makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009353
YOKSULLUK EKSENİNDE
ENGELLİLERİN EĞİTİMİ
Arzu BESİRİ
∗
“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer
herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş
veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesinde ilan olunan tekmil haklardan
ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.”
GİRİŞ
Türkiye’de engelliler toplumla bütünleşme yönünde yoğun so-
runlar yaşamaktadırlar. Yaşamın pek çok alanına yayılan sorunlar,
engelli bireylerin, toplumla işlevsel bir bütünlük içinde yaşamalarını
güçleştirmektedir. Toplumun engelliyi anlamaması, yaşadıkları hayat
içinde onları fark etmemesi, engellilerin de kendilerini geriye çekmesi-
ne böylece toplumda ayrışmalara sebep olmuştur.
Eğitim olanaklarından yeterince yararlanamama, fiziksel ayırım-
cılığa maruz kalma, toplum içindeki düşük roller, işsizlik, yoksulluk
ve daha birçok konu engelliler tarafından yaşanan temel sorunlardır.
Engelli bireylere yönelik ön yargılar beraberinde birçok olumsuzlu-
ğu getirmektedir. Engelli bireyler eğitim ve istihdam sorunları, ön
yargılar neticesinde yanlış tutumlar, bağımsız hareket edememe ve
ulaşabilirlikte engeller gibi nedenlerle çoğunlukla geçimlerini temin
edememektedirler. Anayasa’nın 10. maddesine göre, herkes, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle kanun önünde eşittir. Bu hükümden de herkesin eşit hak-
*
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Hukuku Yüksek
Lisans Programı öğrencisi.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009354
lara sahip olduğunu kolaylıkla çıkartırız. Fakat bu eşitlik ilkesinden
en az yararlananlar maalesef engellilerdir. Bunun nedeni engellilerin
Anayasa’dan ve yasalardan kaynaklanan haklarını bilmemeleri, engel-
liler adına hizmet veren başta vakıf ve dernekler olmak üzere kurum
ve kuruluşların üyelerini bilinçlendirecek yeterliliğe sahip olmamaları
vs.’dir.
Her şeyin hızla değiştiği bir dünyada, engellilerin de eğitilip po-
tansiyel haline dönüştürülmesi gerekmektedir. Dünya Bankası veri-
lerine göre dünyanın en yoksul toplumlarının %20’sini engelli kişi-
ler oluşturmaktadır. Sadece sosyal transferler yardımıyla engellilerin
yoksulluğunun önüne geçilemez. Engelleri özel eğitim gerektiren bi-
reylerin topluma etkin ve üretken kişiler olarak katılımlarını sağlamak
gereklidir. Ancak burada önemli bir husus daha var. Özel eğitim veren
bu okullarımızda öğretmen eksikliği had safhadadır. Bunun bir sebebi
de özel eğitim bölümü mezunu veren sadece beş üniversitemizin bu-
lunmasıdır. Eğitimde fırsat eşitliği ilkesinden yola çıkarak, eğitim ihti-
yaçlarını karşılamak, özellikleri doğrultusunda uygun ortamlarda eği-
tim almalarını sağlayarak bu konuda gerekli tedbirleri almak da, Milli
Eğitim Bakanlığı’nın görev ve sorumluluklarındandır. Eğitimli engelli
özelde aile ekonomisine, genelde ülke ekonomisine üreterek katkıda
bulunduğu zaman hem kendisi mutlu olacaktır, hem de toplumda hak
ettiği saygınlığı kazanacaktır.
1
Bu çalışmanın amacı engellilerin toplumla bütünleşmesi yönünde-
ki engellerden eğitim sorununa ve yoksulluğa dikkat çekmek, gerçek-
leştirilen uygulamaların olumlu olumsuz yönlerinden bahsetmektir.
1. ENGELLİLİK KAVRAMI
Yalnız bizim dilimizde değil, diğer birçok dilde de engelli ve engel-
lilik anlamına gelen birden fazla sözcük bulunmaktadır. Adlandırma-
da ki bu farklar, zaman zaman öyle çok tartışmaya neden olmaktadır
ki, bu tartışmalar gerçek sorunların önüne geçebilmektedir. Engellinin
kim, engelliliğin de ne olduğu açık bir biçimde ortaya konmayınca en-
gellilere yönelik geliştirilecek politikaların, yasaların ve hizmetlerin de
kapsamı belirginsizleşmektedir. Bu belirsizlik de uygulamada pek çok
1
Karakaş, K., Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları, Ufkun Ötesi Bilim Dergi-
si, C. 2, S. 2, Kasım 2002.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009355
sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Adlandırmada ki karma-
şa ve tanım güçlüğü, engellinin kendini anlatmasını ve diğerlerinin de
onları anlamasını zorlaştırmaktadır.
2
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde insandan iki eli olan, iki ayak üze-
rinde dolaşan, sözle anlaşılan, akıl ve düşünme yeteneği olan en ge-
lişmiş canlı diye söz edilmesi engelli insanı tarif etmemekte ve bu
tarife girmediğinden bazı engellileri insan görmemektedir. Bedensel
ve zihinsel engelliler, sağır ve dilsizler bu tarife girmemekte, görme
ve süreğen engelliler bu tarife girmektedir. Bu da tanımlarda sadece
engellilerle engelli olmayanlar arasında değil, engelliler arasında da
ayrım yapıldığına işaret etmektedir. Halbuki İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi’nin 1. maddesinde “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar
açısından eşit doğarlar” yazar. Fakat bu eşitlikten en az yararlananlar
bazen de hiç yararlanamayanlar engellilerdir.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine (WHO) göre genel olarak her-
hangi bir toplumun nüfusunun yaklaşık yüzde 10’ununu engelli ki-
şiler oluşturmaktadır.
3
Ülkemizde engelli nüfus oranı ise Başbakanlık
Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı ve Başbakanlık Özürlüler İdare-
si Başkanlığı işbirliği ile Aralık 2002’de yapılan ve Temmuz 2004’te
Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nca açıklanan Özürlüler Araştırması ra-
poruna göre yüzde 12.29’dur.
4
Dünyanın her yerinde engelli kişiler ay-
rımcılıkla karşılaşmakta ve yaşadıkları toplumların ekonomik, sosyal
ve politik alanlarından dışlanmaktadırlar. Bu da engelliler arasındaki
yoksulluğun temel nedenidir.
1.1. Engelli, Sakat, Özürlü Kavramları
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde;
Engelli: vücudunda eksik veya kusuru olan,
Özürlü: gelişimin türlü yanlarıyla öğrenme gücü gibi süreçlerin
birisi veya birkaçında sakat olan kişi ya da kusuru olan, defolu.
2
Karakaş, K., Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları, Ufkun Ötesi Bilim Dergi-
si, C. 2, S. 2, Kasım 2002.
3
www.rehabilitasyon.com.
