hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
27TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
A. Giriş
Türk kanun koyucusu, MarKHK
1
m. 35 f. 1’de “Tescil başvurusu
yapılmış markanın 7 ve 8. madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerekti-
ğine ilişkin itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar
ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içeri-
sinde yapılır” hükmünü öngörmekle kötü niyetli marka tescil başvuru-
larına karşı bir itiraz imkanı oluşturmuştur.
2
MarKHK m. 35 f. 1, belli
bir zaman dilimi içindeki kötüye kullanmalara (yalnızca kötü niyetli
marka tescili başvuru olaylarına) karşı uygulanabilmesiyle özel ve sı-
nırlı bir nitelik göstermektedir. Zira TPE önünde işletilen itiraz süreci
yalnızca tescil başvurusu aşamasında müracaat sahibinin kötü niyet
taşıması ihtimalleri ile sınırlıdır. Şayet tescil başvurusunda bulunan
kişi müracaat aşamasında kötü niyetli değilse bu yolla itiraz mümkün
değildir. Tescil başvurusu sahibi tescil gerçekleştikten sonraki herhan-
gi bir zamanda markasını kötü niyetle kullanırsa, yani gerek markayı
kullanma gerekse de markadan doğan bir takım dava ve talep hakları-
nı kötüye kullanırsa bu durumlar MarKHK m. 35 f. 1 hükmünün kap-
samına girmez. Bu tür durumlar MK m. 2 uyarınca doğrudan hakkın
kötüye kullanılması itirazının konusu olabileceklerdir.
*
Doç. Dr., BAÜ Bandırma İİBF İşletme Bölümü Ticaret Hukuku Anabilim Dalı.
1
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 4113 sa-
yılı kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu tarafından 24.06.1995
tarihinde kararlaştırılmış, 27.6.1995 gün ve 22326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan-
mıştır.
2
Genel olarak itiraz hakkında geniş bilgi için bkz., Yasaman/Ayoğlu, Marka Hukuku,
C. II, İstanbul 2004, s. 829 vd.; Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku, 3. bası, İstan-
bul 2004, s. 366 kn. 33; Noyan, Erdal, Marka Hukuku, Ankara 2006, s. 184 vd.
TÜRK MARKA HUKUKUNDA
KÖTÜ NİYETLİ MARKA TESCİLİ
BAŞVURUSUNA KARŞI İTİRAZ
Fatih BİLGİLİ
*
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
28TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
B. Kötü Niyetli Marka Tescili Başvurusuna Karşı MarKHK
m. 35 f. 1 Hükmü Uyarınca Kötü Niyet İtirazı
I. İtirazın “Görüş Bildirme”den Farkı
MarKHK m. 35’de genel olarak düzenlenen “itiraz” müessesesi
m. 34’te belirtilen “görüş bildirme”den farklıdır.
M. 35’te düzenlenen
itirazda, sadece ilgili kişiler tescil başvurusu yapılan işaretin marka
olarak tescil edilemeyeceği yönünde TPE’ye hukuki talepte bulun-
maktadırlar.
M. 34’deki görüş bildirmede ise, herhangi bir kişi, tescil
başvurusu yapılan markanın 7. maddedeki mutlak red nedenlerine
aykırılık sebebiyle işaretin marka olarak tescil edilemeyeceği yönünde
düşüncesini beyan etmektedir.
M. 35’teki itirazda ise hukuki anlamda
bir talep söz konusudur ve husumet esasları geçerlidir. M. 34’te ise
görüş bildiren herhangi üçüncü kişinin taraf sıfatı bulunmadığı için
husumet kuralları da geçerli olmayacaktır. Şu halde “itiraz” ile “görüş
bildirme” birbirlerinden farklıdır.
II. İtirazın Konusu
MarKHK m. 35 f. 1’de kötü niyetli tescile itiraza, yedekleme veya
marka ticareti yapma amacına veya şantaja yönelik markalar,
S
bir baş-
ka ifadeyle, bir markanın kullanılması için ciddi çalışmalar yapıldığını
bilen bir kişinin sırf başkasına zarar vermek veya adına tescil ettirece-
ği markayı daha sonra yüksek bir bedel karşılığında satmak amacıyla
tescil ettirdiği markalar
veya daha genel ifadeyle, bir markanın yasa-
daki belirlenen varlık ve kullanılış amacına aykırı maksatlarla tescil
ettirilen markalar konu olmaktadırlar.
III. Kötü Niyetli Tescil Başvurusuna Karşı Yöneltilen İtirazın
Mutlak ve Nispi Red Nedenlerine Dayalı İtirazla İlişkisi
MarKHK m. 35 f. 1’in ifadesinden kötü niyetli tescile dayalı itirazın
diğer mutlak veya nispi red nedenlerine dayalı tescile itiraz yanında
Yasaman/Ayoğlu, C. II, s. 829.
Tekinalp, 3. bası, s. 366 kn. 33; Oytaç, Kutlu, Karşılaştırmalı Markalar Hukuku, 2. bası,
İstanbul 2002, s. 244, 245.
