makaleler Ömer KESKİNSOY
173TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
GİRİŞ
Yasama sorumsuzluğu milletvekillerini acaba tazminatı gerektire-
cek söz ve düşünceler bakımından korur mu?
Aynı şekilde Meclis çalışmaları ile alakalı konularda milletve-
killerinin düşünce ve söz hürriyetleri sınırsız mıdır? Bu makalede
Yargıtay’ın kararları doğrultusunda yasama sorumsuzlu ğunun taz-
minat sorumluluğu bakımından sınırları konusunda bir değerlendir-
me yapılması hedeflenmektedir.
I. ÖRNEK YARGITAY KARARLARI
17.12.1999 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 36. birleşiminde
Tahkim Yasa Tasarısı hakkında görüşlerini Meclis kürsüsünden dile
getirirken milletvekili Zeki Çakan meclis sırasındaki yerinden millet-
vekili Kamer Genç’e hitaben “sen yalan söylüyorsun, riya yapıyorsun”
sözleri ile sataşmada bulunması sonucunda Kamer Genç’in Ankara 32.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açmış olduğu manevi tazminat dava-
sını mahkeme yasama sorumsuzluğu gerekçesiyle reddetmiş, ancak
temyiz yolunun işletilmesi üzerine Yargıtay aşağıdaki kararı vermiş-
tir.
“Anayasa’nın 83. maddesine göre TBMM üyeleri Meclis çalışmalarında-
ki oy ve sözlerinden Meclis’te ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları Mec-
YARGITAY KARARLARI DOĞRULTUSUNDA
YASAMA SORUMSUZLUĞUNUN
TAZMİNAT SORUMLULUĞU BAKIMINDAN
SINIRLARI
Ömer KESKİNSOY
*
*
GÜİİBF Kamu Yönetimi Bölümü araştırma görevlisi.
Ömer KESKİNSOY makaleler
174TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
lis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamaz iseler de, bu
sorumsuzluk mutlak bir şekilde sınırsız değildir.
N
Anayasa’nın bu ilkesinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı değerlendiri-
lirken özellikle (kamu yararı-kişisel yarar dengesinin) iyi kurulması gerek-
mektedir. Bir milletvekili sırf kişisel kinini tatmin için bir kimseye başkasının
kişilik değerlerine saldırı teşkil edecek, bu bağlamda hakaret etmişse bu kişinin
milletvekili dokunulmazlığından yararlandırılması dokunulmazlık kurumu-
nun var oluş amacı ve nedeni ile bağdaşmaz.
Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan düzenlemenin amacı, milletvekili-
nin, yasamaya ilişkin olan yetkisini daha özgürce kullanmasını ve bu doğrul-
tudaki çalışmalarını güvence altına almaktır. Madde ile güvence altına alınan
ve dokunulmazlığı sağlanan, salt yasama faaliyeti ile sınırlı olan eylemlerdir.
Bu faaliyetin sınırı dışına çıkılması durumunda, dokunulmazlığın korunma-
sına yönelik amaç ortadan kalkar. Bunun sonucu olarak da, dokunulmazlığın
varlığına ilişkin savunmaya itibar edilemez. Somut olayda, davacı milletve-
killiği görevi nedeniyle yasa tasarısı hakkındaki düşüncesini ve eleştirilerini
belirtmiştir. Davalının, bu eleştirilere karşı verdiği yanıt, yasama faaliyeti
ile uyumluluk teşkil etmeyip doğrudan davacının kişiliğini hedef alan, onur
ve saygınlığına saldırı oluşturan hakaret niteliğindedir. Davacının eleştirileri
karşısında, ona duyulan kişisel öfke ve kızgınlıkla söylenmiştir. Bu nedenle
yasama dokunulmazlığı sınırları içinde değerlendirilemez. Mahkemece, dava-
lı eyleminin hukuka uygun olmadığı gözetilmeksizin davanın tümden redde-
dilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş belirlenecek
tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir”.
