makaleler Serkan AĞAR
271TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
I. GİRİŞ
Ülkemizde gündemdeki ağırlıklı yeri hiç değişmeyen bir spor
dalı futbol. Milyon dolarlarla/avrolarla ifade edilen kulüp bütçeleri
ve transfer ücretleri bir yana, futbolun sadece sponsorluk, ürün satışı,
pazarlama ve reklam faaliyetleri bile başlı başına bir sektör. Futbolun
bu denli gündemde olması, futbol faaliyetlerini ülke sınırları içerisinde
düzenleyen ve denetleyen kuruluş olarak Türkiye Futbol Federasyo-
nu’nu da gündeme taşıyor. Hatta kimi zaman (özellikle genel kurul
dönemlerinde) Türkiye Futbol Federasyonu’nun ismini, haber bülten-
lerinin en ön sırasında duyuyoruz.
Bu çalışmada, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF); dünyada ve
Türkiye’de futbolun kökeni, dünyada ve ülkemizde spor teşkilatının
oluşumu, kurumları ve yapısı çerçevesinde incelenecek, bu çaba içeri-
sinde TFF’nin özerkliği meselesi ve Tahkim Kurulu ile Merkez Hakem
Kurulu’nun yapısı ayrıca değerlendirilecektir. TFF’nin kurumsal yapısı
incelenirken, geçmiş düzenlemelerle karşılaştırmalı olarak 28/04/2005
tarih ve 5340 sayılı Kanun’la getirilen değişikliklere ve yansımalarına
da değinilecektir.
TÜRK SPOR İDARESİNDE
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU’NUN
YERİ ve İŞLEVİ
-Kurumsal İnceleme-
Serkan AĞAR
*
*
Avukat, Ankara Üniversitesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi.
Serkan AĞAR makaleler
272TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
II. FUTBOL
A. Kavram
Modern futbolun, 1820’ye doğru İngiltere’de ortaya çıktığı tahmin
edilmektedir; burada kolej öğrencileri karışık kuralları olan “hurling”
1
adında ayakla oynanan bir top oyunu oynuyorlardı. 1823’te, bu oyun -
ların birinde, William Webb Ellis adındaki bir oyuncunun, kural dışı
bir hareketle topu göğsünde sıkıca tutarak rakip kaleye yönelmesi ile
“rugby”
2
ismindeki oyun ortaya çıktı.
3
Bu tarihten itibaren ayakla oyna-
nan hurlingin (futbol) yanında elle oynanan hurling de (rugby) oynandı.
Ayrı kuralları bulunan bu iki oyun, 1863’te resmi olarak birbirinden
ayrıldı. Rugby kendi çizgisini sürdürürken, takım futbolu da modern
biçimini alarak kesin ve değişmez kurallara bağlandı.
4
Futbol,
5
11’i sahada, 7’si yedek olmak üzere toplam 18’er oyuncu-
dan oluşan iki takımın yaptığı ve her oyuncunun karşı tarafın kalesine,
ayakla, kafayla ya da el ve kollar dışında bedenin bir başka bölümüyle
küre biçiminde bir topu sokmaya çalışmasına dayanan bir spordur.
6,7
1
“Hurling” kelimesinin Türkçe karşılığı “fırlatma”dır. Bu karşılık, topun ayakla saha-
nın karşı tarafına doğru fırlatılması biçiminde oynanan “hurling”in temel özelliğini
yansıtmaktadır.
2
Bu oyuna “rugby” adının verilmesinin nedeni, oyunu bulan William Webb Ellis’in
öğrencisi olduğu Warwickshire’daki kolejin adının “Rugby Koleji” oluşudur.
3
Rugby, oval bir topla, on beşer oyuncudan oluşan iki takım arasında yapılan bir
spordur. Takımların her biri, topu, kale çizgisi (gol çizgisi) arkasına ya da değdirerek
(deneme ya da tray) yahut ayak vuruşuyla iki kale direği arasındaki yatay direğin
üstünden geçirerek rakip takımdan daha fazla sayı yapmaya çalışır. Başlangıçta
futboldan ayırmak için bu oyuna “rugby futbolu” adı verilmekteydi.
4
Somali, V., Teknik-Taktik Yönleriyle Futbol ve Tarihi, İstanbul, 1989.
5
“Football” kelimesinin Türkçe karşılığı, hem ayakla oynanan İngiliz futbolu ve hem
de elle oynanan Amerikan futboludur. Oysa Amerikan futbolunun yaygın olduğu
ülkelerde İngiliz futbolu, “soccer” kelimesi ile ifade edilmektedir.
6
Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, İstanbul, 1992, 9. Cilt, s. 4331.
7
Karşılaşma bir orta ve iki yan hakem tarafından yönetilir, saha dışı düzenini ve orta
hakemin sakatlanması durumunda maçın devamını sağlamak amacı ile yedek olarak
saha kenarında dördüncü hakem bulunur. Oyun dikdörtgen bir sahada oynanır.
Her faul bir serbest vuruşla, ceza sahası içinde ise penaltıyla cezalandırılır. Eğer bir
oyuncu topu kendi aut çizgisinin dışına atarsa, karşı takım bir köşe vuruşu kazanmış
olur. Oyun iki yarı üzerinden toplam 90 dakika sürer. En fazla gol atan takım maçı
kazanır. Elemeli sistemde (genellikle kupa maçlarında), normal süresi beraberlikle
biten maçlar sonunda süre uzatılabilir (genellikle iki yarı halinde toplam 30 dakika).
Karşılaşma sırasında sahada her bir takımın 11 oyuncusu bulunur; ellerini kullanma
hakkına sahip tek oyuncu olan bir kaleci, genellikle dört savunma, üç ya da dört orta
saha, iki ya da üç ileri uç oyuncusu.
makaleler Serkan AĞAR
273TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Bu denli “basit” bir temel kurala dayanan futbolun, milyonlarca insanı
peşinden sürüklemesinin, ulusal ve uluslararası alanda “dev ölçekte”
kuruluşlar tarafından düzenlenmesinin ve “kârlı”
8
bir sektör durumuna
gelmesinin ardındaki giz acaba nedir?
Kentlerde her zaman popüler bir spor dalı olmakla birlikte, ülkemiz-
de futbola gösterilen ilgi geçtiğimiz son yirmi yıl içerisinde iyice artmış
ve Türkiye’nin neredeyse “tek ve gerçek milli sporu” haline gelmiştir.
Hatta Türkiye’nin ezeli ve ebedi “popstarı”nın futbol olduğunu söyle-
mek yanlış olmayacaktır. Bu ilginin nedenleri arasında ilk akla gelenler,
profesyonel futbolun televizyon sayesinde ticari bir kitle eğlencesine
dönüşmesi ve buna Türk futbol takımlarının ve milli takımın uluslararası
karşılaşmalardaki başarısının eşlik etmesidir. Giderek “medyatikleşen
futbol, kitlesel bir eğlence biçimi olarak, toplumun tümü için bireysel
ve kolektif bir kimlik mekanına dönüşmüştür.”
9
Profesyonel sporun
medya ile özellikle televizyonla evliliği bu mekanın boyutunu alabil-
diğine genişletmiştir.
10
Günümüzde spor (özellikle futbol), kitle iletişim
araçlarının ürettiği ritüellerin en önde gelenleri arasındadır.
11
B. Dünya ve Futbol
1. Düzenleyici Kuruluşlar
Günümüzde evrensel bir spor durumuna gelen futbol son derecede
iyi teşkilatlanmıştır. Dünyada futbol teşikilatı, temelinde yerel federas-
yonlar ile kıtasal konfederasyonların, üstte ise “Uluslararası Futbol Birliği
Federasyonu
12
(Fédération Internationale de Football Association, FIFA)” ile
8
Dünyaca ünlü futbol markası Real Madrid, 276 milyon avroluk gelirle Manchester
United’ı geride bırakarak 2005 yılında en çok gelir elde eden kulüp olmuştur. İspan-
yol kulübün bu başarısında, toplamda 124 milyon avroyu bulan sponsorluk ve ürün
satışı gibi ticari faaliyetler etkilidir. Tümü Avrupa’da yer alan dünyanın en büyük
20 kulübünün toplam geliri ise, ilk kez, 3 milyar avro barajını aşmıştır, Hürriyet,
17/02/2006.
9
Mutlu, E., “Avrupa’yı Salladık, İngiltere’yi Sarsacağız: Futbol, Milliyetçilik ve Şiddet”,
Cogito, Kış-Bahar 1996, s. 370.
10
A. g. e., s. 373.
11
Amerikan futbolu ve basketbolda, televizyonun anlatım üslubuna uydurulmak üzere
belli kural değişiklikleri yapılmıştır. Bugün futbolda da, bu tür değişikliklerin yapılıp
yapılamayacağı tartışılmaktadır.
12
FIFA resmi internet sitesi, htpp://www.fifa.com/
Serkan AĞAR makaleler
274TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
“Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (The International Football Association
Board, IFAB)”nun bulunduğu bir piramit biçimindedir. 1904’te kuru-
lan FIFA’nın merkezi Zürih’tedir. Bu teşkilat yapısı içerisinde bugün
itibariyle; “Avrupa Futbol Birliği
13
(Union des Associations Européennes de
Football, UEFA)”, “Güney Amerika Konfederasyonu (Confederación Suda-
mericana de Fútbol, CONMEBOL)”, “Kuzey-Orta Amerika ve Karayipler
Konfederasyonu (Confederation of North, Central American and Caribbean
Association Football, CONCACAF)”, “Afrika Konfederasyonu (Confédération
Africaine de Football, CAF)”, “Asya Futbol Konfederasyonu (Asian Football
Confederation, AFC)” ve “Okyanusya Futbol Konfederasyonu (Oceania Fo-
otball Confederation, OFC)” olmak üzere altı adet kıtasal konfederasyon
yer almaktadır.
14
Kulüpler, ulusal federasyonlar ve konfederasyonlar
FIFA’nın mutlak denetimi altındadır.
Her ulusal federasyon, kendi maçlarını kendisi düzenlemektedir;
ancak, ulusal federasyonlar (ve konfederasyonlar) IFAB’ın belirlediği
oyun kurallarını uygulamak zorundadır. Şubat 1993’te onaylanan Tü-
zük’e göre IFAB, tümüne birden Federasyonlar (British Associations)
denen İngiltere Futbol Federasyonu (The Football Association, FA), İs-
koçya Futbol Federasyonu (The Scottish Football Association), Galler
Futbol Federasyonu (The Football Association of Wales), İrlanda Futbol
Federasyonu (The Irish Football Association) ile FIFA’nın göndereceği
delegelerden oluşmaktadır. Kurul, FIFA’dan dört delege ve Federasyon-
lar’dan dört delege olmak üzere toplam sekiz üyeden müteşekkildir.
15
“IFAB, Oyun Kuralları’nı (Laws of the Game) değiştirmeye, kaldırmaya ya da
yeni kurallar vazetmeye tek yetkili kuruluştur.”
16
Uluslararası karşılaşma-
lar, konfederasyonların (örn. Avrupa Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası,
Avrupa Futbol Şampiyonası) ya da FIFA’nın (örn. Olimpiyat Oyunları
13
UEFA resmi internet sitesi, http://www.uefa.com/
14
FIFA Tüzüğü (Tüzüğün Uygulanmasına İlişkin Düzenlemeler Genel Kurul İç Tüzü-
ğü), 09/2005, http://www.fifa.com/, 02/02/2006.
15
FIFA, üyeliği olan bütün ulusal federasyonlar adına dört oy hakkına, diğer üye
federasyonların her biri ise bir oy hakkına sahiptir. Bir teklifin kabul edilmesi için
toplantıya katılan ve oy hakkı olanların en az dörtte üçünün kabul yönünde oy
vermeleri gerekmektedir.
16
Oyun Kuralları’nda herhangi bir değişiklik yalnız Kurul’un yıllık genel toplantı-
sında ve ancak toplantıya katılan ve oy hakkı olanların en az dörtte üçünün kabul
etmesi ile yapılabilmektedir. Hiçbir konfederasyon ya da ulusal federasyon, Oyun
Kuralları’nda, Kurul’un onaylamadığı herhangi bir değişiklik yapamamaktadır.
makaleler Serkan AĞAR
275TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Futbol Turnuvası, Dünya Kupası, Konfederasyon Kupası) denetimi
altında yapılmaktadır.
FIFA, dörtte üçü Avrupa’da bulunan, 300 binden fazla kulübe
dağılmış olan 25 milyondan fazla oyuncuyu
17
denetlemektedir. FIFA,
en üst karar mercii olarak Genel Kurul, bu kararları uygulayan İcra
Kurulu
18
ve idari merci olarak Genel Sekreterlik biçiminde teşkilatlan-
mıştır. Bunun dışında İcra Kurulu tarafından geçici komisyonlar da
kurulabilmektedir.
2. FIFA Disiplin Yargısı ve Spor Tahkim Mahkemesi (CAS)
Türkiye ile İsviçre milli futbol takımları arasında 16/11/2005 günü
İstanbul’da oynanan Dünya Şampiyonası play-off rövanş karşılaşması-
nın ardından yaşanan olaylarla ilgili olarak soruşturma başlatan FIFA
Disiplin Kurulu, 06-07/02/2006’da İsviçre’nin Zürih kentinde yaptığı
toplantıda Türkiye’yi, altı resmi müsabakayı tarafsız sahada seyircisiz
oynama ve 250 bin İsviçre Frangı para cezası ile cezalandırmıştır.
19
Bu
ceza, aynı zamanda, Türkiye’nin, 2008 Avrupa Şampiyonası grup ele-
me maçlarının tümünü ülke dışında oynaması anlamına gelmektedir.
Ayrıca, üç Türk futbolcu ve bir antrenör ile İsviçreli bir futbolcu ve fiz-
yoterapiste de çeşitli cezalar verilmiştir. Maçın ardından soruşturmanın
seyrini ve sonucunu etkileyebilecek açıklamalarda bulunan FIFA Başka-
nı Joseph S. Blatter ve Genel Sekreter Urs Linsi’nin İsviçreli olmasının,
FIFA Disiplin Kurulu’nun İsviçre’de toplanmasının ve 2008 Avrupa
Şampiyonası’nın İsviçre’de yapılacak olmasının kararın bu derecede ağır
olmasını etkileyip etkilemediği sorusu bir yana, Türkiye’nin, öncelikle,
FIFA Tahkim Kurulu’na, buradan çıkacak karara göre daha sonra da,
Türkiye’nin seçeceği bir üye, İsviçre’nin seçeceği bir üye ve tarafsız bir
17
Seçkin futbolcular doğu ülkelerinde kuramsal olarak amatör, Batı Avrupa’da ve
Amerika’da ise profesyoneldir.
18
İcra Kurulu; Başkan, sekiz başkan yardımcısı ve on beş üyeden olmak üzere toplam
yirmi dört kişiden oluşmaktadır. Üye dağılımı şu şekildedir: CONMEBOL, başkan
yardımcısı (1), üye (2); AFC, başkan yardımcısı (1), üye (3); UEFA, başkan yardımcısı
(2), üye (5); CAF, başkan yardımcısı (1), üye (3); CONCACAF, başkan yardımcısı (1),
üye (2); OFC, başkan yardımcısı (1), üye (–), British Associations, başkan yardımcısı
(1), üye (–).
19
http://www.fifa.com/en/media/index/0,1369,114431,00.html, 07/02/2006.
Serkan AĞAR makaleler
276TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
üyeden müteşekkil Spor Tahkim Mahkemesi’ne başvurma
20
ve kararın
yeniden gözden geçirilmesini talep etme olanağı vardır; ancak bu süreçte
kararın kabul edilebilir bir cezaya dönüştürülebileceği olasılığı kadar
ağırlaştırılabileceğini de gözardı etmemek gerekir.
Yukarıda belirtilen olaylar ve ağır sonuçları karşısında, FIFA disip-
lin yargısı ve uygulanan disiplin tedbirleri ile Spor Tahkim Mahkeme-
si’nden (STM) söz etmek yararlı olacaktır. FIFA Tüzüğü’nün (Tüzük) 55.
maddesine göre disiplin tedbirleri; “gerçek ve tüzel kişilerin her ikisine de
uygulanabilen tedbirler”, “sadece gerçek kişilere uygulanabilen tedbirler” ve
“sadece tüzel kişilere uygulanabilen tedbirler” olmak üzere üçe ayrılmıştır.
Gerçek ve tüzel kişilerin her ikisine de uygulanabilen disiplin tedbirleri;
ihtar, kınama, para cezası ve verilen ödüllerin geri alınmasıdır.
21
Sadece
gerçek kişiler için öngörülen disiplin tedbirleri; ihtar (sarı kart), ihraç
(kırmızı kart), maç oynamama, soyunma odası ve/veya yedek kulü-
besinde bulunma yasağı, stada girme yasağı ve futbolla ilgili herhangi
bir etkinlikte yer alma yasağıdır.
22
Sadece tüzel kişiler için öngörülen
disiplin tedbirleri ise; transfer yasağı, müsabakanın seyircisiz oynanma-
sı, müsabakanın tarafsız sahada oynanması, belli bir statta müsabaka
yapma yasağı, müsabaka sonucunun iptali, ihraç, hükmen mağlubiyet,
puan silinmesi ve alt kademeye düşürmedir.
23
Görüleceği üzere, tüzel kişiler için öngörülen disiplin tedbirleri
arasında yer alan müsabakaların tarafsız sahada oynanması ile müsa-
bakaların seyircisiz oynanması, somut olayın ağırlığına göre birbirinden
bağımsız olarak uygulanması gereken cezalardır; oysa Türkiye hakkında
verilen “müsabakaları tarafsız sahada seyircisiz oynama cezası”, birbirinden
bağımsız iki ayrı disiplin tedbirinin sonuçları itibariyle içtima ettirilmesi
20
“Sporun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi” unvanı yakıştırılan Spor Tahkim Mah-
kemesi’nin adını Türkiye, ilk kez, 2000 yılında Kopenhag’da oynanan Galatasaray-
Arsenal UEFA Kupası final maçının ardından duymuştur. Teberrulu bilet satan
Galatasaray kulübü aleyhine 350 bin İsviçre Frangı cezaya ve maç geliri müsadere-
sine hükmedilmesinin ardından Spor Tahkim Mahkemesi’ne başvurulması üzerine
müsadere anlaşma yolu ile kaldırılmış, ceza da 250 bin İsviçre Frangı’na indirilmiştir,
Özbey, S., “İşte Sporun AİHM’i”, in Hürriyet-Pazar, 12/02/2006, s. 3.
21
FIFA Disiplin Yönetmeliği, 29/10/2005, m. 11, http://www.fifa.com/documents/
static/organisation/disciplinary_code_EN.pdf, 02/02/2006.
22
FIFA Disiplin Yönetmeliği, 29/10/2005, m. 12, http://www.fifa.com/documents/
static/organisation/disciplinary_code_EN.pdf, 02/02/2006.
23
FIFA Disiplin Yönetmeliği, 29/10/2005, m. 13, http://www.fifa.com/documents/
static/organisation/disciplinary_code_EN.pdf, 02/02/2006.
makaleler Serkan AĞAR
277TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
ve böylece yeni bir disiplin tedbiri ihdas edilmesi anlamına geldiğinden
hukuken tartışmaya açıktır.
Tüzük’ün 56. maddesine göre FIFA’nın disiplin yargısı organları;
Disiplin Kurulu ile Tahkim Kurulu’dur. Belirtilen organların görev ve
sorumlulukları FIFA Disiplin Yönetmeliği’nde belirlenmiştir. FIFA Di-
siplin Kurulu; bir başkan,
24
bir başkan yardımcısı ve gerekli sayıda üye-
den oluşur. Bu organın işlev ve görevi, FIFA Disiplin Yönetmeliği’nde
düzenlenmiştir. Kurulun toplantı yeter sayısı üçtür; bir başka deyişle
Kurul, toplantıda en az üç üyenin hazır bulunması durumunda karar
alabilir; ancak, kimi durumlarda Başkan, tek başına hüküm tesis edebilir.
