238 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 239
makaleler Sabahattin ŞEN
YENİ İŞ YASASINDA ALT İŞVERENLİK
Dr. Sabahattin ŞEN *
1475 sayılı İş Yasası’nı kıdem tazminatına ilişkin 14. maddesi dışında
yürürlükten kaldıran 4857 sayılı İş Yasası, 10. 6. 2003 gün ve 25134 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Çalışma yaşamında köklü
değişiklikler öngören 4857 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 6 ve 7. fıkralarında
alt işverenlik açısından bazı yeni düzenlemeler getirilmekle birlikte, endüst-
ri ilişkileri ve iş hukuku açısından alt işverenlik sorunu çözülmemiş, aksine
kalıcılaştırılmış ve pekiştirilmiş, hatta “işletmenin ve işin gereği”, “teknolojik
nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” gibi belirsiz yeni kavramlar getirilerek
yeni tartışma alanları yaratılmıştır. Yeni iş yasasında “taşeron” yerine “alt
işveren” kavramı tercih edilmiş, ancak kamu makamlarının sorumluluğuna
ilişkin 36. maddede TBMM’de değişiklik yapılırken yine “taşeron” kavramı
kullanılmış ve yasada kavramsal birlik sağlanamamıştır. Aslında yeni iş
yasası TBMM’de görüşülürken yapılan değişikliklerin çoğunlukla özen-
siz; yasa tekniğine, yasanın bütünlüğüne ya da gerekçesine aykırı olduğu,
değişikliklerin gerekçelerinin ya belirtilmediği ya da yeterli olmadığı söy-
lenebilir. Bu nedenle yeni iş yasası, yeni bir yasadan beklenilenin aksine,
endüstri ilişkilerinde var olan sorunları çözmek yerine daha başlangıçta yeni
belirsizliklere, yeni tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmaların kısa sürede
sonuçlanacağı sanılmamalıdır. Çünkü yeni iş yasası birçok konuda açık ve
kesin düzenlemeler getirmek yerine, yasa hükümlerinin nasıl yorumlana-
cağını ve uygulanacağını yargı organlarına bırakmıştır. Yargı kararlarında
istikrar sağlanması ise kuşkusuz uzun bir süre alacak ve bu sürede çalışma
yaşamında yeni bir kaos dönemi hüküm sürecektir.
Neo-liberal politikaların egemen olduğu günümüz koşullarında, işçi-
lerin sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkından yararlanmasını engelle-
yerek ucuz işgücü kullanmanın en önemli araçlarından birisi alt işverenlik
*
Baş İş Müfettişi.
238 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 239
makaleler Sabahattin ŞEN
sistemidir. Yeni iş yasasının madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, “İş-
yerinde alt işverene iş verilmesi(nin, S. Ş. ) çalışma hayatının gereksinimlerinden
biri ve hukuki dayanakları bulunan bir ilişki olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak,
1980’li yıllardan sonra ekonomik şartların etkisiyle de olsa alt işverenlere işlerin
verilmesinde sayısal artışlar olmuş ve bunun sonucu işçilerin bireysel ve kolektif
haklarının sınırlandırılması, kullanılamaz hale getirilmesinin yaygın örneklerinin
bulunduğu yargıya intikal eden uyuşmazlıklarla da doğrulanmıştır.” Ne var ki
aşağıda açıklanacağı gibi, bu doğru saptamaya karşın, yeni iş yasasında
alt işverenlik konusunda getirilen düzenlemenin işçilerin sendikalaşma
ve toplu sözleşme hakkından yararlanmalarının önünde aşılmaz bir engel
oluşturan alt işverenlik sorununu çözdüğü söylenemez.
1. Alt İşverenliğin Tanımı: Yeni İş Yasası, 1475 sayılı Yasa’dan farklı
olarak, ilk kez alt işverenlik tanımına yer vermiştir: “Bir işverenden, işyerinde
yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir
bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren
işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte
çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt
işveren ilişkisi denir.” Bu tanımın temel öğelerini şöyle açıklayabiliriz.
1. 1. Yardımcı İşler: 1475 sayılı İş Yasası’nda yer alan, “bir işverenden
belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan” ifadesi yerine yeni
yasada, “bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin
asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerinde iş alan” ifadesi getirilmiştir.
Böylece 1475 sayılı İş Yasası’nda yer alan “eklentiler” kavramı kaldırılmış,
bunun yerine “yardımcı işler” kavramı getirilmiş olmaktadır. Aslında ye-
mekhane, temizlik, işçi taşıma, güvenlik gibi yardımcı işler de işyerinin
eklentilerinde yapılan işlerdir. O halde “eklentiler” yerine “yardımcı işler”
denilmesindeki amaç nedir? Bu değişikliğin amacını madde gerekçesinde
görmek mümkündür: “...bir işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine
ilişkin ‘asli işin bir bölümünde’ veya ‘yardımcı işlerinde’ iş alan diğer işverenler,
işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırdıklarında asıl işveren alt işveren ilişkisi doğ-
muş olacak, buna karşı işyerinde yürütülen asli ve yardımcı işler dışında iş alan
bir işveren, örneğin işyerinde bir ek inşaat yapılması ya da bina onarım işini alan
diğer işverenin alt işveren kapsamında nitelendirilmesi mümkün olmayacaktır.”
Bu durumda, birçok bilim insanının alt işverenliğe örnek olarak verdiği ve
bizim “ekonomik amaç” gerçekleşmediği için tersini savunduğumuz,
1
işyeri
bahçesinde yapılan bir ek inşaat ya da işyerinin çatı onarım işi vb. artık alt
işverenlik sayılamayacaktır. Bu düzenleme ile, “asli ve yardımcı işler dışında
1
Dr. Sabahattin Şen, Taşeronluk (Alt İşverenlik) ve Endüstriyel İlişkilere Etkileri, Bas. 2,
Selüloz-İş Sendikası Eğitim Yayınları: 14, İstanbul 2002.
240 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 241
makaleler Sabahattin ŞEN
iş alan bir işveren” adı altında yeni bir işveren tanımı getirilmiş olmaktadır.
Bu üçüncü işverenin yaptığı işlerin ayırt edici özelliği geçici olmalarıdır.
Yeni düzenlemede gerek madde metninde gerekse madde gerekçesinde
yardımcı işlerin alt işverene verilmesinde herhangi bir koşul aranmamak-
tadır. Engin’e göre ise, “...asıl işveren bakımından yardımcı iş niteliğindeki
işler, devralan alt işveren bakımından uzmanlık gerektiren işlerdir. Yasa, alt
işverene devir ile asıl işverenin yardımcı işlerde uzmanlıktan yararlanmasına...
olanak tanımaktadır”.
2
Yardımcı işler genellikle temizlik, yemekhane hiz-
metleri, taşıma, güvenlik gibi fazla beceri gerektirmeyen ya da kısa sürede
öğrenilebilen işler olduğu için Engin’in bu görüşüne katılmak mümkün
görülmemektedir. Engin giderek, “Yasa... asıl işverenin... iş gücü ile genel
işletme maliyetinden tasarrufuna olanak sağlamaktadır... Yasanın tanıdığı ola-
naktan yararlanan işverenin, iş gücü maliyetinden tasarruf amacıyla yardımcı
işleri alt işverene devri hukuki bir yeniden yapılanma tedbiri ve işletme gereğidir.