Meclis Genel Kurulu’nun 12.4.2001 günlü oturumda, Başbakanlık
N
Ancak Yargıtay eski tarihli bir kararında yasama sorumsuzluğunun hukuk dava-
larına karşı milletvekillerini mutlak olarak koruduğuna karar vermiştir. Yargıtay
vermiş olduğu kararda, yasama sorumsuzluğunun milletvekillerini ceza davala-
rına karşı korumasının amacı onların görevlerini serbestçe yerine getirmek amacı
ile olduğuna göre, yüksek tazminatı gerektiren sözler sebebiyle tazminat ödeme
korkusu da milletvekille rinin görevlerini hakkıyla yerine getirmesine engel ola-
bilir. Dolayısıyla milletvekillerinin haksız fiil niteliğindeki beyanları sebebiyle İç-
tüzüğe göre işlem yapma dışında tazminata hükmedilmemesi gerekir. Bkz., 4. HD
E. 1958/12171, K. 1958/5006; 1961 Anayasası dönemi öncesi öğretideki baskın gö-
rüş de Yargıtay’ın vermiş olduğu bu kararla aynı doğrultudadır. Yani bu dönemde
öğretide de yasama sorumsuzluğunun milletvekillerini hukuki takibata karşı da
mutlak olarak koruması gerektiği fikri hakimdir. Bkz., AKSOY, Muammer: “Mil-
letvekilinin Sorumsuzluğu ve Adliye Vekilinin Mütalâası”, Forum, C. VII, S. 80,
Ankara 1957, s. 10
Yargıtay 4. HD E. 2001/4476, K. 2001/8768
makaleler Ömer KESKİNSOY
175TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Teşkilat Kanunu Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmeleri sırasında söz alan mil-
letvekili Bekir Sobacı, konu ile ilgili görüşlerini dile getirmiş ve siyasi
nitelikte açıklamalarda bulunmuştur. Sobacı konuşmasında: “Şimdi
Türkiye’de siz provakatör mü arıyorsunuz? Meclisi yıpratan provakatörü mü
arıyorsunuz” sözlerini söylemiş ve bunun üzerine de Genel Kurul sa-
lonunda tartışma çıkmıştır. Davalı ve dava dışı kişiler davacının söz-
lerine cevaplar vermişler ve bu sırada milletvekili Cemal Enginyurt
“provakatör sensin” demiştir.
Bunun üzerine yine Ankara 32. asliye Hukuk Mahkemesi’nde açı-
lan manevi tazminat davasının kısmen kabul edilmesi sonucu karar
temyiz edilmiş bu defa ise Yargıtay aşağıdaki kararı vermiştir.
“Anayasa m. 83 hükmü gereğince, yasama meclisi üyeleri Meclis çalışma-
larındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, bunları
meclis dışında tekrarlamak açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. Somut
olayın meydana geldiği yer, tarafların sıfatı ve yukarıda açıklanan gelişim
biçimi karşısında, davaya konu edilen sözlerin yanların karşılıklı sözle atışma-
larından ve meclisin çalışmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle
davalının yasama çalışması ile ilgili görüşlerini bu sınırlar içinde kullandığı
kabul ve benimsenmelidir. Diğer bir anlatımla, davalının Anayasa’nın 83.
maddesindeki düzenleme dışına çakmadığı kabul edilmelidir. Bu haliyle de
mahkemece, davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmiş bulunması
bozmayı gerektirmiştir” .
Milletvekili Ali Güngör Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuru
lu’nda gündem dışı yapılan bir konuşma sırasında vali Mustafa Tamer
hakkında “sayın vali neden 6.000 şoför esnafının feryadını dinlemiyor da
şirketin üst düzey yöneticileriyle geçen Pazar günü, Korhan Yaylasında çi-
lingir sofrası kurup, barış şarkıları söyleyip eğleniyordu? Acaba, bahse konu
olan büyük ranttan kimler, ne kadarını kapmıştır? Buradan, Sayın İçişleri
Bakanı’na sesleniyorum. Yanlışı kim yaparsa yapsın üzerine gidiniz” şek-
linde beyanlarda bulunmuştur. Bu beyanlar üzerine Ankara 20. Asliye
Hukuk Mahkemesi’nde açılan manevi tazminat davası beyanların ya-
sama sorumsuzluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçe-
si ile tazminat talebini reddetmiş, ancak mahkemenin kararının temyiz
edilmesi üzerine Yargıtay aşağıdaki kararı vermiştir.
