TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 139
makaleler Rona AYBAY
TÜRK MAHKEMESİNCE UYGULANACAK
YABANCI YASANIN, ANAYASA’YA
AYKIRILIĞI SORUNU
Prof. Dr. Rona AYBAY*
I. GİRİŞ
Bir mahkeme, önündeki bir davada, konunun özelliğine göre, kendi
devletinin değil de yabancı bir devletin yasasını uygulamak durumunda
olabilir. “Yasa çatışması (kanunlar İhtİlafı)” adıyla bir hukuk dalının varlık
nedeni de budur. Yabancı yasanın hangi hallerde ve koşullarda uygulana-
cağı, her devletin kendi yasa çatışması kurallarıyla belirlenir.
Bizim konuyla ilgili yasamız olan Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul
Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), “yabancılık öğesi taşıyan özel hukuka
ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak huk uk”un hangisi olduğunu belirten
hükümler içermektedir. Bu düzenlemeye göre, örneğin “hak ve fiil ehliyeti
ilgilinin (ulusal yasasına) milli hukukuna tabidir” (ayrıntılı düzenleme için
bkz. madde 8).
Yine MÖHUK’a göre, “Hakim Türk kanunlar ihtilafı (yasa çatışması)
kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı re’sen (görevinden ötürü)
uygular” (madde 2/I). Demek ki, Türk yargıcı belli bir davada yabancı
hukuku uygulaması gerekiyorsa bunun hangi hukuk olduğunu kendisi
saptayacak ve gereğini yapacaktır. Bu, “yargıç hukuku bilir” (jura novit
curia) ilkesinin bir gereğidir.
Ancak, “yargıç hukuku bilir” ilkesinin, Türk hukukunun bütünü yanın-
da, yabancı hukuk sistemlerini de kapsayacak bir genişlikte uygulanmasını
beklemek, gerçekçi değildir. Bu soyut ve temel ilkeyi “gerçekçi” bir düzeye
indirmek için, MÖHUK’a, yargıcın uygulanacak yabancı hukukun içeriğinin
saptanmasında, davanın taraflarından yardım isteyebileceğini belirten bir
hüküm eklenmiştir (madde 2/I ikinci tümce). Yargıç ayrıca, ilgili kurumlar-
dan ve bilirkişilerden de görüş alabilir ama, asıl görevli olan ve son kararı
verecek olan, elbette mahkemedir.
* İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi
140 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Rona AYBAY makaleler
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 141
makaleler Rona AYBAY
II. “KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK ” İLE
“ANAYASA’YA AYKIRILIK”IN KARŞILAŞTIRILMASI
“Kamu düzenine aykırılık”
1
ile “Anayasa’ya aykırılık” ayrı ayrı kavramlar
olmakla birlikte; bir noktada, işlevleri bakımından benzerlik gösterirler. Bu
nokta, her ikisinin de, belli bir olayda normal olarak uygulanması gereken
bir hukuk kuralının uygulanmasını engellemeleridir. MÖHUK’a göre, Türk
mahkemesince uygulanması gereken yetkili yabancı hukukun “belirli bir
olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde, bu
hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır” (m. 5).
Anayasa’ya göre de “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir
kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görürse
2
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri
bırakır” (m. 152/I).
3
Görüldüğü gibi, saptanmalarındaki usuller farklı olmakla birlikte,
gerek kamu düzenine aykırılık, gerek Anayasa’ya aykırılık, sonuç olarak,
davada uygulanması gereken hükmün uygulanmasını engellemektedir.
Ancak, Anayasa’ya aykırılık, sonuç olarak, davaya bakan mahkemece değil
Anayasa Mahkemesi’nce saptanır. Buna karşılık, kamu düzenine aykırılık,
doğrudan doğruya davaya bakan mahkemece saptanır ve mahkeme, kamu
düzenine aykırı bulduğu yabancı kanunu uygulamaz.
Yargı organlarınca saptanmalarındaki bu usul farkının yanı sıra, kamu
düzenine aykırılıkla Anayasa’ya aykırılık kavramları arasındaki farkı gös-
teren önemli bir nokta da şudur: Kanunların Anayasa’ya uygunluğunun
denetimi için Anayasa yargısı sisteminin kurulmuş olması, Türk yasa
koyucunun, Anayasa’ya aykırı kanun çıkarabileceği olasılığının kabulü
anlamına gelir. Ama, Türk yasa koyucunun, Türk kamu düzenine aykırı
bir yasa çıkarması, hukuksal açıdan bir “olasılık” olarak bile kabul edile-
mez. Buna karşılık, yabancı yasa koyucuların, Türk kamu düzenine aykırı
kurallar koyabilmeleri olasılığı her zaman vardır.