Bu bakımdan, söz konusu işlerde çalışan işçilerin sözleşmelerinin feshinde geçerli
nedendir”
3
sonucuna varmaktadır. Böyle bir değerlendirme asıl işverenin,
özellikle sendikalaşma aşamasında, yardımcı işleri alt işverene vererek
bu işlerde çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin sona erdirilmesini geçerli bir
neden olarak kabul etmektedir. Bu nedenle, bu sonuca varmadan önce
çok dikkatli düşünülmesi gerekmektedir. İşgücü maliyetinden tasarruf salt
düşük ücretli, bir başka deyişle sendikasız işçi çalıştırmaktan sağlanıyorsa
söz konusu sonuca katılmak olanaksızdır. İşverenini ticaret özgürlüğünün
işçilerin sendikalaşma özgürlüğünün önüne geçmemesi ve bu nedenle öl-
çülü bir şekilde kısıtlanması gerekir. Bir başka deyişle, işveren alt işveren
işçileri de sendikalı olduğu zaman ticaret özgürlüğünü kullanabilir ve bu
ölçülü bir kısıtlama anlamına gelecektir.
1. 2. “İşletmenin ve İşin Gereği ile Teknolojik Uzmanlık Gerekti-
ren İşler”: Yeni İş Yasası da, 1475 sayılı Yasa’da olduğu gibi, asıl işin bir
bölümünün alt işverene verilebileceğini öngörmektedir. Bununla birlikte,
asıl işin bir bölümü alt işverene verilirken yasa tasarısının ilk halinde ol-
mayan, ancak neyi amaçladığı pek anlaşılmayan bazı koşullar getirilmiştir.
Buna göre alt işveren, asıl işin bir bölümünde “işletmenin ve işin gereği ile
teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde” iş alabilecektir. Maddenin son
fıkrasında ise bu husus yeniden vurgulanmıştır: “İşletmenin ve işin gereği
ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt iş-
verenlere verilemez.” Oldukça kötü ifade edilen, anlaşılması güç bu gerekçe
2
Yrd. Doç. Dr. E. Murat Engin, İş Sözleşmesinin İşletme Gerekleri İle Feshi, Beta Yayınları,
İstanbul 2003, s. 87.
3
agy
240 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 241
makaleler Sabahattin ŞEN
ve madde metni karşısında yeni düzenlemede asıl işin bir bölümünün alt
işverene verilmesinin üç koşula bağlandığı söylenebilir: İşletmenin gereği
olması, işin gereği olması, teknolojik nedenler.
Bu üç koşuldan “teknolojik uzmanlık” nedeniyle asıl işin bir bölümünün
alt işverene verilmesi, diğer iki koşula göre somut olarak açıklanabilecek
ve anlaşılabilecek bir durumdur. Örneğin, işyerindeki bilgisayar sistemi-
nin yazılım, bakım ve onarımının ya da işyerinde bulunan bir makineyi
işletecek teknik eleman olmaması nedeniyle bu makinenin işletilmesinin
başka işverene verilmesi ya da işyerinde olmayan bir makine ya da tek-
noloji nedeniyle asıl işin bir bölümünün başka bir işverene yaptırılması
teknolojik gereklilik olarak değerlendirilebilir. Aslında alt işverenliğin en
yararlı olan türü de teknolojik alt işverenliktir (uzmanlık taşeronluğu).
4
Bu tür alt işverenlikte her iki işveren birbirlerinin teknolojik avantajların-
dan yararlanırlar ve kendilerinde olmayan teknolojilerden de yararlanma
olanağı bulurlar.
Ancak, “işletmenin ve işin gereği” çok geniş, soyut, belirsiz, anlaşılması
güç bir kavramdır. “’İşletmenin ve işin gereği’...gibi ne anlama geldiği belli ol-
mayan, içinin doldurulması son derece güç kavramların Türk çalışma hayatında
büyük belirsizliklere yol açacağını söylemek herhalde yanlış olmaz. Gerçekten;
işletmenin ve işin gereği (alt işverene, S. Ş. ) devir ne demektir?... ‘Asıl işin bir
bölümü’ gibi endüstriyel ve ekonomik bir kavram yargı tarafından nasıl değerlendi-
rilecektir?”
5
“İşin gereği, teknolojik nedenler, uzmanlık gerektiren işler çok büyük
tartışmalara ve risklere neden olacaktır.”
6
“Son derece soyut olarak belirlenen bu
işlerin yorumunda sorunlarla karşılaşılacağı kuşkusuzdur.”
7
Yasada yer alan bu
kavram uygulamada soruna yol açacak ve 1475 sayılı Yasa dönemindeki
muvazaalı uygulamalara zemin hazırlar niteliktedir. Yardımcı işler ya da
asıl işin teknik uzmanlık gerektiren bir bölümünün alt işverene devri dışın-
da asıl işin bir bölünün devrini gerektirecek işletme gereğinin ne olduğunu
anlamak güçtür.
8
Her ne kadar yeni İş Yasası’nın 18. maddesinde feshin geçerli olabil-
mesi için, “...işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir
sebebe dayanmak zorundadır” denilmiş ve madde gerekçesinde “işletmenin,
4
Alt işverenliğin sınıflandırılması için bkz. Şen, 2002.
5
Doç. Dr. Ömer Ekmekçi, “Yeni İş Kanunu Karşısında Yargı, Dava Süreci ve Olası
Uygulama Sorunları Üzerine”, Mercek, Temmuz 2003, s. 134.
6
Prof. Dr. Nuri Çelik, Yeni İş Yasası (Seminer Notları ve İş Kanunu); Türkiye Toprak,
Seramik, Çimento ve Cam Sanayii İşverenleri Sendikası, 25-29 Haziran 2003, Çeşme,
s. 68.
7
Prof. Dr. Nuri Çelik, 2003, İş Hukuku Dersleri, Beta, Bas. 16, İstanbul, s. 46.
8
Engin, s..87.
242 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 243
makaleler Sabahattin ŞEN
işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler” sıralanmış ise de, burada
verilen örnekler iş sözleşmesinin sona erdirilmesi açısından geçerli neden
olarak belirtilmiş olup, işin alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin ge-
reği” olarak kabul edilmesi oldukça tartışmalıdır. Gerçekten 18. maddenin
gerekçesinde “işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebep-
ler”den söz edilmesine karşın verilen örnekler sadece işyeri esas alınarak
sıralanmış, işletmenin ve işin gereklerinden hiç söz edilmemiştir: “İşyerinden
kaynaklanan geçerli sebepler işyerinin dışından veya içinden kaynaklanan sebepler
olarak iki yönde değerlendirilebilir.
“İşyeri dışından kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması;
talep ve sipariş azalması; enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada
genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi sebeplerle işyerinde
işin sürdürülmesinin olanaksız hale gelmesi.
“İşyeri içi sebepler ise; yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması; işyerinin
daraltılması; yeni teknolojinin uygulanması; işyerlerinin bazı bölümlerinin iptal
edilmesi; bazı iş türlerinin kaldırılması gibi sebepler olabilir.”
Görüldüğü gibi, burada “işyeri dışından kaynaklanan sebepler” olarak ve-
rilen örnekler sonuçta işgücü fazlası yaratmış olacağından iş sözleşmesinin
sona erdirilmesinde geçerli neden olabilir, ancak bu nedenlerin hiçbirisi
işin alt işverene verilmesinin gerekçesi olamaz. Çünkü burada belirtilen
nedenler, işverenin kendi iradesi dışında ortaya çıkan ve nihai aşamada
asıl işyerinde üretimin azalması sonucunu doğuran nedenlerdir. Asıl işye-
rinde üretim azalırken işlerin bir kısmının alt işverene verilmesi ise, krizin
yükünün alt işverene, dolayısıyla alt işveren işçilerine aktarılması anlamına
gelir; ki bunun da hukuken savunulacak bir işlem olmadığı kanısındayız.
