hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
27TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
Giriş
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun (TVK)
N
1964 yılında yürürlüğe gir-
miş ve muhtelif tarihlerde kanunun bazı hükümleri değiştirilmiş, bazı
hükümleri tamamıyla yürürlükten kaldırılmış ve bazı yeni hüküm-
ler eklenmiştir. 2006 yılının Nisan ayında yeni bir Türk Vatandaşlığı
Kanun’unun hazırlandığı kamuoyuna açıklanmıştır. Türk Vatandaşlı-
ğı Kanunu Tasarısı’nın “Genel Gerekçesi”nde
yeni bir vatandaşlık ka-
nununun hazırlanmasına niçin ihtiyaç duyulduğu hususu da belirtil-
miştir. Bu nedenleri şu şekilde sıralamak mümkündür: Yürürlükteki
TVK’da günümüze kadar pek çok değişiklik yapılmış olması ve bu
değişiklikler nedeniyle kanunun yapısının ciddi şekilde bozulması,
anayasanın 66. maddesinde yapılan değişiklik, yeni bir Türk Medeni
Kanunu’nun hazırlanmış olması, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’yle
uyum, vatandaşlıkla ilgili işlemlerde kolaylık getirme. Söz konusu ta-
sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündeminde olup, yakında ge-
nel kurulda tartışılmaya başlanacaktır.
Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı, Türk vatandaşlığını altı bö-
lümde düzenlemektedir. Tasarının “Üçüncü Bölümü”n de, Türk va-
tandaşlığının kaybı yolları düzenlenmektedir (m. 23–35). Üçüncü bö-
*
Doç. Dr., Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku bilim dalı öğ-
retim üyesi.
N
RG, 22.02.1964–11638. TVK’nın hazırlanması ile ilgili çalışmalar hakkında bkz. Ber-
ki, “Yeni Vatandaşlık Kanunu’nun Tabiiyetin Kazanılması ve Kaybı hakkında Ka-
bul Ettiği Esaslar, (Esaslar)”, Ernest E. Hirsch’e Armağan, Ankara 1964, s. 294-295.
Metin için bkz. http://www.tbmm.gov.tr/d23/1/1–0458.pdf.
TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU
TASARISININ VATANDAŞLIĞIN KAYBINA
İLİŞKİN HÜKÜMLERİ
Feriha Bilge TANRIBİLİR*
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
28TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
lüme göre vatandaşlık, yetkili makam kararıyla veya seçme hakkının
kullanılmasıyla sona ermektedir. Tasarıda yetkili makam kararıyla
vatandaşlığın kaybı çıkma, kaybettirme ve vatandaşlığa alınmanın
iptali halinde mümkündür. Tasarı, yürürlükteki Türk Vatandaşlığı
Kanunu’nda yer alan kadının evlenmek suretiyle Türk vatandaşlığın-
dan ayrılmasını ve vatandaşlıktan çıkarılmayı düzenlememiştir. Bu
çalışmanın konusunu tasarının vatandaşlığın kaybına ilişkin üçüncü
bölümünde yer alan hükümlerin, mevcut TVK ve Avrupa Vatandaşlık
Sözleşmesi
açısından incelenmesi oluşturmaktadır.
II. Vatandaşlık ve Sona Ermesi
Kişi ile devlet arasındaki hukuki ve siyasi bağa işaret eden va-
tandaşlık (tâbiiyet), devletin insan unsurunun belirlenmesi açısından
önemlidir. Bu nedenle uluslararası hukuk, vatandaşlık ile ilgili düzen-
lemeleri yapma konusunda devletleri serbest bırakmıştır. Bu husus,
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde de ifade edilmiştir (m. 3/1).
4
Va-
tandaşlık, kişi bakımından da önemlidir. Başta Birleşmiş Milletler İn-
san Hakları Evrensel Bildirisi (m. 15)
olmak üzere birçok uluslararası
belgede
S
kişilerin bir vatandaşlığa sahip olması hakkına değinilmiş,
hiç kimsenin keyfi olarak vatandaşlığından veya vatandaşlığını değiş-
tirme hakkından yoksun bırakılamayacağına işaret edilmiştir.
Devletler, vatandaşlıklarını düzenleme konusunda serbestiye sa-
hip olmakla beraber, vatandaşlık kanunlarını hazırlarken uluslararası
hukukta genel kabul gören bazı ilkeleri de dikkate alırlar. Uluslararası
hukukta genel kabul gören ve “Vatandaşlık hukukunun direktif ilkeleri”
veya “Vatandaşlık hukukuna hâkim olan ilkeler” olarak adlandırılan üç
ilke bulunmaktadır:
T
European Treaty Series-No.166. İngilizce metin için bkz. International Legal Materials,
Vol. 37(1998), S. 1-3, 47-55.
4
Bu konuda bkz. Güngör, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi, MHB, Yıl 17-18 (1997-
1998), S. 1-2, 231 vd..
Metin için bkz. http://www.inhak-bb.adalet.gov.tr/bmihbeyan/bmihbeyan.htm.
S
Bu belgeler için bkz. http://www.inhak-bb.adalet.gov.tr/
T
Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Berki, Devletler Hususi Hukuku, C. I, Tabiiyet ve
Yabancılar Hukuku, 6. B., Ankara 1966, s. 21 vd.; Göğer, Türk Tâbiiyet Hukuku, 4.B.,
Ankara 1979, s. 16 vd.; Uluocak, Türk Vatandaşlık Hukuku-Karşılaştırmalı-Uygulamalı,
Gözden geçirilmiş yeni bası, İstanbul 1989, s. 7 vd.; Nomer, Vatandaşlık Hukuku, 15.
B., İstanbul 2005, s. 5 vd.; Aybay, Vatandaşlık Hukuku, 2.B., İstanbul 2006, s. 59 vd.;
Doğan, Türk Vatandaşlık Hukuku, 7.B., Ankara 2007, s. 27 vd.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
29TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
1. Herkes mutlaka bir vatandaşlığa sahip olmalıdır,
2. Herkesin sadece bir vatandaşlığı olmalıdır,
3. Herkes vatandaşlığını değiştirmekte serbest olmalıdır.
Özellikle “herkesin mutlaka bir vatandaşlığı olmalıdır” ilkesi, Avrupa
Vatandaşlık Sözleşmesi’nde de üzerinde durulan bir ilkedir ve vatan-
sızlığın önlenmesine yöneliktir. Anılan sözleşmenin 4. maddesinde bu
ilke, üç ayrı şekilde ifade edilmiştir:
1. Herkes vatandaşlık hakkına sahiptir,
2. Vatansızlık önlenmelidir,
3. Hiç kimse keyfi olarak vatandaşlığından mahrum bırakılmama-
lıdır.
Vatandaşlık kanunu hazırlayan bir kanun koyucunun öncelikle
vatansızlığa ve kişilerin keyfi olarak vatandaşlığını kaybetmesine yol
açacak kurallar koymaktan kaçınması gerekir. Aslında bu ilkelerin
vatandaşlığın sona ermesi noktasında bazı zorluklara yol açtığı görül-
mektedir. Vatandaşlığın sona ermesinde devletle kişinin menfaatleri
karşı karşıyadır ve vatandaşlık kanunuyla çatışan menfaatler arasında
bir denge sağlanmalıdır. Devlet, vatandaşlığını düzenleme konusunda
sahip olduğu yetkiye dayanarak hangi hallerde (vatandaşının iradesine
bağlı olarak veya bağlı olmaksızın) vatandaşlık bağının sona ereceğini
kendisi belirler. Kişi ise vatandaşlığını değiştirme konusunda kendisi-
nin bir tercih yapma imkânının olmasını ister. Bir yanda düzenleme
yapma yetkisine sahip devlet ile diğer yanda vatandaşlığı hakkında söz
sahibi olmak isteyen kişi bulunmaktadır. Kanun koyucu bu farklı men-
faatler arasında dengeyi sağlayacak hükümler getirmelidir. Bu noktada
kanun koyucuların başvuracağı ve vatandaşlığı kazanmada olduğu gibi
yerleşmiş olan vatandaşlığın sona ermesi müesseseleri bulunmamakta-
dır.
Bununla beraber, genellikle, devlet ile kişi arasında menfaat den-
gesini sağlamak üzere vatandaşlığın iki şekilde sona ermesi kabul edil-
mektedir: Vatandaşlığın kişinin iradesiyle sona ermesi ve vatandaşlığın
kişinin iradesi dışında sona ermesi, kanun koyucunun vatandaşlığın
iradi olarak sona ermesine ilişkin olarak koyduğu kurallar, vatandaşlı-
ğı değiştirme serbestîsine yönelik direktif ilkeye uygun olmakla birlikte
kişinin vatansız kalmasına yol açmamalıdır. Öte yandan, devlet kendi
varlığı açısından önemli gördüğü hallerde kişi ile arasındaki vatan-
Göğer, s. 118.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
30TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
daşlık bağını, kişinin iradesi dışında sona erdirmek isteyebilir. Kanun
koyucunun vatandaşlığın kişinin iradesi dışında sona ermesine ilişkin
olarak koyduğu kuralların, keyfi uygulamalara yol açmaması gerekir.
Bu nedenle, kanun koyucu tarafından vatandaşlığı sona erdiren haller
önceden açıkça belirlenmiş olmalı ve eğer idari makam kararıyla vatan-
daşlık sona erdiriliyorsa bu karara karşı yargı yolu açık bırakılmalıdır.
Vatandaşlığın irade dışı kayıp hallerinin cezai nitelik taşıyacak şekilde
düzenlenmesinden de kaçınılmalıdır.
9
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde hem devletin takdiriyle (m.
7) hem de kişinin iradesiyle (m. 8) vatandaşlığın sona erdirilmesinin
genel esasları düzenlenmiştir. Sözleşmede hangi hallerde devlet tara-
fından vatandaşlığın tek taraflı olarak sona erdirilebileceğine ilişkin
bir liste verilmiştir. Türkiye bu sözleşmeye taraf olmamakla beraber,
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun vatandaşlığı sona erdiren hükümleri
büyük ölçüde sözleşme ile uyumludur.
10
Sözleşmenin 7. maddesinde
sayılan ve vatandaşlığı kendiliğinden veya yetkili makam kararıyla
sona erdiren haller şunlardır:
1. Kendi isteği ile başka bir devlet vatandaşlığını kazanma,
11
2. Vatandaşlığın bazı hususları gizleyerek, hileli davranışlarla veya
yanlış bilgi vermek suretiyle kazanılmış olması,
12
3. Yabancı askeri kuvvetlerin gönüllü olarak hizmetinde bulun-
ma,
13
4. Devletin hayati çıkarlarına ciddi olarak zarar veren davranışlar-
da bulunma,
14
5. Devlet ile yurt dışında oturan vatandaşı arasında “gerçek bir ba-
ğın” yokluğu,
15
6. Çocuğun küçük olduğu dönemde, kanun yoluyla vatandaşlığın
kazanılmasına yol açan nedenlerin bulunmadığının anlaşılması,
16
9
Bkz. Explanatory report, m. 4, http://conventions.coe.int/Treaty/en/Reports/
Html/166.htm; Göğer, s. 118.
10
Bu konuda bkz. Tanrıbilir, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ve Türk Hukuku, MHB,
C. 22 (2002), s. 805 vd.
11
Bkz. TVK m. 25/a.
12
Bkz. TVK m. 24.
13
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda bu tür kaybettirme sebebi bulunmamaktadır. An-
cak bu husus, TVK m. 25/b ve c bentleri içinde bir durum olarak kabul edilebilir.
14
Bkz. TVK m. 26.
15
Bkz. TVK m. 25/f ve h.
16
TVK’da bu hale karşılık gelecek herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
31TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
7. Evlâtlık, kendisini evlât edinen yabancı ebeveynlerinin birisinin
veya her ikisinin vatandaşlığına sahipse veya kazanmışsa.
17
Sayılan sebepler tahdidi olup sözleşmeye taraf olan devletler bun-
ların dışında başka sona erme sebeplerine kanunlarında yer veremez-
ler (m. 7/1). Öte yandan sözleşmeye taraf olan devletlerin vatandaşlı-
ğın sona ermesini kişiyi vatansız bırakmayacak şekilde düzenlemeleri
gerekmektedir. Sözleşmeye göre vatansız bırakmayacak şekilde vatan-
daşlığın sona ermesini düzenleme mecburiyeti, vatandaşlığın bazı hu-
susların gizlenmesi veya hileli davranışlar yahut yanlış bilgi vermek
suretiyle kazanılması halinde bulunmamaktadır (m. 7/3).
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi, akit devletlerin kişilere vatansız
kalmamak şartıyla vatandaşlıktan çıkmalarına izin vermelerini öngör-
mektedir. Bununla beraber akit devletler bu hakkı sadece yurt dışında
mutaden oturan vatandaşlarına tanıyabilir (m. 8).
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ile uyumunu sağlama gerekçe-
siyle hazırlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nın ilgili hüküm-
lerinin bu açıdan ele alınması yerinde olacaktır.