Kurul, Tüzük’te ve FIFA Disiplin Yönetmeliği’nde tarifi yapılan yaptı-
rımları, üyeler, kulüpler, resmi görevliler ve oyuncular ile müsabakaların
ve oyuncuların temsilcilerine bildirmektedir. Disiplin tedbirleri ile ilgili
söz konusu hükümler, Genel Kurul ve İcra Kurulu’nun üyelerle ilgili
erteleme ve ihraç hususlarındaki disiplin yetkilerine de şamildir.
Tüzük’ün 58. maddesinde düzenlenen Tahkim Kurulu ise; bir baş-
kan,
25
bir başkan yardımcısı ve gerekli sayıda üyeden oluşur. Tahkim
Kurulu’nun işlev ve görevi, FIFA Disiplin Yönetmeliği’nde düzenlen-
miştir. Kurul, en az üç üyenin toplanması ile karar alır. Kimi durumlar-
da, başkan da, tek başına hüküm tesis edebilmektedir. Tahkim Kurulu;
Disiplin Kurulu’nun ilgili FIFA düzenlemelerine göre kesin olmayan
kararlarına
26
karşı yapılan başvurular ile oyuncuların federasyon milli
takımlarına seçilme niteliği ile ilgili olarak Oyuncu Statüleri Kurulu’nun
verdiği kararlara karşı yapılan başvuruları incelemektedir. Disiplin
Kurulu kararlarına karşı Tahkim Kurulu’na itiraz etme süresi, kararın
tebliğinden itibaren 10 gündür, başvuru üzerine Tahkim Kurulu’nun
vereceği kararlar kesindir; ancak bu kesinlik, söz konusu kararın FIFA
nezdinde yeniden incelenmesini önleyici bir kesinlik anlamına gelir, bir
diğer deyişle, FIFA Tahkim Kurulu tarafından verilen kararın STM’ye
24
FIFA Disiplin Kurulu Başkanı’nın “avukat” olması zorunludur, FIFA Disiplin
Yönetmeliği, 29/10/2005, m. 85/5, http://www.fifa.com/documents/static/
organisation/disciplinary_code_EN.pdf, 02/02/2006.
25
FIFA Tahkim Kurulu’nun Başkanı’nın “avukat” olması zorunludur, FIFA Disiplin
Yönetmeliği, 29/10/2005, m. 85/5, http://www.fifa.com/documents/static/
organisation/disciplinary_code_EN.pdf, 02/02/2006.
26
Örneğin; FIFA Disiplin Yönetmeliği’nin 122. maddesine göre; uyarma, kınama ve üç
maça ya da üç aya kadar oynamama cezalarına karşı Tahkim Kurulu’na başvurmak
mümkün değildir.
Serkan AĞAR makaleler
278TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
götürülmesi mümkündür; bu durumda, STM’nin vereceği kararların,
taraflar için kesin nitelik taşıyacağı izahtan varestedir. Tahkim Kurulu
tarafından duyurulan kararlar geri alınamaz ve ilgili tüm taraflar için
bağlayıcıdır. Kararların geri alınamaz ve bağlayıcı niteliğinin, STM’ye
sunulan başvurulara da şamil olduğu yukarıda belirtilmişti.
Tüzük’ün 59. maddesine göre FIFA; merkezi Lozan/İsviçre’de ol-
mak üzere, FIFA, üyeler, konfederasyonlar, ligler, kulüpler, oyuncular,
resmi görevliler ve lisanslı müsabaka ve oyuncu temsilcileri arasında
vuku bulan anlaşmazlıkları çözmek amacıyla kurulan “bağımsız” Spor
Tahkim Mahkemesi’ni (Court of Arbitration for Sport-CAS-, Trıbunal
Arbitral du Sport-TAS-STM) tanımaktadır.
27
STM’nin yargılama usulü-
ne, Sporla İlgili Tahkim STM Yönetmeliği hükümleri uygulanır. STM,
uyuşmazlığa öncelikle FIFA’nın çeşitli düzenlemelerini ve buna ek
olarak İsviçre hukukunu uygulamaktadır. FIFA organları tarafından
alınan ve kesin olan kararlar ile konfederasyonlar, üyeler ve liglerin
aldığı kararlara karşı STM’ye, kararın tebliğinden itibaren en geç 21
gün içinde başvurulması gerekmektedir.
Bağımsız bir kuruluş olan STM, sporla ilgili anlaşmazlıkları çözüm-
lemek amacıyla 1983 yılında İsviçre’nin Lozan kentinde Uluslararası
Olimpiyat Komitesi tarafından kurulmuştur. STM’nin Lozan’da ku-
rulmasında, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin merkezinin Lozan’da
bulunması etkili olmuştur. STM, Uluslararası Spor Tahkim Konseyi’nin
(International Council of Arbitration for Sport-ICAS) idari ve mali de-
netimi altındadır. Ocak 2006 itibariyle bünyesinde 274 hakem bulunan
STM; “İlk Derece Tahkim Dairesi (the Ordinary Arbitration Division-OAD)”
ile “Temyiz Tahkim Dairesi (the Appeals Arbitration Division-AAD)” olmak
üzere iki ana daireye ayrılmıştır. İlk Derece Tahkim Dairesi, televizyon
yayını haklarına ilişkin sözleşmeler veya bir sponsorluk ilişkisi gibi
taraflar arasındaki hukuki bir ilişkiden doğan her türlü anlaşmazlığı
incelemekte ve karara bağlamaktadır. Temyiz Tahkim Dairesi ise;
sporla ilgili üst kuruluşlar ya da federasyonların tahkim organlarının,
bu kuruluşlara ait düzenlemelerde ya da özel bir sözleşmede STM’nin
yargı yetkisinin tanınması koşuluyla, kesin nitelikteki (başka bir merciin
incelemesine tabi olmayan) kararlarını incelemektedir.
28
27
STM resmi internet sitesi, http://www.tas-cas.org/
28
http://www.sportslawnews.com/archive/jargon/JargonCAS.htm; http://
www.sports.gov.au/fultext/200/law/jdmcas.pdf, 13/02/2006.
makaleler Serkan AĞAR
279TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Olimpiyat oyunları sırasında ortaya çıkan bir anlaşmazlığı 24 saatte,
temyiz yolu ile incelediği bir anlaşmazlığı ise en geç 4 ay içinde çözmesi
gereken STM; Oyun Kuralları’na (Laws of the Game) aykırılık, dört
maça veya dört aya kadar yasaklılık cezaları, federasyon veya konfede-
rasyon tarafından tesis edilen kurallar çerçevesinde tanınan bağımsız
ve usulüne tevfikan kurulmuş tahkim kuruluna yapılan başvurular
üzerine alınan kararlardan doğan anlaşmazlıklara ilişkin başvuruları
incelememektedir. STM’ye yapılan başvuru, ilgili kararın yürütmesini
durdurucu bir etkiye sahip değildir; ancak, yetkili FIFA organı veya
STM, başvuruya, teminat mukabili ya da re’sen yürütmeyi durdurucu
bir etki tanıyabilir.
Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA); sadece doping kararları ile
ilgili durumlarda FIFA, konfederasyon veya federasyon düzeyinde
tüm iç başvuru yollarının tüketilmesinden sonra STM’ye başvurmak
konusunda yetkilidir.
Konfederasyonlar, üyeler ve ligler; bu kuruluşların üyeleri, bağlı
oyuncuları ve resmi görevlilerin STM tarafından alınan kararlara uy-
masını temin eden bağımsız bir yargılama makamı olarak STM’nin
tanınmasında mutabıktırlar.
Aynı yükümlülük lisanslı müsabaka ve oyuncu temsilcileri bakımın-
dan da geçerlidir. Ulusal mahkemelere yapılan başvuruların incelenmesi
üzerine verilen kararların, FIFA düzenlemelerinde özel olarak öngörül-
mesi durumu dışında, STM tarafından incelenmesi mümkün değildir.
Belirtilen hükümleri teminen, federasyonlar, kendi düzenlemelerine,
kulüplerin ve üyelerinin bir anlaşmazlığı ulusal mahkemelere götür-
melerini yasaklayan ve herhangi bir anlaşmazlığı federasyonun, uygun
bir konfederasyonun ya da FIFA’nın yargılama yetkisine sunmalarını
gerekli kılan bir hükmü koymakla yükümlüdürler.
29
29
Ülkemizde, futbolcu lisanslarının tescili sırasında kulüplerin, Türkiye Futbol Fede-
rasyonu organ ve kurullarının verdiği kararlara karşı yargı organlarına başvurmaya-
caklarına ilişkin bir taahhütname imzalamaları gerekmektedir. Geçtiğimiz günlerde,
Fenerbahçeli futbolcu Deniz Barış’ın Yargıtay’a başvurarak Tahkim Kurulu kararını
bozdurmasının ardından, söz konusu taahhütnamenin geçerliliği tartışılmaya baş-
lanmıştır, bkz., infra.
Serkan AĞAR makaleler
280TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
C. Türkiye ve Futbol
30
Ülkemizde futbol, ilk olarak, 1890 senesinde İzmir’de ticaret ile
uğraşan İngiliz ailelerinin kendi aralarında Bornova çayırında yaptık-
ları karşılaşmalarda görülmüştür.
31
Daha sonra (1894) yine İngilizler,
İstanbul’un Kadıköy yakasında futbol oynamaya başlamışlardır. Ka-
dıköy ve çevresinde, İngilizlerin kurdukları takımlar kendi aralarında
hafta sonları futbol karşılaşmaları düzenlemişler; bunu, İstanbul’da
bulunan azınlıkların kurduğu takımlar izlemiştir. Bu arada, kimi Türk
gençleri de futbolla ilgilenmeye başlamışlar; ancak Hz. Hüseyin’i şehit
eden Muaviye taraftarlarının onun kesik başı ile top gibi oynadıkları
yolundaki dinsel bir söylenti dolayısıyla o dönemde futbola “gavur işi”
ve “günah” gözü ile bakılmıştır. Buna karşın, Bahriye mektebi öğrencisi
Fuat Hüsnü (Kayacan) ve Hariciye Nezareti’nde görevli Reşat Bey’in
(Danyal) girişimleri sonucu bütün oyuncuları Türk olan ilk futbol takımı
1901 senesinde Kadıköy’de kurulmuş ve saray hafiyelerinin dikkatini
çekmemesi için takıma İngilizce “Black Stocking (Kara Çoraplılar)”
32
ismi
konulmuştur.
İstanbul’da ilk resmi futbol kulübü, 1902 senesinde James Lafon-
taine ve Horace Armitage adlarındaki iki İngiliz tarafından “Cadikeuy
Football Club (Kadıköy Futbol Kulubü)” adıyla kurulmuştur. Bunu, yine
İngilizlerin kurduğu “Moda Futbol Kulübü”, Rum azınlığın “Elpis Futbol
Kulubü” ve adını İngiliz Büyükelçiliği’nin yatından alan “İmogene” adlı
kulüp izlemiştir.
Ülkemizde ilk futbol ligi, İngiliz James Lafontaine tarafından “İs-
30
Bu bölümde, önemli ölçüde, TFF’nin yayımladığı “Türk Futbol Tarihi” isimli 5 ciltlik
eserden yararlanılmıştır. Bu esere TFF’nin resmi internet sitesi http://www.tff.org.tr/
adresinden ulaşmak mümkündür.
31
İlk futbol faaliyetlerinin görüldüğü İzmir’de, ilk futbol kulübü 1900 senesinde Rumlar
tarafından “Panionios” adıyla kurulmuştur. Bu kulübü yine Rumların “Apollon Fut-
bol Kulübü” ile Ermenilerin kurduğu “Pelops Kulübü” izlemiştir. İzmir’in ilk Türk
futbol kulübü ise 1912’de kurulan “Karşıyaka Futbol Kulübü” olmuş, Karşıyaka’yı
Altay (1914), Altınordu (1923) ve Göztepe (1925) futbol kulüpleri izlemiştir.
32
Fuat Hüsnü, Reşat, Kemani Nuri, Fahri, Nurettin, Hafız Mehmet, Hafız Mustafa, Em-
cet, Tamburacı Osman Pehlivan ve Şevki’den oluşan takım ilk maçını Kadıköy Rum
takımı ile yapmış, fakat 5-1 yenilmiştir. Maçın bitiminde, saray hafiyeleri Black Stoc-
king futbolcularının Türk olduğunu anlayınca kimi oyuncuları yakalayarak sürgüne
göndermiştir. Takımın kurucularından Fuat Hüsnü ise, bir faytona binerek kaçmayı
başarmış, daha sonra ise hafiyelere yakalanmamak için, İngilizlerin “Kadıköy Futbol
Kulübü”nde “Boby” takma adıyla futbol oynamaya devam etmiştir.
makaleler Serkan AĞAR
281TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
tanbul Futbol Ligi” adıyla 1904 senesinde kurulmuştur.
33
Yukarıda sözü
edilen dört takımın katıldığı ligde karşılaşmalar, günümüzde Fenerbah-
çe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın bulunduğu yerde, o zamanki adıyla Papa-
zın Çayırı’nda oynanmıştır. Bu faaliyetler giderek Türkiye’de futbolun
hem kamuoyu hem de II. Abdulhamit idaresi tarafından hoşgörüyle
karşılanmasına ve Türk futbol kulüplerinin kurulmasını sağlamıştır.
Bu gelişmelere koşut olarak, Galatasaray Sultanisi öğrencilerinden Ali
Sami (Yen) ve arkadaşları Asım Tevfik (Sonumut), Emin Bülent (Ser-
daroğlu), Celal (Şehit), Bekir (Bircan), Tahsin Nahit, Cevdet (Kalpak-
çıoğlu) ve Abidin (Daver) Beyler 1905 senesinde “Galatasaray Futbol
Kulübü”nü
34
kurmuşlardır. Galatasaray Futbol Kulübü’nü, Kadıköylü
gençlerin kurdukları “Fenerbahçe Futbol Kulübü” izlemiştir (1907). Bir
yıl sonra ise, “Vefa” ve “Beykoz” futbol kulüpleri kurulmuştur. 1903’te
açılan ve yalnızca jimnastik dalında faaliyet gösteren “Beşiktaş Jimnastik
Kulübü” ise, 1910’da futbol takımını da faaliyet alanı içine almıştır. Daha
sonra “Anadolu”, “Türk İdman Ocağı”, “Darülfünun”, “Terbiye-i Bedeniye”,
“Şehremini Mümaseratı Bedeniye” kulüpleri kurulmuş ve İstanbul ligine
katılmışlardır. Kulüp sayısının artmasını takiben, ligin yönetimini sağ-
lamak için “İstanbul Futbol Kulüpleri Birliği” kurulmuş ve 1912 senesinde
“Pazar Ligi” ile “Cuma Ligi” adıyla iki lig grubu oluşturulmuştur.
İşgal yıllarında ise, işgal kuvvetlerine mensup askeri takımlarla
yapılan maçlarda Türk kulüplerinin aldığı galibiyetler, futbolu o dö-
nemde “milli bir dava” haline getirmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra
yabancı takımların faaliyetlerine tümüyle son verilmiş, 1924’te illerin
şampiyonlarının katılmaları ile ilk kez “Türkiye Futbol Şampiyonası”
düzenlenmiştir.
35
Şehirlerarası futbol ligine doğru ilk adım, 1947’de
kurulan “Milli Küme” ile atılmıştır. 1950’ye kadar süren bu lig, İstanbul
Ligi’nden ilk dört, Ankara ve İzmir liglerinden ilk iki sırayı alan takımlar
arasında deplasmanlı olarak oynanmış ve birkaç yıl sonra “Milli Eğitim
Mükafatı” adını almıştır.
Türkiye Ligi, 1959’da, “Milli Lig” adı ile kurulmuştur.
36
Milli Lig’in
Türkiye Ligi’ne dönüştürülmesi çalışmaları içerisinde, hemen hemen
33
Kurulan bu ligde ilk şampiyonluğu “İmogene Futbol Kulübü” kazanmıştır.
34
Galatasaray, yabancı takımların İstanbul ligindeki üstünlüğüne son vererek şampiyon
olan ilk Türk takımıdır (1909).
35
Türkiye Futbol Şampiyonası’nda ilk birinciliği “Harbiye” kazanmıştır.
36
Bu ligin ilk şampiyonu, “Fenerbahçe” olmuştur.
Serkan AĞAR makaleler
282TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
tüm illerin futbol takımları profesyonel kulüpler kurarak Türkiye Li-
gi’ne katılmak için başvurmuşlardır. Bu büyük ilgi sonucunda, 1963-
1964 sezonunda Türkiye İkinci Ligi ve 1967-1968 sezonunda Türkiye
Üçüncü Ligi kurulmuştur. 1987-1988 futbol sezonunda yeni bir sistem
getirilerek, İngiltere’de olduğu gibi, Türkiye futbol liglerinde de gali-
biyet alan takımlara üç, berabere kalan takımlara bir puan verilmeye
başlanmıştır.
III. TÜRK SPOR İDARESİ
37
A. Genel Bakış
Cumhuriyet döneminde Türk spor idaresi, beş döneme ayrılarak
incelenebilir:
• Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) dönemi (1923-1936)
• Türk Spor Kurumu dönemi (1936-1938)
• Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü (BTGM) dönemi (1938-1989)
• Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM)-özerk federasyon
(TFF) dönemi (1989-2004)
• GSGM-özerk federasyonlar dönemi (2004- …)
Türk sporunun temeli, 14 Temmuz 1922 tarihinde 16 kulübün
birleşmesiyle kurulan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ)” ile
atılmıştır.
38,39
1923-1936 yılları arasında faaliyet gösteren TİCİ,
40
sporda
37
Bu bölümde TFF’nin yayınladığı “Türk Futbol Tarihi” isimli 5 ciltlik eserden yarar-
lanılmıştır. Bu esere TFF’nin resmi internet sitesi http://www.tff.org.tr/ adresinden
de ulaşmak mümkündür.
38
TİCİ’nin ilk başkanlığını Galatasaray Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen yaparken,
asbaşkanlık görevlerini de Burhan Felek ve Ali Seyfi üstlenmiştir.
39
Cumhuriyet Hükümeti, 16 Ocak 1924’te aldığı 170 sayılı kararla Türkiye İdman Ce-
miyetleri İttifakı’nı kamu yararına bir dernek olarak onaylamış, hemen ardından 171
sayılı kararla Mayıs 1924’te Paris’te yapılacak olan olimpiyat oyunlarına katılmakta
Türkiye’nin menfaatinin bulunduğu belirtilerek bu oyunlara Türk sporcularının ka-
tılımının sağlanması için “müstacelen (tez elden)” 17 bin liranın örtülü ödenekten
Türkiye İdman Cemiyetleri Genel Merkezi’ne aktarılmasına karar verilmiştir.
40
Türk sporunun ilk kuruluşu olan TİCİ döneminde kulüp sayısı 16, sporcu sayısı da
makaleler Serkan AĞAR
283TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
demokrasi yönünde önemli adımlar atmıştır. TİCİ dönemini takip eden
yıllarda Türkiye’de spora yön veren üç kuruluş daha sırasıyla faaliyete
geçirilmiştir; Türk Spor Kurumu (1936-1938), Beden Terbiyesi Genel
Müdürlüğü (BTGM, 1938-1989) ve halen hizmetini sürdüren Gençlik
ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM)
41
(1989- ...).
1936 yılında Ankara’da toplanan TİCİ Genel Kurulu, teşkilatın
adını Türk Spor Kurumu’na çevirmiş, merkezini Ankara’ya taşımış ve
kurumun doğrudan Cumhuriyet Halk Fırkası’na bağlanması için parti
başkanlığına öneride bulunmuştur. Bu önerinin kabul edilmesiyle Türk
sporu, 15 Nisan 1936 tarihinde siyasi bir partiye bağlanmıştır. Parti il
başkanları aynı zamanda Kurum’un illerdeki temsilcileri olmuş, yurt
sathındaki tüm sporcuların da Cumhuriyet Halk Fırkası’na üye olma-
ları istenmiştir. 29 Ekim 1936 günü Türkiye genelindeki tüm sporcular
Türk ve parti bayraklarıyla resmi geçit yapmışlar ve törenlerle partiye
üye olmuşlardır.
