powered by

powered by

hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 43TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Giriş Son dönemlerde futbolla ilgili çevrelerde sıkça dile getirilen “Tah- kim Kurulu, futbolun en üst yargı merciidir” biçimindeki söylemler, Tür- kiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu’nun konumu ve işlevi konusunda ciddi bir kavram karmaşası olduğunu açıkça göstermek- tedir. Bu karmaşa, özellikle Tahkim Kurulu’nun bir yargı merci olup olmadığı, kararlarına karşı dava veya temyiz gibi yargısal başvuru ola- naklarının bulunup bulunmadığı ve eğer bulunuyor ise bunun hangi yargı düzeninde yapılacağı konularında odaklanmaktadır. Bu karma- şayı besleyen etkenlerin başında, 3461 ve 3813 sayılı kuruluş kanun- larında  Türkiye Futbol Federasyonu’nun hukuki konumunun “özel hukuka tabi tüzel kişilik” nitelenmesi esası üzerinden kurgulanması ve böylelikle de bu kurumun bütün işlem ve eylemlerinin “özel hukuk alanı”nda kaldığı düşüncesi yer almaktadır. Ayrıca buna bağlı olarak, kanunla özel hukuka tabi kılınan Türkiye Futbol Federasyonu’nun bü- tün faaliyetlerinin sözleşme veya taahhütname biçimindeki “özel hukuk işlemleri” vasıtasıyla yürütülmesi zorunluluğu da varmış gibi bir kana- at yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Keza, federasyonun özel hukuka tabi tüzel kişilik olması esası, aynı zamanda, Türkiye Futbol Federasyonu * Yard. Doç. Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi. 1 27.05.1988 tarih ve 3461 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu’nun Kuruluş ve Görev- leri Hakkında Kanun, 07.06.1988 tarih ve 19835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Daha sonra çıkarılan 03.07.1992 tarih ve 21273 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.06.1992 tarih ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3461 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmıştır. TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU TAHKİM KURULU’NUN İŞLEVİ VE KARARLARININ NİTELİĞİ Taner Ayanoğlu * Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 44TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Tahkim Kurulu’nun kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu savının temellendirilmek istendiği zeminlerden biri konumundadır. Hemen belirtelim ki, Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu savı, sadece Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hu- kuka tabi olması esasına dayandırılmakta olmayıp, ayrıca 3461 ve 3813 sayılı kanunlarda yer alan “Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğu” şeklindeki pozitif düzenlemelerden de çıkarsanmaya çalışılmaktadır. Bu ve benzeri görüşlerin etkisiyle, Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir kamu tüzel kişisi değil özel hukuk tüzel kişisi olduğu, Tahkim Kurulu’nun futbol ile ilgili uyuşmazlıklarda tek ve nihai çözüm mercii konumunda bulunduğu ve bu kurulun kararlarına karşı yargı yolu- nun kapalı olduğu şeklinde özetlenebilecek çeşitli kanaatler yaygınlık kazanmış bulunmaktadır. Belirtmek gerekir ki, TFF Tahkim Kurulu’nun konumu ve işlevi, kararlarının niteliği sorunlarına ilişkin konular, Uyuşmazlık Mahke- mesi, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi gibi yüksek mahke- melerin önüne de gelmiştir. Anılan yüksek mahkemeler, doğru hu- kuki nitelemeler ile aşılabilecek olan sorunlar karşısında, tatmin edici çözüm üretmek yerine, futbol deyimi ile söylemek gerekirse “topu taca atmak” yolunu tercih etmişlerdir. Özellikle Anayasa Mahkemesi ile Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, önlerine gelen uyuşmazlıklarda, Tahkim Kurulu’nun niteliği ve işlevi ile kararlarının niteliğinin ne olduğu ko- nusunu açıklığa kavuşturacak açıklama ve gerekçelerden ihtiyatla ka- çındığını belirtelim. Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun konumu ve iş- levi, kararlarının niteliği konularına ilişkin olarak yukarıda genel çer- çevesi çizilen kimi kanaatlerin yaygınlık kazanması ve hukuki bir kar- maşanın ortaya çıkmış olması, bu konunun idare hukuku açısından irdelenmesini adeta kaçınılmaz kılmaktadır. I. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Tüzel Kişiliğinin Niteliği Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu kararlarının niteliği ve bunlara karşı yargı yoluna başvurulup başvurulamayacağı, başvu- rulacaksa hangi yargı düzeninin görevli olduğuna ilişkin tartışmanın başlangıç noktası, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özerkleştirilmesi girişimidir. Dolayısıyla, Tahkim Kurulu’nun işlevi ve kararlarının nite- liği sorunu ile ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapabilmek ve doğru çı- hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 45TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 karımlara varabilmek için, öncelikle Türkiye Futbol Federasyonu’nun tüzel kişiliğinin niteliğine ilişkin tartışmaya değinmek ve bu kurumun geçmişinden bugüne doğru geçirdiği evrim sürecini incelemek gerek- mektedir. Türkiye Futbol Federasyonu, 21.05.1986 tarih ve 3289 sayılı Genç- lik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca Başbakanlığa bağlı, katma bütçeli ve tüzel kişiliğe sahip Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı ve tüzel kişiliği bu- lunmayan bir idari teşkilat birimi 2 iken; 27.05.1988 tarih ve 3461 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu’nun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Ka- nun ile “profesyonel futbol faaliyetlerini millî ve milletlerarası kaidelere göre yürütmek, teşkilâtlandırmak, geliştirmek ve Türk futbolunu yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere; özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişili- ğe sahip” bir şekilde yeniden yapılandırılmıştır.  Daha sonra çıkarılan 17.06.1992 tarih ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3461 sayılı kanunu yürürlükten kaldı- rılmış ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun kurulması, teşkilât, görev ve yetkilerine ait esas ve usuller yeni baştan düzenlemiştir.  Hemen belirtelim ki, Türkiye Futbol Federasyonu’nun bugünkü yapılanmasının temelleri asıl olarak 3461 sayılı kanun ile atılmış bu- 2 Gözübüyük, Şeref / Tan, Turgut, İdare Hukuku, Cilt I, Genel Esaslar, Turhan Kita- bevi, 3. Bası, Ankara, 2004, s .396: “Futbol Federasyon(nun), (…) 3530 sayılı Yasaya göre katma bütçeli bir kuruluş olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne bağlı “teknik bir organ” olduğu ve “spor faaliyetlerinin düzenlenmesinin ve denetlenmesi görevi(nin) bir kamu hizmeti olarak bu idareye” verildiği kabul ediliyordu.” 3 3461 sayılı kanun, Türkiye Futbol Federasyonu’nun teşkilât, görev ve yetkilerine ait esas ve usulleri düzenlemektir. Ancak bu kanun uyarınca kurulan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, her ne kadar bu kanunda açıkça belirtilmemiş ise de, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesindeki Futbol Federasyonu’nun hukuki ve fiili halefi ve devamı olduğundan kuşku duyulmamaktadır. 4 Türk futbolun teşkilatlanmasına ilişkin tarihsel aşamalar ana hatlarıyla, 1903-1922 yılları arasında futbol kulüplerine dayalı federatif bir yapı olan futbol birlikleri; 1922-1936 yılları arasında futbol dışındaki branşları da içine alan federatif bir yapı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı; 1936-1938 tarihleri arasında yarı federatif Türk Spor Kurumu; 1938-1988 yılları arasında Türk İdaresine dahil bir kamu kuru- luşu olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nün (daha sonraki adıyla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü) ana hizmet birimi şeklindeki bir federasyon örgütlenmesi; 1988’den günümüze kadar olan dönem boyunca da özel hukuka tabi ve özerk Tür- kiye Futbol Federasyonu şeklindedir. Bkz., Devecioğlu, Sebahattin / Çoban, Bilal, “Türkiye Futbol Federasyonu’nun Özerkliği”, Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, Cilt: VIII, Sayı:3, Temmuz 2003, s. 52. Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 46TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 lunduğundan, her ne kadar bugün yürürlükte bulunmasa dahi, önce- likle bu kanun ile geçilmek istenen sistemin özelliklerinin incelenmesi gerekmektedir. 3461 sayılı kanun çerçevesinde yeni yapılandırmanın temel un- surlarını, a) Federasyonun tüzel kişilik sahibi olması, b) Federasyonun özel hukuka tabi olması, c) TFF Genel Kurulu üyelerinin futbol faaliye- ti ile ilgili kişi, grup ve örgüt temsilcilerinden oluşması d) Federasyon Başkanının Genel Kurul’ca seçilecek üç aday arasından Başbakanca atanması, e) Tahkim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yönetim Kurulu üyelerinin Genel Kurul’ca seçilmesi, f) Tahkim Kurulun Kurulması ve bu Kurula federasyon ve kulüpler veya kulüplerle oyuncular veya iki kulüp arasında çıkacak ihtilaflarla ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazları üzerine inceleyerek kesin karara bağlama görevi verilmesi, g) profesyonel futbol dalında faaliyet gösteren kulüplerin Yönetim Kurulu’nca tespit edilecek şartlar ve taahhütlere göre federasyona tes- cil edilmesi, tescil sırasında Tahkim Kurulu’nun kararlarına uyacak- larına dair taahhütnameyi imzalamak zorunda olmaları ve tescil edil- meyen veya taahhütlerini yerine getirmeyen kulüplerin müsabakalara iştirak edememeleri biçiminde sıralamak mümkündür. Diğer taraftan, Türkiye Futbol Federasyonu’nun geçirdiği bu evrime rağmen, 3461 sayılı kanunun 2. maddesinde bu kuruma verilen “a) Profesyonel fut- bol faaliyetlerini yürütmek, profesyonel futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak, bu konularda her türlü düzenlemeyi yapmak, kararlar almak ve uygulamak, b) Milli ve milletlerarası kaidelerin ve her türlü talima- tın uygulanmasını sağlamak ve Türkiye’yi, futbol ile ilgili konularda, yurt dışında temsil etmek, c) Yurt içi ve yurt dışı profesyonel futbol faaliyetleri ile milli müsabakalar için plan, program ve benzeri her türlü düzenlemeyi yap- mak ve başarılı sonuç sağlanması için gerekli tedbirleri almak” şeklindeki kamu hizmeti niteliği ağır basan görevler, kanunla özel hukuka tabi kılınan bu kurumun işlevsel bakımdan saf bir özel hukuk kişisi olarak kabul edilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak ortaya çıkmıştır. Bugün yürürlükte bulunan 3813 sayılı kanun, bazı istisnalar kena- ra bırakılırsa, temel olarak 3461 sayılı kanunla getirilen yeni yapılan- dırmanın ana unsurlarını muhafaza etmiştir. 3813 sayılı kanunun 3461 sayılı kanundan temel yapılanmaya ilişkin farklı düzenlemelerinden birincisi TFF Başkanı’nın doğrudan Genel Kurul’ca seçilmesi, ikincisi federasyon ve kulüpler veya kulüplerle oyuncular veya iki kulüp ara- hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 47TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 sında çıkacak ihtilafların doğrudan Tahkim Kurulu’nda çözümlenme- si yerine önce Yönetim Kurulu’nda çözümlenmesi ve Yönetim Kurulu kararına karşı ilgililere Tahkim Kurulu da itiraz hakkının tanınması, üçüncü ise kulüplerin tescil sırasında Tahkim Kurulu’nun kararlarına uyacaklarına dair taahhütname imzalamak zorunda olmalarına ilişkin hükme yer verilmemesidir. Bununla birlikte, 3813 sayılı kanunun 10. maddesinin (d) bendi uyarınca Yönetim Kurulu’nun “Kulüplerin futbol dalı kurmak için yapacakları başvuruları karara bağlamak, bununla ilgili fa- aliyet ve taahhütleri denetleme” görevinin bulunması ve 26. maddesinin “Futbol kulüpleri ile diğer spor kulüplerinin futbol şubeleri federasyona bağ- lıdır. Bunlar hakkında bu kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılacak esaslar uygulanır. Federasyon, kulüpleri Yönetim Kurulu’nca tespit edilecek esaslar çerçevesinde kayıt ve tescil eder. Kaydı yapılmayan veya herhangi bir vecibe- sini yerine getirmeyen kulübün kayıt ve tescili iptal edilir. Bu kulüpler müsa- bakalara iştirak ettirilmez.” hükmü çerçevesinde federasyonun tescil için başvuran kulüplerden Tahkim Kurulunun kararlarına uyacaklarına dair taahhütname istemesi olanaklı bulunmaktadır. 5 Türkiye Futbol Federasyonu’nun bugünkü yapılanmasının temel- lerini atan mülga 3461 sayılı kanunun düzenlemelerine geri döner- sek, bu kanunun getirdiği yenilikler, çıkarıldığı dönemde kamuoyuna “Futbolun özerkleştirilmesi” olarak takdim edilmiştir.  