“İşyeri içi sebepler” olarak verilen örnekler ise, nihai aşamada işyerinin
daha karlı ve verimli çalışmasına yönelik olarak işverenin kendi iradesiyle
aldığı önlemlerdir. Serbest piyasa sisteminde kural olarak hiçbir işveren key-
fi olarak işyerinde değişiklik yapmaz, piyasa rasyonalitesi işverenin yapaca-
ğı her işlemin daha fazla kar amacına yönelik olmasını gerektirir. Bu amaca
yönelik olarak alt işverene verilen her iş de “işletmenin ve işin gereği” olacaktır
ve asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinin gerekçesini oluşturabi-
lir. Bu durumda işyerinin ya da işletmenin küçülmesi, iş organizasyonunun
değişmesi, “kalitenin arttırılması ve maliyetlerin azaltılması”,
9
verimlilik ve
9
Prof. Dr. Fevzi Şahlanan, 4857 Sayılı Yeni İş Kanunu Değerlendirme Konferans Notları,
Türk-İş Yayını, Ankara 2003, s. 71; aynı yazar , “Yeni İş Kanununun Genel Hükümleri”,
Yeni İş Yasası (Seminer Notları ve İş Kanunu), Türkiye Toprak, Seramik, Çimento ve
Cam Sanayii İşverenleri Sendikası, Çeşme 25-29 Haziran 2003, s. 90.
242 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 243
makaleler Sabahattin ŞEN
etkinliğin arttırılması gibi kar amacıyla ilgili her işlemin işletmenin ve işin
gereği olduğu ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla, asıl işin bir bölümünün alt
işverene verilmesinde ayrıca “işletmenin ve işin gereği” koşulunu aramak an-
lamsız olmaktadır, çünkü bu koşul zaten piyasa sisteminin en temel ilkesidir.
Madde bu haliyle düzenlenmiş olsa bile, Engin’in de belirttiği gibi,
“işletme gereği” ifadesi ile işverenin kendi işçilerini işten çıkararak yerlerine
alt işverene bağlı ucuz işgücü çalıştırması amaçlanıyorsa, böyle bir amaç
işletme gerekleri ile feshin niteliği ile bağdaşmayacaktır.
10
Daha açık bir
deyişle, böyle bir amaç iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde geçerli neden
olamayacaktır. “Her işveren işyerinde görülen gerek asıl işi gerekse yardımcı
işi, ancak işletmenin ve işin gereği devreder. Böyle bir gerek olmadan devir, ancak
sendikalaşmayı engellemek amacıyla yapılmış devirlerde görülür. Öyleyse, sendi-
kalaşmayı engelleme veya yasal bir yükümlülükten kaçınma amacı gütmeyen her
devri, işletmenin ve işin gereği olan bir devir olarak değerlendirmek gerekir.”
11
1. 3. İşin Tamamının Alt İşverene Verilmesi: Asıl işin bir bölümünün
alt işverene verilmesiyle ilgili olarak madde gerekçesinde çok önemli bir
açıklama yer almaktadır: “...bir işyerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin do-
ğumu için, asıl işin ‘bir bölümünde’ iş alınmasının anlamının, aynı bölümde asıl
işverenin artık işçi çalıştırmayacağı, işçilerin (işlerin, S. Ş. ) bölünme suretiyle
bir kısmının asıl işverence, diğer kısmının alt işverence yürütülmesine madde dü-
zenlemelerinin imkan vermediği konusunun da göz önünde tutulmasıdır.” Buna
göre; asıl işin bir bölümü alt işverene verildiği zaman, bu bölümün tamamı
alt işverene verilecek, asıl işveren bu bölümde işçi çalıştırmayacaktır. Aynı
şekilde, alt işverene verilen işin sadece bir alt işverene verilmesi, söz ko-
nusu işin birden çok alt işverene verilmemesi gerekir. Örneğin, asıl işin bir
bölümü olan kaynak işleri alt işverene verilmiş ise, kaynak işlerinin tümü
alt işverene verilecek, asıl işveren kaynak işlerinin bir bölümünde kendi
işçilerini çalıştıramayacaktır. Asıl işin bir bölümünün alt işverene devir
edilmesinde geçerli olan bu kuralın, kuşkusuz yardımcı işler için de geçerli
olduğunu kabul etmek gerekecektir. Örnek aldığımız kaynak işi tek bir alt
işverene verilecek, birden çok alt işverene verilemeyecektir. Yasa koyucu-
nun buradaki amacının, aynı işi yapan işçilerin bir kısmının asıl işverenin
işçileri, diğer kısmının ise alt işveren işçileri olmasının işçiler arasında ya-
ratacağı huzursuzluğu önlemek olduğu söylenebilir.
12
Nitekim 1475 sayılı
İş Yasası döneminde gerek uygulamada, gerekse yargı kararlarında aynı
10
Engin, s. 88.
11
Ekmekçi, s. 134.
12
Aynı görü, Prof. Dr. Fevzi Şahlanan, “Yeni İş Kanunu Ne Getiriyor?” Semineri, TİSK
Yayını, 3 Temmuz 2003, İzmir, s. 77.
244 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 245
makaleler Sabahattin ŞEN
işi yapan işçilerin bir bölümünün asıl işverenin işçisi olarak sendikalaştığı
ve toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, diğer işçilerin ise sadece asgari
ücretle çalışan alt işveren işçileri olduğu ve bu ayrımın çeşitli hukuki ve
sosyal sorunlara yol açtığı görülmüştür. Yeni düzenlemeyle aynı işi yapan
işçiler arasındaki bu farklılık giderilmiş olacaktır. Yasa hükmünde açıkça
belirtilmemiş olmakla birlikte, yukarıdaki düzenlemeye aykırı davranan (alt
işverene verdiği işin bir bölümünde de kendi işçilerini çalıştıran işveren)
hakkında muvazaa davası açılabilecektir.
1. 4. İşçilerin Aynı İşyerinde Çalışması: Yeni düzenlemede de alt işve-
renin, 1475 sayılı İş Yasası’nda olduğu gibi, işçilerini sadece asıl işverenden
aldığı işte çalıştırması kabul edilmiş, 1475 sayılı İş Yasası’nda yer alan “iş-
çilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran” ifadesi yerine, “bu iş
için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren”
ifadesine yer verilmiştir. Asıl işverenin sorumluluğundan belirlenebilmesi
için böyle bir koşulun bulunması kuşkusuz yerinde bir düzenlemedir.
2. Asıl İşverenin Birlikte (Müteselsil) Sorumluluğu: 1475 sayılı İş
Yasası, asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı yasadan ya da iş sözleş-
mesinden doğan hakları açısından alt işverenle birlikte sorumlu olduğunu
öngörmekteydi. Son zamanlarda bazı yargı kararlarında, alt işverenin işye-
rinde toplu iş sözleşmesi varsa asıl işverenin toplu iş sözleşmesinden doğan
işçi haklarından da alt işverenle birlikte sorumlu olduğu kabul edilmişti.