Noyan, s. 185.
S
Tekinalp, 3. bası, s. 366 kn. 33.
Yasaman/Yusufoğlu, C. II, s. 878, 879; Arkan, Sabih, Marka Hukuku, C. II, Ankara
1998, s. 158.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
29TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
ayrı ve bağımsız bir itiraz nedeni olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre,
marka tescil başvurusuna sırf kötü niyet nedenine dayanarak itiraz
etmek mümkündür.
Çünkü hükmün ifadesi bu şekilde bir anlayışı
desteklemektedir. Kötü niyet, eğer olayın niteliği elveriyorsa, mutlak
veya nispi red nedenleri yanında da ileri sürülebilir. İtiraz sahibi hem
mutlak ve nispi red nedenlerine hem de kötü niyete dayanırsa yalnızca
kötü niyetin varlığını ispat etmesi bile tescile başvurunun reddi için
yeterlidir. Kötü niyeti ispat edemeyip diğerlerinden birini ispat eder-
se tescile başvuru sahibinin başvurusu reddedilir. Ancak bu durumda
reddin kaynağı kötü niyet değildir.
IV. İtirazın Yöneltileceği Makam
MarKHK m. 35 f. 3’ün açık hükmü gereği kötü niyetli tescil baş-
vurusuna itiraz TPE’ye yöneltilecek yazılı ve gerekçeli bir dilekçeyle
gerçekleştirilir.
V. İtiraz Süresi
Mutlak veya nispi red nedenlerine dayalı itirazda olduğu gibi, tes-
cile başvurunun kötü niyetli olduğuna dair itiraz, tescil başvurusunun
Marka Bülteni’nde yayımlanmasından itibaren 3 ay içerisinde yapıl-
malıdır.
VI. İtiraza Hakkı Olanlar
Yukarıda belirtildiği üzere, m. 35’teki itiraz m. 34’teki görüş bildir-
meden farklıdır. M. 34’te herhangi bir üçüncü kişiden söz edilirken,
m. 35’te itiraza hakkı olanlar için ilgililer ifadesi kullanılmaktadır. Bu-
radan kastedilen ise başvurunun tescil edilmesinden zarar görebilecek
kimselerdir.
10
O halde, kötü niyetli tescilden zarar görebilecek ilgili,
bu nedene dayanarak itirazda bulunabilir. Kötü niyetli tescile itirazda,
çoğu kez kötü niyetli başvuru sahibi ile itiraz eden arasında bir rekabet
ilişkisi mevcut olsa da, bir kimsenin “ilgili” kapsamında değerlendiri-
lebilmesi için rekabet ilişkisinin varlığı şart değildir ve aranmaz. An-
cak çoğu kez tescile başvuru sahibi ile itiraz sahibi arasında bir haksız
Aynı görüşte: Yasaman/Yusufoğlu, C. II, s. 878.
Noyan, s. 185.
10
Tekinalp, 3. bası, s. 366 kn. 33; Yasaman/Yusufoğlu, C. II, s. 829, 830.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
30TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
rekabet ilişkisinin varlığına da rastlanmaktadır. Yani hadise ikili ilişki
ya da iki kişi arasında gerçekleşen bir olay olarak ortaya çıkmaktadır.
VII. Kötü Niyetli Tescile Dayalı İtiraz Nedeninin Re’sen Göz
Önünde Bulundurulamaması
MarKHK m. 35 f. 1’den anlaşıldığı kadarıyla, kötü niyetli tescil
bağlı itiraz TPE’ce resen göz önünde bulundurulamaz. TPE’nin resen
göz önüne bulunduracağı tescil engelleri ise m. 7’deki mutlak red ne-
denleridir. Bunlar itiraz olarak ileri sürülmese bile TPE, m. 7’deki en-
gelleri kendiliğinden tescil engeli olarak nazara alacaktır. Buna karşın
gerek m. 8’deki nispi red nedenleri, gerekse de kötü niyet hali ilgili
tarafından itiraza konu olmadıkça resen incelemeye konu olmaz. Şu
halde TPE, tescil başvurusunun açıkça kötü niyetli olduğunu fark etse
bile, olayın niteliği m. 7’deki mutlak red nedenleri kapsamında değer-
lendirilebilmesine de olanak sağlamıyorsa, kendiliğinden kötü niyet
halini bir tescil engeli sayarak tescili reddedemez. Bu konuda muhak-
kak yazılı bir dilekçenin TPE’ye yöneltilmesi gerekir.
VIII. Kötü Niyetli Tescile İtirazın İncelenmesi (MarKHK m. 36)
Kötü niyetli tescil başvurusuna itiraz ile mutlak veya nispi red ne-
denlerine dayalı itiraz aynı başvuru ve inceleme prosedürüne tabidir.