4
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat,
Ankara 2006.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009356
Sakat: vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü.
olarak tanımlanmıştır.
5
Engellinin bir başka tanımı ise vücudunda doğuştan veya sonra-
dan oluşmuş, fiziksel, biyolojik veya estetik olarak, görünüm / işlev
bozukluğu nedeniyle, günlük hayat ve sosyal yaşam içerisinde engel
ve sorunlarla karşılaşmakta olup, genel hayata uyum sağlayabilmesi
ve engel durumuna özel gereksinimlerinin sağlanması için, sosyal-
bilimsel çalışma ve destekleri almaya hakkı olan kişidir. (örneğin; gör-
me engelli, işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, konuşma
engelli, ...)
Engelli kavramıyla ilgili Özürlüler İdaresi’nin kabul ettiği tanım-
lar şöyledir:
Zedelenme - Sapma: Bireyin psikolojik, fizyolojik, anatomik özel-
liklerinde geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ya da işleyiş bo-
zukluğu olur. Bacakların olmayışı, kolların felçli oluşu, iyi görememe
vb. gibi durumlar birer zedelenmedir.
Yetersizlik: Zedelenme ya da bazı sapmalar sonucu, bir insan için
normal kabul edilen bir etkinliğin ya da hareketliliğin, engellenme
veya sınırlanması haline denmektedir. Birey zedelenme ya da sapma
sonucu yaşamında bir takım güçlüklerle karılaşır, bazı güçlüklerin üs-
tesinden gelmede yetersiz kalır. Bacaklarının olmayışı ya da fiziksel
engelli oluşu, yürüyememe, yürüyerek yapılan etkinliklerde kişinin
yetersiz kalmasına neden olur.
6
Özür - Engel: Bireyin yaşadığı sürece yaş, cins, sosyal ve kültürel
faktörlere bağlı olarak oynaması gereken roller vardır. Birey yetersiz-
lik yüzünden bu rolleri gereği gibi oynayamaz durumda kalırsa buna
özür - engel denir.
7
2004 yılında çıkarılan Özürlüler Kanunu’na göre engelliler “Do-
ğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihin-
sel, ruhsal, duygusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, normal
yaşamın gereklerine uyamayan, günlük gereksinimlerini karşılama güçlükle-
ri olan korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmeti alan
5
http://tdkterim.gov.tr.
6
Özsoy, Y., Özyürek, M., Eripek, S., Özel Eğitime Giriş.
7
Özsoy, Y., Özyürek, M., Eripek, S., Özel Eğitime Giriş.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009357
kişilerdir”.
8
Dünya Sağlık Teşkilatı ( WHO ) engelli kavramını üç ayrı ana ka-
tegoride toplayıp, değerlendirmektedir.
1. İç veya dış organların zarar görmesi veya tahrip olması, organ-
lardan herhangi birisinin zarara uğramış olup olmadığı genelde tıbbi
bir teşhisin sonucunda kesinlik kazanmaktadır. Mesela gözün görme
kabiliyetini yitirmesi, bir organın hastalığı olarak ifade edilebilir (im-
pairment).
2. Organların zarara uğraması sebebiyle ruhsal, psikolojik veya fi-
ziki yönden fonksiyonel engellerin ortaya çıkması. Fonksiyonel engel,
normal bir aktiviteyi yerine getirmekteki zorluğu ve meşakkati dile
getirmektedir. Bir göz rahatsızlığının görme kabiliyetini sınırlaması,
önemli bir fonksiyonel engel teşkil eder. Dolayısıyla fonksiyonel en-
geller, kişinin bedene ait değişik yetenek ve performans kaybını yan-
sıtmaktadır (Disability).
3. Sosyal engellerin belirlenmesi. Fonksiyonel engellerin artması
ile çoğu kez sosyal hayatta değişik engellerle karşı karşıya gelinmekte-
dir. Bu durumda kendilerinden beklenen sosyal rollerini yerine getire-
memektedirler (Handicap).
9
Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi bugün, bir kişinin engelli
sayılabilmesi için, o kişinin bedensel (anatomik, ortopedik) bozuklu-
ğundan ziyade, fonksiyonel yetersizliği olup olmadığına, bir başka
deyişle, arızalanmış organların ne derecede görevlerini yerine getirip
getirmediğine bakılmaktadır.
10
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 1. madde 2.
cümlesine göre “Engelli kişiler, çeşitli engellerle karşılaşmaları halinde di-
ğerleriyle eşit bir şekilde topluma tam ve etkili şekilde katılmalarını engelleyen
uzun süreli fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal sakatlığı olan kişilerdir.”
11
Sakat veya özürlü kelimesi yerine engelli sözcüğünü kullandığı-
mızda yetersizliğe işaret etmesinin yanı sıra kulağa hitabı bakımından
8
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat
Kitabı, s. 6.
9
Seyyar, A., Sosyal Siyaset Açısından Özürlülüğe Karşı Mücadele, s. 41.
10
Seyyar, A., Sosyal Siyaset Açısından Özürlülüğe Karşı Mücadele, s.42.
11
www.beyazay.org.tr.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009358
da daha güzel gelmektedir, bu yüzden engelli kelimesini kullanaca-
ğım.
1.2. Türkiye’de Engelli Profili
Türkiye’de sık görülen belirli engelli grupları şunlardır:
Bedensel engelliler
Görme engelliler
İşitme engelliler
Dil ve Konuşma engelliler
Zihinsel engelliler
Otistik engelliler (Otizm)
Süreğen hastalar
12
Bedensel Engelliler: Kas ve iskelet sisteminde yetersizlik, eksiklik
ve fonksiyon kaybı olan kişilerdir. El, kol, bacak, parmak ve omur-
galarında kısalık, eksiklik, fazlalık, yokluk, hareket kısıtlılığı, şekil
bozukluğu, kas güçsüzlüğü, kemik hastalığı olanlar, felçliler ve spas-
tikler bu gruba girmektedir.
13
Omurilik felçlileri de bu gruba girmek-
tedir. Omurilik felci; omuriliğin hastalık veya tramvaya bağlı olarak
baskıya uğraması ve işlevini kaybetmesidir. Uğradığı bu baskı sonucu
omurilikte hasar gören bölgeler beyinle iletişim yapamaz hale gelir.
Organlarla beyin arasındaki irtibat hasar gören bölgeler ve aşağısında
kaybedilir. Hastalıklardan başka travmalara örnek olarak trafik kaza-
ları, yüksekten düşmeler, sığ suya balıklama atlama, iş kazaları vs. gibi
sebepler sayılabilir.
14
Görme Engelliler: Tek veya iki gözünde tam veya kısmi görme
kaybı veya bozukluğu olan kişilerdir. Görme kaybıyla birlikte göz pro-
tezi kullananlar, renk körlüğü, gece körlüğü bu gruba girmektedir.
15
12
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve DİE Aralık 2002”Özürlüler Araştırma-
sı”.