1
“Kamu düzenine aykırılık” sadece yasa çatışması alanında değil, hukukun bütün dal-
larında geçerli bir kavramdır. Bu kavramın tam bir tanımını yapmak kolay değildir.
Türk Hukuk Lügati’ne göre “Bir memlekette amme hizmetlerinin iyi yapılmasını, dev-
letin emniyet ve asayişini ve fertler arasındaki münasebetlerde huzuru ve ahlak kaidelerine
uygunluğu temine yarayan müessese ve kaidelerin hepsi” kamu düzeni amme intizamı)
kavramına girer. (Türk Hukuk Kurumu yayını, Ankara 1956, s.16). Hukuk Lügati’nin
aynı maddesinde, kamu düzenin (amme intizamı) kavramının Devletler Özel (Yasa
Çatışması ) Hukuku alanındaki özel anlamı da belirtilmiştir.
2
“veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa”
3
Ayrıca bkz. Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Ka-
nun, Kanun no. 2949. kabul T. 10 Kasım 1983, RG 13 Kasım 1983, 18220, m.28.
140 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Rona AYBAY makaleler
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 141
makaleler Rona AYBAY
Öte yandan, Türk kamu düzenine aykırı olan her yabancı hüküm, Türk
Anayasası’na aykırı olmayabilir. Örneğin, hukuku, bir kimsenin yeğeniyle
evlenmesine olanak veren ülkeler vardır. Oysa; Türk MK m.129/1’e göre
yeğenle evlilik yasaktır ve bu yasağın, Türk toplumunun değer yargıları
içindeki yeri, kamu düzenini ilgilendiren bir güçtedir. Bu durum karşısında,
her ne kadar Türkiye’de “evlenme ehliyetine ve şartlarına taraflardan her birinin
evlenme anındaki milli hukuku” uygulanırsa da (MÖHUK m. 12); hukuku ye-
ğenle evlenmeye olanak veren yabancı devletin uyrukluğundaki bir kimse,
Türkiye’de yeğeniyle evlenemez. Ancak, konumuz açısından önemli olan
nokta, yeğenle evlenmeye olanak veren ve Türk kamu düzenine aykırı
olan yabancı düzenlemenin, Türk hukuku açısından, teknik anlamda bir
anayasaya aykırılık sorunu oluşturmamasıdır.
4
Bu bakımdan, verdiğimiz
örnek, kamu düzenine aykırılıkla, Anayasa’ya aykırılık kavramlarının özdeş
olmadığını göstermektedir.
III. YABANCI HUKUK KURALININ
TÜRK ANAYASASI’NA AYKIRILIĞI
Yabancı hukukun Anayasa’ya aykırılığı sorununu, konuyu ikiye ayı-
rarak incelememiz uygun olacaktır: yabancı yasanın Türk Anayasası’na
aykırılığı sorunu ve yabancı yasanın, o yabancı ülkenin anayasasına ay-
kırılığı sorunu.
Türk Anayasa yargısı, yabancı hukuk kurallarını Türk Anayasası’na
uygunluk denetiminden geçirebilir mi?
Türk mahkemesinde görülen davada uygulanacak yabancı yasa hük-
münün, hem Türk kamu düzenine, hem de Anayasa’ya aykırı olduğu hal-
lerde bu soru pratik bakımdan önemini yitirir. Çünkü, davada uygulanacak
yabancı yasa hükmünün Türk kamu düzenine aykırılığı mahkemece sapta-
nırsa, mahkeme kendiliğinden (ex officio), o yabancı kuralı uygulamaktan
kaçınmak görevindedir. Bu durumda, Anayasa yargısının teknik usullerine
başvurarak, işi Anayasa Mahkemesi’ne göndermesine gerek yoktur.
