makaleler M. Yasin ASLAN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009235
“YÜCE DİVAN” OLARAK
ANAYASA MAHKEMESİ
*
M. Yasin ASLAN
∗*
GİRİŞ
Son zamanlarda gündeme gelen Anayasa değişikliği tasarısıyla,
Anayasa Mahkemesi’nin yapısı ve görevlerinin tekrar düzenlenmesi
düşünülmektedir. Tasarıyla, Anayasa Mahkemesi, özellikle üye olu-
şumu ve görevleri bakımından yeniden yapılandırılmakta,
1
Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ne Anayasa Mahkemesi’ne üye seçme imkânı
verilmektedir.
Uzun süredir Yüce Divan görev ve yetkisinin Anayasa Mahke
mesi’nden alınarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na verilmesi gerekti-
ği düşüncesi savunulmaktadır. Ancak Anayasa Tasarısı’nda Anayasa
Mahkemesi’nin, mevcut Anayasa’da olduğu gibi, Yüce Divan görevi
*
Makalede yayımlanan görüş ve düşünceler tamamen yazarın kişisel görüş ve dü-
şüncelerini yansıtmakta, hiçbir şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüş ve düşün-
celerini yansıtmamaktadır.
**
Dr., Askeri Hâkim Binbaşı, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği, Uluslararası
Hukuk İşleri Şube Müdürü.
1
Anayasa tasarısıyla; Mahkeme’nin üye sayısı artırılarak asıl üye yedek üye ayrı-
mına son verilmekte, üye sayısı on yedi olarak belirlenmektedir. Tasarı üye se-
çiminde 1961 Anayasası’nda olduğu gibi, karma yöntemi benimsemektedir. An-
cak, 1961 Anayasası’ndan farklı olarak, yürütme organının sorumsuz kanadı olan
Cumhurbaşkanına tanınan üye seçimi yetkisi yasama organına bırakılmaktadır.
Buna göre, Anayasa Mahkemesi üyelerinin sekizi yargı organları tarafından, kendi
üyeleri arasından, sekizi de yasama organı tarafından belli nitelikleri sahip kişiler
arasından doğrudan seçilmektedir. Türkiye Barolar Birliği tarafından da Anayasa
Mahkemesi’ne bir üye seçilmesi imkânı getirilmektedir. Askeri Yargıtay’dan (ve
kaldırılması planlandığı için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)’nden) üye
seçimi uygulaması kaldırılmaktadır. Yasama organının seçeceği üyelerden en az
üçünün anayasa hukuku, kamu hukuku veya siyaset bilimi alanlarında çalışan
profesör olması zorunluluğu getirilmektedir.
M. Yasin ASLAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009236
aynen devam etmektedir. Öte yandan, adil yargılanma ilkesine uy-
gunluğu sağlamak amacıyla, Yüce Divan önündeki yargılama iki ka-
demeli duruma getirilmekte, Yüce Divan kararlarına karşı itiraz yolu
da tanınmaktadır.
Bilindiği üzere, yürütme ve yargıdaki üst düzey kamu görevlile-
rinin, görev suçlarına ilişkin yargılanmaları işin doğası gereği özel bir
durumdur. Bu nedenle buradaki yargılama yetkisi özel olarak kurul-
muş bir mahkeme olan Yüce Divan’a bırakılmıştır. Yüce Divan, farklı
uygulamalarla olsa bile, genel olarak tüm ülkelerde var olan bir ku-
rumdur. Her ülke kendi hukuk geleneği içinde bu kuruma bir şekilde
yer verilmiştir. Türkiye’de Yüce Divan görevi Anayasa Mahkemesi
tarafından yerine getirilmektedir.
Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla çok baş-
vurulan bir kurum değildir. Anayasa Mahkemesi temelde bir ceza
mahkemesi olarak kurulmadığından, Yüce Divan sıfatıyla yargıla-
ma yaparken bazı eleştirilerle karşılaşmaktadır. Bu makalede Yüce
Divan’a yönelik eleştiriler kapsamında, mahkemenin kuruluş ve gö-
revleri incelenmiştir. Önce Yüce Divan’ın kuruluş amacı ve oluşumu
ele alınmıştır. Ardından Yüce Divan’ın görev ve yetkisi madde, yer ve
kişi bakımından anlatılmıştır. Son olarak Yüce Divan’daki yargılama
usulü açıklanmış ve bir takım değerlendirmeler yapılmıştır.