Yargıtay 4. HD E. 2003/1548, K. 2003/6601
Ömer KESKİNSOY makaleler
176TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
“Davalının sözleri bir bütün olarak ele alındığında davacının şirket yet-
kilileri ile işbirliği içinde haksız kazanç olayları ile ilişkili olduğu iması veril-
mek istendiği anlaşıldığından, mahkemece davalı eyleminin eleştiri sınırları
dışında ve haksız eylem niteliğinde bulunduğunun kabulü ile uygun görü-
lecek tazminat miktarına hükmetmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın
tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir”.
Yasama sorumsuzluğunun Meclis çalışmaları sırasında söylenen
her tür söze karşı açılacak hukuk davaları sebebiyle ne derece ve hangi
hallerde koruma sağlayacağının tespiti bakımından yukarıda özeti ve-
rilen Yargıtay karaları önemlidir.
II. KARARLARIN DEĞERLENDİRMESİ
Meclis’te ileri sürülen düşüncelerin yasama sorumsuzluğu kap-
samında değerlendirilip değerlendirilmemesinde Yargıtay’ın benim-
sediği ölçütler; kötü niyetli davranılıp davranılmadığı, kamu yararı
amacıyla mı yoksa şahsi tatmin için mi hareket edildiği, düşüncenin
açıklandığı yer, sözün söylenmesinin gelişim süreci ve sınırın aşılıp
aşılmadığı şeklinde özetlenebilir.
Açıklanan düşüncenin yasama sorumsuzluğu kapsamında değer-
lendirerek tazminat davalarına karşı milletvekillerini koruyabilmesi
için Meclis’te
veya Meclis çalışmaları ile alakalı
olması gerekir. Bu
sebeple Meclis çalışmaları sırasında, ancak şahsi tartışma
T
sonucu söy-
lenmiş sözler sebebiyle tazminat davası açılabileceği kuşkusuzdur.
Yargıtay 4. HD E. 2003/6689, K. 2004/2534
Özbudun, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Gözden Geçirilmiş 8. Baskı, Yetkin Ya-
yınları, Ankara 2004, s.278; Yargıtay 4. HD E. 2003/1548, K. 2003/6601; Yargıtay’ın
verdiği bir karara göre Mecliste olsa bile Meclisin çalışma amaçlarıyla bağdaşma-
yan haksız fiil niteliğindeki ihlaller Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereği manevi
tazminata hükmedilmesine engel değildir. Bkz., Ünal, Şeref, “Yasama Dokunul-
mazlığı”, AD., S. 6, Yıl. 78, Ankara 1987, s. 15; Meclis dışında genel bir toplantı es-
nasındaki açıklamalar için yasama sorumsuzluğu söz konusu değildir. Bkz., Arsel,
İlhan, Türk Anayasa Hukukunun Umumi Esasları, 2. Baskı, Ankara 1961, s. 246
Özbudun (2004) s. 278
7
Yargıtay’ın verdiği bir kararda, “Kişisel amaçlarla, fakat Meclisin çalışma amaçları
dışındaki haksız eylem niteliğindeki halele uğratmaların, medeni hukuk yönün-
den dokunulmazlık durumu sağlamayacağı” belirtilmiştir (4. HD E. 8676, K. 687,
T. 29.11.1973). Bkz., Olgaç, Senai, Kazaî ve İlmî İçtihatlarla Türk Borçlar Kanunu Şerhi,
Olgaç Matbaası, C. I, Ankara 1976, s. 823
makaleler Ömer KESKİNSOY
177TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Yine yasama sorumsuzluğu kapsamında değerlendirilebilecek
sözler Meclis çalışmaları ile alakalı, hatta Meclis çatısı altında söylen-
miş olsa bile söz konusu bu sözler kötü niyetli
olarak sarf edilmemiş
olması gerekir. Belirtmek gerekir ki Meclis çatısı altındaki her tür faa-
liyet yasama sorumsuzluğu gerekçesi ile koruma görmez. Meclis çatısı
altındaki faaliyetlerin yasama sorumsuzluğu sebebiyle hukuki sorum-
luluğu gerektirmemesi için Meclis çalışmaları ile alakalı bir faaliyettin
de söz konusu olması gerekir. Bu sebeple milletvekilinin Meclis pos-
tanesinden çekmiş olduğu telgrafta geçen rencide edici sözler sebebiy-
le manevi tazminatın söz konusu olması gerektiği yönünde Yargıtay
karar vermiştir.