Ancak, uygulanacak yabancı hukuk kuralının (yasa hükmünün) kamu
düzenine aykırı olmadığı ama Türk Anayasası’na aykırılığının söz konusu
olduğu bir durum karşısında ne yapılacaktır? Kamu düzenine aykırılık söz
konusu olmadığına göre, MÖHUK m. 5’in uygulanması yoluyla yabancı
kuralın engellenmesi olanaklı değildir. Böyle bir durumda, konu Türk Ana-
4
Anayasa’nın, “ailenin korunması” başlıklı 41. maddesi, ailenin “Türk toplumunun temeli”
olduğunu belirtmekte ve devlete ailenin korunması için gerekli etkinliklerde bulunma
ödevi yüklemektedir. Ancak, yeğenle evlenmeye olanak veren yabancı yasanın, bu
maddeye aykırılığını ileri sürmek, kanımızca, olanaklı değildir.
142 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Rona AYBAY makaleler
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 143
makaleler Rona AYBAY
yasa yargısının usulleriyle bir Anayasa’ya aykırılık iddiası olarak Anayasa
Mahkemesi’ne götürülebilir mi?
TC Anayasa’sı ile kurulmuş olan “Anayasa Yargısı” sistemi, Anayasa
Mahkemesi’nce “kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından
uygunluğunun” denetlenmesini öngörmektedir (Anayasa m. 148/I). Bu
hüküm karşısında, Türk mahkemelerince, yasa çatışması kuralları uya-
rınca uygulanacak yabancı yasa hükümlerinin, Türk Anayasa yargısının
kapsamı içinde olup olmadığı tartışılmalıdır. Anayasa’da veya Anayasa
Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’da,
bu konuya ilişkin açık-seçik bir hüküm yoktur.
Anayasa, sadece “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaş-
maların kanun hükmünde” olduğunu ve bunlar “hakkında Anayasa’ya aykırı-
lık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamayacağını” belirtmektedir (m.
90/son f.). Uluslararası antlaşmaları, anayasa yargısının denetimi dışında
bırakan bu hüküm, yabancı yasalarla ilgili değildir. Bu durum karşısında
birbiriyle çelişen iki görüş savunulabilir:
i. Anayasa’nın sözü ve kurulan Anayasa yargısı sisteminin niteliği,
yabancı yasalardaki hükümlerin Türk Anayasası’na uygunluğunu denet-
lemeye elverişli değildir. Anayasa yargısının kapsamına sadece, Türk ya-
saları (kanun, KHK, Anayasa değişiklikleri) ve TBMM İçtüzüğü hükümleri
girer.
ii. Anayasa’nın sözüyle sınırlı kalmayıp, amacına bakılarak yapılacak
bir yorum, Türk yasa çatışması kuralları uyarınca Türk mahkemelerince
uygulanacak yabancı yasa hükümlerinin de, Anayasa yargısının denetim
alanı içinde olmasını gerektirir. Türk yasalarının Anayasa’ya uygunluğunu
denetleme yetkisiyle donatılmış Türk yargı sisteminin, Türk Anayasası’na
aykırı bulduğu bir yabancı yasa hükmünü bu saptamasına karşın, uygu-
lamak zorunda olduğu ileri sürülemez. Kendi kanunlarının Anayasa’ya
uygunluğunu denetleyebilen Türk mahkemesinden, uygulayacağı yabancı
yasayla ilgili olarak bu yetkiyi esirgemek uygun bir davranış olamaz.
Yukarıda belirttiğimiz iki karşıt görüşten ikincisi 1961 Anayasası’nın
özgün biçimi karşısında daha kolay savunulabilirdi. Çünkü, 1961 Anayasa’sı
ile kurulmuş olan Anayasa yargısı sistemi şu iki olanağı tanımıştı:
• Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne iş gönderen
mahkeme, konu Anayasa Mahkemesi’nce belli süre içinde
5
karara bağlana-
mazsa “Anayasa’ya aykırılık iddiasını, kendi kanısına göre çözümleyerek” davayı
yürütebiliyordu (1961 AY. m. 151/son f.).
5
1961 Anayasası’nın özgün biçiminde, bu süre üç aydı. 1971’de yapılan değişiklikle
süre altı aya çıkarıldı.
142 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Rona AYBAY makaleler
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 143
makaleler Rona AYBAY
• Anayasa Mahkemesi, diğer mahkemelerden gelen Anayasa’ya ay-
kırılık iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, “olayla sınırlı ve yalnız tarafları
bağlayıcı olacağına da karar verebiliyordu” (1961 AY. m. 152/IV).