I. YÜCE DİVAN’IN KURULUŞ AMACI VE OLUŞUMU
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri, yüksek
mahkeme başkan, başsavcı ve üyeleri gibi, yürütme ve yargıda üst
düzey görevler üstlenen kamu görevlilerini görev suçlarından dola-
yı yargılama yetkisi, Anayasa ile “Yüce Divan” sıfatıyla görev yapan
Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir.
2
Buna göre Yüce Divan, Cumhur-
başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,
Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve
üyelerini, başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcı vekilini, Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay başkan ve üyelerini görevleri ile
ilgili suçlardan dolayı yargılayabilmektedir.
2
1982 Anayasası madde 148/3.
makaleler M. Yasin ASLAN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009237
1. YÜCE DİVAN’IN KURULUŞ AMACI
Yüce Divan’ın kuruluşunda asıl ölçü kişi bakımından yetki ku-
ralları olmuştur.
3
Kişi bakımından yetki kurallarının konulmasındaki
amaç kişileri kayırmak değil, aksine önceden bu düzenlemeyi yaparak
kayırılmalarını önlemektir. Yürütme ve yargının en üst düzeydeki ma-
kamlarında görev yapan kimselerin içinde yer aldığı ilişkiler, onları
nüfuz alanı geniş kimseler haline getirmiştir. Bu kimselerin herkesin
tabi olduğu makamlarca yargılanması ister istemez bazı tartışmaları
da beraberinde getirmektedir. Bu kimselerin siyasi veya salt nüfuza
dayalı bazı kayırılmalarla karşılanması olasılığı yüksektir. Öncelikle
bu olasılığı bertaraf etmek için, nüfuz etkilerinden olabildiğince uzak
ayrı bir yargı oluşumu düşünülmüştür.
Diğer yandan, durum bazen tam aksi bir hal alabilmektedir. Si-
yasi hesaplaşma veya benzeri düşüncelerle, bu kişilerin herkesin tabi
olduğu mahkemelerde haksızlığa uğrayabileceği düşüncesi de ciddiye
alınmalıdır. Sadece siyasi karalama ve hesaplaşma amacıyla dahi bir
kişinin görev suçu ile itham edilmesi mümkündür. Amaç, iddia veya
savunmayı kayırmaksızın suçlanan kişiyi en adil şekilde yargılamak
olduğuna göre, bu durumda ayrı bir mahkeme kurulması en iyi çö-
züm olarak görünmektedir.
2. YÜCE DİVAN’IN OLUŞUMU
Türk anayasalarında, 1921 Anayasası hariç, 1876’dan bu yana Yüce
Divan yer almıştır. 1961 Anayasası’na kadar ayrıca kurulmuş ve yapı-
lanmış bir Yüce Divan varken, 1961 Anayasası ile Yüce Divan görevi
Anayasa Mahkemesi’ne bırakılmıştır.
4
1982 Anayasası, 1961 Anayasası
ile getirilen modeli esas almıştır.
Mevcut Anayasa’ya göre Anayasa Mahkemesi 11 asıl ve 4 yedek
üyeden oluşmaktadır. Mahkeme üyelerinin tamamını Cumhurbaşka-
nı seçip atamaktadır.
5
İki asıl ve iki yedek üye Yargıtay, iki asıl ve bir
yedek üye Danıştay, birer asıl üye Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İda-
3
Bunlar hangi hâkimin hangi kişilerin hangi suçlarını yargılayacağını gösteren ku-
rallardır.
4
1961 Anayasası madde 147. Ayrıca bakınız; Server Tanilli, Anayasalar ve siyasal bel-
geler, İstanbul 1976, s. 303.
5
Anayasa madde 146/2.