Yeni iş yasası bu yargı kararları doğrultusunda, asıl işverenin, alt işverenin
işyeri için bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden doğan işçi haklarından da
birlikte sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Buna göre; “Bu ilişkide asıl işveren,
alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesin-
den veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülük-
lerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Alt işverenin işyerinde toplu iş
sözleşmesi bağıtlandığı zaman, iş sözleşmesinin yerini toplu iş sözleşmesi
alacağı için, asıl işverenin sorumluluğunu da iş sözleşmesinden toplu iş
sözleşmesi düzeyine genişletmek kuşkusuz iş hukukunun özüne uygun bir
düzenlemedir. Asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumluluğuna ilişkin
olarak getirilen düzenleme kamu düzeniyle ilgili olduğu için, alt işverenlik
sözleşmelerine bu birlikte sorumluluğu ortadan kaldıran hükümler konula-
maz, aksi takdirde bu tür hükümler geçersizdir. Ayrıca, “cezaların şahsiliği”
ilkesi uyarınca birlikte sorumluluk, cezai sorumluğu kapsamaz; burada söz
konusu olan birlikte sorumluluk “hukuki sorumluluk”tur. Alt işveren işçileri
yasadan, iş sözleşmesinden ya da kendi işyerlerinde uygulanan toplu iş
sözleşmesinden doğan haklarının tamamı için alt işveren, asıl işverene ya
da her ikisine birden dava açabileceklerdir.
244 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 245
makaleler Sabahattin ŞEN
3. Muvazaa Koşulları: 1475 sayılı İş Yasası, alt işverenlik konusundaki
tartışmaların büyük bir bölümü muvazaa
13
ya da ‘kanuna karşı hile’ konusun-
da yoğunlaşmaktaydı. Hatta bazı yargı kararlarında bu iki hukuki kavramın
birlikte kullanıldığı görülmekteydi. Yeni iş yasasında ‘kanuna karşı hile’den
hiç söz edilmemekle, bu konudaki uyuşmazlıkların Borçlar Yasası açısından
‘muvazaa’ olarak nitelendirileceği kabul edilmiş olmaktadır.
Yeni İş Yasası at işverenlik ilişkilerinde muvazaayı önlemek için iki
sınırlama getirmiştir: “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alı-
narak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha
önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve
genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul
edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak
işlem görürler.”
Bu düzenleme karşısında birinci olarak; asıl işverenin istihdam ettiği
işçiler, iş sözleşmelerinin herhangi bir şekilde sona ermesinden sonra alt
işveren tarafından işe alınarak çalıştırılamayacaktır. Daha açık bir deyişle,
uygulamada sıkça karşılaşılan, asıl işverenin işçileri yasal hakları ödenerek
iş sözleşmeleri sona erdirildikten sonra aynı işyerinde alt işveren tarafın-
dan daha düşük haklarla işe alınarak çalıştırılamayacak, aksi takdirde bu
işlem muvazaa kabul edilecek, işçiler asıl işverenin işçileri sayılarak asıl
işyerindeki toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılacaktır.
İkinci olarak; daha önce işyerinde asıl işveren tarafından çalıştırılan ve
herhangi bir nedenle iş sözleşmesi sona eren işçiler ile alt işveren ilişkisi
kurulamayacaktır. Bir başka deyişle, asıl işverenin işçisi olarak çalışan bir
işçi, iş sözleşmesi herhangi bir şekilde sona erdikten sonra aynı işyerinde alt
işveren olarak herhangi bir iş üstlenemeyecek, aksi takdirde bu işlem muva-
zaa sayılacaktır. Herhangi bir işyerinde sendikal örgütlenme başlatıldığında
genellikle usta ya da ustabaşı konumunda olan işçilerin iş sözleşmelerinin
yasal hakları ödenerek sona erdirilmesi ve aynı işçilerin aynı işyerinde bu
kez alt işveren olarak aynı ya da benzer işleri yürütmeleri uygulamada çok
sık karşılaşılan bir durumdur.
Bununla birlikte, alt işverenlik ilişkisinin gerek kamuda gerekse özel
sektörde büyük bir çoğunlukla muvazaalı olarak kullanılmasına
14
karşı bir
tepki olarak konulan bu hükümlerin çok katı bir biçimde yorumlanmama-
13
Borçlar Yasası 18. mad. : “Bir sözleşmenin biçim ve koşullarını saptarken, iki tarafın gerek
yanılarak, gerek sözleşmedeki gerçek amaçlarını gizlemek kullandıkları (yanlış) deyim ve
adlara bakılmaksızın, onların gerçek ve ortak amaçlarını aramak gerekir.” Hıfzı Veldet
Velidedeoğlu, Borçlar Kanunu, c. 2, TDK Yay., bas. 3, Ankara 1973.
14
Ayrıntılı bilgi için bkz. Şen, 2002.
246 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 247
makaleler Sabahattin ŞEN
sı gerekmektedir. Örneğin işyerinde herhangi bir sendikal sorun yoksa,
daha önce asıl işyerinde çalışan ve herhangi bir nedenle iş sözleşmesi sona
eren işçi ile alt işverenlik ilişkisi kurulabilmeli ya da asıl işyerinde şoför
olarak çalışan bir işçi kadro daraltılması nedeniyle işten çıkarılmışsa ve
işyerinde zaten alt işveren varsa, işten çıkarılan bu işçinin alt işverende
aynı ya da değişik bir işte çalışmasına hukuki bir engel olmamalıdır. Ör-
nekleri çoğaltmak mümkündür. Burada önemli olan husus, söz konusu alt
işverenlik ilişkisinin işçilerin sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesinden
yararlanma haklarına bir engel oluşturup oluşturmadığıdır. Dolayısıyla
“...bu yasakların hiçbir istisna tanınmamak suretiyle öngörülmüş olması isabetli
olmamıştır. Gerçekten, uygulamada çoğunlukla aksi görülmekte ise de, bir dönem
asıl işveren işçisi olarak çalıştırılmış bir işçinin daha sonra alt işveren işçisi olarak
çalıştırılması veya işverenin daha önce işçisi olarak çalışmış bir işçi ile alt işveren
ilişkisi kurulması muvazaa yaratmayacak bir surette de ortaya çıkabilir. Nitekim
işverenin, daha önce kendi işçisi olarak çalışmış güvendiği birine, işyerinde alt
işveren tarafından görülebilecek bir kısım işleri devretmesi pekala mümkündür...
Bir muvazaa söz konusu olmaksızın, asıl işverenin çalışacağı alt işvereni serbestçe
seçimini ve işçinin salt daha önce o işyerinde çalıştığı için alt işverende çalışmasını
engelleyen, devredilecek işin kapsamı konusunda sınırlamalar getiren ve böylelikle
Anayasa’nın 48. maddesine uygunluğu tartışılır nitelikte bir hükmün getirilme-
sinde, son yıllarda uygulamada sıklıkla görülen, salt sendikalaşmayı kırma amacına
yönelik alt işveren uygulamalarının veya işyerinde işçilerin büyük çoğunluğunun
alt işveren işçisi olarak çalıştırılması şeklindeki alt işveren kavramına yabancı
uygulamaların büyük rolünün olduğu kuşkusuzdur.”
15
Şahlanan’a göre de, “asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alı-
narak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz” hükmünün,
“daha önce çalışan hiçbir işçinin taşeron işçisi olamayacağı şeklinde yorumlanması
mümkün değil. Emekli olmuş, ayrılmış, daha önce iş akdi feshedilmiş bir işçinin,
taşeronun işçisi olarak çalıştırılması mümkündür...Alt işveren tarafından işe alı-
narak çalıştırılmaya devam eden, yani zincirde bir kopukluğun olmaması burada
(maddede, S. Ş. ) düzenleniyor. Olayın özelliğine göre ... yargıcın değerlendirme
yapması gerekir.”
16
Öte yandan, yeni iş yasası yürürlüğe girmeden önce yukarıdaki kuralla-
ra aykırı olarak yapılan ve halen yürürlükte olan alt işverenlik sözleşmeleri
sözleşme sonuna kadar, sözleşmede süre yoksa belirsiz süreli olarak geçerli
olacaktır. Süre bittikten sonra yenilenecek sözleşmelerin ise yukarıdaki
kurallara uygun olması gerekmektedir.