Yine yasama sorumsuzluğunun milletvekilleri için
geçerliliği olan bir hak olduğunu düşündüğümüzde, zaten başkalarını
rencide edecek şekilde kötüye kullanılması Anayasa’nın 14. maddesi
gereği himaye görmez.
Mecliste ya da meclis çalışmaları ile alakalı bir esnada söylenen
sözler şayet kamuyu ilgilendiren bir konuşma sırasında ve konuşma-
nın akışı gereği
10
söylenmesi uygun karşılanabilecekse bu sebeple taz-
minata hükmedilmesi söz konusu olamaz.
Söylenen sözün veya açıklanan düşüncenin yasama sorumsuz-
luğu içerisinde değerlendirerek tazminatı gerektirmemesi için temel
kriterlerden bir tanesi de ölçülü
11
davranılıp davranılmadığıdır. Yasa-
ma sorumsuzluğu milletvekilleri için geçerliliği olan bir hak olduğuna
göre elbette ki bu hakkın kullanılmasında da Anayasa’nın 13. madde-
Yargıtay 4. HD E. 2001/4476, K. 2001/8768
Yargıtay 4. HD E. 1978/97, K. 1978/13985
10
Yargıtay 4. HD E. 2003/1548, K. 2003/6601; Yargıtay’ın verdiği bir karara göre yasa-
ma sorumsuzluğu ne şahsa bağlı bir imtiyazdır, ne de mutlaktır. Eleştiri sınırlarını
aşarak, en ufak bir çaba dahi sarf etmeden ve yasama sorumsuzluğunu kalkan ola-
rak kullanmak suretiyle başkalarının kişisel haklarına saldırı niteliğindeki eylem-
leri Anayasa kabul etmemiştir. Bkz., Yargıtay HGK:, E. 1981/4-1161, K. 1984/365,
T., 4.4.1984; Yargıtay başka bir kararında, “milli bir görevin yerine getirilmesi ve
kamu faydası dışında özellikle şahsi kin ve gayzının tesiriyle yapılmış ve yasama
ve meclis çalışmalarıyla hiçbir ilgisi olmayan ağır hakaretlerde zarar gören manevi
tazminat isteğinde bulunabilir” demiştir (4. HD E. 3490, K. 4770, T. 8.7.1966). Bkz.,
Olgaç (1976): s. 823
11
Yargıtay 4. HD E. 2003/6689, K. 2004/2534; “Siyasi görüş ayrılığında meşru müca-
dele sınırını aşarak kişisel amaçlarla, başkalarının kişisel haklarına zarar verecek
şekilde saldırıda bulunulması Büyük Millet Meclisi’ni üyesi olmanın sağladığı hak
ve görevle bağdaşmaz” (4. HD E. 8676, K. 687, T. 29.11.1973). Bkz., Olgaç (1976): s.
822
Ömer KESKİNSOY makaleler
178TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
sinde yer alan temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanmasında yasa koy-
cuyu sınırlandıran “ölçülülük” ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır.
Yani nasıl ki kanun koyucu temel hak ve hürriyetleri sınırlandırırken
ölçülülük ilkesine uygun hareket etmek zorundadır, aynı şekilde hak
ve hürriyetini kullanan kişide söz konusu hak ve hürriyetini kullanır-
ken hadde tecavüz etmemelidir. Aksi takdirde Anayasa’nın 14. mad-
desi gereği kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunması söz
konusu olamayacağı için, hakkın kötüye kullanılması ve haddi aşan
nitelikteki sözlere karşı tazminata hükmedilebilecektir.
