Serkan AĞAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009308
VERGİ DAVALARINDA YASAL VEKALET
ÜCRETİNİN MAKTU OLMASI
-Sıra Dışı Bir Yasama Pratiği-
Serkan AĞAR
∗
I. GİRİŞ
16.06.2009 günü kabul edilen 5904 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un
1
35. mad-
desiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücret Tarifesi-
nin Hazırlanması” başlıklı 168/2 maddesine, birinci cümlesinden son-
ra gelmek üzere, “Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel ida-
releri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler
ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her
türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.” cümlesi
eklenmiştir.
2
2007 yılına ait Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (Tarife) İkinci
*
Av., Ankara Barosu, Ankara Üniversitesi Sos. Bil. Ens. Kamu Hukuku (Vergi Hu-
kuku) ABD doktora öğrencisi.
1
RG, 03.07.2009, 27277. 5904 sayılı kanun, TBMM İçtüzüğü’nün 91. maddesine göre
“temel kanun” olarak görüşülmüştür. Vergi davalarında “yasal vekalet ücreti”ne
dair düzenlemenin “temel kanun” olarak görüşülmesi hem düşündürücü ve bir o
kadar da ironiktir. Anılan Kanun’un tam metnini Ekler bölümünde bulabilirsiniz.
2
Hükümet Tasarısı’nda bu düzenleme 213 sayılı VUK’nın mükerrer 378. maddesi-
nin sonuna eklenen fıkrayla yapılmakta iken alt komisyonda 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nda düzenlenmesinin kanun yapma usul ve esaslarına daha uygun ola-
cağı gerekçesiyle metinden çıkarılmış ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168/2
maddesine birinci cümlesinden sonra gelmek üzere eklenmiştir. Bu düzenlemenin
Danıştay ve vergi mahkemelerinde yapılacak duruşmalarda mahkemenin vergi
davasına konu tarhiyatın dayanağı incelemeyi yapmış bulunan inceleme eleman-
ları ile mükellefin duruşmada hazır bulundurduğu mali müşaviri veya muhase-
becisini de dinleyebileceğine ilişkin “usul” maddesi yerine 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun “Avukatlık Ücret Tarifesinin Hazırlanması” başlıklı 168. maddesinde
yapılması kanun yapma tekniğine uygun olmuştur.
makaleler Serkan AĞAR
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009309
Kısım Birinci Bölüm 4 numaralı bendinin iptal edilmesine kadar ver-
gi mahkemelerinde açılan davaların konusu para olsa veya para ile
değerlendirilebilse bile maktu ücrete tâbi hukuki yardım kategorisin-
de Tarife’nin İkinci Kısım Birinci Bölümüne bağlanmıştır. 2007 yılında
uygulanan Tarife’nin
3
İkinci Kısım Birinci Bölüm 4 numaralı bendin-
de vergi mahkemelerinde takip edilen dava ve işler için duruşmasız
ise 350,00 TL, duruşmalı ise 500,00 TL yasal vekalet ücretine hükme-
dileceği yazılmış, ancak maddenin devamında davanın ilişkin bulun-
duğu vergi miktarının duruşmasızlarda 3.000,00 TL, duruşmalılarda
4.000,00 TL kadar olan işlerde avukatlık ücretinin üçüncü kısma göre,
yani “nispi olarak” hesaplanacağı belirtilmiştir.
Vergi uyuşmazlıklarında nispi vekalet ücretine hükmedilmesini
ancak belli miktarın altındaki davalar hakkında geçerli kılan 2007 yı-
lına ait Tarife’nin ilgili hükmünün iptali istemiyle Afyonkarahisar Ba-
rosu tarafından dava açılmış ve anılan düzenleme Danıştay tarafından
iptal edilmiştir.
4
Danıştay’ın iptal gerekçesi şu şekildedir:
“(…) dava konusu düzenleme göz önüne alındığında vergi mahkemele-
rinde görülen uyuşmazlıklarda alınacak avukatlık ücretleri için Tarife’nin
bütünlüğü içindeki tutarlılığı bozacak şekilde düzenlemeler yapıldığı anlaşıl-
maktadır (…) dava konusu düzenleme, konusu para olsa ve parayla değerlen-
dirilse bile maktu ücrete bağlı hukuki yardımlar başlığı altında düzenlendiği
halde anılan hüküm ile konusu para olan ve parayla değerlendirilebilen uyuş-
mazlıklarda olduğu gibi nispi oranlar üzerinden yapılacak hesaplama için üst
sınır getirilmiştir. Şu durumda, Tarife’nin kendi bütünlüğü içindeki tu-
tarlılığı bozacak şekilde vergi uyuşmazlıklarında nispi olarak hesap-
lanacak avukatlık ücretine dava konusu miktar baz alınarak üst sı-
nır getirilmesine ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.”