42
İki yıllık parti-spor birlikteliğinin ardından sporun yönetimini
devlete vermek üzere başlayan çalışmalar, 1938’de Beden Terbiyesi
Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla sonuçlanmıştır,
43
böylece sporda
sorumluluğun valilerden köy muhtarlarına kadar yayıldığı bir dönem
başlamıştır.
44
Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olarak kurulan BTGM,
1942’de Milli Eğitim Bakanlığı’na, 1960’da tekrar Başbakanlığa bağ-
lanmıştır. Bu dönemde, beş yüzden fazla işçi çalıştıran işyerlerine spor
tesisi kurma zorunluluğu getirilmiş, gençlere spor kulüplerine girmek
ve boş zamanlarında beden terbiyesi faaliyetinde bulunmak zorunlu
tutulmuştur. Spor işlerinin bakanlık düzeyinde ele alınması ilk kez
827 iken, faaliyet gösterdiği 1936 yılına kadar kulüp sayısı 173’e, sporcu sayısı da 10
bin 75’e yükselmiştir.
41
Bkz. infra.
42
Bu anlayış, şu şekilde gerekçelendirilmiştir: “Davamız, bir bütündür. Bu bakımdan,
Türk sporu da bir fert işi olmaktan uzaktır. Şimdi milli yapıyı, memleket gerek ikti-
sadiyat gerekse kültür faaliyetleri bakımından ve yerinde bir iddialılıkla en ilerilere
doğru götürmek kararını verirken, şüphe yok ki bu büyük işte yeni beden terbiye-
mizin bir rolü ve bu rolün iyice prensiplendirilebilmesi için de bir spor telakkimiz
olacaktır. Biz, millet için ve millet ölçüsünde spor istiyoruz. Sağlam yapılı, güzel
gövdeli ve inkılap ahlakiyatını benimsemiş on binler ve yüz binler istiyoruz.”, Asaf,
B., “Spor Telakkimiz”, Ülkü, Seçmeler, 1933-1941, Ankara, 1982, s. 71-74.
43
TGM’nin ilk Genel Müdürü, aynı zamanda emekli bir general olan Cemal Tahir
TANER olmuştur.
44
Bu dönemde, Türkiye’de 442 spor kulübü ve 27 bin 631 sporcu bulunmaktaydı.
Serkan AĞAR makaleler
284TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
BTGM döneminde gerçekleştirilmiş
45
ve yine bu dönemde spor ilk kez
Anayasa’da yer almıştır.
46
BTGM tarafından yönetilen Türk sporu, 179 sayılı KHK
47
ile “Milli
Eğitim ve Gençlik ve Spor Bakanlığı” bünyesinde yer almıştır. BTGM’nin
adı, 1986 yılında çıkarılan 3289 sayılı Kanun ile “Beden Terbiyesi ve Spor
Genel Müdürlüğü” olarak değiştirilmiştir. Daha sonra, 24/01/1989 tarih
ve 356 sayılı KHK’nın
48
7. maddesi ile “Beden Terbiyesi ve Spor Genel
Müdürlüğü’nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un adı, “Gençlik ve
Spor Genel Müdürlüğü’nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” olarak
değiştirilmiştir.
BTGM dönemi, 1989 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün
(GSGM) kurulması ile sona ermiştir. GSGM döneminde futbol, Türk
sporundan “ayrıştırılmış” ve özerklikle taçlandırılmıştır. Böylece Türk
spor idaresi, GSGM ve Türkiye Futbol Federasyonu’ndan oluşan ikili
bir yapı haline getirilmiştir.
49
2004 ve 2005 yıllarında, spor federasyon-
larından yoğun şekilde gelen özerklik talepleri olumlu karşılanmış ve
birçok federasyon özerk statüye kavuşturulmuştur.
Bugün, Türk spor idaresi, ikili bir yapı arz etmektedir. Bu ikili yapı,
şu şekilde gösterilebilir:
45
Gençlik ve Spor Bakanlığı, ilk kez, 3 Kasım 1969’ta işbaşı yapan (ikinci) Süleyman
Demirel Hükümeti’nde yer almış ve BTGM, 06/02/1970 tarih ve 3/707 sayılı “Cum-
hurbaşkanlığı Tezkeresi” ile söz konusu Bakanlık kapsamına alınmıştır. Türkiye
Cumhuriyeti’nin ilk Gençlik ve Spor Bakanı ise, İsmet SEZGİN olmuştur.
46
“Gençliğin Korunması” başlıklı 1982 Anayasası m. 58: “Devlet, istiklal ve Cumhuri-
yetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları
doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kal-
dırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar
ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”
“Sporun Geliştirilmesi” başlıklı 1982 Anayasası m. 59: “Devlet, her yaştaki Türk
vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere
yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur.”
47
RG, 14/12/1983, 18251.
48
RG, 02/03/1989, 20096.
49
GSGM döneminde, Şubat 2006 itibariyle, futbol branşı dışında, kulüp sayısı 7 bine
yaklaşmış, lisanslı ve faal kulüp ferdi sporcu sayısı ile sporcu kartlı sporcu sayısı
toplamı ise 1 milyon 200 bini aşmıştır.
makaleler Serkan AĞAR
285TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
TÜRK SPOR İDARESİ
GENÇLİK ve SPOR ÖZERK FEDERASYONLAR
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1. Türkiye Futbol Federasyonu
50
2. Türkiye Golf Federasyonu
3. Türkiye Motosiklet Federasyonu
4. Türkiye Briç Federasyonu
5. Türkiye Tenis Federasyonu
6. Türkiye Voleybol Federasyonu
7. Türkiye Judo ve Kuraş Federasyonu
8. Türkiye Binicilik Federasyonu
9. Türkiye Bilardo Federasyonu
10. Türkiye Bocce, Bowling ve Dart
Federasyonu
11. Türkiye Beyzbol ve Softbol
Federasyonu
12. Türkiye Kayak ve Kızak
Federasyonu
13. Türkiye Basketbol Federasyonu
14. Türkiye Satranç Federasyonu
15. Türkiye İzcilik Federasyonu
16. Türkiye Otomobil Sporları
Federasyonu
50
Türkiye Futbol Federasyonu’nun özerkliği, diğer özerk federasyonlara göre daha
güçlü bir yapıdadır; zira, diğer özerk federasyonların, genel kurulların toplanması
ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar ile kimlerin oy kullanabileceği ve Tahkim
Kurulu ile ilişkileri GSGM tarafından düzenlenen çerçeve statü ile belirlenmekte,
özerk federasyonların ceza veya disiplin kurulları tarafından verilen kararlara kar-
şı GSGM bünyesinde oluşturulan Tahkim Kurulu’na itiraz edilmekte ve Tahkim
Kurulu üyeleri GSGM Genel Müdürü’nün teklifi ve GSGM’nin bağlı olduğu Devlet
Bakanı’nın onayı ile seçilmektedir.
Serkan AĞAR makaleler
286TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
B. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM)
1. Kuruluşu ve Yapısı
“Spor faaliyetlerinin denetimi ve düzenlenmesi görevi bir kamu hizmeti
olarak idareye verilmiştir.”
51
“3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlü-
ğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun”
52
ile kurulan GSGM, Dev-
let Bakanlığı’na bağlı,
53
katma bütçeli
54
ve tüzel kişiliği haiz bir “kamu
kurumu”dur.
08/08/1945 tarih ve 3/2934 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Be-
den Terbiyesi Tüzüğü” yürürlüğe konulmuştur. Bu Tüzük’ün dayanağını
oluşturan 29/06/1938 tarih ve 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu
55
yürürlükten kaldırılmış ise de, 21/05/1986 tarih ve 3289 sayılı Kanun’un
Geçici 4. maddesi
56
gereğince, yeni tüzük yürürlüğe konuluncaya kadar
söz konusu Tüzük’ün hükümleri uygulanmış; ardından, 25/01/2006
tarih ve 2006/9995 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan
“Beden Terbiyesi Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük”
57
ile
yürürlükten kaldırılmıştır.
51
Dan. 10. D., 25/02/1987, E. 1986/1303, K. 1987/333, in DD, S. 68-71, s. 643.
52
RG, 28/05/1986, 19120. 27/05/1988 tarih ve 3461 sayılı Türkiye Futbol Federas-
yonunun Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 28. maddesinde; 3283 sayılı
GSGM kanununun profesyonel futbolla ilgili hükümlerinin uygulanmayacağı
hükme bağlanmıştır. 24/01/1989 tarih ve 356 sayılı KHK’nin 6. maddesi ile Beden
Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un
adı “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun”
olarak değiştirilmiştir. Aynı madde ile; GSGM Kanunu’nun 2. maddesinin (b) bendi
hariç olmak üzere 3289 ve 7258 sayılı diğer mevzuattaki gençlik ve spor faaliyetleri
ve hizmetlerine ilişkin hükümlerde yer alan “Beden Terbiyesi ve Spor Genel Mü-
dürlüğü” ibareleri “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü”, “Beden Terbiyesi ve Spor İl
ve İlçe Müdürlükleri” ibareleri “Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlük”, “Milli Eğitim
Gençlik ve Spor Bakanlığı” ibareleri “Başbakanlık” ve “Milli Eğitim Gençlik ve Spor
Bakanı” ile “Bakan” ibareleri “Başbakan” olarak değiştirilmiştir. Daha sonra mez-
kur ibareler 14/03/1991 tarih ve 3703 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile aynen kabul
edilerek kanunlaşmıştır.
53
GSGM, 59. Hükümet’te, Devlet Bakanlığı’nın “bağlı” kuruluşu olarak gösterilmiş-
tir.
54
GSGM taşra teşkilatı (Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlükleri) ise özel bütçelidir.
55
RG, 16/07/1938, 3961.
56
3289 sayılı kanun Geçici madde 4: “Bu Kanun’da belirtilen kuruluşlar ve federasyonlar
kuruluşlarını bu Kanun’un yayımı tarihinden itibaren iki sene içerisinde tamamlamak
zorundadırlar. Bu kuruluşlar kuruluşlarını tamamlayıncaya ve ilgili yönetmeliklerle
tüzük çıkıncaya kadar mevcut tüzük, statü ve yönetmeliklerin uygulanmasına devam
olunur.”
57
RG, 16/02/2006, 26082.
makaleler Serkan AĞAR
287TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
GSGM merkez teşkilatı,
58
ana hizmet birimleri,
59
danışma ve denetim
birimleri, yardımcı birimler ve bağlı birimlerden oluşmaktadır. GSGM
Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliği’nin
60
8. maddesinin ikinci fıkra-
sında,
61
Merkez Ceza Kurulu’nun
62
doğrudan
63
ya da itirazen
64
verdiği
kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Gelinen noktada, Türk spor idaresinde yeni bir yapılanmayı ve
bağımsız idari otorite (BİO) olarak “Türk Spor Kurumu”nun kuruluşu-
nu öngören “Türk Spor Kurumu Kanun Tasarısı”na da değinmek yararlı
olacaktır. Tasarının yasalaşması halinde; “Spor Düzenleme Kurulu”,
“Başkanlık”, “Tahkim Kurulu” ve hizmet birimlerinden oluşan, Başba-
kanlıkla ilişkili, tüzel kişiliği haiz, idari ve mali yönden özerk “Spor
Yüksek Kurumu” kurulmuş olacaktır. Tasarı’nın 2. maddesinde Türk Spor
Kurumu’nun görevleri sayılmıştır. Buna göre, Spor Yüksek Kurumu;
sporla ilgili ilke, hedef ve politikaları belirlemek, spor federasyonlarını
sağlıklı bir alt yapıya kavuşturarak idari ve mali yönden özerkliğini
sağlamak, toplumun her bireyinin spor yapmasına öncülük etmek,
sporu yönetebilmeleri için gerekli fırsatları ve teşvikleri sağlamak,
spor alanında teknik bilgi ve spora olan ilgiyi artırıcı yayınlar yapmak,
yaptırmak ve faaliyetlerde bulunmak, spor müsabakalarında müşterek
bahis düzenlemek, düzenletmek, yürütmek ve bunlara uygun şekilde
58
Merkez teşkilatı, Sayıştay’ın denetimine tabidir.
59
Spor Federasyonları Başkanlıkları, bir ana hizmet birimidir.
60
RG, 07/01/1993, 21458.
61
GSGM Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliği m. 8, II: “Merkez Ceza Kurulu’nun
kararları kesindir. Ancak Merkez Ceza Kurulu, kararının Genel Müdürlük makamına
intikalinden başlayarak on gün içinde, Genel Müdürlüğe verilen kararın yeniden
incelenmesini gerekçelerini belirtmek suretiyle isteyebilir. Yeniden inceleme talebi
cezanın uygulanmasını etkilemez. Yeniden inceleme üzerine verilen karar hakkında
yeni bir talepte bulunulamaz.”
62
Yönetmeliğin 9. maddesine göre Merkez Ceza Kurulu, iki yıl süre ile görev yapmak
üzere Genel Müdürün teklifi ve Bakanın onayı ile atanan yüksekokul mezunu beş
kişiden oluşmaktadır. Seçilecek bu üyelerin, spor bilgisi, ihtisas ve tarafsızlığı ile
tanınmış, en az üçünün Hukuk Fakültesi mezunu, birinin Genel Müdür tarafından
seçilen bir Danışma Kurulu üyesi ve diğerinin Amatör Spor Kulüpleri Konfederas-
yonu’nun yüksekokul mezunu üyesi olması gerekmektedir.
63
Sürekli hak mahrumiyeti ceza kararları, Merkez Ceza Kurulu’nca doğrudan incelenir
(Y. m. 79, son)
64
Ceza Kurulu kararlarına itiraz mercii, Merkez Ceza Kurulu kararları hariç, bir üst
kuruldur (Y. m. 80). İtiraz tetkik merciinin önüne gelen ceza kararı, onaylanması
durumunda kesinleşmekte ve dolayısıyla kesinleşen karara bir daha itiraz edileme-
mektedir (Y. m. 81).
Serkan AĞAR makaleler
288TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
davranılmasını sağlamakla sorumludur.
65
Tasarı’nın 4. maddesinde, fut-
bol ile ilgili ulusal spor politikalarının uygulanmasında Türkiye Futbol
Federasyonu’nun, Spor Yüksek Kurumu ile koordineli çalışacağı hükme
bağlanmıştır.
2. Spor Kulüpleri ve Federasyonlar
Spor kulüpleri, 04/11/2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanu-
nu’nun
66
14. maddesine
67
göre kurulmakta ve tescil ile GSGM teşkilatına
katılmaktadır. GSGM, bünyesinde yer alan spor kulüplerini her yönden
denetlemekte ve gerekirse hesap, defter ve işlemlerine el koyabilmek-
tedir.
Profesyonel dallar, GSGM Genel Müdürü’nün, Merkez Danışma
Kurulu’nun da görüşünü almak suretiyle yapacağı teklif üzerine,
GSGM’nin bağlı bulunduğu Bakanlık tarafından saptanmaktadır.
3289 sayılı Kanun’un 24. maddesine göre, spor kulüpleri profesyonel
takımlarını, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre kuracakları
ya da kurulmuş şirketlere devredebilmektedir.
Spor federasyonlarının özerkleştirilmesi çalışmalarının hız kazan-
ması ile birlikte bugüne kadar toplam 16 spor federasyonu özerklik ka-
zanmıştır. Şubat 2006 itibariyle GSGM bünyesinde, özerk federasyonlar
dışında, 44 adet spor federasyonu bulunmaktadır. GSGM bünyesindeki
spor federasyonları, faaliyetlerinin esasları, kurullarının oluşumu ve
çalışmaları ile görev, yetki ve sorumlulukları bakımından “GSGM Spor
Federasyonlarının Teşkilatı, Çalışma, Görev, Yetki ve Sorumluluk Yönetmeli-
ği”
68
hükümlerine tabidir. İdari ve mali yönden özerk statüdeki federas-
yonların ise, faaliyet alanları ile ilgili ayrı statüleri bulunmaktadır.
65
Tasarı’nın “Gençlik ve Spor Kulüpleri” başlıklı 31. maddesinde, gerçek ve tüzel
kişiler, kamu kurum ve kuruluşları ile her seviyedeki eğitim kurumları tarafından
bir veya birden fazla gençlik ve/veya spor dalında faaliyet göstermek üzere gençlik
ve/veya spor kulübü kurulabileceği belirtilerek bunların yerel yönetimlere tescil ile
tüzel kişilik kazanacakları hükme bağlanmıştır.
66
RG, 23/11/2004, 25649.
67
5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 14: “Derneklerden başvurmaları halinde; spor
faaliyetine yönelik olanlar spor kulübü, boş zamanları değerlendirme faaliyetine
yönelik olanlar gençlik kulübü ve her iki faaliyeti birlikte amaçlayanlar gençlik ve
spor kulübü adını alır. Bu kulüpler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tutulacak
kütüğe kayıt ve tescil edilir.”
68
RG, 22/11/1993, 21766.
makaleler Serkan AĞAR
289TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesine göre federasyonlara idari ve
mali özerklik, talepte bulunmaları durumunda GSGM Merkez Danışma
Kurulu’nun uygun görüşü, GSGM’nin bağlı olduğu Devlet Bakanı’nın
teklifi ve Başbakan’ın onayı ile verilmektedir. Kuruluşa ilişkin kararın
Resmi Gazete’de yayımlanması ile federasyon tüzel kişilik kazanmak-
tadır. Özerklik statüsü verilen federasyonlar; “organları genel kurul ta-
rafından seçimle göreve gelen, her türlü kararlarını kendi organları nezdinde
alan, bütçesi genel kurul tarafından onaylanan ve ibra edilen federasyonlar”dır.
Takdiri bir işlem olan özerklik kararının alınmasında; özerklik talebin-
de bulunan federasyonun faal sporcu ve kulüp sayısı, federasyonun
faaliyette bulunduğu spor dalının Türkiye veya dünyadaki yaygınlığı,
gelişme potansiyeli ve olimpik olup olmadığı, federasyonun gelirlerinin
giderlerini karşılayabilme yeterliliği ile federasyon veya bağlı kulüp-
lerin tesis durumu dikkate alınmaktadır. Özerklik tanınan federasyon,
hazırlayacağı ana statü ve buna bağlı talimatlara göre genel kurulunu
ve yetkilendireceği diğer organlarının oluşumunu, görev ve yetkileri-
ni belirlemektedir. Özerk federasyonlar, uluslararası federasyonların
öngördüğü kurulları oluşturmak zorundadır. Özerk federasyonların;
genel kurulların toplanması ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar
ile kimlerin oy kullanabileceği ve GSGM Tahkim Kurulu ile ilişkileri
“GSGM Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsü”
69
ile belirlenmiştir.
Özerk federasyonlarca hazırlanacak ana statü, söz konusu Çerçeve
Statü’ye aykırı olamaz.
Özerk federasyonların ceza veya disiplin kurullarınca verilen karar-
lara karşı GSGM bünyesinde oluşturulan Tahkim Kurulu’na itiraz edile-
bilir. Tahkim Kurulu’nun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul
ve esasları “GSGM Tahkim Kurulu Yönetmeliği”
70
ile belirlenmiştir.
Tahkim Kurulu yedi asıl ve yedi yedek üyeden teşekkül eder.
Üyelerin beşinin hukukçu, ikisinin ise spor alanında bilimsel çalış-
malar yapmış veya sporda idareci, teknik adam ve benzeri görevlerde
bulunmuş kariyer sahibi kişi olmaları şarttır. Üyeler GSGM Genel
Müdürü’nün teklifi ve GSGM’nin bağlı olduğu Bakanın onayı ile altı
yıl için görevlendirilirler. Üyeler kendi aralarından bir başkan seçerler.
Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlar kesindir. Tahkim Kurulu,
özerk federasyon ile kulüpler, özerk federasyon ile hakemler, özerk fe-
69
RG, 14/07/2004, 25522.