Bununla birlikte, bu kanunda federasyonun sıfatları arasında “özerklik” kavramı hiçbir şekilde sayılmamış olup, sadece federasyonun “özel hukuk hükümlerine tabi” olduğu nitelemesine yer verilmiştir. Kavramsal olarak “özel hu- kuk hükümlerine tabi olma” ile “özerklik”in özdeş olmadıkları, aralarında önemli bir fark olduğu açıktır. T Öte yandan, 3461 sayılı kanunda, Tür- 5 Belirtelim ki, 3813 sayılı kanunun düzenlemeleri çerçevesinde Tahkim Kurulu ka- rarlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu savı, kulüplerin vereceği taahhütname- lerden ziyade bu kanunun 13. ve 14. maddelerindeki Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğu yönündeki düzenlemeye dayandırılmaktadır. S Yurtcan, Erdener; “Özerk Futbol mu Dediniz?” Cumhuriyet, 05.04.1989: “Sayın Baş- bakanımızın zihninde oluşan düşünce doğrultusunda, ülkemizde profesyonel futbolun özerk hale getirilmesi ile bu alanda daha başarılı olunacağı varsayılmıştır. Acele ile hazırlanan bir tasarı ile Futbol Federasyonu, Beden Terbiyesi örgütünün dışına çıkarılmıştır. Bundaki amaç, ülkede profesyonel futbolun, futbolun içinde yer alan kişi, grup ve örgütlere bırakıl- ması, futbolun, futbol adamları tarafından yönetilmesi idi. Özerk futbol sloganı ile yola çı- kanlar, yasal düzenlemede de bu amacı ortaya çıkaran kurallara yer vermeliydiler. - Oysa bu alanda bugün içinde bulunulan hukuksal durum hiç de belirtilen amaçlarla bağdaşmıyor. (…)” T Bu noktada, Türkiye Futbol Federasyonu’nun organlarının seçimle oluşturulma- Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 48TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 kiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuk hükümlerine tabi kılınması- na ilişkin düzenlemeyi tamamlayacak başkaca düzenlemelere de yer verilmeye çalışılmıştır. Bu düzenlemeler içinde, özellikle, 3461 sayılı kanunun 22. maddesinde yer alan “Profesyonel futbol dalında faaliyet gösteren kulüpler, Yönetim Kurulu’nca tespit edilecek şartlar ve taahhütle- re göre federasyona tescil edilirler ve Yönetim Kurulu’nca belirlenecek tescil ücretini öderler. Tescil sırasında kulüpler; Tahkim Kurulu’nun kararlarına uyacaklarına dair taahhütnameyi imzalamak zorundadırlar. Tescil edilme- yen veya taahhütlerini yerine getirmedikleri için tescili iptal edilen kulüpler müsabakalara iştirak edemezler.” şeklindeki hüküm dikkat çekicidir. Bu ve benzeri nitelikteki düzenlemeler ile ulaşılmak istenen nihai amaç, Federasyon ile kulüpler arasındaki ilişkilerin özel hukuka tabi olarak kurulmasıdır. Başka bir deyişle, bir tarafını Federasyonun öbür tarafı- nı ise kulüplerin teşkil ettiği sözleşmesel nitelikte ilişkilere dayalı bir futbol örgütlenmesi temelinde futbol faaliyetlerinin organizasyonu ve yürütülmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Görülüyor ki, kurul- mak istenen sistem çerçevesinde, özel hukuka tabi olan federasyonun kulüpler üzerinde kullanacağı yetkilerin kaynağı da kendiliğinden, “Federasyon ile kulüpler arasında serbest irade ile kurulan özel hukuka tabi sözleşmesel ilişki” olarak ortaya çıkmaktadır. Hemen belirtelim ki, 3461 sayılı kanunun temel amacı, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuka tabi olduğunu belirtmek sure- tiyle futbol faaliyetlerinin özelleştirilmesi  ise, tek başına bu niteleme- sının ve federasyonun tüzel kişi olarak kurulmasının öngörülmesinin özerkliğin unsurları olduğu ve bu sebeple 3461 sayılı kanunun metninde özerkliğe yer ve- rilmemesinin bir eksiklik oluşturmadığı düşünülebilir. Aksi takdirde, özerklik ile özel hukuka tabiliğinin birbirine karıştırıldığını veya özerklik sloganı adı altında özel hukuka tabilik unsurunun gizlenmeye çalışıldığını düşünmek gerekecektir. Bununla birlikte, 3461 sayılı kanun ile federasyona verilen yeni şekil ve güvencele- rin bütünü dikkate alınırsa, bu kurumu “özerk” saymak pek kolay değildir. Ancak, 3461 sayılı Kanun’da Federasyonun özerk olarak nitelenmemesinin bir eksiklik ol- duğunu kanun koyucu da düşünmüş olmalı ki, 3461 sayılı kanunun aksine 3813 sayılı kanunda Federasyonun nitelikleri arasında “özerk” nitelemesine yer veril- miştir. 8 3461 sayılı kanun ile amaçlananın bir tür özelleştirme olduğu öğreti tarafından da dile getirilmiştir. Nitekim Özay, bu hususa şu şekilde değinmektedir: ““Türki- ye Futbol Federasyonunun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” iddia edildiğine göre, “özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzelkişiliğe sahip” bir örgüt modeli öngördüğünden, bu spor dalının organizasyonunu bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp “özelleştirme” operasyo- nuna tabi tutmuş.” Özay, İl Han; “Futbolda Özelleştirme’” İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, Sayı:1-3, Yıl:11 İstanbul, 1990, s. 31. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 49TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 nin hiçbir şekilde yeterli ve uygun bir araç olduğu söylenemez. Futbol alanında bir özelleştirmeden bahsetmek için öncelikle özel kişilerin kuracakları örgütlenmelerin de futbol faaliyetlerini yürütmelerine ola- nak sağlayacak serbestleşmenin sağlanması gerekir. Futbol faaliyetle- rini organize edecek ve yürütecek örgütlenmenin özel hukuk alanına bırakılması isteniyor ve bunun için de kulüplerin kuracakları veya katılacakları bir özel hukuk yapılanması düşünülüyor ise, örgütlen- me ve faaliyet yürütümü konularında tam serbestleşme sağlanarak bu alandan devletin bütünüyle elini çekmesi ve dileyen futbol kulüple- rinin diledikleri şekilde örgütlenmelere gitmelerinin önünün açılması gerekir. Böyle bir yapılanma için de futbol faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek amacıyla kurulmuş herhangi bir “kuruluş”un üyelik için bünyesindeki tahkim kurulu kararlarına uyma taahhüdü istemesi do- ğal karşılanabilir. Çünkü böyle bir taahhütte bulunmak istemeyen ku- lübün kurulmuş veya kurulacak başka bir örgüt içinde yer almak gibi bir olanağı bulunacaktır. Genel olarak Türkiye’de futbol alanındaki serbestleşme iki şekilde olabilir: Birincisi, kanunla Türkiye Futbol Federasyonu veya benzeri bir kurum kurulmaksızın, futbol alanındaki faaliyetleri organize ede- cek özel hukuk örgütlenmelerinin çerçevesini çizen bir yasal düzen- leme yapmak ve bu örgütlenmelerin tamamen özel hukuka tabi özel hukuk kişilerinin iradeleriyle kurulmasının önünü açmaktır. İkincisi, Türkiye Futbol Federasyonu’nun varlığını muhafaza etmesi ancak özel hukuka tabi bir tüzel kişi biçiminde kurulması arzu ediliyorsa, buna uygun bir yapılanmanın en temel unsuru, futbol kulüplerinin serbest iradeleriyle bu yapının içinde yer almalarını temin için, bu yapının dı- şında kalmak isteyen kulüplerin futbol faaliyetlerini organize edecek ve Türkiye Futbol Federasyonu’na alternatif olabilecek örgütlenmele- re gidebilme haklarının olmasıdır. Buna karşılık, 3461 sayılı kanunla, bir yandan profesyonel futbol faaliyeti ve bununla ilgili diğer görevler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesi dışında bir tüzel kişi olan Türkiye Futbol Federasyonu’na münhasır olarak verilmekte ve bu görevleri yürütecek alternatif örgütlenmelere olanak tanınmamakta, öte yandan federasyonun özel hukuka tabi olduğu öngörülmektedir. 3813 sayılı kanunun düzenlemeleri de temel olarak aynı şekildedir.  9 3813 sayılı kanunun 1. maddesine göre, Türkiye Futbol Federasyonu, “her türlü fut- bol faaliyetlerini millî ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilâtlandırmak, geliş- tirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere” ve Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 50TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Kanunla kurulan ve futbol faaliyetlerini düzenleme ve yürütme tekeli verilen ve yine asıl olarak kanundan aldığı yetkileri kullanan Türkiye Futbol Federasyonu’nun faaliyetlerinin kamu hizmeti, kullandığı yet- kilerin kamu kudreti kullanımı niteliği taşıdığı kolaylıkla anlaşılmak- tadır. Böyle bir tüzel kişiyi, sırf özel hukuka tabi olduğu yolundaki dü- zenleme uyarınca özel hukuk tüzel kişisi saymak doğru bir yaklaşım olamaz. Tekraren vurgulayalım ki, Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu söyleyebilmek için, bu kurumun futbol faaliyetini organize etme ve yürütme konusunda tekel hakkının ortadan kaldırılması ve de futbol faaliyeti organize etme konusunda birçok özel örgütlenmenin yapılabilmesine ve bunların birbirine rakip olabilmesine olanak tanınması gerekir. Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuka tabi olmasına bağ- lanmak istenen temel sonuçlarından biri, Türkiye Futbol Federasyonu ile futbol kulüpleri arasında sözleşmesel bir hukuki ilişki kurulması ve bu ilişkinin idare hukuku dışında bırakılmasıdır. Ancak bu ama- cı gerçekleştirmek için futbol faaliyetlerini organize etme işinin kamu hizmeti olmaktan çıkarılması ve özel hukuk kişilerin serbest iradele- riyle futbol faaliyetlerini organize edecek özel hukuk kişileri kurma- larına olanak sağlanması gerekirken, bunun yapılmamış olması sis- temin kurgusu bakımından yapılan en büyük yapısal hata olmuştur. Dolayısıyla, bu yapısal hata ortada dururken, ederasyon ile kulüpler arasındaki ilişkileri özel hukuk ilişkisi biçiminde kurgulamak müm- kün değildir. 3461 sayılı kanunda yer alan federasyonun özel hukuka tabi olduğu yolundaki hüküm de bu yapısal hatayı onarmaktan ziyade çelişkileri derinleşmesine yol açmıştır. Dolayısıyla, federasyonun özel hukuka tabi olduğu yolundaki hükme rağmen, kulüpler ile federasyon arasındaki ilişkilerin asıl çerçevesinin idare hukuku alanında kalması sebebiyle, kulüplerin federasyona tescili sırasında Tahkim Kurulu ka- rarlarına uyacaklarına dair taahhütte bulunmaları da anlamsız zorun- luluk olarak görünmektedir. Gerek Türkiye Futbol Federasyonu’nun, “özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip, özerk” bir yapıda kurulmaktadır. Bu kanunun 2. maddesinde ise Federasyonun görevleri, “a) Futbol faaliyetlerini yü- rütmek, futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak, bu konularda her türlü düzenlemeyi yapmak, kararlar almak ve uygulamak, b) Milli ve milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak ve Türkiye’yi futbol ile ilgili konularda yurt dışında temsil etmek, c) Yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri ile milli müsabakalar için plan, program ve benzeri her türlü düzenlemeyi yapmak ve başarılı sonuç sağlanması için gerekli tedbirleri almak” şeklinde sayılmaktadır. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 51TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 gerekse Tahkim Kurulu’nun yetkisinin kaynağı, kulüplerin verdikleri taahhütnameler değil, kanundur. Kanımızca, bu durum, Türkiye Fut- bol Federasyonu’nun özel hukuka tabi bir tüzel kişi olarak kurgulan- masındaki çelişkiyi açık seçik gözler önüne sermektedir. Diğer taraftan, 3461 ve 3813 sayılı kanunlarda Türkiye Futbol Federasyonu’nun “özel hukuk hükümlerine tabi” bir tüzel kişi olarak ön- görülmesi, bu kurumun kamu tüzel kişisi mi, yoksa özel hukuk tüzel kişisi mi olduğu konusunda da bir tartışma başlatmıştır. Özellikle yar- gı kararlarında, Türkiye Futbol Federasyonu’nun “özel hukuka tabi bir tüzel kişi olması”na ilişkin yasal düzenlemeler esas alınmak suretiyle, bu kurumun bir “özel hukuk tüzel kişisi” olduğu, idare teşkilatının dı- şında yer aldığı, işlemlerinin özel hukuk işlemi niteliği taşıdığı 10 ve bu işlemlerden doğan davaların da adli yargı düzeninin görevine girdiği yönündeki saptama ve görüşlere sıkça yer verilmektedir. 11 Öncelikle belirtelim ki, özel hukuka tabi olan veya özel hukuk kişisi olan tüzel kişilerin hiçbir şekilde idari işlem yapamayacakları söylenemez. 12 Nitekim bir Danıştay kararında da ifade edildiği üze- 10 Danıştay 10. Dairesi, bir kararında, idare mahkemesinin şu şekilde özetliği “… 6. İdare Mahkemesi’nce, (…) Yasanın bu kuralları karşısında Türkiye Futbol Federasyonu’nun genel idarenin dışında kalan ve kamu kurumu niteliği taşımayan bir özel hukuk tüzel ki- şisi olması nedeniyle idari işlem niteliği bulunmayan 1996-1997 sezonu Yayın Talimatına …” kararını onamıştır. D10.D, E.1997/972, K.1997/2081, T.27.5.1997, Bal, Yakup / Karabulut, Mustafa / Şahin, Yahya, İdari Yargılama Usulü ile İlgili Danıştay 10. Daire- sinin Seçilmiş Kararları, Seçkin, Ankara, 2003, s. 322-323. Danıştay’ın, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuka tabi tüzel kişi olmasından dolayı işlemlerinin idari işlem değil, özel hukuk işlemi niteliği taşıdığı yönünde başka kararları da vardır. Ancak bu yöndeki kararlarda ortaya konulan yaklaşımlar eleştiriye açıktır. Bir tüzel kişi, özel hukuka tabi olduğu için veya özel hukuk tüzel kişisi olduğu için işlemleri her durum ve koşulda idari işlem niteliğinden yoksun sayılamaz. Aynı zamanda o tüzel kişi tarafından tesis edilen işlemin unsurlarının ve özelliklerinin de dikkate alınması gerekir. Buna karşılık, Türkiye Futbol Federasyonu’nun sadece işlemle- rinin idari niteliğinden dolayı kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu söylenmek de doğru olmaz. Bunun yanında, federasyonun kanunla kurulmuş olması, görevleri- nin kamu hizmeti niteliği taşıması ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünye- sindeki ana hizmet birimi olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun halefi olması gibi unsurlar kamu tüzel kişiliğinin göstergeleri arasında yer almaktadır. 11 D10.D, E.1989/2924, K.1991/547, T.20.02.1991, DD.82-83, s. 1005-1007: “… 3461 sa- yılı kanunun yürürlüğe girmesiyle, Türkiye Futbol Federasyonu’nun genel idarenin dışın- da yer alan bir özel hukuk tüzel kişiliğine dönüştüğü … anlaşılmaktadır.” Aynı yönde bkz., D10.D, E.1999/5415, K.2001/2323, T.14.6.2001, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 318-319. 