1982 metni, 1961 Anayasası’yla açılmış olan ve Anayasa Mahkemesi
dışındaki mahkemelere de, belli koşullarla, anayasaya aykırılık saptaması
yapabilme olanağı veren bu iki önemli yolu ortadan kaldırmıştır. Bu du-
rum karşısında, davaya bakan mahkemece, davada uygulanacak yasanın
anayasaya aykırı bulunması halinde, tek olanak, o yasanın Anayasa Mah-
kemesi’nce “iptal” edilmesidir.
Ama, Türk Anayasa Mahkemesi’nin, bir yabancı yasayı “iptal” etmesi
hiç bir biçimde söz konusu edilemeyeceğine göre, yabancı yasaların Türk
Anayasası’na uygunluğunun denetlenmesine olanak bulunmadığı sonu-
cuna varılır.
Ancak, Anayasa Mahkemesi, sözel yorumu aşarak, Türk mahkemesin-
ce uygulanacak bir yabancı yasanın Anayasa’ya aykırılığına “olayla sınırlı”
olarak karar verme yetkisini, içtihat yoluyla açabilir. Bu yola gidilmezse,
Türk mahkemelerince uygulanacak yabancı yasalar üzerinde Anayasa yar-
gısı yoluyla denetim yapılamayacak; yabancı yasanın denetimi, o yasanın
“kamu düzenine aykırı” olup olmadığının saptanmasıyla sınırlı kalacaktır.
Bu da, doğal olarak, mahkemelerin “kamu düzeni” engellemesini, her türlü
anayasaya aykırılık olasılığını da kapsamak üzere genişletmesi sonucunu
verebilecektir.
6
Bunun sonucu da, yabancı yasaların Türk Anayasası’na ay-
kırılık sorununun, Anayasa Mahkemesi önüne gelmeden, yerel mahkemeler
ve Yargıtay düzeyinde ve “kamu düzenine aykırılık” kavramı çerçevesinde
çözülmesi olacaktır.
IV. YABANCI YASA HÜKMÜNÜN,
KENDİ ANAYASASI’NA AYKIRILIĞI
Bazı ülkelerde, yasama organınca -veya yasama organınca verilmiş yet-
kiye dayanan yürütme organınca- yapılmış yasaların, anayasaya uygunluğu
yargı yoluyla denetlenebilmektedir. Örneğin ABD, İtalya, Almanya gibi
ülkelerde, bu denetlemeyi ve Anayasa’ya aykırı bulunan yasaların iptali-
6
“...temel hak ve hürriyetler bakımından Anayasa’da yer alan prensip ve kıymet hükümlerini
belirli bir olayda tahammül edilmez bir şekilde ihlâl edebilecek yabancı kanun hükümlerini
kamu düzeninin müdahalesiyle önlemek mümkün ve zaruridir.” NOMER, Ergin; Devletler
Hususi Hukuku, 11.bası, 2002, s.156.
144 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Rona AYBAY makaleler
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 145
makaleler Rona AYBAY
ni
7
sağlayan anayasa yargısı sistemi işlemektedir. Bu ülkelerde, Anayasa
yargısının teknik ayrıntıları bakımından farklılıklar olsa da mahkemeler,
uygulayacakları kanunları Anayasa’ya uygunluk denetiminden geçirmek
ve aykırı buldukları yasaları, şöyle ya da böyle uygulamaktan kaçınmamak
yetkisiyle donatılmışlardır.
Buna karşılık, örneğin İngiltere (Birleşik Krallık) ve Fransa gibi ülke-
lerde, mahkemelere böyle bir yetki tanınmış değildir.
Bakmakta olduğu davada uygulayacağı yabancı yasanın, o yasanın ait
olduğu ülkenin anayasasına uygunluğu sorunuyla karşılaşan Türk mah-
kemesinin durumunu, konuyu ikiye ayırarak inceleyebiliriz.
i. İlgili ülkenin Anayasal düzeni, kendi mahkemelerine, yasaların Ana-
yasa’ya uygunluğunu denetleme yetkisi tanımış değilse; bakmakta olduğu
davada o ülkenin yasasını uygulamak durumunda olan Türk mahkemesi
de, söz konusu yasa hükmünün o ülkenin Anayasası’na uygun olup olma-
dığını araştırmaya girişmemelidir.