70
RG, 28/05/2004, 25475.
Serkan AĞAR makaleler
290TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
derasyon ile teknik direktör ve antrenörler, kulüpler ile teknik direktör
ve antrenörler, kulüpler ile oyuncular, kulüpler ile kulüpler arasında
çıkacak anlaşmazlıklar hakkında yönetim kurulu tarafından verilecek
kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine
inceleyerek kesin olarak karara bağlamaktadır.
“GSGM Özerk Federasyonlar Çerçeve Statüsü”, TFF dışındaki özerk
spor federasyonlarının genel kurulu, yönetim kurulu ile diğer kurulları-
nı, federasyon başkanını, federasyonlara bağlı spor dalları ile ilgili kulüp,
sporcu, antrenör, teknik direktör, hakem, idareci, menajer, gözlemci,
temsilci ve benzeri spor elemanlarını, federasyonların çalışma usul ve
esasları ile GSGM ve tahkim kurulu ile olan ilişkilerini kapsamaktadır.
Çerçeve Statü’nün 4. maddesinde özerk federasyon; “3289 sayılı Ka-
nun’un ek 9. maddesi hükümlerine göre oluşturularak tüzel kişilik kazanan,
organları genel kurul tarafından seçimle göreve gelen, her türlü kararlarını
kendi organları içerisinde alan, bütçesi genel kurul tarafından onaylanan ve
ibra edilen, özel hukuk hükümlerine tabi federasyon” biçiminde tanımlan-
mıştır.
GSGM ile özerk federasyonların ilişkileri ise, Çerçeve Statü’nün
12. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, GSGM bütçesinden ilgili
spor dalı için ayrılacak toplam tutar ile gerektiğinde ilgili branşın alt
yapısına ve eğitimine ilişkin projelerinin desteklenmesi amacıyla tahsis
edilecek kaynak, GSGM’nin yıllık harcama programı dikkate alınarak
federasyon hesabına aktarılmaktadır. GSGM bütçesinden ilgili branşın
alt yapısına ve eğitimine ilişkin projelerin desteklenmesi amacıyla ya-
pılacak kaynak tahsislerinde; spor dalının olimpik olup olmadığı, faal
sporcu ve kulüp sayısı ve spor dalının ülkenin tanıtımına olan katkısı,
projenin sponsorlar eliyle yürütülebilip yürütülemeyeceği hususları
değerlendirilir. Federasyonun talebi halinde, GSGM’nin mülkiyetinde
bulunan taşınır ve taşınmazlar bedelsiz olarak 49 yıl süre ile ilgili fe-
derasyona tahsis edilebilir. Tahsisin süresi, konusu, başka federasyon
veya GSGM tarafından kullanılıp kullanılamayacağı, kullanımdaki
taşınmazların ortak kullanımı halinde, bakım-onarım giderleri ve te-
sislerde istihdam edilecek personelin niteliği, özlük hakları ile GSGM
personelinden faydalanma usul ve esasları GSGM ile özerk federasyon
arasında yapılacak protokol ile belirlenecektir. Söz konusu taşınır ve
taşınmazların tahsis amacı dışında kullanılması halinde, tahsis işlemi
GSGM tarafından iptal edilir.
makaleler Serkan AĞAR
291TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Görüldüğü üzere, GSGM ile özerk federasyon arasında imzalanacak
bir protokol ile özerk federasyonun GSGM personelinden yararlanması
olanaklı hale getirilmektedir. Aşağıda, TFF’nin özerkliği konusu incele-
nirken de değinileceği gibi,
71
GSGM, kamu hizmetini yürütmekle görevli
bir kamu kurumudur ve dolayısıyla yüklendiği kamu hizmetini yürüt-
mek için GSGM bünyesinde çalışan personel de devlet memuru statü-
sündedir ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi bulunmaktadır.
657 sayılı Kanun’a tabi devlet memurlarının, 1982 Anayasası’nın 128.
maddesine göre asli ve sürekli görevlerde devlet adına çalıştırılmaları
esas iken, özel hukuk hükümlerine tabi kılınan özerk federasyonlarda
devlet memurunun çalıştırılması yoluna gidilmesinin hukuka uyarlığı
tartışmalıdır.
Özerklik statüsü verilen federasyonların özerklik sürecinde mali
yönden sıkıntı yaşamalarını önlemek amacıyla 28/04/2005 tarih ve 5340
sayılı Kanun’la 3289 sayılı Kanun’un özerkliğe ilişkin ek 9. maddesinin 9.
fıkrası değiştirilmiştir. Buna göre, özerk federasyonların bütçesi; katılım
payı, tescil, vize, transfer, itiraz, ceza, yayın, sponsorluk, reklam, yardım,
bağış ve benzeri gelirlerden oluşur. Söz konusu değişiklikle GSGM’nin,
olimpik branşlarda ilgili federasyonun bir önceki yıl gerçekleşen gelir-
lerinin %75’i, olimpik olmayan branşlarda ise %50’si kadar yardımda
bulunması olanağı getirilmiştir. Özerk federasyonların gelirleri, her
türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
IV. TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU (TFF)
A. Kuruluşu ve Yapısı
1. Genel Bakış
13 Nisan 1923 tarihinde, bir başka deyişle henüz Cumhuriyet ilan
edilmemişken, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın yapısı içinde
“Futbol Heyeti Müttehidesi (Futbol Federasyonu)” oluşturulmuştur.
Futbol Federasyonu, 21 Mayıs 1923’te FIFA üyeliğine
72
kabul edilmiş
ve ardından Türk milli futbol takımını kurmuştur.
73
71
3813 sayılı Kanun’un 28. maddesine göre TFF, GSGM’nin tesis ve personelinden,
GSGM ile yapacağı sözleşme ve protokol esasları çerçevesinde yararlanabilecek ve
kulüpleri yararlandırabilecektir. Aynı hüküm, TFF Ana Statüsü’nün 68. maddesinde
de yer almaktadır, bkz., infra.
72
TFF’nin UEFA üyeliği ise, 1962 yılında gerçekleşmiştir.
Serkan AĞAR makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
TFF’nin bugünkü yapısına gelirken geçirdiği hukuki süreci şu şe-
kilde özetleyebiliriz:
• 3461 sayılı Kanun
74
— Kuruluş kanunudur.
• 3524 sayılı Kanun
75
— 3461 s. Kanun’a ilişkin değişiklik kanunudur.
76
• 3813 sayılı Kanun
77
— 3461 s. Kanun’u yürürlükten kaldıran kuruluş
kanunudur.
• 4563 sayılı Kanun
78
— 3813 s. Kanun’a ilişkin değişiklik kanunudur.
79
• 5175 sayılı Kanun
80
— 3813 s. Kanun’a ilişkin değişiklik kanunudur.
81
•5340 sayılı Kanun
82
— 3813 s. Kanun’a ilişkin değişiklik kanunudur.
83
3461 sayılı Kanun ile TFF, sadece “profesyonel” futbol faaliyetlerini
yürüten “özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzelkişiliğe sahip” bir kuruluş
olarak nitelendirilmiş iken, 3813 sayılı Kanun, “(amatör ve profesyonel)
tüm futbol faaliyetlerini” yürütme görevini TFF’ye vermiş ve 3461 sayılı
73
Türk milli futbol takımı, ilk maçını, Cumhuriyet’in ilanından üç gün önce İstanbul’da
Taksim Stadı’nda yapmış ve Romanya ile 2-2 berabere kalmıştır.
74
RG, 07/06/1988, 19835.
75
RG, 18/03/1989, 20112.
76
3461 sayılı Kanun’un seçimle ilgili hükümlerinin uygulanmasında büyük sorunlarla
karşılaşılmış ve seçim bir türlü nihayete erdirilememiştir. Bunun üzerine, 3461 sayılı
Kanun’un 29. maddesini değiştiren ve kanuna bir geçici madde ekleyen 3524 sayılı
Kanun çıkarılmıştır. 3524 sayılı Kanun ile 3461 sayılı Kanun’un seçimle ilgili hüküm-
lerinin yürürlüğü dört sene sonrasına ertelenmiş ve ertelenen hükümlerin yerine
3461 sayılı kanuna eklenen geçici madde ile; TFF Başkanı’nı doğrudan, Denetleme
Kurulu’nun asil ve yedek üyelerini GSGM Genel Müdürü’nün, Tahkim kurullarının
asıl ve yedek üyelerini TFF Başkanı’nın teklifi üzerine Başbakan’ın; Başkanvekillerini,
Yönetim Kurulu, Genel Sekreter ile Federasyon yan kurullarını ise TFF Başkanı’nın
seçeceği hükme bağlanmıştır.
77
RG, 03/07/1992, 21273.
78
RG, 20/04/2000, 24026.
79
4563 sayılı Kanun, 3813 sayılı kanunun 5, 6, 7, 8, 9, 10, 15, 18, 20, 23, 29 ve 31. mad-
delerine ilişkin değişiklikler içeren kapsamlı bir kanundur.
80
RG, 10/10/2004, 25488.
81
5175 sayılı Kanun ile 3813 sayılı Kanun’un 1, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12, 13, 15, 21, 22, 23, 25,
28 ve 29. maddeleri değiştirilmiş ve aynı Kanun’a bir ek madde ve üç geçici madde
eklenmiştir.
82
RG, 05/05/2005, 25806,
83
5340 sayılı Kanun ile 3813 sayılı Kanun’un 1, 5, 6, 7, 8, 10, 12, 14, 15, 16, 17, 21, 22, 23
ve ek 1. maddeleri değiştirilmiş ve aynı Kanun’a bir ek madde ve bir geçici madde
eklenmiştir.
makaleler Serkan AĞAR
293TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Kanun’da sayılan hususların her birini yineleyerek bunlara “özerk”
ifadesini de eklemiştir.
84
TFF; “merkez”, “yurtiçi” ve “yurtdışı” teşkilatından oluşmaktadır.
TFF’nin merkez teşkilatı; Genel Kurul, Başkanlık, Yönetim Kurulu,
Denetleme Kurulu, Tahkim Kurulu, Merkez Hakem Kurulu, yan ku-
rullar ve idari birimlerden meydana gelmektedir. TFF Yönetim Kurulu
tarafından gerekli görülen ülkelerde yeteri kadar personelden oluşan
TFF yurtdışı temsilciliklerinin
85
açılması veya bunların kapatılması, Dı-
şişleri Bakanlığı’nın görüşü alınmak suretiyle spordan sorumlu Devlet
Bakanı’nın onayına tabidir.
2. TFF Organları
Bu başlık altında; Genel Kurul, Başkanlık, Yönetim Kurulu, De-
netleme Kurulu ve yan kurullar ile TFF’nin gelir ve giderleri hakkında
açıklamalarda bulunulacak, TFF disiplin yargısı ve Tahkim Kurulu ile
Merkez Hakem Kurulu ise, ayrı bir başlık altında incelenecektir.
a. Genel Kurul
28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı Kanun’la getirilen değişiklikle yapısı
yeniden belirlenen TFF Genel Kurulu, çağrı tarihinde; Türkiye profesyo-
nel futbol en üst ligindeki (Süper Lig’de yer alan) kulüplerin başkanları
ile yönetim kurulları tarafından belirlenecek dörder temsilci, Türkiye
profesyonel ikinci ligi (A) kategorisindeki kulüplerin başkanları ile ilk
on sırada yer alan kulüplerden birer temsilci, Türkiye profesyonel ikinci
ligi (A) kategorisi dışında kalan diğer gruplardaki ilk altı sırada yer alan
kulüplerin başkanları, Türkiye profesyonel üçüncü liginde her gruptan
ilk üç sırada olan kulüplerin başkanları, TFF Başkanlığını asaleten altı
aydan fazla yapmış olanlar, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı
ile Yönetim Kurulunca belirlenecek üç temsilci, FIFA ve UEFA’nın icra
84
Ancak ilginçtir ki, 3461 sayılı Kanun’un TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerin-
de devamlı TFF’nin özerkliğine vurgu yapılmış, 3813 sayılı kanunun TBMM Genel
Kurulu’ndaki görüşmelerinde ise her nedense özerklik hiç tartışılmamıştır. Bunun
nedeni, 3461 sayılı Kanun’da Başbakan’a tanınan yetkiler olabilir (örn. TFF Başka-
nı’nı Başbakan atamakta, Genel Kurul üyelerinden bir bölümünü yine Başbakan
seçmektedir).
85
Örneğin TFF’nin Almanya’da bir temsilciliği bulunmaktadır.
Serkan AĞAR makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
kurullarında fiilen görev yapanlar ile komisyonlarında en az beş yıl
görev yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve büyükler kategorisin-
de olimpiyat, dünya, kıta futbol federasyonları şampiyonaları finalleri
ile Avrupa şampiyonalarının en az yarı finallerinde maç yönetmiş faal
olmayan hakemler, bünyesinde futbol dalı bulunan federasyonların
başkanları, (A) milli takım teknik direktörlüğünü en az altı ay yapmış
olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, en az yetmiş beş kez (A) milli
olmuş ve Genel Kurul tarihinden en az altı ay önce faal sporculuğu
bırakmış olanlar, Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı ile Yönetim
Kurulu’nca belirlenecek bir temsilci, Türkiye Amatör Spor Kulüpleri
Konfederasyonu Genel Başkanı ile Yönetim Kurulu tarafından belirlene-
cek dört temsilci, Türkiye Futbol Adamları Derneği Başkanı ile Yönetim
Kurulu’nca belirlenecek bir temsilci, Türkiye Futbol Antrenörleri Der-
neği Başkanı ile Yönetim Kurulu’nca belirlenecek bir temsilci, Türkiye
Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Genel Başkanı ile Yö-
netim Kurulu’nca belirlenecek iki temsilci, Türkiye profesyonel futbol
en üst liginde şampiyon olan kulüplerden her biri için ilave iki temsilci
ile Türkiye Futbol Vakfı Genel Başkanı’ndan teşekkül etmektedir. Söz
konusu değişiklik ile futbol kulüplerinin Genel Kurul’daki temsil oranı,
%42’den %72’ye çıkmıştır.
TFF olağan genel kurulları, dört yılda bir futbol liglerinin tescili
tarihinden itibaren en geç kırk beş gün içinde, olağan mali genel kurul-
ları ise her yıl Haziran ayında yönetim kurulunun belirleyeceği tarihte
toplanmaktadır. Genel kurulun olağanüstü toplantısı ise, gerektiğinde,
genel kurul toplam üye sayısının %40’ının noter kanalıyla yazılı baş-
vurusu, TFF Yönetim Kurulu’nun kararı veya spordan sorumlu Devlet
Bakanı’ın çağrısı üzerine gerçekleştirilir. Olağan ve olağanüstü toplantı
yeter sayısı, üye tam sayısının yarısından bir fazlasıdır. İlk toplantıda
çoğunluk sağlanamadığı takdirde, ikinci toplantı ertesi gün üye tam
sayısının üçte biri ile yapılır.
İkinci toplantıda da çoğunluk sağlanamadığı takdirde üçüncü top-
lantı bir hafta sonra, fakat bu kez çoğunluk aranmaksızın yapılır. Karar-
lar ise, toplantıda hazır bulunan üyelerin yarısından bir fazlasının oyu
ile alınır. Olağan veya olağanüstü toplantılarda, TFF Başkanı, Yönetim
Kurulu ve diğer kurulların seçimlerinin yenilenmesi mümkündür. Genel
kurulda birden fazla oy hakkı bulunan üyeler ancak bir oy kullanabilir,
vekaleten oy kullanılması mümkün değildir.
makaleler Serkan AĞAR
295TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Bu şekilde belirlenen Genel Kurul delegeleri tarafından alınan ka-
rarlara karşı toplantı tarihinden itibaren otuz gün içinde Ankara asliye
hukuk mahkemelerinde iptal davası açılabilir; davalar basit yargılama
usulüne tabidir.
b. Başkanlık
Genel kurulda seçimi, yönetim kurulunun on dört üyesinin seçimin-
den önce yapılan TFF Başkanı’nın görev süresi dört yıldır ve aynı kişi üst
üste ya da aralıklarla en fazla üç dönem TFF Başkanı olarak seçilebilir.
Başkan adayı olabilmek için Genel Kurul delegelerinin beşte birinin
yazılı teklifi gerekmektedir. GSGM teşkilatının yönetim kademelerinde
görev alanlar, bu görevlerinden asgari bir ay önce ayrılmış olmadıkları
sürece, TFF Başkanlığı için aday olamaz, olsalar bile seçilemezler. TFF’yi
Başkan temsil eder.
28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı Kanun’la değişik 3813 sayılı Ka-
nun’un ek 1. maddesine göre; TFF Genel Kurulu tarafından seçilen
organların başkan ve üyelerinin; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı,
“yüksekokul mezunu” ve seçim tarihinden önceki beş yıl içerisinde bir
defada bir yıl ve toplam iki yıl hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırıl-
mamış olması ile temerrüt halinde kesinleşmiş vergi ve sigorta borcunun
bulunmaması ve devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ve organize
suçlardan, zimmet, nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandı-
rıcılık, sahtecilik, emniyeti suiistimal, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya
şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç
kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından dolayı kesin hüküm giymemiş olması gerek-
mektedir; ancak yüksekokul mezunu olma koşulu, TFF kurullarında
görev alan üyelerde aranmamaktadır.
TBMM anamuhalefet partisi grubu tarafından 3813 sayılı Kanun’a
değişiklik getiren 5340 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un kimi hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması
istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasının ardından Anayasa
Mahkemesi, başvuruyu esas yönünden incelemiş ve TFF Genel Kuru-
lu tarafından seçilen organların başkan ve üyelerinin seçilebilmesi için
“yüksekokul mezunu olmak” koşulunu arayan 3813 sayılı Kanun’un ek
1. maddesinin (b) bendi hükmünü 3’e karşı 8 oyla aldığı 05/01/2006
Serkan AĞAR makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
tarih ve E. 2005/55, K. 2006/4 sayılı karar ile iptal etmiştir. İptal edilen
hükmün yürürlüğü, gerekçeli iptal kararının Resmi Gazete’de yayımla-
nacağı güne kadar oybirliği ile alınan 05/01/2006 tarih ve E. 2005/55,
K. 2006/3 sayılı karar ile durdurulmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin söz
konusu kararının ardından, TFF Başkanlığı adaylığı için adı geçen ve
1997-2004 tarihleri arasında da TFF Başkanlığı’nı yürüten lise mezunu
Haluk Ulusoy’un aday olabilmesi mümkün hale gelmiş ve 19-20/01/
2006 günleri gerçekleştirilen TFF Genel Kurulu’nda TFF’nin 37. başkanı
olarak Haluk Ulusoy seçilmiştir.