13
Öztürk, M., Hayata Dokunuş, s.14.
14
www.tofd.org.tr.
15
Öztürk, M., Hayata Dokunuş, s. 14.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009359
İşitme Engelliler: Tek veya iki kulağında tam veya kısmi işitme
kaybı olan kişidir. İşitme cihazı kullananlar da bu gruba girmektedir.
Dil ve Konuşma Engelliler: Herhangi bir nedenle konuşamayan
veya konuşmanın hızında, akıcılığında, ifadesinde bozukluk olan ve
ses bozukluğu olan kişidir. Konuşamayan, gırtlağı alınanlar, konuş-
mak için alet kullananlar, kekemeler, dil- dudak-damak- çene yapısın-
da bozukluk olanlar bu gruba girer.
Zihinsel Engelliler: Genel zihinsel işlevlerde önemli derecede
normalaltı, bunun yanında uyumsal davranışlarda yetersizlik göster-
me durumudur. Eğitilebilir, öğretilebilir ve ağır zihinsel engelliler ola-
rak üçe ayrılır.
Otistik Engelliler (Otizm): Konuşmada gecikmenin olması veya
gelişmemesi, ilgi alanında sığlık insanlar ile ilişki kurma yerine can-
sız nesnelerle ilgilenme, yaşıtlarıyla oyun oynamama ve tekrar edici
basmakalıp davranışlarda bulunma ile kendini gösteren gelişimsel
bir bozukluktur. Otistik çocukların hepsinin, tamamen aynı belirtile-
ri göstermemelerine karşın, davranışı etkileyen sosyal, iletişimsel ve
duyusal alanlarda sorunları vardır. Otizm genellikle üç yaşından önce
başlar ve görülme sıklığı binde birdir. Erkek çocuklarda kız çocuklara
oranla dört kat daha fazla görülmektedir.
16
Süreğen Hastalık: Kişinin çalışma kapasitesi ve fonksiyonlarının
engellenmesine neden olan, sürekli bakım ve tedavi gerektiren has-
talıklardır. (kan hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, sindirim sistemi
hastalıkları, idrar yolları ve üreme organı hastalıkları, cilt ve deri has-
talıkları, kanserler, endokrin ve metabolik hastalıklar, ruhsal davranış
bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, HIV)
Süreğen hastalıklar engel türleri içerisinde alt başlık olarak yer al-
maktadır. Süreğen hastalık, toplam engellilik oranı içerisinde yer al-
16
Komisyon, Otistik Çocukların Eğitiminde Aile El Kitabı, MEB, Ankara 2002.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009360
makta ancak nitelikleri incelenirken, diğer engel türlerinden ayrı ola-
rak değerlendirilmektedir.
17
2. ENGELLİLERDE EĞİTİM
Engelli bireylerin eğitimleri eski olmamakla birlikte çeşitli evreler-
den geçmiştir. Eğitimlerinin geç başlaması ve çeşitli evrelerden geçişi,
sağlıklı insanların engellilere karşı tutumundan kaynaklanmaktadır.
Sağlıklı insanların tutumu da bilim, teknoloji ve uygarlığın gelişimi
ile değişim göstermektedir. Bir dönem engelliyi öldürme, ıssız yerlere
terk ederek ondan kurtulma yoluna gidilmiştir.
Tevhit dini ve bilimdeki gelişmeler, sağlıklı insanların engelliye
karşı tutumunu değiştirmiş, onların da insanca yaşama hakkı olduğu,
olması gerektiği görüşünü yaygınlaştırmıştır. Bu görüş, onların toplu-
ma eğitilerek kazandırılmalarının mümkün olduğunu göstermiştir.
Aşağıda eğitimle ilgili bütün kanunları almamakla birlikte sade-
ce temel olduğuna inandığım birkaç kanununun ilgili maddelerini ele
alacağım.
2.1. İlköğretim ve Eğitim Kanununun İlgili Maddeleri
222 sayılı, 12.01.1961 tarihli Kanun’un 1. maddesine göre “İlköğ
retim, kadın erkek bütün Türklerin milli gayelere uygun olarak bedeni,
zihni ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve
öğretimdir.”
18
“Türklük” vurgusu ve “Milli gaye” ibarelerinin muğlak ve nasıl
oluşturulacağı belirsiz ifadeler olduğu, ayrıca “Türk olmayan kişiler
kendilerini ilköğretimin neresinde bulacaklar” sorusu sorulursa bu mad-
denin 1961 zihniyetini yansıttığı ve yenilenmesi gerektiği açıktır. İyi
niyetli, çağdaş bir yorum yaparsak Türk milli eğitiminin genel ama-
cının ayrım gözetmeksizin kişilerin beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu
bakımlarından sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür
ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan
17
Öztürk, M., Hayata Dokunuş, s. 15.
18
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat
Kitabı, s. 41.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009361
haklarına saygılı, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve-
rimli kişiler olarak yetiştirilmesinin gerekli olduğunu söyleriz fakat bu
yorumu nasıl yapacağımızı tartışmak lazım.
Aynı Kanun’un 12. maddesinde ise “Mecburi ilköğrenim çağında
bulundukları halde zihnen, bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan özürlü olan
çocukların özel eğitim ve öğretim görmeleri sağlanır.”
19
der.
Kanun’un bu maddesine göre 8 yıllık kesintisiz ve parasız eğitim
alma hakkından bütün engelliler de diğer çocuklarla fark gözetilmek-
sizin yararlanırlar. Engelliler durumları gerektiriyorsa özel eğitim alır-
lar. Fakat burada özel eğitim için hangi engel grubunun bu eğitimi
alması gerektiği ve bu gruba dahil olan çocukların sahip olmaları gere-
ken kriterlerin belirtilmemesi kargaşaya yol açmaktadır. Engelli gerek-
sinim ve haklarına bakış açısı 1961’den bu yana uluslar arası ölçekte
değişmesine karşı bizim bugünün sorunlarına hala 1961’de çıkartılan
yasanın bakış açısıyla yaklaşmamız sorunludur. Engellilerin eğitim
haklarına dair komple ve çağdaş bir yasaya gereksinim var. Engellilik
kriteri muğlak kalmış, bütün engel türlerinin birlikte eğitilip eğitilme-
yeceği, gruplandırmayı kimin yapacağı söylenmemiş.
2.2. Milli Eğitim Temel Kanunu’nun İlgili Maddeleri
1739 No.lu, 24.06.1973 tarihli Kanun’un 4. maddesine göre, “Eğitim
kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eği-
timde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”
20
Burada eşitlik ilkesiyle ayrımcılığın önüne geçilmeye ve ötekileş-
tirme önlenmeye çalışılmıştır, zaten uygar bir toplumda da aksi düşü-
nülemez.
5. maddesine göre, “Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve
kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir.”