Kötü niyetli tescil başvurusuna itiraz yazılı ve gerekçeli yapılmalı-
dır. TPE itiraz sahibinden, yönetmelikte öngörülen sürede (1 ay) yerine
getirilmek üzere, ek belge, kanıt ve gerekçeler isteyebilir (m. 35 f. 3).
MarKHK m. 35 f. 4’e göre, istenilen ek belge, kanıt ve gerekçeler sü-
resinde TPE’ye verilmediği takdirde itiraz hiç yapılmamış sayılacaktır.
Kanımızca bu türden bir yaptırım oldukça ağırdır ve mantığının izahı
da oldukça zordur. Böyle bir durumda olması gereken, süre verilme-
sine rağmen gerekli ek belge, kanıt vs.ler ibraz edilmiyorsa, dosyanın
mevcut duruma göre itiraz sahibi lehine veya tescile başvuran kişi le-
hine karar verilmesidir. Nihayetinde ortada mutlak red nedeni teşkil
eden bir tescil engeli yoktur.
MarKHK m. 36’nın ifadesinden anlaşıldığına göre, TPE, itirazı
incelerken gerekli gördüğü süre ve sıklıkta tarafların itiraz ve karşı
görüşlerinin birbirlerine iletilmesini sağlayacaktır. Tekinalp’ e göre m.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
31TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
36’dan itiraz dilekçesinin tescile başvuran kişiye mutlaka iletilmesi
anlamı çıkmasa ve usulü açıdan burada bir tebligattan söz edilemese
de, itirazın karşı tarafa “iletilmesi“ gerekir.
11
İletme TPE’nin bir görevi
addedilmelidir.
Diğer itiraz nedenlerinde olduğu gibi kötü niyet itirazı da dosya
üzerinden incelenir. TPE, gerekli gördüğü sıklıkta tarafların görüşünü
alma hakkına sahip olduğundan, layihalar teatisi benzeri bir prosedü -
rün tatbik edilmesi de mümkündür.
12
TPE ayrıca kötü niyetli tescil ha-
linde tarafları uzlaştırma yoluna bile gidebilir (MarKHK m. 36 f. 2). Bu
imkan nispi red nedenine dayalı itiraz halinde de mevcuttur.
13
Mutlak
red nedenlerinde ise işaretin niteliğinden dolayı tescil engeli söz konu-
su olduğu için böyle bir imkan yoktur.
TPE kötü niyetli tescile itirazı yerinde bulursa tescile başvuruyu
reddeder. Bu durumda başvuru sahibi karara itiraz edebilir. Buna
karşın tescile itiraz reddedilirse başvuru tescil olunarak Resmi Marka
Gazete’de ilan olunur. Bu durumda itiraz sahibinin bu karara karşı iti-
raz etmeye hakkı vardır.
IX. TPE’nin İtiraza İlişkin Verdiği Karara Karşı İtiraz
MarKHK m. 47 f. 1’de TPE kararlarına karşı itiraz edilebileceği ifa-
de edilmektedir. TPE, m. 35 f. 1’e dayalı olarak kötü niyetli tescile karşı
itiraz üzerine, inceleme yaparsa ortaya bir karar çıkacaktır. Bu durum-
da kötü niyetli tescile itirazda bulunan kişi, karar aleyhine çıkarsa, yani
itirazı reddedilirse, ortada TPE’nin bir kararı mevcut olduğundan, m.
47 f. 1 hükmü uyarınca buna karşı tekrar itiraz hakkına sahiptir. Bu
defa itirazın konusu TPE’nin itiraz üzerine verdiği red kararıdır.
MarKHK m. 35 f. 1 uyarınca tescil başvurusuna kötü niyet itira-
zında bulunanın talebi reddedildiğinde, itiraz sahibi, red kararının
kendisine tebliğinden itibaren 2 ay içinde itirazda bulunabilir (m. 47
f. 1). İtiraz üzerine, TPE’nin ilgili dairesi (Markalar Dairesi) itirazı ye-
rinde bulmaması halinde, söz konusu itirazı herhangi bir yorumda
bulunmaksızın “Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu”na gönderir.
11
Bkz., Tekinalp, 3. bası, s. 366, 367 kn. 34; Yasaman/Ayoğlu, C. II, s. 832, 833; Noyan,
s. 186, 187; Oytaç, 2. bası, 247.
12
Yasaman/Ayoğlu, C. II, s. 832, 833.
13
Yasaman/Ayoğlu, C. II, s. 832, 833.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
32TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun da kararının menfi
olması halinde, kararın tebliğinden itibaren 2 ay içinde, kararın iptali
için, TPE’ye karşı ihtisas mahkemesinde dava açılabilir.
1. Zarar Gören İtiraz Sahibi
MarKHK m. 35 f. 1’de ilgili sıfatıyla kötü niyet itirazında bulunan
kişi, m. 48 cümle 1’deki zarar gören olarak TPE’nin red kararına karşı
itirazda bulunabilir. Bir başka deyişle, kötü niyet itirazının sahibi m. 48
cümle 1’e göre, fiilen zarar gören veya zarar görme tehlikesine maruz
kalan kişi olarak red kararına itirazda bulunabilecektir.
