makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009375
TÜRKİYE’DE VE YUNANİSTAN’DA
DÜZENLEYİCİ KURUMLAR
Selim ÇAPAR
∗
GİRİŞ
Düzenleyici devletin temel unsurlarından birisi olan düzenleyici
kurumların (Independent Regulatory Agencies) ABD’de yüzyıldan faz-
la bir geçmişi olmasına rağmen, Avrupa ülkelerinde 1980’lerden sonra
yaygınlaşmaya başlamıştır. Sayılarının hızla artması üzerine OECD
tarafından “hızla yaygınlaşan kurumlar” olarak kabul edilen düzenle-
yici kurumlar, ABD ile Kıta Avrupası’nda farklı ekonomik yapılara ve
devlet-piyasa ilişkilerindeki farklılıklara bağlı olarak farklı uygulama
örnekleri olarak kendilerini göstermişlerdir. Kıta Avrupası’nda ise,
yine ülkeden ülkeye ve hatta aynı ülkede kurumdan kuruma farklılık-
lara rastlanmaktadır.
Düzenleyici kurumların bazıları ülkelerin iç dinamiklerinden kay-
naklanan etkilerle oluşturulmaktaysa da, oluşturulmalarında genel
olarak küreselleşme ve kamu yönetimindeki değişmelerle birlikte dış
etkilerin ağırlığı görülmektedir. Ülkelerin geleneksel yapılanmaları
dışında kalan bu kurumların, genellikle ülkelerin özelliklerine uygun
olarak biçimlendikleri görülmektedir.
Bu çalışmanın amacı Türkiye bazında, Yunanistan’daki düzen-
leyici kurumları incelemektir. Bu amaçla düzenleyici kurumların iki
ülkedeki oluşum süreçleri, benzerlikleri ve farklılıkları ana hatlarıyla
ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde düzenle-
yici kurumlar genel olarak ele alınacaktır. İkinci bölümde düzenleyici
kurumların Türkiye’deki durumu ve oluşum evrelerine kısaca değini-
lecektir. Üçüncü bölüm Yunanistan’ın kısaca tanıtılmasına ayrılacaktır.
∗
İçişleri Bakanlığı, AREM Başkan Yardımcısı (hukuk müşaviri).
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009376
Dördüncü bölümde Yunanistan’da düzenleyici reformlar ve düzenle-
yici kurumlar araştırılacaktır. Beşinci bölümde iki ülkenin düzenleyi-
ci kurum oluşum süreçlerinin ve oluşan kurumların karşılaştırılması
yapılacaktır. Genel bir değerlendirmenin yapılacağı sonuç bölümüyle
çalışma sona erecektir.
DÜZENLEYİCİ KURUMLAR
Bağımsız düzenleyici kurumlar ya da bağımsız idari otoriteler ola-
rak da adlandırılan düzenleyici kurumların ABD’de ortaya çıkışları
1887 yılına kadar uzanmasına rağmen, Avrupa’da 20. yüzyılın sonları-
na kadar oldukça seyrek rastlanırdı (Thatcher, 2002: 955).
Düzenleyici kurumlarla ilgili Kıta Avrupası ile ABD arasındaki
tarihi gelişimin farklı olmasını, piyasa ekonomisi ve piyasaların işle-
yişi hakkındaki temel anlayış farklarına dayandırmak olasıdır (Majo-
ne, 1996; TÜSİAD, 2002: 79). Amerikan anlayışında piyasa sisteminin
normal şartlarda iyi çalıştığına güven duyulması yanında, özel sektör
faaliyetlerinin olağan sayılması ve dolayısıyla aksaklıkların oluştuğu
bazı özel durumlar dışında piyasanın işleyişine müdahale edilmemesi
gerektiği inancı egemen iken, Kıta Avrupası’nda yaklaşık olarak XIX.
yüzyılın son çeyreğinden II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar uzanan
dönemde büyük ölçüde piyasa sistemine güvenilmediği görülmekte-
dir (TÜSİAD, 2002: 79). Bu sebeple, Kıta Avrupası’nda piyasa aksak-
lıkları ortaya çıktığında, özel mülkiyet yapısına dokunmayan Ameri-
kan tarzı düzenlemeler yerine, ilgili sektörlerde mülkiyetin doğrudan
devlete alınması yoluna gidilmesi tercih edilmekteydi (TÜSİAD, 2002:
79).
Her ne kadar geç geliştiyse de, düzenleyici devletin temel bir ele-
menti olan düzenleyici kurumların 1980’lerden sonra Avrupa’da hız-
la yaygınlaşmasıyla birlikte müdahaleci devletin (positive state) yerini
düzenleyici devlet (regulatory state) almaya başlamıştır (Majone, 1997;
Thatcher, 2002: 954). Bu kurumların Avrupa’da yaygınlaşmasında,
müdahaleci devletin etki alanını çeşitli ülke içi faktörler yanında, ulus-
lararası faktörler tarafından kısıtlanması etkili olmuştur (Majone, 1997:
140). Bu kurumlar Yeni Kamu Yönetimi (NPM) anlayışı ve yönetişim
(governance) yaklaşımlarının uygulamaya konulduğu yapılar olarak da
dikkati çekmektedir (Majone, 1997: 140; Sezen, 2003: 112-113).
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009377
Bağımsız düzenleyici kurumlar (IRAs), kamusal yasayla verilen
kendi yetki ve sorumluluklarına sahip, örgütsel yapı olarak bakanlık-
lardan ayrılmış, ne doğrudan seçilmişlerce ne de seçimle gelen görev-
lilerce idare edilmeyen bir yapı olarak ifade edilmektedir (Thatcher,
2002: 956). Bağımsız düzenleyici kurumlar, yaygın-olmayan kurumlar
(non-majoritarian institutions) olarak görülmekte ve “geleneksel yapı-
lanmadan kopuş” olarak da değerlendirilmektedir (Sezen, 2003; Gilardi,
2005: 140).
Ulusoy (2003: 1-2) düzenleyici kurumları, toplumsal hayat için
“özel bir önem ve duyarlılık taşıyan, temel hak ve özgürlükler ile ekonomik
ve sosyal sektörlerde veya alanlarda düzenleme, denetleme ve yönlendirme
faaliyetinde bulunan, kararları üzerinde hiçbir makam ve merciin etkisinin
olmadığı, karar organları özel güvencelere sahip, mali özerkliği haiz, özerk
bütçeli kamu tüzel kişileri” olarak tanımlamaktadır.