17
15
Ekmekçi, s. 134-135.
16
Şahlanan, 4857 Sayılı Yeni İş Kanunu Değerlendirme Konferans Notları, s. 72.
17
Şahlanan, “Yeni İş Kanununun Genel Hükümleri”, s. 84.
246 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 247
makaleler Sabahattin ŞEN
4. Alt İşveren İşçileri Belirli Süreli Sözleşmelerle
Çalıştırılabilir mi?
Yeni iş yasasının alt işveren işçileri açısından yaratacağı en önemli
sorunlardan birisi, yeni İş Yasası yürürlüğe girdikten sonra alt işveren
işçilerinin belirli süreli sözleşmeyle çalıştırılıp çalıştırılamayacağıdır. Bir
başka deyişle, yeni iş yasası yürürlüğe girdikten sonra işi üstlenen alt
işveren, yeni işe alacağı işçilerle alt işverenlik sözleşmesinin süresi kadar
belirli süreli iş sözleşmesi yapabilecek midir? Bu soruya verilecek yanıtın
olumlu ya da olumsuz olmasına göre işçiler açısından çok farklı sonuçlar
ortaya çıkabilecektir.
Bilindiği gibi, alt işverenlik sözleşmeleri gerek kamu sektöründe gerek-
se özel sektörde belirli süreli (genellikle de bir yıl) olarak yapılmaktadır. Yar-
gıtay bugüne kadar yerleşik kararlarında alt işverenin değişmesini işyerinin
el değiştirmesi olarak kabul etmiştir.
18
Yine Yargıtay yerleşik kararlarında,
belirli süreli iş sözleşmelerinin ancak niteliği itibariyle belirli süreli işlerde
ve vasıflı işler için yapılabileceğini öngörmüştü.
19
Ancak, yeni İş Yasası esnek çalışma biçimlerinden birisi olarak belirli
süreli iş sözleşmesini ayrıntılı bir biçimde düzenlemiş bulunmasına karşın,
belirli süreli iş sözleşmelerinde sürenin nasıl tespit edileceğini tartışmalı
duruma getirmiştir. Bilim kurulu’nun hazırladığı tasarının 12. maddesinde,
“Belirli süreli iş sözleşmesi, süresi zaman ve tarih olarak belirlenen veya işçinin
üstlendiği işin türü, amacı veya niteliğinden süresinin belirli olduğu anlaşılan
18
Örnek kararlar için bkz. Şen, 2002, s. 114-116.
19
“...hemşire ile hastane arasında düzenlenen sözleşmeler birbirini takip etse de bunların her
birinin belirli süreli nitelikte olduklarının kabulü zorunluluğu vardır.”, Yarg. 9. HD, 9. 5.
2002, E 2001/20847, K. 2002/7404; Yargıtay’a göre, anonim şirket müdürü ile toplam
üç kez yapılan belirli süreli iş sözleşmesi geçerlidir, belirsiz süreli sözleşme niteliğini
kazanmaz. Yarg. 9. HD , 31. 10. 1989, 604/9302, YKD, Nisan 1990, s. 553; Yargıtay’a
göre, “Belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmesi için
birden çok kez yenilenmiş olması gerekir. Ancak genel müdürün iş sözleşmesi gerek
kendisinin konumu ve gerekse işin niteliği karşısında, kaç kez yenilenmiş olursa
olsun belirsiz i sözleşmesine dönüşmez ve ihbar tazminatının ödenmesi gerekmez. ’
Yarg. 9. HD E. 2002/20581, K. 2003/6320, T. 11. 4. 2003, Tekstil İşveren, S. 284, Ağus-
tos 2003; “Öğretide benimsenen görüş doğrultusunda dairemiz, belirli süreli hizmet akdi
için özellikle işçinin niteliği itibariyle haklı bir nedenin bulunması gerektiği görüşündedir.
Ancak bu takdirdedir ki işveren belli bir süre nitelikli bir elemanını işyerinde çalıştırabilme
olanağını elde eder. Somut olayda olduğu gibi, niteliksiz bir işçi ile süresi belirli bir sözleşme
yapılması ihtiyacı söz konusu olmadığından böyle bir sözleşmenin geçerliliği kabul edilemez.”
Yarg. 9. HD , 23. 6. 1999, E. 1999/10538, K. 1999/11343; Yargıtay’ın 625 sayılı Yasa’ya
göre özel okullarda ve dershanelerde çalışan öğretmenlerle ilgili kararları da işin
niteliğinden kaynaklanan işlerde belirli süreli iş sözleşmesi yapılabileceği şeklinde
değerlendirilmelidir.
248 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 249
makaleler Sabahattin ŞEN
sözleşmedir” hükmü yer almaktaydı. tasarının madde gerekçesinde, “Be-
lirli süreli iş sözleşmesinin tanımı verilirken sadece tarafların açıkça süresini
belirledikleri değil, sürenin objektif belirlenebilir olduğu hallerde de, sözleşmenin
belirli süreli olacağı kabul edilmiştir” denilmekteydi. Tasarının bu maddesi
TBMM’deki görüşmeler sırasında önergeyle değiştirilmiş ve Yeni İş Yasa-
sı’nın 11. maddesinde, “Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması
veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren
ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir”
hükmüne yer verilmiştir. Önergenin gerekçesinde, “Belirli süreli iş sözleşme-
sinin tanımı yapılırken, sadece tarafların açıkça süresini belirledikleri değil, sürenin
objektif belirlenebilir olduğu hallerde de, sözleşmenin belirli süreli olacağı kabul
edilmiştir” denilmiştir. Bu gerekçe tasarıdaki madde gerekçesiyle aynıdır.
(‘verilirken’ sözcüğü yerine ‘yapılırken’ sözcüğünün kullanılması dışında)
Gerek Tasarıya gerekse yasalaşan madde hükmüne göre, “Belirli süreli iş
sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz.
Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı
nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korur.”
Bu durumda tasarıda yer alan “süresi zaman ve tarih olarak belirlenen”
ifadesinin, yasada “belirli süreli işlerde” şeklinde değiştirilmesini nasıl yo-
rumlamak gerekecektir? Tasarıda madde metni ile madde gerekçesi uyumlu
bir şekilde düzenlenmişken, TBMM’deki görüşmelerde madde gerekçesinin
aynen bırakılıp madde metninin değiştirilmesi yeni bir tartışma konusu
yaratmış, hukuk tekniğine aykırı bir durum ortaya çıkmıştır. Nitekim Bi-
lim Kurulu’nda yer alan Ulucan’a göre,
20
yeni iş yasasındaki düzenleme
“...belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılması bakımından bir sınırlama getirmiş-
tir. Oysa tasarıda, belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılması tarafların iradesine
bağlı olarak süresi zaman ve tarih olarak belirlenen veya işçinin üstlendiği işin
türü, amacı veya niteliğinden sürenin belirli olduğu anlaşılan sözleşmedir, diye
tanımlanmış bulunmaktaydı. Bu durumda taraflar, yeni yasanın getirdiği sınırlar
çerçevesinde, ancak ortada baştan itibaren objektif nedenler varsa belirli süreli iş
sözleşmesi yapabilecekler, böyle bir neden yoksa salt bir tarih veya gün vererek belirli
süreli sözleşme yapamayacaklardır. Yasa koyucunun belirli süreli iş sözleşmesi
yapılmasını objektif koşullara bağlamasının anlamı, bu hak ve özgürlüğün kötüye
kullanılmasını engellemektir, denilebilir... Kaldı ki Avrupa Birliği’nin 1999/70
sayılı Yönergesi...belirli süreli hizmet akitlerinin kötüye kullanılmasına engel ol-
mak için bu sözleşmelerin ‘objektif temellere’ dayandırılmasını... ilke olarak kabul
etmiştir.” Ulucan’a göre,
21
yeni iş yasası yürürlüğe girdikten sonra, bugüne
20
Prof. Dr. Devrim Ulucan, 2003, “4857 Sayılı Kanuna Göre İş Sözleşmesi Türleri”,Yeni
İş Yasası, (Seminer Notları ve İş Kanunu), Türkiye Toprak, Seramik, Çimento ve Cam
Sanayii İşverenleri Sendikası, Çeşme, 25-29 Haziran 2003, s. 40.