M. Yasin ASLAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009238
re Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri
arasında üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için göstere-
cekleri üçer aday içinden; bir asıl üye ise Yüksek Öğretim Kurulu’nun
kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden
göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üye ise üst kademe
yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçil-
mektedir. Üye olmanın yaş ve meslek tecrübesi ile ilgili bazı şartları da
vardır ve bunlar 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yar-
gılama Usulleri Hakkında Kanun’un seçilme yeterliliğini düzenleyen
3. maddesinde yer almaktadır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi’nin
bağımsızlığının sağlanması için, üyelerin asli görevleri dışında resmi
veya özel hiçbir görev alamayacakları şartı Anayasa’da düzenlenmiş
bulunmaktadır.
6
1982 Anayasası, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde Cum-
hurbaşkanını son karar mercii olarak yetkilendirmesi nedeniyle
eleştirilmektedir.
7
Özellikle yedi yıl görevde kalan bir Cumhurbaşka-
nının şartlar uygun düşerse, neredeyse tamamını kendisinin atadığı
üyelerden oluşan bir Mahkeme oluşturabilmesi mümkündür. 1961
Anayasası’nda Cumhurbaşkanının atadığı üye sayısı yalnızca iki idi
ve üyelerin niteliklerinin ne olacağı Anayasa’da belirtilmemişti. Üyele-
rin niteliğinin ne olacağının ana hatlarıyla kanunla düzenlenmiş olma-
sı ayrı bir eleştiri konusu olmaktadır. Böylesine önemli bir kurumun
niteliği, kolayca değiştirilebilen kanunlara bırakılmamalıdır.
Anayasa’nın 146. maddesinin gerekçesinde, üyelerin nitelikleri-
nin ve nerelerden alınacaklarının belirtilmemesinin nedeni, üyelerin
nerelerden geleceğini en iyi biçimde belirleyecek makamın Cumhur-
başkanlığı olduğu söylenerek açıklanmıştır. Bu durumun sakıncasına
rağmen, Anayasa koyucu tarafından bilinerek yapılması ve desteklen-
mesi ayrı bir eleştiri konusudur.
8
Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapan
bir kurumda, değil ceza hukukçularının, hukukçuların dahi azınlıkta
6
1982 Anayasası madde 146/4.
7
Bahri Öztürk, “Bir Ceza Mahkemesi Olarak Anayasa Mahkemesi ‘Yüce Divan’”,
Anayasa Yargısı, Cilt 12, 1995, s. 63.
8
İtalya Anayasa Mahkemesi de, Türk Anayasa Mahkemesi gibi Yüce Divan olma
görevini üstlenmiştir. Ancak İtalya’da Mahkemeye üyelik hâkimlik, hukuk öğre-
tim üyeliği veya avukatlık gibi sadece hukuk öğrenimine dayalı bir kariyeri taki-
ben mümkün olabilmektedir. A. g. e., s. 64, 66; Tanilli, s. 509.
makaleler M. Yasin ASLAN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009239
kalması, mahkemenin oluşumuna yönelik eleştirileri kaçınılmaz ola-
rak gündeme getirecektir.
9
Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan olarak çocuk mahkemeleri ve
askeri mahkemeler gibi, doğrudan doğruya özel (ihtisas) ceza mahke-
mesi olarak, ceza muhakemesindeki yerini almaktadır. Anayasa Mah-
kemesi tabii hâkim ilkesine uygun olarak kanunla kurulduğu için, ola-
ğanüstü mahkeme olarak değerlendirilemez.
Yüce Divan’ın kendisine gelen bir davada görevsizlik kararı verip
vermeyeceği hususu de tartışmalıdır. Bir düşünceye göre, Yüce Divan
görevsizlik kararı veremez. Bu görüş, Meclis’in aldığı Yüce Divan’a
sevk kararını “kanun” niteliğinde görmekte ve Yüce Divan’ın buna
aykırı davranamayacağını savunmaktadır. Ancak burada Anayasa’nın
mahkemelerin bağımsız olduğunu belirten düzenlemesini dikkate al-
mak gerekir. Yüce Divan konumunda bir mahkemenin yargılamada
bağımsız olamayacağını düşünmek dahi mümkün değildir.
10
Diğer
yandan, Yüce Divan’ın kendisini görevsiz görmesi durumunda ne
olacağı ise belirsizdir. Böyle bir durumda, Yüce Divan, uyuşmazlık
konusunda kriz doğurmamak için görevsizlik kararı verirken, görevli
mahkemeyi belirtmemelidir. Aksi takdirde, o mahkeme de görevsizlik
kararı verirse, ortaya çıkacak olumsuz görev uyuşmazlığının genel ku-
rallara göre çözülmesi mümkün olmayacaktır.