Gilardi’nin (2005: 140) dikkat çektiği gibi bu kurumlar Batı Avru-
pa ülkelerinin tamamında kurulmuş ve OECD tarafından “modern dü-
zenleyici yönetişim kurumları içinde en çok yaygınlaşan” kurumlar olarak
tanımlanmışlardır.
Düzenleyici kurumların ABD’de ve Kıta Avrupası’nda farklı yak-
laşımlarla ortaya çıkmasından hareketle uygulama aşamalarında iki
temel modelin, Anglo-Sakson ve Kıta Avrupası olmak üzere, oluşma-
sını olağan kabul etmek gerekir. Anglo-Sakson yaklaşımında düzen-
leyici kurumların parlamentoya yakın, hükümetten ise tamamen ba-
ğımsız bir konumları söz konusu iken, Kıta Avrupası’nda düzenleyici
olmaktan ziyade idari anlamda işlevsel olanlar tercih edilmektedir.
(Karkatsoulis, 2005: 3). Öte yandan, her ülkenin kendi yapı ve yönetim
geleneklerinden kaynaklanan özellikler sebebiyle düzenleyici kurum-
ların farklı olması da beklenmelidir. Bu bağlamda, düzenleyici kurum-
ların ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkede kurumdan kuruma farklılıklar
göstermesi olağan kabul edilmektedir (Ergun, 2004: 323; Sezen, 2003.
115; Jordana v., 2006).
1. TÜRKİYE’DE DÜZENLEYİCİ KURUMLAR
Türkiye’de devlet 1980’lerden bu yana liberalleşme ve özelleştirme
politikalarıyla paralel olarak bir yeniden yapılanma süreci yaşamakta-
dır. Kamusal işletmelerin özelleştirilmesi ve devlet tekellerinin kaldı-
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009378
rılması 1980’lerin ortalarında görülmeye başlandı. Liberal politikalar
piyasadaki devletin ekonomik bir aktör olarak gücünü zayıflatırken,
devletin düzenleyici rolünü güçlendirdi. Bu yeni rolü oynamak ama-
cıyla düzenleyici kurumlar 1980’li yılların başlarında ortaya çıkmaya
başladılar (Sezen, 2007:320).
Türkiye’de ilk düzenleyici kurum olan Sermaye Piyasası Kuru
lu’nun (SPK), 1981’de kuruluş yasası çıkmış ve 1982’de faaliyete geç-
miştir. Bu ilk örnekten sonra kurum sayısı 2002 yılında 9’a ulaşmış-
tır. 2003 yılında çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nun kapsamında “düzenleyici ve denetleyici kurumlar” olarak,
Şeker Kurumu hariç olmak üzere, 8 kurumun bulunduğu görülmek-
tedir.
Türkiye’de düzenleyici kurumların kurulması sürecini (Sezen,
2003: 117-135) filizlenme dönemi (SPK-1981), serpilme dönemi; (RTÜK-
1994-Rekabet Kurumu-1995) ve büyüme dönemi; (BDDK-1999, Tele-
komünikasyon Kurumu-2000, EPDK-2001, Şeker Kurumu-2001, Tütün
ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu-2002 ve KİK-2002) olmak üzere
üç evrede ele almaktadır.
Düzenleyici kurumların Türkiye’de evrimsel bir değişim süreci ya-
şadıkları gözlenmektedir. Örneğin ülkenin ilk düzenleyici kurum ör-
neği SPK’nın oluşturulan ilk yapısında işlevsel bağımsızlığı tanınmak
yerine, Maliye Bakanlığı’nın gölgesinde kurulması tercih edilmişti (Se-
zen, 2003:119, Ulusoy, 2003: 62-63). 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanu-
nu halen yürürlükte olmakta birlikte, neredeyse tamamı değiştirilmiş
gibidir. Özellikle 1992 ve 1999 yıllarındaki değişiklikler ile kurulun
Maliye Bakanlığı ile bağlarını koparması bir anlamda erginliğini ilan
etmesi biçiminde değerlendirilebilecek özelikler taşımaktadır (Sezen,
2003:119; Ulusoy, 2003: 63-64). Ayrıca 2008 yılında Telekomünikasyon
Kurumu’nun adının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na dönüş-
türülmüştür (5809 sayılı Kanun, m. 67). Bu dönüşüm bile, düzenleyici
kurumların evrim sürecinin halen devam ettiğinin bir göstergesi ola-
rak algılanabilir.
Öte yandan, 1990’ların sonlarından itibaren hükümetlerin, düzen-
leyici kurumlara tanınan ayrıcalıklarından pişmanlık duymaya başla-
dıklarına ilişkin bir görünüm ortaya çıktığı ifade edilebilir. Bu yöndeki
düşüncelerin sonraki yıllarda düzenleyici kurumların mali özerklik ve
kaynak kullanmalarının sınırlandırılması ve birçok yönden disiplin
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009379
altına alınmalarına yönelik olarak uygulamaya geçirildiği görülmek-
tedir (Sezen, 2007:325).
3. YUNANİSTAN
3.1. Tarihi Geçmişi
1829 yılında Osmanlı Devleti’nden ayrılarak “Yunanistan Krallığı”
olarak kuruldu. XIX. yüzyılın son ve XX. yüzyılın ilk yarısında kademe-
li olarak egemenlik alanını genişletti. II. Dünya Savaşı’nda önce İtalyan
işgalini gördü (1940). Sonra Alman işgaline uğradı (1941-1944). İşgal
sonrasında, kralın destekçileri ile komünist asiler arasındaki müzmin
iç savaşla çatışmalar devam etti. 1949’da asilerin yenilgisi ile iç savaş
sona erdi. Yunanistan 1952’de NATO’ya girdi. 1967’deki askeri darbe
ile gelen diktatörlük 7 yıl sürdü, birçok siyasi özgürlükleri askıya aldı
ve kralı sürgüne gönderdi. 1974’teki demokratik seçimler ve referan-
dum monarşiyi kaldırdı ve parlamenter bir cumhuriyeti oluşturdu.
Yunanistan 1981’de Avrupa Topluluğu’na (şimdi AB) girdi ve 2001’de
Avro alanının 12. üyesi oldu (cia.gov, 2008; tr.wikipedia.org, 2008).
3.2. Hukuki, Siyasi ve İdari Yapı
Roma hukukuna dayanan bir hukuk sistemi içindeki yargı mede-
ni, cezai ve idari mahkemeler olmak üzere üçe bölünmüştür.