III. TVK ve Tasarının Türk Vatandaşlığının
Kaybını Düzenleme Tarzı
A. TVK’da Kayıp
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun İkinci Bölümünde “Türk Vatan-
daşlığının Kaybı” başlığında başlıca üç yolla vatandaşlığın sona ermesi
düzenlenmiştir. Bu yollardan birincisi kanun yoluyla kayıp (m. 19),
ikincisi yetkili makam kararıyla kayıp (m. 20-26) ve üçüncüsü seçme
hakkıyla kayıptır (m. 27-28).
18
TVK’da vatandaşlığın kanun yoluyla kaybı başlığında yabancı
ile evlenen Türk kadınının eşinin vatandaşlığını evlenme nedeniyle
kazanması halinde terk beyanında bulanarak Türk vatandaşlığından
ayrılması düzenlenmektedir (m. 19). Bu halde, yabancı ile evlenme,
vatandaşlığın kanun gereği kendiliğinden kaybına yol açmadığı için
17
TVK’da Türk vatandaşı evlatlığın yabancı tarafından evlat edinmesi nedeniyle va-
tandaşlığının sona ermesi kabul edilmemiştir.
18
Vatandaşlığı kazanma yollarıyla paralelliği sağlama amacıyla yapılan bu ayırım,
haklı olarak eleştirilmektedir, Göğer, s. 121; Uluocak, s. 68-69; Nomer, s. 94; Doğan,
s. 98.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
32TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
burada bir tür iradi kayıp hali, seçme hakkıyla vatandaşlığın sona er-
mesi söz konusudur.
TVK’da vatandaşlığın yetkili makam kararıyla sona ermesi, hem
iradi hem de irade dışı kayıp hallerini içerecek şekilde ayrıntılı olarak
düzenlenmiştir. Vatandaşlıktan “çıkma” (m. 20-23), iradi bir kayıp hali
iken, “vatandaşlığa alınmanın iptali” (m. 24), “kaybettirme” (m. 25) ve “çı-
karma” (m.26) halleri kişinin iradesi dışında vatandaşlığının kaybına
neden olmaktadır. TVK, kaybettirme ve çıkarma yollarını, “vatana bağ-
lılıkla bağdaşmayan eylemler” başlığı altında hükme bağlamıştır.
19
Çıkma, herkesin vatandaşlığını değiştirmede serbest olmasına
dair ilkenin sonucu olarak kabul edilmektedir. Çıkma, kanunda be-
lirtilen şartların varlığı halinde ilgilinin vatandaşlıktan çıkma talebin-
de bulunması ve yetkili makamın izniyle gerçekleşen bir vatandaşlığı
kayıp halidir. TVK’nın çıkmanın şartlarını ve sonuçlarını düzenleyen
hükümleri muhtelif tarihlerde değiştirilerek ihtiyaçlara uygun hale ge-
tirilmeye çalışılmıştır.
20
Yetkili makam kararıyla vatandaşlığa alınma kararı, ilgilinin yalan
beyanı veya önemli hususları gizlemesi sonucunda verilmiş ve bu ka-
rarın verilmesinden itibaren beş yıl geçmemiş ise, vatandaşlığa alınma
kararı Bakanlar Kurulu’nca iptal edilir (m. 24). Buna karşılık ilgilinin
izin almaksızın yabancı bir devlet vatandaşlığını kendi isteğiyle ka-
zanması, yabancı bir devletin hizmetinde bulunması, askerlikle ilgili
yükümlülük ve görevlerini yerine getirmemesi ve Türkiye ile ilgi bağ-
lılığın zayıflaması hallerinden birinin mevcudiyeti halinde vatandaş-
lığın kaybettirilmesine Bakanlar Kurulu’nca karar verilebilir (m. 25).
Eğer ilgili, Türkiye’nin iç ve dış güvenliğiyle iktisadi ve mali güven-
liği aleyhine faaliyette bulunmuş ve yurt dışına kaçmış, bu nedenle
de hakkında takibat veya yargılama yapılması mümkün olamıyor ve
yapılan çağrıya rağmen ülkeye dönmüyorsa hakkında Bakanlar Kuru-
lunca çıkarma kararı verilebilir (m. 26). Vatandaşlığa alınmanın iptali,
kaybettirme ve çıkarmada vatandaşlığın kaybı, kişinin iradesi dışında
yetkili makam kararıyla gerçekleşmektedir. Bu nedenle TVK’da irade
19
Türk hukukunda vatandaşlığın kaybına ilişkin tarihi gelişim için bkz. Göğer, s. 119
vd.; Berki, “Türk Hukukunda Tabiiyetin Ziyaı, (Tabiiyetin Zıyaı)”, AHFD, C. 10
(1953), S. 1-4, s. 433 vd.
20
2383 sayılı kanun (RG, 17.2.1981-17254), 4112 sayılı kanun (RG, 12.6.1995-22311),
4866 sayılı kanun (RG, 12.06.2003-25136).
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
33TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
dışı kayıp halleri açık ve keyfiliğe yol açmayacak şekilde düzenlen-
miştir.
Seçme hakkıyla kayıp ise kanunda belirtilen kişilerin süresi içinde
vatandaşlığı terk beyanında bulunmasıyla gerçekleşir. TVK, iki gru-
ba, kanunda belirtilen küçüklere (m. 27) ve evlenme yoluyla Türk va-
tandaşlığını kazanan kadına (m. 28) seçme hakkını kullanarak Türk
vatandaşlığından ayrılma hakkını tanımıştır. Böylece, “kimseye zorla
vatandaşlık yüklenememesi ve herkesin vatandaşlığını değiştirmede serbest
olması” ilkesiyle “herkesin sadece bir vatandaşlığı olmalıdır” ilkesine ce-
vap verilmiştir.
B. Tasarıda Kayıp
Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’na göre vatandaşlığın kaybı
başlıca iki yolla gerçekleşmektedir (m. 23); Türk vatandaşlığı ya yet-
kili makam kararıyla ya da seçme hakkının kullanılmasıyla kaybedi-
lir. Tasarının 24. maddesine göre yetkili makam kararıyla vatandaş-
lığın kaybı, çıkma, kaybettirme veya vatandaşlığa alınmanın iptali ile
gerçekleşir. Görüldüğü üzere, tasarının vatandaşlığın kaybına ilişkin
düzenlemesi, TVK’nın düzenlemesinden farklıdır. TVK ile tasarının
vatandaşlığı kazanmayı düzenleme tarzları ve hükümlerin muhtevası
göz önünde bulundurulduğunda, bu bölümde gerçekten de oldukça
fazla değişikliğe gidilmiştir.
1. Yabancı ile evlenen kadına tanınan vatandaşlıktan ayrılma imkâ-
nına tasarıda yer verilmemiştir. Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının
kazanılmasında cinsiyet ayırımı kaldırıldıktan sonra, sadece kadına bu
yolla vatandaşlıktan ayrılma imkânının verilmesinin isabeti tartışılabi-
lirdi. Tasarının anılan hükme yer vermemesi yerinde olmuştur.
2. Vatandaşlıktan çıkmaya ilişkin hükümlerde kısmen kısaltma ve
bazı değişikliklere başvurulmuştur (m. 25–28). Çıkmanın şartları, usu-
lü ve sonuçlarında yapılan değişikliklere aşağıda değinilecektir.
3. Vatandaşlığın kaybettirilmesi yolunda önemli değişiklikler ya-
pılmıştır. Kaybettirme kararının verilmesine neden olabilecek sebepler
TVK’da sekiz bentte sayılmış iken tasarıda bu sayı üçe indirilmiştir. Üs-
telik bu sebeplerden sadece ikisi mevcut kanunda yer almakta, üçün-
cüsü tasarıyla getirilmektedir. Bu düzenlemenin isabeti tartışılabilir.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
34TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
4. Vatandaşlığa alınmanın iptaline ilişkin düzenlemede de gerek
şartlar gerek ifade ve gerekse kararın sonuçları bakımından mevcut
düzenlemeden farlılıklar bulunmaktadır.
5. Tasarıda seçme hakkı sadece küçükler yönünden düzenlenmiş-
tir. Tasarıda, TVK’da yer alan evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını
kazanan kadının seçme hakkıyla vatandaşlıktan ayrılma imkânına yer
verilmemiştir. Tasarının bu düzenlemesi yerinde olmuştur.
6. Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenmiş
bulunan “çıkarma” suretiyle vatandaşlığın sona erdirilmesi yolu, tasa-
rıya konulmamıştır. Çıkarma müessesesine yer verilmemesi yerinde
olmuştur.
Bununla beraber, tasarının tümüne hâkim olan ifade ve teknik
kavramların kullanımında zafiyet ile sistematik problemi “kayıp” bölü-
münde de kendini hissettirmektedir. Bu konuya ilişkin olarak sadece
madde başlıklarıyla ilgili iki örnek vermek mümkündür.
Tasarıda hemen dikkati çeken ilk problem, seçme hakkına ilişkin-
dir. Seçme hakkıyla vatandaşlığın kaybına ilişkin tasarı hükümleri ise
metnin içine adeta saklanmıştır. Tasarının 23. maddesinde Türk va-
tandaşlığının kaybına yol açan başlıca iki yoldan bahsedilmektedir.
Kanunun yazılış tekniği itibariyle sonraki maddelerin başlıklarında bu
iki yolun adının zikredilmesi gerekir. Nitekim tasarının 24. maddesi-
nin başlığı ana kayıp hallerinden birincisi olan, “yetkili makam kararı ile
kayıp”tır. Anılan maddeyi takip eden 25 ila 33. maddelerde bu ana ka-
yıp halinin türleri ve sonuçları düzenlenmiştir. Mantıken 34. maddenin
başlığının “seçme hakkının kullanılması” ifadesini taşıması gerekirken
“Türk vatandaşlığını kazanmış olan çocuklar” ifadesi kullanılmıştır. Mad-
denin seçme hakkıyla ilgili olduğu ancak ikinci fıkrasından anlaşılabil-
mektedir. Tasarının İçişleri Komisyon’unda incelendikten sonra başlık
“Türk vatandaşlığının seçme hakkı ile kaybı” olarak değiştirilmiştir.
Tasarıda dikkati çeken bir diğer problem de, her vatandaşlığı kayıp
halinin sonuçlarını düzenleyen maddelerin başlıklarıdır. Tasarının,
27. maddesinde “Türk vatandaşlığından çıkmanın geçerliliği ve sonuç-
ları”
30. maddesinde “Türk vatandaşlığının kaybettirilmesinin geçerliliği ve
sonuçları”
32. maddesinde “İptal kararının geçerliliği ve sonuçları”
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
35TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
35. maddesinde “Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığını kaybetmenin ge-
çerliliği ve sonuçları”
ifadeleri yer almaktadır. Anılan dört hükümden, vatandaşlığı sona
erdiren bu tür kararların geçerliliğine ilişkin herhangi bir düzenleme
yapıldığı sonucu çıkarılmamalıdır. Zira her dört maddede geçerlilik
başlığına, sadece söz konusu kararların hangi andan itibaren hüküm
doğuracağını belirleyen cümleler girmektedir. Vatandaşlığı sona er-
diren kararlar, birer idari işlemdir. İdari işlemlerin geçerli bir şekilde
meydana gelebilmesi için yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarını
taşımaları gerekir.
21
Bu unsurların içerisinde, “işlemin hangi anda hüküm-
lerini doğuracağı” gibi bir unsur bulunmamaktadır.
22
Dolayısıyla madde
başlıklarının değiştirilmesi yerinde olacaktır. Örneğin, her dört madde-
nin başlığı da “kayıp anı, eş ve çocuklara etkisi” olarak değiştirilebilir.
IV. Tasarıya Göre Türk Vatandaşlığının
Kaybına Yol Açan Haller
Tasarıda, yetkili makam kararıyla vatandaşlığın kaybı TVK’nın
üçlü ayırımından farklı olarak düzenlenmiştir. Tasarının 23. maddesin-
de vatandaşlığın yetkili makam kararıyla ve seçme hakkının kullanıl-
masıyla yoluyla kaybedilebileceği belirtilmektedir. Vatandaşlığı sona
erdiren bu hallerin bir kısmı ilgilinin iradesine bağlı olarak gerçekle-
şirken bir kısmı da ilgilinin iradesi dışında gerçekleşmektedir. Bu baş-
lık altında tasarının vatandaşlığın kaybına yol açan halleri düzenleyen
hükümleri TVK ve Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ile karşılaştırılarak
ele alınacak ve yeri geldiğinde diğer devletlerin hukuk düzenlerindeki
konuya ilişkin hükümlerinden örnekler verilecektir.
A. Yetkili Makam Kararıyla Vatandaşlığın Kaybı
Tasarıda yetkili makam kararıyla vatandaşlığın kaybının üç yolla
sona ermesi söz konusudur (m. 24): Çıkma, kaybettirme ve vatandaş-
lığın iptali.
23
21
Bkz. Günday, İdare Hukuku, 9. B., Ankara 2004, s. 123-148.
22
Ayrıca bu ifade, anlam açısından da yeterli değildir. Zira Türk vatandaşlığından
çıkmanın geçerliliği, Türk vatandaşlığının kaybettirilmesinin geçerliliği, iptal ka-
rarının geçerliliği ve seçme hakkı ile Türk vatandaşlığını kaybetmenin geçerliliği
ifadelerinin hukukiliği tartışılabilir.