2007 yılına ait Tarife’nin ilgili bölümünün iptaliyle birlikte Da-
nıştay kararı dikkate alınarak 2008 yılına ait Tarife’de gerekli deği-
şiklik yapılmıştır.
5
Ancak nispi düzenlemeye dayanak Daire kararı,
28.05.2009 günlü İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bozulmuştur.
6
Bu incelemede, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na eklenen düzenle-
3
RG, 13.06.2006, 26375.
4
Dan. 8. D., 23/01/2008, E. 2007/1110, K. 2008/332.
5
RG, 23/05/2008, 26884.
6
Dan. İDDK, 28/05/2009, E. 2008/776, K. 2009/1605.
Serkan AĞAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009310
menin kapsamı ve arka planı çeşitli kavram ve kurumlar çerçevesinde
değerlendirilmeye ve değişikliğin özü kavranmaya çalışılmıştır.
II. HUKUKİ ÇERÇEVE
HUMK’nın 413. maddesine göre dava açmak isteyenler öncelikle
gerekli yargılama giderlerini peşin olarak ödemek zorundadır. Aynı
Kanun’un 416. maddesine göre bu giderler, davacının davasında haklı
çıkması durumunda karşı tarafa yüklenerek tazmin edilmektedir. Yar-
gılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu HUMK’nın 423. maddesin-
de sayılmıştır. Bu maddenin 6. bendine göre vekalet ücreti de yargıla-
ma giderlerindendir ve HUMK’nın 417. maddesine göre yargılama gi-
derleri davada haksız çıkan tarafa yüklenmektedir. Davada haksız çı-
kan tarafa yüklenen vekalet ücreti Tarife’ye göre hesaplanan bir yar-
gılama gideridir. Dolayısıyla yargılama gideri olarak hükmolunan ya-
sal vekalet ücreti, müvekkil (iş sahibi) ile avukat arasında kararlaştırı-
lan avukatlık ücreti gibi sübjektif değil, aksine “objektif” karakterlidir.
7
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 31. mad-
desinde HUMK’ya yapılan atıf sebebiyle vergi uyuşmazlıklarında da
dava sonunda hükmolunan vekalet ücreti yargılama giderlerinden sa-
yılmakta ve bu vekalet ücreti haksız çıkan karşı tarafa (çoğunlukla ver-
gi idaresine) yüklenmektedir.
Avukatlık ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164 ilâ 166.
maddesinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 164. maddesine göre
avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağ
veya değerdir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 169. maddesine göre
yargı mercileri tarafından karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti,
Tarife’de yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz. Bu ücretin
takdirinde avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın sü-
resi gibi ölçütler göz önünde tutulmaktadır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ise, 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 168. maddesine göre Türkiye Barolar Birliği Yönetim Ku-
rulu tarafından o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet
7
Ağar, M. / Ağar, S., “Yargılama Giderlerinden Vekalet Ücretine KDV Uygulan-
ması Meselesi Üzerine Düşünceler”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 52, Mayıs-
Haziran 2004, s. 282.
makaleler Serkan AĞAR
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009311
Bakanlığı’na gönderilmekte, Adalet Bakanlığı’na ulaştığı tarihten iti-
baren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya Tarife onaylan-
dığı takdirde kesinleşmektedir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulma-
dığı Tarife’yi bir daha görüşülmek üzere gerekçeli olarak Türkiye Ba-
rolar Birliği’ne geri gönderir ve geri gönderilen bu Tarife Türkiye Ba-
rolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından üçte iki çoğunlukla aynen ka-
bul edilirse onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılmaktadır.