Tek meclisli bir yasama sisteminde 4 yıllığına halk tarafından se-
çilen 300 üyeli bir parlamento bulunmaktadır. Devletin başı Cumhur-
başkanı, hükümetin başı ise başbakandır.
Başkenti Atina olan ülkenin 131.957 Km²’lik yüzölçümünde
11.1 milyonluk nüfusu bulunmaktadır. Ülkenin egemenlik alanında
2.000’den fazla ada vardır, ancak yalnız 70 civarındaki adada insan
yerleşimi bulunmaktadır. Ülkedeki idari yapılanma 13 bölgeye ayrıl-
mış olup, 51 il (prefectures) ve bir özerk bölgeden oluşmaktadır (cia.
gov, 2008; europa.eu, 2008; tr.wikipedia.org, 2008).
3.3. Ekonomi
Yunanistan GSYİH’sının % 40’ını kamu sektörünün oluşturduğu
kapitalist bir ekonomiye sahiptir. Avro alanının lider ekonomilerine
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009380
göre kişi başına düşen milli geliri %75 oranındadır. AB yardımların-
dan yararlanmada önde gelen bir ülke özelliğine sahiptir. Bu yardım
yıllık GSYİH’sının %3.3’üne denk gelmektedir. Yunan ekonomisinin
2003 ve 2007 yılları arasındaki yıllık büyümesi yaklaşık olarak %4 ci-
varında seyretmiştir. Bu büyüme kısmen 2004 Atina Olimpiyatları için
yapılan alt-yapı yatırımları, kısmen de kullanılabilir kredi mevcudiye-
tinin artmasıyla bağlantılıdır ve bu durum rekor düzeylerdeki tüketici
harcamalarının devamlılığını sağlamıştır (cia.gov, 2008).
Ülke sanayisinin %50’den fazlası Büyük Atina bölgesinde yer al-
maktadır. Tarım, turizm, inşaat ve gemicilik ülkenin ana sektörleridir
(europa.eu, 2008).
Yunanistan “AB Büyüme ve İstikrar Paketi”nde yer alan bütçe açığı
kriterlerini 2001’den 2006’ya kadar ihlal ettiyse de, 2007 yılında kriter-
leri karşılamayı başardı. Öte yandan kamu borcu, enflasyon ve işsizlik
oranlarında Avro alanı ortalamalarının üzerinde yer almasına rağmen,
bu oranlarda düşme eğilimi görülmektedir. Yunan Hükümeti kamu
harcamalarının kısılması amacıyla kamu sektörünün kapsamının da-
raltılması, çalışma ve emeklilik sistemini değiştirilmesi biçiminde
mücadeleye devam etmektedir. Ancak, hükümet bu yüzden ülkenin
güçlü sendikaları ve halkın ciddi muhalefeti ile karşı karşıya kalmak-
tadır. Hükümet, özellikle sosyal güvenlik reformu ve özelleştirme gibi
ekonomik reformları devam ettirme yönünde uzun-dönemli meydan
okumalarla karşı karşıyadır (cia.gov, 2008).
4. YUNANİSTAN’DA DÜZENLEYİCİ REFORMLAR VE
DÜZENLEYİCİ KURUMLAR
4.1. Düzenleyici Reformlar
1990’ların ortalarında, Yunanistan tarihinde ilk defa ekonomik
kalkınma stratejileri belirgin biçimde devlet-yönetiminde büyümeden
ziyade piyasa güçlerine dayanmaya doğru yöneldi (OECD, 2001: 15).
Dış baskıların değişimine bir cevap olarak yoğun makro-ekonomik re-
formların ortaya çıkışıyla birlikte düzenleyici reformlar kademeli ola-
rak 1990’larda görülmeye başlandı. Özellikle AB üyeliğinin getirdiği
zorunluluklar bu reformların itici gücüydü (OECD, 2001: 15).
Yunanistan düzenleyici reformlarda ve piyasaların liberalleşme-
sinde OECD ülkeleri arasında gerilerde yer almaktaydı (OECD, 2001:
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009381
16). Düzenleyici reformların gelişimi birçok OECD ülkesinden daha
zor koşullarda oluşuyordu. Çünkü yapısal reformlar uzun-dönemli
bir devlet müdahalesi geleneği, siyasi kayırmacılık ve ekonomik koru-
macılığa karşı, yavaş ve ciddi boyutta siyasi bedel ödenerek ilerlemek
zorundaydı (OECD, 2001: 18).
Yunanistan’da oluşan siyasi gelenek ve bürokratik yapı değişime
direnç gösteriyordu. Kuruluşundan bu yana ülke merkezi sisteme ki-
litlenmişti ve buna bağlı olarak ağır işleyen bir bürokratik mekanizma
oluşmuştu. Öte yandan, kuruluşundan 1970’lere kadar yaşanan siya-
si istikrarsızlık, istikrarlı siyasa ortamının ve tarafsız-profesyonel bir
kamu yönetimi oluşumunun önünü kesmişti (OECD, 2001: 18).
Yunanistan’da sürdürülebilir ve derin reform süreci 1990’ların or-
talarında hız kazandı. Bunu tetikleyen ve yönlendiren AB ülkelerinde
baştanbaşa etkili olan liberalleşme girişimleri ve uyum programları
oldu (OECD, 2001: 24).
Reformların diğer OECD ülkelerine geç kalmasının ekonomiye et-
kisi derinden oldu. On yıllarca devlet müdahalesi gerçeği, piyasaların
liberalleşmesinin geç başlaması Yunanistan’a ağır bir yetersiz düzen-
leme yükü bıraktı ve bu ülkenin ekonomik performansını olumsuz et-
kiledi (OECD, 2001: 27).
Telekomünikasyon sektöründe reform 1990’ların başında başla-
dı. Hizmet sunumunda ve düşük fiyatlarda temel gelişimler sağlandı
(OECD, 2001: 30). 1995’te “Milli Telekom Komisyonu” düzenleyici bir
kurum olarak kuruldu (OECD, 2001: 35).
Elektrik piyasasında, kamu tekelini elinde bulunduran şirket 2001
yılında kısmen liberalleşti. Buna hazırlık olarak, 2000 yılında sektö-
rü düzenlemek amacıyla “Enerji Düzenleme Kurumu” oluşturulmuştu
(OECD, 2001: 30).
Helen Rekabet Komisyonu 1977’de kurulduysa da, ancak 1995’ten
bu yana bağımsız idari kurum olarak görev yaptığı iddia edilebilir
(Dritsa vd., 2008: 1).