23
“Vatandaşlığın iptali” ifadesi yerine “vatandaşlığa alınmanın iptali” ifadesinin ter-
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
36TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
1. Çıkma
Herkes vatandaşlığını değiştirmede serbest olmalı ve herkesin sa-
dece bir vatandaşlığı olmalıdır, ilkelerini gerçekleştirmek üzere vatan-
daşlık kanunlarınca fertlere “çıkma” yoluyla vatandaşlıktan ayrılma
imkânı tanınmaktadır. Çıkma, ilginin iradesi ve yetkili makamın ka-
rarıyla gerçekleşen bir kayıp halidir. Bu halde kişi, kanunda belirtilen
şartları yerine getirmişse vatandaşlıktan çıkmayı talep edebilir, yetkili
makamda bu şartların yerine geldiğini tespit eder ve çıkmayı uygun
görürse, çıkma iznini verir. Çıkmada önemli olan vatandaşlıktan ayrıl-
mak isteyen kişinin vatansız kalmamasıdır. Dolayısıyla kişilere vatan-
daşlığını değiştirme serbestisi, vatansız kalmama şartıyla tanınmıştır.
TVK’nın çıkma ile ilgili hükümleri değişik tarihlerde değişikliğe
uğramıştır. TVK’nın çıkmaya ilişkin hükümleri aynı zamanda Türk
vatandaşlığını muhafaza ederek yabancı devlet vatandaşlığını kazan-
ma iznini de düzenlemektedir (m. 22/III). TVK’nın yapısı gereği önce
çıkmanın şartları, sonra müracaat makamı, çıkma izin belgeleri ve son
olarak da çıkmanın hükmü ele alınmış, çıkmanın kişi ile eş ve çocukla-
rı bakımından sonuçları kanunun “kaybın sonuçları” başlığı altında üç
ayrı hükümle düzenlenmiştir (m. 29, 31 ve 32).
Tasarıda çıkma, esas itibariyle, TVK’ya benzer şekilde ele alınmış-
tır: Öncelikle çıkmanın şartları, sonra çıkma belgeleri, Türk vatandaş-
lığından çıkmanın geçerliliği ve sonuçları ile çıkma izni alarak vatan-
daşlıktan çıkan kişilere tanınan haklar gelmektedir. Ancak tasarıda
çok vatandaşlık, “çeşitli hükümler” başlığı altına alınmıştır.
a. Çıkmanın Şartları
TVK’da olduğu gibi tasarıda da çıkma izninin İçişleri Bakanlığınca
verileceği öngörülmüştür. Bakanlık, çıkmak için izin isteyen kişilere
kanundaki şartları taşımaları halinde çıkma izni verebilir. Çıkma izni
verme konusunda idareye bir takdir yetkisi tanınmıştır.
24
Çıkma izni
için aranılan şartlar büyük ölçüde TVK’nın 20. maddesinde sayılan
şartlarla benzerlik göstermektedir. Tasarıda çıkma izni için aranılan
şartlar şunlardır:
cih edilmesi yerinde olur.
24
4866 sayılı kanunla TVK’da yapılan değişiklikte bu husus, ilk olarak, açıkça belirtil-
miştir.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
37TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
aa. Ergin ve Ayırt Etme Gücüne Sahip Olmak
Bu şartın, değiştirilmeyen tek şart olduğunu söylemek yanlış ol-
maz.
bb. Yabancı Bir Devlet Vatandaşlığını Kazanmış Olmak veya
Kazanacağına İlişkin İnandırıcı Belirtiler Bulunmak
TVK’nın orijinal metninde bu şart, “İradesi dışında herhangi bir se-
beple başka bir devlet vatandaşı olmak veya başka bir devlet vatandaşlığını
kazanacağı hakkında inandırıcı belirtiler bulunmak” şeklinde ifade edil-
miştir. TVK’nın 20. maddesi, 2383 sayılı kanun ile değiştirilmiş ve
mevcut hale getirilmiştir: “Herhangi bir nedenle yabancı bir devlet vatan-
daşlığını kazanmış olmak veya başka bir devlet vatandaşlığını kazanacağına
ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak”. Tasarıda ise ilgilinin yabancı dev-
let vatandaşlığının kazanılması şekline değinmeksizin onun vatansız
kalmasını önleyecek her halin çıkma talebi için yeterli olduğu bir ifade
tercih edilmiştir.
cc. Herhangi Bir Suç veya Askerlik Hizmeti Nedeniyle
Aranan Kişilerden Olmamak
Çıkmanın bu şartı iki farklı hususu içermektedir. Bunlardan birisi,
çıkmak isteyen kişinin herhangi bir suç nedeniyle aranan kişilerden
olmaması şartıdır. Anılan şart, 4866 sayılı kanunla yapılan değişiklik
sonrasında TVK’ya girmiştir.
25
Diğer şart, askerlik ile ilgilidir. TVK’nın
4112 sayılı kanunla yürürlükten kalkan metninde,
26
muvazzaf askerlik
hizmetini yapmış olmak veya yapmış sayılmak şartı aranmakta idi.
27
Tasarı askerlik hizmetinin ifasını yeniden vatandaşlıktan çıkmanın bir
şartı haline getirmektedir.
25
TVK’nın 20. maddesinin c bendi şu hükmü ihtiva etmektedir: “Herhangi bir suç
nedeniyle aranmakta olan kişilerden olmamak”
26
TVK’nın 4112 sayılı kanunla yürürlükten kalkan metni aşağıdadır:
“b)
Muvazzaf askerlik hizmetini yapmış olmak veya yapmış sayılmak.
Muvazzaf
askerlik hizmetini yapmış olmak kaydından istisnası zarurî görülenler
hakkında Milli Savunma Bakanlığı’nca izin verilmesi mümkündür. Ancak bu şekil-
de Türk vatandaşlığından çıkan şahıs yeniden vatandaşlığa alındığı takdirde asker-
lik hizmetini yapmakla ödevlidir.”
27
Bkz. TVK Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, m. 32.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
38TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
çç. Hakkında Herhangi Bir Mali ve Cezai Tahdit Bulunmamak
Bu şart aynen, 4866 sayılı kanunla değişik TVK’nın 20. maddesinin
d bendinden alınmıştır. Tasarının 25. maddesinin gerekçesinde, her-
hangi bir suç nedeniyle arananlar ile mali ve cezai tahdidi bulunan-
lara, devletin bu kişiler üzerindeki tasarrufunun ortadan kalkmaması
için çıkma izni verilmeyeceği belirtilmiştir.
28
b. Çıkma İzin Belgesi ve Çıkma Belgesi
TVK’nın 22. maddesine benzer şekilde, tasarıda da iki tür belge-
den söz edilmektedir. Tasarının 26. maddesinde, yabancı bir devlet va-
tandaşlığını kazanmak üzere Türk vatandaşlığından çıkmak için izin
isteyenlerden talepleri uygun görülenlere Bakanlıkça, Türk vatandaş-
lığından çıkma izin belgesi; verilen izin sonucunda veya önceden ya-
bancı bir devlet vatandaşlığını kazandığını belgeleyenlere ise Türk va-
tandaşlığından çıkma belgesi verileceği belirtilmiştir. TVK’dan farklı
olarak, anılan maddede çıkma izin belgesinin karar tarihinden itibaren
iki yıl süreyle geçerli olduğu ve süresi içinde yabancı devlet vatandaş-
lığı kazanılamaması halinde belgenin geçerliliğini yitireceği de hükme
bağlanmıştır. Zira TVK’nın 22. maddesinin dördüncü fıkrasında çık-
ma izin belgesinin süresi üç yıl olarak belirlenmiş ve ilgiliye süre so-
nunda yetkili makamı bilgilendirme yükümlülüğü getirilmiştir. Eğer
ilgili bu süre içerisinde yetkili makamı bilgilendirme yükümlülüğünü
yerine getirmezse vatandaşlığını kaybedip kaybetmediğine Bakanlar
Kurulu’nca karar verilecektir (m. 23). Görüldüğü üzere TVK sistemi
içinde kişinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi, va-
tansız kalıp kalmayacağı dikkate alınmadan vatandaşlığı kayıp sebebi
olarak düzenlenmiştir. Tasarının sadece izin belgesinin geçersiz hale
geleceğine ilişkin düzenlemesi yerinde olmuştur.
Çıkma izin belgesi ile çıkma belgesi konusunda 25 ve 26. maddeler
birlikte değerlendirildiğinde bir husus dikkati çekmektedir. Tasarının
25. maddesinde, Türk vatandaşlığından çıkmak isteyenlere maddede
sayılan şartların mevcudiyeti halinde Bakanlıkça “çıkma izninin” veril-
mesi hususu düzenlenmektedir. Sayılan şartlardan birisi de ilgilinin
28
Madde gerekçesi, kişinin çıkma belgesi verilinceye kadar Türk vatandaşı olduğu
hususunun gözardı edilmesi nedeniyle eleştirilmektedir. Bkz. Doğan, s. 107, dpn.
138.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
39TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
hâlihazırda yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmasıdır. Eğer
kişi yabancı devlet vatandaşlığını kazanmışsa artık çıkma izni alması-
na yer olmasa gerektir. Nitekim 26. maddede bu durumdaki kişilere
“çıkma belgesinin” verileceği hükme bağlanmıştır. TVK’nın 20 ve 22.
maddelerinde de aynı ifadeler mevcuttur. Kanaatimizce tasarının 25.
maddesini her iki durumu kapsayacak şekilde düzenlemek yerinde
olacaktır:
“(1) Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şart-
ları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni veya çıkma belgesi verilebilir.”
TVK’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bir başka izin belgesi-
ne yer verilmiştir. 2383 sayılı kanun ile yapılan değişiklik neticesinde
maddeye eklenen bu fıkra, Türk vatandaşlığını muhafaza ederek baş-
ka bir devlet vatandaşlığını kazanma iznini düzenlemektedir. Tasarıda
bu husus düzenlenmemiş olmakla beraber, Altıncı Bölümde “yabancı
bir devlet vatandaşlığını kazanma” başlığını taşıyan 44 (45). maddede
herhangi bir nedenle yabancı devlet vatandaşlığını kazandığını yet-
kili makama bildirenlerin durumunun nüfus aile kütüğüne işleneceği
belirtilmiştir. Dolayısıyla Türk vatandaşlarının yetkili makamdan izin
almaksızın yabancı devlet vatandaşlığını kazanmalarının önü açıl-
maktadır. İtalyan VK, bir İtalyan vatandaşının başka bir devlet vatan-
daşlığını kazandığı takdirde bunu yetkili makama bildirme yükümlü-
lüğü getirmekte ve bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlerin de para
cezasıyla cezalandırılmalarını hükme bağlamaktadır (m. 24/3). Çok
vatandaşlığa sınırlı hallerde izin veren Alman VK, bu hallerin dışında
yabancı devlet vatandaşlığının kazanılmış olmasını vatandaşlığın kay-
bı sebebi olarak kabul etmektedir (m. 17, 25).
c. Çıkmanın Sonuçları
Tasarıda vatandaşlıktan çıkmanın sonuçları iki ayrı maddede dü-
zenlenmektedir. Tasarının 27. maddesinde vatandaşlığı kayıp anı ve
çıkmanın eş ve çocuklara etkisi, 28. maddede ise izinle vatandaşlıktan
çıkanlara tanınan haklar yer almaktadır. 28. maddenin düzenlediği
hususların 27. maddenin ilk fıkrasına eklenmesinin daha isabetli ola-
cağı düşünülmektedir.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
40TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
aa. İlgili Bakımından Sonuçlar
1. Çıkma belgesinin verilmesiyle kişi Türk vatandaşlığını kaybe-
der, yabancı statüsüne geçer (m. 27/1).
2. Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk
vatandaşlığını kaybedenler ve kendileri ile birlikte işlem gören çocuk-
ları; milli güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü, seçme ve seçilme,
kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hak-
ları dışında, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak
ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olmak
şartıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya
devam ederler (m. 28). Bu hüküm, büyük ölçüde 4886 sayılı kanunla
değişik TVK’nın 29. maddesinin ikinci cümlesinin tekrarıdır.
3. Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin
milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali
bulunmamak kaydıyla yeniden vatandaşlığa alınma yolundan yarar-
lanmaları mümkündür (m. 13).
bb. Eş Bakımından Sonuçlar
TVK’nın 31. maddesine göre vatandaşlıktan çıkma, diğer eşin Türk
vatandaşlığına tesir etmez. Tasarıda da aynı sonuç kabul edilmiştir (m.
27/2).
cc. Çocuklar Bakımından Sonuçlar
TVK’nın 32. maddesine göre, Türk vatandaşlığından çıkan baba
veya ananın küçük çocukları kanunda belirtilen hallerden birinin var-
lığı halinde ebeveynlerine bağlı olarak vatandaşlıklarını kaybederler.