Yine, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararı ile, 3289
sayılı Kanun’a 5340 sayılı Kanun’la eklenen, “Yargıtay, Danıştay ve Sayış-
tay Başkan ve üyeleri ile adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları; Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğü ile özerk federasyonlar tarafından organize edilen sportif
faaliyetlerde, bu Kanun’da öngörülen veya özerk federasyonlar bünyesinde
bulunan kurullarda görev alabilirler.” biçimindeki ek 11. maddenin “(…) bu
Kanun’da öngörülen veya özerk federasyonlar bünyesinde bulunan kurullarda
(…)” bölümü iptal edilmiş ve iptal edilen bölümün yürürlüğü, iptal ka-
rarının Resmi Gazete’de yayımlanacağı güne kadar durdurulmuştur.
c. Yönetim Kurulu
TFF Yönetim Kurulu; TFF Başkanı ve Genel Kurul’un dört yıl için
seçeceği on dört üye ile birlikte toplam on beş üyeden teşekkül etmek-
tedir. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen kulüp temsilcileri, kulüplerinin
başkanı veya yönetim kurulu üyesi iseler, seçilmekle bu sıfatları sona
erer. Başkan tarafından teklif edilen MHK Başkanı ile asıl ve yedek
üyeleri, TFF Yönetim Kurulu tarafından atanır.
d. Denetleme Kurulu
TFF Denetleme Kurulu, dört yıl için, Genel Kurul tarafından seçile-
cek mali konularda ihtisas sahibi beş asıl ve aynı nitelikteki beş yedek
üyeden teşekkül etmektedir. Denetleme Kurulu, Yönetim Kurulu ta-
rafından hazırlanan ve Genel Kurul tarafından kabul edilen Talimat’a
uygun olarak TFF’nin mali işlemlerini Genel Kurul adına denetlemekle
görevlidir ve gelir-gider tabloları, bilançolar ve yıllık faaliyetleri esas
makaleler Serkan AĞAR
297TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
alan mali tabloları içeren yıllık denetleme raporunu Genel Kurul’un
onayına sunmaktadır. Denetleme raporunda, ayrıca, kaynakların etkin,
ekonomik ve verimli kullanılıp kullanılmadığı, harcamaların sportif
faaliyetler için yapılıp yapılmadığı ve mali işlemlere ilişkin karar ve
tasarrufların amaç ve programlara uygun olup olmadığı hususlarına
da yer verilmektedir. Denetleme Kurulu, raporunu Genel Kurul üyesi
tüzel kişilere ve gerçek kişilere Genel Kurul toplantı tarihinden bir ay
önce göndermekle yükümlüdür. Genel kurul üyeliği bulunan tüzel ki-
şilerin temsilcilerine ise, ayrıca rapor gönderilmemektedir. Denetleme
raporunun postaya veriliş tarihi gönderme tarihi olarak kabul edilir.
e. Yan Kurullar
TFF’nin faaliyet ve işlemlerinin yürütülmesi için gerekli olan yan
kurulların başkan ve üyeleri, TFF Yönetim Kurulu’nun onayını almak
suretiyle TFF Başkanı tarafından belirlenmektedir. Yan kurullar; Disip-
lin Kurulu, Tahkik Kurulu, Teftiş Kurulu, Sağlık Kurulu, Araştırma ve
Geliştirme Kurulu, Mali Danışma Kurulu, Hukuk Kurulu, Dış İlişkiler
Kurulu, Profesyonel İşler Kurulu, Amatör İşler Kurulu, Gözlemciler ve
Temsilciler Kurulu ile diğer yan kurullardan oluşur.
f. TFF’nin Gelir ve Giderleri
TFF’nin gelirleri; futbol müşterek bahis oyunlarından kulüplere ve-
rilen isim hakkının %15’i, kulüplerin profesyonel (jübile maçları hariç)
müsabaka hasılatlarının %10’u, başvuru harçları ve para cezaları, ku-
lüplerin televizyon ve radyodan yapılacak müsabaka yayınlarından elde
ettikleri gelirlerin %10’u ile milli ve temsili müsabakaların televizyon ve
radyo yayınlarından elde edilecek gelirler, sponsorluk gelirleri, milli ve
temsili müsabaka gelirlerinden kesintilerden sonra kalan net meblağ,
tescil, vize, aktarma, aidat ve benzeri gelirler, malvarlığı gelirleri, mal
varlığı değerlerinin devir, temlik ve satışından elde edilen gelirler, faiz
gelirleri, bağış ve yardımlar ile diğer gelirlerden oluşmaktadır. 3813
sayılı Kanun’a göre yapılacak müsabakalardan elde edilecek gelirler ile
TFF’nin diğer gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
TFF, 3813 sayılı Kanun’la kendisine verilen görevleri yerine geti-
rebilmek için ilgili mevzuat ve bütçe esasları çerçevesinde gerekli bü-
Serkan AĞAR makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
tün harcamaları yapabilir. TFF’nin yıllık toplam gelirinin en az %15’i,
her bütçe döneminde 31 Aralık tarihine kadar TFF’ye sunulan ve TFF
Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen projelerde kullanılmak üzere
ikinci ve üçüncü liglerde takımı bulunan kulüplere, en az %15’i ise
futbolla ilgili olmak koşulu ile her bütçe döneminde 31 Aralık tarihine
kadar TFF’ye sunulan ve TFF Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen
alt yapı, eğitim veya tesis projelerinde kullanılmak üzere ilgili kurum,
kuruluş ile spor kulüplerine, TFF Genel Kurulu kararı ile TFF’nin kaynak
kullandırılmasına ilişkin düzenlemesine uygun şekilde, katılım payı
karşılığı olarak kullandırılmaktadır.
TFF’nin, primler dahil bütçe dışı yapacağı giderlere ve yatırımlara
ilişkin usul ve esaslar, Genel Kurul onayı ile belirlenmektedir. GSGM
tarafından spor kulüplerine veya kamu kurumu veya kuruluşlarına
protokol karşılığında devredilen, kiralanan veya süreli intifa hakkı
tesis edilen spor tesislerine ait protokol tribünlerinin kullanılmasında
kişi sayılarının belirlenmesi ve protokol yönlendirmesi GSGM talimat-
larına göre İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından yapılmaktadır. Türkiye
futbol liglerinin isim haklarından elde edilen gelirlerin %35’i üçüncü
lig, %25’i ikinci lig kulüplerine seyyanen (eşit olarak) dağıtılmaktadır.
Geriye kalan %40’lık kısım ise, TFF payı kesildikten sonra Süper Lig’e
katılan kulüplere yine seynanen (eşit olarak) dağıtılır.
TFF bütçesi, Yönetim Kurulu tarafından düzenlenerek Genel Ku-
rulun onayından sonra uygulanır. TFF Başkanı, tahsilat ve harcamaları
bütçede belirtilen esaslar çerçevesinde yapmaya yetkilidir, bir başka
anlatımla, TFF’nin ita amiri Başkandır.
B. Devlet Bakanlığı/GSGM/Futbol Kulüpleri ile
TFF Arasındaki İlişki
Ülkemizde profesyonel futbol faaliyetleri, 5253 sayılı Dernekler
Kanunu’na göre kurulan ve faaliyet gösteren dernek statüsündeki ku-
ruluşlar ya da kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor mües-
seseleri eliyle gerçekleştirilmektedir. 3813 sayılı Kanun’un 27., TFF Ana
Statüsü’nün 67. ve TFF Profesyonel Futbol ve Transfer Talimatı’nın
86
14.
86
RG, 14/05/2002, 24755. Bu Talimat’ın 19. maddesine bir fıkra eklenmiş ve 03/10/2002
tarih ve 24895 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Talimat’ın
4. maddesine (j) ve (k) fıkraları eklenmiş, 11., 14., 16/b, 17., 19., 20., 21/d-e, 22/b,
makaleler Serkan AĞAR
299TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
maddesi hükümlerine göre kulüpler, profesyonel takımlarını TTK’ya
göre kuracakları ya da kurulmuş “anonim şirketlere” devredebilirler.
87
Bir
başka anlatımla, profesyonel futbol faaliyetinin anonim şirket statüsün-
deki kuruluşlarca yapılması da olanaklıdır; ancak, 3813 sayılı Kanun’un
27. maddesi ile TFF Ana Statüsü’nün 67. maddesinde “anonim şirket”ten
söz edilmekte iken TFF Profesyonel Futbol ve Transfer Talimatı’nın 14.
maddesinde “ticari şirket” ifadesi kullanılmıştır. Dolayısıyla, anılan Ta-
limat hükmü, kulüplerin futbol şubelerini anonim şirket dışında kalan
kurulmuş ya da kurulacak şirketlere (örn. limited şirkete ya da kollektif
şirkete) devrine olanak sağlaması bakımından 3813 sayılı Kanun’a ve
TFF Ana Statüsü’ne aykırıdır.
Öte yandan, söz konusu hükme benzer bir düzenlemeye, GSGM’nin
kuruluş kanunu olan 3289 sayılı Kanun’un 24. maddesinin son fıkrasın-
da da yer verilmiştir. Bu düzenleme ile spor kulüplerinin, profesyonel
takımlarını TTK hükümlerine göre kuracakları veya kurulmuş olan
şirketlere devredebilmesi, profesyonel futbol takımlarını ise “kiraya
verebilmesi” olanağı getirilmiştir. Oysa, yukarıda belirtildiği üzere,
profesyonel ya da amatör “her türlü futbol faaliyeti” 3813 sayılı Kanun’a
göre TFF tarafından yürütülür ve teşkilatlandırılır. Yine, 3289 sayılı Ka-
nun’un 18. maddesinde, amatör ve profesyonel futbol faaliyetlerinin,
TFF’ye bağlı iki ayrı kurul tarafından yürütüleceği açıkça belirtilmiştir.
Tüm bu hükümler çerçevesinde, 3813 sayılı Kanun’un, spor kulüple-
rinin profesyonel futbol takımlarını kiralayabileceklerine ilişkin 3289
sayılı Kanun’un 24. maddesinin son fıkrası hükmünü zımnen ilga ettiği
söylenebilir.
Futbol kulüpleri ile diğer spor kulüplerinin futbol şubeleri TFF’ye
bağlıdır. TFF, kulüpleri yönetim kurulu tarafından saptanacak esaslar
çerçevesinde kayıt ve tescil etmektedir. Kaydı yapılmayan ya da her-
23., 24., 25., 27/a-d-m-o-ö, 28/a-k, 33., 34. maddeleri değiştirilmiş, 26. maddenin
ikinci fıkrası, 27/c fıkrası ile geçici maddesi Talimat’tan çıkarılmış ve Talimat’a 38.
madde eklenmiş ve 27/05/2005 tarih ve 25827 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir.
87
TFF’nin önceki kuruluş kanunu olan 3461 sayılı kanunun 24. maddesinde, spor
kulüplerinin profesyonel futbol takımlarını devredecekleri şirketler anonim şirket
olma koşulu ile sınırlandırılmamış ve TTK hükümlerine göre kurulacak ya da ku-
rulmuş şirketlerden bahsedilmişti. Bir başka deyişle, 3461 sayılı kanunda, 3813 sayılı
kanundaki düzenlemeden farklı olarak, şirketler bakımından herhangi bir ayrıma
gidilmemişti.
Serkan AĞAR makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
hangi bir yükümlülüğünü yerine getirmeyen kulübün kayıt ve tescili
iptal edilmektedir. Futbol faaliyetinde bulunan kulüpler, TFF yönetim
kurulunun belirleyeceği tescil koşul ve esaslarını yerine getireceğini
taahhüt etmekte
88
ve tescil ücretini öderse tescil edilmekte ve “tescil
belgesi” verilmektedir.
Profesyonel futbol şubesi bulunan kulüpler, genel kurullarınca
onaylanan gelir ve gider tabloları ile bilanço ve gelecek döneme ilişkin
bütçelerini ve genel kurul tutanaklarını genel kurullarının yapılış tari-
hini izleyen otuz gün içinde TFF’ye göndermekle yükümlüdür. TFF,
kulüplerce gönderilen mali bilgileri denetleme hakkına sahiptir.
89
Tescil edilmeyen ya da taahhütlerini yerine getirmeyen veya genel
kurullarınca onaylanan bütçelerine göre, bilançolarında, gelirlerinin
%25’den fazlasını temlik ettikleri görülen kulüpler disiplin kuruluna
sevk edilerek, müsabakalara katılmaları yasaklanabilmekte, hatta futbol
takımlarının tescilleri iptal olunabilmektedir.
3813 sayılı Kanun’un 28. maddesi, TFF ile GSGM arasındaki ilişki
bakımından ayrıksı bir hüküm niteliğindedir. Anılan hükme göre TFF,
GSGM’nin tesis ve personelinden, GSGM ile yapacağı sözleşme ve pro-
tokol
90
esasları çerçevesinde yararlanabilecek ve kulüpleri yararlandıra-
bilecektir. Aynı hüküm, TFF Ana Statüsü m. 68’de de yer almaktadır.
Bilindiği gibi GSGM, kamu hizmetini yürütmekle görevli bir kamu
kurumudur ve dolayısıyla yüklendiği kamu hizmetini yürütmek için
88
Söz konusu taahhütname şu şekildedir: “Kulübümüzün Profesyonel Futbol dalında
faaliyet göstermek üzere tescil edilmesi halinde; Türkiye Futbol Federasyonunun
Kanun, Ana Statü, çalışma usul ve esasları ile karar ve tebliğlerine ve düzenlenecek
tescil esaslarına aynen uyacağımızı, Futbol Federasyonunca düzenlenecek Profesyo-
nellik kriterleri ile Lig Statülerini kabul ettiğimizi, Federasyonla, diğer kulüp veya
futbolcularla çıkacak ihtilafların 3813 sayılı Kanun’a, FIFA kurallarına ve Hukuk
Usulü Mahkemeleri Kanununa göre kurulup çalışacak Tahkim Kurulu tarafından
çözümlenmesini ve bu kurulun kararlarına uyacağımızı, bu kararlara karşı hiçbir
idari ve adli yargıya, temyiz, tashihi karar, yargılamanın iadesi gibi kanun yollarına
başvurmayacağımızı ve bütün bunlara aykırı hareket ettiğimiz takdirde tescilimizin
iptalini ve müsabakalara iştirak ettirilmemeyi kabul, taahhüt ve beyan ederiz.”
89
TFF’ye gönderilen mali bilgilerin yanlış ve yanıltıcı olması durumunda kulüplerin
yönetim kurulu üyeleri şahsen sorumludur.
90
Bu protokolde, GSGM personelinden kimlerin, hangi şartlarda ve ne kadar süre ile
TFF’de çalıştırılacağı, tesislerin hangilerinden ne koşullarla TFF’nin ya da kulüplerin
yararlanabileceği gösterilecektir.
makaleler Serkan AĞAR
301TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
GSGM bünyesinde çalışan personel de devlet memur statüsündedir
ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi bulunmaktadır. 1982
Anayasası’nın 128. maddesine göre, 657 sayılı Kanun’a tabi devlet
memurlarının asli ve sürekli görevlerde devlet adına çalıştırılmaları
esas iken, özel hukuk hükümlerine tabi kılınan TFF ile tüzelkişiliği
haiz profesyonel kulüplerde devlet memurunun çalıştırılması yoluna
gidilmesinin hukuka uygunluğu tartışmalıdır.
Yayın konusunda ise; futbol müsabakalarının televizyon, radyo ve
her türlü teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, yayınların
düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran
91
TFF Yönetim
Kurulu yetkili bulunmakta,
92
milli müsabakalar şifreli yayınlanama-
maktadır.
93
Uluslararası müsabakaların yayınında UEFA ve FIFA statü
ve talimatları ayrıca uygulanmaktadır. Kulüplerin yayın kuruluşları
ile yapacakları sözleşmeler, TFF’nin gözetim, denetim ve onayına tabi
bulunmaktadır. TFF tarafından onaylanmayan sözleşmeler, TFF’ye karşı
hükümsüzdür.
94
TFF tarafından izin verilmeyen futbol müsabakaları
televizyon ve radyodan yayınlanamamaktadır.
91
“Münhasıran” ibaresi, 3813 sayılı Kanun’un 29. maddesine, 4563 sayılı Kanun’un (RG,
20/04/2000, 21273) 11. maddesi ile getirilmiştir. 3813 sayılı Kanun’un söz konusu
29. maddesi, 25/05/2004 tarih ve 5175 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir.
92
Bu konuda bkz. TFF Yayın Talimatı ( RG, 20/03/1999, 23645; değişiklikler için bkz.
RG, 31/08/1999, 23802, RG, 20/08/2000, 24146, RG, 13/10/2000, 24199, RG, 18/
01/2001, 24291, RG, 27/01/2001, 24300, RG, 02/08/2001, 24481, RG, 22/09/2001,
24531).
93
Bu hüküm, 3813 sayılı Kanun’a 4563 sayılı Kanun’un ( RG, 20/04/2000, 21273) 11.
maddesi ile getirilmiştir. TFF Yayın Talimatı’na göre, ayrıca Şampiyonlar Ligi maç-
ları dışındaki Avrupa Kupası maçları, Türkiye Kupası maçları, en üst lig maçları
dışındaki lig maçları ve TFF tarafından ulusal önemde görülen maçlar da şifreli
yayınlanamamaktadır.
94
Bu hüküm, Prime Prodüksiyon Hizmetleri AŞ ile İstanbulspor Spor Faaliyetleri AŞ
arasında imzalanan yayın sözleşmesinin Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı
tarafından onaylanmaması nedeniyle “sözleşmenin aynen ifası”, “muvazaanın ve
müdahalenin önlenmesi” için açılan davaya bakan Ankara Asliye (19). Hukuk Mah-
kemesi tarafından, 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri
Hakkındaki Kanun’un 29. maddesinin ikinci cümlesinin 1982 Anayasası’nın 48.
maddesine aykırılığı savıyla itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüş-
tür. Adı geçen mahkeme başvurusunda 1982 Anayasası’nın 48. maddesinde yer
alan “çalışma ve sözleşme hürriyeti ilkesi”ne dayanarak, tüzelkişiliği haiz bir spor
kulübünün serbest iradesi ile yaptığı ve koşullarına uygun sözleşmelerin TFF’nin
onayına bağlanmasının Anayasa’nın bu ilkesine aykırı bulunduğu kanaatine vararak
3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un
29. maddesinin 2. cümlesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş, ancak
Anayasa Mahkemesi itirazı, mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesiyle reddetmiştir
Serkan AĞAR makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Lig maçları ile ilgili olarak kulüpler adına (nam ve hesabına) yayın
sözleşmesi yapmaya münhasıran TFF yetkili bulunmaktadır. Ayrıca
TFF, en üst lige ait yayın haklarının satış suretiyle devrine ilişkin esasları
ve satış şeklini tek taraflı olarak belirleme yetkisine de sahiptir.
3813 sayılı Kanun’un 4563 sayılı Kanun’ ile değişik 31. maddesine
95
göre, TFF’nin başta ulusal ve uluslararası müsabakalar olmak üzere bü-
tün faaliyet ve işlemleri, spordan sorumlu Devlet Bakanlığı’nın gözetim
ve denetimine tabidir.
96
Bu gözetim ve denetimin sağlanması bakımın-
dan TFF, spordan sorumlu Devlet Bakanlığı’nın “ilgili kuruluşu” olarak
gösterilmektedir.
97
“İlgili kuruluş”, 3046 sayılı Kanun’un 11. maddesinde, “özel kanun
veya statü ile kurulan, iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları
ile bunların müessese ortaklık ve iştirakleri veya özel hukuki, mali ve idari
statüye tabi, hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları” biçiminde
tanımlanmıştır. Adı geçen kanunun 21. maddesinde ise, “her bakanın, (...)
bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetlerini, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle
görevli ve yetkili olduğu” hükme bağlanmıştır; ancak “kamu kurumları”nın
kuruluş kanunlarında ayrıca belirtilmedikçe, sadece 3046 sayılı (genel)
kanuna dayanılarak kamu kurumlarının işlemleri üzerinde bakanların
“vesayet yetkisi” kullanabilmesi olanaklı değildir; zira vesayet yetkisi,
“istisnai” bir yetkidir ve bu yetkinin varlığı için “özel” bir hükme gerek-
sinim vardır. Bu bakımdan, örneğin Devlet Bakanlığı’na bağlı bir kamu
kurumu olarak teşkilatlandırılmış olan GSGM’nin üzerinde merkezi
idarenin denetim yetkisinin bulunması doğaldır; GSGM’nin bir kamu
tüzel kişisi olduğu ve dolayısıyla karar alma organları ile bütçesinin
merkezi idareden ayrıldığı dikkate alındığında denetim ilişkisinin “hi-
yerarşik” ilişkiyi ifade etmediği de böylece ortaya çıkmaktadır.
(Anılan kararda ayrıca Tahkim Kurulu’na da değinilmektedir; karar için bkz. infra).
Ancak bu hususta ilginç bir gelişme yaşanmıştır, 3813 sayılı Kanun’da değişiklikler
öngören 4563 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile itiraz konusu 29. maddenin ikinci
fıkrası madde metninden çıkarılmış, ama bu kez aynı hükme TFF Ana Statüsü’nün
69. maddesinde yer verilmiştir.
95
TFF Ana Statüsü m. 71.