4.2. Düzenleyici Kurumlar
Kıta Avrupası anlayışını izleyen Yunan bağımsız kurumlar uygu-
laması 1980’lerin sonlarında ortaya çıkmaya başladı. Ortaya çıkışların-
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009382
da iki gerekçe bulunmaktaydı. İlk gerekçe, insan haklarının korunması
ve güçlendirilmesi iken, ikinci gerekçe devlet ile piyasalar arasındaki
ilişkilerin düzenlenmesiydi (Karkatsoulis, 2005: 4).
Veri Koruma Kurumu, Özel İletişimin Güvenliği Kurumu, Om-
budsman ve Personel Alım Üst Kurulu ilk gerekçeye göre kurulan
kurumlar olarak sayılabilir. Helen Rekabet Komisyonu, Helen Teleko-
münikasyon ve Posta Komisyonu ile Enerji Düzenleme Kurumu gibi
temel hizmetler (utility) sektöründe hizmet veren kurumlar da ikinci
gerekçeye göre kurulmuşlardır. Bunlardan başka, “nevi şahsına münha-
sır” bir niteliğe sahip Yunan Radyo Televizyon Ulusal Konsey’i dikkati
çekmektedir (Karkatsoulis, 2005: 4).
Yunan Bağımsız Kurumları tarihinde 2001 Anayasa değişikliği ile
ilginç bir dönüşüm gerçekleşti. Bu değişiklik ile “idari bağımsız kurum-
lar” adı “bağımsız kurumlar” olarak kabul edildi. Bu basit bir isim deği-
şikliğinden ziyade yasamanın bu kurumları yürütme erkinden ayırma
niyetini gösteriyordu (Karkatsoulis, 2005: 4).
Öte yandan, Yunanistan’daki bağımsız kurumlar “anayasal güven-
ce” açısından da ikiye ayrılmaktadırlar. Yunan Anayasası sadece beş
bağımsız kurumun bağımsızlığını güvence altına alır ve onlara hukuk
ve hâkimlik bağımsızlığı teminatını sağlar. Bu kurumlar (Karkatsoulis,
2005: 5):
- Veri Koruma Kurumu
- Özel İletişim Güvenliği Kurumu
- Yunan Radyo Televizyon Ulusal Konseyi
- Ombudsman
- Personel Alım Üst Kurulu
Kurumlara bakıldığında anayasal güvencenin insan haklarının ge-
liştirilmesiyle ilgili olanlara tanındığı dikkati çekmektedir. Piyasaların
düzenlenmesi ile ilgili bağımsız kurumların ise yasa koyucu tarafın-
dan bu derecede önemsenmediği sonucuna da varılabilir. Belki de bu
Yunanistan’da piyasalara devlet müdahalesi geleneğinin yerleşmişli-
ğinden kaynaklanmaktadır (Karkatsoulis, 2005: 5).
Anayasanın güvencesindeki bağımsız kurumlarla ilgili yasa
2002’de çıktı. Bu yasayla bu kurumların bağımsızlıkları ile ilgili konu-
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009383
ları, bunlara atanma niteliklerini ve görev sürelerini birörnek biçimde
düzenlemektedir. Bu grup içindeki bağımsız kurumlar doğrudan par-
lamentoya karşı sorumludurlar ve kararları ancak Danıştay tarafından
iptal edilebilir (Karkatsoulis, 2005: 6).
Bu kurumlardan biri olan Yunan Radyo ve Televizyon Ulusal Kon-
seyi 1989 yılında kurulmuştur. Yunanistan radyo ve televizyon piya-
sasının düzenleyici ve denetleyici kurumudur. Bir başkan, bir başkan
yardımcısı ve beş üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşan kurula
atamaları Parlamento yapmaktadır (en.wikipedia.org, 2008).
Yunan bağımsız kurumları hesap denetim yetkileri yanında tah-
kim yetkisine de sahiptirler, çünkü oluşturdukları düzenlemenin uy-
gulanmasını da gözetlerler. Denetim işlevlerinin sonuçları ise parla-
mentoya sunulur (Karkatsoulis, 2005: 6).
Bu kurumların hesap denetim yetkilerine ilaveten ceza uygulama
yetkileri de bulunmaktadır. Bu yetkiler tavsiye ya da uyarmadan, para
cezası ve lisans iptaline kadar uzanmaktadır (Karkatsoulis, 2005: 6).
Yeni yasa ile bağımsız kurumlarda üyelerin dört yıllık görev sürele-
ri belirlenmiş, bu süre bir defalığına yenilenebilir duruma getirilmiş ve
üye olmak için ön koşul olan yaş kısıtlamaları kaldırılmıştır. Buna karşı-
lık, bu beş kurumun operasyonel kapasiteleri ve işlevsel önkoşulları ile
ilgili herhangi bir birörneklik getirmemiştir (Karkatsoulis, 2005: 6).
Anayasal güvence kapsamı dışında bırakılan temel hizmetleri
düzenleyen kurumlar arasındaki Enerji Düzenleme Kurumu’nun altı
yıllık uygulama sonuçları ele alınınca, bu kurumun enerji piyasasının
liberalleşmesinden ziyade, AB müktesebatına uyum sağlanması için
kurulduğu izlenimi edinilmektedir. Genel olarak sorumluluklarının
bağlayıcı olmayan görüşler yayınlamak ve enerji piyasasına yeni gi-
rişler için lisans vermekle sınırlandırıldığı dikkati çekmektedir (Kar-
katsoulis, 2005: 8). Enerji alanında AB’ye uyum yönündeki değişim
sürecinin devam ettiği gözlenmektedir. AB’nin 1998 ve 2003 yılların-
da çıkarılan gaz yönergeleri gereğince 2005 yılında yeni “Gaz Piyasası
Yasası” çıkarılmış ve gaz piyasasının düzenlenmesi Enerji Düzenle-
me Kurumu’nun görev alanına dahil edilmiştir ancak, bazı yetkilerin
Kalkınma Bakanı ile paylaşıldığı görülmektedir (Papamichalopoulos,
2008).
Anayasal güvence kapsamı dışında bırakılan bağımsız kurumların
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009384
üyeleri seçilmeden önce Parlamentonun daimi bir komitesi tarafından
incelenirler. Bağımsızlıkları kanun tarafından güvence edilir. Kanun
gereğince görevlerinden dolayı kurum üyesi olanlar hariç olmak üze-
re üyelerin kesinlikle başka iş yapmaları yasaklanmıştır (Karkatsoulis,
2005: 9).