Tasarının 27. maddesinin 2-4. fıkralarında çocuklar bakımından çık-
manın sonuçları düzenlenmiştir. Tasarıya göre ana veya babaya bağlı
olarak vatandaşlığın kaybı, vatandaşlığını kaybeden ana ya da baba-
nın talebinin bulunması ve diğer eşin de muvafakat etmesi halinde söz
konusudur. Görüldüğü üzere tasarı, TVK’da yer alan alternatif şartla-
ra yer vermemiştir. Ayrıca çocukların vatandaşlığını kaybetmelerini
ana veya babalarının talebi şartına bağlamıştır. hükümet tasarısının 27.
maddesi, Meclis İçişleri Komisyonu’nda değişikliğe uğramış ve “(3)
Çocuk on beş yaşından büyük ise, ana ya da babaya bağlı olarak vatandaşlığın
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
41TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
kaybı çocuğun yazılı muvafakatine bağlıdır.” hükmü madde metninden
çıkarılmıştır. Tasarının 27/3. hükmünün çıkarılış nedeni olarak, “ge-
nel kabul gören yaşın 18 yaş olması” olarak gösterilmiştir.
29
Öte yandan,
bir husus dikkati çekmektedir; TVK’da “küçükler” tabiri kullanılırken
tasarıda “çocuklar” tabiri kullanılmıştır. Çocuğun tanımı ise tasarıda
bulunmamaktadır. Bu nedenle ya tasarının tanımlar başlıklı 3. mad-
desine çocuk tanımı eklenmelidir ya da bu tabir yerine küçük ifadesi
kullanılmaya devam edilmelidir.
2. Kaybettirme
Kaybettirme yoluyla vatandaşlığın sona ermesi, kanunda belirti-
len hallerde yetkili makamın kararı ile fakat ilgilinin talebi olmaksı-
zın gerçekleşir. Bu konuda hazırlanan Tabloda kaybettirme sebepleri
karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Türk hukukuna “kaybettirme” tabiri
403 sayılı TVK ile girmiştir. 1869 (1284) yılında kabul edilen Tabiiyet-
î Osmaniye Kanunnamesi’nin (TOK)
30
6. maddesinde izin almaksızın
yabancı devlet vatandaşlığının kazanılmasının “ıskat” sebebi olduğu
hükme bağlanmıştır.
31
1916 yılında TOK’nın 6. maddesine ilave edilen
hükümlerle ıskat sebepleri genişletilmiştir. Yabancı devletin askerlik
dışında kendi rızasıyla hizmetinde bulunma ve Osmanlı Devleti’ne
karşı askerlikle ilgili yükümlülüklerini
32
yerine getirmeme halleri de
ıskat sebebi sayılmıştır.
1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun
33
9 ve 10. maddelerin-
de bu sebepler aynen yer almıştır. Aynı kanunun 11. maddesinde de
müktesep vatandaşlığın ıskatına yol açan sebep düzenlenmiştir. Buna
göre devletin iç ve dış güvenliği aleyhine faaliyette bulunma ve asker-
29
Kendi görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip olan bir çocuğun kendisi ile ilgili hu-
suslarda görüşünü bildirebilmesi kabul edilmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde
bu husus ifade edilmiştir. TVK’daki hükümler bu sözleşmeye nazaran daha geniş
bir alanda çocuklara görüş bildirme olanağı sağlamaktadır.
30
Metin için bkz. Unat, Türk Vatandaşlık Hukuku (Metinler-Mahkeme Kararları), Ankara
1966, s. 8-10.
31
Bu durum, TOK’nın çıkarılış nedenidir ve kanunun başında bu hususa işaret edil-
miştir. Bkz. Unat, s. 8.
32
TOK’ya eklenen askerlikle ilgili ıskat sebepleri şunlardır: mecburi askerlik görevin-
den kaçma, kıtasına katıldıktan sonra kaçma ile yurt dışında bulunan silahlı kuv-
vetler mensuplarının geri dönmemeleri. Bu sebepler 403 sayılı TVK m. 25/ç, d ve e
bentlerinde kaybettirme sebebi olarak kabul edilmiştir.
33
Metin için bkz. Unat, s. 111 vd.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
42TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
lik ile ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde müktesep
tabiiyetlilerin vatandaşlığı ıskat olunabilir. 1312 sayılı TVK’ya göre va-
tandaşlıktan ıskat edilenlerin ülkeye girişi yasaktır, ülkede bulunanlar
sınır dışı edilirler ve Türkiye’deki malları tasfiye olunur (m. 12).
403 sayılı TVK ise “vatandaşlığın ıskatı” tabiri kullanılmamış; onun
yerine “vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemler” başlığı altında “kaybet-
tirme” ve “çıkarma” isimli vatandaşlığı sona erdiren iki yol öngörül-
müştür. Kaybettirme sebepleri büyük ölçüde 1312 sayılı TVK’nın 9-10.
maddelerinde sayılan sebeplerdir. Müktesep tabiiyetliler için uygula-
nan ıskat ise biraz şekil değiştirilerek çıkarma olarak düzenlenmiştir.
34
403 sayılı TVK’ya göre vatandaşlıktan çıkarılanlar, hiçbir şekilde ye-
niden vatandaşlığa alınamazlar, Türkiye’ye yeniden girişleri izinle ve
kısa süreli olarak mümkün olabilir ve bu kişilerin Türkiye’deki malları
tasfiye olunur.
Tasarıda, ne ıskat ne de vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemler
tabirlerine yer verilmiştir. Tasarıda sadece vatandaşlığın kaybettiril-
mesi yolu düzenlenmiş ve kaybettirme kararına yol açan haller olduk-
ça sınırlandırılmıştır. Daha önce de belirtildiği üzere, tasarıda çıkarma
müessesesine yer verilmemiştir.
a. Kaybettirme Nedenleri
aa. Türk Vatandaşlığı Kanununda Yer Alan
Kaybettirme Nedenleri
TVK ile tasarının vatandaşlığı kaybettirme nedenleri birbirinden
farklıdır. TVK’da kaybettirme sebepleri 25. maddede sekiz bent halin-
de sayılmıştır. Kanunda sayılan kaybettirme sebeplerini konuları bakı-
mından dört grupta toplamak mümkündür:
35
1. İzin almaksızın kendi isteği ile yabancı bir devlet vatandaşlığını
kazanmak
34
Bkz. Berki, Esaslar, s. 315. TVK’daki kaybettirmenin teknik anlamda ıskat olmadığı
kabul edilmektedir. Öte yandan, anayasanın 66. maddesine göre hiç kimse vatana
bağlılıkla bağdaşmayan eylemlerde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz. An-
cak TVK’da bu başlık altında kaybettirme yolu da düzenlenmiştir. Eleştiri için bkz.
Göğer, s. 148.
35
Ayrıntılı bilgi için bkz. Uluocak, 89 vd.; Nomer, 121 vd.; Doğan, s. 131 vd.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
43TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’ne göre kendi isteği ile başka bir
devlet vatandaşlığını kazanma, vatandaşlığın sona erdirilmesi sebep-
leri arasındadır. Türk hukukunda vatandaşlıkla ilgili bütün düzenle-
melerde bu kayıp hali bulunmaktadır. Kendi isteğiyle yabancı devlet
vatandaşlığını kazanmanın, geleneksel vatandaşlığı kayıp sebebi ola-
rak kabul edildiğini söylemek yanlış olmaz. 403 sayılı TVK’da anılan
sebebe dayanılarak kaybettirme kararının verilebilmesi için bir şart
daha aranmaktadır: “izin almaksızın” yabancı devlet vatandaşlığının
kazanılmış olması (m. 25/a). TVK’nın 25. maddesi ile ilgili uygulama
incelendiğinde (a) bendinin çok fazla kullanıldığı, bu bende dayanıla-
rak birçok kaybettirme kararı verildiği gözlenmektedir.
2. Yabancı bir devletin hizmetinde bulunma
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’ne göre yabancı askeri kuvvetlerin
gönüllü olarak hizmetinde bulunma, vatandaşlığın sona erdirilmesi se-
beplerinden birisidir. Türk hukukunda yabancı devlete hizmet, sadece
askerlikle sınırlandırılmamıştır; bu hizmet resmi, özel, askeri veya sivil
her türlü hizmet olabilir (m. 25/b, c). Yabancı bir devletin hizmetinde
bulunma nedeniyle vatandaşlığın kaybı, TOK ve 1312 sayılı TVK’da
da öngörülmüştür. Bunun için, Türkiye’nin savaş halinde bulunduğu
veya savaşın söz konusu olmadığı halde ilgilinin Türkiye’nin menfaat-
lerine uymayacak şekilde yabancı bir devletin hizmetinde bulunması
gerekir.
36
Benzer nedenin muhtelif devletlerin vatandaşlık kanunların-
da da yer aldığı görülmektedir. Bu kanunlara örnek olarak Avusturya
(m.33) ve Yunanistan (m. 14) vatandaşlık kanunları gösterilebilir.
3. Askerlikle ilgili kaybettirme sebepleri
Askerlik yükümlülüğü ile vatandaşlık ilişkisi zamana ve yere göre
değişmekle beraber, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde askerliğin,
sadece yabancı askeri kuvvetlerin gönüllü olarak hizmetinde bulunul-
ması durumunda vatandaşlığın kaybına neden olacağı hükme bağlan-
mıştır. Ancak Türk hukukunda askerlik nedeniyle vatandaşlığın kaybı
36
TVK’nın 25. maddesinin b ve c bentleri şu şekilde tanzim edilmiştir:
“b.
Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizme-
tinde bulunup da hükümetçe, bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında elçilik
veya konsolosluklarımız, yurt içinde ise mahalli mülki amirleri tarafından bildiril-
mesine rağmen üç aydan az olmamak üzere verilecek münasip bir süre içerisinde
kendi istekleri ile bırakmayanlar”,
“c.
Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetinde kendi istek-
leriyle hükümetin izni olmaksızın çalışmaya devam edenler.”
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
44TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
daha geniş olarak düzenlenmiştir (m. 25/ ç, d, e).
37
İlgilinin askerlikle
ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi, askerlikten veya askerlik
görevinden kaçması vatandaşlığının kaybettirilmesine yol açabilir. As-
kerlik yükümlülüğü ile vatandaşlık arasında bu kadar fazla ilişki ku-
rulmasının yerinde olup olmadığı hususu tartışılabilir.
38
Muhtelif va-
tandaşlık kanunları gözden geçirildiğinde, Türk hukuku kadar geniş
kapsamda askerlik yükümlülüğünün vatandaşlığa etkisine yer veren
başka bir sisteme rastlanılmamaktadır. Vatandaşlık kanunlarından ba-
zıları askerlikle ilgili herhangi bir hüküm ihtiva etmezlerken (örneğin,
İtalyan VK), bir kısmı yabancı silahlı kuvvetlerin hizmetinde bulun-
mayı (örneğin, Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, ABD VK’ları)
kayıp sebebi olarak düzenlemişlerdir.
4. Ülke ile ilgi ve bağlılığın zayıflaması (m. 25/f, h)
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde devlet ile yurt dışında oturan
vatandaşı arasında “gerçek bir bağın” bulunmadığı tespit edilirse vatan-
daşlık bağı sona erdirilebilir. TVK, önce yetkili makam kararıyla Türk
vatandaşlığını kazananların en az yedi yıl yurt dışında yaşamaları ve
Türkiye ile ilgi ve bağlılıklarını sürdürecek hiçbir temas ve işlemde bu-
lunmamaları halini kaybettirme nedeni olarak düzenlemiştir (m. 25/f).
Daha sonra 2383 sayılı kanunla 25. maddeye eklenen (h) bendiyle her-
hangi bir yolla yabancı devlet vatandaşlığını kazananlar için de aynı
sebebe dayanılarak kaybettirme kararının verilebilmesi kabul edilmiş-
tir. TVK’nın uzun süre yurt dışında oturma ve ülke ile ilgi ve bağlılığın
zayıflaması nedeniyle vatandaşlığın sona erdirilmesini öngören hük-
müne başka devletlerin vatandaşlık kanunlarında da rastlanılmaktadır.
Bu kanunların bir kısmı yurt dışında doğan ve hiç ülkeye gelmeyen
kişilerin vatandaşlığının sona ereceğini hükme bağlamaktadırlar.
39
37
TVK’nın askerlikle ilgili kaybettirme sebepleri şunlardır:
“ç.
Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak veya Türkiye’de
savaş ilanı üzerine, yurt dışında bulunup da, yurt savunmasına katılmak için yet-
kili kılınmış makamlar tarafından usulen yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay
içinde icabet etmeyenler.
“d.
Sevk sırasında veya kıtalarına katıldıktan sonra yurt dışına kaçıp da kanuni süre
içinde geri dönmeyenler.
“e.
Silahlı Kuvvetler mensupları ile askerlik görevini yapmakta olanlardan görev,
izin hava değişimi veya tedavi için yurt dışında bulunup da süresi bittiği halde
mazeretsiz olarak üç ay içinde geri dönmeyenler,”
38
Bkz. Göğer, s. 150.