Bu madde ile hedeflenen eğitimde toplumun o gün itibariyle ih-
tiyaç duyduğu alanlarda faaliyette bulunabilecek insanların yetişti-
rilmesi için eğitim sistemini mevcut ihtiyaçlara göre düzenlemek ola-
19
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat
Kitabı, s. 41.
20
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat
Kitabı, s. 50.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009362
bilir. Fakat maddenin uygulama alanının nasıl olduğu ve toplumun
ihtiyaçlarının karşılanması konusunda belirsizlik hakimdir. Belki de
bilinçli olarak soyut ifadeler kullanılmış. “Türk vatandaşlarının istek ve
kabiliyetlerinin” ne olduğu, bunlara kimin ve hangi ölçüyle karar vere-
ceği belirtilmemiş. Hükümde bilimselliğe, çağdaşlığa, yeniliklere açık
olmaya, evrenselliğe dair hiç bir vurgu olmaması manidardır.
Aynı Kanun’un 8. maddesine göre ise, “Eğitimde kadın, erkek herkese
fırsat ve imkân eşitliği sağlanır.”
“Maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kade-
melerine kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs,
kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır.”
“Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel ted-
birler alınır.”
21
Eğitim sistemimizde uluslararası sözleşmelere göre tanzim edi-
len “Genellik ve Eşitlik, Eğitim Hakkı ve Fırsat ve İmkan Eşitliği” ilkeleri
büyük oranda aksamaktadır. Bu aksamaların bir kısmı eğitim kurum-
larının yaygınlığının sağlanamayışı ve fertlerin ekonomik gücünden
kaynaklanmakta iken, önemli bir kısmı yönetim gücünü elinde bulun-
duranların keyfi ve despotik anlayışından kaynaklanmaktadır.
Bahsi geçen ilkelerin işlerlik kazanabilmesi, ancak, eğitim kurum-
larının kurulmasının önündeki engellerin kaldırılması, özel ve gönüllü
kuruluşların teşvik edilmesi ile mümkün olur.
Eğitimde eşitliğin sağlanması ekonomik, sosyal ve siyasal sebep-
lerden ötürü sağlıklı insanlar arasında bile mümkün olmamaktadır.
Bu şartlar altında engelli bireylerin eğitimde eşitlik ilkesinden yarar-
landığını söylemek mümkün değildir. Eğitimde eşitlik ilkesi sadece
kanuni bir düzenleme olmanın ötesine geçememiştir. Türkiye’de hem
engelli bireylerin eğitimini sağlayacak uzmanların yetiştirilmesinde
ve istihdamında sorunlar yaşanmaktadır, hem de engellilerin eğitim
görebilecekleri derecede yeterli ve donanımlı eğitim kurumları bulun-
mamaktadır.
Anayasa’nın 42. maddesinde; “Devlet, maddî imkânlardan yoksun
başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve baş-
21
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat
Kitabı, s. 50.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009363
ka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime
ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.” hükmü yer almak-
tadır. Eğitimde fırsat eşitliği kanuna göre sağlanır fakat gerçekte özel
eğitime ihtiyacı olan bireyler için böyle değildir ve özel eğitmen ek-
sikliği had safhadadır. Ayrıca engelliler okula geç başlamaktadırlar,
fakat burs ve kredi verilmesi için istenen yaş şartına bazen uymazlar.
Öyle olduğu yani yaş şartının gerçekleşmediği zamanlarda yapılacak
uygulamayla ilgili bir hüküm bulunmaması ve bu imkandan yararla-
nılamaması bence çok büyük bir sorundur.
Ayrıca maddeyi bu haliyle yorumlarsak şu sonuca da varabiliriz:
Özel eğitime ihtiyacı olan engelliler topluma yararsız (hatta zararlı bile
olabilir) insanlar ki, devlet pozitif yükümlülükle bunları yararlı hale
getirmeye çalışıyor. Engelli hakları konusunda çağdaş gelişmelerden
yoksun bir zihniyetin hakimiyeti mevcut olduğundan yeni baştan dü-
zenleme gereklidir.
2.3. Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun’un İlgili Maddesi
3797 sayılı, 12.05.1992 tarihli Kanun’un 24.07.2008 tarihindeki ek 3.
maddesine göre;
Özürlü sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili sağlık kurum
veya kuruluşlarınca verilen sağlık kurulu raporuyla asgari % 20 özürlü
olduğu tespit edilen ve özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından
da eğitsel değerlendirme ve tanılamaları yapılarak 8.2.2007 tarihli ve
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında açılan özel
eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen
destek eğitimini almaları uygun görülen; görme, işitme, dil-konuşma,
spastik, zihinsel, ortopedik veya ruhsal özürlü bireylerin; eğitim gider-
lerinin her yıl Maliye Bakanlığı’nca belirlenen tutarı, Millî Eğitim Ba-
kanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten karşılanır. Bu özürlü
bireylerin, özür grupları ve dereceleri ile özür niteliğine göre eğitim
programlarının kapsamı ve eğitim süreleri, Özürlüler İdaresi Başkan-
lığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça hazırlanacak ve bu Kanu-
nun yayımını izleyen 6 ay içinde yürürlüğe konulacak yönetmelikle
belirlenir.
Söz konusu eğitim hizmetini sunan veya yararlananların, gerçek
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009364
dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet verme-
leri durumunda bu tutarlar, iki katı ve kanuni faiziyle birlikte ilgili-
lerden müteselsilen geri tahsil edilir. Bu fiillerin özel eğitim okulları
ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri tarafından tekrarı hâlinde,
ayrıca kurum açma izinleri iptal edilir.
22
Kanun’un bu maddesiyle özel eğitim alınmasının şartlarının dü-
zenlenişi bence yerindedir. Çünkü %20 makul bir rakamdır. Fakat bu-
rada sorun sağlık kurum ve kuruluşlarınca verilen raporların yüzde-
lerinin birbirini tutmamasıdır ve çok önemlidir. Çocuk aslında eğitim
almaya hak kazanacak durumda olsa bile sağlık kurum ve kuruluş-
larının verdiği göreceli raporlarla eğitim alamamaktadır ve bu başlı
başına önemli bir sorundur. Örneğin sağlık kurulu raporu vermeye
yetkili iki hastaneden biri % 50 diğeri %20 engelli raporu verebilir. Bu
konu daha net bir şekilde düzenlenmelidir. Kötü niyetli kişilerin dev-
leti zarara uğrattığında uygulanacak yaptırım doğrudur.
2.3.1 Engellilerde Özel Eğitim ve Tanımı
Günümüz sosyal bilimlerindeki, sosyal model de engellilik hali
ikinci plana itilerek, “çevresel, fiziksel, mekansal koşullar toplumsal tutum-
larla birlikte bireyi engelli kılmaktadır” denmiştir. Yani sosyal model engel-
lenme halini sorunsallaştırır ve o hali düzeltmeye uğraşır. Dolayısıyla
bu modelde engele göre özel eğitim önemlidir.