11
9
Fransa, Belçika ve Almanya gibi, Anayasa Mahkemesi ve Yüce Divan’ın aynı yapı
içerisinde yer almayıp, ayrı bir Yüce Divan’ın bulunduğu ülkelerde, söz konusu
mahkemeler hukukçu üyelerden oluşmaktadır. Asıl sorun ülkemiz gibi ikili yapıyı
tercih edip bir ceza yargılamasının ancak hukukçularca yürütülebileceği gerçeği-
ni dikkate almamakla ortaya çıkmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne üye seçiminde
tabii hâkim ilkesinin çiğnenmesi olarak görülebilecek şekilde, hâkim unvanı taşı-
yamayacak, hukuk öğrenimi almamış kimselerin siyasi mülahazalarla belirlendiği
savunulmaktadır. Tabii hâkim ilkesinin bir gereği olarak, hâkim hukuk bilgisi ile
donanmış olmalıdır. Öztürk, s. 75, 76, 87; Tanilli, s. 472, 549, 579.
10
4 Ferhat Kapıcı, Meclis Soruşturması,
yayımlanmamış yüksek lisans tezi, 1991, s.
76.
11
Faruk Erem, Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan Olarak İncelenmesi, Ankara, 1963, s.
7.
M. Yasin ASLAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009240
II. YÜCE DİVAN’IN YETKİSİ
1. MADDE BAKIMINDAN YETKİSİ
Yüce Divan Anayasa ve kanunlarda belirtilen üst düzey kamu gö-
revlilerinin sadece görev suçlarını yargılamaya yetkilidir. Bu kişiler
şahsi suçları bakımından genel kurallara tabiidir.
12
Anayasa ve Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun genel olarak görevle ilgili suçlardan dolayı
yargılama yapılacağını belirtmekle yetinmiştir. Ceza yasalarında suç
ve kabahat ayrımının yapılmış olması ve Yüce Divan’ın sadece suçları
yargılamaya yetkili kılınmış olması sebebiyle, kabahatlerin Anayasa
Mahkemesi’nde yargılanmayacağı açıktır. Taksirli suçlar ise Anayasa
Mahkemesi’nde yargılanabilir.
13
Örneğin bir Bakan taksirli bir eylemiy-
le dahi olsa, devlet sırrı öğrenirse ve şartları mevcutsa Yüce Divan’da
yargılanabilir.
Bakanlar Kurulu üyeleri yargılanırken bu suçların özel olarak si-
yasi saikle işlenmiş olması gerekmemektedir. Kişisel yarar gözetilerek
işlenen suçlarda da (zimmet, ihtilas, irtikâp vb.) Yüce Divan görevli ve
yetkilidir.
14
2. YER BAKIMINDAN YETKİSİ
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan yer bakımından yetki
kuralları Yüce Divan bakımından geçerli değildir. Çünkü Yüce Divan
tüm ülkede tektir. Bu sebeple, Anayasa ve ilgili kanunlarda gösterilen
belirli kişilerin, kural olarak, Türkiye’de işlenmiş oldukları tüm görev
suçları için yer bakımından Yüce Divan yetkilidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 10. maddesinde; yabancı ülkede Türkiye
namına memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir
suç işleyen kimsenin, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında
mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye’de yeniden yargı-
lanacağı belirtilmektedir. Burada sadece “memuriyet veya görevden dola-
yı” denilip “görev sırasında” denilmemesi nedeniyle, yurt içinde Yüce
12
Ergun, Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara 1998, s. 297.
13
Kapıcı, s. 77.
14
Erem, s. 6.
makaleler M. Yasin ASLAN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009241
Divan’ın yargı yetkisine konu bir suç yurtdışında işlendiğinde, Yüce
Divanın yer bakımından yetki alanı dışında kalacaktır.
15
3. KİŞİ BAKIMINDAN YETKİSİ
Türk Ceza Kanunu Yüce Divanın yargı yetkisi kapsamındaki kişi-
lere mahsus suç tipi içermemektedir. Yani ayrı bir “bakan suçu” yoktur.