Vergi uyuşmazlıkları “idari yargı kolu”nda örgütlenen vergi mah-
kemeleri, idare mahkemeleri ve itirazen bölge idare mahkemeleri ile
temyiz ve bazı durumlarda ilk derece yargılama makamı olarak Danış-
tay tarafından incelenmektedir. 2009 yılı için geçerli olan yürürlükte-
ki Tarife’nin
8
14. maddesinde idari yargıda Tarife’de yazılı ücretin ta-
mamına, davaya cevap verme sürelerinin bitimine kadar anlaşmazlı-
ğın feragat veya kabul sebepleriyle ortadan kalkması veya bu sebep-
lerle davanın reddine karar verilmesi durumunda ise Tarife’de yazılı
ücretin yarısına hükmedileceği yazılıdır. Dilekçelerin görevli yargı or-
ganına gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi duru-
munda avukatlık ücretine hükmedilemez.
III. VERGİ DAVALARINDA AYRIKSI DURUM
VE ELEŞTİRİSİ
16.06.2009 günü kabul edilen 5904 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 35. mad-
desiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücret Tarifesi-
nin Hazırlanması” başlıklı 168/2 maddesine, birinci cümlesinden son-
ra gelmek üzere, “Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel ida-
releri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler
ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her
türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.” cümlesi
eklenmiştir.
Vergi uyuşmazlıklarında maktu ücret sınırlamasına gerekçe ola-
rak bu kapsamdaki davaların konusunun çok yüksek tutarlara ulaş-
tığı, dava sonucunda karşı tarafa yükletilecek yasal vekalet ücretinin
8
RG, 19.12.2008, 27085.
Serkan AĞAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009312
tamamen nispi olarak hesaplanması durumunda ise dava konusunun
yüksekliğine paralel olarak bunun da çok yüksek meblağları bulaca-
ğı ve bu durumun hakkaniyete ve adalete uygun düşmeyeceği ileri
sürülmüştür.
9
Oysa yüksek vekalet ücreti ödeneceği endişesiyle vatan-
daşların yargıya başvurmaktan kaçınacağı iddiası daha önce Anayasa
Mahkemesi’ne yapılan başvurularda ileri sürülmüş, Yüce Mahkeme
avukatlık ücretinin hak arama hürriyeti önünde bir engel oluşturma-
yacağı yönünde karar vermiştir.
10
Yargılamada karşı tarafa yükletilmesi gereken vekalet ücreti, ba-
ğımsız bir varlığı olmayacak derecede ait olduğu davanın konusunu
oluşturan hak ve alacağa pek sıkı bir şekilde bağlı ikincil haklardandır.
11
Yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücreti, HUMK, İYUK ve 1136
sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine dayanılarak (yasal olarak) mah-
keme kararıyla hesaplanmakta ve ödenmektedir. Bu itibarla yasal ve-
kalet ücretinin ait olduğu davanın konusundan ayrı düşünülmesi
mümkün değildir. HUMK’nın 423. maddesi gereğince bu vekalet üc-
reti özel hukuka ilişkin olarak mahkeme kararıyla tespit edilmiş bir
alacak niteliğinde değildir, aksine davaya konu alacağa bağlı bir yar-
gılama gideri hükmündedir.
12
Dolayısıyla yasal vekalet ücretinin vergi
uyuşmazlıklarında da “nispi” hesaplanması gerektiği açıktır.
Tarife’de yazılı vekalet ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar
olan dava, iş ve işlemlerin karşılığıdır. Yaklaşık 4-5 yıl süren bir ver-
gi uyuşmazlığında davalı vergi idaresinin haksız çıkması durumunda
maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin avukatın emeği, çabası, işin
önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulduğunda hakkani-
yete aykırı sonuçlar doğurması muhakkaktır.
Yapılan düzenlemeyle vergi uyuşmazlıklarının; Tarife’nin İkin-
ci Kısım Birinci Bölümü’nde yargı yerlerinde yapılan ve konusu para
olsa veya parayla değerlendirilebilse bile maktu ücrete bağlı hukuki
yardımlara ödenecek ücrete tâbi kılınan ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir,
delillerin tespiti, icranın geri bırakılması, ödeme ve tevdi yeri belirlen-
9
Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na muhatap 09.05.2008 gün ve 10919 sayılı Ada-
let Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü yazısı.
10
Any. Mah. 03.03.2004, 2004/8-28, RG, 26.02.2005, 25739.
11
YİBK, 29.05.1957, 1957/4-16, YİBK Dergisi, Hukuk Bölümü, C. 5, s. 40-42, RG,
04.09.1957, 9697.