39
Bu konuda bkz. Danimarka VK m. 8, İsviçre VK m. 10, Finlandiya VK m. 34, Kana-
da VK m. 8, Azerbaycan VK m. 17, İsveç VK m. 14, Yunan VK m. 20, Ermenistan VK
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
45TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
TVK’nın 25. maddesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararları incelen-
diğinde anılan maddede yer alan yedi nedenin kullanım sıklığı da or-
taya çıkmaktadır. Bakanlar Kurulu’nun TVK’nın 25. maddesine iliş-
kin verdiği kaybettirme kararlarının önemli bir bölümü (a), (ç) ve (d)
bentlerine dayanmaktadır. Seksenli ve doksanlı yıllarda (e) bendine
dayanılarak verilmiş bir kaç kaybettirme kararına rastlanılmaktadır.
TVK’nın 25. maddesinin (f) bendine dayanılarak verilmiş kaybettirme
kararına 1988 yılında rastlanmakta; (b), (c) ve (h) bentlerine dayanıla-
rak verilmiş kaybettirme kararı ise bulunmamaktadır.
40
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ve muhtelif devletlerin vatandaş-
lık kanunları ile Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda kabul edilen kaybet-
tirme nedenleri karşılaştırıldığında birkaç hüküm dışında benzerlik
bulunmaktadır. Askerlik yükümlülüğü ve askerlik mesleği ile ilgili va-
tandaşlığı sona erdirme sebeplerine son yıllarda hazırlanan vatandaş-
lık kanunlarında tesadüf edilmemektedir. Bu metinlerde daha ziyade
isteyerek başka bir devlet vatandaşlığının kazanılmış olması, yabancı
silahlı kuvvetlerde görev yapma veya yabancı bir devletin hizmetinde
bulunma nedenleri öne çıkmaktadır. Bu durumda yeni Türk Vatan-
daşlığı Kanunu’nda bu sebeplerin yer almasının beklendiğini söyle-
mek yanlış olmayacaktır.
bb. Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı’nda
Yer Alan Kaybettirme Nedenleri
TVK Tasarısı’nda kaybettirme 29. maddede düzenlenmiş ve başlıca
üç kaybettirme nedeni kabul edilmiştir. Aşağıda belirtilen eylemlerde
bulundukları resmi makamlarca tespit edilen kişilerin Türk vatandaş-
lığı Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile kaybettirilebilir.
“a. Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi
bir hizmetinde bulunup da bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış
temsilcilikler, yurt içinde ise mülki idare amirleri tarafından bildirilmesine
rağmen, üç aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içerisinde kendi
istekleri ile bu görevi bırakmayanlar,
m. 25.
40
2383 sayılı kanunla TVK’nın 25. maddesine eklenen ve 3808 sayılı kanunla ilga edi-
len (g) bendine dayanılarak birçok kaybettirme kararı verilmiştir. Ancak bu hük-
mün yürürlükten kaldırılmasıyla beraber, haklarında kaybettirilme kararı verilen-
lerin vatandaşlığının canlandırılması hükme bağlanmıştır.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
46TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
b. Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetin-
de Bakanlar Kurulunun izni olmaksızın kendi istekleriyle çalışmaya devam
edenler,
c. İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik
yapanlar.”
Tasarının kaybettirme kararının verilmesine yol açabileceğini be-
lirttiği ilk iki neden, mevcut TVK’nın 25. maddesinin (b) ve (c) bent-
lerinde yer alan nedenlerdir. Anılan maddenin (c) bendindeki şart ise
TVK için yeni bir kaybettirme nedenidir.
41
1. Tasarının 29. maddesinin (a) bendi hükmü uyarınca kaybettir-
me kararı verilebilmesi için gerçekleşmesi gereken şartların başında,
ilgilinin yabancı bir devletin hizmetinde bulunması gelmektedir.
42
Ya-
bancı bir devletin hizmetinde bulunmak tek başına kaybettirme sebebi
değildir, ayrıca bu hizmetin Türkiye’nin menfaatlerine uymaması da
gerekmektedir. Söz konusu şartlarda ilgili, yetkili makam tarafından
bu görevi bırakması yönünde bir bildirimde bulunulmasına rağmen,
kendi isteğiyle bu görevi bırakmamış olmalıdır.
2.Tasarının 29. maddesinin (b) bendi hükmü uyarınca kaybettir-
me kararı verilebilmesi için gerçekleşmesi gereken şartların başında,
ilgilinin Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin hizmetinde bu-
lunuyor olması gelmektedir. Bu halde, ilgilinin Türkiye ile savaş halin-
de bulunan devlete verdiği hizmetin, Türkiye’nin menfaatlerine uyup
uymadığına bakılmamaktadır. Bu halde önemli olan, ilgiliye bu hiz-
met için Bakanlar Kurulu tarafından iznin verilip verilmediğidir. Eğer,
Bakanlar Kurulu tarafından ilgiliye savaş halinde bulunulan devletin
hizmetinde bulunması yönünde bir izin verilmemişse, hakkında kay-
bettirme kararı verilebilecektir.
3. Tasarının 29. maddesinin (c) bendi hükmü, izin almaksızın ya-
bancı bir devlette gönüllü olarak askerlik hizmetinde bulunmayı dü-
zenlemektedir. Ancak aynı maddenin (a) bendine göre genel olarak,
yabancı bir devletin “her türlü hizmetinde” bulunma, zaten vatandaşlığı
41
Bu konuda bkz. Öztürk, Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısının Vatandaşlığın İrade
Dışı Kaybı Yollarına Yaklaşımı, TBBD, C. 20 (2007), S. 73, s. 114 vd. Anılan durum
Tabloda görüleceği üzere TOK’da da kullanılmıştır.
42
Bu hükmün yabancı devletin askerlik hizmetinde bulunulmasını da kapsadığına
dair 1312 sayılı TVK yürürlükte iken verilmiş Danıştay kararı bulunmaktadır. Ka-
rar için bkz. Unat, s. 584 vd.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
47TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
kaybettirme kararının verilmesine yol açabilmektedir. Genel ve idare-
ye oldukça geniş bir takdir yetkisi veren böyle bir hüküm varken bir
de özel olarak askerlik hakkında bir kaybettirme hali düzenlenmesi-
nin sebebi anlaşılamamıştır.
43
Tasarının 29. maddesinin (c) bendinin
gerekçesinde, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi hükümleriyle uyum
sağlanmak istendiği belirtilmektedir. Daha önce de belirtildiği üzere,
söz konusu hal, muhtelif devletlerin vatandaşlık kanunlarında ve Av-
rupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde vatandaşlığı sona erdiren hallerden
birisi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Türk kanun hazırlayıcıla-
rı anılan sözleşmenin vatandaşlığın irade dışı sona erdirilmesini dü-
zenleyen 7. maddesinden esinlenmiş olabilirler. Ancak bu gerekçeye
iki nedenden ötürü katılmak mümkün değildir.
Birincisi, tasarıyı hazırlayanların amacı gerçekten Avrupa Vatan-
daşlık Sözleşmesi ile uyum olsaydı, 29. maddeye (a) ve (b) bentlerinde-
ki “yabancı devlet hizmetinde bulunmayı” koymazlardı. “Yabancı bir dev-
letin hizmetinde bulunmaya” dayanan vatandaşlığı sona erdirme nedeni
sözleşmede bulunmamaktadır.
İkinci olarak, tasarıyı hazırlayanlar, gerçekten Avrupa Vatandaş-
lık Sözleşmesi ile uyumlu bir düzenleme yapmayı isteselerdi, sözleş-
menin 7. maddesindeki sona erme sebeplerinden yararlanmayı tercih
ederlerdi. Üstelik bu sebepler tarihi, sosyal ve hukuki şartları itibariyle
Türk Vatandaşlık Hukukuna daha uygun olurdu. Akla, TVK’nın ka-
bul edildiği tarihten beri kullanılmayan 25. maddenin (b) ve (c) bent-
leri hükümleri aynen 29. maddeye konulmak suretiyle, Türk vatan-
daşlığının kaybettirme yoluyla sona erdirilmesinin çok nadir hallerde
başvurulan bir yol haline getirilmek istenmesi ihtimali gelmektedir.
Ancak bu ihtimal de gereksiz, uygulanmayan sona erme sebeplerinin
kabul edilmesini açıklayamamaktadır; kaybettirme kararının sadece
yabancı devlette gönüllü olarak askerlik hizmetinde bulunma halinde
verilebilmesini kabul etmek daha kolay olurdu. Bu itibarla, tasarının
29. maddesinin yeniden düzenlenmesinin yerinde olacağı düşünül-
mektedir.
43
Üstelik tasarının 29. maddesinin (c) bendinin “yabancı bir devlet hizmetinde gönül-
lü olarak askerlik yapanlar” şeklindeki ifadesi, rahatsız edicidir. Bu hükmün “ya-
bancı bir devlette gönüllü olarak askerlik yapanlar” şeklinde değiştirilmesi yerinde
olacaktır.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
48TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
Önerilen metin:
“Türk vatandaşlığını kaybettirme
MADDE 29- (1) Aşağıda belirtilen eylemlerde bulundukları resmi ma-
kamlarca tespit edilen kişilerin Türk vatandaşlığı Bakanlığın teklifi ve Bakan-
lar Kurulu kararı ile kaybettirilebilir:
a. İzin almaksızın kendi istekleriyle yabancı bir devlet vatandaşlığını ka-
zananlar,
b. İzin almaksızın yabancı bir devletin silahlı kuvvetlerinde gönüllü ola-
rak askerlik yapanlar,
c. Devletin hayati çıkarlarına ciddi olarak zarar veren davranışlarda bu-
lunanlar,
44
d. Yurt dışında doğan ve halen yurt dışında oturan, reşit olduktan sonra
yedi yıl içinde Türkiye ile ilgi ve bağlılığını devam ettirecek hiçbir resmi temas
ve işlemde bulunmayanlar.
2. Yukarıda sayılan hallerde kaybettirme kararının verilmesi, ilgilinin
vatansız kalmasına neden olmamalıdır.”
Yukarıdaki metnin önerilmesinin başlıca gerekçeleri şunlardır: Ön-
celikle gerçekten Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ile uyum sağlanmış
olacaktır. Uyum, sadece sona erme nedenleri bakımından değil aynı
zamanda vatansızlığı önleyen ikinci fıkra bakımından da sağlanmış
olmaktadır.
45
İkinci olarak, Türk Vatandaşlık Hukuku’nda geleneksel
olarak kullanılan ve aslında uluslararası toplumun da benimsediği
vatandaşlığı sona erdirme sebepleri kabul edilmiş olacaktır. Üçüncü
olarak, tasarıda devletin kendi varlığını korumasına olanak sağlanmış
olacaktır. Zira önce ıskat, daha sonra çıkarma sebebi olarak kabul edi-
len devleti korumaya yönelik
46
“Devletin hayati çıkarlarına ciddi olarak
zarar veren davranışlarda bulunma”, tasarıda yer almamaktadır. Türk
Vatandaşlık Hukuku uygulamasında çok fazla başvurulmamış olmak-
la beraber, hayat şartlarına daha uygun olduğu düşünülen söz konusu
44
Veya, “Yurt dışında bulunup da Türkiye’nin iç ve dış güvenliği ile iktisadi mali güvenliği
aleyhine faaliyette bulunanlar ve hakkında Türkiye’de bu nedenle kamu davası açılmasına
veya ceza kovuşturmasına veya hükmün infazına olanak bulunmayan ve gelmesi için yapı-
lan duyuruya rağmen süresi içinde yurda dönmeyen kişiler”.
45
Bkz. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi m. 7/3.
46
Bkz. Göğer, s. 158-159.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
49TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
neden, tasarıya eklenmelidir. Önerilen metne vatansızlığı önleyen bir
fıkra eklendiğinde vatandaşlar bakımından bir güvence de temin edil-
miş olmaktadır.
b. Kaybettirmenin Hüküm ve Sonuçları
Tasarıda kaybettirmenin hüküm ve sonuçları, 30. maddede dü-
zenlenmiştir.
aa. İlgili Bakımından Sonuçlar
1. Kaybettirme kararının verilmesiyle kişinin Türk vatandaşlığı
sona ermiş olacaktır.
2. Tasarının 30. maddesinin ilk fıkrasında kaybettirme kararının
hangi andan itibaren hüküm ifade edeceği hükme bağlanmıştır. Buna
göre, kaybettirme Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayım-
landığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. TVK’da bu konuda her-
hangi bir hüküm mevcut değildi. Bu konuda açıklık getirilmesi yerin-
de olmuştur.
3. Türk vatandaşlığı kaybettirme kararıyla sona eren kişilerin ye-
niden Türk vatandaşlığını kazanmaları mümkündür. Tasarının 14.
maddesine göre bu kişiler Bakanlar Kurulu kararıyla, milli güvenlik
ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunma-
ması ve Türkiye’de ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını yeniden
kazanabilirler. Aynı sonuç, TVK’nın 8. maddesinde de kabul edilmek-
tedir.
4. Tasarının 43. (44) maddesinde
47
TVK’nın (a, ç, d, ve e) bentleri
uyarınca vatandaşlığı kaybettirilenlerin başvurmaları halinde yeniden
vatandaşlığa alınabilecekleri belirtilmektedir. Bu kişilerin yeniden va-
tandaşlığa alınabilmeleri için milli güvenlik bakımından engel teşkil
edecek bir halin bulunmaması gerekir.