96
Türk Spor Kurumu Kanunu Tasarısı yasalaştığında, TFF’nin sportif faaliyetler hariç
tüm iş ve işlemleri Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın değil, Spor Yüksek Kuru-
mu’nun gözetim ve denetimine tabi olacaktır.
97
TFF, 59. Hükümet’te, Devlet Bakanlığı’nın “ilgili” kuruluşu olarak gösterilmiştir.
makaleler Serkan AĞAR
303TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Kamu kurumlarına atfedilen özellikleri taşımasına karşın TFF’nin bir
“kamu kurumu olmadığı” kabul edildiğinde, Devlet Bakanlığı ile ilgilen-
dirilmesini idarenin denetlenmesi yöntemlerinden “hiyerarşik denetim”
ya da “vesayet denetimi” olarak isimlendirmek de bu anlamda mümkün
görünmemektedir; zira merkezi idarenin TFF üzerindeki “gözetim” ve
“denetim” yetkisi de “doğal” koşullarda gerçekleşmemektedir.
3813 sayılı Kanun’da, “TFF’nin bütün faaliyet ve işlemlerinin spordan
sorumlu Devlet Bakanlığı’nın gözetim ve denetimine tabi olduğu” belirtilse
de bu yetki uygulamaya sadece, spordan sorumlu Devlet Bakanı’nın,
Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından yapılacak inceleme ve soruşturma
sonucunda görevi başında kalmasında sakınca görülen TFF Başkanı ya
da Yönetim Kurulu hakkında karar alınmak üzere TFF Genel Kurulu’nu
“olağanüstü” toplantıya çağırabilmesi biçiminde görülmektedir. Bu hü-
küm dışında merkezi idarenin (Devlet Bakanlığı’nın) TFF üzerindeki
gözetim ve denetim yetkisini bu biçimde somutlaştıran başka bir hüküm
bulunmamaktadır. Ayrıca, anılan düzenlemede Devlet Bakanlığı’nın
yetkisi, TFF Başkanı ya da Yönetim Kurulu’nu doğrudan görevden alma
biçiminde değil, sadece bu konuda karar alınmak üzere (hiç kuşku yok
ki genel kurulun kararı, başkanın ya da yönetim kurulunun görevde
kalması biçiminde de olabilir) Genel Kurulu “olağanüstü” toplantıya
çağırabilmekle sınırlıdır.
98
C. TFF’nin Özerkliği
Ana Statü’de
99
TFF, “özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip
özel bütçeli özerk bir kuruluş” olarak tanımlanmaktadır.
100
3461 sayılı Ka-
98
Oysa, 3461 sayılı Kanun’da TFF üzerindeki siyasi iradenin gözetim ve denetim yet-
kisi çok daha fazla idi; örneğin kanunun 5. maddesine göre Genel Kurul’a katılacak
(B) tipi üyelerden beşini spor alanından tanınmış kişiler arasından Başbakan tespit
etmekte; 6. maddesine göre Genel Kurul, yapılacak seçim sonucu en çok oy alan
üç kişiyi Başbakan’a sunmakta; 7. maddesine göre Başbakan bu adaylardan birini
TFF Başkanı olarak atamakta idi. Aynı kanunun 27. maddesinde ise, TFF’nin tüm
faaliyet ve işlemleri Başbakanlığın gözetim ve denetimine tabi olduğu belirtilmekte
idi. 3461 sayılı Kanun’un seçimle ilgili hükümlerinde değişiklik öngören 3524 sayılı
Kanun ise, bu gözetim ve denetim yetkisini daha ileri boyutlara taşımış ve 3461 sayılı
Kanun’a eklediği geçici madde ile TFF Başkanı’nın doğrudan Başbakan tarafından
seçileceğini öngörmüştü. 3461 sayılı Kanun’un TBMM’deki görüşmeleri sırasında
ve sonrasında TFF’nin özerkliğe kavuşturulduğu “müjde”si karşısında 3524 sayılı
Kanun’un getirdiği düzenleme, “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” deyimini ister
istemez düşündürtmektedir.
99
“Türkiye Futbol Federasyonu’nun Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statü”,
Serkan AĞAR makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
nun yürürlüğe girmeden önce TFF, GSGM bünyesinde yer alan teknik
bir organ
101
konumunda iken önce 3461 sayılı Kanun ve ardından 3813
sayılı Kanun ile oldukça tartışmalı bir statüye kavuşturulmuştur; öyle
ki TFF, özel hukuk hükümlerine tabi bir tüzelkişidir, ancak dernek ya
da vakıf değildir, şirket ise hiç değildir; özerktir, ancak bir kamu ku-
rumu değildir, olsa olsa yetki ve görevleri kendine özgü “atipik”
102
bir
yapılanmadır.
103
Kanun ile kurulan TFF’nin “özel hukuk hükümlerine tabi bir tüzel
kişi” olmasını, Türk hukuku bakımından nasıl tavsif etmek gerekir?
“Özel hukuk hükümlerine tabi olma”; “özel hukuk tüzel kişisi”ni mi ya da
özel hukuk hükümlerine tabi bir “kamu (hukuku) tüzel kişisi”ni mi işaret
etmektedir? Bu soru, bir başka soruyu da beraberinde getirmektedir;
“TFF tüm faaliyetleri ve bu faaliyetlerinin sonuçları ile tamamen özel hukuk
hükümlerine tabi kılınmış bir kamu tüzel kişisi” sayılabilir mi? Türk idare
teşkilatı bakımından kategorik bir incelemeyi reddeden ve bu yüzden
bir başka örneği de bulunmayan TFF’nin, “özel hukuk hükümlerine tabi
bir tüzel kişi” olması ve üstüne üstlük genelde kamu kurumlarına, bir
başka deyişle “kamu tüzel kişileri”ne tanınan bir statüyü taşımasının,
yani “özerk” olmasının, idare hukukunun yerleşik ilkeleri karşısında
incelenmesinin zorluğu izahtan varestedir; ancak, “TFF’nin özerkliği”
meselesinin incelenmesi, çalışmaya açılım sağlayacağından bu konuda
çabalamaya değerdir.
“Özerk”, öz ve erk kelimelerinin biraraya gelmesinden oluşur ve
“erki (gücü) kendisinde (özünde) bulunan” anlamına gelir. Bununla beraber
belli bir konuda belli bir çerçeve dahilinde kendi kendini idare eden ya
da kendine özgü işleri kendisi düzenleyen ve yöneten kurumlar için de
“özerk” ifadesi kullanılmaktadır. “Özerklik”
104
ise, “bir kamu kuruluşunun,
TFF’nin 07/06/2000 tarihli Olağan Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir ( RG, 27/06/
2000, 24092).
100
“Ana Statü ismi, kurulacak federasyonun kamu kurumu niteliğinde olmaması, özel
hukuk hükümlerine tabi ve özel statülü olmasından kaynaklanmaktadır.”; TBMM
Tutanak Dergisi, C. 12, s. 115 (27/05/1988, B: 27, O: 2).
101
Bkz., Dan. 10. D., 19/12/1988, E. 1986/1076, K. 1988/2237, in DD, S. 74-75, s. 567.
102
Gözübüyük, A. Ş., Tan, T., İdare Hukuku, C. 1, İstanbul, 1998, s. 301.
103
Atipik yapılanmaya ülkemizden bir diğer örnek, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun
57. maddesine göre faaliyet gösteren “Türkiye Jokey Kulübü”dür, bkz., infra.
104
Kelimenin karşılığı Osmanlıca’da “muhtariyet”, İngilizce’de “autonomy”, Fransızca
ve Almanca’da “autonomie” ve İtalyanca’da “autonomia”dır. İngilizce’de “auto-
makaleler Serkan AĞAR
305TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
devletin merkezi iktidarının müdahalelerine uğramadan, kendi işlerini yöne-
tebilmesini sağlayan yetki ve kurumlarla donatılmış olma” durumunu ifade
etmektedir.
105
Genel anlamda özerklik, sosyal bir topluluğun ya da tüzel
kişiliğin kendilerini yöneten kuralların tümünü ya da bir bölümünü biz-
zat saptayabilmeleri veya Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde
hareket edebilme özgürlüğü ve yetisidir. Kısacası özerklik, bir kurum ya
da kuruluşu dış etki ya da baskılardan (örn. siyasal etki ve baskılardan)
korumak için tanınmakta ve böylece özerk bir kurum, kendine düşen
görevi “gereği gibi” yerine getirmiş olmaktadır.
106,107
İdari anlamda özerklik, kamu kurumlarının kendi hizmetlerini
düzenlemesi hakkını kapsamaktadır. “Kamu kurumlarının özerkliği, gö-
revli oldukları hizmet alanında mevzuatla kendilerine tanınan yetkiyi serbestçe
nomy”, genel olarak, “kendi kendi idare eden” ya da “bir milletin kendi kendini idare
hakkı” anlamlarına gelecek biçimde siyasi bir içerik ile kullanıldığından Osmanlıca
“muhtariyet” kelimesi, buradaki özerklik kavramının daha doğru bir karşılığı olarak
kabul edilebilir.
105
“Özerklik” ile “serbestlik” (Farsça’da serbesti) kavramlarının karşılaştırılmasından
ilginç sonuçlara ulaşılmaktadır. Serbestlik sözcüğünün kökü olan serbest sözcüğü,
Farsça kökenlidir ve baş, önder, başkan anlamlarına gelen ser ile düğüm anlamına
gelen best sözcüklerinin biraraya gelmesinden oluşmuştur (best kelimesi aynı za-
manda tanrısal sığınak anlamına gelmekte ve camiler ya da ermişlerin mezarları
gibi dokunulmaz sayılan yerleri ifade etmektedir). Bu yapısı ile serbest sözcüğü,
başı bağlı; örtülü, gizli anlamına gelmektedir ki bu anlam, sözcüğün kullanılışı ile
tamamen zıttır. Serbestlik ise, hareketlerinde, kararlarında izne ve denetime bağlı
olmama durumunu, yani özgürlüğü ya da sınırlayıcı, özel herhangi bir koşula bağlı
olmayan şeyin durumunu ifade etmektedir; Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi,
İstanbul, 1992, C. 20, s. 10377. Kullanılan anlamı ile “serbestlik”, özerklikten daha
geniş bir yetki alanını haizdir ve özgürlük ile anlamdaştır.
106
Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, İstanbul, 1992, C. 17, s. 9075-9076; Yılmaz, E.,
Hukuk Sözlüğü, 5. Baskı, Ankara, 1996, s. 649.
107
Felsefi anlamı ile özerklik, herhangi bir varolanın, yaratıcısı değil de uygulayıcısı
olduğu bir yasayı kendine uygulamasıdır. Hegel’e göre, özerkliği iki alt kategoriye
ayırmak gerekmektedir. Buna göre iki çeşit özerklik vardır; dolaysız özerklik (ev-
rende verilmiş durumlarıyla varlıkların birbirlerine oranla dışsallığı), asıl özerklik
ya da düşünsel özerklik (varolanın, kendini olumsuzladıktan sonra, bu kendi
olumsuzlamasını da olumsuzlayıp yeniden kendisine dönüş olarak kendini ileri
sürdüğü zaman elde ettiği özerklik). Ancak birbirine karşıt saydamlık ve yabancılık
eğilimleri aşıldığı zaman varlık, kendi iç ve dış gerçekliğinde ve özgürlüğünde tam
bir özerkliğe kavuşabilecektir. Kant’ta iradenin özerkliği, kendisini kendi özüne göre
ve dolayısıyla ahlak yasasının evrensel biçimine uygun olarak belirleyen iradenin
niteliğidir. Bu anlamda özerklik, kesin buyruklarla (kategorik emperatif) gerçekleşir.
Bu buyruklar her türlü duygusallığın dışında, nesnel bir töreselliği sağlarlar. Kant’a
göre töresellik, bu kişisel özerkliktir; Hançerlioğlu, O., Felsefe Sözlüğü, 11. Basım,
İstanbul, 1999, s. 322.
Serkan AĞAR makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
kullanabilmeleri” olarak tanımlanabilir.
108
1982 Anayasası, üniversiteler
için “bilimsel özerkliği (130, I)”, TRT ile kamu tüzelkişilerinden yardım
gören haber ajanslarının ise “özerkliğini (133, II)” açıkça belirtmiştir. Yerel
yönetimler (il özel idaresi+belediye+köy) ile hizmet yerinden yönetim
kuruluşlarının (kamu kurumları) özerkliği esastır. Yerinden yönetim,
ülkenin değişik bölgelerine ya da belirli kamu hizmetlerine uygulanabi-
lir. Uygulama alanı açısından yerinden yönetim, “yer yönünden yerinden
yönetim (yerel yönetim)” ve “hizmet yönünden yerinden yönetim”
109
olarak
ikiye ayrılmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse, yerel yönetimler, bir
bölgede oturanların o bölgede oturmaları nedeniyle bulunan ortak ve
genel idari menfaatlerini korumak ve bu menfaatlerin gerektirdiği işleri
görmek amacıyla tanınan özerkliktir. 1982 Anayasası’nın 127. maddesi,
yerel yönetimleri; il, belediye ve köy halkının ortak yerel gereksinim-
lerini karşılayan ve genel karar organları seçmenler tarafından seçilen
kamu tüzel kişileri olarak tanımlamaktadır. Hizmet yerinden yönetimi
ise, belirli bir hizmetin merkez teşkilatından ayrı ve hukuki bir varlığa
sahip kuruluşlar eliyle görülmesi, yönetilmesi anlamına gelmektedir.
Yerel yönetimde özerklik, bir bölgede oturanlara tanındığı halde, hizmet
yerinden yönetiminde özerklik, hizmetin kendisine tanınmaktadır.
3813 sayılı Kanun’un 1. maddesinde TFF; “(…) özel hukuk hükümle-
rine tabi ve tüzel kişiliğe sahip, özerk (…)” nitelikleri ile tanımlanmaktadır.
Bu tanım, idare hukukunun kabul ettiği kamu tüzel kişiliği-özerklik
108
Anayasa Mahkemesi eski tarihli bir kararında özerkliğin, yürütme organı, siyasal
partiler ve kişilerin etkisinden uzak olarak örgütlenme ve yetkilendirilme olduğunu
ifade ederek özerklikten söz edebilmek için iki unsurun varlığını koşul olarak göster-
miştir, bunlar özerk örgütlenme ve özerkliğe uygun yetkilerdir. Özerk örgütlenme,
kuruluşun oluşmasında yürütmenin müdahalesinin olmaması ve personelinin her
türlü etkiden uzak tutulmasıdır; özerkliğe uygun yetkilerle kastedilen ise, özerk yö-
netimin kendi hareketlerine egemen olacak kuralları kendisinin düzenleme yetkisine
sahip olmasıdır; Any. Mah., E. 1967/37, K. 1968/46, AMKD, S. 6, s. 289 vd.
109
Özyörük, “hizmet yerinden yönetimi” ifadesini uygun bulmamaktadır: “(...) sistem,
hizmetin yerinden yönetilmesi değil, ‘hizmetin hizmet merkezinden yönetilmesi’dir.
Hizmetin yönetildiği yer ile, onun vatandaşa bilfiil arzedildiği yer, başka başkadır.”,
Özyörük, M., İdare Hukuku Dersleri, II. Sınıf Programı, Ders Notu-Teksir, Ankara 1974,
s. 161. Duran ise, bu sistem için, “işlevsel ademi merkeziyet” terimini kullanmaktadır;
“Esasen ademi merkeziyet sistemi, önce ve sadece mahalli idareler için kendiliğinden
ortaya çıkmış; kamu hizmet ve faaliyetleri konusunda yakın zamanda ve yasama
organının iradesi ile bir örgütleme biçimi olarak kabul edilmiştir. Bu bakımdan, ‘ye-
rinden yönetim’ esası, ‘kamu kurumları’ hakkında yapma ve yakıştırma bir kavram
ve terimdir.”, Duran, L., İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul 1982, s. 54.
makaleler Serkan AĞAR
307TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
birlikteliğine tamamen uyumsuz bir görünümdür. Şöyle ki; maddedeki
tanımlamadan TFF’nin bir tüzel kişilik olduğu, ancak bu tüzel kişiliğin,
TFF’nin aynı zamanda özel hukuk hükümlerine tabi kılınması karşısın-
da “özel hukuk tüzel kişiliği” olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Mevcut
hukuki yapısı ile TFF, “özel hukuk tüzel kişisi” sayılmasına (kamu tüzel
kişisi sayılmamasına) karşın, Türkiye Cumhuriyeti İdare Teşkilatı içinde
yer alan kamu tüzel kişilerinden kamu kurumlarının özerkliğini aşan
(hatta kimi durumlarda onlarla kıyaslanamayacak ölçüde geniş) yetki-
lerle donatılmıştır.
D. TFF Disiplin Yargısı ve Tahkim
1. TFF Disiplin Yargısı
3813 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre futbol müsabaka ve
çalışmalarında kulüpler ve kişilerce disiplin ve sportmenliğe aykırı
fiiller ve bunlara uygulanacak müeyyideler, milli ve milletlerarası te-
amüllere uygun olarak TFF Yönetim Kurulu tarafından hazırlanacak
esaslara göre belirlenmektedir. Belirlenecek olan fiillere uygulanacak
cezalar; ihtar, yarışmadan men, hak mahrumiyeti, yarışmayı seyircisiz
oynatma, saha kapatma, para cezası, tescil iptali, puan indirme ve küme
düşürmedir.
TFF Disiplin Talimatı’na
110
göre belirlenen disiplin suçlarına uygu-
lanacak disiplin cezaları da, 3813 sayılı kanunda belirtildiği şekildedir.
Bu cezalardan ihtar cezası, disiplin kurullarının takdirine göre her suç
ve ceza tipine, ayrıca belirtilmesine gerek olmaksızın uygulanabilir.
Talimat’ın 5. maddesine göre Disiplin Kurulu;
111
“Amatör Futbol
Disiplin Kurulu” ve “Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu” olmak üzere
ikiye ayrılmaktadır. Amatör ve profesyonel futbol disiplin kurulları,
TFF Yönetim Kurulu’nun onayı ile TFF Başkanı tarafından dört yıl görev
yapmak üzere atanan birer başkan ve altışar asil üyeden oluşmaktadır.
Atanan asil ve yedek üyelerin fakülte veya yüksek okul mezunu olma-
110
RG, 04/08/2002, 24836. Bu Talimat’ın 23. maddesi ( RG, 22/07/2003, 25156), 16.,
22., 23., 28., 33., 38. ve 39. maddeleri ( RG, 06/08/2004, 25545), 11. maddesi ( RG,
25/09/2004, 25594) ile 23. maddesi ( RG, 30/11/2004, 25656) değiştirilmiştir.
111
3813 sayılı kanunun 17. maddesinin (a) bendine göre Disiplin Kurulu, TFF’nin yan
kuruludur.
Serkan AĞAR makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
ları gerekmektedir;
112
ancak başkan, başkan vekili ve raportör olarak
görev yapacak olanların Hukuk Fakültesi mezunu olmaları şarttır.
Diğer üyelerin faal olmayan antrenör, hakem ve futbolcular arasından
atanmasına özen gösterilir. Amatör ve profesyonel futbol disiplin kurul-
larında görevlendirilebilmek için TFF Yönetim Kurulu, Tahkim Kurulu,
Denetleme Kurulu ve yan kurullar üyesi olmamak ve Disiplin Talimatı
hükümleri gereğince daha önce disiplin cezası ile cezalandırılmamış
olmak gerekmektedir.
“Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK)”; profesyonel futbol
faaliyetinde bulunan kuruluş, futbolcu, hakem, antrenör, yönetici ve
profesyonel futbolda görevli diğer kişilerle ilgili olay ve fiillere ilişkin
disiplin işlerine bakmaktadır. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, aşa-
ğıda inceleyeceğimiz Tahkim Kurulu ve MHK gibi, görevlerinde ve
verdikleri kararlarda bağımsızdır.
Disiplin kurulları karar verirken hakemlerin, yan hakemlerin, saha
komiserlerinin, gözlemci ve temsilcilerin raporlarını esas almaktadır.