Başka bir deyişle, söz konusu yabancı devlet hukukunun kendi mah -
kemelerine tanımadığı bir yetki, Türk mahkemesince kullanılmamalıdır.
ii. İlgili ülkede, yasaların Anayasa’ya uygunluğunun yargı yoluyla
denetlenmesini sağlayan bir sistem işlemekte ise Türk mahkemesine yap-
malıdır?
Bu soruya yanıt aranırken, kanımızca Türk mahkemesinin, aynı kuralı
uygulayan o yabancı ülke mahkemesine tanınmış olan yetkiden yoksun
bırakılmaması gerektiği kabul edilmelidir.
Ancak, bunun ilke olarak kabul edilmesinden sonra oldukça çetin bir
takım teknik sorunların çözümü gerekecektir. Yabancı yasayı uygulamak
durumundaki Türk mahkemesinin, ilgili devletin anayasa yargısı usullerine
başvurması, düşünülebilecek bir olasılıktır. Ancak, böyle bir başvurunun o
ülkenin anayasal organlarınca nasıl karşılanacağı önemlidir. Bu yola başvur-
manın yersiz ve yararsız olduğu yani, yabancı devletin anayasa yargısının
bu istemi dikkate almayacağı daha baştan açıkça belli ise (ki çok büyük bir
olasılıkla durum böyle olacaktır) geriye kalan olanak; Türk mahkemesinin,
önündeki davayla sınırlı olmak üzere, yabancı yasanın yabancı Anayasa’ya
uygunluğunu denetlemeye girişmesidir. Bu yola gidilirse, Türk mahke-
mesince yapılacak değerlendirmede, o yabancı ülkenin anayasa yargısı
yorumları ve içtihatları ölçü olarak alınmalıdır.
7
ABD’de federal düzeydeki Yüksek Mahkeme, ABD Anayasası’na aykırı hükmü, ku-
ramsal olarak, iptal edemez ama o hüküm Yüksek Mahkeme’ce Anayasa’ya aykırı
bulununca fiilen yürürlükten kalkmış olur.
144 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Rona AYBAY makaleler
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 145
makaleler Rona AYBAY
Türk mahkemesinin böyle davranmakla yabancı Anayasa Mahke-
mesi’nin yerine geçmiş olacağı; bunun da yetkisini aşmak olduğu ileri
sürülebilir. Ancak, bu yorum kabul edilmezse, Türk mahkemesi, kendi
eşiti olan yabancı mahkemeye tanınmış bir yetkiyi kullanmak yani Ana-
yasa yargısı düzeneğini (mekanizmasını) işletmek olanağından yoksun
bırakılmış olacaktır.
SONUÇ
Türk mahkemelerinin, Türk yasa çatışması kuralları uyarınca uygula-
mak durumunda olduğu yabancı hukuk kurallarının Türk Anayasası’na
(ya da kendi Anayasası’na) uygunluğunun denetimi konusunda, pozitif
bir hukuk kuralımız yoktur. Bu durum karşısında, pozitif hukuk açısından
düşünülebilecek bir çözüm, Anayasa’da ve Anayasa Mahkemesi’nin Ku-
ruluşuna ve Yargılama Usullerine ilişkin Kanun’da değişiklik yapılarak,
1961 Anayasası’ndaki “olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı” nitelikte Ana-
yasa’ya aykırılık kararları verilmesine olanak tanınmasıdır. Bu değişiklik,
Türk yargıcını yabancı hukuk kuralını Anayasa aykırı bulsa bile “mekanik
bir biçimde” uygulamak ya da “kamu düzeni engelini” biraz abartarak ve
zorlayarak yabancı kuralın uygulanmasını engellemek kıskacı içinde kal-
maktan kurtaracaktır.
Anayasa değişikliği yapılmazsa (ya da yapılıncaya kadar) ise, Türk
yargıçlarının ve Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa yargısı alanında va-
rolan hükümlerini, sözel yorumu aşan amaççı bir yaklaşımla yorumlama-
ları, kamımca, yerinde olacaktır. Böylece, Türk yargıcı kendi yasalarının
Anayasa’ya aykırılığının saptanmasında sahip olduğu işlevi, yabancı yasa
hükümleri için de kazanmış olacaktır.