Kaldı ki şahsi saikli, haddi aşan ve iyi niyetle bağdaşmayacak nite-
likteki sözler yasama sorumsuzluğunun temel amacı olan, “Meclisteki
söz söyleme hürriyetini koruma”
12
sınırı içinde değerlendirilemez. Bu gibi
hallerde hasız fiille kişinin şahıs varlığını zarara uğratmak söz konu-
sudur.
Dolayısıyla manevi tazminat söz konusu olabilmesi için haksız fii-
lin hedefinin ne olduğu önemli değildir.
13
Manevi tazminatı gerektiren
manevi zarar, maddi varlığa saldırı sonucu gerçekleşmiş olabileceği
gibi, gayrimaddi varlığa saldırı sonucunda da ortaya çıkmış olabilir.
14
Milletvekillerinin yasama faaliyetleriyle alakalı konularda düşüncele-
rini özgür bir şekilde ortaya koyabilmelerini garanti altına almak için
söz konusu olan yasama sorumsuzluğunun kötüye kullanılması; şeref,
haysiyet gibi şahsiyet haklarına taalluk eden değerlere saldırı sebebiy-
le manevi tazminatı gerekli kılmaktadır.
12
Özbudun (2004): s. 278; Çünkü bir kimsenin, iradesi dışında şahıs varlığını oluş-
turan hukuki değerlere saldırarak ve belli düzeyde duygusal zararlara sebebiyet
verilmek suretiyle objektif eksilmelerin doğması durumu borçlar hukuku öğretisi
bakımından manevi tazminatı gerektirir. Bkz., Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel
Hükümler; Tıpkı 7. Baskı, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ, İstanbul 2001, s. 498-500;
Borçlar hukuku öğretisine göre manevi zarar, “malvarlığında bir azalmayı değil ,
şahsiyet haklarına vaki tecavüz dolaysıyla bir kimsenin duyduğu cismanî ve mane-
vi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşam zevkinde bir azalmayı ifade eder”. Bkz.,
Tandoğan, Halûk: Türk Mes’uliyet Hukuku, Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları,
N. 159, Ankara 1961, s. 330; Oğuzman, M. Kemal/Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel
Hükümler, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2000,
s. 332
13
Kılıçoğlu, Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1. Bası, Turhan Kitabevi, An-
kara 2001, s. 269
14
Tandoğan (1961): s. 330
makaleler Ömer KESKİNSOY
179TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
III. SONUÇ
Kullanılan oyun söylenen sözün veya açıklanan düşüncenin taz-
minatı gerektirmemesi için:
– İyi niyet sınırlarını aşan tarzda olmaması,
– Şahsi kin, düşmanlık ya da kızgınlık sonucu olmaması,
– Konuşmanın akışı gereği söylenmesi makul karşılanabilir olma-
sı,
– Söylenen sözün meclis çalışmaları ile alakalı faaliyet sırasında
sarf edilmiş olması
– En önemlisi de yapılan çalışma ile açıklanan düşünce arasında
kurulabilen bir bağlantının olması ve ölçülünün de kaçırılmamış ol-
ması gerekir.
Bu doğrultuda, Meclis çalışmalarıyla alakalı bir faaliyette bulunan
milletvekiline diğer milletvekilleri hakaret edici sözler söylerlerse veya
Genel Kurula hitap etmekte olan bir milletvekili başka bir milletveki-
lini veya kişiyi veya grubu hedef alarak hakaret ederse ya da konuş-
manın akışının hoş görülebilir sonucu olmayan ifadeler kullanılırsa,
yasama sorumsuzluğu söz konusu olmaz. Meclis çalışmalarıyla ilgili
söz söyleme hürriyeti içerisinde değerlendirilemeyecek bu neviden
ifadeler sebebiyle herkes gibi tazminat sorumluluğu gerekir. Çünkü
yasama sorumsuzluğu milletvekillerinin şahsi emellerine ulaşmaları
veya kişisel yönden tatmin olmaları için kendilerine tanınan bir imti-
yaz olmayıp, milli iradenin tezahürüne hizmet eden temsilciler olma-
ları hasebiyle ve icra ettikleri görev gereği kabul edilen bir imtiyazdır.