2. Karara İtirazın Şekli ve Zamanı (MarKHK m. 49)
Kötü niyet itirazına ilişkin red kararına karşı itirazın, kararın itiraz
sahibine tebliğinden itibaren 2 ay içinde, TPE’ye yazılı olarak yapıl-
ması gerekir. 2 aylık süre hak düşürücü niteliğe sahiptir.
14
İtirazın ge-
rekçeli olması ve itiraz ücretinin ödenmesi gerekir. İtirazın gerekçesiz
yapılması halinde itiraz reddedilir.
TPE’nin ilgili dairesi yapılan itirazı kabul etmezse, itirazı herhan-
gi bir yorumda bulunmaksızın, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme
Kurulu’na gönderir (m. 50 f. 2).
3. Karara İtirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu
Tarafından İncelenmesi (MarKHK m. 51, m. 52)
Kötü niyete itiraz eden ancak itirazı reddedildiği için karara karşı
tekrar itiraz eden kişinin bu itirazı incelenebilir nitelikte ise, Yeniden
İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, itirazın incelenmesi işlemlerini
başlatır (m. 51 f. 1).
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu yönetmelikte öngö-
rülen süre içinde (1 ay), diğer taraf veya makam tarafından ileri sü-
rülen görüşler hakkında tarafları görüşlerini bildirmeye davet etmesi
gerekir (m. 51 f. 2). İtirazın incelenmesinden sonra, Yeniden İnceleme
ve Değerlendirme Kurulu, itiraz hakkında kararını verecektir (m. 52).
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun itiraz hakkında-
14
Yasaman, Marka Hukuku, C. II, İstanbul 2004, s. 926.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
33TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
ki kararı kesindir. Bu karara karşı TPE bünyesinde tekrar itiraz edile-
mez.
TPE Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın idari vesayeti altında bulunan
bir kamu tüzel kişisi olduğu için,
15
Yeniden İnceleme ve Değerlendir-
me Kurulu’nun kararı idari nitelikte bir karardır.
16
Kurul’un tek yanlı
ve kamu gücüne dayanarak verdiği karar, organik ve fonksiyonel açı-
dan bireysel idari bir karardır.
Kötü niyetli marka tescili başvurusuna yapılan itirazların TPE
Marka Dairesi’nce reddinden sonra, ancak Yeniden İnceleme ve De-
ğerlendirme Kurulu’na başvurulabilir. Bu sıra ve usule uyulmadan
doğrudan mahkemeye başvurulması halinde, mahkeme talebi redde-
decektir.
Benzer doğrultuda, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın red kararı
bulunmaksızın da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na iti-
razda bulunulamaz. Ortada bir karar bulunmaksızın Kurul’un karar
vermesi yetkiye tecavüz teşkil edecektir.
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kötü niyet itirazı çer-
çevesinde incelemesini yapar ve kararını verir. Kötü niyetli başvuruya
itiraz eden kişi, itiraz dilekçesinde belirtmediği hususları daha sonra
mahkemede ileri süremez. Çünkü Kurul bu belge ve itiraz sebebi üze-
rinde araştırma yapmış ve kararını vermiştir.
X. TPE’nin İtiraza İlişkin Verdiği Nihai Karara Karşı Yargı
Yoluna Başvurulması (MarKHK m. 53)
Kötü niyetli tescil başvurusuna itiraz eden itiraz sahibi, Yeniden
İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kesinleşen kararına karşı, bu
nihai kararın bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde yetkili mahkeme-
de dava açma yoluna gidebilecektir.
1. Dava Açma Süresi
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının itiraz edene
tebliğinden itibaren 2 ay içinde, yetkili mahkemede TPE aleyhine dava
15
Kayhan, Fahrettin, Türk Patent Enstitüsü’nün Marka Hakkının Tescili Sürecinde Aldığı
Kararların İptali Davası, FMR, 2003/4, s. 28.
16
Yasaman, C. II, s. 938.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
34TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
açılması gerekir. Yetkili mahkeme TPE’nin bulunduğu yer olan Anka-
ra mahkemeleridir.
İtiraz eden davasını 2 aylık süre içinde açmalıdır. Süre hak düşü-
rücü niteliktedir
17
ve red kararının ilgiliye tebliğinden itibaren başlar.
İtirazı TPE Markalar Dairesi tarafından reddedilen kişi, Yeniden
İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na red kararının tebliğinden iti-
baren 2 ay içinde itiraz etmelidir (m. 49). Yeniden İnceleme ve Değer-
lendirme Kurulu’na itiraz yapılmadan, doğrudan TPE aleyhine dava
açılamaz. Kurul itirazı reddettiğinde, bu kararın tebliğinden itibaren 2
ay içinde mahkemeye başvurulabilir.