21
Ulucan, s. 41.
248 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 249
makaleler Sabahattin ŞEN
kadar gerek Yargıtay kararlarında
gerekse öğretide benimsenen gö-
rüşün aksine, ‘işveren vekilleri için
bile belirli süreli iş sözleşmesi yapma
olanağı kalmamıştır. ‘Yine Bilim Ku-
rulu’nda yer alan Eyrenci’ye göre
22
de, “belirli süreli iş sözleşmesinin yapı-
labilmesi için maddede belirtilen ‘belirli
süreli iş’, ‘belli bir işin tamamlanması’
ve ‘belirli bir olgunun ortaya çıkma-
sı’ hususları ‘objektif koşullar’ olarak
ifade edilen şartı açıklamak için geti-
rilen örneklerdir... Bu şekilde yasama
organının iradesi, Avrupa Birliği’nin
99/70 sayılı Yönergesi’nde öngörülen
belirli süreli iş sözleşmelerinin ‘objek-
tif temellere’ dayandırılması ilkesinin
belirli süreli iş sözleşmelerinin ilk defa
yapılmasında da aranması yönünde te-
celli etmiştir.” Şahlanan
23
da, “Belirli
süreli işlerde, iş belirli süreli olacak...
veya belli bir işin tamamlanma süreci
için veya belirli bir olgunun ortaya
çıkması gibi objektif koşullara bağlı ola-
rak belirli süreli sözleşme yapılabilir”
görüşünde olmasına karşın, “belirli
bir olgunun ortaya çıkması” koşulu-
nu geniş yorumlamakta ve vasıflı
işçilerle belirli süreli sözleşme yapı-
labileceğini savunmaktadır. Çelik
24
ise, hazırlanan tasarıyla meclisten
çıkan kanun arasında çelişki ol-
duğu, belirli süreli sözleşmelerin
ilk kez yapılmasında esaslı bir ne-
22
Prof. Dr. Öner Eyrenci, “4857 Sayılı Yeni İş Kanunu”, İşveren, C. 41, S. 10, Temmuz
2003, s. 5.
23
Prof. Dr. Fevzi Şahlanan, “Yeni İş Kanunu Ne Getiriyor” Semineri, TİSK Yay., İzmir 3
Temmuz 2003, s. 38-39.
24
Prof. Dr. Nuri Çelik, Yeni İş Yasası, (Seminer Notları ve İş Kanunu), Türkiye Toprak,
Seramik, Çimento ve Cam Sanayii İşverenleri Sendikası, Çeşme 25-29 Haziran 2003,
s. 80.
1. Bilim Kurulu’nca hazırlanan
Tasarıdaki ilk metin:
“Bir işverenden işyerinde yürüttü-
ğü mal veya hizmet üretimine ilişkin
asıl işin bir bölümünde veya yardımcı
işlerinde iş alan ve bu iş için görevlen-
dirdiği işçilerini sadece bu işyerinde al-
dığı işte çalıştıran diğer işveren arasında
kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren
ilişkisi denir.”
Madde gerekçesi:
“Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin
tanımı unsurlarıyla birlikte açıklanmış,
unsurlarında mevcut esaslar korunmak-
la beraber, görüş ayrılıklarına sebep olan
bir konu da kavram açısından daraltıcı
etkiye sahip bir hüküm haline getirilmiş-
tir. Buna göre, bir işyerinde yürütülen
mal veya hizmet üretimine ilişkin ‘asli
işin bir bölümünde’ veya ‘yardımcı işle-
rinde’ iş alan diğer işverenler, işçilerini
sadece bu işyerinde çalıştırdıklarında
asıl işveren alt işveren ilişkisi doğmuş
olacak, buna karşı işyerinde yürütülen
asli ve yardımcı işler dışında iş alan bir
işveren, örneğin işyerinde bir ek inşaat
yapılması ya da bina onarım işini alan
diğer işverenin alt işveren kapsamında
nitelendirilmesi mümkün olmayacak-
tır.”
250 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 251
makaleler Sabahattin ŞEN
den aranmaması gerektiği, çünkü
kanunun 11. maddesinde “belirli
süreli iş sözleşmesi esaslı bir neden
olmadıkça birden fazla yapılamaz”
denildiği, bu nedenle belirli süreli
sözleşme bir defa yapılıyorsa esaslı
neden aramaya gerek olmadığı
görüşündedir. Demir’e göre
25
ise,
“yeni iş kanunu’nun getirdiği özel bir
düzenleme, tarafları iş sözleşmesinin
türünü ve çalışma biçimlerini belirleme
konusunda serbest bırakmaktadır. Buna
göre, ‘taraflar iş sözleşmesini Kanun
hükümleriyle getirilen sınırlamalar
saklı kalmak koşuluyla ihtiyaçlarına
uygun türde düzenleyebilirler’ (mad.
9/1) ... İş sözleşmesinin ‘belirli’ veya
‘belirsiz’ süreli olup olmamasını hem
‘işin niteliği’ hem ‘taraf iradeleri’ be-
lirleyebilmektedir.”
Ulucan ve Eyrenci’nin savun-
duğu gibi, yeni iş yasasında yer
alan belirli süreli işlerde” kavramını,
vasıfsız işler açısından “niteliğinden
ötürü belirli süreli iş” olarak değer-
lendirmek, bu tür işlerde belirli sü-
reli iş sözleşmesi ilk kez yapılırken
de objektif esaslar aramak bugüne
kadar öğretide ve yerleşik yargı ka-
rarlarında savunulan görüşe uygun
düşecektir. Bu durumda, madde
gerekçesinde belirli süreli iş sözleş-
mesi açıklanırken tasarıda yer alan
“sadece tarafların açıkça süresini belir-
ledikleri değil” ifadesinin korunması
ve bu ifadenin tersinden, tarafların
kendi iradeleriyle süreyi zaman
olarak açıkça belirleyebileceklerinin
25
Prof. Dr. Fevzi Demir, “4857 sayılı İş Kanunu’nun Başlıca Yenilikleri ve Uygulamadaki
Muhtemel Etkileri”, Mercek, Temmuz 2003, s. 93.
2. Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler Komisyonu tarafın-
dan kabul edilen ve Hükümetçe
TBMM’ye sunulan madde metni:
“Bir işverenden, işyerinde yü-
rüttüğü mal veya hizmet üretimine
ilişkin, asıl işin bir bölümünde veya
yardımcı işlerinde, işin gereği ve tek-
nolojik nedenlerle iş alan ve bu iş için
görevlendirdiği işçilerini sadece bu
işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer
işveren arasında kurulan ilişkiye asıl
işveren, alt işveren ilişkisi denir... İşin
gereği ve teknolojik nedenler dışında asıl
iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
Aksi durumlarda alt işverenin işçileri
başlangıçtan itibaren asıl işverenin
işçisi sayılırlar.”