Helen Rekabet Komisyonu ve Enerji Düzenleme Kurumu üyeleri
Kalkınma Bakanı tarafından atanırlar. Helen Rekabet Komisyonu bir
başkan ve 11 üyeden oluşur ve görev süreleri üç yıldır (Dritsa ve diğer-
leri, 2008: 1; Karkatsoulis, 2005: 9).
Bu gruptaki kurumların bağımsızlıkları, kararlarına karşı bakana
itiraz edilememesi ve eylemlerine karşı ombudsmana şikâyette bulu-
nulamaması yoluyla güvence altına alınmıştır. Helen Rekabet Komis-
yonu mali açıdan da bağımsızdır. Bu kurumlar hükümete karşı sorum-
ludurlar ve kararları birinci derece idare mahkemeleri tarafından iptal
edilebilir (Dritsa ve diğerleri, 2008: 1; Karkatsoulis, 2005: 9).
4.3. Yunanistan’dan Düzenleyici Kurum Örnekleri
4.3.1. Helen Telekomünikasyon ve Posta Komisyonu (EETT)
Komisyon 1992 yılında çıkan bir yasa ile Ulusal Telekomünikas-
yon Komisyonu adıyla bağımsız bir idari kurum olarak kurulmuş
ancak 1995 yılında faaliyete geçmiştir. 1998 yılındaki yasa değişikliği
ile posta hizmetleri görev alanına dâhil oldu ve adı Helen Telekomü-
nikasyon ve Posta Komisyonu olarak değişti. 2000 yılında çıkan bir
yasa ile yetkilerinin daha da güçlendirildiği dikkati çekmektedir (eett.
gr, 2008).
Temel görev ve yetkisi telekom ve posta hizmetleri piyasalarını
düzenlemek, denetlemek ve izlemektir. Kurumsal amacı her iki piya-
sada gelişmeyi desteklemek, ilgili piyasalarda sağlam bir rekabet orta-
mı yaratmak ve son kullanıcının haklarını korumaktır (eett.gr, 2008).
İdari ve mali bağımsızlığa sahip bir kurumdur. Karar organı do-
kuz üyeden oluşan bir komitedir. Komite başkan, elektronik iletişim
başkan yardımcısı, posta hizmetleri başkan yardımcısı ve üyeler-
den oluşmaktadır. Başkan ve başkan yardımcıları Ulaşım ve İletişim
Bakanı’nın önerisi ve Parlamento Kurumlar ve Şeffaflık Komitesi’nin
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009385
görüşü üzerine Bakanlar Kurulu’nca atanırken, diğer üyeler Ulaşım ve
İletişim Bakanı’nca atanmaktadır (eett.gr, 2008).
Kurumun Telekomünikasyon Müdürlüğü, İzleme Müdürlüğü,
Posta Hizmetleri Müdürlüğü, İdari ve Mali İşler Müdürlüğü biçimin-
de dört müdürlük olarak örgütlendiği görülmektedir. 2006 yılı sonu
itibarıyla personel sayısı 171’dir (eett.gr, 2008).
4.3.2. Helen Rekabet Komisyonu
Komisyon 1977 yılında çıkan bir yasayla kurulmuştur. 1995 yı-
lında çıkan yasa ile adı “Helen Rekabet Komisyonu” olmuş ve bağımsız
idari kurum kimliğine kavuşmuştur. 2000 yılındaki yasa ile mali ba-
ğımsızlığı tanınmış ve 2005 yılında temel bir reforma tabi tutularak AB
sözleşmesine uyumu sağlanmıştır (Dritsa vd., 2008: 1; epant.gr, 2008).
Rekabet politikasının amacı Yunan piyasasında adil ve serbest iş
yapılmasını korumak ve geliştirmektir. Kurumun genel hedefleri ise,
piyasada adil ticareti sürdürmek veya sağlamak, tüketicinin çıkarlarını
korumak ve ekonomik büyümeyi güvence etmektir (epant.gr, 2008).
Karar organı 11 üyeden oluşan komisyondur. Komisyon başkanı
Kalkınma Bakanı’nın önerisi, yetkili Parlamento komisyonunun gö-
rüşü üzerine Bakanlar Kurulu’nca seçilir ve üç yıllık görev süresiyle
atanır. Komisyon üyeleri ise,
- Bir üye aktif veya eski bir yargı mensubu,
- Üç üye iş-ticaret dünyası mensuplarından,
- Bir üye üniversitelerdeki rekabet yasası uzmanlarından,
- İki üye üniversitelerdeki rekabet ekonomisi uzmanlarından,
- Üç üye rekabet politikaları yanında AB ve kamu hukuku ko-
nularında hayli tanınmış kişiler arasından, olmak üzere Kalkınma
Bakanı’nca üç yıllık bir dönem için atanırlar (epant.gr, 2008).
Kurum’un genel müdürlük örgütünde, 4 birim ile 1 bağımsız bö-
lüm biçiminde bir yapılanma bulunmaktadır (Dritsa vd., 2008: 1; epant.
gr, 2008).
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009386
5. TÜRKİYE VE YUNANİSTANDAKİ
DÜZENLEYİCİ KURUMLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
5.1. Oluşum ve Evrim Süreçleri
Türkiye’de ilk düzenleyici kurum olarak SPK’nın 1981 yılında ku-
rulmasına karşın, Yunanistan’daki ilk düzenleyici kurum Helen Reka-
bet Komisyonu 1977 yılında kurulmuştur. Yunanistan’daki ilk düzen-
leyici kurumun Türkiye’ye göre 4 yıl önce kurulduğu anlaşılmaktadır.
Ancak her iki ülkedeki düzenleyici kurumların ilk örneklerinin, bu tür
kurumların Avrupa’da yaygınlaşmaya başladığı zaman dilimine denk
gelmesi dikkati çekmektedir.
Türkiye’de ilk düzenleyici kurum olarak ortaya çıkan SPK’nın,
başlangıçta işlevsel bağımsızlığının olmadığı, ancak 1990’larda (1992
ve 1999) yapılan yasal düzenlemelerle bağımsız düzenleyici ku-
rum kimliğine kavuştuğu görülmektedir (Çapar, 2008). Öte yandan,
Yunanistan’da ilk düzenleyici kurum örneği olan Helen Rekabet
Komisyonu’nun, ancak 1995’ten sonra bağımsız düzenleyici bir kurum
niteliği kazandığı anlaşılmaktadır. O halde, her iki ülkedeki düzenle-
yici kurumlar deneyiminin yaşadığı evrim sürecinin şaşırtıcı biçimde
birbirine benzediği ifade edilebilir.