Bu sebeple, bu kişilerin memurluk sıfatları esas alınmalıdır.
16
Anayasa
ve ilgili kanunlara göre, Yüce Divan sınırlı sayıda üst düzey kamu gö-
revlisi için kişi bakımından yetkilidir. Bunların en başında Cumhur-
başkanı gelmektedir. Ancak Cumhurbaşkanının, kural olarak görev
suçlarından dolayı, “vatana ihanet” dışında cezai sorumluluğu bulun-
mamaktadır. Anayasa’da Cumhurbaşkanının birçok yetkisi Bakanlar
Kurulu ile birlikte çifte imza mekanizmasına bağlanmıştır. Bu sebep-
le, söz konusu işlemlerden dolayı sorumluluğu da bulunmamaktadır.
Tek başına yapabileceği işlemler ise sorumluluk getirecek önemde de-
ğildir.
Anayasa’ya göre vatana ihanet suçlamasında Cumhurbaşkanı
Meclis’in üçte birinin teklifi üzerine, dörtte üçünün kararı ile Yüce
Divan’a gönderilebilir.
17
Yüce Divan, iddia ve savunmalarla bağlı ol-
maksızın davayı ele alıp bağımsız olarak karar verir. Bu durum, siyasi
hesaplaşma niyetiyle vatana ihanet suçlamasının kötüye kullanılması
suretiyle Yüce Divan’a gönderilme gibi bir olasılığı da bertaraf etmekte-
dir. Hakkında vatana ihanet suçlaması ile dava açılan bir Cumhurbaş-
kanının görevine devam edip etmeyeceğine dair anayasal bir düzenle-
me yoktur. Bu hususta bir düzenleme yapılması gerekmektedir.
18
Cumhurbaşkanı için Yüce Divan’a gönderilme nedeni vatana iha-
netle sınırlıyken, başbakan ve bakanlar için, vatana ihanet dâhil ol-
mak üzere, her türlü görev suçu nedeniyle Yüce Divan yargılaması
15
Öztürk, s. 90.
16
Bakanların memur olup olmadıklarına ilişkin tartışmaya, 1982 yılındaki bir kara-
rıyla Yüce Divan kendisi son vermiş ve kamu adına yetki kullanan herkes gibi, bu
kişilerin de memur sayılması gerektiğini belirtmiştir. Erem, s. 9.
17
1982 Anayasası madde 105/son.
18
Tasarıyla; Cumhurbaşkanına milletvekili dokunulmazlığına benzer bir dokunul-
mazlık tanındığı gibi, Yüce Divan’a sevk edilen Cumhurbaşkanının dokunulmaz-
lığının kalkmış olacağı da hükme bağlanmak istenmektedir.
M. Yasin ASLAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009242
söz konusu olmaktadır.
19
Anayasa’nın 100. maddesine göre, Meclis
üyelerinin onda birinin vereceği önerge ile başbakan veya bakanlar
hakkında meclis soruşturması açılması istenebilmektedir. Soruşturma
Komisyonunun raporu Mecliste görüşüldükten sonra, Yüce Divan’a
sevk için üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alınabilmektedir.
Meclis, burada iddia faaliyetinde bulunarak kamu davası açmaktadır.
Görüldüğü üzere, Cumhurbaşkanının Yüce Divan’a sevki ile kıyaslan-
dığında, Bakanlar Kurulu üyelerinin Yüce Divana sevk edilmesi daha
kolay olmaktadır.
Yüksek yargı organlarının başkan ve üyelerinin görev suçları ne-
deniyle Yüce Divan’a gönderilmesi için bu kurumların kendi içinde
yer alan kurullar veya salt bu durumu incelemek üzere oluşturulan
kurulların kararı gereklidir. Burada Anayasa Mahkemesi başkan ve
üyelerine ilişkin görev suçlarında ne yapılacağı sorusu ortaya çıkmak-
tadır. Önemli ve hassas olan bu konuda ne şekilde hareket edileceği
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde belirlenmiştir.