12
Ağar / Ağar, a.g.m., s. 282.
makaleler Serkan AĞAR
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009313
mesi işleriyle ortaklığın giderilmesi ve taksim davalarıyla aynı mahi-
yette değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Sayılan davalar genel olarak
“çekişmesiz” işlerden sayılmaktadır. Hasmın ve husumetin (çekişme-
nin) olmadığı davalarda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğal-
dır. Oysa bir tarafında idarenin, diğer tarafında da mükellefin oldu-
ğu bir vergi yargılamasında “çekişmeli” bir dava sürdürüldüğü izah-
tan varestedir. Hatta kamu hukukundan kaynaklanan ve hasmın ida-
re olduğu bir yargılamanın özel hukuktaki gibi eşitler arasında cere-
yan etmediği de dikkate alındığında vergi davalarında (adil yargıla-
manın temeli olan) silahların eşitliği ilkesinin tam olarak gerçekleştiği
söylenemez. Bu itibarla dava sonunda kararla hükmolunacak vekalet
ücretinin maktu olması, avukatların bu davalara olan ilgisini azaltma-
ya ve hak arama mücadelesinde mükellefi hukuki yardımdan yoksun
ve yalnız bırakmaya elverişlidir.
Maktu vekalet ücretine, genel olarak, değeri para ile ölçülemeyen
dava ve işlerde hükmolunmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarının çok bü-
yük bir kısmının konusu “para”dır. Dolayısıyla vergi uyuşmazlıkları-
nın değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerden sayılması da müm-
kün değildir.
“Hukuki Çerçeve” bölümünde belirttiğimiz kanun hükümlerine
göre, dava sonucunda karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin tak-
dirinde yürürlükte olan Tarife’nin esas alınacağı anlaşılmaktadır. Ver-
gi uyuşmazlıkları bakımından yasal vekalet ücretiyle ilgili olarak pozitif bir
ayrım yapılarak kanunla belirleme yapılması norm koyma tekniğine aykırı ol-
duğu gibi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerinin de zımnen ilga edil-
mesi anlamına gelmektedir.
Getirilen düzenleme Anayasa’nın 10. maddesine de aykırıdır.
Eğer bir dava ekonomik olarak değerlendirilebilen bir uyuşmazlığı
içermekteyse nispi vekalet ücretine hükmedilmesi avukatlık hukuku-
nun “geleneksel” ve “temel” göstergelerinden biridir. 1136 sayılı Avu-
katlık Kanunu’ndan kaynaklanan bu ilkenin değiştirilmesi veya dö-
nüştürülmesi elbette mümkündür. Ancak kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliği lehine düzenlemenin ve
diğer vatandaşların benzeri davalarında hükmedilecek yasal vekalet
ücretinde maktu düzenlemenin olması Anayasa’nın 10. maddesi çer-
çevesinde eşitlik ilkesine de aykırıdır. Kaldı ki getirilen düzenlemede
sadece “(…) maktu olarak belirlenir.” denmiştir. Bir diğer deyişle düzen-
Serkan AĞAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009314
lemede, maktu ücretin nispi ücretin karşılığı olan bir rakamla tespit
edilmesini önleyecek bir ölçüt de bulunmamaktadır.
Getirilen düzenleme tam yargı davaları bakımından da yanlış ve
sorunludur. Bir an için vergilendirme işleminin iptali davasında mak-
tu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu kabul edilse dahi
bu işlemden kaynaklanacak tam yargı davalarında maktu vekalet üc-
retine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı açıktır.
Sorun yerindelik bakımından tahlil edildiğinde de değişikliğin uy-
gun olmadığı anlaşılmaktadır. Bir normun etki analizi değerlendirilir-
ken düzenleme alanındaki uyuşmazlıkların gösterge bilim karşısında-
ki konumu da dikkate alınmalıdır. 2007 yılında vergi mahkemelerinde
açılan ve esastan incelenerek karar verilen 79.174 davanın %18,8’i red-
dedilirken %43,1’i kabul, %12,9’u da kısmen kabul edilmiştir.
13
Bu çer-
çevede vergi uyuşmazlıklarının %56’sı mükellef lehine sonuçlanmak-
tadır. Ancak vergi idaresinin her işleminin dava konusu edilmediği de
göz ardı edilmemelidir. Örneğin 2008 yılında tarhiyat öncesi ve son-
rası uzlaşma talep edilen 178.363 dosyanın 160.110 adedinde uzlaşma
sağlanmıştır.
14
Görüldüğü gibi bugün vergi davalarının ret veya kabul
oranları dikkate alındığında yasal vekalet ücretinin nispi veya maktu
olmasından çok ciddi bir vergi reformuna olan ihtiyaç açıklıkla orta-
ya çıkmaktadır.