Türkiye’de düzenleyici kurumların serpilme dönemi 1994-1995
yıllarında, büyüme dönemi ise 1999-2002 yılları arasında yaşanmıştır
(Sezen, 2003). Düzenleyici kurumların Yunanistan’da 1990’ların orta-
larında hız kazandığı ve 2000’li yılların başlarında temel bir dönüşüm
yaşadıkları ortaya çıkmaktadır. Her iki ülkede de benzer gelişim süre-
cini yaşayan düzenleyici kurumlar deneyiminin 2000’li yılların başla-
rında temel yapılanmalarını oluşturdukları görülmektedir.
Türkiye’de düzenleyici kurumların oluşturulması sürecinde AB,
IMF ve Dünya Bankası gibi uluslar arası kuruluşların önemli etkile-
rinden söz edilmektedir (Sezen, 2003). Benzer etkilerin Yunanistan
için de geçerli olduğu yönünde tespitler bulunmaktadır (OECD: 2001).
Aslında bu durum, Majone’un (1997: 140) düzenleyici kurumların
Avrupa’da yaygınlaşmasında müdahaleci devletin etki alanının iç ve
dış faktörlerce kısıtlanmasının etkili olduğu ifadesiyle de uyum için-
dedir. Ancak her iki ülkede de düzenleyici oluşum sürecinin 2000’li
yıllarda olgunlaştığının görülmesi, iç etkilerden ziyade dış etkilerin
itici gücüyle yapıldığı izlenimi vermektedir.
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009387
Her iki ülkedeki düzenleyici kurumların oluşum ve evrim süreçle-
rinin, detaylardaki farklara rağmen, ana hatları ile birbirlerine oldukça
benzer özellikler taşıdıklarını ifade etmek olasıdır.
5.2. Kuruluş Gerekçeleri
Türkiye’de düzenleyici kurumların oluşturulma sürecinin genel
özelliğinin, “devlet girişimi olsun ya da olmasın özel girişimin faaliyet gös-
terdiği belirli sektörler üzerinde devletin düzenleyici ve disiplin altına alıcı
rollerini yerine getiren” (Sezen, 2003: 131) kurumlar oluşturulması ol-
muştur. Kamu İhale Kurumu’nun kurulması bu özelliğe aykırı düş-
mektedir ki, devlet ihalelerine ilişkin sürecin düzenlenmesi ve ihale
anlaşmazlıklarının giderilmesine yönelik görev üstlenmektedir.
Öte yandan Türkiye’deki düzenleyici kurumlar ekonomik alana
yönelik faaliyet göstermelerine karşın, RTÜK ise hem radyo-televizyon
yayınları alanındaki piyasanın düzenlenmesi-denetlenmesi görevini
üstlenmesi yanında insan hakları alanına yönelik görevi de bulunmak-
tadır (Ulusoy, 2003: 13).
O halde, Türkiye’de düzenleyici kurum oluşturulma gerekçeleri-
nin ağırlıklı olarak “ekonomik alanları” düzenleme-denetleme amacına
yönelik olduğu ortaya çıkmaktadır.
Yunanistan’da ise, Türkiye deneyiminden tamamen farklı biçim-
de, düzenleyici kurum oluşturulmasında iki gerekçenin bulunduğu
görülmektedir. Bunlar, “insan haklarının korunması ve geliştirilmesi”
ve “ekonomik alanların düzenlenmesi-denetlenmesi” idi. Yunanistan uy-
gulamasında ilginç biçimde ilk gerekçeye göre kurumların oluşturul-
masının ağırlık kazandığı ve bu bağlamda oluşturulan beş kuruma
“anayasal güvence” ile ayrıcalık sağlandığı dikkati çekmektedir. Diğer
kurumlar ise bu “anayasal güvencenin dışında” bırakılmışlardır. Böyle-
ce ülkede düzenleyici kurumlar için ayrım yapılmış ve iki farklı statü
oluşturulmuştur.
Yunan Radyo Televizyon Ulusal Konseyi, Türkiye’deki muadiline
(RTÜK) benzer biçimde her iki gerekçeye yönelik görevler üstlenmek-
te, ancak “anayasal güvence” sağlanan grubun içinde yer almaktadır.
Kuruluş gerekçeleri açısından her iki ülkedeki uygulamalar ol-
dukça farklı biçimde gelişmiştir. Türkiye’de ağırlıklı olarak “ekonomik
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009388
alanlara” yönelik kurumlar oluşturulurken, Yunanistan’da daha çok
“insan haklarının korunması ve geliştirilmesine” yönelik kurumlar oluştu-
rulduğu görülmektedir.
5.3. Kurumların Yasal Güvenceleri
Türkiye’de oluşturulan düzenleyici kurumlara yasalar ile güvence
sağlanmıştır. Her kurumun kuruluşunu sağlayan yasalar bulunmak-
tadır. Ancak, Türkiye’de anayasal güvenceye sahip kurum bulunma-
maktadır. Güvence açısından, sadece Şeker Kurumu’nun diğerlerin-
den ayrı tutulduğu görülmektedir. Adeta, geçici bir süre ile kurulduğu
izlenimi verilen (Çapar, 2008) bu kurum, 5018 sayılı Kamu Mali Yöne-
timi ve Kontrol Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır.
Yunanistan’da ise beş kurumun “anayasal güvencesi” olduğu gö-
rülmektedir. Bu kurumlar Veri Koruma Kurumu, Özel İletişim Gü-
venliği Kurumu, Yunan Radyo Televizyon Ulusal Konseyi, Personel
Alımı Üst Kurulu ve ombudsman olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
kurumların ortak özelliklerinin insan haklarının korunması ve geliş-
tirilmesine yönelik olmalarıdır. Helen Rekabet Komisyonu, Helen Te-
lekomünikasyon ve Posta Kurumu, Enerji Düzenleme Kurumu gibi,
ekonomik alanlara yönelik faaliyet gösteren diğer kurumlar ise “yasal
güvenceye” sahiptirler.
Türkiye’de, Şeker Kurumu diğerlerinden ayrı tutulmakla birlikte,
düzenleyici kurumların hepsi “yasal güvenceye” sahiptir. Yunanistan’da
anayasal güvencesi olanlar ve yasal güvencesi olanlar olmak üzere dü-
zenleyici kurumlar ikiye ayrılmaktadır. İnsan hakları ile ilgili alanlara
yönelik faaliyette bulunan beş kuruma “anayasal güvence” sağlandığı
görülmektedir. Yunanistan’da anayasal güvence sağlanan bu beş ku-
rumdan ancak birinin Türkiye’de muadili bulunmaktadır.