Engellinin eğitim masraflarının önceleri ailelerin tarafından karşı-
lanması zengin aileler için sorun değildi. Eğitimde yaygınlaşma baş-
layınca zengin olmayanların çocuklarının eğitim masrafları hayır ku-
rumlarınca, bağış ve yardımlarla karşılanma yoluna gidilmiştir. Günü-
müzde ise özel eğitim masraflarının devlet bütçesinden karşılanması
kabul edilmiştir.
Özel eğitime ihtiyacı olan engel gruplarının hepsi için özel eği-
tim sağlanamamaktadır. Ülkemizde yüz binlerle ifade edilen özel
eğitim gerektiren çocuktan sadece 50.000 kadarı bu eğitimden
yararlanabilmektedir.
23
Özel eğitim alanlar genelde; görme, işitme ve
22
TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlüler Kanunu ve İlgili Mevzuat
Kitabı, s. 49.
23
Başaran, S., Özürlülerin Toplumsal Bütünleşmesinde Yerel Yönetimlerin Önemi,
Sosyal Politikalar Dergisi, S. 2, 2007.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009365
zihinsel engellilerdir. Hem öğrenci kapasitesi hem de özel eğitim almış
eğitimciler itibariyle bu alanda yapılanma eksikliği büyüktür.
24
Özel eğitim merkezlerinde görev yapan meslek dallarına mensup
kişiler özel eğitimci, özel eğitim kursu almış sınıf öğretmeni, psikolog,
çocuk gelişimi ve eğitimcisi, fizyoterapist, sosyal çalışmacı, odyolog,
okul öncesi öğretmenidir.
Özel eğitim çoğunluktan farklı ve özel gereksinimli çocuklara su-
nulan, üstün özellikleri olanları yetenekleri doğrultusunda kapasite-
lerinin en üst düzeye çıkmasını sağlayan, yetersizliği engele dönüş-
türmeyi önleyen, engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma
kaynaşmasını, bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek bece-
rilerle donatan eğitimdir. Özel eğitim birçok bakış açısına göre tanım-
lanabilir. Birinci görüş özel eğitimi yasal temelleri olan ve bunlara göre
yürütülen bir girişim olarak ele almaktadır. Bu görüşü savunanlar, ana
babanın çocukları için uygulanacak tüm eğitsel önlemler ve süreçler-
le ilgili kararlara katılmalarını ve bilgilendirilmeleri gerektiğini ileri
sürmektedirler. Bu görüş ülkemizde de kendisini son uygulamalarda
hissettirmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak 573 sayılı Kanun hük-
münde kararnamenin hazırlanış felsefesinde bu görüş yer almaktadır.
Bu yasaya göre uygun olarak çıkartılan yönetmelikte, çocukla ilgili her
karar alma sürecinde aile onayı da gerekmektedir. 573 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin amacı; özel eğitim gerektiren bireylerin,
Türk millî eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda,
genel ve meslekî eğitim görme haklarını kullanabilmelerini sağlamaya
yönelik esasları düzenlemektir.
25
Bu görüş, tamamıyla yönetsel düzen-
lemeler içermektedir. Özel eğitim, mevcut eğitim sisteminin ayrılmaz
bir parçası olarak ele alınmaktadır. Öğretmen-öğrenci oranları, sınıf
ortamının büyüklüğü ve çocuğun bu ortama yerleştirilmesi, hizmet
verecek personelin öğrenciye göre dağılımı ve türleri, ne kadar kay-
nak sağlanması gerektiği gibi yönetimsel konuları kapsar. İkinci görüş
olan, toplumsal politikaları oluşturma yaklaşımında özel eğitim, bire-
yin vazgeçilmez temel insan hakkı olarak yorumlanmaktadır. Yeter-
sizliği olan bireye karşı değişmesi gereken tutumları ön plana çıkartan
bir yaklaşımdır. Her iki görüşünde geçerli olduğu noktalar bulunmak-
tadır. Özel eğitimin kapsamını ve uygulamalarını belirlemede ikisi de
24
Öztürk, M., Hayata Dokunuş-2, s. 54 .
25
http://orgm.meb.gov.tr/Mevzuat/573.htm.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009366
önemli rol oynamaktadır. O da özel eğitimin temel amacını açığı vura-
cak olan, özel eğitimin çocuğa öğretimsel olarak nasıl müdahale etme-
si gerektiği hususudur.
26
Özel eğitime ihtiyacı olan engelliler özel eğitim merkezlerin de ve
okullarında eğitim alırlar. Özel eğitim merkezlerinde bireysel özel eği-
tim ayda altı saat, grup eğitiminde dört seanstır. Özel eğitim okulların-
da ise eğitim ayda 120 saattir.
Başka bir tanıma göre özel eğitim, bireylerin bazı özelliklerinde
meydana gelen zedelenme, sapma veya yetersizlikten kaynaklanan
engel durumları ve onların genel eğitimden yararlanamamalarından
dolayı eğitim hizmetlerinin özelleştirilmesidir.
Bir başka tanıma göre ise, bireylerin, akademik iletişim, devinim
ve uyum alanlarında önemli eksiklik, kusur yaratan durumların ön-
lenmesi, azaltılması ya da ortadan kaldırılmasıyla ilgili eğitsel değiş-
kenlerin düzenlenmesiyle uğraşılmasıdır.
2.3.2. Özel Eğitimin Yaygınlaştırılmasının Basamakları
2002 Türkiye Özürlüler Araştırması verilerine göre engelli olan ki-
şilerde okuma yazma bilmeyenlerin oranı %36,3’tür.
27
Bu durumun
başlıca nedeni, engellilerin engellenmesidir. Engelli bireylerin eğitim
hizmetlerinden ve imkanlarından yeterince yararlanamadığı açık bir
gerçektir.
Özürlüler İdaresi’nin yapmış olduğu araştırma baz alınarak tes-
pit edilen bölgeler ve engel gruplarına göre özel eğitim planlamasının
yapılması ve bu okulların ülke genelinde yaygınlaştırılması sağlanma-
lıdır.
Özel eğitimin yaygınlaştırılması çalışmalarında, aşağıda ki basa-
maklar doğrultusunda yapılanmaya gidilmesi kaynak israfını önleye-
ceğinden daha çok engellinin bu hizmete ulaşmasını sağlayacaktır. Bu
süreçteki basamaklar şöyle sıralanabilir:
26
http://ozelegitimci.blogcu.com/ozel-egitim-nedir_627077.html.
27
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve DİE Özürlüler Araştırması, Ankara
2002.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009367
Tarama: Özel eğitimi gerektirecek özelliğe sahip olmasından kuş-
ku duyulanlar ile sağlıklı olanları ayırmaktır. Taramaların bazıları has-
tane ve kliniklerde, bir kısmı gezici sağlık ekiplerince, bir kısmı okul-
larda, bir kısmı da doğum sırasında yapılabilmektedir.