20
Kural
olarak, Anayasa Mahkemesi’nce soruşturma açılmasına karar verilir-
se, bunu yapmak üzere sorgu hâkimine tanınan yetkileri kullanacak
olan üç kişilik bir heyet oluşturulur. Bu heyetin kararları kesindir.
Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri veya diğer üst düzey kamu
görevlileri ile birlikte suç işleyen kimselerin yargılamalarının da Yüce
Divan’da yapılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu ki-
şiler Yüce Divan’da, suç ortakları olan üst düzey kamu görevlileri ile
birlikte yargılanmalıdır. Çünkü ayrı mahkemelerde yargılanmaları ha-
linde, bu uygulama soruşturma yapılırken üste düzey kamu görevlisi-
nin herkesin, yani diğer suç ortağının yargılandığı mahkemede soruş-
turmaya muhatap olması anlamına gelecektir. Bu durum Anayasa’nın
148/3 maddesine aykırı düşmektedir.
Ayrıca yüksek görevli mahkeme konumunda olan Yüce Divanın,
ceza yargılamasında davaların birleştirilmesine uygun olarak, her iki
davaya bakabilecektir.
21
Davaların bu şekilde birleştirilmesi diğer kişi-
lerin aleyhine bir gelişme değildir. Genel bir düzenleme olarak, kamu
19
Erdoğan, Teziç, Anayasa Hukuku, İstanbul 1998, s. 402.
20
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun madde
55.
21
Erem, s. 7.
makaleler M. Yasin ASLAN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009243
görevlisinin görev suçuna kamu görevlisi olmayan biri iştirak ederse,
bağlantılı uyuşmazlıklar memur esas alınarak birleştirilmektedir. İki
memur söz konusu ise birleştirme yüksek memur esas alınarak yapıl-
maktadır. Burada Anayasa ile Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da herhangi bir düzenleme ya-
pılmadığı için, diğer usul kanunlarına göre işlem yapılacaktır.
III. YÜCE DİVAN’DA YARGILAMA
Meclis soruşturması sonucunda Bakanlar Kurulu üyeleri Yüce
Divan’a gönderilirse, dava ile ilgili gerekli araştırma ve incelemeyi
yapmak Yüce Divan’ın yetkisine bırakılmıştır. Yüce Divan yargılama-
da genel yargılama kurallarına uyarak davaya bakar.
22
1. KOVUŞTURMA
Görev suçu işlediği öne sürülen Cumhurbaşkanı veya Bakanlar
Kurulu üyeleri ise, kovuşturma Meclis tarafından yapılır. Meclis bura-
da bir iddia faaliyetinde bulunmakta ve kamu davası açmaktadır. Bu
nedenle Meclis, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü kurallara
uygun davranmak durumundadır. Özellikle Meclis soruşturması ko-
misyonunun uygulamacı olarak dikkatli olması gereklidir.
Kolluk ve diğer kovuşturma makamlarının yardımı ile deliller top-
lanır, dosya oluşturulur ve şüphe temellendirilmeye çalışılır. Toplanan
deliller kamu davası açılmasına imkân verecek nitelikte ise, iddianame
yerine geçmek üzere bir fezleke hazırlanır. Bu fezleke ceza usul huku-
kundaki iddianamenin tüm özelliklerini içermelidir.
23
2. SORUŞTURMA
Meclisin kovuşturma sonunda, Bakanlar Kurulu üyesinin Yüce
Divan’a sevki yolunda karar alınması, soruşturma (dava) açılması ka-
rarı anlamına gelir.
24
Bu aşamadan sonra, Yüce Divan’da iddia faaliye-
tini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya vekili yerine getirmektedir.
Yüce Divan soruşturma aşamasında bir ceza mahkemesi gibi çalışır.
22
A. g. e., s. 16.
23
Ne var ki, uygulamada bu ilkelere tam olarak riayet edildiği söylenememektedir.
24
Anayasa Mahkemesi kararları da bu yöndedir. Kapıcı, s. 79.
M. Yasin ASLAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009244
Açılan davanın kendi yetkisi açısından ve Ceza Muhakemesi Kanunu-
na göre kabul edilip edilmeyeceğine karar verir. Kabul edilen davalar-
da duruşma safhasına geçilir.