12 Genel olarak Fransa’da Conseil d’Etat, özel hukuk tüzel kişilerinin kamu gücü ay- rıcalıkları içeren işlemlerini idari işlem saymaktadır. Örneğin Conseil d’Etat, özel Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 52TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 re, “3461 sayılı yasanın 1.maddesinde, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun hükme bağlanmış olmasının salt bu nedenle federasyonca veya federasyon bünyesinde yer alan kurullarca tesis edilen işlemlerin idari işlem olması niteliğini ortadan kaldırmayacağı da açık bulunmaktadır.” 13 Bir tüzel kişinin özel hukuka tabi olması veya biza- tihi özel hukuk kişisi olması halinde, o tüzel kişinin işlemlerinin özel hukuk işlemi niteliği taşıdığının düşünülmesi doğaldır. Ancak, özel hukuka tabi olan veya özel hukuk kişisi sayılan bir tüzel kişinin, ken- disine tekel hakkı tanınan bir konuda, kamu gücü kullanımı biçimin- de tezahür eden ve yürüttüğü kamu hizmeti ile ilgili olan işlemlerini, bunların doğasını ve karakteristik özelliklerini hiç dikkate almaksızın, sırf tüzel kişinin sıfatına bağlı olarak “özel hukuk işlemi” saymak doğru değildir. Şöyle ki, bir özel hukuk tüzel kişisine istisnaen kamu kudreti ayrıcalıkları tanınmış olmasının, tek başına o tüzel kişiyi kamu tüzel kişisi haline getirmediği bilinmektedir. Dolayısıyla, bir tüzel kişinin kamu tüzel kişi olarak nitelenebilmesi için, kamu kudreti kullanma ayrıcalığına sahip olma unsurunun yanında ayrıca Anayasa’nın 123. maddesinin 3. fıkrasındaki hüküm çerçevesinde “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” bir idari işlemle kurulmuş olması da gerekmektedir. 14 Vurgulamak gerekir ki, Türkiye Futbol Federasyonu, gerek 3461 sayılı kanun ve gerekse 3813 sayılı kanun ile, “özel hukuk tüzel kişi- si” olarak değil, “özel hukuka tabi tüzel kişi” olarak nitelenmiştir. Her iki niteleme arasındaki fark önemlidir. Her ne kadar, Türkiye Futbol Federasyonu’nun görevleri ve kullandığı yetkiler dikkate alındığında kanun koyucunun bu kurumu “özel hukuka tabi tüzel kişi” olarak nite- lemesi yanlış ise de, tek başına bu niteleme uyarınca Türkiye Futbol Federasyonu’nu özel hukuk tüzel kişisi saymaya olanak bulunmadığı hukuk tüzel kişisi niteliğinde olan Basketbol Federasyonu’nun yarışmalara katılma şartlarını tespit eden kararlarını ve Bisiklet Federasyonu’nun sporculara verdiği disiplin cezalarını idari işlem saymış ve denetlemiştir. Bkz., Gözler, Kemal, İdare Hukuku, Cilt I, Ekin Kitabevi, Bursa, 2003, s. 552. Gözler, ayrıca Türkiye Futbol Fe- derasyonu ve Türkiye Jokey Kulübü birer özel hukuk tüzel kişisi olsa ve keza özel hukuka tabi tüzel kişiler olsalar da, bunların “kamu gücü ayrıcalıkları”na dayanan işlemlerini idari nitelikte saymak, dolayısıyla da bu tür işlemlere idare hukukunu uygulamak ve bunlardan doğan uyuşmazlıklara idari yargıda bakmak gerektiğini de belirtmektedir. Bkz., Gözler, a. g. e., s. 553. 13 D10.D, E.1991/1149, K.1911/2286, T.17.06.1991, DD. 84-85, s. 695-697. 14 Bkz., Gözler, a. g. e., s. 146. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 53TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 unutulmamalıdır. Öte yandan, kamu gücü kullanma ayrıcalığı asıl ola- rak kamu tüzel kişilerinin sahip olabilecekleri bir olanak ve ayrıcalık olmakla birlikte, bu ayrıcalıktan yoksun kamu tüzel kişileri kurulması- nın önünde bir engel yoktur. Bununla birlikte, bir tüzel kişinin kanun- la özel hukuka tabi olarak kurulması, o tüzel kişiyi kamu tüzel kişisi sıfatından yoksun bırakmaz ise de, Bilgen’in de işaret ettiği gibi, kamu hizmeti gören ve kamu kudreti usulleri kullanabilen bir tüzel kişinin kuruluş kanununda “özel hukuk tüzel kişisi” olarak nitelenmesi doğru değildir. Eğer böyle bir niteleme yapılmış ise, ya özel hukuk tüzel ki- şileri kamu kudretinden yararlanamayacakları için idari işlem yapma yetkisi veren hüküm, ya da idari işlem yapma yetkisi mutlaka kanunla kabul edilecekse özel hukuk tüzel kişisi olduğunu ifade eden hüküm Anayasa’ya aykırıdır. 15 Dolayısıyla, yürüttüğü kamu hizmetinin yapısı ve özellikleri gereği, kamu gücü kullanması olanağı ve olasılığı bulun- mayacak olan kamu tüzel kişilerinin kuruluş kanunlarında bunların özel hukuka tabi olarak faaliyet göstereceklerinin öngörülmesi müm- kün olmakla birlikte; yürüttüğü kamu hizmetlerinin ve faaliyetlerin yapısı ve özelliği gereği kamu kudreti kullanma ayrıcalığı tanınacak kamu tüzel kişileri bakımından, kuruluş kanunlarında bunların özel hukuka tabi olduğu nitelemesinin yapılması doğru değildir. Bu sebep- le, Türkiye Futbol Federasyonu’nun, kuruluş kanununda “özel hukuka tabi” olduğu nitelemesi yapılmasına rağmen, bünyesi ve taşıdığı özel- likler dikkate alınarak kamu tüzel kişisi niteliğinde bir kuruluş olarak kabul edilmesi gerekmektedir. 16 15 Bilgen, Pertev, İdare Hukuku Dersleri, İdare Hukukuna Giriş, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1999, s. 14. 16 Nitekim Türkiye Futbol Federasyonu’nun Uyuşmazlık Mahkemesi’nce yalın bir “özel hukuk kişisi” gibi düşünülmesini eleştiren Özay’a göre, “ … bazı kuruluşla- rın özel hukuk hükümlerine tabi tutulması onların ille de özel hukuk tüzel kişisi olduğu anlamını taşımaz. Nitekim İdare Hukuku öğretisinde … kuruluş yasalarına göre tümü özel hukuk hükümlerine tabi Devlet iktisadî kuruluşlarının birer “kamu tüzel kişisi” olduğunda kuşku yoktur. … Şu halde “özel hukuk hükümlerine tabi olma” kuruluşun türünü kendi- liğinden değiştirip onu “İdare”nin dışına çıkarmaz, doğrusu çıkaramaz.” Özay, a. g. m., s. 33. Anayasa Mahkemesi’ne göre de, “Kamu tüzel kişilerinin, nitelik ve özellikleriyle bağdaştığı ve statülerinin elverdiği ölçüde, özel hukuk tüzel kişileri gibi genel hükümlere göre bazı yetkiler kullan­maları mümkün olmakla beraber, açık bir hüküm bulunmadıkça, bu hal onların hukuk rejimi olan idare hukuku ve kamu kanunla­rına bağlılık ilkesini ortadan kaldırmaz. Kamu tüzel kişilerinin kurulması, organları, görev ve yetkileri, işleyiş ve çalışma usûlleri, yasal ve idari işlemlerle her zaman düzenlenebilir. Çünkü Anayasa’nın 123. mad- desinde kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya kanu­nun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı hükmü yer al­mış bulunmaktadır. Bu durumda, kanun koyucunun, kamu tüzel kişiliğini genel yararın belirlediği ihtiyaca göre kurması ve onu kimi yetkilerle donatması Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 54TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Türkiye Futbol Federasyonu’na 3813 sayılı kanun ile verilen ve münhasıran bu kurumun yetkisine bırakılan futbol ile ilgili görevler “kamu hizmeti” özelliği gösterdiği gibi, bu görevleri yürütmek üzere bu kurum tarafından tesis edilen tek taraflı işlemler de idari işlem niteliği 17 taşımaktadır. Nitekim öğretide de Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuk tüzel kişiliği ile hiçbir ilgisinin olmadığı 18 ve bu kurumun kamu tüzel kişiliğinin ağır bastığı 19 genel kabul görmektedir. asıldır. Anayasa’da bir kamu tüzel kişiliğinin kurulması halinde, ona varlık verecek olan kanunda ne gibi ku­rallara ve ilkelere uyulacağı öngörülmemiş ise bu husus tamamen kanun koyucunun takdirine bırakılmış demektir.” AYM, E.1985/7, K.1985/22, T.28.11.1985, RG,21.01.1986-18995. 17 Danıştay 10. Dairesi, bir kararında Futbol Federasyonu tarafından çıkarılan Türkiye Ligleri Statüsü’nün ülke çapında uygulanan düzenleyici işlem niteliğinde olduğu - na hükmetmiştir. (Bkz., D10.D, E.1983/1068, K.1984/818 K.17.04.1984, DD.56-57, s. 372-378). Dolayısıyla, 3461 ve 3813 sayılı kanunlar ile statüsünde değişiklik olsa da TFF’nin yaptığı işlemlerin idari işlem niteliği değişmemiştir. D10.D, E.1991/1149, K.1911/2286, T.17.06.1991, DD.84-85, s. 695-697: “… 3461 sayılı yasanın 1.maddesinde, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun hükme bağlan- mış olmasının salt bu nedenle federasyonca veya federasyon bünyesinde yer alan kurullarca tesis edilen işlemlerin idari işlem olması niteliğini ortadan kaldırmayacağı da açık bulun- maktadır. Dolayısıyla, idare mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanında olduğunu kabul ederek işin esasını incelenmesi gerekirken, davayı görev yönünden reddetmesi hukuka aykırı görülmüştür.” Ancak aksi yönde Danıştay kararları da vardır. Bkz., D10.D, E.1999/5415, K.2001 /2323, T.14.6.2001, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 318-319; D10.D, E.1999/992, K. 1998/1375, T.12.4.1999, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 318-319; D10.D, E.1995/ 1669, K.1997/4877, T.25.11.1997, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 320-322; D10.D, E.1997/972, K.1997/2081, T.27.5.1997, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 322-323. 18 Yurtcan, a. g. m., “İkinci nokta, belki biraz teknik hukuk alanını ilgilendiren bir konu olacak, ama federasyonun “özel hukuk hükümlerine tabi” bir tüzel kişiliğe sahip olması ne demek? Hukukta tüzel kişilerin çerçevesi bellidir. Özel hukuk alanı denince bundan dernek- ler ve vakıfları ilk planda hatırlamak gerekir. Federasyon bir dernek mi vakıf mı? Bunların hiçbirinin olmadığı ortada. Federasyon, futbol hizmeti gören bir kamu tüzel kişilik olarak belirtilmek gerekir. Yasanın öteki kurallarından da anlaşıldığı gibi federasyonun özel hukuk ile hiçbir ilgisi yoktur.” 19 Bkz., Özay, a. g. m., s. 33. Federasyonun kamu hukuku tüzel kişisi kabul edilme- si yönündeki görüşün ağır bastığını belirten Tan, bir özel hukuk tüzel kişisinin “özerk” olduğunun belirtilmesine gerek olmamasının ve Federasyonun Başbakan- lığın “ilgili kuruluşu” statüsünde kabul edilmesinin bu görüşü güçlendirdiğini be- lirtmektedir. Ayrıca, Tan’a göre, “TFF’nin yayıncı kuruluşla sözleşme yapması ticari bir iş sayılmakla beraber, Federasyon’un yayın hakkının tek elden pazarlanması veya “havuz sistemi” adı verilen uygulamayı tek yanlı bir kararı ile başlattığına göre, bu karar kamusal yetki kullanılarak yaptığı bir işlem olarak, idari yargının denetimine girecektir. Ancak, ida- ri yargı yerlerinin bu işlemi denetlemekte kendilerini görevli sayması kuşkuludur.” Tan, Turgut, “Rekabet Hukukunun Uygulama Alanı Açısından Kamu Kuruluşlarının Faaliyeti (Türkiye, Fransa ve İtalya örnekleri)”, Rekabet Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 4, 2000, hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 55TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 II. Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun Organik Bakımdan Konumu Öğreti ve uygulamada, “tahkim yargılaması”nın alternatif bir uyuş- mazlık çözüm mekanizması olarak nitelenmesinin de etkisiyle olacak ki, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun organik olarak yargısal kimlikli, işlevsel olarak da yargısal yetkiler kullanan bir merci olduğu kanaati genel bir yaygınlık kazanmıştır. Ancak hemen belirte- lim ki, bu kanaatin ne organik ne de işlevsel bakımdan hukuki hakikat sayılması mümkün değildir. Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, önce 3461 sayılı ka- nun, daha sonra ise 3813 sayılı kanun ile düzenlenmiştir. Halen yürür- lükte bulunan 3813 sayılı kanunun 13. maddesiyle Tahkim Kurulu’nun s. 22; Gözübüyük / Tan’a göre, “Futbol Federasyonu Başkanlığı’nın Başbakanlığın “İl- gili Kuruluşu” olarak görünmesi ve Devlet Bakanları arasında görev bölüşümüne ilişkin Başbakanlık genelgelerinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile beraber bir Devlet Baka- nının sorumluluğuna verilmesi de, 3046 sayılı yasanın “ilgili kuruluş” tanımına göre bir hukuki, idari ve mali statüye sahip hizmet yerinden yönetim kuruluşu kabul edildiğinin bir göstergesidir.” Gözübüyük / Tan, a. g. e., s. 396. (Altı tarafımızdan çizilmiştir). Türkiye Futbol Federasyonunun bağımsız bir idari otorite olmadığını belirten Gi- ritli / Bilgen / Akgüner’e göre, “Türkiye Futbol Federasyonu, Türk İdare örgütü içinde kendine özgü (sui generis) özellik gösteren bir yapı ve kuruluş olarak görülmelidir.” Giritli, İsmet / Bilgen, Pertev / Akgüner, Tayfun, İdare Hukuku, Der Yayınları, İstanbul, 2006, s. 393. Yurtcan’a göre, “İkinci nokta, belki biraz teknik hukuk alanını ilgilendi- ren bir konu olacak, ama federasyonun “özel hukuk hükümlerine tabi” bir tüzel kişiliğe sahip olması ne demek? Hukukta tüzel kişilerin çerçevesi bellidir. Özel hukuk alanı denince bundan dernekler ve vakıfları ilk planda hatırlamak gerekir. Federasyon bir dernek mi va- kıf mı? Bunların hiçbirinin olmadığı ortada. Federasyon, futbol hizmeti gören bir kamu tüzel kişilik olarak belirtilmek gerekir. Yasanın öteki kurallarından da anlaşıldığı gibi fe- derasyonun özel hukuk ile hiçbir ilgisi yoktur.” Yurtcan, a. g. m., (Altı tarafımızdan çizilmiştir). Türkiye Futbol Federasyonu’nu futbol etkinlikleri ile ilgili düzenleme yapan, bu sektörü denetleyen, yasaya aykırı eylem ve durumlar hakkında yaptırım uygulayan, bireysel önlemler alabilen bir bağımsız idari otorite olarak tanımlayan Akıncı’ya göre, “Türkiye Futbol Federasyonu, ne bir dernek veya vakıf ne de bir ticaret şirketidir. O halde Federasyon bir özel hukuk tüzel kişisi değildir. Ayrıca Federasyon bir yasa ile kurulmuş olduğundan, özel hukuk tüzelkişilerindeki gibi, onu oluşturan üyelerin iradeleri ile ortadan kaldırılamaz. Öyle ise Türkiye Futbol Federasyonu’nu özerk bir “kamu tüzelkişisi” olarak değerlendirmek gerekir.” Akıncı, Müslüm, Bağımsız İdarî Otoriteler ve Ombudsman, Beta, İstanbul, 1999, s. 261. Yazar ayrıca şu değerlendirmeyi de yap- maktadır. “Türkiye Futbol Federasyonu’nun Türk hukuk dizgesi içinde “kendine özgü” (sui generis) bir yapısının olduğunu belirtmek gerekir. Federasyon, bir yandan “özel hukuk hükümlerine tabi”, öte yandan “özerk bir tüzel kişi”; başka bir yönden “bütün faaliyet ve işlemleri Bakan’ın gözetim ve denetimine tabi”, ne olduğu tam olarak anlaşılamayan bir “hukuk garabeti”dir.”, s. 262. Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 56TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 oluşum şekli, toplanma ve karar alma usulü, 20 14. maddesiyle 21 ise Tahkim Kurulu’nun görevleri düzenlenmektedir. İlk bakışta, Tahkim Kurulu’nun organik konumunu belirlemek için 3813 sayılı kanunun 13. ve 14. maddelerin yeterli olmadığı düşünülebilir. Ancak, aynı ka- nunun 3. ve 4. maddeleri hükümleri, bu kurulun organik konumunu tereddüde mahal bırakmayacak biçimde aydınlatmaktadır. Gerçekten kanunun 3. maddesine göre, “Türkiye Futbol Federasyonu, merkez, yurt içi ve yurt dışı teşkilatından meydana gel(mekte)” olup; 4/e maddesinde “Federasyo’nun merkez teşkilatı” organlarından birisi olarak “Tahkim Kurulu” gösterilmektedir. 22 Bu hükümler çerçevesinde, Türkiye Fut- bol Federasyonu merkez teşkilatı organlarından birisi olan “Tahkim Kurulu”nun organik bakımdan konumunun, hiç şüphesiz içinde bu- lunduğu federasyonun hukuk düzenindeki konumuna bağlı olduğu görülmektedir. Kanaatimizce, kamu tüzel kişiliğine sahip olan Türki- ye Futbol Federasyonu’na ve onun Tahkim Kurulu’na Türk İdare Teş- kilatı içinde yer vermekten kaçınmak mümkün değildir. Diğer taraftan, Tahkim Kurulu’nun organik anlamda yargı örgütü içinde bulunduğunu söylemeye de olanak yoktur. 3813 sayılı kanunun 20 3813 sayılı kanun, madde 13: “Tahkim Kurulu; iki asıl ve iki yedek üyesi üniversitelerin hukuk fakülteleri veya spor yüksekokullarında görev yapan öğretim üyelerinden olmak üze- re beş asıl, beş yedek hukukçu üyeden oluşur. Tahkim Kurulu üyeleri dört yıl görev yapmak üzere Federasyon Genel Kurulunca seçilirler. Üyeler kendi aralarından bir Başkan seçerler. Kurul , görevinde bağımsızdır. Üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça yerle- rine yenisi görevlendirilemez. “Kurul beş üyenin katılımı ile toplanır, kararlar oy çokluğu ile alınır. Asıl üyenin katıl- madığı toplantıya yedek üye iştirak eder. Tahkim Kurulunun kararları kesindir.” 21 3813 sayılı kanun, madde 13: “Tahkim Kurulu, Federasyon ile kulüpler; Federasyon ile hakemler, Federasyon ile futbolcular, teknik direktörler ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktör, antrenör, oyuncu temsilcisi ve masörler; kulüpler ile oyuncular; kulüpler ile ku- lüpler arasında çıkacak ihtilaflar hakkında Yönetim Kurulunca verilecek kararlar ile disiplin kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlar.” 22 Anayasa Mahkemesi de bir kararında bu hususu belirtmektedir: “Yasanın 4. madde- sinde de, “Tahkim Kurulu”na, Federasyon’un örgütü içinde yer verilmiştir.” Bkz., AYM, E.1997/47, K.1997/55, T.10.06.1997. Diğer taraftan Tahkim Kurulu’nun teşkilatı, faaliyetleri ve görevlerini yerine getirme esas ve usullerine ilişkin talimatnameler, 3813 sayılı kanunun 30. maddesinin “Bu Kanunda belirtilen teşkilatın çalışma usul ve esasları ile Kanunun uygulanmasına dair diğer hususlar, Genel Kurulun yapacağı Ana Statü ile Yönetim Kurulunun yapacağı statü ve talimatlarla belirlenir.” hükmü uyarınca TFF Yönetim Kurulu’nca çıkarılacaktır. 3813 sayılı kanun’un 14. maddesi uyarınca TFF Yönetim Kurulu’nun kararlarına karşı yapılacak itirazları çözümleyecek olan Tahkim Kurulu’na ilişkin talimatların Yönetim Kurulu’nca yapılmasındaki çelişki ve garabet açıktır. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 57TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 13/1. maddesine göre “Tahkim Kurulu; iki asıl ve iki yedek üyesi üniver- sitelerin hukuk fakülteleri veya spor yüksekokullarında görev yapan öğretim üyelerinden olmak üzere beş asıl, beş yedek hukukçu üyeden oluşur. Tahkim Kurulu üyeleri dört yıl görev yapmak üzere Federasyon Genel Kurulunca seçilirler.” Halbuki, Anayasa’nın 9. maddesine göre, yargı yetkisini kullanacak “bağımsız mahkemelerin”, yine Anayasa’nın 142. maddesi uyarınca kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri- nin kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Anayasa’nın 9. maddesi ve “Yargı”ya ilişkin 138 vd. maddeleri çerçevesinde, yargı yetkisini kullanacak mercilerin “mahkeme” adını taşıması ve “mahkeme” adını taşıyan bu kurumlarda “hakim” sıfatını taşıyan kişilerin bulunması gerektiği kolaylıkla anlaşılabilecek bir husustur. Dolayısıyla, “mahke- me” olarak nitelenmeyen ve üyeleri “hakim” sıfatını taşımayan “Tahkim Kurulu”nun, “Yargı” teşkilatı içinde konumlandırıldığını söylemek im- kansızdır. Kısacası, “Yürütme” ve “İdare Cihazı” içinde konumlandırıl- mış bir tüzel kişilik olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun bünyesinde yer alan Tahkim Kurulu da organik bakımdan “Yürütme” ve “İdare Cihazı” içinde konumlandırılmıştır. Bu çerçevede, organik konumuna bağlı olarak Tahkim Kurulu’nun “yargı yetkisi” değil, “yürütme ve idare yetkisi” kullandığını söylemek yanlış olmayacaktır. III. Tahkim Kurulu’nun Görevleri ve İşlevi 3813 sayılı kanunun 14. maddesine göre, “Tahkim Kurulu, Federas- yon ile kulüpler; Federasyon ile hakemler, Federasyon ile futbolcular, teknik direktörler ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktör, antrenör, oyuncu tem- silcisi ve masörler; kulüpler ile oyuncular; kulüpler ile kulüpler arasında çı- kacak ihtilaflar hakkında Yönetim Kurulunca verilecek kararlar ile disiplin kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlar.” Bir ön tespit yapmak gerekirse, Tahkim Kurulu, biçimsel olarak, fut- bol ile ilgili uyuşmazlıkları değil, belli konulara ilişkin olarak Yöne- tim Kurulu’nca verilecek kararlar ile Disiplin Kurulu kararlarını itiraz üzerine inceleyerek kesin karara bağlamaktadır. Daha açık bir deyiş- le, Tahkim Kurulu’nun hem incelemesinin konusu hem de bu incele- menin neticesinde kesin olarak karara bağlayacağı şey, TFF Yönetim Kurulu’nun ve Disiplin Kurulu’nun kararlarıdır. Dolayısıyla, örneğin TFF Merkez Hakem Kurulu kararlarına karşı Tahkim Kurulu’na baş- Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 58TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 vurulması olanağı yoktur. 23 Hatta kanunun 14. maddesinin lafzı uya- rınca, “Federasyon ile kulüpler”, “Federasyon ile hakemler” 24 , “Federasyon ile futbolcular, teknik direktörler ve antrenörler”, “kulüpler ile teknik direk- tör, antrenör, oyuncu temsilcisi ve masörler”, “kulüpler ile oyuncular” ve “kulüpler ile kulüpler” arasında çıkacak “ihtilaflar”ı 25 öncelikle karara bağlama yetkisine, Tahkim Kurulu değil, Yönetim Kurulu sahiptir. Bu noktada açıkça görülmektedir ki, Tahkim Kurulu’nun görevi, uyuş- mazlıkları doğrudan doğruya çözümlemek değil, Yönetim Kurulu’nun uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla verdiği kararlarını incelemek- tir. 26 TFF Yönetim Kurulu’nun görevleri ve karara bağlayacağı hu- suslar, 3813 sayılı kanunun 10. maddesinde uzun bir liste halinde sa- yılmıştır. 27 Ancak hemen belirtelim ki, TFF Yönetim Kurulu’nun her 23 Nitekim Danıştay 10. Dairesi de bir kararında Merkez Hakem Kurulu kararları- na karşı idari yargıda doğrudan dava açılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bkz., D10.D, E.1991/1149, K.1911/2286, T.17.06.1991, DD. 84-85, s. 695-697: “Kamu idare- since kamu gücü kullanılarak tek taraflı olarak tesis edilen ve ilgililerin hukukunu etkileyen işlemlerin idari işlemler olduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. -Uyuşmazlık ko- nusu olayda, dava Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı Merkez Hakem Kurulunca tesis edilen ve futbol hakemi olan davacının klasmanın (A) grubundan (B) grubuna düşürülme- sine ilişkin olan işlemin iptali istemiyle açılmıştır. - Bu haliyle dava konusu işlem, 3461 sa- yılı Yasa ile Tüzel kişilik kazanmış bulunan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığına bağlı Merkez Hakem Kurulu’nca tek taraflı olarak davacının hukukunu etkileyecek birimde tesis edilmiş idari bir işlem niteliğindedir. - Bu nedenle idari nitelikteki dava konusu işlemden doğan uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümü gerekir. - Öte yandan, 3461 sayılı yasanın 1.maddesinde, Türkiye Futbol Federasyonu’nun özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun hükme bağlanmış olmasının salt bu nedenle federasyonca veya federasyon bünyesinde yer alan kurullarca tesis edilen işlemlerin idari işlem olması niteliğini ortadan kaldırmayacağı da açık bulunmaktadır. Dolayısıyla, idare mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanında olduğunu kabul ederek işin esasını incelenmesi gerekirken, davayı görev yönünden reddetmesi hukuka aykırı görülmüştür.” 24 3461 sayılı kanunun 14. maddesinde, TFF Tahkim Kurulu tarafından çözümlenecek ihtilaflar arasında, “federasyon ile hakemler arasındaki uyuşmazlıklar” sayılmamış idi. Ancak bugün yürürlükte bulunan 3813 sayılı kanunun 14. maddesine göre, “Fe- derasyon ile hakemler arasındaki uyuşmazlıklar” önce Yönetim Kurulu’nda arka- sından da Tahkim Kurulu’nda çözümlenecek uyuşmazlıklardandır. 25 Bir tarafını hakemlerin öbür tarafını kulüplerin veya futbolcuların oluşturduğu uyuşmazlıklar kapsam dışında bırakılmıştır. 26 Yukarıda da vurguladığımız üzere, 3461 sayılı kanun uyarınca Tahkim Kurulu’nun bu uyuşmazlıkları doğrudan çözümleme yetkisi var idi. 27 3813 sayılı kanun, madde 10 – “Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır: a) Futbol takımlarını kayıt ve tescil etmek, bunları liglere ve gruplara ayırmak, liglerin isimlerini belirlemek, ligleri düzenlemek, uygulanacak terfi ve tenzil statü- sünü belirlemek, hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 59TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 türlü kararı değil, belli koşulları taşıyan kararları Tahkim Kurulu’nca incelenebilecek niteliktedir. 3813 sayılı kanunun 14. maddesi uyarınca, hakkında Tahkim Kurulu’na başvurulacak TFF Yönetim Kurulu karar- larının a. bir uyuşmazlık (=ihtilafı) üzerine verilmesi ve uyuşmazlığı karara bağlaması, b. bu uyuşmazlığı çözümleme görevinin Yönetim b) Müsabaka sonuçlarını tescil etmek, müsabakaları ertelemek, ileriye kaydır- mak, yarım kalan müsabakalar ile olaylı ve anlaşmalı müsabakalar hakkında karar vermek, c) Futbol ile ilgili idareci, yetiştirici, teknik eleman, hakem, futbolcu, masör ve benzeri elemanları eğitmek, bu elemanların gelişmesi için her türlü tedbiri almak, sosyal güvenlik haklarını sağlamak, bunların kulüp değiştirmeleri ve çalışmaları ile ilgili usul ve esasları tespit etmek, d) Kulüplerin futbol dalı kurmak için yapacakları başvuruları karara bağlamak, bununla ilgili faaliyet ve taahhütleri denetlemek, e) Futbol takımlarını, futbolcularını ve çalıştırıcılarını ödüllendirmek, f) Federasyonun merkez, taşra ve yurt dışı görevlerinde çalışan personelin ücret- leri ile sosyal haklarını ve gerekli görülen federasyon kurullarının huzur haklarını, tazminatlarını, yolculuk ve ikamet giderlerini ve yolluklarını tespit etmek, g) Genel Kurul’dan alınan yetki doğrultusunda müsabaka, eğitim ve sağlık ile ilgili tesisler yapmak, yaptırmak, h) Federasyon faaliyetleri ile ilgili olarak tesis kiralamak, işletmek, işlettirmek ve futbol faaliyetlerinin her türlü araç, gereç, malzeme ve benzeri ihtiyaçlarını sağ- lamak, ı) Federasyonun yurt içi ve yurt dışı teşkilatlarını kurmak, i) Görev alanına giren konularda düzenleme yapmak, uygulamak ve futbol ile ilgili her türlü faaliyetleri yürütmek, j) Futbol ile ilgili televizyon, radyo, basılı eser yayınları ile her türlü reklam ko- nusunda ticari ve mali hakları düzenlemek ve denetlemek, k) Başkan tarafından teklif edilen yan kurulları onaylamak, l) Kulüpler, futbolcular, teknik yönetici ve öğreticiler, hakemler, müsabaka gö- revlileri ile futbol alanında görevli diğer ilgililerin başvurularını karara bağlamak, m) Genel Kurul toplantılarını hazırlamak, n) Bütçeyi hazırlamak, o) Genel Kurulun verdiği yetkileri kullanmak, ö) Birinci ve ikinci Başkan vekilini belirlemek, p) Ulusal ve uluslararası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağla- mak, r) Ülkemizde mevcut ise; akredite belgesine sahip olan Doping Kontrol Merke- zinde, sporcuların anti doping kontrollerini yaptırmak, dopingli çıkan futbolcularla ilgili ulusal ve uluslararası kurulların kararlarını uygulamak, s) Yönetim Kurulu’nca her yıl belirlenecek limiti aşan harcamalar için, Başkan ile birlikte bir Yönetim Kurulu üyesine yetki vermek, t) Sporda şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirleri almak ve aldırmak, u) Bu Kanun, ana statü ve diğer mevzuatla verilen görevleri yapmak. ü) Başkan tarafından teklif edilen Merkez Hakem Kurulu’nun Başkanı ile asıl ve yedek üyelerini atamak.” Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 60TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Kuruluna ait olması 28 ve c. bu uyuşmazlığın maddede sayılan “taraf”lar arasında ortaya çıkmış olması gerekir. TFF Yönetim Kurulu’nun ara- larında uyuşmazlık çıkan taraflardan herhangi birinin veya her iki tarafın başvurusu üzerine uyuşmazlığı çözmek üzere toplanması ve konuyu bir karara bağlaması gerekli bulunmaktadır. Bu noktada, “ku- lüpler ile teknik direktör, antrenör, oyuncu temsilcisi ve masörler”, “kulüpler ile oyuncular” ve “kulüpler ile kulüpler” arasında çıkan anlaşmazlıkların TFF Yönetim Kurulu’nca çözümlenecek bir uyuşmazlık olarak nite- lenmesinde bir sorun yoktur. Buna karşılık, bir tarafta federasyonun öbür tarafta ise “kulüpler, hakemler” futbolcular, teknik direktörler ve an- trenörler” kümesinden birinin yer aldığı ve TFF Yönetim Kurulu’nca çözümlenecek uyuşmazlık türü üzerinde biraz durmak gerekir. Şöyle ki, “kulüpler, hakemler, futbolcular, teknik direktörler ve antrenörler” ile fe- derasyon arasında bir uyuşmazlık var olabilmesi için, ortada bu uyuş- mazlığın doğumuna sebep olabilecek bir karar olmalıdır. Bu şekildeki bir uyuşmazlığın doğumuna yol açabilecek kararlar ise, 3813 sayılı ka- nunun 8. maddesinin (a) bendi uyarınca federasyonu temsil yetkisine sahip “Federasyon Başkanı”nın aldığı kararlar olabileceği gibi, kanunun 10. maddesindeki görevleri sebebiyle “Yönetim Kurulu”nun aldığı ka- rarlar da olabilir. Görülüyor ki, TFF Yönetim Kurulu, 29 ya kendisinin ya da federasyon başkanının aldığı bir karar sebebiyle doğmuş bulu- nan bir uyuşmazlığı çözümlemek durumundadır. 30 Ancak, 3813 sayılı kanunun bu sisteminin mantıksal bakımdan yerinde olmadığını kay- dedelim. 31 28 Bkz. Y13.HD, E.2003/16256, K.2004/5446, T.13.4.2004 “Davacı alacağının dayana- ğının tek tip sözleşme dışında düzenlenen 31.8.2010 tarihine kadar geçerli olan özel ek sözleşme olduğunu bildirdiğine göre, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevi Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’na değil, adli yargı yerine aittir.” Aynı yönde bkz., Y13.HD, E.2004/14650, K.2005/3214, T.03.03.2005. Futbolcu ile kulüpler arasındaki uyuşmazlık, TFF Yönetim Kurulu’nca karara bağlanması gereken bir uyuşmazlık değilse ise, doğaldır ki o konuda Tahkim Kurulu da görevli değildir. 29 3813 sayılı kanunun 8/b maddesi uyarınca TFF Yönetim Kurulu’na TFF Başkanı’nın başkanlık ettiğini hatırlatalım. 30 TFF Yönetim Kurulu’nca çözümlenecek ve taraflardan birini federasyonun diğerini kulüplerin, hakemlerin, futbolcuların, teknik direktörlerin veya antrenörlerin oluş- turduğu “uyuşmazlıklar”ın, TFF Başkanı veya Yönetim Kurulu kararından doğ- muş olmasının şartının olmadığı ve TFF Yönetim Kurulu’nun önüne gelen herhagi bir konuyla ilgili verdiği karar esnasında bunun bir uyuşmazlık olarak nitelenme- sinin yeterli olduğu ileri sürülebilirse de, bu şekildeki bir Yönetim Kurulu kararını uyuşmazlık çözümleyen bir karar olarak nitelemek zordur. 31 3813 sayılı kanunun düzenlemeleri uyarınca, TFF Yönetim Kurulu kararlarını uyuş- mazlık doğuranlar ve uyuşmazlık çözenler şeklinde ikiye ayırmak gerekiyor. Yöne- hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 61TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Tahkim Kurulu önünde itiraza konu yapılabilecek bir diğer konu da TFF Disiplin Kurulu’nun kararlarıdır. Bilindiği üzere Tahkim Ku- rulu önünde itiraza konu yapılabilecek Yönetim Kurulu kararlarının “uyuşmazlık çözümleyici” nitelikte olması gerekmektedir. Buna karşılık, Disiplin Kurulu kararlarına karşı Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilmesi için bu kararların “uyuşmazlık çözümleyici” nitelikte olması şart değildir. 3813 sayılı kanunun 17. maddesinin (a) bendi uyarınca, federasyonun faaliyet ve işlemlerinin yürütülmesi için gerekli yan kurullardan biri olan Disiplin Kurulu, aynı kanunun 25. maddesine göre, milli ve mil- letlerarası teamüllere uygun olarak Federasyon Yönetim Kurulu tara- fından hazırlanacak esaslarla tespit edilen futbol müsabaka ve çalışma- larında kulüpler ve kişilerce disiplin ve sportmenliğe aykırı fiiller ve bunlara uygulanacak yaptırımları uygulamakla görevlendirilmiştir. Diğer taraftan, 3813 sayılı kanunun 14. maddesinde, TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kurulu’nun kararlarının, Tahkim Kurulu’nca, “ilgililerin itirazı üzerine” inceleneceği ve kesin karara bağlanacağı ön- görülmektedir. 32 Her ne kadar kanunun 14. maddesinde “ilgililer”in kimleri kapsamına aldığı açıkça gösterilmiş değilse de, TFF Yönetim Kurulu kararlarına itiraz edecek ilgililerin Yönetim Kurulu’nca çö- zümlenen uyuşmazlığın tarafları olacağını düşünmek yanlış olmaz. 33 tim Kurulu’nun uyuşmazlık doğuran kararlarına karşı Tahkim Kurulu’na başvur- ma olanağı olmadığından, bu kararlardan doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesi için tekrar Yönetim Kurulu’na başvurmak gerekmektedir. 32 Doğaldır ki, 3813 sayılı kanun uyarınca, ilgilerin itirazının konusunu TFF Yönetim Kurulu kararı veya Disiplin Kurulu kararları oluşturmaktadır. Buna karşılık, 3461 sayılı kanun çerçevesinde, -ilgilerinin itirazının konusunu ceza kurulu kararları oluşturması halini ve de federasyon ile kulüpler arasındaki uyuşmazlığın TFF Yö- netim Kurulu’nun bir kararından kaynaklanması halini dışarıda bırakırsak-, özel- likle “kulüplerle oyuncular veya iki kulüp arasında çıkacak ihtilaflar”ın ilgililerin itirazı üzerine Tahkim Kurulu önüne getirilmesi için konuyla ilgili bir TFF Yönetim Kurulu kararı bulunması şart değildi. Ayrıca belirtmek gerekir ki, 3461 sayılı kanun uyarınca Federasyon ile kulüpler arasındaki uyuşmazlığın TFF Yönetim kurulunun bir kararından kaynaklanması halinde, Tahkim Kurulu’nun asıl görevi, Yönetim Kurulu kararının hukukiliği denetimi olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çö- zümlemekti. Ancak, Tahkim Kurulu’nun buna ilişkin incelemesinde TFF Yönetim Kurulu kararının hukukiliğini uyuşmazlığın çözümünün bir unsuru olduğu ölçüde denetlemesinin gerektiği açıktır. Halbuki, 3813 sayılı kanun uyarınca TFF Yönetim Kurulu kararlarına itiraz edildiğinden dolayı, Tahkim Kurulu incelemesinin asli önceliğini Yönetim Kurulu kararların denetlenmesi oluşturmaktadır. 33 TFF Tahkim Kurulu Talimatı’nın 8. maddesinin 1. fıkrasının “Kurulun görev alanına giren konularda, başvurular, ilgili kişiler veya kulübü temsile yetkili kişiler tarafından, Tah- kim Kurulu Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeyle yapılır.” şeklindeki düzenlemesi de Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 62TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Dolayısıyla, “kulüpler ile teknik direktör, antrenör, oyuncu temsilcisi ve ma- sörler”, “kulüpler ile oyuncular” ve “kulüpler ile kulüpler” arasında çıkan anlaşmazlıklar bakımından “ilgililer” kavramı, bu uyuşmazlıkların taraflarını ifade etmektedir. Taraflardan birini federasyonun diğerini kulüplerin, hakemlerin, futbolcuların, teknik direktörlerin veya antre- nörlerin oluşturduğu uyuşmazlıklar bakımından ise, haklarında karar verilen kulüpler, hakemler, futbolcular, teknik direktörler veya antre- nörler “ilgililer” olarak nitelenebilir. 34 Keza, Disiplin Kurulu kararları bakımından da, hakkında disiplin cezası uygulanan kişi ve kulüplerin “ilgililer” olduğu şüphesizdir. 35 Bununla birlikte, TFF Yönetim Kurulu’nun veya Disiplin Kuru­ lu’nun herhangi bir kararının doğrudan muhatabı olmayan kişi ve ku- lüplerin bu kararlarla muhtelif sebeplere binaen ve değişik derecelerde ilgili olması mümkündür. Ancak, 3813 sayılı kanunun 14. maddesinin lafzı, bu madde kapsamı dışındaki gerçek ve tüzel kişilerin “ilgili” ol- salar dahi TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kurulu kararlarına itiraz edebilmelerine engeldir. 36 3813 sayılı kanunun 14. maddesinde, Tahkim Kurulu’na başvuru yapacak olanların “taraflar” olarak değil de, “ilgililer” olarak tanımlan- masının anlamsız olmadığını da vurgulayalım. Bununla birlikte, TFF Yönetim Kurulu’nun veya Disiplin Kurulu’nun, kararlarını itiraz üze- rine inceleyen ve kesin karara bağlayan Tahkim Kurulu’na, kendi ka- “ilgililer” kavramının içini doldurmaktan uzaktır. 34 Bununla birlikte, 3813 sayılı kanunun 14. maddesi uyarınca, kulüpler ile hakemler veya futbolcular ile hakemler arasındaki uyuşmazlıklar, önce TFF Yönetim Kurulu, sonrasında Tahkim Kurulu tarafından çözümlenecek uyuşmazlıklardan değildir. 35 04.08.2006 tarih ve 26249 sayılı Resmi Gazete’nin “Çeşitli İlanlar” bölümünde yayın- lanarak yürürlüğe giren Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatı’nın 62/A maddesi uyarınca “Amatör ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulları’nın kararla- rına, cezalandırılan kişi veya bağlı olduğu kuruluş itiraz edebilir. Karar kuruluş hakkın- da verilmiş ise, itiraz, kuruluş başkanı veya görevlendireceği kuruluş yetkilisi tarafından yapılır.” Yine aynı talimatın 61/b maddesi uyarınca, “Soruşturma merciileri de aynı süre içinde cezanın artırılması talebi ile itiraz etme hakkına sahiptir.” ve “Sürekli hak mah- rumiyeti cezaları, itiraz konusu yapılmasa dahi, Tahkim Kurulu’nca doğrudan incelenir.” Görülüyor ki, bu düzenlemeler çerçevesinde, bir kulübe veya futbolcuya uygula- nan cezanın artırılmasında menfaati olan diğer kulüpler itiraz hakkı olan “ilgililer” kapsamında sayılmamaktadır. 36 Örneğin Anayasa Mahkemesi’nin E.1997/47, K.1997/55 sayı ve 10.06.1997 tarihli kararına konu olayda, bir yayıncı şirketin bir kulüp ile yaptığı yayın sözleşmesi TFF Yönetim Kurulu tarafından onaylanmamıştır. Kulubün Tahkim Kurulu’na iti- raz hakkı var iken, yayıncı şirketin bu hakkı yoktur. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 63TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 rarları aleyhine itiraz başvurusu yapmaları düşünülemeyeceği gibi; 37 Tahkim Kurulu’nca yapılan incelemeye “taraf” olarak katılmaları da söz konusu olamaz. 38 Her ne kadar “ilgililer” kavramı belli noktalarda müphem de olsa, Tahkim Kurulu, “ilgililer”in “TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kurulu kararlarına” karşı “itirazı” üzerine inceleme yapan ve “TFF Yönetim Ku- rulu veya Disiplin Kurulu kararlarını” kesin olarak karara bağlayan bir kuruldur. Daha açık bir deyişle, Tahkim Kurulu, TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kurulu kararlarını incelemekte ve bunlar hakkında bir karar vermektedir. Dolayısıyla yaptığı inceleme neticesinde doğru ve yerinde bulduğu kararları onaylayacak, yerinde bulmadığı kararları ise kaldıracaktır. Ancak, Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu kararla- rına karşı yapılan itirazları Tahkim Kurulu’nun “kesin olarak” karara bağlayabilmesi için, bu kurulun incelediği ve yerinde bulmadığı ka- rarları kaldırmakla yetinmemesi, ayrıca o konuda yeni bir karar tesis etmesi de gerekli olmaktadır. 39 Bu çerçevede, Tahkim Kurulu’nun ka- 37 Aksi kanaatte olan Küçükgüngör, Tahkim Kurulunun, Futbol Federasyonu Yöne- tim Kurulu tarafından verilen kararlar ile Futbol Disiplin Kurulu kararlarını, ilgili- lerin veya Yönetim Kurulu’nun müracaatı üzerine üst kurul olarak incelemekte ve denetlemekte olduğunu belirtmektedir. Bkz., Küçükgüngör, Erkan, “Türkiye Fut- bol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun Yapısı ve Tahkim Kurulu Kararlarının Niteli- ği”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 50, Sayı 2, Ankara, 2001, s. 138. 38 Buna karşılık, 3813 sayılı kanunun 13. ve 14. maddeleri uyarınca Tahkim Kurulu incelemesini yargısal bir faaliyet saymaya olanak yok ise de, bu kanunun uygu- lanması amacıyla çıkarılan (ancak bu kanuna aykırı birçok hüküm içeren) Tahkim Kurulu Talimatı’nın özellikle İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun sistematik ve kavramlarını temel alan düzenlemelerinde, Tahkim Kurulu’nun yapılan itirazları inceleme ve karara bağlamasına ilişkin esas ve usulleri adeta yargısal uyuşmaz- lıkları çözümleme esas ve usulleri gibi düzenlenmiştir. Örneğin, Tahkim Kurulu Talimatı’nın 8. maddesinde kurula başvuru dilekçesinde karşı tarafın gösterilmesi gerektiği öngörülmekte, 10. maddesinde Futbol Disiplin Kurulları’nın kararlarına karşı yapılan itirazlarda taraf teşekkül ettirilmeyebileceği belirtilmektedir. Tahkim Kurulu’na yapılan incelemenin konusunu Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu ka- rarları oluşturduğundan, itiraz eden tarafın karşı tarafında ilk planda bu kurulların yer alması gerekecektir. Ancak, taraf kavramının neyi ifade ettiği ve tarafların nasıl teşekkül ettirileceği gibi konulara ilişkin talimattaki düzenlemeler yetersizdir. 