Tanılama: Taramalarda yapılan inceleme sonucu, engelin tür ve
derecesinin uzman bir grup tarafından tespit ve teşhis edilmesidir.
Yerleştirme: Ayrımları yapılmış engellilerin engelleri ve eğitim
gereksinimlerini dikkate alarak eğitim hizmeti almalarını sağlamaktır.
Yerleştirme, kalıcı bir düzenleme değildir. Çocuğun gelişimine bağlı
olarak yerleştirme işlemi tekrarlanır.
Özel Eğitimde Ortam Düzenleme: Özel eğitim; engelli türü, de-
recesi ve çocuğun ihtiyaçlarıyla belirlenmiş amacın gerçekleştirilmesi
için şart olan ortamda gerçekleşir.
Özel Eğitimde Personel Sağlama: Burada görev yapacak öğret-
men veya personel mutlaka hizmet içi eğitime tabi tutulur.
Araç-Gereç Sağlama: Özel olarak eğitimde araç kullanma zorun-
luluğunun olmasıdır. Mesela Braille alfabesi olmadan görme engellile-
rin eğitimi mümkün değildir.
Program Geliştirme: Süreklilik isteyen, özel eğitim için gerekli ko-
nulardandır.
Denetleme: Özel eğitimde denetim eğitimin gelişmesine katkıda
bulunur. Bu denetimlerde özel eğitim alanlarında çalışan personel
değerlendirilirken başarılı ve yararlı olanla olmayan sağlıklı biçimde
ayrılabilmelidir.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009368
Özel Eğitimde Rehberlik: Yerine göre değişik kurumlar tarafın-
dan sunulan, dengeyi sağlayan bir hizmettir.
28
Eğitimsiz engellinin ne kendisine ne de topluma katkısı olabilir.
Eğitim alma hakkı engellilerin anayasal hakkıdır ve özel eğitim genel
eğitimin bir parçasıdır. Tek farkı engelli çocuğun ihtiyacına uygun
yöntem ve araçlar kullanılmasıdır. Normal eğitim de olduğu gibi, özel
eğitimde de planlama ve yürütmeden Milli Eğitim Bakanlığı sorum-
ludur.
3. ENGELLİLİLERİN YOKSULLUĞU
Yoksulluk, maddi nitelikteki mahrumiyetler sebebiyle kaynaklara
ve üretim faktörlerine erişememe ve böylece asgari hayat düzeyini sür-
dürecek gelirden yoksun bulunulması halidir. Sosyal boyutuyla yok-
sulluk “insan haysiyetine ve şahsiyetine yaraşır bir hayat düzeyinin altında,
maddi yönden tam anlamıyla veya nisbi olarak yetersiz olma durumudur”.
29
Yoksulluğun genel olarak kavranmasında, yoksulluğu sadece ge-
lir eşitsizliği ve ekonomik düzlemde değil, aynı zamanda toplumda
sosyal, kültürel ve siyasi eşitsizliklerin yansıması olarak ele almak çok
önemlidir. Yoksulluk esas olarak sınıfsal eşitsizliğin daha keskin bir
biçimde ortaya çıkması ve görünür olması halidir.
30
Yoksulluğun önemli niteliklerinden biri de göreceliğidir. Yok-
sulluk zamana ve mekana gore değişir. Hindistan’da yoksul olmakla
Amerika’da yoksul olmak aynı şey değildir ya da ortaçağda yoksul
olmakla aynı şey değildir.
31
Almanya’daki engellinin yoksulluğuyla
Türkiye’deki engellinin de yoksulluğu aynı değildir.
Bir diğer yoksulluk tanımı ise insani yoksulluktur. İnsani yoksul-
luğun belirlenmesindeki temel kriter ise insanın sağlık hizmetlerine,
temiz su kaynaklarına, eğitim hizmetlerine ulaşabilirliği, uzun bir
28
Öztürk, M., Hayata Dokunuş, s. 56.
29
Seyyar, A., “ Türkiye’ de Yoksullukla Mücadelede STK’ ların Rolü ve Önemi”, 1.
Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Kongresi, 4-6 Haziran 2004, ÇOMU Dardanos Tesis -
leri, Çanakkale, s. 187-195.
30
Prof. Sibel Kalaycıoğlu, 21.09.2008 tarihli Birgün Gazetesi yazısı.
31
Gökçeoğlu, Balcı, Ş., Tutunamayanlar ve Hukuk, s. 102.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009369
yaşam sürme hakkı ve “sürdürebilirlik” ölçütüne dayalı olarak yeni
fırsat seçenekleri kullanabilmek için gerekli alt yapının varlığı ya da
yokluğudur.
32
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise, sosyal bir devlet olmasına rağmen
kronikleşmiş yoksulluk sorununa kalıcı bir çözüm getirememiştir.
33
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2006 yılında yayınlanan “İnsani
Kalkınma Endeksi’nde” Türkiye, gelişmişlik düzeyi açısından sıralanan
177 ülke arasında 92. sırada yer almaktadır. Bu sıralamanın sonucunda
şunu diyebiliriz: Türkiye’nin eğitim ve sağlık alanında ki performansı,
gelir düzeyinden beklenebilecek olanın altında. Oysa ki gelir düzeyi
Türkiye’nin altında olan Güney Kore, Meksika gibi ülkeler insani ge-
lişmişlik sırasında Türkiye’nin üstündeki sıralarda yer almaktadırlar.
34
Ülkemizde doğru sosyal politikalar geliştirilemediğinden insani geliş-
mişlik seviyesi gerilerde kalmıştır.
Yoksulluğu sebepler açısından ele aldığımızda , karşımıza işsiz-
lik, aşırı borçlanma, gelir yetersizliği veya yokluğu gibi sadece maddi
faktörler ortaya çıkmamaktadır.
35
Yoksulluğun bir çok sebeplerinden
birisi de engelliliktir. Kişinin olumsuz fiziki ve fizyolojik seyrinin bir
neticesi olarak engellilikten dolayı yoksulluk riski söz konusu olabil-
mektedir. Engellilere uygulanan fiili, tutumsal ve kurumsal ayrımcı-
lıklar bu yoksulluğun ve sonucu olan yoksunluğun kökeninde yatar.
36
Bu durumda ki engellilere teminat sunmak sosyal güvenliğin görevi-
dir. Ancak, diğer yoksullardan farklı olarak, sadece maddi güvenceye
değil sosyal ilgiye de ihtiyaç duyarlar.
Yeni yoksullar, sosyal dışlanma kavramı, alt-sınıf kavramı ve mar-
jinalite ile birlikte anılmaktadır.
37
Yeni yoksul tanımının içine engelliler
de girmektedir.
32
Gökçeoğlu, Balcı, Ş., Tutunamayanlar ve Hukuk, s. 103.