Bütçede önemli bir gider kalemi olan vergi davalarında ödenen
yasal vekalet ücretlerinin hazineye yük getirmesi karşısında alınacak
tedbir, öncelikle vergi uygulamalarına azami özenin gösterilmesini ve
açılan davalarda vergi idaresi aleyhine ortaya çıkan büyük farkın orta-
dan kaldırılmasını sağlamaktır. Vergi davalarının nicelik ve nitelik iti-
bariyle en aza indirilmesiyle vergi idaresi-mükellef ilişkisinin uyumlu
ve düzenli hale getirilebilmesi için kapsamlı bir vergi ve idare reformu
zorunludur. Böyle bir yapısal reform yerine Anayasa’nın ve savunma
mesleğiyle bütünleşmiş ilkelerin hiçe sayılarak yasal vekalet ücretine
13
http://www.adli-sicil.gov.tr/istatistik_2007/idari/vergi2-2007.pdf, 09.06.2009.
14
Gelir İdaresi Başkanlığı, 2008 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara, Nisan, 2009, s. 87-91.
Bu istatistik uzlaşma kapsamındaki tarhiyatlar bakımından uzlaşma talep edilmesi
durumunda bunun %91 gibi çok yüksek bir ihtimalle uzlaşmayla sonuçlanacağını
göstermektedir. Görünen o ki çoğu zaman uzlaşmayı dava açmaya yeğleyen mü-
kellef vergi idaresi karşısında kendisini çaresiz hissetmekte ve haklı olsa bile “ma-
liye ile başını derde sokacağına” ödemede bulunmak konusunda kendini zorunlu
hissetmektedir.
makaleler Serkan AĞAR
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009315
müdahale edilmesinin yasama yerindeliği bakımından da uygun ol-
madığını iddia etmek yanlış olmayacaktır.
Anayasa’nın 7. maddesine göre Anayasa’da aksine bir hüküm ol-
madıkça yasama organı her alanı düzenleyebilmektedir. Anayasa’nın
135. maddesi kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekküllerini dü-
zenlerken mesleki menfaatlerde düzenleme yetkisini; Türkiye Mimar
ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Serbest Muhasebe-
ci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜR-
MOB), Türkiye Diş Hekimleri Birliği (TDB), Türkiye Barolar Birliği
(TBB) gibi tamamen ilgili organa bırakmıştır. Ancak bu durumlarda
“esnek” bir idari vesayet de bulunmaktadır. Örneğin Türkiye Barolar
Birliği ile Adalet Bakanlığı arasında böyle bir idari vesayet ilişkisi bu-
lunmaktadır. Buna göre Anayasa’nın 125. maddesi çerçevesinde vesa-
yet organının bunu idari yargıya taşımak suretiyle Tarife’yi iptal ettir-
mesi mümkündür. Anayasa’nın 135. maddesi karşısında ilgili meslek ör-
gütünün veya böyle bir kurum olmasaydı yürütme organının idari işlem ma-
hiyetindeki bir tasarrufla yapabileceği bir Tarife’nin kanunla yapılması 135.
madde bakımından sorunludur. Anayasa’nın 135. maddesi çerçevesinde
kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar
Birliği’ne 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesiyle verilen
düzenleme yapma yetkisi, yapılan değişiklikle tabir yerindeyse “gasp”
edilmiştir. Genel düzenleyici bir işlem olan Tarife’de yer alması gere-
ken bir hususun kanuna derc edilmesinin hukuk tekniğiyle de bağda-
şır bir yönü bulunmamaktadır. Türkiye Barolar Birliği’nin kendi mes-
leki faaliyet alanıyla ilgili bir konuda düzenleme yapma yetkisinin en
doğal örneği olan Avukatlık Ücret Tarifesi’nin “kanuni vesayet” görü-
nümündeki bir hükümle sınırlanması anlaşılabilir değildir.
Vergi yargısı istatistikleri dikkate alındığında yasal vekalet ücreti-
nin nispi olarak belirlenmesinin mükelleften çok vergi idaresi üzerin-
de baskı yaratacağı kuşkusuzdur. Diğer yandan vergi yargısında idare
lehine yasal vekalet ücretine hükmedilebilmesi için hem davada ida-
renin haklı bulunması (mükellefin davasının reddedilmesi) ve hem de
incelemenin duruşmalı yapılması gerekmektedir.