Daha özet bir ifade ile genel olarak yasama bağışıklığı milletvekilleri-
nin şahsı için değil,
15
yasama faaliyeti için ve kamu yararı amacıyla
16
kabul edilmiş bir ayrıcalıktır.
17
15
Bkz., HGK, E. 1981/4-1161, K. 1984/365
16
Özer, Attila: Anayasa Hukuku, Geliştirilmiş 2. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2005,
s. 222
17
Odyakmaz, Zehra/Kaymak, Ümit/Ercan, İsmail, Anayasa Hukuku İdare Hukuku,
Son Değişikliklerle 6. Baskı, Savaş Yayınevi, Ankara 2006, s. 107; Gören, Zafer, Ana-
yasa Hukukuna Giriş, 2. Baskı, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayını, İzmir 1999, s. 214;
Tanör/ Yüzbaşıoğlu, s. 226; Ancak Yargıtay yasama sorumsuzluğunun milletve-
killeri için bir imtiyaz olmadığını haklı olarak belirtmiştir. Bkz., Yargıtay HGK, E.
1981/4-1161, K. 1984/365, T., 4.4.1984
Ömer KESKİNSOY makaleler
180TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Aksine bir anlayış Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine
aykırı olur.
Yasama sorumsuzluğunun her hal ve şartta söz kabul edilmesi,
kamu yararı amacıyla feda edilen eşitliğin sebebiyet verdiği kamu za-
rarı ile müsavi olmayacağı için mümkün değildir. Oysa yasama so-
rumsuzluğunun milletvekilleri için geçerli olması, milletvekillerine
tanınan bu ayrıcalık sonucu eşitlikten taviz verilerek doğan zararın bu
ayrıcalığın tanınmasıyla sağlanan kamu yararından daha az olması se-
bebiyledir.
18
Şimdiye kadar açıkladığı üzere yasama sorumsuzluğu, milletve-
killerinin şahsi emellerine hizmet eden bir müessese olmaması sebe-
biyle milletvekillerinin şahsi kin ve haksız fiil niteliğindeki başkalarını
rencide eden sözlerine karşı onları manevi tazminat sorumluluğundan
kurtarmaz. Ancak 1961 Anayasası öncesi dönemde hem öğreti de hem
de Yargıtay kararlarında yasama sorumsuzluğunun milletvekillerini
hukuku davalarına karşı da koruması gerektiği yönünde olmuştur.
19
1961 Anayasası öncesi dönemde yasama sorumsuzluğu hüküm-
lerinin hem ceza takiplerine hem de hukuk takiplerine karşı milletve-
killerini koruması gerektiği fikrinin savunulması, mutlakiyetçi devlet
anlayışından demokratik devlet anlayışına geçiş sürecinin yaşanıyor
olması sebebiyle savunulduğu söylenebilir.
Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve egemenliğin sahibi-
nin 1921 Teşkilâtı Esasisi ile milletle devredilmiş olması nedeniyle mil-
letin temsilcilerinin özgürce milleti temsil edebilmelerinin sağlanması
amacıyla onları her tür takibata karşı korumanın gerektiği görüşünün
hakim olması makul karşılanabilir. Kaldı ki 1961 Anayasası öncesi hem
doktrinde hem de Yargıtay kararında yasama sorumsuzluğu kapsa-
18
Özbudun (2004): s. 277
19
4. HD E. 1958/12171, K. 1958/5006; Başgil, Ali Fuad, “Teşrii Masuniyet Mesele-
si Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun 17. Maddesi Üzerinde Etüd”, İHFM, C. VII, Y.