2. Davanın Hukuki Niteliği
TPE bir kamu kurumu olduğu için kötü niyet itirazına ilişkin Ye-
niden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kararı idari nitelikte bir
karardır ve bunun sonucunda da bu karar aleyhine açılacak dava nor-
malde idare hukukuna özgü iptal davasıdır.
18
Ancak MarKHK m. 71 f. 2’de, TPE’nin 556 sayılı MarKHK hü-
kümlerine göre aldığı bütün kararlarına karşı açılacak davalarda ve
TPE’nin kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin TPE aleyhine aça-
cakları davalarda görevli ve yetkili mahkemenin 1. fıkrada belirtilen
mahkemelerden Ankara İhtisas Mahkemeleri olduğu hüküm altına
alınmıştır.
Şu halde itiraz sahibi TPE’nin verdiği bu idari karara karşı idari
yargıda değil adli yargıda Ankara İhtisas Mahkemesi’nde (Fikri ve Sı-
nai Haklar Hukuk Mahkemesi) dava açacaktır.
19
İtiraz sahibinin açtığı iptal davasında usuli bakımdan HUMK uygu-
lanır
20
ve açılan dava inşai dava özelliğindedir.
21
İhtisas Mahkemesi’nin
TPE kararını iptal etmesi halinde, mahkemenin kararı ex tunc etki gös-
tererek TPE kararının geçmişe etkili olarak geçerliliğini kaybetmesine
yol açar. TPE, mahkemenin kararı doğrultusunda yeniden işlem tesis
eder veya da işlem kalmış olduğu yerden devam edecektir.
17
Noyan, s. 237.
18
Karş. Noyan, s. 236, 237; Yasaman, C. II, s. 942, 943.
19
Noyan, s. 239, 240.
20
Yasaman, C. II, s. 943.
21
Kayhan, s. 39.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
35TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
3. Davanın Konusu
İtiraz sahibinin iptal davasının konusu, tescil başvurusuna yaptığı
kötü niyet itirazının reddine dair TPE kararının iptalidir. Mahkeme
itiraz sebebinin ve bununla ilgili olarak TPE’ye sunulan belgelerin de-
ğerlendirilmesini yapmak suretiyle karar verir. Kötü niyet itirazında
ileri sürülmeyen noktaların, daha sonra mahkemede ileri sürülmesi
mümkün değildir.
TPE’nin kötü niyet itirazına ilişkin kararına karşı 2 ay içinde dava
açılması gerekir (m. 53). Bu süre içinde red kararına karşı dava açılmaz
ise, TPE’nin red kararına kararı kesinleşir. Buna karşın dava açılması
durumunda ise red yönündeki idari kararın yürürlüğü sorunu ortaya
çıkmaktadır. Arkan, 2 aylık dava açma süresinin geçmesi ile veya bu
2 aylık süre içinde dava açılmış ise, mahkeme kararının kesinleştiği
tarihte, itirazın reddi hakkındaki kararın kesinleşebileceği düşüncesin-
dedir.
22
TPE’nin itiraz hakkındaki kararının yürürlüğü ile ilgili olarak, Ye-
niden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kararından sonra mar-
kanın tescili mümkündür. 2 aylık süre içinde itirazın reddi kararına
karşı dava açılması idari işlemin yürürlüğünü durdurmaz. Kötü niyet-
li markanın tescilinin önlenebilmesi için, mahkemeden ayrıca tedbir
kararı alınması gerekir. İhtiyati tedbir talep edilmez veya mahkeme-
den sağlanamaz ise, TPE markayla ilgili işlemlere devam ederek tescil
işlemini yapar.
23
Böyle bir durumda ise TPE’ye karşı açılacak davada,
markanın adına tescil edildiği kişinin de TPE ile birlikte hasım göste-
rilmesi icap eder. Davanın konusu ise TPE kararının ve markalar sici-
linde gerçekleşen tescilin iptali olacaktır.
4. Davanın Tarafları
TPE’nin itirazın hakkında verdiği red kararına karşı iptal davasın-
da davacı, itiraz sahibidir. İptal davasında davalı ise ilke olarak sadece
TPE’dir.
24
Ayrıca, bu marka ile ilgisi olanları da davaya dahil etme zo-
runluluğu yoktur. Çünkü verilen karar sicili etkilememekte ve sadece
TPE kararı iptal edilmektedir. Bu durumda idari işlemin, söz konusu
22
Arkan, Sabih, Marka Hukuku, C. I, Ankara 1997, s. 121.
23
Bu yönde: Yasaman, C. II, s. 944, 945.
24
Noyan, s. 241; Yasaman, C.II, s. 945 vd.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
36TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
mahkeme kararından sonra kaldığı yerden devam etmesi gerekir.
Ancak uygulamada Yargıtay tarafından, MarKHK m. 7’deki mut-
lak red nedenleri dışındaki hallerde, yani m. 8’deki nispi red neden-
lerine ilişkin iptal davalarında marka ile ilgisi olanların da, yani ör-
neğin adına marka tescil edilen kişinin de davaya dahil edilmesi şart
koşulmaktadır.