Madde gerekçesi:
“Asıl işveren-alt işverenin ilişkisinin
tanımı unsurlarıyla birlikte açıklanmış,
unsurlarında mevcut esaslar korunmak-
la beraber, görüş ayrılıklarına sebep olan
bir konu da kavram açısından daraltıcı
etkiye sahip bir hüküm haline getirilmiş-
tir. Buna göre, bir işyerinde yürütülen
mal veya hizmet üretimine ilişkin “asli
işin bir bölümünde” veya “yardımcı iş-
lerinde” iş alan diğer işverenler, işçileri-
ni sadece bu işyerinde çalıştırdıklarında
asıl işveren alt işveren ilişkisi doğmuş
olacak, buna karşı işyerinde yürütülen
asli ve yardımcı işler dışında iş alan bir
işveren, örneğin işyerinde bir ek inşaat
yapılması ya da bina onarım işini alan
diğer işverenin alt işveren kapsamında
250 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 251
makaleler Sabahattin ŞEN
anlaşılması gerçeğinin de vasıflı iş-
çiler için geçerli olabileceğini kabul
etmek hukuka uygun bir çözüm
olabilir.
Bu noktada ilk başta sordu-
ğumuz, “yeni İş Yasası yürürlüğe
girdikten sonra işi üstlenen alt iş-
veren, yeni işe alacağı işçilerle alt
işverenlik sözleşmesinin süresi kadar
belirli süreli iş sözleşmesi yapabilecek
midir?” sorusuna geri dönecek
olursak, bu soruya olumlu yanıt
verilemeyeceğini kabul etmek
zorundayız. Özellikle tersinin ka-
bul edilmesinin yaratacağı sosyal
sorunları dikkate alacak olursak,
bugüne kadar öğretide ve yerleşik
yargı kararlarında savunulan gö-
rüşe uygun olarak, yeni iş yasası
yürürlüğe girdikten sonra da alt
işveren işçilerinin belirli süreli iş
sözleşmesiyle çalıştırılamayacağını
kabul etmek gerekmektedir. Aksi
takdirde, alt işveren işçileri bir yıl-
lık belirli süreli iş sözleşmeleriyle
çalıştırılarak kıdem tazminatı, iş
güvencesi ve dolayısıyla sendika-
laşma ve toplu sözleşme hakların-
dan yoksun bırakılacaktır ki yeni
iş yasasının amacının bu olduğu
düşünülemez. Ancak, belirli bir
nitelik gerektiren işveren vekilliği,
müdürlük, genel müdürlük gibi
işlerde, Ulucan’ın aksine, bugüne
kadar öğretide ve yargı kararla-
rında benimsendiği gibi tarafların
iradeleriyle zaman olarak belirli
süreli iş sözleşmesi yapabilecek-
lerinin ‘sözleşme yapma özgürlüğü’
nedeniyle uygun olacağını dü-
şünmekteyiz. Kuşkusuz yeni iş
nitelendirilmesi mümkün olmayacaktır.
Ayrıca, asıl işverenin alt işverenden iş
alabilmesi işyeri gereklerine ve teknolojik
nedenlere bağlanmıştır. (Bu cümlenin ‘alt
işverenin asıl işverenden iş alabilmesi’
şeklinde düzenlenmesi gerekirdi. Ayrıca
madde metninde ‘işin gereği’ ifadesi kul-
lanılmışken bu cümlede ‘işyeri gerekleri’
ifadesi kullanılmıştır. S. Ş. )”
3. Tasarının TBMM’den Geri
Çekilmesinden Önce 13.3.2003
Tarihinde TBMM’de Kabul Edilen
Madde Metni:
“Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü
mal veya hizmet üretimine ilişkin, asıl
işin bir bölümünde veya yardımcı işle-
rinde, işletme ve işin gereği ile teknolojik
nedenlerle iş alan ve bu iş için görevlen-
dirdiği işçilerini sadece bu işyerinde al-
dığı işte çalıştıran diğer işveren arasında
kurulan ilişkiye asıl işveren, alt işveren
ilişkisi denir... İşin gereği ve teknolojik
nedenler dışında asıl iş bölünerek alt
işverenlere verilemez.“
Madde gerekçesi: “Bu önergeyle,
asıl işin bir bölümünde veya yardımcı
işlerinde işletme ve işin gereği ile tekno-
lojik nedenlerle asıl işveren ve alt işveren
ilişkisinin kurulabileceği, asıl işverenin
işçilerinin alt işveren tarafından işe
alınarak çalıştırılmasının kısıtlanama-
yacağı, daha önce işyerinde çalıştırılan
kimseyle alt işveren ilişkisinin kurulama-
yacağı, aksi halde bu ilişkinin muvazaalı
olacağı düzenlenmiştir.”
4. TBMM’de kabul edilen son
metin: “Bir işverenden, işyerinde
yürüttüğü mal veya hizmet üretimine
ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin
252 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 253
makaleler Sabahattin ŞEN
yasasının yarattığı bu durum çok
tartışılacaktır. Şimdiden bazı bilim
insanları görüşlerini çeşitli şekiller-
de açıklamaya başladılar. Örneğin
Şahlanan’a göre, “Bir taşeron 3 yılda
bitecek bir iş almışsa, işi 3 yıl sürecekse
tabii burada çalıştıracağı işçilerle yaptı-
ğı sözleşme belirli süreli sözleşme sayı-
labilir, çünkü o, 3 yıl içinde bitecek bir
iş için işçi almıştır. Taşeron işçisi de o
iş içinde çalışacaksa, niteliği gereği 3
yıllık bir belirli süreli sözleşme olarak
değerlendirilebilir.”
26
Ancak Şahla-
nan’ın dikkatten kaçırdığı husus,
üstlenilen işin niteliğinden ötürü 3
yıl sürecek olması değil, alt işvere-
nin bu işi üç yıl süreyle üstlenmiş
olmasıdır. Üç yıl sonra ise aynı işi
bir başka alt işveren ya da asıl iş-
verenin kendisi yürütmeye devam
edecek, bu durumda, Yargıtay’ın
yerleşik kararlarında benimsediği
gibi, işyeri el değiştirmiş olacaktır.
Nitekim Yargıtay alt işverenle ilgili
bir kararında; davalının üstlenilen
işin süreli olduğunu, iş bitiminde
iş akdinin kendiliğinden sona er-
diğini ileri sürmesine karşılık, işin
bitmesi nedeniyle iş akdinin sona
erdirilmesinin yasada belirtilen
haklı fesih nedenleri arasında yer
almadığını, bu nedenle davacıya
ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesi
gerektiği sonucuna varmıştır.
27
5. Muvazaa Kesin Olarak Na-
sıl Önlenebilirdi?
Yeni iş yasasında yukarıda
26
Şahlanan, Yeni İş Yasası, s. 103.
27
Yarg. 9. HD, E. 1999/4209K. 1999/8411T. 4. 5. 1999.
bir bölümünde işletmenin ve işin gereği
ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerek-
tiren işlerde iş alan ve bu iş için görev-
lendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde
aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş
aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye
asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir...
İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik
nedenlerle uzmanlık gerektiren işler
dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere
verilemez.”
Madde Gerekçesi:
“Yapılan düzenlemeyle, doğrudan
üretim organizasyonu içerisinde yer
almayan yükleme, boşaltma, temiz-
lik, yemek hizmetleri, odacılık ve çay
hizmetleri, personel taşıma, güvenlik,
teknik bakım gibi işyerinde yürütülen
mal veya hizmet üretimine ilişkin yar-
dımcı işlerde, asıl işveren, alt işveren
ilişkisinin herhangi bir sınırlamaya
tabi olmaksızın kurulabileceği hüküm
altına alınmıştır. Ayrıca, asıl işin bir
bölümünde işletmenin ve işin gereği,
teknolojik nedenlerle uzmanlık gerekti-
ren işler gibi kriterler getirilmiştir. Bu
düzenlemeyle, asıl işverenler, ihtiyaç
duydukları teknolojileri kullanma ola-
nağına kavuşmaktadırlar.”