48
Buna karşılık bu kişilerin ika-
met şartını yerine getirmelerine gerek bulunmamaktadır. Anılan kişi-
47
İçişleri Komisyonu’nda bazı değişiklikler yapılmıştır. Hükümet tasarısının 36 ve 37.
maddeleri birleştirildiği için madde numaraları da değiştirilmiştir.
48
Madde İçişleri Komisyonu’nda değiştirilmiştir. Komisyonda Nazım Hikmet’in va-
tandaşlığı ile ilgili tartışmalar sonucunda bu işin Bakanlar Kurulu tarafından halle-
dilmesi kararlaştırılmıştır.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
50TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
lerin yeniden vatandaşlığa alınma hususunda Bakanlar Kurulu yetki-
lidir.
bb. Eş ve Çocuklar Bakımından Sonuçlar
Tasarının 30. maddesinin ikinci fıkrasında kaybettirme kararının
şahsi olduğu ve ilgilinin eş ve çocuklarına tesir etmeyeceği ifade edil-
miştir. Aynı sonuç TVK’nın 34. maddesinde de kabul edilmiştir. Av-
rupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde akit devletlere sözleşmenin 7. mad-
desinde belirtilen nedenlerden birisiyle vatandaşlığını sona erdikleri
kişilerin çocuklarının bu karardan etkilenmelerini kararlaştırabilme
yetkisi tanınmıştır (m. 7/2).
49
Ancak Türk hukukunda irade dışı va-
tandaşlığı kayıp hallerinde eş ve çocuğun karardan etkilenmesi kabul
edilmemiştir.
3. Vatandaşlığa Alınmanın İptali
a. İptal Nedenleri
Vatandaşlığa alınmanın iptali, 403 sayılı TVK ile Türk Vatandaşlık
Hukukuna girmiştir.
50
Yetkili makam kararıyla vatandaşlığa alınma,
ilgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi sonucu vuku
bulmuş ise, vatandaşlığa alınma kararı Bakanlar Kurulu’nca iptal edi-
lir. İlgilinin Türk vatandaşlığına alınmasından başlayarak beş yıl geç-
tikten sonra iptal kararı verilemez (m. 24). İptal kararıyla, idare kendi-
sini aldatan ilgili hakkında verdiği kararı geri almaktadır. TVK’ya göre
iptal kararı şartların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulu tarafından
verilmelidir; idarenin bu konuda bağlı yetkisi bulunmaktadır. TVK’ya
göre, kural olarak, vatandaşlığa alınma kararını vermeye yetkili olan
makam, Bakanlar Kurulu’dur. Ancak TVK’da yapılan değişiklik neti-
cesinde bazı hallerde
51
İçişleri Bakanlığı da vatandaşlığa alınma kararı
49
Akit devletlerin bu yetkisi iki husus bakımından sınırlandırılmıştır: (1) ebeveynden
birisi vatandaşlığını muhafaza ediyorsa çocuklar vatandaşlığını kaybeden ana veya
babasına bağlı olarak vatandaşlıklarını kaybetmezler, (2) çocuklar yabancı askeri
kuvvetlerde çalışma ile devletin hayati çıkarlarına ciddi olarak zarar veren davra-
nışlar nedeniyle vatandaşlığın sona erdirilmesinden etkilenmezler.
50
Ayrıntılı bilgi için bkz. Fişek, “Vatandaşlığa Alınmanın İptali”, O.F. Berki’ye Arma-
ğan, Ankara 1977, s. 373 vd.
51
4866 sayılı kanunla değiştirilen TVK m. 8 (yeniden vatandaşlığa alınma).
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
51TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
verebilir. Ancak bu değişiklik yapılırken irtibatlı hükümlerde gerekli
düzenlemeler yapılmadığı için, vatandaşlığa alınmaya ilişkin idari iş-
lem kimin tarafından yapılırsa yapılsın, iptal kararı Bakanlar Kurulu
tarafından verilmelidir.
Yetkili makam kararıyla vatandaşlığa alınan kişinin devlete yalan
beyanda bulunması veya önemli hususları gizlemesi nedeniyle vatan-
daşlığın sona erdirilmesi müessesesi birçok devletin vatandaşlık kanu-
nunda da kabul edilmiştir. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi bu durumu
vatandaşlığı sona erdiren hallerden birisi olarak düzenlemiş ve vatan-
daşlığın sona erdirilmesi halinde ilgilinin vatansız kalması ihtimali
göz ardı edilmiştir (m. 7/3). Başka bir deyişle vatandaşlığı kazanılan
devleti aldatma, vatandaşlık bağını zayıflatan önemli bir husus olarak
kabul edilmiş ve devleti aldatan kişinin korunmaya değer menfaatinin
olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle de ilgilinin vatansız duru-
ma düşmesi, vatandaşlığın sona erdirilmesine engel olmamalıdır.
Tasarının 31. maddesinde “vatandaşlığın iptali” başlığında, TVK’nın
24. maddesine oldukça yakın bir hüküm getirilmektedir: “Türk vatan-
daşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanma-
ya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise
kararı veren makam tarafından iptal edilir.” Tasarı, iptal kararını verecek
olan makam olarak, vatandaşlığa alınma kararını veren makamı belir-
lemiştir. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu veya İçişleri Bakanlığı verdikleri
vatandaşlığa alınma kararlarını, şartları oluştuğunda iptal etmeye yet-
kilidirler. Vatandaşlığa alınmanın iptaline karar verilebilmesi için şu
şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:
1. İlgilinin yetkili makam kararıyla vatandaşlığı kazanması
Her ne kadar tasarının 31. maddesinin başlığı “vatandaşlığın ipta-
li” olsa da, burada iptal edilen, ilgiliye vatandaşlığı kazandıran yetkili
makamın kararıdır. Vatandaşlığın diğer yollarla kazanılması (örne-
ğin seçme hakkının kullanılmasıyla) sırasında ilgilinin yalan beyanda
bulunması veya önemli hususları gizlemesi iptal işleminin konusunu
oluşturmaz.
2. Alternatif şartlardan birinin mevcudiyeti
Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen kişinin “yalan beyanda bu-
lunması” veya “vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları
gizlemesi” hallerinden birinin somut olayda tespiti yeterlidir. Tasarıda
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
52TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
TVK’dan farklı olarak, “önemli hususları gizleme” ifadesi yerine “vatan-
daşlığa esas teşkil eden önemli hususları gizleme” ifadesi tercih edilmiştir.
52
Burada önemli olan husus, somut olayda alternatif şartlardan birisinin
mevcudiyeti nedeniyle vatandaşlığa alınma işleminin gerçekleşmiş ol-
masıdır.
53
3. Süre şartı
Hükümet tasarısının 31. maddesinin ikinci fıkrasına göre, iptal ka-
rarı, Türk vatandaşlığının kazanılmasından başlayarak on yıl geçtik-
ten sonra verilemez.
Böylece TVK’da kabul edilen sürenin beş yıldan on yıla çıkarıl-
ması öngörülmektedir.
54
Anılan hüküm, on yıllık iptal süresinin çok
uzun olduğu ve vatandaşlığın sürekliliği ilkesiyle bu sürenin uyum-
lu olmadığı noktasından eleştirilmiştir.
55
Oysa Avrupa Vatandaşlık
Sözleşmesi’nin 7. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü
fıkrası hükmü ve sözleşmenin açıklayıcı raporu incelendiğinde, ilgili-
nin vatandaşlığını kazanmak istediği devleti aldatması, hile yapması,
yalan beyanda bulunması gibi dürüst olmayan davranışları tolerans-
la karşılanmamaktadır. Tasarının İçişleri Komisyonu’nda incelenme-
si neticesinde hazırlanan raporla 31. maddede değişiklik yapılmış ve
süre tamamıyla kaldırılmıştır.
b. İptal Kararının Hüküm ve Sonuçları
Vatandaşlığa alınma kararının iptaline ilişkin kararın hüküm ve
sonuçlarını ilgili ile eş ve çocukları bakımından ayrı ayrı ele almak ye-
rinde olacaktır.
52
Öztürk, s. 120.
53
Alternatif şartlar bakımından ilgilinin kastının ayrıca aranmasına gerek bulunma-
maktadır. Zira bu tür dürüst olmayan davranışların ilgilinin kastı olmadan gerçek-
leşmesi zaten mümkün değildir. Aksi halde bu tür davranışlar “yalan beyan” veya
“önemli hususları gizleme” olarak adlandırılamaz. Aynı yönde bkz. Fişek, s. 381.
54
Bu süre Avusturya VK’da iki yıl (m. 34), Hollanda VK’da on iki yıl (m. 14), İsviçre
VK’da beş yıl (m. 41), Finlandiya VK’da beş yıl (m. 33) olarak belirlenmiştir. Bazı
vatandaşlık kanunlarında yetkili makama aldatıcı bilgi verme halinde vatandaşlı-
ğın hangi süre içinde sona erdirileceği düzenlenmemiştir.
55
Bkz. Doğan, s. 121, dpn. 153; Öztürk, s. 121.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
53TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
aa. İlgili Bakımından Sonuçlar
Vatandaşlığa alınma kararının ilgili bakımından hüküm ve sonuç-
ları tasarının 32 ve 33. maddelerinde ele alınmaktadır.
1. Vatandaşlığa alınma kararının iptali halinde kişi, Türk vatan-
daşlığını kaybeder ve yabancı statüsüne geçer.
2. Tasarının 32. maddesi uyarınca iptal kararı, karar tarihinden iti-
baren hüküm ifade eder. TVK’nın 33. maddesinde iptal kararlarının
geriye yürümeyeceği hükme bağlanmıştır. Özellikle bu hükmün ifa-
desi, TVK ile hukukumuza giren “vatandaşlığa alınmanın iptali” mües-
sesesinin hukuki niteliği ve TVK’daki düzenleme şekli hususlarında
tartışmalara neden olmuştur.
İdare hukukunda sakat bir idari işlemin askıdaki geçerliliği, geri
alma veya iptal kararıyla sona erdirilmektedir.
56
Zira idari işlem un-
surları itibariyle geçerli olarak meydana gelmemiştir ve işlemin geçer-
sizliğine karar verilinceye kadar varlığını sürdürür. “İptal” kararıyla
birlikte iptal edilen işlem verildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir,
iptal kararları geçmişe etkilidir. İdari işlemin geçersizliği bir iptal da-
vası ile mahkemeler önünde ileri sürülür. Sakat idari bir işlemin as-
kıdaki geçerliliğine son veren bir diğer hal de işlemin o işlemi yapan
idare tarafından “geri alınmasıdır”. Hukuka aykırı olarak yapılmış olan
işlemler süresi içinde geri alınabilir ve geri alma da geçmişe etkili ola-
rak hüküm ve sonuçlarını meydana getirir. Genellikle idarenin dava
açma süresi içinde işlemi geri alabileceği; ancak açık hata veya hilenin
mevcudiyeti halinde süre sınırlamasının bulunmadığı kabul edilmek-
tedir.
57
Çünkü belirtilen hallerde hukuki istikrar ilkesinin de gözardı
edilebileceği ifade edilmektedir. İdare hukukunda tartışmalı olmakla
beraber “yokluk” müeyyidesinden de söz edilmektedir. Danıştay ka-
rarlarıyla çok sınırlı hallerde, yetki yönünden işlemin sakatlığı gibi,
kabul edilen yokluk halinde idari işlemin hiç doğmadığı ve dolayısıyla
baştan itibaren geçersiz olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle de bu tür
kararlar hakkında ayrıca iptal davası açmaya gerek bulunmamaktadır.
Yok hükmündeki bir kararın, yargı merciince iptal edilmesi veya ida-
56
Metinde sadece konuyla ilgisi olabilecek müeyyideler zikredilmiştir.
57
Bu konuda Yargıtay ve Danıştay’ın İçtihadı Birleştirme Kararı mevcuttur. Elbette
kararlar kendi alanları ve konuları yönünden etkilerini göstereceklerdir. Bu konuda
bkz. Günday, s. 158 vd.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
54TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
rece geri alınması da söz konusu olmaz.
58
Dolayısıyla bu tür kararların
yokluğu süre sınırlaması olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.
TVK’nın 24. maddesinde düzenlenmiş olan “vatandaşlığa alınma-
nın iptali” müessesesinin yukarıdaki müeyyidelerden hangisine dahil
olduğunu söylemek güçtür. Ancak 24. maddede düzenlenen duru-
mun “yokluk” olmadığını söylemek mümkündür. Çünkü maddenin
yokluk olarak nitelendirilmesi halinde ilginin hiçbir zaman vatandaş
olmadığını, iptal kararı verilinceye kadar yaptığı tüm işlemlerin yok
hükmünde olduğunu kabul etmek gerekecektir. Böyle bir sonuç ise,
vatandaşlık ve onunla ilgili meseleler göz önüne alındığında telafisi
mümkün olmayan neticelere yol açabilir. Bu nedenle tasarıyı görüşen
İçişleri Komisyonunun tasarının 34. maddesinin ikinci fıkrasındaki sü-
reye ilişkin hükmü kaldırış gerekçesine
59
katılmak mümkün değildir.