15
2577 sayılı İYUK,
kural olarak, yazılı yargılama usulünü benimsemiştir. Vergi yargıla-
masında duruşma talep edilebilmesi için dava konusunun 7.630 lira ve
15
Aslan, M., “Vergi İhtilaflarında Yeni Bir Dönem: Nispi Vekalet Ücretinin Olası Et-
kileri”, Mali Pusula, Y. 4, S. 42, Haziran, 2008, s. 22.
Serkan AĞAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009316
üzerinde olması şarttır. İdare lehine yasal vekalet ücretine hükmedile-
bilmesi için vergi yargılamasının “duruşmalı” yapılması (ve bu şekil-
de idarenin hazine avukatıyla temsil edilmesi) gerekmektedir. Duruş-
ma yapılmayan işlerde vergi idaresi savunmasını hazine avukatı ara-
cılığıyla değil, kendisi yapmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarında hazine
avukatlarına temsil görevi sadece duruşmalarda verilmiştir.
Diğer yandan, 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre vergi mah-
kemeleri; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi,
resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları
ile tarifelere ilişkin davalar ile sayılan konularda 6183 sayılı Kanun’un
uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevlidir. 5904 sayılı
Kanun’un 35. maddesi ile maktu olarak belirlenmesi öngörülen avu-
katlık ücretinin kapsamı sadece vergi mahkemeleri tarafından ince-
lenen uyuşmazlıklarla sınırlı tutulmamış, bazı konularda idare mah-
kemelerinde görülen uyuşmazlıkları da içine alacak şekilde genişle-
tilmiştir. Dolayısıyla yapılan düzenleme 2576 sayılı Kanun’da vergi
mahkemelerinin görev alanını belirleyen hükümle paralel değil, ak-
sine ondan çok daha geniş bir kapsamı işaret etmektedir. Bu düzenle-
meyle sadece vergi mahkemelerinin görevli olduğu davalar bakımın-
dan değil, 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan ve fakat ge-
nel görevli idare mahkemeleri tarafından incelenen uyuşmazlıklarda
hükmolunan yasal vekalet ücreti de kapsam içine alınmıştır. Bir di-
ğer anlatımla yasal vekalet ücreti; sadece genel bütçeye, il özel idare-
leri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm-
lülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifeler konusunda 6183 sayı-
lı kanun’un uygulanmasına ilişkin davalarda değil (sayılan uyuşmaz-
lıklarda vergi mahkemeleri görevlidir), bunlara ek olarak 6183 sayılı
Kanun’un uygulanmasından doğan her türlü dava için maktu hale ge-
tirilmiştir.
Getirilen değişikliğin ardından Türkiye Barolar Birliği’nin yürür-
lükteki Tarife’de bir değişiklik yapmasına gerek bulunmamaktadır.
Zira 5904 sayılı Kanun’un 40/d maddesine göre vergi uyuşmazlık-
larında yasal vekalet ücretinin maktu hesaplanacağına dair değişik-
lik yayımı tarihi olan 03/07/2009 günü yürürlüğe girmiştir. Dolayı-
sıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesine eklenen hü-
küm uyarınca yeni Tarife yürürlüğe girinceye kadar anılan maddede dü-
zenlenen davalarda yürürlükte olan Tarife’nin İkinci Kısım İkinci Bö-
lümünün 14. bendiyle idare ve vergi mahkemelerinde takip edilen da-
makaleler Serkan AĞAR
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009317
valar için belirlenen maktu avukatlık ücretine hükmedilecektir. Bir di-
ğer anlatımla getirilen düzenleme, Türkiye Barolar Birliği’nin yürür-
lükteki Tarife’de herhangi bir değişiklik yapmasına gerek olmaksızın
yayımlandığı gün yürürlüğe girmiş ve yürürlük tarihinde halen görül-
mekte (derdest) olan (kesinleşmemiş) vergi davalarında yasal vekalet
ücreti duruşmasız işlerde 400 lira, duruşmasız işlerde ise 500 lira ola-
rak uygulanacaktır.