33
Seyyar, A., “ Sosyal Siyaset Açısından Yoksulluğa Karşı Mücadele”, Deniz Feneri
Yayınları, 2003
34
www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2haberno=6501
35
Seyyar, A., “Bakıma Muhtaç Yoksulların Evde Bakımının Kurumsallaştırılması “,
Yoksulluk ve Sosyal Hizmetler Sempozyumu, Hacettepe Üniversitesi- Sosyal Hizmet-
ler Yüksek Okulu Yayınları, Ankara 2003.
36
Özbudun, S., “ Bir Ayrımcılık Aracı ve Tarzı Olarak Yoksulluk “, Felsefe Logos Der-
gisi, 2006.
37
Gökçeoğlu, Balcı, Ş., Tutunamayanlar ve Hukuk, s. 16.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009370
Yapılan araştırmalar, dünyanın her yerinde engellilerin çok büyük
çoğunluğunun toplumun yoksul kesimlerinden geldiğini ve yoksul-
luk içinde yaşadıklarını göstermektedir. Bu belirleme gelişmiş/en-
düstrileşmiş ülkeler için de geçerlidir. Ülke nüfusunun 4/1 açlık sı-
nırının altında yaşarken, engelli nüfusun 4/2 si açlık sınırın altında
yaşamaktadır.
38
Ülkemiz de ise engellilerin 4/3’ü açlık sınırının altında
yaşamaktadır.
Kuşkusuz yoksulluk, bireylerin içinde yaşadıkları toplumla işlev-
sel bir bütünlük içinde yaşamalarını güçleştirmektedir. Temel insani
ihtiyaçlarını gideremeyen bireylerin engelliliklerinden kaynaklanan
bakımının yanı sıra sağlık ve sosyal sorunlarının üstesinden gelinmesi
zordur. Bu durum bir ekonomik kaynaktan beslenmeyi zorunlu kılar.
Engelli bir çocuğa sahip olan sabit gelirli vatandaşımız sağlıklı ço-
cuğa sahip olan vatandaşın 4-5 katı masrafı üstlenmiş demektir. Bu da
sizin yoksul değilseniz bile hızla yoksullaşmanız demektir. Engelli bir
çocuğun eğitimi, çoğunlukla özel eğitimi gerektirmektedir. Buna birde
tedavi ve ilaç masrafları da eklenince durum, çoğu zaman içinden çıkı-
lamaz ekonomik bir sorun haline gelir.
Diğer yandan engellilik işsizliğin de başlıca nedenleri arasında sa-
yıldığı için bu iki olgu arasında bir neden sonuç bağlantısı bulunduğu
söylenebilir. Demek ki engellilerin topluma kazandırılmalarının önün-
deki en ciddi sorunlardan birisi, içinden geldikleri sosyo-ekonomik
kesimin bir bütün olarak yaşadığı yoksulluk sorunu/gelir dağılımı
sorunudur. Doğaldır ki yoksul kesimler arasından gelen engelliler,
yoksulluğu üreten başka sebeplerle de bir arada yaşadıkları için, onlar
için yoksulluk adeta bir kısır döngüye dönüşmektedir. Bu, onların top-
lumla bütünleşmelerinin önündeki en ciddi engeldir.
39
Sosyal politikanın hedefi sosyal dışlanmayla mücadele, toplumsal
aidiyet ve güven sağlamaktır. Engelliler açısından yeni sosyal politika
yaklaşımında temel hedef engellilerin toplumla bütünleşmesidir. En-
gellilik konusu sosyal politikanın en sorunlu alanlarındandır ve bu du-
rum engelliliğin dinamik yapısından kaynaklanmaktadır. Engel grup-
38
Karakaş, K., Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları, Ufkun Ötesi Bilim Dergi-
si, C. 2, S. 2, Kasım 2002.
39
Karakaş, K., Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları, Ufkun Ötesi Bilim Dergi-
si, C. 2, S. 2, Kasım 2002.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009371
larına göre yapılacak çalışma ve hizmet sunumları değişmektedir.
Ülkemizde ise sosyal politika açısından engelliliğin daha çok
yoksulluk bağlamında değerlendirildiğini söyleyebiliriz.
40
Engellilik
yoksulluğun ürünü olmamakla birlikte yoksulluk nedenidir ve ülke-
mizde engellilerimize yeterli eğitim ve istihdam altyapısı söz konusu
olmadığından engellilik yoksulluk bağlamında hizmet sunumunun
konusudur. Bu doğrultuda da engellilere yönelik hizmet sunumunun
öncelikleri sadece “yardım” başlığında toplanmaya uygun değildir ve
bu türden hizmetler yeterli değildir.
41
SONUÇ
Çağımızda, teknoloji alanında yaşanan gelişmeler eğitime verilen
önemi arttırmıştır. Eğitim sistemini ve insan gücünün niteliğini de-
ğiştirme çabası önem kazanmıştır. İnsana verilen değerin artmasıy-
la, engelli bireylere dönük, bireyi merkeze alan yaklaşımlar ön plana
çıkmıştır. Özel eğitimin özel bir uzmanlık dalı olmasından dolayı bu
alanda çalışacak öğretmenlerin nitelik ve niceliklerinin arttırılmasına
ihtiyaç duyulmaktadır.
42
Eğitimin asıl amacı engelli kişinin yaşam boyunca kendi kendi-
ne yetebilmesini sağlayacak becerileri kazandırmaktır. Bunun içine
toplumsal aktivitelere katılmak, iletişim becerileri, sosyal etkileşim ve
duygusal gelişim de girer. Bunların yanı sıra akademik beceriler de
kazandırılmaktadır. Engelli kişinin kapasite ve becerilerinin belirle-
nebilmesi için eğitim ortamında ve günlük yaşamında da gözlenmesi
gerekir. Okul içinde uygulanan program pratiğe yöneliktir. Öğretilen
her şey aynı zamanda uygulatılır. Çocuğun belli bir alandaki becerisini
başka alanlara genellemek yanlış bir çıkarımdır. Bireyselleştirilmiş eği-
tim programı hazırlanırken kişinin öğrenme kapasitesi ve hızı dikka-
te alınmalıdır. Öğrenilen beceriyi tekrarlatmak, öğrenmeyi pekiştirici
rol oynar, aynı zamanda işlemi hızlandırır. Çocuk ayrı ayrı alanlar-
da değerlendirilip, yeteneklerine ve kapasitesine göre program hazır-
40
Aysoy, M., Yoksulluk Açısından Özürlülük, Yoksulluk Sempozyumu, Deniz Feneri Ya-
yını 2003.
41
Aysoy, M., Yoksulluk Açısından Özürlülük, Yoksulluk Sempozyumu, Deniz Feneri Ya-
yını 2003.