TVK’nın 24. maddesinde ve tasarının 31. maddesinde düzenlenen
vatandaşlığa alınmanın iptalinin teknik anlamda iptal veya geri alma
olarak nitelendirilmesi hususunda neticeye varmak kolay gözükme-
mektedir. Her iki halde de işlem verildiği tarihten itibaren geçersiz
kılınmaktadır. Geçersizlik kararını veren makam açısından yaklaşıl-
dığında ise, iptal kararı yargı organı tarafından alınırken, geri alma
idarenin kendisi tarafından gerçekleştirilmektedir. Vatandaşlığa alın-
manın iptali kararını da kararı alan makam verdiğine göre burada geri
almadan söz edilebilir,
60
ama kanun koyucu bunu iptal olarak adlan-
dırmış ve bu ad yerleşmiştir. Burada geçersizliğin türünden daha fazla
önem taşıyan husus bu kararın hangi süre içinde verilebileceğidir. Yu-
karıda da belirtildiği üzere, hükümet tasarısında uzun olduğu yönün-
de eleştirilere rağmen bir süre belirlenmişti. Bu süre yerinde olmayan
bir gerekçe ile komisyon tarafından madde metninden çıkarılmıştır.
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi ve bazı devletlerin vatandaşlık
kanunlarında süre öngörülmemekle beraber çoğunlukla vatandaşlığın
sona erdirilmesi işleminin belli bir süre içinde gerçekleştirildiği görül-
58
Bu nedenle mahkemeler yok hükmündeki idari kararlara karşı açılan davalarda
kararın yok hükmünde olduğunu tespit edip, bu tür kararların iptalinin isteneme-
yeceği gerekçesiyle davayı reddetmektedir. Bkz. Günday, s. 151-152.
59
Gerekçe: “Tasarının 31. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, Türk vatandaşlığını
iptal kararının, vatandaşlığın kazanılmasından başlayarak on yıl geçtikten sonra
verilemeyeceği yönündeki düzenleme, zaten işlemin baştan itibaren “yok” hük-
münde olduğu dikkate alınarak tasarı metninden çıkarılmıştır.”
60
Aynı yönde bkz. Nomer, s. 115, dpn. 101.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
55TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
mektedir. Türk hukukunda da kanunu hazırlayan ve kabul edenlerin
takdir edeceği bir süre içinde bu tür kararların verilmesinin öngörül-
mesi yerinde olacaktır. Çünkü vatandaşlık kişi ile devlet arasında sü-
rekli bir bağdır ve bu bağın her an sona erdirilebilir olması hukuki
güvenlik açısından sakıncalar doğurabilir.
Vatandaşlığa alınma kararının iptaline karar verildiği takdirde
TVK’nın 33. maddesi ve tasarının 32. maddesi uyarınca bu kararın
geriye yürümeyeceği ifade edilmiştir. Böyle bir hükme yer verilmesi-
nin başlıca sebebinin iptal kararının ilgiliyle irtibatlı üçüncü kişilerin
menfaatine zarar verebileceği endişesidir.
61
Bununla beraber, tasarı ile
bu duruma açıklık getirmek suretiyle iptal müessesesinin mahiyetine
uygun bir çözüm getirilmesi yerinde olacaktır. Bu konuda tartışmalara
neden
62
olan TVK Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 46. maddesin-
den bu konuda yararlanılabilir. Önerimiz:
“İptal kararının hüküm ve sonuçları
MADDE 32- (1) Vatandaşlığa alınmanın iptali geçmişe etkilidir; ancak
ilgilinin vatandaşlığa kabulü tarihinden başlayarak yapmış olduğu işlemler
bakımından iptal kararının hükümleri geriye yürümez.”
Bu konu ile dolaylı ilgisi olan bir başka tasarı hükmünü de burada
ele almak yerinde olacaktır. Tasarının 40. maddesinde şu hüküm yer
almaktadır:
“Vatandaşlık kararlarının geri alınması
MADDE 40- (1) Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin
kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan
anlaşıldığı takdirde geri alınır.”
Madde metnindeki ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Bu madde
ile idarenin vatandaşlık kararını geri alma yetkisi düzenlenmektedir.
İdare hukukunda genel olarak, idarenin işlemlerini geri alma yetkisi-
nin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu yetkinin kullanımı açık kanun
hükümleri ve yargı kararları ile şekillenmektedir. Dolayısıyla vatan-
daşlıkla ilgili kararlarını idare süresi içinde geri alma yetkisini haizdir.
Bunun özel olarak belirtilmesine ihtiyaç olup olmadığı tartışılabilir.
Eğer açık olarak bu yetkinin düzenlenmesi yönünde bir tercih kulla-
61
Nomer, s. 117; Göğer, s. 143.
62
Bkz. Uluocak, s. 110; Fişek, s. 392 vd.; Nomer, s. 117 vd.; Göğer, s. 143.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
56TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
nılıyorsa, hukuki güvenlik ve istikrar açısından, yetkinin sınırlarının
da açık olarak belirtilmesi ve hiç bir kuşkuya veya tereddüde yer ver-
memesi gerekir. Anılan madde ise bu açıdan birçok tereddüde neden
olmaktadır. Özellikle maddede geçen “hukuki şartlar oluşmadan” ifa-
desi bu açıdan anlaşılmaz görülmektedir. Çünkü eğer hukuki şartlar
oluşmadan yapılmış bir işlem varsa bunun müeyyidesi muhtemelen
yokluk olacaktır. Yoklukla malul bir işlemin geri alınmasının öngörül-
mesi yerinde olmamıştır.
(3) Vatandaşlığa alınmanın iptali kararı iki çeşittir; basit iptal ka-
rarı ve kapsamlı iptal kararı. Basit iptal kararı sadece vatandaşlığa
alınmanın iptaline ilişkin olup başkaca herhangi bir hüküm içermez.
Kapsamlı iptal kararı ise, yetkili makamın “gerekli gördüğü hallerde” va-
tandaşlığa alınmanın iptaliyle birlikte ilgili hakkında bazı tedbirlerin
uygulanmasını da içerir.
Kapsamlı iptal kararı, hükümet tasarısının 33. maddesinde dü-
zenlenmektedir. Buna göre, iptal kararıyla birlikte gerekli görülen hal-
lerde, ilgilinin “mallarının tasfiyesine” ve ilgilinin “sınır dışı edilmesine”
karar verilebilir. Bu kişiler iptal kararı aleyhine yargı yoluna başvur-
dukları takdirde malların tasfiyesi
63
ve sınır dışı işlemleri dava sonuna
bırakılır. Ancak bu hüküm de İçişleri Komisyonu’nda değiştirilmiştir.
Tasarının 33. maddesi üzerinde yapılan görüşmelerde, vatandaşlığı
iptal edilenlerin artık yabancı statüsünde olacağı dikkate alındığında
bunlara uygulanacak mevzuatın 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de
İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun (YİSHK)
64
olması gerektiği ifa-
de edilmiş ve anılan kanunun uygulanması hususu maddenin metni-
ne eklenmiştir.
65
Vatandaşlığa alınma işlemi iptal edilenler hakkında
YİSHK uygulanacaksa bu kanunun muhtemelen sınır dışı edilme ile
63
Bkz. Göğer, s. 145; Fişek, s. 388 vd.; Nomer, s. 119; Doğan, s. 125 vd.
64
RG, 24.7.1950–7564.
65
Tasarının 33. maddesi şöyledir:
“Malların
tasfiyesi
MADDE
33- (1) Vatandaşlığı iptal edilenler hakkında 15.07.1950 tarih ve 5683 sayılı Ya-
bancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bun-
lardan mallarının tasfiyesi gerekli görülen hallerde bu husus iptal kararında belirtilir. Bu
kişiler en geç bir yıl içinde Türkiye’deki mallarını tasfiye etmek zorundadır. Aksi halde,
malları Hazinece satılarak bedelleri nam ve hesaplarına kamu haznedarlığı sistemine dahil
bir kamu bankasına yatırılır.
(2)
Bu kişiler iptal kararı aleyhine yargı yoluna başvurdukları takdirde malların tasfiyesi
dava sonuna bırakılır.”
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
57TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
ilgili hükümleri uygulanacaktır. YİSHK’nın 19. maddesinde İçişleri
Bakanlığı’nca memlekette kalması umumi güvenliğe, siyasi ve idari
icaplara aykırı sayılan yabancıların (muzır şahıslar), 20. maddesinde
pasaportlarını yeniletmeyenlerin, 21. maddesinde tabiiyetsiz veya ya-
bancı devlet tabası olan çingenelerin ve Türk kültürüne bağlı olmayan
yabancı göçebelerin ve 22. maddesinde ağır hapis cezasını
66
müstelzim
bir cürümden dolayı Türkiye’de mahkûm olmuş ve cezası infaz edil-
miş olanların sınır dışı edilmeleri düzenlenmektedir. Bu hükümlerden
ilki yani muzır şahıslara ilişkin hüküm kapsamına vatandaşlığı iptal
edilenler dahil edilerek sınır dışı edilmelerine İçişleri Bakanlığı karar
verebilir. Bu durumda TVK ile tasarı arasında bu noktada farklılık gö-
rülmektedir. TVK’ya göre sadece haklarında tedbir uygulanmasına
karar verilenlerin şartlar oluştuğunda sınır dışı edilmeleri söz konusu
iken tasarıda bu tedbir, vatandaşlığı iptal edilen herkes için uygula-
nabilir hale getirilmektedir. Bir başka ifadeyle sınır dışı edileceklerin
kapsamı genişletilmektedir.
Hakkında kapsamlı iptal kararı verilen kişi en geç bir yıl içinde
Türkiye’deki mallarını tasfiye etmelidir. Eğer bu süre içinde kendisi
tasfiyeyi gerçekleştirmezse, malları Hazinece satılarak bedelleri nam
ve hesabına “kamu haznedarlığı sistemine”
67
dahil bir kamu bankasına
66
Yeni Türk Ceza Kanunu’nda (RG, 12.10.2004–25611) ağır hapis cezası bulunmamak-
tadır. TCK m. 45 sadece hapis cezasını düzenlemektedir. Türk Ceza Kanunu’nun
Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun (RG, 13.11.2004–25642) 6. madde-
si kanunlarda öngörülen “ağır hapis” cezalarının, “hapis” cezasına dönüştürülme-
sini düzenlemektedir. Ağır hapis iken, birinci fıkra uyarınca hapse dönüştürülen
cezalar, kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir yıl, üst sınır yirmi dört
yıl olarak uygulanacaktır.
67
5234 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin olarak Devlet ve Maliye Bakanlıkları
tarafından 1998, 2003 ve 2004 yıllarında tebliğler çıkarılmış ve kamu haznedarlığı
düzenlenmiştir. 2004 /1 Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği için bkz. RG, 06.10.2004-
25605: “Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, be-
lediyeler, il özel idareleri, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar,
özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve bu maddede sayılanların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile birlik-
leri (kamu bankaları, mazbut vakıflar, özel kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile kefalet ve yardımlaşma sandıkları hariç)
kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan bütün kaynaklarını Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası veya muhabiri olan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası nezdinde kendi
adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden hesaplarda toplarlar… Genel ve katma bütçeli
daire ve idareler dışında yer alan kamu kurum, kurul ve kuruluşları, nakitlerini T.C. Mer-
kez Bankası, T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası veya Türkiye Vakıflar Bankası’nda
açtıracakları hesaplarda toplayacaklardır.”
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
58TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
yatırılır. TVK’nın yürürlüğe girdiği tarihte Türk hukukunda “milli ban-
ka” kavramı mevcuttu ve TVK uyarınca yapılacak tasfiyelerde bedelin
milli bankalara yaptırılması kabul edilmiştir. Ancak bankacılık mev-
zuatında yapılan muhtelif değişikliklerle milli banka, havuz sistemi
veya kamu haznedarlığı sistemi gibi farklı esasların idare ve yasama
organı tarafından kabul edildiği gözlenmektedir. Oysa vatandaşlığı
düzenleyen kanunların ekonomik ve mali hayattaki değişikliklerden
etkilenmeyecek şekilde kaleme alınmasında fayda vardır. Bu itibarla,
vatandaşlığa alınmanın iptali neticesinde tasfiye yoluna gidilirse, tas-
fiye bedelinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na yatırılmasının
kabulü daha uygun olacaktır.