25
Yargıtay böyle hallerde davacıya süre verilerek bu
kişilere dava açılmasının sağlanması ve dava ile sonradan açılan da-
vanın birleştirilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır. Kötü niyetli tes-
cil olaylarının nitelikçe çoğunlukla m. 8’deki nispi red nedenlerindeki
olaylara benzediği düşünülürse, kötü niyet itirazının reddine ilişkin
TPE kararına karşı mahkemede açılan iptal davasında hem TPE hem
adına tescil yapılan başvuru sahibinin birlikte davalı gösterilmesi ge-
rekir. Ancak şart değildir. Varılan bu sonuç uygulama açısındandır.
Teorik açıdan ise kötü niyetli tescil başvurusu sahibinin davalı olarak
gösterilmesine gerek yoktur.
C. Kötü Niyetli Tescil Olaylarının Türk Hukukunda Ayrı ve
Bağımsız Bir Hükümsüzlük Nedeni Teşkil Etmemesi
Yukarıdaki açıklamalarda da ifade edildiği üzere, kötü niyetli
marka tescili marka hakkının kötüye kullanılması hallerinden birisi-
dir. Kişilerin hakkını kötüye kullanması ise kural olarak hukuk sistemi
tarafından hiçbir şekilde korunmaz ve de marka hukukunun amacına
aykırı düşmektedir.
Marka hukukumuzu oluşturan MarKHK, markanın tescili talebi-
nin kötü niyetli yapılmasını itiraz nedeni olarak görmüştür. Şöyle ki,
m. 35 f. 1’e dayanılarak TPE’ye yapılan itiraz üzerine TPE itirazı inceler
ve karar verir. Bu karar karşı yine m. 47 vd. hükümlerine göre itiraz
edilebilir. Kötü niyet itirazını inceleyen TPE Yeniden İnceleme ve De-
ğerlendirme Kurulu’nun kesinleşen kararlarına karşı 2 ay içerisinde
yargısal yola başvurularak dava açılabilir. Demek ki, MarKHK’nin dü-
zenlenme tarzına bakıldığında görülmektedir ki, bir markanın tescili
istemine, yalnızca tescil talebinin kötü niyetli olduğu iddiasıyla itiraz
edilebilir.
26
Şayet TPE bu itirazı kabul ederse, tescil talebi reddedile-
25
Bu konudaki Yargıtay kararları için bkz., Noyan, s. 242; Yasaman, C. II, s. 944, 947,
948. Ayrıca bkz., Tekinalp, 3. bası, s. 368, 369 kn 41.
26
Yasaman/Yusufoğlu, C. II, s. 878.
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
37TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
cektir. Buna karşın kötü niyet itirazı reddedilirse, itiraz sahibi bu defa
TPE’nin red kararına karşı itiraz sürecini işletme yoluna gidebilecektir
(MarKHK m. 47-53). Bu itiraz da reddedilirse, tescile karşı çıkan itiraz
sahibi, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kesinle-
şen red kararına karşı adli yargıda dava açabilir. Davanın konusu ise
kararın iptalidir.
MarKHK m. 42’de hükümsüzlük halleri sayılmaktadır. Sayılan
haller arasında ise kötü niyetli tescil bir hükümsüzlük sebebi olarak
yer almamaktadır. Bu tarzdaki düzenleme gerçekte MarKHK’nin ru-
huna aykırıdır. Zira Türk hukuk sisteminde dürüstlük esastır (MK m.
2). Amaç hukukun her alanında hakkaniyetin ve adaletin sağlanması
olduğuna göre kötü niyetin korunmaması icap eder. Bu nedenle kötü
niyetli tescil halinin aynı zamanda bir hükümsüzlük sebebi olarak da
kabul edilmesi MarKHK’nin düzenlenme tarzı, ruhu ve kötü niyete
hiçbir halde yaşam hakkı tanımama bakımından son derece gerekli-
dir.
27
Nitekim Avrupa Birliği Marka Yönergesi m. 3 mutlak red nedenle-
rini düzenlemektedir. Yönerge m. 3 f. 2 (d) hükmüne göre, marka tescil
talebinin kötü niyetli yapılması kesin bir tescil engeli olarak mutlak
red ve/veya hükümsüzlük nedenidir. Avrupa Birliği Marka Tüzüğü
m. 51 f. 1 (a)’da ise tescil başvurusunda başvuru sahibinin kötü niyetli
olması bir kesin hükümsüzlük nedenidir. Alman. Markalar Kanunu
m. 8 f. 2 no: 10 ve m. 50 f. 1 ve m. 50 f. 3 hükümlerine göre ise kötü
niyetli marka tescili hem mutlak red hem de bir hükümsüzlük nede-
nidir. Şu halde marka tescil talebinin kötü niyetli bir şekilde yapılması
ne Avrupa Birliği hukukunda genel anlamda ne de üye ülkelerde –ki
örneğin Alman marka hukukunda- korunmuştur. Kötü niyetli tescil
en azından mutlak hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiştir.