5.4. Kurumlara Yapılan Atamalar ve
Kurumların Sorumlulukları
Türkiye’de, RTÜK hariç, kurumlara yapılan üye atamalarında
parlamentonun işlevi bulunmamakta ve atamalar Bakanlar Kurulunca
yapılmaktadır (Sezen, 2003: 153). Atama makamı olan Bakanlar Kuru-
lu, aday gösterme sürecinde de ağırlıklı bir yetkiye sahiptir. Buna kar-
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009389
şın Bakanlar Kurulu bu yetkisini kısmen yargı-denetim organlarıyla,
düzenleyici kurumlarla, hükümet dışı kuruluşlarla ve piyasa güçleri
ile paylaşmaktadır (Sezen, 2003: 153). Düzenleyici kurumların “ilgili-
ilişkili” bakanlık belirlemesiyle hükümetle bağlantıları kurulmuş ve
hükümete karşı sorumlu olmaları sağlanmıştır (Çapar, 2008), RTÜK
ile ilişkilerin ise başbakan tarafından sağlanacağı belirlenmiştir (3984
sayılı yasa, md. 14). Öte yandan yargı denetimi açısından bir ikili uy-
gulama söz konusudur. Örneğin BDDK, Rekabet Kurumu, Şeker Ku-
rumu gibi düzenleyici kurumların kararları için ilk ve nihai yargı yeri
Danıştay iken, SPK, RTÜK gibi kurumlar için birinci derece yargılama
yeri idare mahkemeleridir. Böylece bazı kurumların aldığı kararların
ilk derece mahkeme kararları olarak görüldüğü sonucuna varmak ola-
sıdır (Sezen, 2003: 176-178).
Yunanistan’da anayasal güvence sağlanan düzenleyici kurumlar
doğrudan parlamentoya karşı sorumlu tutulmuş, aldıkları kararla-
rın ancak Danıştay tarafından iptal edilebileceği hükmü getirilmiştir.
Anayasal güvence dışında bırakılan kurumlarda ise kurumlara üye
atanmasında parlamentonun “atama prosedürü” içinde yer aldığı gö-
rülmektedir. Atamalar Türkiye’dekine benzer biçimde Bakanlar Ku-
rulunca yapılmaktadır. Anayasal güvence dışında bırakılan kurumlar
hükümete karşı sorumludurlar ve aldıkları kararlara karşı birinci de-
rece idare mahkemelerinde dava açılabilmektedir.
Türkiye’de düzenleyici kurumlar, hükümete karşı sorumlulukları
yanında 5018 sayılı yasa gereğince faaliyet raporlarını parlamentoya
sunmaktadırlar. Bütçeleri ve kesin hesapları parlamentodan geçmek-
tedir. Bu konuda Şeker Kurumu’nun bir istisna oluşturduğu dikkati
çekmektedir. RTÜK’ün ise parlamentoya karşı sorumlu olduğu görül-
mektedir (3984 sayılı yasa).
Türkiye’de düzenleyici kurumlardan RTÜK’ün parlamentoya kar-
şı sorumlu olduğu ve kararlarına karşı idare mahkemelerine gidilebil-
diği görülürken, Yunanistan’da anayasal güvencesi olan düzenleyici
kurumların parlamentoya karşı sorumlu oldukları ancak kararları için
Danıştay’da dava açılabildiği anlaşılmaktadır. İnsan hakları alanın-
da faaliyet gösteren kurumlar arasında parlamentoya karşı sorumlu-
luğun benzemesi yanında, kararlarına karşı idare mahkemeleri veya
Danıştay’a gidilmesi yönünden fark olduğu ortaya çıkmaktadır.
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009390
Türkiye’deki düzenleyici kurumlardan hangilerinin kararlarına
karşı Danıştay’a, hangilerinin idare mahkemelerine gidileceği konu-
sunda kurumların kuruluş yasalarındaki düzenlemelere göre hareket
edildiği, Yunanistan’da ise anayasal güvence sağlanan ve sağlanma-
yan kurumlar ayrımına bağlı olarak yetkili yargı yerinin belirlendiği,
dikkati çekmektedir.
Türkiye’de RTÜK atamalarını parlamento yapmakta, ancak di-
ğer kurumlara yapılan atamalarda parlamentonun bir işlevi bulun-
mamaktadır. Bu atamalar ise Bakanlar Kurulu’nca yapılmaktadır.
Yunanistan’da ise parlamentonun düzenleyici kurumlara atama pro-
sedüründe yer aldığı görülmektedir. Anayasal güvence dışında bırakı-
lan kurumların atamalarında bile parlamentonun daimi bir komisyo-
nunun yer aldığı dikkati çekmektedir.
5.6. Türkiye ve Yunanistan’daki Kurumlar
Türkiye’de radyo ve televizyon yayınları alanında düzenleme-
denetleme görevini üstlenen Radyo Televizyon Üst Kurulu bulunmak-
tadır. Bu kurum hem insan haklarına yönelik hem de ekonomik alana
yönelik görevler üstlenmektedir.
Yunanistan’da insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yö-
nelik olarak oluşturulan “ayrıcalıklı” beş kurumdan biri Yunan Radyo
Televizyon Ulusal Konseyi’dir. Türkiye’deki muadili ile benzer özel-
liklere sahiptir. Ayrıca Veri Koruma Kurumu, Özel İletişim Güvenliği
Kurumu, ombudsman ve Personel Alımı Üst Kurumu Yunanistan’da
ayrıcalıklı kurumlar arasında yer almaktadırlar. Ancak Türkiye’de bu
kurumların muadillerinin düzenleyici kurumlar arasında bulunmadı-
ğı görülmektedir.
Türkiye’de Kamu İhale Kurumu farklı özelliğe sahip bir kurum
olarak dikkati çekmektedir. Bu kurumun görev alanını devlet ihaleleri
oluşturmaktadır. Yunanistan’da buna benzer bir kurum oluşturulma-
dığı görülmektedir.
Türkiye’de ekonomik alana yönelik faaliyetler için Rekabet Kuru-
mu, EPDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (Telekomünikasyon
Kurumu) gibi kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumların benzerleri-
nin Yunanistan’da da oluşturulduğu görülmektedir. Enerji piyasası-
na ilişkin kurum her iki ülkede de benzerlikler taşımaktadır. Teleko-
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009391
münikasyon piyasası ile ilişkili kurumlar arasında ise önemli bir fark
bulunmaktadır. Türkiye’deki kurum posta hizmetlerini içermez iken,
Yunanistan’daki muadili posta hizmetlerini de kapsamına almıştır.