Kapsamlı iptal kararı verilen hallerde ilgili, süresi içinde tasfiye
işlemlerini tamamladıktan sonra ülkeyi terk etmelidir. Eğer, bir yılın
sonunda ülkeyi terk etmezse sınır dışı edilir.
bb. Eş ve Çocuklar Bakımından Sonuçlar
Tasarının 32. maddesinin ikinci cümlesine göre iptal kararı ilgili
kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hak-
kında da uygulanır. Bu hüküm TVK’nın 33. maddesinin birinci fıkra-
sında yer almaktadır. İptal kararının yetkili makam kararıyla beraber
vatandaşlık kazanan aile bireylerini etkilemesi sonucu kabul edilmek-
tedir. Ancak böyle bir sonucun TVK bakımından kabulü son derece
mantıklı ve kanunun kendi sistemi içinde tutarlıdır. Çünkü yetkili ma-
kam kararıyla vatandaşlığa alınma, TVK’nın 15 ve 16. maddelerinde
belirtilen şartlar dahilinde eş ve çocuğu etkilemektedir. Ancak tasarı,
yetkili makam kararıyla vatandaşlığa alınmanın eş ve çocuklara etkisi
konusunda TVK’dan farklı bir sonuç kabul etmektedir; vatandaşlığa
alınma eşin vatandaşlığına tesir etmez (m. 19/2). Bu durumda iptal
kararı verilince eşine bağlı olarak vatandaşlık kazanmış diğer eş de
söz konusu olmayacaktır. Görüldüğü üzere tasarının 32. maddesinin
ikinci cümlesinin mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
59TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
B. Seçme Hakkı ile Türk Vatandaşlığının Kaybı
1. Seçme Hakkını Kullanmanın Şartları ve Seçme
Hakkına Sahip Olan Kişiler
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 8. maddesine göre, akit dev-
letler ilgiliye vatansız kalmamak şartıyla vatandaşlıktan ayrılma hak-
kını tanımalıdırlar.
68
Vatandaşlık hukukunda kişilere tanınan kendi
istekleriyle vatandaşlıktan ayrılma yollarından birisi de seçme hakkını
kullanarak vatandaşlıktan ayrılmadır. Seçme hakkıyla vatandaşlığın
kaybı, kanunda belirtilen kişilerin yine kanunda belirtilen şartlar al-
tında yetkili bir makamın kararına ihtiyaç olmaksızın, sadece kendi
irade beyanlarıyla vatandaşlıklarının sona ermesidir. Seçme hakkının
kullanılması bir irade beyanıyla gerçekleşmekte ve vatandaşlık deği-
şikliğine yol açmaktadır. Bu yol, “herkesin sadece bir vatandaşlığı olması”
ve “herkesin vatandaşlığını değiştirmekte serbest olması, kimseye zorla va-
tandaşlık yüklenememesi” direktif ilkelerinin sonucu olarak vatandaşlık
kanunlarında düzenlenmektedir. Böylece çok vatandaşlık hallerinin
azaltılmasına katkıda bulunulmuş olmaktadır. Ayrıca kişilere tanınan
bu hak ile kişi vatandaşı olmak istediği devleti kendisi belirleme imkâ-
nına sahip olmaktadır.
TVK’da seçme hakkı iki gruba tanınmıştır. Birinci gruba doğumla
veya sonradan yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olan küçük-
ler girmektedir: Anaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar,
evlat edinme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar, toprak esasıyla
Türk vatandaşlığını kazananlar ve Türk vatandaşlığını sonradan kaza-
nan ana veya babasına bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar (m.
27). Maddede sayılan Türk vatandaşları reşit olmalarından itibaren iki
yıl içinde seçme hakkını kullanarak vatandaşlıktan ayrılabilirler. İkin-
ci gruba ise evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanmış olan kadınlar
girmektedir. Bu yolla Türk vatandaşlığını kazanmış olan kadın, evlili-
ğinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde seçme hakkını kullanarak
Türk vatandaşlığından ayrılabilir.
Tasarıda ise, seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığından
68
TVK’nın 19. maddesinde yabancı ile evlenen kadına (ilgilinin talebi), 20. maddesin-
de yabancı devlet vatandaşlığını kazanmış olanlara (çıkma= ilgilinin talebi + yetkili
makam kararı) ve 27-28. maddelerinde belirtilen kişilere (seçme hakkını kullanarak
vatandaşlıktan ayrılma: ilgilinin talebi) kendi istekleriyle vatandaşlıktan ayrılma
imkanı verilmiştir.
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
60TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
ayrılma hakkına sahip kişiler ve bu yolun şartları 34. maddede dü-
zenlenmektedir. Ancak 34. madde “Türk vatandaşlığını kazanmış olan
çocuklar” başlığını taşımakta ve maddenin seçme hakkıyla ilgisi ikinci
fıkradaki ifadeden anlaşılabilmektedir. Bu durum İçişleri Komisyonu
tarafından düzeltilmiş, 34. maddenin başlığı “seçme hakkı ile kayıp” ola-
rak değiştirilmiştir. Tasarı seçme hakkını sadece çocuklar bakımından
düzenlemiş, evlenme yolu ile vatandaşlık kazanan eşle ilgili herhangi
bir hüküm getirilmemiştir.
Tasarıya göre beş grupta toplanan çocuklar ergin olmalarından
itibaren üç yıl içinde seçme haklarını kullanarak Türk vatandaşlığın-
dan ayrılabilirler. Tasarı, TVK’ya göre daha uzun bir süre içinde seçme
hakkının kullanılabilmesini sağlamaktadır. Ayrıca vatandaşlığın kaybı
ilgiliyi vatansız kılacak ise seçme hakkı kullanılamaz. Buna göre seçme
hakkının kullanılmasının başlıca şartları şöyle sıralanabilir:
a. Kanunda seçme hakkına sahip olan kişilerden olma,
b. Ergin olma,
c. Süresi içinde talepte bulunma,
69
d. Seçme hakkının kullanılmasıyla vatansız kalmama.
Tasarının 34. maddesine göre seçme hakkıyla vatandaşlıktan ayrı-
labilecek çocuklar şunlardır:
a. Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle doğumla Türk va-
tandaşı olanlardan yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla
veya sonradan kazananlar,
b. Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı
olanlardan doğum yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını
kazananlar,
c. Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar,
ç. Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde, sonra-
dan yabancı ana veya babasının vatandaşlığını kazananlar,
69
Seçme hakkını kullanma süresi ilgilinin ergin olmasından itibaren üç yıl olup, bu
süre hak düşürücü süredir. İlgili bu süre içinde hakkını kullanmadığı takdirde bu
yoldan yararlanamaz. Bu hak bir kere kullanılmakla sona erer. TVK’ya göre kendi
isteğiyle vatandaşlıktan ayrılma imkânına sahip olan kişiler bu hakkı vatansız kal-
mamak şartıyla kullanabilirler.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
61TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
d. Herhangi bir şekilde Türk vatandaşlığını kazanmış ana veya ba-
baya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar.
Yukarıda sayılan beş gruptan dördü TVK’nın 27. maddesinde sa-
yılan kişilerdir. Ancak (b) bendinde belirtilen ana veya babasından do-
layı kan esası nedeniyle Türk vatandaşı olup, aynı zamanda doğum
yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar yeni bir
gruptur. Geleneksel olarak Türk vatandaşlık hukukunda kan esasıyla
vatandaşlığın kazanılması kabul edilmiştir. Bu yolla vatandaşlık ka-
zananlara sırf doğum yeri esasıyla vatandaşlık kazanmaları nedeniy-
le seçme hakkının tanınmasının sebebi anlaşılamamıştır. Söz konusu
kişilerin çıkma yolundan yararlanma olanakları her zaman için mev-
cuttur. Eğer bu kişilerin Türkiye ile ilgi ve bağlılıklarının zayıfladığı
düşünülüyorsa, bu hususun açıkça ifade edilmesi gerekirdi. Bazı dev-
letlerin vatandaşlık kanunlarında görüldüğü üzere, yurt dışında do-
ğan ve yabancı ülkede oturan, vatandaşı olduğu devlete hiç gelmemiş
olan kişilerin vatandaşlıktan kendi istekleri ile ayrılmaları kabul edil-
mektedir. Benzer bir düzenleme tasarıya da konabilir ve yurt dışında
doğup büyüyen ama Türkiye ile vatandaşlık dışında bağları bulunma-
yan kişilere seçme hakkı tanınabilir.
2. Seçme Hakkını Kullanmanın Hüküm ve Sonuçları
a. İlgili Bakımından
TVK’nın 43. maddesinde seçme hakkının kullanılması usulü dü-
zenlenmiştir. Tasarıda özel olarak seçme hakkının kullanılması usulüne
ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak genel olarak vatandaşlığın
kazanılması ve kaybına ilişkin başvuruların yapılacağı makam gösteril-
miştir. Tasarının 34. maddesinde sayılan kişilerin, seçme haklarını yurt
içinde ikamet ettikleri yer valiliğine, yurt dışında ise dış temsilciliklere
bizzat veya vekil vasıtasıyla başvurarak kullanmaları gerekir (m. 38). İl-
gili, vatandaşlığını bu başvuruyu yaptığı anda kaybetmez. Seçme hakkı
ile Türk vatandaşlığının kaybı, bu hakkın kullanılmasına dair şartların
varlığının tespitine ilişkin karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder
(m. 35/1). Burada başvuru mercii sadece bir tespit kararı vermekte,
çıkma izni, kaybettirme veya iptalde olduğu üzere inşai nitelikte bir
karar vermemektedir. Başvuru mercii kendisine yapılan başvuruyu
muhtemelen şu hususlar bakımından inceleyecektir: başvuru sahibinin
kanunda belirtilen kişilerden olup olmadığı, ergin olup olmadığı, süre-
Feriha Bilge TANRIBİLİR hakemli makaleler
62TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
si içinde başvuruda bulunup bulunmadığı, ilgilinin Türk vatandaşlığı
sona erdiği takdirde vatansız kalıp kalmayacağı.
b. Eş ve Çocuklar Bakımından
Seçme hakkını kullanmanın ilgilinin eş ve çocuklarına etkisi, ta-
sarının 35. maddesinin ikinci fıkrasında vatandaşlıktan çıkmanın so-
nuçlarına atıfla düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme TVK’nın 36.
maddesinde kabul edilen yolun tekrarıdır.
Tasarının çıkmanın hüküm ve sonuçlarını düzenleyen 27. mad-
desine göre, çıkmanın eşin vatandaşlığına herhangi bir etkisi bulun-
mamaktadır. Dolayısıyla seçme hakkını kullanan kişinin eşi (Türk
vatandaşı ise), eşinin vatandaşlığını kaybetmesinden etkilenmez, va-
tandaşlığını muhafaza eder.
Tasarının çıkmanın hüküm ve sonuçlarını düzenleyen 27. madde-
sine göre, ana veya babanın vatandaşlıktan çıkması çocukların vatan-
daşlığını da etkilemektedir. Anılan hükme göre, vatandaşlığı kaybeden
ana veya babanın talebi ve diğer eşin muvafakati ile çocuklar vatandaş-
lıktan çıkan ana veya babalarına bağlı olarak Türk vatandaşlığını kay-
bederler. Her halde çocukların ebeveynlerine bağlı olarak vatandaşlık-
larını kaybetmeleri onları vatansız statüsüne sokmamalıdır. Tasarının
35. maddesinin yaptığı atıf dolayısıyla tasarının 27. maddesi seçme
hakkını kullanan kişinin çocukları bakımından da uygulanacaktır.
VI. Sonuç
TVK Tasarısı’nın vatandaşlığı kayıp ile ilgili hükümlerinde bazı
tutarsızlık ve eksiklikler dikkati çekmektedir. Diğer kanunlarda oldu-
ğu gibi bu kanunun da hiç değişiklik yapılmadan, bu haliyle kabul
edilmesinin sakıncalı olduğu ortadadır. Muhtelif tarihlerde yapılan de-
ğişikliklerle Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun yapısı bozulmuş olmakla
beraber, bu kanunun gözden geçirilerek çok daha tutarlı ve sistematik
bir metin elde edilebileceği yönündeki görüşümüzü muhafaza ediyo-
ruz. Ancak gelişmelerin bu yöntemin tercih edilmeyeceğini gösterdi-
ğinin de farkındayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda
tasarının bu haliyle kabulü halinde, daha kanun yürürlüğe girmeden
birçok kanun çıkarılarak düzeltme yapılacağını öngörmek için kâhin
olmaya gerek yoktur.
hakemli makaleler Feriha Bilge TANRIBİLİR
63TBB Dergisi, Sayı 76, 2008
Sebepler Kanun
Sona Erme Yolu
İzin almaksızın yab. devlet vat. Kaz.
Yabancı
devlet in
hizmetinde bulunma
Savaş zamanı yab. Devlet hizmetinde bulunma
Asker- likten kaçma
Sevk sırasında veya kıtaya katıldıktan sonra kaçma
Silahlı Kuv. Mensupları ve Yükümlülerin yurda dönmemesi
Devlet ile ilgi ve bağlılığın zayıflaması
Devlet aleyhine faaliyet
Yalan beyan ve önemli hususları gizleme
Yabancı Silahlı k u v v e t l e r d e gönüllü hizmet
Diğer
TOK
ISKAT
√
√
√
√
√
√
1312 TVK
ISKAT
√
√
√
√
√
√
√
403 TVK
VBBENVSE
Kaybet- tirme
√a
√b
√C
Í
√d
√e
√f-h
g
Çıkarma
√
VA iptali
√
TASARI
Kaybettirme
√
√
√
VA. İptali
√
AVRUPA VAT. SÖZ.
√
√
√
√
√
√
Tablo - Karşılaştırmalı vatandaşlığın irade dışı sona erme nedenleri