D. Değerlendirme
MarKHK m. 35 f. 1’ göre, marka başvurusu yapılmış markanın
7. ve 8. madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine dair
itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili
27
Dirikkan, Hanife, Tanınmış Markanın Korunması, Ankara 2003, s. 263; Tekinalp, 3.
bası, s. 447 kn. 36; Arkan, C. II, s. 158; Arkan, Sabih, Yabancı Markaların Türkiye’de
Korunması, Batider 1999, C.XX, S. 1, s. 15; Yasaman/Yusufoğlu, C. II, s. 879.
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
38TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içe-
risinde yapılabilecektir.
Kötü niyetli marka tesciline karşı başvurunun reddi amacıyla ya-
pılan bu itiraz mutlak veya nispi red nedenlerine dayanarak tescil baş-
vurusunun reddi amacıyla yapılan itirazdan farklıdır ve ondan ayrıl-
maktadır. Ancak olayın niteliği uygunsa aynı anda hem mutlak hem
nispi red nedenine hem de kötü niyet nedenine dayanarak itirazın yö-
neltilmesine engel yoktur. Neticede itirazın incelenme prosedürü her
tür itiraz yolu için aynıdır. İtiraz sahibi şayet hem kötü niyete hem
diğer nedenlere dayanırsa markanın tescilinin başvurusunun reddi
bakımından bunlardan yalnızca birisini ispat etmesi yeterlidir. Yani
kötü niyetli tescil başvurusunun varlığını veya mutlak veya nispi red
nedenlerinden birisinin varlığını ortaya koyması yeterlidir. Buna kar-
şın itiraz sahibi olayın niteliği uymadığı için sadece kötü niyetli tescil
başvurusu nedenine dayanmışsa ve örneğin nispi red nedenlerine da-
yanmamış ve kötü niyetin varlığını ispat edememişse, itirazı redde-
dilecektir. Buna karşın itiraz sahibi örneğin hem nispi red nedenine
dayanmış hem kötü niyet nedenine dayanmışsa, nispi red nedeninin
varlığını ispat etmiş, ancak kötü niyetin varlığını ispat edememişse,
tescil başvurusunda bulunanın başvurusu reddedilecek, fakat kötü ni-
yetli tescil başvurusundan dolayı reddedilmemiş olacaktır.
Kötü niyetli tescil hadiselerine karşı MarKHK m. 35 f. 1 ile itiraz
yolunun öngörülmüş olmasının kötü niyetli başvuruları engellemede
etkin bir mücadele aracı olduğunu iddia etmek güçtür. Çünkü kötü
niyetin çok ağır ve açık olması halleri haricinde bu durumun varlığı-
nın tescile başvuru aşamasında yeterli bir şekilde anlaşılması ve bunu
ilgilinin fark ederek itiraz yoluna başvurması ve TPE’ce bu konuda
ciddi ve kapsamlı bir inceleme yapılması oldukça zordur. Nitekim
kötü niyetli tescil olaylarının bir çoğu tescilden sonraki bir aşamada
kendini belli etmekte ve anlaşılmakta, itiraz için ise durum imkansız-
laşmaktadır. Zira itiraz üç aylık sınırlayıcı süreye tabidir. Bu durumda
da geriye, eğer şartları oluşmuşsa ya kötü niyetli marka kullanımı-
na ilişkin MK m. 2 kuralının uygulanma seçeneği kalmaktadır. Veya
MarKHK’de öngörülen hükümsüzlük hallerinin (m. 42) geniş yorum-
lanması yoluyla olayın bu maddeye ilişkin mutlak veya nispi red ne-
denleri içine sokularak koruma sağlanması yoluna gidilecektir. Oysaki
kötü niyetli marka tescili başvurusu MarKHK’de öngörülen ayrı bir
itiraz nedenidir ve hükmün öngörülüş amacı gereği kötü niyetli tes-
hakemli makaleler Fatih BİLGİLİ
39TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
cil başvurusunu oluşturan olaylar mutlak veya nispi red nedenlerine
dayanan olaylardan ayrılmaktadır. Kötü niyetli marka tesciline ilişkin
olaylar kural olarak yalnızca m. 35 f. 1’e dayalı kötü niyetli tescile karşı
itirazın konusunu teşkil etmektedirler. M. 7 ve 8’deki mutlak ve nispi
red nedenlerine dayalı olaylar ise yine m. 35 f. 1’deki kötü niyetli tesci-
le karşı itirazın dışındaki tescile itirazların konusunu teşkil etmektedir.