Söz konusu raporlara ek yardımcı unsur olarak televizyon ve video
kayıtlarından da yararlanılması mümkündür; ancak bunlar, sadece
olayın disiplin yönüyle ilgili kanıt olarak kullanılabilir.
Disiplin kurulları, soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren
üç gün içinde karar vermektedir. Futbol müsabaka sezonunun bitimi-
nin ardından oynanan özel müsabakalarda meydana gelen olaylar ve
işlenen fiillerle ilgili kararlar için bu süreye uyulmayabilir. Kararlar;
cezalandırmaya veya ceza tayinine yer olmadığı ve soruşturmanın
ertelenmesi veya düşürülmesi biçiminde olur. Ceza kararlarına itiraz
infazı durdurmamaktadır. İhtar cezası altı ay, yarışmadan men ve süreli
hak mahrumiyeti cezaları ise üç yıl infaz edilmedikleri takdirde ortadan
kalkar. Ceza kararlarında zamanaşımı, kararın kesinleştiği veya ceza in-
fazının herhangi bir suretle durduğu günden işlemeye başlamaktadır.
İl disiplin kurullarının, görev alanlarına giren olay ve fiillerden
dolayı verdikleri ihtar, dört veya daha az resmi müsabakadan men ile
112
28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı Kanun’la değişik 3813 sayılı Kanun’un ek 1. maddesine
göre, TFF kurullarında görev alan üyelerde yüksek okul mezunu olma şartı aran-
mayacaktır; dolayısıyla, her ne kadar Talimat’ta fakülte veya yüksek okul mezunu
olma şartından söz edilmekte ise de, 3813 sayılı kanun hükmüne göre, TFF Disiplin
Kurulu üyelerinin fakülte veya yüksek okul mezunu olması gerekmez.
makaleler Serkan AĞAR
309TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
bir aya kadar (bir ay dahil) hak mahrumiyeti ve kuruluşlar hakkında
verdikleri üç müsabaka için saha kapatma veya seyircisiz oynatma veya
resmi müsabakadan men cezaları kesin olup, bu cezalara itiraz edilmesi
mümkün değildir. Yukarıdaki ceza miktarlarını aşan il disiplin kurulu
kararlarına karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde Amatör
Futbol Disiplin Kurulu’na itiraz edilebilir. Sürekli hak mahrumiyeti ce-
zaları, itiraz konusu yapılmasa dahi, doğrudan Amatör Futbol Disiplin
Kurulu tarafından incelenir.
Amatör ve profesyonel futbol disiplin kurulları tarafından verilen
her türlü kararlara karşı, kararların tebliğinden itibaren 10 gün içinde,
TFF Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir. PFDK tarafından verilen sürekli
hak mahrumiyeti cezaları, itiraz konusu yapılmasa dahi, Tahkim Kurulu
tarafından doğrudan incelenir. Amatör ve profesyonel futbol disiplin
kurullarının kararlarına yönelik itirazlarda Tahkim Kurulu Talimatı’nda
gösterilen usul uygulanmaktadır.
İl Disiplin Kurulu kararları ile Amatör ve Profesyonel Futbol
Disiplin Kurulu kararlarına itiraz edilmesi, cezanın infazını durdur-
mamaktadır; ancak ilgililer itiraz merciinden uygulamanın (infazın)
durdurulmasını isteyebilirler.
2. Tahkim
“Tahkim” kavramı hukukta, bir uyuşmazlığın hakemler eliyle
çözümlenmesi, uzlaştırma anlamında kullanılmaktadır. Tahkim, eğer
kanundan dolayı gidilmesi gerekli bir yol ise “zorunlu tahkim”, tahkim
konusunda bir zorunluluk olmamasına karşın taraflar tahkime gitmek
(devlet mahkemelerine gitmemek) için anlaşmışlar ise “ihtiyari tahkim”
söz konusu olmaktadır.
113,114
3813 sayılı Kanun’da öngörülen tahkim müessesesi, “zorunlu tahki-
m”dir. Tarafların mahkemeye ya da tahkime başvurmak konusunda bir
tercih hakkı bulunmamaktadır, bir diğer deyişle mahkemelerin genel
yargılama yetkisi bu alanda ortadan kaldırılmıştır.
113
Yılmaz, op. cit., s. 771.
114
Hukuk yargılamasında tahkim ihtiyaridir ve HUMK m. 516-536 arasında düzen-
lenmiştir; hakem kararlarına karşı olağan kanun yollarından sadece temyiz yoluna
başvurulabilmektedir, ancak temyiz incelemesi sonunda verilen kararlara karşı karar
düzeltme yoluna gidilememektedir.
Serkan AĞAR makaleler
310TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
3461 sayılı Kanun’un TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri
sırasında dönemin Milli Eğitim ve Gençlik ve Spor Bakanı, kürsüde
tahkimi; “tahkim müessesesini getirmek, diğer yargı yollarına gitme hakkını
ortadan kaldırmaz, zaten bu Anayasa’ya göre mümkün değildir; ancak tahkim,
baştan yapılacak bir taahhüdü de tazammun ettiği için bu nevi hukuki ihtilafları
azaltan bir yoldur.” biçiminde açıklamıştır.
115
10/06/2004 gün ve 5175 sayılı Kanun’la değişik 3813 sayılı Ka-
nun’un 13. maddesine göre Tahkim Kurulu; iki asıl ve iki yedek üyesi
üniversitelerin hukuk fakülteleri veya spor yüksekokullarında görev
yapan (hukukçu) öğretim üyelerinden olmak üzere beş asıl, beş yedek
hukukçu üyeden oluşur. Tahkim Kurulu üyeleri dört yıl görev yapmak
üzere “TFF Genel Kurulu tarafından” seçilir. TFF Tahkim Kurulu göre-
vinde bağımsızdır; üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça
yerlerine yenisi görevlendirilemez. Kurul, beş üyenin katılımı ile toplanır
ve oy çokluğu ile karar alır. Tahkim Kurulu’nun kararları kesindir.
28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı Kanun’la değişik 3813 sayılı Ka-
nun’un 14. maddesinde Tahkim Kurulu’nun görevleri sayılmıştır. Buna
göre Tahkim Kurulu; TFF ile kulüpler, TFF ile hakemler, TFF ile futbol-
cular, teknik direktörler ve antrenörler, kulüpler ile teknik direktör, ant-
renör, oyuncu temsilcisi ve masörler, kulüpler ile oyuncular, kulüpler ile
kulüpler arasında
116
vuku bulan anlaşmazlıklar hakkında TFF Yönetim
Kurulu tarafından verilecek kararlar ile disiplin kurulu kararlarını,
117
“ilgililerin itirazı üzerine” inceleyerek “kesin” karara bağlar.
118
115
Bkz., TBMM Tutanak Dergisi, 27/05/1988, B. 72, O: 2, , C. 12, s. 127.
116
3813 sayılı Kanun, tahkime başvurulabilecek anlaşmazlıklar bakımından TFF Ana
Statüsü’ne göre daha geniş bir çerçeve çizmiştir; örneğin 3813 sayılı kanunun 14.
maddesinde TFF ile futbolcular ve kulüpler ile oyuncu temsilcisi ve masörler arasında
ortaya çıkacak anlaşmazlıklar da Tahkim Kurulu’nun görevleri arasında sayılmışken,
TFF Ana Statüsü’nün 51. maddesinde sayılan kişilere değinilmemiştir.
117
TFF Disiplin Talimatı’nın 74. maddesine göre, amatör ve profesyonel futbol disiplin
kurullarınca verilen kararların tebliğinden itibaren on gün içinde Tahkim Kurulu’na
itiraz edilebilir.
118
TFF’yi bugünkü yapısında öngören “ilk” düzenleme olan 3461 sayılı Kanun’un tah-
kimle ilgili 14. maddesi; “Tahkim Kurulu federasyon ve kulüpler veya kulüplerle
oyuncular veya iki kulüp arasında çıkacak ihtilaflar ile ceza kurulu kararlarını, ilgili-
lerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlar.” biçimindeydi. Görüldüğü gibi,
3461 sayılı Kanun, 3813 sayılı Kanun’a göre Tahkim Kurulu’nun yetkisini nispeten
dar tutmuştu.
makaleler Serkan AĞAR
311TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
TFF Ana Statüsü’nün 50. maddesinde ise, Tahkim Kurulu’nun iki
asıl ve iki yedek üyesinin üniversitelerin hukuk fakülteleri veya spor
yüksekokullarında görev yapan “hukukçu” öğretim üyelerinden dört
yıl görev yapmak üzere TFF Genel Kurulu tarafından seçilen beş asıl,
beş yedek hukukçu üyeden oluştuğu belirtildikten sonra, Tahkim Ku-
rulu’nun kendisine intikal eden konular hakkında ilgililerden görüş,
bilgi ve belge isteyebileceği, gerekli delilleri toplayabileceği ve lüzum
gördüğü takdirde, ilgilileri davet ederek dinleyebileceği ifade edilmiştir.
Tahkim Kurulu çalışmalarını, 3813 sayılı Kanun, Ana Statü hükümleri
ile FIFA ve UEFA kurallarına ve yargılamaya ilişkin kanunların ilgili
hükümlerine göre yapar. Yaptığı inceleme sonucunda Tahkim Kurulu,
başvuru konusu talebi, kısmen veya tamamen kabul veya reddedebile-
ceği gibi değiştirerek de karara bağlayabilir.
TFF Ana Statüsü’nün 50. maddesinde, Tahkim Kurulu kararları-
nın kesin niteliğinden söz edildikten sonra bu husus açıklanarak bu
kararların idari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı ve bu
kararlara karşı idari ve yargısal mercilere başvurulamayacağı hükme
bağlanmıştır.
Tahkim Kurulu, ayrıca, TFF Yönetim Kurulu tarafından çıkarılan
talimatların, usulüne uygun olarak yayımlanmasını takip eden 10 gün
içinde, ilgililer tarafından yapılan başvurular üzerine, talimatın 3813
sayılı Kanun, TFF Ana Statüsü, FIFA ve UEFA kurallarına uygunluğunu,
ilgililerin veya TFF Yönetim Kurulu’nun itirazı üzerine inceleyip kara-
ra bağlar. TFF Ana Statüsü’nde, Tahkim Kurulu’nun kanunda sayılan
görevlerine, TFF’nin çıkaracağı talimatları başvuru üzerine inceleyip
kesin olarak karara bağlamak eklenmiştir.
Bu konudaki Talimat hükümleri, norm hiyerarşisi bakımından üs-
tünde yer alan düzenlemelerden daha ayrıntılı bir hükümler sevk etmiş-
tir. Tahkim Kurulu Talimatı’nın 1. maddesinde
119
Tahkim Kurulu’nun
görevleri arasında, Merkez Hakem Kurulu kararları hakkında TFF Yö-
netim Kurulu tarafından verilecek kararları inceleyerek kesin karara
bağlamak da sayılmıştır. Bu hüküm, ne 3813 sayılı Kanun’da ne de Ana
Statü’de yer almaktadır. Talimat, Tahkim Kurulu kararlarının kesinliği
bakımından 3813 sayılı Kanun ve Ana Statü hükümlerini yineleyerek
119
Tahkim Kurulu Talimatı, RG, 16/08/1989, 20254.
Serkan AĞAR makaleler
312TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) kararların açıklan-
ması,
120
maddi hataların düzeltilmesi
121
ve yargılamanın yenilenmesi
122
hakkındaki hükümlerinin saklı olduğunu hükme bağlamıştır.
123
Sonuç olarak, 3813 sayılı Kanun’da Tahkim Kurulu’nun verdiği
kararların kesin olduğu, TFF Ana Statüsü’nde kararların kesinliğine ek
olarak bunların idari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı ve
bunlara karşı idari veya yargısal mercilere başvurulamayacağı belirtil-
miş, Tahkim Kurulu Talimatı’nda da tüm bu sayılanların yinelenmesinin
ardından HUMK’da yer alan kararların açıklanması, maddi hataların
düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi hakkındaki hükümler saklı
tutulmuştur. Özetle, genel düzenlemelerden özel düzenlemelere doğru
gidildikçe Tahkim Kurulu’nun verdiği kararlara ilişkin yeni hükümler
sevk edilmiştir. Bunu, özel düzenlemenin “özelliğine” bağlamak gerekir;
ancak Talimat’ta belli konularda HUMK hükümlerinin saklı tutulması,
Tahkim Kurulu’nun verdiği kararların Yargıtay tarafından “esas” yö-
nünden denetlenmesine olanak vermemektedir, zira bir an için bunu
sağlayacağı düşünülebilecek olan “yargılamanın yenilenmesi” nedeni bile
oluşsa, kararı yeniden inceleyecek merci “Tahkim Kurulu” olacaktır.
Tahkim Kurulu ile, yasama işlemleri ile belli bir konu tabii yargıcın-
dan kaçırılmış ve bu noktada adeta “yargısal denetim bağışıklığı benzeri”
120
Hukuk yargılamasında, hüküm, gerçekten açık değil, müphem ya da çelişkili ise
mahkeme hükümdeki bu çelişkiyi ortadan kaldırmakta ya da hükümdeki açık ol-
mayan hususu gidermektedir, Pekcanıetez, H., Atalay, O., Özekes, M., Medeni Usul
Hukuku, Temel Bilgiler, Ankara, 2001, s. 140.
121
Hukuk yargılamasında, görülen ve açık olan yazı ve hesap hataları her zaman dü-
zeltilebilir, a. g. e., s. 139.
122
Yargılamanın yenilenmesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445 ilâ 454.
maddelerinde düzenlenmiştir. Hukuk yargılamasında, hakemlerin verdiği kararın
kesinleşmesinden sonra HUMK’da sayılan nedenlere dayanılarak yargılamanın
yenilenmesi yoluna başvurulabilmektedir. Yargılamanın yenilenmesi, kararı veren
hakemlere başvurarak değil, bu konuda görevli ve yetkili mahkemeye başvurarak
istenmektedir. Ancak yargılamanın yenilenmesi sebebi tespit edilirse, yeniden yapı-
lacak yargılamayı yine hakemlerin yapması gerekmektedir, a. g. e., s. 192.
123
Saklı tutulan hükümlerden sadece yargılamanın yenilenmesi anlaşmazlığın Yar-
gıtay tarafından incelenmesini sağlamaktadır; ancak bu inceleme yalnızca şekle
ilişkin olacak ve Yargıtay gerekli görürse anlaşmazlık Tahkim Kurulu tarafından
“yeniden” incelenecektir. Saklı tutulan diğer hükümler ise yine Tahkim Kurulu’nca
yerine getirilecek işlemlere ilişkindir. Lâkin, futbolcu Deniz Barış olayı ile ilgili olarak
Yargıtay, Tahkim Kurulu kararını yok sayarak anlaşmazlığı yeniden incelemiş ve
karar vermiştir, bkz. infra.
makaleler Serkan AĞAR
313TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
bir durum yaratılmıştır. 3813 sayılı Kanun TFF’yi özel hukuk hüküm-
lerine tabi tüzelkişi olarak nitelemekle kalmamış, oluşturulan Tahkim
Kurulu’na sayılan kişiler arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları ilgililerin
itirazı üzerine inceleme ve kesin karara bağlama yetkisi de verilmiştir.
3813 sayılı Kanun, “bu şekilde, konuyu tabii yargıç olması gereken idare
mahkemelerinin görev alanından kaçırdığı gibi Tahkim Kurulu’nu adli yargı
içinde ilk derece olarak düşünüp, kararlarının Yargıtay önünde ancak biçim
yönünden incelenebileceği görüşünü de savunarak gerçekte, bu çok önemli idari
işlemlerin esas bakımından irdelenememesi gibi bir sonuç öngörmüştür. Bunun
anlamı da söz konusu işlem ve kararların tam bir yargısal denetim bağışıklığına
kavuşturulmuş olmasından başka bir şey değildir.”
124,125
6132 sayılı At Yarışları Hakkında Kanun’un,
126
11/02/2004 tarih
ve 5091 sayılı Kanun’la
127
değişik 4. maddesinde de, “Yarış Komiserler
Kurulunca verilecek cezalara karşı öğrenme tarihinden itibaren onbeş gün
zarfında Yüksek Komiserler Kuruluna itiraz edilebilir. Yüksek Komiserler
Kurulunca itirazen veya ilk derece olarak verilen cezalar kesindir.” hükmü-
ne yer verilmiştir.
128
Tahkim ile ilgili olarak, “Türk Spor Kurumu Kanunu Tasarısı”na da
kısaca değinmek yararlı olacaktır. Spor Yüksek Kurumu bünyesinde
kurulacak Tahkim Kurulu, Tasarı’nın 9. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre Tahkim Kurulu, dokuz asil, dokuz yedek üyeden oluşmakta
ve üyeler altı yıl için görevlendirilmektedir. Tahkim Kurulu’nun, Spor
Yüksek Kurumu ile spor federasyonları, kulüp, sporcu, antrenör, hakem
124
Özay, İ. H., Günışığında Yönetim, İstanbul, 1996, s. 647, dn. 856.
125
Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi, Disiplin Kurulu
tarafından verilen kararların kesin olduğunu ve bu kararlar aleyhine soruşturmanın
iadesi dışında bir itiraz yolu mevcut olmadığını belirtmektedir.
126
RG, 15/07/1953, 8458.
127
RG, 17/02/2004, 25376.
128
Ancak Uyuşmazlık Mahkemesi’ne göre, Türkiye Jokey Kulübü 2908 sayılı Dernekler
Kanunu’nun 57. maddesiyle düzenlenmiş ve özel bir kulüp olarak kurulmuş olsa da,
6132 sayılı kanun ve sözleşme kapsamındaki işlemlerin, bu bağlamda müşterek bahis
tertip etmek hak ve yetkisine sahip Komiserler Kurulu’nun dava konusu kararlarının
(at yarışında kazanan atları belirleyen işlemin) idari niteliğini etkilememektedir.
TJK, dava konusu faaliyetlerini Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın emir ve direktifleri
doğrultusunda ve denetimi altında sürdürmektedir, komiserler heyeti de idari bir
kuruldur ve kararları da idari nitelik taşımaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi’ne göre
söz konusu uyuşmazlıkta görevli yer bu gerekçeler ışığında idari yargıdır, Uy. Mah.,
13/02/1995, 1995/2-1, RG, 20/03/1995, 22233.
Serkan AĞAR makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
ve diğer spor elemanları arasında çıkan uyuşmazlıklar ile federasyon
disiplin kurullarınca verilen cezalara yapılacak itirazları inceleyerek
kesin karara bağlayacağı belirtilmektedir.
Öte yandan, kulüp ve lisansların TFF tarafından tescilinde imzalatı-
lan “taahhütname”nin yargı yoluna başvurma ile ilgili bölümlerinden de
söz etmek gerekir. Taahhütnamenin söz konusu bölümü şu şekildedir:
“Federasyonla, diğer kulüp veya futbolcularla çıkacak ihtilafların 3813
sayılı Kanun’a, FIFA kurallarına ve Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanu
nu’na göre kurulup çalışacak Tahkim Kurulu tarafından çözümlenmesi-
ni ve bu kurulun kararlarına uyacağımızı, bu kararlara karşı hiçbir idari
ve adli yargıya, temyiz, tashihi karar, yargılamanın iadesi gibi kanun
yollarına başvurmayacağımızı (...) kabul, taahhüt ve beyan ederiz.”
3813 sayılı Kanun, TFF Ana Statüsü ile Tahkim Kurulu Talimatı’nda
Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı adli ve
idari yargı mercilerine başvurulamayacağı açıkça belirtilmesine karşın,
kulüplerin böyle bir “taahhütname” imzalamalarının “zorunlu” tutulması,
1982 Anayasası’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen “ida-
renin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü ile 36.
maddesinde teminata bağlanmış olan hak arama hürriyeti çerçevesinde
düşünüldüğünde, böyle bir taahhütname hak arama hürriyetinden fe-
ragat anlamına geleceğinden bunun hukuken geçerliliğini savunmak
olanaklı değildir.