42
Öztürk, M., Hayata Dokunuş-2, s. 143.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009372
lanır. Örnek olarak beden dili ve ses kullanarak harflerin karşılıkları
öğretilebilir. Özellikle günlük yaşamda karşılaşabileceği tehlikeler ve
olaylarla ilgili kelimeleri, iş yerindeki makinelerin üzerindeki yazıları
okuyup anlayabilmesi çok önemlidir. Özel eğitim doğumdan ölüme
kadar devam eden bir süreci kapsar. Mesleki eğitim de bunun önemli
bir parçasıdır. Zihinsel engelli insanların toplum yaşamına tam katılı-
mının sağlanabilmesi için gereken becerilerin özel eğitim süresince ka-
zandırılması amaçlanmaktadır. Kişiye özel yaklaşım olmadığı sürece
eğitimde başarıdan söz edilemez. Sosyal yaşama katılabilmek engelli
birey için çok önemlidir. Bu tip yaklaşımlar bireysel ve kişisel gelişimi
destekler ve sosyal yaşama adaptasyonu arttırır.
Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki mevcut eğitim programları öğrenci-
lerin eğitim gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalmakta ve prog-
ramların öğrenci merkezli bir anlayışla hazırlanmadığı gözlenmekte-
dir. Mevcut eğitim programları ile çocuğa bilgi yüklenmesinden öte-
ye geçilememekte bireyin yaşama hazırlanması sağlanamamaktadır.
Programlar öğrenci merkezli hazırlanmadığı için de özel gereksinimli
bireylere uyarlanmasında güçlük çekilmektedir.
Ülkemizde eğitim alamayan engelli sayısı 200-250 bin kadardır.
Özel eğitimin gelişmesi için üniversitelerin engelli eğitimi veren bö-
lümlerinde araştırma ve uygulamalar desteklenmeli, engellilerle ilgili
“uygulama, araştırma merkezleri” kurulması teşvik edilmelidir.
43
Özel
eğitimin yapılabilmesi için engel grupları hakkında istatistik bilgile-
rin tespiti doğrultusunda engelli bireylerin eğitim hizmetlerinden ya-
rarlandırılması gerekmektedir. Yapılan eğitimlerde kaynak israfının
önlenmesi için bilinçli ailelerin katılımına da izin verilmeli ve fikirleri
alınmalıdır.
Engelliliğine rağmen toplum hayatında, başkalarıyla eşit düzeyde
yer alma fırsatlarından yararlanabilme şansına sahip olması halinde
kişi, engelli olmaktan çıkmaktadır. Engelliliğin ortadan kaldırılması,
bir başka ifadeyle engellilerin sosyal hayata eşit katılımının sağlan-
ması sosyal devletin aktif sosyal politikaları ve sosyal duyarlı kesimin
katkılarıyla mümkündür.
44
Engelli öğrencilerin mevcut durumlarıyla
43
Karakaş, K., Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları, Ufkun Ötesi Bilim Dergi-
si, C. 2, S. 2, Kasım 2002.
44
Seyyar, A., “Türkiye’ de Özürlülere Tanınan Sosyal Haklar”, Ribat Dergisi, Kasım
2007.
makaleler Arzu BESİRİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009373
ilgili aylık, dönemlik ve yıllık gelişimleri takip edilmelidir, tüm engelli
çocukların sağlıklı bir eğitim alabilmesi için uygun ve yasal süreç için-
de fiziki ortamlarının düzenlenmesi tamamlanmalıdır.
45
Tüm ilköğre-
tim okullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin özel gereksinimli
çocuklar ve özel eğitim, öğretim stratejileri konusunda en az 180 saat
hizmet içi eğitimden geçirilmesi gerekmektedir ve özel eğitimde yaş
sınırına bakılmadan tüm engellilere hizmet sunulması için yasal dü-
zenlemeler yapılmalıdır.
46
Özürlüler Kanunu’nda eksikliklerine rağ-
men engellilere yeni sosyal haklar getirmiş ve birikmiş olan sorunların
çözümlenmesine önemli derece de katkı sağlamaya çalışmıştır.
KAYNAKLAR
Kitap ve Makaleler
T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı Özürlüler Kanunu ve
İlgili Mevzuat, T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, An-
kara 2006.
T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, 17.
Milli Eğitim Şurası, Ankara 2007.
Aysoy, M., Yoksulluk Açısından Özürlülük, Yoksulluk Sempozyumu, De-
niz Feneri Yayını 2003.
Başaran, S., Özürlülerin Toplumsal Bütünleşmesinde Yerel Yönetimle-
rin Önemi, Sosyal Politikalar Dergisi, Sayı 2, 2007.
Gökçeoğlu, Balcı, Ş., Tutunamayanlar ve Hukuk, Dost Kitabevi, Mart
2007.
Karakaş, K., Engellilerin Toplumla Bütünleşme Sorunları, Ufkun Ötesi
Bilim Dergisi, Cilt-2, Sayı-2, Kasım 2002.
Komisyon, Otistik Çocukların Eğitiminde Aile El Kitabı, MEB, Ankara
2002.
Seyyar, A., Sosyal Siyaset Açısından Özürlülüğe Karşı Mücadele, Türdav
Yayınları, İstanbul 2001.
Seyyar, A., “Bakıma Muhtaç Yoksulların Evde Bakımının Kurumsal-
laştırılması “, Yoksulluk ve Sosyal Hizmetler Sempozyumu, Hacettepe
45
T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, 17. Milli Eğitim
Şurası, Ankara 2007, s. 58.
46
T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, 17. Milli Eğitim
Şurası, Ankara 2007, s. 59.
Arzu BESİRİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009374
Üniversitesi- Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu Yayınları, Ankara
2003.
Seyyar, A., Sosyal Siyaset Açısından Yoksulluğa Karşı Mücadele, Deniz Fe-
neri Yayınları, 2003.
Seyyar, A., “Türkiye’de Yoksullukla Mücadelede STK’ların Rolü ve
Önemi”, 1. Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Kongresi, 4-6 Haziran
2004, ÇOMU Dardanos Tesisleri, Çanakkale.
Seyyar, A., “Türkiye’de Özürlülere Tanınan Sosyal Haklar”, Ribat Der-
gisi, Kasım 2007.
Özbudun, S., “Bir Ayrımcılık Aracı ve Tarzı Olarak Yoksulluk”, Felsefe
Logos Dergisi, 2006.
Özsoy, Y., Özyürek, M., Eripek, S., Özel Eğitime Giriş, Kartepe Yayın-
ları, Ankara 1998
Öztürk, M., Hayata Dokunuş-2 , İlke Yayıncılık, İstanbul 2008.
İnternet Kaynakları
www.beyazay.org.tr
http://orgm.meb.gov.tr/Mevzuat/573.htm
http://ozelegitimci.blogcu.com/ozel-egitim-nedir_627077.html
www.ozida.gov.tr
www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2haberno=6501
www.rehabilitasyon.com
www.tofd.org.tr