Buna karşın olayda hem mutlak veya nispi red nedeni hem de kötü
niyet mevcutsa bu durumda gerek tescile itiraz gerekse de hükümsüz-
lük davasının kötü niyet nedeni dışındaki itiraz veya hükümsüzlük
halleri kapsamında değerlendirilmesi ve koruma yolunun bu doğ-
rultuda tercih edilmesi mümkündür ve doğru da olur. Aksi takdirde,
olay hem mutlak hem nispi red nedeni hem de kötü niyet hali teşkil
etmesine rağmen sadece kötü niyetli marka tescili kapsamında görü-
lerek kanuni yola başvurulursa, kural olarak koruma sadece kötü ni-
yetli tescile itiraz bakımından sağlanabilecek, kötü niyetli marka tescili
MarKHK’de ayrı bir hükümsüzlük nedeni olarak öngörülmediği için
bu yolla koruma sağlanamayacaktır. Bu nedenle bu tür hadiselerde m.
42’deki hükümsüzlük nedenlerinden nitelikçe uyan birisine dayanma
bu noktada kurtarıcı olabilecektir.
Esasen Türk marka hukukunda kötü niyetli tescil olaylarıyla etkin
mücadele edilememesinin nedeni kötü niyetli tescilin 89/104 nolu AB
Marka Yönergesi ile tanınan imkanın ve Alman hukukunda benim-
senen çözümün aksine bir hükümsüzlük nedeni olarak MarKHK’de
düzenlenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki Alman
hukukundaki gibi, kötü niyetli tescil herhangi bir süreye tabi olma-
yan hükümsüzlük nedeni olarak öngörülmüş ya da hem itiraz hem
de hükümsüzlük hali olarak düzenlenmiş olsaydı kötü niyetli tescil
hadiselerinin daha çok sonradan anlaşılıyor olması gerçeği karşısında
bunlarla daha etkin bir mücadele edebilme imkanı doğabilecekti. Oy-
saki MarKHK’deki bu düzenlemeyle bu mücadele yarım kalmaktadır.
Diğer yandan kötü niyetli tescil süreye tabi olmayan bir hükümsüzlük
yolu olarak öngörülürse diğer mutlak ve nispi red nedenlerine dayalı
hükümsüzlük hadiselerinde de, eğer kötü niyet hali varsa ve hüküm-
süzlüğe başvuru süresi geçmişse –ki Yargıtay verdiği kararlarda m.
42’deki tüm hükümsüzlüğe başvuru sürelerini 5 yılla sınırlama eğili-
mindedir
28
– herhangi bir süreye tabi olmayan kötü niyetli tescile dayalı
28
Yargıtay’ın bu konudaki çeşitli kararları için bkz., “...556 sayılı KHK’da marka tes-
cili başvuruları değerlendirilirken ilgililere, itiraz olanağı ile birlikte sonradan mar-
Fatih BİLGİLİ hakemli makaleler
40TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
hükümsüzlük talebiyle bunların da hükümsüz sayılabilmesi mümkün
olabilecektir. Zira kötü niyetli davranış hiçbir zaman hak doğurmaz ve
bu şekilde hakkın kullanılması ne kadar süre geçerse geçsin hukuken
tasvip edilemez.
ka tescilinin hükümsüz sayılması için dava açma olanağı da tanınmasına rağmen,
bu davanın hangi sürede açılacağı hususunda bir düzenleme getirilmemiş ise de,
yine anılan KHK’nun 42. maddesinde Paris Konvansiyonuna göre tanınmış sayılan
marka sahiplerinin hükümsüzlük davasını, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde
açması gerekeceğinin belirtilmesi ve bu hususta dava açma hakkının sınırsız süre-
de kullanılmasının yasanın ruhu ve hukuk mantığı ile de bağdaşmayacağı nazara
alındığında, bu husustaki yasal boşluğun, yukarıda sözü edilen tanınmış marka-
lar için öngörülen 5 yıllık sürenin en azından diğer markalar yönünden açılacak
davalar için de uygulanarak doldurulması Dairemizce uygun görülmekte(dir)...
“,Yargıtay 11. HD. E.1997/5417, K. 1997/9676, T. 25.12.1997 (Sabuncakis kararı).
Karar için bkz., Yasaman/Yusufoğlu, C. II, 880, 881. Aynı doğrultuda bir başka
Yargıtay kararı: “Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, ku-
ral olarak hükümsüzlük davalarının zamanaşımına uğraması söz konusu değilse
de Paris Konvansiyonu’nun 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markalarla
ilgili hükümsüz davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılması gerektiğine
ilişkin hükmün, uygulamada diğer marka sahiplerine de genişletildiği...”, Yargı-
tay 11. HD. E. 2004/12267, K. 2005/12577, T. 20.12.2005 (Dr. Renaud kararı). Karar
için bkz., Noyan, s. 446-448. Aynı görüşte başka kararlar da vardır: Merinos kararı
(Yargıtay 11. HD. E. 2001/10860, K. 2002/3275, T. 8.4.2002. Karar için bkz., Yasa-
man/Yusufoğlu, C. II, s. 884-887), Ülker kararı (Yargıtay 11. HD. E. 2000/5607, K.
200076604, T. 11.09.2000. Karar için bkz., Yasaman/Yusufoğlu, C. II, s. 882-884).