Dava açıldıktan sonra, yargılamaya başlanmamış olsa bile geri alı-
namaz. Çünkü ortada genel kurallara göre açılmış olan bir kamu dava-
sı vardır ve bu davanın geri alınması söz konusu değildir.
25
İddiana-
menin iadesine benzer şekilde, fezlekenin de iadesi hususunda açık bir
düzenleme bulunmadığı için, Anayasa Mahkemesi’nin fezlekeyi iade
etmesi mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkın-
da Kanun’un 46 ila 48’inci maddelerinde, Anayasa Mahkemesi Baş-
kanı ve üyelerinin bakmalarının yasak olduğu dava ve işler ile baş-
kan ve üyelerin reddi ve ret dilekçesinin reddi konuları düzenlenerek,
Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan belli noktalarda ayrılmıştır. Bunlar,
Anayasa’nın ve ilgili kanunun hassasiyetini gösteren, hâkimlerin ta-
rafsızlığını sağlamaya yönelik özel düzenlemelerdir.
Anayasa gereğince, Yüce Divan’ın kararları kesindir.
26
Ancak ke-
sinleşmiş kararlar için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve yar-
gılanmanın yenilenmesi yoluna başvurmak mümkündür.
27
Anayasa
Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un
35. maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla ça-
lışırken, yürürlükteki kanunlara uygun olarak duruşma yapar ve hü-
küm verir. Taşıdığı sorumluluk ve özel konumu Yüce Divanı hukukun
üstünde bir yere götürmez.
SONUÇ
Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatına ilişkin düzenlemeye
en keskin eleştirileri yapan yazarlara göre, Yüce Divan görevi Yargıtay’a
verilmelidir.
28
Çünkü mevcut Anayasa Mahkemesi’nin yapısı bir ceza
mahkemesi olan Yüce Divan’ı oluşturmaya elverişli değildir. Üstelik
tabii hâkim ilkesine aykırılık söz konusudur. Ayrıca kararları kesin ol-
mamalı ve bir veya birkaç ceza dairesinin oluşturacağı büyük bir ku-
25
Erem, s. 17.
26
1982 Anayasası madde 148/5.
27
Servet Armağan, 1961 Anayasası ve Bakanlar Kurulu, İstanbul, 1978, s. 78.
28
Örnek olarak bakınız; Öztürk, s. 108.
makaleler M. Yasin ASLAN
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009245
ruldan bidayet mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ndan da
temyiz incelemesi fonksiyonu sağlanabilmelidir. Mevcut sistem hu-
kuk devleti ilkesine uygun değildir.
29
Buna karşılık diğer bir kısım yazarlar, Anayasa Mahkemesi’nin
salt hukukçudan oluşmasını yerinde bulmamakta, karma yapının
hem Anayasa Mahkemesi sıfatıyla yapılan işlerde, hem de Yüce Di-
van yargılamasında faydalı olacağını savunmaktadırlar.
30
Anayasa
Mahkemesi’ne daha güvenle yaklaşılması gerektiği, kesin kararın or-
tadan kaldırılması ve kararlarının tekrar denetlenmesi ile bir yere va-
rılamayacağı da belirtilmektedir. Üyeleri daha önceden belli bir Ana-
yasa Mahkemesi’nin, istisnai olarak oluşturulacak bir Yüce Divan’dan
çok daha fazla tabii hakim ilkesine uygun olduğu söylenmektedir.
31
Anayasa Mahkemesi’nin oluşumuna bu kadar katı yaklaşmaya
gerek bulunmamakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan sorun ve ek-
sikliklerin ancak kurumlaşmaya yardımcı olacak düzenlemelerle aşı-
labileceği düşünülmektedir. Öncelikle Anayasa Mahkemesi mümkün
olduğu kadar Cumhurbaşkanının üye atama gücünden ve yetkisinden
uzak tutulmalıdır. Böylece mahkeme sağlıklı şekilde kurumlaşabile-
cek ve kendisini siyasi etkiden uzak tutabilecektir.