1941, S. 1, s. 14; Aybar, Mehmet Ali, “Teşrii Masuniyet Esası ve Tatbik Şekilleri”,
İÜHFM, Y. III, S. 9, İstanbul 1937. s. 124; Refet, Hâşim, Hukuku Esasiye, İstanbul
1926, s. 151; Gözübüyük, Abdullah Pulat, “Mebuslar ve Vekiller Hakkında Soruş-
turma ve Kovuşturma Usulü”, AD, Y. 45, S. 10, Ankara 1954, s. 1188; Arsel, İlhan,
“Türk Anayasasının Umumi Esasları”, AÜHFD, C. XII, S. 1-2, Ankara 1965, s. 39;
Aksoy, Muammer, “Milletvekilinin Sorumsuzluğu”, Forum, C. VII, S. 81, Ankara
1957, s. 11; Sevig, Vasfi Reşit, “Şeref ve Haysiyetin Kanuni Himayesi ve İstisnaları”,
AD., Y. 30, N. 1, Ankara 1939, s. 1
makaleler Ömer KESKİNSOY
181TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
mındaki filer sebebiyle Meclis İçtüzüğü’ne göre disiplin müeyyidesi-
nin uygulanabileceği ve yine milletvekillerinin Meclis kürsüsünün ge-
rektirdiği nezaket gereği hareket etmeleri gerektiği ifade edilmiştir.
20
KAYNAKÇA
Aksoy, Muammer, “Milletvekilinin Sorumsuzluğu ve Adliye Vekili-
nin Mütalâası”, Forum, C. VII, S. 80, Ankara 1957.
Aksoy, Muammer, “Milletvekilinin Sorumsuzluğu”, Forum, C. VII, S.
81, Ankara 1957.
Arsel, İlhan, Türk Anayasa Hukukunun Umumi Esasları, 2. Baskı, Ankara
1961.
Arsel, İlhan, “Türk Anayasasının Umumi Esasları”, AÜHFD, C. XII, S.
1-2, Ankara 1965.
Aybar, Mehmet Ali, “Teşrii Masuniyet Esası ve Tatbik Şekilleri”, İÜ-
HFM., Y. III, S. 9, İstanbul 1937.
Yüzbaşıoğlu, Nemci, Anayasa Hukukunun Temel Metinleri, 2. Baskı, İs-
tanbul, 1997.
Başgil, Ali Fuad, “Teşrii Masuniyet Meselesi Teşkilâtı Esasiye Kanunu-
muzun 17. Maddesi Üzerinde Etüd”, İHFM, C. VII, Y. 1941.
Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Tıpkı 7. Baskı, Beta Basım
Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul 2001.
Gören, Zafer, Anayasa Hukukuna Giriş, 2. Baskı, Dokuz Eylül Üniversi-
tesi Yayını, İzmir 1999.
Gözübüyük, Abdullah Pulat, “Mebuslar ve Vekiller Hakkında Soruş-
turma ve Kovuşturma Usulü”, AD, Y. 45, S. 10, Ankara 1954.
Kılıçoğlu, Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1. Bası, Turhan
Kitabevi, Ankara 2001.
Kunter, Nurullah, Suçun Kanuni Unsurları Nazariyesi, İstanbul 1949.
20
Refet (1926): s. 151; Sevig (1939): s. 16; Başgil (1941): S. 14; Kunter, Nurullah, Suçun
Kanuni Unsurları Nazariyesi, İstanbul 1949, s. 250; Gözübüyük (1954): s. 1188
Ömer KESKİNSOY makaleler
182TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Refet, Hâşim, Hukuku Esasiye, İstanbul 1926.
Sevig, Vasfi Reşit, “Şeref ve Haysiyetin Kanuni Himayesi ve İstisnala-
rı”, AD4., Y. 30, N. 1, Ankara 1939.
Olgaç, Senai, Kazaî ve İlmî İçtihatlarla Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Olgaç
Matbaası, C. I, Ankara 1976.
Özbudun, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Gözden Geçirilmiş 8. Baskı,
Yetkin Yayınları, Ankara 2004
Özer, Attila, Anayasa Hukuku, Geliştirilmiş 2. Bası, Turhan Kitabevi,
Ankara 2005.
Ünal, Şeref, “Yasama Dokunulmazlığı”, AD, S .6, Yıl. 78, Ankara 1987
Tandoğan, Halûk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Ankara Hukuk Fakültesi
Yayınları, N. 159, Ankara 1961.
Odyakmaz, Zehra/Kaynak, Ümit/ Ercan, İsmail, Anayasa Hukuku İda-
re Hukuku, Son Değişikliklerle 6. Baskı, savaş Yayınevi, Ankara
2006.
Oğuzman, M. Kemal/Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,
Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul
2000.