Türkiye Barolar Birliği tarafından yeni bir tespit yapılana kadar
uygulanması gereken avukatlık ücretinin ne olacağı kanun hükmünde
tarif edilerek Türkiye Barolar Birliği’ne bu düzenlemeden sonra ver-
gi davalarıyla ilgili olarak avukatlık ücretinin bu hükme uygun olarak
belirlenmesi konusunda “örtülü bir emir” verilmektedir. Türkiye Ba-
rolar Birliği’nin vergi davalarında uygulanacak maktu vekalet ücreti-
ni ayrı bir bentte ve yürürlükteki miktarlardan farklı belirlemesi duru-
munda konunun yine idari yargıya taşınacağı izahtan varestedir.
IV. SONUÇ
1 milyon liralık bir vergi uyuşmazlığında 42.400 lira veya bir üst
sınır belirlenmek suretiyle tespit olunan rakamda yasal vekalet ücreti-
ne hükmedilmesinin arzu edilmemesinin karşılığı aynı davada 400 lira
vekalet ücretine karar verilmesi olmamalıdır. İlki hakkaniyete ne ka-
dar aykırı ise, ikincisi de o derecede “komik”tir.
Diğer yandan yasal vekalet ücretinin nispi olmasının vergisel iş-
lemlerin hukuka uygunluğunu sağlamak bakımından vergi idaresi
üzerinde bir baskı unsuru olması da mümkündür. “Maliye olarak da-
vayı kaybetsek dahi nasıl olsa vekalet ücretini maktu ödeyeceğiz!” şeklinde-
ki bir anlayışla özensiz vergi tarhiyatı yapılması ve ceza kesilmesi ver-
gi idaresine olan güveni sarsacağı gibi hukuka olan saygınlığı da azal-
tacaktır.
Tarife’nin kendi bütünlüğü içindeki tutarlılığı bozacak şekilde
vergi uyuşmazlıklarının diğer davalardan ayrılarak bu tür uyuşmaz-
lıklarda avukatlık ücretinin maktu hesaplanmasına dair kanuni dü-
zenlemenin hukuka uygun olduğunun iddia edilmesi güçtür.
Vergi davalarında vekalet ücreti sorununun avukatlık mesleğinin
önemi ve Türkiye Barolar Birliği’nin Tarife belirleme yetkisi ile vergi
davalarının sayısal çokluğu ve çok değişken parasal meblağları içer-
Serkan AĞAR makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009318
diği, mükellef bakımından vekalet ücretinin yüksekliği sebebiyle hak
arama yolundan vazgeçmemesi gerektiği ve vekalet ücretinin bütçede
önemli bir gider kalemi oluşturduğu hususlarını telif eden bir yakla-
şımla çözümlenmesi gerekmektedir.
Kanun tasarısının görüşmelerinde farklı siyası partilere mensup
avukat kökenli milletvekilleri tarafından ittifakla bu maddenin Tasa-
rı metninden çıkarılması teklif edilmiş, ancak bu önergeler reddedil-
miştir. Uzlaşmacı bir tavırla çeşitli önergelerle sorunun çözümlenme-
si mümkün iken maddenin Tasarı metninden tümüyle çıkarılmasının
teklif edilmesi “hatalı bir manevra” olarak tutanaklardaki yerini almış-
tır. Yapılan değişiklikle sadece vergi idaresinin istediği olmuş, avukat-
lık mesleğini “doğrudan” ilgilendiren böylesine önemli bir değişikliği
yeterince önemsemediği kanaâtini taşıdığımız meslek örgütleri “ağır
bir mağlubiyete” uğramış ve avukatlık mesleğinde bir “gedik” daha açıl-
mıştır. Bu başarısızlık, avukatların vergi davalarına olan ilgisizliğinin
bir yansıması olarak görülebilir. Bu değişiklikle uygulamada mükel-
leflere vergi davalarında serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin hu-
kuki yardımda bulunması geleneği bozulmamış, aksine bu durum ka-
nunla “kural” haline getirilerek bu alan tümüyle anılan meslek men-
suplarına terk edilmiştir.
Kesinlikle mesleki şovenizm anlamına gelmemek üzere avukatla-
rın “tekel hakkı”nı
16
doğrudan ilgilendiren böyle bir konuda yakın bir
gelecekte nelerin yaşanacağı çok bellidir: Bugün “fiili” olarak serbest
muhasebeci ve mali müşavirlere bırakılan vergi uyuşmazlıklarının bir
sonraki aşamada yine bir kanun değişikliğiyle sayılan meslek mensup-
ları lehine bu kez “resmen” terk edilmesi çok uzak bir ihtimal değildir.
16
1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 35/1: “Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde müta-
laa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda
gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu
işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.”