32
Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamı hukukçu olmadığı gibi,
hukukçu olanların da çok azı ceza dairelerinden gelmektedir. Anayasa
Mahkemesine üye seçim esasları göz önüne alındığında, Yargıtay’dan
gelen üyelerin de hukuk dairelerinden seçilme ihtimali bulunmakta-
dır. Mevcut seçim usulüyle, Yüce Divan’da görev yapacak üyelerin
tamamının ceza hukukçusu olmaması mümkün bulunmaktadır. Hal-
buki Yüce Divan yargılaması bir ceza yargılamasıdır. Diğer tüm ceza
yargılamalarında olduğu gibi, Yüce Divan yargılamasının da profes-
yonel ceza yargıçları tarafından yapılması gerekmektedir.
33
29
A. g. e.
30
İl Han, Özay, “Yeni Bir Düzende Anayasa Mahkemesinin Kuruluş Görev ve Yetki-
leri ile Yargılama Usulü”, Anayasa Yargısı, Cilt 12, 1995, s. 47.
31
Öztürk, “Tartışma”, s. 111–112.
32
Anayasa Tasarısı’nın Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunu düzenleyen maddele-
rinin yeniden değerlendirilmesinde de yarar bulunmaktadır. Zira tasarıyla, Yüce
Divan sıfatıyla da görev yapmakta olan Anayasa Mahkemesi’ne, burada Askeri
Yargıtay mensupları da yargılanacak olmasına rağmen, Askeri Yargıtay’dan üye
seçilememektedir.
33
Mevcut seçim sisteminde dahi Anayasa Mahkemesi’ndeki profesyonel tek ceza
M. Yasin ASLAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 82, 2009246
Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunun değiştirilmesi durumunda,
Yüce Divan görev ve yetkisinin Anayasa Mahkemesi’nden alınarak,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na verilmesi seçeneğinin ciddi şekilde
değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır. Üstelik böyle bir yaklaşım
tarzı Yüce Divan’ın kuruluş amacına daha uygun düşecektir. Kaldı ki,
Anayasa Mahkemesi için Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapmak as-
lında bir istisnadır. Kuruluşundan bu yana sadece otuz üç adet Yüce
Divan kararı verildiği dikkate alındığında, bu yetkiyi istisna olarak gö-
renlerin gerekçesini anlamak kolaylaşmaktadır. Önemli olan, bir hu-
kuk bir devletinde bu istisnayı ciddiye almak ve bu kurumu tartışma-
ların dışında tutmayı başaracak şekilde yeniden gözden geçirmektir.
KAYNAKLAR
Aliefendioğlu, Yılmaz, Anayasa Yargısı, Ankara 1997.
Armağan, Servet, 1961 Anayasası ve Bakanlar Kurulu, İstanbul 1978.
Erem, Faruk, Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan Olarak İncelenmesi, An-
kara 1963.
Gözler, Kemal, Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anayasa
Hukuku, Onuncu Baskı, Bursa 2007.
----------, Kurucu İktidar, Bursa 2003
Kaboğlu, İbrahim Ö., Anayasa Yargısı, 2. Baskı, Ankara 1997.
Kapıcı, Ferhat, Meclis Soruşturması, yayımlanmamış yüksek lisans tezi,
1991.
Özay, İl Han,“Yeni Düzende Anayasa Mahkemesinin Kuruluş Görev
ve Yetkileri ile Yargılama Usulü”, Anayasa Yargısı, Cilt 12, 1995.
Özbudun, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara 1998.
Öztürk, Bahri, “Bir Ceza Mahkemesi Olarak Anayasa Mahkemesi
‘Yüce Divan’”, Anayasa Yargısı, Cilt 12, 1995.
Tanilli, Server, Anayasalar ve siyasal belgeler, İstanbul 1976.
Teziç, Erdoğan, anayasa hukuku, İstanbul 1998.
Tunç, Hasan, Karşılaştırmalı Anayasa Yargısı , Ankara 1997.
hukukçusunun Askeri Yargıtay’dan seçilen üye olması kuvvetle muhtemeldir.
Kaldı ki, Anayasa tasarısında Askeri Yargıtay yüksek mahkeme olarak düzenlen-
mektedir. Bu sebeple, eğer mevcut sistem devam ettirilecekse, diğer tüm yüksek
mahkemelerden olduğu gibi, Askeri Yargıtay’dan da Anayasa Mahkemesi’ne üye
seçilmesi uygulamasına devam edilmesi gerekmektedir.