Kalitatif Yöntem). Yılmaz Ejder/Çağlar Tacar, Tebligat Hukuku, Ankara 2013.