39 Tahkim Kurulu’nun itirazları “kesin olarak karara bağlaması” idari kesinlik anlamı taşımaktadır. Ayrıca konuyu “kesin olarak karara bağlama” yetkisi verilen bir mer- ciin o konudaki ihtilafı nihayete erdirmesi de gerekmektedir. Dolayısıyla itiraz idari nitelikli olsa dahi, itiraz merciinin itirazda bulunanın aleyhine karar vermesi olası- dır. Örneğin bir aylık cezayı iki aya da çıkarabilir. Çünkü Tahkim Kurulu, “huku- ken verilmesi gereken karar” ne ise “o kararı” verme yetkisine sahiptir. Kesin olarak karara bağlama yetkisi, incelenen kararın yanlışlığı halinde, bu kararın kaldırılması Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 64TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 rarlarının TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kurulu kararlarının yeri- ne geçmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, Tahkim Kurulu, TFF Yönetim Kurulu’nun uyuşmazlık çözümüne ilişkin verdiği bir kararın yerine yenisini tesis ederken, Yönetim Kurulu’nun uyuşmazlık çözümleme işlevini üstlenerek, aynı nitelikte bir karar verecektir. Sonuç olarak, Tahkim Kurulu kararlarının, TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kuru- lu kararlarından farklı nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. 40 IV. Tahkim Kurulu Kararlarının Kesinliği Bilindiği üzere Tahkim Kurulu, 3813 sayılı kanunun 14. maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu’nca verilecek kararlar ile Disiplin Kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlama yetkisine sahiptir. Aynı kanunun 13. maddesinin 4. fıkrası uyarınca da Tahkim Kurulu’nun kararları kesindir. Ancak, kanımızca, Tahkim Kurulu kararlarının kesin olması esasından hareket ederek, Tahkim Kurulu’nun yargı yeri, faaliyetinin ve kararlarının yargısal nitelikli ol- duğu sonucuna ulaşmak da mümkün değildir. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, “kesinlik” kavramı, en ge- nel hukuksal anlamıyla “değişmezlik/değiştirilemezlik” anlamı taşır. Bu kavram, bir hukuki işlem için kullanıldığında ise, “işlemin değişmezli- ği/değiştirilemezliği” anlamı taşımaktadır. Söz konusu olan bir yargısal işlem ise, bu durumda kesinlik kavramı, “kesin hüküm” anlamına gel- mekte olup, bu niteliği taşıyan işlemin hiç bir yargı mercii tarafından değiştirilemeyeceğini ifade eder. Diğer taraftan, “kesinlik” ya da “kesin hüküm” kavramlarını yargı- suretiyle konunun yeni karar verilmesi için kararı incelenen makama havalesini yasaklamaktadır. Bu sebeple, konuyu nihayete erdirecek kararın o konuyu kesin karara bağlama yetkisine sahip merci tarafından verilmesi zorunludur. Bu merci de, o olay ve uyuşmazlıkta hukuka uygun karar ne ise, o yönde hüküm kuracaktır. Tahkim Kurulu da bu yetkilere sahiptir. Nitekim Tahkim Kurulu Talimatı’nın 15. maddesine göre de, “Kurul, başvuru veya itirazın kısmen veya tamamen kabulüne veya reddine ya da başvuru veya itiraz konusu kararın değiştirilerek karara bağlanmasına hük- medebilir.” Ayrıca bkz., Küçükgüngör, a. g. m., s. 139. 40 Başka bir deyişle, Tahkim Kurulu’nun yargı mercii olduğunu, yargı yetkisi kul- landığını ve yargılama yaptığını söyleyebilmek, ancak TFF Yönetim Kurulu veya Disiplin Kurulu’nun yargı mercii olmasına, yargı yetkisi kullanmasına ve yargıla- ma yapmasına bağlı bulunmaktadır. Her iki kurul da yargı yetkisi kullanmadığına göre Tahkim Kurulu da yargı yetkisi kullanmamaktadır. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 65TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 sal kararların ayrılmaz bir özelliği olarak düşünmemek de gerekir. Her yargısal karar, verildiği anda “kesinlik” ve “kesin hüküm” özelliği taşı- maz. Bir yargısal kararın kesin hüküm niteliği taşıması için, ya belli bir süre o karara karşı başka bir yargısal mercie itiraz edilmemiş olması ve/veya itiraz edilmişse itirazın reddedilmiş olması, ya da doğrudan kanun ile yargısal kararın kesin nitelikte olduğunun belirlenmesi 41 ge- rekir. Görülüyor ki, kesinlik ve kesin hüküm özelliği, yargı kararlarının belli koşullarda taşıdığı bir özelliktir. Ancak herhangi bir karar, yar- gı kararı olduğu için kesindir denilemeyeceği gibi, kesin olduğu için yargı kararıdır da denilemez. 42 Başka bir deyişle, Tahkim Kurulu’nun kendisine yapılan itirazları kesin olarak karara bağlamasından, “Tah- kim Kurulu kararları kesin olduğu için yargısal nitelik taşımaktadır” so- nucu çıkarılamaz. Tahkim Kurulu kararlarının yargısal kararlar gibi “kesin hüküm” niteliği taşıması için, öncelikle bu kararların ya yargı- sal karar olması, ya da yargı yolu kapalı idari işlem niteliği taşıması gerekir. Dolayısıyla, kanun koyucunun Tahkim Kurulu kararlarına “kesinlik” özelliği vermek suretiyle, TFF Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıkları çözümleme konusunda “son sözü söyleme yetkisi”ni 43 Tahkim Kurulu’na verdiği savı, Tahkim Kurulu’nun organik bakımdan ya yargı mercii ya da kararlarına karşı yargı yolu kapatılmış bir idari merci olması halinde geçerli olabilir. Tahkim Kurulu’nun yargı organı içinde değil yürütme organı içinde konumlandırılması gerektiğine yukarıda işaret etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple, yürütme organı içinde konumlanan Tahkim Kurulu ka- rarlarının organik bakımdan idari nitelikte olduğu da aşikârdır. Ay- rıca, Anayasa’nın 125/1. maddesinin “İdarenin her türlü eylem ve işle- mine karşı yargı yolu açıktır.” şeklindeki hükmü karşısında, ne Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu, ne de kuru- 41 Bu halde, kanun koyucunun amacı, yargı kararına karşı başka yargı mercilerine başvurulmasını önlemektir. 42 Bu noktada, yargı kararının kesinlik niteliği ile bağlayıcı olup olmadığı konusunu birbirine karıştırmamak gerekir. 43 Yargısal işlevin doğasında “son sözü söyleme” niteliği bulunmaktadır. Bu nitelik, yargı işlevinin yürütme işlevinden ayırt edilmesindeki en belirgin unsurdur. Bkz., Oder, Burak / Ayanoğlu Taner,; İstanbul Bilgi Üniversitesi 2004-2005 Yılı İdari Yargılama Hukuku Ders Notları (Yayımlanmamıştır), s. 3: “ … yargıdaki “proses”in, idarenin hukuku uygulamasından farkı, yargılama faaliyetinin hukukun uygulanması bakı- mından nihai (son verici, sonsal) olmasıdır. Yani, olgular veya hukuk değişmedikçe, somut olayda hukukun ne dediği bellidir. Bu ise, faaliyetin doğasından ve niteliğinden değil, faali- yeti yürüten organın niteliğinden ve işlevinden çıkmaktadır.” Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 66TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 lun önüne itiraz yoluyla gelen konularda “son söz söyleme mercii” ol- duğunu söylemek olanaklıdır. O halde, Tahkim Kurulu kararlarının kesinliği kavramına “idari kesinlik”ten öte bir anlam yüklemek doğru sayılamaz. 44 Gerçekten, 3813 sayılı kanunun gerek 13. maddesinin 4. fıkrasındaki Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğu yolundaki ve gerekse 14. maddesindeki TFF Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu ka- rarlarının Tahkim Kurulu’nca itiraz üzerine incelenerek kesin olarak karara bağlanacağı yolundaki düzenlemeler ile amaçlananın, Tahkim Kurulu kararlarına karşı hiçbir idari makama başvurulamaması oldu- ğu konusunda bir şüphe yoktur. Bununla birlikte, Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğuna iliş- kin yasal düzenlemenin bu kararlara karşı yargı mercilerine başvurul- masını önlediği yönünde görüşler de dile getirilmektedir. 45 Öğretide 44 Kaldı ki, herhangi bir itiraz üzerine belli bir konunun “kesin olarak karara bağlan- ması” yetkisi sadece Tahkim Kurulu’na da özgü değildir. Örneğin, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8/b. maddesi uyarınca, belediye meclislerince veya valiliklerce onay- lanarak yürürlüğe giren ve tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilen imar planlarına karşı yapılan itirazları, belediye meclisleri veya valilikler de incele- yerek kesin karara bağlamaktadırlar ve hiç bir şekilde kesin nitelikli bu kararların yargısal nitelik taşıdığı düşünülmemektedir. 45 Gözübüyük / Tan, Federasyon’un taraf olduğu uyuşmazlıkların çözümünün Fe- derasyon içinde yer alan Tahkim Kurulu’nca kesin olarak çözümleneceğine ilişkin düzenlemeyi, anılan uyuşmazlıkların “idari yargının dışına çıkarılması” olarak görmektedir. Gözübüyük / Tan, a. g. e., s. 396. Keza, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir kararında Tahkim Kurulu kararlarının kesinliğinin “bu kararların başka hiçbir merci nezdinde tartışma ve uyuşmazlık konusu yapılamayacağı anlamı” taşıdığını belirtmiştir. Bkz., YHGK, E.2004/13-722, K.2004/707, T.15.12.2004: “Taraflar arasın- da 13.10.1998 günü düzenlenen ve Türkiye Futbol Federasyonunca da 15.10.1998 günü onaylanan “Tek Tip Geçici Transfer ve Karşılıklı Futbolcu Değişimi Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin 5. ve 6. maddelerinde, uyuşmazlık halinde Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun vereceği kesin kararlara taraflarca aynen uyulacağı belirtilmiştir. Esasen, 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13. madde- sinde, Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğu, 14. maddesinde de, Tahkim Kurulu’nun, Federasyon ile kulüpler; Federasyon ile hakemler; Federasyon ile teknik direktör ve an- trenörler; kulüpler ile teknik direktörler ve antrenörler; kulüpler ile oyuncular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflar hakkında yönetim kurulunca verilecek kararlar ile disiplin kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlayacağı belirtilmiştir. - Gerek anılan kanun ve gerekse taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hü- kümleri uyarınca, davalı hakkında davacı tarafından uygulanan para cezasının onanmasına ilişkin, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun 10.06.1999 günlü kararının kesin nitelikte olduğu açıktır. - Hemen belirtilmelidir ki, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu kararlarının, ilgili kanundan ve taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ke- sinliği, sadece, bu kararların başka hiçbir merci nezdinde tartışma ve uyuşmazlık konusu yapılamayacağı anlamında olup, yerel mahkemenin ve özel dairenin kabullerinin tersine, bu hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 67TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 bazı yazarlar Tahkim Kurulu’nun yargı yetkisi kullandığını belirtmek- tedirler. 46 Bazı yazarlar ise Tahkim Kurulu’na verilen görevin devlet mahkemelerinin yargı yetkisini ortadan kaldırdığını belirtmektedirler. Örneğin Anayasa’nın 9. maddesi uyarınca, yargı yetkisinin bağım- sız mahkemelerce kullanılacağını belirten Küçükgüngör, arkasından, “Haklarının ihlal edildiği inancında olan kişilerin mahkemelere müracaat et- mek zorunda olmaları kuralının istisnası, “tahkim” söz konusu olduğunda ortaya çıkmaktadır. O halde bir uyuşmazlığın devlet mahkemelerine müracaat edilmeksizin çözülmesine yönelik olan tahkim, devletin yargı yetkisinin yeri- ne geçen bir yargılama türüdür ve bu anlamda devletin genel yargı yetkisi ya- nında istisnai bir nitelik taşımaktadır.” demektedir. Ayrıca Küçükgüngör, 3183 sayılı kanun, TFF Ana Statüsü ve Tahkim Kurulu Talimatı gibi düzenlemelerdeki TFF Tahkim Kurulu tarafından verilen kararların kesin olduğu ve bunlara karşı idari ve adli herhangi bir mercie başvu- rulamayacağı yolundaki hükümleri dayanak olarak göstermek sure- tiyle, bu kurulun futbol ile ilgili uyuşmazlıkları karara bağlama konu- sunda kanundan kaynaklanan bir “zorunlu tahkim” yetkisi olduğunu ileri sürmektedir. 47 Ancak, belirtelim ki, tahkim yargılamasına, hiçbir şekilde Anayasa’nın 9. maddesi anlamında yargı yetkisinin istisnası olarak bakılmamalıdır. Tahkim kurumunun özünde yatan, aralarında uyuşmazlık bulunan tarafların, üzerinde tasarruf yetkilerinin bulun- duğu uyuşmazlığı karşılıklı olarak anlaşarak çözümleme iktidarlarını, üçüncü kişi konumundaki hakemlere yine kendi irade uyuşumları ile bırakmaları olgusudur. Hakemler veya tahkim kurulları, yargı yerleri- nin uyuşmazlık çözümleme usullerine benzer şekillerde taraflar arasın- daki uyuşmazlıkları çözümleseler dahi, bunların uyuşmazlığı çözüm- lemek için kullandıkları iktidarın kaynağı, o uyuşmazlığın taraflarının kesinlik, anılan kararlara ilam hükmünde belge niteliği kazandırmaz. Gerçekten de, hangi belgelerin ilamların İcrası hakkındaki hükümlere tabi bulunduğu, İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesinde tahdidi olarak sayılmış; mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, temyiz kefaletnameleri ile İcra dairesindeki kefaletlerin, ilamların İcrası hakkındaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. - Açıklanan bu yasal duruma göre, uyuşmazlığa konu para cezasının onanmasına ilişkin Tahkim Kurulu kararının ilam hükmünde bir belge niteliği taşımadığı açıktır.” (Altı tara- fımızdan çizilmiştir.) 46 Akıncı, a. g. e., s. 261: “Tahkim Kurulu, yargı yetkisi kullanan bir organdır ve kararları ancak temyize götürülebilir.” 