Öte yandan 2008 yılındaki değişiklik ile Türkiye’deki kurumun adı
değişmesi, oluşum sürecinin devam ettiğine yönelik bir işaret olarak
algılanabilecek bir nitelik taşımaktadır.
SONUÇ
Türkiye’nin 70 milyonluk nüfusuna karşı, Yunanistan 11,1 mil-
yon nüfuslu bir ülkedir. Yunanistan’ın otoriter bir yönetim mirasına
sahip olduğu, uzun süreli bir siyasi istikrarsızlık süreci sonucunda
1970’lerin ortalarında demokratik yönetime geçtiği dikkati çekmekte-
dir. Yunanistan’ın 1981 yılında AB’ye katılımdan sonra siyasi ve eko-
nomik istikrarı yakaladığı görülmektedir.
Türkiye’de 1981 yılında, Yunanistan’da 1977 yılında ilk düzen-
leyici kurum örnekleri görülüyorsa da, bu örnekler evrimsel bir sü-
reç sonunda ancak 1990’larda bağımsız düzenleyici kurum niteliğine
kavuşmuşlardır. Her iki ülkenin de Avrupa ülkelerine paralel bir za-
manda başlayan düzenleyici kurumların oluşum süreci 2000’li yılların
başlarında olgunlaşma aşamasına erişmiştir. Aslında her iki ülkede de
iç dinamiklerden ziyade dış etkenlerle düzenleyici kurumların oluştu-
rulduğu izlenimi edinilmektedir.
Türkiye’de sadece RTÜK’e üye atamalarını parlamento yapmakta-
dır ve sadece RTÜK parlamentoya karşı sorumludur. Diğer kurumla-
ra üye atamaları ise Bakanlar Kurulu tarafından yapılmaktadır. Buna
karşılık Yunanistan’da, düzenleyici kurumlara yapılan atamalarda
parlamento sürecin içinde yer almaktadır. İnsan haklarını korumaya
yönelik düzenleyici kurumlar parlamentoya karşı sorumlu iken, temel
hizmet sektörlerini düzenleyen kurumların hükümete karşı sorumlu
oldukları görülmektedir.
Türkiye’de düzenleyici kurumların ağırlıklı olarak devlet-piyasa
ilişkilerinin düzenlenmesine yönelik olarak oluşturulmalarına karşın,
Yunanistan’da insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yöne-
lik oluşturulmaları söz konusudur. Türkiye’de düzenleyici kurumla-
ra yönelik anayasal bir güvence bulunmaz iken, Yunanistan’da insan
Selim ÇAPAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009392
haklarına yönelik olarak faaliyet gösterenler için anayasal güvence
sağlanmaktadır.
Her iki ülkede de birbirinin muadili niteliğinde, radyo-televizyon
alanına, rekabet alanına, enerji piyasasına ve telekomünikasyon piya-
sasına yönelik düzenleyici kurumlar oluşturulmasına karşılık, her iki
ülkenin kendisine özgü düzenleyici kurumlar oluşturmuş olduğu da
görülmektedir.
Her iki ülkede düzenleyici kurumların oluşturulması sürecinde ve
kurum özelliklerinde birbirlerine benzer özellikler yanında, birbirle-
rinden farklı özelliklere de rastlanmaktadır. Ayrıca her ülkenin kendi
düzenleyici kurumları arasında bile farklılıklar olduğu görülmekte-
dir.
KAYNAKLAR
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, RG, 24.12.2003,
25326.
(https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/
geos/gr.html, 20.03.2008).
Çapar, Selim (2008), Düzenleyici Kurumlara Türkiye’den Üç Örnek: SPK,
BDDK ve
Şeker Kurumu, Yayınlanmamış Doktora Dersi Ödevi, TODAİE, An-
kara.
Dritsa, Anastasia S,-Georgopoulos, Kyriakides,-Issaios, Daniolos
(2008), “Overview: Greece”,
http://www. kgdi.gr/userfiles/the%202007%20handbook%20of
competition%20
enforcement%20agencies.pdf (20.03.2008).
(http://www.eett.gr/opencms/sites/EETT_EN/ Publications/Pro-
ceedings/ transactions_2006.
html, 27.03.2008).
Ergun, Turgay, (2004), Kamu Yönetimi , TODAİE, Ankara.
5809 sayılı Eloktronik Haberleşme Kanunu, RG: RG: 10.11.2008, 27050
(Mükerrer).
(http://europa.eu/abc/european_countries/eu_members/greece/
index_en.htm, 20.03.2008).
Gilardi, Fabrizio (2005), “The Formal Independence of Regulators: A
makaleler Selim ÇAPAR
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009393
Comparison of 17
Countries and 7 Sectors”, Swiss Political Science Review, 11/4: 139-
167.
(http://www.epant.gr/main.php?Lang=en, 27.03.2008)
Jordana, Jacint. ve diğerleri (2006), “The Limits of Europanization: Re-
gulatory Reforms in the
Spanish and Portuguese Telecommunications and Electricity Sec-
tors”, Governance ,
19/3 July: 437-464.
Karkatsoulis, Panagiotis (2005), “Setting up Independent Regulatory
Authorities in Greece”,
IIAS Berlin Conference.
Majone, Giandomenico (1996), “Regulation and Its Modes”, In Regula-
ting Europe, G.
Majone (ed.), Routlage, London.
Majone, Giandomenico (1997), “From the Positive to the Regulatory
State: Causes and
Consequences of Changes in the Mode of Governance”, Journal of
Public Polic,.
17/2: 139-167.
Papamichalopoulos, Gus J. (2008) “Gas Regulation: Greece”http://
www.kgdi.gr/userfiles/
greece%2010.pdf (27.11.2008)
Sezen, Seriye (2003) Türk Kamu Yönetiminde Kurullar, TODAİE, Anka-
ra.
Thatcher, Mark (2002) “Regulation After Delegation: Independent Re-
gulatory Agencies in
Europa”, Journal of European Public Policy, 9/6: 954-972.
TÜSİAD (2002), Bağımsız Düzenleyici Kurumlar ve Türkiye Uygulaması,
TÜSİAD,
İstanbul.
Ulusoy, Ali (2003), Bağımsız İdari Otoriteler, Turhan Kitabevi, Ankara.
3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun, RG:
20.04.1994, 21911.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanistan, 27.03.2008).
(http://en.wikipedia.org/wiki/Greek_National_Council_for_Radio_
and_Television, 01.04.2008).