Danıştay’a göre, TFF’nin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun
karara bağlanmasının sadece bu nedenle Federasyonca veya Federasyon
bünyesinde yer alan kurullarca tesis edilen işlemlerin idari işlem olması
niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
129
TFF bünyesindeki Tahkim Kurulu ile ilgili olarak Anayasa Mah-
kemesi’nin bugüne kadar verdiği bir tek karar bulunmaktadır. Bu “ilk
ve tek” kararda Anayasa Mahkemesi, TFF ve Tahkim Kurulu ile ilgili
olarak 3813 sayılı Kanun ile TFF Ana Statüsü maddelerini yineleyerek
idari teşkilat içinde TFF’nin yerini sorgulamaktan ve idarenin yargısal
denetimi karşısında “tahkim” kavramını incelemekten imtina ederek,
uyuşmazlığı incelemeye yetkili merciin Tahkim Kurulu olduğunu
savunarak itiraz yolunu kullanan Ankara Asliye 19. Hukuk Mahke-
129
Dan. 10. D., 17/06/1991, 1991/1145-2286, in DD, S. 84-85, s. 695.
makaleler Serkan AĞAR
315TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
mesi’nin yetkisizliğine karar vermiştir;
130
ancak bu kararın karşı oy
gerekçesi, gelecekte muhtemel bir içtihat değişikliğini göstermesi
açısından dikkate değerdir: “Olayda, futbol karşılaşmalarının televizyon
ve radyodan yayınlanmasına ilişkin olarak futbol kulübü ile yayın kuruluşu
arasında yapılan sözleşmeyi, 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş
ve Görevleri Hakkında Kanun’un 29. maddesi uyarınca onaylamayan Futbol
Federasyonu’na karşı yayın kuruluşu tarafından açılan davada, Federasyon’un,
sözleşmenin tarafı olmadığı için hasım konumunda da bulunamayacağı yo-
lundaki itirazını reddeden Mahkeme, anılan maddenin Federasyon’un onay
yetkisini düzenleyen ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğu görüşüyle
başvurmuştur. Sözleşmenin tarafı olan yayın kuruluşunun, Federasyon’un
onay vermemesi sonucu zarara uğradığı ve bu nedenle dava yoluna gittiği
açıktır. Yasa’da, spor kulübü ile Federasyon arasındaki bu tür uyuşmazlıklarda
tahkim yolunun öngörülmüş olması, yayın şirketinin Federasyon’a karşı dava
açma hakkını ortadan kaldırmaz. Aksinin kabul edilmesi halinde de davacının,
dava ehliyetini saptama yetkisi mahkemenin ve temyiz merciinin tekelinde
olduğundan, yayın şirketinin dava açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle
başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmesi yerinde değildir.
Bu bağlamda, uyuşmazlığa konu olan 29. maddenin ikinci cümlesi, mahkemenin
kabulü doğrultusunda olayda, uygulanacak kuraldır.”
Yine buna benzer bir konuda ortaya çıkan görev uyuşmazlığında
Uyuşmazlık Mahkemesi, adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir.
Televizyon ile radyo reklamları alanında faaliyet gösteren bir şirketin,
TFF’den aldığı yayın yetki belgesi ile Petrol Ofisi Futbol Takımı ile Gala-
tasaray Kulübü arasındaki kupa maçının yayın hakkını satın almasına ve
sözleşme yapmasına karşın TRT Kurumu’nun maçı kendi radyosundan
yayınlayarak haklarını ihlal ettiği gerekçesi ile açtığı tazminat davasının
adli ve idari yargı yerlerince görev yönünden reddedilmesi üzerine
Uyuşmazlık Mahkemesi görev uyuşmazlığını şu gerekçeyle gidermiş-
tir: “3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Yasa’yla kurulan Federasyon, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip,
özerk bir kuruluştur. Bu Yasa’nın 29. maddesinde: ‘Futbol müsabakalarının
televizyon ve radyodan yayınlanmasının düzenlenmesine ve programlanmasına
federasyon yetkilidir. Kulüplerin bu konuda yayın kuruluşları ile yapacakları
sözleşmeler, federasyonun gözetim, denetim ve onayına tabidir.’ denilmektedir.
130
Any. Mah., 10/06/1997, 1997/47-55, http://www.anayasa.gov.tr/KARARLAR/
IPTALITIRAZ/K1997/K1997-55.htm, 15/02/2006.
Serkan AĞAR makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
Ticari kuruluş olduklarında kuşku bulunmayan profesyonel spor kulüplerinin
aralarında yapacakları futbol müsabakalarının televizyon ve radyo kanalla-
rından yayınlanmasının ticari bir yanı olduğu gibi, kulüplerin söz konusu
yayınlar için yine ticari amaçla kurulmuş bulunan yayın kuruluşları (reklam
şirketleri) ile yayın hakkını belirleyen sözleşmeler yapmaları da ticari nitelik
taşımaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, futbol müsabakalarının radyodan
yayınlanması kapsamında, yayınların düzenlenmesi ve programlanması ve
sözleşmelerin gözetim ve denetimi ile onaya bağlanması hususundaki görev
ve yetkiler, 3813 sayılı Yasa ile özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiliği olan
Türkiye Futbol Federasyonu’na verilmiş bulunmaktadır. 3813 sayılı Yasa’da,
futbol müsabakalarının TRT’nin televizyon kanallarında yayınlanması yö-
nünde TRT Kurumu’na özel bir görev ya da yetki verilmemiş, bir ayrıcalık da
tanınmamıştır. Öte yandan, TRT’nin kuruluş yasası olan 2954 sayılı Yasa’da,
bu kurumun spor müsabakalarını 3813 sayılı Yasa hükümlerine tabi olmaksızın
re’sen yayınlayabilmesine olanak tanıyan herhangi bir hükme rastlanmadığı
gibi, 3984 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na
verilen görev ve yetkiler arasında futbol federasyonunun görev ve yetkilerine
paralel nitelikte düzenlemeler de yer almamıştır. Açıklanan nedenlerle, kamu
kurumu olan ve kamu görevi yapan TRT’nin yasal dayanaktan yoksun eyle-
minden kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazmin edilmesi istemiyle açılan
davanın, adli yargı yerinde çözümlenmesi, bu nedenle Ankara Asliye 23. Hukuk
Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.”
131
Danıştay ise bir diğer kararında, “Türkiye Futbol Federasyonu’nun
genel idarenin dışında yer alan bir özel hukuk tüzel kişiliğine dönüştüğü, Futbol
Federasyonu ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıkların Tahkim Kurulu’nca
incelenerek kesin karar bağlanması gerektiği ve çalışmalarını Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’na göre yürütmesi öngörülen Tahkim Kurulunca
verilen kararların da HUMK’nda düzenlenen tahkim usulü uyarınca adli
yargı yerinde incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.” diyerek bu konudaki
görüşünü ifade etmiştir.
132
Son olarak, futbol gündemini uzun süredir meşgul eden “Deniz
Barış” olayına da değinmek gerekir. Söz konusu olayı, şu şekilde özetle-
mek mümkündür: Gençlerbirliği Spor Kulübü, kendi futbolcusu Deniz
Barış ile 14/05/2003 tarihinde özel bir sözleşme imzalamıştır. Buna
131
Uy. Mah., 23/12/1996, 1996/65-110, RG, 21/01/1997, 22884.
132
Dan. 10. D., 20/02/1991, E. 1989/2924, K. 1991/547, DD, S. 82-83, s. 1005.
makaleler Serkan AĞAR
317TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
göre, futbolcu Deniz Barış, sezon sonunda Gençlerbirliği kulübü dışında
bir kulüple sözleşme imzalamak isterse, sözleşme hükümlerine göre
Gençlerbirliği kulübüne 1 milyon avro tazminat ödemek, buna karşılık
Gençlerbirliği kulübü de, sezon sonunda futbolcu Deniz Barış’ın söz-
leşmesini yenilemekle yükümlü kılınmıştır. Bir başka anlatımla, Genç-
lerbirliği kulübü futbolcu Deniz Barış’ın sözleşmesini sezon sonunda
yenilemez ise Deniz Barış da bir başka kulüple sözleşme imzalama
hakkına kavuşacaktır. Görüldüğü üzere, Gençlerbirliği kulübü ile fut-
bolcu Deniz Barış arasında imza edilen bir “sözleşme” değil, bir “sözleşme
yapma vaadi”dir. Sezon sonunda futbolcu Deniz Barış, Fenerbahçe Spor
Kulübü ile anlaşmış ve Gençlerbirliği kulübü de futbolcudan 1 milyon
avro tazminat talep etmiştir. Fenerbahçe kulübü ve futbolcu Deniz Barış
ise, TFF tarafından düzenlenen tek tip sözleşmede böyle bir hükmün
bulunmaması nedeni ile borcun ödenmesinin mümkün olmadığını bil-
dirmiş; bu şekilde anlaşmazlık, TFF Yönetim Kurulu’na intikal etmiştir.
TFF, Gençlerbirliği kulübünü haklı bulmuş, bunun üzerine Fenerbahçe
kulübü Tahkim Kurulu’na başvurmuştur. Tahkim Kurulu, Gençlerbirliği
kulübünü haklı bularak itirazı reddetmiştir. Bu süreç içerisinde futbolcu
Deniz Barış’ın lisansı askıya alınmıştır. Tüm bu gelişmeler sonrasında
Fenerbahçe kulübünün Gençlerbirliği kulübüne 750 bin avro ödemesi
konusunda uzlaşma sağlanmış ve Gençlerbirliği kulübüne 25/02/2006
keşide tarihli bir çek verilmiştir.
133
Bu şekilde, futbolcu Deniz Barış’ın
lisansı yeniden çıkarılmıştır; ancak hiç hesapta olmayan bir gelişme
yaşanmış ve futbolcu Deniz Barış Tahkim Kurulu kararını itiraz yolu ile
Yargıtay’a götürmüştür. Kararı inceleyen Yargıtay (13). Hukuk Dairesi
ise, Türk futbol tarihine geçecek bir karar vererek
134
Tahkim Kurulu’nun,
mahkemelerin yetkisine giren bir hususu (sözleşmesinin niteliğini) in-
celeyerek yetkisini aştığından bahisle Kurul kararını yok saymış ve esas
yönünden inceleyerek futbolcu Deniz Barış’ı haklı bulmuştur. Tahkim
Kurulu kararının “yetkisizlik” gerekçesi ile bozulması üzerine hukuki
133
Futbolcu Deniz Barış hakkındaki Tahkim Kurulu kararının Yargıtay (13). Hukuk
Dairesi tarafından bozulması üzerine Fenerbahçe kulübü, Gençlerbirliği kulübüne
verdiği 750 bin avroluk çekin iptali için yasal girişimlere başlamıştır. Yargıtay kara-
rına karşı karar düzeltme yoluna başvuran Gençlerbirliği kulübü ise, Tahkim Kurulu
kararının halen geçerli olduğundan bahisle çekin ödenmesi gerektiğini savunmuştur,
http://www.hurriyet.com.tr/spor/3871925.asp?gid=0, 01/02/2006.
134
Daha önce, A Milli Futbol Takımı eski teknik direktörü Şenol Güneş’e ödenecek
tazminatın “kanun yararına bozulması” yolu ile Adalet Bakanı’nın yaptığı başvuru,
Yargıtay tarafından reddedilmişti.
Serkan AĞAR makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
süreç yeni bir boyut kazanmıştır. Gençlerbirliği kulübü, kararın düzel-
tilmesi istemi ile Yargıtay’a başvurmuştur.
Tüm bu gelişmelerin ardından, lisans tescili sırasında kulüplerin,
Tahkim Kurulu kararlarını yargı organlarına taşımayacaklarına ve ka-
nun yollarına başvurmayacaklarına ilişkin taahhütname imzalamaları
nedeni ile FIFA’nın Türkiye’ye ihtar yollaması ve ayrıca futbolcu Deniz
Barış’a da altı ay hak mahrumiyeti cezası
135
verilmesi gündeme gelmiştir;
ancak, futbolcu Deniz Barış’ın Yargıtay’a kulübü kanalı ile değil, şahsen
başvurduğu dikkate alındığında, bu hususun taahhütname kapsamında
değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılır.
E. Merkez Hakem Kurulu (MHK)
136
3813 sayılı Kanun’dan önceki düzenleme olan 3461 sayılı Kanun’da
MHK bir yan kurul olarak düzenlenmiş, bir başka anlatımla MHK’ya
TFF’nin merkez teşkilatı içinde yer verilmemiş iken, 3813 sayılı Kanun
ile MHK, TFF’nin merkez teşkilatına dahil edilmiştir (m. 4). Ancak bu
düzenleme, TFF bünyesinde yan kurulların başkan ve üyeleri yönetim
kurulunun onayını almak suretiyle Federasyon Başkanı tarafından
atandığından, MHK’nın oluşumu açısından “yakın bir tarihe kadar” fiili
anlamda bir değişiklik getirmemiştir.
Merkez teşkilatı içerisinde yer alan MHK’nın üyeleri, 28/04/2005
tarih ve 5340 sayılı Kanun’la getirilen değişikliklerden önce doğrudan
Federasyon Başkanı tarafından atanmakta ve üyeler aralarından bir
başkan seçmekte iken, 10/06/2004 tarih ve 5175 sayılı Kanun ile yapı-
lan değişiklikle MHK’nın doğrudan Genel Kurul tarafından seçilmesi
öngörülmüş; ancak, FIFA Statüleri gereği MHK üyelerinin federasyonlar
tarafından atanması gerektiği itirazlarının yoğunlaşması üzerine 3813
sayılı Kanun’un değişik 8/ı, 10/ü ve 15. maddelerine göre MHK’nın,
bundan böyle, “Başkanın teklifi ve Yönetim Kurulunun onayı ile biri Başkan
olmak üzere dokuz üyeden oluş(acağı)” hükme bağlanmıştır. Buna göre
135
Futbolcu Deniz Barış’ın, TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edilmesine
karar verilmiştir, http://www.hurriyet.com.tr/spor/3866240_p.asp, 02/02/2006.
136
“Merkez Hakem Kurulu Teşkilatlanma, Çalışma Prensipleri ve Görevleri ile İlgili
Talimat”, RG, 27.04.2001, 24385. Bu Talimat’ın 4., 5., 6/ç, 6/k, 10,I, 11/A, 12,I-d
maddeleri değiştirilmiştir, RG, 06/08/2004, 25545.
makaleler Serkan AĞAR
319TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
MHK üyeleri, TFF Başkanı tarafından TFF Yönetim Kurulu’na teklif
edilmekte ve atama işlemi, TFF Yönetim Kurulu tarafından gerçekleş-
tirilmektedir. Öte yandan, TFF Ana Statüsü’nün 52. ve Talimat’ın 4.
maddesinde ise, halen, MHK’nın, Tahkim Kurulu üyeleri gibi “TFF Genel
Kurulu tarafından seçileceği” hükümleri varlığını sürdürmektedir. MHK
üyelerinin yedisi faal olmayan hakemlerden, ikisi ise spor alanında en
az on yıl mesleki deneyimi olan kişiler arasından seçilir. MHK, Tahkim
Kurulu gibi, görevinde bağımsızdır ve üyeler istifa etmedikçe veya çe-
kilmiş sayılmadıkça yerlerine yenisi atanamamaktadır.
28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı Kanun’la değişik 3813 sayılı Ka-
nun’un 16. maddesine göre MHK, futbol takımı bulunan kulüplerin
yapacakları resmi ve özel futbol müsabakalarının yönetimini ve bu
müsabakalarla ilgili futbol oyun kuralları açısından teknik anlaşmaz-
lıklarının çözümlenmesini, il ve ilçe hakem kurullarının kurulmasını,
hakemlerin eğitilmesini,
137
bunların klasmanlara ayrılmasını, yüksel-
me ve düşme şartları ile statü ve talimatlarda belirtilen diğer görevleri
yapmaktadır.
TFF Ana Statüsü’nün 52. maddesine göre, MHK kararlarından hu-
kuki sonuçlar doğurabilecek ve Tahkim Kurulu’na intikal ettirilebilecek
olanlar, TFF Yönetim Kurulu’nun onayına tabi bulunmaktadır.
138
Yine,
MHK Talimatı’nın 6/j ve 19. maddelerinde, hukuki sonuç doğurabile-
cek kararlarını onay için TFF Yönetim Kurulu’na göndermek MHK’nın
görevleri arasında sayılmıştır. Ayrıca MHK, Talimat ile İç Talimatta
139
yer almayan hususlar hakkında karar vermeye yetkili bulunmaktadır.
28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı Kanun ile 3813 sayılı Kanun’a ek-
lenen Geçici 8. maddeye göre, 5340 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği
137
3813 sayılı Kanun’un 21. maddesine 25/05/2004 tarih ve 5175 sayılı Kanun ile eklenen
ve 28/04/2005 tarih ve 5340 sayılı kanunla değiştirilen hükme göre, TFF’nin bütçe-
sinden “en az %2 oranında pay”, eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere MHK’ya
aktarılmaktadır.
138
Bilindiği gibi Tahkim Kurulu, MHK kararlarını, TFF Yönetim Kurulu kararına
dönüşmüş biçimiyle inceleyebilmektedir; özetle, Tahkim Kurulu, MHK kararlarını
doğrudan (itiraz üzerine) inceleyememekte, bu yönde TFF Yönetim Kurulu’nun ala-
cağı bir karara gereksinim duymakta ve bu kararı inceleyebilmektedir, bkz. supra
139
TFF Yönetim Kurulu’nun 17/08/2005 tarih ve 35 sayılı onay kararı ile yürürlüğe
konulan “TFF MHK İl ve İlçe Hakem Kurulları Kuruluş Çalışma Prensipleri ve
Görevleri ile İlgili İç Talimat”.
Serkan AĞAR makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 63, 2006
tarih olan 05/05/2005 gününde MHK üyeleri istifa etmiş sayılmış ve
bu tarihten itibaren yedi gün içinde yeni MHK atanmıştır.
V. SON SÖZ
Yukarıda, uzun sayılabilecek bir biçimde, Türk spor idaresinin en
yetkili iki kuruluşu olan GSGM ile TFF’nin kuruluş, yapı, işlev ve ken-
dilerine özgü birtakım özellikleri geniş bir perspektiften incelenmeye
çalışılmıştır. Her iki kuruluş da, idare hukuku yönünden, bugünkü ku-
ruluş ve yapıları ile incelenmeye ve tartışılmaya değer birçok özelliği
bünyelerinde barındırmaktadır.
Özel hukuk tüzel kişisi olmasına karşın kamu kurumlarına hasredil-
miş bir kavram olan “özerklik” ile donatılmış ve Türk sporunu düzenleme
ve denetleme yetkileri bakımından GSGM’nin uhdesindeki yetkileri, bir
kamu kurumu olmamasına karşın futbola özgü bir biçimde kullanan
TFF, dünyadaki örnekleri ile mukayese edildiğinde “atipik” bir karakter
sergilemektedir.
Futbolun, dünya ve Türkiye ölçeğinde son derecede iyi örgütlenmiş
güçlü kuruluşlar tarafından yönetilmesinin anlamını ortaya koymak ve
futbola verilen önemi yinelemekte yarar vardır. Birçokları için futbolun,
her şeyden öte, hayatın ta kendisi
140
olması, futbolun asla sadece futbol
olmadığı
141
gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Medyanın da desteğiyle gün
geçtikçe daha çok insanın ilgisini çekmeyi başaran ve giderek daha iyi
örgütlenerek bir sektör haline gelen futbol, her dönemde gündemde
kalmayı başarmış “yıkılmayan bir imparatorluk”tur.
142
140
Kırca, A., Futbol Hayattır: Futbol Yazıları, Can Yayınları, İstanbul, 2000.
141
Kuper, S., Futbol Asla Sadece Futbol Değildir, Sabah Kitapları, İstanbul, 1996.
142
Hürkan, S., Yıkılmayan imparatorluk: Futbol, Ümit Yayıncılık, Ankara, 2000.