47 Küçükgüngör, a. g. e., s. 141-143. Aynı yönde bkz., Özbek, Mustafa, Alternatif Uyuş- mazlık Çözümü, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 2004, s. 410. Yazar, TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yoluna başvuru olanağının bulunmamasını zorunlu tahki- min bir unsuru olarak görmektedir. Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 68TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 iradesidir. Dolayısıyla, tahkim yargılamasında, hakemler ya da tahkim kurulları, hiçbir şekilde, Anayasa’nın 9. maddesi anlamında “egemen- lik” kavramının bir unsuru olan “yargı yetkisi”ni kullanmamaktadırlar, kullanamazlar. Bunun önemli bir diğer sonucu ise, taraflar arasında yapılan tahkim anlaşmalarının, hiçbir şekilde tarafların yargı yoluna başvurmaları yolunu kapatacak bir nitelik taşımaması gerektiğidir. So- nuç olarak, hakemler veya tahkim kurulları, uyuşmazlıkları çözümler- ken yargı yetkisi kullanmadıkları gibi, bunların faaliyetleri ve işlevleri Anayasa’nın 9. maddesinin istisnası niteliğinde de değildir. Tahkim Kurulu’nun kararlarını yargısal nitelikli saymak için bu Kurulun yargı merci olmasının şart olmadığı ve Tahkim Kurulu’nun, a. tarafları bulunan bir uyuşmazlığı, b. yargısal usuller izleyerek c. son sözü söylemek üzere çözümlediği söylenebilirse de, Anayasa’nın 9. maddesi uyarınca, bir kararın yargı kararı olarak nitelenmesi için öncelikle organik bakımdan bir mahkemeden sadır olması şarttır. Do- layısıyla, Tahkim Kurulu kararlarının, maddi niteliği ne olursa olsun, yargı kararı olarak nitelenmesi olanak dışıdır. Kısacası, Tahkim Kuru- lu kararlarının “kesinliği” kavramından, hiçbir şekilde “yargı mercilerine başvurulamaz” anlamı çıkarılamaz. Kaldı ki, bir an için Tahkim Kurulu kararlarının kesin olması özelliği sebebiyle yargı kararı niteliği taşıdığı sonucu çıkarılsa dahi, tahkim yargılamasının Anayasa’nın 9. maddesi- ne aykırı olmamasının temel şartlarından biri tahkim kararlarına karşı yargı yolunun açık olması zorunluluğudur. Nitekim Anayasa Mahke- mesi de bir kararında, hakem veya Tahkim Kurulu’nun kararını be- nimsemeyen taraf bakımından yargı yolunun açık tutulması gereğine işaret etmektedir. 48 48 AYM, E.2003/98, K.2004/31, T. 03.03.2004: “Anayasa’nın 9. maddesinde, yargı yetki- sinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Bu madde uyarınca, yapılacak yargılamanın kişiler yönünden gerçek bir güvence oluşturabilmesi için aranacak nitelikler de 36. maddede belirtilerek “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan fayda- lanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmak- tan kaçınamaz.” denilmiştir. Anayasa’nın 141. maddesiyle de davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevi yargıya verilmiştir. Bu görevin ağır iş yükü altında yerine getirilmesi zorlaştıkça, uyuşmazlıkların çözümü için alternatif yöntemlerin yaşama geçirilmesi, yargıya ilişkin anayasal kuralların etkililiğinin sağlanması bakımından gerekli görülebilir. Bu durumda yasa koyucu, taraflara görevli ve yetkili mahkemeye başvur- madan önce aralarındaki uyuşmazlığı kısa sürede çözmek üzere baro hakem kuruluna baş- vurma yükümlülüğünü getirebilir. Ancak bu aşamadan sonra kararı benimsemeyen tarafa ilk derecede ve/veya temyiz aşamasında yargı yolunun açık tutulması, hakem kurullarının hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 69TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Kaldı ki, idari yargı düzeninde dava konusu edilecek nitelikte olan idari tasarruflardan (idari işlem, idari eylem ve idari sözleşmeler) do- ğan uyuşmazlıklar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecek- leri işlerden değildir. Dolayısıyla, gerek Anayasa’nın 36. maddesinde- ki hak arama hürriyeti, gerekse 125. maddesinin birinci fıkrasındaki “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” düzenle- mesi çerçevesinde, idari dava konusu yapılacak tasarruflardan doğan uyuşmazlıkların yargı yoluyla değil tahkim yoluyla çözümlenmesinin öngörülmesi mümkün değildir. 49 Anayasa ile konulan bu kurala an- cak Anayasa ile istisna getirilebilir. Nitekim bu kuralın tek istisnası da, Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrasında “Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu çerçevede, 3813 sayılı kanunun 14. maddesiyle, TFF Tahkim Kurulu’na “yargı yetkisi” kullanma yetkisi verildiğini söylemek, bi- zatihi bu maddenin Anayasa’nın 9. maddesine aykırı olduğunu teyit etmek anlamını taşıyacaktır. Gerçekten, TFF Tahkim Kurulu’nun, or- ganik olarak yargı teşkilatı içinde konumlandırılması olanaklı olmadı- ğından “mahkeme” sıfatını taşıması da söz konusu olamamaktadır. Bu sebeple de TFF Tahkim Kurulu’na kanunla bile olsa yargı yetkisi kul- lanma yetkisi verilmesi Anayasa’nın 9. maddesine aykırı olacaktır. Öte yandan, TFF Tahkim Kurulu’nun yargı yetkisi kullanmasa dahi zorun- lu tahkim müessesesi olduğu iddiası da Anayasa’nın 36. ve 125. mad- delerinin açık hükümleri karşısında ileri sürülemez. Çünkü 3813 sayılı kanunun 14. maddesindeki TFF Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu kararlarına karşı TFF Tahkim Kurulu’na başvuruyu öngören düzenle- menin, Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu kararlarından doğan uyuş- mazlıkların yargı yoluna başvurulmasının önünü kapatan zorunlu bir tahkim yolu olması, Anayasa’nın 125. maddesine aykırı olarak idari işlemlere karşı yargı yolunun kapatılması anlamına gelecektir. Görü- lüyor ki, Tahkim Kurulu kararlarının kesinliğinin idari kesinlikten öte bir anlam taşıdığını ve bu sebeple bunlara karşı dava ve kanun yolu gibi yargı yollarına başvurulamayacağını kabul etmek için kuvvetli bir oluşumunun ve çalışma yönteminin, uzmanlığın önemi de gözetilerek hukuk devleti ilkele- riyle uyum içinde düzenlenmesi gerekir.” (Altı tarafımızdan çizilmiştir) 49 Anayasa’nın 125. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, “tahkim yolu”, “yargı yolu”ndan farklı bir müessesedir. Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 70TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 argümana ihtiyaç vardır. 50 3813 sayılı kanunun 13/4. ve 14. maddele- rindeki “kesinlik” nitelemesine dayanarak, Tahkim Kurulu’nun karar- larının yargı yolu kapalı idari işlem niteliği taşıdığını söylemek, aynı zamanda bizatihi bu düzenlemelerin Anayasa’nın 36. maddesindeki hak arama hürriyetine 51 ve 125. maddesindeki “idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır” hükmüne aykırı olduğunu da söyle- mek demektir. 52 Tahkim Kurulu kararlarının kesinlik özelliğinden yola çıkılarak bir an için bunların “yargısal nitelikli” olduğu sonucuna ulaşılsa bile, bunun anlamı bu kararların “nihai hüküm” niteliği taşıdığı olacaktır ki, bu durumda dahi nihai hüküm şeklindeki yargı kararlarına karşı ola- ğan kanun yolu başvurusu yapmak mümkündür. Dolayısıyla, Tahkim 50 Hemen belirtelim ki, Anayasa ve kanun düzeyinde pozitif dayanağı bulunan bir argüman arayışı içinde olduğumuzdan dolayıdır ki, TFF tarafından çıkarılmış bulunan Türkiye Futbol Federasyonu’nun Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statü’nün değişik 50/9. maddesinin “Tahkim Kurulu kararları kesindir. İdari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi, bu kararlara karşı idari ve yargısal mer- cilere başvurulamaz.” hükmünün ve Tahkim Kurulu Talimatı’nın 13. maddesinde- ki “Tahkim Kurulu kararları kesindir; idari ve yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi, bunlara karşı idari ve yargısal mercilere başvurulamaz.” hükmünün bu aşamada bir değeri yoktur. Çünkü bu hükümlerin hukuka uygunluğu ancak anayasal ve yasal düzeyde Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargısal mercilere başvurulama- masının olanak dahilinde sayılmasına bağlı bulunmaktadır. Dolayısıyla kanunla dahi getirilemeyecek olan bir yargı kısıntısının talimatla getirilmesi düşünülemez bile. Nitekim Anayasa Mahkemesi’ne göre de, “ hakem kurullarının tarafsızlığı ve ba- ğımsızlığı, uzman niteliği ile bu kurulların alacağı kararların bağlı olacağı usul ve esasların yönetmeliğe bırakılmayıp yasa ile düzenlenmesi de zorunludur.” Bkz., AYM, E.2003/98, K.2004/31, T. 3.3.2004. 51 Yurtcan, a. g. m., “Futbol kulüpleri ile futbolcuları bekleyen bir başka karabulut, federas- yon örgütlenmesi içinde yer alan tahkim kurulu ve bunun görevi ile ilgilidir. Bu kurul hu- kukçulardan oluşmakta, uyuşmazlıkları çözümlemek yetkisi ile donatılmış bulunmaktadır. Fakat kurulun kararları kesindir. Bunun yanı sıra kulüpler federasyona tescil edilecekler ve tahkim kurulu kararlarına uyacaklarına dair taahhütname imzalayacaklardır. Bu taahhütle- rini yerine getirmedikleri takdirde, tescilleri iptal edilecek ve karşılaşmalara iştirak edemeye- ceklerdir. - Demek ki bugün için futbolu yönetenler, yaptıkları işlemler ve aldıkları kararlara karşı yargı denetiminden rahatsızdırlar. Kararların kesin olması, taahhütname imzalamak başka bir şekilde yorumlanamaz. Ancak bu noktada anayasanın 36. maddesini hatırlatıyo- rum: Hak arama özgürlüğünü düzenleyen bu madde karşısında, yasanın bu kuralları açık- ça anayasaya aykırıdır. Anayasanın tanıdığı bir özgürlüğü, yargı organları önünde iddia ve savunma hakkına sahip olmak olanağını kısıtlayan kurallar, anayasamızla bağdaşmaz. Bunların anayasal yargı denetimi yoluyla iptali gerekir. Yoksa kulüplerin ve futbolcuların federasyon karşısında boynu bükük kalmaları kaçınılmaz bir sonuçtur.” 52 TFF Tahkim Kurulu kararları, Anayasa’da yargı yolunun kapalı olduğu öngörülen istisnalardan da değildir. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 71TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Kurulu kararlarına karşı hiç olmazsa kanun yolunun açık olduğunu kabul etmek kaçınılmaz olmaktadır. Diğer taraftan, eğer Tahkim Ku- rulu kararlarının kesin olması özelliğine dayanılarak bu kararlara karşı kanun yoluna başvurunun kapalı olduğu ileri sürülmekte ise, o takdir- de bu Kurulun kararlarının yargısal nitelikli olduğu savı için “kesinlik” kavramından başka bir argüman gerekli bulunmaktadır. Görülüyor ki, ne TFF Tahkim Kurulu’nu yargı organı saymak, ne kararlarını yargısal nitelikli kabul etmek, ne de bu kararlara karşı kanun yolu anlamında yargı yolunun kapalı olduğunu varsaymak olanaklıdır. Kısacası, Tah- kim Kurulu kararlarının yargısal nitelikli değil idari nitelikli olduğunu ve bunlara karşı yargı yolunun açık bulunduğunu kabul etmekten baş- ka çare yoktur. Kanaatimizce, Tahkim Kurulu kararlarına karşı başvu- rulacak yargı düzeni de idari yargıdan başkası değildir. Bu noktada, TFF Tahkim Kurulu’nun görevi ve işlevi bakımın- dan önemli sayılabilecek yüksek mahkemelerin kimi kararlarının ir- delenmesi de gerekir. Bunlar içinde özellikle Anayasa Mahkemesi’nin 10.06.1997 tarihli kararına 53 değinilmelidir. Çünkü öğretide, bazı ya- zarlar, Yüksek Mahkeme’nin bu kararında, “Tahkim Kurulu’nun futbol faaliyetlerine ilişkin uyuşmazlıklarda nihai ve kesin kararı vermekle yetkili bir kurul olduğu” saptamasının yer aldığını ileri sürmektedirler. 54 Ana- yasa Mahkemesi’nin, ilk inceleme aşamasında başvuran mahkemenin yetkisizliği sebebiyle başvurunun reddi yolunda verdiği bu kararında yer alan esasların doğru bir şekilde saptanması gerekir. 55 Yüksek Mah- 53 AYM, E.1997/47, K.1997/55, T.10.06.1997: “İstanbulspor Spor Faaliyetleri ve Ticaret AŞ ile Prime Prodüksiyon Hizmetleri AŞ arasında yapılan yayın sözleşmesi Futbol Fede- rasyonu tarafından onaylanmamıştır.- Bu durumda ve bu aşamada Federasyon ile kulüp arasında yayın sözleşmesinin onaylanmaması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığın dava yoluyla değil, ilgililerin itirazı üzerine Tahkim Kurulu’nca incelenerek kesin karara bağlan- ması gerekmektedir. – Açıklanan nedenle Tahkim Kurulu’nca incelenerek kesin karara bağ- lanması gereken bir konuda, bu yol izlenmeksizin açılan davada Yasa’nın 29. maddesinin ikinci tümcesinin Anayasa’ya aykırılığı savında bulunulmasına olanak görülmediğinden itirazın, başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.” 54 Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının bağlamını ihmal eden Küçükgüngör’e göre “Anayasa Mahkemesi’nin yayın sözleşmesine ilişkin olarak vermiş olduğu 10.06.1997 tarihli bir kararında, Tahkim Kurulu’nun futbol faaliyetlerine ilişkin uyuşmazlıklarda nihai ve kesin kararı vermekle yetkili bir kurul olduğu belirtilmiştir.” Küçükgüngör, a. g. m., s. 144. 55 Yüksek Mahkeme, TFF Yönetim Kurulu kararına karşı Tahkim Kurulu’na başvu- rulması gerekirken dava yoluna başvurulamayacağını, 3813 sayılı kanuna göre TFF Yönetim Kurulu kararına karşı Tahkim Kurulu’na başvurulması gerektiğini, bu yol izlenmeden dava açılamayacağından, açılan dava bakımından yetkisiz olan mah- Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 72TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 keme, bu kararında, 3813 sayılı kanunun Tahkim Kuruluna başvuruyu düzenleyen hükmünün sadece tekrarı ile yetinmiş; ancak kesin ve net bir şekilde “Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yoluna başvurulamaz” esasına yer vermemiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararından çı- karılacak ilk sonuç, TFF Yönetim Kurulu kararlarına karşı doğrudan dava açılamayacağıdır. İkinci sonuç ise, niteliği ne olursa olsun TFF Yönetim Kurulu kararlarına karşı başvurulacak tek makamın Tahkim Kurulu olduğudur. 