5. TBMM’de kabul edilen
madde metnine ilişkin değişiklik
önergesinin gerekçesi:
“Asıl işveren, alt işveren tanımı
daha anlaşılır hale getirilerek uygu-
lamadaki sorunların önüne geçilmek
istenmiştir.”
252 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 253
makaleler Sabahattin ŞEN
açıkladığımız alt işverenlik için getirilen iki sınırlamayla muvazaa sorunu
çözülmüş olmamaktadır. Aksine yeni iş yasasında alt işveren bağımsız bir
işveren olarak kabul edilmekle muvazaa tartışmalarının devam etmesine
göz yumulmuş olmaktadır. Muvazaa konusundaki tartışmaların odak nok-
tası, alt işverene verilen iş(ler)in gerçekten bağımsız bir işyeri niteliğinde
olup olmadığıdır. Yeni İş Yasası’nın 2. maddesinin gerekçesinde işyeri
tanımlanırken iki ölçütten söz edilmektedir: 1. Amaçta birlik (aynı teknik
amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık), 2. Yöne-
timde birlik (aynı yönetim altında örgütlenmiş olma) Alt işveren yönetim
olarak ayrıdır, bağımsız bir yönetime sahiptir; ancak (teknik) amaç olarak
asıl işyeriyle bir bütünlük oluşturmaktadır, asıl işyerinden ayrı bir amacı
yoktur. “Alt işverenin aldığı iş, kendi yönünden bağımsız bir sonuç elde etmeye
yöneltilmiş bir iş değildir; asıl işin bir parçasıdır ve yapılan iş asıl işverene aittir...
Alt işverenin işçileri, işyerinin işçileridir. Asıl işveren tüm işyerinin işverenidir.
O halde asıl işveren aynı zamanda alt işverenin işçilerinin de işverenidir.”
28
Bu
anlamda yeni iş yasası, önceden olduğu gibi alt işvereni ayrı bir işyeri olarak
kabul etmekle kendi içinde çelişkiye düşmektedir.
Öte yandan; yeni İş Yasası’nın 2. maddesine göre; “İşyeri, işyerine bağlı
yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bü-
tündür.” Alt işverenin yaptığı işler de buralarda yapılan asıl işe yardımcı
işler ya da asıl işin bir bölümü olan işlerdir.
Açıklanan nedenlerle alt işverenin, asıl işyeriyle bir bütün/tek işyeri
olarak kabul edilmesi ve iş hukuku açısından tek bir işyeri olarak işlem
görmesi gerekirken, ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak kabul edilmesi
muvazaa tartışmalarının devam edip gitmesine uygun bir hukuki zemin
hazırlamış olmaktadır.
Öte yandan, 2821 sayılı Sendikalar Yasası işkolu esasına göre örgüt-
lenmeyi benimsemiş olduğundan bir işyerinde asıl işe yardımcı işler de
asıl işkolundan sayılmaktadır. (60. mad.) Bu anlayışın bir sonucu olarak,
işyerindeki işçiler yardımcı işte çalışsalar bile ancak işyerinin bağlı olduğu
işkolunda kurulu sendikaya üye olabilirler (22. mad. ). Sendikalar Yasa-
sı’ndaki bu düzenlemelerin amacı “tek işkolunda tek işyeri tek sözleşme” ilke-
sinin benimsenmiş olmasıdır. Böylece bir işyerinin asıl bölümünde, eklenti-
lerinde, yardımcı işlerinde tek bir sendika ile tek bir sözleşme bağıtlanacak,
sözleşme süresince çalışma barışı sağlanmış olacaktır. “... İşkolu ilkesine göre
örgütlenmede işyeri bir bütün olarak dikkate alınmakta, bu birimde yürütülen asıl
işe göre işyerinin gireceği işkolu belirlenmekte ve işyerindeki yardımcı işlerinde
28
Erdoğan Çubukçu, 1996, “Asıl İşveren-Alt İşveren (Diğer İşveren) İlişkileri Üzerine
Düşünceler”, Barolar Birliği Dergisi, S. 1, Yıl. 9, s.. 69-70.
254 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Sabahattin ŞEN makaleler
de asıl işin girdiği işkolu kapsamında bulunduğu kabul edilmektedir. Bu ölçütler
önemli bir sonucu-ölçütü de beraber getirmekte, her işyerinin yalnız bir işkolunda
faaliyet gösteren bir ünite olduğu (bir işyeri bir sendika) benimsenmektedir. Her
şeyden önce işyeri, eklentileri, araçları ve varsa işyerine bağlı bulunan yerler ile bir
bütün, örgütlenmiş bir ünite (birim) olduğu için, işyerinin girdiği işkolu asıl işe
göre belirlenir ve işyerinin sınırları içinde olan bağlı yerler, eklentiler ve araçla-
rında yürütülen işler de asıl işin girdiği işkolundan sayılır.”
29
Yeni iş yasasında
alt işverenin ayrı bir işyeri olarak kabul edilmesi Sendikalar Yasası’ndaki
bu amaç ve düzenlemelerle çelişmektedir. Çünkü alt işveren ayrı bir işyeri
olarak kabul edildiğinde, buradaki işçiler başka bir sendikada (alt işveren
birden fazla ve farklı işkollarında ise farklı işkollarındaki birkaç sendikada)
örgütlenebilecek ve bir işyerinde aynı anda farklı işkolundaki sendikalarla
farklı dönemlerde farklı toplu sözleşmeler bağıtlanabilecektir. Ne var ki
iddia edildiğinin aksine yeni iş yasasında da iş güvencesinin olmaması
alt işveren işçilerinin sendikal örgütlenmesini engellemekte ve buna bağlı
olarak toplumsal çatışmalar ne yazık ki yeni iş yasası döneminde de devam
etmektedir.
30
Alt işverenliğin işyerlerinde neden olduğu toplumsal çatış-
malardan kaçınmak isteyen işyerleri ise, “İsdemir” örneğinde olduğu gibi,
alt işverenlik sisteminden vazgeçmektedirler. “İSDEMİR”de özelleştirme
kapsamına alınmadan önce yaklaşık 5 bin kadrolu ve sendikalı işçi, yine
yaklaşık 40 alt işverende 5 bin alt işveren işçisi sendikasız olarak çalışmak-
taydı. İşçilerin bu şekilde bölünmesinin yarattığı huzursuzluklar, özellikle
muvazaa konusunda açılan davaları işverenin kaybetmesi karşısında anılan
işyerinde alt işveren uygulamasından tamamen vazgeçildi, tüm alt işveren
işçileri kadroya geçirildi.
31
29
Prof. Dr. Münir Ekonomi, İş Hukuku, C. 1, Bas. 3, İTÜ Vakfı Yay., No: 218, 1987
İstanbul, s. 32; aynı yazar, 1991, “İşkolu Esasına Göre Sendikalaşma ve İşyerinin
Girdiği İşkolunun Belirlenmesi”, İş Hukuku Dergisi, C. 1, S. 1, Ocak-Mart, s. 34-35.
30
Yeni İş Yasası yürürlüğe girdikten kısa bir sonra Eskişehir’de Şişecam’a bağlı
Paşabahçe Fabrikası, Kocaeli’nde Pırelli, Adana Dupontsa işyerlerinde çalışan alt
işveren işçilerinin sendikaya üye oldukları için işten çıkarıldığı konusunda günlük
basında haberler yer almıştır.
31
Cumhuriyet, 6.10.2003.