56 Yüksek Mahkeme’ye göre, Tahkim Kurulu’na yapılan başvuru bir dava başvurusu olmayıp, bir itiraz başvurusu- dur. 57 Ancak, Yüksek Mahkeme’nin Tahkim Kurulu’na yapılan itirazı kesin bir şekilde idari bir başvuru olarak gördüğünü ya da görmedi- ğini söylemek olanağı da yoktur. Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi, TFF Yönetim Kurulu kararlarına karşı dava değil Tahkim Kurulu’na itiraz yoluna başvurulması zorunluluğunu belirtmektedir. Buna kar- şılık, Yüksek Mahkeme’nin itiraz yolunu, yargı yoluna alternatif ve onun yerine kaim yol olarak mı, yoksa dava yoluna başvurulmadan önce başvurulması gereken bir başvuru türü olarak mı gördüğü açık değildir. Hatta kararının gerekçesi, bu konuya özellikle girmekten kaçınıldığı izlenimi doğurmaktadır. Bununla birlikte, karar metnin- deki “bu durumda ve bu aşamada” ifadesi, çok açık olmasa da, Yüksek Mahkeme’nin TFF Yönetim Kurulu kararına karşı dava yoluna baş- vurulamayacağı sonucunu sadece “uyuşmazlığın bulunduğu durum ve aşama” ile sınırlı olarak kabul ettiğini ve Tahkim Kurulu’na yapılan kemenin Anayasa’ya aykırılık itirazında bulunmasının mümkün olmadığını söyle- mektedir. 56 Kanımızca, Anayasa Mahkemesi kararında yer alan bu esas, sadece 14. maddede- ki ilgililer bakımından doğrudur. Yüksek Mahkeme’nin önündeki uyuşmazlıkta TFF Yönetim Kurulu kararına karşı adli yargı düzeninde doğrudan doğruya dava açan “Prime Prodüksiyon Hizmetleri AŞ” hiçbir şekilde 3813 sayılı kanunun 14. maddesindeki “ilgililer”den sayılamaz. Bu sebeple, bu şirket bakımından Tahkim Kurulu’na başvuru zorunluluğundan bahsedilmesi yanlıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına karşı oy yazan Selçuk Tüzün, Yalçın Acargün ile Fulya Kantarcıoğlu da bu hususu karşıoy yazılarında “Sözleşmenin tarafı olan yayın kurulu- şunun, Federasyon’un onay vermemesi sonucu zarara uğradığı ve bu nedenle dava yoluna gittiği açıktır. Yasa’da, spor kulübü ile Federasyon arasındaki bu tür uyuşmazlıklarda tah- kim yolunun öngörülmüş olması, yayın şirketinin Federasyon’a karşı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.” şeklinde ifade etmişlerdir. 57 Kanımızca, bir idari karara karşı, yargı yolu yerine kaim olacak ve bu yolu kapa- tacak bir tahkim başvurusu yapılması zorunluluğu getirilmesi (AY m. 125 I’deki imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri istisnası hariç) mümkün olmamakla birlikte, yar- gı yoluna başvurmadan önce idari bir başvuru yapılması zorunluluğu getirilebilir. TFF Tahkim Kurulu’na yapılan başvuru da bu niteliktedir. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 73TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 itirazdan sonra dava yoluna baş vurmulması olanağını yadsımadığını göstermektedir. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi dışındaki diğer yargı yerle- rinin kararlarını incelediğimizde, başvurulacak yargı düzeni konusu bir kenara bırakılır ise, birkaç istisna dışında, 58 genel olarak Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yoluna başvurulabileceğinin kabul edil- diği görülmektedir. Bu çerçevede, örneğin Uyuşmazlık Mahkemesi 59 ve Danıştay 10. Dairesi, 60 TTF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğuna ve bu kurulun kararlarının yargısal deneti- minin adli yargı düzeninin görevine girdiğine karar vermiştir. Gerek Uyuşmazlık Mahkemesi’nin ve gerekse Danıştay’ın TFF Tahkim Ku- rulu kararlarına karşı adli yargı düzeninin görevli olduğunu söyleyen kararlarındaki temel gerekçe, “TFF’nin özel hukuk hükümlerine tabi bir tüzel kişilik olması”dır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, TFF Yönetim Kuru- lu kararlarına karşı Tahkim Kurulu’na başvurulmaksızın açılan birçok davada Danıştay 10. Dairesi, Tahkim Kurulu’na başvuru yapılıp ya- pılmamasını hiç dikkate almamış, sadece “TFF’nin özel hukuk hükümle- rine tabi bir tüzel kişilik olması” gerekçesiyle adli yargı düzenini görevli kabul etmiştir. 61 58 Bkz., YHGK, E.2004/13-722, K.2004/707, T.15.12.2004: “… Türkiye Futbol Federasyo- nu Tahkim Kurulu kararlarının, ilgili kanundan ve taraflar arasındaki sözleşmeden kaynak- lanan kesinliği, sadece, bu kararların başka hiçbir merci nezdinde tartışma ve uyuşmazlık konusu yapılamayacağı anlamında olup …” 59 UM, E.1990/12, K.1990/12, T.21.5.1990. 60 D10D, E.1989/2924, K.1991/547, T.20.02.1991, DD.82-83, s. 1005-1007: “…, 3461 sayı- lı Kanunun yürürlüğe girmesiyle, Türkiye Futbol Federasyonu’nun genel idarenin dışında yer alan bir özel hukuk tüzel kişiliğine dönüştüğü Futbol Federasyonu ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıkların tahkim kurulunca incelenerek kesin karara bağlanması gerektiği ve çalışmalarını Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre yürütülmesi öngörülen Tah- kim Kurulunca verilen kararlarında HMK’nda düzenlenen tahkim usulü uyarınca adli yargı yerinde incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.” D10D, E.1997/3478, K.1998/826, T.25.2.1998, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 319-320: “… 2. İdare Mahkemesi Tahkim Kurulunun 3813 sayılı Yasaya göre tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olarak kurulan Türkiye Futbol Federasyonu’nun organı olduğu, özel hukuk hükümlerine tabi olarak tesis edilen işlemlerin ise kamu hukuku kurallarına dayanılarak tesis edilen idari işlem niteliği taşımadığı, dolayısıyla uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle davayı görev yönünden reddetmiştir. … temyiz isteminin reddine ve anılan kararın onanmasına … karar verildi.” 61 D10.D, E.1999/5415, K.2001/2323, T.14.6.2001, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 318- 319; D10.D, E.1999/992, K.1998/1375, T.12.4.1999, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 318-319; D10.D, E.1995/1669, K.1997/4877, T.25.11.1997, Bal/Karabulut/Şahin, a. g. e., s. 320-322; D10.D, E.1997/972, K.1997/2081, T.27.5.1997, Bal/Karabulut/Şahin, a. Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 74TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Burada özellikle Uyuşmazlık Mahkemesi’nin anılan kararında- ki gerekçenin irdelenmesi gerekmektedir. Yüksek Mahkeme’ye göre, “…27/5/1988 günlü, 3461 sayılı kanunun 1. maddesi ile, bu kanunun 26. maddesi gereğince Bakanlar Kurulu tarafından yürürlüğe konulan Ana Sta- tünün 10. maddesine göre “özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip Türkiye Futbol Federasyonu’nun Tahkim Kurulu, çalışmaları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre yaptığı”ndan bu kurulun verdiği kararlara karşı başvuruların da Hukuk Usulü Muhakemele- ri Kanunu’nun “Tahkim” başlıklı “Sekizinci Bab”ındaki 516-536. maddeleri hükümlerine tabi olması, dolayısıyla bu kararların incelenmesinin, adli yargı yerlerinin görevine girmesi gerekmektedir.” 62 Görülüyor ki, Tahkim Kuru- lu kararlarına karşı yargı yoluna başvurulacağı konusunda tereddüt yoksa da, yukarıda da belirtildiği üzere, yargı yolu olarak adli yargı kabul edilmektedir ve bu tercihin iki gerekçesi vardır: Birincisi, TFF’nin özel hukuka tabi olması ve dolayısıyla onun bünyesi içindeki Tahkim Kurulunun kararlarının özel hukuk işlemi sayılması, ikincisi TFF Ana Statüsü’nün 10. maddesindeki “Tahkim Kurulu çalışmalarını FİFA kural- larına ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre yapar” hükmüdür. 63 Yukarıdaki açıklamalarımız çerçevesinde TFF’nin özel hukuka tabi olması, onun kamu tüzel kişiliğini ortadan kaldır- madığı gibi, TFF ve onun bünyesindeki Tahkim Kurulunun kararları- nın idari işlem niteliğini de sona erdirmemektedir. Dolayısıyla, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1. maddesi uyarınca idari işlemden doğan davaların doğal yargı düzeni idari yargıdır. TFF Tahkim Ku- rulu kararlarından dolayı doğacak uyuşmazlıkların adli yargı düze- ninde görüleceğine ilişkin ne bir kanun hükmü ne de Ana Statü veya talimat hükmü vardır. 64 Kaldı ki, eski Ana Statüde ve Tahkim Kurulu g. e.,s. 322-323. 62 UM, E.1990/12, K.1990/12, T.21.5.1990. 63 27.06.2000 gün ve 24092 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Futbol Federasyonu’nun Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statü’nün değişik 50/8 maddesinde “Tahkim Kurulu çalışmalarını, 3813 sayılı kanun, bu Ana Statü hükümleri ile FİFA ve UEFA kurallarına ve yargılamaya ilişkin kanunların ilgili hükümlerine göre yapar ve inceleme sonunda başvuru konusu talebin kısmen veya tamamen kabulü veya reddi ya da değiştirilerek karara bağlanmasına karar verir.” düzenlemesine yer verilmiş olup; önceki Ana Statü’deki “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümlerine göre yapar” şeklindeki düzenleme kaldırılmıştır. 64 Anayasa’nın 142. maddesi uyarınca mahkemelerin ve yargı düzenlerinin görevleri ancak kanunla düzenlenebileceğinden, Ana Statü veya Talimat gibi idari düzenle- yici işlemlerde görevli yargı düzeni tayini mümkün değildir. hakemli makaleler Taner Ayanoğlu 75TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 Talimatı’nda yer alan Tahkim Kurulu’nun çalışmalarını Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre yapacağına ilişkin hükümler de hiçbir şekilde görevli yargı düzenini ve mahkemeyi gös- teren bir düzenleme değildir. Sonuç Kanaatimizce, Anayasa ve 3813 sayılı kanun çerçevesinde, TFF Tah- kim Kurulu, Türk İdare Teşkilatı’na dahil bir tüzel kişilik olan TFF’nin bünyesinde görevli bir “idari mercii”dir ve bu sebeple de kararları “ida- ri işlem” niteliği taşımaktadır. Tahkim Kurulu’na yapılan itiraz ise, TFF’nin organlarından olan Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu’nun kararlarının denetimi için oluşturulmuş özel bir “idari itiraz mercii”ne yapılan özel bir idari başvurudur. Bunun sonucu olarak da, Tahkim Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıkların idari yargı düzeninde görülmesi ve çözümlenmesi gerekmektedir. 3813 sayılı kanun hüküm- lerinin bu şekilde yorumlanmasına karşı hiçbir hukuki engel olmadığı gibi, aksine anılan düzenlemelerin başka bir şekilde okunmasına ve yorumlanmasına olanak da yoktur. Belirtelim ki, önce 3461 sayılı kanun ve sonrasında 3813 sayılı ka- nun ile geçilmek istenen sistemin bu olmadığı da açıktır. Amaçlanan futbol faaliyetlerinin, bu faaliyetlerin organizasyon ve teşkilatının salt özel hukuka tabi olması ise, mevcut düzenlemelerin bunu gerçekleş- tirme araçlarından yoksun olduğu ortadadır. Bununla birlikte, kitleleri peşinden sürükleyen bu sporun organizasyon ve örgütlenmesine dev- letin ilgisiz kalması da çok kolay değildir. Anayasa’nın 123. madde- sindeki esaslar çerçevesinde futbol örgütlenmesinin kurgulanmasının işin doğasına pek uygun olmadığı da başka bir vakıadır. Ancak, hu- kuksal olarak Anayasal ilke ve kuralların dışına çıkılması, pek müm- kün değildir. İşte bu zıt gerekleri birbiri ile uyumlu bir şekilde bağdaştıran bir sistemin kurulamamış olması, sonuçta ne deve ne kuş, sadece bir “deve- kuşu” görüntüsü arz eden bugünkü TFF’yi ve onun Tahkim Kurulu’nu doğurmuştur. Taner Ayanoğlu hakemli makaleler 76TBB Dergisi, Sayı 74, 2008 KAYNAKÇA Akıncı, Müslüm, Bağımsız İdari Otoriteler ve Ombudsman, Beta, İstanbul, 1999. Bal, Yakup / Karabulut, Mustafa / Şahin, Yahya, İdari Yargılama Usulü İle İlgi- li Danıştay 10. Dairesinin Seçilmiş Kararları, Seçkin, Ankara, 2003. Bilgen, Pertev, İdare Hukuku Dersleri, İdare Hukukuna Giriş, İstanbul, Filiz Ki- tabevi, 1999. Devecioğlu, Sebahattin / Çoban, Bilal, “Türkiye Futbol Federasyonu’nun Özerkliği”, Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, Cilt: VIII, Sayı:3, Temmuz 2003. Giritli, İsmet / Bilgen, Pertev / Akgüner, Tayfun, İdare Hukuku, Der Yayınları, İstanbul, 2006. Gözler, Kemal, İdare Hukuku, Cilt I, Ekin Kitabevi, Bursa, 2003. Gözübüyük, Şeref / Tan, Turgut, İdare Hukuku, Cilt I, Genel Esaslar, Turhan Kitabevi, 3. Bası, Ankara, 2004. Küçükgüngör, Erkan, “Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun Ya- pısı ve Tahkim Kurulu Kararlarının Niteliği”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 50, Sayı: 2, Ankara 2001. Oder, Burak / Ayanoğlu Taner, İstanbul Bilgi Üniversitesi 2004-2005 Yılı İdari Yargılama Hukuku Ders Notları (Yayınlanmamıştır). Özay, İl Han, “Futbolda Özelleştirme” İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, Sayı:1- 3, Yıl: 11 İstanbul, 1990. Özbek, Mustafa, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 2004 Tan, Turgut, “Rekabet Hukukunun Uygulama Alanı Açısından Kamu Kuru- luşlarının Faaliyeti (Türkiye, Fransa ve İtalya örnekleri)”, Rekabet Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 4, 2000. Yurtcan, Erdener; “Özerk Futbol mu Dediniz?”, Cumhuriyet, 05.04.1989.